HARP VE ESARET: BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI VE AZERBAYCAN’DA OSMANLI ESİRLERİ (1915-1918)

dc.contributor.authorASKER Ali
dc.contributor.departmentTarih
dc.date.accessioned2026-09-01T09:30:42Z
dc.date.issued2026-07-02
dc.description.abstractThis study examines the fate of Ottoman soldiers captured by Russian forces on the Caucasus Front of the First World War, focusing on the Nargin prisoner-of-war camp off the coast of Baku. The primary period of analysis is 1915-1918, with limited reference to 1914 for the camp’s establishment and to 1926 for the legal and administrative consequences of repatriation. Methodologically it rests on the source-critical, cross-reading analysis of archival material from the Russian Federation, Türkiye and Azerbaijan, together with contemporary press and memoirs. The study tests five hypotheses: (1) The Tsarist administration’s discriminatory policies toward its Muslim subjects, together with shared bonds of religion, language and belonging, jointly shaped the social foundations of Caucasus Muslims’ solidarity with Ottoman prisoners. (2) Violence and loss of life during transfer and assembly were linked not only to isolated incidents but also to administrative fragmentation, logistical deficiencies, gaps in oversight and regional conflict. (3) Bolshevik institutions targeted prisoners of war through propaganda and organizational initiatives, while prisoners’ political orientations and visions of the future remained heterogeneous. (4) Multiple and competing authorities seriously weakened in practice the state responsibility and effective control mechanisms underpinning the Hague Conventions. (5) Rather than a principal determinant of Turkish Soviet relations, the 1920-1926 repatriation initiatives served as a testing ground revealing the parties’ diplomatic cooperation and administrative capacity. The findings support these hypotheses to varying degrees. The main findings are: the Baku Muslim Charitable Society and other local relief organizations contributed to improving prisoners’ access to food, medical care, and protection. Following the Treaty of Moscow of 16 March 1921, repatriation was regulated by the Convention on the Repatriation of Prisoners of War of 28 March 1921. Law No. 750 of 22 February 1926 then allowed a “transfer of nationals” through embassies and consulates instead of the procedure prescribed by the Convention.
dc.description.ozetBu çalışma, Birinci Dünya Savaşı’nın Kafkas Cephesi’nde Rus kuvvetlerine esir düşen Osmanlı askerlerinin akıbetini, Bakü açıklarındaki Nargin esir kampını merkeze alarak incelemektedir. Birincil inceleme dönemi 1915-1918 olmakla birlikte, kampın oluşumunu açıklamak için 1914’e, esirlerin iade sürecinin hukukî ve idarî sonuçlarını izlemek için de 1926’ya kadar uzanan gelişmelere sınırlı biçimde başvurulmuştur. Araştırmanın metodolojik temelini Rusya Federasyonu, Türkiye ve Azerbaycan’daki arşiv malzemesi ile dönem basını ve anıların kaynak eleştirisi ve çapraz okuma yoluyla değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Çalışma beş hipotezi sınamaktadır: (1) Çarlık yönetiminin Müslüman tebaaya yönelik ayrımcılık siyaseti ile ortak din, dil ve aidiyet bağları, Kafkasya Müslümanlarının Osmanlı esirlerine yönelik dayanışmasının toplumsal zeminini birlikte şekillendirmiştir. (2) Sevk ve toplama sürecindeki şiddet ve can kayıpları, yalnızca münferit olaylarla değil, idarî parçalanma, lojistik yetersizlik, denetim boşluğu ve bölgesel çatışma ortamıyla da ilişkilidir. (3) Bolşevik kurumlar savaş esirlerini propaganda ve örgütlenme faaliyetlerinin hedefi hâline getirmiş, esirlerin siyasî yönelimleri ve istikbal tasavvurları homojenleşmemiştir. (4) Çoklu ve çatışan otoritelerin varlığı, Lahey Sözleşmelerinin dayandığı devlet sorumluluğu ve etkin denetim mekanizmalarının sahada işlemesini ciddi ölçüde zayıflatmıştır. (5) 1920 1926 arasındaki iade girişimleri, Türk-Sovyet ilişkilerinin ana belirleyicisi olmaktan ziyade, tarafların diplomatik iş birliği ile idarî kapasitesini görünür kılan bir sınama alanı olmuştur. Bulgular, bu hipotezleri farklı ölçülerde desteklemektedir. Çalışmanın başlıca bulguları şunlardır: Bakü Müslüman Cemiyet-i Hayriyesi ve diğer yerel yardım kuruluşlarının faaliyetleri, esirlerin iaşe, sağlık ve korunma imkânlarının iyileştirilmesine katkıda bulunmuştur. İade süreci, 16 Mart 1921 Moskova Antlaşması sonrasında 28 Mart 1921 tarihli İade-i Üserâ Mukavelesi ile düzenlenmiştir. 22 Şubat 1926 tarihli ve 750 sayılı Kanun ise sözleşmedeki usul yerine elçilikler ve şehbenderlikler aracılığıyla “tebaa sevki” yönteminin uygulanabilmesine imkân vermiştir.
dc.embargo.lift2026-09-01T09:30:42Z
dc.embargo.termsAcik erisim
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/11655/39215
dc.language.isotr
dc.publisherSosyal Bilimler Enstitüsü
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.subjectGeri Dönüş ve İade, Kafkas Cephesi, Lahey Sözleşmeleri, Nargin Adası, Savaş Esirleri
dc.titleHARP VE ESARET: BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI VE AZERBAYCAN’DA OSMANLI ESİRLERİ (1915-1918)
dc.typeinfo:eu-repo/semantics/doctoralThesis

Files

Original bundle

Now showing 1 - 1 of 1
Loading...
Thumbnail Image
Name:
Ali ASKER. Harp ve Esaret Birinci Dünya Savaşı ve Azerbaycan’da Osmanlı Esirleri (1915- 1918).pdf
Size:
3.41 MB
Format:
Adobe Portable Document Format

License bundle

Now showing 1 - 1 of 1
Loading...
Thumbnail Image
Name:
license.txt
Size:
1.89 KB
Format:
Item-specific license agreed upon to submission
Description: