Geyikler ve İnsanlar
| dc.contributor.author | Hüseynov Çingiz | |
| dc.contributor.author | Sakaoğlu,Saim | |
| dc.contributor.author | Çetinkaya,Gülnaz | |
| dc.contributor.author | Helimoğlu Yavuz, Muhsine | |
| dc.contributor.author | Çelik Şavk,Ülkü | |
| dc.contributor.author | Altundaş, Uğur | |
| dc.contributor.author | Mátéffy, Attila | |
| dc.contributor.author | Altay,Armağan | |
| dc.contributor.author | Ercilasun,Bilge | |
| dc.contributor.author | Şahin,Hafize | |
| dc.contributor.author | Ekinci,Pınar | |
| dc.contributor.author | Özakman,İbrahim | |
| dc.contributor.author | Ayyıldız,Bülent | |
| dc.contributor.author | Eren Kaya,Fazile | |
| dc.contributor.author | Gholamrahmani, Yasemin | |
| dc.contributor.author | Balık, Macit | |
| dc.contributor.author | Karlıdağ,Esra | |
| dc.contributor.author | Yılmaz,Barış | |
| dc.contributor.author | Şahin Tekinalp,A. Pelin | |
| dc.contributor.author | Kolankaya Bostancı,Neyir | |
| dc.contributor.author | Kalpaklı Yeğin, Fatma | |
| dc.contributor.author | Arslan, Sevda | |
| dc.contributor.author | Batur, Pınar | |
| dc.contributor.author | Vanderlippe, John | |
| dc.contributor.author | Küçüküstel,Selcen | |
| dc.contributor.author | Taşkıran, Nur Seda | |
| dc.contributor.author | Yüksel, Tutku | |
| dc.contributor.author | Yılmaz, Miraç | |
| dc.contributor.author | Hatipoğlu,Taner | |
| dc.contributor.author | Gökalp Alpaslan,Gonca | |
| dc.contributor.author | Stanek, Kamila | |
| dc.contributor.department | Diğer | |
| dc.contributor.editor | Alpaslan, Gonca Gökalp | |
| dc.contributor.editor | Özdağ, Ufuk | |
| dc.date.accessioned | 2025-12-30T06:52:42Z | |
| dc.date.issued | 2025-12-29 | |
| dc.description.abstract | Değerli okurlarımız, Üniversitemizde Prof.Dr. Ufuk Özdağ öncülüğünde kurulan Toprak Etiği Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesinde 2014’ten bu yana çok sayıda toplantı, etkinlik ve eğitim gerçekleştirdik. Amacımız ülkemizin doğal kaynaklarıyla, doğal çeşitliliğiyle ilgili bilinç ve sevgi yaratmaktı. Bu çerçevede düzenlediğimiz Anadolu Turnaları sempozyumunu 2019 yılında Anadolu Turnaları: Biyoloji, Kültür, Koruma1 adıyla kitaplaştırmıştık. 4 Nisan 2016’da düzenlediğimiz Geyik: Biyoloji, Kültür, Koruma sempozyumu da büyük ilgiyle karşılanmıştı. Tüm etkinliklerimizde doğanın canlı ve cansız, büyük ve küçük, vahşi ve evcil her bir öğesinin ne kadar değerli ve vazgeçilmez olduğunu göstermekti amacımız. Turnaların kanadında, geyiklerin güzel gözlerinde dünyayı anlamaya bir adım daha yaklaştığımızı ve izleyicilerimizin, okurlarımızın yaklaşmasına katkıda bulunduğumuzu düşünüyoruz. Turnaların ve geyiklerin insanları, kültürleri, çağları birleştirdiğini hissediyoruz. Doğal yaşamda tehdit altında olan geyiklere ve Türkçemizden yitirdiğimiz geyik hakkındaki onlarca sözcüğe karşın ahuların, maralların, cerenlerin, ceylanların, alageyiklerin, karacaların şiirlerimizde, öykülerimizde, türkülerimizde yaşaması boşa değildir. Biz de buna dayanarak insanın doğaya dönük yanının, savaşa dönük yanından daha güçlü olduğuna inanıyoruz. Bu kitapta ülkemizin ve dünyanın birçok yerinden bilim insanlarının yazılarını bulacaksınız. Türkiye’den, Amerika’dan, Macaristan’dan, Azerbaycan’dan, Tuva’dan, Moğolistan’da Duhalardan, İtalya’dan, İran’dan, Adige ve Abhazlardan geyik motiflerinin derinlemesine yorumlandığı çok etkileyici yazılarla karşılaşacaksınız. Mitolojik anlatılarda, ritüellerde, duvar resimlerinde, öykülerde, çok eski ve yepyeni şiirlerde, romanlarda, masallarda, türkülerde, filmlerde, fotoğraflarda birçok geyik göreceksiniz, hemen her kültürde ve her dönemde geyiklerin nasıl insanlarla bütünleştiğini hissedip şaşıracaksınız. Belki bizler de Beytepe yerleşkemizin güzelim ormanının uzak bir köşesinde yaşamaya başlayan geyiklerle karşılaşıp onları izleyerek okuruz bir gün kitaplarımızı… Geyikler ve İnsanlar kitabımızın hazırlıklarına giriştiğimizden bu yana epey zaman geçti, bu kitaptan kime bahsetsek ya elindeki ya aklındaki yazısını içtenlikle bizimle paylaştı. Ve 2016’dan beri bu yazıların birleşip yayınlanmasını sabırla bekledi yazarlarımız. Her birine ve fotoğraflarını bizimle paylaşan Sn. Şenol Uzunoğlu’na içtenlikle teşekkür ederiz. Esasen bu kitap için kaleme aldığı yazısını çeşitli nedenlerle akademik dergilerde yayınlayan yazarlarımız da oldu elbette; sağolsunlar vefa ve saygıyla bu kitaba da katıldılar. Topladığımız bunca yazıya rağmen bir o kadar daha yazı var aklımızda... Belki ikinci baskıya belki ikinci cilde eklenecektir o araştırmalar da belki başka araştırmacılar yeni kitaplar hazırlayacaktır geyiklere ilişkin… Nitekim bizden önce de birçok araştırmacı geyiklere ilişkin yazılar yazdı, kitaplar hazırladı. Ama Ankara’nın ve Türkiye’nin en büyük üniversitelerinden olan Hacettepe Üniversitesi olarak bizim geyiklere bağımız bambaşka. Çünkü kentimizin simgesi de üniversitemizin simgesi de Hititli bir geyik… Hem binlerce yılın bilgeliğini, üretkenliğini, barışçıllığını taşıyor omuzlarında hem sağlığı, bilimi, estetiği, çevikliği, zarafeti, gücü… Kitabı bitirdiğinizde Ankara’nın en büyük ve en önemli müzesi Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde izleyeceğiniz geyikler, size bin yılların ötesinden bambaşka seslenecektir artık. Bu kitapta en büyük eksiğimiz, sempozyumda yanımızda olan Prof.Dr. Dursun Yıldırım Hocamızın ve sempozyumdan kısa bir süre sonra geyiklere ilişkin bir toplantı düzenlediğimizi duyunca bir zamanlar çevirdiği bir öyküyü bizimle içtenlikle paylaşan Prof.Dr. Semih Tezcan Hocamızın şimdi yanımızda olamayışıdır. Her iki hocamızın aziz anıları önünde saygıyla eğiliyoruz, daima bizimle olduklarını hissediyoruz. | |
| dc.description.ozet | Üniversitemizin logosu, Hitit uygarlığının sembollerinden biri olan geyik motifidir. Bu motif Hacettepe’nin «h» harfini de barındırır. Logo, 1967 yılında, o dönem Tıp Fakültesi Dönem II öğrencisi olan emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Yücel Tanyeri tarafından tasarlanmıştır. Düşünüyorum da böylesine bir üniversite logosunun dünyada eşi benzeri yok. Çevrecilik üniversitemizin ruhunda var. Türk destanlarında doğanın sihirli canlılarından geyik artık yanı başımızda… Hacettepe Üniversitesi Beytepe Yerleşkesinde geyiklerin sayısı çoğalıyor. Yıllar önce ana girişinden Beytepe’ye çıkarken “geyik çıkabilir” levhasını ilk gördüğümde gözlerime inanamamıştım. 2020’li yılların başından beri yerleşkemiz geyiklere (ve ceylanlara) ev sahipliği yapıyor. Hacettepe Üniversitesi’nin ormanla iç içe kampüsünde, üniversitemizin sembolü haline gelen geyikler ile zarafetin simgesi ceylanların yaşayacağı korunaklı bir alan oluşturulmuştur. Anadolu’nun kültürel belleğinde köklü yeri olan bu zarif canlılarla öğrencilerin ve doğaseverlerin yolları burada kesişmekte, insan ile geyik arasındaki kadim bağ, bu karşılaşmalarla her geçen gün daha da güçlenmektedir. Ülkemizde geyikler için bir sempozyum ilk kez üniversitemiz Toprak Etiği Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından 2016 yılında düzenlendi. Farklı disiplinlerden araştırmacıların katıldığı sempozyumda, Türk kültüründe ve edebiyatında geyik kültü, geçmişten günümüze Anadolu’da geyik, geyik üretim faaliyetleri gibi konularda sunumlar yapıldı. “Geyik: Biyoloji, Kültür, Koruma” sempozyumuna çeşitli üniversitelerden araştırmacılar, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nden temsilciler katıldı. Avustralya Atıcılık Derneği eski müdürü ve The World Forum on the Future of Shooting’in kurucusu Keith Tidswell’ın da konuk olarak katıldığı etkinlikte geyikler tüm yönleriyle ele alındı. XIV Önsöz Dünya çapında elli kadar geyik türü bulunuyor. Geyikler dünyanın bazı bölgelerinde çok sayıdayken birçok Avrupa ülkesinde geyik neslinin tükendiği ya da tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu bilinmektedir. İngiltere’de geyikleri koruma, geyiklerin üretimi ve tabiata yerleştirilmesi çalışmalarıyla, kızılgeyik sayısında artış olmuştur. Türkiye’deki doğal yaşam alanlarında halen geyikler bulunuyor. Ancak ülkemizde bulunan iki tür geyiğin (kızılgeyik ve alageyik) nesli tehlike altında. Kızılgeyik Avrupa’nın bazı bölgelerınde, Kafkas Dağları bölgesinde, Hazar Denizi’nin batısında görülüyor. Ama ülkemizde tehdit altında… Günümüzde Amerika’da geyikler tehdit altında değil, hatta geyikler sürekli şehirlere iniyor, Amerikalılar geyik sayısını nasıl kontrol altında tutalım diye düşünüyor. Bu düşünürlerden biri ünlü doğa korumacı, eğitimci, yazar Aldo Leopold’dur. Leopold, “Bir Dağ Gibi Düşünmek” yazısını orman ekosisteminin korunması için kaleme almıştır. Ünlü yazısında Leopold, ormanlık alanlarda av hayvanlarının, yani geyiklerin sayısı çoğalsın diye uç yırtıcı olan kurtların (predatör kurtların) yok edilmesini eleştirmiş, “yalnızca bir dağ, bir kurdun ulumasını tarafsızca dinleyecek kadar uzun yaşamıştır,” demiştir. Aldo Leopold bir ormancıydı. Yaban Hayatı Yönetimi diye adlandırdığı yeni bir alanın da kurucusu olmuştu. Kariyerinin daha başlangıcında, Arizona ve New Mexico’ya, Orman Müdürlüğünde hizmet etmek üzere seyahat etmişti. New Mexico’dayken, bir ara, ona kurtları ortadan kaldırma görevi verilmişti; çünkü bu yırtıcı hayvanlar yüzünden geyiklerin sayısında düşme olmuştu. Daha sonra Leopold farkediyor ki, sayıları gittikçe artan geyikler yüzünden dağlarda yenebilecek ne varsa -taze fidanlar, çalılar- geyikler tarafından tüketilmiş, dağlar geyik patikalarıyla dolup taşmış ve dağlarda ormanlık alanlar yavaş yavaş yok olmaya başlamış… Leopold, çok şiirsel bir şekilde, “Bir Dağ Gibi Düşünmek Yazısında” şu satırları kaleme almış: Nasıl bir geyik sürüsü kurtların karşısında ecel terleri döküyorsa dağ da geyiklerin karşısında aynı ecel terlerini döküyor. Ve belki de daha anlamlı bir sebepten dolayı… Zira kurtlar tarafından alaşağı edilen bir geyiğin yerini iki üç yıl içinde yenileri alırken, birçok geyik tarafından alaşağı edilen bir bölgenin yenilenmesi yıllar boyu mümkün olmayabilir. Önsöz XV Yaşadığı bu olay Leopold’u, doğanın dengesinde yırtıcı hayvanların önemini düşünmeye sevkediyor. Bir türün ortadan kaldırılması ekosistemin dengesine ağır bir darbe vurabiliyor. Oysa bizim ülkemizde çok farklı bir durum var. Biz geyiklerin sayısını arttırmaya çalışıyoruz; çünkü habitat kaybıyla, ormanlık alanların yok edilmesiyle geyiksizleşen bölgelerde yabanıllık yok olmuştur. Büyüleyici güzellikteki asil kızılgeyiklerimiz, alageyiklerimiz neredeyse masallarda kalmıştır. O halde biz Türkler için “bir dağ gibi düşünmek”, ekosistemdeki tüm unsurlar arasındaki derin ilişkileri, derin bağları algılayabilmek demektir… Biz insanlar, doğadan koptuğumuzda, kendimizi doğanın bir parçası olarak göremediğimiz zaman bu derin bağları anlayamıyoruz. Doğa tek bir büyük canlı organizmadır… Ve bütün unsurlar arasındaki mükemmel dengeyle bu karmaşık organizmada topraklar, dağlar, nehirler, ormanlar, bitkiler ve hayvanlar bölünmez bir bütündür. Bu eşsiz bütüne saygı duyulması gerekir. Leopold, yarattığı toprak etiği düşüncesinde insanın, karaları, suları, bitkileri ve hayvanları da içeren bir büyük topluluğun üyesi olduğunu söylüyor… Bu büyük topluluk, topraklarımızdır. Bizlerin, doğadaki yerimiz konusunda alçak gönüllü olmamız gerekiyor. Geçtiğimiz yüzyılda geyikleri aşırı derecede avladık, habitatlarını yok ettik. Çünkü kendimizi toprağın sade bir üyesi olarak değil, toprağın hakimi olarak gördük. Artık bu büyük ekolojik topluluğun vatandaşları olduğumuzu anlamanın zamanı geldi de geçiyor bile… Bu yeni vatandaşlık anlayışı, topluluğun tüm üyelerine saygı gerektiriyor. Günümüze kadar yeterince saygılı davranamadık çünkü toprağı ve üzerindeki canlıları “bize ait bir mülk” olarak gördük. Bizler toprağı, “bizim de ait olduğumuz bir topluluk olarak görmeye başladığımızda onu sevgi ve saygıyla kullanmaya başlayabiliriz”. İşte Leopold böyle diyor… Şu anda dünyanın birçok bölgesinde geyik nesli tehdit altında değil. Örneğin Amerika’da 30 milyon civarında geyik bulunuyor ancak 1920’lerde Kansas, Indiana gibi bazı eyaletlerde geyik tamamen tükenmiş, diğer birçok bölgede de nesli tehdit altındaymış. Aktif koruma çalışmalarıyla, örneğin avcılığa getirilen sınırlamalarla, yeni koruma kanunlarıyla, yırtıcıların kontrol altına alınmasıyla, geyik üretim ve tabiata bırakma faaliyetleriyle, geyik sayısı tekrar yükselişe geçmiştir. XVI Önsöz Amerika’da 100 yıl önceki durum bugün ülkemizde yaşanmaktadır. Anadolu’da geyik neredeyse yok, ormanlar da iyice azalmış durumda. Ulu önderimiz Atatürk “Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terkedilemez” derken, eminim bu topraklardaki tüm canlıları kastediyordu. Ve bu sözüyle Atatürk aslında güçlü bir toprak etiği çağrısı yapıyordu. Bizler de bu kitapla, disiplinler arası bir anlayışla, ekosistem sağlığını ön plana alan Toprak Etiği düşüncesinde olduğu gibi, ormanları, geyikleri ve uç yırtıcılarıyla birlikte tüm canlıları etik sorumluluğun içine alıyoruz. Bu duruşumuzla Hacettepeliler olarak, ülkemiz topraklarında son yarım yüzyılda meydana gelen tahribatın –ormanlık alanların ve geyiklerin tükenişinindurdurulmasına yönelik güçlü bir ses yaratmak istiyoruz… Ve esasen ahlaki sorumluluğun sınırlarını tüm ekosistemlere genişleterek bir Toprak Etiği çağrısı yapıyoruz. Kitabımızın geniş Beytepe ormanına ve ülkemizin her köşesindeki ormanlara geyikleri geri getirmeye katkıda bulunması umudumuzla keyifli okumalar diliyoruz. | |
| dc.embargo.lift | 2025-12-30T06:52:42Z | |
| dc.embargo.terms | Acik erisim | |
| dc.identifier.isbn | 978-975-491-547-1 | |
| dc.identifier.uri | https://hdl.handle.net/11655/37416 | |
| dc.identifier.uri | https://library.hacettepe.edu.tr/hubooks/index.php?fn=read&key=036987412 | |
| dc.language.iso | tr | |
| dc.publisher | Hacettepe Üniversitesi Yayınları | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.subject | Geyik | |
| dc.subject | İnsan | |
| dc.subject | Ren geyiği | |
| dc.subject | Kılavuz geyikler | |
| dc.subject | Edebiyat | |
| dc.subject | Yaşam | |
| dc.subject | Kültür | |
| dc.title | Geyikler ve İnsanlar | |
| dc.title.alternative | Edebiyat, Kültür,Yaşam | |
| dc.type | info:eu-repo/semantics/book | |
| dcterms.publisher | Hacettepe Üniversitesi Yayınları |