Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü

Permanent URI for this communityhttp://localhost:4000/handle/11655/99

TRİKÜSPİD KAPAK YETMEZLİĞİ OLAN HASTALARDA SAĞ ATRİYUMDA MEYDANA GELEN REMODELİNG’İN İNCELENMESİ

News

Anahtar Kelimeler: Triküspid kapak yetmezliği, sağ atriyum, sağ atriyal remodelling,mitokondriyal metabolizma,pretomik analiz,lipidomik analiz

Browse

Triküspid kapak yetmezliği (TY), sağ kalp boşluklarında kronik basınç ve hacim yüklenmesine yol açarak sağ atriyumda belirgin bir yapısal ve moleküler yeniden yapılanmayı tetiklemekte, bu süreç basit bir atriyal dilatasyonun ötesine geçerek inflamasyon, fibrozis, metabolik düzensizlik ve hücresel fonksiyon kaybı ile karakterize kompleks bir atriyal kardiyomiyopati tablosuna dönüşmektedir. Bu çalışmada, ileri derecede TY nedeniyle cerrahi uygulanan hastalardan intraoperatif olarak elde edilen sağ atriyum dokuları, normal triküspid fonksiyonuna sahip kontrollerle karşılaştırılarak yüksek çözünürlüklü proteomik ve lipidomik yöntemlerle analiz edilmiştir. TY’ye bağlı atriyal dokuda ekstrasellüler matriks döngüsünde belirgin değişiklikler, artmış inflamatuvar aktivite, oksidatif stres yanıtlarında aktivasyon ve mitokondriyal enerji metabolizmasında anlamlı bozulmalar izlenmiş; glikoliz ve oksidatif fosforilasyonla ilişkili metabolitlerde azalma ile aminoasit katabolizması ve kollajen döngüsü belirteçlerinde artış dikkat çekmiştir. Bu moleküler profiller, TY hastalarında gözlenen sağ atriyal genişleme, artmış sağ ventrikül diyastolik hacmi (RVED) ve azalmış TAPSE gibi klinik bulgularla uyumlu olup sağ kalp fonksiyon bozukluğunun biyolojik alt yapısını desteklemektedir. Ayrıca ameliyat sonrası klinik seyrin heterojenliği—bazı hastalarda belirgin iyileşme izlenirken bazılarında sınırlı toparlanma veya kötüleşme görülmesi—altta yatan atriyal remodeling derecesindeki farklılıklarla ilişkili olabilir. Bulgularımız, TY’de sağ atriyal remodelingin hemodinamik yüklenmeye pasif bir yanıt değil, hastalığın ilerleyişini ve tedavi yanıtını şekillendiren aktif bir patobiyolojik süreç olduğunu göstermekte; biyobelirteç temelli risk sınıflandırması ve daha doğru cerrahi zamanlaması için bilimsel bir temel sunmaktadır.