Basit öğe kaydını göster

dc.contributor.advisorTaner, Tülintr_TR
dc.contributor.authorKaragöz, Alitr_TR
dc.date.accessioned2015-10-14T12:09:25Z
dc.date.available2015-10-14T12:09:25Z
dc.date.issued2013tr_TR
dc.identifier.urihttp://hdl.handle.net/11655/1104
dc.description.abstractA study was designed to evaluate skeletal and dental effects, treatment period and amount of resorption, depend on maxillary 4 incisors intrusion in deep overbite postadolesan patient with mini-screws and Burstone base-arch by using Cone Beam Computed Tomography(CBCT). The study consisted 25 patients who have significant maxillary teeth visibility at rest position, gummy-smile and 4 mm or more deepbite. Patients randomly divided into 2 groups. In the mini-screw group, 1,4 mm diameter and 8 mm length mini-screws were inserted in the buccal cortical bone between maxillary lateral and santral incisors and intrusion force produced by using Niti coil-springs. In the base-arch group, intrusion wire prepared with TMA inserted to molar tubes at posterior and jointed to segmental arch wire between lateral and santral incisors. After intrusion period, datas were evaluated. As a result of our study, significant amount of incisor intrusion and protrusion observed in each group. However, the values of the mini-screw group was greater than the base-arch group. Due to the process of intrusion , average 1 mm significant root resorption occurred in both groups. In addition, as a result of three-dimensional assessment, significant root resorption average volume of 27-31 mm3 was observed. The resulting reduction in volumetric quantities close to length measurements proportionally. The difference was due to more detailed examination of root with volumetric sections. As a result of our study, we concluded that each of the method may be used successfully in a same period of time and considered that amount of resorption is clinically normal.tr_TR
dc.language.isoturtr_TR
dc.publisherSağlık Bilimleri Enstitüsütr_TR
dc.subjectDeep overbitetr_TR
dc.subjectMini-screw
dc.subjectBase-arch
dc.subjectCbct Oerin örtülü kapanış
dc.subjectMini-vida
dc.subjectBase-ark
dc.subjectKıbt
dc.titleDerin Örtülü Kapanışlı Olgularda Üst Keser Intrüzyonunun Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografi ile İncelenmesitr_TR
dc.typeinfo:eu-repo/semantics/doctoralThesistr_TR
dc.callno2013/826tr_TR
dc.contributor.departmentoldOrdotonti Anabilim Dalıtr_TR
dc.description.ozetDerin örtülü kapanışa sahip büyüme gelişim atılımı tamamlamış hastalarda, mini-vida ankrajı ve Burstone base-ark kullanarak üst 4 kesici dişin intrüzyonuna bağlı iskeletsel yapı ve dişler üzerinde ortaya çıkan etkilerin, tedavi sürelerinin ve rezorpsiyon miktarlarının Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografi (KIBT) ile değerlendirildiği bir çalışma planlanmıştır. Çalışmaya, istirahat halinde üst keser görünürlüğü belirgin olup gülme esnasında belirgin gummy-smile'ı bulunan, en az 4 mm ve üzeri derin örtülü kapanışı sahip 25 birey dahil edilmiştir. Hastalar rastgele seçilerek 2 gruba ayrılmıştır. Mini-vida grubunda üst lateral ve santral dişler arasındaki bukkal kortikal kemiğe 1,4 mm çapında ve 8 mm uzunluğunda 2 adet mini-vida yerleştirilmiş ve ni-ti coil spring kullanılarak intrüzyon kuvveti uygulanmıştır. Base-ark grubunda ise TMA telden hazırlanan intrüzyon teli, posterior kısmı molar tüplerine, anterior kısmı ise , anteriordaki segmental tele lateral-santral arasından olacak şekilde bağlanmıştır. Yeterli intrüzyon sağlandıktan sonra alınan veriler değerlendirilmiştir. Çalışmamızın sonucunda, her 2 grupta da istatistiksel olarak anlamlı keser intrüzyonu ve keser labiyalizasyonu izlenmiştir. Ancak mini-vida grubunda ki değerler base-ark grubundan daha fazla bulunmuştur. İntrüzyon işlemine bağlı olarak üst kesici dişlerde yaklaşık olarak ortalama 1 mm'lik anlamlı kök rezorpsiyonu meydana gelmiştir.. Ayrıca, 3 boyutlu değerlendirme sonucunda, intrüzyon işlemine bağlı olarak, ortalama 27-31 mm3 hacminde anlamlı kök rezorpsiyonları meydana geldiği görülmüştür. Elde edilen hacimsel azalma miktarları, uzunluk ölçümleriyle oransal olarak birbirine yakındır. Aradaki fark, hacimsel kesitlerin kökü daha detaylı incelemesinden kaynaklanmaktadır., Çalışmamızın sonucunda, her 2 yöntemin de benzer sürelerde ve başarılı bir şekilde kullanılabileceği ve rezorpsiyon düzeylerinin klinik olarak normal sayılabileceği sonucuna varılmıştır.tr_TR


Bu öğenin dosyaları:

Thumbnail

Bu öğe aşağıdaki koleksiyon(lar)da görünmektedir.

Basit öğe kaydını göster