Cinsel Suçlarda Tıbbi Kastrasyon Uygulanmasının Tıp Etiği Açısından Değerlendirilmesi ve Bu Konuda Ürologların Bilgi ve Tutumları ile İlgili Bir Araştırma

dc.contributor.authorDadalı, Mümtaz
dc.contributor.departmentTıp Tarihi ve Etik
dc.date.accessioned2026-04-09T10:58:13Z
dc.date.issued2026-03-10
dc.description.abstractThis study offers a comprehensive ethical analysis of medical (chemical) castration for sexual offenders, focusing on the knowledge levels and ethical attitudes of urology specialists in Türkiye. Although chemical castration is presented as a method to prevent repeat offenses by suppressing sexual urges through hormonal treatment, it represents a serious intrusion on bodily integrity and autonomy, raising significant debates around human rights and medical ethics. The study examines the historical development, global legal frameworks, and comparative practices of chemical castration, evaluating regulations in United States of America states such as California, Florida, Iowa, Louisiana, Texas, Massachusetts, Alabama, and Arizona through the lenses of voluntariness, informed consent, proportionality, and human rights compatibility. Examples from European countries including Germany, Poland, Czechia, and Russia are also discussed. International ethical guidelines like World Medical Association Declarations and the Convention on Human Rights and Biomedicine (Oviedo Convention) are used to explore physicians’ professional responsibilities and ethical obligations. In this thesis, Survey results from urology specialists in Türkiye reveal heterogeneous knowledge levels and limited ethical awareness. While some participants view chemical castration as a potential tool for social protection, others highlight risks of human rights violations, lack of genuine voluntariness and informed consent, and threats to trust in the physician patient relationship. Many also note that making such treatment legally mandatory could conflict with core ethical principles of medical practice. The study argues that chemical castration should not be seen merely as a punitive measure but as a medical ethical intervention requiring careful evaluation based on voluntariness, informed consent, and respect for human rights. A feminist bioethics perspective further critiques how it medicalizes individual culpability while obscuring the structural roots of gender inequality and violence, advocating for more holistic, preventive, and socially grounded approaches. Ultimately, it emphasizes the need to redefine the role of healthcare professionals in this area with a strong sense of ethical responsibility and a human rights based framework.
dc.description.ozetBu çalışma, cinsel suçlulara yönelik medikal (kimyasal) kastrasyon uygulamasını kapsamlı bir etik bakış açısıyla inceleyerek Türkiye’deki üroloji uzmanlarının konuya ilişkin bilgi düzeyleri ve etik tutumlarına odaklanmaktadır. Kimyasal kastrasyon, cinsel dürtülerin hormonal tedaviyle baskılanarak tekrarlayan suçların önlenmesini hedefleyen bir yöntem olarak sunulsa da bireyin bedensel bütünlüğü ve özerkliği üzerinde ciddi bir müdahale oluşturarak insan hakları ve tıp etiği açısından önemli tartışmalara yol açmaktadır. Çalışma, kimyasal kastrasyonun tarihsel gelişimini, küresel yasal çerçeveleri ve karşılaştırmalı uygulamaları incelemekte; Amerika Birleşik Devletleri’nin Kaliforniya, Florida, Iowa, Louisiana, Texas, Massachusetts, Alabama ve Arizona gibi eyaletlerindeki düzenlemeleri gönüllülük, aydınlatılmış onam, orantılılık ve insan haklarına uygunluk ilkeleri bağlamında değerlendirmektedir. Almanya, Polonya, Çekya ve Rusya gibi Avrupa ülkelerindeki örnekler de ele alınmaktadır. Dünya Tabipler Birliği Bildirgeleri ve Oviedo İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi gibi uluslararası etik rehberler aracılığıyla hekimlerin profesyonel sorumlulukları ve etik yükümlülükleri tartışılmaktadır. Bu tezde Türkiye’deki üroloji uzmanlarına uygulanan anket sonuçları, bilgi düzeylerinin heterojen ve etik farkındalığın sınırlı olduğunu göstermektedir. Katılımcıların bir kısmı kimyasal kastrasyonu toplumsal koruma sağlayabilecek bir araç olarak görürken, diğerleri insan hakları ihlali riski, gönüllülük ve aydınlatılmış onam eksikliği ile hekim hasta ilişkisinde güven sorunlarına dikkat çekmektedir. Pek çok katılımcı, uygulamanın yasal zorunluluk haline getirilmesinin tıbbın temel etik ilkeleriyle çelişebileceğini belirtmektedir. Çalışma, kimyasal kastrasyonun yalnızca cezalandırıcı bir önlem değil, gönüllülük, aydınlatılmış onam ve insan haklarına saygı temelinde dikkatli bir değerlendirme gerektiren tıbbi etik bir müdahale alanı olduğunu savunmaktadır. Ayrıca feminist biyoetik perspektif, bireysel suçluluğu medikalleştirirken toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve şiddetin yapısal kökenlerini görünmez kıldığını eleştirerek, daha bütüncül, koruyucu ve toplumsal temelli yaklaşımlar önermektedir. Sonuç olarak, sağlık profesyonellerinin bu alandaki rollerinin etik sorumluluk bilinciyle ve insan haklarına dayalı bir çerçeve içinde yeniden tanımlanması gerektiği vurgulanmaktadır.
dc.embargo.lift2026-10-12T10:58:13Z
dc.embargo.terms6 ay
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/11655/38143
dc.language.isotr
dc.publisherSağlık Bilimleri Enstitüsü
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/embargoedAccess
dc.subjectKimyasal kastrasyon
dc.subjectCinsel suçlar
dc.subjectTıp etiği
dc.subjectİnsan hakları
dc.subjectFeminist biyoetik
dc.subjectÜroloji hekimleri
dc.subjectCeza hukuku
dc.titleCinsel Suçlarda Tıbbi Kastrasyon Uygulanmasının Tıp Etiği Açısından Değerlendirilmesi ve Bu Konuda Ürologların Bilgi ve Tutumları ile İlgili Bir Araştırma
dc.title.alternativeAn Ethical Evaluation of Medical Castration in Sexual Offenses and A Study on The Knowledge and Attitudes of Urologists on This İssue
dc.typeinfo:eu-repo/semantics/doctoralThesis

Files

License bundle

Now showing 1 - 1 of 1
Loading...
Thumbnail Image
Name:
license.txt
Size:
1.89 KB
Format:
Item-specific license agreed upon to submission
Description: