Abdominal ve Torasik Aort Anevrizma Olgularında Endovasküler Onarım Sırasındaki Anestezi Yaklaşımının Klinik Sonuçlar Üzerine Etkilerinin Retrospektif Olarak İncelenmesi
| dc.contributor.author | Şeyda Zirek | |
| dc.contributor.department | Anesteziyoloji ve Reanimasyon | |
| dc.date.accessioned | 2026-09-21T12:18:09Z | |
| dc.date.issued | 2026 | |
| dc.description.abstract | Zirek Ş. A Retrospective Analysis of the Impact of Anesthetic Techniques on Clinical Outcomes During Endovascular Repair of Abdominal and Thoracic Aortic Aneurysms, Hacettepe University, Department of Anesthesiology and Reanimation, Residency Thesis, Ankara, 2026. The aim of this study was to retrospectively evaluate the effects of different anesthetic techniques used during endovascular aortic repair procedures, including EVAR (Endovascular Aortic Repair) and TEVAR (Thoracic Endovascular Aortic Repair), on perioperative and postoperative clinical outcomes in patients with abdominal and thoracic aortic aneurysms. General anesthesia, regional anesthesia, and local anesthesia with sedation were compared. Patients who underwent endovascular aortic repair at the Vascular Interventional Radiology Unit of Hacettepe University Hospital between January 1, 2004 and September 30, 2024 were screened. A total of 276 patients who underwent EVAR or TEVAR during the study period were screened. Of these, 118 patients were excluded because their anesthesia records were unavailable. The remaining 158 patients with complete anesthesia records were included in the final analysis. The patients were categorized according to the anesthesia technique used: general anesthesia, regional anesthesia, and local anesthesia with sedation. Demographic characteristics, ASA classification, comorbidities, procedural features, intraoperative hemodynamic parameters, administered fluid volume, blood transfusion requirement, antihypertensive and vasopressor use, operation time, length of hospital and intensive care unit stay, laboratory parameters, complications, endoleak, and 30-day mortality were evaluated. The mean age of the patients was 65.45±11.83 years, and 88% were male. EVAR was performed in 74.1% of the patients and TEVAR in 25.9%. Regarding anesthesia technique, 43% of the patients received general anesthesia, 15.8% regional anesthesia, and 41.1% local anesthesia with sedation. Overall, the most common comorbidities were hypertension (70.3%) and coronary artery disease (37.3%), while the most frequent complications were renal complications (6.3%) and bleeding (4.4%). The 30-day mortality rate was 2.5%. In the EVAR group, significant differences were vii observed among anesthesia techniques in mean heart rate, administered fluid volume, and length of hospital stay. Mean heart rate was significantly higher in patients who received regional anesthesia than in those who received local anesthesia with sedation. The amount of administered fluid was significantly higher in patients who received general anesthesia than in those who received local anesthesia with sedation. In addition, the length of hospital stay was significantly longer in EVAR patients receiving regional anesthesia compared with those receiving local anesthesia with sedation. In the TEVAR group, the rate of coronary artery disease was significantly higher in patients who underwent local anesthesia with sedation than in those who received general anesthesia. Furthermore, in TEVAR patients, mean heart rate, operation time, and postoperative creatinine levels were significantly higher in the general anesthesia group than in the local anesthesia with sedation group. In contrast, no significant differences were found between anesthesia techniques in terms of age, weight, sex, ASA class, most comorbidities, smoking status, type of surgery, access site, pathology level, maximum aneurysm diameter, spinal drainage, mean arterial pressure, blood transfusion, antihypertensive and vasopressor use, intensive care unit stay, complication rates, endoleak, or 30-day mortality. Hemoglobin levels significantly decreased in the postoperative period across all anesthesia techniques in both the EVAR and TEVAR groups. In conclusion, this study, which examined approximately 20 years of data, reflects our center’s clinical experience with EVAR and TEVAR procedures. Although the anesthetic approach in endovascular aortic repair appears to affect certain perioperative parameters and selected laboratory outcomes, no clear superiority of any anesthetic technique was demonstrated in terms of major complications, endoleak, or early mortality. These findings emphasize that, when selecting an anesthetic technique for endovascular aortic repair procedures, individualized decision-making based on the type of intervention, anatomical characteristics, comorbidities, and center experience is more important than following a standardized algorithm. | |
| dc.description.ozet | Zirek Ş, Abdominal ve Torasik Aort Anevrizma Olgularında Endovasküler Onarım Sırasındaki Anestezi Yaklaşımının Klinik Sonuçlar Üzerine Etkilerinin Retrospektif Olarak İncelenmesi, Hacettepe Üniversitesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanlık Tezi, Ankara, 2026. Bu çalışmada, merkezimizde alınan EVAR(Endovasküler Aort Onarımı) ve TEVAR(Torasik Endovasküler Aort Onarımı) prosedürlerinde kullanılan farklı anestezi yöntemlerinin(genel anestezi, rejyonal anestezi, lokal anestezi ve sedasyon) perioperatif ve postoperatif süreçte klinik sonuçlara etkilerinin retrospektif olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında 01.01.2004–30.09.2024 tarihleri arasında EVAR veya TEVAR uygulanan toplam 276 hasta tarandı. Bu hastalardan anestezi kayıtlarına ulaşılamayan 118 hasta çalışma dışı bırakıldı. Anestezi kayıtları eksiksiz olarak değerlendirilebilen 158 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalar uygulanan anestezi yöntemine göre genel anestezi, rejyonal anestezi ve lokal anestezi/sedasyon gruplarına ayrıldı. Demografik özellikler, ASA sınıflaması, komorbiditeler, girişim özellikleri, intraoperatif hemodinamik parametreler, verilen sıvı miktarı, kan transfüzyonu, antihipertansif ve vazopressör kullanımı, operasyon süresi, hastane ve yoğun bakım yatış süreleri, laboratuvar parametreleri, komplikasyonlar, endoleak ve 30 günlük mortalite değerlendirildi. Çalışmaya alınan hastaların yaş ortalaması 65,45±11,83 yıl olup hastaların %88’i erkekti. Olguların %74,1’ine EVAR, %25,9’una TEVAR uygulanmış; anestezi yöntemi olarak %43 oranında genel anestezi, %15,8 oranında rejyonal anestezi ve %41,1 oranında lokal anestezi/sedasyon tercih edilmiştir. Genel olarak en sık komorbiditeler hipertansiyon (%70,3) ve koroner arter hastalığı (%37,3) iken, en sık görülen komplikasyonlar renal komplikasyon (%6,3) ve kanama (%4,4) olmuştur. Otuz günlük mortalite oranı %2,5 olarak saptanmıştır. EVAR grubunda anestezi yöntemine göre ortalama kalp hızı, verilen sıvı miktarı ve hastane yatış süresi açısından anlamlı fark saptanmıştır; rejyonal anestezi uygulanan hastalarda ortalama kalp hızı lokal anestezi/sedasyon grubuna göre daha yüksek, genel anestezi uygulanan hastalarda verilen sıvı miktarı lokal anestezi/sedasyon grubuna göre daha fazla, v rejyonal anestezi uygulanan hastalarda hastane yatış süresi ise lokal anestezi/sedasyon grubuna göre daha uzundur. TEVAR grubunda ise lokal anestezi/sedasyon uygulanan hastalarda koroner arter hastalığı oranı genel anestezi grubuna göre daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca genel anestezi uygulanan TEVAR hastalarında ortalama kalp hızı, operasyon süresi ve postoperatif kreatinin düzeyi lokal anestezi/sedasyon grubuna göre anlamlı olarak daha yüksek saptanmıştır. Buna karşılık yaş, kilo, cinsiyet, ASA sınıfı, çoğu komorbidite, sigara kullanımı, cerrahi türü, girişim bölgesi, patoloji seviyesi, en geniş çap, spinal drenaj, ortalama arter basıncı, kan transfüzyonu, antihipertansif ve vazopresör kullanımı, yoğun bakım yatış süresi, komplikasyon oranları, endoleak gelişimi ve 30 günlük mortalite açısından anestezi yöntemleri arasında anlamlı fark izlenmemiştir. Hemoglobin düzeylerinin hem EVAR hem de TEVAR gruplarında tüm anestezi yöntemlerinde postoperatif dönemde anlamlı olarak düştüğü görülmüştür. Sonuç olarak, yaklaşık 20 yıllık verilerin incelendiği bu çalışma, merkezimizin EVAR ve TEVAR uygulamalarına ilişkin klinik deneyimini yansıtmaktadır. Endovasküler aort onarımında anestezi yaklaşımı bazı perioperatif parametreler ve seçilmiş laboratuvar sonuçları üzerinde etkili görünmekle birlikte, majör komplikasyonlar, endoleak ve erken dönem mortalite üzerinde belirgin bir üstünlük göstermemiştir. Bu bulgular endovasküler aort onarım prosedürlerinde anestezi yöntemi seçilirken standart bir algoritmadan çok; girişimin tipi, anatomik özellikler, komorbiditeler ve merkez deneyimi doğrultusunda bireyselleştirilmiş karar alma mekanizmalarının önemini vurgulamaktadır. | |
| dc.embargo.lift | 2026-09-21T12:18:09Z | |
| dc.embargo.terms | Acik erisim | |
| dc.identifier.uri | https://hdl.handle.net/11655/39238 | |
| dc.language.iso | tr | |
| dc.publisher | Tıp Fakültesi | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.subject | EVAR, TEVAR, endovasküler aort onarımı, genel anestezi, rejyonal anestezi, lokal anestezi, sedasyon | |
| dc.subtype | medicineThesis | |
| dc.title | Abdominal ve Torasik Aort Anevrizma Olgularında Endovasküler Onarım Sırasındaki Anestezi Yaklaşımının Klinik Sonuçlar Üzerine Etkilerinin Retrospektif Olarak İncelenmesi | |
| dc.type | info:eu-repo/semantics/masterThesis |