dc.contributor.advisor | Haliloğlu, Göknur | |
dc.contributor.author | Seçgen, Nazlı | |
dc.date.accessioned | 2025-03-10T08:40:30Z | |
dc.date.issued | 2024 | |
dc.date.submitted | 2024-11-12 | |
dc.identifier.uri | https://hdl.handle.net/11655/36671 | |
dc.description.abstract | Genetic white matter disorders (GWMD) are a group of heterogeneous
diseases due to variants in the genes affecting central nervous system white matter.
Clinical findings are heterogenous and may present at different age groups. The
diagnostic process includes clinical evaluation, neuroimaging, biochemical and genetic
tests. Establishing a comprehensive database and registry in pediatric GWMD is the first
step to understand the yield of diagnostic pathways. We aimed to centralize clinical,
imaging and genetic data by creating a database in this rare disease group and aim to
retrospectively review the diagnostic distribution and yield in terms of neuroimaging,
biochemical and molecular findings. This retrospective review included patients aged 0-
18 years with white matter lesions on MRI, followed up at Hacettepe University İhsan
Doğramacı Children's Hospital Department of Pediatrics, Division of Pediatric
Neurology and Department of Radiology between June 2010 and June 2022, Among
237 patients (88 female, 149 male), the mean and median age at the time of admission
were 54,35 (±53,11) and 37 (0-221,54) months, respectively. The most common
findings were global developmental delay (n= 134, 56,5%), muscle weakness (n= 51,
34,7%) and intellectual disability (n= 77, 32,5%). Among the patients with a definite
diagnosis (n= 113; 47.5%), the distribution of diagnoses were X-linked
adrenoleukodystrophy (n= 18; 16%), metachromatic leukodystrophy (n= 12; 10,6%),
L2-OH glutaric aciduria (n= 11; 9,7%) and glutaric aciduria type 1 (n= 10; 8,8%). A
novel homozygous splice site mutation was detected in the DNAJC3 in one patient. The
diagnostic rate in whole patient group was 47.6%, while the diagnostic rate in the group
that underwent whole exome sequencing (WES) was 67.3%. Although GWMD are a
heterogeneous group of diseases, establishing a diagnostic algorithm is essential for a
systematic approach enabling early and accurate diagnosis, as well as effective use of
resources. The diagnostic rate in GWMD will increase with the use of genetic studies,
especially next generation sequencing. The rarity of GWMD, the complexity of the
diagnostic process, and the fact that some variants identified in genetic studies have not
been previously associated with any disease complicate diagnosis and follow-up of
patients. Therefore, establishing national and international registries to enhance data
sharing are utmost important. | tr_TR |
dc.language.iso | tur | tr_TR |
dc.publisher | Tıp Fakültesi | tr_TR |
dc.rights | info:eu-repo/semantics/closedAccess | tr_TR |
dc.subject | Kalıtsal beyaz cevher hastalıkları, lökodistrofi, nörogörüntüleme, nörogenetik, genom sekanslama, veri tabanı. | tr_TR |
dc.subject.lcsh | Tıp uygulaması | tr_TR |
dc.title | PEDİATRİK YAŞ GRUBUNDA BEYAZ CEVHER HASTALIKLARINDA VERİ TABANI OLUŞTURULMASI | tr_TR |
dc.type | info:eu-repo/semantics/masterThesis | tr_TR |
dc.description.ozet | Kalıtsal beyaz cevher
hastalıkları, santral sinir sistemi beyaz cevherini etkileyen genlerdeki varyasyonlar
sonucu ortaya çıkan bir grup heterojen hastalıktır. Tanı süreci, klinik değerlendirme,
nörogörüntüleme, biyokimyasal ve genetik incelemeleri içerir. Pediatrik kalıtsal beyaz
cevher hastalıklarında kapsamlı bir veri tabanı oluşturmak, hastalıkların
patofizyolojisinin anlaşılması, kesin tanı konulması ve hasta yönetimi için çok
önemlidir. Çalışmamızda nadir görülen bu hastalık grubunda veri tabanı oluşturulması
ile klinik, görüntüleme ve genetik verilerin merkezileştirilmesi ve kayıt sistemi
oluşturulması hedeflenmiştir. Bu çalışmaya Hacettepe Üniversitesi İhsan Doğramacı
Çocuk Hastanesi Pediatrik Nöroloji Bilim Dalı ve Radyoloji Anabilim Dalında,
Haziran 2010 ile Haziran 2022 tarihleri arasında izlenmekte olup, MRG’de beyaz
cevher lezyonu olan 0-18 yaş arasında olan hastalar dahil edildi. Çalışma grubunu
oluşturan 237 hastanın (88 kız, 149 erkek), başvuru sırasında ortalama yaşı 54,35
(±53,11) ay, ortanca yaşı 37 (0-221,54) ay idi. En sık bulgular global gelişme geriliği
(n= 134, %56,5), kuvvet kaybı (n= 51, %34,7) ve zihinsel yetersizlik (n= 77, %32,5)
idi. Kesin tanısı olan hastalar içinde (n= 113; %47.5) tanıların dağılımı sırasıyla X’e
bağlı adrenolökodistrofi (n= 18; %16), metakromatik lökodistrofi (n= 12; %10,6), L2-
OH glutarik asidüri (n= 11; %9,7) ve glutarik asidüri tip 1 (n= 10; %8,8) idi. Bir
hastada DNAJC3 geninde daha önce bildirilmemiş homozigot varyant saptandı. Tüm
hasta grubunda tanı oranı %47.6, tüm ekzom dizileme (WES: Whole Exome
Sequencing) yapılan hasta grubunda tanı oranı %67.3’tü. Kalıtsal beyaz cevher
hastalıklarında sistemik ve standart yaklaşım yapılması, erken ve kesin tanı konulması
ve kaynakların verimli kullanılması için tanısal algoritmanın belirlenmesi önemlidir.
Genetik incelemelerin, özellikle de ileri dizileme tekniklerinin kullanılmasıyla kalıtsal
beyaz cevher hastalıklarında tanı oranı artacaktır. Kalıtsal beyaz cevher hastalıklarında
veri paylaşımının sağlanması, ilgili uzmanlık alanlarının bilgi ve deneyim paylaşımı,
tanı ve hastalık yönetimi açısından önemlidir. Ulusal veri tabanının oluşturulması ve
uluslararası veri tabanlarına entegre edilmesi sağlık politikalarının oluşturulması,
bireysel tedavilerin geliştirilmesi ve tanı almamış hasta grubunun çözümlenmesi
açısından önemlidir. | tr_TR |
dc.contributor.department | Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları | tr_TR |
dc.embargo.terms | 6 ay | tr_TR |
dc.embargo.lift | 2025-09-12T08:40:30Z | |
dc.funding | Yok | tr_TR |
dc.subtype | medicineThesis | tr_TR |