dc.contributor.advisor | Akçan, Ramazan | |
dc.contributor.author | Erkman, Fatma Tuğba | |
dc.date.accessioned | 2023-03-27T09:19:02Z | |
dc.date.issued | 2022 | |
dc.date.submitted | 2022 | |
dc.identifier.citation | Erkman, F.T., İntihar Vakalarında Kan Örneklerinde Ağır Metal ve Element Düzeylerinin Değerlendirilmesi, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Adli Tıp Uzmanlık Tezi, Ankara, 2022. | tr_TR |
dc.identifier.uri | http://hdl.handle.net/11655/29547 | |
dc.description.abstract | Suicide attempt and death as a result of suicide are frequently encountered in forensic medicine practices. Although suicidal behavior tends to decrease in developed countries in recent years, it continues to be a global health problem. For this reason, many studies have been conducted on the pathophysiology of suicide. In some studies, it has been stated that there is a relationship between suicidal behavior and pathologies that may lead to suicidal behavior and genetic, toxicological, acquired and neurobiological causes. In this study, it was aimed to determine whether there is a relationship between heavy and essential metals, which cause inflammation by acting on neurobiological mechanisms and play a role in the pathogenesis of many diseases, and suicidal behavior, and to determine whether postmortem blood heavy metal level can be used as a predictor factor.
In this context, autopsies were performed in 2016-2017; among the witness samples at the stage of destruction; Cases older than 18 years of age, showing signs of Stage II and above decay, and cases of conquered graves were excluded from the sample group; and 45 cases with demographic and postmortem staging characteristics matched with the study group were included in the study. Blood samples in purple capped and red capped tubes were used separately for each case. Chromium (Cr), manganese (Mn), cadmium (Cd), antimony (Sb), lead (Pb), copper (Cu), zinc (Zn), selenium (Se), molybdenum in blood and plasma samples using ICP-MS device (Mo), cobalt (Co), arsenic (As), nickel (Ni), mercury (Hg) metal levels were evaluated.
The findings show that in all individuals included in the study, people living in the city center are exposed to higher levels of heavy metals, cadmium and mercury values are significantly higher than those living in rural areas, and in the analysis results of the cases determined to have died by suicide, Cu, Zn, Mo, Co. showed that As values were significantly higher.
In the literature, mostly case reports indicate that there is a relationship between many heavy metals and psychiatric diseases that cause suicidal behavior, but in our study, Cu, Zn, Mo, Co and As levels were found to be significantly higher in suicide cases. In this context, it indicates that postmortem blood heavy metal levels can be used as a secondary indicator/predictor in cases with problems in determining the origin of suicide. It has been evaluated that a larger number of case series studies with an expanded variable pool are needed in order to clearly demonstrate the relationship between blood heavy metal levels and suicide. | tr_TR |
dc.language.iso | tur | tr_TR |
dc.publisher | Tıp Fakültesi | tr_TR |
dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | tr_TR |
dc.subject | İntihar davranışı | tr_TR |
dc.title | İntihar Vakalarında Kan Örneklerinde Ağır Metal ve Element Düzeylerinin Değerlendirilmesi | tr_TR |
dc.type | info:eu-repo/semantics/doctoralThesis | tr_TR |
dc.description.ozet | İntihar girişimi ve intihar eylemi sonucunda ölüm adli tıp uygulamalarında sıkça karşımıza çıkmaktadır. İntihar davranışı, son yıllarda gelişmiş ülkelerde azalma eğiliminde olsa da küresel bir sağlık sorunu olmaya devam etmektedir. Bu nedenle intiharın patofizyolojisi ile ilgili birçok çalışma yapılmaktadır. Yapılan bazı çalışmalarda intihar davranışı ve intihar davranışına yol açabilecek patolojiler ile genetik, toksikolojik, edinsel ve nörobiyolojik nedenler arasında ilişki olduğu belirtilmiştir. Bu çalışmada, nörobiyolojik mekanizmalar üzerinden etki ederek inflamasyona yol açan ve birçok hastalığın patogenezinde rol oynayan ağır ve esansiyel metaller ile intihar davranışı arasında ilişki olup olmadığının belirlenmesi, postmortem kan ağır metal düzeyinin prediktör faktör olarak kullanılıp kullanılamayacağının tespiti amaçlanmıştır.
Bu kapsamda, 2016-2017 yıllarında otopsileri yapılmış; imha edilme aşamasındaki şahit numuneleri arasından; 18 yaşından büyük, Evre II ve üzeri çürüme bulguları gösteren vakalar ile fethi kabir vakaları örneklem grubu dışı bırakılarak; ve savcılık dosyalarında ölüm nedeni intihar olarak belirlenmiş 75 vaka ile, kontrol grubu olarak yine savcılık dosyalarında ölüm nedeni intihar dışı nedenlere bağlanmış ve çalışma grubu ile eşlenmiş demografik ve postmortem evreleme özellikleri olan 45 vaka çalışmaya dahil edilmiştir. Her bir vaka için ayrı ayrı mor kapaklı ve kırmızı kapaklı tüplerde yer alan kan örnekleri kullanılmıştır. ICP-MS cihazı kullanılarak kan ve plazma örneklerinde Krom (Cr), mangan (Mn), kadminyum (Cd), antimon (Sb), kurşun (Pb), bakır (Cu), çinko (Zn), selenyum (Se), molibden (Mo), kobalt (Co), arsenik (As), nikel (Ni), civa (Hg) metal düzeyleri değerlendirilmiştir.
Elde edilen bulgular, çalışmaya dahil edilmiş tüm bireylerde şehir merkezinde yaşayan kişilerin daha yüksek düzeyde ağır metale maruz kaldıklarını, kadminyum ve civa değerlerinin kırsal bölgede yaşayan kişilere göre daha anlamlı düzeyde yüksek olduğunu ve intihar ederek öldüğü belirlenen vakaların analiz sonuçlarında Cu, Zn, Mo, Co, As değerlerinin anlamlı düzeyde yüksek olduğu göstermiştir.
Literatürde, çoğunlukla vaka sunumu şeklindeki çalışmalarda, birçok ağır metal ve intihar davranışına neden olan psikiyatrik hastalık arasında ilişki olduğu belirtilmekle birlikte çalışmamızda Cu, Zn, Mo, Co ve As düzeylerinin intihar vakalarında anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır. Bu bağlamda, intihar açısından orijin tespitinde sorun yaşanan olgularda, postmortem kan ağır metal düzeylerinin bir ikincil gösterge/prediktör olarak kullanılabileceğine işaret etmektedir. Kan ağır metal düzeyleri ile intihar arasındaki ilişkinin net şekilde ortaya konabilmesi için daha yüksek sayıda, değişken havuzu genişletilmiş vaka serisi çalışmalarına ihtiyaç olduğu değerlendirilmiştir. | tr_TR |
dc.contributor.department | Adli Bilimler | tr_TR |
dc.embargo.terms | Acik erisim | tr_TR |
dc.embargo.lift | 2023-03-27T09:19:02Z | |
dc.funding | Bilimsel Araştırma Projeleri KB | tr_TR |
dc.subtype | medicineThesis | tr_TR |