Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türkiyat Araştırmaları Anabilim Dalı Türkiyat Araştırmaları Yüksek Lisans Programı DR. JOHN COVEL’IN SEYAHATNAMESİNE GÖRE 17. YÜZYIL SONLARINDA OSMANLI TOPLUMU Nurcan DOĞAN Yüksek Lisans Tezi Ankara, 2022 DR. JOHN COVEL’IN SEYAHATNAMESİNE GÖRE 17. YÜZYIL SONLARINDA OSMANLI TOPLUMU Nurcan DOĞAN Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türkiyat Araştırmaları Anabilim Dalı Türkiyat Araştırmaları Yüksek Lisans Programı Yüksek Lisans Tezi Ankara, 2022 YAYIMLAMA VE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI BEYANI Enstitü tarafından onaylanan lisansüstü tezimin/raporumun tamamını veya herhangi bir kısmını, basılı (kağıt) ve elektronik formatta arşivleme ve aşağıda verilen koşullarla kullanıma açma iznini Hacettepe Üniversitesine verdiğimi bildiririm. Bu izinle Üniversiteye verilen kullanım hakları dışındaki tüm fikri mülkiyet haklarım bende kalacak, tezimin tamamının ya da bir bölümünün gelecekteki çalışmalarda (makale, kitap, lisans ve patent vb.) kullanım hakları bana ait olacaktır. Tezin kendi orijinal çalışmam olduğunu, başkalarının haklarını ihlal etmediğimi ve tezimin tek yetkili sahibi olduğumu beyan ve taahhüt ederim. Tezimde yer alan telif hakkı bulunan ve sahiplerinden yazılı izin alınarak kullanılması zorunlu metinlerin yazılı izin alınarak kullandığımı ve istenildiğinde suretlerini Üniversiteye teslim etmeyi taahhüt ederim. Yükseköğretim Kurulu tarafından yayınlanan "Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” kapsamında tezim aşağıda belirtilen koşullar haricince YÖK Ulusal Tez Merkezi / H.Ü. Kütüphaneleri Açık Erişim Sisteminde erişime açılır. Enstitü / Fakülte yönetim kurulu kararı ile tezimin erişime açılması mezuniyet tarihimden itibaren 2 yıl ertelenmiştir. ( l ) Enstitü / Fakülte yönetim kurulunun gerekçeli kararı ile tezimin erişime açılması mezuniyet tarihimden itibaren ... ay ertelenmiştir. (2) Tezimle ilgili gizlilik kararı verilmiştir. (3) (İmza) Nurcan DOĞAN İ"Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge" (1) Madde 6. 1. Lisansüstü tezle ilgili patent başvurusu yapılması veya patent alma sürecinin devam etmesi durumunda, tez danışmanının önerisi ve enstitü anabilim dalının uygun görüşü üzerine enstitü veya fakülte yönetim kurulu iki yıl süre ile tezin erişime açılmasının ertelenmesine karar verebilir. (2) Madde 6. 2. Yeni teknik, materyal ve metotların kullanıldığı, henüz makaleye dönüşmemiş veya patent gibi yöntemlerle korunmamış ve internetten paylaşılması durumunda 3. şahıslara veya kurumlara haksız kazanç imkanı oluşturabilecek bilgi ve bulguları içeren tezler hakkında tez danışmanının önerisi ve enstitü anabilim dalının uygun görüşü üzerine enstitü veya fakülte yönetim kurulunun gerekçeli kararı ile altı ayı aşmamak üzere tezin erişime açılması engellenebilir. (3) Madde 7. 1. Ulusal çıkarları veya güvenliği ilgilendiren, emniyet, istihbarat, savunma ve güvenlik, sağlık vb. konulara ilişkin lisansüstü tezlerle ilgili gizlilik kararı, tezin yapıldığı kurum tarafından verilir *. Kurum ve kuruluşlarla yapılan işbirliği protokolü çerçevesinde hazırlanan lisansüstü tezlere ilişkin gizlilik kararı ise, ilgili kurum ve kuruluşun önerisi ile enstitü veya fakültenin uygun görüşü üzerine üniversite yönetim kurulu tarafından verilir. Gizlilik kararı verilen tezler Yükseköğretim Kuruluna bildirilir. Madde 7.2. Gizlilik kararı verilen tezler gizlilik süresince enstitü veya fakülte tarafından gizlilik kuralları çerçevesinde muhafaza edilir, gizlilik kararının kaldırılması halinde Tez Otomasyon Sistemine yüklenir Tez danışmanının önerisi ve enstitü anabilim dalının uygun görüşü üzerine enstitü veya fakülte yönetim kurulu tarafından karar verilir. ETİK BEYAN Bu çalışmadaki bütün bilgi ve belgeleri akademik kurallar çerçevesinde elde ettiğimi, görsel, işitsel ve yazılı tüm bilgi ve sonuçları bilimsel ahlak kurallarına uygun olarak sunduğumu, kullandığım verilerde herhangi bir tahrifat yapmadığımı, yararlandığım kaynaklara bilimsel normlara uygun olarak atıfta bulunduğumu, tezimin kaynak gösterilen durumlar dışında özgün olduğunu, Dr. Öğr. Üyesi Nagehan ÜSTÜNDAĞ ÖZDEMİR danışmanlığında tarafımdan üretildiğini ve Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Tez Yazım Yönergesine göre yazıldığını beyan ederim. …/…/….. İmza Nurcan DOĞAN Sonsuz destek, sevgi ve özverileri için Çok Sevgili Anneme, Babama ve Abime v TEŞEKKÜR Yüksek lisans tezim üzerine yaptığım araştırmalarda ve tez yazma sürecinde çok değerli katkılarda bulunan ve bana destek olan kişilere müteşekkirim. İlk olarak danışmanım Sayın Dr. Öğr. Üyesi Nagehan ÜSTÜNDAĞ ÖZDEMİR’e sonsuz sabrı, anlayışı ve yol göstericiliği için özel teşekkürlerimi sunarım. Sayın Prof. Dr. Yunus KOÇ’a bu konunun seçilmesinde verdiği destekler için çok teşekkürlerimi sunarım. Cambridge Üniversitesi Christ’s College Kütüphanesi memuru Sayın John WAGSTAFF’a Mart 2020’de Christ’s College’ta beni misafir ettiği ve sonrasında da sağladığı destekler için çok teşekkür ederim. Sayın Dr. Öğr. Üyesi Suna ÇAĞAPTAY’a çok değerli desteklerinden dolayı, The Byzantine Legacy’nin kurucusu Sayın David HENDRIX’e ve Sayın Dr. Öğr. Üyesi Ioannis N. GRIGORIADIS’e desteklerinden dolayı teşekkürlerimi sunarım. Fransızca metinlerin çevirisinde benden desteklerini esirgemeyen arkadaşım Mehtap ÖZCAN’a ve İngilizce metnin Türkçeye çevirilerinde değerli görüş ve desteklerinden dolayı arkadaşım Dr. Öğr. Üyesi Aykut SIĞIN’a özel teşekkürlerimi sunarım. Son olarak, maddi ve manevi destekleriyle her zaman yanımda olan sevgili aileme ve beni cesaretlendirerek manevi desteklerini esirgemeyen sevgili arkadaşlarıma teşekkür etmeyi bir borç bilirim. vi ÖZET DOĞAN, Nurcan. Dr. John Covel’ın Seyahatnamesine Göre 17. Yüzyıl Sonlarında Osmanlı Toplumu, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2022. Levant Şirketi sayesinde Osmanlı İmparatorluğu ve İngiltere arasındaki ticari ve diplomatik ilişkilerin İngiltere lehine gelişmeye başladığı 17. yüzyılın sonlarında Trakya ve Bitinya bölgelerinde seyahat eden Dr. John Covel’ın (1638-1722) kaleme aldığı seyahat günlüklerine odaklanan bu yüksek lisans tezi Batı’nın Osmanlı toplumuna bakışını tarihsel bir analizle incelemeyi hedeflemektedir. Bu yüzyılda çok sayıda Avrupalı, Osmanlı topraklarını gezip görmeyi ve bu seyahatlerinden edindikleri bilgileri ve maddi manevi kültürü ülkelerine taşımayı amaç edinmişlerdi. İngiltere’nin İstanbul Büyükelçiliği’ne papaz olarak atanan Dr. John Covel 1675-1677 yılları arasında Trakya ve Bitinya bölgelerine yaptığı seyahatler sayesinde araştırma yapmakla görevlendirildiği Rum Ortodoks Kilisesi hakkında önemli bilgiler elde etmeyi başarır. Dr. John Covel, bunun yanı sıra bu seyahatlerde Osmanlı toplumu hakkında gözlemlerde bulunmuş ve tarih, mimari, botanik, coğrafya, dilbilim, gastronomi, antropoloji gibi birçok alana dair izlenimlerini not almıştır. Günlüklerin en dikkat çekici yönlerinden bir tanesi de Bizans ve Türk mimarisi hakkındaki detaylı incelemeleridir. Bu detaylı gözlem ve betimlemelerinin yanında günlüğüne çizdiği harita ve eskizler bilimsel çalışmalara ışık tutmaktadır. Seyahatnamelerin tarih alanında kaynak olarak kullanımından kaynaklanan sorunlar göz önünde bulundurularak Dr. John Covel’ın günlüklerini doğru bir şekilde analiz etmek amaçlanmıştır. Bu analizler sonucunda hem seyyah hem de söz konusu dönemde Osmanlı toplumu hakkında elde edilen bilgiler sunulmuştur. Anahtar Sözcükler Dr. John Covel, 17. yüzyıl, seyahatname, Levant Şirketi, Osmanlı Toplumu, Bizans Mimarisi, Türk Mimarisi, Rum Ortodoks Kilisesi, Trakya, Bitinya. vii ABSTRACT DOĞAN, Nurcan. Ottoman Society at the End of the 17th Century According to Dr. John Covel, Master of Arts, Ankara, 2022. This M.A. thesis aims to examine the West’s view of Ottoman society through a historical analysis that focuses on the travel diaries of John Covel (1638-1722), who had travelled in the Thrace and Bithynia regions at the end of the 17th century, when the commercial and diplomatic relations between the Ottoman Empire and England began to develop in favour of England, thanks to the Levant Company. In this century, many Europeans aimed to visit the Ottoman lands and to carry the information and material and spiritual culture they gathered from these travels to their countries. Appointed as the chaplain to the British Embassy in Istanbul, Dr. John Covel, thanks to his travels to the Thrace and Bithynia regions between 1675-1677, succeeded in obtaining important information about the Greek Orthodox Church, which he was assigned to research. In addition, Dr. John Covel made observations about Ottoman society during these travels and took note of his impressions on many fields such as history, architecture, botany, geography, linguistics, gastronomy, anthropology. One of the most remarkable aspects of the diaries is his detailed analysis of Byzantine and Turkish architecture. In addition to these detailed observations and descriptions, the maps and sketches he drew in his diary cast light on scientific studies. Considering the problems arising from the use of travelogues as a source in the field of history, carrying out a proper analysis of the diaries of Dr. John Covel is aimed at. As a result of these analyses, the information obtained about both the traveler and the Ottoman society in the mentioned period is presented. Key Words Dr. John Covel, 17th century, travelogue, Levant Company, Ottoman Society, Byzantine Architecture, Turkish Architecture, Greek Orthodox Church, Thrace, Bithynia. viii İÇİNDEKİLER YAYIMLAMA VE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI BEYANI ....................................... ii ETİK BEYAN .................................................................................................................. iii TEŞEKKÜR ...................................................................................................................... v ÖZET................................................................................................................................ vi ABSTRACT .................................................................................................................... vii İÇİNDEKİLER .............................................................................................................. viii KISALTMALAR .............................................................................................................. x GİRİŞ ................................................................................................................................ 1 1. BÖLÜM: SEYAHATNAME GELENEĞİ VE DR. JOHN COVEL’IN ÖNEMİ .... 5 1.1. SEYYAH KİMDİR?, SEYAHATNAME NEDİR? ........................................... 5 1.2. SEYAHATNAMENİN TARİHSEL YAZINDA KAYNAK DEĞERİ SORUNU ....................................................................................................................... 7 1.3. BATILI SEYYAHLARIN GÖZÜNDEN OSMANLI ....................................... 9 1.4. DR. JOHN COVEL’IN HAYATI, KİŞİLİĞİ VE ESERLERİ ........................ 11 1.4.1. Dr. John Covel’ın (1638-1722) Hayatı ve Kişiliği.................................... 11 1.4.2. Dr. John Covel’ın Eserleri......................................................................... 20 1.5. DR. JOHN COVEL’IN 1893 VE 1998 YILLARINDA BASILAN GÜNLÜKLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI ........................................................... 26 1.6. SEYYAH OLARAK DR. JOHN COVEL ....................................................... 29 1.8. İNGİLTERE'NİN DOĞU TİCARETİ VE SEYAHATLER ............................ 32 1.9. DR. JOHN COVEL’IN TÜRKİYE’YE SEYAHATİ ...................................... 36 2. BÖLÜM: DR. JOHN COVEL’IN EDİRNE’YE SEYAHATİ ................................ 47 2.1. KÜÇÜKÇEKMECE’YE (PONTI PICCOLI) SEYAHAT .............................. 47 2.2. BÜYÜKÇEKMECE’YE (PONTI GRANDI) SEYAHAT .............................. 52 2.3. SİLİVRİ’YE (SELIBRÍA) SEYAHAT ............................................................ 55 2.3.1. Kumburgaz ................................................................................................ 55 2.3.2. Silivri ......................................................................................................... 56 2.4. ÇORLU’YA (CIORLÚH) SEYAHAT ............................................................ 58 2.5. KARIŞTIRAN’A (KARESTERÁN) SEYAHAT ............................................ 62 2.6. LÜLEBURGAZ’A (BURGÁS) SEYAHAT .................................................... 63 2.7. BABAESKİ’YE (BOBBÁCUI) SEYAHAT ................................................... 66 ix 2.8. HAVSA’YA (HAFSA) SEYAHAT ................................................................. 69 2.9. EDİRNE’YE (ADRIANOPLE) SEYAHAT .................................................... 72 2.10. EDİRNE’DE GERÇEKLEŞEN OLAYLAR ................................................... 76 2.11. ÇORLU’DAN SİLİVRİ’YE SEYAHAT ......................................................... 92 3. BÖLÜM: DR. JOHN COVEL’IN BURSA’YA SEYAHATİ ................................. 97 3.1. ADALAR (THE ISLANDS) ............................................................................ 97 3.2. MUDANYA (MONTANEA) ........................................................................... 98 3.3. BURSA (BRUSSIA/PROUSA) ....................................................................... 98 3.4. DR. JOHN COVEL’IN ARKADAŞI BAY CORYE’NİN ÖLÜMÜ ............. 105 4. BÖLÜM: DR. JOHN COVEL’IN İZMİR’E SEYAHATİ .................................... 108 4.1. MANİSA (MAGNESIA) ............................................................................... 111 4.2. TİRİLYE (ZEYTİNBAĞI) ............................................................................. 115 5. BÖLÜM: DR. JOHN COVEL’IN İZMİT VE ÇEVRESİNE SEYAHATİ ........... 119 5.1. DARICA (DARJÁH) ..................................................................................... 119 5.2. İZMİT (NİCOMEDİA) .................................................................................. 121 5.3. İZMİT’TEN AYRILIŞ ................................................................................... 124 5.4. KARAMÜRSEL (CARAMUSÀL) ................................................................ 124 5.5. İZNİK (NICE) ................................................................................................ 125 5.6. RUM ORTODOKS KİLİSESİ HAKKINDA İZLENİMLERİ ...................... 130 5.7. İSTANBUL’DAN AYRILIŞI ........................................................................ 133 SONUÇ ......................................................................................................................... 136 KAYNAKÇA ................................................................................................................ 141 ÖZGEÇMİŞ .................................................................................................................. 156 EK 1. ETİK KURUL İZİN MUAFİYETİ FORMU ..................................................... 157 EK 2. ORİJİNALLİK RAPORU .................................................................................. 157 EK 3. TURNİTİN BENZERLİK İNDEKSİ ................................................................. 159 x KISALTMALAR a.g.e. : Adı geçen eser b. : Baskı Bkz. : Bakınız C. : Cilt Dr. : Doktor Ed. : Editör s. : Sayfa S. : Sayı T.D.K. : Türk Dil Kurumu vd. : Ve diğerleri, ve devamı vb. : Ve benzeri, ve bunun gibi, ve başkaları yy. : Yüzyıl 1 GİRİŞ 17. yüzyıl, henüz sömürgecilik hareketleri hız kazanmamışken Osmanlı İmparatorluğu’nun gücünü ve zenginliğini koruduğu bir dönemdir. Ancak diğer taraftan Avrupalı devletler 16. yüzyıldan başlayarak sömürgecilikten elde ettikleri birikimler sayesinde ekonomilerini geliştirmiş ve buna müteakip dış siyasette çıkar elde etmeye hazır hâle gelmişlerdir. Avrupa artık, Amerika’dan elde ettiği zenginlikler sayesinde gelişen sanayi ile birlikte ticarette atılımlar yaparak dünyada yeni bir düzen kurmaya başlamıştır. “İspanya, sonra Fransa, İngiltere, Hollanda dinamik uluslar haline gelmekte ve XVI. yüzyılın ilk yıllarından itibaren siyasal olayları ve ekonomik mübadeleleri kendi lehlerine dönüştürmeye yönelmektedirler” (Mantran, 1991, s. 10-11). Osmanlı İmparatorluğu’nun konumundan dolayı ticaret merkezi olması kaçınılmaz bir durumdur. Öyle ki imparatorluğun başkenti İstanbul’da Türk hâkimiyeti öncesine dayanan bir ticaret geleneği bulunmaktaydı. İstanbul imparatorluk başkenti olmanın yanı sıra Bizans’tan beri önemli bir ticaret merkeziydi (Mantran, 1991, s. 15). Bununla beraber sömürgeciliğin ilerlemesi ile birlikte dünya çapında ticaretin gelişmesi büyük bir imparatorluk olan Osmanlı’yı, hem ihtiyaçlarının artması hem de geçiş noktalarında bulunması sebebiyle birçok milletten tüccar için önemli bir pazar hâline getirmişti. Osmanlı’daki zenginliğin lüks eşyalara ve ürünlere yönelik talebi artırması ve hızlı nüfus artışının gıda ürünlerinin tedariğini gerektirmesi Avrupalı tüccarların Osmanlı’yı ekonomik bir çekim merkezi olarak görmesine neden olur (Mantran, 1991, s. 10). Böylece Galata, yabancı tüccarların, diplomatların ve gayrimüslimlerin yaşadığı bir yer olarak Müslüman İstanbul’dan yani İstanbul’un banliyösünden ayrılır. 17. yüzyılda Avrupa’dan gelen tüccarların yanında Osmanlı’yı ülkelerine tanıtacak seyahatnameleri yazmak üzere ülkeye gelen veya gönderilen seyyahların sayısında önemli bir artış olmuştur. Gelişen ticaretle birlikte Avrupa’da Doğu’ya, bilinmeyene karşı bir merak ortaya çıkmıştır. 16. yüzyıldan sonra Avrupa’da bilim ve teknolojideki gelişmeler, ekonomik ve ticarî örgütlenmelerde (korporatif kumpanyalar)1 kaydedilen ilerlemeler karşısında Osmanlı geleneksel teknoloji ve lonca sistemiyle hammadde ihracatçısı olmaktan öteye 1 ‘1.8. İngiltere'nin Doğu Ticareti ve Seyahatler’ bölümünde bu konu ele alınacaktır. 2 gidememiştir (İnalcık, 2019, s. 14). Batı’nın büyümesine karşılık Osmanlı’nın ekonomik durumunun kötüye gitmesi siyasetini de etkilemiştir. İnalcık (2019, s. 8-9), 1585’te Osmanlı’daki devalüasyonun 17. yy. ortasına kadar devam eden bir ekonomik krize yol açtığını ve siyasî, ekonomik-sosyal anlamda olumsuz etkileri olduğundan bahseder. Bu yüzyılda padişahların katledilmesi ve tahttan indirilmesi güvensizlik ve kargaşa ortamının bir göstergesidir. “XVII. yüzyıl boyunca dört padişah tahttan indirilmiş ve bunların ikisi idam edilmiştir: I. Mustafa 1618’de tahttan indirilmiştir; II. Osman 1622’de tahttan indirilmiş ve katledilmiştir; I. İbrahim 1648’de tahttan indirilmiş ve katledilmiştir; IV. Mehmed 1687’de tahttan indirilmiştir.” (Mantran, 1991, s. 11). Fakat IV. Mehmed’in tahtta bulunduğu dönem olan Köprülüler Dönemi (15 Eylül 1656- 15 Aralık 1683) Duraklama Dönemi içerisinde Osmanlı’nın en iyi dönemine karşılık gelir. Köprülüler Dönemi’nde malî ve siyasi bakımdan bir düzelme yaşanmış ve hazine açığı 17 milyon akçaya düşürülmüştür (İnalcık, 2019, s. 16). Duraklamaya ve devlet kurumlarında başlayan bozulmalara karşın Osmanlı İmparatorluğu gücünden çok da bir şey kaybetmemiştir. Bu dönem imparatorluğu ziyaret eden seyyahların da dile getirdiği gibi Osmanlı hâlâ zengin ve güçlü bir ülkedir. “Kayırmacılık hükumetin siyasal kuralı olmuştur… Siyasal gerilemeye entelektüel ve sanatsal bir duraklama eşlik etmektedir… Ancak hala İslam âleminin büyük metropolüdür ve hayranlık ve haset uydandırmaktadır… Türk imparatorluğu hala kaygı ilham etmekte ve hiçkimse ona saldırmaya cüret edememektedir.” (Mantran, 1991, s. 11). İncelediğimiz seyahatname Osmanlı’nın böyle bir döneminde yazılmıştır. Batılılar Osmanlı’nın ihtişamına karşı duydukları hayranlıkla birlikte bu toprakların hâkimi olmalarından dolayı bir nefret duygusu da yaşamaktaydılar. Aynı zamanda Doğu, Batı için eskiyi ve geri kalmışlığı da temsil ediyordu. Antik Yunan, Roma ve Bizans eserlerinin bulunduğu Osmanlı şehirleri Batılıların ilgisini cezbetmekteydi ve seyyahların büyük bir kısmı bu bölgeleri gezip anlatmak istiyorlardı. Batı kültürünü Antik Yunan medeniyetine dayandırmaları sonucunda özellikle İngilizler Yunanlara büyük beğeni ve ilgi duymaktaydılar. Günlüklerini analiz ettiğimiz Dr. John Covel’ın seyahatleri de tarihi Roma yolu üzerinde bulunan şehirleri kapsamaktadır ve seyyahımız bu güzergâhta bulunan Roma ve Bizans eserlerinin meraklı bir araştırmacısıdır. 3 Çalışmamızda doküman analizi yöntemiyle, Dr. John Covel’ın günlüklerinden seçilen bölümlerin yer aldığı 1998 yılında Paris’te basılan Dr John Covel Voyages en Turquie 1675-1677 adlı eser incelenecektir. Doküman analizi, belirli bir amaç dâhilinde kaynakları bulma, okuma, not alma ve değerlendirme işlemlerini içermektedir (Karasar, 2005; akt. Sak vd., 2021, s.230). Nitel araştırma tekniğinde kullanılan doküman analizi sayesinde dokümanlar, bulguları doğrulamanın veya diğer kaynaklardan gelen kanıtları doğrulamanın bir yolu olarak analiz edilebilir (Kıral, 2020, s.177). Bu bağlamda söz konusu eser, 1893 yılında Londra’da basılan Early Voyages and Travels in the Levant adlı eser ve bu eserin Türkçeye çevirisi olan, ilk olarak 2009’da İstanbul’da yayınlanan Bir Papazın Osmanlı Günlüğü adlı eser ile karşılaştırılmıştır. Seyyahımız ile aynı rotayı paylaşan ünlü Türk seyyahı Evliya Çelebi’nin eseri ve bazı yabancı seyyahların eserleri ile de karşılaştırmalar yapılmıştır. Aynı zamanda seyyahımızın günlüğünde bahsettiği dikkat çekici konular ve gözlemleri konuyu ele alan başka kaynaklarla da karşılaştırılmış ve doğruluğu araştırılmıştır. Araştırma sürecinde Dr John Covel Voyages en Turquie 1675-1677 adlı eser başta olmak üzere İngilizce kaynaklarda ele alınacak bölümler İngilizceden Türkçeye ve adı geçen eserdeki önemli açıklamalar da Fransızcadan Türkçeye çevrilmiştir. Araştırmamızın Birinci bölümünde seyyah ve seyahatname kavramlarını açıklayıp Batılı seyyahların gözünden Osmanlı’yı ele alacağız. Daha sonra seyahatnamelerin Tarih alanında kaynak olarak kullanılmasından doğacak sorunlar tartışılacaktır. Ardından seyyahımız Dr. John Covel’ın hayatı, eserleri ve günlükleri hakkında sunacağımız bilgiler yer alacak ve seyahatlerin İngiltere’nin ticari faaliyetleri ile ilişkisine değinilecektir. Son olarak Dr. John Covel’ın Türkiye’ye yaptığı deniz yolculuğu ile birlikte seyyahın kişiliği ve Osmanlı toplumuna dair ilk izlenimleri değerlendirilecektir. En kapsamlı bölüm olan İkinci bölümde 1675’te İstanbul’dan Edirne’ye seyahat, Edirne’de gerçekleşen olaylar ve geri dönüş yolculuğu ele alınacaktır. Üçüncü bölümde İstanbul’dan Bursa’ya seyahat ve Bursa çevresinin anlatımı yer alacaktır. Dördüncü bölüm İstanbul’dan İzmir’e seyahati ve geri dönüş yolculuğunu kapsamaktadır. Son olarak Beşinci bölümün konusunu eski Bitinya bölgesi olarak bilinen Anadolu’nun kuzeybatısı, İzmit, İznik ve Bursa yöresi ve bu bölgede bulunan çok sayıda manastır oluşturur. Bu bölümde ayrıca Covel’ın Rum Ortodoks Kilisesi hakkındaki izlenimleri 4 incelenecek ve Türkiye’den ayrılırken yaptığı son ziyaretlerden önemli kısımlara yer verilecektir. Seyahatnameler öznel kaynaklardır ve önyargılar içerebilir. Ancak bu kaynakların tarih alanında kullanımı önemli bilgiler de sağlamaktadır. Seyahat edilen toplumun bireyleri tarafından farkına varılmamış olan bazı özellikler bunları ilk defa gözlemleyen seyyahların dikkatini çekmiş olabilir. Dr. John Covel gözlemleri sonucunda en doğru bilgileri vermeyi hedeflemiştir. Ayrıca ilgi alanları geniş olan bir entelektüel olduğu için günlükte ele aldığı konular çok çeşitlidir. Araştırmamızın konusunu oluşturan 17. yy. sonlarındaki Osmanlı toplumu hakkında oldukça önemli izlenimlere sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Bu araştırmada incelemeler sonucunda elde edilen bilgilerin 17. yüzyılda Osmanlı toplumu ve İngilizlerin Osmanlı toplumuna bakışı üzerine yapılacak araştırmalara fayda sağlaması bu çalışmanın amacına ulaştığını gösterecektir. 5 1. BÖLÜM SEYAHATNAME GELENEĞİ VE DR. JOHN COVEL’IN ÖNEMİ 1.1. SEYYAH KİMDİR?, SEYAHATNAME NEDİR? İnsanların, seyyahların anlattıklarıyla neden ilgilendiklerini ve seyyahların kim olduklarını anlamak için öncelikle seyyah ve seyahatname kavramlarını incelemek gerekir. Türkçede “çok seyahat eden, gezgin, turist” anlamına gelen seyyah kelimesinin kökeni Arapçadan gelmektedir (T.D.K., 2011, s.2085). Gezme ve seyahat etme isteğinin altında merak duygusu vardır. Ancak, seyyahlar sadece meraklı kişiler değil aynı zamanda gezip gördüklerini ve öğrendiklerini onları bilmeyen veya daha farklı bir şekilde bilen ve gezip görme imkânı olmayan insanlara anlatan anlatıcılardır. “Seyyahlar 16. ve 18. yüzyıllar arasında “medium” olarak, yani bilinmeyenden haber getiren, bilinmeyeni ortaya koyan insan olarak tanımlanmışlardır, güncelleştirerek söyleyecek olursak, bugün kullandığımız “media” kavramının öncülü ve tekili olarak seyyahlara atfedilen “medium” kavramı aracılığıyla seyyahları bugünkü terminolojiyle dönemlerinin medya mensupları olarak algılayabiliriz” (Pınar, 2002, s. 114). Bundan hareketle Kanadalı eğitimci ve teorisyen Marshall McLuhan’ın ortaya attığı “the medium is the message” yani “araç mesajdır” sözü akla gelmektedir. Her ne kadar McLuhan bu ifadeyi günümüzde medyanın insanlar üzerindeki etkisini anlatmak için kullanmış olsa da, gezip görme amacıyla uzak diyarlara seyahat etmenin sıradan insanlar için çok mümkün olmadığı eski dönemlerde, bu insanların haber alma kaynakları olan seyyahlar da kendi gözlemlerinin ve yargılarının gerçek olduğuna dair büyük kitleleri inandırabilmişlerdir. Bir “medium” olan seyyahların somut mesajı olan seyahatname ise kelime anlamı olarak incelendiğinde bir yazarın gezip gördüğü yerlerden edindiği bilgi ve izlenimlerini anlattığı eserleri tanımlamak için kullanıldığı görülür (T.D.K., 2011, s.2083). Kelimenin kökenine bakacak olursak, Arapça “gezmek, gezi” anlamına gelen seyâhat ile “risale, mektup” anlamına gelen Farsçadaki nâme kelimesinin birleşmesiyle oluşan seyâhat- nâme “gezi mektubu, gezi eseri” demektir (Yazıcı, 2009, s. 9). İngilizcedeki travelogue terimi ise Amerikalı gezgin Elias Burton Holmes tarafından 1903’te icat edilmiştir. “Travel” (seyahat) sözcüğü ile “monologue” sözcüğündeki “-logue” ekinin 6 birleştirilmesiyle oluşan bu sözcük “a talk on travel” (seyahat ile ilgili bir konuşma) olarak tanımlanmaktadır (Online Etymology Dictionary, t.y.). Seyahat eden kişinin seyahati hakkında uzun konuşması anlamına gelir. Yunancadan gelen “-logue” ekinin kökü olan “Ieg-” aynı zamanda “toplamak” demektir ve bu terimde “kelimeleri toplamak” anlamındadır. Bununla birlikte, seyyahların, özellikle de Batılı seyyahların, gezip gördükleri yerleri anlatmakla kalmayıp değerli ve ilginç gördükleri nesneleri ve eserleri kendi ülkelerine alıp götürdükleri göz önünde bulundurulduğunda travelogue teriminin konuya oldukça uygun olduğu söylenebilir. Travelogue terimi seyahat rehberi, seyahat günlüğü ve gezi yazısı ile beraber Gezi Edebiyatı (Travel literature) türüne dâhildir. Gezi Edebiyatı da Kurgusal Olmayan (Non- fiction) adlı yazın türünün içinde yer alır. Encyclopedia Britannica’da, bu yazın türünün çoğunlukla gerçeğe dayandığı ancak kurgusal unsurlar da içerebildiği yazar (Peyre, 2016). Dolayısıyla her ne kadar bir seyyah gördüğü ve deneyimlediği şeyleri aktarıyor olsa da aktarmak istediği şekilde ve aktarmak istediği kadarını seyahat günlüğüne yansıtır ve anlattıklarının bir kısmının gerçek dışı olma ihtimali her zaman bulunmaktadır. Seyyahın anlatımı öznel yargılar içermesinden dolayı seyahat edilen yer ile birlikte seyyahın duygu, düşünce ve inanışları ile ilgili bilgi sağlayabilir. Yılmaz’a (2016, s.21) göre, herhangi bir gezgin veya gözlemcinin gidip gördüğü belirli bir bölge veya zaman dilimi hakkında edindiği izlenim ve bilgileri yazıya döktüğü metinlere seyahatname denir. Seyyah büyük bir merak duygusuyla gezen, notlar alan ve gezip gördüklerini başkalarına anlatma duygusuyla dolu olan kişi olarak günümüzdeki turistlerden ayrılmaktadır. Uzaklara, bilinmeyen diyarlara yapılan seyahatlerin merak duygusundan geldiği söylenmektedir (Şirin, 2016, s.10). Ancak tüm bu eziyetli, kimi zaman tehlikeli yolculuklara çıkılması, merak duygusunun yanında daha büyük amaçlara bağlı olabileceğini akla getiriyor. Bu amaçlar dışsal veya içsel teşviklerden kaynaklanmış olabilir. Seyyah ticari veya siyasi kazanç elde etmek için bu riskli yolculuklara çıkmış olabilir veya ülkesi tarafından belirli görevleri veya bilimsel bir çalışmayı gerçekleştirmek üzere araştırma yapması istenmiş olabilir. Dolayısıyla seyyahın gezip gördüğü bu yerler hakkında aldığı notlar onun amacı her neyse o doğrultuda yazılmış olma ihtimali yüksektir. Yazar bu yerler hakkındaki gözlemlerinin nesnel olduğunu söylemiş olsa bile ister istemez öznel yargılar içerir. 7 1.2. SEYAHATNAMENİN TARİHSEL YAZINDA KAYNAK DEĞERİ SORUNU Seyahatname, hatırat, mektup ve gezi notları tarih alanında önemli kaynaklardandır. Bu kaynaklar aralarında fark bulunmakla birlikte birbirlerine çok benzemektedirler. Sağlam’a (2016, s.123) göre, seyahatname gezi notları ve gezilerle ilgili hatıralar demektir. Edebi bir tür olarak 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkan hatırat ise, deneyimlerin günü gününe aktarılması yerine, sonradan kayda geçirildiği için öznel olma özelliğini fazlasıyla bünyesinde barındırır (Şirin, 2015, s.269). Seyahatnamenin de içinde bulunduğu bu kaynakların, öznellikleri nedeniyle, tarih alanında kullanımına ilk başta şüpheyle bakılsa da doğru bir şekilde ele alındıkları takdirde çok faydalı ve yeri doldurulamayacak bilgiler ihtiva ettikleri görülecektir. Seyahatnameler, sosyal bilimlerde kaynak olarak kullanımından daha çok edebiyata yakın gibi görünse de, tarih, sosyoloji, etnoloji, felsefe, teoloji, arkeoloji ve hatta biyoloji, zooloji, coğrafya gibi sosyal bilimler dışındaki çok fazla alanı ilgilendiren çok yönlü metinlerdir. Önyargılarının, eğitim düzeyinin ve toplumsal arka planının bir seyyahın gözlemlerini ve yorumlarını etkilediği bir gerçektir. Bu yüzden ilk önce seyyah hakkında bilgi sahibi olunması gereklidir. Seyyahın gezip görme amacının ne olduğu, seyahatname yazma ihtiyacını neden hissettiği bilinmelidir. Seyyah hakkında bilgi sahibi olunduktan sonra seyahatnamede anlatılanlar ve bu anlatılanların yazılma nedenleri daha kolay anlaşılabilir. Seyahatnameler içerdikleri malzeme bakımından hem edebiyat hem de tarih için kaynak oluşturur. Ancak seyahatnameleri sosyal bilimler alanında bir kaynak olarak ele almanın bazı sorunları da beraberinde getirdiği doğrudur. Seyahatname yazarının toplumsal kökeni, eğitim düzeyi ve kemikleşmiş önyargıları gözlem ve tespitlerini etkilediği için seyahatnamenin ne olduğu bilinmeden önce seyyahı tanımak çok önemlidir. Şirin’in (2016, s.11) de vurguladığı gibi seyyahın seyahatnameyi yazma amacı ve neden seyahat ettiği sorgulanmalıdır. Seyyahın yeni karşılaştığı dünyaya bakışı ister istemez önyargıları tarafından şekillenir. Hâlihazırda bildikleri ışığında yeni deneyimlediği ve öğrendiği şeyleri betimler ve açıklar. Dolayısıyla seyyah, kendini yeni öğrendiği, ona farklı gelen, dikkatini cezbeden 8 şeyleri açıklamak ve anlatmak zorunda hisseder. Seyyahın, ilk defa karşılaştığı bu farklılıklardan bahsederken kimi zaman abartıya ve yalana başvurduğu durumlar da bulunur (Coşkun, 2009, s.13). Bu yüzden, seyyahın nelerden ve kimlerden etkilendiğini, daha çok neleri ve kimleri anlatmayı tercih ettiğini iyi incelemek gerekmektedir. Hem Osmanlı’nın değişen durumu hem de dünyadaki siyasi ve ekonomik olayların sonucunda Batı’nın Osmanlı’ya bakışının ve seyahatnameleri kaleme alan kişilerin tutumunun değiştiği görülmüştür. Osmanlı ve Türkler ilk başlarda acımasız, barbar olarak nitelenirken, daha sonra Rönesans dönemi ve 17. yy. ortalarına kadar yenilmez Türk olarak Avrupalıların zihinlerinde yer etmiştir. 17. yy. ortalarında bu algı değişmeye başlasa da Osmanlı hâlâ zenginliği ve gücü ile Batı’yı etkilemeye devam etmiştir. Daha sonra Sanayi Devrimi ile birlikte gelen yeniliklere ve teknolojiye uyum sağlayamayan Osmanlı, sömürülmeye açık bir ülke konumuna gelir. Batı’nın gözünde artık tembelliğin ve geri kalmışlığın bir temsilcisi olur. Batı, sürekli olarak Doğu’yu anlama ve anlatma çabasındadır. Şirin’e (2016, s. 12) göre Batı, seyahatnameleri kendini inşa etme aşamasında hegomonik bir özne olarak kullanır. Bu yüzden bir seyahatnameyi tarih alanında kaynak olarak kullanılırken araştırmacıların yapması gereken seyahatnamenin ne kadarının tarihî gerçeklere uygun olduğu ve ne kadarının bilinçli ve/veya bilinçsiz olarak seyyahın hayal ürünü olduğunun farkında olmaktır. Bu yüzden seyahatnameler yoluyla edinilen bilgilerin doğruluğu başka kaynaklarla karşılaştırılıp kanıtlanmalıdır. Bir seyahatnamede yazılan bilginin doğru olup olmadığının araştırılması için başka seyahatnamelerde de aynı bilginin verilip verilmemiş olduğuna bakılmalıdır (Üçel-Aybet, 2018, s.26). İnsanların ilk defa gördükleri bir nesneyi başkalarına genellikle o nesneyi aşina olunan başka bir nesneye benzetme yoluyla anlattıkları bilinen bir şeydir. Seyyahlar da genellikle gözlemledikleri toplum ile kendi toplumlarını karşılaştırma eğilimindedir. Gördüklerini kendi toplumları üzerinden anlatmaya, örnekler vermeye çalışırlar. Bu yüzden seyahatnameleri iki bakımdan incelemek mümkündür: İlki seyyahın anlattıkları üzerinden o toplumun tarihini yazmak için kullanmak, ikincisi ise seyyahın gözlemleri ve onun dikkatini cezbedenlerden yola çıkarak seyyahın kendine yaptığı yolculuğa, onun imgelemine ulaşmaktır (Şirin, 2016, s.13). 9 Seyahatnameler resmi belgelerin ve arşiv belgelerinin yeterli olmadığı bir konuda araştırmacılara yardımcı olabilir. Kimi zaman resmî belgeleri desteklemek amacıyla da yararlanılabilir. Resmî belgelerde insana dair unsurların anlatılmadığı göz önünde bulundurulursa, insana dair konuları aydınlatacak metinler arasında insanlardan artakalan seyahatname gibi kaynaklar bulunur. Bu yüzden sosyal tarih anlatımında seyahatnameler birincil kaynaklar arasında yer alır (Şirin, 2016, s.18). Seyahatnameler birincil kaynaklar olarak incelenirken seyyahın gözlemlerinin tarafsız olmadığının bilincinde olunması, araştırmanın doğru bir sonuca varmasına katkı sağlayacaktır. Diğer yandan seyyyahın ait olduğu kültür çevresinin ve dönemin iyi bilinmesi onun bakış açısını anlamak ve seyahatnameyi doğru bir şekilde değerlendirmek için gereklidir (Üçel-Aybet, 2018, s. 21). Osmanlı arşiv belgeleri ile ulaşmanın mümkün olmayacağı sosyal ve kültür tarihi çalışmaları için ve şehir tarihi çalışmaları için seyahatnameler oldukça kıymetli kaynaklardır (Şirin, 2012, s.104). Bu doğrultuda önem kazanan seyahatname incelemeleri gün geçtikçe artarak devam etmektedir. Seyahatnameyi başka kaynaklar ile doğrulamanın öneminin farkında olarak inceleyeceğimiz seyahatname sayesinde hem dönemin Osmanlı toplumu hem de Dr. John Covel hakkında detaylı bir görüş elde etmeyi hedeflemekteyiz. 1.3. BATILI SEYYAHLARIN GÖZÜNDEN OSMANLI Batılıların Osmanlı ile ilgili yazdıkları seyahatnamelerin ilk örnekleri2 arasında Türklere esir düşen yabancıların yazdıkları yer alır. En önemlilerinden bir tanesi de Yıldırım Bayezid’e esir düşen Johannes Schiltberger’in Reisebuch adlı eseridir. Türkler ve Tatarlar arasında (1394-1427) adıyla ancak 1997 yılında Türkçeye çevrilen eserin Batı’da matbaanın icadından sonra basılan ilk eserler arasında yer alması Batılıların Osmanlı İmparatorluğu’na olan ilgi ve merakının bir göstergesidir. Bu merak ve ilgi Osmanlı’nın Batı ile ilişkisinin çeşitlenerek çoğalmasıyla ve önemli bir dünya devleti hâline gelmesiyle daha da artmıştır. Zamanla bu seyyahlar biyologlar, elçiler, din adamları, tüccarlar gibi farklı uğraşları olan kişiler olur. Osmanlı sosyal ve kültürel hayatı 2 Der. Semavi Eyice, Bertrandon De La Broquiere'in Denizaşırı Seyahati, çev. İlhan Arda, İstanbul, Eren Yayıncılık, 2000; Benedict Curipeschitz, Yolculuk Günlüğü 1530, çev. Özdemir Nutku, İstanbul, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1989; Ogier Ghiselin de Busbecq, Türk Mektupları Kanuni Döneminde Avrupalı Bir Elçinin Gözlemleri (1555-1560), çev. Derin Türkömer, İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlan, 2011; Petrus Gyllius, İstanbul Boğazı, çev. Erendiz Özbayoğlu, İstanbul, Eren Yayıncılık, 2000. 10 hakkında bilgi veren Avrupalı seyyahlar görgü tanıkları olarak da tanımlanmıştır (Üçel- Aybet, 2018, s.9). Önemli bir entelektüel birikime sahip olan Batılı seyyahlar sadece seyahatnameler kaleme almakla kalmamış, yazdıklarını gravürler ve çizimlerle de desteklemişlerdir. Üçel-Aybet (2018, s.16), Batılı seyyahların 16. ve 17. yüzyıllarda Avrupa ve Osmanlı arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkilerin artmasıyla birlikte Türkler hakkında daha doğru ve tarafsız bilgiler verdiklerini belirtir. “Doğu seyahatnameleri kaynakçası çıkarıldığında 15. Yüzyıldan 18. Yüzyılın sonuna kadar yaklaşık 600 eser yazıldığı bulunmuş ve bunların 200’den fazlasının ise 17. Yüzyıla ait olduğu saptanmıştır” (Thévenot, Ekim 2014, s. 11). Bu çalışmanın konusunu oluşturan Dr. John Covel’ın Türkiye günlüğünü kapsayan yıllar da Osmanlı İmparatorluğu ve Türkler hakkında seyahatname yazımının neredeyse doruk noktasına ulaştığı 17. yüzyılın sonlarına denk gelir. Bu seyyahların kimler olduğu ve seyahat etme amaçları birbiriyle sıkı sıkıya bağlıdır. Osmanlı İmparatorluğu’nun geniş bir coğrafyaya yayılan topraklarını gezen ve seyahatnameler kaleme alan yabancı seyyahlar çok çeşitli mesleklerden insanlardır. Diplomatik görevler için veya bilimsel ve sanatsal bir dürtüyle seyahat edenler oldukça fazladır. Seyyahların amaçlarını siyasi ve ekonomik, bilimsel ve dinî olmak üzere gruplara ayırmak mümkündür. Seyyahların bir bölümünü konsoloslar, siyasi görevliler, ajanlar, esirler ve yeni ticaret yolları arayanlar oluştururken, diğer bir bölümünü de bitki ve böcek toplayan doğa bilimciler, arkeologlar, tarihçiler, coğrafyacılar, jeologlar ve de misyonerler oluşturmakta ve her biri kendi alanı için araştırmalar ve gözlemler yapmaktadır (Emiroğlu, 1989, s. 190). Bu seyyahlar, Doğu ile ilgili öğrendikleri maddi ve manevi her şeyi Batı’ya aktarma isteğindedir. Genellikle diplomatik, dinî, askerî, bilimsel ve ticari amaçlarla veya bu amaçlardan birden fazlası için gelmişlerdir. Osmanlı İmparatorluğu’nu ziyaret eden bu yabancı seyyahların birçoğu Türkçe bilmediklerinden, bu araştırmada incelenen Dr. John Covel gibi genellikle Yunan veya Ermeni tercümanlar aracılığıyla iletişim kurmuşlardır. Bu durum elde ettikleri bilgilerin güvenirliğini etkilemektedir. Tercüman doğruları aktarmış olsa bile anlattıklarına ister istemez kendi bakış açısını eklemiş olma ihtimali yüksektir ve bunun sonucunda seyyahın anlattıkları iki kere aktarım veya aktarımın aktarımı olur. 11 Batılı seyyahlar, Osmanlı İmparatorluğu’nda bulundukları süre boyunca buradaki Avrupalılar ve gayrimüslim halkla Türklerle olduklarından daha yakın ilişkiler kurmuşlardır. Bu yüzden Türkleri çok yakından tanıma fırsatı bulduklarını söylemek doğru olmaz. Seyahatlerinden önce Türkiye ve Türkler hakkında sahip oldukları bilgiler önceki seyyahların yazdıkları olan Batılı seyyahlar, Türkiye'de bulundukları süre boyunca da Türkleri Türklerden dinleme fırsatına genellikle sahip olmamışlardır. 1.4. DR. JOHN COVEL’IN HAYATI, KİŞİLİĞİ VE ESERLERİ 1.4.1. Dr. John Covel’ın (1638-1722) Hayatı ve Kişiliği Bir seyahatnameyi incelemeden önce o seyyahın kim olduğunu ve kişiliğini oluşturan yapıtaşlarını araştırıp öğrenmek gerekmektedir. Bu amaçla, Dr. John Covel’ın Türk toplumunu günlüğünde nasıl anlattığını incelemeden önce onun hayatı ve kişiliği hakkında araştırma yapılmıştır. Dr. John Covel hakkında yazılmış herhangi bir biyografik eser bulunmamaktadır. Onun hayatı hakkında bulunan bilgiler günlüklerinden, yazışmalardan ve resmî belgelerden elde edilmiştir. Covel hakkında elde edilen bilgilerin büyük bir bölümü Oxford Dictionary of National Biography’den3 sağlanmıştır. Eserleri, özellikle de günlükleri, kendisi hakkında bilgi verdiği için bu kapsamda genel olarak değerlendirilmiştir. John Covel (diğer adları Covell veya Colvill), 2 Nisan 1638’de4 İngiltere’nin doğusunda shire5 tipi bir kontluk olan Suffolk’da, bir sivil cemaat (özel idare altındaki bölge) olan Horningsheath (diğer adı Horringer) köyünde dünyaya gelir. William Covel (ö.1661) ve Alice Covel’ın (evlenmeden önceki soyadı Cook) üçüncü ve en küçük çocuklarıdır. Annesi Alice yine Batı Suffolk’da bulunan ve Horningsheath’e yaklaşık 9 mil uzaklıktaki Pakenham adlı köydendir. Anne-babası ve kardeşlerinin eğitim durumu ve ne iş 3 E. Leedham-Green, Covel [Colvill], John, Oxford Dictionary of National Biography, 10.04.2008, https://doi.org/10.1093/ref:odnb/6471 (Erişim Tarihi: 13.03.2020) 4 Bu tarihte doğduğunu günlüğünde yazmıştır. Bkz. Dr John Covel, Voyages en Turquie 1675-1677, çev. Jean Pierre Grèlois, Paris, P. Lethielleux, 1998, s. 330. 5 İngiltere’de 9. yüzyılda ortaya çıkan mahalli idare tipi. Türkçede şehir veya il olarak ifade edilir. Bkz.: T. Editors of Encyclopaedia Britannica, shire, Encyclopedia Britannica, 1 December 2000, https://www.britannica.com/topic/shire-British-government-unit (Erişim Tarihi: 11.04.2022); A. Köksal, “İngiltere'de Mahalli İdareler”, Journal of Istanbul University Law Faculty, 27 (1-4) , (2011), s. 238-270, s.239, https://dergipark.org.tr/tr/pub/iuhfm/issue/9122/114200 (Erişim Tarihi: 11.04.2022). https://dergipark.org.tr/tr/pub/iuhfm/issue/9122/114200 12 yaptıklarıyla ilgili herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Covel’in hayatı hakkında edinilen bilgiler ise eğitimi, çalışma hayatı ve mektuplarda yer aldığı üzere kraliyet ailesiyle arasında geçen olayları içermektedir (Leedham-Green, 2008). Eğitimine yakındaki Bury St. Edmunds’daki gramer okulu’nda başlar. 31 Mart 1654’te ise Cambridge Üniversitesi Christ’s College’a maaşlı çalışan öğrenci olarak kabul edilir. 1658’de Christ’s College’dan lisans derecesiyle mezun olur ve 1659’da üniversiteye üye olarak (yüksek lisans derecesi kazanmadan) kabul edilir. Daha sonra 1661’de yüksek lisansa başlar. Leedham-Green’a (2008) göre, Latince hitabelerinden üçü yüksek lisans derecesi olarak araştırmaları arasında British Library’de saklanmaktadır. Cambridge Üniversitesi kütüphanesinde geniş araştırmalar yapan William Cole6 tıp eğitimi aldığını ve daha sonra papaz olarak atandığını yazar (Leedham-Green, 2008). Bent’e (1893, s.xxviii) göre de doktor olma amacıyla hayatının ilk yıllarında tıp eğitimi almıştır ki bu da botanik ve ilaçlar hakkındaki derin bilgilerinden anlaşılmaktadır, ancak sonuç olarak üniversite üyeliğine seçildiğinde, yani hayat boyu sürecek bir burs kazandıktan sonra7, hayatının yönünü değiştirip Papazlık statüsüne geçmiştir. Buna rağmen eğitim durumuyla ilgili net bir bilgi bulunmamaktadır. 29 Ekim 1669’da Thomas Leader’in Dr. Parker’a bir mektubunda lisans mezunu olduğu anlatılıyor, ancak eğitim derecesine ait herhangi bir kayıt bulunmuyor ve papaz olarak atanması kesin olsa da, izi sürülememektedir (Leedham-Green, 2008). Bent (1893, s. xxix), el yazmasının da gösterdiği üzere Covel’ın engin bilgisiyle ünlü ve itibarı yüksek bir bilgin olduğunu belirtir. Bunun bir diğer göstergesi de 1661’de Restorasyon’da8 Stuart ailesinin İngiliz tahtına geri dönüşünü kutlamak için Christ’s 6 Bkz. J. Hall, “An Eighteenth-Century Reader in Cambridge University Library, The Rev. William Cole”, Transactions of the Cambridge Bibliographical Society, 14(4), (2011), s. 363-402, http://www.jstor.org/stable/23622491 (Erişim Tarihi: 11.04.2022). 7 John Covel, Bir Papazın Osmanlı Günlüğü, çev. N. Özmelek, 2. b., İstanbul, Dergah Yayınlan, 2017, s. 26. 8 (1660-1688 arası dönem) Artan vergiler ile birlikte İngiliz kralı I. Charles’ın Anglikan kilisesi yerine Roma kilisesini egemen kılacağı söylentileri üzerine 1642’de iç savaş çıkar. Kral I. Charles, 1649’da yargılanır ve idam edilir. Oğlu II. Charles da Fransa’ya sürgüne gönderilir ve İngiltere kralsız kalır. Parlamentoda söz sahibi bir soylu olan Oliver Cromwell ülkeyi yönetmeye başlar ve Commonwealth adında bir cumhuriyet kurulur. Bu döneme damgasını vuran ise Protestanlığın bir dışavurumu olan Püritenliktir (Puritanism), yani dinî ritüellerde sadelikten yana olma ve abartılı ritüellere karşı çıkma. Ancak bu zamanla diğer mezheplere ve azınlıklara karşı hoşgörüsüzlüğe dönüşmüş ve onların daha demokratik fikirler üretmesine neden olmuştur. Bkz. J. M. Roberts, Avrupa Tarihi, çev. Fethi Aytuna, İstanbul, İnkılap Kitabevi, 2010, s. 345. Cromwell 1658’de ölünceye dek yönetimde kalır. Cromwell’den sonra güçlü bir aday çıkmaz ve Cromwell dönemindeki baskılar bu yönetime ve Püritanizm’e karşı bir görüş oluşturur. Parlamentoda monarşinin yeniden tesis edilmesini isteyenlerin çoğunlukta olması üzerine Stuart Ailesi http://www.jstor.org/stable/23622491 13 Collage’ın salonunda Latince bir söylev sunmak için yetkilendirilmesidir. Bu olayı kutlamak için uzunca bir şiir yazar ve bu şiirde Stuart ailesine övgüsünü dile getirir ve Restorasyon’dan önce yaşanan zorluklara atıfta bulunur: Korkunç kış gitti Ve neşeli ilkbaharın çıkarıyoruz tadını Güneşin sevecen yaklaşımı Her şeye yeni bir hayat veriyor (…) İşte böyle, yüce Prens, sen gelince Üzülen her kalp canlandı Muhteşem ışınların ve ilahi etkin Bize yeni bir hayat ve anlam verdi Değişmez kader Kilise ve Devlet’i mahvetti Ve gürültülü bir fırtınayla Her şeyin şeklini bozdu (Bent, s. xxix). Türkiye yolculuğu Covel’ın akademi dışındaki görevlerinin ilki olur. Covel’ın önceki aylarda büyükelçi Sir Daniel Harvey’nin sekreteri görevine gelmeyi umut ettiği ve bunun için anlaşma sağlamaya çalıştığı anlaşılıyor olmasına rağmen 17 Mart 1670’te, Levant Şirketi9 yardımcısı Sir Eliab Harvey, Covel’a, onu İstanbul’a papaz olarak göndermek için seçtiğini yazar (Leedham-Green, 2008). Levant Şirketi, İngiltere’nin Osmanlı İmparatorluğu ile ticaretinden sorumludur. Levant Şirketi’ne üye olan tüccarlar Osmanlı topraklarında ticaret yapma hakkına sahipti ve bu ticaret yolculuklarında onlara eşlik edenler arasında Osmanlı’da görev alan elçiler ve din görevlileri gibi resmi görevliler de bulunmaktaydı. Covel gibi Osmanlı topraklarında bolca seyahat eden bu kişiler aynı zamanda gözlemleriyle ilgili günlükler tutmuş ve bunları yayınlamıştır. Özellikle 17. yüzyılda seyahatnamelerin sayısının arttığını düşünürsek, Batı’nın Doğu’ya olan bu ilgisi sıradan bir merak olmaktan ziyade onun zenginliğini elde etme isteği olarak görülebilir. Osmanlı İmparatorluğu’nun yönettiği Doğu Akdeniz ticaretinde İngiltere de pay sahibi olmak istiyordu. Fransa ve Venedik gibi ülkelerin sahip olduğu imtiyazlardan 1660’ta yeniden iktidara gelir. II. Charles’ın geri dönmesi Anglikan kilisesini ve reform düzenlemelerini desteklemesi koşuluyla parlamento tarafından onaylanır. İngiliz krallığının uzun bir dönemden sonra tekrar yönetime gelmesine Restorasyon denir ancak bundan sonra Krallık parlamentonun üstünlüğünü de kabul etmiş olur. Bkz. Roberts, a.g.e., 2010, s.346. 9 Levant Company, Doğu Kumpanyası olarak da anılır. (bkz. John Covel, Bir Papazın Osmanlı Günlüğü, 2. b., çev. N. Özmelek, İstanbul, Dergah Yayınları, 2017, s. 13.) Levant Şirketi, 7 Ocak 1592’de İngiltere ve Osmanlı İmparatorluğu arasında ticaret yapma hakkı olan Türkiye Şirketi (Turkey Company) ile İngiltere’nin Venedik ticaretini yöneten Venedik Şirketi’nin (Venetian Company) birleşmesiyle kurulmuştur. M. Epstein, The Early History of the Levant Company, London, George Routledge and Sons Limited, 1908, s. 36. 14 yararlanmak, kapitülasyonların genişletilmesi İngiltere’nin Levant Şirketi’nin istekleri arasında yer alıyordu. Osmanlı tarafından Levant Şirketi’ne ve onun öncesindeki Türkiye Şirketi’ne10 sağlanan imtiyazlar, İngiltere’nin İspanya ile yaşadığı ambargo krizini aşmasına ve Akdeniz yoluyla Orta ve Doğu Avrupa pazarlarına ulaşmasına imkân tanımıştır. Bunun sebebi ise Katolik İspanya’nın hem Osmanlı İmparatorluğu’nun hem de Protestan İngiltere’nin ortak düşmanı olmasıydı. Covel’ın yasal tavsiye alma ve Cambridge’den yokluğunun üniversite üyeliğini zaman aşımına uğratmayacağını kesinleştiren bir kraliyet mektubunu güvenceye alma konusunda tedbiri elden bırakmadığı ve 1670 yılının sonlarına kadar İstanbul’a gitmek için hareket etmediği görülüyor (Leedham-Green, 2008). Bu nedenle üniversitedeki görevinin onun için en az İstanbul’daki görevi kadar önemli olduğunu söylemek mümkündür. Kral II. Charles, kendisine üniversiteden aldığı bursun ve tüm haklarının İstanbul’daki görevi boyunca devam edeceğini belirten özel bir izin verir. Bu izinde Dr. John Covel’ın sanki hâlâ görevliymiş gibi üniversite üyeliğine ait bütün kâr, kâr payı, maaş, ücret ve haklarını alması için yokluğunun idare edilmesi istenmektedir (Bent, 1893, s. xxx). Görünürde papaz olarak atanmış olmasına rağmen Covel’ın diplomatik bir görevinin de olduğu söylenebilir. İstanbul’daki büyükelçi Sir Daniel Harvey 1672’de öldüğünde elçiliğin tüm sorumluluğu yeni büyükelçi (Sir John Finch) atanıp Türkiye’ye gelene kadar iki yıl boyunca Covel’a kalmıştır. Londra’dan İstanbul’a gelirken büyükelçiye verilmek üzere önemli mektuplar Covel’a emanet edilmiştir. Hem Levant Şirketi’nden tanıdığı önemli ve yetkili kişilerin bulunuyor olması hem de kraliyetten göreviyle ilgili bir mektup elde etmeyi başarması da sıradan bir papaz olmadığının göstergesidir. Kapitülasyonlar11 1675’te elde edildiğinde IV. Mehmed’in Edirne’deki sarayında hazır bulunmasından da hem dinî hem de siyasi bir görevinin olduğu anlaşılıyor. Aynı zamanda Rum Ortodoks Patrikhanesi’nin12 ibadetle ilgili konularını araştırması, Larissa başpiskoposu Patrik 10 Turkey Company 1581’de Osmanlı topraklarında ilk defa ticaret yapma hakkı elde eden İngiliz tüccarların kurduğu şirket. 11 Bu kapitülasyonlar, Levant Şirketi’ne sonraki 150 yıl boyunca diğer kuruluşların ulaşamayacağı imtiyazlar tanır. James Theodore Bent, Early Voyages and Travels in the Levant, London, The Hakluyt Society, 1893, s. xxviii. 12 Fener Rum Patrikhanesi olarak da bilinir. 330 yılında Heraclea Metropoliti’nden bağımsızlığını elde etmiştir. Patrikhane, 1602’de Fener’deki Ayios Yeorgios Manastırı’na taşınmıştır. Normalde manastırlar yerel piskoposlara bağlıdır. Ancak ileride de görüleceği üzere bazı çok önemli ve tarihi manastırlar direkt Patrikhane’ye bağlanmıştır. 15 Dionysius’un tahsis törenine katılması13 ve papazların kendisine sağladığı yerlerde konaklaması gibi Yunan din adamlarıyla kurduğu yakınlıklar14 da dinin ve siyasetin iç içe ve birbiriyle sıkı sıkıya bağlı olduğunu ve dinin siyasi bir aparat olarak kullanıldığını gösteriyor. Bent (1893, s. xxviii), Covel’ın büyükelçilikle sıkı bir ilişkisi olduğu için dönemin siyasetini öğrenme şansı yakaladığından bahseder. Covel, 1670’ten 1677’ye değin süren İstanbul’daki görevi sırasında binaların, yazıtların ve bitkilerin çizimleriyle dopdolu olan bir dizi günlüğü derleyerek Anadolu’da ve Trakya’da geniş çapta seyahat eder. Resim, madeni para ve madalya, basılı kitap, nadir eşyalar ve özellikle de el yazması eserlerin hevesli bir koleksiyoncusudur ve Ely15 piskoposu Peter Gunning, Chester16 piskoposu John Pearson ve yakında Canterbury’nin17 başpiskoposu olacak olan William Sancroft’un telkiniyle Rum Ortodoks Kilisesi ve Transubstantiation18 (Ekmek ve Şarabın Dönüşümü) hakkında genel görüşünün önemli bir incelemesini yapar (Leedham-Green, 2008). O günlerde Sorbonne’da doktor olan M. Arnold tarafından başlatılan tartışma, Yunanların Aşai Rabbani19(Eucharist) ayininde kullanılan ekmek ve şarabın Hz. İsa’nın et ve kanına değiştirilmesi doktrinine uyup uymadıkları ile ilgiliydi. Çünkü Protestanlar, Doğu ve Batı kiliselerinin, yani Katolikler ve Ortodoksların birleşmesinden çok korkuyorlardı. Bent (1893, xxxii), bu konuyu çözüme ulaştırmak isteyen dönemin Fransa büyükelçisi Marquis de Nointel’in, İngiliz büyükelçisi Sir John Finch’i arkadaşlıklarını kullanarak etkilediğini ve böylece bu konuyu araştırma görevi verilen Covel’ın Yunan ruhban sınıfının bozulması ve cehaleti hakkında acımasız eleştiriler yapmasının da bunun bir sonucu olduğunu belirtir. Ancak 13 Bent, a.g.e., s. 146. 14 Metropolitin ona çok kibar davranarak ikramda bulunduğundan bahseder. (bkz. Dr John Covel, Voyages en Turquie 1675-1677, çev. Jean Pierre Grèlois, Paris, P. Lethielleux, 1998, s.52.) 15 İngiltere'nin doğu bölgesinde shire tipi bir kontluk olan Cambridgeshire’dadır. Merkezi Cambridge’dir. 16 İngiltere’nin kuzey-batı bölgesinde törensel kontluk olan Cheshire’dadır. Cheshire merkezi Chester'dir. 17 İngiltere’nin güney-doğu bölgesinde birinci seviyede ‘shire’ tipi bir törensel kontluk olan Kent şehrindedir. Kent içinde yer alan Canterbury Katedrali, İngiltere'nin en eski ve en ünlü Hristiyan yapılarından biridir. 18 Transubstantiation günümüzde Orta Çağ’a ait bir Hristiyanlık dogması olarak görülmektedir ve uzun dönem boyunca tartışılan bir konudur. Katolik kilisesi bu öğretiye uyarken, Protestanlar bu öğretiyi kabul etmiyordu. T. M. Thibodeau, “The Doctrine Of Transubstantiation In Durand’s Rationale”, Traditio, 51, (1996), s. 308–317, http://www.jstor.org/stable/27831940 (Erişim Tarihi: 11.04.2022). 19 Hristiyanlıkta Hz. İsa’nın çarmıha gerilmeden önceki gece havarileri ile yediği Son Akşam Yemeği'nin anıldığı ayindir. Hz. İsa’nın bu yemekte havarilere ekmek verirken “Bu benim bedenim” ve şarap verirken “Bu benim kanım” dediğine inanılır. Katolikler ve Ortodokslar Hz. İsa’yı anmak adına şarap içip ekmek yerler. Ancak Protestanlar Hristiyanlık inancı için öğreti ve ayinleri gerekli görmediklerinden, buna uymazlar. Bkz. T. Editors of Encyclopaedia Britannica, Eucharist, Encyclopedia Britannica, 27 July 2021, https://www.britannica.com/topic/Eucharist (Erişim Tarihi: 11.04.2022). 16 Covel’ın bu konuyu araştırması ister piskopos ve başpiskoposların isterse de büyükelçinin teşvik etmesi veya zorlamasıyla olsun, araştırma yapması ve bilgi toplaması dinî nedenlerden ziyade siyasidir ve Osmanlı’nın iç siyasetine dair bir argüman yaratma çabası olarak düşünülmelidir. Covel, Türkiye’de olduğu süre boyunca günlüğünde de görüleceği üzere bu konuda araştırma yapma fırsatı yakalamış ve bu araştırmasını bir kitap haline getirmiştir. Some Account of the present Greek Church, with Reflections on their present Doctrine and Discipline, particularly on the Eucharist and the rest of their seven Pretended Sacraments adındaki bu eser o ölmeden kısa bir süre önce 1722’de Cambridge’de basılmıştır ama Doğu ve Batı kiliselerinin birleşeceği düşüncesi gerçekleşmediğinden kitap basıldığında tartışma çoktan sonlanmış ve unutulmuştur (Bent, 1893, xxxii). Covel (1722, s.2), önsözde kitabın basılmasındaki bu gecikmeyi York ve Hollanda’daki gezgin hayatına ve zamanının üçte ikisini alan hayat boyu sürecek olan burslu öğrenci göreviyle sınırlandırılmış olmasına bağlar. Bu araştırmasını yaparken Türkiye’de kaldığı süre boyunca ona sağlanan yardım ve desteklere bir teşekkür olarak kitabını Türkiye Şirketi’nin sahibi Chandos dükü James Brydges’e adamıştır. Covel’ın bildiği diller arasında Fransızca, Yunanca, Latince ve İtalyanca vardır. Birçok Türkçe sözcüğü de öğrenmiş ve günlüğüne aldığı notlarda kullanmıştır. Çok sayıda piskoposla yerel Yunanca ve diğer Batılı seyyahlarla Fransızca ve İtalyanca dillerinde yazışır. Osmanlı İmparatorluğu’nda geçirdiği zamanının sonlarına doğru günümüzde İzmit ve İznik sınırlarında olan Nicomedia ve Nicaea antik şehirlerine seyahat eder. Aynaroz (Athos)20 hakkında yazılı bir açıklama bırakan ilk Batılı ve buraya ziyaret etmek için kabul edilen ilk İngilizlerden biri olur (Leedham-Green, 2008). Osmanlı İmparatorluğu’ndaki görevini bitirip İngiltere’ye acelesiz bir şekilde İtalya, Savoya ve Fransa yoluyla dönüşünden sonra Covel, 1679’da Cambridge’de, İlahiyat’ın 20 Yunanistan’daki Halkidikya’nın üç yarımadasından en doğuda olan kutsal dağ. 7. yüzyıl sonundan itibaren buraya keşişler yerleşir. Konstantinos Monomakhos’un (1042-1055) imparatorluk fermanları keşişlerin yaşam şartlarını değiştirmiştir. Bu fermanla birlikte Aynaroz’a kadınların ve dişi hayvanların girmesi yasaklanmış ve buradaki keşişler büyük bir mahrumiyet içinde yaşamaya başlamıştır. En parlak dönemi olan 15. yüzyılda kutsal dağda her birinde bin keşiş bulunan otuz manastır vardır. Zamanla eski önemini kaybeden bu yerde, 20. yüzyıl ortasında dört bin keşiş için 20 tane Rus, Bulgar, Sırp ve Yunan manastırı kalır. Yönetim bakımından muhtardırlar ve Türkler tarafından verilen bu imtiyaz 1927’de yeniden onaylanarak, Aynaroz Yunanistan’a bağlı bir dinî cumhuriyet olarak kalır. Manastırlarda yaklaşık 11.000 el yazması kitap koleksiyonu, imparatorluk kararnameleri ve fermanlar vardır. Osmanlı İmparatorluğu manastırlara ait olan çiftliklerin aşarına karşılık yıllık imtiyazlı vergi almıştır. Bu imtiyazı I. Murad vermiş ve II. Selim de onaylamıştır (1569). Bkz. Meydan-Larousse: büyük lûgat ve ansiklopedi, 1. Cilt, İstanbul, Meydan Yayınevi, 1969, s. 956. 17 Margaret21 vaizi22 seçilir ve kraliyet emriyle İlahiyat doktoru olur ancak hatip olma umutlarında hayal kırıklığına uğrar. Piskopos Gunning tarafından Littlebury, Essex’te ve 1681’de Christ’s College tarafından Kegworth, Leicestershire’da kilisede papaz olarak maaş ve yerleşim hakkı verilir. Ancak bu yerlerde uzun süre kalamaz çünkü 1681’de Orange prensesi II. Mary’e23 papaz olarak atanarak Lahey’e gider. Covel’ın kraliyet ailesi ile olan ilişkisi hayatında önemli bir yer tutar. Bent’e (1893, s. xxxi) göre, görevlendirmesi Ekim 1685’te Orange prensi III. William’ın24 Covel’ın İngiliz büyükelçisi Bevil Skelton’a25 yazdığı kocasının prensese karşı acımasız davranışını eleştiren bir mektubu26 öğrenmesi ve engellemesiyle beklenmedik bir şekilde sona erer. 21 Eğitimci, bilgin ve hayırsever olan Lady Margaret Beaufort (1443-1509) İngiliz Orta Çağ tarihinin en zengin kadınıdır. Servetini eğitim ve din alanlarına destek vermek için kullanmıştır. Richmond ve Derby kontesi, Kral VII. Henry’nin annesi ve Cambridge’deki Christ’s ve St. John College’ın kurucusudur. (bkz. Dr Frank Woodman, “Lady Margaret Beaufort”, Christ’s College University of Cambridge, https://www.christs.cam.ac.uk/lady-margaret- beaufort#:~:text=Margaret%20was%20the%20principal%20patron,%2Din%2Dlaw%20Henry%20VI. (Erişim Tarihi: 11.04.2022). 22 Bu görev Lady Margaret’in kiliseye verdiği önemin bir göstergesi olarak ilk olarak 1504’te başlamıştır. Yılda 10£ yardım alacak olan vaiz bunun için Londra’da veya başka yerde yıllık en az altı vaaz vermek zorundaydı. Bkz. University of Cambridge, News: Lady Margaret's 500 year legacy, 05 November 2004, https://www.cam.ac.uk/news/lady-margarets-500-year-legacy (Erişim Tarihi: 11.04.2022). 23 Kral II. James’in ve York ve Albany düşesi Anne Hyde’ın kızı olan II. Mary (1662-1694), 1689’dan 1694 yılında ölünceye kadar kocası III. William ile birlikte İngiltere’yi yönetmiştir. Anne-babası Katolik olan Mary amcası II. Charles’ın isteği üzerine Anglikan olarak yetiştirilmiştir. 32 yaşında çiçek hastalından ölmüştür. Bkz. T. Editors of Encyclopaedia, Mary II., Encyclopedia Britannica, 26 April 2022, https://www.britannica.com/biography/Mary-II (Erişim Tarihi: 11.04.2022). 24 III. William (1650-1702), Orange prensi II. William ve I. Charles’ın kızı Orange ve Kraliyet prensesi Mary’nin tek çocuğu olarak dünyaya gelir. Anne-babası gibi kendisi de Protestan’dır. Kuzeni II. Mary ile 1677’de evlenir. Katolik Kral II. James’in 1688’de sürgüne gönderilmesinden sonra boşalan İngiliz tahtına geçmeleri için önde gelen parlamento üyeleri tarafından ülkeye davet edilirler. Bu sayede yönetimi eşiyle paylaşarak kral olur ve 1702’deki ölümüne kadar İngiltere’de hüküm sürer. Bkz. J. S. Morrill, and Nesca A. Robb, William III, Encyclopedia Britannica, 15 March 2022, https://www.britannica.com/biography/William-III-king-of-England-Scotland-and-Ireland (Erişim Tarihi: 11.04.2022). 25 Sir Bevil Skelton (1641-1696), 1685’te Lahey’e büyükelçi olarak gönderilmiştir. Diplomatik haberlerin yanında III. William hakkında hoş olmayan şeyleri Kral II. James’e ifşa ettiği ve ayrıca III. William geldiği günden beri ondan hiç hoşlanmadığı anlatılmaktadır. Bkz. Henri A. van der Zee, William and Mary, London, Pan Books, 1975, s. 201. https://archive.org/details/williammary0000zeeh/page/206/mode/2up?q=Covell (Erişim Tarihi: 12.04.2022) 26 Van der Zee’ye göre, prenses II. Mary’ye Lahey’de eşlik eden Covel’ın başını çektiği, Anne Trelawney, yaşlı dadısı Mrs. Langford ve onun oğlundan oluşan bir grup, kocası III. William’ın şanına zarar verecek her türlü bilgiyi büyükelçi Skelton vasıtasıyla babası Kral II. James’e iletmekteydi. Bu kişiler, II. James’e damadı III. William’ın, prenses Mary’yi Elizabeth Villiers adlı bir nedimeyle aldattığını açıklamaya karar verirler. Prenses kocasının onu aldattığını bilmezden gelerek saklamaya çalışmıştır, ancak bunun başkaları tarafından da bilindiğini öğrenince çok üzülür. İngiltere’ye bilgi sızdırıldığından şüphelenen III. William, bir gün Skelton’a gönderilen mektupların önünü kesip onlara el koyar. Van der Zee’nin anlatımına göre, III. William, Covel’in mektupta kullandığı dili ruhban sınıfından birine yakıştıramaz. Gerçekten de mektubun içinde argo kelimeler olduğu ve lakayt bir tavırla yazıldığı görülmektedir. (bkz. Van der Zee, a.g.e., s. 202.) Covel mektupta, prensesin kalbinin kırılmak üzere olduğunu ve prensin onu adeta kölesi haline getirdiğini bildirir. Eğer Mary tahta geçerse III. William’ın İngiliz tahtında tam yetki sahibi olacağını 18 Bunun üzerine Covel hemen İngiltere’ye dönmek zorunda kalır ve ne olduğu ile ilgili hiçbir zaman konuşmaz. Ancak çalışmaları arasında bulunan ve Prenses Mary’ye yazılmış bir mektupta onun kral ile prensin ve prens ile prensesin arasını açmak istediğini iddia ederek onu kötüleyen dedikodulardan bahseder. Mektubu prensesin idam edilen büyükbabası I. Charles’a övgülerde bulunup onu anımsatarak “Tanrı bizim sabrımızı denemek için bize üzüntüler veriyor” diyerek sonlandırır (Bent, 1893, s. xxxi). Covel, bu olaydan sonra akademik görevlerine devam eder. Kasım 1687’de Prenses Mary’nin babası Kral II. James tarafından York şansölyesi (rektörü) tayin edilir. Ertesi yıl Christ’s College müdürü Ralph Cudworth ölür ve öğretim üyeleri kraliyet tarafından zorla getirilecek yeni bir müdür yerine Covel’ı seçerler (Leedham-Green, 2008). Böylelikle Covel, 1688’den 1722 yılında 84 yaşında ölünceye dek Christ’s College’ın müdürü olur. Covel çalışkan bir müdür olur ancak öğretim üyeleri öğrencilere oda kiralayarak kazanç elde etmesinden şikâyet ederler (Leedham-Green, 2008). Covel iki kez (1688 ve 1708 yıllarında) Cambridge Üniversitesi’ne rektör yardımcısı olarak seçilir ve ilk görevi olan 1689’da, kısmetine üniversiteyi ziyarete gelen eski Orange prensi, Muhteşem Devrim’den27 (1688) sonra yeni İngiltere kralı olan III. William’a üniversitenin sadakat konuşmasını yapmak düşer. Covel, büyük bir endişe içinde hemen kralın kendisini görmeyi onaylayıp onaylamayacağının aslını öğrenmek için aralarında o zaman üniversite adına parlamenter olan Isaac Newton’un da olduğu da öngörmüştür. Bu mektupların ortaya çıkmasından sonra prens III. William, karısını ona ihanet etmediğine dair inandırır ve Covel dâhil olmak üzere tüm muhbirleri derhal İngiltere’ye geri gönderir. Bkz. Van der Zee, a.g.e., s. 203. Covel’ın piskopos tarafından cezalandırılmasını isteyen III. Willliam’a rağmen, Covel döndüğünde hiçbir ceza almaz ve aksine Cambridge Üniversitesine rektör yardımcısı olarak atanır. (Van der Zee, a.g.e., s. 204.) Covel, daha sonra Kraliçe olan II. Mary’ye yazdığı bir mektupta bunun kraliyet ailesi ile arasını açmak isteyen bazı kişiler tarafından düzenlenmiş bir iftira olduğunu savunur. (Bkz. Bent, 1893, s. xxxi) 27 Kansız Devrim olarak da anılır. 1688’de Kral II. James’in bir oğlunun dünyaya gelmesi, II. Mary’nin tahta geçmesini engelleyeceği ve İngiltere’nin Katolik hanedanlığın elinde bulunmasına neden olacağı düşünülüyordu. Aynı tarihlerde Anglikan kilisesine bağlı yedi piskoposun yargılanması ile birlikte İngiliz soyluları birleşerek III. William’a İngiltere’ye çıkartma yapması ve yönetime geçmesini isteyen bir çağrıda bulunur. III. William, zaten bunun için hazır beklemekteydi ve kralın lağvedilmesinin aynı zamanda Katolik Fransa kralı XIV. Louis’nin de yayılmasının önüne geçeceğini düşünüyordu. Bunun üzerine İngiltere’ye gelen III. William ve II. James orduları arasında bir savaş başlar. Savaşta II. James’in ordusunun kendi isteğiyle teslim olması sonucunda III. William başarılı olur. III. William tahtı karısı II. Mary ile paylaşır ve II. James de yurtdışına kaçar. Tahtın değişiminde önceki iç savaşlarda olduğu gibi şiddet olayları yaşanmadığı için Kansız Devrim ve Muhteşem Devrim olarak anılır. Bu olaydan sonra, 1689’da Parlamento, kraliyetin gücünü kontrol altına alan bir Bill of Rights’ı (Haklar Bildirgesi) yürürlüğe koyar. Bununla, tüm özel yetkili mahkemeler kaldırılmış, parlamento onayı olmadan vergilendirme yapma ve parlamentonun rızası olmadan ordunun toplanması yasaklanmıştır. (bkz. Thomas William Heyck, The Peoples of the British Isles: A New History From 1688 to 1870, vol. 2, California, Wadsworth Publishing Company, 1992, s. 37-41.) 19 saraydaki güçlü tanıdıklarına mektup yazar. Sonunda Sir Owen Wynne’den kralın söylediği şu söz hakkında teminat alır: “Eğer Dr. Covel üniversite kuruluyla birlikte gelirse Majestelerinin elini öpmesine izin verilecek”; ancak aynı zamanda konuşmanın başka bir kişi tarafından yapılmış olmasının kralı daha memnun edeceğinden de bahsedilir (Leedham-Green, 2008). Bent (1893, s. xxxi) ise, Kral III. William’ın bu konu hakkında Dr. Covel ve üniversite rektör yardımcısı arasındaki farkı bileceğini söyleyen kısa bir cevap verdiğini belirtir. Bu konuda endişesini gideren cevaplardan sonra Dr. Covel, her şeye rağmen bu görevi kabul eder. Sonuç olarak, Covel’in ilerlemesinde ve atandığı bazı görevlerdeki başarısızlıklarında başına gelen talihsiz olayların etkisi olduğu görülmektedir. Covel’in geriye kalan hayatı Christ’s College’da geçer. El yazmaları Covel için çok önemlidir ve bu koleksiyonunu hayatının son yıllarına kadar saklar. Ancak bunlardan da büyük bir kazanç elde etmek niyetinde olduğu anlaşılıyor. Covel, 1719’dan beri el yazmalarının Lord Harley’e satışı ile ilgili Humfrey Wanley ile ara sıra şiddetli bir ilişki içindedir ve satış en sonunda 300£ ile sonuçlanır (Leedham- Green, 2008). El yazmalarının 12. ve 17. yy arasında değişen bazı 43 tanesi Harley koleksiyonunda kalır. Covel’ın Türkiye’de inceleme fırsatı bulduğu, satın aldığı veya kendisine hediye edilen el yazması eserlerin neler olduğu araştırmamızda yer almayacaktır ancak tarihi ve kültürel anlamda önemli bir katkı sağlayacağından bu konu ile başka araştırmalar yapılması oldukça mühimdir. Covel, 19 Aralık 1722’de Cambridge’de, Christ’s College’da ölür ve buradaki şapele gömülür. Onun için mezarında bir de kitabe bulunmaktadır ancak artık okunamamaktadır. Covel hiç evlenmemiştir ve çocuğu da yoktur. Bu yüzden ölümünden sonra varisleri yeğenleri olmuştur. 3000 civarındaki basılı kitapları Humfrey Wanley tarafından katologlandırılır ancak sonuç olarak yeğeni ve vasisi Henry Sorel tarafından 1724’te halka açık olarak satılır. Suffolk’taki arazi ve bir meblağ para diğer yeğenlerini de içeren birkaç mirasçı arasında bölünür. Ölümünden sonra vasiyetinde bıraktığı malvarlığı 300£ nakit paradır ve bunun dışında vasiyetinde Christ’s College’a borç olarak verdiği 100£’un vasiyeti uygulayan kişiye teslim edilmesini istemiştir (Leedham-Green, 2008). Bıraktığı miras hem o dönem hem de günümüz için oldukça değerli bir miktardır. The National Archives (t.y.) sitesindeki para dönüşüm sistemine göre, 1720’lerdeki 300£ günümüzde yaklaşık 34,800£ ile eşdeğerdir. Bu parayla o dönemde 55 at veya 72 koyun 20 alınabilmekteydi ve ticaret erbabı birinin yaklaşık dokuz yıllık ücretine denk gelmekteydi. 1.4.2. Dr. John Covel’ın Eserleri Günlüklerden başka Covel’dan geriye kalan eser Türkiye’deki araştırmaları sonucunda Rum Ortodoks kilisesi üzerine yazdığı uzun ve detaylı dinî kitaptır. Daha önce bahsettiğimiz gibi Covel’ın ölümünden kısa bir süre önce basılan bu eser hem uzun süre konusunda nitelikli bir eser olarak hem de Covel’ın en önemli eseri olarak kabul edilmiştir (Bent, 1893, s. xxxii). Eserin başlığı dönemin seyahat yazın türüne uygun olarak oldukça uzundur: Some Account of the present Greek Church, with Reflections on their present Doctrine and Discipline: particularly in the Eucharist, and the rest of their Seven Pretended Sacraments, compared with Jac. Goar's Notes on the Greek Ritual or Εύχολόγιον. Protestan İngiliz krallığı, 17. Yüzyılda Katolikler ile anlaşmazlık içerisinde olmasına karşın Ortodokslara karşı özel bir ilgi duyuyordu. Covel’ın Ortodoks ibadet şekilleri üzerine hazırladığı inceleme yazısı dönemin iki mezhep arasındaki sorunlarını oluşturuyordu. Ancak basılması uzun süre aldığı için artık konu güncelliğini yitirmişti (Covel, 1998, s. 9). Covel bu eseri hazırlamak için Yunan din adamları ile ilişkiler kurar. Onların kendisine gösterdiği nezaketten oldukça memnun kalır, ancak günlüklerine onların cehaletlerini yansıtmaktan da geri kalmaz. Edirne’de tanışma fırsatı bulduğu Kudüslü Dosithée Patriği ise dikkate değer bir istisnadır (Covel, 1998, s.8). Covel, araştırması için bazıları el yazması olan kitapları elde etmek amacıyla yaptığı bu dinî ziyaretlerden yararlanır. Ortodoks ibadet şekilleri üzerine hazırlayacağı kitabı için de bu ziyaretleri kullanır. Sonuçta çok detaylı ancak zamanında basılamadığı için önemini kaybetmiş bir eser hazırlamıştır. Covel’in İngiliz sarayı ile başını derde sokan bir diğer olay da The Interpreter of Words and Terms (Kelimelerin ve Terimlerin Yorumcusu) adlı eseridir. Kitaptaki bazı yerlerde kraliyetin “büyük gücünü aşağıladığı” için imha edilmesi emredilmiştir (Bent, 1893, s. xxxi). Leedham-Green ise Hollanda’da Synodus Bethlemitica başlığı altında yazdığı bir eserinin yayımlanmasının yasaklandığını belirtir. Covel bahçe bakımı ve meyve ağaçları hakkında da yazmıştır, ancak eserin adı bilinmemektedir. Bu konu hakkında ne kadar geniş bilgi sahibi olduğunu ileride seyahatlerinin incelendiği bölümlerde göreceğiz. 21 Covel’ın Christ’s College’da üniversiteye dair işlerini not aldığı Covel’s Book adındaki bir defteri de Christ’s College bünyesinde saklanmaktadır. Dr. John Covel’in gerek Bizans Araştırmaları ve gerekse de Türkiyat Araştırmaları açısından en önemli eseri ise günlükleridir. Her ne kadar seyahat günlüklerini yayımlamak amacıyla yazmış ve bunları Cambridge’e döndükten sonra tekrar okuyup Türkiye’de bulamadığı bibliyografik referanslardan notlar ekleyerek yazdıklarını yeniden düzenlemiş olsa da günlükler onun sağlığında basılamamıştır. Covel, 1716’da kitaplarını ve kendine ait belgeleri Oxford Kontu’na 300 sterline satar. Yazışmalarıyla seyahat günlüklerini içeren el yazmaları koleksiyonunun bir kısmı devralma ve satışların sonrasında 19. yüzyıldan beri British Museum’da korunmaktadır. Bu araştırmada incelediğimiz Dr John Covel Voyages en Turquie 1675-1677 adlı eserin hazırlanmasında yazışmaları, seyahat günlükleri ve notları içeren ve müzede B.M.Add. 22 910 - 22 914 numaralarıyla kayıt altına alınan el yazmalarının kullanıldığı belirtilmiştir (Covel, 1998, s.9). İlk defa 1893’te, The Hakluyt Society’nin28 yayımladığı İngilizler tarafından yapılan seyahatlerin anlatımlarına adanmış bir koleksiyondaki Early Voyages and Travels in the Levant adlı eserde Covel’ın günlüklerinden çeşitli ve dikkat çekici bölümlere yer verilir. Eserin ilk sayfasında Dr. John Covel’ın James Hyatt tarafından yapılan portresi bulunur. Eserin editörü James Theodore Bent detaylı bir giriş bölümünü kaleme almıştır. Giriş bölümünde “Of the Formation of the Levant Company of Turkey Merchants” başlığı altında Türkiye Tacirlerinin Levant Şirketi’nin29 kuruluşu, gelişimi ve İngiliz krallığı için önemine değinilir ve daha sonra Türkiye Tacirleri vasıtasıyla Türkiye’ye gelen sanatkâr Thomas Dallam30 ve papaz Dr. John Covel hakkında biyografik bilgilere yer verilir. Thomas Dallam hakkında verilen bilgiler daha çok onun org üretimi üzerine ustalığını ve 28 1846’da Londra’da kurulan dernek, önemli seyahatnameleri, gezi notlarını ve coğrafik materyalleri basmaktadır. Tarih ve coğrafi keşifler ile ilgili sempozyum ve konferanslar da düzenlemektedir. Dernek adını, İngiltere’nin denizaşırı seyahatlerini anlatan seyahatnamelerin ve her türlü belgelerin koleksiyoncusu olan Richard Hakluyt’tan (1552–1616) alır. 29 Bu konu hakkında daha detaylı bilgi “1.8. İngiltere’nin Doğu Ticareti ve Seyahatler” adlı bölümde verilecektir. 30 Doğum ve ölüm tarihi hakkında bilgi yoktur. Lancashire’daki Dallam köyünden geldiği biliniyor. Londra’daki Blacksmiths’ Company’de org yapımı işinde çalışmıştır. İstanbul’dan İngiltere’ye dönünce evlenmiş ve Robert, Ralph ve George adında üç oğlu olmuştur. 17. yüzyılın başlıca orglarının büyük bir kısmını o ve oğulları yapmıştır. Ürettiği orglar arasında Cambridge’de King’s College’da ve Worcester katedralindeki iki ünlü org da bulunur. Ancak bu iki orgun ilki iç savaş sırasında diğeri de bir isyanda parçalanmıştır. Bkz. Bent, a.g.e., 1893, s. xviii. 22 Türkiye’ye gönderilmek üzere hazırladığı orgun önemini anlatır. Dallam’ın III. Mehmed’e hediye edilmek üzere tasarladığı orgun İstanbul’a doğru yola çıkmasının The State Papers adlı bir gazetede “Diğer devletleri, özellikle de Almanları, mahcup edecek olan büyük ve merak uyandıran hediye Büyük Türk’e gitmekte” başlığı ile haber olduğunu belirtilir (Bent, 1893, s. xvii). Dallam’ın kişisel hayatı hakkında pek fazla bilgi yoktur. Birinci bölümde, I. Elizabeth’in III. Mehmed’e hediye olarak gönderdiği orgun teslim edilmesini ve montajını sağlamak için İstanbul’a giden Thomas Dallam’ın 1599- 1600 yılları arasındaki günlüğüne ve ikinci bölümde de Dr. John Covel’ın 1670-1679 yılları arasındaki günlüklerinden bölümlere yer verilir. Dallam’ın günlüğü Dr. Covel’ın günlüğü ile karşılaştırıldığında daha kısadır. Dallam’ın günlüğü l. ve 98. sayfalar arasında yer alırken, Covel’ın günlüklerinden alınan bölümler 99. ve 288. sayfalar arasında yer alır. Ayrıca Dallam’ın günlüğünde bulunan yazım ve dilbilgisi hataları ile anlatımın basitliği onun çok iyi bir eğitim almamış olduğunu göstermektedir. 1893’te basılan Early Voyages and Travels in the Levant adlı eserde ilk olarak Covel’ın 21 Eylül 1670’te İngiltere’den Türkiye’ye doğru deniz yolculuğuna başlamasının anlatımı yer alır. Daha sonra Türkiye’de geçirdiği yedi yılda gözlemlediği olaylar ve yerlerle ilgili anlatımlarla devam eden eser, rota üzerindeki konaklamaları sonucu yaklaşık iki yıl süren deniz yolculuğu sonunda İngiltere’ye geri dönüşü ile sona erer. Dr. John Covel’ın günlüklerinden alınan bölümlerin neredeyse tamamı Türkiye’yi anlatır. Covel’ın günlükleri, eserin 99. sayfasında, İngiltere’den gemiye binişleri ve Türkiye’ye doğru zahmetli deniz yolcuğu ile başlar. Covel’ı deniz tutması, Boğaz’dan Tunus’a geçiş, Kartaca, Tunus ve Cervi ziyaretleri ile devam edip İzmir’e ulaşmaları ile Türkiye’deki seyahatleri başlamış olur. Dr. John Covel’ın Türkiye’deki seyahatlerinden seçmeler ise sayfa 142’den başlar. 2 Nisan 1677’de Londra’ya gitmek üzere İstanbul’dan gemiye binişleri ve dönüş yolculuğunda uğradıkları yerlerin anlatımı sadece iki sayfadır. Günlükler sayfa 287’de, 12 Şubat 1679’da “kara bir Pazar sabahında” Londra’ya varmaları ile sona erer. Covel’ın günlüklerinin anlatımı ise toplam 206 sayfa tutmuştur. Bu yayına ait Covel’ın günlüklerinden yapılan alıntıların neredeyse tamamı B.M.Add. 22 192 numaralı el yazmasından gelmektedir, ancak yayıncı aşırı sıkıcı olacağını iddia ederek haritaları, eskizleri, transkriptleri ve arkeolojik açıklamaları dâhil etmemiştir. Bent tarafından hazırlanan bu anlatımda ilgi çekici konular arasında İngiltere’den İstanbul’a 23 deniz yolculuğu, İstanbul’daki diplomatik kutlamalar, Şehzade Mustafa’nın31 sünnet düğünü, Hatice Sultan’ın32 düğün töreni, dinî törenlerin anlatımı ve 1675’teki Edirne gezisi bulunmaktadır. Covel’a ait el yazmaları ve bilgiler çok uzun süre British Museum’da saklı kalmış ve hiç gün ışığı görmemiştir. Bunun en önemli nedeni çok fazla detay içermesinden dolayı çok sıkıcı bulunabileceği için yayıncıların günlükleri yayınlamayı yanaşmamasıdır (Bent, 1893, s. xxvi). Bu yüzden günlükler, basıma ilk defa hazırlanırken sıkıcı olabilecek detay bilgiler göz ardı edilmiştir. Örneğin, deniz seyahati sırasında deniz tutması ile ilgili uzun bir açıklama, Kartaca, Efes ve İstanbul’da bulunan her bir tarihi yer hakkında bir cilt dolusu bilgi günlükte kısaltılarak yer almıştır (Bent. 1893, s. xxvii). Ancak, 1893 basımı için seçilen konuların genellikle Osmanlı toplumu ve diplomasisi hakkında ilgi çekici olay ve bilgiler olması dikkate değerdir. Batı’nın Doğu’ya olan ilgisi ve merakının devam ettiğinin, onu anlama ve onun kültür ve tarihini öğrenme isteğinin sürdüğünün bir göstergesidir. Jean-Pierre Grélois tarafından hazırlanan, açıklamalar eklenen ve Fransızcaya tercüme edilen Dr. John Covel’ın Türkiye gezilerini anlatan günlükleri Dr John Covel Voyages en Turquie 1675-1677 adıyla 1998’de Paris’te basılmıştır. Bu kitap günlüklerin basıldığı ikinci eserdir ve süre bakımından daha kısa bir dönemi ele alır. Réalités Byzantines33 dizisinin 6. cildi olarak basılmıştır. Dolayısıyla büyük ölçüde Bizans eserlerinin ve yazıtlarının detaylı anlatımları ve gravür çizimleri yer alır. Roma ve Bizans antikaları dışında günlüklerde anlatılan ilginç ve önemli bilgiler arasında, tarihi coğrafya ve Osmanlı tarihi de vardır. Bu eserde sadece 1675-1677 yılları arasında Trakya, Ege ve 31 II. Mustafa (1664-1703) 6 Şubat 1695 ve 22 Ağustos 1703 tarihleri arasında hüküm süren 22. Osmanlı padişahıdır. Osmanlı padişahları arasında sefere çıkan son padişahtır. Avusturya seferindeki Zenta yenilgisi sonucunda Osmanlı’nın büyük ölçekte toprak kaybetmesine neden olan Karlofça Anlaşmasını (26 Ocak 1699) imzalamıştır. 32 IV. Mehmed’in kızıdır. Hatice Sultan’ın II. Vezir Musahip Mustafa Paşa (1640-1686) ile düğünü Edirne’de yapılmıştır ve 14 gün sürerek dönemin en büyük şenliklerinden biri olmuştur. bkz. Sami Ağaoğlu, Muhasip Mustafa Paşa Vakfı, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, (15), 2004, 377-399, s.380, https://dergipark.org.tr/tr/pub/sutad/issue/26281/276923 (Erişim Tarihi: 18.04.2022). 33 Réalités Byzantines dizisinin içeriğini genellikle Bizans dünyasının ekonomik ve sosyal yönlerini ele alan çalışmalar ile baskısı tükenmiş veya bulunması zor olan Fransızca ve diğer dillerdeki klasikler eserler oluşturur. Lethielleux yayınevi tarafından Paris’te basılan bu eserler sadece Bizans ve Orta Çağ tarihi uzmanları için değil, bu konuya ilgi duyan herkesin okuması için düzenlenmiştir. Bkz. Publications: Réalités byzantines, Orient Méditerranée, https://www.orient- mediterranee.com/spip.php?rubrique503&lang=fr (Erişim Tarihi: 11.04.2022) 24 Bitinya34 bölgelerine yaptığı seyahatler ve gezip gördüğü bu yerlerin coğrafi özellikleri, bitki örtüsü, Türk, Yunan, Yahudi ve Ermenilerin yerleşim yerlerindeki nüfus oranları, camii ve kiliselerin durumu ve sayısı, köprüler, hanlar, kaleler ve özellikle de Bizans eserleri hakkında verilen detaylı bilgiler bulunmaktadır. Bunlar dışında edindiği el yazmaları ve tarihi eserler hakkındaki bilgiler ile birlikte Türk toplumu ile ilgili aldığı notlar da dikkat çekicidir. Fransızca olan giriş bölümünde ilk olarak Dr. John Covel’ın doğum yeri ve tarihi, eğitimi, akademik kariyeri, Türkiye yolculuğu ve görevi hakkında kısa bilgiler ile Orange prensi III. William ile arasında geçen nahoş olay ve III. William’ın Cambridge Üniversitesi ziyareti öncesinde Covel’ın endişesi üzerine verdiği cevap35 yer alır. Daha sonra Covel’ın sahip olduğu el yazma eserlerin satışı ve el yazmalarının öneminden bahsedilir. Buna müteakip, 1893 yılında Hakluyt Society tarafından gerçekleştirilen günlüklerin ilk basımı hakkında verilen bilgiler arasında Dallam’ın seyahatnamesi ve I. Elizabeth’in III. Mehmed’e hediyesi olan org ile Covel’ın günlüklerinden hangi bölümlerin kullanılmış olduğu yer alır. Bu bölümde F. W. Hasluck’ın36 Hristiyanlık ve Bizans tarihi ile ilgili olarak yazdığı eserlerde37 Covel’ın günlüklerinden alıntı yapması ve kullandığı el yazmaları hakkında bilgi verilir. Son olarak mevcut basım için British Library’den aldıkları özel izinle kopyaladıkları günlüklerin hangi el yazmalarından alındığı ve Bizans çalışmaları açısından önemine değinilir. Bu eserde, günlüklerin hemen öncesinde Covel’in Türkiye seyahatinin krokilerinin yer aldığı Marmara ve Ege Bölgelerini kapsayan iki harita yer alır. Birincisi Pera’dan Edirne’deki Ortaköy’e, İznik’ten İzmir’e uzanan iki ayrı güzergâhı ve İznik, İzmit, İstanbul’un Anadolu yakası ve İstanbul Adalar’ı kapsayan toplam 49 seyahat durağını içerir. İkinci harita yine İstanbul’dan başlayan İznik ve İzmit çevresindeki duraklarla birlikte Marmara Denizi ve Adalar üzerinden Çanakkale’de son bulan bir yolculuk rotası ve Dr. Covel’ın ziyaret ettiği 40 farklı yerleşim yerini kapsamaktadır. Bu güzergâhlar ve 34 Anadolu'nun kuzeybatı bölgesi ve bu bölgede Antik Çağ’da kurulan krallık. Başlıca şehirleri Nikomedia (İzmit), Prusa (Bursa) ve Nikia (İznik)’dir. 35 “Dr. Covel ve üniversite rektör yardımcısı arasındaki farkı ayırt edebilirim.” Bkz. Covel, a.g.e., 1998, s.9. 36 Frederick William Hasluck (1878-1920), İngiliz antikacı, tarihçi ve arkeolog. 37 F. W. Hasluck, Christianity and Islam under the Sultans I-II, Oxford, 1929; F. W. Hasluck, The first English Traveller’s Account of Athos, ABSA 17, 1910-1911, p. 103-132; F. W. Hasluck, Bithynica, ABSA 13, 1906-1907, p.285-308; F. W. Hasluck, Inscriptions from the Cyzicene District, 1904, JHS XXV, 1905, p. 56-64. 25 duraklar ileride detaylı olarak anlatılacaktır. Günlükler eserin 24. ve 359. sayfaları arasında yer alır. Ancak eser karşılıklı sayfalarda İngilizce orijinali ve Fransızca çevirisi olmak üzere iki ayrı metin olarak düzenlendiği için Fransızca çeviriler dâhil olmadan el yazmalarından kopyalanan günlüklerin sayfa sayısı çizimler de dâhil olmak üzere toplam 167’dir. Birinci bölüm 2 Mayıs-27 Eylül 1675 tarihleri arasındaki Edirne’ye yolculuğu (24.-139. sayfalar), ikinci bölüm 6 Ekim-31 Ekim 1675 tarihleri arasındaki Bursa’ya yolculuğu (140.-185. sayfalar), üçüncü bölüm 30 Eylül-14 Aralık 1676 tarihleri arasındaki Mihaliç’ten İzmir’e yolculuğu ve İstanbul’a geri dönüşü (186.-237. sayfalar), dördüncü bölüm 16-26 Şubat 1676/7 tarihleri arasındaki İzmit, İznik vb. yerlere yolculuğu (238.- 329. sayfalar) ve son olarak beşinci bölüm 2-11 Nisan 1677 tarihleri arasındaki İstanbul’dan ayrılışı ve Çanakkale’ye kadar olan dönüş yolculuğunu (330.-359. sayfalar) ele alır. En uzun ve detaylı bölümü birinci ve dördüncü bölümler, yani sırasıyla Edirne yolculuğu ve İzmit, İznik vb. yerlere yolculuklar oluşturmaktadır. Bu yayındaki İngilizce metin el yazmalarındaki çizimlerin kopyalarını da içermektedir. Bazen çok küçük bir çizim, birkaç kelime veya bir harf bazen de en ince ayrıntısına kadar betimlenmiş bir camii veya bir hanın krokisi olan ve gerek uzun gerek kısa Yunanca veya Latince yazıtların kopyalarını içeren resimlerin sayıları bölümlere göre sırasıyla şöyledir: Birinci bölüm 44, ikinci bölüm 34, üçüncü bölüm 33, dördüncü bölüm 56, ve beşinci bölüm 10. Bu çizimler için eserin sonunda, 361.-408. sayfalar arasında toplam 47 sayfa Appendice Épigraphique (Epigrafik Ek) bölümü bulunur. Bu bölüme Covel’ın çizimlerini yaptığı Yunanca ve Latince dillerindeki yazıtların Fransızcaya çevirileri de eklenmiştir. Roma karakterlerindeki transkripsiyon Covel tarafından not edilen metne karşılık gelmektedir. Son olarak 28 sayfalık Index Général (Genel İndeks) bölümü yer alır. Ayrıca, esere eklenen toplam 1071 adet Fransızca dipnotlarla anlama açıklık kazandırılmıştır. Orijinal yazıma okumaya müdahale etmediği müddetçe sadık kalındığı Yunanca harflerin yardımıyla tamamen veya kısmen yazılmış Türkçe veya Ermenice sözcüklerden anlaşılabilir. Günlüklerin Fransızca tercümesi İngilizce orijinal metin ile birlikte yan yana verilmiştir. Noktalama ve metnin paragraflara bölünmesine kimi yerlerde müdahale edilmiştir. 26 1.5. DR. JOHN COVEL’IN 1893 VE 1998 YILLARINDA BASILAN GÜNLÜKLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI 1998’de basılan Dr John Covel Voyages en Turquie 1675-1677 adlı eserde günlüklerin seçilmesi 1893’te basılan Early Voyages and Travels in the Levant adlı eserden çok daha farklı olmuştur. El yazması günlüklerin düzenlenerek kitap haline getirildiği iki eserde içerik bakımından belirgin farklılıklar bulunmaktadır. 1998’de basılan eserde bölümlerin seçiminde coğrafi ve kronolojik tutarlılığa yer verilmiştir. Bu nedenle İstanbul dışında Marmara Denizi’nin her iki tarafında yer alan bölgelere yapılan seyahatler yayımlanmıştır. Bu yerlerin anlatımı dışında yer alan uzun metinlere yer verilmemiştir. Örneğin Edirne’de kapitülasyonların yenilenmesi amacıyla gittikleri saraydaki gözlemleri, şehzadenin sünnet düğünü ve Hatice Sultan’ın düğün töreni vb. 1998 yılında basılan eserde yer almaz. 1893 yılında basılan eserin başlangıcında yer alan günlükten bölümler 1998 yılında basılan eserde bulunmamaktadır. 1893 basımı günlüğün Birinci bölümü içerisinde yer alan günlüklerden kısa alıntılar ve içerikler şöyle sıralanmaktadır: 21 Eylül 1670’te Londra’dan yolculuğa başlama, 24 Eylül-12 Ekim 1670 tarihleri arasında adanın ucundan Cebelitarık Boğazı’na doğru deniz yolculuğu ve Covel’ı deniz tutması, 12 Ekim-29 Ekim 1670 tarihleri arasında Boğaz’dan Tunus’a yolculuk, Herkül’ün sütunları38 ve kutsal mekânları ziyaret, Tunus ve Kartaca’da duraklamaları (verilen tek tarih 31 Ekim), 7-10 Kasım 1670 tarihleri arasında Tunus’tan Cervi’ye deniz yolculuğu ve bu yolculukta gerçekleşen fırtına ve esir düşen denizcilerin anlatımı, 17-23 Kasım 1670 tarihleri arasında İzmir’e deniz yolculuğu, 26-30 Kasım 1670 tarihleri arasında İzmir’de yaşananlar ve Efes’e yolculuk ve son olarak 22-31 Aralık 1670 tarihleri arasında İzmir’den ayrılışları. Eserin geriye kalanı, Dr. Covel’ın Türkiye’deki gözlemlerini kapsayan günlüklerden seçme parçalar halinde yer alır. Bu parçalardan sonrası karışık ve düzensiz olarak verilmiştir ve ayrıca 1998 basımı eserde yer almamaktadır. Eser kronolojik bir sırada değildir ve konuların içerik benzerliğine göre sıralandığı görülmüştür. Bazılarında yıl veya tarih belirtilmemiştir. Bu kısımda yer alan konular kısaca şöyledir: 15 Ağustos 1671 ve 8 Kasım 1674 tarihlerinde patriğin takdis ayinleri, 38 Cebelitarık Boğazı’na Antik Çağ’da verilen ad. Kuzey sütunun Cebelitarık kayası ve güney sütunun ise Ceuta’da bulunan Hacho Dağı veya Fas’ta bulunan Musa Dağı olduğu düşünülmektedir. 27 21-23 Aralık tarihlerinde Dr. Covel’ın hastalanması (Adalar’a gittiğinden bahsediyor ama yıl belirtilmemiş), Dr. Covel’ın D. Hillary Bubuli adındaki genç bir papaz ile arasında geçenlerin aktarıldığı ve Rum Ortodoks kilisesi ve Katolik kilisesinin ayrıldığı noktalar üzerine bir bölüm (7 Şubat 1667 tarihi verilmiş), Selanik Kaymakamı’nın Kral II. Charles’a mektubu (30 Temmuz) ve ardından IV. Mehmed’in Kral II. Charles’a mektubu, Aralık 1673’te şehzadenin39 doğumu, 6 Ocak-26 Mart 1674 tarihleri arasındaki günlüklerde Kalenderiyye40 dervişlerinin tasviri, 28 Ağustos 1673’te ölen Sir Daniel Harvey’nin cenazesiyle 10-14 Nisan 1674’te İzmir'e yolculukları, 26 Nisan-2 Mayıs 1674’te Sir Daniel Harvey’nin cenazesinin İngiltere’ye gönderilmesi ve İstanbul’a dönüşleri, 1 Nisan (yıl yok) Büyük Perşembe41 ve 23 Mart 1676 Kutsal Hafta42 Ortodoks ayinleri, 17-19 Temmuz (yıl yok) Sultana Sporca43 adlı bir kadın ve IV. Mehmed’in arasında geçen bir olay, 24 Ağustos 1676 IV. Mehmed’in çadırlarının anlatımı, Galata Mevlevihanesi ve Türk musikisi hakkında anlatım (tarih verilmemiştir). Yukarıda bahsedilen konular Dr. Covel’ın gözlemlerine kendi yorumlarını ve başkalarından duyduklarını eklediği bölümlerdir. Günlüğün en çok öznel yargılar içeren ve hikâyeye benzeyen kısımlarıdır. Bu bölümler daha çok Osmanlı tarihini ve toplumsal yapısını anlatmaktadır. Antikite ve Bizans eserleri ile ilgili bölümlerin seçildiği ve anlatıldığı 1998 basımı eserde yer almaması içerik açısından uyumlu olmamasının bir sonucudur. Dolayısıyla, günlüklerin 1893 ve 1998 basımları arasında belirgin farklar bulunmaktadır. İki eserin ortak tek noktası Edirne yolculuğu ve Edirne’de geçen olayların bir kısmının ele alınmasıdır. Ortak bölümlerin anlatıldığı sayfa numaraları şu şekildedir: 1675 Edirne yolculuğunun, yani yol boyunca uğradıkları yerlerin anlatıldığı bölümler, 1893 basımında 171. ve 190. sayfalar arasındayken aynı bölümlerin anlatımı 1998 basımı olan eserde 24. ve 76. sayfalar arasındadır. Diğer bir deyişle 1998 Paris basımı olan eser, 39 III. Ahmed (30 Aralık 1673, Dobriç-1 Temmuz 1736, İstanbul), 22 Ağustos 1703-1 Ekim 1730 tarihleri arasında hüküm süren 23. Osmanlı padişahıdır. 40 Dünyayı ve dünyevî değerleri umursamayan, içinde yaşadıkları toplumun, toplumsal düzenin inanç ve geleneklerine karşı çıkan, bunu kılık kıyafet, tutum ve davranışlarıyla gündelik hayatlarına da yansıtan sûfîlere kalender, bunların temsil ettiği tasavvufî zümrelere de genel olarak kalenderiyye veya kalenderîlik adı verilmiştir. Nihat Azamat, Kalenderiyye, TDV İslâm Ansiklopedisi, t.y., https://islamansiklopedisi.org.tr/kalenderiyye (Erişim Tarihi: 18.04.2022). 41 Paskalya’dan önceki Perşembe günü, Hristiyanlıkta dini gün olarak kutlanır. Hz. İsa’nın havarilerinin ayaklarını yıkaması ve havarilerle birlikte yediği Son Akşam Yemeği anılır. 42 Çile Haftası olarak da anılır. Hz. İsa’nın insanoğlu için acı çektiğine inanılan haftaya verilen addır. Paskalya’dan bir hafta önceki tarihte kutlanır. 43 Kirli Sultan (İtalyanca) anlamına gelmektedir. Genç ve güzel esir kızları Sultan’a ve diğer zengin veya makam sahibi kişilere satan bir kadın ile ilgili bir olay anlatılmaktadır. 28 Edirne’ye yolculuk ile başlar. 1893 ve 1998 basımı eserlerde ortak olan ilk bölüm olan 1675 Edirne yolculuğunun anlatımında yer alan günlükler kronolojik bir şekilde sıralanmıştır. Rota üzerinde uğradıkları duraklar ve tarihler şu şekildedir: 2 Mayıs Küçük Çekmece, 3 Mayıs Büyük Çekmece, 4 Mayıs44 Silivri'ye doğru yola çıkış ve Kumburgaz (1998 basımı günlüklerde Silivri hakkında çizimler verilmiş), 5 Mayıs Çorlu, 6 Mayıs Karıştıran’a doğru, 7 Mayıs Lüleburgaz’a doğru, 8 Mayıs Babaeski’ye45 doğru ve Aziz Nicholas kilisesinin anlatımı, 9 Mayıs Havsa’ya, 10 Mayıs Edirne’ye yolculuk. Edirne’ye yolculuğun anlatıldığı bölümde araya resim, çizim ve gravürlerin girmesiyle birlikte iki eser farklılaşmaya başlıyor. Bu farklılaşma 1998 basımı eserde sayfa 76’ya, 1893 basımı eserde ise sayfa 190’a denk gelmektedir. Daha sonra 1998 basımı eserdeki anlatıma orijinal günlüklerde olduğu üzere çizim, harita ve gravürlerin eklenmesiyle birlikte bunları içermeyen 1893 basımı, Edirne’de 1675 yılında gerçekleşen hadiselerin anlatımına geçer. Bunlardan kısaca bahsedecek olursak: Büyücüler, Ragusa depremi, Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmed Paşa’nın huzurunda, Alman elçisi, saray merasimleri, nahıllar, Şehzade Mustafa’nın tasviri, Mevlit kandili, Şehzade Mustafa’nın sünnet töreni, Türk musikisi, raks ve eğlenceler, oyunlar ve gösteriler, cambazlar, hokkabazlar, ateşbazlar ve fişek gösterileri, Hatice Sultan’ın düğün töreni, nikah töreni, düğün alayı, düğün eğlenceleri ve şahinle avlanmadır. İki eserin ikinci ve son kez aynı günlüklere yer verdiği bölümler yine Edirne’de geçen olayların anlatımı ile ilgilidir. 1998 basımı eserde 84-104 numaraları arasındaki sayfalarda yer alan bu bölüm, 1893 basımı eserde 241-257 numaraları arasındaki sayfalarda yer almaktadır. 1893 basımında “1675” başlığıyla yer alan bu bölümde geçen olaylar şu şekildedir: Edirne’de Veba, Edirne’nin nehirleri, şarap ticareti, kutsal topraklar, Edirne civarı ve batıl inanışlar. Edirne hakkındaki bu bölümden sonra iki eser tamamen farklı olarak devam ediyor ve sonlanıyor. Bu bölümde farklılaşmanın nedeni yine çizimlerin ve şekillerin detaylı bir şekilde anlatımı ve eserlerin temasının, yani içerikte yer verilmek istenen konuların farklı olmasıdır. 1998 basımı eserde 104. sayfadan sonra tarihi eserlerin, yazıtların ve mimari eserlerin tasvirleri çizimleriyle birlikte anlatılmaya devam edilir. 1893 basımında ise 257. sayfadan sonra anlatılan konular yine Osmanlı 44 1893 Paris basımında aynı günlüğün tarihi 3 Mayıs olarak verilmiştir. Bkz. s. 180. 45 Günlüklerin Türkçe çevirisi olan Bir Papazın Osmanlı Günlüğü adlı eserde bu yer Babaköy olarak adlandırılmıştır. Bkz. s. 116. İngilizce metinde yerin adı Bobbáscui olarak geçtiği için böyle çevrilmiş olmalı. 29 sarayı ve toplumu ile ilgilidir: Divan-ı Hümayun’da, ziyafet, IV. Mehmed’in huzurunda, müftünün huzurunda, Vânî Mehmed Efendi46, kapitülasyonların alınması. 257. sayfada başlayan ayrımdan sonra 1893 basımı eser 287. sayfada sona erer. Ancak Covel’ın günlüğü sayfa 280’de eve dönüş ile sonlanır, sonraki 7 sayfada anlatılanlar Bent’in kaleminden anlatılır ve Dr. Covel’ın günlüklerinden alınan farklı yer ve tarihlerden özetlere yer verilir. Bent (1893, s.280), Dr. Covel’ın günlüklerinin birbirini takip eden iki cildinin Edirne’ye ziyareti ile sona erdiğini ancak farklı yolculukları anlatan birkaç tane kısa günlükleri daha olduğundan ve çok uzamaması için bu esere eklenmediklerinden bahseder. Bahsi geçen kısa günlüklerden bir tanesinin başlığı şöyledir: 16 Şubat 1676/7 İzmit, İznik ve vb. Yerlere Yolculuğumuz. 1.6. SEYYAH OLARAK DR. JOHN COVEL Covel, Türkiye'de kaldığı yedi yıl boyunca çok çeşitli alanlarda bir yığın bilgi toplamayı başarır. Topografya, mineraloji, botanik, zooloji, demografi, etnografı, nozografi47, siyaset, ekonomi, müzik, ilahiyat, gastronomi, filoloji, mimari, arkeoloji, epigrafi gibi çeşitli alanlarda bilgileri günlüğüne not eder. Çağdaşı diğer Avrupalı gezginler gibi Klasik Antikiteye, Antik Yunan ve Roma dönemlerinden kalan eserlere karşı bir hayranlığı vardır. Aynı zamanda Bizans ve Osmanlı anıtlarına dair notları da bulunmaktadır ki bu araştırmamız açısından oldukça önemlidir. Covel’ın hem Antikite hem de Türk eserlerine olan hayranlığı ve bu konu hakkında yaptığı gözlem ve incelemeler, o dönemde gelişmekte olan Batı’nın Doğu’ya bakışının bir örneğidir. Avrupa’nın Antikite tutkusu Rönesans ile başlamıştır. Orta Çağ bilginleri kendilerini Antikite’den daha değerli ve yüksek seviyede görürken, 15. yüzyılda başlayan Hümanizma, Neo-Platonizm gibi düşünce akımları, Orta Çağ’ın “kasvetli” havasının yerini alarak insanı merkeze almıştır (Lee, 2012, s. 12). Antik sanat eserlerinde ve 46 IV. Mehmed döneminin dinî ve siyasî alanda en etkili kişilerinden biridir. 17. yüzyılın dinî hayatında önemli bir yer tutan mutasavvıf-fakih çekişmesinde fakihlerin yanında yer almıştır. Mutasavvıflar ruhun, batının, iç âlemin ve görünmeyenin tarafını tutarken, fakihler görünenin, dünya ve evrenin, amelin, okuyarak öğrenmenin tarafını tutmaktaydı. Mutasavvıf şair Niyâzî-i Mısrî’nin Bursa’dan Limni adasına sürülmesi, Babaeski’de bulunan bir Bektaşî tekkesinin yıktırılması, Mevlevî ve Halvetî dergâhlarının kapattırılmasından sorumlu tutulmaktadır. Bkz. Erdoğan Pazarbaşı, “Mehmed Efendi, Vanî”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mehmed-efendi-vani (18.04.2022). 47 Nosography, metodik olarak hastalıkların sınıflandırılması bilimi. 30 edebiyatta büyük etki bırakan ve Avrupa’nın Antik Yunan’a karşı tavrını tamamen değiştiren bu yönelim, Yunan olan her şeye bir mükemmellik ve yücelik atfetme olarak kendini gösterir. 17. yüzyıl aydınlarının Antikite ilgisinin gelişmesinde ise garip ve mistik Doğu’yu tanıma, anlama ve değerlendirme konusundaki isteklerinin payı da vardır. Ancak Batı, Doğu’yu kendi kavramlarına göre anlamaya çalışırken Batı’da olan şeylerin Doğu’da olmadığı üzerinden bir “öteki” yaratma yoluna gider (Yavuz ve Pehlivanoğlu, 2008, s. 154). Böylece Doğu hakkında kendini temele alarak bilgi sahibi olmaya çalışan Batı, onu yönetme ve ona egemen olma hakkını da kendinde görür. Batı’nın bu tutumu sömürgeciliği meşru kılan bir düşünce sistemi olan Şarkiyatçılık olarak adlandırılmaktadır. Covel, Türkiye’ye geliş amacı seyahat etmek ve yeni yerler görmek olan maceracı bir seyyah değildir. Bilimsel disiplinden gelen bir kişidir. Dolayısıyla da çok yönlü bir kişiliğe sahiptir. Gezip gördüğü yerlerde bir botanikçi gibi bitki örtüsünü, bir coğrafyacı gibi o yerin fiziki ve coğrafi özelliklerini, bir diplomat gib