Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Radyo Televizyon ve Sinema Anabilim Dalı TÜRK DİZİLERİNİN ULUS ÖTESİ HAYRANLARI VE TURKISH DRAMAS APPRECIATION FACEBOOK GRUBU Begüm CANKORUR Yüksek Lisans Tezi Ankara, 2024 TÜRK DİZİLERİNİN ULUS ÖTESİ HAYRANLARI VE TURKISH DRAMAS APPRECIATION FACEBOOK GRUBU Begüm CANKORUR Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Radyo Televizyon ve Sinema Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi Ankara, 2024 YAYIMLAMA VE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI BEYANI Enstitü tarafından onaylanan lisansüstü tezimin tamamını veya herhangi bir kısmını, basılı (kâğıt) ve elektronik formatta arşivleme ve aşağıda verilen koşullarla kullanıma açma iznini Hacettepe Üniversitesine verdiğimi bildiririm. Bu izinle Üniversiteye verilen kullanım hakları dışındaki tüm fikri mülkiyet haklarım bende kalacak, tezimin tamamının ya da bir bölümünün gelecekteki çalışmalarda (makale, kitap, lisans ve patent vb.) kullanım hakları bana ait olacaktır. Tezin kendi orijinal çalışmam olduğunu, başkalarının haklarını ihlal etmediğimi ve tezimin tek yetkili sahibi olduğumu beyan ve taahhüt ederim. Tezimde yer alan telif hakkı bulunan ve sahiplerinden yazılı izin alınarak kullanılması zorunlu metinleri yazılı izin alınarak kullandığımı ve istenildiğinde suretlerini Üniversiteye teslim etmeyi taahhüt ederim. Yükseköğretim Kurulu tarafından yayınlanan “Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” kapsamında tezim aşağıda belirtilen koşullar haricince YÖK Ulusal Tez Merkezi / H.Ü. Kütüphaneleri Açık Erişim Sisteminde erişime açılır. o Enstitü / Fakülte yönetim kurulu kararı ile tezimin erişime açılması mezuniyet tarihimden itibaren 2 yıl ertelenmiştir. (1) o Enstitü / Fakülte yönetim kurulunun gerekçeli kararı ile tezimin erişime açılması mezuniyet tarihimden itibaren ….. ay ertelenmiştir. (2) o Tezimle ilgili gizlilik kararı verilmiştir. (3) 25/06/2024 Begüm CANKORUR 1“Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” (1) Madde 6. 1. Lisansüstü tezle ilgili patent başvurusu yapılması veya patent alma sürecinin devam etmesi durumunda, tez danışmanının önerisi ve enstitü anabilim dalının uygun görüşü üzerine enstitü veya fakülte yönetim kurulu iki yıl süre ile tezin erişime açılmasının ertelenmesine karar verebilir. (2) Madde 6. 2. Yeni teknik, materyal ve metotların kullanıldığı, henüz makaleye dönüşmemiş veya patent gibi yöntemlerle korunmamış ve internetten paylaşılması durumunda 3. şahıslara veya kurumlara haksız kazanç imkanı oluşturabilecek bilgi ve bulguları içeren tezler hakkında tez danışmanının önerisi ve enstitü anabilim dalının uygun görüşü üzerine enstitü veya fakülte yönetim kurulunun gerekçeli kararı ile altı ayı aşmamak üzere tezin erişime açılması engellenebilir. (3) Madde 7. 1. Ulusal çıkarları veya güvenliği ilgilendiren, emniyet, istihbarat, savunma ve güvenlik, sağlık vb. konulara ilişkin lisansüstü tezlerle ilgili gizlilik kararı, tezin yapıldığı kurum tarafından verilir *. Kurum ve kuruluşlarla yapılan işbirliği protokolü çerçevesinde hazırlanan lisansüstü tezlere ilişkin gizlilik kararı ise, ilgili kurum ve kuruluşun önerisi ile enstitü veya fakültenin uygun görüşü üzerine üniversite yönetim kurulu tarafından verilir. Gizlilik kararı verilen tezler Yükseköğretim Kuruluna bildirilir. Madde 7.2. Gizlilik kararı verilen tezler gizlilik süresince enstitü veya fakülte tarafından gizlilik kuralları çerçevesinde muhafaza edilir, gizlilik kararının kaldırılması halinde Tez Otomasyon Sistemine yüklenir. * Tez danışmanının önerisi ve enstitü anabilim dalının uygun görüşü üzerine enstitü veya fakülte yönetim kurulu tarafından karar verilir. ETİK BEYAN Bu çalışmadaki bütün bilgi ve belgeleri akademik kurallar çerçevesinde elde ettiğimi, görsel, işitsel ve yazılı tüm bilgi ve sonuçları bilimsel ahlak kurallarına uygun olarak sunduğumu, kullandığım verilerde herhangi bir tahrifat yapmadığımı, yararlandığım kaynaklara bilimsel normlara uygun olarak atıfta bulunduğumu, tezimin kaynak gösterilen durumlar dışında özgün olduğunu, Prof. Dr. Ahmet Serhat Kaymas danışmanlığında tarafımdan üretildiğini ve Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tez Yazım Yönergesine göre yazıldığını beyan ederim. Begüm CANKORUR iv TEŞEKKÜR Bu konuyu yazmam için beni teşvik eden ve her anlamda engin bilgisini, vaktini benden esirgemeyen değerli danışmanım Prof. Dr. Ahmet Serhat Kaymas’a sonsuz teşekkür ederim. Ne zaman çıkmaza girsem yüzümü güldürdüğü, bana bu motiveyi verdiği, bu süreci benim için hafifleştirdiği için sabrına, güzel enerjisine ve emeğine minnettarım. Değerli Prof. Dr. Mutlu Binark’ın da aynı şekilde içten destekleri ve verdiği emeğe hem bana hem tezime olan değerli katkısına ve parıldayan enerjisine, engin bilgisine ne kadar teşekkür etsem az… Lisansüstü eğitimim boyunca ufkumu açtıkları ve ışığım oldukları için şanslı hissediyorum. Değerli jüri üyelerim sayın Dr. Öğr. Üyesi Deniz Tansel İlic’e ve sayın Doç. Dr. Orhun Yakın’a bana vakit ayırdıkları ve tüm destekleri için çok teşekkür ederim. Yolumuz kesiştiği için mutluyum. Tüm bu sürecin arkasında hayatım boyunca bütün stresimde, heyecanımda, tüm duygu durumumda yanımda olan ve kararlarımı kuvvetle destekleyen, bu denli sevgilerini bana hissettiren ve güçlü hissetmemi sağlayan, beni tekrar tekrar ayağa kaldıran mutluluk kaynaklarım, beni ben yapan değerlilerim, benim güzel annem, babam, anneannem, dedem, ailem. Çok şanslıyım ki iyi ki varsınız, hepinizi tüm kalbimle seviyorum, bana kattıklarınız için sonsuz teşekkür ederim. Bununla birlikte hayatımda güzellikleri yaşatan ve bana neşe katan arkadaşlarıma da teşekkür ederim. Son olarak bu tezin ana kaynağı olan TDAG ailesine, benimle görüşen tüm “hayranlara” benimle tez canlılıkla konuşmayı sürdürmelerinden ve yine bu süreçte aklımda soru işareti bırakmamalarından dolayı teşekkür ederim. v ÖZET CANKORUR, Begüm. Türk Dizilerinin Ulus Ötesi Hayranları Ve Turkish Dramas Appreciation Facebook Grubu, Yüksek Lisans Tezi, 2024. Türk dizilerinin ulus ötesindeki dağılımı ve popülerliğinin arttığı bilinmektedir. Bunun odağında, hayranlığın öznesini oluşturan çok uluslu bireyler tespit edilmiş, bu noktada farklı kültürel kimliklere ve izleyicilere olanak sağlayan sosyal medya ortamındaki Türk dizilerinin ulus ötesi hayran topluluğu özelinde bir izleyici çalışması yapılmıştır. Hayran olarak kendini tanımlayan bireyler bu çalışma içerisinde hayranlık, Türk dizileri ve Türkiye’ye işaret eden durumlar ile üç seviyede ortaya çıkmaktadır. Bu tezin yazarı, popüler kültür içerisindeki popüler beğeni yaklaşımını sosyal medya dolayımında oluştuğunu kabul ederek araştırmayı anlamlandırma içerisindedir. Çeşitli ülke izleyicileri ile kurduğu ilişki bağlamında, kültürel ve sosyal sermaye dönüşümünün beğeniyi şekillendirdiği görüşünden yararlanmaktadır. Alanyazında kısıtlı ele alınmış bu konu, alanyazın içerisinde izleme nedenlerini büyük ölçüde kültürel yakınlık teziyle ilişkilendirildiğini gözlemlemiştir. Buna karşın kültürel yakınlık tezini eleştirel bir şekilde ele alan tez çalışması, Türk dizilerini yalnızca birbirleriyle yakınlık kurulan dil, din, kültür ve coğrafya nedeniyle bir izleme deneyimine indirgenmemesi gerektiğini öne sürmektedir. Bu doğrultuda, ulus ötesi hayranların izleme deneyimlerini ve hayranlık pratiklerini, sosyal medya ortamında anlamlandırmayı hedeflediği için sanal topluluk yaklaşımıyla ilişkilendirmiştir. Bu amaçla, Facebook platformundaki Turkish Dramas Appreciation topluluğunun kaynakları ve birden çok çeşitli ülkelerde bulunan 24 hayran ile derinlemesine görüşmeler temelinde konu incelenmiştir. Saha bulguları içerisinde TDAG’ın, Türk dizi hayranlığı, aktör hayranlığı ve Türkiye hayranlığı ile birbirine dönüşebilen türden hayranlık çeşitlerinin motive kaynağını oluşturduğu ve dolaylı etkisine rastlanmıştır. Bununla beraber, popüler beğeninin demografik özelliklerin belirlenmesinde belirleyici bir özelliğinin olmadığı, bireylerin kültürel, sosyal ve ekonomik yönden çeşitliliği ortaya çıkmıştır. İzleme deneyimlerinin ardından gelişen popüler beğeniden kaynaklı bir duygusal yakınlık ile Türkçeye, Türk kültürüne, Türkiye’ye, yeme-içme pratiklerine, müziğe duyulan ilginin artması ile gündelik yaşam pratikleri arasına entegre edildiği topluluk özelinde gözlenmiştir. Hayranların çevrimiçi ve yüz yüze etkinlikleriyle de bağlantısı kurulmuştur. Anahtar Sözcükler Ulusötesi hayranlık, sanal topluluk, sosyal medya, popüler beğeni, Türk televizyon dizileri vi ABSTRACT CANKORUR, Begüm. Transnational Fandom Of Turkish Series And Turkish Dramas Appreciation Facebook Group. Master’s Thesis, Ankara, 2024. It is known that the transnational spread and popularity of Turkish series is increasing. At the core of this, multinational individuals who constitute the subject of the fandom created in the social media environment were identified, and at this point, an audience study was conducted in the context of the transnational fan community of Turkish series, which enables different cultural identities and audiences. Individuals who identify themselves as fans obtained from three levels in this study with situations that indicating to fandom, Turkish series and Turkey. The author of this master’s thesis is in the process of making sense of the research by accepting that the popular taste approach in popular culture is formed through social media. In the context of the country's audience, utilizes the view that cultural and social capital transformation shapes taste. This issue, which has been dealt with to a limited extent in the literature, has been observed that the reasons for viewing in the literature are largely associated with the cultural proximity thesis. However, this thesis critically examines the cultural proximity thesis and argues that Turkish series should not be reduced to a viewing experience only because of establish intimicy with language, religion, culture and geography. Accordingly, it is associated with the virtual community approach as it aims to make sense of the viewing experiences and fandom practices of transnational fans in the social media environment. Explored based on the resources of the Turkish Dramas Appreciation community on the Facebook platform and in-depth interviews with 24 fans located in multiple countries. The findings show that, TDAG was found to be a source of motivation and indirect influence of Turkish series fandom, actor fandom, Turkey fandom and other types of fandom that can be transformed into each other. However, popular taste does not have a determining feature in determining demographic characteristics, and individuals' cultural, social and economic diversity is shaped. It has been observed in the community that with an affective affinity arising from the popular taste that develops after the viewing experiences, the interest in Turkish laungauge, Turkish culture, Turkey, food and beverage practices, and music has increased and has been integrated into daily life practices. It is also connected to fans’ online and face-to-face activities. Key Words Transnational fandom, virtual community, social media, popular taste, Turkish TV series vii İÇİNDEKİLER KABUL VE ONAY.........................................................................................................i YAYIMLAMA VE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI BEYANI.................................ii ETİK BEYAN.................................................................................................................iii TEŞEKKÜR....................................................................................................................iv ÖZET................................................................................................................................v ABSTRACT....................................................................................................................vi İÇİNDEKİLER..............................................................................................................vii KISALTMALAR DİZİNİ...............................................................................................x TABLOLAR DİZİNİ......................................................................................................xi ŞEKİLLER.....................................................................................................................xii GİRİŞ................................................................................................................................1 1. BÖLÜM: MEDYA VE HAYRANLIK OLGUSU.....................................................9 1.1. HAYRANLIK ÇALIŞMALARI VE ALANYAZINA DAİR İNCELEME........................................................................................................12 1.1.2. Televizyon Dizilerinde Ulus ötesi Akış, Karşı Akış ve Küreselleşme............................................................................................18 1.2. ULUSÖTESİ HAYRANLIK......................................................................21 1.2.3. Sanal Topluluklar..........................................................................26 viii 1.3. HAYRANLIK VE İNTERNET.................................................................31 1.4. POPÜLER BEĞENİ………………….……………….………………… 37 2.BÖLÜM: TÜRK DİZİLERİNİN ULUSÖTESİ YAYILIMI VE OLUŞAN HAYRANLIK KÜLTÜRÜ……………………………………………………………54 2.1. TÜRK DİZİLERİ VE TÜRK DİZİLERİNE DAİR ALANYAZIN SORGULAMASI……………………………………………………………………...55 2.2. TÜRK TELEVİZYON DİZİ İHRACI VE TÜRLER..............................64 2.3. KÜRESEL BİR FENOMEN OLARAK TÜRK DİZİLERİ....................72 2.4. SOSYAL MEDYA SİTELERİNDE TÜRK DİZİ HAYRAN GRUPLARININ OLUŞUMU………………………………………………...74 2.5. ULUSÖTESİ HAYRANLAR İÇİN DİZİ PLATFORMLARI….……..79 2.6. TÜRK DİZİLERİ ARACILIĞIYLA TÜRKİYE’YE GERÇEKLEŞTİRİLEN HAYRAN TURİZMİ……………………………...85 3. BÖLÜM: TÜRK DİZİLERİNİN ULUSÖTESİ HAYRANLARI………….….…93 3.1. YÖNTEM VE SAHA ÇALIŞMASI...........................................................93 3.1.1. Saha Deneyimi................................................................................97 3.1.2. Katılımcılar...................................................................................100 3.2. BULGULAR .............................................................................................101 3.2.1. Ulusötesi Hayranlığın Anlamı…………………….……..…...…105 3.2.2. Sanal Topluluk Oluşumu………………………………………..112 3.3. TÜRK DİZİLERİNİ İZLEME NEDENLERİ…………………………116 3.3.1.Türk Dizilerinde Beğendikleri ve Eleştirdikleri Yönler.................124 3.3.2. Hangi Dizi Türünü Tercih Ettikleri ..............................................128 3.3.3.Türk Dizilerini İzlemek İçin Tercih Edilen Platformlar ................131 ix 3.3.4. Türk Dizileriyle Özdeşleşme Yaşanmasına Dair.........................135 3.3.5. Yerel İçerikleri İzleme Alışkanlıkları…………….…………..…137 3.4. TÜRK DİZİLERİ ARACILIĞIYLA TÜRKİYE’YE DUYULAN İLGİ (HAYRAN TURİZMİ)………………………………………………………..139 3.4.1. Türk Kültürü ve Ürünlerine İlgi………………………..….…....143 SONUÇ.........................................................................................................................149 KAYNAKÇA................................................................................................................160 EK 1: DERİNLEMESİNE GÖRÜŞME SORULARI ..............................................175 EK 2: AYDINLATILMIŞ ONAM FORMU ÖRNEĞİ.............................................181 EK 3: ETİK KOMİSYON İZNİ..................................................................................184 EK 4: ORJİNALLİK RAPORU…………………………………………...………..185 x KISALTMALAR DİZİNİ ABD: Amerika Birleşik Devletleri RTÜK: Radyo ve Televizyon Üst Kurulu SVOD: Subscription Video on Demand TDAG: Turkish Dramas Appreciation Group TRT: Türkiye Radyo Televizyon Kurumu VOD: Video on Demand xi TABLOLAR DİZİNİ TABLO 1: KÜLTÜREL TÜKETİMİN ŞEKİLLENMESİ TABLOSU……………….44 TABLO 2: KATILIMCILARIN DEMOGRAFİK BİLGİLERİ....................................101 TABLO 3: KATILIMCILARIN FACEBOOK HAYRAN TOPLULUĞUNDA (TDAG) GEÇİRDİKLERİ SÜRE VE KULLANIM PRATİKLERİ………………………..…103 TABLO 4: KATILIMCILARIN TÜRK DİZİLERİNİ İZLEME DENEYİMLERİ...........................................................................................................131 xii ŞEKİLLER ŞEKİL 1: SANAL TOPLULUKLARIN ÇEVRİMİÇİ/ÇEVRİMDIŞI HAYRAN FAALİYETLERİNE DÖNÜŞÜMÜNDE KÜLTÜREL DİPLOMASİ ÖRNEĞİ…….…5 ŞEKİL 2: HAYRAN GRUBU MODERATÖRÜNÜN, FACEBOOK GRUBUNA HANGİ ÜLKELERDEN KATILIM SAĞLANDIĞINA DAİR YÖNELTTİĞİ SORU ETKİLEŞİMİ………………………………………………………………..………….43 ŞEKİL 3: TÜRK DİZİSİ HAYRANININ ARAŞTIRILAN GRUP ÖZELİNDE PAYLAŞIM YAPTIĞI ÇOK KÜLTÜRLÜLÜK İLE YENİ YIL FOTOĞRAFI………46 ŞEKİL 4: ULUSÖTESİ HAYRANLARIN TÜRKİYE’YE DÜZENLEDİKLERİ GEZİ ORGANİZASYONU…………………………..……………………………………….48 ŞEKİL 5: ULUSÖTESİ HAYRANLARIN TÜRK DİZİLERİNDEKİ OYUNCULARA VE ARALARINDA GEÇEN İLİŞKİLERE KARŞI HAYRANLIKLARINI İFADE ETMELERİ………………………………………………………………………….…49 ŞEKİL 6: NEW YORK’TA TÜRK AKTÖRÜN ETKİNLİĞİNE KATILAN ULUSÖTESİ HAYRAN……………………………………………….………………50 ŞEKİL 7: ‘TURKİSH DRAMAS APPRECIATION GROUP’ ÜYE SAYISININ BÖLGESEL YAYILIMI……………………………………………….………………58 ŞEKİL 8: BU ARAŞTIRMA KAPSAMINDAKİ TÜRK DİZİLERİNİN ULUSAŞIRI DAĞILIMINI GÖSTEREN HARİTA……………………………………..…………..71 ŞEKİL 9: TÜRKİYE-SURİYE DEPREMİ BAĞIŞ KAMPANYASI…………..…….77 ŞEKİL 10: TÜRKİYE’DEKİ DEPREMZEDELERE TÜRK OYUNCULARIN YARDIMI………………………………………………………………………..……..77 ŞEKİL 11: SVOD İLE NELER DEĞİŞTİ?....................................................................82 ŞEKİL 12: FİLM TURİZMİNİN KAPSAMI………………………………...………..86 ŞEKİL 13: MASUMLAR APARTMANI DİZİSİNİN ÇEKİLDİĞİ APARTMANA ULUSÖTESİ HAYRANLARIN ZİYARETİ…………………………………………..88 ŞEKİL 14: ULUSÖTESİ HAYRANLARIN KARADENİZ’DEKİ YEMEK TURU….91 xiii ŞEKİL 15: “TURKİSH DRAMAS APPRECIATION GROUP” HAKKINDA……..98 ŞEKİL 16: HAYRANLIK EVRESİ…………………………………………………108 ŞEKİL 17: MERHAMET DİZİSİNE HAYRANLAR TARAFINDAN İNGİLİZCE ALT YAZI EKLENMESİ………………………………………………………………….111 ŞEKİL 18: HAYRANLARIN TÜRK DİZİLERİNDE DİKKAT ETTİĞİ DETAYLAR………………………………………………………………………….118 ŞEKİL 19: TÜRK OYUNCULARA DAİR BEĞENİ VE ELEŞTİRİ………………121 ŞEKİL 20: HAYRANLARIN TÜRK DİZİLERİNDEKİ REYTİNG SİSTEMİ ELEŞTİRİSİ…………………………………………………………………………..127 ŞEKİL 21: DİZİ REYTİNGLERİNİN GRUP ÖZELİNDEKİ GÜNCEL TAKİBİ….128 ŞEKİL 22: TÜRK DİZİLERİNİN TÜRSEL GEÇİŞLERİNİN OLUMLANMASI…130 ŞEKİL 23: TDAG TÜRKİYE GEZİSİ İÇİN MODERATÖRE ÖVGÜ………………141 ŞEKİL 24: HAYRAN TURİZMİ…………………………………………………….142 ŞEKİL 25: FATMAGÜL’ÜN SUÇU NE DİZİSİ/ROMANI………………………...145 1 GİRİŞ Türk televizyon dizileri 2000'li yılların ortalarından itibaren, küresel medya endüstrileri ve buna koşut olarak geniş bir coğrafi yayılım içerisinde giderek daha fazla tanınmasına rağmen, özelikle internet ekosistemi üzerinde gelişen yeni ulus ötesi hayran inşasına dair alan yazının henüz doygun çalışmalarla desteklenmediği söylenmelidir. Türkiye’nin dizi üretimi ve dağıtımındaki ‘kayda değer’ statüsü (Yesil, 2015, s. 54) değerlendirildiğinde, küresel medya endüstrileri içerisindeki dikkat çekici etkisini, Latin Amerika, Uzak Doğu ve Kuzey Avrupa ülkelerden gelen yeni izleyiciler ile devam ettirmektedir (Rahte, 2022, s.42). Bu doğrultuda, İngilizce olmayan içeriklerin dağılımını karşı akışta (contra-flow) çevreleyen medya ortamında, Türk dizilerinin popülerliğini anlamlandırmaya çalışmaktadır. Günümüzdeki dizi içeriklerinin büyük ölçüde aile yapısı, gelenek-görenek, İslami değerler gibi Türk muhafazakâr kesiminin sunumu ile çoğunlukla yerele hizmet ettiği ve buna bağlı olarak dizi endüstrisinin Türkiye içerisinde reyting odaklı bir üretimi sürdürdüğü bilinir. Bu kapsamda, televizyon endüstrisinin kültürel ihracının ve dizilerin dijital yayılımının artması ile ulusötesi izleyicilerin çağdaş televizyon ortamında neden Türk dizilerini tercih ettiğinin sorgusu baş göstermiştir. Türk dizilerinin böylesine bir çarpıcı yükselişinde; internet erişiminin artışı, televizyon yayını teknolojilerinin ve sosyal medyanın yaygın kullanımı, küresel medya ürünlerinin üretimini, dağıtımını ve tüketimini daha da hızlandırdığı temel alındığında (Algan, Kaplan, 2023, s.267) bu tezin sözü edilen Türk dizileri özelinde yeni hayran kimliklerini anlaşılır kılma yönündeki çabasını ortaya çıkarabilir. Bu doğrultuda, bu tez sosyal medya dolayımında ulusötesi hayranların Türk dizilerini izleme deneyimlerini ve Facebook ağında üyesi oldukları Turkish Dramas Appreciation topluluğu özelindeki hayran pratikleri ekseninde konuyu anlamlandırma çabasına girmektedir. Alan yazında süregelen Türk dizilerinin popülerliği ve ulusötesi hayranlarına dair yapılan çalışmalarda bir dizi eksiklik saptanmış, bu çerçevede araştırmanın sınırları belirlenmiştir. Türk dizi çalışmalarının çoğunlukla kültürel yakınlık (cultural proximity) tezi (Tutucu, 2015; Akşen 2016; Öztürk, 2019; Sejfula, 2019; Berg, 2020, 2023; 2 Larochelle, 2021; Benrazek, 2022; Hyseni, 2022; Campuzano, 2022; Kaçar, 2022; Sertbulut, 2023) ile örüldüğü tespit edilmiştir. Türk dizilerinin yayılımını kültürel yakınlık ile ele alan yekpare çalışmaları elbette ki bu tez kapsamında aktarmak mümkün olamayacaktır. Bu kapsamda, Türk dizilerine duyulan ilgiye bağlı alanyazında ortak araştırma sonuçları değerlendirildiğinde özetle dikkat çeken hususlar şu şekildedir; 1- Balkanlar ve Arap ülkeleri üzerinden ele alınan çalışmalarda, Türk dizileri kültürel yakınlık nedeniyle tercih edilmektedir. 2-İki ülke arasındaki tarihsel ve kültürel yakınlıklar Türk dizilerini izlemek için en önemli faktördür. 3-Aynı etnik gruptan kadın izleyicilere yönelik cinsiyet rolleri ve kadın temsili tanıdık geldiği için izleme pratiği sürdürülmektedir. 4-Dizilerin Arap coğrafyasında izlenmesi, moderniteye duyulan özlem ile açıklanmış ancak kültürel yakınlık çerçevesi altında ortak din, miras ve etnik türler gibi kültürel benzerliklerin dublajlı Türk dramalarının kabulünü artırdığı belirtilmiştir. 5- Ortak din paylaşımı ile aile, gelenek ve dil çerçevesinden yakınlık kurulmaktadır. 6- Adaptasyon dizilerin kültürel benzerliğe uygun düzenlenmesi kültürel yakınlığı oluşturmaktadır ve son olarak, 7-Kültürel yakınlık için dizilerle özdeşleşme yaşamak gereklidir. Bu çalışmalarda kullanılan yaygın yöntemler içerisinde, alımlama, içerik analizi, saha ve anket çalışması yer almaktadır. Türk dizilerine dair alan yazın bu kapsamda sorgulandığında, yukarıda bahsedilen ulusötesi dağılıma rağmen izleme nedenlerinin yalnızca kültürel yakınlık tezi ile okunması ve Türkçe yapılandırılmış ulusötesi hayran çalışmalarının kısıtlı olması bu tezin ana sorunsalını oluşturmuştur. Buna ek olarak, tezin kapsamı dışında kalan Türk dizi endüstrisinin ekonomi politiği kapsamında mevcut bir kültür politikası bulunmaması sorunsalına da kabaca değinmeden geçilmeyecektir. Konunun kültürel yakınlık ile kavranması, Türkiye’nin çağdaş ve laik ideolojisini çoğunlukla görmezden gelerek Batılı ülke izleyicilerini ve hatta sosyal medya ortamındaki kültürel farklılıkların ötekiliğine rağmen gelişen beğeniyi yok sayabilmektedir. Tekil ülke üzerinden yapılan çalışmalarda ise dini, etnik ve tarihi kökenler üzerinden izleme pratiğini yorumlamak konuyu daha çetrefilli hale getirebilmektedir. Böylelikle, dizi izleyicileri dar ve sınırlı bir çerçeveden ele alınarak özellikle etnik, din, dil ve coğrafya gibi birtakım faktörlere takılı kalmıştır. Yine de belirtilmelidir ki, Türk dizilerinin ulusötesindeki etkisine dair alanyazında ele 3 alınan bu konular, izleyici çalışmalarına elbette ki değerli katkı sağlamaktadır ancak mevcut Türk dizi hayranlığının varlığını ikincil konumda bıraktığı ortadadır. Türk dizilerinin Straubhaar’ın kültürel yakınlık tezi (Straubhaar, 1991) ile ele alınmasına karşı konumlanan bu tez çalışması, buna alternatif bir görüş geliştirilebilecek çalışmaların sürdürülebilir olması ile, dizilerin izlenme nedenine dair hem karmaşık yapıdan uzak izleyici çalışmasının farklı kesimleri ve buna bağlı bir heterojen yapıyı hem de dijital medyanın sağladığı ortam ile hayranlık olgusunun Türkiye’ye ve Türk dizilerine katkısını ortaya çıkarabileceğini destekleme amacındadır. Buna bağlı bir bakış açısı dizi sektörüne dair yeni bir soluk da sunabilecektir. Bu tez çalışması bu sebeple, kendini Türk dizi hayranı olarak konumlandıran kişilerin dizilere yönelik faaliyetlerini, izleyici çalışmaları temel alarak sosyal medya topluluğu bünyesinde sınırlandırır. Dijital medya bunun için elverişli bir ortamdır ki daha geniş bir perspektifle konuya dair bir bakış açısı sağlayabilme önemi taşır. Dünyanın dört bir yanında farklı ulusal izleyici kitlelerini kendine çekerek küresel bir endüstri haline gelmesiyle, kültürel yakınlık ya da Türkiye'nin tarih boyunca Doğu Avrupa ve Orta Doğu'daki yumuşak gücüne ilişkin tartışmaların, Türk dizilerinin nasıl ilgi odağı olduğu açıklamalarını yetersiz bulmaya başladığını savunan görüşlerden de esinlenen bu araştırma (Algan, Kaptan, 2023, s.267), bu tür bir küresel etkinin beraberinde hayranlık kültürü oluşturduğunu nitel araştırma yöntemi olan dijital etnografi ve derinlemesine görüşme yöntemi kullanılarak mikro çalışma odağında katılımcıların değerlendirmeleriyle faydalanmaktadır. Tezin ilerleyen kısımlarında tartışılacağı üzere; Fiske’nin popüler kültür (Fiske, 1989) ve Bourdieu’nun popüler beğeni görüşü (Bourdieu, 2021) anlamlandırılmaya çalışılarak, sosyal medya bağlamında Türk dizilerinin etkileşimleri ve ulusötesi hayran topluluğunun pratikleriyle değerlendirmek için göreceli bir çerçeve sunacaktır. Erguvan’ın çalışmasında belirtildiği üzere (2021, s.63), kültürel sermayenin sabit olmadığını ve popüler kültürel sermaye birikiminin hayran topluluğu odağında daha çok bilgi birikimine sahip hayranlara avantaj sağlayacağı görüşü bu tez içerisinde de desteklenmektedir. Ortak ilgi alanı ve popüler beğeni nesnesi haline gelen Türk dizilerini tercih eden kişiler üzerinde belirleyici bir özelliğe sahip olmadan, kültürel üretim ve tüketimlerine ve hatta gündelik yaşam pratiklerine olası yansımaları 4 kapsamında kültürel ve sosyal sermaye çeşitlerinin birbirine dönüşümü ile çözümlenmektedir. Kültürel içeriklere olan kolay erişilebilirliğin, interaktif izleme ve görünürlüğün artırması göz önünde bulundurularak, sosyal medya dolayımında uyum gösterilen beğenilerin katmanlı ve değişkenlik gösterdiğini anlamak bu noktada önemlidir. Ulusötesi hayranların sosyal medya topluluğunda popüler beğeniden kaynaklı geliştirdikleri duygusal bir yakınlık ile dijital deneyimlerini tespit etmek için, duygusal bağlılık kavramı kullanılmıştır. Bu bağlamda bir tez izlencesi, hayran faaliyetlerini ve dizi izleme pratiklerini anlaşılır kılmaya yöneliktir. Araştırmanın kapsamı, Turkish Dramas Appreciation Group özelinde gerçekleştirilen katılımsız gözlem ve çeşitli ülkelerde ikamet eden 24 kişinin görüşmeyi kabul etmesi ile şekillenmiştir. Facebook’ta bulunan, Türk dizi hayranlarının aktif olarak katılım gösterdiği yaklaşık 10,9 bin üyeye sahip kapalı bir gruptan oluşur. Hayranlık olgusu için belirli bir Facebook grubunun seçilme nedeni, konuyu sınırlandırmak adına mikro çalışma odağında sürdürülmesinden kaynaklıdır. Gündemdeki ve geçmiş dönemli dizilere olan süregelen ilginin tespiti ile dizilere karşı seçici yaklaşılmasından dolayı, araştırma örneklemi tek bir içerik ve tür tüketimi üzerinden sınırlandırılmamıştır. Topluluğa üye olunan Eylül 2021’de katılımsız gözlem gerçekleştirilmiş, topluluğun kapatıldığı Nisan 2022 tarihine kadar gözlem sürdürülmüştür. Katılımcılarla yapılan görüşmeler Ekim- Aralık 2022 araştırma tarihleri arasındadır. Dolayısıyla, bu çalışmanın çıkış noktası olan söz konusu Türk dizilerinin ulusötesi hayranları çalışmanın aktörü konumundadır. Türk dizilerinin ulusötesi hayranlarına dair daha önce popüler beğeni görüşü ile sosyal medya topluluğu üzerinden ele alan bir çalışma olmaması bu noktada önem arz etmektedir. Buna ek olarak, görüşmeler katılımcılarla İngilizce sürdürülmüş, ardından Türkçeye çevrilmiştir. Ulusötesi hayranlık evreleri, sanal topluluk ile ortak ilgi alanına sahip edindiği arkadaşlık çerçevesinde aktif tartışmanın ve bilgi aktarımının sürdürülmesi ile, Facebook’ta üye olduğu ağlarla bağlantılandırılmış topluluk oluşumunun duygusal yakınlık, katılımcı kültür ve yakınsama kavram setleriyle bağdaştırılmış ve ardından düzenledikleri etkinliklerin yüz yüze dönüşümü ile bir hayran turizmi gerçekleştirdikleri lineer olmayan bir evreyi yansıtmıştır. TDAG, bu sayede Türk dizilerinin izlenme deneyimlerine ve 5 yeniden üretilen hayranlık kültürüne genel bir bakış sağlamaktadır. Hayran etkinliklerini ve topluluklarını daha görünür ve uzun ömürlü kılan sosyal medya ağları, Türkiye’ye, dizilere ve aktörlere karşı hayranlığın kategorilere ayrıldığını göstermekte, ilerleyen çalışmalar içerisinde bu tür bir hayranlık olgusunun çalışmaya dahil edilmesi ile tüm bunların sürdürülebilirliği açısından önem arz edebilmektedir. Şekil 1: Sanal toplulukların çevrimiçi/çevrimdışı hayran faaliyetlerine dönüşümünde kültürel diplomasi örneği (Kaynak: Turkish Dramas Appreciation Group, 2019) Şekil 1’de ifade edildiği üzere, Texas'da bulunan ulusötesi hayranların grup yöneticisine yaptığı hediye aracılığıyla hayranlık evresi ve topluluk özelindeki arkadaşlık bağı popüler beğeninin temsili ile gözler önüne serilmektedir. Bununla beraber, TDAG topluluğu içindeki birçok üyenin Türkiye'ye düzenlenen gezilere katılması ve Türkiye’nin ikinci bir ev olarak kabul edilmesi beraberinde etkinliklerle pekiştirilmesi topluluk üyeleri arasında güçlü bir duygusal yakınlık bağıyla ilişkilidir. TDAG topluluğunun ismi ile çantaya isim yazdırma, sadece bir grup üyesinin değil aynı zamanda topluluğun bir parçası olan diğer üyelerin de bu bağı güçlendirmek adına ortak bir sembolü paylaştığını gösterir. Hem internet ortamında hem de yüz yüze birlikte geçirilen zaman, interaktif izleme deneyimleri ve paylaşılan bilgiler aracılığıyla ortaya çıkan ulus ötesi hayran kültürünü nitelendirebilir. Türkiye’ye düzenlenen gezi etkinliği bir hayran turizmini 6 oluşturabilmekte ve bu kapsamda hayranlar arasında kurulan çevrimiçi etkileşimle bir kültürel diplomasi örneğini de verebilmektedir. Alanyazına bakıldığında, bu yönde bir Türk dizilerinin ulusötesi hayran çalışmalarının azlığı da dikkat çekicidir. Ne yazık ki konuyu Türk dizilerini yeni medya üzerinden hayran pratikleri ile ele alan (Aslan, 2020; Rahte, 2022; Şahin, 2022; Ferreira, 2023; Larochelle, 2023) ve hayranların kullanıcı tarafından oluşturulan içerik (user genereted content) deneyimleri hakkındaki çalışmalar günümüz alan yazınında kısıtlı kalmıştır. Yüksek Öğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi veri tabanında yapılan arama sonucunda “hayran” üzerine yaklaşık 22 tez tespit edilmiştir ancak bu çalışmalar içerisinde internet dolayımı ile oluşan Türk dizi hayranlarına dair spesifik bir çalışma bulunamamaktadır. Hayran çalışmaları, sosyolojiden sahne görüntü sanatlarına, psikolojiden işletmeye, iletişim bilimlerinden halkla ilişkilere kadar geniş bir disiplinler arasında çalışılmaktadır. Bununla beraber, hayranlık olgusunun patolojik vaka (Jenson,1992, s.15) olarak kavranması ve hayranlık karşıtı çalışmaların da mevcut olduğu belirtilmelidir. Birden çok coğrafyadan izleyicilerin bulunduğu bu araştırmada, Türkiye, dizi ve aktör üzerinden çeşitlenen hayranlık olgusu hem Türkiye’ye hayran turizmi geliştirilmesinden dolaylı yoldan bir katkı, hem de Türk dizi aracılığında dijital medya olanaklarıyla dizilerin ve hayranlığın görünürlüğünü artırmaya ortam sağladığı gözlenmektedir. Edilgen bir izleyiciliğin ötesinde bir katılımcı kültürü deneyimleyerek; dini, kültürel normlar dahil olmak üzere konuya çeşitli yorumlar getirerek farklı bakış açılarından eleştirilerin ve beğeninin sunumunu göstermektedir. Topluluk özelinde sadece Türk dizileriyle kısıtlı kalınmamakta, Türk kültürü, müziği, yemeği, gündemi beraberinde oyunculuk ve yapım kalitesi, dizi detayları ve olay örgüsü de buna ek olarak yorumlanmakta ve paylaşılan makale ve kitaplar aracılığıyla yakınsamanın sürdürülmesi örnekleri gündelik hayat pratiklerine hayranlığın yansıtılmasına açıklık getirecektir. Diziler sayesinde Türkçe öğreniminin artması da ek olarak kültürel sermayeyi zenginleştirmektedir. Tüm bunlar ışığında, bu tez araştırmasının “Türk dizileri ulusötesi hayranlar tarafından neden popüler beğeni haline gelmiştir?” sorusu ile çalışmanın izini sürecektir. 7 Bu tez çalışması, birçok farklı ülkeden farklı etnik kökene ve dile bağlı olan ulusötesi hayranların, Türk dizilerinde toplanan popüler beğenisini kültürel ve coğrafi sınırlar olmadan bulundukları sanal toplulukta farklı bir bakış açısıyla incelemeyi amaçlamıştır. Buradan yola çıkarak hayranlara yöneltilen yarı yapılandırılmış sorular; hayranlık, Türk dizileri ve Türkiye seviyelerinde olmuştur. Bütün bu unsurlar dikkate alındığında araştırmanın izini süreceği diğer sorular şu şekildedir; - Türk dizi hayranı olmak ne anlama gelmektedir? Ulus ötesi hayranlık olgusu söz konusu olduğunda bu çalışmanın odağında yer alan Facebook üyelerinin Türk dizileri ve Türkiye ile olan ilişkileri nasıl değerlendirilebilir? - Türk dizi hayranlığı sanal topluluk ile ele alınabilir mi? Eğer sanal topluluk yaratılıyorsa bunun çevrimiçi veya yüz yüze yapılan etkinliklerle bağlantıları nedir? - Ulusötesi hayranların Türk dizilerine dair sahip oldukları izleme motiveleri nelerdir? Bu bağlamda Türk dizileri hangi sosyal medya araçlarıyla takip edilmektedir? - Alan yazın içerisinde ağırlıklı olarak kültürel yakınlık tezi içerisinde kalan tartışmaların halen kapsayıcı bir açıklayıcılığa sahip olduğu düşünülebilir mi? Alan yazın içerisinde yeni bir tartışmanın sınırları nasıl belirlenebilir? - Hayranların, popüler beğenileri hangi unsurlar etrafında şekillenmektedir bundan kaynaklı bir duygusal yakınlık geliştirebilir mi? - Türk dizileriyle beraber Türkiye’ye yönelik ilgi ve beğeni arttı mı? Bu doğrultuda, tez çalışmasının izlencesi şu şekildedir; birinci bölümünde teorik ve kavramsal çerçeve beraberinde medya ve hayranlık çalışmasına dair bir literatür incelemesi yapılmaktadır. Ulusötesi hayranlığın bir sanal topluluk oluşturduğu, “Sanal Topluluklar” başlığı altında çözümlenerek bu tür bir topluluğun sosyal medya kapsamında okunması “Hayranlık ve İnternet” bağlamında; katılımcı kültür, yakınsama, kültürel üretim-tüketim ve tezi özgün kılabilecek “Popüler Beğeni” başlığıyla ele alınacaktır. Bu, araştırmaya konu olan hayran topluluğunun motivelerini, beğeni ve eleştirilerini, hayran pratiklerini sosyal medya ekseninde anlamak adına önemlidir. Bunu gözleyen ikinci bölüm içerisinde bulunan Türk dizilerinin ulusötesi yayılımı kısmında, 8 alanyazında büyük ölçüde ele alınan yukarıda da bahsi geçen kültürel yakınlık tezi sorgulanacak ve dizilerin konumu, türü ve ihracı hakkında kabaca bilgilendirme ile küresel fenomenliğine yönelik bir bakış açısı sağlanacaktır. Bunu takiben, sosyal medya ağlarında Türk dizi hayran gruplarının oluşumu ağlarla bağlantılandırılmış topluluk kavramı ile anlamlandırılacak ve ulusötesi hayranların dizileri takip ettikleri dizi platformlarının SVOD içeriği ile aktarılacaktır. Bu bölüm sayesinde, aktif bir sosyal deneyim haline gelen çevirimiçi izleme deneyimine ışık tutulabilecektir. İlerleyen kısımlar içerisinde bulunan Türkiye’ye gerçekleştirilen hayran turizmi, ulusötesi hayranların Türk dizilerini izledikten sonra Türkiye’ye de bir hayranlık beslediğini ve Türk dizilerinin çekildiği mekanlara bir gezi düzenledikleri bilgisi ile anlam bulacaktır. Son olarak, üçüncü bölüm yöntem ve saha çalışmasının analizini ve topluluk özelinde toplanan verilerin detaylıca aktarıldığı kısım olacaktır. 9 1.BÖLÜM MEDYA VE HAYRANLIK OLGUSU İletişim ve medya araştırmaları içerisinde önemli bir çalışma alanı, kültürel içerikler ve onların tüketicileri arasındaki diyalektiğin çözümlenmesi ve böylesi bir hayran üretim ve tüketim pratiği içerisinde değişen kültürel kimliklerin inşası üzerinden açılmaktadır. Latince fanatik (fanaticus)1 kelimesi; hayranlık, zevk verici etkinliklerden etkilenen ve hevesli anlamına gelmektedir (Oxford Latin Dictionary, 1968, s.676)2. Sosyal medya dolayımında büyüyen hayranlık olgusu, medya ve iletişim çalışmaları içerisinde güçlü tartışmaların odağında yer almasına rağmen bir dizi önemli sorunun ikincil kaldığı görülmektedir. Örneğin, ilerleyen kısımlar içerisinde ayrıntılı olarak tartışılacağı üzere, Türk dizilerinin ulusötesi hayranlarının literatürde sık çalışılmaması veya çalışıldığı dönemlerde ise çoğunlukla verili coğrafyalar üzerinden kültürel yakınlık teziyle analiz edildiği ortadadır. Buna ek olarak da konunun Türkçe ele alınışının seyrek olduğu saptanmıştır. Buna rağmen, iletişim çalışmalarında ulusötesi hayranlık olgusunun hem Türkiye açısından hem de Türk dizileri üzerinden literatüre kazandırılması gereken bir katkı olması gereklidir. Bu tez çalışmasına konu olan hayran topluluğunun kurucularının kararı ile 25 Nisan 2023 tarihinde kapandığı belirtilmelidir. Bu tez çalışması her ne kadar yukarıda sözü edilen paylaşım grubu özelinde yoğunlaşmış olsa da özellikle Facebook’da çok sayıda benzeri grupların da oluştuğu (Turkish Series English Subtitles, Turkish Dizi Addicts, WeLove TurkishSeries…) gözlenmektedir. Bununla birlikte, tezin sınırlılıklarının belirlenmesi adına araştırma sahası olarak seçilen topluluğun kapanmasının teze dair belirgin bir katkısının olduğu öne sürülebilir. 1 Henry Jenkins Textual Poachers Television Fans & Participatory Culture çalışmasında, hayran (fan) kelimesi kökünün, Latince fanatik (fanaticus) kelimesinden türediğini ele almıştır. Buna ek olarak, ilk başta hayran kelimesinin spor yazarları tarafından sempatizan bir şekilde sıklıkla kullanılması ve bir dereceye kadar gülüp oynayan şeklinde çağrılmasına rağmen delilik, şehvet düşkünlüğü, yanlış inançlar, sahiplik gibi anlamlarından kopamadığını belirtmiştir (Jenkins, 1992, s.12). 2 Oxford Latin Dictionary (1968), Oxford University Press. 10 Geçmişten günümüze hayranlık olgusu üzerinden çeşitli tanımlar ortaya atılmaktadır. Alan yazının erken dönemli çalışmalardan itibaren hayranlık bir direniş (Hills, 2002, s.5) ya da iyimser bir patoloji (Jenkins, 1992, s.13) olarak değerlendirilir. İletişim çalışmalarında, hayranlık olgusuna patolojik bir hastalık bağlamında olumsuz anlam atfetme bırakılmış ve çalışmalar olumlanan bir görüşle devam etmiştir. Sürecin ilerleyen dönemlerinde ise kültürel üretim ve tüketime bağlı hayranlık olgusu, sosyal medyanın dolayımında kurulan ve sürdürülen tartışmalara dönerek bir tür çözümlenme gerçekleşmiştir. Hayranlığın kültürel olarak üretken boyutlarından biri olan çeviri kanallarındaki etkinliği bilinmektedir. Böylece hayranların, profesyonel çevirilere karşı kendi gönüllülük esasıyla yaptıkları çevirilerindeki üretim ve dağıtımın endüstriye alternatif olduğu öne sürülmektedir (Lee, 2014, s.199). Bu kapsamda ortaya çıkan telif hakkı tartışması günümüzde de devam etmektedir. İzleyicilerden bazıları medya kaynaklarına erişim ve telif hakkı arasındaki rekabeti bastırarak hayran çevirilerine (fansubbing) destek olurken, bu dağıtımın etik değelerini sorgulayarak karşı çıkanlar da mevcuttur (Wang, 2022, s.2). Ürettikleri ürünlerin endüstriden daha hızlı bir şekilde ulusötesine dağıldığı için hayranlık kavramı, ulusötesi ön ekini almaktadır. Küresele göre daha az genelleyici olan ulusötesi anlamı, medyanın yalnızca ticari ve devlet aktörlerini değil, aynı zamanda kültürel tüketiciler dahil olmak üzere ticaretin yine yapıldığı kültürel küreselleşmenin karmaşıklığını ifade etmektedir (Lee, 2014, s.195). Ulusötesi hayranlık olgusu, Amerikan popüler kültürünün küresel popülerliğinden ayrı bir kategoriye girmekte ve sadece buna yönelik baskın akış olmamakla beraber, İngilizce olmayan karşı akışın da ürününü ifade etmektedir. Böylesine bir hayranlık türünde; ayrım, üretken tüketim ve kültür endüstrileriyle arasındaki ilişkinin üzerinde durulmaktadır (Lee, 2014, s.196). Kültürel üretim ve tüketime bağlı olarak, ulusötesi hayranın medya yakınsaması ve katılımcı kültür kavram setleri ile yalnızca güncel metinlerin tüketimi ile kalmaz (Lee, 2014, s.197). Hayran çevirisi ve kültürel aracılığının bir ters akış işlevi gördüğü sonucuna varmaktan ziyade yeni bir alt-tür olarak düşünülebilmektedir. Örneğin, Lee (2014) çalışmasında ulusötesi hayranların kültürel üretiminin, manga ve anime gibi kültürel içeriklerin çevirisinden dolayı dolaşım hızına olan önemini vurgulamıştır. 11 Hayranlar, popüler kültüre çevrimiçi topluluk siteleri aracılığıyla erişebilmektedir. Sugihartati’de (2020) buna ek olarak, küreselleşme çağında hayranlığın sadece yerelle sınırlı kalmadığını eklemektedir. Onun için, popüler kültür bir meta kültürüne dönüşmektedir. Buna bağlı olarak, dijital hayranlar sadece popüler kültürden zevk duyarak onu tüketen değil, aynı zamanda anlam üreten olarak kavramsallaştırılmaktadır (Sugihartati, 2020, s.306). Buna bağlı olarak, geleneksel kitle iletişim araçları ve sanal ortamda tüketilen popüler kültür metaları arasındaki fark, kullanıcıların içeriği internete bağlı üretebilmesi şeklinde belirtilmiştir. İlerleyen bölümler içinde de belirtileceği gibi, Bruns üzerinden okunduğunda, üretimin ortaya çıkmasında Web 2.0'ın öne çıkan bir özelliğinin altı çizilmektedir. İnternet ekosisteminde bir kültürel üretim ve tüketime örnek olarak, üreten tüketici (prosumer), ve dijital emek (digital labour) gibi kavramlara başvurulabilir. Sugihartati’nin yarı direniş olarak modellediği genç hayran kitlesi, beğendikleri bir filmi sadece izlemekle değil, örneğin, filme dair poster üretimini sağladığı, hayran kurgusu yazımını gerçekleştirdiği ve fragman videolarını sosyal medya platformlarında dağıtarak filmi yeniden dağıtıma soktuğu şekliyle biçimlendirilmiştir (Sugihartati, 2020, s.312). Üreten tüketici anlamına gelen prosumer, kültürel metinlerini oluşturduklarını anlatan bir kavramdır. Sugihartati’ye göre bu tür bir kapitalizmde, kullanıcılara içerik üretimi emeği için ücret ödenmemekte ve yaratılan içeriklerde ise artış olmaktadır (Sugihartati, 2020, s.313). Bu tez çalışmasında ele alınan hayranlık çalışması, üretkenlik üzerinden düşünüldüğünde ayrıca Fiske’nin üretken pratikleri (Fiske,1992) alımlaması ve Jenkins’in hayranlığın üretken oluşuna karşı aktif katılımcılar görüşü (Jenkins, 1992) üzerinden de ortaya konmuştur. Ardından, hayranlığın beğenilerinden kaynaklı duygusal bağlılık pratiklerinden ötürü hayran kültürü oluşturduğu ve aidiyeti eklenmiştir. İlerleyen kısımlar içerisinde de ayrıntılı olarak tartışılacağı üzere sosyal medya dolayımında ulus ötesi hayran topluluğunun dönüşümünü sunan bir yol izleyecektir. 12 1.1. HAYRANLIK ÇALIŞMALARI VE ALANYAZINA DAİR İNCELEME Hayranlık olgusu alanyazının erken dönemli çalışmalarında patolojik bir hastalık ya da “asi çocuklar” (rebellious children) olarak değerlendirilir. Hayranlar korkutucu bir şekilde kontrolden çıkmış, disiplinsiz, pişmanlık duymayan ve tahmin edilemez okuyucular gibi görülmektedir. Jenkins bunun ötesinde, medya gözetimindeki Star Trek hayranlarını birer kültürel ahmaklar (culturel dupes), sosyal olarak uygunsuz ve akılsız tüketiciler olarak basmakalıp oluşunu reddetmektedir. Estetik mesafeyi geri çevirdiğinden dolayı hayranlar, arzu duydukları metinleri benimseyerek kendi sosyal deneyimleriyle birlikle medya temsillerini birleştirmeye kalkışmaktadırlar (Jenkins, 1988, s.86). Jenkins, hayranlığı asi çocuklara benzeterek öğretmenler tarafından kurallara maruz kalmaktansa, hayranların bundan kaçınıp kendi ilgi alanlarına dair içerikleri üretmesinden bahsetmektedir (Jenkins,1988, s.86). Kültürel çöpçüler (cultural scavengers) olarak da bilinen kavram, direnişi ifade etmek ve güçsüz duyguların üstesinden gelebilmek adına statüko tarafından yapılan materyali kullanmaktadır. Bu materyal, en sevdikleri programlardan karakterleri ödünç alan “fanzin” veya başka bir eser yaratabilen hayranların motiveleri olmaktadır. Hayranlara ilişkin bu düşünce, hayranların bakış açısını derinlemesine incelememiştir (Tulloch ve Jenkins 1995, s.168- 197 akt. Costello, Moore, 2007, s.127). Erken dönemlerde, basında hayranların patolojik hasta şeklinde nitelendirilen haberlerle ortaya çıkması (Jenkins, 1992, s.13) hayranların ünlülere karşı aşırıya kaçan tutkularından ve fantezilerinden dolayı çoğunlukla tehlikeli bir şekilde karakterize edilmesindendir. Bununla beraber, literatürde hayranlık kavramını patolojik bir hastalık olarak ele alanlar mevcuttur.3 Joli Jenson’da (1992), hayranlık olgusunu patolojik rahatsızlık olarak ele almaktadır. Ona göre, kalabalık bir grubun üyesi olan “tehlikeli hayran”, mantıksız bir hale gelir ve bu nedenle çevresinden kolayca etkilenir (Jenson,1992, s.15). Patolojik olarak hayran 3 Patoloji, tıbbi problemlerin incelenmesidir. Bu, sıradan hayranlığın deliliğe, sapkınlığa ve davranış tarzının aşırıya dönüşmesi anlamına gelmektedir (Duffett, 2013, s.155). 13 modelinde, normal olan ve hayranlığın aşırıya kaçan davranışlarıyla arasında ince bir çizgi olduğunu ima etmektedir ki bu çizgi, gerçeklik ve fantezi arasındaki ayrımlar ortadan kalktığında birbirine karışmaktadır (Jenson, 1992, s. 18). Örneğin, yeni nesil hayran çalışmalarından Otaku hem olumlu hem de olumsuz anlamlara gelecek şekilde kullanılmıştır. İçinde patoloji anlamını da barındıran kavram, ilerleyen çalışmalarında bu anlamdan koparak bambaşka bir anlam elde edebilmiştir. Otaku için olumsuz anlamda kullanılan stereotipler; sosyal açıdan yetersiz, sağlıksız, takıntılı, çocukça şeylerle ilgili olarak tanımlanmaktadır (Eng, 2012, s.92). Amerika’da ise otaku hem USA Magazine dergisinde hem de MySpace sayfasında ilk defa “Bu bir hastalık değil...bu bir onurdur.’’ sloganıyla olumsuz anlamı yok edecek şekilde pozitif bir anlatı ile yayınlanmıştır (Eng, 2012, s.94). Bu faaliyetlere dahil olanlar tutkulu ve kapsamlı okuyucular, manga ve anime izleyicileri, koleksiyonerler ve eleştirmenlerdir: birçoğu Japonya'nın otaku (geek) kültürüne aşinadır ve kendilerini mutlu bir şekilde otakus olarak tanımlamaktadır. Lee’ye göre bu topluluk, hayranların yaptığı çeviri ve altyazı konusunda yetenekli üreticilerdir (Lee, 2014, s. 199). Bir başka yönüyle akademide hayranlık olgusu olumsuz anlamından kurtularak aktif ve üretken biçimiyle çalışılmaya başlandığında, kavrama dair olumlu yaklaşılmasına neden olmuştur. Örneğin Fiske, psikolojik alt tabandan farklı olarak, popüler kültürü hayranlar ile üretken ve bir kültür oluşturacak şekilde değerlendirmektedir (Fiske, 1992, s.30). Kendi üretim ve dağıtım sistemleriyle hayranlar, Fiske’nin görüşüyle “gölge kültür ekonomisi'’ kavramını oluşturmaktadır. Böylece, kültür endüstrilerinin dışında kalan ancak popüler kültürde olmayan özellikleri paylaşan bir hayran kültürü yaratılmaktadır (Fiske, 1992, s.30). Bu bağlamda bir popüler kültür, insanlar tarafından kültür endüstrilerinin ürünlerinden üretildiğinden dolayı alımlama ile değil üretkenlikle çözümlenecektir (Fiske, 1992, s.37). Fiske, hayranlık çalışmalarını ve hayranlığın temel özelliklerini üç başlık altında toplamaktadır (Fiske, 1992, s.34); •Ayrımcılık ve farklılık •Üretkenlik ve katılım 14 •Sermaye birikimi. Bu kategoriler, özel olarak herhangi bir hayran veya hayran topluluğunun değil, genel olarak hayranlığın özellikleridir. Hayran toplulukları bu kategorileri eşit olarak sergileyememekte, kendi aralarında önemli ölçüde farklılıklar göstermektedir. Fiske, hayranları günlük yaşamlarında ve kültürel metaların arayüzünde meydana gelen semiyotik üretkenlik, ifadesel üretkenlik ve metinsel üretkenliklerine ayırmaktadır (Fiske, 1992, s.37). Semiyotik üretkenlik, kültürel ürünlerden toplumsal kimliğin ve toplumsal deneyimin anlamlandırılmasını ifade eden içsel bir deneyimdir. Hayran kültüründen ziyade bir bütün olarak popüler kültürü karakterize etmektedir. (Fiske, 1992, s.37). İfadesel üretkenlik, semiyotik üretkenlikten üretilen anlamın kamusal ve çoğunlukla sözlü olarak paylaşılmasını kapsamaktadır. Örneğin, hayranların günlük hayatlarında beğendikleri diziler üzerinden paylaşımlarını yüz yüze ya da sözlü kültür içinde ifade etmesidir (Fiske, 1992, s.37-38). Metinsel üretkenlik, sanata dair üretimlere yakın bir üretkenliktir. Hayranlar, genellikle resmi kültürdeki herhangi bir ürün kadar yüksek üretim değerleri ile hazırlanmış metinler üretir ve kendi aralarında dolaşıma sokmaktadır. İkisi arasındaki temel farklar, kaliteden çok ekonomiktir, çünkü hayranlar metinlerini gelir elde etme motivesiyle yazmamaktadır, üretkenlikleri maddi getiri sağlayabilmektedir (Fiske, 1992, s.39-40). Fiske, üretken olarak addettiği hayranları, popüler kültürle bu yönde ilişkilendirmektedir. Buna ek olarak, tüketimin kültürel bir üretimle alakalı olduğunu savunur, bu da teze konu olan hayran pratiklerinin tüketimlerini anlamaya yardımcı olabilir.4 Hayranlık Fiske’ye göre kültürel belirlenimlerin (cultural determination) özgün bir karışımıdır. Resmi kültürün dışında ve çoğu zaman ona karşı oluşan popüler kültürün güçlendirilmesidir, bir diğer yandan resmi kültürün belirli değerlerini ve özelliklerini mülksüzleştirmekte ve yeniden işlemektedir (Fiske,1992, s.34). Fiske, hayranların beğeni ve tercihlerinin toplumsal dayanışmayla ortaya çıktığını; hayranlığın, sıradan izleyici 4 Bu tür bir hayran üretiminin duygulanımsal emekle ilişkisi şüphesiz ki göz ardı edilemez. Hardt&Negri (2000), duygulanım ve maddi olmayan emek için, birer direniş, kollektif öznellikler ve toplulukların oluşumu şeklinde imkân sağlayan Fordizm sonrası bir çerçeveden aktarmaktadır buna ek olarak duygulanımsal emekte, kurumsal olarak görünmeyen emeğin sömürgeleştirilmesi söz konusudur (akt.Moore, 2021, s.173). Bu çerçeveden bakıldığında ekonomi politik olarak değerlendirilebilecek hayran emeği, bu araştırmaya konu olan kapsamın dışında kalacaktır. 15 konumundan ayrılarak birer ‘aşırı okuyucu’ olduğunu bu bağlamda tartışmaktadır. Popüler kültürden dolayı ürünler hayranların üretimine ve değişimine açık olabilmektedir. Böylelikle hayran üretimi, ürettikleri kültürel sermayeye bağlı olarak en gelişmiş ve görünür olan, ayrımcı, bununla beraber de seçici kategorisine girmektedir (Fiske, 1992, s.48). Marc Duffett, hayali anılar kavramıyla, hayranlık tarihindeki önemli olayların anılarını öne sürmektedir. Bu temelde bir duygu, hayranlığın özünde yer alır ve duygu deneyiminin, birçok hayranlık biçimi için merkezi olduğunu aktarır (Duffett, 2013). Hayranlık kavramına bu çerçeveden bakıldığında, Henry Jenkins’in Textual Poachers5 (1992) çalışması alanyazında başat kabul edilmektedir. Jenkins, hayran çalışmalarını yaratıcı ve üretken olarak şu şekilde adlandırmaktadır: Metinler büyüleyici olmaya devam ettiğinden, hayranlar onları dikkatlerinden atamazlar, bunun yerine çıkarları için onları kurtarmanın yollarını bulmaya çalışmalıdırlar. Hayranlar, kendi kültürel üretimleri için hammadde sağlayan ve toplumsal etkileşimlerinin temelini oluşturan, kitlesel olarak üretilmiş metinler üzerindeki egemenliklerini etkin bir şekilde öne sürerler. Bu süreçte hayranlar, popüler metinlerin izleyicisi olmaktan çıkar; bunun yerine, metinsel anlamların inşası ve dolaşımında aktif katılımcılar haline gelirler (Jenkins, 1992, s.24). Jenkins, hayranları öncelikli olarak aktif, ilgili ve her şeyden önce üretken izleyiciler olarak ele almaktadır. Hayranlığa alternatif bir yaklaşım olarak kültürel sersemler (cultural dupe) veyahut akılsız tüketiciler değil, Certeau’nun kaçak avlanma kavramı ile bağlamıştır (Jenkins, 2006). Bu bilgiler ışığında hayranlar, Certeau'nun popüler okumayla ilişkilendirdiği metinsel "kaçak avlanma" türünün bir modeli haline gelmektedir (Jenkins, 1992, s.23). Textual Poachers'ın ardından ortaya çıkan hayran kültüründe hayranlar asi olarak görülmüştür. Hayranlığın, resmi bir medya üretiminden farklı olduğu düşünülmekte ve bu hayran/üretici farkı kaçak avlanma metaforu ile belirtilmiştir. Hayranlar yaratıcı ama nispeten güçsüzdür; yapımcıların ise resmi medya metinleri 5 Henry Jenkins, bu çalışmasında kendisini hem akademisyen hem de hayran olarak konumlandırarak, hayranlığı ve akademiyi bir araya getirmeye çalışmaktadır ve alana iki yönlü katkı kazandırmak istemektedir. Böylelikle, acafan kavramını literatüre kazandırmıştır. 16 üzerinde gücü vardır (Hills 2010, s.56, akt. Duffett, 2013). Yapımcılar, çıkarlarını korumanın bir yolu olarak hayran topluluğunun sesini stratejik olarak kullanabilir veya görmezden gelebilmektedir (Duffett, 2013, s.132). Bu analojiden yola çıkarak hayran topluluğu, kendisine ait olmayan kültürel çevreden ve malzemeden de faydalanmakta ve tüm bu süreci kendisi/kendileri için işe yarar hale getirebilmektedir. Henry Jenkins’in hayranlığa yaklaşımı bu yönde belirgindir ki, bu araştırmada da görüşünden yararlanılacaktır: hayranlar, üreten tüketiciler, eş zamanlı olarak yazan okuyucular ve katılımcı seyircilerdir (Jenkins, 2006). Gray, Sandvoss ve Harrington (2017) için ise hayran olmak, sadece katılımdan çok daha fazlasını ifade etmektedir. Hayranlık kavramı üretüketicileri prosumer, aktivistleri, içerik üreticilerini, amatör içerik yaratıcılarını tanımlamak için kullanılan diğer terimlerle karşılaştırıldığında kişisel ve kişilerarası ile şekillendiğinden dolayı önemli ve farklı olmuştur. Böylelikle, hayran olmak duygusal ve tanımlayıcı bir boyut taşıdığı için süreç (fanization) terimiyle tartışılmıştır. Fanizasyon, sanat, eğlence, ticaret, vatandaşlık ve siyaset de dahil olmak üzere birçok kültürel alanı kapsamaktadır. Gray, Sandvoss ve Harrington (2017), hayranlığı bu faydada ‘evreler’ olarak adlandırılmaktansa ‘dalgalar’ etiketiyle üç kategoriye bölerek ele almıştır. İlk dalga, hayran çalışmalarında hayranların aşırı tavırlarını patolojik hasta olarak nitelendirmekte ve hayranlık kavramını güçsüz kılmaktadır. İkinci dalga, Pierre Bourdieu’dan (1984) etkilenerek hayran kültürleri ve alt kültürler içindeki kültürel ve sosyal sınıf tekrarlarının altını çizmektedir. Dolayısıyla, hayranların tüketim ve seçim pratiklerinin altında sosyoekonomik nedenler gösterilmektedir. Üçüncü dalga da ise farklı izleyicilere yönelik bir değişim görülmekle beraber hayranların aidiyetleri ve hayran nesneleri arasındaki ilişkisine odaklanarak içsel bir keyif ve motivasyonlar incelenmektedir (Gray, Sandvoss ve Harrington, 2017). Hills’e göre, hayranlık kavramının sabit bir tanımı olmamasıyla beraber hayranlığın tarafsız, pasif ve tekil bir kimse olmadığını kabul etmekte ve anti-ticari bir yaklaşıma benzemesine rağmen kavramın eleştirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Hills, tartışmayı derinleştirerek Jenkins’in üreten tüketici olumlamasının yanı sıra kavrama eleştirel yanaşmaktadır. Tüm hayranların yoğun bir şekilde üretim yapmalarının olanaksız olduğunun altını çizmekte ve hayran kültürleri arasında tüketim ve direnişin üretimi 17 genişlettiğini düşünmektedir. Bu hayran üretimi ise Fiske’nin semiyotik ve ifadesel üretimiyle bağdaştırılmaktadır. Örneğin, bireyler hayran oldukları ve izledikleri dizilerin ardından karşılıklı konuşarak ek katkı sağlamaya devam edebilmektedirler (Hills, 2002). Bununla beraber Hills, hayranlığı direniş hareketi (resistance) ile bağdaştırmaktadır: Eşzamanlı olarak kapitalist toplumun normlarına ve yeni metaların hızlı devrine "direnirken" hayranlar aynı zamanda bu ekonomik ve kültürel süreçlere de dahil oluyorlar. Hayranlar, bir anlamda 'ideal tüketiciler'dir çünkü tüketim alışkanlıkları kültür endüstrisi tarafından çok yüksek oranda tahmin edilebilir ve muhtemelen sabit kalacaktır. Ancak hayranlar aynı zamanda ticari olmayan inançları da ifade eder ve bu inançlar hayranların kendilerini içinde buldukları kültürel durumla tamamen uyumlu olmadığı için onlara “ideolojiler” diyebiliriz (Hills, 2002, s.5). Hills’e göre, hayranlar kendilerine dayatılan okuma biçimlerini reddederek metinleri kendi oluşturdukları esnek kurallara göre okur, kültürel ürünleri toplar, değerlendirir ve onu yorumlayarak yeni materyaller üretmektedir (Hills, 2002). Hayran tüketicilerinin artık rahatsız edici olarak görülmediğini, bunun yerine mümkün olduğunda sadık tüketiciler olarak üzerinde uğraşıldığını ifade etmiştir. Bu tüketicilerin, gerçeklik ve fantezi arasındaki ayrımların hiper-gerçek çöküşünü öngöremediğini, bunun yerine hayran metni ile duygusallık ilişkisini nesnellik ideolojileri aracılığıyla meşrulaştırma ve temellendirme girişimini gösterdiğini savunmaktadır (Hills, 2002, s.121). Erken dönem tartışmalarındaki hayran söylemini, hayranlığın tutkuları ve bağlılıkları için bir gerekçe olarak yeniden ele almanın gerekliliğini vurgulamaktadır (Hills, 2002, s.38). Grossberg, hayranlık tanımlarından hayranlarda duygulanımı öne sürmektedir. Ona göre, duyguları tanımlamak da en az hayranlığı tanımlamak kadar zordur ve duygu, deneyimlere renk, ton veya doku veren bir şeyi oluşturmaktadır (Grossberg, 1992). Hayranların kültürel metinlerle olan ilişkisini, duygulanım bağlamında ve günlük yaşamın en sıradan özelliği olduğu için yürütmektedir (Grossberg, 1992). Hayranlar için, yaşam koşullarını daha canlı, iyimser ve tutku dolu değiştirebildiklerine yönelik bir inanca sahip olan Grossberg, hayranlığı izleyicilikten ayrı kılar: 18 Bu aktif izleyici görüşü, hayranlığın doğasını anlamamızı yalnızca daha da zorlaştırır, çünkü tüm tüketiciler aktifse, o zaman hayranı ölçmek için hiçbir şey yoktur. Bu tür görüşler, bazı insanların belirli metinlere, belirli türden yorumlar gerektiren şekillerde dikkat etmelerinin veya bazı metinlere diğerlerine verilen bir önem ve hatta belki de bir güç verilmesinin önemini açıklayamaz. (…) İzleyicilerin her zaman aktif olduğu doğru olsa bile, bundan asla kontrolün onlarda olduğu sonucu çıkmaz (Grossberg, 1992). Geçmişten günümüze hayranlık çalışmaları düşünüldüğünde, hayranlığın bir kültür oluşturduğu ve bu kültürün ilgi duyduğu alana ve yere dolaylı yoldan katkılarının olduğu düşünülebilir. Buradan hareketle bu tez çalışması, hayranlık olgusunu genel olarak kabul görmüş aktif ve üretken bir topluluk olarak çok çeşitli uluslardan katılan bir sanal toplulukla ele almaktadır. Bu doğrultuda hayran çalışmalarının ele alınan literatürü göz önünde bulundurulduğunda, hayranlık olgusunun karmaşık yapısını anlamlandırabilmek ve aynı zamanda bu tezin de kapsamında olan ulusötesi hayranlık olgusunu incelemeden önce ilgi duyulan kültürel medya içeriklerinin akış, karşı akış ve küreselleşme boyutuna da göz atmak gereklidir. 1.1.2. Televizyon Dizilerinde Ulus ötesi Akış, Karşı Akış ve Küreselleşme Medya içeriklerinin ulusötesine yayıldığı ve ulusal sınırların önemini kaybettiği bir dönemde, küreselleşme6 kavramı için dünya toplumlarının birbirine benzemesi sonucu küresel kültürün ortaya çıkma süreci, öte yandan da toplulukların, kendi farklılıklarını tanımlaması ve bunu belirtmesi üzere kullanılmaktadır (İçli, 2001, s.163 akt. Keskin, 2022, s.48). Bu bağlamda bu tezin de ana fikrini oluşturan ulusötesi kavramı ulusal sınırların önemini kaybettiği fikrinden esinlenmektedir. 6 Bir diğer çerçeveden konunun kültür politikası temeli belirtilirse eğer, küreselleşmeye karşı kültürel istisna ve kültürel çeşitlilik kavramları ortaya çıkmıştır (Glossaire, 2004, s.114 akt. Üstel, 2009, s.19). Buna örnek olarak AB’de GATT müzakereleri yapılarak kültürel mal ve içerikler hukuki rejime tabi tutulması gerektiği savunulmuştur. GATS (Hizmet Ticari Genel Anlaşması), uluslararası hizmet ticaretine ilişkin temel kavram, kural ve ilkeleri ortaya koyan ilk çok taraflı anlaşmadır (TCTB, 2019). 19 Geniş bir çerçeveden bakıldığında, kültürel içeriklerin mevcut akışı, küreselleşmeyle beraber kompleks bir anlam kazandığına dair görüşler mevcuttur. Stuart Hall (1998), küresel ve yerelin farklılaşan özelliklerinin kavram haritalarını çıkararak küreselleşmeyi iki biçimde anlamlandırmıştır: “Eski, şirketleşmiş, kapalı, gittikçe daha savunmacı olan bir biçim’’ ile kendini koruması gerektiği biçiminin diğeri ise, “küresel post-modern” olarak var olmuştur (Hall,1998, s.54). Immanuel Wallerstein (1998), bu tartışmaya bir dünya kültürünün varlığını sorgulamasıyla yaklaşarak, kültürü nitelendiren grubun bütün üyelerinin o gruba ait olan tüm değerleri benimsemediğini ya da paylaşmadığını vurgulamaktadır (Wallerstein, 1998, s.124-125). Görsel medya içeriklerinin küresel kültürel karşı akış (contra flow) şeklinde örülmesi Daya Kishan Thussu tarafından temel alınarak, kendi döneminin internet kullanım azlığından ötürü odak noktasını televizyonun küresel akış ve karşı akışı üzerine yapmaktadır. Böylelikle çalışmasını küresel (global), ulusötesi (transnational), jeo- kültürel (geo-cultural) kavramları ile haritalandırmaktadır (Thussu, 2007, s.10). Thussu’ya göre, çok sesli ve çok yönlü karşı akışta, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Fransa gibi uluslararası güce sahip olan ülkeler dışında çoğu ülke tarafından yerel bir medya gündemi izlenmiştir. Dolayısıyla, üreticiler izleyiciyi vatandaşlar olarak görmekten çok, esas olarak tüketiciler olarak konumlandırmaya odaklanmakta ve böylece milliyet vurgusu önemsiz kalmaktadır. Kuzeyden Güneye, Doğudan Batıya ve Güneyden Güneye hareketle medya akışının genişlemesinde ve hızlanmasında devlet merkezli ulusal bir medya görüşü bu bağlamda önemli rol oynamaktadır (Thussu, 2007, s.11). Özetle Thussu, analizinde karşı akışın daha çok rağbet görmesine rağmen bütçesinin daha kısıtlı olduğunu öne sürmüştür. Medya akışları ve karşı akışların daha yüksek ekonomik değerlerde ve hacimde dolaşıma girmesi onun için muhtemeldir ancak bu bölgeler, kültürler ve topluluklar arasında yumuşak gücün siyasi ve ekonomik güç desteği de ortadadır (Thussu, 2007, s.27). Appadurai’nin (1990) merkez-çevre ikilemine karşı çıkarak ulusötesi kültürel akışların karmaşıklığı üstünde durduğu bilinmektedir. Appadurai çalışmasında, ulusötesi kültürel akışlar için birbirinden ayırıcı beş boyutlu bir uzamlar dizisi geliştirmektedir, bunlar; etnomanzaralar, medyamanzaralar teknomanzaralar, finansmanzaralar ve 20 ideomanzaralardan oluşmaktadır. Bu beş boyutun birbirinden ayrı olmasına rağmen, aynı zamanda birbirine bağımlı olmasının nedeni, homojen ve heterojen kültürel akışların radikal kopukluk ve belirsizliğin dışında beş boyutta birbiriyle rekabet etmesine bağlanmıştır (Appadurai, 1990). Bu sayede, farklı sosyal ve kültürel bağlamdaki izleyicilerin ortak izleme deneyimi mevcut bir akışı yaratabilmektedir. Buna ek olarak Appadurai’nin, küreselleşme fikrinin yerelleştiren bir süreç olduğu ve homojenleşmeyi veya Amerika Birleşik Devletleri’nin hakimliğini zorunlu olarak ima etmemektedir (Appadurai, 1996, s.17). Böylelikle Appadurai, merkez-çevre diyalektiğine dayalı tek akışı tartışmakta küresel kültür ekonomisinin ayırıcı, örtüşen ve karmaşık olduğunu belirtmektedir ve beraberinde ulusötesi kavramını şekillendirmektedir. Koichi Iwabuchi, medya endüstrilerinde yerelleşmenin temelini kültürel kokusuz ürünler (cultural odorless) kavrayışından yola çıkarak, bir ulusun yaşam biçiminin yanı sıra onun imajını da içerdiğini öne sürmüştür (Iwabuchi,2002, s.7). Iwabuchi’nin, kültürel kokusuz ürünlerle anlatmaya çalıştığı açıklama şu yöndedir: Japon animasyonlarının ve bilgisayar oyunlarının karakterleri çoğunlukla "Japon" gibi görünmüyor. Bu tür Japon olmayanlara mukokuseki denir, kelimenin tam anlamıyla "herhangi bir uyruktan yoksun bir şey veya biri" anlamına gelir, ama aynı zamanda, ırksal veya etnik özelliklerin veya bu özelliklere sahip belirli bir kültürü veya ülkeyi damgalamayan bir bağlamın silinmesidir (Iwabuchi, 2002, s.27). Buna bağlı olarak, popüler kültürdeki medya içeriklerinin hayranlar aracılığıyla ulusötesine yayılması, öncelikli olarak kökenle bağının olmamasına ve ardından içeriğin melezleşebilmesine bağlı olabilmektedir. Japon teknolojilerinin, animasyonlarının ve bilgisayar oyunlarının kültürel kokusuzluğu, farklı ülkelerdeki ve kültürlerdeki tüketicilerin, kökenleri hakkında çok az farkındalıkla onları kabul ettiğini düşünmektedir (Iwabuchi, 2002). Bu tüketimin sonucunda, kültürel kokusuz Japon ürünleri, Japon sermayesinin küresel pazara katılımıyla birlikte küresel çapta popüler hale gelmiştir. Buna rağmen, Iwabuchi’nin görüşüyle bu ürünlere tam anlamıyla kimliksiz gözüyle de bakmamak gerekmektedir. Ona göre, Japon animasyonlarının Amerikalı hayranları, kaçınılmaz olarak Japon kültürünün kendisine bağımlı hale gelir ancak Pokémon'un ve 21 diğer Japon ürünlerinin küresel başarısını, küresel bir “Amerikanlaşma” sürecinin ayna görüntüsü olarak yorumlamak yanıltıcı olmaktadır (Iwabuchi, 2002 s.33). Geçmişten günümüze internetin sık kullanılmadığı dönemde, televizyon akışına bağlı olarak izleyici kitlesinin var olduğu kabul edilir. Buna bağlı olarak, şekillenen akış ve karşı akış modelleri internet aracılığıyla dönüşüme uğrayabilmiştir. İlerleyen internet teknolojileriyle beraber izleyici kitlesi dijital ortama geçerek istediği kültürel içeriği istediği akışta kullanıcının geliştirdiği içerik (user genereted content) ile geleneksel yönteme, akışa bağlı kalmadan seçebilen ve hatta bunu istediği gibi yayabilen bir topluluk olarak küreselleşen platformlar üzerinden seçenekleri genişletebilmektedir. Tüm bu çalışmalara dair tespitlerden esinle, günümüzde küresel kültürel akış sisteminin standart ve tek olmasının mümkün olmadığı geçerlilik kazanmıştır. Küresel medya içeriklerinin karşı akışı olarak sayılabilen Türk dizilerinin medya içeriklerini kökene ve yakın bulundukları coğrafyaya bağlı kalmaksızın, ulusötesi hayranlar tarafından internet aracılığıyla popülerleştirilmelerine katkı sağladıkları yorumu yapılabilmektedir. 1.1. ULUSÖTESİ HAYRANLIK Alanyazında ulusötesi hayranlığa dair kavramın geliştirilmesi ağırlıklı olarak K-pop hayranları üzerinden şekillenmektedir. Bu nedenle kavrama dair ele alınan örnekler arasında K-pop hayranlığının yeri yüksektir. Türk dizilerinin ulusötesi hayranları ise literatürde süregelen bir boşluk olarak tespit edilmiştir. Bu bölüm altında ulusötesi hayran kavramı anlamlandırılmaya çalışılmakta olup, ikinci bölümde sosyal medya dolayımındaki topluluk üyelikleri ile birer ağlarla bağlantılandırılmış topluluk oluşturmaları ve Türk dizilerine dair hayranlık pratikleri detaylıca ele alınmaktadır. K-pop’un ulusötesileşmesini hayranların siber-milliyetçiliğine bağlı tutarak söylem analizi yapan Dal Yong Jin (2021), daha önce hayranlık çalışmalarının batı merkezli olmayan popüler kültür ürünlerinin ulusötesi akışlarıyla ilişkilendirilmediğini belirtmektedir. Ulusötesi hayranlığı ise birer hayali topluluk (imagined communities) 22 olarak görerek, nosyonunun sosyal medyada BTS7’i olumsuz bakış açılarından koruduğunu vurgulamaktadır (Jin, 2021, s.41). Sosyal medyada üyelerin ulusötesi hayran olarak bir vatandaş kabul edildiği ve yüzden fazla ülkede bulunduğu bilinerek hayali bir atmosferde BTS'i güçlü bir şekilde desteklediği bulgusuna rastlanmıştır (Jin, 2021, s.34). Bu tez çalışmasının katılımcıları dahil olmak üzere, ulusötesi hayranlık için farklı dile, dine ve ırka mensup olmalarına rağmen birbirleriyle paylaştıkları ortak ilgi alanlarının etrafında toplandıkları şekliyle algılanmaktadır. Buna ek olarak, beğeni duydukları dizilere, aktörlere ve ülkeye destekleri sosyal medya aracılığıyla gösterilmektedir. Hayranlık çalışmalarında belirtildiği gibi normal hayranlıktan farklı olarak ulusötesi hayranlık olgusu, hayranlık duyulan şeyin kökeninden coğrafi ve kültürel olarak uzakta bulunmaktadır. İzleyicilerin/dinleyicilerin/okuyucuların pasif ve sadece alıcı olarak görüldüğü geleneksel medya yerini yeni medya kullanıcıları/katılımcıları ile aktif kabul edildiğinde (Yolcu, 2021, s.128), yeni medya dönemiyle beraber ulusötesi hayranlık çalışmalarının yenilenmesi gerektiği öne sürülmektedir (Yoon, 2019). Coğrafi bariyerlerin ötesinde, gündelik sosyal medya kullanımı boyunca hayran çevirileri kültürel farklılıklara rağmen inşa edilmektedir (Yoon, 2019). Ulusötesi K-pop hayranlarının üretimlerine bakıldığında orijinal metinleri anlamaya çalışmaları, müzikle yakınlık kurmalarına neden olmaktadır. Buna sebebiyet veren sosyal medya, dil sınırlılığını kırarak K-pop hayran kültürünü oluşturmalarına kapı açmaktadır (Yoon, 2019, s.181). Böylelikle, kültür söz konusu olduğunda Kyong Yoon’a göre (2019), K-pop hayranları olarak katılım gösteren kişiler popüler kültür ve alt kültürle ilişkilendirilmektedir. Üretimlerine bakıldığında, ulusötesi hayranların alt kültür ve popüler kültür ile böylesine bir ilişki içerisinde bulunması, kendi içlerinde yarattıkları bir sisteme ve bunun görünür olmasıyla K-pop’u yeni ve baskın bir kültür haline çevirmektedir. Chang & Park (2019), hayranlığı Maffesoli’nin kabilecilik (tribalisim) kavramı ile tanımlayarak (Chang&Park, 2019, s.266) ulusötesi çevrimiçi K-pop hayranlığı çalışmasını etnografi ile yürütmüştür. Geleneksel hayranlığın kapsamını aşan bu hayran toplulukları, kabile gücüyle beraber dijital yakınlık, sosyal olmayan sosyallik, ulusötesi 7 Güney Kore’de 7 kişilik bir erkek grubundan oluşan müzik grubu. 23 yerellik ve organizasyonsuz örgütlenme boyutlarına ayrılmaktadır (Chang & Park, 2019, s.260). Dijital olarak aktif görülen hayranlığın, BTS öncüllüğünde duygusal aidiyet geliştirmesi teknoloji sayesinde gerçekleşmektedir. Bu gibi pratiklerle kabileler kendi ekolojik ve politik sistemlerini yaratmakta ve aralarındaki etkileşim sosyal sonuçlar sağlamaktadır (Chang & Park, 2019, s.279). Böylelikle, K-pop hayranlarının sosyal medya üzerindeki özel alanlarından yüz yüze görüşülen alanlara geçişi görülebilmektedir. Ulusötesi K-pop hayranlığının organize edildiği ve sosyal medya kanallarından algoritmalar aracılığıyla hayran görüşlerinden nasıl yararlandığını inceleyenler de mevcuttur (Leung, 2017). Lisa Yuk-ming Leung (2017), K-pop endüstrisinin küreselleşmiş işleyişinde kapitalist/yerel aracılar olarak hayran topluluğu organizatörlerine odaklanır. Bunun sonucunda ise iki sonucu sorgular; K-pop’un yaratıcı bir ekonomi geliştirmek için sosyal medyadan ne derece yararlandığı ve ondan nasıl faydalandığı sorgusu, diğer bir soru ise hayran faaliyetlerinin popüler kozmopolitizmi ortaya çıkarıp çıkarmadığına yöneliktir (Leung, 2017). Dolayısıyla hayranların yorumları, beğenileri ve paylaşımları internetteki topluluklarının ulusötesileşmesinde önemli bir etken olmaktadır. Ulusötesi hayranlık çalışmalarından ayrı kabul edilen kültürlerarası hayranlık çalışmaları da K-pop tartışması içinde süregelmektedir. Benjamin Han (2017), ulusötesi hayranlık için medya ve kültürel ürünlerin ulusal sınırların ötesindeki hareketliliğiyle ilgilenmesi tanımını yapmıştır (Han, 2017, s.2251). İddiasına göre, Latin Amerika’daki K-pop popülerliği, hayranların duygusal yakınlık/bağlılık (affective affinity) geliştirmelerinden ve kültürel olarak yeni olmadığından kaynaklı ulusötesi değil, kültürlerarası olmaktadır (Han, 2017, s. 2265). Ona göre, Latin Amerikalıların K-pop'a besledikleri duygusal yakınlık ile, kültürel yayılım sürecinden geçerken aralarındaki kitle kültürleriyle süreklilik mevcuttur (Han, 2017). Morimoto’da aynı şekilde uluslardan ziyade, alternatif olarak hayranların kültürlerarası oluşumunu incelemektedir. Başka bir deyişle, herhangi bir kültürel veya ulusal benzerlik ya da farklılıktan ötürü değil, kültürlerarası nesne arasındaki yakınlık dolayısıyla hayran olurlar. Kültürlerarası hayranlık kavramını Matt Hills’in “kültürlerarası homoloji’’ teorisinden esinlenerek geliştirmektedir (Morimoto & Chin, 2013, s.104-105). 24 Ulusötesi medya hayran çalışmalarının kapsamında, en homojen görünen hayran topluluklarında bile var olan çeşitliliklere ve farklılıklara dikkat çekilmektedir. Bu bağlamda, Morimoto’nun sanal toplulukları alımlama şekli şöyledir: Medyanın ulusötesi dolaşımı ve tüketimi içinde, bu tür hayali topluluklar, ulusların denizaşırı ihracat için kültürü başarılı bir şekilde “markalaştırabilecekleri” bir araç haline gelir. Burada, popüler medyanın görünüşte zararsız doğası, hayali topluluğun homojenliğinin bağlı olduğu varsayımları ve seçimleri maskeleyen bir tür Truva atı gibi davranır. Bu oyuncular, 'yumuşak güç' konumlandırmaları yoluyla, taraftarları, temsili meşruiyetlerini küresel düzeyde sabitleme girişimlerinde suç ortağı haline getirir ve bu da aynı meşruiyeti yurt içinde güçlendirme etkisine sahiptir (Iwabuchi 2010, akt. Morimoto, 2018, s.282). Morimoto için hayran çalışmalarında yapılan vurgu, etkileşimin hayran emeğinde olduğunu ve ulusötesi hayranları anlayabilmek için de İngilizce dil bilgisinin olması gerektiğini göstermektedir (Morimoto, 2018, s.280). Buna benzer şekilde Pınar Aslan, Latin Amerika’da Türk dizilerinin ulusötesi hayranlık çalışmasında, dizilerin popüler kültür ürün olarak görülmesi dolayısıyla hayranların gönüllü olarak çeviri çalışması sonucu erişime hazır hale getirmeleri ve yüklemeleriyle başarı elde ettiklerini vurgular. Böylelikle ortaya çıkan Türk dizi başarısının arkasında Latin Amerika hayranları olduğunu savunmaktadır (Aslan, 2020). Kore popüler kültürü ve dijital teknolojileri her yere yayılım sağlamıştır (Jin & Yi, 2020). Buradan hareketle Lee, ulusötesi hayranların birer eşik bekçisi olduğu öngörüsüne dayanmaktadır. Hayranlar, kültürel içerikleri kendi ülkelerinin ötesinde seçerek, tanıtarak, dağıtarak ve böylece aracılık ederek hizmet sağlarlar. Lee, ulusötesi hayranların iki ülkenin de kültür ekonomisinde etkili olduğunu belirterek, ulusötesi hayranlığın varlığını ticari yollarla küresel kültürel yayılmanın henüz küresel olmayan özelliğini belirtmektedir. Ona göre, Amerika Birleşik Devletleri ve İngilizce olmayan kültürel ürünlerinin kültürlerarası hayranları, popüler kültürün tek yönlü bir Amerikan egemenliğine meydan okuyan ve aynı zamanda onu tamamlayan “karşıt akışları” teşvik edebilecek kapasitededir (Thussu 2007, Akt. Hye-Kyung Lee, 2014, s.201). 25 Kent A. Ono ve Jungmin Kwon (2013), K-pop’un dolaşımını ve küreselliğini kültürel bir güç olarak tanımlamaktadır, bunun küresel aracı olarak da YouTube’u öne sürmektedir. Bununla beraber ulusötesi hayranlarda görülen ortak özellikler ifade edilmektedir: YouTube'da uluslararası hayranlar müzik videoları izlerler, yorumlar yayınlarlar ve birlikte K-pop tüketmenin sevincini paylaşmak için dans eden vücutlarını sunarlar. İletişim sürecinde, K-pop şarkıları ve şarkıcıları hakkında bilgi alışverişinde bulunurlar. Bazı durumlarda, K-pop kültürüne olan ilgileri Kore diline ve Kore ülkesine kadar uzanır ve Kore kültürü hakkında daha fazla bilgi edinme ve bu ülkeyi ziyaret etme kararına yol açar (Ono, Kwon, 2013, s.211). Hayranlık oluşumundaki süreçte, ulusötesi hayranların aktif olarak tüketimlerine tanık olurken kabul edilen YouTube gibi kültürel aracıların hem tüketim hem de dağıtım üzerinden hayran hareketlerini görünür bir ortam haline getirmesi elbette ki yok sayılmamaktadır. Hye-Kyung Lee’nin görüşüyle ulusötesi hayranlık tanımı, dijital medya yoluyla etkili olan ve kendi ülkelerinin ötesine kültürel içeriklerle aracılık ederek dağıtıma aktif olarak katkıda bulunan hayranlar olarak kabul edilmiştir. Bununla beraber kültürel küreselleşme sürecini aşağıdan yukarıya taşıdıkları ve böylece kültürel içeriklerin hem çeşitliliğini hem de derinliğini arttırdıkları düşüncesindedir (Hye-Kyung Lee, 2014, s.204). Medya çalışmaları araştırmacıları, ulusötesi medya alımlamasında izleyici konumunun önemini değerlendirmektedir. Jenkins, özellikle kozmopolit izleyicileri ve diaspora izleyicilerini bu konumda belirlemiştir, bu kavramların her ikisi de yalnızca kolayca erişilebilen ana akım medya içeriğini tüketen diğer izleyicilerle karşılaştırılmıştır (akt.Yoon, 2022). Ulusötesi kavramıyla aynı şekilde deneyimlerin de farklılığı söz konusudur. Athique’ye göre, ulusötesi artık bir ithalat ve ihracat işi değildir (Athique, 2016, s. 151). Güncel olarak Türkiye’de ulusötesi dizi hayranlığı çalışmaları, kültürel yakınlık bağlamında izleyiciler üzerinden ele alınmıştır. Örneğin, çalışmanın kapsamı, Bulgaristan, Kırgızistan, Kazakistan, Azerbaycan, Rusya’da kültürel ve coğrafi yakınlık 26 oluşması düşüncesiyle sınırlandırılmıştır (Sarıtaş & Aktepe, 2022, s.182). Ulusötesi hayranlık bir özne olarak görülmemiş ve sadece Türkiye’ye yakın olan coğrafyalar üzerinden sempatinin gelişebileceği alanlar üzerinden çalışılmıştır denebilir. Bu çerçevede, sınırları aşan ulusötesi hayranlık kavramının sosyal medyanın rolüyle beraber çeşitliliğinin ortaya çıkması ve sürdürdükleri etkileşim kültürlerarasına bakılmaksızın hız kazanmaktadır. Hızla değişen ve dönüşen sosyal medya, ulusötesi hayranın küresel bir gruba ait hissetmesi ve aktif bir topluluk şeklinde artan sayısı ile topluluk tarafından yaygınlaştırdıkları çeşitli içeriklere uygun bir alan sağlamaktadır. Geçmişten günümüze ulusötesi hayran toplulukları düşünüldüğünde, iletişim teknolojilerine sahip olmadan önce hayran topluluklarının sahip oldukları imkanlar sınırlı iken, sosyal medya hayranlara geniş bir boyut kazandırmaktadır. Manovich (2001), bilgisayar ekranının (masaüstü ve/veya dizüstü bilgisayar monitöründe, cep telefonu ve/veya oyun konsolunda) kültürün deneyimlenmesinde aracı haline geldiğini kabul etmektedir. Buna bağlı olarak da internetin kendisini kültür ve kültürel formlar için kültürel arayüz olarak tanımladığından dolayı, dijital medya hakkında ilginç ve önemli olan konuların analog medya ile kıyas yaparak değerlendirilmesini mantıklı bulmaktadır (akt.Miller, 2020, s.18). Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda, hayran topluluklarının internet aracılığıyla ulusötesi çeşitliliği ve dönüşümü yok sayılamaz. İnternetin kısıtlı olduğu dönemde dahi devam eden hayranlığın sadece ilgili kanala gönderilen mektup yöntemiyle sınırlılığı bilinirken, günümüzde internetteki hayran topluluklarının dünya çapında mesajlara anında cevap vererek küresel yapım şirketlerine iletebilecek bir hıza sahip olduğunun avantajı belirtilmektedir (Sezen, 2016). 1.2.3. Sanal Topluluklar Topluluk kavramının geleneksel anlamına bakıldığında, ortak düşünce, algı veya anlayışa dayalı olduğu görülmektedir (Bozkurt, 1999). İnsanlar, birbirleriyle ortak bir imge hakkında konuşmakta ve bunun sonucunda kolektif eylem gerçekleştirerek belli başlı bir cemaat duygusunu paylaşmaktadır (Sennett, 2013, s.179 akt. Kucur, 2018, s.77). Erken 27 dönemlerde ise Ferdinand Tönnies8 topluluk/cemaat kavramının sosyal yapısında yakınlığa yol açan özellikleri şu şekilde sıralamaktadır (Tönnies, 2001, s.22-28); •Akrabalık ve kan bağı •Yaşanılan evin çevresinde oluşan bağ ve birlikteliklerle beraber, o bölgede yürütülen ilişkilerin çok katmanlı olması •Mekânın tarihsel bağ ile yeniden var olmasıdır. Sanal topluluk/cemaat kavramının ilk öncülerinden Howard Rheingold, kendisinin de sanal bir topluluk üyesi olduğunu ve savunduğu kavramla internetteki toplulukların nasıl bir araya gelerek toplumsal model oluşturduğunu ilgili çalışmasında aktarmaktadır (Rheingold, 1993). Bu doğrultuda, ulusötesi hayranlık sanal topluluk (virtual community) kavramı ile anlamlandırıldığında, geleneksel bir topluluktan internet teknolojileriyle ayrıştığı ve dönüştüğünü belirtmek gerekir. Rheingold’un sanal topluluk görüşü şu yöndedir: Bir sanal mekânda diğerleriyle gevezelik yapıp tartışabilir, sorunlarımızı konuşabilir, duygusal bir destek sağlayabilir, entelektüel bir fikir alışverişi içinde bulunabilir, oyun oynayabilir, ticari bir alışveriş yapabilir, hatta âşık olabilir, arkadaşlar bulup arkadaşları kaybedebiliriz… Dünya üzerinde milyonlarca kişi halihazırda bir ya da birden fazla topluluğun elektronik üyesidir. Bir yerelliğin zaman ve mekân sınırlılığını ortadan kaldıran ve bireylerin kendi topluluklarını diğerleri arasından kendilerinin seçtikleri bir topluluktur (Rheingold, 1993, s.62, akt. Timisi, 2005, s.101). Söz konusu tasnifte Rheingold, bu tezle de örtüşen, bilinçli bir yaklaşımın sanal topluluk oluşumundaki çabasından bahsetmektedir. Sosyal medyada çeşitli topluluklar içerisinde yapılan etkinlikler ve ilgi alanına dahil tartışılan konular, belirli amaçlar doğrultusunda sanal topluluklar gözetiminde düzenlenmektedir. Benedict Anderson’un ulus inşası olarak tasvir ettiği hayali cemaatler (imagined communities) gerçeklik ve sahtelik üzerine değil, hayal edilebilme şekline göre birbirinden ayrıştırılmalıdır (Anderson, 1993, s.21). Ona göre, kavram hayal edilebilir olmuştur çünkü ulusların üyeleri birbirlerini 8 Cemaat (Gemeinschaft) ve cemiyet (Gesselchaft) kavramlarıyla kişilerarası iletişimi iki kategoriye ayırarak geleneksel cemaatlerin yapısını araştıran ilk sosyologlardandır. 28 tanımayacak, birbirleriyle tanışmayacak ve hatta birbirlerinin seslerini duymayacaktır. Buna rağmen, birbirlerinin zihninde topluluklarının imajı, ortak bir kabulle süregelmektedir (Anderson, 1993, s.20). İletişim teknolojileriyle beraber yaşanan gelişmelerde Anderson’a göre, çok dile sahip radyo ve televizyon yayının anadili farklı olan halklar için dahi hayali cemaat yaratabildiğini iddia etmektedir (Anderson, 1993, s.152). Sanal toplulukların konumu, gerçek toplumsallıkların örgütlenişini belirleyebilecek düzeydedir. Sanal topluluk deneyimini yaşayan kişiler, topluluğu gerçek dünyadaki toplumsal örgütlenmelerden farksız olarak düşünebilmektedirler. Bu bakımdan, sanal ve gerçeğin birbirinden ayırt edilemeyecek konuma gelmesi gündeme gelmektedir (Ergur, 1998, s.156 akt. Subaşı, 2005, s.116). Bu bağlamda, çevrimiçi olarak da adlandırılan toplulukların sanal alanda bir araya geldikleri bilinir. Çevrimiçi topluluk, zaman ve mekânı birbirinden ayırarak mesafe engelinin üstesinden gelmektedir. Böylece, üye olarak topluluğa karşı geliştirilen aidiyet hissiyle insanlar çevrimiçi iletişim halinde kalabilmektedir (Day, 2006, akt. Miller, 2020, s.240). Sanal alan içinde bulunan kişinin (veya kişinin profilinin) varlığı toplumsal bağları sürdürdüğünde, geri planda kalan beden daha az öneme sahiptir (Miller, 2020, s.240). Sanal toplulukların olumlu özellikleri özetle şu şekilde aktarılmıştır (Whittaker, Isaacs ve O'Day, 1997, s.27); • Üyeler, amaçladıkları ilgi alanı ve aktivitelerini paylaştıkça bir topluluğa ait olmanın önde gelen özelliklerini oluşturur • Üyeler, aktif katılımın tekrarlanmasının beraberinde yoğun etkileşim ile birbirlerine bağlanmakta ve katılımcılar arasında meydana gelen etkinliklerle güçlü duygusal bağlar geliştirmektedir • Üyeler, paylaşılan kaynaklara erişmekte ve bu kaynaklara erişimi belirleyen bazı politikalar bulunmaktadır • Bilginin karşılığı üyeler arasında ve hizmetler ile desteklenir • Paylaşılan içerik; sosyal toplantılar, dil ve protokolleri içermektedir. 29 Sanal topluluk kavramı, dijital teknoloji aracılığıyla hayran etkileşiminin iletişimsel önemini anlamak için bir araç olarak bildirilmektedir. “Sanal topluluk” ifadesi, bilgisayar ağları aracılığıyla sosyal toplulukların oluşumunu tanımlamak için kullanılmıştır (Jones, 1997, Akt: Soukup, 2006, s. 323). Topluluk kavramına yapılan çeşitli görüşlerden Jenkins, olumlayıcı bir görüşle yanaşarak topluluğu bir çeşit ütopya olarak görmektedir. Bu ütopyada yaşamanın sürekliliğinin imkânsız olduğunu eklemekte ve ütopyanın nasıl hissettirdiğini hayranların keşfetmelerine yönelik bir alan sağladığını vurgulamaktadır. Bunun sonucunda ise, hayranların neye karşı ve ne için mücadele ettiğini ifade etmelerine bir alan oluşturarak imkân verilmektedir. Buna ek olarak, kültürel ürünleri, hayranların günlük yaşamlarındaki hayranlıkları ve hayal kırıklıklarıyla beraber toplulukta dile getirilmesi sonucuna varmaktadır (Jenkins, 1992, s.289). Buna bağlı olarak, internet toplulukları coğrafi olarak engellere takılan çevrimiçi olmayan topluluklardan ziyade dünyanın çeşitli yerlerinden yeni sosyal ortamların var olabileceği bir şeye dönüşmektedir. Böylece, çevrimiçi topluluk sanal uzamda bulunarak çıkarlarının ortaklığı, paylaşılan ortak bilinç ve ortak grup deneyimini yansıtabilmektedir (Rheingold, 1993, s.110 akt. Timisi, 2005, s.94). 1990’larda sanal topluluk kavramına internet üzerinden bir açılım getirilen bir görüşle, internetin hızlı genişlemesi beraberinde kamusal alanda hayranların erişilebilirliğini, çeşitliliğini ve alanını genişletmek için pratik araçlar sağlayarak hayran kültürü modelini güçlendirmektedir. Ücretsiz içeriğin ilk yıllarında, hayran grupları ve onların amatör yayınları popüler kültürün kamusal alanında büyük bir mevcudiyet kazanmıştır. Castells, internete dair bir soru yönelterek yeni toplulukların, sanal cemaatlerin oluşumundan yana olduğunu, ya da insanların toplumla ve gerçek dünya ile ilişkilerini bozarak bireyi yalıtılmışlığa götürdüğünü sorgulamaktadır. Elektronik ağlarda sosyalleşmenin ne ölçüde gerçekleştiği, bu yeni sosyalleşme biçiminin kültürel etkilerinin neler olduğu belirsizdir. Ona göre, sosyal ağlar, topluluk kavramına göre bağlarında zayıf kalmaktadır (Castells, 2008, s.475-478). Ancak bireyin kendi iradesini geçersiz kılan bu görüşle, çevrimiçi topluluklara üye olanların, diğer topluluk üyeleriyle ne zaman ve nasıl etkileşim kuracaklarını seçtiklerine yönelik görüşler de mevcuttur. Benzer şekilde topluluk üyeleri, topluluğa katılım düzeylerini de aynı şekilde seçebilme hakkına sahiptir. Kişi, daha aktif bir üye veya bir grup yöneticisi olmakla beraber topluluğun daha iyi olması için çok daha 30 fazla zaman harcamaya ve gruba yönelik çeşitli katkıda bulunabilmektedir (Miller, 2020). Bununla birlikte, kişiler dilediği zaman gruba üye olabildiği gibi dilediği zaman üyelikten çıkabilme esnekliğine sahiptir. Hayranlık ve topluluk kavramlarının içe içe geçmesi ile hayranlık bir topluluğa katılım ile muhtemelen o toplulukla kendini tanımlamayı gerektirir (Busse & Sandvoss, 2007, akt. Pearson, 2010). Hayran topluluğuna karşı eleştirel bir görüşle yaklaşarak hayranlığın “geleneksel” hayranlar ve “marka hayranları” olarak Hills’in sorgulamasıyla birlikte, alt kültür teorisine yönelik eleştirilerin medya hayranlığının tutarlı bir kültür/topluluk şeklinde görülemeyeceği öne sürülmektedir. Buna yönelik tabiri ise, sürekli değişen hayran kültürü içinde hayranlığı bireyselleşmeye karşı topluluk olarak ya da akademik olarak sınıflandırılacak hayran seslerinin/deneyimlerinin ampirik bir dağılımı şeklinde değil, daha çok hayranlığı yeniden formüle etmek için teorilerden yararlanmalı ve buna yönelik yeni yollar sunmalıdır (Hills, 2017, s.862). Topluluk bağları coğrafi olarak dağınık ve yoğun bir şekilde telekomünikasyonla birbirine bağlı aynı zamanda da içerikte uzmanlaşmıştır. Hem yerel hem de uzun mesafeli ilişkilere yoğun bir şekilde dahil olan grupları tanımlamak için 'küreselleşmiş' terimi kullanılmaktadır (akt.Gushwan, 2016, s.356). Bundandır ki üçüncü bir alan olarak internet, ulusötesi hayranların kendi kültürlerini yaratmalarına, aidiyet duygusu oluşturmalarına ve alternatif kimlikler inşa etmelerine olanak tanımaktadır (Min ve diğerlerleri, 2018; C. Oh, 2020, akt. Meicheng, 2022, s.24). Bu doğrultuda, ulusötesi hayranların sanal topluluk oluşturduklarında sanalla gerçekliğin iç içe geçtiği kabul edilebilir. İnterneti nitelikli hale getiren ve onu üstün kılan yanı, çoklu iletişim tarzlarının bir şebeke ortamında bütünleştirme özelliğiyle beraber kültürel ifadeleri de içerebilmesi ve sıkıştırabilmesinden ötürüdür (Timisi, 2005, s.92). Bunların ışığında, sanal topluluk içinde geliştirilen duygusal bağlılık/yakınlık, kökene veya üretildiği yere bağlı olmaksızın hayranların benimsediği bağlılık ile öznel bir anı yaşadıkları için, sınırları aşan metinlerin veya nesnelerin hayranı haline gelir (Morimoto & Chin, 2013, s.99). Bahsi geçen görüşlerden hareketle, sanal topluluk içinde hayranların ilgi duydukları medya içerikleri ve bu içeriklerin ulusötesi yayılımı dijital ortamdan sağlanmaktadır. Bu ortam, birbirleriyle hızlı etkileşime geçme, bilgi alma, tartışma ortamı yaratma ve farklı 31 coğrafyalardan katılım için hem üretim hem de tüketim bağlamında en uygun şartların sağlanmasına bağlıdır. Bu çalışma, ulusötesi hayranların heterojen bir biçimde sanal topluluk oluşturduğunu, üye oldukları internet sitesinde paylaşım halinde olduklarını ve bu pratikler sayesinde duygusal bağlılık geliştirdiklerini belirlemiştir. Buna bağlı olarak, üretüketici (prosumer), katılımcı kültür ve yakınsama gibi kavramlar etrafında kümelendiklerinden ötürü hayran pratiklerini internet ekseninde ele almak yerinde olacaktır. 1.2. HAYRANLIK VE İNTERNET Web yeni bir olgu olmamakla birlikte, çok eski bir tarihe de dayanmamaktadır (Fuchs, 2016, s.95). Tim O’Reilly tarafından literatüre kazandırılan “Web 2.0” teriminin başlıca özellikleri şu şekilde belirtilmektedir (O’Reilly, 2005, akt. Fuchs, 2016, s.57); •Radikal merkezsizleşme •Radikal güven •Yayıncılık yerine katılımcılık •Katkı veren kullanıcılar, zengin kullanıcı deneyimi •Bir platform olarak web •Kişinin kendi verilerini kontrol etmesi, veriyi yeniden düzenleme •Kolektif zekâ, tutumlar •Daha çok kullanıcı ile daha iyi yazılım •Belirsiz kullanıcı davranışları •Oyun Böylelikle sosyal medya üzerinden konumlanan hayran topluluğu düşünüldüğünde, sosyal medya ile hayranlığın dönüşüme uğrayıp uğramadığının yönünde bir cevap arayışı yerinde olabilir. Mcluhan’ın, teknolojilerin toplumları değiştirebileceği düşüncesi ve insanın bir uzantısı olarak medyayı kavraması (McLuhan, 1964) bu bölümde 32 ulusötesi/dijital dizi hayranlarını sorgulamak için temel olmaktadır. Ona göre, internet gibi iletişim araçları, üreticilerin ve tüketicilerin faaliyetlerini değiştiren herhangi bir çevresel değişikliğin, mevcut seçeneklerin sayısı arasındaki oranı değiştirdiği kültürel ortamlar olarak anlamlandırılmaktadır (McLuhan & McLuhan, 1988, akt. Wall & Dubber, 2010, s.161). Ancak teknolojiyi merkez alan bu görüşün tam da ortasında duran Booth, dijital medyanın her şeyi değiştirmediğini iddia ettiği melez hayranlık kavramı ile (hyrbrid fandom) dijital teknolojinin hayran kültürünü bazı yönlerde değişime soktuğunu kabul etse de birçok geleneksel uygulamanın hâlâ varlığını sürdürdüğünü vurgulamıştır. Melez hayranlık, teknolojinin hayran kullanımını nasıl belirlediğini değil, hayranların teknolojiyi belirli şekillerde nasıl kullandığını araştırmaktadır (Booth, 2019, s.730). Bu tezin de ele almaya çalıştığı gibi, hayran topluluğunun daha fazla kişiye ulaşma amacı ile çeşitli topluluklar oluşturması temelinde sosyal medyayı nasıl kullandıklarını belirtmiştir. Bu anlamda zaman ile mekân arasında iletişimi artırmaya katkı sağlamış ancak her şeyi tam anlamıyla değiştirmemiştir (Booth, 2019, s.739). Booth, teknolojiye dair belirtilen her iki iddia için kendi başlarına sınırlayıcı ve bir o kadar da bağımsız olduklarını öne sürmüştür. Ona göre, determinizm ile yapısalcılık arasındaki çelişkinin kendisi hem inşa edilmiş hem de belirlenmiş olan medyanın incelenmesi ve analizi için faydalı bir bulgudur. Esasında, her iki argüman da kendi başına indirgemeci olabilmektedir: Kültürel etkinin veya değişimin yalnızca bir nedeni olduğunu iddia etmek, toplumda var olan birden çok güçleri göz ardı etmektir. Medya, hayranlık ve teknoloji arasındaki karmaşık ilişkiyi açıklamak ne determinizm ne de yapısalcılıkla belirtilebilir, esasında ikisinin arasında bir köprü görevi görmektedir (Booth, 2017, s.25). İnternet, hayranlar tarafından ilk günden beri topluluklarda, sohbet odalarında ve etkileşimli oyunlarla beraber sevdikleri programları tartışarak kullanılmaktadır. Bunu erken benimseyenler olarak, medya hayranları yeni sosyal medya platformları aracılığıyla bilgi paylaşmaya ve medya ürünlerinin çeşitli kataloglarına erişimi hızla devam ettirmiştir. Bunun yanı sıra, 1960'lar ve 1990'lar arasında yarı kurumsal bir statü kazanan hayran yazarlığı olan transmedya hikâye anlatıcılığı gibi internet çağında ilerlemiştir (Duffet, 2013, s.41). O döneme göre dijital arşivleme, televizyon tüketimini izleyicilerin her bölümü inceleyebileceği daha sürdürülebilir bir aktiviteye dönüştürmek için ilk olarak DVD'nin ve ardından evde oynatma sistemlerinin yükselişi gibi başka trendlerle birlikte 33 çalışmaktadır (Duffet, 2013, s. 42). Kişiler buna ek olarak bir oturuşta dizilerin tüm sezonunu izleyerek zincir izleme (binge-watch) olanağını tanımıştır. Sandvoss, internetin hayran kültürlerini değiştirmekte olduğunu, aynı zamanda görünürlüklerini ve erişilebilirliklerini önemli ölçüde artırabileceğini düşünmektedir ancak hayranlığın internet ve diğer sosyal medyanın mimarisi üzerinde daha da belirgin bir biçimlendirici etkisi olduğu ortadadır (Sandvoss & Kearns, 2014, s.91). Ona göre, Web 2.0 ortamı sosyal ve kültürel şekillenmenin bir örneği olarak hizmet etmektedir. Bunun yanı sıra, hayran topluluğu geçmiş dönemlerde internet ortaya çıkmadan önce de halihazırda hayran kültürünü oluşturarak varlıklarını elbette ki sürdürmüştür. Kabul edilebilir ki yeni medya, hayranların pratiklerini kolaylaştırmaktadır. Artan etkileşim ve iletişimin gücü yeni hayranlık biçimlerinin üretiminde kalmamakla beraber yeni norm ve değerlere bağlı olduğu da görülebilir (Yin, 2021). Hayranlığın artan görünürlüğüyle birleşen ve evrenselleşen dijital medya içeriğinin artan yaygınlığı (Jenkins 2007), hayran uygulamalarının çok daha geniş bir şekilde çeşitlenmesiyle sonuçlanmıştır. Hayranlar ve farklı ilgi alanları arasında temel ve ortak motivasyonları tanımlamada “şemsiye” kavramının önemini koruduğu bilinse de bu çeşitlilik, ortak noktaları tanımlayan farklı hayran grupları arasında ayrım yapma ihtiyacını doğurmuştur (Sandvoss & Kearns, 2014, s.92). Baym, dijital medyanın ortaya çıkışıyla beraber çalışmasında hayranların etkileşimini ortaya koymaktadır (Baym, 2000). Bu etkileşim ile dijital hayranlar, yeni topluluklar yaratma becerisine sahip olmaktadır. Hem iletişim aracı hem de topluluk olarak örneğin müzik üzerinden kendi katılımcı kültürlerini de yarattıklarını düşünmektedir (Baym, 2018). Bu bağlamda bir internetle beraber, hayranlığın görünürlüğü değişmektedir (Jenkins, 2006, s.131). Örneğin, Jin ve Yi, Hallyu’nun popülerliğini genç hayranların sosyal medya kullanımına bağlamaktadır. Dijital platformlar aracılığıyla küresel dolaşım ve tüketimi artan bu içerik, etkileşime açık hale gelmektedir ve deneyim sadece televizyon kapsamında sınırlı kalmamaktadır. Böylelikle, sosyal medyanın gücü olarak da yerel üretilen Hallyu, küresel pazarın kültürel olarak ters akışına dönmektedir (Jin & Yi, 2020, s.2). İnternet teknolojileri konum olarak çoğul bir ortama sahiptir. Lobato’ya göre bu ekolojinin, televizyonun her yere yayıldığı ve yersiz-yurtsuz olduğu düşüncesinden ziyade, farklı mekânsal kategoriler arasında farklı bölge, pazar, ulus ve sinyal alanı gibi 34 ilişkilerin ortaya çıktığı eleştirilmektedir (Lobato, 2019). Televizyonun yeni medyayla beraber çalışılması gerektiğinin iddiası, izleyici pratiklerinin çoğul ortamda televizyonu deneyimlemesindeki doğrudan yayın akışından uzaklaşması, onların seçimlerini ayrıcalıklı kılmaktadır (Bennett, 2008, s.158). Böylelikle, televizyonun tamamıyla yok olmadığı fakat dijitalle hibritleştiğini; televizyon içerik tüketiminin de sosyal medya ortamlarının artmasıyla beraber erişim olanağının ve bağlantılarının sağlanabildiğini söylemek mümkündür. Buna örnek olarak, internetteki web sayfaları, sosyal paylaşım siteleri, bloglar, forumlar gibi seçeneklerin analog dönemden kalma yayın sınırlılığına kıyasla yakınsama ve temel bir özellik haline gelen seçim ve hareket çeşitliliğinin çokluğundan söz edilmektedir (Miller, 2020, s. 19). Jenkins, yakınsamanın öncelikli olarak tüketiciler için kültürel değişime izin veren süreç ifadesiyle tanımlamıştır. Bunun teknolojik bir süreçten daha fazlası olduğunu, yakınsama kültürünün tüketicilerin yeni bilgi aramaya ve dağınık medya içeriği arasında bağlantılar kurmaya teşvik edildiği katılımcı bir kültür oluşturduğunu savunmaktadır (Jenkins, 2006, s.3). Ona göre, önemli olan her hikâye anlatılır, her marka satılır ve tüketiciler birden fazla medya platformu karşısında kendini savunma fırsatı yakalamaktadır. Yakınsama bu anlamda, medya metinlerinin ve izleyicilerin farklı platformlar arasında neredeyse sorunsuz bir şekilde hareket etmeye başladığı, isteğe bağlı çevrimiçi televizyon, radyo, podcastler, kullanıcı tarafından oluşturulan içerik ve video gibi çoklu platform türleri ile ilgilidir (Hills, 2009, s.107). Bireysel tüketiciler ve onların diğerleriyle olan sosyal etkileşimlerini meydana getirmektedir. Yakınsama, katılım kültürünü beraberinde getirmektedir. Böylelikle, katılım kültürü de Jenkins’e göre, medya kullanımının radikal bir demokratikleşmesini yaratmaktadır. Yakınsamaya neden olan hayranların pratiklerinden örnekle, dizi müziklerine Youtube’dan erişimin sağlanması veya bir romanın (Camdaki Kız) televizyon dizisine uyarlanarak popüler hale gelmesi ve buna bağlı olarak ekranlar ara