Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Türk Dili Bilim Dalı ORHUN TÜRKÇESİ SÖZ VARLIĞININ OĞUZ GRUBU LEHÇELERİYLE SES VE ŞEKİL BİLGİSİ BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRILMASI Muhammet OLGUN Yüksek Lisans Tezi Ankara, 2024 ORHUN TÜRKÇESİ SÖZ VARLIĞININ OĞUZ GRUBU LEHÇELERİYLE SES VE ŞEKİL BİLGİSİ BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRILMASI Muhammet OLGUN Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Türk Dili Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi Ankara, 2024 KABUL VE ONAY Muhammet OLGUN tarafından hazırlanan “Orhun Türkçesi Söz Varlığının Oğuz Grubu Lehçeleriyle Ses ve Şekil Bilgisi Bakımından Karşılaştırılması” başlıklı bu çalışma, 22.04.2024 tarihinde yapılan savunma sınavı sonucunda başarılı bulunarak jürimiz tarafından Yüksek Lisans Tezi olarak kabul edilmiştir. Prof. Dr. Habibe YAZICI ERSOY (Başkan) Prof. Dr. Şükrü Halûk AKALIN (Danışman) Prof. Dr. Emine YILMAZ (Üye) Yukarıdaki imzaların adı geçen öğretim üyelerine ait olduğunu onaylarım. Prof. Dr. Uğur ÖMÜRGÖNÜLŞEN Enstitü Müdürü YAYIMLAMA VE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI BEYANI Enstitü tarafından onaylanan lisansüstü tezimin tamamını veya herhangi bir kısmını, basılı (kâğıt) ve elektronik formatta arşivleme ve aşağıda verilen koşullarla kullanıma açma iznini Hacettepe Üniversitesine verdiğimi bildiririm. Bu izinle Üniversiteye verilen kullanım hakları dışındaki tüm fikri mülkiyet haklarım bende kalacak, tezimin tamamının ya da bir bölümünün gelecekteki çalışmalarda (makale, kitap, lisans ve patent vb.) kullanım hakları bana ait olacaktır. Tezin kendi orijinal çalışmam olduğunu, başkalarının haklarını ihlal etmediğimi ve tezimin tek yetkili sahibi olduğumu beyan ve taahhüt ederim. Tezimde yer alan telif hakkı bulunan ve sahiplerinden yazılı izin alınarak kullanılması zorunlu metinleri yazılı izin alınarak kullandığımı ve istenildiğinde suretlerini Üniversiteye teslim etmeyi taahhüt ederim. Yükseköğretim Kurulu tarafından yayınlanan “Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” kapsamında tezim aşağıda belirtilen koşullar haricince YÖK Ulusal Tez Merkezi / H.Ü. Kütüphaneleri Açık Erişim Sisteminde erişime açılır. o Enstitü / Fakülte yönetim kurulu kararı ile tezimin erişime açılması mezuniyet tarihimden itibaren 2 yıl ertelenmiştir. (1) o Enstitü / Fakülte yönetim kurulunun gerekçeli kararı ile tezimin erişime açılması mezuniyet tarihimden itibaren ….. ay ertelenmiştir. (2) o Tezimle ilgili gizlilik kararı verilmiştir. (3) 22/04/2024 Muhammet OLGUN 1“Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” (1) Madde 6. 1. Lisansüstü tezle ilgili patent başvurusu yapılması veya patent alma sürecinin devam etmesi durumunda, tez danışmanının önerisi ve enstitü anabilim dalının uygun görüşü üzerine enstitü veya fakülte yönetim kurulu iki yıl süre ile tezin erişime açılmasının ertelenmesine karar verebilir. (2) Madde 6. 2. Yeni teknik, materyal ve metotların kullanıldığı, henüz makaleye dönüşmemiş veya patent gibi yöntemlerle korunmamış ve internetten paylaşılması durumunda 3. şahıslara veya kurumlara haksız kazanç imkânı oluşturabilecek bilgi ve bulguları içeren tezler hakkında tez danışmanının önerisi ve enstitü anabilim dalının uygun görüşü üzerine enstitü veya fakülte yönetim kurulunun gerekçeli kararı ile altı ayı aşmamak üzere tezin erişime açılması engellenebilir. (3) Madde 7. 1. Ulusal çıkarları veya güvenliği ilgilendiren, emniyet, istihbarat, savunma ve güvenlik, sağlık vb. konulara ilişkin lisansüstü tezlerle ilgili gizlilik kararı, tezin yapıldığı kurum tarafından verilir *. Kurum ve kuruluşlarla yapılan işbirliği protokolü çerçevesinde hazırlanan lisansüstü tezlere ilişkin gizlilik kararı ise, ilgili kurum ve kuruluşun önerisi ile enstitü veya fakültenin uygun görüşü üzerine üniversite yönetim kurulu tarafından verilir. Gizlilik kararı verilen tezler Yükseköğretim Kuruluna bildirilir. Madde 7.2. Gizlilik kararı verilen tezler gizlilik süresince enstitü veya fakülte tarafından gizlilik kuralları çerçevesinde muhafaza edilir, gizlilik kararının kaldırılması halinde Tez Otomasyon Sistemine yüklenir. * Tez danışmanının önerisi ve enstitü anabilim dalının uygun görüşü üzerine enstitü veya fakülte yönetim kurulu tarafından karar verilir. ETİK BEYAN Bu çalışmadaki bütün bilgi ve belgeleri akademik kurallar çerçevesinde elde ettiğimi, görsel, işitsel ve yazılı tüm bilgi ve sonuçları bilimsel ahlak kurallarına uygun olarak sunduğumu, kullandığım verilerde herhangi bir tahrifat yapmadığımı, yararlandığım kaynaklara bilimsel normlara uygun olarak atıfta bulunduğumu, tezimin kaynak gösterilen durumlar dışında özgün olduğunu, Prof. Dr. Şükrü Halûk AKALIN danışmanlığında tarafımdan üretildiğini ve Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tez Yazım Yönergesine göre yazıldığını beyan ederim. Muhammet OLGUN iv TEŞEKKÜR Tez sürecimin başından sonuna kadar yanımda olan danışman hocam Prof. Dr. Şükrü Halûk AKALIN’a, aileme ve sevgili arkadaşım Perihan ATMACA’ya, ayrıca görüş ve önerileriyle katkı sunan jüri üyeleri Prof. Dr. Emine YILMAZ ve Prof. Dr. Habibe YAZICI ERSOY’a, eserini esas aldığım Prof. Dr. Ahmet Bican ERCİLASUN’a ve tezimde yararlandığım tüm kişi ve kurumlara teşekkürü bir borç bilirim. v ÖZET OLGUN, Muhammet. Orhun Türkçesi Söz Varlığının Oğuz Grubu Lehçeleriyle Ses ve Şekil Bilgisi Bakımından Karşılaştırılması, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2024. Bu çalışmada ilk bölümde Orhun Türkçesiyle ilgili, ikinci bölümde Oğuz grubu lehçeleriyle ilgili bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde inceleme konularımızdan olan ses bilgisine yer verilmiş, lehçelerde kullanılan sesler hakkında bilgi ve lehçelerdeki ses olaylarından örnekler verilmiştir. Dördüncü bölümde şekil bilgisi ele alınmış, Orhun Türkçesi ve lehçelerdeki kelimelerin yapısı hakkında bilgiler verilmiştir. Beşinci bölümde Orhun Türkçesinden Oğuz grubuna geçen sözcükler incelenmiş, bu sözcüklerin lehçelerde yaşadığı değişimler veya korunan şekilleri ele alınmıştır. Aynı lehçede bir sözcük veya sözcüğün kökteşi ses özelliklerini koruyabilir, farklı ses özelliği gösterebilir. Bu bakımdan bu özellikleri gösteren tüm sözcükler değerlendirmeye alınmış, ses bilgisi ve şekil bilgisi başlıkları altında ayrı ayrı incelenmiştir. Ses değişikliğine uğrayan veya ses özelliklerini koruyan sözcükler doğrudan verilmiş, kökteşi verilen sözcükler köşeli parantez içinde gösterilmiştir. Sonuç bölümünde Orhun Türkçesindeki sözcüklerin Oğuz grubu lehçelerinde ne kadar bulunduğu sayı ve grafik hâlinde verilmiştir. Son olarak genel bir değerlendirme yapılmıştır. Ekler bölümünde ise ses özelliklerini koruyan, ses değişikliğine uğrayan ve sadece kökteşi bulunan sözcüklerin listesi verilmiştir. Ayrıca hiçbir lehçede bulunmayan sözcüklerin listesi de eklenmiştir. Anahtar Sözcükler Orhun Türkçesi, Oğuz grubu, Ses bilgisi, Şekil bilgisi, Etimoloji vi ABSTRACT OLGUN, Muhammet. Comparison of Orkhon Turkic Vocabulary with Oghuz Dialects in Terms of Phonetics and Morphology, Master’s Thesis, Ankara, 2024. In this study, in the first chapter, information about Orkhon Turkic and in the second chapter, information about Oghuz group dialects are given. In the third chapter, phonetics, which is one of our subjects of study, is included, information about the sounds used in dialects and examples of phonetic events in dialects are given. In the fourth chapter, morphology is discussed and information is given about the structure of words in Orkhon Turkic and dialects. In the fifth chapter, the words transferred from Orkhon Turkic to the Oghuz group were examined, and the changes these words experienced in dialects or their preserved forms were discussed. In the same dialect, a word or its cognate may preserve its sound characteristics or show different sound characteristics. In this regard, all words showing these features were evaluated and examined separately under the headings of phonology and morphology. Words that have undergone sound changes or preserved their sound characteristics are given directly, and words whose cognates are given are shown in square brackets. In the conclusion section, the number of words in Orkhon Turkic in the Oghuz group dialects is given in numbers and graphs. Finally, a general evaluation was made. In the appendices section, the list of words that preserve their phonetic features, undergo phonetic changes and have only cognate forms is given. In addition, the list of words that are not found in any dialect is also included. Keywords Orkhon Turkish, Oghuz group, Phonetics, Morphology, Etymology vii İÇİNDEKİLER KABUL VE ONAY……………………………………………………………………...i YAYIMLAMA VE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI BEYANI……………..……….…………ii ETİK BEYAN………………………………………………………..………...………...……iii TEŞEKKÜR……………………………………………………………………………iv ÖZET……………………………………………………………………………..……..v ABSTRACT……………………………………………………………………………vi İÇİNDEKİLER…………………………………………………………………………vii KISALTMALAR DİZİNİ…………..………………………………………….……… xi GİRİŞ……………………………………………………………………………………1 1. BÖLÜM: ORHUN TÜRKÇESİ ………………………………….……………...…3 1.1. ORHUN TÜRKÇESİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ…………………..…6 2. BÖLÜM: OĞUZ GRUBU LEHÇELERİ…...………….……..……………………8 2.1. OĞUZ GRUBU LEHÇELERİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ…..….…...8 3. BÖLÜM: SES BİLGİSİ…………………………….………………….……….…10 3.1. OĞUZ GRUBU LEHÇELERİNDE SESLER………………..……..…10 3.1.1. Ünlüler……………….………………….………………..……10 3.1.2. Ünsüzler……………….………………….………………...…11 3.2. SES ÖZELLİKLERİNİ KORUYAN SÖZCÜKLER…………………..12 viii 3.3. SES DEĞİŞİKLİĞİNE UĞRAYAN SÖZCÜKLER………………...…13 3.3.1. Ünlülerde……………………………………………………...13 3.3.1.1. Uzama………………………………………………..13 3.3.1.2. Kısalma………………………………………………13 3.3.1.3. İncelme…………………………….…………………13 3.3.1.4. Kalınlaşma………………………...…………………13 3.3.1.5. Düzleşme…………………………………….………13 3.3.1.6. Yuvarlaklaşma…………………….…………………14 3.3.1.7. Daralma………………………………………………14 3.3.1.8. Genişleme…………………………………..….……14 3.3.1.9. Düşme………………………………………………..14 3.3.1.10. Türeme…………………………………………...…15 3.3.1.11. İkizleşme……………………………………………15 3.3.1.12 Diftonglaşma…………………………………..……15 3.3.2. Ünsüzlerde………………………………………….…15 3.3.2.1. Ötümlüleşme…………………………………...……15 3.3.2.2. Akıcılaşma………………………………………...…15 3.3.2.3. Ötümsüzleşme………………………………………16 3.3.2.4. Süreksizleşme………………………………….……16 3.3.2.5 Sızıcılaşma…………………………...………………16 3.3.2.6. Ön Damaksıllaşma…………………………….……16 3.3.2.7. Art Damaksıllaşma…………………….……………16 3.3.2.8. Genizsilleşme……………………………..…………17 3.3.2.9. Aykırı Genizleşme……………………..……………17 3.3.2.10. Dişsilleşme…………………………………………17 3.3.2.11. Diş-dudaksıllaşma…………………………………17 ix 3.3.2.12. Dudaksıllaşma…………………………..…………17 3.3.2.13. Düşme………………………………………………18 3.3.2.14. Türeme……………….………………………..……18 3.3.2.15. Tekleşme………………………………...…………18 3.3.2.16. İkizleşme……………………………………………18 3.3.3. Ünlü-Ünsüzlerde………………………………..……18 3.3.3.1. Kaynaşma……………………………………………19 3.3.3.2. Büzülme………………………………………...……19 3.3.3.3. Hece Düşmesi………………………………….……19 3.3.3.4. Aykırılaşma……………………………………..……19 3.3.3.5. Benzeşme……………………………………………19 3.3.3.6. Göçüşme…………….………………….……………20 4. BÖLÜM: ŞEKİL BİLGİSİ………………………….………………….……….…21 4.1. ŞEKİL ÖZELLİKLERİNİ KORUYAN SÖZCÜKLER……………..…22 4.2. KÖKTEŞİ BULUNAN SÖZCÜKLER………………………...……….22 5. BÖLÜM: İNCELEME………………..…………….………………….…………..23 5.1. İNCELEME ÜZERİNE AÇIKLAMALAR.…………….……………….23 5.2. A…………………………………………………………………………..24 5.3. B……...………………………………………………………………….111 5.4. Ç…………………………………………………………………………211 5.5. E…………………………………………………………………………219 5.6. I…………………………………………………………………………..253 5.7. İ…………………………………………………………………………..262 5.8. K…………………………………………………………………………298 x 5.9. M…………………………………………………………………………437 5.10. N……………………………………………………..…………………440 5.11. O…...………………………..…………………………………………448 5.12. Ö….……………………………………………………………………481 5.13. S………………………………………………..………………………509 5.14. T……………………..…………………………………………………554 5.15. U……………………..…………………………………………………677 5.16. Ü……………………..…………………………………………………708 5.17. Y……………………..…………………………………………………721 SONUÇ….………..………..………………………………………………………..833 KAYNAKÇA…………………………………………………………………………837 EK 1. SES ÖZELLİKLERİNİ KORUYAN SÖZCÜKLER……………………….852 EK 2. SES DEĞİŞİKLİĞİNE UĞRAYAN SÖZCÜKLER……………………….862 EK 3. SADECE KÖKTEŞİ BULUNAN SÖZCÜKLER………………………….881 EK 4. HİÇBİR LEHÇEDE BULUNMAYAN SÖZCÜKLER………………….…904 EK 5. ORİJİNALLİK RAPORU………….……………….……………………….906 EK 6. ETİK KURUL MUAFİYET FORMU………………………………….....…908 ÖZ GEÇMİŞ…………………………………………………………………….......910 xi KISALTMALAR DİZİNİ AnaT Ana Türkçe AT Azerbaycan Türkçesi B Batı BK Bilge Kağan bk. bakınız D Doğu EAT Eski Anadolu Türkçesi ET Eski Türkçe EUT Eski Uygur Türkçesi G Güney GB Güneybatı GD Güneydoğu GT Gagavuz Türkçesi İT İlk Türkçe K Kuzey krş. karşılaştırınız KT Köl Tigin OT Orhun Türkçesi s. sayfa T Tunyukuk xii TkmT Türkmen Türkçesi TT Türkiye Türkçesi ESER ADI KISALTMALARI ATS Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü (Altaylı, S.) DLT Dîvânu Lugâti’t-Türk (Ercilasun, A. B. ve Akkoyunlu, Z. (Haz.) GTS Gagauz Türkçesinin Sözlüğü (Baskakov, N. A.; İ. Kaynak ve A. M. Doğru (Çev.) TDDS Türkmen Diliniň Düşündirişli Sözlügi (TYA) TS Türkçe Sözlük (TDK) EUTS Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü (Caferoğlu, A.) OTCK Osmanlıcadan Türkçeye Cep Kılavuzu (TDK) KTLG I Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Grameri I: - Fiil- Basit Çekim (Ercilasun, A. B., Karahan, L. ve Kirişçioğlu, M. F. (Red.) 1 GİRİŞ Orhun Türkçesi, elimizde olan metinler bakımından en eski Türkçedir. 8. yüzyıla kadar bu dönem varlığını devam ettirmiştir. Bu dönemden günümüze ulaşan en önemli yazıtlar Tunyukuk (725?), Köl Tigin (732) ve Bilgi Kağan (735) yazıtlarıdır. Bu eserler o dönemde Türklerin kullandığı Göktürk alfabesiyle yazılmıştır. Önceleri bu yazıya runik yazı da denmiştir. Bu yazıtlar dışında o dönemden kalma başka yazıtlar da vardır. Bunlar Çoyren Yazıtı (688-692), Küli Çor (İhe Höşötü 719-723) ve Ongin (Işbara Tarkan 732-735) yazıtlarıdır. Bu eserlerde çok az metin örnekleri vardır. Ayrıca bu dönemden sonra Göktürk alfabesiyle yazılan metinler de vardır. Tekin, bu metinleri 6 gruba ayırmıştır. İlk grup saydığımız eserlerdir. 2. olarak Uygur Kitabeleri: Bayan Çor (Şine-Usu 759-760), Taryat (Terhin 753), Karabalgasun (808-821), Suci (820-840?), Tez (Tes) Yazıtı (750?), II. Karabalgasun (825-840); 3. Yenisey Kitabeleri; 4. Hoytu- Tamir Kitabeleri; 5. Talas Kitabeleri ve 6. Doğu Türkistan Yazmaları olarak vermiştir (Tekin, 1997, s. 28-30). Çalışmamızda Orhun Türkçesi veya Göktürkçe denince anlaşılan yazıtlar olan Tunyukuk (725?), Köl Tigin (732) ve Bilgi Kağan (735) yazıtları esas alınmıştır. Çalışmamızda bu yazıtları ve yazıtların söz varlığını kapsayan Ahmet Bican Ercilasun’un Türk Kağanlığı ve Türk Bengü Taşları1 adlı eserini esas aldık. Lehçeler için ise kullanılan sözlükler tek tek alıntıların yanında belirtilmiştir. Bu çalışmamızın amacı Eski Türkçeden Oğuz grubuna ne kadar sözcüğün geçtiğini belirlemektir. Ayrıca bu çalışma, sözcüklerin yaklaşık bin üç yüz yıl sonra ne gibi ses ve şekil değişikliğine uğradığının öğrenilmesi bakımından önem arz etmektedir. Bu bağlamda tez Orhun Türkçesiyle Oğuz grubunu kapsamaktadır. Doğal olarak Eski Türkçeden sözcükler doğrudan Oğuz grubuna geçmemiştir. Oğuz grubuna gelene kadar yıllar içerisinde çeşitli değişikliğe uğramışlardır. Bu ara yıllardaki değişikliklere değinmeden bugünkü sözcükler doğru değerlendirilemeyeceği için gerekli görüldüğü yerlerde ara devirlerden örnekler de verilmiştir. 1Ercilasun, A. B. (2016). Türk Kağanlığı ve Türk Bengü Taşları. İstanbul: Dergâh Yayınları. 2 “İnceleme” bölümünde Orhun Türkçesindeki sözcükler ve sözcüklerin geçtiği bölümler daha önce de belirtiğimiz gibi Ercilasun (2016)’dan eserinden alınmıştır. Yine gerekli görüldüğü yerde diğer çalışmalara da atıf yapılmıştır. Daha sonra sırasıyla Türkiye, Azerbaycan, Türkmen ve Gagavuz Türkçelerinde sözcüğün karşılığı verilmiştir. Eğer sözcüğün doğrudan karşılığı yok fakat o sözcüğün kökteşi varsa o sözcük verilmiş, ses ve şekil bilgisi değerlendirmesi yapılmıştır. Bu usul tüm lehçelerde takip edilmiştir. Ayrıca Orhun Türkçesinde sözcüğün alternasyonlu hâli farklı madde başlarında varsa sadece biri değerlendirilmiş, diğer sözcükler ona gönderilmiştir. Daha sonra sırayla ses bilgisi ve şekil bilgisi başlıkları verilmiş, sözcük sırayla o başlıklar altında incelenmiştir. Sözcük değerlendirmesinde anlamların verilme sırası takip edilmiştir. Yani sırayla Türkiye, Azerbaycan, Türkmen ve Gagavuz Türkçelerindeki sözcükler değerlendirilmiştir. Ek 1 ve Ek 2 bölümlerinde sözcükler söz konusu başlığa uygunsa tabloda verilmiş, tabloya uygun değil fakat diğer tabloda geçiyorsa bk. Ek 1 veya bk. Ek 2 şeklinde diğer tabloya gönderilmiştir. Sözcüğün kendisi değil fakat kökteşi bulunuyorsa bk. Ek 3 şeklinde kökteş tablosuna gönderilmiştir. Tablolarda yer alan “ø” işareti o sözcüğün kendisinin veya kökteşinin söz konusu lehçede bulunmadığını gösterir. Ek 3’te yer alan “✓” işareti o sözcüğün ses özelliğini korumuş veya ses değişikliğine uğramış şekilde söz konusu lehçede bulunduğunu gösterir. Bu işaretin olduğu sözcükler için Ek 1 ve Ek 2’ye bakılmalıdır. Kökteş sözcükler seçilirken söz konusu sözcüğe, Orhun Türkçesinde bulunan ve lehçelerde de geçen, en yakın sözcük tercih edilmiştir. Eğer sözcüğün kökteşi Orhun Türkçesinde bulunmuyorsa lehçede bulunan en yakın kökteş sözcük köşeli parantez içinde verilmiştir. Ayrıca çalışmamızda “lehçe” terimi karşılığında “dialect” terimi kullanılmıştır. 3 1. BÖLÜM ORHUN TÜRKÇESİ Orhun Türkçesi, yazılı eserleri bakımından Türkçenin en erken dönemidir. Bu yazılar II. Köktürk Kağanlığı (682-744) dönemlerinde dikilen “bengü taş”ların üzerine kazınmıştır. Bu dönemin yazıtları sırasıyla Çoyren Yazıtı (688-692), Küli Çor (719- 723), Tunyukuk (725?), Köl Tigin (732), Ongin (732-735) ve Bilge Kağan (735) yazıtlarıdır. Orhun Türkçesi dendiğinde akla gelen yazıtlar ise Tunyukuk, Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarıdır. Bu dönemin alfabesi Göktürk alfabesidir. Bu alfabeye “runik” alfabe de denir. Yazıtlar 1893 yılında V. Thomsen tarafından çözülmüştür. Bu alfabede 38 harf ve bir işaret vardır. Harflerin 4’ü ünlü, 31’i ünsüz ve 3’ü çift ünsüz sesleri göstermek için kullanılır. Ünlüler o, u �� a, e �� ö, ü �� ı, i �� Görüldüğü gibi iki sesi tek bir işaret karşılamaktadır. Buradaki ince ünlüler ön damak ünsüzleriyle, kalın ünlüler art damak ünsüzleriyle kullanılır. Dolayısıyla bir sözcükte kullanılan harfin karşılığı e sesi mi a sesi mi diye bir karışıklık yoktur. Bununla beraber ilk hecede ön damak ünsüzleriyle ö ve ü sesi, art damak ünsüzleriyle o ve u sesi kullanılabilir. Bu durumda karışıklık olabilir. Rekonstrüksiyon yöntemiyle bu durum giderilmeye çalışılsa da hâlâ farklı değerlendirmeler vardır. Örnek olarak Tonyukuk, Tunyukuk; Kül Tigin, Köl Tigin okuyuşları bu durumun en bariz örnekleridir. Genelde bu karışıklık ilk hecede olur fakat bazı araştırmacılar, özellikle Brahmi harfleriyle 4 yazılan Türkçe metinlerden hareketle, ilk hece dışında da geniş yuvarlak ünlülere yer verir. Ünsüzler Kalın Ünsüzler İnce Ünsüzler Nötr Ünsüzler b �� d �� g �� k �� l �� n �� r �� s �� t �� y �� b �� d �� g �� k �� l �� n �� r �� s �� t �� y �� 5 Ünlü-ünsüz / Ünsüz-ünlü değerindeki harfler ok-ko / uk-ku �� ök-kö / ük-kü �� ık-kı �� iç-çi �� Çift ünsüzler lt �� nç �� nt �� Bu harfler Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarında geçen harflerdir. Ayrıntılar için bk. Ercilasun, 2016, s. 351-353. Tunyukuk ve diğer yazıtlarda başka birkaç harf daha vardır. bk. Tekin, 1994, s. IX. ç �� m �� ŋ �� ń �� p �� ş �� z �� 6 1.1. ORHUN TÜRKÇESİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ Bugün Oğuz grubunda sadece TkmT’de bulunan genizsil n (ŋ) sesi ve sadece Saha (Yakut) Türkçesinde bulunan palatal n (ń) sesi o dönemde kullanılmaktadır. Ayrıca bugün Oğuz grubunda kullanılan ə, ä, c, f, ğ, h, x, j ve v, w sesleri Göktürkçede kullanılmamaktadır. Buna göre Orhun Türkçesinde ünlü olarak a, e, ı, i, o, ö, u, ü; ünsüz olarak b, ç, d, g, ġ, k, ḳ, l, m, n, ŋ, ń, p, r, s, ş, t, y, z sesleri bulunur. Bazı araştırmacılara göre kapalı e (ė) ünlüsü ve v sesi de bulunur fakat bu seslerin ayrı bir işareti yoktur. Kimi sözcüklerin ilk ünlülerinde bazen işaret kullanılmaması, bazen de ünlünün /I/ harfiyle yazılması sonucu araştırmacılar tarafından söz konusu sesin kapalı e (ė) olduğu iddia edilmiştir. Ayrıca ünlü uzunluğu da vardır fakat herhangi bir işaretle belirtilmemiştir. Genel özellikleri: 1. Asli uzun ünlüler korunur: āç- ‘acıkmak’; āçsıg ‘acıkacak olma, açlık’; āt ‘ad, ünvan’; būka ‘boğa’… 2. Söz başı /k/ler korunmuştur: keç- ‘geçmek’; kel- ‘gelmek’; küç ‘güç’… 3. Söz başı /t/ler korunmuştur: tag ‘dağ’; tokuz ‘dokuz’; tuy- ‘duymak’… 4. Söz sonu /g/ler korunur: başlıg ‘başlı’; sarıg ‘sarı’; atlıg ‘atlı’… 5. Söz içi ve söz sonu /b/ler korunur: eb ‘ev’; sab ‘söz, haber’; sebin- ‘sevinmek’… 6. Söz içi ve söz sonu /d/ler korunur: adak ‘ayak’; adgır ‘aygır’; bod ‘boy, kabile’… 7. İlk hecedeki /i/ler korunur: biş ‘beş, beş kez’; il ‘ülke, devlet’; yi- ‘yemek’… 8. Söz içi ve söz sonu /g/ler korunur: ag- ‘yukarı çıkmak’; arıg ‘temiz’; kazgan- ‘kazanmak’; tabışgan ‘tavşan’; tag ‘dağ’… 7 9. Büyük ünlü uyumu tamdır: bedizet- ‘bezetmek (resim, heykel ve süsleme yaptırmak); boguzlan- ‘boğazlanmak, boğazlanarak öldürülmek’; süŋüglüg ‘mızraklı’… 10. Küçük ünlü uyumu tam değildir: altun ‘altın’; böri ‘kurt’; kokılık ‘kokuluk, koku için’; küni ‘kıskançlık’… 8 2. BÖLÜM OĞUZ GRUBU LEHÇELERİ Oğuz grubu; yazı dili olarak Türkiye, Azerbaycan, Türkmen ve Gagavuz Türkçelerini kapsar. Konuşma dili olarak Oğuz grubuna Irak Türkmen Türkçesi, Horasan Türkçesi, Kaşgay Türkçesi ve çeşitli ağızları dâhil edebiliriz. Bu gruba Güneybatı veya Batı grubu da denmektedir. Oğuz adını ilk olarak Göktürk döneminde görüyoruz. Yazıtlarda bazen Oğuzlarla ilgili olumlu, bazen de olumsuz ifadeler kullanılır fakat Oğuzlar hakkında ayrıntılı bilgi verilmemiştir. Bize ilk esaslı bilgileri Kâşgarlı Mahmud, Dîvânu Lugâti’t-Türk adlı muhteşem eserinde verir. “Dîvânü Lugāti’t-Türk’te Karahanlı Türkçesi’nden farklı söyleyişler için gösterilen 405 örnek kelimeden Oğuzca olanların sayısı 226’dır.” (Yüce, 2007, s. 323). Görülüyor ki örneklerin yarısından fazlası Oğuz grubuna aittir. Bu da Oğuzcanın o dönemde yaygın konuşulan bir lehçe olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla beraber Oğuz grubunun asıl teşekkülü 13. yy. ve sonrasıdır. Bugün Oğuz grubu ikiye ayrılır: 1. Doğu Oğuzcası, 2. Batı Oğuzcası. Doğu Oğuzcasını tek başına Türkmen Türkçesi temsil eder. Batı Oğuzcasını Türkiye, Azerbaycan ve Gagavuz Türkçeleri oluşturur. bk. Tekin, 2023c, s. 49. 2.1. OĞUZ GRUBU LEHÇELERİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ 1. Söz başındaki /k/ler bazen /g/ olur: keç- > geç-; kel- > gel-; kergeksiz > gereksiz; kir- > gir-… 2. Söz başındaki /k/ler bazen korunur: kim > kim; kişi > kişi; kon- > kon-; kork- > kork-… 3. Söz başındaki /t/ler bazen /d/ olur: tag > dağ; taşra > dışra; ti- > de-; ter > der; tokuz > dokuz; tuy- > duy-… 4. Söz başındaki /t/ler bazen korunur: taşra > taşra; tat > Tat; tok > tok… 9 5. Söz içi ve söz sonu /d/ler /y/ olur: adak > ayak; adgır > aygır; kod- > koy-; bod > boy… 6. Çok heceli sözcüklerin sonundaki /g/ler düşer: başlıg > başlı; sarıg > sarı; atlıg atlı; ulug > ulu… 7. TT, AT ve GT’de /ŋ/ler /n/ olur: baŋa > bana; beŋgü > bengi, bəngin; biŋ > bin… 8. TkmT’de ve kısmen GT’de /ŋ/ler bulunur: köŋül > köňül; süŋüg > süŋgü; yaŋıl- > ýaňyl-… 9. TT ve AT’de asli uzun ünlüler kısalır: aç- > acık-; āt > ad; būka > boğa… 10. TkmT ve kısmen GT’de asli uzun ünlüler bulunur: āt > āt; āç, āg-… 11. TkmT’de /g/ler korunur: andag > andag; beg > beg; egri > egri… 12. AT’de kapalı /e/ bulunur: keç- > keç-; semiz > semiz… 13. TkmT’de çok heceli fiillerin sonundaki /ı, u/ ve /i, ü/ ünlüleri /a/ ve /e/ olur: okı- > oka-; tokı- > doka-; törü- > döre-… 10 3. BÖLÜM SES BİLGİSİ Ses bilgisi, “Dilin seslerini, bu seslerin özelliklerini inceleyen bilim kolu; fonetik.” (TS, 2023) anlamındadır. Hangi dilde olursa olsun zaman ve mekân faktörleri sözcüklerin ses yapısını değiştirir. Bazı sözcükler de yıllara meydan okuyarak hiçbir ses değişikliğine uğramaz. Bu kapsamda ses bilgisi değerlendirmemizi ses özelliklerini koruyan ve ses değişikliğine uğrayan sözcükler olarak iki gruba ayırabiliriz. Daha sonra ses değişikliğine uğrayan sözcükleri ünlülerde, ünsüzlerde, ünlü-ünsüzlerde olarak üç gruba ayırabiliriz. Ünlüler; incelme, kalınlaşma, düzleşme, yuvarlaklaşma, daralma, genişleme, düşme, türeme, uzama, kısalma, ikizleşme ve diftonglaşma olarak on iki gruba ayrılabilir. Ünsüzler; ötümlüleşme, ötümsüzleşme, sızıcılaşma, akıcılaşma, süreksizleşme, genizsilleşme, aykırı genizleşme, dişsilleşme, diş-dudaksıllaşma, dudaksıllaşma, ön damaksıllaşma, art damaksıllaşma, ünsüz düşmesi, ünsüz türemesi, ünsüz tekleşmesi ve ünsüz ikizleşmesi olmak üzere on altı başlık altında değerlendirilebilir. Ünlü-ünsüzler ise kaynaşma, benzeşme, hece düşmesi, büzülme, göçüşme ve aykırılaşma olmak üzere altı gruba ayrılır. Öncelikle lehçelerdeki sesleri görmekte fayda vardır: 3.1. OĞUZ GRUBU LEHÇELERİNDE SESLER 3.1.1. Ünlüler a: düz, geniş, kalın á: düz, dar, kalın (GT’de bulunur ve /a/ ~ /ı/ arası bir sestir.) e: düz, geniş, ince (TT, TkmT ve GT’de) e: düz, dar, ince (AT’de kullanılır.) ə: düz, geniş, ince (Normal /e/den daha geniştir, AT’de kullanılır.) ä: düz geniş, ince (Normal /e/den daha geniştir, TkmT ve GT’de kullanılır.) 11 ı: düz, dar, kalın (TkmT’de /y/) i: düz, dar, ince (TkmT’de büyük şekli: /I/) o: yuvarlak, geniş, kalın ö: yuvarlak, geniş, ince u: yuvarlak, dar, kalın ü: yuvarlak, dar, ince Bu seslerin uzun hâlleri de vardır ve bunlar düzeltme işaretiyle gösterilmiştir. 3.1.2. Ünsüzler b: ötümlü, sürekli, patlayıcı, çift dudak c: ötümlü, sürekli, patlayıcı, diş-damak (TkmT’de /j/) ç: ötümsüz, süreksiz, patlayıcı, diş-damak d: ötümlü, süreksiz, patlayıcı, diş f: ötümsüz, sürekli, sızıcı, diş-dudak (TkmT’de dudak arası) g: ötümlü, süreksiz, patlayıcı, ön damak-art damak (TkmT’de kullanım yerine göre ön damak-art damak /g/ ve /ğ/ olarak telaffuz edilir.) ğ: ötümlü, sürekli, sızıcı, art damak (TkmT’de yok, GT’de düşmüş veya başka ünsüze değişmiştir.) h: ötümsüz, sürekli, sızıcı, gırtlak x: ötümsüz, sürekli, sızıcı, art damak (AT’de kullanılır.) j: ötümlü, sürekli, sızıcı, diş-damak (TkmT’de /ž/) k: ötümsüz, süreksiz, patlayıcı, ön damak-art damak (AT’de ön damak /k/si) 12 q: ötümsüz, süreksiz, patlayıcı, art damak (AT’de kullanılır.) l: ötümlü, sürekli, akıcı, ön damak-art damak m: ötümlü, sürekli, akıcı, çift-dudak n: ötümlü, sürekli, akıcı, diş ŋ: ötümlü, sürekli, akıcı, art damak (GT ve TkmT’de kullanılır, TkmT’de /ň/) p: ötümsüz, süreksiz, patlayıcı, çift-dudak r: ötümlü, sürekli, akıcı, çarpmalı s: ötümsüz, sürekli, sızıcı, diş (TkmT’de peltek) ş: ötümsüz, sürekli, sızıcı, diş-damak t: ötümsüz, süreksiz, patlayıcı, diş ț: (GT’de kullanılır ve /ts/ seslerini verir, ötümsüz diş ünsüzüdür.) v: ötümlü, sürekli, sızıcı, diş-dudak w: ötümlü, sürekli, sızıcı, dudak arası (TkmT’de kullanılır.) y: ötümlü, sürekli, akıcı, yarı ünlü (TkmT’de /ý/) z: ötümlü, sürekli, sızıcı, diş (TkmT’de peltek) Bu bakımdan TT’de 29, AT’de 32, TkmT’de 30 ve GT’de 32 harf bulunur. 3.2. SES ÖZELLİKLERİNİ KORUYAN SÖZCÜKLER OT: aç- ‘açmak’ > tüm lehçelerde aç-; OT: adak ‘ayak’ > TkmT: adak; OT: ak ‘kır (at donu)’ > TT, GT: ak; OT: akıt- ‘(ordu) akıtmak, yürütmek’ > TT, TkmT, GT: akıt-; OT: altı ‘altı’ tüm lehçelerde altı vb. Ses özelliklerini koruyan tüm sözcükleri görmek için bk. Ek 1. 13 3.3. SES DEĞİŞİKLİĞİNE UĞRAYAN SÖZCÜKLER 3.3.1. Ünlülerde: 3.3.1.1. Uzama OT: agır ‘ağır’ > GT: ār; OT: agrı- ‘hastalanmak’ > GT: ārı-; OT: bas- ‘basmak, baskın yapmak’ > GT: bās-; OT: og(u)l > GT: ōl; OT: teg- ‘ulaşmak, saldırmak’ > GT: dį-; OT: tog- ‘(dağ, tepe) aşmak’ > GT: dū-; OT: yagız ‘kara (yer), yağız (at)’ > GT: yāz vb. 3.3.1.2. Kısalma OT: āç- ‘acıkmak’ > AT: ac-; OT: āt ‘ad; unvan’ > TT, AT, GT: ad; OT: būka ‘boğa’ > TT: boğa, AT: buğa, TkmT: buga, GT: boa / bua / buga / buva vb. 3.3.1.3. İncelme OT: bıç- ‘kesmek’ > tüm lehçelerde biç-; OT: yalma ‘kaftan’ > TT: yelme; OT: yana ‘yine, tekrar’ > TT: yine, AT: yenə, TkmT: ýene; OT: yıl ‘yıl’ > AT, GT: il vb. 3.3.1.4. Kalınlaşma OT: beŋgü ‘ebedî’ AT: minqu; OT: sü başı ‘ordunun başı, başkomutan’ > TT: subaşı, AT: subaşi; OT: idisiz ‘sahipsiz’ > TT: ıssız, AT: issız vb. 3.3.1.5. Düzleşme OT: üçün ‘için, yüzünden, sebebiyle, sayesinde’ > TT, GT: için; OT: edgü ‘iyi, güzel; iyilik, kazanç; çok (zarf)’ > TT: iyi, AT, GT: eyi; OT: kötür- ‘(yukarı) kaldırmak, 14 yükseltmek’ > TkmT: göter-, GT: göttir-; OT: süŋüg ‘mızrak’ > TkmT: süňi; OT: töpü ‘tepe, başın üst kısmı’ TT, GT: tepe, AT: dəppə, TkmT: depe vb. 3.3.1.6. Yuvarlaklaşma OT: anı: ‘onu, onları’ > AT, GT: onu; OT: udı- ‘uyumak’ TT, AT, GT: uyu-; OT: yabız: ‘kötü, perişan’ TT, AT, GT: yavuz, TkmT: ýowuz; OT: yaguk ‘yakın’ > AT: yovuq; OT: yımşak ‘yumuşak’ > TT: yumuşak, AT: yumşaq, TkmT: ýumşak; OT: yorı- ‘yürümek, ilerlemek’ > TT, AT: yürü-, GT: yörü- vb. 3.3.1.7. Daralma OT: er- ‘imek, olmak’ > AT: ir- (III); OT: kedimlig ‘zırhlı’ TT: giyimli, GT: gįmli; OT: taş (II) ‘dış, dış bölgeler’ > AT: dış; OT: taşra ‘dışarı, dış’ > AT: tışra; OT: teyeŋ ‘sincap’ AT: tiyin; OT: tog- ‘(dağ, tepe) aşmak’ > GT: dū-; OT: yog ‘yoğ, cenaze (yas) töreni’ > AT: yuğ vb. 3.3.1.8. Genişleme OT: beglik ‘bey (emîr) olmaya layık’ > AT: bəylik; OT: ben ‘ben’ > GT: bän; OT: bir- (I) ‘vermek, (iş, güç) vermek, (ad ve ünvan) vermek’ TT, AT, GT: ver-, TkmT: ber-; OT: biri ‘güney’ > TT, GT: beri, AT: bəri, TkmT: bǟri; OT: biş ‘beş, beş kez’ > TT, AT, GT: beş, TkmT: bǟş; OT: it- ‘örgütlemek, teşkilatlandırmak, düzenlemek’ > TT, AT, TkmT: et-, GT: yet- vb. 3.3.1.9. Düşme OT: agı ‘ipekli (kumaş), mal’ > AT: ağ (III); OT: yalabaç ‘elçi’ > TT: Yalvaç; OT: udı- ‘uyumak’ > GT: uy- (II); OT: süŋük ‘kemik’ > TkmT: süňk vb. 15 3.3.1.10. Türeme OT: ayt- ‘söylemek, demek’ > TT: eyit-, AT. ayıt-; OT: onunç ‘onuncu’ > TT, AT, GT: onuncu, TkmT: ōnunjy; OT: sab ‘söz, haber’ > AT: sava; OT: törtünç ‘dördüncü’ > TT, AT, GT: dördüncü, TkmT: dȫrdünji; OT: yımşak ‘yumuşak’ > TT: yumuşak, AT: yumuşaq, GT: yımışak vb. 3.3.1.11. İkizleşme OT: būka ‘boğa’ > GT: boa / bua; OT: edgü ‘iyi, güzel; iyilik, kazanç; çok (zarf)’ > GT: ei; OT: kabış- ‘buluşmak, birleşmek’ > GT: kauş-; OT: tabışgan ‘tavşan’ > GT: tauşan; OT: yabız ‘kötü, perişan’ > GT: yauz vb. 3.3.1.12. Diftonglaşma OT: kü ‘haber, ses (krş. at kü)’ > AT: küy; OT: küç ‘güç, kuvvet’ > TkmT: güýç; OT: süçig ‘tatlı’ > TkmT: süýji (I); OT: tag ‘dağ’ > GT: dā > day; OT: ti- ‘demek’ > TkmT: diý- (I); OT: tün ‘gece’ > TkmT: düýn vb. 3.3.2. Ünsüzlerde: 3.3.2.1. Ötümlüleşme OT: aç ‘aç, tok olmayan’ > AT: ac- (I); OT: amtı ‘şimdi, şimdiki’ > TT, AT, TkmT: imdi; OT: antag ‘öyle, şöyle; o kadar’ > TkmT: andag; OT: bunça ‘bunca’> TT, AT, GT: bunca; OT: ikinti ‘ikinci, ikinci olarak’ > tüm lehçelerde ikindi; OT: kalın ‘kalın’ > TkmT: galyň (I); OT: kergeksiz ‘eksiksiz’ > TT, TkmT: gereksiz, AT: gərəksiz; OT: köl ‘göl’ > TT, AT, GT: göl vb. 3.3.2.2. Akıcılaşma 16 OT: adak ‘ayak’ > tüm lehçelerde ayak; OT: adgır ‘aygır’ > TT, TkmT, GT: aygır, AT: ayğır; OT: adrıl- ‘ayrılmak’ > tüm lehçelerde ayrıl-; OT: beglik ‘bey (emîr) olmaya layık’ > TT, GT: beylik, AT: bəylik; OT: tod- ‘doymak’ > tüm lehçelerde doy-; OT: ud- ‘takip etmek, izlemek’ > tüm lehçelerde uy- vb. 3.3.2.3. Ötümsüzleşme OT: bilig ‘bilgi, akıl’ > AT, TkmT: bilik; OT: biz ‘biz’ > GT: bis; OT: boz ‘boz (at donu)’ > GT: bos; OT: buz- ‘bozguna uğratmak, bozmak’ > AT: poz-; OT: eşid- ‘işitmek, dinlemek’ > TT, GT: işit-, AT, TkmT: eşit-; OT: kırgaglıg ‘saçaklı’ > AT: qıraqlı; OT: tigin ‘bir ünvan, tigin, şehzade’ > TT: tekin (II); OT: yabgu ‘bir ünvan, kağandan sonraki kişi’ > AT: yabqu vb. 3.3.2.4. Süreksizleşme OT: semiz ‘semiz’ > GT: tēmiz. 3.3.2.5. Sızıcılaşma OT: ag- ‘(yukarı) çıkmak’ > TT: ağ-; OT: agır ‘ağır, değerli’ > TT, AT: ağır; OT: agıt- ‘ayağa kaldırmak’ > AT: ağıt-; OT: çabış ‘komutan’ > TT, AT: çavuş, TkmT: çawuş; OT: kabış- ‘buluşmak, birleşmek’ > TT, GT: kavuş-, AT: qovuş- (I), TkmT: gowuş-; OT: oglan ‘çocuklar, oğullar’ > TT, AT: oğlan; OT: yablak ‘kötü, fena, perişan; kötülük’ > AT: yavlaq (II) vb. 3.3.2.6. Ön damaksıllaşma OT: kalıŋ ‘haraç, mal’ > AT: kalım. 3.3.2.7. Art damaksıllaşma 17 OT: in- ‘inmek’ > TkmT: eň-; OT: kalın ‘kalın’ > TkmT: galyň (I); OT: yan ‘yan, yön, taraf: nezd’ > GT: yaŋ. 3.3.2.8. Genizsilleşme OT: bin- ‘binmek’ > AT: min-, TkmT: mün-; OT: bintür- ‘bindirmek’ > AT: mindir-, TkmT: mündür-; OT: biŋ ‘bin’ > AT: min, TkmT: müň; OT: bunça ‘bunca’ > TkmT: munça; OT: buŋ ‘sıkıntı’ > AT: munq; OT: tonlug ‘giyimli’ > GT: donnu vb. 3.3.2.9. Aykırı genizleşme Aykırı genizleşme madde başı sözcüklerde değil fakat kökteş sözcüklerde görülür. Ayrıca TkmT’deki süýek sözcüğünün bir önceki safhasında görülür: OT: öŋdin ‘doğudan, doğudaki’ > AT: [ög]; OT: köŋül ‘gönül; akıl’ > TkmT: [köýnek (< kögnek < köŋlek)]; OT: süŋük ‘kemik’ > TkmT: sügek (> süýek). 3.3.2.10. Dişsilleşme OT: amtı ‘şimdi, şimdiki’ > AT, TkmT: indi; OT: aŋar ‘ona, onun için’ > TT, AT, GT: ona; OT: beŋgü ‘ebedî’ > TT: bengi (I), AT: bəngin, minqu; OT: buŋ ‘sıkıntı’ > TT, AT: bun; OT: çıgań ‘yoksul’ > TT: Çigan, AT: Çiqan, TkmT: Sygān, GT: Țigan; OT: saŋa ‘sana’ > TT, GT: sana; OT: tıŋla- ‘dinlemek’ > TT, AT: dinle- vb. 3.3.2.11. Diş-dudaksıllaşma Diş-dudaksıllaşma doğrudan değil fakat /g/ > /ğ/ sızıcılaşması sonrası /ğ/ > /v/ şeklinde görülür: OT: ög- ‘övmek’ > TT: öv- (< öğ-); OT: yaguk ‘yakın’ > AT: yavıq (< yağıq); OT: yıg- ‘yığmak, toparlamak’ > GT: yıv- (< yığ-) vb. 3.3.2.12. Dudaksıllaşma 18 OT: kalıŋ ‘haraç, mal’ > AT, GT: kalım; OT: süŋük ‘kemik’ > AT: sümük; OT: tabışgan ‘tavşan’ > GT: tavşam; OT: tügünlüg ‘(kuyruğu) düğümlü’ > TT: düğümlü, AT: düyümlü vb. 3.3.2.13. Düşme OT: arıg ‘temiz’ > TT, AT: arı, TkmT: āry; OT: biligsiz ‘bilgisiz’ > TT: bilisiz; OT: kapıg ‘kapı’ > TT: kapı, AT: gapı, TkmT: gapy, GT: kapu; OT: kergek ‘gerek’ > tüm lehçelerde gerek; OT: yadag ‘yaya’ > TT, AT: yaya vb. 3.3.2.14. Türeme OT: aşuk ‘miğfer, demir tolga’ > AT: yaşıq; OT: ırak ‘uzak, ırak’ > AT: yiraq, TkmT: ýyrāk; OT: idisiz ‘sahipsiz’ > AT: yiyəsiz; OT: in- ‘inmek’ > AT: yen-, GT: yin-; OT: iş ‘iş’ > GT: yiş; OT: urtur- ‘(taşa) yazdırmak, resim ve süsleme yaptırmak’ > TT, AT: vurdur-; OT: üz- ‘koparmak’ > TT: yüz- (II) vb. 3.3.2.15. Tekleşme OT: yokkaru ‘yukarı doğru’ > TT, GT: yukarı, AT: yuxarı, TkmT: ýokary. 3.3.2.16. İkizleşme OT: elig (II) ‘elli (sayı)’ > tüm lehçelerde elli; OT: kötür- ‘(yukarı) kaldırmak, yükseltmek’ > GT: göttür- / göttir-; OT: sekiz ‘sekiz’ > AT: səkkiz; OT: tokuz ‘dokuz’ > AT: doqquz; OT: töpü ‘tepe, başın üst kısmı’ > AT: dəppə; OT: tutun- ‘tutunmak’ > GT: tuttun-; OT: yiti ‘yedi’ > AT: yeddi (I-II) vb. 3.3.3. Ünlü-Ünsüzlerde: 19 3.3.3.1. Kaynaşma OT: agır ‘ağır, değerli’ > GT: ār; OT: edgü ‘iyi, güzel; iyilik, kazanç; çok (zarf)’ > GT: į; OT: og(u)l ‘çocuk, evlat, oğul (krş. kişi oglı)’ > GT: ōl; OT: taşık- ‘dışarı çıkmak, sefere çıkmak, sefere çıkarmak; baş kaldırmak, isyan etmek’ > TT, TkmT, GT: çık-, AT: çıx-; OT: yagız ‘kara (yer), yağız (at)’ > GT: yāz vb. 3.3.3.2. Büzülme OT: bedizet- ‘bezetmek (resim, heykel ve süsleme yaptırmak)’ > TT, TkmT: bezet-, AT: bəzət-; OT: ubut ‘utanç’ > TT: ut (I); OT: yigirmi ‘yirmi’ > TT, GT: yirmi, AT: iyirmi, vb. 3.3.3.3. Hece düşmesi OT: al- ‘(ülke) almak, zaptetmek; (halk) almak, ele geçirmek; (ordu) yenmek; (sürü) almak, ele geçirmek; (kız) almak; (ad) almak; (haber, söz) almak; (söz) dinlemek’ + bar- ‘gitmek’ > TT, AT, TkmT: apar-; OT: elig (I) ‘el’ > tüm lehçelerde el; OT: ert- ‘geçmek, aşmak’ > TT: [pazartesi]. 3.3.3.4. Aykırılaşma OT: arıg ‘temiz’ > AT: ari (IV); OT: bulgak ‘bulunma, karışıklık’ > AT: bulqaq; OT: kabış- ‘buluşmak, birleşmek’ > TT, GT: kavuş-; OT: ulug ‘büyük, ulu; yaşlı’ > TkmT: uly; OT: yılkı ‘at sürüsü’ > AT: ilxı vb. 3.3.3.5. Benzeşme OT: agtur- ‘(yukarı) çıkartmak’ > TT: ağdır-; OT: altun ‘altın’ > tüm lehçelerde altın; OT: aşuk ‘miğfer, demir tolga’ > AT: yaşıq; OT: biŋ ‘bin’ > AT: min, TkmT: müň; OT: 20 kargu ‘gözetleme kulesi’ > TT: kargı, AT: qarğı, TkmT: gargy; OT: tebi ‘deve’ > TT, GT: deve; OT: tokıt- ‘(taşa) yazdırmak’ > TT, GT: dokut-, AT: toxut- vb. 3.3.3.6. Göçüşme OT: agrı- ‘hastalanmak’ > TkmT: āgyr-; OT: ilgerü ‘doğu (doğuda, doğuya doğru)’ > AT: irəli; OT: siŋil ‘kız kardeş’ > TkmT: siňli; OT: süŋüg ‘mızrak’ > TT, AT, GT: süngü; OT: yigirmi ‘yirmi’ > TkmT: ýigrimi vb. Tüm ses değişikliklerini görmek için bk. Ek 2. 21 4. BÖLÜM ŞEKİL BİLGİSİ Şekil bilgisi terimi yerine sıklıkla biçim bilgisi terimi de kullanılır. Bu terimler, “Kelimelerin yapısını, türeme yollarını ve çekim biçimlerini içeren bilgi; şekil bilgisi, yapı bilgisi, sarf, morfoloji.” (TS, 2023) anlamını ifade eder. Çalışmamızda sözcük tahlili yapıldığından söz konusu sözcüklerin yapısı etrafında şekil bilgisi ele alınmış, çalışmamız dışında kalan şekil bilgisi konularına değinilmemiştir. Orhun Türkçesinde sözcükler ekleşme, birleşme ve ikileme yoluyla gelişmiştir. Ayrıca alıntı sözcükler de bulunur. Lehçelerde bu kelime yapım yollarının dışında kırpma, eksiltme, karma vb. yollar da yer alır. Orhun Türkçesinde ve lehçelerde sözcükler genellikle ekleşme yoluyla oluşmuştur. Bu bakımdan ekler; addan ad yapım eki, addan eylem yapım eki, eylemden ad yapım eki ve eylemden eylem yapım eki şeklinde dört gruba ayrılır. Ayrıca fiilimsi ekleri de zamanla kalıplaşarak sözcük oluşturabilirler. Bunlara ek olarak bazı çekim ekleri de sözcükle kalıplaşarak sözlükleşebilirler. Orhun Türkçesinde olan pek çok yapım eki, Oğuz grubunda ses değişimine uğramış veya uğramamış şekilde varlığını sürdürmektedir. Bu bakımdan +çI, +lXg, +lXk, +sXz; +A-, +lA-, +I-; -A, -(X)g, -gA, -(X)k, -mAn, -(X)ş; -(X)l-, -(X)n-, -(X)t-, -tXr-, -(X)r- gibi ekler Oğuz grubu lehçelerinde bulunur. Bununla beraber +kıńa, +sIg; +Ad-, +rA-, +sIrA-; -DAçI, -(X)gmA, -gUlUg, -sIk; -gUr-, -tXz-, -(X)z- gibi ekler lehçelerde bulunmaz. 22 Orhun Türkçesinden Oğuz grubuna geçen sözcükler ise şekil özelliklerini koruyan sözcükler ve kökteşi olan sözcükler şeklinde ikiye ayrılabilir. Bu bakımdan iki gruba da örnek vermek gerekirse: 4.1. ŞEKİL ÖZELLİKLERİNİ KORUYAN SÖZCÜKLER OT: aç ‘aç, tok olmayan’ > TT: aç, AT: ac (I), TkmT, GT: āç; OT: aş- ‘(dağ, tepe) aşmak’ > TT, AT, GT: aş-, TkmT: āş-; OT: ingek ‘inek’ > tüm lehçelerde inek; OT: iş küç ‘iş güç’ > TT: iç güç, AT: iş-güc vb. Söz konusu sözcükler ses değişikliğine uğramış veya ses özelliklerini korumuş şekilde lehçelerde bulunur. Bu bakımdan şekil özelliğini koruyan, yani lehçelerde karşılığı olan sözcükleri topluca görmek için Ek 1 ve Ek 2’ye bakılmalıdır. 4.2. KÖKTEŞİ BULUNAN SÖZCÜKLER OT: irkin ‘bir unvan’ > TT: [irk-]; OT: iniygün ‘küçük erkek kardeşler’ > TT, TkmT: [ini]; OT: ille- ‘devlet kurmak’ > TT, AT: [il], TkmT [įl], GT [el]; OT: tirgür- ‘diriltmek’ > TT, AT, GT: [diri], TkmT: [dįri]; OT: udı- ‘uyumak’ > TkmT: [ūkuly]; OT: yogçı ‘yasçı, yas tutucu’ > TT: [yoğ], AT: [yuğ], TkmT: [ýōk], GT: [yok] vb. Söz konusu sözcükler lehçelerde bulunmaz fakat aynı kökten gelişen başka sözcükler lehçelerde yer alır. “İnceleme” bölümünde söz konusu sözcük lehçede yer alıyorsa olduğu şekliyle değerlendirilmiştir. Buna ek olarak kökteş sözcük farklı ses özelliği gösteriyorsa kökteş sözcük de maddeye alınmış ve değerlendirilmiştir. Bununla beraber sözcük mevcut şekliyle bulunmuyor, sözcüğün sadece kökteşi bulunuyorsa söz konusu kökteş sözcük Ek 3’te yer almıştır. Yani aynı yapıya sahip sözcük bir lehçede yer alıyorsa o sözcüğün kökteşi Ek 3’te gösterilmemiştir. Bu tür sözcükleri görmek için “İnceleme” bölümünde yer alan madde başı sözcüğe gidilmelidir. 23 5. BÖLÜM İNCELEME 5.1. İNCELEME ÜZERİNE AÇIKLAMALAR 1. Madde başı sözcüklerin anlamları, geçtiği satırlar ve açıklamaları için esas aldığımız Ercilasun’un eserine bakılmalıdır.2 2. Farklı anlamları dolayısıyla ayrı ayrı madde başı yapılan sözcükler tek maddede birleştirilmiş fakat farklı anlamı için kullanıldığı satır örnek olarak verilmiştir. Örnek satır seçilirken sözcüğün taş üzerinde en net okunan biçimi tercih edilmiştir. 3. Sözcüklerin madde numaraları tarafımızca eklenmiştir. 4. Sözcükler imlasına müdahale edilmeden verilmiş fakat dipnotlarda AnaT’deki asli uzun ünlülü hâlleri gösterilmiştir. Ayrıca mümkün olduğunca farklı okuma görüşlerine de yer verilmiştir. 5. Alternasyonlu olduğu anlaşılan sözcükler farklı madde başında verildiyse çalışmamızda da böyle bir yol izlenmiştir fakat sözcük bir maddede değerlendirilmiş, diğer sözcük değerlendirilen sözcüğe gönderilmiştir. 6. Lehçelerde kullanılan sözcüklerin özgün imlasına sadık kalınmıştır. Bu bakımdan Türkmen Türkçesindeki harflerin karşılığı Türkiye Türkçesinde şu şekildedir: /y/ = /ı/, /ž/ = /j/, /j/ = /c/, /ý/ = /y/. Diğer harflerin ses karşılığı “Ses Bilgisi” bölümünde verilmiştir. 7. Sözcüğün kendisi değil de kökteşi bulunuyorsa o sözcük köşeli parantez içinde gösterilmiştir: OT: āç- > TT: [acık-]; OT: ag- > AT: [ağıt-]; OT: sı- > TkmT: [sӯn-]; OT: ög- > GT: [ǖn-] vb. Kökteş sözcük seçilirken söz konusu kelimeye gelişim bakımından en yakın sözcük tercih edilmiştir. Ayrıca sözcük bulunuyor fakat kökteşi farklı ses özelliği gösteriyorsa bu sözcükler de değerlendirmeye alınmış, ses bilgisi ve şekil bilgisi başlıkları altında ayrı ayrı incelenmiştir. 2Ercilasun, A. B. (2016). Türk Kağanlığı ve Türk Bengü Taşları. İstanbul: Dergâh Yayınları. 24 8. Sözcüğün en az bir lehçede kendisi veya kökteşi bulunuyorsa geçtiği satır verilmiş, farklı maddelere gönderilen sözcüklerin sadece kullanıldığı satır numarası verilmiştir. Ayrıca bir sözcük veya kökteş sözcük bir lehçede geçiyorsa değerlendirme başlığı altında incelenmiş, ses bilgisi ve şekil bilgisi başlıkları verilmemiştir. 5.2. A a Orhun Türkçesi a: “pekiştirme enklitiği” “(Türk bodun yeme) bulganç (ol timiş). Oguzı yeme tarkınç ol timiş. Ol sabın eşidip tün yeme udısıkım kelmez erti; (kün yeme) olursıkım kelmez erti. Anta sakıntım a:” (T 22). Türkiye Türkçesi ā: “1. Şaşma, hatırlama, sevinme, acıma, üzülme, kızma vb. duyguların anlatımına güç kazandıran söz. 2. Yüklemden sonra gelerek anlamı pekiştiren ve yapılanın doğal olduğunu belirten bir söz. 3. İsimlerden önce gelerek seslenme görevinde kullanılan bir söz.” (TS, 2023). [baksana] [değil a] Azerbaycan Türkçesi a (II): “1. Kelimelere takılarak çağırma, hitap, seslenme bildirir. 2. Ses tonuyla ilgili olarak memnunluk, hiddet, alay, hayret bildirir. 3. Heyecan, dehşet, korku, pişmanlık vb. duygularını bildiren ses tonu. 4. Bazen cümlenin başına veya sonuna gelerek hayret bildirir veya bir söze dikkati çekmek için kullanılır.” (ATS, 2018). 25 [atsana] [eşidin a] Türkmen Türkçesi ā (II): “goşulyp gelýän sözüniň nygtalýandygyny görkezmek üçin ulanylýan ownuk bölek.” (TDDS, 2015). [bol-a] Gagavuz Türkçesi a: “1. Nida. 2. Fakat. 3. Edat.” (GTS, 1991). [aldın a] [baksana] Değerlendirme Ses bilgisi A edatı OT’de a ~ e şeklinde alternasyonlu olduğu anlaşılıyor. bk. Tekin, 2016, s. 149. KT, BK ve T yazıtlarını dikkate aldığımızda sadece a şekli vardır ve pekiştirme işlevindedir. Lehçelerde a ~ e şeklinde kullanılır ve isim soylu sözcüklerden sonra da gelebilirken genelde 2. kişi dilek eklerinden sonra gelir. Pekiştirme enklitiği olarak TkmT’de önceki kelimeyle arasına kısa çizgi alır. Diğer lehçelerde önceki kelimeyle bitişik ve ayrı yazılan örnekleri vardır. TkmT’de uzun okunur, TT’de önceki kelimeyle ayrı yazıldığında uzun okunur. Diğer lehçelerde ve TT’de önceki kelimeyle bitişik yazıldığında kısa okunur. Şekil bilgisi 26 A kök hâlindedir. TT ve GT’de baksana ifadesi bak- [eylem] -sa [dilek eki]3 -n [2. teklik kişi eki] +a [pekiştirme enklitiği] şeklinde, TT’deki değil4 a < değil ve a birleşmesiyle oluşmuştur. AT’deki sözcükler: atsana < at- [eylem] -sa [dilek eki] -n [2. teklik kişi eki] +a [pekiştirme enklitiği]; eşidin a < eşit- [eylem] -(i)n [2. çokluk kişi eki] ve a birleşmesiyle oluşmuştur. TkmT’deki bol-a sözcüğü bol- ve a birleşmesiyle oluşmuştur. GT’deki aldın a ifadesi ise al- [eylem] -dı [görülen geçmiş zaman eki] -n [2. teklik kişi eki] ve a birleşmesiyle oluşmuştur. A edatı çeşitli işlevlerde kullanılır. Tekin, OT’deki bu edatı seslenme ünlemi başlığı altında değerlendirmiştir (2016, s. 149). Pekiştirme enklitiği olarak sözcüklerden sonra gelir. Dolayısıyla TT’de 2, AT’de 4, GT’de 3. anlamlar enklitik işlevindedir. TkmT’de sözcüğün tek anlamı vardır ve enklitik işlevindedir. Bu bakımdan diğer anlamlar pekiştirme enklitiği anlamındaki a sözcüğüyle ilgili değildir. Edat üzerine farklı adlandırmalar için bk. İpek, 2009, s. 57-75. aç5 Orhun Türkçesi aç: “aç, tok olmayan” “(…Tür)k bodun āç erti. Ol yılkıg alıp igit(t)im. Otuz artukı tört yaşıma Oguz tezip Tabgaçka kirti. Ökünüp süledim. Sukun (…o)glın, yotuzın anta altım. İki ilteberlig bo(dun…)” (BK D 38). Türkiye Türkçesi 3Korkmaz, 2003, s. 690. 4Bk. ol (II). 5AnaT: āç ‘aç’ (Tekin, 2022, s. 175). 27 aç: “1. Yemek yemesi gereken; tok karşıtı. 2. Yiyecek bulamayan. 3. Gözü doymaz, gözü doymayan. 4. Çok istekli, çok hevesli. 5. Karnı doymamış olarak.” (TS, 2023). Azerbaycan Türkçesi ac (I): “1. Yemeğe ihtiyacı ve iştahı olan, acıkmış bulunan, tok olmayan. 2. Fakir, yoksul, ihtiyacı olan. 3. Haris, gözü doymaz, tamahkâr. 4. Bir şeyi çok isteyen, ona karşı çok arzulu olan. 5. Kuraklıktan dolayı susamış toprak.” (ATS, 2018). Türkmen Türkçesi āç (I): “dok bolmadyk, zat iýmedik açlygy başdan geçirýän ynsan ýa-da haýwan. 2. Garyp, pakyr-pukara.” (TDDS, 2015). Gagavuz Türkçesi āç: “aç.” (GTS, 1991). Değerlendirme Ses bilgisi Aç sözcüğü TT’de aç, AT’de ac şeklindedir. TkmT ve GT’de āç şeklinde uzun ünlülüdür. AT’de söz sonu /ç/ sesi /c/ sesine dönüşerek ötümlüleşmiştir. Bu ötümlüleşme aslında uzun ünlülü olan sesin kısalması ve kendinden bir iz bırakması dolayısıyla olmuştur. Şekil bilgisi Sözcük *aç hâlindedir. Orhun Türkçesi 28 aç-: “açmak” “yogur(u) aça ıdıp ı bar baş aşdımız. Yubulu intimiz. On tünke yantakı tug ebirü bardımız. Yirçi yir yaŋılıp boguzlantı. Buŋadıp kagan yelü kör timiş.” (T 26). Türkiye Türkçesi aç-: “1. Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. 2. Engeli kaldırmak. 3. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri açık duruma getirmek. 4. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. 5. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. 6. Alanını genişletmek. 7. Birbirinden uzaklaştırmak. 8. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. 9. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. 10. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. 11. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. 12. Alışverişi başlatmak. 13. Rengin koyuluğunu azaltmak. 14. Yakışmak, güzel göstermek. 15. Ferahlık vermek. 16. Geçit sağlamak. 17. Bir konu ile ilgili konuşmak. 18. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. 19. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. 20. Yapmak, düzenlemek. 21. Ayırmak, tahsis etmek. 22. Görünür duruma getirmek. 23. Gökyüzü bulutların dağılmasıyla aydınlanmak. 24. Bitki çiçekli duruma gelmek. 25. Sıkıntısını gidermek, içine, gönlüne ferahlık vermek. 26. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. 27. Savaşla almak. 28. Yarmak.” (TS, 2023). Azerbaycan Türkçesi aç-: “1. Kapalı bir şeyin kapağını kaldırmak, bir şeyin üzerindeki örtüyü kaldırmak. 2. Açık hâle getirmek (kapı, pencere vb.). 3. Katlanmış, bükülmüş, sarılmış, düğümlenmiş şeyleri açmak. 4. İp vb. ile bağlı olan şeyi çözmek. 5. Koşumdan çözmek, bırakmak (at, öküz vb.). 6. Kilitlenmiş şeyleri bu durumdan kurtarmak, kilidi açmak. 7. Kapalı şeyi aralamak, açık hâle getirmek (göz, ağız vb.). 8. Akışı durdurulan şeylerin akmasını 29 sağlamak (su, gaz vb.). 9. Tartışma, toplantı vb. başlatmak, başlamak. 10. Okul, bina, kulüp vb. tesis etmek, inşa etmek, kullanıma sunmak. 11. Sebep olmak, sebebiyet vermek. 12. İnanarak söylemek, haber vermek, açıkça söylemek, gerçekleri dile getirmek. 13. Gizli bir şeyi başkalarına bildirmek, açıklamak, ifşa etmek, söylemek. 14. Bir suçu vb. araştırarak ortaya çıkarmak, ifşa etmek. 15. Çiçeklenmek, yapraklanmak. 16. Hoşlanmak, gönlüne yatmak, işine yaramak, sevinmesine sebep olmak. 17. Delmek, kazımak, eşmek (tünel, kanal vb.). 18. Oda, elbise vb. büyütmek, uzatmak, genişletmek. 19. Parlatmak, cilalamak, temizlemek. 20. Yoluna koymak, halletmek. 21. Sakladığı şeyi savunmak veya akıl danışmak gayesiyle söylemek. 22. (Kolları, bacakları vb.) birbirinden uzaklaştırmak. 23. Yarıp içindekini çıkarmak (karın vb.). 24. Kapalı olan şeyi çalışır hâle getirmek. 25. Bir renk içine su, beyaz veya başka bir açık renk katarak rengin koyuluğunu gidermek. 26. Bazı isimlere takılarak birleşik fiil ve çeşitli ifadeler yapılır.” (ATS, 2018). Türkmen Türkçesi aç-: “1. Ýapyk zady açyk görnüşde goýmak. 2. Gulplanýan zatlaryň gulpuny we ş.m. aýyrmak. 3. Eplengi ýuka zady ýazyp goýmak, ýazmak. 4. Gep- gürrüňe başlamak, gep-gürrüňi gozgamak. 5. Ýerleri özleşdirmek. 6. Biriniň başyndaky, agzyndaky zady we ş.m. syrmak, ýuwaşjadan serpmek. 7. Açyk diýip yglan etmek, başlamak. 8. Möhletleýin saklanylýan bir zadyň üstündäki örtügini aýyrmak, üstüni açmak. 9. Äşgär etmek, mälim etmek, ýüze çykarmak. 10. Daňlan zady çözmek. 11. Hal işligiň şekilini kabul eden açmak işliginden soň bermek, görmek, bilmek ýaly kömekçi işlikler gelip, täze many öwüşginli düzümli işlikler ýasalýar. 12. Käbir atlaryň yzyndan gelip, düzümli işlikler ýasalýar.” (TDDS, 2015). Gagavuz Türkçesi aç- / aş-: “1. Açmak. 2. Çiçek açmak.” (GTS, 1991). 30 Değerlendirme Ses bilgisi Aç- eylemi tüm lehçelerde ses özelliklerini korumuştur. Sadece GT’de aç- fiilinin yanında aş- şekli de görülür. Burada söz sonu /ç/ > /ş/ değişimiyle patlayıcı /ç/ ünsüzü sızıcı /ş/ ünsüzüne dönüşmüştür. Bu değişim muhtemelen halk ağzından kaynaklanır. Benzer durum TT ağızlarında da mevcuttur: açtı > aşdı, gençlik > genşlik vb. (Demir ve Yılmaz, 2018, s. 148). Şekil bilgisi Sözcük aç- şeklindedir. āç-6 Orhun Türkçesi āç-: “acıkmak” “bilmez kişi ol sabıg alıp, yaguru barıp üküş kişi öltüg. Ol yir[ger]ü barsar Türk bodun, ölteçi sen. Ötüken yir o[l]urup [arkış] tirkiş ısar neŋ bu[ŋug yo]k. Ö[tüken y]ış olursar beŋgü [il tuta olurtaç]ı sen. Türk bodun, tok, arkuk sen. Āçsar tosık ömez sen. Bir todsar āçsık ömez sen. Antagıŋın üçün igidmiş ka[ganıŋın]” (BK K 6). Türkiye Türkçesi [acık-]: “yemek yeme gereksinimi duymak.” (TS, 2023). Azerbaycan Türkçesi ac-: “açlık duymak, yemek yeme ihtiyacı duymak.” (ATS, 2018). 6AnaT: āç- ‘acıkmak’ (Tekin, 2022, s. 175). 31 Türkmen Türkçesi [ājyk-]: “nahar, çaý, çörek iýesiň, içesiň gelmek.” (TDDS, 2015). Gagavuz Türkçesi [acik-]: “acıkmak.” (Hünerli, 2019). Değerlendirme Ses bilgisi Āç- eylemi sadece AT’de geçmektedir. Ses olarak /ā/ > /a/ değişimiyle ünlü kısalması olmuş, ayrıca söz sonu /ç/ > /c/ değişimiyle de ötümlüleşme meydana gelmiştir. Genel olarak Türkçede uzun ünlüler kısalırken geriye kendilerinden iz bırakırlar. Buradaki ötümlüleşme ünlü kısalmasından kaynaklanmış olmalıdır. Sözcük kök olarak olmasa da türemiş şekliyle TT’de acık-, TkmT’de ājyk- GT’de acik- şeklinde bulunur. TT’de söz başında /ā/ > /a/ şeklinde ünlü kısalması olmuştur. Ayrıca söz ortasında /ç/ > /c/ değişimiyle de ötümlüleşme meydana gelmiştir. Bu ötümlüleşme, ötümsüz /ç/ ünsüzüne ünlüyle başlayan ek geldiği için ünsüzün uyuma girmesinden dolayı olmuştur. Aslında sözcüğün ünlüsü uzun olduğundan bu ötümlüleşmeye zemin hazırlanmıştır. Nitekim kısa ünlülü aç- ‘açmak’ fiili ünlüyle başlayan bir ek aldığında sözcükte ötümlüleşme olmaz: açık vb. TkmT’de /ā/ sesi varlığını korumuş fakat söz ortasında TT’de olduğu gibi /ç/ > /j/ şeklinde ötümlüleşme olmuştur. GT’de de ilk ünlü kısalmış, söz ortasında /ç/ > /c/ ötümlüleşmesi olmuştur. Ayrıca /c/ sesinin inceltici etkisiyle ikinci hecede /ı/ > /i/ incelmesiyle aykırılaşma olmuştur. Şekil bilgisi 32 Sözcük kök hâlindedir. TT ve TkmT’deki durum karışıktır. Kök olarak ‘acıkmak’ anlamında aç- eylemi bulunmaz ancak acık- eylemi aç- kökünden geliyor olabilir. Gülensoy acık- fiili için aç-ık-: aç- [eylem] -(ı)k- [eylemden eylem yapım eki] açıklamasında bulunmuş, kökenini de Eski Türkçe āç- ‘acıkmak’ eylemine dayandırmıştır (2007, s. 46). Clauson (1972, s. 23) ve Tietze (2021a, s. 158) de aynı görüştedir. Korkmaz ise acık- fiilini, addan fiil türeten ekler +(I)k- /+Uk- başlığı altında acık- < aç+ık- şeklinde (2003, s. 115) ve fiilden fiil türeten ekler -k- / -(I)k- / -(U)k- başlığı altında acık- (2003, s. 127) şeklinde iki başlık altında değerlendirmiştir. āçsık Orhun Türkçesi āçsık: “acıkacak olma, açlık” (KT G 8). Değerlendirme Āç- [eylem] -sık [gelecek zaman sıfat-fiil eki] şekli lehçelerde görülmez. Kökü için bk. āç-. adak Orhun Türkçesi adak: “ayak”7 “bodun adak kamşatdı. Yablak boltaçı erti. Oza kelmiş süsin Köl Tigin agıtıp Toŋra bir oguş alpagu on erig Toŋa Tigin yogınta egirip ölürtümüz. Bişinç Ezgenti Kadazda Oguz birle süŋüşdümüz. Köl Tigin” (KT K 7). 7Dizin’de adak kamşat- şeklindedir. Adak maddesi olmadığı için sözcük ayrı olarak değerlendirilmiştir. 33 Türkiye Türkçesi ayak: “1. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. 2. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri; bacak. 3. Vücudun belden aşağı bölümü; bacak. 4. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. 5. Basamak. 6. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. 7. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. 8. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi; kadem, fit (III), fut. 9. Göl ayağı. 10. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. 11. Halk edebiyatında uyak. 12. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. 13. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden beşincisi. 14. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. 15. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. 16. Bir düşüncenin, bir yapının olmazsa olmazı sayılan, temelini oluşturduğu düşünülen şeylerin her biri.” (TS, 2023). Azerbaycan Türkçesi ayaq (I): “Azerbaycan sözlü halk edebiyatında kullanılan koşma, tecnis, muhammes gibi türlere şiirin her kıtasının sonunda diğer mısralardan daha kısa olan ve kıtanın anlamını tamamlayan kısma verilen ad, kafiye.” (ATS, 2018). ayaq (II): “1. İnsan ve hayvanlarda yürüme organı, bacak. 2. Adım, sürat. 3. Bir adım büyüklüğünde; yarım arşın uzunluğunda uzunluk ölçüsü (30,5 cm). 4. Masa, sandalyelerin, bazı eşyaların vb. ayakta durmasını sağlayan dayanaklar. 5. Dikine duran bazı şeylerin yere temas eden kısmı, kaide. 6. Nihayet, son; bir yerin son noktası. 7. Tuvalete çıkma, tuvalet ihtiyacını giderme işi. 8. Merdiven basamağı. 9. Irmağın aşağı kısmı. 10. Defa, sefer, kere. 11. Tetik, çakmak. 12. Değersiz, kalitesiz, keyfiyetsiz. 13. Bu kadar, bu büyüklükte, sayıda. 14. Mevki, durum, hâl. 15. Hazır bulunan. 16. Gam. 17. Kıymetsiz, değersiz, kalitesiz, yaramaz (mal). 18. Ayaqdan, ayağından şeklinde: bir kimsenin yaptığı işlerden dolayı vereceği hesap, değer, kıymet, 34 fiyat. 19. Genelde durum ifade eder: ayağında: vaktinde, çağında, zamanında vb.” (ATS, 2018). Türkmen Türkçesi adak: “aýak.” (TDDS, 2015). [aýagūç]: “1. Gyşaryp ýatan adamyň aýak tarapy. 2. Bir ýeriň gutarýan ýeri, ahyry, aýak tarapy, etegi.” (TDDS, 2015). aýak (I): “1. Adamyň, haýwanlaryň, mör-möjekleriň ýöremek üçin hyzmat edýän beden agzasy. 2. Taganyň, oturgyjyň we ş.m. daýanjy, diregi, örki. 3. Bir ýeriň gutarýan ýeri, çägi, etek, çet, gyra. 4. Döwrüň, wagtyň we ş.m. ahyry, soňy, gutarara ýakynlan möhleti. 5. Öldürilip paýlaşylýan malyň dörtden biri, çärýek. 6. Harman döwlende ortadaky uly üýşmek desseler bilen nermäniň aralygyndaky döwülýän bölegi. 7. Petde etmek üçin ýyglan ýandak we ş.m. üýşmekleri. 8. Aýagulagyň tigri, teker.” (TDDS, 2015). aýak (III): “kellebaşaýak.” (TDDS, 2015). Gagavuz Türkçesi ayak: “1. Ayak. 2. Destek.” (GTS, 1991). Değerlendirme Ses bilgisi Adak sözcüğü tüm lehçelerde ayak sözcüğüne dönüşmekle birlikte TkmT’de asli biçimini koruduğu da görülür. Adak > ayak değişiminde söz ortasında /d/ sesi akıcı /y/ sesine dönüşmüştür. TkmT’de aýagūç birleşiğinde aýak sözcüğünün sonunda /k/ > /g/ ötümlüleşmesi olmuştur. Diğer lehçelerde de ayak sözcüğü ünlüyle başlayan bir ek aldığında son seste ötümlüleşme olur. Şekil bilgisi 35 Eren, sözcük hakkında “Yaygın bir inanca göre Türkçe at- (*ad-) kökünden gelir: at- + -(a)k eki.” açıklamasını yapmıştır (2021, s. 33). Tekin, Sevortyan’ın (1974, s. 88) AT’deki adax ‘çocuğun ilk adımları’ sözcüğünü ayak sözcüğüyle ilişkilendirmesine karşı çıkar ve söz konusu sözcüğün āt- ‘adım atmak’ fiilinden yapılmış bir ad olduğunu söyleyerek adax adının ilk hecesi uzun olduğundan onu takip eden /t/ ünsüzünün /d/ye dönüştüğünü belir (2023b s. 102). Bizce de Tekin haklıdır çünkü sözcüğün kökü TkmT’de ǟt- ‘adım atmak, yürümek’ şeklindedir. Dolayısıyla uzun ünlülüdür. Ayrıca TT ve GT’de adım, AT’de addım, TkmT’de ǟdim sözcüklerinin ayak sözcüğüyle ilgili değil, eski bir āt- fiilinden geliştiği görüşündeyiz. Ayrıca bk. Gülensoy, 2007, s. 92. Ünal ise Halaç Türkçesindeki hadur- fiilinden hareketle adır- ‘ayırmak’ fiilinin kökünü *pad- olarak tasarlamaktadır fakat bu sözcüğü adak sözcüğüyle ilişkilendirmemiştir (2018, s. 95). Sözcük hakkında tartışmalar için bk. Koçoğlu Gündoğdu, 2019, s. 55-79. Ayrıca Tkm’de aýak (II) “käse, okara, pyýala, bulgur, bada.” (TDDS, 2015) sözcüğü de vardır. Bu anlamdaki sözcük adak sözcüğüyle aynı kökene bağlı değildir. Çünkü ‘kâse, kadeh’ vb. anlamdaki ayak sözcüğü her dönemde söz ortasında /y/lidir. Galip Güner, bu sözcüğün ‘avuç içi’ anlamına gelen aya sözcüğünden türediğini belirtir ve sözcüğü aya+ak > ayak şeklinde değerlendirir (Güner, 2018, s. 654). Bununla beraber adak > ayak sözcüğünün kökünün TT’de ve diğer lehçelerde kullanılan at- fiiliyle ilgili olduğunu da düşünmüyoruz Sözcük ‘ayrılmak’ anlamındaki ad- fiilinden gelişmiş olmalıdır. Nitekim adak sözcüğü Hakasçada azah şeklindedir. ‘Ayrılmak’ anlamında ise azın- fiili kullanılır (Arıkoğlu, 2005). Yakutçada atax ‘ayak’, atın ‘ayrı’ sözcükleri (Vasiliev, 1995); Çuvaşçada ura ‘ayak’ uyĭr- ‘ayırmak’ vb. sözcükleri vardır. “Genel kanıya göre, *d fonemine karşılık Çuvaşçada y bulunduran her sözcük ödünçtür. Oysa *d-r durumunda *d’nin kurallı olarak Çuvaşçada y’ye değiştiği daha 1922’de Ramstedt (s. 25) tarafından ortaya konulmuştur.” (Ceylan, 1997, s. 72). Görüldüğü gibi ayak sözcüğüyle ayrılmak vb. sözcükler benzer ses özelliği göstermiştir. adak kamşat- Orhun Türkçesi adak kamşat-: “sendelemek” (KT K 7). 36 Değerlendirme Adak kamşat- şeklindeki birleşik sözcük lehçelerde görülmez. İlk sözcük için bk. adak. Kamşat- fiilini lehçelerde tespit edemedik. adgır Orhun Türkçesi adgır: “aygır” “binip oplayu tegdi. Bir erig okun urtı, iki erig udu aşuru sançdı. Ol tegdükde Bayırkunuŋ ak adgırıg, udlukın sıyu urtı. Kırkız kaganın ölürtümüz, ilin altımız. Ol yılka Türgiş (tapa Altun yışıg)” (KT D 36). Türkiye Türkçesi aygır: “damızlık erkek at.” (TS, 2023). Azerbaycan Türkçesi ayğır: “1. Damızlık erkek at. 2. Güçlü, kuvvetli, cüsseli, azgın adam.” (ATS, 2018). Türkmen Türkçesi aýgyr: “1. Käbir mallaryň (gylýalyň, eşegiň) erkegi, erkek jynslysy. 2. Esrek. 3. Aýtgyr, aýdagan (adam).” (TDDS, 2015). Gagavuz Türkçesi aygır / haygır: “aygır.” (GTS, 1991). Değerlendirme 37 Ses Bilgisi TT’de adgır > aygır değişiminde söz ortasında /d/ > /y/ şeklinde akıcılaşma olmuştur. AT’de adgır > ayğır değişiminde söz ortasında /d/ > /y/ şeklinde akıcılaşma, yine söz ortasında /g/ > /ğ/ şeklinde sızıcılaşma olmuştur. TkmT’de adgır > aýgyr değişiminde söz ortasında /d/ > /ý/ şeklinde akıcılaşma olmuştur. GT’de ise aygır ve haygır şeklinde iki biçim bulunur. Aygır sözcüğünde söz ortasında /d/ > /y/ şeklinde akıcılaşma, haygır sözcüğünde ise söz başında /h/ türemesi ve söz ortasında /d/ > /y/ şeklinde akıcılaşma olmuştur. Şekil bilgisi Sözcüğün kökünü bilmiyoruz. Eren, Sevortyan’ın (1974, s. 108) az- ‘cinsel duyguları artmak’ görüşünü haklı olarak, ses yönünden olanaksız olduğu gerekçesiyle reddetmiştir (2020, s. 34). Sözcük hakkında tartışmalar için bk. Eren, 2020, s. 34; Gülensoy, 2007, s. 93. adınçıg Orhun Türkçesi adınçıg: “özel, özgün” (KT G 12). Değerlendirme Ad- [eylem] -(ı)n [eylemden ad yapım eki] +ç [addan ad yapım eki] +sı-[addan eylem yapım eki] -g [eylemden ad yapım eki] şeklinde çözümlenen sözcük lehçelerde görülmez. Sözcükte adınçsıg > adınçıg değişiminde /çs/ sesleri kaynaşıp /ç/ olmuştur (Tekin, 2016, s. 80). Korkmaz, +sıg ekini +sı- ve -g olarak açıklar (2023, s. 193) Sözcüğün *ad- kökü lehçelerde başka sözcüklerin kökünde korunmuştur. bk. adag, adrıl-. 38 adrıl- Orhun Türkçesi adrıl-: “ayrılmak” “Türk bodun kanın bulmayın Tabgaçda adrıltı, kanlantı. Kanın kodup Tabgaçka yana içikdi. Teŋri ança timiş erinç: Kan birtim,” (T 2). Türkiye Türkçesi ayrıl-: “1. Ayırma işine konu olmak. 2. Bir yerden, bir kimseden, bir şeyden uzaklaşmak. 3. Boşanmak.” (TS, 2023). Azerbaycan Türkçesi [ad-]: “1. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir gaye ile bir tarafa koymak, saklamak; bölmek. 2. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek.” (ATS, 2018). ayrıl-: “1. Ayrı düşmek, uzaklaşmak. 2. Vedalaşmak, veda etmek. 3. Artık görüşmemek, ilişkiyi kesmek. 4. Hayalinden, aklından çıkarmak, düşünmemek, terk etmek. 5. Kopmak. 6. Çekilmek, yerini terk etmek; kenara çekilmek, bir yerden uzaklaşmak. 7. Bölünmek, parçalanmak. 8. Beraberken birbirinden ayrılmak ve bağımsız olarak yaşamaya başlamak. 9. Aralarındaki evlilik bağını koparmak, birbirini terk etmek. 10. Herhangi bir özelliğine göre diğerlerinden seçilmek, farklı görünmek. 11. Tahsis edilmek, birisi için saklanmak.” (ATS, 2018). Türkmen Türkçesi aýryl-: “1. Jyda bolmak, aýra düşmek, aýralyga sezewar bolmak. 2. Ýaşamagyny, dowam etmegini bes etmek, ýykylmak, dargamak. 3. Gitmek, ara açmak, daşlaşmak. 4. Bölünmek, bölünip özbaşdak bolmak. 5. 39 Böleklenmek, ýarylmak. 6. Çykmak, gitmek, boşamak. 7. Talagyny almak, nikany bozmak. 8. Özbaşyna öý bolmak, aýratyn hojalyk gurmak. 9. Aradan çykmak, ölmek. 10. Çaga düşmek. 11. Agyrysy gitmek, gutulmak. 12. Bir zat ýatan, duran ýerinden alnyp gidilmek, ýygnalmak. 13. Syrylmak, ýok bolmak. 14. Daş düşmek.” (TDDS, 2015). Gagavuz Türkçesi ayrıl- / ayırıl-: “1. Bölünmüş, ayrılmış olmak. 2. Yapışık iken ayrılmak. 3. Bir kimseden ayrılmak. 4. Seçilmiş olmak. 5. Tefrik edilmek. 6. Boşanmak.” (GTS, 1991). Değerlendirme Ses bilgisi Adrıl- şeklindeki eylem tüm lehçelerde ayrıl- şekline dönüşmüştür. Buna ek olarak GT’de ayırıl- şekli de görülür. Bu biçim eylemin adır-’tan geldiğini gösterir. Dolayısıyla fiilde ekleşme sırasında OT döneminde vurgusuz dar orta hece ünlüsünün düştüğü görülür. Bu düşen ünlü GT’de türemiştir. Adrıl- > ayrıl- değişiminde söz ortasında /d/ > /y/ şeklinde akıcılaşma olmuştur. AT’de sözcüğün kökünün değişime uğramamış hâli ad- şeklinde bulunur. Şekil bilgisi Sözcük ad- [eylem] -(ı)r- [eylemden eylem yapım eki (ettirgenlik)] -(ı)l- [eylemden eylem yapım eki (edilgenlik)] şeklinde çözümlenir. bk. Clauson, 1972, s. 66-67. Hacıeminoğlu, ad- fiilini a-d- şeklinde değerlendirir (2019, s. 114). adrılma- Orhun Türkçesi 40 adrılma- “ayrılmamak” (BK K 13). Değerlendirme Ad- [eylem] -(ı)r- [eylemden eylem yapım eki] -(ı)l- [eylemden eylem yapım eki (edilgenlik)] -ma- [eylemden eylem yapım eki (olumsuzluk)] şeklinde çözümlenen sözcük sözlüklerde geçmez. bk. adrıl-. ag-8 Orhun Türkçesi ag- “(yukarı) çıkmak” “(anta süŋ)üşdüm, süsin sançdım. İçikigme içikdi, bodun boltı; ölügme ölti. Seleŋe kodı yorıpan Karagan kısılta ebin barkın anta buzdum. (…) yışka agdı. Uygur ilteber yüzçe erin il(gerü tezip bardı…)” (BK D 37). Türkiye Türkçesi ağ-: “yükselmek, yukarı doğru çıkmak; inmek.” (TS, 2023). Azerbaycan Türkçesi [ağıt-]: “çıkmasını sağlamak, yükseltmek.” (ATS, 2018). Türkmen Türkçesi āg-: “1. Dolup ýa-da joşup hanasyndan çykmak. 2. Belli bir sandan, wagtdan, möhletden, pursatdan… geçmek, aňry geçmek, aşmak. 3. Bir tarapa gyşarmak, syrylyp düşmek, ýykylmak, agdarylmak. 4. Kadaly ýagdaýdan gyşarmak, syrylmak, süýşmek.” (TDDS, 2015). 8AnaT: āg- ‘yükselmek, tırmanmak’ (Tekin, 2022, s. 175). 41 Değerlendirme Ses bilgisi Ag- fiili TT’de ağ- biçimine dönüşerek söz sonunda /g/ > /ğ/ şeklinde sızıcılaşmıştır. AT’de geçen ağıt- ifadesinden fiilin ağ- köküne dayandığı anlaşılır. Sözcüğün kökünde /g/ > /ğ/ şeklinde sızıcılaşma olmuştur. TkmT’de fiil āg- biçiminde uzun ünlülüdür. Şekil bilgisi Sözcük *ag- şeklindedir. AT’de geçen ağıt- sözcüğü ağ- [eylem] -(ı)t- [eylemden eylem yapım eki (oldurganlık)] şeklinde çözümlenir. TT’de görülen ‘inmek’ anlamı bu fiille değil, ag- şeklindeki başka bir fiile aittir. Muhtemelen agır sözcüğü bu fiille oluşmuştur. bk. Tietze, 2021a, s. 192. agı Orhun Türkçesi agı: “ipekli (kumaş), mal” “yazı konayın tiser, Türk bodun, ölsikig. Anta ańıg kişi ança boşgurur ermiş. Irak erser yablak agı birür, yaguk erser edgü agı birür tip ança boşgurur ermiş. Bilig bilmez kişi ol sabıg alıp, yaguru barıp üküş kişi öltüg.” (KT G 7). Türkiye Türkçesi [akça (II)]: “akçe.” (TS, 2023). [akçe]: “1. Küçük gümüş para. 2. Her tür madenî para; akça.” (TS, 2023). Azerbaycan Türkçesi 42 ağ (III): “mal mülk, sahip olunan ekonomik güç.” (ATS, 2018). [ağca (II)]: “1. Küçük gümüş para. 2. Balıkların üzerindeki küçük pullar.” (ATS, 2018). [axça]: “eskiden kullanılan ve bir paranın üçte biri değerinde olan ufak para.” (ATS, 2018). Türkmen Türkçesi [ākja (II)]: “1. Pul. 2. Kümüş pul.” (TDDS, 2015). Değerlendirme Ses bilgisi Sözcük müstakil olarak sadece AT’de ağ şeklinde geçmektedir. Söz sonunda /ı/ ünlüsü düşmüş, /g/ > /ğ/ şeklinde de sızıcılaşma olmuştur. Ayrıca bu sözcükten geliştiğini düşündüğümüz sözcükler de lehçelerde yaşamaktadır. TT’de akça (II), akçe; AT’de ağca; TkmT’de ākja (II) sözcükleri agı sözcüğüne eklenen +ça addan ad yapan eşitlik ekiyle oluşmuştur. Ekleşme sırasında agı sözcüğünün ikinci ünlüsü /ı/ düşmüştür. Ayrıca /ç/ sesi gerileyici ünsüz benzeşmesiyle TT ve TkmT’de /g/ > /k/ ötümsüzleşmesine sebep olmuştur. AT’de sözcük ağca şeklindedir ve söz ortasında /g/ > /ğ/ sızıcılaşması olmuş, daha sonra bu sesin ilerleyici ünsüz benzeşmesiyle yine söz ortasında /ç/ > /c/ ötümlüleşmesi olmuştur. AT’de axça şekli de görülür. Bu sözcükte söz ortası /ı/ düşmüş, /ç/ sesinin gerileyici benzeşmesiyle /g/ > /x/ ötümsüzleşmesi olmuştur. TkmT’de söz ortasında /ç/ > /j/ ötümlüleşmesiyle aykırılaşma meydana gelmiştir. TT’de akçe sözcüğünde /ç/ sesinin inceltici etkisi ve bahçe, kemençe gibi sözcüklerde görülen Farsça +çe küçültme ekinin muhtemel etkisiyle ikinci hecede /a/ > /e/ incelmesiyle aykırılaşma olmuştur. Akça sözcüğü ilk olarak Yenisey bölgesinde bulunan bir sikke üzerinde görülür.9 Codex Cumanicus’ta10 (s. 248) acča (= akça), ahča 9Bk. Sertkaya ve Alimov, 2006; User, 2006, s. 131. 10Géza Kuun. (Haz.). (1880). Codex Cumanicus Bibliothecæ Ad Templum Divi Marci Venetiarum: Primum Ex İntegro Editit, Prolegomenis Notis Et Compluribus Glossariis İnstruxit Comes. Budapestini: Edito Scient. Academiæ Hung. 43 (ahça); Şeyyād Hamza’nın Yūsuf u Zelįhā’sında11 (s. 295) akçe şeklindedir. Buradan akçe sözcüğünün daha sonra geliştiği anlaşılıyor. Şekil bilgisi Lehçelerdeki sözcükler agı [ad] +ça [addan ad yapım eki] şeklindedir. Tietze akça / akçe sözcüğünü ak ‘beyaz’ +çe küçültme eki olarak değerlendirmiştir (2021a, 218). Bizce bu doğru değildir çünkü ‘para’ anlamını verdiği bu sözcük ‘beyaz’ anlamındaki ak sözcüğüyle ilgili olamaz. Nitekim en eski kaynaklarda da sözcük ‘para’ anlamındadır. Ayrıca ak sözcüğünden gelişen akça sözcüğü zaten TT ve diğer lehçelerde bulunur. Bununla beraber bu sözcüklerdeki ek Farsça küçültme eki değil, Türkçe addan ad yapan +CA ekidir. agır12 Orhun Türkçesi agır: “ağır, değerli” “üze kagan olurtum. Olurtukuma ölteçiçe sakınıgma Türk begler, bod(un ö)girip sebinip toŋutmış közi yügerü körti. Bödke özüm olurup bunça agır törüg tört buluŋdakı yarat(t)ım, bitidim. Üze kök teŋri, as[ra yagız yir kılıntukda ikin ara kişi oglı kılınmış.]” (BK D 2). Türkiye Türkçesi ağır: “1. Tartıda çok çeken; kilolu, sakil, hafif karşıtı. 2. Çapı, boyutu büyük. 3. Yavaş. 4. Yoğun. 5. Çok az işiten (kulak). 6. Gösterişi fazla olmayan, ciddi olan. 7. Değerli. 8. Çetin. 9. Sıkıntı veren, bunaltan; sakil. 10. Dokunaklı, kırıcı, insanın gücüne giden. 11. Ağırbaşlı. 12. Keskin, 11Şeyyād Hamza. (2008). Yūsuf u Zelįhā. Ümit Özgür Demirci ve Şenol Korkmaz (Haz.). İstanbul: Kaknüs Yayınları. 12AnaT: āgır ‘ağır’ (Tekin, 2022, s. 175). 44 boğucu (koku). 13. Kısık. 14. Davranışları yavaş olan. 15. Sindirimi güç (yiyecek). 16. Ağır sıklet. 17. Yavaş bir biçimde.” (TS, 2023). Azerbaycan Türkçesi ağır: “1. Tartıda, ölçüde çok gelen, hafif olmayan, yerinden zor kaldırılan, sakil. 2. Güçlü, etkili, şiddetli. 3. Zor, çok zor, çok zahmetli, güç. 4. Eziyetli, meşakkatli, mahrumiyetle dolu, kederle dolu. 5. Muhkem, sert, çok ciddi, amansız. 6. Dayanılmaz, tahammül edilmez, katlanılmaz. 7. Çok ciddi sonuçlar doğurabilen veya büyük cezaya sebep olabilen, çok büyük. 8. Sonucu tehlikeli, korku ve ürküntü veren, çok ciddi. 9. Zor, rahatsız edici, sıkıntı verici; serbest olmayan. 10. Yavaş yavaş, ağır ağır, hızlı olmayan, yavaş hareket eden, ağır davranan; ağır ağır icra edilen. 11. Sıkıntılı, kasvetli hava oluşturan, büyüklüğü, çokluğu, sıklığı, koyuluğu, alçaklığı, renginin kötülüğü, süratinin yavaşlığı vb. ile rahatsızlık veren. 12. Çokluk, büyüklük anlamında. 13. Zor hazmedilen. 14. Kılıksız, kötü, hoşlanılmayan, çabuk bozulan, kötü huylu. 15. Temkinli, vakarlı, ciddi, onurlu, haysiyetli. 16. Kalbi kıran, hoşlanılmayan, acı ve ızdırap veren. 17. Hamile, gebe, yüklü. 18. Çok pahalı. 19. Can sıkıcı, sıkıntı verici. 20. Son derece güçlü teçhiz edilmiş, güçlü savaş araçları olan. 21. Bazı kimyevi, mineroloji ve fiziki terimleri ifade eder (ağır su, ağır yağ vb.).” (ATS, 2018). Türkmen Türkçesi agyr: “1. Agramy köp 2. Kyn, kynçylykly, azaply, zähmetli, jepaly. 3. Akyl ýetirmesi çetin, kyn, çylşyrymly. 4. Etlek, semiz, doly; daýaw. 5. Petiş, dymyljyk, sergin däl; basmarlaýjy, darykdyryjy. 6. Jan üçin howply. 7. Berk, oýanmasy kyn. 8. Köp altyn-kümüş siňdirilen, gymmatbaha. 9. Uzaga çeken, bejermesi kyn. 10. Aldym-berdimli, güýçli, dartgynly barýan. 11. San taýdan köp. 12. Ardyryjy, ýadadyjy, iriziji, uzak. 13. Ini-boýy äpet, uly. 14. Galyň (gar hakynda). 15. Pajygaly, ölüm-ýitim bilen baglanyşykly, ajy, çydamsyz.” (TDDS, 2015). Gagavuz Türkçesi 45 ār: “ağır, güç, zor.” (GTS, 1991). Değerlendirme Ses bilgisi Agır sözcüğünde TT ve AT’de söz ortasında /g/ > /ğ/ değişimiyle sızıcılaşma olmuştur. TkmT’de asli şeklini korumuştur. GT’de agır > ār gelişiminde söz ortasında /g/ > /ğ/ sızıcılaşması olmuş daha sonra bu ses düşmüştür. Bunun sonucunda /a/ ve /ı/ ünlüleri kaynaşıp /ā/ şeklinde uzamıştır. Şekil bilgisi Sözcük ag- [eylem] -ır [eylemden ad yapım eki] şeklinde çözümlenir. agıt- Orhun Türkçesi agıt-: “ayağa kaldırmak”13 “bodun adak kamşatdı. Yablak boltaçı erti. Oza kelmiş süsin Köl Tigin agıtıp Toŋra bir oguş alpagu on erig Toŋa Tigin yogınta egirip ölürtümüz. Bişinç Ezgenti Kadazda Oguz birle süŋüşdümüz. Köl Tigin” (KT K 7). Azerbaycan Türkçesi ağıt-: “çıkmasını sağlamak, yükseltmek.” (ATS, 2018). 13Agıt- fiilinin ‘püskürtmek, kaçırmak’ anlamı yoktur. DLT’de ‘yukarı çıkarmak, yükseltmek’ anlamındadır. Clauson da kelimeyi ‘rouse, get up’ olarak manalandırmıştır. Dolayısıyla burada sözü edilenler düşman askeri değil Türk askeridir (Ercilasun, 2021a, 95). 46 Değerlendirme Agıt- şeklindeki fiil sadece AT’de görülmektedir. Sözcükte söz ortasında /g/ > /ğ/ şeklinde sızıcılaşma olmuştur. Sözcük ag- [eylem] -(ı)t- [eylemden eylem yapım eki (oldurganlık)] olarak çözümlenir. Diğer lehçeler için bk. ag-. agrı-14 Orhun Türkçesi agrı-: “hastalanmak” “ö(lü)rti. Ulug oglum agrıp yok bolça Kug Seŋünüg balbal tike birtim. Men tokuz yigirmi yıl şad olurtum, toku(z yigir)mi yıl kagan olurtum; il tutdum. Otuz artukı bir (yaşıma kagan olurup)” (BK G 9). Türkiye Türkçesi ağrı-: “vücudun bir yeri ağrılı durumda olmak.” (TS, 2023). Azerbaycan Türkçesi ağrı- (I): “acımak, sızlamak.” (ATS, 2018). ağrı- (II): “1. Rahatsızlık duymak, rahatsız olmak. 2. Izdırap çekmek, içi sızlamak, acı duymak.” (ATS, 2018). Türkmen Türkçesi āgyr-: “näsaglyk, ýeten şikes we ş.m. zerarly bedende, endamda yza, agyry duýmak, yza çekmek.” (TDDS, 2015). Gagavuz Türkçesi 14AnaT: hāgrı- ‘ağrımak’ (Tekin, 2022, s. 177). 47 ār-: “1. Ağrımak. 2. Aydınlanmak, ağarmak. 3. Saçların ağarması.” (GTS, 1991). ārı-: “bk. ārmaa.” (GTS, 1991). Değerlendirme Ses bilgisi Agrı- fiili TT ve AT’de ağrı- şeklindedir ve söz ortasında /g/ > /ğ/ sızıcılaşması olmuştur. TkmT’de /r/ ve /ı/ seslerinin yer değiştirmesiyle göçüşme olmuştur. Ayrıca sözcüğün ilk ünlüsü uzundur. GT’de ise sözcük ār- ve ārı- şeklinde ikili kullanıma sahiptir. Sözcükler aynı kökten gelir. Sözcüklerde söz ortasında /g/ > /ğ/ sızıcılaşması olmuş, sonra bu ses düşmüş, sözcüğün ilk ünlüsü /a/ > /ā/ şeklinde uzamıştır. Böylelikle ikinci sözcük tamamlanmıştır: agrı- > ārı-. İlk sözcükte ise söz sonundaki /ı/ ünlüsü de düşmüştür. Şekil bilgisi Kökünü bilmiyoruz. Clauson, bu fiilin agır sözcüğünden geldiğini belirtir (1972, s. 91). Korkmaz da sözcüğün ağır+ı- şeklinde geliştiğini söyler (2003, s. 114). Erdal ise sözcüğü agr+u- şeklinde değerlendirmiştir (1991, s. 474). GT’deki ār- fiilin ikinci ve üçüncü anlamları yanlıştır. Çünkü o anlamlar ak ‘ak, kır’ sözcüğüne dayanır. agtur- Orhun Türkçesi agtur-: “(yukarı) çıkartmak” “ötüntüm. Sü yorıtdım. At alt tidim; Ak Termel keçe ogruklatdım. At üze bintüre karıg sökdüm. Yok(k)aru at yete, yadagın, ıgaç tutunu agturtum. Öŋreki er” (T 25). 48 Türkiye Türkçesi ağdır-: “1. Ağmasına sebep olmak. 2. Yük veya terazide denge bozularak bir yanı yukarı gelmek.” (TS, 2023). Değerlendirme Sözcük sadece Türkçe Sözlük’te ağdır- şeklinde geçmektedir. Söz ortasında /g/ > /ğ/ şeklinde sızıcılaşma olmuştur. Sözcükteki /ğ/ sesi ilerleyici ünsüz benzeşmesiyle /t/ > /d/ ötümlüleşmesine, söz başındaki /a/ sesi de ilerleyici ünlü benzeşmesiyle söz ortasında /u/ > /ı/ şeklinde düzleşmeye sebep olmuştur. Sözcük ag- [eylem] -tur- [eylemden eylem yapım eki (oldurganlık)] şeklinde çözümlenir. Diğer lehçeler için bk. ag-. ak15 Orhun Türkçesi ak: “kır (at donu)”16 “binip oplayu tegdi. Bir erig okun urtı, iki erig udu aşuru sançdı. Ol tegdükde Bayırkunuŋ ak adgırıg, udlukın sıyu urtı. Kırkız kaganın ölürtümüz, ilin altımız. Ol yılka Türgiş (tapa Altun yışıg)” (KT D 36). Türkiye Türkçesi 15AnaT: āk ‘ak, beyaz’ (Tekin, 2022, s. 175). 16Ak at, DLT’de ‘kır at (el-feresu’l-eşheb)’ anlamındadır (Ercilasun-Akkoyunlu 2014: 39; yazma 53). 647 yılında Çin sarayına on at sunan Bayırkuların at isimlerini Çin kaynakları kaydeder: Sıçrayan kırağı beyazı, beyaz kar mevsimi atı, donmuş çiğli at… (Taşağıl 2002: 345; Ercilasun 2021a, 89). 49 ak: “1. Kar, süt vb.nin rengi; beyaz, kara ve siyah karşıtı. 2. Bu renkte olan. 3. Beyaz leke. 4. Temiz olan. 5. Dürüst olan. 6. Sıkıntısız, rahat, huzurlu, güzel olan.” (TS, 2023). [ağca]: “akça (I).” (TS, 2023). [akça (I)]: “beyazımsı, beyaza benzer; ağca.” (TS, 2023). Azerbaycan Türkçesi ağ (I): “1. Beyaz, rengi beyaz olan. 2. Temiz, lekesiz. 3. Pak, namuslu. 4. Bazı şeylerde beyaz kısım (yumurta akı).” (ATS, 2018). [ağca (I)]: “oldukça ak, beyazca.” (ATS, 2018). Türkmen Türkçesi āk (I): “1. Garyň, hekiň reňkine meňzeş reňkdäki, gar reňkli, gara sözüniň garşylykly manysy. 2. Günäsiz, ýazyksyz, päk. 3. Agaran, aga öwrülen (saç, sakgal hakynda).” (TDDS, 2015). āk (II): “süýt, gatyk we ondan öndürilýän önümler.” (TDDS, 2015). āk (III): “arpa-bugdaý.” (TDDS, 2015). āk (V): “gözüň garasyna düşýän ak menek, göze düşýän gül.” (TDDS, 2015). Gagavuz Türkçesi ak: “1. Ak. 2. Temiz. 3. Göz akı. 4. Ak leke. 5. Beyaz.” (GTS, 1991). Değerlendirme Ses bilgisi Ak sözcüğü TT ve GT’de ses özelliklerini korumuştur. AT’de söz sonunda /k/ > /g/ > /ğ/ şeklinde sızıcılaşma olmuştur. TkmT’de sözcüğün ünlüsü uzundur. TT ve AT’de ağca 50 sözcüğünde /k/ > /g/ ötümlüleşmesi olmuştur. Bu ötümlüleşmenin nedeni asli uzun ünlüden sonra gelen /k/ sesinin söz ortasında bulunmasından kaynaklanmış olmalıdır. Şekil bilgisi Sözcük *ak şeklindedir. akıt- Orhun Türkçesi akıt-: “(ordu) akıtmak, yürütmek” “Az yagızın binip tegdi. İki erig sançdı, balık(k)a basıkdı. Ol sü anta ölti. Amga korgan kışlap yazıŋa Oguzgaru sü taşıkdımız. Köl Tigin ebig başlayu akıt(t)ımız. Oguz yagı ordug basdı. Köl Tigin” (KT K 8). Türkiye Türkçesi akıt-: “akmasını sağlamak, akmasına yol açmak, dökmek.” (TS, 2023). Azerbaycan Türkçesi axıt-: “1. bk. Axıtdırmak. 2. Dökmek.” (ATS, 2018). [axıtdır-]: “akmasına sebep olmak, akmasını sağlamak veya yardımcı olmak.” (ATS, 2018). Türkmen Türkçesi akyt-: “biriniň elini, ýüzüni ýuwdurmak üçin kündükden we ş.m. gapdan suw guýmak.” (TDDS, 2015). Gagavuz Türkçesi 51 akıt-: “akıtmak, akmasını sağlamak, akmasına yol açmak, boşaltmak.” (GTS, 1991). Değerlendirme Ses bilgisi Akıt- sözcüğü TT, TkmT ve GT’de ses özelliklerini korumuştur. AT’de söz ortasında /k/ > /x/ şeklinde sızıcılaşma olmuştur. Şekil bilgisi Sözcük ak- [eylem] -(ı)t- [eylemden eylem yapım eki (oldurganlık)] şeklinde çözümlenir. al- Orhun Türkçesi al-: “(ülke) almak, zapt etmek; (halk) almak, ele geçirmek; (ordu) yenmek; (sürü) almak, ele geçirmek; (kız) almak; (ad) almak; (haber, söz) almak; (söz) dinlemek” “az bodunug üküş kıltım. Igar illigde, [ka]ganlıgda yig kıltım. Tört buluŋdakı bodunug kop baz kıltım, yagısız kıltım. Kop maŋa körti. Yiti yigirmi yaşıma Taŋut tapa süledim. Taŋut bodunug buzdum. Oglın, yo(tuz)ın, yılkısın, barımın anta altım. Sekiz yigirmi yaşıma Altı Çub [Sogdak]” (BK D 24). Türkiye Türkçesi 52 al-: “1. Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. 2. Satın almak. 3. Bir yeri ele geçirmek. 4. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. 5. Birlikte götürmek. 6. İçine sığmak. 7. Kabul etmek, ahzetmek. 8. Bir şey kendine ulaştırılmak, iletilmek. 9. İçeri girmek veya sızmak. 10. Erkek, birisiyle evlenmek. 11. Sürükleyip götürmek. 12. Bir şeyi kazanmak, elde etmek. 13. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. 14. Kaplamak. 15. Kısaltmak. 16. Yolmak. 17. … ile temizlemek. 18. İçeri girmesini sağlamak. 19. Tat veya koku duymak. 20. Yol gitmek, mesafe katetmek. 21. Bir şey çalmak. 22. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. 23. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. 24. Göreve, işe başlatmak. 25. Görevden, işten çekmek. 26. Başlamak. 27. İçecek veya içecekten bir parça içmek veya yemek. 28. Kazanç sağlamak. 29. Etkisini azaltmak. 30. Yer değiştirmek.” (TS, 2023) [apar-]: “1. Alıp götürmek. 2. Gizlice almak, alıp kaçmak.” (TS, 2023). Azerbaycan Türkçesi al-: “1. El ile tutup götürmek, kaldırmak. // Çabucak kapmak, tutmak, yakalamak, avlamak. 2. Yapmak için kabul etmek. 3. Satın almak. 4. Kaldırmak, götürmek, çıkarmak, açmak. 5. Faydalanmak, kullanmak, istifade etmek. 6. Yollanan, verilen, teklif edilen, istenen bir şeyi kabul etmek, elde etmek, almak. 7. Rütbe, nişan, derece, makam kazanmak. 8. Kendisiyle birlikte getirmek, götürmek, getirmek. 9. Ele geçirmek, istila etmek, işgal etmek, kendine bağlamak. 10. Eline geçirmek, hâkimiyeti altına almak. 11. Evlenmek, eş olarak kabul etmek. 12. Bürümek, kaplamak, sarmak, örtmek. 13. Yemek, içmek, tatmak. 14. Üretmek, hazırlamak. 15. Dâhil etmek, kabul etmesini sağlamak. 16. Belirli bir şekle girmek. 17. Kesmek, kısaltmak, küçültmek. 18. Anlamak, düşünmek, idrak etmek. 19. Çıkarmak, ayırmak. 20. Meşgul etmek, heyecanlandırmak, dikkatini çekmek. 21. Etki etmek, etkilemek. 22. Düşürmek, istediği numarayla bağ kurmak (telefon). 23. Mahrum etmek. 24. Harcamaya mecbur etmek (gün). 53 25. Rüşvet kabul etmek, rüşvet almak. 26. Bazı isimlerden sonra gelerek birleşik filler ve ifadeler yapılır (söz almak, kan almak vb.).” (ATS, 2018). [apar-]: “1. Bir şeyi eline alarak veya sırtına yüklenerek bir yerden başka bir yere götürmek, getirmek. 2. Birinin hareketini yönlendirmek, istikamet vermek, yol göstermek, kendisiyle birlikte yürümesine yardımcı olmak veya gitmeye, yürümeye mecbur etmek, kendisiyle beraber getirmek. 3. Kendisiyle birlikte götürüp gitmek. 4. Çalmak, kaçırmak, alıp kaçmak. 5. (Oyunda, yarışmada, mahkemede vb.) kazanmak, yenmek, galip gelmek. 6. Yok etmek, silip temizlemek, çıkarmak. 7. Mahvetmek, yok etmek, harap etmek, darmadağın etmek. 8. Harcanmasına, çalışmasına, sebep olmak; elinden almak, kapıp almak. 9. Koparmak, yemek, kesmek, silip çıkarmak, bozmak. 10. Hayata geçirmek, yürütmek, icra etmek. 11. İdare etmek, öncülük etmek, rehberlik etmek. 12. Aklını almak, mest etmek, bayıltmak, uykusunu getirmek. 13. Götürüp getirmek, getirip çıkarmak, yöneltmek. 14. Sürüklemek, sebep olmak. 15. Bazı isimlere takılarak birleşik fiiller ve çeşitli ifadeler yapılır. 16. “Özünü pis, özünü yaxşı” kelimesiyle birlikte kullanılarak hareketlerinin iyi veya kötü olduğunu ifade eder.” (ATS, 2018). Türkmen Türkçesi al-: “1. Eliň bilen tutmak, gysymyňa gysmak. 2. Pul töläp edinmek, bahasyny töläp, öz eýeçiligiňe geçirmek. 3. Ýanyň bilen äkitmek, götermek. 4. Mahrum etmek, dyndarmak. 5. Eýelemek, öz hasabyňa geçirmek, eýe durmak, gola salmak. 6. Kabul etmek. 7. Geçmek, ätmek, aşmak. 8. Eýe bolmak, mynasyp bolmak. 9. Gurşamak, gabamak, basmak. 10. Ýerine düşürmek, öwezini dolmak, haklaşmak, üzülmek. 11. Tapmak, ele salmak. 12. Öýlenmek, gelin edinmek. 13. Syrmak, aýyrmak. 14. Turşulygy gerekli hetde ýetmek, kadaly turşamak. 15. Öwrenişip, ysnyşyp kabul etmek. 16. Oňarmak, ýerine düşürmek, jüpüne düşürmek. 17. Öldürmek, ölmegine getirmek. 18. Belli bir şekilde gelen almak işliginden soň barmak, bermek, bilmek, çykmak, galmak, ýatmak ýaly işlikler gelip, täze manyly düzümli işlikler ýasalýar.” (TDDS, 2015). 54 [apar-]: “alyp gitmek, äkitmek.” (TDDS, 2015). Gagavuz Türkçesi al-: “1. Almak, bulunduğu yerden ayırmak. 2. Erkek, kadınla evlenmek. 3. Satın almak. 4. Öldürmek. 5. Birlikte götürmek.” (GTS, 1991). Değerlendirme Ses bilgisi Sözcük al- şekliyle tüm lehçelerde ses özelliklerini korumuştur. TT, AT ve TkmT’deki apar- sözcüğünde de al- fiili bulunur. Aslında bu sözcük alıp bar- şeklindeyken ses olayları sonucu birleşmiştir. Bu birleşme bar- fiilinin var- şekline gelmeden önce olmuştur ve ilk olarak Harezm Türkçesinde görülür.17 Alıp bar- > apar- gelişiminde ilk sözcüğün sonundaki /p/ sesiyle ikinci sözcüğün başındaki /b/ sesi kaynaşıp /p/ olmuş, ilk sözcükteki /lı/ hecesi düşmüştür. Şekil bilgisi Al- sözcüğü kök hâlindedir. Apar- sözcüğü ise al- [eylem] -(ı)p [zarf-fiil eki] bar- [eylem] şeklinde çözümlenir. alk- Orhun Türkçesi alk-: “biriktirmek, tamamlamak” (KT KD). Değerlendirme 17Güngör, 2020, s. 125. 55 Lehçelerde görülmeyen alk- fiili al- [eylem] -k- [eylemden eylem yapım eki (pekiştirme)] şeklinde çözümlenir. bk. al-. Orhun Türkçesi alkın-: “yok olmak, mahvolmak” (KT G 9). Değerlendirme Lehçelerde görülmeyen alkın- fiili al- [eylem] -k- [eylemden eylem yapım eki] -(ı)n- [eylemden eylem yapım eki (edilgenlik)] şeklinde çözümlenebilir. bk. al-. alp Orhun Türkçesi alp: “alp, yiğit, civanmert” “Edgü bilge kişig, edgü alp kişig yorıtmaz ermiş. Bir kişi yaŋılsar oguşı, bodunı, ebi eşükiŋe tegi kıdmaz ermiş. Süçig sabıŋa, yımşak agısıŋa arturup üküş Türk bodun öltüg. Türk bodun ölsikiŋ. Biriye Çogay yış, Tögültün” (KT G 6). alp: “yiğitlik” “alpın üçün Tabgaçka yiti yigirmi süŋüşdi; Kıtańka yiti süŋüşdi; Oguzka biş süŋüşdi. Anta ayguçı(sı)” (T 49). alp: “zor” “kaltaçı biz. Öz (i)çi taşın tutmış teg biz. Yuyka erkli topulgalı uçuz ermiş; yinçge erklig üzgeli uçuz. Yuyka kalın bolsar topulguluk alp ermiş; yinçge” (T 13). 56 Türkiye Türkçesi alp: “yiğit.” (TS, 2023). Azerbaycan Türkçesi alp: “kahraman, yiğit, korkusuz.” (ATS, 2018). Değerlendirme Ses bilgisi Alp sözcüğü sadece TT ve AT’de görülür ve ses özelliklerini korumuştur. Şekil bilgisi Sözcük *alp şeklindedir. alpagu Orhun Türkçesi alpagu: “yiğit (krş. yılpagut)” (KT K 7). Değerlendirme Alpagu sözcüğü lehçelerde geçmez fakat alp sözcüğüyle bağlantılı olduğu açıktır. bk. alp. Clauson, sözcüğü alp sözcüğünden geliştirdiği *alpa:- fiiline bağlar (1972, s. 128). Tekin de sözcüğü *alpa- + -gu şeklinde açıklar (2020, s. 110). Aydın, “Ünvana ilk bakışta +AgU kollektif eki ile kurulmuş gibi görünse de ünvanda çokluk anlamı bulunmadığı için Mo. albagud ile ilişkili olduğunu düşünmek daha doğru olur.” diyerek bu görüşe karşı çıkmıştır (2011, s. 10-11). Erdal, yazıtlardaki alpagu ifadesinin yanlış olabileceğini ifade ederek aslında alpagut şeklinde olması gerektiğine inanır ve 57 sözcüğün eklerini +agu ve +t olarak açıklar (1991, s. 81). Donuk da doğrusunun alpagut olduğunu ifade eder (1988, s. 1). Yıldız, sözcüğü alp+a-gu şeklinde değerlendirir (2018, s. 80). alt Orhun Türkçesi alt: “alt"18 “ötüntüm. Sü yorıtdım. At alt tidim; Ak Termel keçe ogruklatdım. At üze bintüre karıg sökdüm. Yok(k)aru at yete, yadagın, ıgaç tutunu agturtum. Öŋreki er” (T 25). Türkiye Türkçesi alt: “1. Dış çevre, dış yer, içeri karşıtı. 2. Kişinin konutundan ayrı olan yer. 3. Yurt dışı. 4. Dışa, dış çevreye.” (TS, 2023). Azerbaycan Türkçesi alt (I): “1. Üstün zıddı, bir şeyin yere yakın tarafı; taht. 2. Geri, son, arka taraf. 3. Aşağı kısım, aşağıda olan. 4. İçe giyilen elbise. 5. Alt tarafta bulunan, alttaki.” (ATS, 2018). Gagavuz Türkçesi alt: “alt, alt kısım.” (GTS, 1991). Değerlendirme Ses bilgisi 18Sözcük Dizin’de at alt şeklinde yer alır fakat alt maddesi olmadığı için sözcüğü ayrı olarak değerlendirdik. Bk. at alt. 58 Sözcük TkmT’de görülmez. Diğer lehçelerde ses özelliklerini koruduğu görülür. Şekil bilgisi Alyılmaz, alt sözcüğünü al+t şeklinde değerlendirir (2020, s. 8). altı Orhun Türkçesi altı: “altı” “Köl Tigin azman akıg binip oplayu tegdi. Altı erig sançdı. Sü (t)egişinte (?) yitinç erig kılıçladı. İkinti Koşulgakda Ediz birle süŋüşdümüz. Köl Tigin Az yagızın binip oplayu tegip bir erig sançdı;” (KT K 5). Türkiye Türkçesi altı: “1. Beşten sonra gelen sayının adı. 2. Bu sayıyı gösteren 6 ve VI rakamlarının adı. 3. Beşten bir artık.” (TS, 2023). [altmış]: “1. Elli dokuzdan sonra gelen sayının adı. 2. Bu sayıyı gösteren 60 ve LX rakamlarının adı. 3. Altı kere on, elli dokuzdan bir artık.” (TS, 2023). Azerbaycan Türkçesi altı: “1. Beşten sonra, yediden önce gelen sayı. 2. Bu sayıyı gösteren rakam, “6”.” (ATS, 2018). [altmış]: “altı kere on, elli dokuzdan bir fazla.” (ATS, 2018). Türkmen Türkçesi alty: “1. 6 belgisiniň ady we onuň aňladýan sany. 2. Oglana dakylýan at.” (TDDS, 2015). 59 [altmyş]: “60 belgisiniň ady we onuň aňladýan sany.” (TDDS, 2015). Gagavuz Türkçesi altı: “altı.” (GTS, 1991). āltı: “altı.” (Hünerli, 2019). [altmış]: “altmış.” (Hünerli, 2019). Değerlendirme Ses bilgisi Altı sözcüğü tüm lehçelerde ses özelliklerini korumuştur. GT’de ilk ünlünün uzun şekli de vardır: āltı. Altmış sözcüklerinde ise birleşme sırasında vurgusuz dar orta hece ünlüsü /ı/ düşmüştür. Şekil bilgisi Sözcük *altı şeklindedir. Kökeni hakkında tartışmalar için bk. Eren, 2020, s. 13. Altmış sözcükleri ise altı + mış şeklinde çözümlenir. krş. yitmiş. altı otuz Orhun Türkçesi altı otuz: “yirmi altı” (BK G 10). Değerlendirme Sayı adlarının şekli Oğuz grubunda değişmiştir. OT’de önce birler basamağı söylenirken Oğuz grubunda önce onlar basamağı söylenir. Ayrıca OT’de onlar basamağı bir fazla söylenir. Dolayısıyla bu şekilde sayı adları lehçelerde görülmez fakat 60 istisnaları olmakla birlikte 30’dan sonraki sayılar artukı ‘ve, fazlası, artı’ sözcüğüyle gösterilir. Sözcük için ayrı ayrı bk. altı, otuz. altı yigirmi Orhun Türkçesi altı yigirmi: “on altı” (KT D 31). Değerlendirme Altı yigirmi şeklindeki sözcük lehçelerde geçmez. bk. altı, yigirmi. altız- Orhun Türkçesi altız-: “aldırmak (yakalatmak?)” (KT D 38). Değerlendirme Al- [eylem] -tız- [eylemden eylem yapım eki (ettirgenlik)] şeklinde çözümlenen sözcük lehçelerde geçmez. bk. al-. altun Orhun Türkçesi altun: “altın” 61 “tüzültüm. Altun, kümüş, işgiti, kutay buŋsuz ança birür. Tabgaç bodun sabı süçig, agısı yımşak ermiş. Süçig sabın, yımşak agın arıp ırak bodunug ança yagutır ermiş. Yaguru kontukda kisre ańıg bilig anta öyür ermiş.” (KT G 5). Türkiye Türkçesi altın: “1. Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). 2. Bu elementten yapılmış. 3. Altından yapılmış sikke. 4. Üstün nitelikli, değerli olan.” (TS, 2023). [Altunhisar]: “Niğde iline bağlı ilçelerden biri.” (TS, 2023). [altūnį]: “1. Altın sarısı. 2. Bu renkte olan.” (TS, 2023). Azerbaycan Türkçesi altın / altun: “sembolü Au, atom numarası 79, atom ağırlığı 197, parlak sarı renkte, 19,26 yoğunluğunda, 1063 derecede eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz bir kimyasal element.” (ATS, 2018). Türkmen Türkçesi altyn: “1. Gymmat bahaly gyzylymtyl-sargylt reňkli metal, tylla, gyzyl, himiki element. 2. Hasylly, bereketli. 3. Hemme taraplaýyn nusga. 4. Gyza dakylýan at.” (TDDS, 2015). Gagavuz Türkçesi altın: “1. Altın. 2. Altın, altından yapılmış.” (GTS, 1991). Değerlendirme Ses bilgisi 62 Altun sözcüğü tüm lehçelerde altın şekline dönüşmüştür. Sözcükte /a/ sesi ilerleyici ünlü benzeşmesiyle /u/ > /ı/ şeklinde düzleşmeye sebep olmuştur. Ayrıca AT’de altun ifadesinin de olması dolayısıyla ses özelliğini koruduğu da görülür. TT’de Altunhisar ve altūnį şeklinde sözcükler de vardır. Altunhisar birleşik sözcüğün ilk kelimesi ses özelliklerini korumuştur. Altūnį sözcüğünün ikinci hecesinde /u/ > /ū/ şeklinde ünlü uzaması olmuştur. Bu uzama /į/ sesinin gerileyici benzeşmesinden kaynaklanıyor olabilir fakat Orta Türkçede de altūn19 sözcüğü vardır. Şekil bilgisi Sözcük *altun şeklindedir. Sözcük hakkında tartışmalar için bk. Eren, 2020, s. 13-14. Altunhisar sözcüğü altun ve hisar sözcüklerinin birleşmesinden oluşmuştur. Altūnį sözcüğünün sonundaki +į eki Arapça nispet ekidir. amtı Orhun Türkçesi amtı: “şimdi, şimdiki” “kop itdim. Ol amtı ańıg yok. Türk Kagan, Ötüken yış olursar ilte buŋ yok. İlgerü Şaŋtun yazıka tegi süledim, taluyka kiçig tegmedim. Birigerü Tokuz Ersinke tegi süledim, Töpütke kiçig tegmedim. Kurıgaru Yinçü ögüz” (KT G 3). Türkiye Türkçesi imdi: “1. Buna göre, şu hâlde, artık. 2. Şimdi.” (TS, 2023). Azerbaycan Türkçesi 19(Eren, 2020, s. 13). 63 imdi / indi: “1. Şu anda, bu an. 2. Hemen, çabucak, bu anda. 3. Önceki duruma, şartlara, vaziyete karşılık. 4. Başka bir gayeye, mevzuya, meseleye geçince kullanılır.” (ATS, 2018). Türkmen Türkçesi imdi / indi: “1. Häzir, şu wagt. 2. Mundan buýana, mundan beýläk, mundan soň.” (TDDS, 2015). Gagavuz Türkçesi [şimdi / şindi]: “şimdi, şu anda.” (GTS, 1991). Değerlendirme Ses bilgisi Amtı şeklindeki sözcük TT, AT ve TkmT’de imdi biçimine dönüşerek pek çok ses değişikliği yaşamıştır. Öncelikle art ünlüler ön ünlü sırasına geçmiştir. Sözcükte ilk hecede /a/ > /i/ değişimiyle incelme ve daralma, ikinci hecede /ı/ > /i/ değişimiyle incelme; söz ortasında /t/ > /d/ değişimiyle de ötümlüleşme olmuştur. Ayrıca AT ve TkmT’de indi biçimi de görülür. İmdi sözcüğünden farklı olarak bu sözcükte söz ortasında /m/ > /n/ değişmesiyle dişsilleşme olmuştur. GT’de imdi veya indi sözcükleri bulunmasa da şimdi ve şindi sözcükleri bulunur. Bu sözcükler uş ve imdi / indi sözcüklerinin birleşmesinden oluştuğu açıktır. Dolayısıyla bu birleşik sözcüğün ikinci kelimesi yukarıdaki gibi değerlendirilir. Şekil bilgisi Clauson, sözcüğü *am+tı şeklinde değerlendirir (1972, s. 156-157). GT’deki sözcük uş ve imdi / indi sözcüklerinin birleşmesinden oluşmuştur. ança 64 Orhun Türkçesi ança: “şöyle, böyle, şöylece, öylece; ona göre, buna göre; o kadar, o derecede; aynı şekilde” “tüzültüm. Altun, kümüş, işgiti, kutay buŋsuz ança birür. Tabgaç bodun sabı süçig, agısı yımşak ermiş. Süçig sabın, yımşak agın arıp ırak bodunug ança yagutır ermiş. Yaguru kontukda kisre ańıg bilig anta öyür ermiş.” (KT G 5). Türkiye Türkçesi anca: “1. O kadar. 2. Bu biçimde. 3. Ancak.” (TS, 2023). onca: “1. O kadar, o denli. 2. Ona göre, onun düşüncesine göre.” (TS, 2023). [öyle]: “1. Onun gibi olan, ona benzer; o biçimde, o şekilde. 2. O yolda, o biçimde, o tarzda. 3. O denli, o kadar, o derece. 4. Ondan sonra. 5. İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz.” (TS, 2023). Azerbaycan Türkçesi [elə]: “1. O şekilde, o biçim, o tarzda. // O derecede, o şekilde. 2. Ancak, sadece, yalnız anlamında. 3. O tarafa, o yana, o semte. 4. Öyleleri, öylesi kimseler, şahıslar. 5. Yanlışsız olarak, eksiksiz şekilde, tamı tamına. 6. De ile kullanıldığında: a- O şekilde, o tarzda, o biçimde. b- O hâlde, bunun gibi. 7. “Ki” bağlacı ile kullanıldığında: ‘o zaman ki, nasıl ki, o zaman’ anlamlarında bir mana kazandırır. 8. Gerçek, yalan olmayan, doğru.” (ATS, 2018). [eylə]: “bk. elə.” (ATS, 2018). onca: “1. Sadece on, yalnızca on. 2. O kadar, öylesine, öyle.” (ATS, 2018). 65 [öylə (II)]: “o yolda, o tarzda, o şekilde, o surette, ona benzer, onun gibi.” (ATS, 2018). Türkmen Türkçesi ança: “şonça, şeýle, munça, ençe.” (TDDS, 2015). [eýle]: “1. Ol tarap, ol ýan, ol ugur. 2. Bir zadyň beýleki ýüzi, tarapy, beýle. 3. Şeýle, şu hili, şu zeýilli.” (TDDS, 2015). onça: “1. Onuň ýaly ýagdaý, beýle ýagdaý. 2. Onuň ýaly köp mukdardaky. 3. Göz öňünde tutulýan adamça, onuň ýaly, onuňça, biriçe. 4. Deňeşdirilýän zatça.” (TDDS, 2015). Gagavuz Türkçesi anca: “ancak.” (GTS, 1991). [öle / ölä]: “öyle, böyle.” (Güngör ve Argunşah, 2002, s. 391). [ȫlä / yölā]: “öyle.” (GTS, 1991). Değerlendirme Ses bilgisi Sözcük TT’de anca ve onca şekillerine dönüşmüştür. Anca sözcüğünde /n/ sesi ilerleyici ünsüz benzeşmesiyle söz ortasında /ç/ > /c/ şeklinde ötümlüleşmeye neden olmuştur. Onca sözcüğünde ise ilk hecede /a/ > /o/ değişimiyle yuvarlaklaşma olmuş, /n/ sesinin ilerleyici ünsüz benzeşmesiyle de söz ortasında /ç/ > /c/ şeklinde ötümlüleşme olmuştur. AT’de sözcük onca şeklindedir. Sözcükte ilk hecede /a/ > /o/ değişimiyle yuvarlaklaşma olmuş, /n/ sesinin ilerleyici ünsüz benzeşmesiyle de söz ortasında /ç/ > /c/ şeklinde ötümlüleşme olmuştur. TkmT’de sözcük ança ve onça şeklindedir. Ança sözcüğü ses özelliklerini korumuştur. Onça sözcüğünde ilk hecede /a/ > /o/ değişimiyle yuvarlaklaşma olmuştur. Sözcüklerdeki bu yuvarlaklaşmalar muhtemelen ol > o zamirinin etkisiyle olmuştur. GT’de sözcük anca şeklindedir. 66 Sözcükte /n/ sesinin ilerleyici ünsüz benzeşmesiyle /ç/ > /c/ şeklinde ötümlüleşme olmuştur. Ayrıca lehçelerdeki öyle, eylə, eylə, öle vb. sözcüklerin kökünde a zamirinin bulunduğu açıktır fakat sözcüklerin yapısı tartışmalıdır. Gelişim yolu tam olarak belli olmamak kaydıyla söz başı /e/ biçimlerinin /a/ > /e/ şekline geldiği anlaşılabilir. Buradaki değişimde muhtemelen /y/ sesinin inceltici etkisi vardır. Nitekim sözcük Karahanlı Türkçesinde ayla şeklindedir. bk. Ercilasun ve Akkoyunlu, 2018, s. 567. Söz başı /ö/lü sözcüklerde ise ol > o sözcüğünün etkisi olduğu anlaşılabilir. Bu bakımdan söz başı /e/li biçimlerin /a/ > /e/ şeklinde inceldiğini, /ö/’lü biçimlerin ise /a/ > /e/ > /ö/ şeklinde incelip yuvarlaklaştığın