Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türkiyat Araştırmaları Anabilim Dalı Türkiyat Araştırmaları Doktora Programı DOĞAL KAYNAK LANETİ VE KAZAKİSTAN’IN EKONOMİK POLİTİKALARI Devrim YAĞMUR Doktora Tezi Ankara, 2019 DOĞAL KAYNAK LANETİ VE KAZAKİSTAN’IN EKONOMİK POLİTİKALARI Devrim Yağmur Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türkiyat Araştırmaları Anabilim Dalı Türkiyat Araştırmaları Doktora Programı Doktora Tezi Ankara, 2019 iv TEŞEKKÜR Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Türkiyat Araştırmaları alanında Türkiye’nin önde gelen akademik araştırma ve eğitim merkezidir. Bu kurumda doktora çalışmaları yapabilmek gerçekten önemli bir ayrıcalıktır. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’ndeki öğrenim sürecinde çok değerli hocalarla tanışma ve onlardan ders alma şansına sahip oldum. Enstitü Başkanı ve öğretim üyesi Sayın Prof. Dr. Yunus Koç, Enstitü öğretim üyeleri Sayın Prof. Dr. Tufan Gündüz, Sayın Prof. Dr. Evgenia Kermeli Ünal, Sayın Doç. Dr. Bülent Gül, Enstitü’de ders veren Hacettepe Üniversitesi öğretim üyeleri Sayın Prof. Dr. Ahmet Burçin Yereli, Sayın Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya, Sayın Dr. Serhat Küçük’ten akademik olarak en iyi ve güncel eğitimi almam mümkün oldu. Hepsine müteşekkirim. Tez Danışmanım Sayın Prof. Dr. Evgenia Kermeli Ünal, tezin yazımı için yoğun bir araştırma ve çalışma gerçekleştirdiğim 2 yıl boyunca, sürekli destekledi ve teşvik edici oldu. Akademik bilgi ve tecrübesinden çok yararlandım. Gerçekten, Sayın Hocam Prof. Dr. Evgenia Kermeli Ünal’ın yardımı olmadan tezi tamamlamam mümkün değildi. Kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır. Ayrıca, tez çalışmalarına yönelik katkıları dolayısıyla, Maltepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Sayın Prof. Dr. Hasan Ünal ve Kapadokya Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Hasan Ali Karasar’a ayrıca teşekkür etmek isterim. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde doktora çalışmalarına başlamak konusunda beni cesaretlendiren ve teşvik eden, Türk dünyası ile ilgili olarak ekonomik alanda çok sayıda faaliyete öncülük etmiş, T.C. Ekonomi Bakanlığı Genel Müdür Yardımcılığı ve DTÖ nezdinde Ticaret Temsilciliği görevlerinde bulunmuş, Sayın Şahin Yaman’a teşekkürü ayrıca borç bilirim. Doktora çalışmalarım süresince desteğini esirgemeyen Enstitü çalışanlarına ve özellikle Sayın Hamdi Kaplan’a şükranlarımı sunmak isterim. Son olarak, eşim Semra ve oğlum Barış’ı anmadan geçemem. Dört yıl boyunca tez çalışmalarıma ayırdığım zamanı hoşgörü ile karşıladılar ve her zaman teşvik edici oldular. v ÖZET YAĞMUR, Devrim. Doğal Kaynak Laneti ve Kazakistan’ın Ekonomik Politikaları, Doktora Tezi, Ankara, 2019. Bu tez çalışmasında, Kazakistan’ın siyasi, iktisadi ve sosyo-ekonomik tarihinin, bağımsızlık öncesi ile karşılaştırmalı olarak, doğal kaynak laneti tezi çerçevesinde incelenmesi amaçlanmıştır. Tezin temel iddiası, geniş maden, petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahip Kazakistan’ın, bağımsızlığının ilk 25 yılında doğal kaynakların dış satımından elde ettiği rantı imalat sanayiine yönlendiremediği, bunun temel sebebinin ise doğal kaynak laneti olarak adlandırılan olgu olduğudur. Tez çalışmasında, Kazakistan’a ilişkin veriler, doğal kaynak laneti tezinin teorik altyapısı ve Kazakistan dahil farklı ülkeler için yapılan çalışmaların sonuçları ışığında, tarihsel bir bakışla incelenmiştir. Sonuç olarak, Kazakistan, bağımsız devlet olarak ilk 25 yılının sonunda, ekonomisi doğal kaynaklara ve kısmen bu kaynakları kullanan metal işleme, petrokimya gibi endüstrilere dayalı bir ülke olarak tanımlanabilir. Doğal kaynak laneti tezi kapsamında öngörülen çoğu mekanizmanın Kazakistan için önemli ölçüde geçerli olduğu söylenebilir. Hollanda hastalığı, ekonomik büyümenin düşmesi, ekonominin çeşitlendirilememesi, ihracatın doğal kaynaklara bağımlılığı, enerji ve sermaye yoğun üretim yapısının güçlenmesi, kurumsal ve yönetsel kalitenin düşüklüğü, insan sermayesine yeterince yatırım yapılamaması Kazakistan için geçerli tespitler olmuştur. Anahtar Sözcükler Orta Asya, Doğal kaynak laneti, Kazakistan ekonomisi, Kazakistan tarihi, Nursultan Nazarbayev, Kazakistan sanayii, Kazakistan’ın doğal kaynakları, Kazak vi ABSTRACT YAGMUR, Devrim. Resource Curse and Economic Policies of Kazakhstan, Ph. D. Dissertation, Ankara, 2019. The purpose of this dissertation is to the study political, economic and socio-economic history of Kazakhstan in comparison to pre-independence period within the framework of the “natural resource-curse” thesis. The main argument of the study is that Kazakhstan, although endowed with vast mineral, oil and natural gas reserves, was unable to channel the rents obtained from natural resource exports to manufacturing industries during the first 25 years of its independence due to the phenomenon referred to as “natural resource curse.” In this study, data pertaining to Kazakhstan was analyzed in a historical perspective in the light of the theoritical basis of the resource curse thesis and the results of studies previously conducted for different countries, including Kazakhstan. As a result, Kazakhstan could be described as a country whose economy is based on natural resources and in part on downstream industries, which process these resources such as metal processing, petrochemicals. It could be argued that most mechanisms put forward by the natural resource curse thesis were to a large extent valid for Kazakhstan. Dutch disease, falling economic growth, inability to diversify the economy, dependence of exports to natural resources, consolidation of energy and capital intensive production structure, low level of institutional quality and governance, insufficient investment in human capital were prevailing determinations for Kazakhstan. Key Words Central Asia, Natural resource curse, Economy of Kazakhstan, History of Kazakhstan, Nursultan Nazarbayev, Kazakhstan industry, Natural resources of Kazakhstan, Kazakh vii İÇİNDEKİLER KABUL VE ONAY…………………………………………………....……….………. i YAYIMLAMA VE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI BEYANI………………..………. ii ETİK BEYAN…………………………………………………..……………..…..…… iii TEŞEKKÜR…………………………………………………………………………… iv ÖZET……………………………………...……………………………………………. v ABSTRACT……………...…………….…………………………………..………….. vi İÇİNDEKİLER………………………………………..…………….…….…………... vii KISALTMALAR DİZİNİ………………………………………………………………. x TABLOLAR DİZİNİ………………………………………………………………….. xi ŞEKİLLER DİZİNİ…………………………………..………………………………. xiv GİRİŞ…………………….………………………………………...………………........ 1 1. BÖLÜM: DOĞAL KAYNAK LANETİ TEZİ………...…………………………….. 6 1.1. Kavram………………..………………………………..…………………..... 6 1.2. Doğal Kaynak Laneti İle İlgili Araştırmalar………..………………………... 8 1.3. Başarı Hikayeleri…………………………………...………….…………… 11 1.3.1. Norveç……………………………...……………………….……… 11 1.3.2. Botswana…………………………………………………………… 12 1.3.3. Şili………….………………………………………….…………… 12 2. BÖLÜM: KAZAKİSTAN CUMHURİYETİ……..…………...……………….…… 14 2.1. Coğrafya ve İklim………………………….……………………………….. 14 2.2. İdari Yapının Temel Özellikleri……..………………………………….…... 15 3. BÖLÜM: KAZAK TARİHİ………………………………..…………………..…… 18 3.1. Kazak Hanlığı…………………………………………………………….… 18 viii 3.2. Bölünme ve Rus İmparatorluğu’na İlhak…………………………………… 20 3.3. Rus İhtilali Yıllarında “Alaş” Bağımsızlık Hareketi……………………….. 24 3.4. Sovyetler Birliği Döneminde Kazakistan…………….………………….…. 25 3.5. SSCB’nin Çöküşü ve Kazakistan’ın Bağımsızlığını Kazanması…….…..… 31 3.6. Nursultan A. Nazarbayev…………………………………………………... 33 3.7. Bağımsızlık Sonrası Siyasi Tarih (1991-2016) …………………………….. 33 4. BÖLÜM: KAZAKİSTAN EKONOMİSİ………………………………………...… 48 4.1. Rus İmparatorluğu Dönemi…………………………………………………. 48 4.2. SSCB Döneminde Kazak SSC Ekonomisi…………………………………. 50 4.3. Bağımsızlık Sonrası Kazakistan Ekonomisi………………………………… 52 4.3.1. Pazar Ekonomisine Geçiş (Doksanlı Yıllar)……………………..… 52 4.3.2. İkibinli Yıllar…………………………………………………..…… 57 4.3.3. Ticaret Anlaşmaları………………………………………………… 63 4.3.4. Tarım………………..……………………………………………… 64 4.3.5. Hayvancılık……………………………………………………….... 85 4.3.6. Sanayi……………………….…….…….…………………………. 90 4.3.7. Sosyo-Ekonomik Gelişmeler……………….….………………..… 100 5. BÖLÜM: KAZAKİSTAN’IN DOĞAL KAYNAKLARI………………….……… 125 5.1. Doğal Kaynak Rezervleri………………………………………….…….… 125 5.2. Üretim ve İhracat…………………………………………………..….…… 126 6. DOĞAL KAYNAK LANETİ VE KAZAKİSTAN………………………………... 155 6.1 Kazakistan’ın Yaklaşımı…………………………………………………… 155 6.2 Kazakistan’da Doğal Kaynak Laneti………………………………………. 158 6.2.1 Hollanda Hastalığı…………………………………………………. 158 6.2.2 Ekonomik Büyüme………………………………………………… 161 ix 6.2.3 Ekonominin Çeşitlendirilmesi…………………….…………..…… 161 6.2.4 Kurumsal Kalite……………………………………………….…… 163 SONUÇ…………………………………….………………………………………… 166 KAYNAKÇA………………………………………………………………………… 173 EK 1. Etik Kurul İzni Muafiyeti Formu………….….……………………………..… 185 EK 2. Orijinallik Raporu…………………………….………………………..……… 186 EK 3. Turnitin Benzerlik İndeksi………………….…………………………..……… 187 x KISALTMALAR BP: British Petroleum CPC: Caspian Pipeline Consortium DTÖ: Dünya Ticaret Örgütü EITI: Extractive Industry Transparency Initiative GSYİH: Gayri Safi Yurt İçi Hasıla JSC: Joint Stock Company Kazkraykom: Kazak Bölgesel Komitesi KZT: Tenge IMF: International Monetary Fund Rusya SFSC: Rusya Sovyet Federal Sosyalist Cumhuriyeti OECD: Organisation for Economic Co-operation and Development ÖSSC: Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Sovnarkom: Halk Komiserleri Konseyi SSC: Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti SSCB: Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği USD: ABD Doları xi TABLOLAR Tablo 1. Kazak Topraklarında Nüfusun Etnik Dağılımı (1897) Tablo 2. Rus İmparatorluğu’nun Bölgelere Göre Nüfus Durumu (1913 sonu, Bin kişi) Tablo 3. Kazakistan’da Nüfusun Etnik Dağılımı (1937-1989) Tablo 4. Kazakistan’da Nüfus ve Etnik Yapı (Kişi Sayısı) Tablo 5. Kazakistan’da Bölgesel Nüfus (Kişi Sayısı) Tablo 6. Kazakistan’da Enflasyon Oranları (1991-1999) (%) Tablo 7. Kazakistan’da Büyüme Oranları (1991-1999) (%) Tablo 8. Kazakistan’ın Temel Ekonomik Göstergeleri (1991-2016) Tablo 9. Kazakistan Dış Ticareti ve Yabancı Sermaye (1991-2016) Tablo 10. Kazakistan Buğday İhracatı (Bin Ton) Tablo 11. Kazakistan Buğday İhracatı (Milyon ABD Doları) Tablo 12. Kazakistan Arpa İhracatı (Bin Ton) Tablo 13. Kazakistan Arpa İhracatı (Milyon ABD Doları) Tablo 14. Kazak SSC ve Kazakistan’da Tahıl Üretimi (Ton) Tablo 15. Kazak SSC ve Kazakistan Patates Üretimi (Milyon Ton) Tablo 16. Kazak SSC ve Kazakistan’da Çeşitli Sebze-Meyve Üretimi (Ton) Tablo 17. Kazakistan Pamuk İhracatı (Milyon ABD Doları) Tablo 18. Kazakistan Ayçiçeği Tohumu İhracatı (Milyon ABD Doları) Tablo 19. Kazak SSC ve Kazakistan’da Çeşitli Sanayi Bitkileri Üretimi (Ton) Tablo 20. Kazakistan’da Hayvancılık (1.000 baş) Tablo 21. Kazakistan’ın Tarım ve Hayvancılık Dış Ticareti (Milyon ABD Doları) Tablo 22. Kazakistan Sanayi Üretimi (Milyon ABD Doları) Tablo 23. Kazakistan Sanayi Üretimi (Bin Tenge) Tablo 24. Kazakistan’da Bölgesel Yoksulluk (1996) xii Tablo 25. Kazakistan’da Toplam İstihdam ve İşsizlik (Bin Kişi) Tablo 26. Kazakistan’da Sektörel İstihdam (Bin Kişi) Tablo 27. Kazakistan Hizmetler Sektöründe İstihdam (Bin Kişi) Tablo 28. Kazakistan’da Ortalama Ücretler (Tenge) Tablo 29. Kazakistan’da Ortalama Ücretler (ABD Doları) Tablo 30. Kazakistan’da Ücretler ve Yoksulluk Sınırı (ABD Doları) Tablo 31. Kazakistan’da Yoksulluk Tablo 32. Kazakistan Sağlık Sektöründe İstihdam ve Ücretler Tablo 33. Kazakistan Eğitim Sektöründe İstihdam ve Ücretler Tablo 34. Kazakistan Petrol ve Gaz Kondensatı Üretimi (Bin Ton) Tablo 35. Kazakistan Ham Petrol İhracatı (Milyon ABD Doları) Tablo 36. Kazakistan Doğalgaz Üretimi (Milyon m3) Tablo 37. Kazakistan Kömür Üretimi (Bin Ton) Tablo 38. Kazakistan Kömür İhracatı (Milyon ABD Doları) Tablo 39. Kazakistan Demir Cevheri Üretimi (Bin Ton) Tablo 40. Kazakistan Demir Cevheri İhracatı (Bin Ton) Tablo 41. Kazakistan Demir Cevheri İhracatı (Milyon ABD Doları) Tablo 42. Kazakistan Bakır Cevheri Üretimi (Bin Ton) Tablo 43. Kazakistan Bakır Cevheri İhracatı (Bin Ton) Tablo 44. Kazakistan Bakır Cevheri İhracatı (Milyon ABD Doları) Tablo 45. Kazakistan Aluminyum Cevheri Üretimi (Bin Ton) Tablo 46. Kazakistan Kurşun Üretimi (Bin Ton) Tablo 47. Kazakistan Çinko Üretimi (Bin Ton) Tablo 48. Kazakistan Çinko Cevheri İhracatı (Bin Ton) Tablo 49. Kazakistan Çinko Cevheri İhracatı (Milyon ABD Doları) xiii Tablo 50. Kazakistan Manganez Üretimi (Bin Ton) Tablo 51. Kazakistan Manganez Cevheri İhracatı (Bin Ton) Tablo 52. Kazakistan Manganez Cevheri İhracatı (Milyon ABD Doları) Tablo 53. Kazakistan Krom Üretimi (Bin Ton) Tablo 54. Kazakistan Krom Cevheri İhracatı (Bin Ton) Tablo 55. Kazakistan Krom Cevheri İhracatı (Milyon ABD Doları) Tablo 56. Kazakistan Uranyum Üretimi (Ton) Tablo 57. Kazakistan Maden-Mineral Üretimi Tablo 58. Kazakistan Maden-Mineral İhracatı (Milyon ABD Doları) Tablo 59. Kazakistan Milli Fon Rezervi Tablo 60. Kazakistan Doğal Kaynak Gelirleri ve Kullanım Yerleri (EITI) Tablo 61. Kazakistan İhracatının Yapısı (%) Tablo 62. Kazakistan Kurumsal Kalite Göstergeleri (Yüzde Sıralama-Percentile Rank) Tablo 63. Norveç Kurumsal Kalite Göstergeleri (Yüzde Sıralama-Percentile Rank) xiv ŞEKİLLER Şekil 1. Kazakistan Haritası Şekil 2. Kazakistan’ın İdari Bölgeleri (“Oblast”ları) Şekil 3. Kazak SSC Etnik Yapısı (1937-1989) Şekil 4. Kazak SSC ve Kazakistan Cumhuriyeti Etnik Yapısı (1937-2016) Şekil 5. Kazakistan’ın Etnik Nüfus Yapısı (2016) Şekil 6. Kazakistan Bölgelerinde Nüfus Değişimleri (1995-2016) Şekil 7. Kazakistan’ın Bölgelerinde Nüfus (2016) Şekil 8. Tenge-Dolar Kuru Şekil 9. Kazakistan GSYİH (1993-2016) Şekil 10. Kazakistan’da Enflasyon Şekil 11. Petrol Fiyatları (Brent) Şekil 12. Kazakistan’da Büyüme Oranları Şekil 13. Kazakistan’a Yapılan Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları Şekil 14. Kazakistan’ın İhracat ve İthalatı Şekil 15. Kazakistan Tahıl Üretimi (Buğday, Arpa) Şekil 16. Kazakistan Tahıl Üretimi (Pirinç, Mısır) Şekil 17. Kazakistan Tahıl Üretimi (Çavdar, Yulaf, Darı) Şekil 18. Kazakistan Tahıl İhracatı (2016) Şekil 19. Kazakistan Buğday Üretim ve İhracatı (Ton) Şekil 20. Kazakistan Buğday İhracatı (Milyon ABD Doları) Şekil 21. Kazakistan’ın Ülkelere Göre Buğday İhracatı (Milyon ABD Doları, 2016) Şekil 22. Kazakistan Buğday Unu İhracatı (Milyon ABD Doları) Şekil 23. Kazakistan Buğday Unu İhracatı (Bin Ton) xv Şekil 24. Kazakistan Arpa Üretim ve İhracatı (Ton) Şekil 25. Kazakistan Arpa İhracatı (Milyon ABD Doları) Şekil 26. Kazakistan’ın Ülkelere Göre Arpa İhracatı (Milyon ABD Doları, 2016) Şekil 27. Kazakistan’ın Tahıl İthalatı (2016) Şekil 28. Kazak SSC ve Kazakistan Patates Üretimi Şekil 29. Kazak SSC ve Kazakistan Domates ve Kuru Soğan Üretimi Şekil 30. Kazakistan Domates İthalatı (Ton) Şekil 31. Kazakistan Kuru Soğan Dış Ticareti (Ton) Şekil 32. Kazakistan Karpuz ve Kavun Üretimi (Ton) Şekil 33. Kazak SSC ve Kazakistan Şeker Pancarı Üretimi (Ton) Şekil 34. Kazak SSC ve Kazakistan Keten, Ayçiçek Tohumu ve Pamuk Üretimi (Ton) Şekil 35. Kazakistan Pamuk İhracatı (Milyon ABD Doları) Şekil 36. Kazakistan Pamuk Üretim ve İhracatı (Ton) Şekil 37. Kazakistan Ayçiçeği Tohumu Üretim ve İhracatı (Bin Ton) Şekil 38. Kazakistan Ayçiçeği Tohumu İhracatı (Milyon ABD Doları) Şekil 39. Kazakistan Keten Tohumu Üretim ve İhracatı (Bin Ton) Şekil 40. Kazakistan Keten Tohumu İhracatı (Milyon ABD Doları) Şekil 41. Kazakistan’da Hayvancılık (Büyükbaş, Küçükbaş ve At Sayısı) Şekil 42. Kazakistan’da Hayvancılık (Kümes Hayvanları Sayısı) Şekil 43. Kazakistan’da Sanayi Üretiminin Sektörel Yapısı Şekil 44. Kazakistan Madencilik ve İmalat Sanayii Üretimi (Milyar ABD Doları) Şekil 45. Kazakistan Madencilik ve İmalat Sanayii Üretimi (Trilyon Tenge) Şekil 46. Kazakistan Madencilik Üretimi (2016) Şekil 47. Kazakistan İmalat Sanayi Alt Sektörlerinin Dağılımı (Tenge) (1995-2015) Şekil 48. Kazakistan Metal İşleme Endüstrileri Üretiminin Gelişimi (1995-2015) xvi Şekil 49. Kazakistan Gıda Sanayi Üretiminin Endüstriyel Dağılımı (Tenge, 2015) Şekil 50. Kazakistan Et Üretimi (Ton) Şekil 51. Kazakistan Süt Üretimi (Ton) Şekil 52. Kazakistan Makine Endüstrileri Üretiminin Gelişimi (1995-2015) Şekil 53. Kazakistan Makine Endüstrileri Üretiminin Dağılımı (ABD Doları) (2015) Şekil 54. Kazakistan Hafif Sanayi Üretiminin Dağılımı (ABD Doları) (2015) Şekil 55. Kazakistan Kumaş Üretimi (Bin m2) Şekil 56. Kazakistan Deri Üretimi (Bin dm2) Şekil 57. Kazakistan Ayakkabı Üretimi (Bin Çift) Şekil 58. Kazakistan’da İstihdam (Toplam Çalışan Sayısı) Şekil 59. Kazakistan’da İstihdam (Ücretli-Serbest Çalışma) Şekil 60. Kazakistan’da İşsizlik (Bin Kişi) Şekil 61. Kazakistan’da İşsizlik (%) Şekil 62. Kazakistan’da Sektörel İstihdam (Bin Kişi) Şekil 63. Kazakistan’da Tarım Sektörü İstihdamı (Bin Kişi) Şekil 64. Kazakistan’da Madencilik Sektörü İstihdamı (Bin Kişi) Şekil 65. Kazakistan’da Sanayi Sektörü İstihdamı (Bin Kişi) Şekil 66. Kazakistan’da İnşaat Sektörü İstihdamı (Bin Kişi) Şekil 67. Kazakistan’da Eğitim Sektörü İstihdamı (Bin Kişi) Şekil 68. Kazakistan’da Sağlık Sektörü İstihdamı (Bin Kişi) Şekil 69. Kazakistan’da Devlet Yönetimi Sektörü İstihdamı (Bin Kişi) Şekil 70. Kazakistan’da Ticaret, Tamir-Bakım Sektörü İstihdamı (Bin Kişi) Şekil 71. Kazakistan’da Ortalama Ücretler (Tenge) Şekil 72. Kazakistan’da Ortalama Ücretler (İmalat Sanayi) Şekil 73. Kazakistan’da Ortalama Ücretler (Tarım) xvii Şekil 74. Kazakistan’da Ortalama Ücretler (Madencilik) Şekil 75. Kazakistan’da Ortalama Ücretler (İnşaat) Şekil 76. Kazakistan’da Ortalama Ücretler (Finans-Sigorta) Şekil 77. Kazakistan’da Ortalama Ücretler (Eğitim) Şekil 78. Kazakistan’da Ortalama Ücretler (Sağlık) Şekil 79. Kazakistan’da Ortalama Ücretler (Devlet Yönetimi) Şekil 80. Kazakistan’da Ortalama Ücret ve Yoksulluk Sınırı Şekil 81. Kazakistan’da Asgari Ücretler ve Yoksulluk Sınırı Şekil 82. Kazakistan Petrol ve Gaz Kondensatı Üretimi (Bin Ton) Şekil 83. Kazakistan Petrol Üretiminin Bölgelere Göre Dağılımı (2016) Şekil 84. Kazakistan Ham Petrol İhracatı (Milyon ABD Doları) Şekil 85. Petrol Fiyatları (Brent) Şekil 86. Kazakistan Ülkelere Göre Ham Petrol İhracatı (2016) Şekil 87. Kazakistan Doğalgaz Üretimi (Milyon m3) Şekil 88. Kazakistan Doğalgaz Üretiminin Bölgelere Göre Dağılımı (2016) Şekil 89. Kazakistan Doğalgaz İhracatı (Milyon ABD Doları) Şekil 90. Kazakistan’ın Doğal Kaynaklarının Yoğunlaştığı Bölgeler Şekil 91. Kazakistan Kömür Üretimi (Bin Ton) Şekil 92. Kazakistan Kömür Üretiminin Bölgelere Göre Dağılımı (2016) Şekil 93. Kazakistan Ülkelere Göre Kömür İhracatı (2016) Şekil 94. Kazakistan Kömür İhracatı (Milyon ABD Doları) Şekil 95. Kazakistan Kömür İhracatı (Bin Ton) Şekil 96. Kazakistan Demir Cevheri Üretimi (Bin Ton) Şekil 97. Kazakistan Demir Cevheri Üretiminin Bölgelere Göre Dağılımı (2016) Şekil 98. Kazakistan Demir Cevheri İhracatı (Bin Ton) xviii Şekil 99. Kazakistan Demir Cevheri İhracatı (Milyon ABD Doları) Şekil 100. Kazakistan Bakır Cevheri Üretimi (Bin Ton) Şekil 101. Kazakistan Bakır Cevheri Üretiminin Bölgelere Göre Dağılımı (2016) Şekil 102. Kazakistan Bakır Cevheri İhracatı (Milyon ABD Doları) Şekil 103. Kazakistan Bakır Cevheri İhracatı (Bin Ton) Şekil 104. Kazakistan Aluminyum Cevheri Üretimi (Bin Ton) Şekil 105. Kazakistan Kurşun ve Çinko Üretimi (Bin Ton) Şekil 106. Kazakistan Kurşun Üretiminin Bölgelere Göre Dağılımı (2016) Şekil 107. Kazakistan Çinko Üretiminin Bölgelere Göre Dağılımı (2016) Şekil 108. Kazakistan Ülkelere Göre Çinko İhracatı (2016) Şekil 109. Kazakistan Çinko İhracatı (Milyon ABD Doları) Şekil 110. Kazakistan Çinko İhracatı (Bin Ton) Şekil 111. Kazakistan Manganez ve Krom Üretimi (Bin Ton) Şekil 112. Kazakistan Manganez Cevheri İhracatı (Milyon ABD Doları) Şekil 113. Kazakistan Manganez Cevheri İhracatı (Bin Ton) Şekil 114. Kazakistan Ülkelere Göre Manganez İhracatı (2016) Şekil 115. Kazakistan Krom Cevheri İhracatı (Milyon ABD Doları) Şekil 116. Kazakistan Krom Cevheri İhracatı (Bin Ton) Şekil 117. Kazakistan Ülkelere Göre Krom İhracatı (2016) Şekil 118. Kazakistan Uranyum Üretimi (Ton) Şekil 119. Kazakistan Maden Cevheri İhracatı (2016) Şekil 120. Kazakistan Fosil Yakıtlar İhracatı (2016) Şekil 121. Kazakistan Reel Döviz Kuru (1995-2016) 1 GİRİŞ “Ülkemiz zengin ama insanlarımız fakir.”1 Vladimir Putin Petrol, doğal gaz, madenler bakımından zengin ülkelerin, bu kaynaklara sahip olmayan ülkelere göre iktisadi-sosyal kalkınma çabalarında daha avantajlı olduklarını düşünmek mantıklıdır. Ancak, dünyada elliden fazla ülke zengin doğal kaynaklara sahip olmakla birlikte, birkaçı hariç bu ülkelerin hiçbiri ekonomik anlamda gelişmiş ekonomiler arasında sayılmamaktadır. Birleşmiş Milletler Dünya Ekonomik Durum ve Beklentiler 2019 raporunda (Birleşmiş Milletler, 2019, s. 169-171) yer alan sınıflandırmaya bakıldığında, net enerji (petrol, kömür) ihracatçısı ülkeler arasında gelişmiş ülke olarak sadece Avustralya ve Norveç’in yer aldığı görülür. Gelişmiş ekonomi olarak kabul edilen ülkeler listesinde (toplam 36 ülke) doğal kaynaklar bakımından zengin diğer iki gelişmiş ülke, ABD ve Kanada’dır. Kuşkusuz, sahip oldukları doğal kaynaklar, bu ülkelerin kalkınmalarına önemli ölçüde katkıda bulunmuştur. Doğal kaynak zenginliği, bu ülkelerin gelişmelerinde itici güç olabilirken, diğer ülkeler neden benzer bir sonuca ulaşamamaktadır? Doğal kaynak laneti tezi, bu soruya cevap aramaktadır. “Doğal Kaynak Laneti Tezi (Resource Curse Thesis)” veya “Bolluk Çelişkisi (Paradox of Plenty)” olarak adlandırılan, genel mantığa dayalı beklenti ile gerçekleşen arasındaki bu çelişki ile ilgili ilk çalışmalar, 1993’te Richard Auty (Auty, 1993) 1995’te Jeffrey D. Sachs ve Andrew M. Warner (Sachs ve Warner, 1995) tarafından yapılmıştı. Bu iktisatçıların tespitlerine göre, ekonomisi ve ihracatında doğal kaynakların önemli yere sahip olduğu ülkelerin ekonomik büyüme oranları, uzun vadede doğal kaynak fakiri gelişmekte olan ülkelere göre daha düşüktü. Sadece iktisatçılar değil, Dünya Bankası, 1 Gylfason, 2007, s. 7. 2 IMF gibi uluslararası kuruluşlar da bu olguyu doğal kaynak zengini ülkeler için hazırladıkları raporlarda sürekli gündemde tuttular. Doğal kaynak laneti tezi çok mantıklı göründüğünden olsa gerek, pek çok iktisatçı, tezin geçerliliğini test etmekten çok, ne tür mekanizmalarla ülkelerin kalkınma çabalarını olumsuz etkilediğini araştırmaya koyuldular. Bu araştırmalarda, soruna farklı açılardan açıklamalar getirmeye çalıştılar. Diğer taraftan, doğal kaynak bolluğunun ekonomik büyüme üzerinde olumsuz etkisi olmadığı sonucuna ulaşan iktisatçılar da oldu. Arezki ve Ploeg (Arezki ve Ploeg, 2010, 1443-1451), Brunnschweiler (Brunnschweiler, 2008, 399-419), Lederman ve Maloney (Dünya Bankası, 2007, s. 33) doğal kaynak laneti tezinin geçerli olmadığını savunmuşlardır. Manzano ve Rigobon’a göre, doğal kaynakların varlığı değil, dış kredi olanaklarındaki değişmeler, yani doğal kaynak fiyatları düştüğünde dış kredi bulma imkânlarının zorlaşması büyümenin gerilemesine sebep olmaktadır (Dünya Bankası, 2007, s. 62). Ayrıca, doğal kaynak ihracatından elde edilen dövizin ülkede birikiminden kaynaklanan “Hollanda Hastalığı”nın (“Dutch Disease”), ekonominin imalat sanayiinden uzaklaşmasına neden olduğu da iktisatçılarca uzunca süredir üzerinde çalışılan bir konudur. Hollanda hastalığı adı verilen iktisadi olguyu da bu çalışmada doğal kaynak laneti kapsamında değerlendireceğiz. Bir doğal kaynağın fiyatının önemli derecede yükselmesi, yeni bir doğal kaynak rezervinin bulunması ve ihraç edilmeye başlaması durumunda, artan ihracat gelirleri dolayısıyla ülkeye giren dövizin artması, ulusal para biriminin reel olarak (yani enflasyon etkisi giderildikten sonra) değerlenmesine neden olur (Wijnbergen, 1984, s. 41). Para biriminin değerlenmesi de, o ülkenin ihraç mallarının rekabetçiliğinin azalmasına, ardından ihracata dönük imalat sanayilerinin ekonomideki payının azalmasına sebep olur (Polterovich, Popov ve Tonis, 2010, s. 3). Hollanda hastalığı ile ilişkili olarak önerilen bir diğer mekanizma da, doğal kaynak gelirlerinin imalat sanayilerine değil, tekrar doğal kaynaklara ve ayrıca hizmetler, konut gibi uluslararası ticareti yapılmayan (non- tradables) alanlara yönelmesi, bunun sonucunda imalat sanayilerine ayrılabilecek sermayenin azalmasıdır. Zaman içinde imalat sanayileri geriler ve ülke sanayisizleşmeye doğru yol alır (Sachs ve Warner, 1995, s. 6). 3 SSCB’nin dağılmasından sonra bağımsızlığa kavuşan Türk devletlerinden özellikle Kazakistan, Türkmenistan ve Azerbaycan yüksek oranda doğal kaynak ihracatına bağımlı ülkeler olduğundan, bu ülkeler için yapılacak araştırmalar için doğal kaynak laneti tezi önemli bir teorik çerçeve sunmaktadır. Kazakistan için yapılan çalışmaların sayısı azdır. Kutan ve Wyzan tarafından yapılan çalışmada, 1996-2003 dönemi reel döviz kuru incelenmiş, Kazakistan’da Hollanda Hastalığı belirtileri olduğu tespit edilmiş, ayrıca orta ve uzun vadede Hollanda Hastalığı riskine yatkın olduğu sonucuna varılmıştı (Kutan ve Wyzan, 2005, s. 253-254). Égert ve Leonard’ın Kazakistan için 1998-2005 dönemine ilişkin ekonometrik çalışmasında ise, söz konusu dönem için petrol dışı imalat sanayiinin petrol fiyatlarındaki artışın olumsuz etkilerine maruz kalmadığı, ancak sonraki yıllarda petrol fiyatlarının artması halinde hem nominal hem de reel kurun değerlenerek petrol dışı sanayileri baskı altına alacağı öngörülmekteydi (Égert ve Leonard, 2006, s. 23). Uluslararası Para Fonu’nun 1998 raporunda, Kazakistan’da önemli Hollanda Hastalığı bulgusu olmadığı, fakat 2001 yılında Tengiz-Novorosisk boru hattının işletmeye alınmasından sonra artacak döviz gelirleri ile birlikte bu konuda önlem alınması gerektiği belirtiliyordu (Uluslararası Para Fonu, 1998, s. 89). Söz konusu iktisadi araştırmaları, Kazakistan ekonomisinin tarihsel gelişimini, ülkenin bağımsızlık sonrası ekonomik durumu ve performansını, doğal kaynak laneti tezinin Kazakistan ekonomisi için ne derece açıklayıcı olduğunu ve ülkenin doğal kaynaklara bağımlılığı azaltıp azaltamadığını topluca inceleyen bir çalışmaya rastlamadık. Bu sebeple araştırmamızda, Kazakistan’ın bağımsızlık sonrası siyasi, iktisadi ve sosyo- ekonomik tarihinin, bağımsızlık öncesi ile karşılaştırmalı olarak, “doğal kaynak laneti tezi” çerçevesinde incelenmesi amaçlanmıştır. Temel araştırma konusu, doğal kaynak ihracatından elde edilen rantın, Kazakistan’ın ekonomik kalkınmasına, diğer bir deyişle imalat sanayiinin sürdürülebilir gelişimine, endüstriyel ürün çeşitliliğinin artışına, ihracata dayalı, yüksek teknolojili ve rekabetçi yeni endüstrilerin kurulmasına, sosyo- ekonomik gelişime katkıda bulunup bulunmadığının incelenmesidir. Araştırma, tıpkı tarihsel olayların veya toplumların tarihsel yaşamlarının arkeolojik bulgular ışığında yorumlanması gibi, ekonomi bilimi teori ve bulgularından yararlanılarak oluşturulmuş bir “tarih incelemesi” olarak değerlendirilebilir. SSCB’nin çöküşünden sonra Kazakistan’ın 4 pazar ekonomisine geçişi, özel mülkiyetin tanınması ve buna paralel hukuksal değişim de, araştırmanın tarih bakış açısıyla hazırlanmasını gerektirmiştir. Tez, altı bölüm olarak düzenlenmiştir. Birinci bölümde, doğal kaynak laneti tezine ilişkin iktisatçılarca yapılan çalışmalar özetlenmektedir. İkinci bölümde, Kazakistan’ın coğrafya ve iklim özellikleri ve 1995 Anayasası ile düzenlenen bağımsızlık sonrası idari yapısı ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, Kazak Hanlığı’ndan günümüze Kazak tarihi özetlenmiştir. Dördüncü bölümde, Rus İmparatorluğu ve SSCB dönemlerinde Kazak ekonomisindeki gelişmeler değerlendirilmiş, bağımsızlık sonrası dönem ise ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Beşinci bölüm, Kazakistan’ın doğal kaynak rezervleri, üretimi ve ihracatına ayrılmıştır. Altıncı bölümde, doğal kaynak laneti tezinin Kazakistan için hangi sebeplerle ve ne ölçüde geçerli olduğu incelenmiştir. Kazakistan’ın ekonomisi, nüfusu ve sosyo-ekonomik göstergeleri ile ilgili olarak, Rus İmparatorluğu, SSCB ve Kazakistan Devlet İstatistik Komitesi istatistikleri, uluslararası kuruluşların veri ve hesaplamaları esas alınmıştır. Gayrisafi Yurtiçi Hasıla, büyüme oranı, ihracat, ithalat, enflasyon, yabancı sermaye yatırımları gibi makroekonomik veriler, Kazakistan Devlet İstatistik Komitesi ve uluslararası kuruluşların verileri temelinde incelenmiştir. Kazakistan’ın tarım, hayvancılık, madencilik ve sanayisine ilişkin üretim ve ihracat verileri değerlendirilirken, bu sektörlerin önde gelen ve hacimsel olarak büyük bölümünü temsil eden endüstriler ve ürünler seçilmiştir. Bu veriler, ekonomik faaliyetlerin çeşitliliği ve doğal kaynakların üretimdeki ağırlığını gösterebilmek açısından önem taşımaktadır. Sosyo-ekonomik gelişimin tespiti için istihdam, işsizlik, ücretler, yoksulluk gibi temel göstergeler, hem genel hem sektörel bazda incelenmiştir. Ekonomik durumun topluma yansımalarını görebilmek için söz konusu göstergelerin dikkate alınması zorunludur. Kazakistan nüfusu özellikle son yüzyılda etnik bileşimi bakımından önemli değişikliklere uğradığından, nüfus bilgileri, etnik bazda ve tarihsel değişimleri yansıtacak şekilde derlenmiş ve yorumlanmıştır. Bu şekilde toplu bir çalışmaya diğer kaynaklarda rastlayamadığımızı belirtmek gerekir. Sosyo-ekonomik göstergeler içinde özellikle istihdam ve ücretler, farklı yıllara ait istatistik yayınlarından derlenmiştir. Hemen hemen tüm istatistiki bilgiler, veri mevcudiyetine bağlı olarak tarihsel karşılaştırmaya olanak verecek zaman serileri ve 5 grafiklerle sunulmuş ve yorumlanmıştır. Ekonomik konuların yanı sıra tarihsel ve siyasi olaylar incelenmiş, tarih ve ekonominin gelişimi birbiriyle bağlantılı olarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Kişisel yorumların öznel niteliği nedeniyle çalışmada birebir görüşme metodu kullanılmamıştır. Tablo ve grafikler, aksi belirtilmedikçe, birincil kaynaklardan derlenen verilere dayanılarak tarafımızca oluşturulmuştur. 6 1. BÖLÜM DOĞAL KAYNAK LANETİ TEZİ 1.1. KAVRAM “Doğal kaynak laneti” deyimi, ilk kez İngiliz iktisatçı Richard M. Auty tarafından, yazarın 1993 yılında yayımlanan ‘Doğal Kaynak Ekonomilerinde Kalkınmayı Sürdürme: Doğal Kaynak Laneti’ isimli kitabında kullanılmıştır.2 Richard Auty’nin görüşlerini destekler nitelikte ekonometrik bir çalışmayla, Amerikalı iktisatçılar Jeffrey D. Sachs ve Andrew M. Warner’ın 1995 yılında birlikte kaleme aldıkları ‘Doğal Kaynak Bolluğu ve Ekonomik Büyüme’3 adlı makale ile birlikte, iktisatçılar tarafından “doğal kaynak laneti” üzerine çok yönlü çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Auty’ye göre, gelirin düşük veya orta seviyede olduğu erken kalkınma aşamalarındaki ülkelerin sahip olduğu doğal kaynak zenginliği, mantıken düşünülenin aksine, kalkınma için çok da avantaj sağlamayabilir. Hatta kaynak zengini ülkeler, az kaynağa sahip ülkelerden daha kötü bir başarım gösterebilir. Bu beklenmeyen sonuç, doğal kaynak laneti tezinin temelini oluşturmaktadır (Auty, 1993, s. 1). Auty, doğal kaynak ekonomisi olarak, milli gelirinin en az %8, ihracatının da en az %40’ını doğal kaynaklardan elde eden ülkeleri esas almıştı. Tüm gelişmekte olan ülkelerin üçte biri bu kapsama giriyordu ve bunları da hidrokarbon ve maden üreticileri olarak ikiye ayırmak mümkündü (Auty, 1993, s. 3). Doğal kaynak laneti tezini, maden ihracatı yapan ülkeler, Şili, Peru (bakır), Bolivya (kalay) ve Jamaika (boksit) bağlamında incelemişti. Kültürel karşılaştırma amacıyla da her ikisi de bakır üreticisi olan Afrika’dan Zambia ve Asya’dan Papua Yeni Gine’yi çalışmaya dahil etmişti. Sonuçta, 1971-1983 arası dönemde, madenciliğe dayalı ekonomilerde kişi başına gelir yüzde 1 azalırken, diğer madenleri olmayan düşük gelirli ülkelerde yüzde 0,7 artmıştı (Auty, 1993, s. 5). Auty’ye göre, doğal kaynak laneti bir kanun değil sadece güçlü bir eğilimdir ve ihtiyatlı politikalarla bundan kaçınmak 2 Kitabın özgün adı, Sustaining Development in Mineral Economies: the resource curse thesis’dir. 3 İngilizce adı, Natural Resource Abundance and Economic Growth. 7 mümkündür (Auty, 1993, s. 24). Kanımızca Auty’nin en önemli önerisi de bu noktada şudur: Doğal kaynaklar, ekonominin belkemiği olarak değil, ekonominin çeşitlendirilmesini (yani imalat sanayinde farklı endüstrilerin gelişimi) destekleyecek bir ödül olarak değerlendirilmelidir (Auty, 1993, s. 10). Jeffrey D. Sachs ve Andrew M. Warner’ın doğal kaynak bolluğu ve ekonomik büyüme ilişkisini ekonomi biliminin sayısal tarafı olan ekonometrik yöntemle inceledikleri çalışmada, 18 ülkenin 1971-1992 arası büyüme oranları ile doğal kaynak yoğunluğu (doğal kaynak ihracatının milli gelirine oranı yüksek ülkeler) ilişkisi araştırılmıştı. Araştırma sonucunda, doğal kaynak yoğunluğu ile büyüme arasında negatif yönlü bir ilişki olduğu, yani bir ülkenin doğal kaynak bağımlılığı arttıkça ekonomik büyümesinin zayıfladığı ortaya çıkmıştı. Söz konusu negatif ilişkinin, başlangıçtaki milli gelir, ticaret politikası, yatırım oranları, ticaret hadlerindeki dalgalanmalar, eşitsizlik, bürokrasinin etkinliği gibi ülkeler arasında farklılık yaratan faktörler dikkate alındığında dahi geçerli olduğu görülmüştü (Sachs ve Warner, 1995, s. 1, 21-22). Sachs ve Warner, Auty’ye benzer şekilde ihtiyatlı bir yaklaşımla, uygulamalı çalışmaların sonucuna göre doğal kaynak laneti tezinin “kurşun geçirmez” olmadığını, ancak oldukça güçlü bir tez olduğunu savunuyordu. Sonuçta, ülkeler gözlemlendiğinde, doğal kaynak zengini ülkeler ile yüksek milli gelire sahip ülkelerin çakışmadığını, çok zengin kaynaklara sahip körfez ülkeleri, Nijerya, Meksika, Venezuela gibi ülkelerin istikrarlı ve hızlı bir büyüme gösteremediğini belirtiyorlardı (Sachs ve Warner, 2001, s. 828, 837). Sachs-Warner’ın makalesi, ekonometrik bir çalışma olduğundan iktisatçıları daha çok etkilemiş ve birçok iktisatçı, doğal kaynak zenginliği (veya bağımlılığı) ile ekonomik büyüme ilişkisini açıklayabilecek mekanizmaları ekonometrik yöntemlerle araştırmaya başlamışlardır. Aradan geçen 20 yıldan fazla sürede çok sayıda araştırma yayımlandı. Bunların büyük çoğunluğunda doğal kaynak zenginliğinin kalkınmaya etkisinin negatif olduğu kabul görmüştür. İktisatçılar daha çok hangi faktörlerin bu sonuca neden olduğunu bulmaya odaklandılar. Diğer taraftan, doğal kaynak lanetini savunan iktisatçılar arasında yaygın kanı, Botsvana, Norveç ve Şili’nin doğal kaynaklarını iyi kullanabildiği yönündedir. 8 Doğal kaynak zenginliği mutlaka yeraltı zenginliklerine sahip ülkelerin başarısızlığa mahkûm oldukları anlamına gelmemektedir.4 Bazı iktisatçılar ise doğal kaynak laneti tezinin geçerli olmadığını, konuyla ilgili çalışmalarda teknik açıdan hatalar da yapıldığını ileri sürmektedir. Ancak eleştirel çalışmaların sayısı azdır.5 Örneğin Lederman ve Maloney’in çalışmasında, “doğal kaynak bolluğunun (natural resource abundance)” ekonomik büyüme üzerinde negatif etkisi bulunmadığı, dolayısıyla doğal kaynak lanetinin söz konusu olmadığı sonucuna varılmaktadır (Dünya Bankası, 2007, s. 33). Manzano ve Rigobon’a göre, doğal kaynakların varlığı değil, dış kredi olanaklarındaki değişmeler, yani doğal kaynak fiyatları düştüğünde kredi temininin zorlaşması büyümenin gerilemesine sebep olmaktadır (Dünya Bankası, 2007, s. 62). Geçiş ekonomileri (Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla ortaya çıkan devletler ile Orta ve Doğu Avrupa’daki eski doğu bloku ülkeleri) için 90’lı yıllar, veri sınırlılığı ve olağandışı durumlar nedeniyle ekonometrik çalışmalara pek fazla konu olmamıştır (Gylfason, 2000, s. 574). Tarıma fazlaca bağımlılığın da doğal kaynak lanetine benzer sonuçlara yol açtığı değerlendirilmektedir.6 Nobel ödüllü iktisatçı Joseph E. Stiglitz’e göre, petrol, gaz, madenler gibi doğal kaynaklar yenilenebilir olmadığından, bunların çıkarılması ve satılması, bir ülkenin zenginliğinin azalması anlamına gelir. Ülkenin fakirleşmemesi için bu azalışı, elde ettiği geliri başka türlü sermayeye tekrar yatırarak telafi etmesi gerekir (Stiglitz, 2005, s. 14). 1.2. DOĞAL KAYNAK LANETİ İLE İLGİLİ ARAŞTIRMALAR Doğal kaynak zenginliğinin kalkınma üzerindeki olumsuz etkisinin neden ve nasıl ortaya çıktığı iktisatçılar arasında tartışma konusudur. Çok çeşitli nedenler öne sürülmüştür. Bunlardan bir kısmını özetlemekte yarar var. 4 Örneğin, Frankel, 2010, s. 35. 5 Örneğin, Dünya Bankası, 2007; Brunnschweiler, 2008; Arezki ve Ploeg, 2010. 6 Örneğin, Gylfason, 2000, s. 574; Frankel, 2010, s. 4. 9 Bir doğal kaynağın fiyatının önemli derecede yükselmesi, yeni bir doğal kaynak rezervinin bulunması ve ihraç edilmeye başlaması durumunda, artan ihracat gelirleri dolayısıyla ülkeye giren dövizin artması, ulusal para biriminin reel olarak (yani enflasyon etkisi giderildikten sonra) değerlenmesine neden olur (Wijnbergen, 1984, s. 41). Para biriminin değerlenmesi de, o ülkenin ihraç mallarının rekabetçiliğinin azalmasına, ardından ihracata dönük imalat sanayilerinin ekonomideki payının azalmasına sebep olur (Polterovich, Popov ve Tonis, 2010, s. 3). Bu olaya Hollanda Hastalığı denilmesinin nedeni, 1960’ların başlarında Kuzey Denizi’nde geniş doğalgaz rezervleri keşfeden Hollanda’nın yaşadığı tecrübedir. Hollanda sonradan bu sorunu çözmüş, ancak deyim bir anlamda yapışmış, kullanılmaya devam edilmektedir (Gylfason, 2007, s. 9). Hollanda hastalığı ile ilişkili olarak önerilen bir diğer mekanizma da, doğal kaynak gelirlerinin imalat sanayilerine değil, tekrar doğal kaynaklara ve ayrıca hizmetler, konut gibi uluslararası ticareti yapılmayan (non-tradables) alanlara yönelmesi, bunun sonucunda imalat sanayilerine ayrılabilecek sermayenin azalmasıdır. Zaman içinde imalat sanayileri geriler ve ülke sanayisizleşmeye doğru yol alır (Sachs ve Warner, 1995, s. 6). Uluslararası piyasada fiyatı oluşan petrol ve çeşitli madenler gibi doğal kaynaklar, önceden kestirilemeyen ve ne kadar süreceği tahmin edilemeyen fiyat döngülerine maruz kalmaktadır (Dünya Ticaret Örgütü, 2010, s. 52). Fiyatlardaki ani düşüşler devlet bütçesini sarsarak ekonomilerde zincirleme olumsuz etkilere yol açmaktadır. Doğal kaynaklara bağımlı ekonomilerde, kaynak gelirleri arttığında artırılan harcamaları idame ettirmek, fiyatlar düştüğünde zorlaşmaktadır (Atkinson ve Hamilton, 2003, s. 1804). Manzano ve Rigobon’a göre, doğal kaynakların teminat (“collateral”) olarak algılanması nedeniyle, uluslararası piyasada doğal kaynak fiyatlarının arttığı dönemlerde ülkenin kredibilitesi artmakta, daha kolay borçlanabilmekte, ancak fiyatlar gerilediğinde borçlanma zorlaşmakta, mevcut kredilerin ödenmesi güçleşmekte, devalüasyonlar ve diğer bir takım önlemler de büyümeyi yavaşlatmaktadır (Dünya Bankası, 2007, s. 44, 62). Papyrakis ve Gerlagh tarafından yapılan bir araştırmaya göre, doğal kaynak bolluğu nedeniyle gelecekte elde edilecek gelir beklentisi tasarruf eğilimini azaltmakta, azalan tasarruflar yatırımların düşmesine neden olmakta, düşük yatırım hacmi de düşük büyüme ile sonuçlanmaktadır (Papyrakis ve Gerlagh, 2006, s. 123). 10 Doğal kaynak zengini ülkelerde iç pazarda enerji fiyatlarının (akaryakıt, doğalgaz gibi) dünya fiyatlarına göre düşük tutulması, gereksiz biçimde enerji-yoğun bir üretimin gelişmesine, dolayısıyla dış pazarda daha az enerji yoğun firmalarla rekabet gücünün azalmasına yol açmaktadır (Gylfason, 2000, s. 576). Doğal kaynak lanetine yol açan mekanizmanın rant arayışı ve yolsuzlukla bağlantılı olduğunu düşünülmektedir (Busse ve Gröning, 2013, s. 15). Iimi’ye göre iyi yönetim (hesap verebilirlik ve halkın güçlü söz hakkı, hükümetin etkinliği, iyi yasalar ve yolsuzluğa karşı güçlü politikalar) doğal kaynakların büyümeye katkısını sağlamada belirleyici rol oynamaktadır (Iimi, 2007, s. 692-693). Bazı iktisatçılara göre, iyi yönetim, doğal kaynakların lanet mi nimet mi olacağı konusunda belirleyicidir (Deacon, 2011, s. 197). Kurumsal kalite, ülkelerin doğal kaynak lanetinden kaçınmasına yardımcı olabilir (Mehlum, Moene ve Torvik, 2006, s. 16). Doğal kaynaklar, bazı çalışmalara göre kanun hâkimiyetini olumsuz etkilemekteyken (Norman, 2009, s. 203), bazılarına göre etkisi yoktur (Busse ve Gröning, 2013, s. 15). Kurumların tarafsızlığını sağlamayan, aksine mevcut kötü kurumsal yapıları besleyen politikalar doğal kaynak lanetinden kaçınmaya yardımcı olmamaktadır (Kolstad ve Wiig, 2009, s. 5324). Diğer taraftan, kurumsal kalitenin ve pazar koşullarının iyi olması durumunda dahi doğal kaynak zenginliğinin yavaş büyümeye yol açtığını savunan çalışmalar bulunmaktadır. Boyce ve Emery’ye göre, doğal kaynak zengini Amerika Birleşik Devletleri eyaletlerinde büyüme daha yavaştır (Boyce ve Emery, 2011, s. 11). İktisatçılar insan sermayesinin gelişmemişliğini de ülkelerin doğal kaynak lanetine uğramalarının sebeplerinden biri olarak görmektedir (Papyrakis ve Gerlagh, 2004, s. 182, 189). Doğal kaynak laneti tezine karşı çıkan bazı çalışmalarda dahi insan sermayesinin düşük seviyede olmasının veya üretken sektörlerden doğal kaynak sektörlerine nitelikli insan kaynağı geçişinin büyümeyi yavaşlattığı görüşü savunulmuştur (Dünya Bankası, 2007, s. 71). Demokrasinin ekonomik büyümeye yardımcı olduğu konusunda iktisatçılar net ve olumlu bir neticeye varamamışlardır (Frankel, 2010, s. 18, 34). Doğal kaynak bağımlılığı ve diktatörlük arasındaki ilişkiyi inceleyen bir araştırmaya göre, istisnai durumlar olabileceği belirtilmek şartıyla, doğal kaynak bağımlılığının uzun dönemde diktatörlüğü teşvik etmediği sonucuna varılmıştır (Haber ve Menaldo, 2011, s. 25). 11 Ekonomik büyümenin negatif olması ve fakirlikteki artışın iç savaş riskini güçlendirdiği (Ross, 2003, s. 20), doğal kaynak bağımlılığı ile iç savaşların ilişkili olduğu değerlendirilmektedir (Frankel, 2010, s. 14-15). Sağlık harcamalarının milli gelire oranı ölçü alınarak Cockx ve Francken tarafından yapılan bir çalışmada, doğal kaynak bağımlılığının sağlık harcamalarını azaltıcı etkisi olduğu sonucuna varılmıştır (Cockx ve Francken, 2014, s. 145). 1.3. BAŞARI HİKÂYELERİ 1.3.1. Norveç Norveç, doğal kaynak zenginliğini iyi kullanabilen ülkelere önde gelen bir örnek olarak sunulmaktadır. Nüfusu Ocak 2018’de 5,3 milyon kişidir (Statistics Norway, 2018). Petrol, Norveç’te 1960’larda keşfedildi, 1973’te çıkarılmaya başlandı. İlk araştırma ve yatırımlar uluslararası şirketler tarafından yapılmıştı. Devlet şirketi Statoil de petrol üretiminde yer almıştı (Mehlum, Moene ve Torvik, 2011, s. 5). Norveç’te petrol sahaları devlete aitti. Petrol arama ve üretim lisansları yerli veya yabancı firmalara düşük bedelle verildi, ancak hem devlet şirketi de üretim faaliyeti içinde yer aldı hem de petrol rantının yaklaşık %80’i çeşitli vergilerle devlete kazandırıldı. Petrol gelirleri Norveç Petrol Fonu (yeni adı Devlet Emeklilik Fonu) adı verilen ayrı bir fonda toplandı. Fon yönetimi siyasi etki olmaması için bağımsızlaştırılan Merkez Bankası’na devredildi (Gylfason, 2007, s. 15). 2018 başında bu fonun piyasa değeri 8,3 Trilyon Norveç Kronu (yaklaşık 1,1 Trilyon ABD Doları) olmuştu. Merkez Bankası’nın Fon Yönetimi sayfasında şöyle deniyordu: “Devlet Emeklilik Fonu, Norveç’te gelecek kuşaklar için tasarruf yapmaktadır. Petrol bir gün bitecek, fakat fonun getirisi Norveç halkına fayda sağlamaya devam edecek.” 7 Diğer taraftan, Norveç için petrol endüstrisinin önemi zamanla daha da arttı. 1980’lerden bu tarafa ihraç malları içinde petrolün payı yüzde otuzun altına inmemiş, zaman zaman 7 Söz konusu ifadenin İngilizcesi şu şekildedir: “The Government Pension Fund Global is saving for future generations in Norway. One day the oil will run out, but the return on the fund will continue to benefit the Norwegian population.” (Norges Bank, 2018) 12 yüzde elliyi aşmıştır. İmalat sanayi üretiminin milli gelir içindeki payı ise, 1970’de yüzde 18 iken, 1980’de yüzde 14’e, 1990’da yüzde 11’e, 2000’de yüzde 9’a, 2010’da yüzde 8’e inmiştir (OECD, 2018). Gylfason’a göre, Norveç, hantal ihracat ve dış yatırımlar, komşu İsveç ve Finlandiya gibi büyük ve yüksek teknolojiye sahip imalat sanayinin olmaması nedenleriyle, biraz zayıf da olsa Hollanda hastalığı işaretleri veriyordu (Gylfason, 2007, s. 16). 1.3.2. Botswana Botswana nüfusu 2018’de 2,3 milyon kişidir (Statistics Botswana, 2019). Botswana ekonomisinin temelini elmas madenciliği oluşturur. Ülke ihracatının en az %80’i elmas ihracatından elde edilmektedir. Dünya Bankası internet sayfasında Botswana ile ilgili olarak verilen bilgilere göre, Botswana, çok partili demokratik geleneği olan istikrarlı bir siyasi ortama sahiptir. İktidardaki Botswana Demokratik Partisi ülkenin kurulduğu 1966’dan bu yana ülkeyi yönetmektedir. Devlet Başkanı, ikinci dönemini sürdüren Korgeneral Seretse Khama Ian Khama’dır. Ülke son 10 yılda yıllık yaklaşık yüzde 5 büyüme göstermiştir. Bütçe gelirlerinin yaklaşık yüzde 40’ı maden ihracatından, yüzde 25’i Güney Afrika Gümrük Birliği gelirlerinden oluşmaktadır. Ekonomik büyümeye karşın, ülke, yüksek seviyede yoksulluk ve eşitsizlikle karşı karşıyadır. Dünyada en yüksek eğitim harcaması yapan ülkelerden olmasına karşın (milli gelirinin %9’u mertebesinde) nitelikli işgücü yetiştirememiştir. İşsizlik %18’lerden inmemekte olup, gelir eşitsizliğinde dünyanın önde gelen ülkelerindendir. Mevcut ekonomik model önemli sonuçlar vermiş, ancak devlet bağımlılığı yaratmış, imalat veya hizmetler sektörlerinde pek az başarılı olmuştur (Dünya Bankası, 2018b). 1.3.3. Şili Şili, 2018 yılında 19 milyona yakın nüfusa sahiptir (Şili Ulusal İstatistik Enstitüsü, 2019). İhracatının yarısını başta bakır olmak üzere madenler oluşturur. OECD verilerine göre, imalat sanayinin milli gelir içindeki payı 1996’da yüzde 17 iken, 2010’da yüzde 11’e gerilemiş olup, 2016’da da bu seviyededir (OECD, 2018). 13 Dünya Bankası internet sayfasında Şili ile ilgili olarak verilen bilgilere göre, Şili, son birkaç on yılda Latin Amerika’nın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri oldu. 2000- 2015 arasında yoksulluğu (günde 4 ABD Dolarına kadar gelirle yaşayanlar şeklinde tanımlandığında) yüzde 26’dan yüzde 7,9’a düşürdü. Ancak, 2011’de yüzde 6,1 olan büyüme oranı, düşen bakır fiyatları nedeniyle yüzde 1,6’ya geriledi (Dünya Bankası, 2018c). Dünya Bankası, ayrıca uzun vadede madenlere bağımlılığın azaltılması gerektiğini belirtmiştir. OECD’ye göre, düşük verimlilik Şili’nin gelişmesini engellemektedir. İsveç’e göre madencilikte aynı birim üretim için 3 katı fazla işçi çalışmaktadır. 15 yaş seviyesinde çocukların eğitim yetenekleri OECD ülkeleri arasında en sonlardadır. Ekonominin çeşitliliği, faaliyet ve pazarlar sınırlı olup, hala büyük oranda doğal kaynaklara bağımlıdır. Şili, dünya bakır rezervlerinin üçte birine sahip olmasının yanı sıra, lityum üretiminde de dünyanın ilk üç ülkesi arasında yer almaktadır. İhracatın yarıdan fazlası Çin, ABD ve Japonya olmak üzere 3 ülkeye yapılmaktadır. İstikrar fonuna rağmen bakır fiyatlarındaki dalgalanmalar ciddi etkilere sebep olmaktadır. Ekonomik faaliyetin çeşitlendirilmesi, gerek büyümenin devamı gerek istihdam açısından kritik önem taşımaktadır. Şili modelinin, başarısının devamı için kendini “güncellemesi” gerekmektedir (OECD/UN, 2018, s. 17-18). Bu bölümde, doğal kaynak laneti tezini özetle açıkladık ve ekonomistlerin sıkça üzerinde durduğu bazı ülkelere ilişkin de kısa değerlendirmeler yaptık. Norveç, Şili, Botswana gibi başarı hikâyeleri olarak nitelendirilen ülkelerin dahi imalat sanayilerini geliştiremedikleri görülmektedir. Doğal kaynak laneti tezinin öne sürdüğü mekanizmaları Kazakistan bağlamında değerlendirebilmek için, Kazakistan’ın iktisadi ve siyasi tarihini ayrıntılı bir şekilde incelemek gerekir. Ancak bu konulara girmeden önce, Kazakistan’ın bugünkü coğrafi konumu ve idari yapısı üzerinde durmak yararlı olacaktır. 14 2. BÖLÜM KAZAKİSTAN CUMHURİYETİ 2.1. COĞRAFYA VE İKLİM Şekil 1. Kazakistan Haritası Kazakistan, 2.724.900 km2’lik yüzölçümüyle dünyanın 9 uncu büyük ülkesidir. Batı Avrupa kadar veya Türkiye’nin 3,5 katı bir yüzölçümüne tekabül eder. Açık denizlere çıkışı olmayan (land-locked) en büyük ülke olan Kazakistan’ın komşusu ülkeler, kuzey ve batıda Rusya Federasyonu, doğuda Çin, güneyde Türkmenistan, Özbekistan ve Kırgızistan’dır. Komşu ülkelerle kara sınırlarının uzunlukları şu şekildedir: Rusya Federasyonu 6.467 km., Çin 1.460 km, Türkmenistan 380 km., Özbekistan 2.300 km. ve Kırgızistan 980 km. Doğu-batı sınır noktaları arası mesafe 3.000 km.’yi, kuzey-güney Aktumsyk Yrghyz Qarabutaq Shalqar Dzhambeyty Oyyl Aqtöbe Beyneu Torghay Zhailma Embi Oral Furmanovo Kalmykovo Aksu Ganyushkino Zhetybay Atyrau – Fort Shevchenko Qostanay Arqalyk Chelyabinsk Kurgan Petropavl Kzyltu Rudnyy Pavlodar Bestamak Lebyazh'ye Qaraghandy Kachiry Kurchatov Omsk Karasuk -Kökshetau Akbakay Dzhambul Balqash Saryshagan Furmanovka Zhanatas Shymkent Qyzylorda Zhezqazghan Akshiy Zhambyl Samarqand Shu- ZaysanAyaguz Georgiyevka Almaty Sa ya k Beskol' Taldyqorghan Urdzhar Semey Öskemen - Khromtau- Aqtau- Astana Bishkek Tashkent Baku (Baki) ZHAMBYL SOUTH KAZAKHSTAN A Q T Ö B E Q A R A G H A N D Y PAVLODARQOSTANAY AQMOLA A L M A T Y EAST KAZAKHSTAN QYZYLORDA WEST KAZAK HSTAN NORTH KAZAKHSTAN ATYRAU - MANGGHYSTAU - TURKMENISTAN C H I N A TAJIKISTAN R U S S I A N F E D E R A T I O N KYRGYZSTAN UZBEKISTAN C A S P I A N S E A V olga Zh ay yq (Ural) ARAL SEA Sa ry su Ishim U ra l Syr Darya Zhem Ysyk-Köl Shu Teke s Tengiz Köli Zaysan Köli Nu ra Alaköl - Toxkan To bo l Amu Darya (O xu s) Tu rgay Irtysh Kazakskiy Zaliv Ertis Tarim Ili Aylagy G arabogaz Balqash Köli Ostrova Vozrozhdeniya Ostrova Tyulen'i U s t y u r t P l a t e a u K A Z A K H U P L A N D S U R A L M O U N T A I N S T u r a n L o w l a n d Casp ian Depression Poluostrov Buzachi BETPAQ DALA Baikonur Cosmodrome KAZAKHSTAN Map No. 3771 Rev. 6 UNITED NATIONS January 2004 Department of Peacekeeping Operations Cartographic Section The boundaries and names shown and the designations used on this map do not imply official endorsement or acceptance by the United Nations. 0 100 500 km200 300 400 0 100 300 mi200 KAZAKHSTAN National capital Oblast' capital Town, village Airport International boundary Oblast' boundary Main road Secondary road Railroad 55° 60° 65° 70° 75° 80° 85° 90° 55° 50° 45° 40° 55° 50° 45° 40° 50° 55° 65° 75° 80° 15 sınır noktaları arası mesafe 2.000 km.’yi bulur. Ülke topraklarının %44’ü çöl, %14’ü yarı- çöl, %26’sı bozkır, %5,5 civarı ormanlık arazilerdir. Ülkede karasal iklim hâkimdir. Ocak ayı ortalama sıcaklığı -4 ile -19 arasında, Temmuz ayı ortalama sıcaklığı +19 ile +26 arasında değişir. Kışın en düşük sıcaklık -45, yazın en yüksek sıcaklık +30 santigrat dereceye ulaşabilir. Önemli nehirlerinden Ural ve Emba Hazar Denizi’ne, Sır-Derya Aral Gölü’ne, İrtiş, İşim ve Tobol nehirleri Arktik Okyanusu’na dökülür. Önemli göller, Aral, Balkaş, Zaysan, Alakol, Tengiz ve Seletengiz’dir. Ayrıca, dünyanın en büyük gölü olan Hazar Denizi’ne 2.340 km. kıyısı bulunmaktadır. Başkent Astana’nın adı, 23 Mart 2019 tarihinde ülkenin ilk devlet başkanına atfen “Nur- Sultan” olarak değiştirilmiştir (The Astana Times, 2019b). 2.2. İDARİ YAPININ TEMEL ÖZELLİKLERİ Kazakistan Anayasası’na göre (30 Ağustos 1995 tarihli), yönetim biçimi, başkanlık yönetim biçimine dayalı üniter devlet olarak tanımlanmıştır (Akorda, 2019). Anayasa’ya göre idari yapının temel özelliklerini şu şekilde özetlemek mümkündür. Başkan, devletin başı ve en üst düzey yetkilisidir. Başkan, 5 yılda bir gizli oyla halk tarafından seçilir. Başkan seçilebilmek için, en az 40 yaşında olmak, devlet dilini mükemmel şekilde bilmek, üniversite mezunu olmak ve son 15 yıldır Kazakistan’da ikamet ediyor olmak şartları aranır. Başkanlık seçiminde seçime katılanların %50’sinden fazla oy alan aday başkan seçilir, ilk turda hiçbir aday bu orana ulaşamazsa, ikinci turda en fazla oyu alan aday başkan seçilir. İlk başkan hariç olmak üzere, kimse arka arkaya iki dönemden fazla başkanlık görevi yapamaz. Senato ve Meclis olmak üzere iki kamaralı parlamento sistemi benimsenmiştir. Senato üyeleri her bölgeden, büyük şehirden ve başkentten iki üye ve Başkan tarafından atanan 15 üyeden oluşur. Meclis, 107 milletvekilinden oluşur. Meclis milletvekillerinden 9’u Kazakistan Halk Asamblesi tarafından seçilir. Senato üyelerinin görev süresi 6, Meclis milletvekillerinin görev süresi 5 yıldır. Senato üyeleri, dolaylı olarak seçilir, Senato üyelerinin yarısı için, her 3 yılda bir tekrar seçim yapılır. Senato üyesi seçilebilmek için en az 30 yaşında olmak, üniversite mezunu olmak, en az 5 yıl iş tecrübesi olmak, 16 seçileceği bölge/şehirde en az 3 yıldan beri sürekli bazda ikamet ediyor olmak, milletvekili seçilebilmek için en az 25 yaşında olmak gerekmektedir. Parlamentonun her iki kanadına aday olmak için ayrıca son 10 yıldır Kazakistan vatandaşı olarak sürekli bazda Kazakistan’da ikamet etmek şartı aranmaktadır. Kazakistan Anayasası’na göre, partisi kapatılan veya partisinden ayrılan/uzaklaştırılan milletvekilinin milletvekilliği düşer. Yasalaşacak konular önce Meclis’e gelir, daha sonra Senato’da onaylanır. Kazakistan Anayasası’na göre, Senato, Başkan tarafından aday gösterilen Anayasa Mahkemesi başkan ve üyelerini atama ve görevden alma yetkisine sahiptir. Meclis, Başkan tarafından aday gösterilen Başbakan’ı salt çoğunlukla onaylar, yine Meclis tam sayısının beşte birinin teklifi ve salt çoğunluğunun oyuyla Hükümete güvensizlik oyu verebilir. Başkan, Senato ve Meclis başkanları ile Başbakan’ın görüşünü almak kaydıyla Senato veya Meclis’i görevden alabilir. Hükümet, Başkan tarafından kurulur. Hükümet üyeleri (yani Bakanlar), parlamento üyesi olamazlar, ticaretle uğraşamazlar, ticari işletmelerin yönetiminde yer alamazlar. Hükümet, Meclis seçimleri yenilendiğinde veya güvensizlik oyu verildiğinde istifa eder. Onaylanmış uluslararası anlaşmalar kanunlara göre öncelik taşır. Özel mülkiyet Anayasa güvencesi altındadır. Kazak dili resmi dildir. Rusça, devlet ve yerel idarelerde Kazak dili ile aynı seviyede resmi olarak kullanılır. İnsan hakları ve özgürlükler Anayasa tarafından güvence altına alınır. Kazakistan Anayasası’nın 77 inci Maddesi’nde yargıç bağımsızlığı öngörülmektedir. Kanun önünde eşitlik, dil, din, cinsiyet, etnik köken vb. bakımlarından ayrımcılık yapılamayacağı Anayasa’da düzenlenmiştir. İfade özgürlüğü güvence altına alınmış olup, sansür yasaklanmıştır. Asgari ücret, asgari emekli maaşı ve bazı sosyal güvenceler vatandaşlara garanti edilmiştir. Kazakistan’da yerel idari örgütlenmeye de değinmekte gerekir. Kazakistan, “oblast” adı verilen idari bölgelerden oluşmaktadır. İdari birimler, 14 oblast ile Almatı ve Astana (yeni adı “Nursultan”) olmak üzere iki ulusal şehirden oluşur. Bölgeler, vilayet benzeri “oblast”lar, oblastlar içinde “rayonlar,” rayonlar içinde kasabalar ve kasabalara bağlı “aul” yani köyler şeklinde örgütlenmiştir. Yerel idarelerin (oblastlar) başında “akim” adı verilen yerel yöneticiler bulunur. 14 oblast idaresi, Astana (“Nursultan”), Almatı ve bazı önemli şehirlerin akimleri devlet başkanı tarafından, diğerleri oblast akimleri tarafından 17 atanır. Devlet başkanı akimleri istediği zaman görevden alma yetkisine sahiptir. Seçimle gelen yerel meclislere “Maslihat” denir. Maslihatlar da yerel bütçeyi onaylar, bütçe uygulamasını denetler (Uluslararası Para Fonu, 2000, s. 20). Şekil 2. Kazakistan’ın İdari Bölgeleri (“Oblast”ları)8 Kazakistan’ın açık denizlere doğrudan erişimi olmaması, komşu ülkeler başta olmak üzere, uluslararası siyasi ilişkiler ve ticarette yapıcı bir politika izlemesini zorunlu kılmaktadır. Ülke yüzölçümünün büyük olmasının, ulaştırma altyapısı, milli güvenlik gibi konularda yatırım ihtiyacını artırdığını söyleyebiliriz. Kazakistan’ın idari yapısına ilişkin Anayasa’da yer alan düzenlemeler, Kazakistan’ın eski komünist sistemden köklü biçimde ayrıldığını ve demokratik bir toplum düzenine yönelik önemli bir adım attığını göstermektedir. Diğer taraftan, kuvvetler ayrılığı ilkesinin bulunmaması, Anayasa’nın 20 nci Maddesi’nde yer almasına karşın, (daha sonra göreceğimiz gibi) özellikle seçimlerde ifade özgürlüğünün yeterince gözetilmemesi, Başkan’ın parlamentoyu görevden alma yetkisi gibi hususlarda sorunlar olduğu söylenebilir. İlerleyen bölümlerde Kazakistan’ın tarihsel, iktisadi, sosyal ve siyasi gelişimi ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. 8 Güney Kazakistan bölgesinin adı, “Türkistan” olarak olarak değiştirilmiştir. https://primeminister.kz/en/news/all/16714, 19 Haziran 2018. Akimlerin listesi resmi hükümet internet sayfasında görülebilir: http://www.government.kz/en/go-ministerstva.html. 18 3. BÖLÜM KAZAK TARİHİ 3.1. KAZAK HANLIĞI Kazak kelimesinin etimolojisi belirsizdir. Çok farklı tezler öne sürülmüştür.9 1245 yılında yazılan ve yazarı bilinmeyen bir Türkçe-Arapça sözlükte “evsiz,” “yurtsuz,” “sürgün” anlamında kullanıldığı belirtilmekteydi. “Kazak” kelimesi, siyasi ya da etnik bir anlam içermemekteydi (Klyashtorny ve Sultanov, 2013, s. 256). Barthold’a göre, göçebe kavimler, kendilerinden ayrılan ve kendileri ile mücadeleye giren gruplara “kazak” derlerdi (Barthold, 2015, s. 249). Kazak kavmi, ancak 15. Yüzyılda Ebu’l-Hayr Han’ın hakimiyetinden çıkmış Özbeklerin bir kısmından meydana gelmişti (Barthold, 2015, s. 258). 1459’da Urus-Han’ın torunları Girey ve Canıbek, idareleri altındaki göçebe Özbek ulusundan bir grupla Ebu’l-Hayr Han’a isyan ettiler (Barthold, 2015, s. 258). Canıbek ve Girey’le birlikte hareket edenler Kazak olarak adlandırılıyordu (Barthold, 2015, s. 244). Girey ve Canıbek’in Hanlığın kurucuları olduğu kabul edildiği takdirde, Kazak Hanlığı’nın kuruluşu 15. Yüzyılın sonuna doğrudur. Hanlığın kurucuları Girey ve Canıbek’in akibetleri net olarak bilinmemektedir. Bunlardan sonra gelen ilk Kazak Hanı Girey’in oğlu Burunduk (1474-1511), 40 yıla yakın bir süre Hanlığı idare etti. Daha sonra Canıbek’in oğlu Kasım hükümdar oldu (Golden, 2013, s. 350). Kasım Han, batıda Yayık nehrinden (Hazar denizinin kuzeyi) doğuda Yedisu’ya (Balkaş gölü ve çevresi), güneyde Aral gölü ve Sır Derya nehrine, kuzeyde de Sibirya’nın güneyine uzanan geniş bir alanı Kazak Hanlığı’na dâhil etti (Tamir, 2002, s. 650). 1509’da her iki Hanlık arasında gerçekleşen büyük bir savaşta Kazak Hanlığı yenildi. 1510’da yapılan başka bir savaşta da Özbek Hanlığı yenilgiye uğradı. Aynı yıl 9 Konuyla ilgili geniş bir değerlendirme için bkz. Kalkan, 2006, s. 49-64. 19 Muhammed Şeybani Safeviler tarafından öldürüldü. Buhara, Semerkant ve bazı Türkistan şehirleri Babür tarafından ele geçirildi (Klyashtorny ve Sultanov, 2013, s. 275-278). Kasım Han 1520’lerde öldükten sonra yerine oğlu Mamaş sultan oldu, ancak Mamaş da kısa bir süre sonra, muhtemelen 1522’de, bir çatışma sırasında öldü. Mamaş’ın ölümünün ardından bir süre iç karışıklık yaşandı. Onun yerine iktidarı Tahir Han ele geçirdi (Klyashtorny ve Sultanov, 2013, s. 282). Tahir Han’dan sonra 1540’lara kadar Kazak Hanlığı’nı net olarak kimin yönettiğini söylemek zorlaşmaktadır. Kasım Han’ın diğer oğlu Hak Nazar, 1538’den 1580’e kadar 42 yıl Kazak Hanlığı’nı idare etti (Tamir, 2002, s. 651). Hak Nazar’dan sonra kısa bir süre Canıbek’in torunu Şigay, ardından Şigay’ın oğlu Tevekkül Han hükümdar oldu (Klyashtorny ve Sultanov, 2013, s. 296-297). Tevekkül Han, Sayrem, Türkistan ve Taşkent’i aldı. Ancak 1598’de Özbek Hanı Abdullah Han’ın ölümünün ardından aynı yıl öldü (Klyashtorny ve Sultanov, 2013, s. 299-300). 1598 yılı ayrıca Sibir Hanlığı’nın yıkıldığı, Rus İmparatorluğu’nun Kazak Hanlığı ile komşu olduğu yıldı. Tevekkül Han’dan sonra kardeşi İşim Sultan han oldu. İşim Han da 40 yıla yakın Kazak Hanlığı’nı idare etti. Hanlığın idaresini ele geçirmek isteyen Tursun Muhammed Sultan’ı yendi. Buhara Hanlığı ve Oyratlar ile savaştı. İşim Han’ın ölümünden sonra oğlu Cihangir Sultan han oldu. Cihangir Han da Oyratlarla savaştı ve 1652’de bu savaşlardan birinde vefat etti (Tamir, 2002, s. 652). Cihangir Han’dan sonra Kazak Hanlığı’nı 1680’e kadar Bahadur Han, 1715’e kadar Tevke Han idare etti. Bahadur Han devri çok iyi bilinmemektedir. Tevke Han dönemi, tekrar saldırılara başlayan Cungarlar’la mücadele içinde geçti, Hanlığın güneyi Cungar istilalarına uğradı. 1710 civarında Kalmaklar buradan çıkarıldı, Tevke Han 1715’te ölünce yerine 1718’de savaşta ölümüne kadar Kayıp Han geçti. Kayıp Han’ın ardından gelen Bolat Han zamanında Kazak Hanlığı zayıfladı. Hanlık, Kazak tarihinde “cüz”10 olarak adlandırılan üç hanlığa bölündü (Tamir, 2002, s. 652-653). Kazak Hanlığı’nda, yönetici ve yönetilen kesim, ak kemik (“ak söyek”) ve kara kemik (“kara söyek”) olarak ayrılırdı. Sadece Cengiz Han soyundan gelen han ve sultanlar ile bunların çocukları “ak kemik” idiler. İktidar sadece bu kesime aitti. Kendilerini yönettikleri toplumdan ayrı tutarlardı, yani onlar kendilerini Kazak, Özbek, Kırgız olarak 10 Türkçe sayı olarak “yüz” veya “çehre” veya Arapça “kısım” anlamında olabilir. Hangi anlamda kullanıldığı kesin olarak bilinmemektedir. 20 tanımlamazlardı. Sultanlar yönettikleri boylara ait topraklarda askeri, siyasi ve ekonomik yetkiye sahipti. Hukuki bakımdan da ayrıcalıklı idiler. Kara söyeği oluşturan boylar arasında hiyerarşi mevcuttu. Birey hangi boya mensup ise o boyun haklarına sahipti. Cüzlerin ortaya çıkışıyla birlikte, boy hiyerarşisine cüz hiyerarşisi de eklenmişti (Klyashtorny, 2013, s. 349-353). Han ve sultanlardan sonra, kara söyekte boyun en üst tabakasını “biy”ler oluştururdu. Biy, kendi boyunda tüm yargı, yönetim ve askeri yetkiyi elinde bulundururdu. Ak ve kara söyek dışında bir de köleler vardı. Savaş esirleri ve borçlarını ödeyemeyenler köle olurdu. Köle, sahibine ait bir eşya gibiydi (Klyashtorny, 2013, s. 353-354). Kazaklar göçebe bir toplumdu ve ekonomileri göçebe hayvancılığa dayanırdı. Koyun, at ve deve yetiştirirlerdi. Develer daha çok dört tekerli araba yurtların çekilmesinde kullanılırdı. Hayvanlar ailenin (aul) özel mülkiyetinde iken otlaklar tüm toplumun ortak kullanımındaydı. Yazlık meralardan kışlık meralara her yıl göç edilirdi. Göç, aullar halinde değil, bütün boy olarak yapılır, binlerce insanın geniş bir alana yayılarak hayvanlarıyla birlikte göçü sırasında topluluğun iki ucu arasında 200 km.’ye varan mesafe olabilirdi (Klyashtorny, 2013, s. 328-335). 3.2. BÖLÜNME VE RUS İMPARATORLUĞU’NA İLHAK Kuruluşundan yaklaşık 250 yıl sonra kendi içinde bölünen Kazaklar’ın Küçük Cüz’ü, bitmek bilmeyen Cungar saldırılarına karşı Rus İmparatorluğu’nun himayesine sığınmaya karar verdi. 1730 yılında Küçük Cüz Hanı Ebu’l Hayr, elçileri vasıtasıyla kendileri ve halk için Rus tabiyeti istedi. Rus İmparatoriçesi isteği kabul etti. 1731’de Rus İmparatorluğu’na sadakat yemini ettiler (Yerofeeva, 2007, s. 75-76). 1748’de Ebu’l Hayr’ın büyük oğlu Han seçilecekken, o tarihten sonra seçilecek hanların Rus İmparatorluğu’nun resmi onayına bağlı olması Küçük Cüz Hanlığı’na kabul ettirildi (Yerofeeva, 2007, s. 78). Ruslar, Kazakları koruma altına almakla kalmadı, dolaylı olarak iç ve dış ilişkilerini düzenlemeye de başladı. Sınır bölgelerinde yeni ticaret merkezleri açıldı, hanlara ve sultanlara ayni (buğday olarak) ve nakdi maaş ödenmeye başladı, bunlara kışlaklarda evler inşa edildi, hediyeler verildi. Ayrıca, hanların seçimine müdahale edilirken, iç mücadeleler körüklendi (Yerofeeva, 2007, s. 79). 19 uncu yüzyılın ilk yarısında çıkarılan 21 Çarlık kararnameleri ile Sibirya ve Orenburg yönetimleri (yöneticileri Vali-Generaller) kuruldu. Küçük Cüz’de “çadır vergisi,” Orta Cüz’de “yasak yükümlülüğü” adları altında vergiler uygulamaya konuldu (Yerofeeva, 2007, s. 80-81). Böylece, 19 uncu yüzyıl başında Küçük ve Orta Cüz’de sömürge idaresinin kurulduğu söylenebilir. Rus İmparatorluğu’nun himayesi Kazak boylarında rahatsızlık yarattı ve isyanlara sebep oldu. Önemli isyanlar şunlardı. 1785’de Baybaktı boyu, Batur Sırım Datov önderliğinde isyan etti. İsyan hareketi, 1797’de Batur Sırım Datov’un Küçük Cüz’ü yönetmek üzere oluşturulan han konseyine dâhil edilmesine kadar sürdü (Valikhanov, 2007, s. 99). Orta Cüz’de, Kenesarı Kasımov’un ağabeyi Sercan Kasımov önderliğinde 1824’de başlayan isyan 1836’da Sercan Kasımov’un ölümüne kadar 12 yıl devam etti (Valikhanov, 2007, s. 100). Kenesarı Kasımov’un 1838’de başlattığı isyan, Kazak nüfusunun büyük kısmını kapsıyordu, 1847’de bastırıldı (Valikhanov, 2007, s. 102-103). Rus İmparatorluğu, bozkır işgalini kaleler inşa ederek ilerletti. 1833’de Hazar Denizi’nin doğu kıyısında Novo-Aleksandrovski (sonraki adı Mangışlak) Kalesi’ni, 1847’de Turgay nehri üzerinde Orenburg kalesini ve Irgiz nehri üzerinde Ural kalesini, 1848’de Karabut nehri üzerinde Karabutak kalesini inşa etti (Valikhanof ve Veniukof, 1865, s. 320). Küçük Cüz’de (diğer adıyla “Kişi Cüz”) “hanlık” 1824’de kaldırıldı. Doğu, batı ve orta olmak üzere üçe bölünerek, her birinin başına “sultan-vali” atandı. Küçük Cüz’ün bir kısmı, 1801’de Sultan Bükey ile Ural’ın batısına göç eden Kazaklara verilmişti. 1812’de Bükey’e han ünvanı verildi. Bükey’in oğlu Cengir Han’ın 1845’te ölümüyle birlikte Bükey Orda’da hanlık kurumuna son verildi. Orta Cüz’de 1819’dan itibaren han atanmadı, 1822’den itibaren “iç” ve “dış” bölgelere ayrılıp, başlarına birer sultan atandı (Bregel, 2003, s. 62). Rus İmparatorluğu, 1859’da Küçük ve Orta Cüz’ün idaresini Dışişleri Bakanlığı’ndan alarak İçişleri Bakanlığı’na devretti. Her iki Cüz, İmparatorluğa bağlı “güney doğu eyaleti” olarak tanımlandı. Rus ordusu, 1864’te bu iki cüzü tamamen işgal etti. 1867’de “Türkistan Genel Valiliği” kuruldu, Büyük Cüz (Ulu Cüz) de işgal edilerek Yedisu ve Sırderya bölgeleri olarak adlandırıldı (Yerofeeva, 2007, s. 82). 19 uncu yüzyılın sonunda (1899) artık Rus İmparatorluğu’nun idari bölgesi haline gelmiş olan Kazak topraklarının bir kısmı Türkistan Genel Valiliği (Transhazar, Sır Derya, Semerkant ve Semireçiye -Yedisu-), bir kısmı Bozkır Genel Valiliği’ne (Akmola ve 22 Semipalatinsk) bağlı bölgeler (“oblast”lar) olarak tanımlanırken, iki bölge de (Ural ve Turgay) doğrudan Rus İmparatorluğu İçişleri Bakanlığı’na bağlandı (Bregel, 2003, s. 90). Rus ihtilaline kadar olan dönemde, Rus İmparatorluğu’nun işgaline ve Rusların Kazak topraklarına el koyma, buralara Rus göçmenler yerleştirme gibi politikalarına karşı isyanlar oldu. 1898’de Andican’da bir Nakşibendi Şeyhi olan Muhammed Ali tarafından başlatılan isyan Rusların önemli bir güç kullanmasıyla bastırıldı (Roy, 2016, s. 67). Rusların I. Dünya Savaşı sırasında (1916 Temmuz ayında) Kazaklar da dâhil olmak üzere Türkistan’daki Türkleri askere alma kararı ise daha büyük bir isyana yolaçtı. Ruslar bu isyanı da bastırmak için büyük güç kullanmak zorunda kaldı (Kurat, 2014, s. 450-451). 300 bin Kazak Çin’e kaçtı (Kendirbai, 2002, s. 657). Kazaklar, 18 inci yüzyıl başlarında “cüz” adı verilen üç ayrı bölge ve yönetime ayrılmışlardı. Göçebe toplumunun binyıllardır süregelen boylardan oluşan yapısı varlığını devam ettirmekteydi. 19 uncu yüzyıl sonunda Rus İmparatorluğu Orta Asya’da önemli altyapı yatırımları gerçekleştirdi. Orta Asya demiryolu hattı, 1899’da hizmete açıldı, 1913’de uzunluğu 2.375 Verst (2.534 km). Diğeri ise, Taşkent demiryolu hattı (Orenburg-Taşkent). 1906’da açıldı, 1913’deki uzunluğu 2.094 Verst (2.234 km). Her ne kadar bugün Orta Asya’da en çok nüfusa sahip ülke Özbekistan olsa da, Kazaklar, 19 uncu yüzyılın sonlarında Osmanlı Türkleri’nden sonra ikinci kalabalık Türk topluluğuydu (Aristov, 2014, s. 109). Rus İmparatorluğu’nda 1874 itibariyle Orta Asya Bölgeleri11 nüfusu 2.626.246 olarak hesaplanmıştır (De Livron, 1874, s. 23). Orta Asya Türk halklarının nüfus bilgileri, etnik nüfus verilerinin güvenilir biçimde toplanamadığı belirtilerek, yaşadıkları idari bölgelere göre tahmini olarak verilmektedir. Buna göre, Kırgızlar (Kazaklara o dönemde hala Kırgız veya Kırgız-Kazak denilmektedir) 1 milyon 100 bin kişi olup, Turgay, Ural ve Semipalatinsk bölgelerinde göçebe hayat sürmektedir (De Livron, 1874, s. 32-34). De Livron’un verdiği bilgilerde Akmola, Semireçiye (Yedisu) ve Sır Derya’nın dikkate alınmadığı görülüyor. Bu açıdan, Kazaklar için verilen nüfus bilgileri eksiktir. 11 1874 itibariyle, Akmola, Semipalatinsk, Semireçiye, Sır Derya, Turgay ve Ural olmak üzere 6 idari bölgeden (oblast) oluşmaktaydı. 23 Rus İmparatorluğu’nun tüm topraklarını kapsayan ilk nüfus sayımı 1897’de yapılmıştı. Bu nüfus sayımına göre, Taşkent (Sırderya bölgesi) ve Omsk (Akmola bölgesi) hariç nüfusun yüzde 90’dan fazlası kırsal kesimlerde yaşamaktaydı. Semireçiye ve Turgay’da bu oran yüzde 95’e kadar çıkıyordu (Troynitskogo, 1905, Cilt 7). 1897’de yapılan nüfus sayımında, anadili temelinde nüfusun etnik dağılımına ilişkin bilgiler toplanmıştı. Bu istatistiklerde Kazaklar, “Kırgız-Kaysak” olarak tanımlanmıştı. Kazakların toplam nüfusu 3 milyon 651 bin dolayındaydı. Akmola ve Ural bölgelerinde (bugünkü Kazakistan’ın kuzey ve kuzeybatısı) Rus nüfus sırasıyla %53 ve %36’ya ulaşmıştı. Diğer bölgelerde ise Rus nüfus %5-10 aralığında bir varlığa sahipti. Tablo 1. Kazak Topraklarında Nüfusun Etnik Dağılımı (1897) 12 Kırgız-Kaysak Rus Diğer Toplam Akmola 427.389 225.641 29.578 682.608 Semipalatinsk 604.564 68.433 11.593 684.590 Semireçiye 794.815 95.465 97.583 987.863 Sır Derya 953.061 44.834 480.503 1.478.398 Turgay 410.904 35.028 7.484 453.416 Ural 460.173 163.910 21.038 645.121 Toplam 3.650.906 633.311 647.779 4.931.996 Ayrıca, sadece Kazak nüfusu değil ama Kazak topraklarında yaşayan nüfusla ilgili olarak, Rus ihtilali öncesinde en son 1913 yılına dair bilgiler mevcuttur (Rusya Bilimler Akademisi Rus Tarihi Enstitüsü, 1995, s. 22.). Aşağıdaki tabloda görüldüğü gibi Akmola nüfusu iki katından fazla artmıştır. Bu bölgeye (Stolypin’in tarım reformu ile birlikte fakir Rus köylülerinin göçe teşvik edilmesiyle) önemli ölçüde Rus nüfusun yerleştirildiğini düşünebiliriz. Yine de 1914 başında Kazak nüfusu aradan geçen 16 yıldaki doğal artışla 4 - 4,5 milyon kişi dolayında olmalıdır. 12 Troynitskogo, 1905, Cilt 7. 24 Tablo 2. Rus İmparatorluğu’nun Bölgelere Göre Nüfus Durumu (1913 sonu, Bin kişi)13 İdari Birim Erkek Kadın Toplam Akmola 783,8 729,9 1.523,7 Semipalatinsk 465,0 402,5 867,5 Yedisu (Semireçye) 685,6 583,7 1.269,3 Sır-Derya 1.085,1 927,2 2.012,3 Turgay 364,9 332,8 697,7 Ural 451,4 415,7 867,1 Toplam 3.835,8 3391,8 7.237,6 3.3. RUS İHTİLALİ YILLARINDA “ALAŞ” BAĞIMSIZLIK HAREKETİ Rus ihtilalinin hemen öncesinde, 21-28 Temmuz 1917’de Orenburg’da İlk Tüm-Kazak Kongresi toplandı. Kongrede, Kazakların toprak, yönetim, özerklik, din, kadın vb. bir çok konuda reform ihtiyaçları tartışıldı, ayrıca bu hareketin siyasal bir partiye dönüşümü kararlaştırıldı. Partiye “Alaş” adı verildi. 5-13 Aralık 1917 tarihleri arasında yine Orenburg’da İkinci Tüm-Kazak Kongresi toplandı. Bu toplantıda, Özerk Alaş Orda Devleti’nin kurulması kararlaştırıldı (Kendirbai, 2002, s. 657, 659-660). Alaş Partisinin önde gelen liderleri, Alihan Bükeyhanov, Ahmet Baytursunov ve Mustafa Çokayev’di (Nurpeisov, 2007, s. 120). Alaş Partisi, Kazakların bağımsızlığını ve toplumsal reformları savunuyor, Bolşeviklere karşı çıkıyordu. Hatta Bolşevik karşıtları (özellikle Beyazlar ve Ural Kozakları) ile işbirliği de yapmıştı. Ancak, Alaş hareketi, iç savaşta galip gelen Bolşevikler tarafından 1920’de ortadan kaldırıldı (Nurpeisov, 2007, s. 128). Alaş liderlerinden Mustafa Çokayev (Çokayoğlu, Çokay) daha sonra sürgünde bir muhalif olarak Ruslardan bağımsız bir Türkistan için siyasi faaliyetlerine devam etti. 1929’da Paris’te “Yaş Türkistan”ı yayımlamaya başladı (Karasar, 2015, s. 182). 13 Rusya Bilimler Akademisi Rus Tarihi Enstitüsü, 1995. 25 3.4. SOVYETLER BİRLİĞİ DÖNEMİNDE KAZAKİSTAN İhtilalden sonra 1920’de Bozkır Genel Valiliği, “Kırgız Özerk Sosyalist Cumhuriyeti” (daha önce belirtildiği gibi Ruslar hala Kazakları Kırgız, Kırgızları Kara-Kırgız olarak adlandırıyordu) olarak, özerk cumhuriyet statüsüne getirildi. Kazakça 1923’te bu cumhuriyetin resmi dili oldu (Roy, 2016, s. 98). Sovyetler Birliği, Orta Asya’da bugünkü bağımsız devletlerin temelini 1924’te attı. Bu çerçevede, Türkmen Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (SSC), Özbek SSC, Kırgız Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (ÖSSC) ve Kara-Kırgız ÖSSC kuruldu (Roy, 2016, s. 99- 100). Haziran 1925’te Kırgız ÖSSC’nin adı “Kazak ÖSSC” olarak değiştirildi. Mayıs 1927’de Kazak ÖSSC’nin başkentinin Kızıl-Orda yerine Vernıy (sonraki adı Alma-Ata) olması kararlaştırıldı (Ubiria, 2016, s. 137). Bu yapıda 1929’da bazı değişiklikler oldu. Özbek SSC’nin bir kısmı ayrılarak Tacikistan SSC oldu. 1936’da ise Kazakistan ve Kırgızistan sovyet cumhuriyeti statüsü kazandılar. Kazakistan için idari yapı, çizilen sınırları ile birlikte, 1991’e kadar bu şekilde devam etti (Roy, 2016, s. 99-100). SSCB, 1926 yılında “yerlileştirme” (“korenizatsiya”) politikasını uygulamaya başladı. Buna göre, Kazak ÖSSC’de belli oranda Kazak veya Kazakça konuşan personelin istihdam edilmesi isteniyordu. 29 Aralık 1926’da Kazak ÖSSC Sovnarkom’u tarafından resmi kararların Kazakçaya tercümesi zorunlu hale getirildi. 1926-1927 yıllarında dil kursları açıldı, 1505 kişi eğitim gördü. 1928’de 150 Kazakça eğitim yapan okul faaliyet göstermekteydi. 1929’da yerlileştirme oranı %34,4 olmuştu (Verhoturov, 2018, s. 78). 1920’lerde okuma-yazma oranı Kazaklar arasında %2 gibi çok düşük bir seviyedeydi. Sovyetler Kazakistan’da çok sayıda okuma yazma amaçlı “Likbez” adı verilen okullar açmaya başladı, 1927-1928 yıllarında Kazakistan’da 4 bine yakın okul açılmıştı. Kazaklar arasında okuma-yazma oranı 1926’da %7,1’e yükseldi. 1930’lardan sonra tüm SSCB’de 4 yıllık ilköğretim hem erkek hem kız öğrenciler için zorunlu hale getirildi. Zorunlu ilköğretim, 1952’de 7 yıla, 1969’da 8 yıla, 1970’lerde 10 yıla çıkarıldı. 1959’da neredeyse tüm Kazak vatandaşları okuma-yazma bilir hale geldi (Ubiria, 2016, s. 158). Kazakistan’da yüksek öğretim alanında açılan ilk kurum, 1926’da kurulan Kazak Devlet Pedagoji Enstitüsüydü. Alma-Ata’da 1928’de veterinerlik, 1930’da ziraat, 1931’de tıp enstitüleri, 1934’de Kazak Devlet Üniversitesi açıldı. 1940’da Kazak SSC’de 20 yüksek öğretim kurumu faaliyetteydi. 1938’de SSCB Bilimler Akademisi’nin şubesi olarak 26 kurulan Kazak Bilimler Akademisi, 1945’de bağımsız olarak faaliyetine devam etti (Ubiria, 2016, s. 159-160). Diğer taraftan, 1930’ların başları bütün Kazak tarihinin en sarsıcı dönemidir. Bu tarihlere kadar Kazak nüfusunun çoğu, Türk tarihinin en eski zamanlarında olduğu gibi göçebe hayvancılık ile uğraşmaktaydı. 1928’de SSCB’de özel mülkiyetin kaldırılması ve kollektifleştirme politikası uygulamaya konuldu. Bu çerçevede, Kazak göçebelerin tüm hayvanlarına el konulması ve bunların “kolhoz” adı verilen kollektif çiftliklerde yetiştirilmesi, Kazak çiftçilerin de kolhozlarda işçi olması gerekiyordu. Neticede SSCB bu amaca ulaştı ancak kollektifleştirmenin Kazak toplumuna maliyeti çok ağır oldu. Kollektifleştirme politikasının doğrudan uygulayıcısı, Rusya Komünist Partisi (Bolşevik) Kazkraykom sekreterliğine Stalin tarafından 1925’te atanan ve 1933 yılında görevden alınan Filip Goloşçekin’di. Goloşçekin, sert bir komünist ve Çar II. Nikola’nın ailesinin 1918’de Yekaterinburg’da kurşuna dizilmesini organize edenlerden biri olarak, gerek Lenin gerek Stalin’in çok güvendiği bir isimdi (Verhoturov, 2018, s. 8). Kazaklar, hayvanlarını kolhozlara vermek istemediler (Ubiria, 2016, s. 201). Ülkedeki at, büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısında olağanüstü düşüş oldu. 1928-1933 arasında, at sayısı 3.735.000’den 459.000’e, büyükbaş hayvan sayısı, 7.379.000’den 1.594.000’e, küçükbaş hayvan sayısı 25.916.000’den 2.725.000’e düştü (SSCB Gosplan Merkez Milli Hesaplar İdaresi, 1940, s. 118). Hayvan sayısındaki büyük düşüş, genel açlığa sebep oldu. Açlık ve kollektifleştirme politikası, milyonlarca Kazak’ın ölümü veya başta Çin olmak üzere, başka ülkelere kaçmasıyla sonuçlandı. Açlık felaketindeki ölümlerin ve kaçışın boyutu konusunda farklı görüşler öne sürülmüştür. Ölenler için 1-2 milyon arası, ülkeden ayrılanlar için de yine 1-2 milyon arası tahminde bulunulmuştur. Ülkeden ayrılanlardan 400 bininin sonradan tekrar Kazakistan’a döndüğü, geri dönenler kadar bir nüfusun Rusya ve Orta Asya’ya, 200 bininin de Çin, Moğolistan, Afganistan, İran ve Türkiye’ye gittiği tahmin edilmiştir (Polian, 2004, s. 87).14 14 Verhoturov, açlık ve kollektifleştirme nedeniyle ölenlerin sayısının 1 milyon 750 bin ile 2,5 milyon kişi arasında, ülkeden kaçanların sayısının 616 bin olarak verildiğini belirtmektedir (Verhoturov, 2018, s. 276). 27 Stalin döneminde (özellikle 1937-1939 arası) önde gelen Kazak aydınları çeşitli politik suçlamalarla (aslında milliyetçi oldukları için) öldürüldüler. “Uyan Kazak,” “Bahtsız Cemal” eserlerinin yazarı, gazeteci, edebiyatçı, dilbilimci Mircakıp Dulat (1885-1935), 5 Ekim 1935’te Solovetskiy Toplama Kampında öldü. Şair Magcan Cumabay (1898- 1938) 1929’da 10 yıl hapse mahkûm edildi, 1936’da serbest bırakıldı, 1938’de tekrar tutuklanarak kurşuna dizildi. Alaş Orda liderlerinden, “Kazak” gazetesi yazı işleri müdürü, Türkolog Ahmet Baytursun (1873-1937) 1929’da tutuklanıp Arhangelsk’e gönderildi, 1934’te serbest bırakıldı, Almatı’ya döndü, 8 Ekim 1937’de kurşuna dizildi. Yazar ve çevirmen Jusipbek Aymavıt (1889-1931) 1929’da tutuklandı, 1931’de kurşuna dizildi. Biyolog, ziraatçi, yazar Cumahan Kuderin Şubat 1938’de öldürüldü. Stalin döneminde 101 bin aydın baskıya uğradı, bunlardan 27 bini kurşuna dizildi (Abdakimov, 1994, s. 173-176). Kazak halkı, II. Dünya Savaşı’nda da önemli kayıp vermiştir. Bu savaşta ölen Kazakların sayısının en az 410 bin olduğu tahmin edilmektedir (Abdakimov, 1994, s. 145). Filip Goloşçekin 1925-1933 yılları arasında Kazakistan’ın en üst düzey yöneticisiydi. Goloşçekin’den sonra Kazak Komünist Partisi Genel Sekreterliği yapan kişiler ve görevde bulundukları tarihler şu şekildedir: Levon Mirzoyan (1933-1937), Nikolay Skvortsov (1938-1945), Cumabay Şayahmetov (1946-1954), Panteleimon Ponomarenko (1954-1955), Leonid Brejnev (1955-1957), Nikolay Belyayev (1957-1960), Dinmuhammed Kunayev (1960-1962), İsmail Yusupov (1962-1964), Dinmuhammed Kunayev (1964-1986), Genadi Kolbin (1986-1989), Nursultan Nazarbayev (1989-1991). Bunlar arasında Şayahmetov, Kunayev ve Nazarbayev Kazak, Mirzoyan Ermeni, Skvortsov Belaruslu, Ponomarenko Ukraynalı, Yusupov Uygur, Brejnev, Belyayev ve Kolbin Rus’tu. SSCB yönetimine Nikita Kruşçev’in gelmesinin ardından, 1954 yılında Kazak bozkırlarında geniş çaplı tarım yapılmasını öngören Bakir (Boş) Topraklar Kampanyası başlatılmıştı. Kazak SSC Komünist Partisi Genel Sekreteri Cumabay Şayahmetov bu projenin bozkırda toprağa ve hayvancılığa zarar vereceği görüşünü bildirince, görevden alındı, yerine Ponomarenko getirildi (Ercilasun, 2017, s. 56). 1960’a kadar bir daha Kazak kökenli Komünist Parti Genel Sekreteri atanmaması dikkat çekicidir. 28 Sovyetler Birliği döneminde uygulanan iktisadi ve siyasi politikalar Kazak nüfusunda önemli değişimlere neden olmuştu. Bu konu ile ilgili ayrıntılar dikkate alınmadan Kazak tarihini anlamak ve yorumlamak mümkün değildir. Rus imparatorluğu zamanında 1914 yılı başında Kazak nüfusunun 4 – 4,5 milyon dolayında olması gerektiğini belirtmiştik. Esasen 1897’de 3 milyon 651 bin olarak verilen Kazak nüfusunun, savaşlar, kıtlık, hastalık, doğal ölümler vb. nedenlerden kaynaklanan azalmaya karşılık her yıl sadece %1 arttığının varsayılması halinde, 1914 yılında 4,3 milyon, 1930’da en az 5,1 milyon olması gerekir. 1937 yılı istatistiklerine göre, Kazakistan’daki Kazak nüfusu 2 milyon 182 bin’dir (SSCB Devlet İstatistik Komitesi, 1991, s. 23). Bu durumda, 1933 yılında, yani 4 yıl öncesinde, Kazak nüfusunun 5 milyon dolayında olduğunu varsayarsak, Kazak nüfusu en az 3 milyon azalmıştır. Bunun 1 milyonu ülkeyi terk edenlerden oluşuyorsa, o takdirde açlık nedeniyle ölen Kazakların sayısı en iyimser tahminle 2 milyon dolayındadır. Diğer taraftan, açlık felaketi sonrasında Kazakistan’a geri dönen 400.000 civarında Kazak’ın, 1937’ye kadar dönmüş olduklarını düşünmek de mümkündür. 1937’de 2.182.000 olan Kazak nüfusu bir sonraki 1959 sayımında (SSCB Devlet İstatistik Komitesi, 1988b, s. 105) 2.795.000 idi. Yine yıllık %1 nüfus artışı olduğu varsayıldığında, 1959’da Kazak nüfusu 2.715.000’e yükselecekti. 1959 sayımına yakın bir rakama ulaşıldığından, geri dönen 400.000 kişinin 1937 öncesinde geri geldiği, fakat nüfusun bu kişi sayısını yansıtacak kadar artmadığı anlaşılmaktadır. Şu halde, açlık felaketi neticesi ölümler 2,5 milyona dayanmaktadır. Bu da aslında gerçekte 5 milyondan fazla nüfusun yaklaşık yarısının kollektifleştirme politikasının uygulandığı 1928-1933 döneminde ölmüş olduğu anlamına gelmektedir. Kazaklara yapılan haksızlık bununla sınırlı değildi. 1930’ların başından 1950’lerde Stalin’in ölümüne kadar SSCB’nin Avrupa topraklarında yaşayan Rus “kulak”lar (varlıklı çiftçiler) ile Rus olmayan milletlerin önemli kısmının başta Kazakistan olmak üzere, Orta Asya’ya sürgün edilmeleri, Kazakların kendi topraklarında artık sayıca azınlık haline gelmelerine yol açtı. Daha önce verilen bilgilerden hatırlayacak olursak, 1897 sayımında Kazak topraklarında yaşayan Kazakların sayısı 3 milyon 651 bin (%74), Rusların sayısı 633 bin (%13), diğer milletler 648 bin’di (%13). İlk nüfus sayımından 40 yıl sonra çok başka bir tablo ile karşılaşılmaktaydı. 1937 sayımına göre Kazakların sayısı 2 milyon 182 bin (%43), Rusların sayısı 1 milyon 918 bin (%37), diğer milletler 1 milyon 27 bin (%20). Diğer milletler içinde Ukraynalılar 550 bin kişi ile nüfusun %11’ini oluşturuyordu (SSCB 29 Devlet İstatistik Komitesi, 1991, s. 23). Kazak topraklarına yönelik zorunlu göçlere de değinmekte yarar var. 20 Mart 1931’de Kulak’lar hakkında alınan Komünist Partisi Merkez Komitesi Kararı çerçevesinde, Mayıs-Temmuz 1931 döneminde 150.000 kulak hanesinin Kazakistan’ın Akmolinsk ve Karkalinsky bölgelerine (okrug), ayrıca Balkaş gölü güneyinde Tokrau nehri civarına sürgün edilmesine karar verildi. Her hane 4 kişi kabul edilirse yaklaşık 600.000 kişinin Kazakistan’a gönderildiği söylenebilir. 1932’de, 11.540 kişi, 1933’te 55.107 kişi, 1938’de 134.700 kişi Kazakistan’a sürgün edildi (Polian, 2004, s. 80, 90-91). SSCB, 1934-1939 arası dönemde sınır bölgelerindeki bazı halkları sosyal olarak tehlikeli unsurlar kabul ederek zorunlu göçe tabi tuttu. 1936’da Ukrayna’dan Polonyalı ve Alman olmak üzere, 5.500 ailenin Güney Kazakistan Bölgesi’ne, 3.000 ailenin Alma-Ata ve Karaganda Bölgelerine, 2.000 ailenin Doğu Kazakistan Bölgesi’ne ve 100 ailenin Aktube Bölgesi’ne gönderilmesine karar verildi. Bu grubun 35.829 kişisini Polonyalılar oluşturuyordu. 1937’de SSCB’nin uzak doğu bölgelerinde yaşayan 95.526 Koreli Kazakistan’a sürüldü (Polian, 2004, s. 93-100). 1941-1942 yıllarında yaklaşık 444.005 Alman (Volga Almanı) Kazakistan’a gönderildi. 1941’de 15.000 Finli de yine Kazakistan’a sürülmüştü (Polian, 2004, s. 134-136). 1944 yılında 28 binden fazla Ahıska Türkü, ayrıca muhtemelen 150 - 200 bin arasında bir sayıda Çeçen yine Kazakistan’a sürgün edildi. Çeçenler’in büyük bölümü 1970’lerde ülkelerine geri döndüler (Polian, 2004, s. 156, 199-201). Sayıca önde gelen örneklere değindiğimiz bu sürgünler, SSCB’nin yıkılışına kadar Kazakistan’ı kozmopolit bir sömürge kolonisine çevirmiştir. SSCB döneminde15 açlık, savaşlar, ayaklanmalar ve Rus egemenliğindeki diğer bölgelerden yapılan sürgünler nedeniyle, Kazaklar, 20 nci yüzyılın ortalarında kendi ülkelerinde azınlık durumuna düşmüştü. Daha 1937’de slav kökenli nüfus (Rus ve Ukraynalılar) Kazak nüfusu geçmişti. 1940’larda sadece Rus nüfus bile Kazak nüfusundan fazlaydı. 15 Sovyet dönemini Nazarbayev şu şekilde değerlendirmişti: “Aslında, Sovyet döneminin bütün tarihi, çok büyük ve aralıksız bir halk sırasıdır. Toplama kampı sırası, göç sırası, ihtiyaç malları sırası, daire sırası, araba sırası ve diğer kronik ve kapsamlı yokluklar sırası.” (Nazarbayev, 1997, s. 21) 30 Tablo 3. Kazakistan’da Nüfusun Etnik Dağılımı (1937-1989) 193716 195917 197017 197917 198918 Toplam 5.126.676 9.309.847 13.008.726 14.684.283 16.464.464 Kazak 2.181.520 2.794.966 4.234.166 5.289.349 6.534.616 Rus 1.917.673 3.974.229 5.521.917 5.991.205 6.227.549 Alman 80.568 659.751 858.077 900.207 957.518 Ukraynalı 549.859 762.131 933.461 897.964 896.240 Tatar 92.096 191.925 287.712 313.460 327.982 Özbek 109.978 136.570 216.340 263.295 332.017 Belaruslu --- 107.463 198.275 181.491 182.601 Uygur 32.982 59.840 120.881 147.943 185.301 Koreli --- 74.019 81.598 91.984 103.315 Azerbaycanlı --- 38.362 57.699 73.345 90.083 Polonyalı --- 53.102 61.445 61.136 59.956 Yunanlı --- 55.543 51.161 49.930 46.746 Başkurt --- 8.742 21.442 32.499 41.847 Mordvin 21.511 25.499 34.371 31.424 30.036 Moldovalı --- 14.844 26.025 30.256 33.098 Türk --- 9.916 18.456 25.820 49.567 Yahudi --- 28.048 27.689 23.466 18.492 Dungan 7.007 9.980 17.284 22.491 30.165 Çuvaş --- 11.255 22.871 22.310 22.305 Tacik --- 8.075 15.981 19.293 25.514 Kürt --- 6.109 12.313 17.692 25.425 Udmurt --- 3.891 15.786 15.460 15.855 Ermeni --- 9.284 12.814 14.022 19.119 Kırgız 5.024 --- --- --- 14.112 Çeçen --- --- --- --- 49.507 Diğerleri19 128.458 266.303 160.962 168.241 145.498 Kazakistan’da Rus nüfus en çok SSCB döneminde arttı. Rus ihtilaline kadar Kazak topraklarında 2 milyondan daha az Rus yaşarken, 1960’larda 4 milyon, 1970’lerde 5,5 milyon, 1980’lerde 6 milyon, 1990’ların başında 6,2 milyon Rus Kazakistan’da yerleşikti. 16 SSCB Devlet İstatistik Komitesi, 1988a, s. 23. 17 SSCB Devlet İstatistik Komitesi, 1988b, s. 105. 18 Birleşmiş Milletler, 2006. 19 Listeye alınmayan diğer toplulukların nüfusu, toplama göre ayrıca hesaplanmıştır. 31 Şekil 3. Kazak SSC Etnik Yapısı (1937-1989) Daha önce belirtildiği gibi, Koreliler, SSCB’nin uzak doğu bölgelerinden 1937’de Kazakistan’a sürüldü. 1941-1942 yıllarında yaklaşık 444 bin Alman (Volga Almanı) Kazakistan’a gönderilmişti. 35 binden fazla Polonyalı 1936 yılında Kazakistan’a sürgün olarak gelmişlerdi. SSCB yönetimi tarafından 1954 yılından itibaren Kazak bozkırlarının tarıma açıldığı “bakir topraklar kampanyası” sırasında da çoğu Rus ve Ukraynalı yüzbinlerce kişi Kazakistan’a getirilmişti. Sonuçta, 1989 yılında Kazaklar, kendi ülkelerinin toplam nüfusunun ancak %40’ını oluşturuyorlardı. 3.5. SSCB’NİN ÇÖKÜŞÜ VE KAZAKİSTAN’IN BAĞIMSIZLIĞINI KAZANMASI Kimilerine göre SSCB’nin çöküşünün başlangıcı20 olan Jeltoksan21 olayları, Kazakistan’daki ulusal bilincin bir yansıması olarak görülebilir. Aslında protestoların sebebi aynı zamanda bunun kanıtı gibidir. 20 Nazarbayev’e göre, Rusya’nın 12 Haziran 1990’da bağımsızlığını ilan etmesi SSCB’nin çöküşünün başlangıcıdır. “Rusya, kimden bağımsızlığını ilan etmişti? SSCB’den mi yoksa birlik cumhuriyetlerinden mi?” diye sorar. Bağımsızlık ilanının fikri arka planında, daha sonra Boris Yeltsin tarafından Başbakan yapılmak istenen ancak Rusya Yüksek Sovyeti’nin onun yerine Viktor Çernomirdin’in atanmasını onayladığı, neoliberal İgor Gaydar vardı (Nazarbayev, 2006, s. 155). 21 Jeltoksan, Kazak lehçesinde “Aralık” anlamına gelmektedir. K A Z A K K A Z A K K A Z A K K A Z A K K A Z A K R U S R U S R U S R U S R U S A lm an A lm an A lm an A lm an A lm an U kr ay na lı U kr ay na lı U kr ay na lı U kr ay na lı U kr ay na lı T at ar T at ar T at ar T at ar T at ar Ö zb ek Ö zb ek Ö zb ek Ö zb ek Ö zb ek D iğ er D iğ er D iğ er D iğ er D iğ er 0 1.000.000 2.000.000 3.000.000 4.000.000 5.000.000 6.000.000 7.000.000 1937 1959 1970 1979 1989 N üf us (K iş i) Kazak SSC Etnik Yapısı 32 Kazakistan SSC Komünist Partisi Merkez Komitesi, 16 Aralık 1986’da tek gündemle toplanmış ve 18 dakika süren oturumda, Komünist Partisi I. Sekreterliğine, bu görevi 1964’ten beri yürüten Dinmuhammed Kunayev’in yerine, bir Rus olan Genadi Kolbin’in (önceki görevi, Rusya’nın Ulyanovsk bölgesi Komünist Parti Genel Sekreteri) atanmasını kararlaştırmıştı (Abdakimov, 1994, s. 193). Kazak kökenli olmayan bir kişinin ülkenin en üst devlet yönetimine atanması, Kazak halkında tepkiye neden oldu. Protestolar üç gün sürdü ve “Metel 1986” (kar fırtınası, tipi anlamına gelmektedir) adı verilen operasyonla, Genadi Kolbin’in yanı sıra, Sovyetler Birliği Komünist Partisi Politbüro üyesi M.S. Solomentsev’in idaresinde yaklaşık 40 bin kişilik bir silahlı güçle hızla bastırıldı (Kozıbayev, 2007, s. 149). Şahanov’a22 göre, göstericilerin dağıtılması sırasında 168 kişi öldü. Olaylar sonrasında 2400 kişi tutuklandı, bunların 2302’si Kazak’tı. 2 kişi idama mahkûm edildi (Kozıbayev, 2007, s. 152). Bu iki kişiden biri olan Kayrat Rıskulbekov’a verilen ceza, tüm uluslararası baskılara rağmen değiştirilmedi. Rıskulbekov, Semipalatinsk’te hapishanede öldü (veya öldürüldü) (Abdakimov, 1994, s. 198). Genadi Kolbin, bütün bu olaylara rağmen 1989 yılına kadar bu göreve devam etti. 1989 Haziran ayında Komünist Partisi I. Sekreterliğine Nursultan Nazarbayev seçildi. Kazak SSC’de en üst yönetim seviyesi, 24 Nisan 1990’da Cumhurbaşkanlığı olarak değiştirildi ve bu göreve Nursultan Nazarbayev getirildi. SSCB’nin ortadan kalktığını tescil eden resmi belge, 8 Aralık 1991’de Belarus’un Brest kenti yakınında, Belovejskaya Puşa ormanı içindeki “Viskuli” adlı resmi konutta, Belarus, Ukrayna ve Rusya liderlerinin (sırasıyla Stanislav Şuşkeviç, Leonid Kravçuk ve Boris Yeltsin) imzaladığı Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) Kuruluş Anlaşması ve 21 Aralık 1991 tarihli Ek Protokol’dür (Almatı Bildirisi) (Kozıbayev ve Majitov, 2002, s. 323). BDT’nin kurulmasının ardından Kazak SSC, 16 Aralık 1991’de bağımsızlığını ilan etti. 22 1990’da kurulan Kazak SSC Yüksek Sovyeti’nin Aralık Olayları’nı Araştırma Komisyonu Başkanı (Kozıbayev, 2007, s. 146). 33 3.6. NURSULTAN A. NAZARBAYEV Nursultan Abişeviç Nazarbayev, 6 Temmuz 1940’da Almatı Bölgesi’nde doğdu. 1960 yılında Karaganda Metalurji Fabrikası’nda çalışmaya başladı, 1967 yılında bu fabrikaya bağlı teknik yüksek okulu bitirdi. 1969-1973 arasında Karaganda bölgesinde yer alan Temirtau kentinde parti çalışmaları yürüttü. 1973-1977 yıllarında Karaganda Metalurji Fabrikası parti sekreterliği yaptı. 1977-1979 arasında Karaganda bölge parti komitesi ikinci sekreteriydi. 1979-1984 yıllarında Kazakistan Komünist Partisi Merkez Komitesi Sekreterliği görevini yürüttü. 1984-1989 arasında Kazak SSC Bakanlar Kurulu Başkanlığı görevinde bulundu. Bağımsızlıktan kısa süre önce, 1989-1991 yıllarında Kazakistan Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteriydi. Ayrıca, Nisan 1990’da Kazakistan Cumhuriyeti Başkanı seçilmişti (resmi bağımsızlık ilanından önce) (Morozov, 2005, s. 114-115). Nursultan Nazarbayev, Kazakistan’ın ilk ve başkanı olarak yaklaşık 30 yıl ülkeyi yönetti. Nazarbayev, henüz görev süresinin dolmasına 2 yıla yakın bir süre varken, beklenmedik bir şekilde 19 Mart 2019 tarihinde görevinden istifa ederek, yerini Senato Başkanı Kasım Cömert Tokayev’e devretti. Bu tarihten sonra, Kazakistan Güvenlik Konseyi ve Anayasa Konseyi üyelikleri ile Nur Otan Partisi Genel Başkanı olarak görev yapacağı basında yer almıştır. 3.7. BAĞIMSIZLIK SONRASI SİYASİ TARİH (1991-2016) Kazakistan’ın bağımsızlığının hukuki temeli, 16 Aralık 1991 tarihli “Kazakistan Cumhuriyeti’nin Devlet Olarak Bağımsızlığı Hakkında Kanun”du.23 Bu yasanın kabulüne kadar Kazakistan, 1978 tarihli Kazak SSC Anayasası’na göre yönetilmekteydi. Bağımsızlık ilanından kısa süre sonra, 21 Aralık 1991’de eski SSCB Cumhuriyetlerinden onbirinin devlet başkanlarının24 katılımıyla Alma Ata’da Bağımsız Devletler 23 Aslında bundan bir yıl önce, 25 Ekim 1990’da, Kazak SSC Yüksek Sovyeti tarafından Kazak SSC’nin bağımsızlığı ilan edilmişti, ancak bu hukuki değil, daha çok siyasi bir belgeydi. 24 Azerbaycan, Belarus, Ermenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Moldova, Özbekistan Rusya, Tacikistan, Türkmenistan ve Ukrayna. 34 Topluluğu’nun (BDT) kuruluşu kararlaştırıldı. Kazakistan, 2 Mart 1992’de Birleşmiş Milletler üyeliğine kabul edildi (Morozov, 2005, s. 41-42). Bağımsızlığın ilanından bir yıl sonra, 28 Ocak 1993’te ülkenin ilk Anayasası Yüksek Sovyet tarafından (o zamanki meclis) kabul ve ilan edildi. Ancak, ilk Anayasa Nazarbayev’in istediği gibi olmadı. İki kamaralı meclis, özel mülkiyet, meclisin feshi, Devlet Başkanının yargılanması gibi konular Anayasa’da istenildiği gibi yer bulamamıştı. Hem Prezidyum hem de Yüksek Sovyet bu tekliflere kesin olarak karşıydı. Nazarbayev’e göre, Meclis (Yüksek Sovyet), başkanı dâhil olmak üzere yürütme önünde engel oluşturuyor, kendini daha yetkili görüyordu, özellikle ekonomik ve hukuksal reformlar yapılamıyordu. Nazarbayev’in Yüksek Sovyet’in başındaki isim Serikbolsın Abdildin ile arası açılmıştı. 25 Yasama ve yürütme arasındaki uyuşmazlık, ayrıca ekonomik koşulların kötüleşmesinin siyasi sonuçları oldu. 16 Kasım 1993’te Almatı’ya bağlı Alatau yerel yönetimi kendini fesih kararı aldı. Ertesi gün Lenin ve Oktiyabr yerel yönetimleri, ardından diğer yerel yönetimler kendini feshetti. Sorun Yüksek Sovyet’e taşındı. 360 Yüksek Sovyet milletvekilinden 200’ü istifa etti. Bu gelişmenin sonucu Yüksek Sovyet’in kendini feshetmesi oldu. 7 Mart 1994 tarihinde Yüksek Sovyet seçimleri yapıldı. Yeni Meclis yapısı da Nazarbayev’i tatmin etmedi. Çok yavaş karar alabilen bu Meclis de ancak yedi yasa çıkarabilmişti (Nazarbayev, 2006, s. 63). Yeni Meclis, beklenmeyen bir durumla karşı karşıya kaldı. T.G. Kvyatkovski adlı bir vatandaşın başvurusunu değerlendiren Anayasa Mahkemesi, 6 Mart 1995 tarihli kararıyla son seçimlerin (dolayısıyla yeni Yüksek Sovyet’in), Merkezi Seçim Komisyonu’nun oy sayımıyla ilgili kararının “bir seçmen – bir oy” ilkesini ihlal etmek suretiyle yaygın usulsüzlüğe sebep olduğu gerekçesiyle, geçersiz olduğuna hükmetti. Meclis faaliyetlerinin bir anda yasal temelinin ortadan kalkması üzerine, 10 Aralık 1993 tarihli Başkan ve yerel yönetimlere geçici yönetim yetkisi veren, ayrıca Başkan’a kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi tanıyan yasa tekrar yürürlüğe girdi. Bu geçici dönemde Nazarbayev, toplam 140 dolayında kararname yayımladı, ekonomik alanda pek çok reform bu kararnamelerle yürürlüğe girdi (Nazarbayev, 2006, s. 67-70). 25 Abdildin sonraki yıllarda Komünist Partisi lideri oldu (Nazarbayev, 2006, s. 56, 63). 35 Nazarbayev’in de isteğiyle hükümet 11 Mart 1995’te istifa etti. Ardından Merkezi Seçim Komisyonu da istifasını sundu. Nazarbayev, Akejan Kajegeldin’i yeni hükümeti kurmakla görevlendirdi. Ülkede meclis ve hükümetin olmadığı bu ortamda, Nazarbayev, 29 Nisan 1995’te Başkan’ın (yani kendisinin) yönetim yetkilerinin uzatılmasını öngören bir referanduma gidilmesine dair kararnamesini yayımladı. Referandumda, ülkedeki 9,1 milyon seçmenden 8,3 milyonu oy kullandı. Bunlardan 7,9 milyonunun (%95,4) oyuyla, 1 Aralık 1991’de seçilmiş olan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’in görev süresi, 1 Aralık 2000 tarihine kadar uzatıldı. Nazarbayev’in görev süresinin uzamasının ardından yeni bir anayasa hazırlandı ve 30 Ağustos 1995’te halk oylamasına sunuldu. Yeni anayasanın halk oylamasında seçmenlerin %90,1’i oy kullandı, %89 kabul oyuyla yürürlüğe girdi (Nazarbayev, 2006, s. 88). Yeni Kazakistan Anayasasına göre, üniter yapı ve kuvvetler ayrılığı ilkesinin söz konusu olmadığı bir Başkanlık sistemi benimsendi. Ülkenin bölgesel idaresi, 19 “oblast”26 ve 2 şehir (Almatı, Leninsk) olarak belirlendi. Bu idarelerin yöneticileri, Başbakan’ın teklifi ve Başkan’ın onayı ile atanan “akim”lerdi. 1995 Anayasası’nda ilk kez toprak mülkiyetinin kanunla belirlenen şartlarda özel mülkiyete bırakılabileceği, devlet dilinin Kazakça olduğu ancak Rusça’nın da kamu kuruluşlarında resmi olarak Kazakça ile aynı derecede kullanılacağı yer aldı. Ayrıca, denetleme unsuru olarak Anayasa Konseyi kuruldu. SSCB zamanında Kazakistan ülkenin başlıca nükleer deneme bölgesiydi. Kazakistan’a 1216 nükleer savaş başlığı miras kalmıştı. Bu sayı ile dünyanın 4 üncü büyük nükleer savaş gücüne sahipti. Savaş başlıklarının yanı sıra bunların üretecek veya modernize edecek teknolojik altyapı da mevcuttu. İlk denemenin yapıldığı 29 Ağustos 1949’dan bağımsızlığa kadar geçen sürede Kazakistan’da bulunan Semipalatinsk Nükleer Poligonu’nda, toplamda Hiroşima’ya atılan bombanın 2500 katına ulaşan, 456 nükleer deneme (patlama) gerçekleştirildi. Nükleer deneme sahası 4500 kilometrekarelik bir alanı (Semipalatinsk, Pavlodar, Güney Kazakistan’ın büyük bölümü ve Karag