T.C. HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ AĞIZDA DAĞILAN TABLET FORMÜLASYONLARININ IN VITRO KARAKTERİZASYONLARI VE PERMEABİLİTELERİ ÜZERİNE FARKLI YARDIMCI MADDELERİN VE BASIM TEKNİKLERİNİN ETKİSİ Ecz. Özge Didem ULUHAN Biyofarmasötik ve Farmakokinetik Programı YÜKSEK LİSANS TEZİ ANKARA 2019 T.C. HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ AĞIZDA DAĞILAN TABLET FORMÜLASYONLARININ IN VITRO KARAKTERİZASYONLARI VE PERMEABİLİTELERİ ÜZERİNE FARKLI YARDIMCI MADDELERİN VE BASIM TEKNİKLERİNİN ETKİSİ Ecz. Özge Didem ULUHAN Biyofarmasötik ve Farmakokinetik Programı YÜKSEK LİSANS TEZİ TEZ DANIŞMANI Prof. Dr. Selma ŞAHİN ANKARA 2019 HACETTEPE UNiVERSiTESi iii SAGLIK BiLiMLERi ENSTiTUSU AGIZDA DAGILAN TABLET FORM0LASYONLARININ IN VITRO KARAKTERiZASYONLARI VE PERMEABiLiTELERi 0ZERiNE FARKLI YARD IM CI MADDELERiN VE BASIM TEKNiKLERiNiN ETKiSi Ecz. Ozge Didem ULUHAN Dam�man: Prof. Dr. Selma �AHiN Bu tez 9ah�mas1 04.09.2019 tarihinde jilrimiz tarafmdan "Biyofarmasotik ve Farmakokinetik Program1"nda yilksek lisans tezi olarak kabul e ilmi�tir. Jiiri Ba�kam: Tez Dam�mam: Oye: Oye: Oye: Prof. Dr. Levent ONER Hacettepe Universitesi Prof. Dr. Selma �AHiN Hacettepe Oniversitesi Do9. Dr. Zeynep �afak TEKSiN Gazi Universitesi D09. Dr. Tuba iNCE<;A YIR Gazi Dniversitesi Dr. Ogr. D�esi Tugba GULSUN iNAL � , Hacettepe 1:J}tiversitesi - r . Bu tez Hacettepe Universitesi Lisansilstil Egitim-Ogretim ve Smav Yonetmeliginin ilgili maddeleri uyarmcajilri tarafmdan uygun bulunmu�tur. 2 4 EYlul 2019 Prof. Dr. Diclehan ORHAN Enstitii MiidUrii vi TEŞEKKÜR Yüksek lisans ve tez çalıĢmalarım süresince her konuda destek ve yardımcı olan, daima hoĢgörü ile yol gösterici olan, değerli tez danıĢmanım Sn. Prof. Dr. Selma ġAHĠN’e, Tez çalıĢmamın araĢtırma ve deneysel kısımlarında akıl danıĢtığım, Ankara’da olamadığım için yürütemediğim tüm idari ve deneysel süreçlerde desteklerini esirgemeyen ve beni daima motive eden sevgili Dr. Öğr. Üyesi Tuğba GÜLSÜN ĠNAL’a, Hücre kültürü çalıĢmalarım için verdiği desteğin yanı sıra, her türlü konuda yardımcı olan sevgili Dr. Ecz. Yağmur AKDAĞ ÇAYLI’ya; Ankara’da olamadığım zamanlarda deneysel çalıĢmalarım için gerekli olan ön hazırlıkların yapılması, malzeme tedariğinin sağlanması gibi pek çok süreçte yardım ve destek sağlayan, ayrıca istatistiksel hesaplama konusunda bilgi ve tecrübeleriyle beni yönlendiren sevgili Ecz. Nihan ĠZAT’a; UV analizlerim sırasında bilgi ve tecrübeleriyle çalıĢmalarıma destek olan sevgili Ecz. Naile ÖZTÜRK’e Tez çalıĢmalarımda etkin madde olarak kullandığım trimetobenzamit hidroklorürü sağlayan Kurtsan Ġlaçları A.ġ 'ye; yardımcı maddeleri temin eden ĠLKO Ġlaç San. ve Tic. A.ġ’ye, FT-IR spektroskopisi analizlerim için yardımcı olan Dr. Öğr. Üyesi Keriman ÖZADALI SARI’ya ve Ecz. Merve ZENGĠN’e,; çalıĢmalarım boyunca desteklerini esirgemeyen tüm Hacettepe Üniversitesi Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı’ndaki değerli hocalarıma, tüm diğer arkadaĢlarıma, Ankara’ya geldiğim süre boyunca evini açan, deneysel sürecimi ve tezimi tamamlamama çok büyük katkı sağlayan sevgili arkadaĢım Ecz. Dilara IġIK’a, Ankara’da olamadığım için tezimin jüriye teslim edilmesinde yardımcı olan sevgili arkadaĢım Ecz. Funda ĠPEK’e, AraĢtırmamıza proje desteği sağlayan Hacettepe Üniversitesi Bilimsel AraĢtırma Projeleri Koordinasyon Birimi’ne, Gösterdikleri sonsuz sevgi ve anlayıĢlarıyla, hayatımın her anında beni destekleyen çok değerli aileme, En içten teĢekkür ve Ģükranlarımı sunarım. vii ÖZET Uluhan, Ö.D. Ağızda Dağılan Tablet Formülasyonlarının In Vitro Karakterizasyonları ve Permeabiliteleri Üzerine Farklı Yardımcı Maddelerin ve Basım Tekniklerinin Etkisi. Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Biyofarmasötik ve Farmakokinetik Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2019. Ağızda dağılan tabletler, pediyatrik ve geriyatrik, yutma güçlüğü çeken, nörolojik hastalıkları olan kişilerde konvansiyonel tabletlere göre daha kolay ve güvenle uygulanabilir. İlave su tüketime veya özel uygulama koşuluna ihtiyaç duyulmaksızın, tükürük ile teması sonrası ağızda kısa sürede dağılırlar. Mide bulantısı ve kusma, klinikte yaygın olarak karşılaşılan, kişinin günlük hayatını sınırlayan hastalıklardır. Trimetobenzamit hidroklorür, mide bulantısı ve kusmanın akut tedavisinde yaygın olarak kullanılan antiemetik bir ilaçtır. Bu tez çalışması kapsamında, trimetobenzamit hidroklorürün direkt basım ve dondurarak kurutma teknikleri kullanılarak on sekiz farklı ağızda dağılan tablet formülasyonu geliştirilmiştir. F4, F8, F15 ve F16 hariç tüm formülasyonların üç dakikadan daha kısa süre içerisinde suda ve yapay tükürük ortamında (pH 6,8) dağıldığı görülmüştür. Geliştirilmiş olan formülasyonların konvansiyonel tablet ile benzerliği, benzerlik faktörü hesaplanarak çözünme profillerinin benzer olmadığı; ancak F3, F4, F11, F12, F15, F17 ve F18 formülasyonlarının konvansiyonel tablete göre 45. dakikada daha yüksek çözünme değerlerine ulaştığı görülmüştür. Caco-2 hücre kültürü üzerinde gerçekleştirilmiş olan permeabilite çalışmaları ile, formülasyonda kullanılan yardımcı maddelerin trimetobenzamit hidroklorürün permeabilitesini artırdığı görülmüştür, ancak formülasyonların permeabiliteleri arasında farklılıkların istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0,05). Sonuç olarak bu tez çalışması ile, uluslararası ve Türkiye ilaç piyasasında ağızda dağılan tablet preparatı ve literatür çalışması bulunmayan trimetobenzamit hidroklorürün ağızda dağılan tablet formülasyonlarının geliştirilmesi için katkı sağlayacağı düşünülen formülasyonlar önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Trimetobenzamit hidroklorür, Caco-2, süperdağıtıcı, dondurarak kurutma Bu tez çalışması Hacettepe Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi tarafından THD-2018-17646 numaralı proje ile desteklenmiştir. viii ABSTRACT Uluhan, Ö.D. The Effect of Different Excipients and Compression Techniques on In Vıtro Characterization and Permeability of Orally Disintegrating Tablet Formulations. Hacettepe University Graduate School of Health Sciences Master Thesis in Biopharmaceutics and Pharmacokinetics Ankara, 2019. Orally disintegrating tablets are easier and safer to administered in pediatric and geriatrics, patients with difficulty in swallowing and neurological diseases compared with conventional tablets. Orally disintegrating tablets easily disintegrate in the mouth after contact with saliva without need of drinking water or specific administration condition. Nausea and vomiting are common diseases in the clinic which limits daily life. Trimethobenzamide hydrochloride is an antiemetic drug which commonly used for acute treatment of nausea and vomiting. In the scope of this study, eighteen orally disintegrating tablet formulations of trimethobenzamide hydrochloride are developed by direct compression and freeze drying methods. All formulations except F4, F8, F15 and F16 disintegrated in distilled water and stimulated saliva (pH 6.8) within three minutes. Similarity between developed formulations and reference tablet was evaluated by calculating similarity factor, and dissolution profiles were not found similar; however dissolution of F3, F4, F11, F12, F15, F17 and F18 formulations were found higher than conventional tablet dissolution at 45 minutes. Permeability studies performed by using Caco-2 cell line proved that excipients used in the formulations increase permeability of trimethobenzamide hydrochloride. However, differences in permeability values of the formulations were not found statistically significant (p>0.05). As a result of this study, orally disintegrating formulations which are believed to contribute to the development of orally disintegrating tablet formulations of trimethobenzamide hydrochloride which has not any orally disintegrating tablet preparation on the worldwide market and literatures are proposed. Keywords: Trimethobenzamide hydrochloride, Caco-2, superdisintegrants, freeze drying This thesis has been supported by Hacettepe University Scientific Research Projects Coordination Unit with the project numbered THD-2018-17646. ix İÇİNDEKİLER ONAY SAYFASI YAYIMLAMA VE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI BEYANI ETİK BEYAN SAYFASI TEŞEKKÜR ÖZET ABSTRACT İÇİNDEKİLER SİMGELER ve KISALTMALAR ŞEKİLLER TABLOLAR 1. GİRİŞ 2. GENEL BİLGİLER 2.1. Ağızda Dağılan Tabletler 2.1.1. Üstünlükleri 2.1.2. Zorlukları 2.1.3. ADT’lerde Olması İstenilen Özellikler 2.1.4. ADT için Etkin ve Yardımcı Madde Seçerken Dikkat Edilmesi Gereken Özellikler 2.1.5. ADT’lerin Geliştirilmesi Sırasında Kullanılan Üretim Teknikleri 2.1.6. ADT’lerin Piyasa Preparatları 2.2. Bulantı ve Kusma 2.2.1. Antiemetik İlaçlar 2.3. Trimetobenzamit Hidroklorür (TMB) 2.3.1. Fizikokimyasal Özellikleri 2.3.2. Tanıma ve Miktar tayini 2.3.3. Farmakolojik Özellikleri 2.3.4. Farmakokinetik Özellikleri 2.3.5. Doz 2.3.6. Piyasa Preparatları iii iv v vi vii viii ix x xi xii 1 3 3 4 5 6 6 7 16 21 23 27 27 27 28 29 30 30 ix 2.4. Hücre Kültürü Çalışmaları 2.4.1. Hücre Kültürü Çalışmalarının Üstünlükleri ve Sakıncaları 2.4.2. Hücre Kültürü Modelinin Seçilmesinde Dikkat Edilmesi Gereken Parametreler 2.4.3. İntestinal Epitelden İlaç Emilimi 2.4.4. Caco-2 Hücreleri 3. GEREÇ VE YÖNTEM 3.1. Kullanılan Kimyasal/Biyolojik Maddeler 3.2. Kullanılan Aletler ve Cihazlar 3.3. Etkin Maddenin Fizikokimyasal Özellikleri Üzerinde Yapılan Çalışmalar 3.3.1. TMB’nin FT-IR Spektrumu 3.3.2. TMB’nin X-ışını Kırınımı Analizi 3.3.3. TMB’nin SEM Analizi 3.3.4. TMB’nin DSC Analizi 3.3.5. TMB’nin UV Spektrumu 3.3.6. TMB’nin Miktar Tayini Yöntemi 3.4. Formülasyon Çalışmaları 3.4.1. TMB İçeren Ağızda Dağılan Tablet (ADT) Formülasyonlarının Geliştirilmesi 3.5. TMB İçeren ADT Formülasyonlarının Toz Karışımları Üzerinde Yapılan Kontroller 3.5.1. Akışkanlık ve Yığın Açısı (Angle of Repose) 3.5.2. Kütle Dansitesi/Görünür Dansite (Bulk density) ve Sıkıştırılmış Dansite (Tapped Density) 3.5.3. Basılabilirlik İndeksi ve Hausner Oranı 3.5.4. Nem Tayini 3.6. TMB İçeren ADT Formülasyonları Üzerinde Yapılan In Vitro Kontroller 3.6.1. Kalınlık ve Çap Tayini 3.6.2. Sertlik Tayini 3.6.3. İçerik Tekdüzeliği/Ağırlık Sapması Tayini 3.6.4. Kırılganlık (Friyabilite) Tayini 3.6.5. Dağılma Tayini 32 33 34 35 38 41 41 42 44 44 44 44 44 44 44 48 48 49 49 53 53 54 54 54 54 54 54 55 ix 3.6.6. Islanma Süresi ve Su Absorplama Kapasitesi 3.6.7. Çözünme Tayini 3.6.8. Porozite Tayini 3.6.9. SEM Analizi 3.7. TMB ile ADT Formülasyonlarında Kullanılan Yardımcı Maddeler Arasındaki Etkileşimin İncelenmesi için Yapılan In Vitro Kontroller 3.7.1. FT-IR Spektrumu 3.7.2. X-ışını Kırınımı Analizi 3.7.3. DSC Analizi 3.8. Hücre Kültürü Çalışmaları 3.8.1. Kullanılan Hücre Hatları 3.8.2. Hücre Kültürü Çalışmalarında Kullanılan Ortam 3.8.3. Kültür Çalışmaları İçin Hücrelerin Hazırlanması 3.8.4. Permeabilite Çalışmaları İçin Hücrelerin Hazırlanması 3.8.5. Permeabilite Çalışmaları 3.9. İstatistiksel Analiz 4. BULGULAR 4.1. Etkin Maddenin Fizikokimyasal Özellikleri Üzerinde Yapılan Çalışmalar 4.1.1. TMB’nin FT-IR Spektrumu 4.1.2. TMB’nin X-ışını Kırınımı Analizi 4.1.3. TMB’nin SEM Analizi 4.1.4. TMB’nin DSC Analizi 4.1.5. TMB’nin UV spektrumu 4.1.6. TMB’nin Miktar Tayini Yöntemi ve Validasyonu 4.2. TMB İçeren ADT Formülasyonları Toz Karışımları Üzerinde Yapılan Kontroller 4.3. TMB İçeren ADT Formülasyonları Üzerinde Yapılan In Vitro Kontroller 4.3.1. Kalınlık ve Çap Tayini 4.3.2. Sertlik Tayini 4.3.3. Ağırlık Sapması Tayini 4.3.4. Kırılganlık Tayini 4.3.5. Dağılma Testi 56 56 57 58 58 58 58 58 59 59 59 59 60 60 61 62 62 62 64 64 65 65 67 81 83 83 84 84 85 86 ix 4.3.6. Islanma Süresi ve Su Absorplama Kapasitesi 4.3.7. Çözünme Çalışmaları 4.3.8. Porozite Tayini 4.3.9. Taramalı Elektron Mikroskop (SEM) Analizi 4.4. TMB ile Yardımcı Maddeler Arasındaki Etkileşimin İncelenmesi için Yapılan In Vitro Kontroller 4.4.1. FT-IR Spektrumu 4.4.2. X-ışını Kırınımı Analizi 4.4.3. Diferansiyel Kalorimetre (DSC) Analizi 4.5. Hücre Kültürü Çalışmaları 4.5.1. Caco-2 Tek Tabaka Hücre Bütünlüğünün Değerlendirilmesi 4.5.2. Permeabilite Çalışmaları 5. TARTIŞMA 5.1. TMB’nin Analitik Yöntem Validasyonunun Değerlendirilmesi 5.2. TMB’nin Fizikokimyasal Özellikleri Üzerinde Yapılan Çalışmalar 5.3. Yardımcı Maddelerin Seçimi 5.4. Geliştirilen ADT’lere ait Toz Karışımları Üzerinde Yapılan Kontroller 5.5. Geliştirilen ADT’ler Üzerinde Yapılan In Vitro Kontroller 5.6. TMB ile Yardımcı Maddeler Arasındaki Etkileşimin İncelenmesi 5.7. Hücre Kültürü Çalışmaları 5.7.1. Caco-2 Hücrelerinin Hücre Bütünlüğünün Değerlendirilmesi 5.7.2. Permeabilite Çalışmaları 6. SONUÇ VE ÖNERİLER 7. KAYNAKLAR 8. EKLER EK-1: Tez Çalışması Orijinallik Raporu EK-2: Dijital Makbuz 9. ÖZGEÇMİŞ 86 89 94 96 102 102 111 111 112 112 112 114 114 116 116 121 125 136 139 139 140 142 145 x SİMGELER ve KISALTMALAR 5-HT3 5-hidroksitriptamin (Serotonin) reseptörü ABD Amerika Birleşik Devletleri ADT Ağızda dağılan tablet BCS Biyofarmasötik Sınıflandırma Sistemi (Biopharmaceutic Classification System) D2 Dopaminerjik reseptör DMEM Dulbecco’s Modified Eagle’s Medium DSC Diferansiyel taramalı kalorimetre EMA Avrupa İlaç Ajansı (European Medicines Agency) EP Avrupa Farmakopesi (European Pharmacopeia) FBS Fetal bovin serum FDA Amerika Gıda ve İlaç Dairesi (United States Food and Drug Administration) FT--IR Fouirer Transform Infrared Spektrofotometre H1 Histaminerjik reseptör HBSS Hank’s dengeli tuz çözeltisi (Hank’s Balanced Salt Solution) HEPES Hidroksietil piperazin etan sülfonik asit HPMC Hidroksipropil metil selüloz ICH Uluslararası Harmonizasyon Komitesi (International Conference on Harmonisation) KUB Kemoreseptör uyarı bölgesi (chemoreceptor trigger zone) LOD Teşhis sınırı (Limit of Detection) LOQ Tayin alt sınırı (Limit of Quantitation) M1 Muskarinik reseptör MCC Mikrokristal selüloz MDR Çoklu ilaç rezistansı (Multidrug resistance) MRP1 MDR-ilişkili protein (MDR-associated protein) NK1 Nörokinin reseptörü (P maddesi) P-g P- glikoprotein PEG Polietilen glikol x RC Rejenere selüloz membran filtre (regenerated cellulose) RME Reseptör-aracılı endositoz sistemi (receptor-mediated endocytosis) SEM Taramalı elektron mikroskopu SH Standart hata SKT Son kullanma tarihi SS Standart sapma TEER Transepitel Elektrik Rezistans TMB Trimetobenzamit hidroklorür USP Amerikan Farmakopesi (United State Pharmacopeia) UV Ultraviyole spektroskopisi X̄ Ortalama xi ŞEKİLLER Şekil Sayfa 2.1 Kafurun süblimasyonu ile poröz yapıda elde edilmiş ADT’ler 10 2.2 Düşük ve yüksek erime derecesine sahip şeker alkolleri kullanılarak faz geçiş tekniği ile elde edilmiş ADT’ler 11 2.3 Beynin bulantı ve kusma ile ilişkili bölümlerinin şematik gösterimi 22 2.4 Kusma merkezi ve KUB uyaranlarının şematik gösterimi 22 2.5 TMB’nin kimyasal yapısı 27 2.6 TMB’nin metabolizasyon yolağı ve başlıca TMB metabolitleri 30 2.7 İnce bağırsaktan ilaç absorpsiyon yolakları a) Membran içinden pasif geçiş (transselüler transport) b) Taşıyıcı aracılı geçiş c) Hücreler arası pasif geçiş (paraselüler transport) d) Taşıyıcı aracılı dışa atım (Efflux) sistemi e) Reseptör aracılı endositoz 36 2.8 Caco-2 hücre kültürünün şematik olarak gösterimi 38 3.1 Direkt basım tekniği ile tablet üretiminin şematik olarak gösterimi 48 3.2 Dondurarak kurutma tekniği ile tablet üretiminin şematik olarak gösterimi 49 4.1 TMB’nin FT-IR spektrumu 63 4.2 TMB’ye ait X-ışını difraktogramı 64 4.3 TMB’ye ait SEM mikrografları a) x 2000; b) x 5000 64 4.4 TMB’ye ait DSC termogramı 65 4.5 TMB’nin (10 µg/mL) sudaki (a) ve HBSS’deki (b) UV spektrumu 66 4.6 TMB’nin distile sudaki kalibrasyon doğrusu ve denklemi 67 4.7 Formülasyonlarda kullanılan yardımcı maddelerin UV spektrumları (Ortam: Distile su, λ= 200-800 nm) 70 4.8 TMB’nin HBSS’deki kalibrasyon doğrusu ve denklemi 74 4.9 Formülasyonlarda kullanılan yardımcı maddelerin UV spektrumları (Ortam: HBSS, λ= 200-800 nm). 77 xi 4.10 Geliştirilen tüm ADT formülasyonlarına ait kalınlık analizi sonuçları 83 4.11 Geliştirilen tüm ADT formülasyonlarına ait çap analizi sonuçları 83 4.12 Geliştirilen tüm ADT formülasyonlarına ait sertlik analizi sonuçları 84 4.13 Geliştirilen ADT formülasyonlarına ait ağırlık sapması analizi sonuçları 85 4.14 Geliştirilen ADT formülasyonlarına ait kırılganlık analizi sonuçları 85 4.15 Geliştirilen ADT formülasyonlarına ait dağılma analizi sonuçları 86 4.16 Geliştirilen ADT formülasyonlarına ait ıslanma süresi analizi sonuçları 87 4.17 Geliştirilen ADT formülasyonlarına ait su absorplama kapasitesi analizi sonuçları 87 4.18 Geliştirilmiş ADT’ler ve referans ürüne ait çözünme profilleri 90 4.19 %40 süperdağıtıcı (Ludiflash ® , Parteck ® , Granfiller-D ® ) ve %6 - %12 Ac-Di-Sol ® içeren ADT’ler ve referans ürüne ait çözünme profilleri 92 4.20 %42,5 süperdağıtıcı (Ludiflash ® , Parteck ® , Granfiller-D ® ) ve %6 - %12 Ac-Di-Sol ® içeren ADT’ler ve referans ürüne ait çözünme profilleri 92 4.21 %5 - %7,5 sıradan dağıtıcı (Sodyum nişasta glikolat) ve %6 - %12 Ac-Di-Sol ® içeren ADT’ler ve referans ürüne ait çözünme profili 93 4.22 %2 - %4 jelatin içeren dondurarak kurulmuş ADT’ler ve referans ürüne ait çözünme profili 93 4.23 Her gruptan seçilmiş olan olan ADT’lere ait porozite (%) değerleri 94 4.24 F2’ye ait por büyüklüğü dağılımı histogramı 95 4.25 F5’e ait por büyüklüğü dağılımı histogramı 95 4.26 F10’a ait por büyüklüğü dağılımı histogramı 95 4.27 F13’e ait por büyüklüğü dağılımı histogramı 96 4.28 F17’ye ait por büyüklüğü dağılımı histogramı 96 xi 4.29 F2’ye ait SEM mikrografları a) x 2000; b) x 5000 97 4.30 F5’e ait SEM mikrografları a) x 2000; b) x 5000 98 4.31 F10’a ait SEM mikrografları a) x 2000; b) x 5000 99 4.32 F13’e ait SEM mikrografları a) x 2000; b) x 5000 100 4.33 F17’ye ait SEM mikrografları a) x 2000; b) x 5000 101 4.34 TMB’ye ait FT-IR spektrumu 102 4.35 Ludiflash ® ’a ait FT-IR spektrumu 102 4.36 Parteck ® ’e ait FT-IR spektrumu 103 4.37 Granfiller-D ® ’ye ait FT-IR spektrumu 103 4.38 Sodyum nişasta glikolata ait FT-IR spektrumu 103 4.39 Ac-Di-Sol ® ’a ait FT-IR spektrumu 104 4.40 Lactopress ® ’e ait FT-IR spektrumu 104 4.41 Pearlitol 200 SD ® ’ye ait FT-IR spektrumu 104 4.42 Sodyum stearil fumarata ait FT-IR spektrumu 105 4.43 Aerosil ® ’e ait FT-IR spektrumu 105 4.44 Asesülfam potasyuma ait FT-IR spektrumu 105 4.45 Portakal aromasına ait FT-IR spektrumu 106 4.46 Jelatine ait FT-IR spektrumu 106 4.47 Sodyum aljinata ait FT-IR spektrumu 106 4.48 PEG 4000’e ait FT-IR spektrumu 107 4.49 Pluronic F68’e ait FT-IR spektrumu 107 4.50 HPMC’ye ait FT-IR spektrumu 107 4.51 Simetikona ait FT-IR spektrumu 108 4.52 Ludiflash ® içeren ADT’lere (F1, F2, F3 ve F4) ait FT-IR spektrumları 108 4.53 Parteck ® içeren ADT’lere (F5, F6, F7 ve F8) ait FT-IR 109 xi spektrumları 4.54 Granfiller-D ® içeren ADT’lere (F9, F10, F11 ve F12) ait FT-IR spektrumuları 109 4.55 Sodyum nişasta glikolat içeren ADT’lere (F13, F14, F15 ve F16) ait FT-IR spektrumları 110 4.56 Dondurarak kurutma tekniği ile elde edilmiş ADT’lere (F17 ve F18) ait FT-IR spektrumları 110 4.57 TMB ve her gruptan seçilmiş olan ADT’lere ait X-ışını kristalogramları. 111 4.58 Her gruptan seçilmiş olan ADT’lere ait DSC termogramları 111 4.59 TMB ve geliştirilen tüm ADT’lere ait Caco-2 hücrelerden permeabilite çalışmaları sonucunda elde edilen görünür permeabilite katsayıları (Papp, (cm/s)) 113 xii TABLOLAR Tablo Sayfa 2.1 ADT’lerin üretilmesinde kullanılan konvansiyonel ve patentli teknikler 7 2.2 Uluslararası piyasada yer alan ADT preparatlarına örnekler 17 2.3 Türkiye piyasasında yer alan ADT preparatları 19 2.4 Türkiye piyasasında yer alan TMB içeren preparatlar 31 2.5 Uluslararası piyasada TMB içeren preparatlara örnekler 32 2.6 Hücre kültürü modelleri 35 3.1 TMB içeren ADT formülasyonlarının içerik ve miktarları 51 3.2 Çözünme testi koşulları 57 4.1 TMB miktar tayini yöntem-1 için gün içi ve günler arası doğruluk sonuçları 68 4.2 TMB miktar tayini yöntem-1 için gün içi ve günler arası kesinlik sonuçları 69 4.3 TMB’nin miktar tayini yöntem-1 için stabilite test sonuçları 73 4.4 TMB miktar tayini yöntem-2 için gün içi ve günler arası doğruluk sonuçları 75 4.5 TMB miktar tayini yöntem-2 için gün içi ve günler arası kesinlik sonuçları 76 4.6 TMB miktar tayini yöntem-2 için stabilite analiz sonuçları 80 4.7 ADT formülasyonlarına ait toz karışımlarının analiz sonuçları 82 4.8 ADT formülasyonlarına ait in vitro analiz sonuçları-1 88 4.9 ADT formülasyonlarına ait in vitro analiz sonuçları-2 89 4.10 ADT formülasyonları ve referans ürünarasında benzerlik faktörü (f2) sonuçları. 91 4.11 Her gruptan seçilmiş olan ADT’lere ait porozite (%) değerleri 94 xii 4.12 TMB ve geliştirilen tüm ADT’lere ait Caco-2 hücrelerden permeabilite çalışmaları sonucunda elde edilen görünür permeabilite katsayıları (Papp, (cm/s)) 112 1 1.GİRİŞ Mide bulantısı ve kusma klinikte oldukça yaygın olarak karşılaşılan, kişiye huzursuzluk hissi veren ve kişinin günlük hayatına devam etmesini sınırlayan hastalıklardır. Uzun yıllardır devam eden çalışmalara rağmen, bulantı ve kusmanın fizyolojisi henüz tam olarak belirlenememiştir. Mevcut araştırmaların sonuçları, bulantı ve kusmanın gelişmesinde pek çok fizyolojik uyaranın etkisinin olduğunu göstermektedir. Genel olarak bakıldığında ciddi olmayan hastalıklar gibi görülse de, bulantı ve kusma ilaç tedavilerinin yan etkisi, zehirlenme, ameliyat sonrası gelişen komplikasyon gibi zamanında müdahale edilmediği durumlarda ciddi sağlık problemleri doğurabilecek pek çok hastalığın habercisi niteliğindedir. Bulantı ve kusma, hastalığın altında yatan etkene bağlı olarak akut veya kronik antiemetik tedavisi ile iyileştirilebilir. Kanser tedavilerinde en yaygın karşılaşılan yan etkilerden biri olan bulantı ve kusma için genellikle kanser tedavisi devam ettiği sürece kronik olarak antiemetik tedavisi uygulanmaktadır. Bunun yanı sıra, zehirlenme, enfeksiyon, taşıt tutması, migren gibi fizyolojik koşullardaki kısa süreli değişikliğe bağlı olarak ortaya çıkan bulantı ve kusma için ise primer hastalığın tedavisine ilave olarak akut antiemetik tedavisi önerilmektedir. Ağızda dağılan tabletler, konvansiyonel tabletlerin taşımış olduğu üstünlüklerin yanı sıra kolay uygulanabilirdir, uygulama için ilave sıvı tüketimine veya ilave uygulama koşuluna ihtiyaç duyulmaz, sıvı dozaj formlarına göre dozlamanın doğru yapılmasına olanak sağlar ve her yaş grubuna uygulanabilirdir. Ağızda dağılan tabletlerin en önemli üstünlüklerinden birisi de dozlamanın doğru yapılıp yapılmadığından şüphe etmeksizin, pediyatrik ve geriyatrik hastalarda, bilinç kaybı olan, yutma güçlüğü çeken hastalarda uygulanabilir olmalarıdır. Hastaların diğer dozaj formlarını kullanamadığı bu gibi durumlarda, bulantı ve kusma tedavisinde ağızda dağılan tabletlerin kullanılması hastaların tedaviye olan uyuncunu artıracağı için konvansiyonel tabletlere göre daha çok tercih edilebilmektedir. Akut tedavinin yeterli olduğu zehirlenme, taşıt tutması gibi nedenlerden kaynaklanan bulantı ve kusmalarda, hastanın midesindeki irritasyonu artıracak ilave su içilmesine gerek olmaması ve hızlı etki başlangıcının sağlanması için ağızda dağılan tabletler tercih edilmektedir. 2 Trimetobenzamit hidroklorür, klinikte bulantı ve kusmanın tedavisinde yaygın olarak kullanılan antiemetik bir ilaçtır. Piyasada kapsül, damla, intramusküler ampül ve supozituvar dozaj formlarında bulunmaktadır. Çalışma öncesi yapılan araştırmalar ve literatür taramalarında, trimetobenzamit hidroklorün Türkiye’de ve uluslararası alanda herhangi ağızda dağılan tablet dozaj formunda piyasa preparatına veya bilimsel çalışmasına rastlanılmamıştır. Bu çalışmanın amacı, klinikte yaygın olarak kullanılan ve daha çok bulantı ve kusmanın akut tedavisinde kullanılan trimetobenzamit hidroklorürün, bulantı ve kusma tedavisinin kolaylaştırılması, hastaların tedaviye olan uyuncunun artırılması ile yaşam kalitesinin artırılması için, henüz çalışması ve piyasa preparatı bulunmayan, hazırlaması kolay, maliyeti düşük ağızda dağılan tablet dozaj formunda formülasyonlarının geliştirilmesi, formülasyonların in vitro analizleri ile hücre kültürü çalışmalarına ait sonuçların incelenmesidir. 3 2. GENEL BİLGİLER 2.1. Ağızda Dağılan Tabletler Ağız yoluyla ilaç uygulaması, en güvenilir, en rahat, en ekonomik; aynı zamanda hasta uyuncunun en yüksek olduğu ilaç uygulama şeklidir. Tablet ve kapsül gibi katı dozaj şekilleri hastalar tarafından en çok tercih edilen dozaj şekilleri olmasına rağmen yaşlı ve pediyatrik hastalarda yutma zorluğu ve boğazda takılma gibi zorlukları bulunmaktadır(1)). Sastry ve ark. yutma bozukluğu, ağrının eşlik ettiği disfaji ve yutma güçlüğünün toplumun önemli bir kısmında görüldüğünü bildirmiştir. Son yıllarda, hasta uyuncu üzerindeki dikkat çekici etkisi ve özellikle yutma güçlüğü çeken hastalara faydaları nedeniyle ağızda dağılan tablet (ADT) formülasyonlarının geliştirilmesinde yoğun bir artış olmuştur (2)). Avrupa Farmakopesi (European Pharmacopeia, EP) ADT’leri “ağıza yerleştirilen ve yutmadan önce ağızda hızlıca dağılan kaplanmamış tabletler” olarak tanımlamaktadır, ve ADT’lere distile suda dağılma testi (EP 2.9.1) uygulandığında tabletlerin 3 dakika içinde dağılması gerektiğini belirtmiştir (3). Amerika Gıda ve İlaç Dairesi (United States Food and Drug Administration, FDA) ise ADT’leri dil üzerine yerleştirildiğinde hızlıca, genellikle birkaç saniye içinde dağılan, etkin madde içeren katı dozaj formları olarak tanımlamaktadır (4). ADT’ler farklı kaynaklara göre hızlı dağılan (fast dispersible, fast disintegrating, rapidly disintegrating), hızlı çözünen (fast dissolving), orodispers (orodispersible) tabletler olarak da adlandırılmaktadırlar (5-9). ADT’lerin pediyatrik, geriyatrik, yatağa bağlı, huzursuz hastalar için sorunlar ortaya çıkaran konvansiyonel katı dozaj formlarına (tablet ve kapsüllere) göre daha iyi çözünmüş/dağılmış sulu karışımlar oluşturması amaçlanmıştır. Tükürükle etkileşen ağızda dağılan tabletler öncelikle hızlıca dağılır ve hasta tarafından kolayca yutulabilen bir süspansiyon haline gelir. Süspansiyon içinde dağılmış olan etkin madde; pregastrik yoldan, ve/veya gastrointestinal epitelden daha hızlı emilerek istenilen etki kısa bir süre içerisinde elde edilmiş olur. ADT’ler; disfajisi olan ve psikiyatrik hastaların yanı sıra inme, tiroid hastalıkları, Parkinson hastalığı ve multiple skleroz ve serebral palsi gibi diğer nörolojik hastalıkları olan kişiler tarafından da sıklıkla tercih edilmektedir (10). Ayrıca taşıt tutması, tekrarlayan mide 4 bulantısı olan hastalar da çok miktarda su yutmakta zorlandıkları için, bu tabletleri tercih etmektedir (11). 2.1.1. Üstünlükleri Hastaların yaklaşık olarak %50’si tablet ve kapsüllerin yutulmasında güçlük çektiği için tedaviye devam edememekte ve böylece tedavi uyunçsuzluğu, etkisiz tedavi oranı artmaktadır. Bu durum özellikle pediyatrik ve geriyatrik hastalarda, kolay uygulanabilir dozaj formlarını tercih eden hastalarda suda dağılan, süspande edilebilen veya ağızda hızlıca dağılan dozaj formları gibi katı dozaj formlarına olan talebi artırmıştır. Günümüz teknolojisi ile ilacın yutulması için suya ihtiyacın duyulmadığı ADT’lerin geliştirilmesi, ilacın etkisinden ödün vermeksizin hastaların bu ihtiyacının karşılanmasını sağlamıştır (12, 13). Bu açıdan, yaşlı, felçli veya yatağa bağımlı, böbrek yetmezliği bulunan, pediyatrik, geriyatrik veya psikiyatrik hastalar gibi yutmayı reddeden hastalara ilaç uygulamasında ADT’lerin yeri oldukça önemlidir (14). Bu hastalıkların yanı sıra, ADT’ler suya erişimin kolay olmadığı durumlarda da kullanımı en uygun dozaj şeklidir. Bu şekilde hastanın tedaviye olan uyuncunda artış sağlamaktadır (11). ADT’ler ağıza yerleştirildikten kısa bir süre sonra tükürükte hızlıca dağılır. Bazı ilaçlar için, ADT’nin tükürükte hızlı çözünmesi ve ilaç içeren tükürüğün pre- gastrik yolda emiliminin gerçekleşmesi ile ilacın ilk geçiş etkisine bağlı olarak karaciğerde metabolizasyonu önlenmiş olur. Böylelikle, geliştirilen ürünlerde ve yapılan çalışmalarda ADT’lerde ilacın hızlı emilimi ve hızlı etki başlangıcına bağlı olarak, biyoyararlanımında da diğer konvansiyonel tablet dozaj formlarına göre artış sağladığı gözlemlenmiştir (13, 15, 16). İlacın biyoyararlanımındaki bu artış, ilacın aynı etkiyi göstermesi için klinikte daha düşük doz uygulamasına ve böylelikle oluşabilecek yan etkilerin de azalmasına olanak sağlamaktadır. (16, 17). Konvansiyonel tablet uygulaması sırasında yaşanabilen ilacın boğaza takılması gibi fiziksel tıkanmalara bağlı boğulma riski ADT’lerde daha düşüktür, bu nedenle ilacın güvenli kullanımında artış sağlamaktadır (11). Kötü, acı tada sahip olan etkin maddeleri içeren ilaçlar, hastaların tedavi rejimine olan bağlılığını, buna bağlı olarak da ilacın etkililiğini azaltır. İlacın acı tadını maskelemek için kullanılan tat maskeleme tekniği, ADT’lerin ilaç uyuncundaki artışında büyük rol oynamaktadır (18). 5 ADT’lerin elde edilen ürünün kalitesi açısından da diğer dozaj formlarına bazı üstünlükleri mevcuttur. Kullanılan üretim tekniğine bağlı olarak, daha sert, fiziksel dayanıklılığı daha fazla, neme karşı daha dayanıklı tabletler elde edilebilmektedir ((18, 19). ADT’lerin endüstriyel açıdan üretimi göz önüne alındığında konvansiyonel üretim ekipmanları ile üretilebilir olması, konvansiyonel yöntemlerle üretilmiş olan tabletlerin paketleme için özel bir malzemeye gerek duyulmaması ADT’leri uygun maliyetli olma özelliği kazandırmaktadır (11). Ayrıca, ADT’lerin geliştirilip üretilmesi, ilaç piyasasındaki ürün çeşitliliğini artırmakta, ayrıcalıklı ürün tanıtımı ve patent süresi açısından ilaç endüstrisine ticari fırsatlar yaratmaktadır (20). 2.1.2. Zorlukları ADT formülasyonlarının geliştirilmesi ve üretilmesinde esas zorluklar; ilacın fizikokimyasal özellikleri, ilaç molekülünün tadı, ilacın çevresel koşullara olan hassasiyeti ve maliyeti gibi birçok faktöre bağlıdır (2). ADT’lerin hızlı dağılması ve kolay yutulabilir olmasının sağlanması için poröz veya yumuşak bir yapıya sahip olması gerekmektedir. Ancak bu yapı ADT’leri daha kırılgan hale getirir. Bu durum ise, tabletlerin dayanıklılığının sağlanmasını zorlaştırır ve dayanıklılığın artırılması için soyularak çıkarılan blister kullanılması gibi ilave maliyet gerektiren üretim harcamalarına neden olur (2, 10, 21). Ayrıca ADT’lerin ağızda kolay dağılabilmesi için tablet boyutları konvansiyonel tabletlerden daha küçüktür, sonuç olarak ADT’ler için uygulanabilir olan ilaç miktarı kısıtlanmaktadır. Uygulanabilen ilaç miktarı için kesin bir limit tanımlanmamış olmakla birlikte, her bir tablet için %50 (a/a), tercihen %20 (a/a) veya daha altında ilaç miktarı önerilmektedir (2, 10). Tüm bunlara ek olarak, ADT’lerin higroskopik yapısı nedeniyle normal sıcaklık ve nem koşullarında fiziksel bütünlüğünü korumak da oldukça zordur. Bu nedenle, nemden uzakta ve özel paketleme sistemi ile saklanmaları gerekmektedir (21, 22). Klinik açıdan, eş zamanlı olarak antikolinerjik ilaç kullanan hastalarda veya ağız kuruluğu yaşayan hastalarda tükürük miktarı azaldığı için ADT’lerin kullanımı uygun olmayabilir (23). 6 2.1.3. ADT’lerde Olması İstenilen Özellikler ADT’leri yutmak için ilave su tüketimine ihtiyaç duyulmadığı için, ağızda kısa bir süre içerisinde dağılabilir şekilde formüle edilmiş olmalı ve yutulduktan sonra da ağızda herhangi bir kalıntı bırakmamalıdır (24). Hasta uyuncu açısından ADT’lerin kullanım sonrası ağızda hoş bir tat bırakacak, özellikle acı tada sahip etkin maddeler için tat maskelemeyi sağlayacak şekilde formüle edilmiş olmaları gerekmektedir (25, 26). Üretim sırasındaki uygulamalara ve üretim sonrası kullanım için uygun dayanıklılıkta olmaları gerekmektedir. Ayrıca nem ve sıcaklık gibi çevresel etmenlere karşı duyarlı olmamalıdır (25). Endüstriyel açıdan düşünüldüğünde, ADT’ler konvansiyonel üretim ve paketleme teknikleri ile üretilebilir olmalı ve üretim için gerekli maliyet düşük olmalıdır (11, 27). Bu özelliklerin yanı sıra, ADT’lerin, ilaç emiliminin post-gastrik yolda gerçekleştiği konvansiyonel piyasa preparatlarına biyoeşdeğer olması beklenmektedir. Ancak mekanizması gereği, ADT’lerde içerdiği etkin maddenin fizikokimyasal özelliklerine bağlı olarak pregastrik yol boyunca farklı seviyelerde ilaç emilimi görülebilir ve bu durum ADT’nin farmakokinetik profili ve biyoyararlanımı üzerinde etkili olabilir. Kandaki yüksek ilaç düzeyi ve sistemik maruziyet sonucu ortaya çıkan ADT’lerin farmakokinetik profilindeki farklılık, ADT’lerin pregastrik emilimine bağlı olarak ilk geçiş etkisine uğramamasına bağlanmaktadır, bu durum da ADT’lerin güvenlilik ve etkililiği üzerine etki etmektedir (2, 25, 28). 2.1.4. ADT için Etkin ve Yardımcı Madde Seçerken Dikkat Edilmesi Gereken Özellikler ADT formülasyonlarında kullanılan etkin ve yardımcı maddelerin, ilacın ADT’den salımını hızlandıracak ve daha hızlı çözünmesini sağlayacak özelliklere sahip olması gerekmektedir (11). Bu nedenle, ADT olarak kullanımı tasarlanan etkin madde; - Acı tada sahip olmamalıdır - Suda ve tükürükte iyi dağılabilir/çözülebilir olmalıdır - Yarılanma ömrü kısa olmamalıdır, dolayısıyla ilaç uygulama sıklığı az olmalıdır 7 - Molekül ağırlığı düşük olmalıdır - Etkin madde dozu 500 mg’ı geçmemelidir (2, 11, 16, 29). Yardım maddeler ise; - Dağılma ve çözünmeyi artırmak için suda çözünürlükleri iyi olmalıdır - Etkin madde ve diğer yardımcı maddeler ile geçimli olmalı, istenilen tablet bütünlüğü ve dayanıklılığı üzerinde olumsuz etkisi olmamalıdır - Acı tada sahip olmamalıdır, tat maskeleme ile geçimli olmalıdır - Dağıldıktan sonra ağızda kötü bir his bırakmaması için partikül büyüklüğü küçük olmalıdır. Ancak çok küçük partiküllü yardımcı maddelerin kullanılması, ADT’lere zayıf akışkanlık, yüksek faz ayrımı, neme duyarlılık, düşük porozite gibi istenilmeyen özellikler kazandıracağı için kullanılan yardımcı maddenin optimum partikül büyüklüğünü sağlamak hasta memnuniyeti, ilaç etkililiği ve ürün stabilitesi açısından önemlidir - Üretimde kullanılacak olan teknik ile uyumlu olmalıdır (2, 14, 24, 30). 2.1.5. ADT’lerin Geliştirilmesi Sırasında Kullanılan Üretim Teknikleri ADT’lerin üretiminde kullanılan teknikler, literatürde genellikle konvansiyonel teknikler ve patentli teknikler olmak üzere iki başlık altında toplanmaktadırlar (Tablo 2.1). Tablo 2.1. ADT’lerin üretilmesinde kullanılan konvansiyonel ve patentli teknikler. Konvansiyonel teknikler Patentli teknikler - Dondurarak kurutma (Lyophilization) - Tablet şekillendirme (Tablet moulding) - Püskürterek kurutma (Spray drying) - Kütle ekstrüzyon (Mass-extrusion) - Eritme granülasyon (Melt granulation) - Kristal lif yöntemi (Cotton-candy process) - Süblimasyon (Sublimation) - Faz geçiş yöntemi (Phase-transition process) - Direkt basım tekniği (Direct compression) - Zydis ® teknolojisi - Quicksolv ® teknolojisi - Lyoc ® teknolojisi - Orasolv ® teknolojisi - Durasolv ® teknolojisi - Flashtab ® teknolojisi - Wowtab ® teknolojisi - Ziplet ® teknolojisi - Flashdose ® teknolojisi - Oraquick ® teknolojisi 8 Konvansiyonel Teknikler - Dondurarak kurutma (Lyophilization) Dondurarak kurutma tekniği, ürünün dondurulduktan sonra içerisinde bulunan suyun süblimleşme ile uzaklaştırılması sonucunda ADT elde edilmesi işlemi olup ADT’lerin geliştirilmesinde kullanılan ilk tekniklerden biridir (12). Bu teknikte, etkin madde bir taşıyıcı/polimerin sulu çözeltisi içerisinde çözülür veya disperse edilir. Daha sonra elde edilen bu çözelti blisterler içerisine her bir tablet için istenilen ağırlığa göre doldurulur. Sulu çözelti/dispersiyonu içeren blisterler sıvı azot altında veya dondurucuda dondurulduktan sonra liyofilizatörde kurutulur. Kurutma sonrası blisterler alüminyum folyo veya parafilm ile kapatılarak, paketlenir (31). Bu teknikle hazırlanan ADT’ler, diğer katı dozaj formlarına göre daha hızlı çözünmelerini sağlayan daha poröz bir yapıya sahiptir (24, 31). Bu yöntem Biyofarmasötik Sınıflandırma Sistemi (Biopharmaceutics Classification System, BCS) Sınıf II sınıfında yer alan düşük çözünürlük, yüksek geçirgenlik özelliğine sahip etkin maddelerin (çözünürlüğünü ve biyoyararlanımını artırmak için kullanılmaktadır (14). Yapılan bir araştırmada, nimesulid içeren ve dondurarak kurutma tekniği ile hazırlanan ADT’lerin, düşük çözünürlük ve düşük biyoyararlanım özelliğine sahip etkin maddenin in vitro çözünme hızını ve in vivo emilimini artırığı gözlemlenmiştir (32). Ayrıca bu teknik ısıya duyarlı etkin maddelerin ADT’lerinin elde edilmesi için uygun bir yöntemdir (28). Ancak dondurarak kurutma tekniği ile elde edilmiş olan ADT’lerin dayanıklılığı düşüktür ve bu teknik için yüksek maliyetli üretim ekipmanlarının kullanılması gerekmektedir (32). - Tablet şekillendirme (Tablet moulding) Tablet şekillendirme tekniğinde, toz karışımı sulu-alkollü bir çözücü ile ıslatılır ve konvansiyonel tabletlerin basılması için gerekenden daha düşük basınç altında tablet halinde şekillendirilir. Daha sonra ıslatılmış ve şekillendirilmiş olan toz karışımı içindeki çözücü kurutma yöntemi ile uçurulur (32). Bu teknik ile elde edilmiş olan tabletler diğer basılmış tabletlere göre daha az sıkıştırıldığı için poröz bir yapıya sahiptir. Bu yapı tabletlere hızlı dağılma ve kolay çözünme özelliği kazandırmaktadır (31). Genellikle suda çözünür şekerlerden oluşmuş matriksler kullanıldığı için ağızda güzel bir tat bırakmaktadırlar (32). Dondurarak kurutma 9 tekniğine göre tablet şekillendirme tekniği endüstriyel açıdan daha uygulanabilir bir tekniktir (14). Bu teknik ile üretilmiş olan ADT’ler, yaklaşık olarak 30 saniye içerisinde dağılmakla birlikte düşük fiziksel dayanıklılığa ve yüksek kırılgan yapıya sahiptir. Bu nedenle, kullanım veya blisterden çıkarma sırasında tabletler kırılabilir (14, 32). - Püskürterek kurutma (Spray drying) Bu teknik ile, destek matriks ve diğer yardımcı maddeleri içeren sulu çözeltinin püskürterek kurutulmasıyla yüksek poröziteye sahip ince toz karışımı elde edilir. Daha sonra elde edilen bu toz karışımına etkin madde ilave edilerek tablet şeklinde basılır. Bu teknik ile elde edilmiş olan ADT’ler, sulu ortamda yaklaşık olarak 20 saniye içerisinde dağılır (33). Püskürterek kurutma tekniğinin dezavantajı özel ekipman kullanımı gerektirmesine bağlı olarak artan maliyetidir (34). Ayrıca, bu teknik ile üretim sırasında kurutulmuş partiküller arasında kalan hava ve su molekülleri, tabletlerde çatlama ve yarıkların oluşmasına neden olabilir (35). - Kütle ekstrüzyon (Mass-extrusion) Bu teknik ile, etkin madde ve diğer yardımcı maddeleri içeren karışım, suda çözünür polietilen glikol ve metanol içeren çözücü karışımı ile yumuşatılır. Daha sonra bu yumuşak kütle şırınga veya kalıptan geçirilerek, silindirik bir kütle haline getirilir. Son olarak da tablet şekline getirmek için parçalara bölünür. (26, 31). - Eritme granülasyon (Melt granulation) Eritme granülasyon tekniği, farmasötik tozların eriyebilir bağlayıcı ile granülasyonunun yapılmasıdır. Konvansiyonel granülasyon tekniklerine göre bu tekniğin üstünlüğü, suya veya organik çözücülere ihtiyaç duyulmamasıdır. Bu teknikte kurutma basamağı olmadığı için harcanan süre ve enerji yaş granülasyon tekniğine göre daha azdır (31, 36). Bu teknik suda çözünürlüğü düşük olan etkin maddelerin çözünme hızını artırmak için de uygun bir tekniktir (36). Bu teknik ile dayanıklı ADT elde edilebilmek için, formülasyonda Süperpolistat, Polietilen glikol-6-stearat gibi hidrofilik yapıda bağlayıcılar kullanılmalıdır. Bu bağlayıcılar tabletlerin fiziksel dayanıklılığını artırır ve ağızda dağıldıktan sonra hiçbir kalıntı bırakmayacak şekilde eridikleri için tabletlerin hızlıca dağılmasına yardımcı olur (17). 10 - Kristal lif yöntemi (Cotton-candy process) Kristal lif yöntemi, polisakkarit matriks yapısının hızlı eritme ve dönme yöntemi ile ipliksi kristal yapıya dönüştürülmesi işlemini içerir. Matriks formu akışkanlığı ve basılabilirliği artırmak için kısmen yeniden kristalize edilir. Daha sonra bu ipliksi matriks öğütülür ve etkin madde ve yardımcı maddeler ile karıştırılır ve en son basılarak ADT’ler elde edilir (26, 36). Bu teknik yüksek doz ilaçlar için kullanılabilir ve bu teknikle hazırlanan ADT’lerin mekanik dayanıklılığı oldukça iyidir. Ancak üretim sürecinin yüksek ısı altında gerçekleşmesi bu tekniğin kullanımını kısıtlamaktadır (32). - Süblimasyon (Sublimation) Süblimasyon tekniğinde; üre, üretan, kafur gibi uçucu yardımcı maddeler formülasyonda kullanılarak elde edilen karışım tabletler halinde basılır. Daha sonra bu uçucu bileşenler süblimasyonla basılmış olan tabletten uzaklaştırılır ve uçucu bileşenlerin tablette bulunduğu bölgelerde yüksek poröz yapıların oluşması sağlanır (Şekil 2.1). Yüksek poroziteye sahip bu tabletler tükürükte yaklaşık 15 saniye içerisinde çözünür (17, 30, 32, 33). Şekil 2.1. Kafurun süblimasyonu ile poröz yapıda elde edilmiş ADT’ler (30). - Faz geçiş yöntemi (Phase-transition process) Faz geçiş tekniğinde, düşük ve yüksek erime derecesine sahip iki farklı şeker alkolü (eritritol, ksilitol, trehaloz ve mannitol gibi) içeren toz karışımlarının basılması sonucunda tabletler elde edilir. Elde edilen bu tabletler şeker alkollerinin erime derecelerine yakın bir sıcaklıkta bir süre ısıtıldıktan sonra oda sıcaklığında soğumaya bırakılır. Isıtma işlemiyle, tabletlerin por büyüklüğü artar. Şeker alkolünün ısıtılarak eritilmesi, tablet içerisinde geçişi ve tekrar dondurulması toz partikülleri arasında bağlanma yüzeyini artırır, böylelikle tablet sertliği de artar (Şekil 2.2). Isıtma ile artan tablet sertliğinin, şeker alkollerinin kristal yapısına bağlı olarak değil; 11 şeker alkolündeki faz geçişi sonucu partiküller arası bağların kuvvetlenmesi veya bağlanma yüzeyindeki artışından kaynaklandığı düşünülmektedir (30, 31). Şekil 2.2. Düşük ve yüksek erime derecesine sahip şeker alkolleri kullanılarak faz geçiş tekniği ile elde edilmiş ADT’ler (30). - Direkt basım tekniği (Direct compression) Direkt basım tekniği, en kolay ve maliyeti en düşük üretim tekniğidir. Konvansiyonel üretim ekipmanları, yaygın kullanılan yardımcı maddeler ve sınırlı sayıda üretim basamağı ile üretim yapılabilmesi bu tekniğin en önemli üstünlüklerindendir (17, 28). Ayrıca bu teknik ısıya ve neme hassas etkin maddeler için de uygun bir tekniktir (31). Direkt basım tekniğinde iki prensip mevcuttur. Birinci prensip, formülasyona uygun konsantrasyonda süperdağıtıcı eklenerek tabletlerin hızlı dağılmasını sağlamaya dayanmaktadır. İkinci prensip ise, formülasyonda suda çözünürlüğü yüksek ve hoş tada sahip olan şeker bazlı yardımcı maddelerin kullanılarak tat maskeleme özelliğinin kazandırılmasıdır (17, 24). Her iki prensip ilerleyen sayfalarda detaylı olarak anlatılmıştır. Süperdağıtıcıların kullanılması: Direkt basım tekniği ile hazırlanan birçok ADT’de, süperdağıtıcıların ilavesi dağılma hızına etki ederek, çözünmeyi artırır. Formülasyonda suda çözünebilen, efervesan ajanlar gibi diğer yardımcı maddelerin kullanılması dağılma işlemini daha da hızlandırır (17, 31, 32). ADT’lerde kullanılan süperdağıtıcıların etki mekanizmaları aşağıda ayrıntılı olarak verilmiştir. - Şişme yoluyla: Bu mekanizmaya sahip süperdağıtıcılar (nişasta gibi) su ile temas sonrası şişerek dağılmaya etki ederler. Şişme sonrası tablet içindeki diğer yardımcı maddelerin birbirine olan adezyonu azalır ve tablet dağılmaya başlar 12 (37, 38). Kroskarmelloz sodyum, sodyum nişasta glikolat, aljinik asit şişme yoluyla etki eden dağıtıcılara örnektir (32). - Porozite ve kapiler etki (wicking): Şişme yoluyla etki etmeyen süperdağıtıcıların, porozite ve kapiler etki yoluyla tablet dağılmasına etki ettikleri düşünülmektedir (38). Tabletlerin sulu ortama bırakılmasıyla, ortamdaki su tablet içerisine nüfuz eder ve tablet içerisindeki hava molekülleri ile suyun yer değiştirmesi sonucunda moleküller arası bağların zayıflamasına ve tabletin daha küçük parçalar halinde dağılmasına olanak sağlamaktadır. Krospovidon kapiler etki ile dağılan dağıtıcılara örnek olarak verilebilir (32). - Dağılan partiküller/partiküllerin itme kuvvetiyle etki: Bu mekanizma şişme yoluyla etki etmeyen süperdağıtıcılarda görülür. Partiküller arası elektriksel itme kuvveti tabletin dağılmasına yardımcı olur ve bu dağılma için su gereklidir (38). - Deformasyonla etki: Tabletlerin basılması sırasında dağıtıcı yardımcı maddeler deforme olurlar ve bu maddeler suyla temas edince eski formlarına (boyut gibi) geri döner. Bu şekilde tabletlerin dağılmasına yardımcı olur (32). Nişasta deformasyonla etki eden dağıtıcılara bir örnektir (37). Şeker bazlı yardımcı maddelerin kullanılması: ADT’lerin direkt basım tekniği ile üretilmesindeki bir diğer yaklaşım da formülasyonda mannitol, sorbitol, nişasta hidrolizat, dekstroz gibi şeker bazlı yardımcı maddelerin kullanılmasıdır. Bu yardımcı maddelerin hem suda çözünürlüğü yüksektir hem de tatlı olmaları sayesinde tat maskeleme özelliği de sağlanır (17). Patentli Teknolojiler - Zydis ® teknolojisi Zydis ® teknolojisi jelatin matriks içerisindeki ilacın dondurarak kurutulmasıyla ADT elde edilmesini sağlayan patentli üretim teknolojilerinden biridir (39). Bu teknoloji ile elde edilmiş olan ADT’lerin tablet ağırlığı düşüktür ve elde edilen tabletler kırılgandır, bu yüzden bu tabletleri kullanan hastalara tabletleri blisterden iterek çıkarmak yerine, blisteri soyarak çıkarmaları önerilmektedir (36). Zydis ® teknolojisi ile elde edilmiş ADT’lerdeki su içeriği mikrobiyal üreme için oldukça düşüktür, bu nedenle bu tabletler kendi kendini koruyan (self-preserving) tabletler olarak da bilinir (33). 13 Zydis ® teknolojisi ile üretimi tercih edilen ilaçlar suda çözünmeyen, düşük dozlu, kimyasal olarak kararlı, partikül büyüklüğü küçük ve tatsız ilaçlardır. Bu teknoloji sırasında en çok tercih edilen matriksler jelatin ve mannitoldür. En iyi fiziksel yapı ise, suda çözünür polimer ve kristalize şeker alkolü veya aminoasit kullanılmasıyla elde edilmiştir. Polimerler dayanıklılık ve elastikiyet kazandırırken, kristalize içerik sertlik ve belirgin bir yapı kazandırmaktadır (26). Zydis ® teknolojisinin bazı sakıncaları da bulunmaktadır. Öncelikle konvansiyonel üretim tekniklerine göre daha pahalıdır. Bu teknoloji ile üretilmiş olan ADT’ler kırılgandır. Tabletlerin yüksek sıcaklık ve nem koşullarında kararlılıkları da oldukça düşüktür. Bu teknikle, %65’ten daha nemli ortamlarda bozulmaya oldukça eğilimli tabletler elde edilmektedir (36). - Quicksolv ® teknolojisi Quicksolv ® teknolojisi, ilaç içeren matriksin sulu çözeltisinin veya dispersiyonunun dondurulması ve daha sonra yüksek oranda alkol kullanarak matriks içeriğindeki suyun kurutularak uzaklaştırılmasıyla poröz yapıda ADT’lerin elde edilmesinde kullanılan patentli üretim teknolojisidir (40). Bu teknoloji kullanılarak, üretim sırasında tabletlerin kırılma ve çatlamalarının önlenmesi veya azaltılması, ayrıca tabletlerde porozite tekdüzeliğinin ve kullanım için yeterli dayanıklılığın kazandırılması amaçlanmaktadır (39). Bunların yanı sıra bu teknoloji, ekstraksiyon çözücüsünde çözünmeyen ilaçların ADT’lerinin üretimi için de uygundur. Sudaki çözünürlüğü düşük, partikül büyüklüğü küçük ve süspansiyon içinde kararlı kalabilen etkin maddeler için bu teknoloji ile üretim tercih edilmektedir. Bu teknoloji ile üretilmiş olan ADT’lerin dağılma süresi oldukça kısadır ve ağızda hoş bir his bırakır (14). - Lyoc ® teknolojisi Lyoc ® teknolojisi, blisterlere doldurulmuş olan su/yağ emülsiyonunun dondurularak kurutulması ile ADT elde edilmesinde kullanılan patentli üretim teknolojisidir (40). Bu teknoloji ile üretilmiş olan ADT’ler yüksek doz ilaç içerebilir ancak bu teknoloji ile üretilen tabletlerin mekanik dayanıklılığı düşüktür (14). Üretim sırasında partiküllerin olası çökmesi ile homojenliğin bozulmasını önlemek için, dondurulacak olan karışımın vizkozitesini artırmak gerekmektedir. Bu amaçla, 14 formülasyonda çözünmemiş inert doldurucu (mannitol gibi) kullanılır. Kullanılan doldurucunun çok yüksek oranda kullanılması, kurutulmuş katı dozaj formunun porozitesini azaltacağı için bu durumda tabletin dağılma hızı da azalır (39). - Orasolv ® teknolojisi Orasolv ® teknolojisi, efervesan dağıtıcı içeren tabletlerin düşük basınç altında direkt basımı ile ADT elde edilmesinde kullanılan patentli üretim teknolojisidir. Bu teknoloji aynı zamanda tat maskeleme teknolojisidir (33). Orasolv ® teknolojisi ile üretilmiş olan tabletler görünüş olarak konvansiyonel tabletlere benzeseler de, konvansiyonel tabletlere göre daha düşük basınçta basıldıkları için daha yumuşak ve daha kırılgandır. Bu nedenle bu tabletler için özel paketleme sistemi geliştirilmiştir (40). - Durasolv ® teknolojisi Durasolv ® teknolojisi, tabletlerin direkt basımı ile ADT elde edilmesinde kullanılan patentli üretim teknolojisidir. Orasolv ® teknolojisine benzer bir şekilde üretim yapılır, ancak farkı tabletlerin daha yüksek basınç altında basılması ve buna bağlı olarak mekanik olarak daha dayanıklı tabletlerin elde edilmesidir (36). Bu teknoloji ile üretilmiş olan ADT formülasyonlarında genellikle doldurucu ve kaydırıcı kullanılır ve konvansiyonel üretim ekipmanları ile üretim yapılabilir. Aynı zamanda elde edilen tabletler daha dayanıklı olduğu için geleneksel paketleme sistemleri bu yöntemde kullanılabilir. Düşük maliyetli bir üretim teknolojisidir (12, 26). Bu üretim teknolojisi tabletler yüksek basınç altında basıldığı için yüksek dozlu ilaçların üretimi için uygun bir teknoloji değildir (36). - Flashtab ® teknolojisi Flashtab ® teknolojisinde etkin madde, midede hızlı salımın sağlanması için polimer ile kaplanarak tat maskeleme özelliğine sahip mikro boyutta granüler yapı elde edilir. Bu teknoloji ile üretimi yapılacak ADT’lerin formülasyonlarında tabletlerin hızlı dağılmasını sağlamak için yaş veya kuru granülasyonla granül haline getirilmiş efervesan özellikli dağıtıcı ve şişmeyi sağlayan yardımcı maddeler de kullanılır. 15 Bu teknoloji, mikrogranül yapıdaki etkin madde ile yardımcı maddelerin karıştırılarak direkt basım yöntemi ile ADT’lerin elde edilmesi prensibine dayanır (26). - Wowtab ® teknolojisi Wowtab ® teknolojisinde, WoW “susuz (without water)” anlamına gelmektedir. Bu teknoloji, düşük ve yüksek şekil alabilir sakkaritler ile elde edilmiş olan granülleri içeren tabletlerin basılması ile ADT elde edilmesinde kullanılan patentli üretim teknolojisidir. Sakkaritlerin şekillendirilebilirliği, içeriğin basılabilirlik kapasitesi ile ilişkilidir. Düşük şekillendirilebilir sakkaritlerin basılabilirlikleri düşüktür, çözünme hızları yüksektir. Bu durum yüksek şekillendirilebilir sakkaritlerde ise tam tersidir (12). Etkin madde düşük şekillendirilebilir sakkarit ile karıştırılır ve yüksek şekillendirilebilir sakkarit ile granüle edilir, daha sonra direkt basım tekniği ile basılır. Bu teknoloji ile üretilmiş olan tabletler daha dayanıklıdır ve 15 saniye veya daha kısa bir sürede hızlıca dağılır. Ayrıca konvansiyonel granülasyon ve tablet basım yöntemlerinin ve paketleme sistemlerinin kullanılabilir olması bu teknolojinin üstünlükleri olarak sıralanabilir (26). - Ziplet ® teknolojisi Ziplet ® teknolojisi, suda çözünmeyen veya kaplanmış mikropartiküller halinde bulunan etkin maddeler için kullanılan patentli üretim teknolojisidir. Bu teknoloji ile, formülasyonda uygun miktarda suda çözünmeyen inorganik yardımcı maddelerin bir veya daha fazla dağıtıcı ajan ile kombine kullanılarak düşük basınç altında basılmış olan, mekanik dayanıklılığı gelişmiş ve optimum dağılma süresine sahip ADT’ler elde edilir. Ayrıca bu teknoloji ile üretilen ADT’ler yüksek doz ilaçlara ve kaplanmış ilaç partiküllerine uygulanabilir ve herhangi özel paketleme sistemine gerek duyulmaz (32, 40). - Flashdose ® teknolojisi Flashdose ® teknolojisi, sürekli dönme gücü ile kristal lif benzeri yapıya sahip ADT elde etmek için kullanılan patentli üretim teknolojisidir. Elde edilen kristal lif etkin madde içerir ve direkt basım ile tablet haline dönüştürülür. Elde edilen ADT’ler 16 geniş yüzey alanına sahip oldukları için dile yerleştirildiklerinde çok kısa sürece dağılarak çözünürler (36, 39). Bu teknoloji ile hazırlanan tabletler çok kırılgan, yumuşak ve neme duyarlı bir yapıya sahiptir ve özel paketleme sistemine gereksinim vardır. Ayrıca neme ve ısıya hassas etkin maddeler için uygun bir teknik değildir (26, 27). - Oraquick ® teknolojisi Oraquick ® teknolojisi, etkin maddenin mikroküre matriks içerisine yerleştirilmesi işlemini kapsayan patentli tat maskeleme teknolojisidir. Bu teknolojide, şeker (sükroz, mannitol gibi) ve protein (albümin veya jelatin) yapıdaki yardımcı maddeler uygun bir çözücü içerisinde çözülür. Çözücü matriks püskürterek kurutma yöntemi ile kurutularak, yüksek poroziteye sahip granüller elde edilir. Elde edilen bu granüller etkin madde ve diğer yardımcı maddeler ile karıştırılarak düşük basınç altında direkt basım yöntemi ile basılarak tabletler elde edilir. Bu teknoloji, üretim sırasında düşük sıcaklık kullanıldığı için ısıya duyarlı etkin maddeler için uygun bir üretim teknolojisidir (26, 40). Oraquick ® teknolojisi ile tabletler tat maskeleme özelliği bozulmaksızın yeterli mekanik dayanıklılığa sahip olacak sertlikte basılabilir. Bu teknoloji ile, saniyeler içerisinde çözünen ve ağızda güzel bir tat bırakan ADT’ler üretilmesi mümkün olmaktadır (36). 2.1.6. ADT’lerin Piyasa Preparatları Uluslararası piyasada bulunan ADT’lere örnekler Tablo 2.2’de, Türkiye piyasasında yer alan ADT preparatları Tablo 2.3’te verilmiştir. 17 Tablo 2.2. Uluslararası piyasada yer alan ADT preparatlarına örnekler. Etkin madde Preparat adı Endikasyon Firma Bulunduğu Ülke Alprazolam Niravam ® Anksiyete Azur Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Aripiprazol Abilify ® Şizofreni Otsuka Avusturya Fransa Desloratadin Aerius Alerjik rinit Merck Sharp & Dohme Almanya Norveç Donepezil hidroklorür Aricept ® Alzheimer tipi demans Pfizer Avusturya İsviçre Essitalopram Cipralex MELTZ ® Depresyon Lundbeck Canada Inc. Almanya İngiltere Feksofenadin hidroklorür Allegra Alerjik rinit Sanofi Aventis Japonya Fentermin Suprenza ™ Obezite Citius ABD İbuprofen Nurofen Meltlets Ağrı Crookes Healthcare Ltd. İngiltere Klozapin FazaClo Şizofreni Azur ABD Lamotrijin Lamictal ODT Bipolar bozukluk GlaxoSmithKline ABD Lansoprazol Prevacid SoluTab Ülser Takeda Fransa İngiltere Loperamit Diarrhoea Relief Instant-melts Diyare Galpharm Healthcare Ltd İngiltere Loratadin Alavert Alerjik rinit Wyeth ABD Avusturya İngiltere Claritin RediTabs Bayer 18 Tablo 2.2 (Devam). Uluslararası piyasada yer alan ADT preparatlarına örnekler. Etkin madde Preparat adı Endikasyon Firma Bulunduğu Ülke Lorazepam Lorazepam- neuraxpharm Anksiyete Neuraxpharm Almanya Memantin hidroklorür Valios Alzheimer Dr. Reddy's Laboratories Ltd. İngiltere Mirtazapin Remeron Smelt Major depresif bozukluk N.V. Organon Letonya İrlanda Olanzapin Zyprexa Velotab Şizofreni Eli Lilly Nederland B.V Almanya İsviçre Sırbistan Ondansetron Zofran ODT Kemoterapiye bağlı bulantı ve kusma GlaxoSmithKline Kanada İsveç İtalya Piroksikam Feldene melt ® Romatoid artrit Pfizer İsviçre Risperidon Risperdal M- Tab Şizofreni, bipolar bozukluk Janssen-Cilag Belçika Danimarka Hırvatistan Rizatriptan Maxalt-MLT Migren Merck Sharp & Dohme Almanya Fransa Selejilin Zelapar Parkinson Cephalon UK Limited İngiltere Sertralin Zoloft ODT Depresyon Obsesif kompulsif bozukluk Pfizer Arjantin Sildenafil Viagra Erektil disfonksiyon Pfizer Almanya Tiyokolşikozit Maxthio Ağrılı kas spazmı Deva Türkiye Vardenafil Staxyn Erektil disfonksiyon Bayer Kanada Zolmitriptan Zomig-ZMT Migren AstraZeneca Kanada 19 Tablo 2.3. Türkiye piyasasında yer alan ADT preparatları. Etkin madde Preparat adı Firma Endikasyon Amlodipin besilat Norvasc ADT Pfizer Hipertansiyon Amoksisilin ve Klavulanik asit Amoksilav Quicktab ADT Sandoz Alt ve üst solunum yolu enfeksiyonu Aripiprazol Abizol Easytab ADT Nobel Şizofreni Arifay ADT Sanofi Fixment ADT Opto Ripazol ADT Generica Betahistin hidroklorür Vasoserc ADT Abdi İbrahim Menier sendromu Deksketoprofen Darkin ADT Sanovel Ağrı Desloratadin Aerius Reditabs ADT Merck Sharp Dohme Alerjik rinit Donepezil hidroklorür Alzancer Easytab Nobel Alzheimer tipi demans Aricept Evess ADT Pfizer Doenza ODT ADT Sanovel Dozyl Easy ADT Abdi İbrahim Essitalopram Estalora ADT Polpharma Depresyon Flurbiprofen Maxaljin Distab ADT Abdi İbrahim Romatoid artrit Lorazepam Ativan Expidet Pfizer Anksiyete Memantin hidroklorür Cissor Easytab ADT Tripharma Alzheimer Cogito ADT Santa Farma Demax Easytab ADT Abdi İbrahim Melanda Rapid ADT Ali Raif Mirtazapin Velorin OD Teva Major depresif bozukluk Zestat Abdi İbrahim Olanzapin As-Pineks ADT Apotex Şizofreni Ofans ODT ADT Vitalis 20 Tablo 2.3 (Devam). Türkiye piyasasında yer alan ADT preparatları. Etkin madde Preparat adı Firma Endikasyon Olanzapin Olaxinn ADT Generica Şizofreni Olfrex Easytab ADT Nobel Ozaprin Rapid ADT Ali Raif Rexapin Easytab ADT Abdi İbrahim Zophix Sanofi Zyprexa Velotab Lily Ondansetron Onzyd ADT Platin Kimya Kemoterapiye bağlı bulantı ve kusma Santis ADT Kaya Beşeri Zofran Zydis Sandoz Perindopril arjinin tuzu Coversyl OD ADT Les Laboratories- Servier Hipertansiyon Pramipeksol Pidrex ADT Sanovel Parkinson Sapropterin Hidroklorür Diterin ADT Tripharma Fenilketonüri ve hiperfenilalaninemi Kuvan BioMarin Sefiksim Innocef ADT Vitalis Kulak burun boğaz enfeksiyonu Sildenafil Viagra Pfizer Erektil disfonksiyon Risperidon Risperdal Quicklet ADT Johnson and Johson Şizofreni Rizatriptan Maxalt Rapidisc Merck Sharp Dohme Migren Tiyokolşikosid Maxthio ODT ADT Deva Ağrılı kas spazmı Vardenafil Levitra ADT Bayer Shering Pharma Erektil disfonksiyon Zolmitriptan Zomig Rapimelt AstraZeneca Migren 21 2.2. Bulantı ve Kusma Bulantı, sıklıkla kusmayı tetikleyen huzursuzluk hissi olarak bilinmektedir (41). Bulantıya klinikte kusma ile birlikte yaygın olarak karşılaşılmaktadır. Ancak her zaman kusma ile de sonuçlanmayabilir (41, 42). Bulantı ve kusma, pek çok uyaranı bulunan, yavaş veya hızlı ortaya çıkabilen, ön belirti veya semptomları değişken olan fizyolojik bir durumdur (43). Yıllardır devam eden preklinik çalışmalara rağmen, bulantı ve kusmanın fizyolojisi ve dahil olan biyokimyasal mediyatörleri tanımlamak henüz mümkün olmamıştır. Çalışmalarda yaygın olarak kullanılan laboratuvar hayvanlarının (fare, sıçan ve tavşan gibi) kusma refleksine sahip olmaması nedeniyle bulantı ve kusmanın fizyolojisi henüz tam olarak aydınlatılamamıştır (44). Bulantı ve kusma hastalıkla ilişkili ve tedaviyle ilişkili olmak üzere kategorize edilebilir. Kanser tedavisi gören hastaların yaklaşık % 40-70’inde ve ayrıca hepatit C, inflamatuvar bağırsak hastalığı gibi kronik hastalıklarda yaygın olarak görülmektedir. Bulantı ve kusmanın başlangıcı harekete hassasiyet, hamilelik, kemoterapi, gastrik iritasyon veya ameliyat gibi pek çok etkene bağlı olabilir. Anestezi ve ameliyat sonrası çeşitli hastalıkların, mevcut ve gelişmekte olan ilaç tedavilerinin yan etkisi olarak ayrı ayrı veya birlikte ortaya çıkabilir. Bulantı ve kusma aynı zamanda besinlerle birlikte vücuda alınmış toksinlere karşı vücudun savunma mekanizmasının bir parçasıdır. (45-47). Bulantı ve kusma, vücut sıvılarındaki değişiklikler, aferent lifler aracılığıyla gelen uyarılar, somatik iskelet-kas sisteminin inhibisyonu veya kasılması gibi son aşamada kusma merkezini uyaran pek çok fizyolojik olayın sonucu olarak ortaya çıkar. Kusma merkezi; medullada yer alan, beyin hücrelerinin oluşturduğu ve kusmadan sorumlu motor bölgedir. Bulantı ve kusma uyaranları dört farklı bölgeden köken alarak kusma merkezine ulaşır; kemoreseptör uyarı bölgesi (chemoreceptor trigger zone, KUB), korteks, vestibüler sistem ve mide-bağırsak sistemi. Kusma, kusma merkezinden çıkan uyarıların tükürük merkezi, abdominal kaslar, solunum merkezi ve kraniyal sinirleri uyarması sonrası meydana gelir (48). Şekil 2.3’te beyinin bulantı ve kusma ile ilişkili bölümleri şematik olarak gösterilmiştir. Vücutta kusma ile ilişkili olduğu düşünülen beş adet reseptör bulunmaktadır. Bunlar muskarinik (M1), dopaminerjik (D2), histaminerjik (H1), 5-hidroksitriptamin 22 veya serotonin (5-HT3) ve nörokinin NK1 (P maddesi)’dir (49). Kusma merkezi ve KUB’nin çeşitli uyaranları Şekil 2.4’te şematik olarak gösterilmiştir. Şekil 2.3. Beynin bulantı ve kusma ile ilişkili bölümlerinin şematik gösterimi (49). Şekil 2.4. Kusma merkezi ve KUB uyaranlarının şematik gösterimi (50). Bulantı ve kusması olan hastanın değerlendirilmesi ve tedavisi için öncelikle emetik mekanizmanın ve bu mekanizmaya dahil olan reseptör ve nörotransmiterlerin 23 bilinmesi önemlidir. Geliştirilmiş olan antiemetik ilaçlar öncelikli olarak ilgili reseptör bölgelerine etki ederek, ilgili nörotransmiterleri engelleyici mekanizmaya sahiptir (51). 2.2.1. Antiemetik İlaçlar Bulantı ve kusmayı tetikleyen pek çok faktör göz önüne alındığında, antiemetik ilaçlar etki ettikleri farklı reseptörler ve etki mekanizmalarına göre farklı kategorilere ayrılmaktadır. Bazı antiemetikler, serotonin, histamin, dopamin, muskarinik veya NK1 reseptörlerinin antagonisti olarak etki ederken, bazıları farklı alternatif mekanizmalarla etki göstermektedir (52). Farklı kategorilerdeki antiemetiklerin etki mekanizmaları aşağıda anlatılmıştır. - Serotonin antagonistleri (5-HT3 reseptör antagonistleri) 5-HT3 reseptörü vagus siniri, beyin ve bağırsakta yer alan serotonin reseptörünün alt tipidir. Serotonin kemoterapi, radyasyon gibi etmenlere bağlı olarak ince bağırsakta üretilmektedir (53). Serotonin antagonisti olarak kullanılan antiemetik ilaçlar, yarışmalı ve seçici olarak 5-HT3 serotonin alt reseptörüne bağlanırlar (54). Serotonin antagonistleri daha çok kemoterapi, radyoterapi kaynaklı bulantı, ameliyat sonrası gelişen bulantı ve kusmada kullanılır (55). Tropisetron, ondansetron, granisetron, dolasetron ve palonosetron bu grubun en çok kullanılan ilaçlarıdır (52, 55). Serotonin antagonistleri benzer etki mekanizmalarına sahip olmalarına rağmen, farklı kimyasal yapı ve farmakolojik özelliklere sahip olmaları nedeniyle ilaca karşı verilen cevap, etki süreleri ve reseptör bağlılıkları da farklıdır (54). Dolasetrononun yarılanma ömrü 0,13 – 0,24 saat iken, granisetron için bu süre yaklaşık olarak 7-8 saattir. Ondansetronun yarılanma ömrü sağlıklı yetişkin bireylerde 3,4 saat iken bu süre yaşlılarda 4,5 saate kadar çıkabilmektedir (54). Palonosetronun yüksek reseptör bağlılığı sebebiyle diğer serotonin antagonisti ilaçların yarılanma ömürleri (4-9 saat) ile karşılaştırıldığında yarılanma ömrü çok daha uzundur (yaklaşık 40 saatten fazla)(52). Serotonin antagonistleri iyi tolere edilebilirler ve diğer antiemetiklere kıyasla yan etkileri daha azdır. En yaygın yan etkisi yine bulantı ve kusmayı tetikleyen 24 kabızlıktır. Diğer yan etkileri ise; baş ağrısı, baş dönmesi, sersemlik, QT uzaması ve kardiyak aritmidir (52-54). - Dopamin antagonistleri (D2 reseptör antagonistleri) Dopamin antagonistlerinin postrema bölgesinde yer alan KUB’deki dopaminerjik D2 reseptörleri inhibe ederek antiemetik etki gösterdikleri düşünülmektedir (52, 56). Dopamin antagonistleri daha çok ilaca ve kandaki toksinlere bağlı gelişen bulantı ve kusmaların tedavisinde kullanılır (49). Fenotiyazinler (prometazin, proklorperazin, klorpromazin), benzamitler (metoklopramit, domperidon) ve bütirofenonlar (haloperidol, droperidol) yaygın olarak kullanılan dopamin antagonisti ilaçlardır (56, 57). Fenotiyazinler dünya genelinde en yaygın kullanılan antiemetik ilaçlardır. Yapılarında bulunan trisiklik nükleustaki radikal grup sayesinde antiemetik etkiye sahiptirler. Direkt D2 reseptör engelleyici etkilerinin yanı sıra orta derecede antihistaminik ve antikolinerjik etkileri de mevcuttur. Bu etkileri sayesinde aynı zamanda sedatif ve trankilizan olarak da kullanılırlar (57). Fenotiyazinlerin oral yolla uygulanan preparatları piyasada mevcuttur ve ameliyata bağlı bulantı ve kusmayı öncelemek için ameliyat öncesi 4-8 mg dozda kullanılmaları önerilmektedir (52). Fenotiyazinler, nöroleptik malign sendrom ve okülerjik kriz gibi ekstrapiramidal etkilere ve distonik reaksiyonlara neden olabilirler. Bu yan etkilerinden dolayı kullanımları kısıtlanmaktadır, özellikle Parkinson hastalarında kullanımından kaçınılmalıdır (49, 53). Bütirofenonlar arasında en yaygın kullanılan antiemetik ilaç droperidoldür. Fenotiyazinler ile aynı etki mekanizmasına sahiptir ve ameliyata bağlı bulantı ve kusmaya karşı profilaktik olarak kullanılır (52). Bu grubun bir diğer ilacı haloperidolün etkisi droperidole göre çabuk başlar ancak etkisi daha kısa sürelidir (58). Her iki ilaç da yaygın olarak palyatif tedavide kullanılır (49). Haloperidol ve droperidol tekrarlayan yüksek dozlarda özellikle genç yetişkin ve yaşlı kişilerde ekstrapiramidal yan etkiler, anksiyete, huzursuzluk, hipotansiyon ve ameliyat sonrası sedasyon gibi yan etkilere neden olabilir. Bu yan etkiler, özellikle ekstrapiramidal yan etkiler, fenotiyazinlerde görülen yan etkilere göre daha şiddetli olarak ortaya çıkar (57). 25 Metoklopramit, kolinomimetik etkisi aracılığıyla mide hareketliliğini artırarak KUB’deki dopaminerjik reseptörleri inhibe eden benzamit türevi bir antiemetiktir (52). Bu nedenle gastrik staza bağlı olarak gelişen bulantı ve kusma tedavisinde kullanılır (59). Yapılan birçok çalışma, metoklopramitin ameliyat sonrası bulantı ve kusmalara karşı etkisinin diğer antiemetiklere göre daha düşük olduğunu göstermektedir (52). Ektsrapiramidal yan etkisi doza ve tedavi süresine bağlı olarak artış göstermektedir (53). Domperidon ise diğer antiemetiklere göre kan-beyin bariyerini daha az geçtiği için ekstrapiramidal yan etkisi daha düşük olmasına rağmen, ameliyat sonrası gelişen bulantı ve kusma tedavisindeki etkililiği şüphelidir (47). - Histamin antagonistleri (H1 reseptör antagonistleri) H1 reseptör antagonistleri, vestibüler sistemde yer alan histamin reseptörlerini inhibe ederek etki gösterirler. Bu grupta yer alan hemen hemen tüm ilaçlar aynı zamanda zayıf antikolinerjik etki göstererek vestibüler sistemde yer alan muskarinik M1 reseptörlerini de inhibe ederler (52). En yaygın kullanılan histamin antagonistleri difenhidramin, dimenhidrinat, hidroksizin, meklizin ve siklizindir (52, 57). Antihistaminikler vertigo ve hareket hastalığının tedavisinde etkilidir. Esas olarak kusma merkezi ve vestibüler sistem üzerine etki ederler, buna karşın KUB’ye etkileri azdır (57). Tek başlarına kullanıldıklarında genellikle zayıf antiemetik etkiye sahiptirler (52). Siklizin yarışmalı H1 reseptör antagonistidir, aynı zamanda antimuskarinik etkiye de sahiptir. Başlıca yan etkisi taşikardi ve disforidir, yavaş intravenöz enjeksiyonla uygulanarak bu yan etkiler azaltılabilir (49). Hidroksizin, antihistaminik, antikolinerjik ve bronkodilatör etkilere sahip olması nedeniyle vertigo, hareket hastalığı ve ameliyata bağlı bulantı ve kusmaların tedavisinde kullanılan anksiyolitik bir antiemetiktir (57) Antihistaminiklerin başlıca yan etkileri sedasyon, ağız kuruluğu, bulanık görme, üriner retansiyon ve uzamış anestezi etkisidir (57). - Antikolinerjikler (Antimuskarinikler) Antikolinerjikler en eski antiemetik ilaçlardır. Serebral korteksteki muskarinik (M3 ve M5 reseptörleri) ve kolinerjik reseptörleri inhibe ederek etki 26 gösterirler. Daha çok hareket hastalığına bağlı bulantı ve kusma tedavisinde kullanılırlar (57). En sık kullanılan antikolinerjik ilaç skopolamindir. Skopolamin M1 ve H1 reseptörlerini engellediği için ameliyat sonrası gelişen bulantı ve kusmaların tedavisinde etkili olduğu gözlemlenmiştir (58). Muskarinik reseptörler periferde parasempatik sinir sistemiyle ilişkili organlarda bulunur. Bu nedenle antimuskarinik ilaçların en yaygın yan etkileri ağız kuruluğu ve bulanık görmedir, ancak bu yan etkiler ciddi değildir (47). - Nörokinin (NK1) reseptör antagonistleri (P maddesi antagonistleri) P maddesi bağırsak ve merkezi sinir sisteminde bulunan bir nöropeptittir ve NK1 reseptörüne bağlanarak bulantı ve kusmayı tetikler (59). NK1 reseptör antagonistleri, KUB’den gelen sinyalleri inhibe ederek veya P maddesinin inhibe ederek antiemetik etki gösterirler (52). NK1 reseptör antagonistleri; radyasyon, sisplatin, siklofosfamit, bakır sülfat, ipeka ve morfin gibi sitotoksik maddelerin etkisi sonucu ve kemoterapi kaynaklı ortaya çıkan bulantı ve kusmaya karşı kullanılırlar (49, 59, 60). En yaygın kullanılan NK1 reseptör antagonisti aprepitanttır. Ameliyat sonrası bulantı ve kusmanın yirmi dört saat boyunca önlenmesinde ondansetrona göre daha başarılı olduğu gözlemlenmiştir. Pahalı bir ilaç olduğu için genellikle profilaktik olarak değil tedavi amaçla kullanılmaktadır (49). - Diğer antiemetikler Kortikosteroitlerin antiinflamatuvar ve/veya membran stabilize edici etkilerinden dolayı antiemetik etki gösterdikleri düşünülmektedir. Kemoterapiye bağlı bulantı ve kusma tedavisinde etkili bulunmasından sonra, ameliyat sonrası gelişen bulantı ve kusma tedavisi için de etkililikleri araştırılmaya başlanmıştır (57). Deksmetazon ve diğer kortikosteroitler büyük oranda KUB’nin yer aldığı postrema bölgesinin geçirgenliğini azaltarak ve emetojenik etki gösteren maddelerin kan-beyin bariyerini geçmesine engel olarak etki gösterirler (59). Nabilon gibi kannabinoitler de sitotoksik ilaçlara bağlı olarak ortaya çıkan sekonder bulantı ve kusmanın tedavisinde kullanılır. Ancak bu ilaçların sadece hastanede veya düzenli takibin yapılması koşuluyla kullanılması önerilmektedir. 27 Bozulmuş mental durum, konfüzyon ve ataksi bu ilaçlar sonrasında görülen çok yaygın yan etkilerden sadece birkaç tanesidir (49). 2.3. Trimetobenzamit Hidroklorür (TMB) Trimetobenzamit Hidroklorür (TMB) ilk olarak 1959 yılında sentezlenmiş olan antiemetik bir ilaçtır. Kimyasal yapısı fenotiyazinlerden çok, dimetilaminoetoksi antihistaminiklere daha yakındır (61). 2.3.1. Fizikokimyasal Özellikleri Kimyasal yapısı Şekil 2.5’te verilmiş olan TMB’nin fizikokimyasal özellikleri aşağıda özetlenmiştir (62-64) - Kapalı formülü: C21H28N2O5, HCl - IUPAC ismi: N-(4-(2-Dimetilaminoetoksi)benzil)-3,4,5-trimetoksibenzamit hidroklorür - Molekül ağırlığı: 424,9 g/mol - Organoleptik özellikleri: Hafif fenolik kokuya sahip beyaz kristalize toz. - Çözünürlük: 2k suda, 59 k alkolde, 67 k kloroformda, 720 k eterde çözünür; benzende çözünmez. - Erime derecesi: 187-190°C - Disosiasyon Sabiti: pKa = 8,27 ± 0,03 - LogP: 2,29 Şekil 2.5. TMB’nin kimyasal yapısı (64). 2.3.2. Tanıma ve Miktar tayini TMB’nin tanıma analizi Infrared (IR) ve Ultraviyole (UV) absorpsiyon, ince tabaka kağıt kromatografisi ve klorür testi ile gerçekleştirilebilir (65). Miktar tayini ise, potensiyometrik analiz ile gerçekleştirilebildiği gibi, Amerikan Farmakopesi (United State Pharmacopeia, USP) TMB Kapsül 28 (Trimethobenzamide Hydrochloride Capsules) ve TMB Enjeksiyon (Trimethobenzamide Hydrochloride Injection) monograflarında belirtildiği gibi spektrofotometrik yöntemlerle de gerçekleştirilebilir (65-67). 2.3.3. Farmakolojik Özellikleri Hayvanlar üzerinde yapılmış çalışmalara göre TMB’nin etki mekanizması henüz tam olarak bilinmemektedir. Ancak medulla oblangatada yer alan, emetik uyarıların kusma merkezine iletildiği KUB’ye etki ettiği düşünülmektedir. Köpeklerde yapılan bir çalışmada TMB ile önceden tedavi edilen köpeklerde, intragastrik yoldan verilen bakır sülfata bağlı olarak gelişen kusmayı etkilemediği, apomorfine karşı gelişen emetik cevabı inhibe ettiği görülmüştür (68). TMB’nin antiemetik etkisi dopamin ve serotonin reseptörlerini antagonize etmesiyle meydana gelir. İlaçlar, radyasyon tedavisi, enfeksiyon ve hareket hastalığına bağlı olarak ortaya çıkan bulantı ve kusmanın önlenmesi ve tedavisinde TMB yaygın olarak kullanılmaktadır. Ayrıca gastroenterite bağlı bulantı ve ameliyat sonrası gelişen bulantı ve kusmanın tedavisinde de sıklıkla kullanılır (69). Yapılan klinik bir çalışmada TMB’nin migrene karşı, atak tekrarı ve yan etki görülmeden, oldukça etkili olduğu gösterilmiştir (70). TMB’nin diğer antiemetiklere (metoklopramit ve proklorperazin) göre dopamin reseptörlerine olan afinitesi daha düşüktür (71). Bu nedenle Amerika’da Parkinson Hastalığı tedavisinde önerilen tek antiemetik ilaçtır. 182 parkinson hastası üzerinde gerçekleştirilmiş kontrollü bir klinik çalışmada TMB apomorfin ile birlikte uygulanmış ve apomorfin tedavisinin ilk 8 haftasında bulantı ve kusmayı azalttığı görülmüştür (72, 73). Bazı araştırmalar TMB’nin hamilelikte mide bulantısı ve kusma için kullanımını önerirken, bazı araştırmalar fetüs üzerindeki zararlı etkileri nedeniyle hamilelikte kullanımını önermemektedir. FDA’da ise TMB ile ilişkili doğum defektleri ve düşük riski için hamileler üzerinde yapılmış çalışmaların yeterli olmadığı belirtilmektedir (69, 74). Erol ve ark. tarafından on adet hamile sıçan üzerinde gerçekleştirilen kontrollü hayvan deneyi verilerine göre TMB’nin büyüme geriliği, beyin ve bağırsakların geliştiği dönemde nörolojik hasarlar ve karaciğer hasarına yol açtığı görülmüştür (69). 29 Fazlıoğulları ve ark. tarafından antiemetiklerin toksisitesi ve teratojenitesi üzerine gerçekleştirilen bir hayvan deneyi çalışmasında, tüm antiemetiklerin doza bağlı olarak büyüme ve gelişme parametrelerini önemli ölçüde etkilediği görülmüş ve elde edilen veriler doğrultusunda TMB diğer antiemetiklere göre daha toksik ve teratojenik olduğu bulunmuştur (75). Bu çalışmalardan yola çıkarak TMB’nin hamile kadınlarda kullanımı öncesinde risk-yarar değerlendirilmesi yapılması gerekmektedir. İlk olarak akut distonik reaksiyonlar halinde ortaya çıkan ekstrapiramidal semptomlar TMB kullanımı sırasında yan etki olarak görülebilir. Distonik reaksiyonlar özellikle baş ve boyun bölgesinde kas spazmı halinde ortaya çıkabilir. Semptomların sıklığına göre gerekirse doz aralığının artırılmasıyla TMB’nin günlük alım dozu azaltılmalıdır (68). Klinik çalışmalardan elde edilen verilere göre TMB kullanımına bağlı olarak ortaya çıkabilecek diğer yan etkiler aşağıda verilmiştir. - Sinir sistemi hastalıkları: Parkinson benzeri semptomlar, koma, konvülsiyon, opistotonus, sersemlik, yorgunluk, baş ağrısı - Psikiyatrik hastalıklar: Disoryantasyon, depresyon - Göz hastalıkları: Bulanık görme - Hematolojik hastalıklar: Kan diskrazisi - Hepatobiliyer hastalıklar: Sarılık - İmmün sistem hastalıkları: Hipersensitivite, anjiyoödem ve alerjik cilt reaksiyonları - Gastrointestinal hastalıklar: Diyare - İskelet kas sistemi hastalıkları: Kas krampları (68). 2.3.4. Farmakokinetik Özellikleri Kapsül formundaki TMB’nin, çözelti formuna karşı bağıl biyoyararlanımı %100’dür (76). TMB’nin farmakokinetik verileri, sağlıklı yetişkinler üzerinde 300 mg oral kapsül veya 200 mg (100 mg/mL) intramusküler enjeksiyon uygulaması ile elde edilmiştir. Maksimum plazma konsantrasyonuna ulaşması için gerekli süre (tmax) intramüsküler enjeksiyonla uygulamada 30 dakika, oral yolla uygulamada 45 dakika olarak elde edilmiştir. Her iki uygulama yoluyla elde edilen plazma konsantrasyon- zaman grafiğinin benzer olduğu görülmüştür (68). 30 TMB’nin eliminasyon yarılanma ömrü 7-9 saattir. (68). TMB’nin biyotransformasyonu karaciğerde gerçekleşir (69). Esas metabolizasyon yolağı oksidasyon ve demetilasyonla TMB N-oksit ve N-desmetil metabolitlerinin elde edilmesidir (Şekil 2.6). Uygulama sonrası 48-72 saat içerisinde TMB dozunun %30- 50’si değişmemiş olarak idrarla vücuttan atılır (68). Şekil 2.6. TMB’nin metabolizasyon yolağı ve başlıca TMB metabolitleri (63). 2.3.5. Doz TMB oral yolla 250-300 mg, intramusküler enjeksiyon veya rektal yolla 200 mg dozda günde 3-4 kez uygulanır. 15 kg’nin üzerindeki çocuklarda günde 3-4 kez oral veya rektal yolla 100-200 mg verilebilir. 15 kg’nin altındaki çocuklarda ise rektal yolla günde 3-4 kez 100 mg verilmesi önerilmektedir (64). Tedaviye en düşük dozda başlanması, ilaca karşı verilmiş olan terapötik cevap ve toleransa göre gerekli olması halinde doz ayarlamasının yapılması önerilmektedir (68). 2.3.6. Piyasa Preparatları Türkiye piyasasında yer alan TMB preparatları Tablo 2.4’te, uluslararası piyasada bulunan TMB preparatlarına örnekler Tablo 2.5’te verilmiştir. 31 Tablo 2.4. Türkiye piyasasında yer alan TMB içeren preparatlar. Preparat adı Dozaj Şekli Dozu Pazar durumu Firma adı Ametik Damla 50 mg/0,5 mL Pazarda Kurtsan İlaçları A.Ş. Anti- Vomit Ampül 200 mg/2 mL Pazarda değil Deva Holding A.Ş. Draje 200 mg Film tablet 200 mg Pediyatrik Suppozituvar 100 mg Emedur Film tablet 200 mg Pazarda Sanofi Sağlık Ürünleri Ltd. Şti. IM Enjeksiyonluk çözelti 200 mg/2 mL Supozituvar 100 mg/20 mg Supozituvar 200 mg/40 mg Pazarda değil Sanofi Sağlık Ürünleri Ltd. Şti. Vomet Ampül 200 mg/2 mL Pazarda İbrahim Ethem Ulagay İlaç San. Türk A.Ş. Draje 200 mg Pazarda değil Suppozituvar 100 mg Suppozituvar 200 mg Vomitin Ampül 100 mg/2 mL Pazarda değil Akdeniz İlaç San. ve Tic. A.Ş. Ampül 200 mg/2 mL Voselmit IM Enjeksiyon için solüsyon içeren ampül 200 mg/2 mL Pazarda değil OSEL İlaç San. ve Tic. A.Ş. 32 Tablo 2.5. Uluslararası piyasada TMB içeren preparatlara örnekler. Preparat adı Dozaj Şekli Dozu Firma adı Tigan ® Kapsül 300 mg King Pharmaceuticals LLC Pfizer Laboratories Div Pfizer Inc. Remedy Repack TMB Kapsül 300 mg Lupin Inc. Sun Pharmaceuticals Industries Inc. Tigan ® Supozituvar 200 mg Monarch Pharmaceuticals, Inc. TMB Supozituvar 200 mg Physicians Total Care, Inc. Tigan ® Supozituvar 100 mg Physicians Total Care, Inc. Monarch Pharmaceuticals, Inc. TMB Supozituvar 100 mg Physicians Total Care, Inc. TMB Enjeksiyon 200 mg/mL American Regent Tigan ® Enjeksiyon 100 mg/mL Par Sterile Products LLC Rebel Distributors General Injectables & Vaccines, Inc. Physicians Total Care, Inc. TMB Enjeksiyon 100 mg/mL American Regent Inc. Hospira Inc. Smith and Nephew Solopak Div Smith and Nephew Tigan ® Enjeksiyon 100 mg/20 mL Monarch Pharmaceuticals, Inc. Tigan ® Enjeksiyon 100 mg/2 mL FDA, 2007 yılında yapmış olduğu duyuru ile TMB içeren supozituvar üreten ilaç firmalarının TMB supozituvar üretimi ve dağıtımını, ilacın etkililiğinin yeterli olmadığı gerekçesi ile durdurması gerektiğini bildirmiştir. Bu durumun FDA tarafından onaylanmış olan TMB içeren kapsül ve enjeksiyon dozaj formları için geçerli olmadığı yine aynı bildiri ile vurgulanmıştır (77). 2.4. Hücre Kültürü Çalışmaları İlaçların uygulama bölgesinden etki bölgesine ulaşabilmesi için çeşitli fiziksel, metabolik ve eliminasyon engellerini aşması gerekmektedir. Pek çok 33 durumda bu engeller, ilacın terapötik etkisinin istenilen seviyeye ulaşmasını kısıtlamaktadır. Sonuç olarak ilaçların sistemik farmakolojik etkisini kısıtlayan bu engellerin tanımlanması ve değerlendirilmesi oldukça önemlidir. Hayvan deneylerinin karmaşık yapısı, bu engellerin araştırılması için çeşitli in vitro/ex vivo sistemler üzerinde çalışma yapılmasına gereklilik doğurmuştur. Bu amaç doğrultusunda son yıllarda, ilaçların vücut içerisinde taşınması ve metabolizasyonunun araştırılması için hücre kültürü modellerinin kullanılmasında bir artış görülmüştür (78). Hücre kültürü çalışmalarında kullanılan bazı terimler ve tanımları aşağıda verilmiştir: - Birincil kültür (Primary culture), organizmadan izole edilen hücre, doku ve organ kültürleridir. Kendisinden alt hücre kültürleri başarılı şekilde elde edilinceye kadar, ilk kültür birincil kültür olarak ifade edilmektedir. - Hücre hattı (Cell line), birincil hücreden elde edilen hücre topluluklarını içeren alt hücre kültürüdür. Hücrelerin yapısına göre sınırlı (finite) veya sürekli (continuous) yaşam süresine sahip hücre hatları mevcuttur. - Sürekli hücre kültürleri (Continuous cell culture), sınırsız bölünme yeteneğine sahip hücre topluluklarıdır. - Sınırlı hücre kültürleri (Finite cell culture), sınırlı sayıda bölünme yeteneğine sahip hücre topluluklarıdır. - Pasajlama (Passage, Subculture), hücrelerin bulundukları kültür kabından diğer bir kültür kabına aktarılması işlemidir (79). 2.4.1. Hücre Kültürü Çalışmalarının Üstünlükleri ve Sakıncaları Üstünlükleri Hücre kültürü çalışmaları, in vivo fizyolojik ortamı daha iyi taklit eden hücrelerin elde edilmesi ve buna bağlı olarak gerçeğe daha yakın sonuçlar elde edilmesi sayesinde zamanla in vivo hayvan deneyi çalışmaları yerine kullanılabilecek alternatif çalışmalar olarak yaygınlaşmıştır. Bu sayede hayvan deneyleri sırasında karşılaşılan etik problemler en aza indirilebilmektedir (80). Deneysel koşulların (ilaç konsantrasyonu, pH gibi) kontrol altında tutulabilmesi ile hücre kültürü çalışmaları, ilaçların taşınması ve metabolizasyonunun 34 incelenmesine, inhibitörlerin ve diğer metabolik faktörlerin etkileri üzerinde çalışmalar yapılmasına olanak sağlamaktadır (78). Hücre kültürü çalışmaları, maliyetli ve kısıtlı veri sağlayan hayvan deneyi çalışmalarına göre daha düşük maliyetle daha kapsamlı verilerin elde edilmesine olanak sağlamaktadır (80). Ayrıca, farklılaştırılmış hücre kültürü modelleri (örn. Caco-2 hücre kültürü) ile ilaçların membran geçişleri (aktif ve pasif geçiş) üzerinde çalışılabilir (81). Sakıncaları Birincil hücre kültürleri kısa ömürlü oldukları için uzun dönem çalışma ve tekrarlılık gerektiren çalışmalarda nadiren kullanılabilir, bu nedenle birincil hücrelerin hücre hatlarına dönüştürülmesi gerekmektedir (80). Ayrıca, hücre kültürü çalışmalarının aseptik ortamlarda deneyimli kişiler tarafından yapılması gerekmektedir (82). Kullanılacak hücre hatlarının, çalışmalardan önce mutlaka yeteri kadar karakterizasyonun yapılması ve in vivo ortamın doğal cevabını ve karmaşık fizyolojik yapısını büyük oranda taklit eden hücre hatlarının kullanılması gerekmektedir (80). Hücre kültürü çalışmaları ile in vivo membrandan aktif olarak geçen ilaç miktarı kantitatif olarak tahmin edilememektedir (81). 2.4.2. Hücre Kültürü Modelinin Seçilmesinde Dikkat Edilmesi Gereken Parametreler Farklı ilaç uygulama yollarına bağlı olarak, ilaç molekülleri dokuya geçerken her bir uygulama yolu için farklı fiziksel bariyer ve biyokimyasal ortam ile karşılaşır. İlacın dokuya geçerken karşılaşılacağı ilk fiziksel bariyer, sıkıca dizilmiş hücrelerden oluşan tek veya çoklu hücre tabakasıdır. Hücre tabakası, hidrofobik bileşenlere ve/veya bazı aktif veya kolaylaştırılmış geçiş mekanizmasına bağlı olarak ilaç moleküllerinin hücre içerisine girişini kısıtlamaktadır. Hücrenin sahip olduğu özel taşıyıcılar (dipeptit taşıyıcılar, aminoasit taşıyıcılar gibi), dışa atım (efflux) sistemleri (P-glikoprotein gibi) ve metabolik engeller (proteaz, sitokrom P450 gibi dokuya özgü substratlar) hücrenin biyokimyasal yapısını oluşturur. 35 Seçilecek olan hücre kültürü modelinin çalışmaya uygun fiziksel bariyerleri ve biyokimyasal ortamı nicelik ve nitelik olarak temsil ediyor olması gerekmektedir (78). Farklı ilaç uygulamalarına bağlı olarak kullanılabilecek uygun hücre kültürü modellerine örnekler Tablo 2.6’da verilmiştir. Tablo 2.6. Hücre kültürü modelleri (78). Doku Hücre kültürü modeli Bağırsak Caco-2 HT-29 T84 IEC hücreleri SV40 T Ölümsüzleştirilmiş hücreler (immortalized cells) Organ kültürü/Birincil hücre kültürü Nazal SV40 T Ölümsüzleştirilmiş hücreler Birincil nazal epitel hücreler Korneal RCE1 hücreleri Birincil korneal epitel hücreler SV40 T Ölümsüzleştirilmiş hücreler Bukkal Birincil bukkal epitel hücreler Transdermal HaCat Birincil/Ortak keratinosit hücre kültürü (Co-culture) Hepatik Hepatik karsinoma hücre hattı (TONG/HCC) Birincil Hepatosit kültürü Ortak kültür SV40 T Ölümsüzleştirilmiş hücreler Kan beyin bariyeri Birincil endotelyal hücreler SV40 Ölümsüzleştirilmiş hücreler 2.4.3. İntestinal Epitelden İlaç Emilimi Son yıllarda ilaç taşıyıcı sistemler üzerinde oldukça fazla yenilik olmasına rağmen, ağız yoluyla ilaç uygulaması diğer uygulama yolları ile karşılaştırıldığında daha kolay uygulanabilir, düşük maliyetli ve yüksek hasta uyuncuna sahip olduğu 36 için hala günümüzde en çok kullanılan ilaç uygulama yoludur. Ağız yoluyla alınan ilaçların, terapötik konsantrasyona ulaşabilmesi için yeterli suda çözünürlük ve bağırsak geçirgenliğine sahip olması gerekmektedir (83). Bu nedenle, ilaçların in vivo geçirgenliğinin ve emiliminin değerlendirilmesinde intestinal hücreler kullanılarak gerçekleştirilmiş olan hücre kültürü çalışmaları oldukça yaygındır. Gastrointestinal sistemden ilaç emiliminin yaklaşık olarak %90’ı ince bağırsakta gerçekleşmektedir. İnce bağırsak, iç lümenini kaplamış olan makroskopik kıvrımlar, villi ve mikrovilli adı verilen özel yapılarla yüzey alanını önemli ölçüde genişleterek, ilaç emiliminini artırır (84). Etkin maddenin intestinal membrandan geçişi, karışık ve dinamik bir süreçtir. Enterosit hücre membranları içerisinden (transselüler) veya enterosit hücreler arasındaki sıkı kavşaklardan (paraselüler) pasif geçiş gerçekleşmektedir. Bunun yanı sıra, bileşenlerin geçişini sağlayan çeşitli taşıyıcılı içe alım (influx) ve dışa atım (efflux) mekanizmaları mevcuttur (84). İlacın ince bağırsaktan emilimi ve sistemik dolaşıma katılmasında kullanılan farklı yolaklar Şekil 2.7’de gösterilmiştir. Şekil 2.7. İnce bağırsaktan ilaç emilim yolakları a) Membran içinden pasif geçiş (transselüler transport) b) Taşıyıcı aracılı geçiş c) Hücreler arası pasif geçiş (paraselüler transport) d) Taşıyıcı aracılı dışa atım (Efflux) sistemi e) Reseptör aracılı endositoz (83, 84). 37 İntestinal epitelden ilaç emilimi esas olarak konsantrasyon gradyanına bağlı olarak pasif difüzyonla gerçekleşmektedir. İntestinal membranın çift tabakalı fosfolipid yapısı membrana yarı geçirgen özellik kazandırmaktadır. Yağda çözünür (lipofilik) moleküller intestinal hücre membranlarına hızlıca nüfus ederek, membrandan pasif difüzyonla (transsellüler transport) geçebilir. Hidrofilik yapıdaki ve yüklü moleküllerin hücre membranlarına dağılımı zayıftır, bu nedenle bu moleküller hücreler arası pasif difüzyonla (paraselüler transport) membrandan geçebilmektedirler. (85, 86). Pasif difüzyonun yanı sıra, hidrofilik yapıdaki birçok molekül, besinler, vitaminler ve onların yapısal analogları intestinal epitelde bulunan özelleşmiş taşıyıcılar (karbonhidrat ve aminoasit taşıyıcıları gibi) aracılığıyla emilir (taşıyıcı- aracılı transport). İntestinal epiteldeki bu taşıyıcılar emilimi düşük olan ilaçların emiliminin artırılması ve biyoyararlanımının iyileştirilmesi için önemlidir (86, 87). Biyoteknolojik araştırmaların yaygınlaşmasına bağlı olarak, büyük moleküllü ilaçların sayısında artış söz konusudur. Büyük moleküllü ilaçların emilimi fizikokimyasal özellikleri nedeniyle genellikle düşüktür. Bu nedenle bu ilaçların emiliminin artırılması için taşıyıcı aracılı geçiş sistemleri üzerinde pek çok çalışma yapılmış ancak istenilen başarı henüz elde edilememiştir. Taşıyıcı aracılı geçiş sistemine alternatif olarak, büyük moleküllü ilaçların membran geçişinin artırılması için reseptör-aracılı endositoz sistemi (receptor-mediated endocytosis, RME) üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Taşıyıcı aracılığı geçişte, taşıyıcı-molekül bağlanması enerji bağımlı bir mekanizma iken, RME’de moleküller reseptöre bağlandıktan sonra vezikül içerisinde taşınır. RME, oldukça spesifik hücresel biyolojik bir süreçtir ve ilaç taşıma kapasitesi reseptör kapasitesine bağlı olarak kısıtlıdır (88). İlaç moleküllerinin emilimini kısıtlayan, moleküllerin fizikokimyasal özelliklerinin (molekül büyüklüğü, yükü, çözünürlüğü, lipofilisitesi gibi) yanı sıra intestinal membranın apikal yüzeyinde bulunan ve membrana polarize özellik kazandıran P-glikoprotein (P-gp) gibi bazı taşıyıcı proteinler de mevcuttur. Hücrelerin artmış efflux sistemi sebebiyle, herhangi bir sitotoksik ajana karşı direnç gelişmesinde çoklu ilaç rezistansı (Multidrug resistance, MDR) önemli bir rol oynamaktadır. MDR yapısal ve fonksiyonel olarak ilaç moleküllerinden bağımsız 38 olarak farklı özelliklerdeki ilaç moleküllerini taşıyabilir. P-glikoprotein, MDR-ilişkili protein (MDR-associated protein, MRP1), akciğer resiztans protein (lung resistance protein, LRP) gibi ilaçların dışa atımını sağlayan pompalar (efflux pumps) MDR’nin gelişmesine neden olur. Bu pompalar kanser ilaçları, kalsiyum kanal blokörleri, immünosupresan ilaçlar gibi pek çok ilacı kapsayan geniş bir substrat spesifitesine sahip olup bu ilaçların emilimini kısıtlamaktadır (87, 89-91). 2.4.4. Caco-2 Hücreleri İnsan kolorektal adenokarsinoma hücrelerinden elde edilen Caco-2 hücreleri, ilaç geliştirme çalışmalarının erken fazında intestinal ilaç geçirgenliğinin ölçülmesi için yaygın olarak kullanılan hücre kültürü modelidir. Pasif hücre içi geçiş, hücreler arası geçiş, taşıyıcı aracılı geçiş ve transitoz gibi enterosit transepitel ilaç geçişi çalışmalarında yaygın olarak kullanılmaktadır (92, 93). Caco-2 hücreleri (yarı-geçirgen membranlar üzerine ekildikten yaklaşık 21-28 gün sonra, apikal ve bazolateral bölgeleri içeren, fırçamsı yapıdaki mikrovillileri, sıkı kavşakları, P-g ve çeşitli efflux pompa ve enzimlerine sahip tek katmanlı polarize tabaka formunu alır (Şekil 2.8) (93). Caco-2 hücrelerinin fırçamsı yapıya sahip olması, hücrelere ince bağırsağın yapısını taklit edebilme özelliği kazandırdığı için Caco-2 hücrelerinin farklılaşmış in vitro enterosit hücreleri olarak kullanılan ilk model olmasını sağlamıştır (78). Şekil 2.8. Caco-2 hücre kültürünün şematik olarak gösterimi (94). 39 Caco-2 Hücrelerinin Hücre Bütünlüğünün Değerlendirilmesi Caco-2 hücrelerinin hücre bütünlüğünün değerlendirilmesi için yaygın olarak kullanılan yöntemlerden biri Transepitel Elektrik Rezistans (TEER) değerinin ölçülmesidir. TEER değeri, voltometre cihazının elektrotlarının kullanılan hücre kültürü kuyucuklarının apikal ve bazolateral bölgesine yerleştirilerek, bu bölgelerdeki elektriksel akımın ölçülmesiyle elde edilir ve ohm.cm 2 birimi ile ifade edilir (86). Sambuy ve ark. TEER değerinin pasaj sayısı, kültür süresi ve membran filtre materyaline bağlı olarak değişkenlik gösterdiğini gözlemlemiştir (95). Bu etkenlerin dışında kuyucukların yüzey alanı, ekilen hücre sayısı, kültür ortamı koşulları da TEER değerini etkilemektedir (86). Srinivasan ve ark. pasajlama zamanının Caco-2 hücrelerinin TEER değeri üzerine etkisini incelemiş, erken ve geç pasajlanan Caco-2 hücrelerine ait TEER değerini sırasıyla 475-700 ohm.cm 2 ve 1100-1500 ohm.cm 2 aralığında elde etmişlerdir. Geçirimli Elektron Mikroskopisi ile Caco-2 kültürlerinin hücre tabakasını incelediklerinde ise, epitel hücre kalınlığında önemli ölçüde değişme olmaksızın, geç pasajlanan hücrelerde gelişen çoklu hücre tabakasının hücre sıklığını ve/veya hücrelerarası geçiş yolağı uzunluğunu artırarak TEER değerine önemli ölçüde etki ettiğini bildirmiştir. Ayrıca 36. pasaja kadar TEER değerinin arttığını, 36- 70 pasajlama aralığında TEER değerinin değişken olduğunu ve 70-100 pasajlama aralığında ise TEER değerinin azaldığını bildirmişlerdir (96). TEER değeri, Caco-2 hücrelerinin kültür süresine bağlı olarak artmaktadır. Yaklaşık olarak 10-15 günlük kültürde TEER değeri maksimum düzeye ulaşmakla birlikte pek çok araştırmada hücre içindeki transport sistemlerinin gelişebilmesi için 21-24 günlük kültür süresi önerilmektedir (86). Caco-2 kültür ortamı içeriği hücre tek tabakasının bütünlüğünü ve geçirgenliğini etkilediği için TEER değerini de etkilemektedir. D’Souza ve ark. yüksek ekstraselüler glikoz konsantrasyonu içeren izotonik ortamın Caco-2 hücre tek tabakasının fizyolojik yapısını bozduğunu, ve hücreler arası sıkı kavşakları değiştirerek hücre tek tabakasının akışkanlığını artırdığını, efflux geçişin arttığını ve TEER değerinin azaldığını vurgulamıştır (97). 40 TEER değeri, Caco-2 hücre kültürü ortamında kullanılan membran filtresinin materyaline bağlı olarak da değişir. PC filtre kullanıldığında elde edilen TEER değeri, nitroselüloz filtre kullanıldığında elde edilen TEER değerine göre daha yüksek bulunmuştur (97). Farklı hücre tipleri için farklı TEER değerleri elde edilebilir. TEER değeri 150-400 ohm.cm 2 aralığında olan Caco-2 hücre tek tabakaları, moleküllerin geçişini kısıtlamaktadır (96). 41 3. GEREÇ VE YÖNTEM 3.1. Kullanılan Kimyasal/Biyolojik Maddeler Madde adı Marka ve Kaynak Asesülfam potasyum Suzhou Hope Technology/Çin Kolon adenokarsinom (Caco-2) hücreleri Grenier BioOne/Avusturya Dulbecco’s Modified Eagle’s Medium (DMEM) (4,5 g/L glikoz, sodyum pirüvat, stabil glutamin içeren) Biochrom AG/Almanya Fetal bovin serum (FBS) Cegrogen/Almanya Granfiller-D ® Daicel/Japonya Hank’s dengeli tuz çözeltisi (Hank’s Balanced Salt Solution, HBSS) (0,35 g/L NaHCO3 içeren, fenol kırmızısı içermeyen, pH 7,0-7,6) Biochrom AG/Almanya Hidroksietil piperazin etan sülfonik asit (HEPES) tampon çözeltisi (1 M) Biochrom AG/Almanya Hidroksipropil metil selüloz (HPMC) Sigma/ABD Jelatin Sigma/ABD Kolloidal silikon dioksit (Aerosil ® ) Evonik/Singapur Kroskarmelloz sodyum (Ac-Di-Sol ® ) DFE Pharma/Almanya Laktoz monohidrat (Lactopress ® ) DFE Pharma/Almanya Ludiflash ® BASF AG/Almanya Mannitol (Pearlitol 200 SD ® ) Roquette Freres/Fransa Parteck ® BASF AG/Almanya Penisilin/Streptomisin Biochrom AG/Almanya Phosphate Buffered Saline (PBS) (pH 7.4, Ca ++ ve Mg ++ içermeyen) Biochrom AG/Almanya Pluronic F68 Sigma/ABD Polietilen glikol (PEG) 4000 Sigma/ABD Portakal aroması Aromsa/Türkiye 42 Potasyum fosfat monobazik Sigma/Almanya Referans ürün (Seri no: 005038, Son Kullanma Tarihi: 02.2020) Sanofi Aventis/Türkiye Simetikon Sigma/ABD Sodyum aljinat Sigma/ABD Sodyum fosfat dibazik Merck/Almanya Sodyum klorür Riedel-de Haen/Almanya Sodyum nişasta glikolat Atabay/Türkiye Sodyum stearil fumarat JRS Pharma/Almanya Trimetobenzamit hidroklorür D.K. Pharmachem/Hindistan Tripan mavisi (tripan blue) Sigma/ABD Tripsin-EDTA çözeltisi (%0,5 - %0,2, PBS içinde, Ca ++ , Mg ++ içermeyen) Biochrom AG/Almanya 3.2. Kullanılan Aletler ve Cihazlar Alet ve Cihaz Adı Marka ve Kaynak 96 kuyucuklu steril plaka Greiner/Avusturya Biyogüvenlik kabini Faster BHG 2004, Class 2/İtalya Civa porozimetresi Quantachrome Corporation, Poremaster Dağılma tayini cihazı Pharma test PTB/Almanya Diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC) DSC Q100 TA Instruments/ABD Çözünme cihazı Sotax CH 4123/İsviçre Enjektör Isolab Laborgerate/Almanya Enjektör ucu filtre 0,45 μm, steril, RC Sartorius/Almanya Enjektör ucu filtre 0,45 μm, steril, CA Chrom Tech Friabilitör Pharma test PTB/Almanya FT-IR Spektrofotometresi Perkin-Elmer Spectrum/ABD Hassas terazi Shimadzu AUW220D/Japonya Hemasitometre Marienfeld Haemacytometer Laboratory Glassware/Almanya Hücre kültürü insertleri (0,4 µm) Grenier Bio-one/Almanya Hücre kültürü kuyucukları Grenier Bio-one/Almanya 43 (12 kuyucuklu) Hücre kültür kapları (flask, 25 cm 2 ) Grenier Bio-one/Almanya İnverted floresans mikroskop Leica/Almanya Karbondioksitli inkübatör Sanyo/Japonya Liyofilizatör Labconco/ABD Membran filtre, 0,45 µm Isolab Laborgerate/Almanya Nem tayin cihazı Ohaus Corporation/ABD pH Metre Sartorius Professional/Almanya Saf su düzeneği Simplicity 185 Ultrapure water system, Millipore/ABD Santrifüj Nüve/Türkiye Su banyolu yatay çalkalayıcı Memmert/Almanya Tablet basma makinesi Erweka AR 400 Korsch/Almanya Tablet sertlik, çap, kalınlık ölçüm cihazı Pharma test PTB/Almanya Taramalı elektron mikroskopu (SEM) Jeol SEM-6400, Japonya Tartım kabı, alüminyum Isolab Laborgerate/Almanya Toz karıştırıcı Gryphan, Brookmoors Ltd./ İngiltere UV Küveti Hellma, 10 mm, tip no:104-QS UV Spektrofotometresi UV1700 Shimadzu/Japonya Voltohmmetre Millicell ERS-2 Epitel/ABD Volumunometre Aymes Company/Türkiye Vorteks Velp Scientifica/İtalya X-ışını kırınımı cihazı D/Max 2200/PC, Rigaku/Japonya 44 3.3. Etkin Maddenin Fizikokimyasal Özellikleri Üzerinde Yapılan Çalışmalar 3.3.1. TMB’nin FT-IR Spektrumu TMB’nin (Perkin Elmer, ABD) 600-4000 cm -1 dalga boyları arasında FT-IR spektrumu çekilerek değerlendirilmiştir. 3.3.2. TMB’nin X-ışını Kırınımı Analizi X-ışını kırınımı analizi, Rigaku X-Ray Diffractometer (Japonya) cihazı ile 40 kV ve 30 mA’da, 2θ 0,2°/dk tarama hızında, 2θ 4°-40° arası taranarak gerçekleştirilmiştir (63). 3.3.3. TMB’nin SEM Analizi Karbon yapıştırıcı ile alüminyum plak üzerine te