T.C. HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ FARELERDE LİPOPOLİSAKKARİT İLE İNDÜKLENEN SOLUNUM YOLU İNFLAMASYONUNDA MİTOKONDRİYE HEDEFLENDİRİLMİŞ YAVAŞ HİDROJEN SÜLFÜR SALIVEREN AP39’UN VE NİTRİK OKSİT SENTAZ İNHİBİTÖRÜ ASİMETRİK DİMETİL ARJİNİN (ADMA)’NIN ETKİLERİNİN ARAŞTIRILMASI Ecz. Yasemin KARAMAN KUTLUAY Farmakoloji Programı DOKTORA TEZİ ANKARA 2019 T.C. HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ FARELERDE LİPOPOLİSAKKARİT İLE İNDÜKLENEN SOLUNUM YOLU İNFLAMASYONUNDA MİTOKONDRİYE HEDEFLENDİRİLMİŞ YAVAŞ HİDROJEN SÜLFÜR SALIVEREN AP39’UN VE NİTRİK OKSİT SENTAZ İNHİBİTÖRÜ ASİMETRİK DİMETİL ARJİNİN (ADMA)’NIN ETKİLERİNİN ARAŞTIRILMASI Ecz. Yasemin KARAMAN KUTLUAY Farmakoloji Programı DOKTORA TEZİ TEZ DANIŞMANI Prof. Dr. İnci ERDEMLİ ANKARA 2019 iii iv v vi TEŞEKKÜR Tez çalışmalarım süresince bilgi, birikim ve tecrübeleriyle yol gösteren, bana her konuda yardımcı olan, desteğini her zaman yanımda hissettiğim değerli danışman hocam Prof. Dr. İnci Erdemli’ ye tez çalışmama ve bana kattıkları için çok teşekkür ederim. Tez çalışmalarım boyunca desteğini esirgemeyen, uygun çalışma ve laboratuvar şartlarının oluşmasını sağlayan sevgili hocam Sayın Prof. Dr. Serdar Uma’ ya, Bilimsel ve manevi desteğini hiçbir zaman esirgemeyen, çalışmalarımın hep bir adım daha ileriye gidebilmesi için bütün imkanları zorlayan sevgili hocam Sayın Doç. Dr. T. Emrah Bozkurt’a, Tezimin histopatolojik incelemelerindeki değerli katkıları için Sayın Doç. Dr. Sevgen Çelik Önder’e, Tezimin fluksomiks analiz ve sülfür metabolitlerinin düzeylerinin ölçümünü gerçekleştiren Sayın Doç. Dr. Emirhan Nemutlu’ ya ve Cemil Can Eylem’ e, Farmakoloji eğitimimim boyunca beni teze hazırlayan Farmakoloji Anabilim Dalı’ndaki tüm değerli hocalarıma bana kattıkları her şey için teşekkür ederim. İlk laboratuvar deneyimlerimi paylaştığım, tüm bilgi ve tecrübesini aktarmak için elinden geleni esirgemeyen sevgili Dr. Öğr. Üyesi Yeşim Kaya Yaşar’a, Laboratuvarı eğlenceli hale getiren, her zor zamanımda yanımda olan, en ihtiyacım olan anlarda yardımlarını esirgemeyen ve birçok güzel anı paylaştığım sevgili çalışma arkadaşlarıma teşekkür ederim. Bütün hayatım boyunca özveri ile yanımda olan, en büyük destekçilerim çok sevgili anneme, babama ve kardeşime tüm kalbimle teşekkür ederim. Bu süreçte desteklerini hep yanımda hissettiğim eşimin ailesine ve tüm geniş aileme çok teşekkür ederim. Bu süreçte varlığından güç aldığım eşime teşekkür ederim. Bu tez çalışması Hacettepe Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi (proje no: TSA-14475) tarafından desteklenmiştir. vii ÖZET Karaman-Kutluay, Y. Farelerde Lipopolisakkarit ile İndüklenen Solunum Yolu İnflamasyonunda Mitokondriye Hedeflendirilmiş Yavaş Hidrojen Sülfür Salıveren AP39’un ve Nitrik Oksit Sentaz İnhibitörü Asimetrik Dimetil Arjinin (ADMA)’nın Etkilerinin Araştırılması. Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Farmakoloji Programı Doktora Tezi, Ankara, 2019. Bu çalışmada lipopolisakkarit (LPS) ile indüklenen solunum yolu inflamasyonunda mitokondriye hedeflendirilmiş hidrojen sülfür’ü yavaş salıveren donör AP39’un etkileri in vitro ve in vivo modeller ile incelendi. In vitro modelde farelerden izole edilen trakea halkaları ve akciğer dokuları doku kültüründe LPS ile dört gün boyunca inkübe edildi. LPS inkübasyonu trakea halkalarında 5-hidroksitriptamin ve bradikinin ile elde edilen kasılma yanıtlarında artışa ve akciğer dokularında interlökin (IL)-1β, tümör nekroz faktörü alfa (TNF-α), IL-6 düzeylerinde artışa yol açtı. AP39 inkübasyonu 30 nM konsantrasyonda trakeal 5-HT hiperreaktivitesini ve 30 ve 300 nM konsantrasyonlarda TNF-α, IL-6 düzeylerindeki artışı önledi. In vivo modelde ise LPS ve AP39 farelere intranazal olarak uygulandı. AP39 (250, 500 ve 1000 nmol/kg) tedavisi LPS ile indüklenen bronşiyal hiperreaktiviteyi ve bronkoalveolar lavaj sıvısında IL-6 artışını bütün dozlarda, nötrofil sayısındaki artışı 1000 nmol/kg, TNF-α artışını 250 ve 500 nmol/kg dozlarda engelledi, akciğerde parankimal inflamasyonu ise etkilemedi. AP39 500 nmol/kg dozda, LPS ile indüklenen glukoz-6-fosfat ve süksinat birikimini önledi, 250 nmol/kg dozda ise sistein düzeyindeki azalmayı inhibe etti ve glutatyon ve taurin düzeylerini artırdı. Bu çalışmada ayrıca endojen bir nitrik oksit sentaz inhibitörü olan asimetrik dimetil arjinin (ADMA)’in LPS ile indüklenen solunum yolu inflamasyonundaki rolü araştırıldı. Doku kültüründe ADMA (3μM) inkübasyonu 5- hidroksitriptamin ve bradikinin ile indüklenen kasılmaları artırdı. Ancak, LPS varlığında ADMA (30 ve 100 μM) inkübasyonu 5-hidroksitriptamin hiperreaktivitesini önledi. LPS ile indüklenen in vivo solunum yolu inflamasyonunda ADMA (200 nmol/kg)’nın intratrakeal yoldan akut olarak veya intranazal (30 mg/kg) olarak uygulanması bronşiyal hiperreaktiviteyi inhibe etti ve intranazal uygulama bronkoalveolar lavaj sıvısındaki nötrofil sayısındaki artışı da önledi. Bulgularımıza göre AP39, solunum yolu inflamasyonunu azaltmakta ve bronşiyal hiperreaktiviteyi önlemektedir; ancak uygulanacağı doz kritik görünmektedir. ADMA nitrik oksit sentaz enziminin indüklenebilir ve yapısal alt tiplerini inhibe ederek solunum yolu fonksiyonlarının düzenlenmesine katılmaktadır ve solunum yolu inflamasyonunda terapötik potansiyeli olabileceği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Hidrojen sülfür, lipopolisakkarit, AP39, solunum yolu inflamasyonu, bronşiyal hiperreaktivite. Bu tez çalışması Hacettepe Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi (proje no: TSA-14475) tarafından desteklenmiştir. viii ABSTRACT Karaman-Kutluay, Y. Investigation of the Effects of Mitochondria-Targeted Slow Hydrogen Sulfide Releasing AP39 and Nitric Oxide Synthase Inhibitor Asymmetric Dimethyl Arginine (ADMA) in Lipopolysaccharide-Induced Airway Inflammation in Mice. Hacettepe University Graduate School of Health Sciences, PhD Thesis in Pharmacology, Ankara, 2019. In this study, the effects of mitochondria-targeted slow H2S releasing donor AP39 on lipopolysaccharide (LPS)- induced airway inflammation were investigated in in vitro and in vivo models. In in vitro model tracheal rings and lung tissues isolated from mice were incubated with LPS for four days in tissue culture. LPS incubation lead to an increase in 5- hydroxytrytamine- and bradykinin-induced contraction responses in tracheal rings and interleukin (IL)-1β, tumor necrosis factor-α (TNF-α), IL-6 levels were enhanced in lung tissues incubated with LPS. AP39 incubation prevented tracheal 5- hydroxytrytamine hyperreactivity at 30 nM concentration and increase in TNF-α, IL- 6 levels at 30 and 300 nM concentrations. In in vivo model LPS and AP39 was applied as intranasal. AP39 (250, 500 and 1000 nmol/kg) treatment prevented the LPS-induced bronchial hyperreactivity and increase in IL-6 levels in bronchoalveolar lavage fluid at all doses, the increase in neutrophil numbers at 1000 nmol/kg, the increase in TNF- α level at 250 and 500 nmol/kg and did not prevent parenchymal inflammation in lung tissue. AP39 at 500 nmol/kg dose prevented the LPS-induced glucose-6-phosphate and succinate accumulation and 250 nmol/kg dose inhibited the decrease in cysteine levels and increased glutathione and taurine levels. In this study, the role of an endogenous nitric oxide synthase inhibitor asymmetric dimethyl arginine (ADMA) in LPS-induced airway inflammation was also evaluated. In tissue culture ADMA (3μM) incubation lead to an increase in 5-hydroxytrytamine- and bradykinin induced contractions. On the other hand, ADMA (30 and 100 μM) prevented 5- hydroxytrytamine hyperreactivity in the presence of LPS. In LPS-induced in vivo airway inflammation ADMA application via intratracheal route as acutely or intranasally inhibited bronchial hyperreacivity and intranasal application also prevented the increase in neutrophil numbers in bronchoalveolar lavage fluid. Our results indicate that the mitochondria- targeted H2S releasing donor AP39 decrease airway inflammation and prevent bronchial hyperreactivity however, the dose to be administered appears to be critical. ADMA is involved in the regulation of airway functions by inhibiting inducible and constitutive nitric oxide synthase and is thought to have therapeutic potential in airway inflammation. Keywords: Hydrogen sulphide, lipopolysaccharide, AP39, airway inflammation, bronchial hyperreactivity. This study was supported by Hacettepe University Scientific Research Projects Coordination Unit (Project no: TSA-2017-14475). ix İÇİNDEKİLER ONAY SAYFASI iii YAYIMLAMA VE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI BEYANI iv ETİK BEYAN v TEŞEKKÜR vi ÖZET vii ABSTRACT viii İÇİNDEKİLER xii SİMGELER ve KISALTMALAR xiii ŞEKİLLER xvi TABLOLAR xx 1. GİRİŞ 1 2. GENEL BİLGİLER 3 2.1. Solunum Yolu İnflamasyonu 3 2.1.1. Bronşiyal Hiperreaktivite 3 2.1.2. LPS ile Deneysel Solunum Yolu İnflamasyonu 5 2.1.3. Solunum Yolu İnflamasyonunda Pro-İnflamatuar Sitokinlerin Rolü 5 2.2. 5-Hidroksitriptamin (5-HT) 7 2.2.1. Solunum Yolu İnflamasyonunda 5-HT’nin Rolü 8 2.3. Bradikinin 8 2.3.1. Solunum Yolu İnflamasyonunda Bradikininin Rolü 9 2.4. Mitokondri 10 2.4.1. Glikoliz ve Mitokondride Krebs Döngüsünün İnflamatuar Yanıtın Düzenlenmesi ile İlişkisi 10 2.4.2. Solunum Yolu İnflamasyonunda Mitokondrinin Rolü 13 2.5. Hidrojen Sülfür (H2S) 14 2.5.1. Mitokondriye Hedeflendirilmiş Yavaş H2S Salıveren Donör AP39 15 2.5.2. Solunum Sisteminde H2S’nin Rolü 16 2.5.3. Solunum Yolu İnflamasyonunda H2S’nin Rolü 17 2.6. Nitrik Oksit (NO) ve Solunum Sistemindeki Rolü 18 x 2.7. NOS-Asimetrik Dimetilarjinin (ADMA)- Dimetilarjinin Dimetilaminohidrolaz (DDAH) (NOS-ADMA-DDAH) Yolağı 20 2.7.1. Solunum Sisteminde ADMA’ nın Rolü 21 2.7.2. ADMA’ nın İnflamasyon Üzerine Etkileri 22 3. GEREÇ VE YÖNTEM 24 3.1. Doku Kültüründe Lipopolisakkarit (LPS) İnkübasyonu ile Oluşturulan in vitro Kronik Solunum Yolu İnflamasyonu Modeli 24 3.1.1. Doku Kültüründe LPS İnkübasyonu ile Oluşturulan in vitro Kronik Solunum Yolu İnflamasyonu Modelinde AP39 İnkübasyonu 24 3.1.2. Doku Kültüründe LPS İnkübasyonu ile Oluşturulan in vitro Kronik Solunum Yolu İnflamasyonu Modelinde ADMA İnkübasyonu 24 3.2. Deney Protokolü 24 3.2.1. Dokuların Hazırlanması ve Doku Kültürü 24 3.2.2. Trakea Reaktivitesinin Ölçümü 25 3.2.3. Karbakol, 5-HT ve Bradikinin ile İndüklenen Kasılma Yanıtlarının İncelenmesi 26 3.2.4. İzoprenalin ile Gevşeme Yanıtlarının İncelenmesi 26 3.2.5. Akciğer Doku Homojenatlarının Hazırlanması 26 3.2.6. Akciğer Homojenatlarında İnflamatuar Sitokin Düzeyi Ölçümü 26 3.3. LPS ile indüklenen Deneysel in vivo Solunum Yolu İnflamasyonu 27 3.3.1. LPS ile İndüklenen Deneysel in vivo Solunum Yolu İnflamasyonunda İntranazal AP39 Tedavisi 27 3.3.2. LPS ile İndüklenen Deneysel in vivo Solunum Yolu İnflamasyonunda İntranazal ADMA Uygulaması 27 3.3.3. Solunum Yolu Fonksiyonunun in vivo Ölçümü 28 3.3.4. Bronkoalveoler Lavaj (BAL) Sıvısı Örneklerinde İnflamatuar Hücre Sayımı 29 3.3.5. BAL Sıvısı Örneklerinde İnflamatuar Sitokin Düzeyi Ölçümü 29 3.3.6. Histopatolojik Değerlendirme 29 3.3.7. Fluksomiks Analiz ile Mitokondri Fonksiyonlarının Değerlendirilmesi 30 3.3.8. Sülfür Metabolizmasına Ait Metabolitlerin Miktar Tayini 31 3.4. Bulguların Sunuluşu ve İstatistiksel Analizi 33 xi 3.5. Deneylerde Kullanılan Solüsyonlar ve İlaçlar 34 4. BULGULAR 36 4.1. Doku Kültüründe LPS İnkübasyonu ile Oluşturulan in vitro Kronik Solunum Yolu İnflamasyonu ve AP39 İle İnkübasyonun Etkileri 36 4.1.1. Karbakol, 5-HT ve Bradikinin ile İndüklenen Kasılma, İzoprenalin ile İndüklenen Gevşeme Yanıtlarının Değerlendirilmesi 36 4.1.2. Pro-İnflamatuar Sitokin Düzeylerinin Değerlendirilmesi 41 4.2. Doku Kültüründe LPS İnkübasyonu ile Oluşturulan in vitro Kronik Solunum Yolu İnflamasyonu Modelinde ADMA İnkübasyonunun Etkileri 43 4.2.1. Karbakol, 5-HT ve Bradikinin ile İndüklenen Kasılma, İzoprenalin ile İndüklenen Gevşeme Yanıtlarının Değerlendirilmesi 43 4.3. Farelerde LPS ile İndüklenen in vivo Solunum Yolu İnflamasyonu ve İntranazal AP39 Tedavisinin Etkileri 50 4.3.1. İn vivo Bronşiyal Reaktivitenin Değerlendirilmesi 50 4.3.2. BAL Sıvısı Örneklerinde İnflamatuar Hücre Sayımı 55 4.3.3. BAL Sıvısı Örneklerinde İnflamatuvar Sitokin Düzeyi Ölçümü 56 4.3.4. Histopatolojik Değerlendirme 59 4.3.5. Mitokondri Fonksiyonlarının Değerlendirilmesi 62 4.3.6. Sülfür Metabolizmasına Ait Metabolitlerin Miktar Tayini 65 4.4. Farelerde LPS ile İndüklenen in vivo Solunum Yolu İnflamasyonunda İntranazal ADMA Uygulamasının Etkileri 67 4.4.1. In vivo Bronşiyal Reaktivitenin Değerlendirilmesi 67 4.4.2. BAL Sıvısı Örneklerinde Hücre Sayımı 67 4.5. Farelerde LPS ile İndüklenen in vivo Solunum Yolu İnflamasyonunda Akut ADMA Uygulaması 68 4.5.1. In vivo Bronşiyal Reaktivite Üzerine Etkisinin Değerlendirilmesi 68 4.5.2. BAL Sıvısı Örneklerinde Hücre Sayımı 69 4.5.3. Histopatolojik Değerlendirme 70 5. TARTIŞMA 71 5.1. Doku Kültüründe Lipopolisakkarit (LPS) İnkübasyonu ile Oluşturulan in vitro Kronik Solunum Yolu İnflamasyonu 71 xii 5.1.1. Doku Kültüründe Lipopolisakkarit (LPS) İnkübasyonu ile Oluşturulan in vitro Kronik Solunum Yolu İnflamasyonunda AP39’un Etkileri 73 5.1.2. Doku Kültüründe Lipopolisakkarit (LPS) İnkübasyonu ile Oluşturulan in vitro Kronik Solunum Yolu İnflamasyonunda ADMA’nın Etkileri 75 5.2. LPS ile İndüklenen Deneysel in vivo Solunum Yolu İnflamasyonu 76 5.2.1. LPS ile İndüklenen Deneysel in vivo Solunum Yolu İnflamasyonunda İntranazal AP39 Tedavisinin Etkileri 79 5.2.2. LPS ile İndüklenen Deneysel in vivo Solunum Yolu İnflamasyonunda ADMA’nın Etkileri 82 6. SONUÇ VE ÖNERİLER 85 7. KAYNAKLAR 88 8. EKLER 102 EK-1: Tez Çalışması ile İlgili Etik Kurul İzinleri EK-2: Tez çalışması Orjinallik Raporu EK-3: Tez Çalışması ile İlgili Bildiriler ve Yayınlar 9. ÖZGEÇMİŞ xiii SİMGELER VE KISALTMALAR ADMA Asimetrik dimetilarjinin, NG-dimetil-L-arjinin Asetil KoA Asetil koenzim A ATP Adenozin trifosfat BAL Bronkoalveolar lavaj Ca+2 Kalsiyum CAT Katyonik amino asit taşıyıcılar Cdyn Kompliyans cGMP Siklik guanozin monofosfat CBS Sistatyonin-β-sentetaz CIC Sitrat taşıyıcı CO2 Karbon dioksit CO Karbon monoksit COX-1 Siklooksijenaz-1 COX-2 Siklooksijenaz-2 CSE Sistatyonin-γ-liyaz DDAH Dimetilarjinin dimetilaminohidrolaz DMEM Dulbecco's Modified Eagle's Medium DNA Deoksiribo nükleik asit EAA Eğri altında kalan alan ELISA Enzyme-linked immunosorbent assay Emaks Maksimum etki eNANC eksitatör non-adrenerjik non-kolinerjik eNOS Endotelyal nitrik oksit sentaz ERK1/2 Ekstraselüler sinyalle düzenlenen kinaz 1/2 ETZ Elektron taşıma zinciri FADH Flavin adenin dinükleotit G6P Glukoz-6-fosfat GC-MS Gaz kromatografi-kütle spektrometresi GM-CSF Granülosit Makrofaj Koloni Uyarıcı Faktör GSH Glutatyon xiv H2 18O 18O bakımından zenginleştirilmiş su H2S Hidrojen sülfür HIF-1α Hipoksi ile indüklenebilir faktör-1α 5-HT 5-Hidroksitriptamin ICAM-1 Intercellular Adhesion Molecule-1 (Hücreler arası adezyon molekülü-1) IFN-γ İnterferon-γ IgE İmmünoglobulin E IκB NF-ĸB inhibitör proteinleri IL İnterlökin i.n. İntranazal iNANC İnhibitör non-adrenerjik non-kolinerjik iNOS İndüklenebilir nitrik oksit sentaz i.p. İntraperitoneal i.t. İntratrakeal KATP ATP-bağımlı potasyum kanalı KCl Potasyum klorür KOAH Kronik obstrüktif akciğer hastalığı LC-MS/MS Liquid Chromatography-tandem Mass Spectrometry (Sıvı Kromatografi Kütle Spektrometresi) L-NAME NW-nitro-L-arjinin metil esteri L-NMMA NG-monometil-L-arjinin LPS Lipopolisakkarit LT Lökotrien MIF Makrofaj migrasyon inhibitör faktör MPO Miyeloperoksidaz MRM Çoklu reaksiyon izleme 3-MST 3-merkaptopiruvat sülfürtransferaz MSTFA N-metil-N-trimetilsilil trifloroasetamit NAD Nikotinamid adenin dinükleotid NaHS Sodyum hidrojen sülfür NANC Non-adrenerjik non-kolinerjik http://daytam.atauni.edu.tr/?ts-portfolio=sivi-kromatografi-ku%CC%88tle-spektrometresi-lc-ms-ms http://daytam.atauni.edu.tr/?ts-portfolio=sivi-kromatografi-ku%CC%88tle-spektrometresi-lc-ms-ms xv NF-κB Nükleer faktör-kappa B nNOS Nöronal nitrik oksit sentaz NO Nitrik oksit NOS Nitrik oksit sentaz 18O Oksijen-18 O2 Oksijen O2 - Süperoksiti PAF Trombosit aktive edici faktör PBS Fosfat tamponlu serum fizyolojik PG Prostaglandin PRMT Protein-arjinin metiltransferaz Rl Solunum yolu direnci ROS Reaktif oksijen türevleri SDH Süksinat dehidrogenaz SDMA Simetrik dimetilarjinin, NG-N’G-dimetil-L-arjinin SH Standart hata SUCNR1 Süksinat reseptörü TCA Trikarboksilik asit döngüsü TLR Toll-like reseptör TMCS Trimetilklorosilan TNF-α Tümör nekroz faktörü alfa TPP+ Trifenil fosfonyum VCAM-1 Vascular cell adhesion molecule-1 (Vasküler hücre adezyon molekülü-1) xvi ŞEKİLLER Şekil Sayfa 2.1. Mitokondride Krebs döngüsü ve aspartat-arjinosüksinat hattı. 13 2.2. AP39’un kimyasal yapısı. 16 2.3. Metillenmiş arjinin rezidülerinin kimyasal yapısı. 20 3.1. In vivo solunum yolu fonksiyonunun ölçümü. 29 4.1. Doku kültüründe kontrol grubu ve LPS grubu izole fare trakea halkalarında karbakol ile elde edilen konsantrasyon bağımlı kasılma yanıtları. 36 4.2. Doku kültüründe kontrol grubu ve LPS grubu izole fare trakea halkalarında 5-HT ile elde edilen konsantrasyon bağımlı kasılma yanıtları. 37 4.3. Doku kültüründe kontrol grubu ve LPS grubu izole fare trakea halkalarında bradikinin ile elde edilen konsantrasyon bağımlı kasılma yanıtları. 37 4.4. Doku kültüründe kontrol grubu ve LPS grubu izole fare trakea halkalarında izoprenalin ile elde edilen konsantrasyon bağımlı gevşeme yanıtları. 38 4.5. Doku kültüründe kontrol, LPS ve 10 nM (A), 30 nM (B), 100 nM (C) ve 300 nM (D) AP39 ile inkübe edilen LPS grubu izole fare trakea halkalarında 5-HT ile elde edilen konsantrasyon bağımlı kasılma yanıtları. 39 4.6. Doku kültüründe kontrol, LPS ve 10 nM (A), 30 nM (B), 100 nM (C) ve 300 nM (D) AP39 ile inkübe edilen LPS grubu izole fare trakea halkalarında bradikinin ile elde edilen konsantrasyon bağımlı kasılma yanıtları. 40 4.7. Kontrol, LPS ve AP39 ile inkübe edilen LPS grubu akciğer homojenatlarında IL-1β (A), TNF-α (B) ve IL-6 (C) düzeyleri. 42 4.8. Doku kültüründe kontrol, LPS ve 3 μM (A), 30 μM (B), 100 μM (C) ADMA ile inkübe edilen LPS grubu izole fare trakea halkalarında 5-HT ile elde edilen konsantrasyon bağımlı kasılma yanıtları. 44 4.9. Doku kültüründe kontrol, LPS ve 3 μM (A), 30 μM (B), 100 μM (C) ADMA ile inkübe edilen LPS grubu izole fare trakea halkalarında bradikinin ile elde edilen konsantrasyon bağımlı kasılma yanıtları. 45 xvii 4.10. Doku kültüründe kontrol ve 3 μM (A), 30 μM (B), 100 μM (C) ADMA ile inkübe edilen kontrol grubu izole fare trakea halkalarında 5-HT ile elde edilen konsantrasyon bağımlı kasılma yanıtları. 47 4.11. Doku kültüründe kontrol ve 3 μM ADMA ile inkübe edilen kontrol grubu trakea halkalarında 5-HT ile elde edilen konsantrasyon bağımlı kasılma yanıtı eğrilerinin altında kalan alan (EAA). 47 4.12. Doku kültüründe kontrol ve 3 μM (A), 30 μM (B), 100 μM (C) ADMA ile inkübe edilen kontrol grubu izole fare trakea halkalarında bradikinin ile elde edilen konsantrasyon bağımlı kasılma yanıtları. 48 4.13. Doku kültüründe kontrol ve 3 μM ADMA ile inkübe edilen kontrol grubu trakea halkalarında bradikinin ile elde edilen konsantrasyon bağımlı kasılma yanıtı eğrilerinin altında kalan alan (EAA). 49 4.14. Doku kültüründe kontrol ve 3 μM (A), 30 μM (B), 100 μM (C) ADMA ile inkübe edilen kontrol grubu izole fare trakea halkalarında izoprenalin ile elde edilen konsantrasyon bağımlı gevşeme yanıtları. 50 4.15. In vivo solunum yolu direnci ölçümünde intratrakeal metakolin uygulaması ile solunum yolu direnci ve kompliyansında meydana gelen değişikliklere ait deney traseleri. 51 4.16. Kontrol ve LPS grubu farelerde intratrakeal metakolin ile elde edilen doz bağımlı solunum yolu direnci (Rl) yanıtları. 52 4.17. Kontrol ve LPS grubu farelerde intratrakeal metakolin ile elde edilen doz bağımlı solunum yolu kompliyansı (Cdyn) yanıtları. 52 4.18. Kontrol, LPS ve 250 nmol/kg (A), 500 nmol/kg (B), 1000 nmol/kg (C) AP39 tedavisi uygulanan LPS grubu farelerde intratrakeal metakolin ile elde edilen doz bağımlı solunum yolu direnci (Rl) yanıtları. 53 4.19. Kontrol ve 250 nmol/kg (A), 500 nmol/kg (B), 1000 nmol/kg (C) AP39 tedavisi uygulanan kontrol grubu farelerde intratrakeal metakolin ile elde edilen doz bağımlı solunum yolu direnci (Rl) yanıtları. 54 4.20. Kontrol, LPS ve AP39 tedavisi uygulanan LPS grubu farelerden elde edilen BAL sıvılarında nötrofil hücre sayısı. 55 4.21. Kontrol ve AP39 tedavisi uygulanan kontrol grubu farelerden elde edilen BAL sıvılarında nötrofil hücre sayısı. 56 xviii 4.22. Kontrol, LPS ve AP39 tedavisi uygulanan LPS grubu farelerden elde edilen BAL sıvılarında TNF-α konsantrasyonları. 57 4.23. Kontrol ve AP39 tedavisi uygulanan kontrol grubu farelerden elde edilen BAL sıvılarında TNF-α konsantrasyonları. 58 4.24. Kontrol, LPS ve AP39 tedavisi uygulanan LPS grubu farelerden elde edilen BAL sıvılarında IL-6 konsantrasyonları. 58 4.25. Kontrol ve AP39 tedavisi uygulanan kontrol grubu farelerden elde edilen BAL sıvılarında IL-6 konsantrasyonları. 59 4.26. Kontrol, LPS ve AP39 tedavisi uygulanan LPS grubu farelerden izole edilen akciğer dokularında histopatolojik skor. 60 4.27. Kontrol (A), LPS (B), 250 nmol/kg (C), 500 nmol/kg (D) ve 1000 nmol/kg (E) tedavisi uygulanan LPS grubu farelerden izole edilen akciğer örneklerinin histolojik kesitleri. 61 4.28. Kontrol, LPS ve AP39 tedavisi uygulanan LPS grubu farelerden izole edilen akciğer dokularında 18O ile işaretlenmiş süksinat (A), sitrat (B), fumarat (C) ve malat (D) miktarları. 63 4.29. Kontrol, LPS, AP39 tedavisi uygulanan LPS ve çözücü uygulanan LPS grubu farelerden izole edilen akciğer dokularında 18O ile işaretlenmiş glukoz-6-fosfat (G6P) miktarları. 64 4.30. Kontrol, LPS ve AP39 tedavisi uygulanan LPS grubu farelerden izole edilen akciğer dokularında sistein (A), metiyonin (B), sistin (C), taurin (D) ve glutatyon (GSH) (E) düzeyleri. 66 4.31. Kontrol, LPS ve ADMA uygulaması yapılan LPS grubu farelerde intratrakeal metakolin ile elde edilen doz bağımlı solunum yolu direnci (Rl) yanıtları. 67 4.32. Kontrol, LPS ve ADMA uygulaması yapılan LPS grubu farelerden elde edilen BAL sıvılarında nötrofil hücre sayısı. 68 4.33. Kontrol, LPS ve metakolin yanıtından 15 dakika önce akut olarak ADMA uygulanan LPS grubu farelerde intratrakeal metakolin ile elde edilen doz bağımlı solunum yolu direnci (Rl) yanıtları. 69 xix 4.34. Kontrol, LPS ve metakolin yanıtından 15 dakika önce akut olarak ADMA uygulanan LPS grubu farelerden elde edilen BAL sıvılarında nötrofil hücre sayısı. 70 4.35. Kontrol, LPS ve metakolin yanıtından 15 dakika önce akut olarak ADMA uygulanan LPS grubu farelerden izole edilen akciğer dokularında histopatolojik skor. 70 xx TABLOLAR Tablo Sayfa 3.1. Akciğer dokularında histopatolojik değerlendirme için yarı-kantitatif skorlama sistemi. 30 3.2. GC-MS için çalışma koşulları. 31 3.3. Sülfür metabolizmasına ait metabolitler ve parçalanma ürünleri. 32 3.4. Gradient elüsyon. 32 3.5. Sülfür metabolitlerine ait kalibrasyon aralığı ve denklemi. 32 4.1. Doku kültüründe kontrol, LPS, AP39 ile inkübe edilen LPS ve çözücü ile inkübe edilen LPS grubu izole fare trakea halkalarında karbakol, 5-HT ve bradikinin ile elde edilen konsantrasyon bağımlı kasılma yanıtları. 40 4.2. Doku kültüründe kontrol ve AP39 ile inkübe edilen kontrol grubu izole fare trakea halkalarında karbakol, 5-HT ve bradikinin ile elde edilen konsantrasyon bağımlı kasılma yanıtları. 41 4.3. Doku kültüründe kontrol, LPS ve AP39 ile inkübe edilen LPS grubu akciğer dokularında IL-1β, TNF-α ve IL-6 düzeyleri. 43 4.4. Doku kültüründe kontrol, LPS ve ADMA ile inkübe edilen LPS grubu izole fare trakea halkalarında karbakol, 5-HT ve bradikinin ile elde edilen konsantrasyon bağımlı kasılma yanıtları. 46 4.5. Doku kültüründe kontrol ve ADMA ile inkübe edilen kontrol grubu izole fare trakea halkalarında karbakol, 5-HT ve bradikinin ile elde edilen konsantrasyon bağımlı kasılma yanıtları. 49 4.6. Kontrol, LPS ve AP39 ile tedavi edilen LPS grubu farelerde intratrakeal metakolin ile ölçülen maksimum solunum yolu direnci yanıtları. 53 4.7. Kontrol ve AP39 ile tedavi edilen kontrol grubu farelerde intratrakeal metakolin ile ölçülen maksimum solunum yolu direnci yanıtları. 54 4.8. Kontrol, LPS ve AP39 tedavisi uygulanan kontrol grubu ve LPS grubu farelerden elde edilen BAL sıvılarındaki nötrofil sayıları. 56 4.9. Kontrol, LPS ve AP39 tedavisi uygulanan kontrol ve LPS grubu farelerden elde edilen BAL sıvılarındaki TNF-α ve IL-6 konsantrasyonları. 59 xxi 4.10. Kontrol, LPS, AP39 tedavisi uygulanan LPS ve AP39 çözücüsü uygulanan LPS grubu farelerden elde edilen akciğer örneklerindeki glikoliz ve Krebs döngüsü metabolik ara ürün düzeyleri. 64 4.11. Metakolin yanıtından 15 dakika önce akut olarak solunum yollarına PBS uygulanan kontrol ve LPS grupları ile ADMA uygulanan LPS grubu farelerde intratrakeal metakolin ile ölçülen maksimum solunum yolu direnci yanıtları. 69 1 1. GİRİŞ Astım, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) gibi kronik solunum yolu hastalıklarının insidansı gittikçe artmaktadır. Solunum yolu inflamasyonu ve hiperreaktivitesi bu hastalıkların karakteristik bir özelliğidir (1). Günümüzde solunum yolu hastalıklarının tedavisinde inflamasyonun baskılanması ve bronkodilatasyonun sağlanması hedeflenmektedir. Bu amaçla kortikosteroidler, beta-2-agonistler gibi ilaçlar kullanılmaktadır; ancak hasta popülasyonunun bir kısmında semptomlar bu ilaçlar ile kontrol altına alınamamakta, hastalığın ilerlemesi önlenememektedir. Bu nedenle inflamatuar solunum yolu hastalıklarının tedavisinde yeni yaklaşımların geliştirilmesi önem kazanmaktadır. Son yıllarda artan çalışmalar astım hastalığı ile mitokondri fonksiyonlarındaki bozukluklar arasında ilişki olduğunu ortaya koymakta ve mitokondriyi hedefleyen tedavi stratejileri solunum yolu hastalıklarının tedavisinde denenmektedir (2). Hidrojen sülfür (H2S), nitrik oksit (NO) ve karbon monoksit (CO) gibi endojen olarak sentezlenen gaz yapısında bir mediyatördür (3, 4). H2S sentezleyen enzimlerin solunum sisteminde eksprese edildiği ve solunum yolunun fizyolojik ve patofizyolojik fonksiyonlarında önemli rol oynadığı bildirilmiştir (5, 6). Asimetrik dimetilarjinin (ADMA), metillenmiş doku proteinlerinin yıkımı ile oluşan endojen bir nitrik oksit sentaz (NOS) inhibitörüdür ve NO düzeylerinin düzenlenmesinde yer almaktadır (7). ADMA’nın vücutta ana kaynağı olarak akciğerler gösterilmektedir ve solunum yolunda patofizyolojik fonksiyonlarda rol oynadığı düşünülmektedir (8). Deneysel araştırmalarda sistemik veya solunum yollarına lokal olarak lipopolisakkarit (LPS) uygulaması ile solunum yolunda inflamasyon oluşturulması sıklıkla kullanılan ve kabul gören yöntemlerden biridir (9). Bu tez çalışmasında, izole fare trakea halkaları ve akciğer dokularının doku kültüründe LPS ile inkübe edilmesi ile oluşturulan in vitro solunum yolu inflamasyonunda mitokondriye hedeflendirilmiş yavaş H2S salıveren donör AP39 ve NOS inhibitörü ADMA’nın trakeal hiperreaktivite üzerine etkileri değerlendirilmiştir. Farelerde solunum yollarına LPS uygulaması ile indüklenen in vivo solunum yolu inflamasyonunda ise AP39 ve ADMA’nın bronşiyal 2 hiperreaktivite, inflamasyon ve ayrıca AP39’un mitokondri fonksiyonu ve kükürt grubu taşıyan amino asit düzeyleri üzerine etkileri araştırılmıştır. 3 2. GENEL BİLGİLER 2.1. Solunum Yolu İnflamasyonu Solunum yolu inflamasyonu kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), astım, kistik fibrozis, idiyopatik pulmoner fibrozis gibi pek çok solunum yolu hastalığının patofizyolojisinde önemli rol oynamaktadır (10). Solunum yollarına inflamatuar hücre infiltrasyonu, mukus sekresyonu artışı, ödem oluşumu, epitel hasarı ve bronşiyal hiperreaktivite ile karakterize edilmektedir (11, 12). Solunum yolu inflamasyonu genellikle patojenler tarafından veya toksinlere, çevre kirliliğine yol açan maddelere, tahriş edici maddelere ve alerjenlere maruz kalma sonucu gelişir. Patojenler, toksinler, tahriş edici maddeler ve alerjenler, solunum yolu epitel hücrelerini uyararak inflamatuar yanıtı aktive ederler. Toll-like reseptörler (TLR), patojenler tarafından paylaşılan moleküler kalıpları tanır ve nükleer faktör- kappa B (NF-κB) yolağı aktive olarak, inflamatuar hücreleri aktive eder ve büyüme faktörleri, kemokinler, pro-inflamatuar sitokinler olan interlökin 8 (IL-8) ve tümör nekroz faktörü alfa (TNF-α) üretilir. IL-8 nötrofilleri uyarırken, TNF-α dokuya hücre göçünde önemli olan adhezyon moleküllerinin ekspresyonunu artırır (13). Solunum yolu inflamasyonunda, nötrofil, eozinofil, makrofaj, lenfosit, monosit ve bazofil gibi hemen her tip inflamatuar hücrenin solunum yollarına infiltre olduğu görülmektedir (11). Astım hastalarının bronkoalveolar lavaj (BAL) sıvısında mast hücre kaynaklı mediyatörler olan histamin ve lökotrien (LT) C4, D4, E4, prostaglandin (PG) D2 düzeylerinin artmış olduğu bildirilmiştir (12, 14). Bu mediyatörler mukus sekresyonunu, inflamatuar hücre infiltrasyonunu ve bronşiyal düz kasın kontraktilitesini artırarak inflamasyon tablosuna katkıda bulunan mediyatörlerdendir (12). Astım hastalarının BAL sıvısında ayrıca IL-1β, IL-6 ve granülosit makrofaj koloni uyarıcı faktör (GM-CSF) gibi sitokinlerin, hücreler arası adezyon molekülü-1 (ICAM-1) gibi adhezyon moleküllerinin de düzeyinin arttığı gösterilmiştir (12). 2.1.1. Bronşiyal Hiperreaktivite Solunum yolu reaktivitesi, solunum yollarının konstriktör agonistler ile uyarıldığında kasılma yanıtı oluşturma kabiliyetinin göstergesidir (15). Solunum yolunun direkt ve direkt olmayan uyaranlara karşı verdiği yanıtın ölçülmesi ile 4 değerlendirilir. Metakolin, histamin, sisteinil lökotrienler gibi direkt uyaranlar solunum yolu düz kasındaki reseptörlerine bağlanarak kasılma yanıtı oluştururlar. Egzersiz, soğuk, kuru hava gibi fiziksel ve hava kirliliği, sigara dumanı gibi kimyasal uyaranlar, direkt olmayan uyaranlardır ve inflamatuar hücrelerden mediyatör salıverilmesine neden olarak kasılma yanıtı oluşturur (16). Solunum yolu hiperreaktivitesi ise solunum yollarının kasıcı agonistlere karşı duyarlılığının artması, uyaranlara aşırı cevap vermesi olarak tanımlanabilir. Agonistlerin daha küçük konsantrasyonları ile solunum yolu düz kasında kasılma meydana gelirken maksimum yanıt da artar (15). Solunum yolu hiperreaktivitesinin altında yatan mekanizmalar çok karmaşıktır ve iki bileşeninin olduğu kabul edilir. Bunlardan ilki kalıcı solunum yolu hiperreaktivitesidir ve kronik astım hastalarının çoğunda görülür. Diğer bileşen ise çeşitli uyaranlar ile indüklenebilen akut, değişken ve geri dönüşlü solunum yolu hiperreaktivitesidir. Bu iki bileşenin mekanizmaları da farklıdır. Solunum yolu hiperreaktivitesinin kalıcı bileşeni solunum yolundaki yapısal değişiklikler, solunum yolu remodeling’i ile ilişkili iken değişken bileşeni ise solunum yolu inflamasyonunun akut etkilerini yansıtır (16). Solunum yollarındaki aşırı duyarlılığın gelişmesinde inflamasyon önemli rol oynar. Astım hastalarının solunum yollarında artmış olan eozinofil sayısının epitel hasarı, bazal membran ve solunum yolu duvarının kalınlaşmasına yol açtığı ve bronkokonstriksiyon oluşturucu mediyatörlerin salıverilmesini artırdığı düşünülmektedir (15). İnflamatuar mediyatörler solunum yolu düz kası fenotipinde değişikliğe neden olarak solunum yolu düz kasının kontraktilitesini artırır ve aşırı duyarlılığa neden olur (17). Yapılan çalışmalarda TNF-α, IL-4, IL-13 gibi inflamatuar sitokinlerin in vitro ortamda solunum yolu düz kasının kasıcı ajanlara verdiği yanıtı artırdığı, gevşetici ajanlara verdiği yanıtı ise azalttığı gösterilmiştir (17-21). Solunum yolu hiperreaktivitesi inflamatuar solunum yolu hastalıklarının karakteristik bir özelliğidir ve bu hastalıkların tedavi stratejilerinde bronkokonstriksiyonun önlenmesi önemli yer tutmaktadır. Günümüzde bronkokonstriksiyonun tedavisinde β2-adrenerjik reseptör agonistleri, kolinerjik muskarinik reseptör antagonistleri gibi bronkodilatör ajanlar kullanılmaktadır; ancak kalıcı solunum yolu hiperreaktivitesi görülen çoğu astım hastasında bronkodilatör 5 tedavisine verilen yanıtın azalmış olduğu görülmektedir. Bu nedenle, solunum yolu aşırı duyarlılığını azaltmak için terapötik değeri olan yeni stratejiler üzerine araştırmalar yoğun bir şekilde devam etmektedir (22). 2.1.2. LPS ile Deneysel Solunum Yolu İnflamasyonu LPS, Gram-negatif bakterilerin dış membranının temel bileşenidir ve TLR ligandıdır (23, 24). TLR’ler doğal bağışıklık sisteminin bir parçasıdır ve viral ve bakteriyel bileşenlerin tanınmasında kilit unsurlardır. Viral ve bakteriyel bileşenler tarafından aktive edilen TLR’ler inflamatuar yanıtı tetiklerler. TLR’ler eozinofiller, nötrofiller, mast hücreleri, monositler, dendritik hücreler, makrofajlar, B-hücreler, T- hücreler, epitel hücreleri ve düz kas hücreleri olmak üzere hemen her tip hücrede eksprese edilirler (24). LPS, TLR’lerin TLR4 alt tipini aktive eder ve doğal bağışıklığı uyararak (24, 25) nötrofillerin egemen olduğu belirgin bir inflamasyon indükler (24, 26). TLR4’ün aktivasyonu NF-κB’nin aktivasyonu ve hücre çekirdeğine translokasyonunu sağlar (27). Hücre çekirdeğine geçen NF-κB, TNF-α, IL-1β, IL-6, MIF (makrofaj migrasyon inhibitör faktör) gibi inflamatuar sitokinlerin gen transkripsiyonunu aktive eder (25). Deney hayvanlarında inflamasyon indüklenmesi amacıyla LPS uygulanması sık kullanılan modellerden biridir ve sistemik veya solunum yollarına lokal olarak uygulanması solunum yollarında inflamasyon oluşturarak, solunum yolu hiperreaktivitesinin gelişmesine neden olur (26, 28, 29). 2.1.3. Solunum Yolu İnflamasyonunda Pro-İnflamatuar Sitokinlerin Rolü Sitokinler; küçük, protein yapıda mediyatörlerdir ve inflamatuar yanıtın oluşmasında, sürdürülmesinde ve koordinasyonunda kritik role sahiptirler. Sitokinler inflamatuar hücrelerin gelişimini, farklılaşmasını, uyarılmasını, aktivasyonunu ve hayatta kalmasını teşvik ederek inflamatuar yanıtın düzenlemesine yardımcı olur (30). Histamin, sisteinil lökotrienler gibi mediyatörlerin salıverilmesine neden olarak, solunum yolu remodelling’i, bronşiyal hiperreaktivite gelişimine katkıda bulunurlar (14). Bu sitokinlerin etkilerinin temelinin anlaşılmasının, inflamatuar solunum yolu hastalıklarının tedavisi için yeni stratejiler geliştirmek ve mevcut olanları iyileştirmek için önemli bir adım olabileceği düşünülmektedir (18). 6 IL-1β, TNF-α ve IL-6 pro-inflamatuar sitokinler grubunu oluşturur. Pro- inflamatuar sitokinler çoğu inflamasyon tipinde rol oynar, inflamatuar yanıtı güçlendirir ve sürdürülmesini sağlar. Astım hastalığının şiddeti ve anti-inflamatuar tedaviye yanıttaki direnç açısından önemli yer tutmaktadırlar (14). IL-1β IL-1β’nın ana kaynağı çoğu dokuda aktive monosit/makrofajlar olmasına karşın, nötrofiller, doğal öldürücü hücreler, B-hücreler, T-hücreler, endotel hücreleri, damar düz kas hücreleri olmak üzere çok çeşitli hücrelerde sentez edilir. Transmembranal glikoprotein yapısında iki tip reseptörü bulunur ve bu reseptörlere bağlanarak etki gösterir. TNF-α, GM-CSF, endotoksin ve fagositoz gibi çeşitli uyaranlar IL-1β sentezini artırır. IL-1β, kemik iliğinden nötrofil salıverilmesini uyarır ve IL-6 gibi diğer sitokinlerin üretimini indükler (14). ICAM-1, VCAM-1 (vasküler hücre adezyon molekülü-1) gibi adhezyon moleküllerinin ekspresyonunu artırarak solunum yolu epiteline inflamatuar hücre infiltrasyonunu artırır (31). Astım hastalarının BAL sıvısında IL-1β düzeyinin yükseldiği ve makrofajlarında IL-1β mRNA transkripsiyonunun arttığı gösterilmiştir (32). Sıçanlara IL-1β inhale ettirilmesi solunum yollarına nötrofil infiltrasyonu ve inhale bradikinine karşı hiperreaktivite gelişmesi ile sonuçlanmıştır (33). IL-1β uygulaması izole kobay solunum yolunda asetilkolin ile indüklenen kasılma yanıtını artırmış, izoprenalin ile indüklenen gevşeme yanıtını azaltmıştır (34). İzole insan bronş dokusunda ise IL-1β asetilkolin yanıtlarında değişikliğe yol açmazken, nörokinin NK1 reseptör agonisti ile indüklenen kasılma yanıtlarını artırmıştır (18). IL-1β reseptör antagonisti (IL-1Ra) uygulamasının farede alerjen ile indüklenen solunum yolu hiperreaktivitesini azalttığı gösterilmiştir (35). Bu gözlemler pro-inflamatuar sitokin IL-1β’nin solunum yolu düz kasının kasılma ve gevşemesinde direkt etkileri ile değişikliklere aracılık ettiğini ve solunum yolu inflamasyonunun düzenlenmesinde önemli rolü olduğunu düşündürmektedir (34). TNF-α TNF-α makrofajlar, T lenfositler, mast hücreleri, eozinofiller, nötrofiller, epitel hücreleri, solunum yolu düz kası hücreleri gibi birçok hücre tipi tarafından üretilse de 7 ana kaynağı makrofajlardır (14, 30, 35). Etkilerini iki tipi bulunan hücre yüzey reseptörü yapısındaki reseptörleri üzerinden gösterir ve bu reseptörler eritrositler hariç hemen her tip hücre yüzeyinde bulunur (14). TNF-α üretimi için en güçlü uyaranlar arasında lipopolisakkaritler olsa da fiziksel, kimyasal, immünolojik uyaranlar hızlı bir şekilde üretimine ve salıverilmesine neden olabilir (30). Makrofajlardan TNF-α salıverilmesi diğer sitokinler IL-1β, GM-CSF ve interferon-γ (IFN-γ) tarafından artırılır. TNF-α, solunum yolu epitel hücrelerinde IL-4, GM-CSF gibi diğer sitokinlerin, ICAM-1, VCAM-1 gibi adhezyon moleküllerinin üretimini artırır ve solunum yollarına nötrofil, eozinofil gibi lökositlerin adhezyonunu uyarır (14). TNF- α; solunum yolu inflamasyonunun şiddetlenmesine yol açar ve astım hastalarının BAL örneklerinde, akciğer dokularında TNF-α düzeyleri yükselmektedir (14). Sağlıklı insanlara TNF-α inhalasyonu ve sıçanlara TNF-α infüzyonu uygulamasının solunum yolu reaktivitesinde artışa ve nötrofil infiltrasyonuna yol açtığı bildirilmiştir (36, 37). Araştırmalar TNF-α’nın solunum yolu düz kasında çeşitli kasıcı ajanlar ile indüklenen kasılma yanıtını artırdığını ortaya koymaktadır (18). İzole insan bronşiyollerinin organ banyosunda 16 saat boyunca TNF-α ile inkübe edilmesi asetilkolin ile indüklenen kasılma yanıtını %27 oranında artırmıştır (38). TNF-α’nın kobay, fare, koyun, inek gibi diğer türlerin de solunum yollarında hiperreaktiviteye yol açtığı bildirilmiştir (18). IL-6 IL-6, ilk olarak antiviral etkisi ile tanımlanmıştır. Monosit/makrofaj, T-hücre, B-hücre, fibroblast, endotel hücreleri, epitel hücreleri, solunum yolu düz kası tarafından üretilir ve salıverilir. IL-4 ile indüklenen immünoglobulin E (IgE) sentezinde önemli bir kofaktördür (14). İnflamatuar hücrelerin aktive edilmesinde diğer sitokinler ile birlikte rol alır ve akut inflamatuar yanıtın indüklenmesine katkı sağlar (39). Astım hastalarının alveolar makrofajlarında IL-6 salıverilmesinin arttığı bildirilmiştir (14, 35). 2.2. 5-Hidroksitriptamin (5-HT) 5-HT ilk olarak mide ve barsak mukozasında tanımlanan amin yapılı bir mediyatördür. Ardından santral sinir sisteminde varlığı gösterilmiş ve birçok fizyolojik fonksiyonlara aracılık eden bir nörotransmitter (40) ve periferik vasküler 8 sistemde lokal bir hormon olduğu bildirilmiştir. 5-HT etkilerini G-proteini ile kenetli 5-HT reseptörleri aracılığıyla göstermektedir. Bu reseptörlerin 7 farklı tipi ve bunların da alt tipleri bulunmaktadır (41). 2.2.1. Solunum Yolu İnflamasyonunda 5-HT’nin Rolü 5-HT solunum sisteminde, solunum yolu epitelindeki nöroendokrin hücreler ve trombositlerden salıverilmektedir (42). Ayrıca 5-HT alerjik reaksiyonlarda mast hücrelerinden büyük miktarda salıverilir ve antijen ile indüklenen kasılmalardan sorumlu ana mediyatördür (43). Sağlıklı insanda bronşlar 5-HT’ye karşı duyarlı değildir ve in vitro ortamda insan solunum yolunda 5-HT kasılma oluşturmaz; ancak astım hastalarında bronkokonstriksiyon yapabilir (14). 5-HT’nin solunum yolu düz kasındaki reseptörleri üzerinden direkt olarak ve kolinerjik sinir uçlarından asetilkolin salıverilmesini artırarak indirekt olarak kasılma oluşturduğu gösterilmiştir (44, 45). Bu etkiye kobay solunum yollarında 5-HT3 reseptörleri (46), fare solunum yollarında ise 5-HT2A reseptörleri aracılık etmektedir (47). Solunum sisteminin kronik inflamatuar hastalıklarında 5-HT’nin önemli rol oynadığı rapor edilmektedir. Astım, KOAH hastalarında plazma 5-HT seviyelerinin yükseldiği bildirilmiştir (14, 48, 49). Deneysel olarak oluşturulan solunum yolu inflamasyonu modellerinde solunum yollarında 5-HT’ye karşı hiperreaktivite geliştiği gösterilmiştir (50-52). Allerjen ile indüklenen solunum yolu inflamasyonu modelinde kobay akciğer dokusunda 5-HT2A ve 5-HT4 reseptör alt tiplerinin ekspresyonunun arttığı gösterilmiştir (41). Ancak; solunum yollarında inflamasyon ile birlikte gelişen 5-HT hiperreaktivitesinin altında yatan mekanizmalar tam olarak bilinmemektedir. 2.3. Bradikinin Bradikinin, plazmada ve dokuda kininojenler adı verilen öncül peptidlerin proteolitik olarak ayrılması sonucu oluşan peptid yapılı bir mediyatördür. Kardiyovasküler sistem, gastrointestinal sistem, solunum sistemi, immün sistemde ve alerjik reaksiyonlarda fizyolojik ve patofizyolojik fonksiyonlarda önemli rol oynar. Etkilerini temel olarak G-proteini ile kenetli iki tip bradikinin reseptörü üzerinden gösterir. Bunlar bradikinin B1 ve B2 reseptörleridir. Bradikinin B2 reseptörü yapısal 9 nitelikte reseptör iken B1 reseptörü indüklenebilir niteliktedir ve inflamasyon, enfeksiyon gibi durumlarda ekspresyonu artar (14). 2.3.1. Solunum Yolu İnflamasyonunda Bradikininin Rolü Solunum yollarında bronşiyal ve pulmoner damar endotelinde, epitel hücrelerinde, düz kasta, submukozal bez ve sinir hücrelerinde bradikinin B2 reseptörlerin varlığı gösterilmiştir. Bradikininin solunum yollarında çok sayıda etkisi vardır ve bu etkilerin bir kısmı B2 reseptörlerin uyarılması ile direkt olarak ortaya çıkarken bir kısmı ise diğer mediyatör ve nörotransmitterlerin salıverilmesini uyarması ile indirekt olarak ortaya çıkmaktadır (14). İlk kez; astım hastalarına inhalasyonu ile gözlenen bronkokonstriksiyondan sonra bradikininin astım patofizyolojisinde rol alan bir mediyatör olduğu öne sürülmüştür. Bradikinin sağlıklı insanlarda yüksek konsantrasyonlarda bile bronkokonstriksiyon oluşturmazken, astım hastalarında güçlü bir bronkokonstriktör ajandır (53). Astım hastalarında BAL sıvısında varlığı gösterilmiş (14) ve akciğerde B2 reseptör ekspresyonunun arttığı bildirilmiştir (54). Astım hastalarının eozinofillerinde B1 ve B2 reseptörlerinin ekspresyonunun artmış olduğu gösterilmiştir (55). Bradikinin, prostaglandinler, nitrik oksit ve taşikininler gibi diğer mediyatörlerin sentez edilmesini indükler ve inflamatuar hücrelerin aktive olmasına neden olarak akut inflamatuar yanıtın modüle edilmesinde rol alır (14, 55). Solunum yolu epiteli hücrelerinden nötrofil ve monosit kemotaktik faktörlerin (56), astım hastalarının alveolar makrofajlarından LTB4, PAF (trombosit aktive edici faktör) ve eozinofilik kemotaktik faktörlerin salıverilmesine neden olduğu gösterilmiştir (57). B1 reseptör antagonistinin farelere allerjen uygulaması ile indüklenen solunum yolu inflamasyonunda, solunum yollarına inflamatuar hücre infiltrasyonunu azalttığı rapor edilmiştir (58). Bradikininin solunum yollarındaki en önemli etkilerinden biri de nosiseptif sinir liflerini aktive etmesidir. Bu liflerin aktive olması astımın karakteristik özellikleri olan öksürük ve göğüs sıkışmasının ortaya çıkmasına aracılık eder (14). Bradikinin ve bradikinin reseptörlerinin astım patofizyolojisindeki rolleri üzerine çalışmalar devam 10 etmektedir ve bradikinin sentez yolağı, reseptör ekspresyonu veya aktivitesinin düzenlenmesine yönelik tedavi stratejilerinin önemli olduğu düşünülmektedir (55). 2.4. Mitokondri Mitokondri, kalsiyum (Ca+2) homeostazı ve hücresel enerji üretimindeki kritik rolleri dolayısıyla solunum yolu düz kasının fizyolojisinde önemli yer almaktadır (59). Mitokondrinin ana rolü düz kas kasılması ve gevşemesi için gerekli olan adenozin trifosfat (ATP) formundaki hücresel enerjiyi üretmektir. Bu glukoz, piruvat ve nikotinamid adenin dinükleotid (NAD)’ın oksidatif fosforilasyonu ile sağlanır ve aerobik solunum olarak bilinir. Mitokondriyal matristeki kalsiyum bağımlı dehidrogenazlar, mitokondriyal kalsiyumdaki artışa cevap olarak NAD+ ve flavin adenin dinükleotit (FADH)'i, NADH ve FADH2'ye indirger (60). Bu nedenle, mitokondrideki Ca+2 konsantrasyonu, mitokondri tarafından ATP üretiminin önemli bir düzenleyicisidir (2, 59). Mitokondri ayrıca Ca+2’u hızla organel içine alması, salıvermesi ve geçici olarak depolama yeteneği sayesinde hücresel Ca+2 homeostazına katkıda bulunur ve hücrelerin Ca+2 tamponlama sistemi olarak işlev görür (59). Diğer birçok hücre tipinde olduğu gibi, solunum yolu düz kasında da reaktif oksijen türevlerinin (ROS) üretiminin ana yerlerinden biri mitokondridir. Elektron transferi sırasında elektron taşıma zincirinden (ETZ) sızan elektronlar, oksijenle reaksiyona girerek mitokondriyal ROS’un ana formu olan süperoksit anyonunu (O2 .-) oluştururlar. Fizyolojik ROS seviyeleri hücre sinyal yolağında ikincil mesajcı olarak rol almasına rağmen artan ROS üretimi DNA (deoksiribo nükleik asit) ve protein hasarına ve sonuçta hücre ölümüne neden olmaktadır. Mitokondrinin ATP sentezi, ROS üretimi ve Ca+2 homeostazının düzenlenmesindeki fonksiyonel rolü sayesinde solunum yolu düz kası fizyolojisi için mitokondri sağlığının korunmasının oldukça önemli olduğu düşünülmektedir (59). 2.4.1. Glikoliz ve Mitokondride Krebs Döngüsünün İnflamatuar Yanıtın Düzenlenmesi ile İlişkisi Son yıllarda mitokondrinin immün cevabın düzenlenmesinde kilit rol oynadığı düşünülmektedir (61). Krebs döngüsü [trikarboksilik asit, (TCA) döngüsü] ve oksidatif fosforilasyon, hücresel enerji ihtiyacını karşılayan hücresel fonksiyonlardır. 11 Krebs döngüsünde yer alan ara ürünlerin doğal bağışıklık yanıtlarının düzenlenmesinde önemli rol oynadığı gösterilmiştir (61, 62). LPS gibi pro-inflamatuar uyaranlarla makrofaj ve monosit gibi lökositlerin aktifleştirilmesi, Krebs döngüsünü etkilemekte ve böylece hücre içinde süksinat, itakonat, sitrat ve fumarat gibi metabolik ara ürünlerin birikimine ve ayrıca hücre dışına taşınmasına yol açmaktadır (63). Süksinat, Krebs döngüsünde süksinat dehidrogenaz (SDH) tarafından oksidasyona uğrayarak fumarat oluşturur. Süksinat, Krebs döngüsü ile mitokondriyal elektron taşıma zinciri arasında bağlantı sağlar (61). Tannahill ve diğ., LPS stimülasyonunun, makrofajlarda önemli miktarda süksinat birikmesine yol açtığını ve LPS’e bağlı IL-1β üretimindeki artışı potansiyalize ettiğini bildirmiştir (64). Süksinatın pro-inflamatuar etkileri için öne sürülen ana mekanizmalar arasında hipoksi ile indüklenebilir faktör-1α (HIF-1α) stabilizasyonu, mitokondriyal reaktif oksijen türevlerinin (ROS) oluşumunun artması, süksinilasyon yoluyla diğer proteinlerin post- translasyonel modifikasyonu yer alır (61). Karaciğer, kalp, böbrek ve beyin gibi dokularda iskemik hasarın yüksek seviyelerde süksinat birikimine yol açtığı gösterilmiştir (65). Farede inme ve miyokard enfarktüsü modellerinde süksinat birikiminin farmakolojik inhibisyonunun doku hasarını azalttığı gösterilmiştir. Süksinat, G-proteini ile kenetli reseptörü SUCNR1 üzerinden de etki gerçekleştirmektedir ve SUCNR1’in karaciğer, dalak, böbrek gibi dokularda dendritik hücre ve makrofajlarda eksprese edildiği gösterilmiştir (61). Süksinat uygulamasının hematopoetik progenitör hücrelerde SUCNR1'in uyarılması yoluyla dolaşımdaki nötrofil ve trombositlerin sayısını arttırdığı gösterilmiştir (66). Farede gerçekleştirilen artrit modelinde sinoviyal sıvıda yüksek miktarda süksinat biriktiği ve SUCNR1 protein düzeyinin azaltılmasının dizdeki ödemi azalttığı gösterilmiştir (61). Özetle; sistemik veya lokal inflamasyon, enfeksiyon durumlarında aktive olmuş makrofajlardan süksinat salıverilmesini arttırmaktadır ve süksinat otokrin ve parakrin etkileri ile inflamasyon yanıtının şiddetlenmesinde rol almaktadır. Hücrede süksinat birikiminin inhibisyonunun veya SUCNR1 reseptör antagonistlerinin geliştirilmesinin, inflamatuar durumların tedavisinde faydalı olabileceği düşünülmektedir (61, 62). Krebs döngüsünde oksaloasetat ve asetil koenzim A (asetil KoA)’dan üretilen sitrat; mitokondriyal sitrat taşıyıcı (CIC) tarafından mitokondriden sitozole taşınır. 12 Makrofajların LPS, TNF-𝛼, IFN-γ ile uyarılması CIC ekspresyonunu ve sitozolik sitrat konsantrasyonunu artırmaktadır (61, 67). Düzeyi artan sitozolik sitratın NO ve PGE2 üretimini artırdığı gösterilmiştir (68). CIC ekspresyonu azaltılmış hücreler veya CIC inhibisyonu; LPS ile aktive edilen makrofajlarda pro-inflamatuar mediyatörlerin salıverilmesini azaltmıştır. Bu bulgu sitrat ve sitrat taşıyıcı sistemin inflamatuar yanıtın düzenlenmesinde rolü olduğunu düşündürmektedir (61, 67). Sitozolik sitrat oksaloasetat ve asetil KoA’ya metabolize olur. Asetil KoA yağ asidi sentezine katılarak prostaglandinler gibi inflamasyon durumunda sentezlenerek salıverilen inflamatuar proteinlerin salıverilmesini artırır (68). Fumarat, Krebs döngüsünde süksinattan süksinat dehidrogenaz enzimi tarafından oluşturulur. İnflamatuar durumlarda SDH’nın down-regülasyonu sonucu süksinat fumarata dönüştürülememektedir. Krebs döngüsünün devamının sağlanması amacıyla aspartat-arjinosüksinat hattının aktivitesi artmakta ve buradan üretilen fumarat Krebs döngüsüne katılarak döngüyü devam ettirmektedir. Aspartat- arjinosüksinat hattı NO ve IL-6 üretiminde rol almaktadır ve çalışmalarda aspartat- arjinosüksinat hattının inhibe edilmesinin indüklenebilir NOS (iNOS) ekspresyonunu, NO ve IL-6 düzeyini düşürdüğü gösterilmiştir (62). LPS ile aktive edilmiş makrofajlarda fumarat biriktiği gösterilmiştir (61). Ekzojen olarak fumarat analoğu dimetil fumarat uygulanmasının makrofajlarda TNF-𝛼, IL-6 gen ekspresyonunu azalttığı (69), farelerde kardiyak iskemi/reperfüzyon hasarı modelinde koruyucu etkileri bildirilmiştir (70). Klinikte dimetil fumarat psöriyazis ve multiple sklerozis tedavisinde kullanılmaktadır (61). 13 Şekil 2.1. Mitokondride Krebs döngüsü ve aspartat-arjinosüksinat hattı. Şekil Mills, E.L. ve diğ. (62)’den alınmıştır. TLR4 uyarılmasının, immün hücrelerde enerji ihtiyacının karşılanmasında değişikliğe yol açtığı ve oksidatif fosforilasyondan glikolize doğru kaydığı gösterilmiştir (71, 72). LPS ile aktive olan makrofajlarda 24 saat içerisinde glikolitik ara ürünler, glukoz-6-fosfat biriktiği bildirilmiştir. 2-deoksiglukoz ile glukoz-6-fosfat üretiminin inhibe edilmesi, in vitro ortamda LPS’e bağlı olarak indüklenen IL-1β transkripsiyonunu, in vivo IL-1β ve TNF-α transkripsiyonunu inhibe etmektedir (64). İnflamasyon durumunda hücrenin artmış enerji ihtiyacının karşılanması amacıyla ve mitokondride Krebs döngüsünde ortaya çıkan aksaklıklar nedeniyle hücrelerde glikoliz artmaktadır ve düzeyi artan ara ürünler inflamatuar yanıtın düzenlenmesinde rol almaktadır (64). 2.4.2. Solunum Yolu İnflamasyonunda Mitokondrinin Rolü Son yıllarda artan çalışmalar, mitokondriyal disfonksiyon ile astım arasında bir bağlantı olduğunu ortaya koymaktadır (2, 59). Mitokondri yapısı ve fonksiyonlarında görülen değişiklikler ile ilişkili olarak ATP üretiminin düşmesi, ROS düzeylerinin artması ve Ca+2 homeostazının bozulması; akciğer fibrozisi, astım ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı dahil olmak üzere pek çok solunum yolu hastalığının ve akciğer yaşlanmasının patofizyolojik sürecine katkıda bulunmaktadır (59). Solunum yolu inflamasyonunda mitokondride yapısal değişiklikler (krista kaybı gibi) ve 14 fonksiyonlarında bozukluklar geliştiği gözlenmiştir (2). Astımlı hastaların epitel ve solunum yolu düz kasında (73) ve deney hayvanlarında indüklenen alerjik astım modellerinde mitokondriyal disfonksiyon geliştiği gözlenmiştir (74). İnsan solunum yolu düz kasında çok sayıda mitokondri bulunur ve astım hastalarında mitokondriyal biyogenezin arttığı gösterilmiştir (73). İnflamatuar mediyatörler ve ROS, mitokondriyal yapı ve fonksiyonu değiştirebilirler (75-78). TNF-α gibi inflamatuar mediyatörlerin mitokondriyal Ca+2 transportunu bozarak sitozolik Ca+2 konsantrasyonunu ve solunum yolu düz kas kasılmasını artırdığı gösterilmiştir (2, 79). Solunum yolu inflamasyonunda artan iNOS kaynaklı NO’nun peroksinitrit oluşumunu artırarak mitokondriyal disfonksiyona yol açtığı bildirilmiştir (80). Aguilera-Aguirre ve diğ., antijen maruziyetinden önce mitokondriyal proteinlerin hasarlanmasının solunum yolu inflamasyonunu kötüleştirdiğini ve bronşiyal hiperreaktiviteye yol açtığını göstermiştir (75). Mitokondri; plazma membranı, endoplazmik retikulum, lizozom ve çekirdek gibi pek çok organel ile etkileşimdedir ve böylece protein üretimi, sitozolik Ca+2 konsantrasyonunun düzenlenmesi, proliferasyon, apoptoz gibi birçok hücresel fonksiyonu etkileyebilir. Bu bağlamda solunum yolu hastalıklarında mitokondriyal disfonksiyona yol açan faktörlerin anlaşılması için çalışmalar yoğun olarak devam etmektedir (2). Ayrıca solunum yolu hastalıklarının tedavisinde mitokondriyi hedefleyen stratejiler gün geçtikçe önem kazanmaktadır (81). 2.5. Hidrojen Sülfür (H2S) H2S; renksiz, yanıcı, suda çözünen, çürük yumurta kokulu bir gazdır (4). H2S memelilerin vücutlarında endojen olarak üretilmektedir ve NO, CO gibi gaz mediyatörlerden biridir. Endojen H2S sentezi L-sistein amino asidinin enzimatik olarak desülfürizasyonu ile gerçekleşmektedir ve başlıca üç adet enzim tarafından katalize edilmektedir: sistatyonin-γ-liyaz (CSE), sistatyonin-β-sentetaz (CBS), 3- merkaptopiruvat sülfürtransferaz (3-MST) (6, 82). CBS santral sinir sistemi ve karaciğerde yoğun olarak bulunurken CSE esas olarak kardiyovasküler sistemde H2S sentezinden sorumludur. 3-MST ise ağırlıklı olarak mitokondride lokalize olmaktadır (82). 15 Ekzojen H2S’nin fizyolojik ve farmakolojik etkilerini araştırmak için fizylojik pH’da ortama H2S salıveren donör bileşikler kullanılır. Sülfür tuzları bu amaçla en yaygın kullanılan bileşiklerdir ve sodyum hidrojen sülfür (NaHS) bu bileşiklerin prototipi olarak kabul edilmektedir. Sülfür tuzları H2S’yi hızlı salıveren donörlerdir ve birkaç saniye içinde yüksek konsantrasyonda H2S salıverirler. Dokular ve hücreler kısa süre içinde yüksek konsantrasyonda H2S’ye maruz kalırlar (82, 83). Sülfür tuzlarının ardından H2S salıveren sentetik bileşikler geliştirilmeye başlanmıştır. Bu bileşikler H2S’yi yavaş bir şekilde salıvererek endojen H2S etkilerini daha iyi taklit edebilirler. Donörden donöre farklılık göstermekle birlikte genellikle dakikalar içinde H2S salıvermeye başlarlar ve H2S konsantrasyonu birkaç saat boyunca sabit kalır (82). 2.5.1. Mitokondriye Hedeflendirilmiş Yavaş H2S Salıveren Donör AP39 H2S’in fizyolojik etkilerinin araştırılması için fizyolojik ortamda H2S salıveren donörler kullanılmaktadır (82). Bu tez çalışmasında mitokondriye hedeflendirilmiş yavaş H2S salıveren donör olan AP39 kullanılmıştır. AP39, bir alifatik zincir ile birbirine bağlanan H2S salıveren ditiyolethion yapısı ve mitokondriye hedeflemeyi sağlayan trifenil fosfonyum (TPP+) kısımlarından oluşur (82, 84, 85). Bu yapının sentezinin amacı, TPP+ 'nın mitokondride birikme eğiliminden yararlanarak H2S'yi mitokondriye hedeflemektir (84, 85). Lipofilik yapıdaki TPP+ katyonu hücrelerarası boşluktan 5-10 kat fazla olarak sitoplazmaya ve mitokondri membranı potansiyeline bağlı olarak sitoplazmadan 100- 500 kat fazla mitokondride birikme eğilimindedir (84). TPP+ katyonunun mitokondride akümüle olma özelliğinden yararlanılarak katyona çeşitli bileşikler bağlanarak mitokondriye hedeflendirilmektedir. Daha önce bu şekilde antioksidanlar (86), sitotoksik ajanlar (87), mitokondriyal kanal modüle edici bileşikler (88) ve NO (89) mitokondriye hedeflendirilmiştir. H2S için ise AP39 mitokondriye H2S hedeflemeyi sağlayan ilk bileşiktir (84). 16 Şekil 2.2. AP39’un kimyasal yapısı. 2.5.2. Solunum Sisteminde H2S’nin Rolü H2S solunum sisteminde önemli bir mediyatördür ve fizyolojik ve patofizyolojik fonksiyonlarda rol alır. H2S sentezleyen enzimlerin, solunum yolu ve akciğer dokularındaki dağılımı türe ve hücre tipine göre değişmektedir. İnsan solunum yolu düz kasında CSE ve CBS proteinlerinin ekspresyonu gösterilmiştir (90). Sıçan akciğer dokularında solunum yolu düz kasında CSE’nin eksprese edilen ana enzim olduğu, fare akciğer dokularında ise endotel hücreleri, pulmoner damar ve solunum yolu düz kas hücrelerinde CSE ve CBS enzimlerinin eksprese edildiği bildirilmiştir (6). H2S’nin çeşitli dokularda özellikle vasküler düz kas preparatlarında düz kas gevşetici etkileri gösterilmiştir (91). H2S’nin solunum yolu düz kası üzerindeki gevşetici etkileri de farklı deneysel çalışmalarda gösterilmiştir. İzole fare bronşiyal halka preparatlarında karbakol ön-kasılmasını takiben NaHS uygulanması güçlü bir gevşeme yanıtı indüklerken (51, 92), kobay bronşiyal halka preparatlarında zayıf bir gevşeme oluşturmuştur (92). İzole sıçan trakealarında asetilkolin veya yüksek konsantrasyonda potasyum klorür (KCl) ile oluşturulan ön-kasılma ardından NaHS uygulanması ise konsantrasyon bağımlı gevşeme yanıtı oluşturmuştur (93). NaHS ile oluşturulan gevşeme yanıtları ATP-bağımlı potasyum kanalının (KATP) inhibe edilmesi, epitelin haraplanması, nitrik oksit sentaz, guanilil siklaz, siklooksijenaz-1 (COX-1) ve siklooksijenaz-2 (COX-2) enzimlerinin inhibisyonu ile önlenememiştir (92, 93). H2S’nin solunum sistemindeki etkilerinin hangi mekanizma ile gerçekleştiği henüz tam olarak aydınlatılamamıştır. 17 2.5.3. Solunum Yolu İnflamasyonunda H2S’nin Rolü Solunum sisteminde KOAH, astım, pulmoner fibrozis, hipoksi ile indüklenen pulmoner hipertansiyon, akciğer iskemi-reperfüzyon hasarı ve akut akciğer hasarı gibi çeşitli patofizyolojik koşullarda endojen olarak üretilen H2S metabolizmasındaki değişikliklerin rolü olduğu bildirilmiştir (6). H2S’nin deneysel çalışmalarda hem pro-inflamatuar hem de anti-inflamatuar etkileri olduğu bildirilmiştir. Farklı H2S donörleri kullanılarak yapılan çalışmalarda birbiriyle çelişen sonuçlar elde edilmiştir. Whiteman ve diğ., fare RAW264.7 makrofaj hücrelerini LPS ile inkübe ederek yürüttükleri çalışmada, yavaş salıveren H2S donörü GYY4137’nin LPS inkübasyonuna bağlı olarak artan IL-1β, IL-6, TNF-α, NO üretimini azalttığı, NaHS uygulamasının ise pro-inflamatuar sitokinler üzerinde bifazik etki göstererek; yüksek konsantrasyonda IL-1β, IL-6, TNF-α düzeylerini artırdığını göstermiştir. H2S’nin inflamatuar süreçteki etkilerinin H2S konsantrasyonuna ve salıverilme hızına bağlı olarak farklılık gösterdiği ileri sürülmektedir (94). Farklı deneysel inflamasyon modellerinde plazma H2S konsantrasyonu ve doku CSE ekspresyon düzeyi ve H2S sentez kapasitesinin arttığı gösterilmiştir (95-97). Endotoksin ile indüklenen inflamasyon modelinde intraperitoneal LPS uygulaması ile plazma H2S konsantrasyonunun, karaciğer ve böbrek dokularında CSE enzim ekspresyonunun arttığı bildirilmiştir. Aynı çalışmada intraperitoneal NaHS enjeksiyonunun akciğer inflamasyonu, akciğer ve karaciğerde miyeloperoksidaz (MPO) aktivitesinin artışı, plazma TNF-α düzeyinin yükselmesine neden olduğu gösterilmiştir (95). Sıçanlarda ovalbumin ile indüklenen alerjik solunum yolu inflamasyonu modelinde akciğer dokusunda endojen H2S düzeyinin azaldığı ve NaHS uygulamasının eozinofil, nötrofil infiltrasyonunu azalttığı gösterilmiştir (98). Farklı bir çalışmada ise NaHS inhalasyonunun ovalbumin ile indüklenen solunum yolu inflamasyonunda mast hücre aktivasyonunu ve bronşiyal hiperreaktiviteyi önlediği bildirilmiştir (99). Sıçanda sigara dumanı ile indüklenen KOAH modelinde NaHS uygulaması solunum yolu hiperreaktivitesini, akciğerde patolojik skoru, IL-8 ve TNF- α konsantrasyonunu azaltmıştır (93). Akut akciğer hasarı modelinde H2S, nötrofil apoptozunu indükleyerek ve iNOS ekspresyonunu azaltarak anti-inflamatuar etki göstermiştir (83). Farede LPS ile indüklenen akciğer hasarı modelinde GYY4137 18 tedavisinin BAL sıvısında IL-1β and MIF-2 düzeylerini azaltığı gösterilmiştir (100). Oleik asit uygulaması ile indüklenen akciğer hasarı modelinde de NaHS uygulaması IL-6, IL-8 seviyelerini azaltmış, anti-inflamatuar sitokin IL-10 seviyesini ise artırmıştır (83). Ozon inhalasyonu (101), viral enfeksiyon (102) ile indüklenen solunum yolu inflamasyonu modellerinde de H2S tedavisinin pro-inflamatuar sitokin düzeylerini azalttığı gösterilmiştir. Mitokondriye hedeflendirilmiş H2S’i yavaş salıveren donör AP39’un inflamasyon üzerine etkilerine dair çalışmaların kısıtlı sayıda olması ile birlikte inflamasyonu azaltıcı yönde etkileri bildirilmiştir. Ahmad ve diğ., farede gerçekleştirilen yanık modelinde AP39’un akciğer dokusunda nötrofil infiltrasyonunun göstergesi olan MPO düzeyini azalttığını ve plazma IL-6 seviyesindeki artışı engellediğini göstermiştir (103). Böbrek iskemi/reperfüzyon hasarında AP39 plazma IL-12 düzeyini düşürmüş, böbrek dokusunda MPO düzeyini ve interstisyuma nötrofil akümülasyonunu ve hasarı azaltmıştır (85). Farede hemorajik şok modelinde AP39 sistemik inflamasyonu azaltmış plazma IL-1β, TNF-α, IL-6, IL- 18 konsantrasyonunu düşürmüş, akciğer dokusunda iNOS ve IκB (NF-ĸB inhibitör proteinleri) ekspresyonundaki artışı azaltmıştır ancak akciğer dokusunda IL-1β, TNF- α, IL-6 düzeylerindeki artışı önlememiştir (104). 2.6. Nitrik Oksit (NO) ve Solunum Sistemindeki Rolü NO; endojen gaz mediyatörlerden biridir ve çeşitli biyolojik süreçlerin düzenlenmesinde ve solunum sistem hastalıkları da dahil olmak üzere pek çok patofizyolojik olayda rolü olduğu gösterilmiştir (105, 106). Endojen NO, L-arjinin amino asidinin nitrik oksit sentaz (NOS) enzimi tarafından L-sitrülline dönüşümü sırasında üretilir. NOS enziminin insan vücudunda üç farklı izoformu gösterilmiştir ve bunların tümü solunum sisteminde tanımlanmıştır. Nöronal (nNOS) ve endotelyal NOS (eNOS) izoformları yapısal olarak hücrelerde bulunmaktadır ve femtomolar veya pikomolar konsantrasyonda NO üreterek NO homeostazının kilit düzenleyicisi olarak fizyolojik süreçlerin düzenlenmesinde rol alırlar (107). nNOS, solunum yollarında non-adrenerjik non-kolinerjik sinir sisteminde ve solunum yolu epitelinde bulunmaktadır ve nNOS tarafından üretilen NO; NO/siklik guanozin monofosfat (cGMP) yolağı ile solunum yolu düz kas tonusunun kontrolünde önemli bir 19 nörotransmiterdir. eNOS ise solunum sisteminde trakea, bronş ve alveol epitelinde lokalize olmuştur (108). İndüklenebilir NOS (iNOS) ekspresyonu ise ilk olarak alveolar makrofajlarda gösterilmiştir ve solunum yollarında iNOS enziminin ana kaynağı alveolar makrofajlar olarak gösterilse de (105) bronş epiteli (108), bronş ve damar düz kası (109), mast hücreleri (110), endotel hücreleri (111) ve nötrofillerde (112) ekspresyonu gösterilmiştir. Solunum yollarında TNF-α, IL-1β gibi pro- inflamatuar sitokinler ve endotoksinler iNOS ekspresyonu ve aktivitesini artırırlar (107). Yapısal NOS izoformlarının aksine iNOS aktivasyonu ile sürekli ve fizyolojik konsantrasyonların üzerinde NO üretilir. Patolojik durumlarda iNOS kaynaklı NO üretimi 1000 kata kadar artabilir ve NO’nun düzenleyici ve koruyucu etkileri ortadan kalkar (105). İnflamatuar sitokinler ile indüklenen iNOS aktivasyonu sonucu düzeyi aşırı derecede artan NO’nun oldukça toksik bir bileşik olan peroksinitrit oluşumunu artırarak hücreler üzerinde sitotoksik etki gösterdiği bilinmektedir (113, 114). Deney hayvanları ve insanların solunum yollarında bronkomotor tonusun düzenlenmesinde klasik kolinerjik ve adrenerjik sistemlerin yanı sıra non-adrenerjik non-kolinerjik (NANC) sinir sistemi de rol oynamaktadır ve bu sistemin eksitatör kısmının (eNANC) aktivasyonu kontraksiyon, inhibitör kısmının (iNANC) aktivasyonu ise gevşemeye neden olmaktadır. NO; iNANC sistemin nörotransmiteridir ve solunum sisteminin fizyolojik düzenlenmesinde önemli rol oynamaktadır (115). NO trakea ve bronş düz kasında gevşetici etkiye sahiptir (116). NO donörlerinin uygulanması bronkodilatasyona neden olurken, NOS inhibitörlerinin uygulanmasının izole sığır trakeasında elektriksel alan uygulaması veya farmakolojik agonistler ile indüklenen kasılma yanıtlarında artışa yol açtığı bildirilmiştir (105, 117). NO uygulaması kobay ve tavşanda metakolin ile indüklenen bronkokonstriksiyonun azalmasına neden olmuştur (118, 119). eNOS-/- farelerin ise inhale metakolin ile indüklenen bronkokonstriksiyona daha duyarlı oldukları bildirilmiştir (120). Ovalbumin ile indüklenen solunum yolu inflamasyonunda, eNOS aşırı ifade eden farelerde solunum yolu hiperreaktivitesinin ortadan kalktığı gösterilmiştir (121). NOS enziminin üç izoformu da solunum sisteminde eksprese edilmektedir ve her üçü de solunum yollarının fizyolojisinin düzenlenmesine katılmaktadır. Bu enzimlerden birinin aktivitesindeki değişiklik NO seviyesinin değişmesine yol açar ve çeşitli solunum yolu hastalıklarının patogenezinde rol oynar (105). Bu nedenle 20 solunum yollarında NO düzeyinin regülasyonunda rol oynayan mediyatörlere dair araştırmalar ve bu mediyatörlerin yer aldığı yolakları hedefleyen terapötik yaklaşımlar yoğun olarak devam etmektedir. 2.7. NOS-Asimetrik Dimetilarjinin (ADMA)- Dimetilarjinin Dimetilaminohidrolaz (DDAH) (NOS-ADMA-DDAH) Yolağı Metillenmiş arjinin rezidüleri olan NG-monometil-L-arjinin (L-NMMA), NG- dimetil-L-arjinin (asimetrik dimetilarjinin; ADMA) ve NG-N’G-dimetil-L-arjinin (simetrik dimetilarjinin; SDMA), post-translasyonel olarak metillenmiş doku proteinlerinin proteolizi ile oluşurlar (7, 8). Şekil 2.3. Metillenmiş arjinin rezidülerinin kimyasal yapısı. L-NMMA ve ADMA endojen NOS inhibitörleridir ve nNOS, eNOS ve iNOS olmak üzere enzimin üç izoformunu da aktif bölge için L-arjinin ile yarışarak kompetitif olarak inhibe ederler (7, 8, 122, 123). Metillenmiş arjinin rezidüleri, proteinlerin arjinin amino asidinin yan zincirindeki azot atomunun protein-arjinin metiltransferazlar (PRMT) adı verilen bir enzim ailesi tarafından genellikle geri- dönüşsüz olarak metillenmesi ile oluşur. Metilarjinin grubu içeren proteinlerin yıkımı sonucu sitoplazmaya serbest metilarjinin rezidüleri salıverilir (7). ADMA katyonik amino asit taşıyıcılar (CAT) tarafından hücre içinden dolaşıma taşınabilir, diğer hücre ve dokular tarafından alınabilir ve dolayısı ile üretildiği dokudan farklı bölgede etki gösterebilir (124). 21 Plazmadan serbest metilarjininlerin temizlenmesi böbreklerden itrah ve hepatik metabolizma aracılığı ile gerçekleşmektedir. L-NMMA ve ADMA’nın %80’den fazlası dimetilarjinin dimetilaminohidrolaz (DDAH) enzimi tarafından sitrülin ve sırasıyla monometilamin veya dimetilamine yıkılır (7, 8). DDAH enziminin DDAH-1 ve DDAH-2 olmak üzere iki izoformu izole edilmiştir. DDAH-1 beyinde yüksek miktarda ifade edilirken, DDAH-2 izoformu kalp, plasenta, böbrekler, nötrofil, makrofajlar gibi immün hücreler, dalak, timus, kemik iliğinde ifade edilmektedir (7). DDAH ekspresyonunun NOS ile ko-lokalize olduğu gösterilmiştir ve DDAH tarafından hücre içi ADMA düzeylerinin regülasyonunun NOS aktivitesini ve dolayısı ile NO’in etkilerini regüle etmek için önemli olduğu bildirilmiştir (7). Metillenmiş arjinin rezidülerini demetilleyen enzimatik bir mekanizma bugüne kadar gösterilmemiştir. Hücre içi ve plazma metilarjininlerin ana kaynağı doku proteinlerinin yıkımıdır. Metilarjininlerin konsantrasyonu protein sentez ve yıkım hızı ve PRMT aktivitesi ile yakından ilişkilidir. Karaciğer gibi protein sentez ve yıkım hızı yüksek olan dokularda serbest metilarjinin türevlerinin düzeyi protein degredasyonuna bağlı olarak yükselmektedir. Hücresel stres, açlık, endotoksemi, diyabet gibi koşullarda anormal proteinlerin uzaklaştırılması için bu yolağın aktivitesi artmış ve serbest metilarjininlerin hücresel konsantrasyonlarının yükselmiş olabileceği bildirilmektedir (7). 2.7.1. Solunum Sisteminde ADMA’ nın Rolü PRMT enzim ailesi üyelerinin fare akciğerinde bronş ve alveol epitelinde ifade edildiği bildirilmiştir. DDAH alt tiplerinin her ikisinin de mRNA ve proteinlerinin fare akciğerinde ifade edildiği (125), DDAH-2 alt tipi ifadesinin ise daha yüksek düzeyde olduğu gösterilmiştir (8). Farelere intratrakeal olarak akut ADMA uygulamasının solunum yolu direncinde artışa yol açtığı gösterilmiştir (126). Osmotik pompa kullanılarak sistemik ADMA düzeylerinin yükseltilmesinin solunum yolu direncini artırdığı, kompliyansını azalttığı bulunmuştur (127). ADMA’ nın solunum yollarındaki fizyolojik fonksiyonlarda ve KOAH, astım, pulmoner fibrozis, pulmoner hipertansiyon gibi patofizyolojik fonksiyonlarda rolü olduğu düşünülmektedir. Ovalbumin ile indüklenen solunum yolu inflamasyonunda, farelerin akciğerlerinde kontrol grubundakilere 22 kıyasla PRMT2 enzimi protein düzeylerinin arttığı, DDAH-2 enzimi protein düzeylerinin ise azaldığı bildirilmiştir (128). Farklı bir deneysel çalışmada ise ovalbumin ile indüklenen solunum yolu inflamasyonunda sistemik ADMA uygulamasının akciğerlerdeki eozinofil ve nötrofil düzeylerini artırdığı bildirilmiştir (129). Hem deney hayvanları üzerinde hem de insanlarda yapılan çalışmalarda; L- arjinin: ADMA oranının solunum yolu hiperreaktivitesi gelişmesi ve astım patogenezinde önemli rol oynayabileceği ve L-arjinin biyoyararlanımını artıracak yaklaşımların inflamatuar solunum yolu hastalıklarının tedavisinde faydalı olabileceği öne sürülmüştür (8). Pulmoner ADMA metabolizmasının modülasyonunun KOAH gibi kronik inflamatuar solunum yolu hastalıklarının tedavisinde yeni bir tedavi yaklaşımı sunabileceği bildirilmiştir (130). 2.7.2. ADMA’ nın İnflamasyon Üzerine Etkileri İnflamatuar durumlarda plazma ve doku örneklerinde ADMA düzeyi artmaktadır. Pediatrik astım hastalarından alınan balgam örneklerinde ADMA düzeyinin sağlıklı bireylerden alınan örneklere göre 2-4 kat arttığı gösterilmiştir (126). Ovalbumin veya LPS ile indüklenen farklı deneysel solunum yolu inflamasyonu modellerinde akciğer homojenatı veya BAL sıvısında ADMA düzeyleri kontrol grubuna göre daha yüksek bulunmuştur (125, 126, 128, 131). Farelerde sigara dumanına maruziyet sonrasında da serum ADMA düzeylerinin arttığı bildirilmiştir (130). LPS ile stimüle edilmiş fare peritoneal RAW 264.7 ve alveolar makrofaj hücrelerinde ADMA, NF-κB aktivitesini inhibe etmiş ve iNOS mRNA ve protein ekspresyonunu baskılamıştır (132). Bu çalışmanın aksine solunum yolu epiteli hücrelerinin LPS, TNF-α ve IFN-γ ile birlikte ADMA ile inkübasyonu NF-κB aktivitesini ve iNOS proteini gen ekspresyonunu artırmıştır (129). Fare akciğer epitel hücre kültüründe sigara dumanı ekstraktı ile birlikte ADMA uygulamasının NF-κB aktivitesi ve TNF-α üretimindeki artış üzerine sinerjistik etki gösterdiği bildirilmiştir (130). Hepatosit hücre kültüründe, hücrelerin ADMA ile inkübasyonun pro- inflamatuar sitokinler TNF-α, IL-1 ve IL-6 gen ekspresyonunu artırdığı, inflamasyon sinyal yolağında MAPK (p38 mitojen ile aktive edilen protein kinazlar), NF-κB 23 aktivasyonunu artırdığı gösterilmiştir (133). Ovalbumin ile indüklenen alerjik solunum yolu inflamasyonunda sistemik ADMA düzeyinin yükseltilmesi solunum yollarına infiltre olan inflamatuar hücre sayısını artırdığı, alveollerdeki inflamasyonu potansiyalize ettiği ve solunum yolu epitel hücrelerinde iNOS ekspresyonunu artırdığı gösterilmiştir (129). İnsan umbilikal ven endotel hücreleri ve insan koroner arter endotel hücrelerinin TNF-α ile inkübasyonunun ADMA akümülasyonuna neden olduğu ve DDAH enzim aktivitesini azalttığı bildirilmiştir (134, 135). Aort düz kas hücrelerinin IL-1β ile inkübasyonu DDAH enzimi ekspresyonu ve aktivitesini artırarak ADMA düzeyini azaltmış ve düşük ADMA düzeyi ile iNOS aktivitesi artmış ve NO düzeyi yükselmiştir (113). İnsan bronş epitel hücrelerinin IL-4 ile inkübasyonunun da PRMT-2 aktivitesini artırıp, DDAH-2 aktivitesini azaltarak ADMA düzeyinin yükselmesine neden olduğu bildirilmiştir (136). 24 3. GEREÇ VE YÖNTEM Deneylerde erkek BALB/c fareler (10-12 haftalık, 18-25 g) kullanıldı. Araştırmalar Hacettepe Üniversitesi Deney Hayvanları Etik Kurulu tarafından onaylandı (Karar No: 2017/16-8, 16-9). 3.1. Doku Kültüründe Lipopolisakkarit (LPS) İnkübasyonu ile Oluşturulan in vitro Kronik Solunum Yolu İnflamasyonu Modeli Trakea halkaları ve akciğer dokuları solunum yolu inflamasyonu oluşturmak için fosfat tamponlu serum fizyolojik (PBS)’te çözünen LPS (10 μg/ml) ile inkübe edildi. Kontrol grubu ise aynı hacimde PBS ile inkübe edildi. 3.1.1. Doku Kültüründe LPS İnkübasyonu ile Oluşturulan in vitro Kronik Solunum Yolu İnflamasyonu Modelinde AP39 İnkübasyonu Trakea halkaları ve akciğer dokularında LPS inkübasyonu ile oluşturulan in vitro kronik solunum yolu inflamasyonunda mitokondriye hedeflendirilmiş yavaş salıveren H2S donorü AP39 inkübasyonunun etkileri değerlendirildi. Bu amaçla dokular LPS ve PBS ile eş zamanlı olarak 10-300 nM konsantrasyonlarda AP39 ile inkübe edildi. 3.1.2. Doku Kültüründe LPS İnkübasyonu ile Oluşturulan in vitro Kronik Solunum Yolu İnflamasyonu Modelinde ADMA İnkübasyonu Trakea halkalarında LPS inkübasyonu ile oluşturulan in vitro kronik solunum yolu inflamasyonunda ADMA inkübasyonunun etkileri değerlendirildi. Bu amaçla dokular LPS ve PBS ile eş zamanlı olarak 3-100 μM konsantrasyonlarda ADMA ile inkübe edildi. 3.2. Deney Protokolü 3.2.1. Dokuların Hazırlanması ve Doku Kültürü Fareler servikal dislokasyon ile ötanazi edildikten sonra trakeaları ve akciğer dokuları izole edildi. İzole edilen trakea halkaları penisilin (100 U/ml)-streptomisin 25 (100 mg/ml) karışımı içeren Dulbecco's Modified Eagle's Medium (DMEM) bulunan petri kaplarına hızla alındı. Bu solüsyon içerisinde trakealar bağ dokusundan temizlenerek proksimal kısımlarından 4-6 kıkırdak içeren trakea halka preparatları hazırlandı. Her fareden bir trakea halkası izole edildi ve unpaired olarak çalışıldı. İzole edilen akciğer dokuları ise 10-20 mg olacak şekilde küçük parçalara ayrıldı. Trakea halkaları 300 μl DMEM içeren 96 gözlü eliza plaklarına, akciğer dokuları ise 2000 μl DMEM içeren 24 gözlü eliza plaklarına her kuyucukta bir doku olacak şekilde ayrı ayrı yerleştirildi. %5 karbon dioksit (CO2) içeren 37 0C sıcaklıktaki inkübatörde dört gün boyunca inkübe edildi. Dört günlük inkübasyon süresi boyunca dokuların içinde bulunduğu DMEM her gün değiştirilerek tazelendi ve her seferinde maddeler taze DMEM içerisine eklendi. 3.2.2. Trakea Reaktivitesinin Ölçümü Trakea halkaları ELISA plaklarından Krebs-Henseleit solüsyonu içeren petri kabına alındı. Petri kabı içerisinde organ askısına geçirildi ve 37 0C’de %95 oksijen (O2) - %5 CO2 karışımı ile gazlandırılan, Krebs-Henseleit solüsyonu içeren organ banyolarına yerleştirildi. Trakea halkalarına 1 g bazal gerim uygulandı. Dokulardaki gerim değişiklikleri izometrik kuvvet transdüseri aracılığı ile “MP150-Biopac data acquisition system” ve Acknowledge 4.2” programı ile kaydedildi. İzole organ banyosunda trakea halkaları 1 saat boyunca dinlendirildi. Deney süresince dokular her 15 dakikada bir Krebs-Henseleit solüsyonu ile yıkandı. Bir saatlik dinlenme periyodu sonrası her bir trakea halkasının kontraktil kapasitesi 15 dakika aralıkla iki kez 60 mM potasyum klorür (KCl) çözeltisi eklenerek yaklaşık 15 dakika boyunca platoya ulaşana kadar alınan kasılma yanıtı ile değerlendirildi. Krebs- Henseleit solüsyonuna indometazin (3x10-6 M) ilave edildi ve deney protokolü boyunca indometazin içeren solüsyon kullanıldı. Tüm kasılma ve gevşeme yanıtları agonistlerin izole organ banyosuna kümülatif olarak eklenmesi ile alındı. Agonistler ile alınan konsantrasyon-bağımlı yanıtlar arasında trakea halkaları 1 saat yıkanarak dinlendirildi. 26 3.2.3. Karbakol, 5-HT ve Bradikinin ile İndüklenen Kasılma Yanıtlarının İncelenmesi Trakea halkalarında önce karbakol (10-8-10-4 M) ile konsantrasyon-bağımlı kasılma yanıtı alındı. Ardından dokular 1’er saat yıkanarak dinlendirildikten sonra sırasıyla 5-HT (10-8-10-4 M) ve bradikinin (10-10 - 10-5 M) ile konsantrasyon-bağımlı kasılma yanıtları elde edildi. 3.2.4. İzoprenalin ile Gevşeme Yanıtlarının İncelenmesi Trakea halkalarında karbakol (10-8-10-4 M) ile alınan konsantrasyon-bağımlı kasılma yanıtında maksimum kasılmanın yaklaşık %60-80’ine karşılık gelen konsantrasyonda (1x10-7–3x10-7 M) ön-kasılma oluşturulduktan sonra izoprenalin (10- 9–10-5 M) ile konsantrasyon-bağımlı gevşeme yanıtları elde edildi. 3.2.5. Akciğer Doku Homojenatlarının Hazırlanması Dört günlük inkübasyon periyodunun sonunda akciğer dokuları cOmplete proteaz inhibitör kokteyli içeren PBS içerisinde, buz üzerinde ultrasonik doku homojenizatörü kullanılarak homojenize edildi. Ardından 20 dakika boyunca 4 0C’de 15000×g hızda santrifüj edildi. Süpernatantlar alınarak inflamatuar sitokin düzeyi ölçümü amacıyla kullanılana kadar -80 0C’de saklandı. Süpernatantlarda Pierce sığır serum albumin kiti kullanılarak akciğer dokularındaki total protein konsantrasyonu tayin edildi. 3.2.6. Akciğer Homojenatlarında İnflamatuar Sitokin Düzeyi Ölçümü Akciğer homojenatlarında inflamatuar sitokinler TNF-α, IL-1β ve IL-6 konsantrasyonları ELISA (enzyme-linked immunosorbent assay) kitleri kullanılarak üreticinin (R&D Systems, Minneapolis, ABD) talimatlarına göre ölçüldü. Fare TNF- α, IL-1β veya IL-6 'sına özgü monoklonal antikorlar kaplanmış 96 gözlü ELISA plaklarında üretici tarafından sağlanan standartlar ve akciğer homojenatları ilgili kuyucuklara eklendi ve örneklerdeki sitokinlerin kuyucuğun tabanına kaplanmış olan monoklonal antikora bağlanması sağlandı. Kuyucuklar yıkanarak bağlanmamış maddeler uzaklaştırıldı ve kuyucuklara bir enzimle konjuge edilmiş fare TNF-α, IL- 27 1β veya IL-6 'sına özgü poliklonal antikor eklendi. Kuyucuklar tekrar yıkanarak bağlanmamış maddeler uzaklaştırıldı ve substrat solüsyonu eklenerek enzimle konjuge edilmiş antikorun enziminin substrat eklenince oluşturduğu rengin şiddeti spektrofotometrede okundu. Standart dilüsyonlarından standart bir eğri hazırlandı ve akciğer homojenatlarındaki sitokin konsantrasyonları bu standart eğriye göre belirlendi. 3.3. LPS ile indüklenen Deneysel in vivo Solunum Yolu İnflamasyonu Farelerde in vivo solunum yolu inflamasyonu oluşturmak için, PBS’te çözülen LPS (0,1 mg/ml) 60 μl hacminde intranazal (i.n.) yoldan uygulandı. Kontrol grubuna ise aynı hacimde PBS intranazal olarak uygulandı. İntranazal uygulama farelerin ense derisi sıkıca kavranıp tutularak sabitlendikten sonra burun deliklerine bir pipet yardımıyla uygulanacak solüsyonun damla damla damlatılarak solutulmasıyla gerçekleştirildi. PBS ve LPS uygulamalarından 48 saat sonra fareler ketamin (100 mg/kg)/ksilazin (10 mg/kg) ile anesteziye edilerek solunum yolu fonksiyonları in vivo olarak değerlendirildi, bronkoalveoler lavaj (BAL) sıvısı elde edildi ve akciğerleri izole edildi. 3.3.1. LPS ile İndüklenen Deneysel in vivo Solunum Yolu İnflamasyonunda İntranazal AP39 Tedavisi Farede LPS ile indüklenen in vivo solunum yolu inflamasyonunda H2S tedavisinin etkisini değerlendirmek için farelere PBS ve LPS uygulamalarından 1 saat önce ve 24 saat sonra mitokondriye hedeflendirilmiş yavaş H2S salıveren donör AP39 intranazal olarak uygulandı. H2S donörünün etkisini doza bağımlı olarak değerlendirmek amacıyla AP39 250 nmol/kg, 500 nmol/kg ve 1000 nmol/kg dozlarında uygulandı. 3.3.2. LPS ile İndüklenen Deneysel in vivo Solunum Yolu İnflamasyonunda İntranazal ADMA Uygulaması Farede LPS ile indüklenen in vivo solunum yolu inflamasyonunda ADMA’nın rolünün araştırılması amacıyla solunum yollarındaki ADMA düzeyini yükseltmek için 28 farelere intranazal olarak ADMA uygulandı. ADMA uygulaması 30 mg/kg dozda ve LPS uygulamasından 1 saat önce ve 24 saat sonra olacak şekilde gerçekleştirildi. 3.3.3. Solunum Yolu Fonksiyonunun in vivo Ölçümü PBS ve LPS uygulamalarından 48 saat sonra fareler solunum yolu fonksiyonlarının in vivo olarak değerlendirilmesi amacıyla intraperitoneal (i.p.) olarak uygulanan ketamin (100 mg/kg)/ksilazin (10 mg/kg) ile anesteziye edildi. Farelerin trakealarına 1-2 mm’lik bir kesi yapılarak uygun büyüklükteki trakeal kanül takıldı ve hava sızıntısını önlemek için etrafı sütür ipliği ile bağlanarak kanüle edildi. Kanüle edilen fare vücut pletismograf haznesine yerleştirildi ve trakeal kanül ile ventilatöre bağlandı. Farelerin akciğerleri; solunum hızı 150/dakika, tidal volüm 200 μl, ekspirasyon sonu pozitif basınç 2 cm H2O olacak şekilde mekanik olarak ventile edildi. Solunum yolu direnci ve kompliyansında meydana gelen değişiklikler “Buxco Finepoint Resistance and Compliance System” ile kaydedildi. Farelerin bazal solunum yolu direnci ve kompliyansı 2 dakika boyunca kaydedildi. Daha sonra intratrakeal (i.t.) olarak PBS uygulandı ve solunum yolu direnci ve kompliyansında meydana getirdiği değişiklik ölçüldü. Ardından intratrakeal olarak metakolin (1,5–48 mg/mL) uygulanarak farelerin in vivo solunum yolu direncinde ve kompliyansında meydana getirdiği doza bağımlı artış ölçüldü. İntratrakeal uygulama için PBS ve metakolin dozları nebülizer başlığa 20 μl olacak şekilde eklendi ve 30 saniye boyunca aerosol halinde solunum yollarına gönderildi. PBS ve metakolin dozlarının oluşturduğu yanıt 3 dakika boyunca ölçüldü ve ardından sıradaki doz nebülize edildi. Solunum yolu direnci için her dozdan sonra ölçülen maksimum değer, kompliyans için ise minimum değer yanıt olarak kaydedildi. Deneylerin bir grubunda ise anesteziye edilerek kanüle edilen ve ventilatöre bağlanan farelere, bazal solunum yolu direnci ve kompliyansı 2 dakika boyunca kaydedildikten sonra intratrakeal ADMA (200 nmol/kg) uygulanarak solunum yollarına gönderildi ve 15 dakika sonra metakolin (1,5 – 48 mg/mL) yanıtı alındı. Bu uygulamanın kontrolü olarak, kontrol ve LPS grubu farelere ADMA’nın çözücüsü olan PBS intratrakeal olarak uygulandı ve 15 dakika sonra metakolin (1,5 – 48 mg/mL) yanıtı alınarak PBS’ in etkisi değerlendirildi. 29 Şekil 3.1. In vivo solunum yolu fonksiyonunun ölçümü. 3.3.4. Bronkoalveoler Lavaj (BAL) Sıvısı Örneklerinde İnflamatuar Hücre Sayımı LPS ve PBS uygulamalarından 48 saat sonra, solunum yolu fonksiyonunun in vivo ölçümünün ardından farelerin trakeaları tekrar kanüle edilerek bu kanül yardımı ile 0,8 ml PBS farelerin akciğerlerine yavaşça gönderilip geri çekildi. Bu işlem üç kez tekrarlanarak BAL sıvısı elde edildi ve falkon tüplere alındı. Örnekler +4 0C’de 1200 rpm’de 10 dakika santrifüjlendi. Süpernatantlar lizis tamponu ile 2 dakika inkübe edildi ve PBS ile yıkanarak kırmızı kan hücreleri uzaklaştırıldı. Ardından PAP ve Giemsa ile boyanarak cam yüzeye püskürtüldü ve hücreler kör olarak sayıldı. Hücreler morfolojilerine göre makrofaj, lenfosit, nötrofil ve eozinofil olarak sayıldı. 3.3.5. BAL Sıvısı Örneklerinde İnflamatuar Sitokin Düzeyi Ölçümü LPS ve PBS uygulamalarından 48 saat sonra elde edilen BAL sıvısı örneklerinde inflamatuar sitokinler TNF-α, IL-1β ve IL-6 konsantrasyonları ELISA kitleri kullanılarak üreticinin (R&D Systems, Minneapolis, ABD) talimatlarına göre 3.2.6 numaralı başlıkta anlatıldığı şekilde ölçüldü. 3.3.6. Histopatolojik Değerlendirme LPS ve PBS uygulamalarından 48 saat sonra fareler ötanazi edilerek akciğerleri izole edildi ve formaldehit (%10) ile fikse edildi. Dokulardan kesitler hazırlanarak hemotoksilen-eozin ile boyandı. Histopatolojik skorlamada parankimal ve 30 peribronşiyal inflamasyon değerlendirildi ve Tablo 3.1’e göre 0-4 arasında kör olarak skorlandı. Tablo 3.1. Akciğer dokularında histopatolojik değerlendirme için yarı-kantitatif skorlama sistemi. Skor Parankimal/peribronşiyal inflamasyon derecesi 1 Az 2 Hafif 3 Orta 4 Şiddetli 3.3.7. Fluksomiks Analiz ile Mitokondri Fonksiyonlarının Değerlendirilmesi Bu çalışmada 18O (oksijen-18) izotoplar kullanılarak glikolitik yolak ve mitokondride Krebs döngü hızları değerlendirildi ve fosfotransfer ağları ve fosforil metabolik dinamikler izlendi. 18O doğal ve kararlı bir izotoptur. İşaretlemede 18O kaynağı olarak 18O bakımından zenginleştirilmiş su kullanılmıştır (H2 18O). Dokular, H2 18O içeren ortama maruz kaldıklarında, H2 18O hızlı bir şekilde hücresel su ile dengeye ulaşır ve ilgili enzimatik reaksiyonların oranına bağlı olarak hücresel fosfatmetabolitler 18O ile işaretlenir. LPS ve PBS uygulamalarından 48 saat sonra farelerden akciğer dokuları izole edildi ve sol akciğer, içerisinde %30 H2 18O içeren 3 mL Krebs-Heinseleit solüsyonu içerisinde 3 dakika bekletilerek dokuların işaretlenmesi sağlandı. İşaretleme süresi biten akciğer dokuları sıvı azota alınarak donduruldu ve deney gününe kadar -80 °C’de saklandı. Akciğer dokuları metanol içerisinde 30 μg başına 1 μl olacak şekilde buz üzerinde ultrasonik doku homojenizatörü kullanılarak homojenize edildi. Ardından 20 dakika boyunca 4 0C’de 15000×g hızda santrifüj edildi. Süpernatantların 400 μl’si alınarak vakumlu santrifüjde kuruluğa kadar uçuruldu. Kurumuş numuneler 20 μl metoksamin hidroklorür (piridin içinde, 20 mg/ml) ile etüvde 30 oC’de 90 dakika tutularak metoksillendirildi. Daha sonra oda sıcaklığına getirilen numuneler üzerine 80 μl N-metil-N-trimetilsilil trifloroasetamit+trimetilklorosilan (MSTFA + %1 31 TMCS) eklendi ve etüvde 37 oC’de 30 dakika bekletilerek türevlendirildi. Türevlendirilen numuneler silillenmiş gaz kromatografi-kütle spektrometresi (GC- MS) viallerine aktarıldı ve sonrasında DB5-MS kolon kullanılarak GC-MS sistemiyle analizleri Tablo 3.2’de belirtilen optimize edilmiş koşullarda gerçekleştirildi. GC-MS analizleri sonucunda elde edilen kompleks kromatogramlar ayrıştırıldıktan sonra piklerin alıkonma zamanları SpectConnect yazılımı kullanılarak düzeltildi ve veri matrisleri oluşturuldu. Metabolitlere ait pikler alıkonma indeksli Fiehn ve Golm Database kütüphaneleri kullanılarak aydınlatıldı. Metabolitlerin 18O işaretlenme yüzdeleri hesaplandı. Tablo 3.2. GC-MS için çalışma koşulları. Cihaz Shimadzu GCMS-QP2010 Ultra Kolon DB5-MS kolon (30 m +10 m ön kolon; 0.25 mm iç çap ve 0.25 μm film kalınlığı) Fırın sıcaklık programı Fırın sıcaklığı artışı 60 ºC’den (1 dakika tutulur), 325 ºC’ye 10 ºC/dakika artışla ulaşılır. Analiz süresi 37.5 dk Enjeksiyon hacmi 1 μl Taşıyıcı gaz Helyum 1 ml/dakika MSD geçiş sıcaklığı 290 ºC Çözücü gecikme süresi 5.90 dakika Kütle aralığı 50-650 dalton 3.3.8. Sülfür Metabolizmasına Ait Metabolitlerin Miktar Tayini Sülfür metabolizmasında yer alan metabolitlerin (metiyonin, indirgenmiş glutatyon, sistin, sistein, glutatyon ve taurin)analizleri yüksek seçicilik ve hassasiyete sahip Sıvı Kromatografi Kütle Spektrometresi (LC-MS/MS) cihazında gerçekleştirildi. Analizler, HILIC kolon (50 x 2,1 mm, 3 µm) ve hareketli faz olarak % 0.1 formik asit içeren su (Hareketli faz A) ve % 0,1 formik asit içeren asetonitril (Hareketli faz B) karışımı kullanılarak gradient elüsyon ile gerçekleştirildi (Tablo 3.4). Kolon sıcaklığı 30 C ve akış hızı 0,2 mL/dakikadır. Enjeksiyon hacmi 10 uL olarak belirlendi. Analizler LC-MS/MS (Shimadzu 8030) cihazı ile çoklu reaksiyon izleme (MRM) yöntemi kullanılarak gerçekleştirildi. MRM parametreleri Tablo 3.3’te http://daytam.atauni.edu.tr/?ts-portfolio=sivi-kromatografi-ku%CC%88tle-spektrometresi-lc-ms-ms 32 sunuldu. Örneklerdeki sülfür metabolitlerinin miktar tayini için kalibrasyon çözeltileri hazırlandı ve elde edilen değerler Tablo 3.5’te verildi. Tablo 3.3. Sülfür metabolizmasına ait metabolitler ve parçalanma ürünleri. Metabolitler Ana iyon Parçalanma ürünü Bekleme süresi (msec) Çarpışma enerjisi (eV) Metiyonin 149,80 104,05 50,0 -15,0 İndirgenmiş Glutatyon 307,90 179,10 100,0 -13,0 Sistin 242,00 152,10 50,0 -15,0 Sistein 121,80 59,10 100,0 -22,0 Glutatyon 308,10 162,00 50,0 -19,0 Taurin 126,10 44,05 50,0 -20,0 Tablo 3.4. Gradient elüsyon. Süre (dakika) %A B % 1 5 95 5 95 5 6 95 5 8 95 5 9 5 95 12 STOP Tablo 3.5. Sülfür metabolitlerine ait kalibrasyon aralığı ve denklemi. Metabolitler Aralık Kalibrasyon denklemi Metiyonin 0.001-2 ppm y = 4E+06x+197347 Sistin 0.001-1 ppm y = 246641x + 526,09 Sistein 0.001-0.1 ppm y = 647251x - 1191,5 Glutatyon 0.001-2 ppm y = 4E+06x + 42511 Taurin 0.01-0.5 pp y = 197222x + 7210,8 LPS ve PBS uygulamalarından 48 saat sonra farelerden akciğer dokuları izole edildi ve sağ akciğer sıvı azota alınarak donduruldu, deney gününe kadar -80 °C’de saklandı. Akciğer dokuları metanol içerisinde 30 μg başına 1 μl olacak şekilde buz üzerinde ultrasonik doku homojenizatörü kullanılarak homojenize edildi. Ardından 33 20 dakika boyunca 4 0C’de 15000×g hızda santrifüj edildi ve süpernatantlar ayırıldı. Numunelerden 400 μl alınarak vakumlu santrifüjde tamamen kuruluğa kadar uçuruldu ve su:asetonitril (50:50, h/h) karışımı ile tekrar çözünür hale getirilerek ve LC-MS/MS sistemi ile yukarıda belirtilen koşullarda analizleri gerçekleştirildi. 3.4. Bulguların Sunuluşu ve İstatistiksel Analizi İzole trakea halkalarında karbakol kasılma yanıtı “gram” kasılma olarak, 5-HT ve bradikinin ile indüklenen kasılma yanıtları ise maksimum karbakol yanıtının yüzde (%)’si olarak verildi. İzoprenalin ile elde edilen gevşeme yanıtları, karbakol ile indüklenen ön-kasılmanın %’si olarak ifade edildi. Konsantrasyon-yanıt eğrilerinden agonistler ile elde edilen maksimum kasılma yanıtları Emaks (maksimum etki) değerleri olarak verildi. Akciğer homojenatlarında inflamatuar sitokin düzeyleri, akciğer dokusunun total protein konsantrasyonuna oranlanarak sunuldu. Anesteziye edilerek entübe edilen ve intratrakeal metakolin ile alınan solunum yolu direnci (Rl) yanıtları, PBS nebülizasyonu sonrası ölçülen bazal değerlere göre normalize edilerek sunuldu. BAL sıvısı örneklerinde nötrofil hücre sayısı toplam hücre sayısına oranlanarak sunuldu. BAL sıvısı örneklerinde inflamatuar sitokin düzeyleri “pg/ml” olarak verildi. Akciğer örneklerinin histopatolojik değerlendirmesi yarı-kantitatif skorlama ile gerçekleştirildi ve parankimal ve peribronşiyal inflamasyon değerleri toplanarak toplam skor olarak sunuldu. Fluksomiks analizde akciğer örneklerinde Krebs döngüsü metabolik ara ürünlerinin 18O ile işaretlenme yüzdeleri sunuldu. Akciğer örneklerinde kükürt grubu taşıyan amino asit düzeyleri ppm olarak verildi. Deneylerden elde edilen değerler ortalama ± standart hata (SH) olarak sunuldu. İstatistiksel analiz Students t-test, ANOVA post hoc Tukey ve histopatolojik skorlama için ise Kruskal-Wallis post hoc Dunn’s kullanılarak gerçekleştirildi. P<0,05 ise ortalamalar arası fark anlamlı kabul edildi. Verilerin analizinde GraphPad Prism Version 6.01 (GraphPad Software Inc.) yazılımı kullanıldı. 34 3.5. Deneylerde Kullanılan Solüsyonlar ve İlaçlar Deneylerde fizyolojik solüsyon olarak kullanılan Krebs-Henseleit solüsyonu NaCl (118 mM), KCl (4,7 mM), MgSO4 (1,2 mM), CaCl2 (2,5 mM), KH2PO4 (1,2 mM), NaHCO3 (25,0 mM) ve glukozun (11,6 mM) distile suda çözülmesiyle hazırlandı. LPS (Escherichia coli 0127:B8), PBS, indometazin, karbakol (karbamilkolin klorür), 5-hidroksitriptamin hidroklorür, bradikinin asetat, izoprenalin (izoproterenol hidroklorür), metakolin klorür (asetil-β-metilkolin klorür), kaptopril, NG, NG- dimetilarjinin dihidroklorür (ADMA), Dulbecco’s modified Eagle’s medium (DMEM, D5796; 4500 mg/l D-glucose, 584 mg/l L-Glutamine), penisilin-streptomisin, dimetilsülfoksit (DMSO) Sigma Chemical Co. (St. Louis, MO, U.S.A); 10-okso-10- (4-(3-tiokso-3H-1,2-ditiyol5il)fenoksi)desil)trifenilfosfonyum bromür (AP39) Cayman Chemicals (Ann Arbor, U.S.A.)’dan, cOmplete™ Mini Proteaz İnhibitör Kokteyli Roche (Roche Diagnostics, Laval, PQ, Canada)’den temin edildi. Ketamin, Alfamine® ve ksilazin, Alfazyne® Egevet Hayvancılık San. ve Ticaret Limited Şirketi’nden temin edildi. İnflamatuar sitokin düzeyi ölçümü amacıyla kullanılan ELISA kitleri; “Quantikine ELISA Mouse IL-1β/IL-1F2 Immunoassay, katalog numarası: MLB00C”, “Quantikine ELISA Mouse IL-6 Immunoassay, katalog numarası: M6000B” ve “Quantikine High Sensitivity ELISA Mouse TNF-α Immunoassay, katalog numarası: MHSTA50” R&D Systems’den (Minneapolis, ABD) temin edilmiştir. PBS, bir adet tabletin 200 mL distile suda çözülmesi ile hazırlandı. LPS, ADMA ve metakolin PBS’te, kullanılan diğer ilaçlar distile suda hazırlandı. İndometazin ile birlikte aynı ağırlıkta sodyum bikarbonat tartıldı ve birlikte distile suda çözülerek hazırlandı. AP39, doku kültüründe izole trakea halkaları ve akciğer dokularının inkübasyonunda PBS içerisinde %0.00067 oranında DMSO içerisinde çözülerek uygulandı. In vivo solunum yolu inflamasyonu modelinde ise PBS içerisinde %0,2 oranında DMSO’da çözülerek kullanıldı. Bu nedenle deneylerde çözücü kontrolü yapıldı. Bu amaçla çözücü, in vitro doku kültürü deneylerinde kültür ortamına eklendi ve in vivo solunum yolu inflamasyonu deneylerinde ise farelere intranazal olarak 35 uygulandı. LPS grubunda çözücü uygulaması bu tez kapsamında araştırılan parametreler (organ banyosunda karbakol, 5-HT, bradikinin kasılma yanıtları, in vivo solunum yolu direnci, kompliyansı, BAL sıvısında nötrofil sayısı, sitokin düzeyleri, akciğer dokusunun histopatolojik skoru, Krebs döngüsü ara ürünleri ve kükürt grubu taşıyan amino asit düzeyleri) üzerine etki göstermedi. Ancak glukoz-6-fosfat düzeyinin ölçüldüğü deneylerde, çözücü uygulanan LPS grubu bulguları, çözücü uygulanmayan LPS grubuna göre farklılık göstermiştir. Dolayısıyla bu deneylerde AP39 ile tedavi edilen LPS grubu bulguları, çözücü uygulanan LPS grubu ile karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. 36 4. BULGULAR 4.1. Doku Kültüründe LPS İnkübasyonu ile Oluşturulan in vitro Kronik Solunum Yolu İnflamasyonu ve AP39 ile İnkübasyonun Etkileri 4.1.1. Karbakol, 5-HT ve Bradikinin ile İndüklenen Kasılma, İzoprenalin ile İndüklenen Gevşeme Yanıtlarının Değerlendirilmesi Trakea halkalarında sırasıyla karbakol (10-8-10-4), 5-HT (10-8-10-4) ve bradikinin (10-10-10-5) ile indüklenen kasılma yanıtları alındı. Karbakol ile elde edilen kasılma yanıtları LPS (n=8) ve kontrol (n=11) gruplarında benzer bulundu ve Emaks değerleri sırasıyla 1,21 ± 0,14 g ve 1,26 ± 0,08 g olarak hesaplandı (Şekil 4.1 ve Tablo 4.1). Ancak 5-HT ile elde edilen kasılma yanıtlarında LPS inkübasyonu ile artış gözlendi ve kontrol grubuna göre istatistiksel olarak farklı bulundu (P<0,05) (Şekil 4.2 ve Tablo 4.1) ve Emaks değerleri sırasıyla %44,45 ± 4,25 (n=8) ve %22,26 ± 2,45 (n=11) olarak hesaplandı. Bradikinin ile elde edilen kasılma yanıtlarında da LPS grubunda kontrol grubu ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir artış meydana geldi (P<0,05) (Şekil 4.3 ve Tablo 4.1) ve LPS grubunda Emaks değeri %62.63 ± 2.51 (n=11) ve kontrol grubunda ise %43,94 ± 2,75 (n=10) olarak hesaplandı. Şekil 4.1. Doku kültüründe kontrol grubu (n=11) ve LPS (10 µg/ml, n=8) grubu izole fare trakea halkalarında karbakol (10-8-10-4 M) ile elde edilen konsantrasyon bağımlı kasılma yanıtları. Değerler ‘g’ cinsinden ifade edildi ve ortalama ± SH olarak verildi. 37 Şekil 4.2. Doku kültüründe kontrol grubu (n=11) ve LPS (10 µg/ml, n=8) grubu izole fare trakea halkalarında 5-HT (10-8-10-4 M) ile elde edilen konsantrasyon bağımlı kasılma yanıtları. Değerler maksimum karbakol kasılmasının %’si cinsinden ifade edildi ve ortalama ± SH olarak verildi. *Kontrol grubunun yanıtından anlamlı olarak farklıdır (P<0,05). Şekil 4.3. Doku kültüründe kontrol grubu (n=10) ve LPS (10 µg/ml, n=11) grubu izole fare trakea halkalarında bradikinin (10-10-10-5 M) ile elde edilen konsantrasyon bağımlı kasılma yanıtları. Değerler maksimum karbakol kasılmasının %’si cinsinden ifade edildi ve ortalama ± SH olarak verildi. *Kontrol grubunun yanıtından anlamlı olarak farklıdır (P<0,05). LPS ile inkübasyonun solunum yolunun gevşeme yanıtlarına etkisini incelemek için, dört gün boyunca kültür ortamında bulunan izole trakea preparatlarında karbakol ile ön-kasılma sonrası izoprenalin ile indüklenen gevşeme yanıtları değerlendirildi. LPS inkübasyo