MAKARNALIK BUĞDAY VE MAKARNADA EKMEKLİK BUĞDAYIN TESPİT EDİLMESİ İÇİN BAZI SPEKTROSKOPİK ANALİZ YÖNTEMLERİNİN KULLANILMASI UTILIZATION OF SPECTROSCOPIC ANALYSIS METHODS FOR DETECTION OF COMMON WHEAT IN PASTA AND DURUM WHEAT ASLIHAN ÜNÜVAR PROF. DR. HAMİT KÖKSEL Tez Danışmanı Hacettepe Üniversitesi Lisansüstü Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinin Gıda Mühendisliği Anabilim Dalı için Öngördüğü DOKTORA TEZİ olarak hazırlanmıştır. 2020 i ÖZET MAKARNALIK BUĞDAY VE MAKARNADA EKMEKLİK BUĞDAYIN TESPİT EDİLMESİ İÇİN BAZI SPEKTROSKOPİK ANALİZ YÖNTEMLERİNİN KULLANILMASI Aslıhan ÜNÜVAR Doktora, Gıda Mühendisliği Bölümü Tez Danışmanı: Prof. Dr. Hamit KÖKSEL Eylül 2020, 141 sayfa Ekmeklik buğdayın makarna üretim kalitesinin zayıf olmasına rağmen, ekonomik kaygılar ve daha uygun fiyatlı olması nedeniyle bazı makarna üreticileri makarna üretirken ekmeklik buğday (Triticum aestivum) ile makarnalık buğday (Triticum durum) karışımını kullanmaktadır. Etiketinde belirtmeksizin makarnaya ekmeklik buğday ilave edilmesi makarna tağşişi olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle makarna tağşişinin tespiti için hızlı ve güvenilir yöntemlerin geliştirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Bu amaçla bu tez kapsamında ekmeklik ve makarnalık buğdayların ayrılması ve un ve makarna da tağşişin tespiti için farklı spektroskopik yöntemlerin performansı araştırılmıştır. Temel Bileşen Analizi (PCA), Kısmi En Küçük Kareler-Diskriminant Analizi (PLS- DA), Kısmi En Küçük Kareler Regresyon analizi (PLSR) gibi çeşitli veri işleme yöntemleriyle kombine edilmiş Raman spektroskopisi (RS), yakın kızılötesi spektroskopisi (NIRS), azaltılmış toplam yansıtma-Fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (ATR-FTIRS), senkronize floresans spektroskopi (SFS) ve lazer indüklü plazma spektroskopisi (LIBS) örneklerin analizi için kullanılmıştır. Ayrıca kapsamlı ii karakterizyon amacıyla ters faz yüksek performanslı sıvı kromatografisi (RP-HPLC) kullanılmıştır. Tezin ilk aşamasında 120 adet ekmeklik ve 119 adet makarnalık buğday unu örneğinin ayrıştırılması amacıyla RS, LIBS, ATR-FTIRS, NIR, SFS ve RP-HPLC cihazları kullanılmıştır. Ekmeklik ve makarnalık buğday unlarının sınıflandırılmasında en etkili yöntemin SFS olduğu bulunmuştur. SFS tekniği ile ekmeklik ve makarnalık buğdayların birbirinden 1.000 duyarlılık ve özgünlük oranı ile net bir şekilde ayrıldığı görülmüştür. SFS’nin performans parametreleri kalibrasyon (RMSEC), çapraz validasyon (RMSECV) ve tahmin (RMSEP) modellerinin hata kareler ortalamasının karekökü değerleri sırasıyla 0.164, 0.171 ve 0.194’tür. ATR-FTIR ve NIR spektroskopilerinin benzer performans sergilediği bulunmuştur. ATR-FTIRS ve NIRS’ın çapraz validasyon duyarlılık ve özgünlük değerleri 0.990’ken kalibrasyon ve tahmin duyarlılık ve özgünlük değerleri 1.000’dır. LIBS’in buğdayların ayrılma potansiyeli, NIRS ve ATR- FTIRS’dan daha az hassasiyete sahiptir. LIBS’in RMSEC, RMSECV ve RMSEP değerleri sırasıyla 0.206, 0.185 ve 0.189 ile Hotelling’s T2 değeri 99.90 bulunmuştur. Raman spektroskopisinin buğdayları ayırma kabiliyetinin diğer spektroskopik yöntemlere göre düşük olduğu görülmüştür. RS tahmin grubunun duyarlılığı 0.350 iken çapraz validasyon duyarlılığı ve özgüllüğü 0.960 ve 1.000'dir. Ayrıca tez kapsamında örneklerin kapsamlı karakterizasyonu gerçekleştirmek amacıyla RP-HPLC kullanılmıştır. RP-HPLC’nin kemometrik analiz sonuçları doğru pozitif oranı (DPO) ve doğru negatif oranı (DNO) 1.000 iken; yanlış pozitif oran (YPO) ve yanlış negatif oran (YNO) 0.000’dır. RP-HPLC diğer tüm metotların içinde en düşük RMSEP (0.144) değerine sahiptir. Tezin ikinici aşamasında 28 adet paçal unda ve 28 tane makarna örneğindeki tağşiş oranının tespit edilmesi amaçlanmış, aynı spektroskopik yöntemler kullanılmıştır. Paçal unların spektroskopik analiz sonuçlarına göre en etkili yöntemin LIBS olduğu bulunmuştur. LIBS diğer yöntemlere göre en düşük tespit limiti (LOD, 0.523), tayin limiti (LOQ, 1.584) ve RMSEP (5.297) değerlerine sahip olmasının yanı sıra en yüksek tahmin R2 (0.961) değerine sahiptir. LIBS’in kalibrasyon ve çapraz kalibrasyon grafiği R2 değerleri 0.971 ve 0.951 şeklindedir. Tezin ilk aşamasında olduğu gibi ATR-FTIRS iii ve NIRS’ın performansının benzer olduğu görülmüştür. ATR-FTIR ve NIR’ın Hotelling’s T2 (%) ve Q-Residuals (%) değerleri 100.00 ve 0.00’dır. Raman spektroskopisinin un karışımlarındaki tağşiş oranının tespitinde de en kötü performansa sahip olduğu görülmüştür. Raman spektroskopisinin RMSEC, RMSECV ve RMSEP değerleri 10.893, 15.022 ve 13.884 dir. Paçal unların RP-HPLC analizleri gerçekleştirilmiştir. En yüksek kalibrasyon R2 (0.994) ve çapraz validasyon R2 (0.990) değerleri RP-HPLC’den elde edilmiştir. RP-HPLC’in performans parametrelerinde RMSEC ve RMSECV değerleri sırasıyla 2.251 ve 3.522 şeklinde bulunmuştur. Farklı oranlarda farina ilave edilerek üretilen makarnaların spektroskopik sonuçları incelendiğinde ise en düşük LOD (0.494) ve LOQ (1.496) değerlerinin ATR-FTIRS ile elde edildiği gözlenmiştir. Ayrıca diğer spektroskopik yöntemlere göre ATR-FTIRS daha düşük RMSEC (7.781), RMSECV (9.417) ve RMSEP (8.908) değerlerine sahiptir. ATR-FTIRS'nin kalibrasyon R2, çapraz validasyon R2 ve tahmin R2 değerleri sırasıyla 0.922, 0.885 ve 0.903’tür. Makarnadaki tağşişi belirlemede NIRS’ın performansı oldukça iyidir. NIRS'ın performans parametrelerinden LOD ve LOQ değerleri 1.079 ve 3.270’tir. NIRS'nin diğer performans parametrelerinden RMSEC, RMSECV ve RMSEP değerleri 9.595, 12.926 ve 8.747 şeklindedir. RP-HPLC en yüksek LOD (6.473) ve LOQ (19.616) değerlerine sahip olmasına rağmen, RP-HPLC'nin tağşişi tespit etme performansının spektroskopik yöntemlere göre iyi olduğu görülmüştür. RP-HPLC’nin kalibrasyon R2, çapraz validasyon R2 ve tahmin R2 değerleri 0.997, 0.995 ve 0.995’tir. Bu nedenle makarnadaki tağşiş oranını belirlemek için RP-HPLC’nin yüksek bir potansiyele sahip tespit edilmiştir. Sonuçlar incelendiğinde kemometri ile kombine edilen spektroskopik tekniklerin ekmeklik ve makarnalık buğday unlarının ayrılması ile makarnalık buğday ununa ve makarnaya ilave edilen ekmeklik buğday ununu tespitinde genel olarak iyi bir potansiyel sahip olduğu tespit edilmiştir. Saf buğday unlarının ayrılmasında SFS’nin en etkili yöntem olduğu görülmüştür. Paçal un örneklerinde tağşişin belirlenmesi için en iyi performansın ise LIBS’e ait olduğu saptanmıştır. Makarna örneklerindeki tağşişin tespiti için ise spektroskopik analizlerin içinde en iyi sonuç ATR-FTIRS ile elde edilmiştir. iv Anahtar Kelimeler: Buğdayın Sınıflandırılması, Makarna Tağşişi, Raman Spektroskopisi, Yakın Kızılötesi Spektroskopisi, Azaltılmış Toplam Yansıtma-Fourier Dönüşümlü Infrared Spektroskopisi, Senkronize Floresans Spektroskopi ve Lazer İndüklü Plazma Spektroskopisi v ABSTRACT UTILIZATION OF SPECTROSCOPIC ANALYSIS METHODS FOR DETECTION OF COMMON WHEAT IN PASTA AND DURUM WHEAT Aslıhan ÜNÜVAR Doctor of Philosophy, Department of Food Engineering Supervisor: Prof. Dr. Hamit KÖKSEL September 2020, 141 pages Although common wheat (Triticum aestivum) has poor pasta making qulity, some pasta producers blend common whea with durum wheat (Triticum durum) in pasta production because of economic concerns and lower price of common wheat. However, addition of common wheat to pasta without indicating on the label is considered adulteration. Hence, there is a need for developing fast and reliable methods to detect adulteration. Therefore, in this thesis, the performance of different spectroscopic methods was investigated for discrimination of common and durum wheat and the detection of adulteration in flour and pasta. Raman spectroscopy (RS), near infrared spectroscopy (NIRS), attenuated total reflection Fourier transform infrared spectroscopy (ATR-FTIRS), synchronous fluorescence spectroscopy (SFS) and laser induced breakdown spectroscopy (LIBS) were used to analyse samples with combination of some chemometric methods such as principal component analysis (PCA), partial least squares-discriminant analysis (PLS- DA) and partial least squares regression analysis (PLSR). vi In the first part of the thesis; RS, LIBS, ATR-FTIRS, NIRS, SFS and RP-HPLC were used to discriminate 120 common wheat and 119 durum wheat flour samples. The most effective method was SFS for discrimination of common and durum wheat flour. It was observed that common and durum wheat were clearly separated from each other by SFS with a sensitivity and specificity ratio of 1.000. Performance parameters of SFS; root mean square error of calibration (RMSEC), root mean squared error of cross-validation (RMSECV) and root mean square error of prediction (RMSEP) were 0.164, 0.171, and 0.194, respectively. The performance of NIR and ATR-FTIR was very similar. It has been found that the cross validation sensitivity and specificity values of ATR-FTIR and NIR were 0.990 while their calibration and prediction sensitivity and specificity values were 1.000. Common and durum wheat discrimination performance of LIBS was less sensitive than NIRS and ATR-FTIRS. RMSEC, RMSECV and RMSEP values of LIBS were 0.206, 0.185 and 0.189, and Hotelling's T2 value was 99.90. The discrimination ability of RS was less than those of other spectroscopic methods. The prediction sensitivity of the RS was 0.350, while the cross validation sensitivity and specificity of RS were 0.960 and 1.000. In addition to spectroscopic methods, reverse phase high performance liquid chromatography (RP-HPLC) was used for extensive characterization of the samples. The results of the chemometric analysis of RP-HPLC; true positive rate (TPR) and true negative rate (TNR) were 1.000 and false positive rate (FPR) and false negative rate (FNR) were 0.000. The RMSEP of RP-HPLC had the lowest value (0.144) in all methods. In the second part of the thesis, the aim was to determine the rate of adulteration in blended flour and pasta samples. The same spectroscopic methods were used to analyse 28 blended flour samples and 28 pasta samples. According to the result of blended flour samples, the most effective method was LIBS. LIBS had the lowest limit of detection (LOD, 0.523), limit of quantification (LOQ, 1.584) and RMSEP (5.297) values compared to other methods, as well as the highest coefficient of determination (R2, 0.961) for detection of common wheat flour in durum wheat flour samples. The calibration and cross validation R2 values of LIBS were 0.971 and 0.951. As in the first part of the thesis, the performance of ATR-FTIRS and NIRS was very similar. The vii Hotelling’s T2 (%) and Q-Residuals (%) values of NIRS and ATR-FTIRS were 100.00 and 0.00. RS had shown the worst performance in detecting the rate of adulteration in blended flour samples similar to its performance in discrimination of the wheat samples. The RMSEC, RMSECV and RMSEP values of RS were 10.893, 15.022 and 13.884. Blended common and durum wheat samples were also analyzed using RP-HPLC. The highest calibration R2 (0.994) and cross validation R2 (0.990) values were obtained from RP-HPLC. It was found that the performance parameters of RP-HPLC were 2.251 and 3.522 for RMSEC and RMSECV values, respectively. According the result of the pasta samples prepared from common and durum wheat blends, the lowest LOD (0.494) and LOQ (1.496) values were obtanied from ATR- FTIRS. ATR-FTIRS had also lower RMSEC (7.781), RMSECV (9.417) and RMSEP (8.908) values compared to the other spectroscopic methods. The calibration R2, cross validation R2 and prediction R2 values of ATR-FTIRS were 0.922, 0.885 and 0.903, respectively. NIRS was also quite able to determine the addition level of farina in pasta. The LOD and LOQ values of NIRS were 1.079 and 3.270. The other performance parameters of NIRS; RMSEC, RMSECV and RMSEP were 9.595, 12.926 and 8.747, respectively. Although RP-HPLC had the highest LOD (6.473) and LOQ (19.616) values, the performance of RP-HPLC for the detection of adulteration was better than other spectoscopic methods with calibration R2, cross validation R2 and prediction R2 values 0.997, 0.995 and 0.995, respectively. Hence, RP-HPLC seems to have a high potential to determine the adulteration rate in pasta. The results revealed that spectrocopic techniques combined with chemometrics showed generally good potential to discriminate common and durum wheat flour samples and to determinate the addition level of common wheat in durum wheat flour and pasta samples. It was found that the most effective method for discrimination of common and durum wheat flours was SFS. On the other hand, LIBS and ATR-FTIRS had the best performance in determination of the adulteration in blended flour and blended pasta samples, respectively. viii Keywords: Wheat Discrimination, Pasta Adulteration, Raman Spectroscopy, Near- Infrared Spectroscopy, Synchronous Fluorescence Spectroscopy, Attenuated Total Reflectance Fourier-Transform Infrared Spectroscopy, Laser-induced Breakdown Spectroscopy ix TEŞEKKÜR Tez çalışmalarımın en başından itibaren her türlü bilgi birikimini benimle paylaşan ve yardımlarını esirgemeyen, yol gösteren değerli tez danışman hocam Prof. Dr. Hamit Köksel’e, Tez süresince planlanması ve yürütülmesinde bilgisi ve deneyimlerini paylaşan ve tüm laboratuvar alt yapısını ve cihazlarını paylaşan hocam Prof. Dr. İsmail Hakkı Boyacı’ya, ABD’de tezimin son aşamasındaki deneylerimi gerçekleştirmemi sağlayan, tüm bilgi birikimini ve tecrübesini benle paylaşan Kuzey Dakota Eyalet Üniversite Hububat Bilimi Bölümü’nden (North Dakota State University, NDSU) Prof. Dr. Şenay Şimşek’e, Yurtdışı araştırma tecrübesine olanak sağlayan Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) 2214-A Yurt Dışı Doktora Sırası Araştırma Burs Programı’na, Deney faaliyetlerimi gerçekleştirilmesinde cihaz alt yapısını paylaşan Amerika Birleşik Devletleri Tarım Departmanı’ndan (USDA) Prof. Dr. Jae-Bom Ohm, makarna üretimi için laboratuvarını kullanmamı sağlayan Kuzey Dakota Eyalet Üniversite Hububat Bilimi Bölümünden Prof. Dr. Frank A. Manthey ve ekibine, Tez izleme komitelerimde ve tez savunma jürimde yer alarak görüş ve katkılarını sunan değerli hocalarım Prof. Dr. Berrin Özkaya ve Doç. Dr. Remziye Yılmaz ile Prof. Dr. Behiç Mert ve Prof. Dr. Dilek Sivri Özay’a, Tez çalışmamda kullandığım saf çeşit buğdayları temin eden, öğütmeme ve makarna üretmeme olanak sağlayan Ankara Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü Kalite ve Değerlendirme Bölümü Başkanı Sayın Safure Güler ile Sayın Turgay Şanal ve her zaman yakın desteklerini gördüğüm değerli arkadaşlarım Dr. Buket Çetiner, gıda yüksek mühendisi Ferda Ünsal ve Dr. Oğuz Acar ve tüm personeline, Tez çalışmamda karşılaştığım her sıkıntıda benden yardımlarını esirgemeyen katkı sağlayan değerli arkadaşlarım Dr. H. Tümay Temiz, Dr. H. Efe Geniş, Dr. G. Akif Bozkurt ve gıda yüksek mühendisi Duygu Geniş’e, Tezin son aşamasındaki deneylerin yapımında yanımda olan ve saf çeşit Amerikan buğdaylarını öğütmeme olanak sağlayan Kuzey Dakota Eyalet Üniversite Hububat x Bilimi Bölümü’nden Hububat Bilimi Bölümünden başta Kristin Whitney, DeLane Olsen, Megan Louise Hest, Gwen Thomas olmak üzere Prof. Dr. Şenay Şimşek’in tüm hububat araştırma grubu ekibine, Laboratuvar çalışmalarımdaki destekleri için Güverte Laboratuvarı Çalışma Grubundan gıda yüksek mühendisi Banu Sezer, gıda yüksek mühendisi Şefika Evran, gıda yüksek mühendisi Kübra Tayyarcan ve diğer çalışma grubu üyeleri ile NANOSENS İleri Teknolojiler Enerji Makina Proje Tasarım Danışmanlık A.Ş. çalışanlarına, Buğdayları öğütmemde cihaz alt yapısı sağlayan Bastak A.Ş’den Sayın Zeki Demirtaşoğlu, Doktora süresince destekleri için Hacettepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği hocaları ile personeline ve Hububat Araştırma Grubu’ndaki ekip arkadaşlarıma, Çalışmalarım süresince desteklerini esirgemeyen Türk Akreditasyon Kurumu’dan Sayın Soner Karataş’a, değerli arkadaşım Azize Kırgöz ve kurumdaki tüm çalışma arkadaşlarıma, Her zaman yakın ilgi ve desteklerini gördüğüm değerli arkadaşlarım Seher, Kamile, Dilay, İkbal, Peiyi, Lily, Jayani, Ganime, Mehmet, Serap, Nadia, Veronica, Benjamin, Tom, Kaitlyn’e, Yaşamayı daha anlamlı kılan, hayatım boyunca bana her konuda destek olan ve güç veren, hoşgörü ve anlayışlarını esirgemeyen ablam Dr. F. İlknur Ünüvar, annem Şerife Ünüvar ve babam Dr. Süleyman Ünüvar’a tüm içtenliğimle sonsuz teşekkürlerimi sunarım. xi İÇİNDEKİLER ÖZET .......................................................................................................................................... i ABSTRACT ............................................................................................................................... v TEŞEKKÜR .............................................................................................................................. ix İÇİNDEKİLER ......................................................................................................................... xi ŞEKİLLER DİZİNİ ................................................................................................................. xiv ÇİZELGELER DİZİNİ ............................................................................................................ xvi SİMGELER VE KISALTMALAR ........................................................................................ xviii 1. GİRİŞ .................................................................................................................................... 1 2. LİTERATÜR BİLGİSİ .......................................................................................................... 4 2.1. Makarna ve Makarna Tağşişi ............................................................................................. 4 2.2. Spektroskopik Analiz Yöntemleri .................................................................................... 13 2.2.1. Yakın Kızılötesi Spektroskopisi ......................................................................... 13 2.2.2. Azaltılmış Toplam Yansıtma-Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi .............................................................................................. 17 2.2.3. Senkronize Floresans Spektroskopisi ................................................................. 21 2.2.4. Raman Spektroskopisi ....................................................................................... 26 2.2.5. Lazer İndüklü Plazma Spektroskopisi ................................................................ 31 2.3. Kromatografik Analiz...................................................................................................... 34 2.4. Kemometrik Analiz Yöntemleri ...................................................................................... 39 2.5. Tez Çalışmasının Amaçları.............................................................................................. 45 3. MATERYAL VE METOT .................................................................................................. 46 3.1. Materyal .......................................................................................................................... 46 3.1.1. Ekmeklik ve Makarnalık Buğday Örnekleri ....................................................... 46 3.1.2. Paçal Un Örnekleri ............................................................................................ 46 3.1.3. Makarna Örnekleri ............................................................................................. 48 3.2. Metot .......................................................................................................................... 50 3.2.1. Kimyasal Analizler ve Renk Analizi .................................................................. 50 3.2.1.1. Rutubet ve Kül Tayini ............................................................................. 50 xii 3.2.1.2. Protein Tayini ......................................................................................... 50 3.2.1.3. Renk Analizi ........................................................................................... 50 3.2.2. Spektroskopik Analizler ..................................................................................... 50 3.2.2.1. Yakın Kızılötesi Spektroskopisi .............................................................. 50 3.2.2.2. Azaltılmış Toplam Yansıtma-Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi......................................................................................... 51 3.2.2.3. Senkronize Floresans Spektroskopisi....................................................... 51 3.2.2.4. Raman Spektroskopisi ............................................................................. 51 3.2.2.5. Lazer İndüklü Plazma Spektroskopisi ...................................................... 51 3.2.3. Kromatografik Analiz ........................................................................................ 52 3.2.4. İstatistiksel Analizler ......................................................................................... 52 4. ARAŞTIRMA SONUÇLARI VE TARTIŞMA .................................................................... 53 4.1. Kimyasal Analizler ve Renk Analizi Sonuçları ................................................................ 53 4.2. Ekmeklik ve Makarnalık Buğday Unların Spektroskopik ve Kromatografik Analiz Sonuçları ................................................................................................................ 57 4.2.1. Yakın Kızılötesi Spektroskopisi ......................................................................... 57 4.2.2. Azaltılmış Toplam Yansıtma-Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi .............................................................................................. 62 4.2.3. Senkronize Floresans Spektroskopisi ................................................................. 67 4.2.4. Raman Spektroskopisi ....................................................................................... 72 4.2.5. Lazer İndüklü Plazma Spektroskopisi ................................................................ 76 4.2.6. Ters Farz Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi .......................................... 83 4.3. Paçal Un ve Makarna Örneklerinin Spektroskopik ve Kromatografik Analiz Sonuçları ................................................................................................................ 89 4.3.1. Yakın Kızılötesi Spektroskopisi ......................................................................... 89 4.3.2. Azaltılmış Toplam Yansıtma-Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi .............................................................................................. 96 4.3.3. Senkronize Floresans Spektroskopisi ............................................................... 102 4.3.4. Raman Spektroskopisi ..................................................................................... 108 4.3.5. Lazer İndüklü Plazma Spektroskopisi .............................................................. 112 4.3.6. Ters Farz Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi ........................................ 116 5. SONUÇ VE ÖNERİLER ................................................................................................... 124 xiii KAYNAKLAR .......................................................................................................................128 EKLER ...................................................................................................................................142 EK 1 – Tez Çalışması Orjinallik Raporu ..................................................................................142 ÖZGEÇMİŞ ............................................................................................................................143 xiv ŞEKİLLER DİZİNİ Şekil 1.1. NIRS ve RP-HPLC yöntemlerinin şekilsel gösterimi ..................................... 2 Şekil 2.1. Dünya makarna üretim yüzdesinin dağılımı (%) ............................................ 6 Şekil 2.2. Yıllık kişi başı ortalama makarna ve erişte tüketimi (kg) ............................... 9 Şekil 2.3. NIR ışımasının çeşitleri ............................................................................... 14 Şekil 2.4. Michelson İnterferometre Diyagramı .......................................................... 19 Şekil 2.5. Senkronize floresans taraması ..................................................................... 23 Şekil 2.6. Çeşitli titreşim spektroskopilerindeki spektroskopik geçişler ....................... 28 Şekil 2.7. Gliadinlerin RP-HPLC profili ..................................................................... 38 Şekil 4.1. Ekmeklik ve makarnalık irmik ve unların PCA skor grafiği ........................ 57 Şekil 4.2. Ekmeklik ve makarnalık buğday unlarının ortalama NIR spektrumları ........ 58 Şekil 4.3. NIR verilerine ait PCA skor grafiği ............................................................. 59 Şekil 4.4. NIRS verilerine ait PLS-DA modeli loadings değerleri ............................... 61 Şekil 4.5. NIRS verilerine ait PLS-DA skor grafikleri ................................................. 62 Şekil 4.6. Ekmeklik ve makarnalık buğday unlarının ortalama ATR-FTIR spektrumları .................................................................................................................. 62 Şekil 4.7. ATR-FTIRS verilerine ait PCA skor grafiği ................................................ 63 Şekil 4.8. ATR-FTIRS verilerine ait PLS-DA modeli loadings değerleri ..................... 66 Şekil 4.9. ATR-FTIRS verilerine ait PLS-DA skor grafiği .......................................... 67 Şekil 4.10. Ekmeklik (a) ve Makarnalık (b) Buğday Unlarının Ortalama SFS spektrumları ............................................................................................... 67 Şekil 4.11. SFS verilerine ait PCA skor grafiği ........................................................... 69 Şekil 4.12. SFS verilerine ait PLS-DA modeli loadings değerleri ................................ 71 Şekil 4.13. SFS verilerine ait PLS-DA skor grafiği ..................................................... 72 Şekil 4.14. Ekmeklik ve makarnalık buğday unlarının ortalama RS spektrumları ........ 72 Şekil 4.15. RS verilerine ait PCA skor grafiği ............................................................. 73 Şekil 4.16. RS verilerine ait PLS-DA modeli loadings değerleri ................................. 75 Şekil 4.17. RS verilerine ait PLS-DA modeli skor grafiği ........................................... 76 Şekil 4.18. Ekmeklik ve makarnalık buğday unlarının ortalama LIBS spektrumları .... 77 Şekil 4.19. LIBS verilerine ait PCA skor grafiği ......................................................... 78 xv Şekil 4.20. LIBS verilerine ait PLS-DA modeli loadings değerleri ............................... 80 Şekil 4.21. LIBS verilerine ait PLS-DA skor grafiği .................................................... 81 Şekil 4.22. Ekmeklik ve makarnalık buğday unlarının ortalama kromatogramları ........ 83 Şekil 4.23. RP-HPLC verilerine ait PLS-DA modeli loadings değerleri ....................... 86 Şekil 4.24. RP-HPLC verilerine ait PLS-DA skor grafiği ............................................. 87 Şekil 4.25. Paçal unların ve makarna örneklerinin ortalama NIR spektrumları ............. 90 Şekil 4.26. Paçal unlarının NIRS verilerine ait PLSR modeli ....................................... 93 Şekil 4.27. Makarna örneklerinin NIRS verilerine ait PLSR modeli ............................. 95 Şekil 4.28. Paçal unların ve makarna örneklerinin ortalama ATR-FTIR spektrumları .. 96 Şekil 4.29. Paçal unlarının ATR-FTIRS verilerine ait PLSR modeli ............................ 99 Şekil 4.30. Makarna örneklerinin ATR-FTIRS verilerine ait PLSR modeli ................ 101 Şekil 4.31. Paçal unların ve makarna örneklerinin ortalama SFS spektrumları ........... 102 Şekil 4.32. Paçal unlarının SFS verilerine ait PLSR modeli ....................................... 105 Şekil 4.33. Makarna örneklerinin SFS verilerine ait PLSR modeli ............................. 108 Şekil 4.34. Paçal un örneklerinin ortalama RS spektrumları ....................................... 109 Şekil 4.35. Paçal unlarının RS verilerine ait PLSR modeli ......................................... 111 Şekil 4.36. Paçal un örneklerinin ortalama LIBS spektrumları ................................... 112 Şekil 4.37. Paçal unlarının LIBS verilerine ait PLSR modeli ..................................... 116 Şekil 4.38. Paçal un örneklerinin ortalama RP-HPLC kromatogramları ..................... 117 Şekil 4.39. Paçal unlarının RP-HPLC verilerine ait PLSR modeli .............................. 119 Şekil 4.40. Makarna örneklerinin ortalama RP-HPLC kromatogramları ..................... 120 Şekil 4.41. Makarna örneklerinin RP-HPLC verilerine ait PLSR modeli .................... 122 xvi ÇİZELGELER DİZİNİ Çizelge 2.1. Ülkelere göre 2015 yılı kişi başı makarna tüketim verileri ......................... 8 Çizelge 2.2. Farklı hammadde ve makarnaların özellikleri .......................................... 10 Çizelge 3.1. Makarnalık unlara ilave edilen ekmeklik un yüzdesi (%) ......................... 47 Çizelge 3.2. Makarnalık örneklerin yüzdeleri .............................................................. 49 Çizelge 4.1. Ekmeklik buğday unlarının ortalama kimyasal özellikleri ve renk değerleri .................................................................................................................. 53 Çizelge 4.2. Makarnalık buğday unlarının ortalama kimyasal özellikleri ve renk değerleri ..................................................................................................... 54 Çizelge 4.3. Paçal unların kimyasal özellikleri ve renk değerleri ................................. 55 Çizelge 4.4. Makarna örneklerinin kimyasal özellikleri ve renk değerleri.................... 56 Çizelge 4.5. NIRS verilerine ait PLS-DA modellerinin performans parametreleri ....... 60 Çizelge 4.6. ATR-FTIRS verilerine ait PLS-DA modellerinin performans parametreleri .................................................................................................................. 65 Çizelge 4.7. SFS verilerine ait PLS-DA modellerinin performans parametreleri.......... 70 Çizelge 4.8. RS verilerine ait PLS-DA modellerinin performans parametreleri ........... 74 Çizelge 4.9. LIBS verilerine ait PLS-DA modellerinin performans parametreleri ........ 79 Çizelge 4.10. PLS-DA modellerine ait hata matrisi ..................................................... 82 Çizelge 4.11. RP-HPLC verilerine ait PLS-DA modellerinin performans parametreleri .................................................................................................................. 85 Çizelge 4.12. PLS-DA modellerinin performans parametreleri.................................... 88 Çizelge 4.13. Paçal unların NIRS verilerine ait PLSR performans parametreleri ......... 92 Çizelge 4.14. Makarna örneklerinin NIRS verilerine ait PLSR performans parametreleri .................................................................................................................. 94 Çizelge 4.15. Paçal unların ATR-FTIRS verilerine ait PLSR performans parametreleri .................................................................................................................. 98 Çizelge 4.16. Makarna örneklerinin ATR-FTIRS verilerine ait PLSR performans parametreleri .............................................................................................100 Çizelge 4.17. Paçal unların SFS verilerine ait PLSR performans parametreleri ..........104 Çizelge 4.18. Makarna örneklerinin SFS verilerine ait PLSR performans parametreleri .................................................................................................................107 xvii Çizelge 4.19. Paçal unların RS verilerine ait PLSR performans parametreleri ............ 110 Çizelge 4.20. LIBS spektrumlarının muhtemel element tablosu ................................. 113 Çizelge 4.21. Paçal unların LIBS verilerine ait PLSR performans parametreleri ........ 115 Çizelge 4.22. Paçal unların RP-HPLC verilerine ait PLSR performans parametreleri . 118 Çizelge 4.23. Makarna örneklerinin RP-HPLC verilerine ait PLSR performans parametreleri ............................................................................................. 121 Çizelge 4.24. Paçal un ve makarna örneklerinin PLSR performans parametreleri ....... 123 xviii SİMGELER VE KISALTMALAR Kısaltmalar ABD Amerika Birleşik Devletleri ATR-FTIRS Azaltılmış Toplam Yansıtma-Fourier Dönüşümlü Infrared Spektroskopisi cm Santimetre DN Doğru Negatif DNO Doğru Negatif Oranı DP Doğru Pozitif DPO Doğru Pozitif Oranı GD Gizli Değişken HPLC Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi IR Kızılötesi (Infrared) LED Lazer Emisyon Diyotu LIBS Lazer İndüklü Plazma Spektroskopisi LOD Tespit Limiti LOQ Tayin Limiti MIR Orta Kızılötesi NIRS Yakın Kızılötesi Spektroskopisi nm Nanometre PC Temel Bileşen PCA Temel Bileşen Analizi PLS-DA Kısmi En Küçük Kareler-Diskriminant Analizi PLSR Kısmi En Küçük Kareler Regresyon xix RMSEC Kalibrasyon Modelinin Hata Kareler Ortalamasının Karekökü RMSECV Çapraz Validasyonun Modelinin Hata Kareler Ortalamasının Karekökü RMSEP Tahmin Modelinin Hata Kareler Ortalamasının Karekökü RP-HPLC Ters Faz Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi RS Raman Spektroskopisi SFS Senkronize Floresans Spektroskopi YN Yanlış Negatif YNO Yanlış Negatif Oranı YP Yanlış Pozitif YPO Yanlış Pozitif Oranı Simgeler α alfa β beta C Karbon Ca Kalsiyum Cu Bakır λ Dalga boyu e Kalibrasyon Eğrisinin Eğimi Fe Demir γ gama H Hidrojen I İyot ω omega K Potasyum k1,2 Sabit Değer xx Mg Magnezyum Mn Mangan N Azot Na Sodyum O Oksijen P Fosfor S Kükürt Sp Standart Sapma R2 Belirleme Katsayısı Zn Çinko 1 1. GİRİŞ İnsan beslenmesinde en temel besin kaynağı olan buğdayın botanik olarak birçok türü mevcuttur. Ancak bunlardan iki tanesi; Triticum aestivum ve Triticum durum daha fazla ekonomik ve ticari öneme sahiptir. Buğdayın en yaygın türü Triticum aestivum olup ekmek üretiminde kullanılırken, makarna üretiminde ise genellikle Triticum durum kullanılmaktadır (Ertugay, 1982). Buğdaydan elde edilen gıda ürünlerinde ekmek birinci sırayı alırken makarna ve erişte tipi ürünler ikinci sırada yer almaktadır. Ekonomik ve besleyici özellikleri nedeniyle makarnanın tüketimi dünya genelinde giderek artmaktadır. Makarna dünya çapında çok önemli bir besin olmasının yanı sıra birçok ekonomik sonucu olan önemli bir endüstriyel konudur (Ziegler ve ark., 2016). Makarna üretiminde Triticum durum kullanmak yerine ekonomik kaygılar ve fiyat avantajı göz önüne alınarak uygun olmayan bir şekilde Triticum aestivum kullanılması ile karşılaşılmaktadır. Makarna sektöründe büyüme ile orantılı olarak tağşiş potansiyeli artmaktadır. Makarna üretimi yasal düzenlemelere tabi olan Türkiye, İtalya ve Fransa gibi bazı ülkelerde tağşişe konu olmaktadır. Ayrıca yasal zorunluluğu olmayan ülkelerde de etiketinde belirtilmeksizin, durum ve ekmeklik buğday karışımından üretilen makarna, gıda tağşişi olarak kabul edilmektedir ve tağşişle tüketiciler aldatılmaktadır. Makarna piyasası ve pazarı için tağşişin tespiti ve tanımlanması önem arz etmektedir. Gıda tağşişinin önlenmesi ve tüketicilerin korunması için ise en kritik konu tağşişin hızla tespit edilmesidir. Tüketiciyi ve yasal zorunlulukların yanı sıra teknolojik özellikleri nedeniyle makarna üretiminde durum buğdayı kullanan dürüst üreticiyi korumak için, ekmeklik ve makarnalık buğdayların ayrımının yapılabilmesi, un ve makarnada tağşişin tespiti açısından önemlidir. Makarnadaki tağşişin tespiti için uluslararası geçerliliği olan standart bir metodun olmayışı sadece Türkiye’ye özgü bir problem olmayıp uluslararası bir problemdir. Birçok araştırma grubu tağşişin tespiti için çeşitli yöntemler araştırmıştır. Literatürde çeşitli klasik ve konvansiyonel yöntemler geliştirilmiş ve yayınlanmıştır. Ancak bu yöntemler çoğunlukla zaman alan, numune hazırlama 2 basamağı çok uzun olan, operasyonu sırasında uzman personel gerektiren, kimyasal atık oluşturan ve yüksek maliyetli yöntemlerdir. Şekil 1.1’de NIRS ile RP-HPLC yöntemlerinin şekilsel akış gösterilmektedir. Şekil 1.1. NIRS ve RP-HPLC yöntemlerinin şekilsel gösterimi 3 Uzun süreli ve spesifik uzmanlık isteyen vb. dezavantajlara sahip klasik metotların alternatifi olarak tahribatsız, hızlı, güvenilir, doğruluğu yüksek, etkin metotların geliştirilmesi ve uluslararası geçerliliği olacak şekilde yaygınlaştırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle tez kapsamında ekmeklik ve makarnalık buğday unlarının sınıflandırılması, un ve makarnada tağşişin tespiti, tüketicinin tağşiş yoluyla aldatılmasını önlenmesi ve üreticiler arası haksız rekabetin önüne geçebilmesi için kemometrik metotlarla kombine edilmiş farklı spektroskopik yöntemlerin performansları araştırılmıştır. Bu bağlamda Raman spektroskopisi (RS), yakın kızılötesi spektroskopisi (Near infrared spectroscopy, NIRS), azaltılmış toplam yansıtma-Fourier dönüşümlü infrared spektroskopisi (Attenuated total reflection Fourier transform infrared spectroscopy, ATR-FTIRS), senkronize floresans spektroskopi (synchronous fluorescence spectroscopy, SFS) ve lazer indüklü plazma spektroskopisi (Laser induced breakdown spectroscopy, LIBS) kullanılmıştır. Ayrıca elde edilen spektroskopik verilerin, kromatografik verilerle karşılaştırılması ve doğrulanması için ters faz yüksek performanslı sıvı kromatografisi (Reverse-phase high performance liquid chromatography, RP-HPLC) kullanılmıştır. Spektroskopik ve kromatografik tekniklerin performansları, temel bileşen analizi (Principal component analysis, PCA), kısmi en küçük kareler-diskriminant analizi (Partial least squares-discriminant analysis, PLS- DA) ve kısmi en küçük kareler-regresyon analizi (Partial least squares regression, PLSR) gibi kemometrik veri işleme teknikleri kullanılarak değerlendirilmiştir. 4 2. LİTERATÜR BİLGİSİ 2.1. Makarna ve Makarna Tağşişi Buğday, tarih boyunca geleneksel olarak dünya çapında üretilen ve tüketilen en temel tarımsal ürünlerden biridir (Oleson, 1994; Beta, 2004). Buğday, insanlık tarihinde medeniyetin gelişimi ve evrimi için çok önemli bir yere sahip olup insanların avcı- toplayıcıyı düzenden yerleşik çiftçilere dönüşmesine yardımcı olmuştur (Eckardt, 2010). Stratejik öneme sahip buğday birçok ürünün ham maddesini oluşturması sebebiyle aynı zamanda gıda sanayisinin temel ürünlerindendir. Bugün bile, buğdayın ucuz ve kolay ulaşılabilir olması insanlar için çok önemli, temel ve evrensel bir gıda kaynağı olmasına neden olmaktadır. Dünyada iki popüler ve ana buğday cinsi bulunmaktadır. Bunlar Triticum aestivum spp. aestivum ve Triticum turgidum spp. durum şeklindedir. Triticum aestivum ekmeklik buğday olarak isimlendirilirken, Triticum durum ise durum buğdayı, sert buğday veya makarnalık buğday olarak adlandırılmaktadır. Bunlar poliploid türlerdir. Triticum aestivum, hekzaploid (6n = 42) buğday olarak A, B ve D genomlarını içermektedir. Triticum durum ise tetraploid (4n = 28) buğday olarak A ve B genomlarını içermektedir (Bekes, Gianibelli ve Wrigley, 2004). Ekmeklik buğday dünya genelinde ekim alanlarının %90’nında ekilip yetiştirilirken, durum buğdayı ekili arazinin sadece %8’sini kaplamaktadır (Paulsen ve Shroyer, 2004). Ekmeklik buğday; yetiştirilme mevsimine göre kış ve yaz, sertliğine göre sert ve yumuşak ile kabuk rengine göre ise kırmızı ve beyaz olacak şekilde sınıflandırılmaktadır (Matsuo, 1994; Anonim, 2019a). Ekmeklik buğdaydan farklı olarak makarnalık buğday için tek bir ana sınıf bulunmaktadır (Matsuo, 1994). Kışlık buğdayın aksine yazlık buğdayın vernelizasyon ihtiyacı bulunmamaktadır. Durum buğdayı ekmeklik buğdaya göre sıcaktan ve susuzluktan daha az etkilenmektedir. Asya kıtasında temel buğday üreticiler Çin, Pakistan ve Hindistan’ken, Kuzey Amerika da başlıca buğday üreticileri Kanada, Amerika ve Meksika’dır. Doğu Avrupa ve Batı Asya’da ise Rusya, Kazakistan, Ukrayna, İran ve Türkiye en önemli buğday 5 üreticileridir (Paulsen and Shroyer, 2004). Dünya buğday üretiminin %55-60’ı Akdeniz bölgesinden karşılanırken %30 Kuzey Amerika’dan sağlanmaktadır (Sissons, 2004). Buğdayın kullanım alanları; tanenin kalitesi, işleme özellikleri, beslenme değeri, tüketici beklentisi, ekonomik kazanç/kayıp ve yasal düzenlemeler gibi bazı faktörlere bağlı olarak değişmektedir. Sert ekmeklik buğdayın önemli kullanım alanları ekmek, erişte veya hayvan yemi üretimidir. Kurabiyeler, kekler, krakerler ve erişteler yumuşak ekmeklik buğdaydan üretilirken, makarnalık buğday makarna için kullanılmaktadır (Morris, 2004). Kullanılan değirmene göre buğdayın öğütülmesinden elde edilen ürünler un, irmik/farina, kepek ve rüşeymdir. Makarna genellikle irmiğe su ilave edilerek üretilen ekstrüde edilmiş bir üründür (Sissons, 2004). Makarna; her ülke için farklı yapım ve pişirme stilleri ile dünya çapında insanın günlük diyetinin en temel, popüler ve geleneksel hububat bazlı gıda ürünlerinden biridir. Makarna, lif ve makro-besinler açısından zengin olmasını yanı sıra düşük glisemik indekse sahiptir (Giacco, Vitale ve Riccardi, 2016). Temel makarna üretim prosesi karıştırma, ekstrüzyon, şekil ve kurutmadır. İlk işlem basamağında 35- 40°C'deki su ve irmiğin karıştırılması ile hamur elde edilmektedir. Hamurun su içeriği genellikle %30-32 arasındadır. Makarna hamurunda oksidasyonu azaltmak ve en aza indirmek için vakumlu ekstrüderde basınç altında hamur haline getirilerek şekil verme ünitesine iletilir. Bundan sonraki aşamada, hamur şekillendirilmektedir. Kurutma aşamasında makarna %12.5'lik nihai nem içeriğine ulaşıncaya kadar belirli bir sıcaklıkta tutulmaktadır (Morris, 2004; Sissons, 2004). Dünya genelinde yaklaşık 600 farklı makarna şekli olup en popüler olanlar spagetti, fiyonk, yüksük, burgu, kelebek, lazanya, kabuk ve dirsek şekilleridir. Ayrıca makarna kurutulmuş, taze, dondurulmuş ve konserve vb. farklı proses tiplerinde satışa sunulabilmektedir (Sissons, 2004). Makarnanın tarihi eski medeniyetlere dayanmaktadır. Makarna genellikle İtalyan gıdası olarak bilinmesine rağmen makarnanın ilk kökenlerinin antik Çin’e dayandığı bilinmektedir. 1200'lerin başında İtalyan yemek kitaplarında ilk defa makarnanın tarif edildiği görülmüştür. On altıncı yüzyılda ticaret nedeniyle makarna İtalya’dan Fransa'ya ve diğer Avrupa ülkelerine yayılmıştır. Amerika tarihinde ise ilk kez Kuzey İtalya'ya 6 seyahat eden Thomas Jefferson tarafından, 1787'de makarna tarifi ve makarna yapma makinesi taslağı hazırlanmıştır. Amerika’daki ilk makarna fabrikası 1848'de Fransız göçmen Antonie Zerega tarafından Brooklyn 'de faaliyete geçirilmiştir. Türkiye'deki ilk makarna fabrikası ise 1922 yılında İzmir’de inşa edilmiştir (Sissons, 2004; Anonim, 2019b; Anonim, 2019c; Anonim, 2019d). Makarna, lezzetli olmasının yanı sıra mineral ve vitamin yönünden besleyici özellikleri, düşük glisemik indekse sahip olması, uzun süreli depolama kapasitesi, pratik hazırlanması ve ucuz olması sebebiyle geleneksel yeme alışkanlıklarının en önemli bileşenlerinden biridir. Yüksek tüketim oranını karşılık üretim oranı da yüksektir. Dünya makarna üretiminin yüzdesi Şekil 2.1 de gösterilmektedir. Avrupa Birliği ülkeleri dünya genelindeki makarna üretiminin %35.7’sine sahipken, Orta ve Güney Amerika %21'i oranına sahiptir. Kuzey Amerika da ise üretim oranı %15.2’dir. Şekil 2.1. Dünya makarna üretim yüzdesinin dağılımı (%) Uluslararası Makarna Organizasyonu'na (International Pasta Organization, IPA) göre, 2015 yılında dünya çapında yaklaşık 14.3 milyon ton makarna üretilmiştir. Avrupa Birliği Makarna Üreticileri Dernekleri'nin (UNAFPA) bildirdiği üzere, aynı yıl Avrupa Birliği'nde 4.6 milyon ton makarna üretilmiş olup İtalya %71 üretim oranıyla Avrupa Birliği'nde en çok makarna üreten ülke olmuştur. İtalya'dan sonra Amerika, makarna üretimi için ikinci ülkedir. İtalya 3.2 milyon ton makarna üretirken Amerika Birleşik 7 Devletleri (ABD) 2 milyon ton makarna üretmiştir. Türkiye Tarım Ürünleri Sektörü Raporu'na (Ticaret Bakanlığı, 2017) göre, 1994 yılında Türkiye'nin makarna üretimi 406.000 ton iken, 2015 yılında makarna üretimi miktarı ulusal ve uluslararası talepler ile doğru orantılı artış göstererek 1.158.069 ton olmuştur. 2017'de yaklaşık 152 ülke 1.055.670 ton makarnayı Türkiye’den satın almıştır. ABD ve Rusya, Türkiye için iki ana ithalatçı ülke olmuştur. 2019 yılı Comtrade verilerine göre Türkiye dünya makarna ihracatında %6’lık bir payla 4. Sırada yer almaktadır. Türkiye 2019 yılında 144 ülkeye ihracat yapmıştır (Anonim, 2020). Küresel makarna tüketimi verileri incelendiğinde, ABD 2.7 milyon ton makarna tüketimi ile birinci sıradayken, İtalya 1.507.145 ton ile dünyada ikinci ülkedir. Bununla birlikte, dünyada kg makarna/kişi bazında yapılan bireysel tüketim verilerine göre İtalyanlar en çok makarna tüketicisidir. Bir İtalyan yılda 23.5 kg makarna tüketirken, Amerikalı tüketici 8.8 kg makarna tüketmektedir. Spagetti, ince spagetti, dirsek, makoroni ABD’deki en popüler makarna şekilleridir. Türk makarna tüketicileri ise yaklaşık 7.5 kg makarna/kişi başı tüketmektedir. Makarna dünya çapında bireysel tüketim verileri Çizelge 2.1'de gösterilmektedir. Tüm dünyada makarna tüketimi her geçen gün artmaktadır (IPA, 2013; UNAFPA, 2015; Tarım Ürünleri Sektörü Raporları, 2017; Anonim, 2019d). 8 Çizelge 2.1. Ülkelere göre 2015 yılı kişi başı makarna tüketim verileri Ülke Tüketim (kg/kişi) İtalya 23.5 Tunus 16.0 Venezuela 12.0 Yunanistan 11.2 İsviçre 9.2 Arjantin 8.8 ABD 8.8 İran 8.5 Şili 8.5 Almanya 8.0 Fransa 8.0 Rusya 7.8 İsveç 7.7 Türkiye 7.5 Macaristan 7.5 Hırvatistan 7.3 Avusturya 7.0 Portekiz 6.6 Kanada 6.5 Şekil 2.2 de, dünyadaki kişi başına ortalama makarna ve erişte tüketimini göstermektedir (Anonim, 2019g). 2019 yılı için kişi başına ortalama makarna ve erişte tüketim miktarı 5.3 kg'dır. Kişi başına düşen makarna ve erişte tüketiminin yıllık olarak artacağı ve 2023 yılında 5.5 kg olacağı varsayılmaktadır. 9 Şekil 2.2. Yıllık kişi başı ortalama makarna ve erişte tüketimi (kg) Geleneksel olarak, makarna irmik ve sudan üretilmektedir. Makarnanın bileşenleri tüketici talebi nedeniyle değiştirilebilir, geleneksel olmayan makarnalar ekmeklik buğday, kinoa, yulaf, arpa, mısır, vb.’den üretilebilir veya peynir, et, sebze, yumurta vb. gibi gıdalar eklenebilir (Morris, 2004; Sissons, 2004). Yüksek kaliteli bir makarna, kaliteli hammaddelerden üretilmektedir. Geleneksel makarna; zengin bir amber rengi, yüksek protein içeriği, sertlik ve nişasta içeriği vb. gibi bazı karakteristik özellikleri sebebiyle makarnalık buğdaydan elde edilen irmikten üretilmektedir. İrmik, durum buğdayının öğütülmesinden elde edilmektedir (Sissons, 2004). İrmiğin tanecik boyutu undan daha büyük olup (Anonim, 2019e), yaklaşık 130 ila 550 µm'dir. İrmik, yumuşak ekmeklik buğday unu, irmik ve farinadan yapılan makarnaların bazı kimyasal ve fiziksel özellikleri Çizelge 2.2'de gösterilmiştir. İrmiğin, ekmeklik buğday unundan daha yüksek protein, lipit ve kül içerdiği görülmektedir (Bergman, Gualberto ve Weber, 1994). Durum buğdayı irmiğinin potasyum, magnezyum ve fosfor gibi mineral içeriklerin sert kırmızı yazlık buğday unundan daha yüksek olduğu bulunmuştur (Matsuo, 1994). Benzer farklılıklar, irmikten ve ekmeklik buğday unundan yapılan makarnalarda da görülmüştür. İrmikten üretilen makarna, undan üretilen makarnaya 10 göre daha yüksek renk skoruna ve daha az pişirme kaybına sahiptir (Bergman, Gualberto ve Weber, 1994). Çizelge 2.2. Farklı hammadde ve makarnaların özellikleri Protein (%) Lipit (%) Kül (%) Nem (%) Renk Skoru Pişme Kaybı (%) İrmik 15.46 ± 0.26 1.16 ± 0,03 0.94 ± 0.04 10.77 ± 0.08 - - Ekmeklik Buğday Unu 10.72 ± 0.20 1.13 ± 0.04 0.64 ± 0.05 8.73 ± 0.05 - - %100 İrmikten Üretilen Makarna 16.02 ± 0.3 0.38 ± 0.00 0.98 ± 0.04 9.74 ± 0.02 6.0 5.3 ± 0.3 %100 Farinadan Üretilen Makarna 10.94 ± 0.25 0.27 ± 0.02 0.65 ± 0.01 7.05 ± 0.15 3.5 10.0 ± 0.1 Makarnalık buğday; yüksek protein içeriği, tekstür, görünüm, tat, sertlik, teknolojik/proses nitelikleri gibi karakteristik kalite özellikleri nedeniyle makarna üretiminde tercih edilmektedir. İrmiğin tercih edilmesinin diğer bir önemli sebebi ksantofiller ve lutein içeriği ile ilgili sarı (kehribar) parlak renktir. Makarnalık buğdayın yüksek protein içeriği sayesinde, nişasta granülleri protein ağ yapısı içerisinde muhafaza edilmektedir. Böylelikle durum buğdayı kullanılarak üretilen makarna pişirilirken nişastanın dışarı sızması oldukça düşüktür. Ekmeklik buğdaydan makarna üretildiğinde, pişme sırasında nişasta granüllerinin yüzeyindeki çözünmeyen amiloz-lipit kompleksleri nedeniyle istenmeyen yapışkan makarna formu oluşmaktadır (Matsou, 1994; Morris, 2004; Sissons, 2004). Ekmeklik buğday makarna üretmi için kullanıldığında, genellikle düşük kaliteyi azaltmak ve pişirme kalitesini artırmak için yüksek sıcaklıkta kurutma işlemi uygulanmaktadır (Bergman, Gualberto ve Weber, 1994; Fuad ve Prabhasankar, 2010). İspanya, ABD ve Kanada gibi bazı ülkeler, %100 makarnalık buğdaydan yapılan makarna hakkında herhangi bir yasal düzenleme yayınlamamış olmasına rağmen tüketiciler genellikle sadece makarnalık buğdaydan üretilen makarnayı tüketmeyi tercih etmektedir (Morris, 2004; Sissons, 2004). Bununla birlikte, Türkiye, İtalya ve Fransa 11 gibi bazı ülkeler ekmeklik buğdayın makarnada kullanılmasını önleyen yasal düzenlemeler yayınlamıştır. Türk Gıda Kodeksi'ne (2002) göre makarna, makarnalık buğdaydan üretilen bir ürün olarak tanımlanmaktadır. İtalya'da kurutulmuş makarna sadece durum buğdayından yapılmaktadır (Dell’Interno, 2001). Fransız mevzuatına göre makarna irmik ve sudan üretilmektedir (Alary ve ark. 2002). Avrupa Birliği, öngörülemeyen nedenlerden ötürü makarnanın ekmeklik buğday unu ile %3'e kadar kontamine olmasına izin vermektedir (EU., 1994). Ancak, bazı üreticiler ekmeklik buğdayın ucuz olması nedeniyle makarna üretmek için ekmeklik buğday veya ekmeklik ve durum buğdayı karışımları kullanmakta haksız kazanç sağlamaktadır. Makarnalık buğdayın fiyatı, ekmeklik buğdaydan yaklaşık %25 daha pahalıdır (Righetti ve ark., 2018). Ayrıca Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği'ne göre, mısır, mercimek gibi diğer mahsullerin daha yüksek destek politikasına sahip olması nedeniyle makarnalık buğday ekim alanları günden güne küçülmektedir. Durum buğdayının makarna üretimi için en iyi ve en doğru hammadde olduğunun açık olmasına rağmen makarnalık buğdayın yüksek fiyatı ve üretim azlığı, nüfus artışıyla orantılı makarna talebinin artması vb. faktörler makarna üretilirken durum buğdayı dışındaki diğer farklı bileşenlerin kullanılmasına neden olmaktadır. Ekonomik kaygılar ve makarna tüketimine yönelik artan talebi karşılamak için, makarna üreticileri, makarna yapmak için teknolojik ve duyusal özellikleri zayıf olan ekmeklik buğdayları kullanmaktadır (Fuad ve Prabhasankar, 2010). Makarna, etikette belirtilmeden ekmeklik buğdaydan veya ekmeklik buğday ve durum buğdayından oluşan bir karışımdan üretildiğinde, gıda sahtekarlığı ve tağşişi olarak kabul edilmektedir (Knödler ve ark., 2010; Righetti ve ark., 2018). Ekonomik motive tağşiş, genellikle üretici ve satıcı için finansal kazancın temel amacı olan gıda taklit ve tağşişinin bir alt kategorisidir. Birçok gıda, ulusal ve uluslararası pazarda potansiyel gıda tağşişine konu olmaktadır (Sharma ve Paradakar, 2010; Spink ve Moyer, 2011). Gıda tağşişinin önlenmesi ve tüketicilerin korunması için en kritik konu tağşişin hızla tespit edilmesidir. Makarna dünya çapında çok önemli bir besin 12 olmasının yanı sıra birçok ekonomik sonucu olan önemli bir endüstriyel konudur (Ziegler ve ark., 2016). Makarna; üretimi yasal düzenlemelere tabi olan Türkiye, İtalya ve Fransa gibi bazı ülkelerde tağşişe konu olmakta, bu ülkelerin piyasa ve pazarı için tağşişin tespiti ve tanımlanmasında önem arz etmektedir. Tüketiciyi ve dürüst üreticisini korumak için, ekmeklik ve makarnalık buğdayların sınıflandırılması ve makarna tağşişinin tespiti için literatürde çeşitli klasik yöntemler geliştirilmiş ve yayınlanmıştır. Elektroforetik ayırma esaslı yöntem, alkolde ekstrakte edilebilir proteinlere bağlı örneklerin ayrılması için kullanılmıştır (Resmini, 1969; García-Olmedo ve García- Faure; 1969). Polimeraz zincir reaksiyonu teknolojisine dayalı yöntemler ekmeklik buğday ve makarnalık buğday örnekleri arasındaki genetik farklılıklardan yararlanılarak durum buğdayı, irmik ve makarnada ekmeklik buğday karışımının tespiti için kullanılmıştır (Bryan ve ark., 1998; Terzi ve ark., 2003; Ibrahim ve ark., 2011; Casazza ve ark., 2012). Kromatografik bazlı metotlara örnek olarak ters faz yüksek performanslı sıvı kromatografisi (De Noni, De Bernardi ve Pellegrino, 1994), ultra performanslı sıvı kromatografisi-elektrosprey iyonizasyon metodolojisi (Russo ve ark., 2014), ultra yüksek performans sıvı kromatografisi dörtlü-uçuş süresi analizi (Rigretti ve ark., 2018), yüksek performanslı sıvı kromatografisi ve sıvı kromatografisi-tandem kütle spektrometrisi ile alkil-rezorsinol kompozisyonu analizi verilmiştir (Knödler ve ark., 2010). Tüm bu klasik yöntemler güvenilir ve yüksek doğruluğa sahip olmalarına rağmen, analiz sırasında uzun numune hazırlama aşaması ve uzman personel gerektirmekte, zaman almakta, çözelti/kimyasallara ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca, bu yöntemlerin yüksek proses maliyetleri olup kullanılan kimyasallara nedeniyle çevre için uygun değillerdir. Böylece; ekmeklik ve makarnalık buğdayların ayrımının sağlanması ve makarna tağşişinin tespiti konusunda uzun zaman alan ve spesifik uzmanlık gerektiren klasik yöntemlere alternatif olarak yeni, daha hızlı, güvenilir ve yüksek doğrulukta yöntem(lerin) geliştirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır. 13 2.2. Spektroskopik Analiz Yöntemleri Tağşişin amacı daha ucuz içerikli ürünler üreterek ekonomik kazanç sağlamaktır. Gıda tağşişi gün geçtikçe artma eğilimi göstermektedir. Bu nedenle, tağşişi tespit etmek için hızlı, güvenilir, yeni yöntemler geliştirmeye ihtiyaç vardır (Lohumi ve ark., 2015). Spektroskopik yöntemler, avantajlarından dolayı klasik yöntemlerin yerini almaktadır. Raman spektroskopisi (RS), yakın kızılötesi spektroskopisi (Near infrared spectroscopy, NIRS), azaltılmış toplam yansıtma-Fourier dönüşümlü infrared spektroskopisi (Attenuated total reflection Fourier transform infrared spectroscopy, ATR-FTIRS), senkronize floresans spektroskopi (synchronous fluorescence spectroscopy, SFS) ve lazer indüklü plazma spektroskopisi (Laser induced breakdown spectroscopy, LIBS) gıda örneklerinin ayırt edilmesi/sınıflandırılması, gıda tağşişinin tespiti ve kökeninin doğrulanmasının araştırılması için yaygın olarak kullanılmaktadır (Sikorska ve ark., 2005; Cocchi ve ark., 2006; Ucuncuoglu ve ark., 2013, Boyaci ve ark., 2015; Temiz ve ark., 2018; Geniş ve ark., 2019). Ayrıca spektroskopik yöntemler, numunelerin fiziksel özelliklerini analiz eden en hızlı analitik yöntemlerdir. Tüm spektroskopik yöntemler numune ile dalga boyu arasındaki elektromanyetik etkileşime dayanmaktadır (Dufour, 2009). 2.2.1. Yakın Kızılötesi Spektroskopisi Kızılötesi (IR) spektroskopisi, bir moleküldeki atomların üst tonları ve titreşimleri üzerine kurulan bir sistemdir ve üç dalga boyu bölgesinden oluşmaktadır: yakın kızılötesi (NIR: 750–2500 nm veya 13333–4000 cm-1), orta kızılötesi (MIR: 2500– 25000 nm veya 4000-400 cm-1) ve uzak kızılötesi (25–1000 μm veya 400–10 cm-1) (Lin ve ark., 2009). Kızılötesi radyasyonun dalga boyu (λ), görünür ışığın dalga boyundan daha uzun, mikrodalganın dalga boyundan ise daha kısadır. Kızılötesi ışını mikrodalga ışınına göre daha fazla enerji, frekans ve dalga sayısına sahiptir (Smith, 2011; Rodriguez-Saona, Ayvaz ve Wehling, 2017). Kızılötesi spektrumu, ışığın numuneye aktarımını ölçerek titreşimsel zemin ile uyarılmış durumlar arasında enerji farkını göstermektedir (Schrader, 1995). Infrared spektroskopisinin hızlı, kolay, farklı tipteki numunelerin (katı, sıvı, gaz vb.) analiz edilmesi, duyarlı ve evrensel oluşu avantajlı yönleriyken; titreşime sahip olmayan bazı molekülleri, monoatomik iyonları, tekli 14 atomları ve su gibi homonükleer diatomik moleküleri tespit edememesi, su içeren örneklerde birtakım önemli sinyallerin oluşumunun maskelemesi gibi bazı kullanımını sınırlayıcı dezavantajları bulunmaktadır (Smith, 2011). NIRS, moleküllerdeki atom-atom bağlarının temel titreşim frekansını ölçmeye dayanan titreşim spektroskopisidir. Her atomun üç serbestlik derecesi bulunmaktadır (Schrader, 1995). “n” sayıda atom içeren bir molekülün üç temel koordinatı veya 3n derece hareket özgürlüğü vardır: x, y ve z koordinatlarındaki sürekli hareketi (Schrader, 1995). NIR’ın radyasyonu örnek ile yansıma, kırılma, soğurma, kırınım ve iletim gibi interaksiyonlar içinde olabilir (Shenk, Workman ve Westerhaus, 2001). Şekil 2.3 görüldüğü üzere NIR radyasyonu örnek içindeki katı parçacıklarla ayna gibi yansıması (speküler reflektans- a), yayılma yansıması (difüz reflaktans-b), absorpiyon (c), iletim (transmitans-d), kırınım (refrektans-e) ve saçılma (f) etkileşimleri halinde olabilir (Shenk, Workman, and Westerhaus, 2001). Şekil 2.3. NIR ışımasının çeşitleri Reflektans (speküler veya difüz), transmitans, interaktans ve transflektans gibi farklı spektral ölçüm modları bulunmaktadır (Lohumi ve ark., 2015). Reflektans modu, numunenin yüzeyinden yansıyan veya saçılan ışığı ölçülmektedir. Katı örneklerin spektral ölçümleri; yansıyan ışığın örneğin içine işleme şiddetine göre speküler ve difüz reflektans olarak gözlenmektedir. Speküler yansıma, radyasyonun bir kısmının, numunenin yüzeyinden yansıtıldığında meydana gelmektedir. Radyasyonun diğer kalan kısmı örneğin yüzeyine nüfuz etmektedir. Numunenin kimyasal ve fiziksel özellikleri genellikle dağınık olarak yansıyan radyasyon ile elde edilmektedir (Lohumi ve ark., 15 2015; Rodriguez-Saona, Ayvaz ve Wehling, 2017). İnteraktans modu da katıların spektrumlarını ölçmek için kullanılırken, sıvılar için iletimi ve ince numuneler için transflektans modu kullanılmaktadır (Lohumi ve ark., 2015). Transmitans ise tüm örneklem metotları içerisinde en basitidir. Geçirgenlik modunda IR ışını doğrudan örnekten geçer ve diğer taraftan tespit edilir. Düşük maliyetlidir. Tüm katı, sıvı ve gaz halindeki numunelerin analizi için uygundur ancak kullanımının sınırlayıcı olması örnek kalınlığına bağlı olmasıdır. Reflektans modundan farklı olarak örnek hazırlaması vakit almaktadır (Subramanian ve Rodriguez-Saona, 2009). NIR spektrumu sadece gerilim “overton” içermektedir (Jespersen ve Munck, 2009). NIR spektrumundaki temel overton bantları, majör moleküler bağlar hakkında bilgi vermektedir. O-H, C-H, S-H ve N-H gibi X-H molekül bağları ve C=O ve C-C gibi yüksek titreşimli bağlar NIR bölgesinde yüksek frekanslı overton ve kombine bantları oluşturmaktadır (Law ve Tkachuk, 1977; Ciurczak, 2001; Shenk, Workman ve Westerhaus, 2001). Bir bant temel frekansı iki ila üç katı frekansta üretilebilir (Subramanian ve Rodriguez-Saona, 2009). NIR bantları kimyasal bağların kompleks titreşim hareketi sonucu oluşur ve harmoniden (uyumdan) sapma eğilimi gösterir. Bu sapma (uyumsuzluk) temel titreşim frekansının iki (1.overton), üç (2.overton) veya daha yüksek enerji seviyelerinden (12.500-4.000 cm-1 – 1.800-2.500 nm) kaynaklanan bantlarla sonuçlanmaktadır. NIR bantları MIR’ın temel bantları ile kıyaslandığında 10- 100 defa daha az yoğundur (Rodriguez-Saona, ve Allendorf, 2011). NIR spektrumu, numunenin parmak izi hakkında bilgi vermektedir (Cen ve He, 2007). Parmak izi bölgesi maddeye has ve özgü bilgi vermektedir. NIRS cihazının temel bileşenleri ışık kaynağı, monokromatör/ışın ayırıcı sistemi, örnek tutucu, dedektör, optik sistem ve bilgisayardır. NIRS’ın radyasyon kaynağı genellikle tungsten halojen lambalarıdır. Tungsten halojen lambanın yanı sıra, lazer emisyon diyotu (LED) da NIR'ın ışık kaynağı olarak kullanılmaktadır. Ancak LED, yüksek fiyatı nedeniyle tungsten halojen lamba kadar popüler değildir (Cen ve He, 2007; Lin ve ark., 2009). Monokromatör, dalga boyu seçim cihazı olarak ışığı ayırma mekanizmasıdır. Geniş dalga boyu aralığını ışık filtresi gibi tek renkli ışığa dönüştürmektedir. NIR 16 dedektörü ışığın yoğunluğunu algılayarak ışığı elektrik sinyaline dönüştürmektedir. NIR dedektörlerinin seçimi, ölçülecek dalga boyu aralığına bağlıdır. NIR sisteminde genellikle fotodedektör kullanılmaktadır. NIR sisteminin son bileşeni bilgisayardır. Bilgisayar spektral verileri işlemektedir (Lin ve ark., 2009). NIRS, ön-işlemsiz ve tahribatsız bir şekilde ölçüme olanak sağlaması nedeniyle gıda endüstrisinde gıda bileşenlerini analiz etmek, gıda kalitesini belirlemek, gıdaları sınıflandırmak ve gıda tağşişinin tespiti için son yıllarda rutin olarak kullanılmaktadır. Gıda analizinde NIRS uygulaması için; ilk olarak spektral veriler toplanır, gürültü ve baseline kayması elimine edilerek ön veri işleme aşamasına tabi tutulur. Ardından, bilinen örneklerle kalibrasyon modeli oluşturulur ve bilinmeyen örneklerle validasyon seti oluşturulur ve modelin performansı test edilir (Cen ve He, 2007). NIRS uygulaması kalitatif ve kantitatif analizler için yararlı bir enstrümandır (Porep, Kammerer ve Carle, 2015). NIRS; hammadde, ara ürün ve son ürünün kalitesini belirlemek için yaygın olarak kullanılmaktadır. Unlu mamüllerin protein, nem, nişastası, kül, renk, su absorpsiyonu, partikül büyüklüğü gibi kalite parametreleri NIR ile belirlenmektedir (Osborne, 2001). Un, hamur, ekmek, bisküvi, makarna, diğer tahıl türlerinin nem, protein, sertlik, lif gibi kalite parametrelerini belirlemek için hızlı sonuç elde edilen NIR tekniğinden yararlanılmaktadır (Bertrand ve ark. 1996; Mutlu ve ark., 2011). Süt, süt tozu, peynir, tereyağı ve diğer süt ürünlerinin ana bileşeni NIR ile analiz edilmektedir (Frankhuizen, 2001). Kalite analizine ek olarak, NIRS ayrıca buğdayın sınıflandırılması, tanımlanması, ayırt edilmesi veya menşeinin bulunması için de kullanılmaktadır (Bertrand ve ark., 1985; Delwiche, Chen ve Hruschka, 1995; Miralbe´s, 2008). Sert kırmızı kışlık ve sert kırmızı yazlık buğday örnekleri NIRS ile %91-98 doğruluk oranıyla sınıflandırılmıştır (Delwiche, Chen ve Hruschka, 1995). Ayrıca, NIR buğday öğütme özelliklerinin tahmininde kullanılma imkanları araştırılmış, sadece irmik ekstraksiyonu için bir kullanım potansiyeli olduğu bulunmuştur (Blazek, Jirsa ve Hruskova, 2005). Kemometrik yöntemlerle kombine edilmiş NIR, 249 buğday örneğinin ayırt edilmesinde kullanılmış, tahribatsız ve hızlı bir teknik olarak buğdayın 17 sınıflandırılmasında rutin olarak kullanılabileceği bulunmuştur (Miralbés, 2008). Diğer bir çalışmada coğrafi kökenlerine göre buğdayları ayırt etmek amacıyla buğday tanesi ve tam buğday unu, NIR kullanılarak analiz edilmiştir ve NIRS umut vaat etmiştir (Zhao ve ark., 2013). Başka bir çalışmada, antik (spelt, emmer, einkorn) ve modern (ekmeklik ve durum) buğday türlerinin ayrımında endüstriyel spektrometre ve laboratuvar ölçekli FT-NIR spektrometresi test edilmiştir. Endüstriyel spektrometre, beş buğday türünün sınıflandırılmasında laboratuvar FT-NIR spektrometresinden daha yüksek doğruluğa sahip olduğu görülmüştür. PLS-DA ile kombine edilmiş endüstriyel NIR spektroskopisi kullanıldığında 60 makarnalık buğday örneğinden 3'ü yanlış sınıflandırılırken, 60 ekmeklik buğday örneğinden 52'si doğru bir şekilde sınıflandırılmıştır. Laboratuvar ölçekli FT-NIR spektrometresi kullanıldığında ise 73 buğday örneğinin yanlış sınıflandırıldığı görülmüştür (Ziegler ve ark., 2016). Ayrıca, NIRS kullanılarak gıda tağşişini saptamaya yönelik çeşitli çalışmalar da bulunmaktadır. Ekstra sızma zeytinyağında pirina yağı ilavesinin belirlenmesi (Yang ve Irudayaraj, 2001), safrandaki krosinlerin tayin edilmesi (Li ve ark., 2018), karabiber ve kimyon karışımlarının (De Lima ve ark.., 2020) ve siyah çayın doğrulanması (Firmani ve ark., 2019), unlu mamullerdeki yağ tağşişinin tespitinde (Ucuncuoglu ve ark., 2013) NIR başarılı şekilde kullanılmıştır. Yoğurt tağşişinde ise saf yoğurtlar farklı seviyelerde ilave edilen yenilebilir jelatin, endüstriyel jelatin ve soya proteini tozunun NIRS ile güvenli bir şekilde tespit edildiği bulunmuştur (Xu ve ark., 2013). NIR spektroskopisi makarnalık buğday unundaki ekmeklik buğday ununu tespit etmek için kullanılmıştır (Cocchi ve ark. 2006). NIRS; kalite, sınıflandırma ve tağşiş analizlerinde endüstriyel ve bilimsel uygulamaların gereksinimlerini karşılamaktadır. 2.2.2. Azaltılmış Toplam Yansıtma-Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi Fourier Dönüşümlü Infrared Spektroskopisi (FTIRS) ile, NIR bölgesinde ölçülen overtonlar ve kombinasyon bantları yerine moleküllerin temel titreşim ve rotasyonel gerilme modları ölçülmektedir (Lohumi ve ark., 2015). Daha yüksek çözünürlüğe sahip olan FTIRS, yüzlerce spektral veri noktası içeren NIR’ın aksine binlerce veri noktası içermektedir (McCarthy ve Kemeny, 2001). FTIR spektroskopisi, azaltılmış toplam yansıtma (ATR), difüz yansıtma, yüksek verimli iletim ve iletim hücresi gibi ölçüm 18 modları ile her türlü gıda maddesi (katı, sıvı veya gaz) için kullanılabilmektedir. Gıda analizleri için daha uygun olan ATR modu, bir dahili yansıma elemanı veya kristal yoluyla IR ışınının toplam dahili yansıtmasına dayanmaktadır (Cocciardi, 2003; Lohumi ve ark., 2015). ATR son yıllarda kullanılan en popüler reflektans tekniklerinden biridir. IR ışını yüksek kırılma indisi alandan (kristal) düşük kırılma indisi ortamına (örnek) geçtiğinde ışığın bir kısmının düşük kırılma indisi ortamına geri yansıtılma durumuna toplam iç yansıma denilmektedir. Bu durumda ışık enerjisinin bir kısmı yüksek kırılma indisi bölgesinden kaçar ve yüzeyden uzaklaşır. Bu dalgalar görünmez olur ve kaybolan dalgalar olarak ifade edilmektedir. Bu durumda yansıyan ışığın yoğunluğu azalmaktadır ve buna azaltılmış toplam yansıtma (ATR) denilmektedir (Subramanian ve Rodriguez- Saona, 2009). Çeşitli ATR kristalleri mevcuttur, yaygın kullanılan kristallerin bazı örnekleri çinko selenid, talyum-iyodür, talyum-bromür, germanyum, silikon ve elmastır. Karakteristik özellikleri spektral aralık, sertlik, pH aralığı vb. bağlı olarak değişmektedir (Rodriguez-Saona, Ayvaz ve Wehling, 2017). ATR-FTIR cihazının ana bileşeni IR kaynağı, lazer, ışın ayırıcı, sabit ve hareketli ayna sistemi, dönüştürücü, dedektör ve bilgisayardır. Işın ayırıcı, IR ışığını ikiye böler ve ışınlar aynalardan geçer. Aynalardan geri yansıyan ışınlar, ışın ayırıcısına geri yansıtılır. Yeniden birleşmiş ışın numuneden geçerek dedektörler tarafından algılanmaktadır. Son yıllarda IR kaynağı olarak seramik veya nikrom telden yapılmış kaynaklar kullanılmaktadır. Lazer IR ışık kaynağı olmayıp hareketli aynanın konumunu ve sıfır yol noktasını belirlemek amacıyla FTIR cihazlarında bulunmaktadır. Modern FTIR cihazlarında lazer olarak Helyum-Neon lazeri kullanılmaktadır. En sık kullanılan dedektörler ise döteryumlanmış triglisin sülfat ve cıva kadmiyum tellür dedektörleridir. Dedektörler bir enerji formunu (ışık) başka bir enerji formuna (elektriksel uyarılar) dönüştürler. Bir monokromatöre alternatif olarak, cihazın bir interferometresi vardır. İnterferometre ışın ayırıcı ile hareketli ve sabit ayna düzeneğidir, iki ışık demeti arasındaki girişim modelini ölçer ve FTIR cihazının kalbidir. Şekil 2.4 de interferometre gösterilmiştir. Girişimölçer (interferometre) kullanılarak interferogram elde edilmektedir. Bir interferogram, iki ışının optik yol farkı ile oluşmaktadır. İnterferogram sıfır yol farkı noktası ve başlangıç konumundaki geri hareket noktası arasındaki aynanın hareketini temsil etmektedir. Fourier dönüştürücü, interferogramı spektruma dönüştürür. Kısaca Fourier dönüşümü, optik yol farkına karşı kızılötesi yoğunluk olarak kaydedilen 19 bir sinyali (interferogram), dalga boyuna göre yoğunluğu (spektrum) gösteren bir grafik haline getirmektedir. FTIR spektrumu 4000-400 cm-1 dalga boyundadır (McCarthy ve Kemeny, 2001; Subramanian ve Rodriguez-Saona, 2009; Smith, 2011). Şekil 2.4. Michelson İnterferometre Diyagramı (Subramanian ve Rodriguez-Saona, 2009) FTIR spektroskopisininin diğer kızılötesi spektrometrelere göre en önemli avantajlarından biri, spektrumları yüksek sinyal-gürültü oranlarıyla ölçme kabiliyetidir. Sinyal-gürültü oranı pik noktasının kalitesinin bir ölçüsüdür ve sinyalin gürültüye bölünmesi ile hesaplanmaktadır. Gürültü değerini ölçmenin en kolay yolu pikten pike gürültüyü ölçmektir. FTIR’ın diğer avantajları ise daha yoğun tarama yapması ile spektral kaliteyi arttırmakta, dalga sayısı hassasiyeti ile orantılı olarak tekrarlanabilirliğinin yüksek olmasıdır (Smith, 2011). FTIR cihazının kullanılmasında bazı sınırlamalar mevcuttur. En önemli dezavantajı monoatomik iyonları, elementleri ve helyum ve argon gibi inert gazları, N2, O2 gibi diatomoik molekülleri tespit edememesidir. Ayrıca güçlü absorpsiyon bandı oluşturan su içeriği önemli sinyallerin oluşumunu maskeleyebilir (Subramanian ve Rodriguez- Saona, 2009). ATR-FTIRS; hızlı, tahribatsız, düşük maliyetli olma gibi özellikleri sayesinde diğer yöntemlere göre daha avantajlıdır (Nunes ve ark., 2016). Bu nedenlerle ATR-FTIRS, 20 gıda maddelerinin kalite parametrelerinin analizi, coğrafik kökeninin bulunması, sınıflandırılması, tağşişinin tespit edilmesi gibi gıda araştırmalarında kullanılmaktadır. ATR-FTIR spektroskopisi kullanılarak balın farklı botanik kökenlerini bulunması (Gok ve ark., 2015), yemeklik bitkisel yağların sınıflandırılması (Jiménez-Carvelo ve ark., 2017), farklı coğrafi bölge ballarında yapay şekerin analizi (Wang ve ark., 2010), sütteki melamin seviyesinin tespiti (Jawaid ve ark., 2013), inek sütünde formalin tespiti ve miktar tayini (Balan ve ark., 2020) gibi çalışmalarda başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca ATR-FTIR spektroskopisi, numunenin moleküler yapısı ve ürün kalitesi hakkında bilgi sağlamaktadır (Liu ve ark., 2015; Er ve ark., 2017). FT-NIRS kullanılarak buğday sertliğinin ve tam buğday ununun protein ve nem içeriğinin belirlenmesi başarılı ile sağlanmıştır (Manley, Van Zyl ve Osborne, 2002). Buğday, spelt, çavdar ve tritikale un örneklerinin proteinler, yağ, kül, nem, düşme sayısı, yağ asidi bileşenleri vb. kalite parametrelerinin analizi klasik metot ve FT-MIR ile gerçekleştirilmiş ve klasik metot ve FT-MIRS’den elde edilmiş protein, yağ ve kül içeriğindeki sonuçlar arasında doğrusal korelasyon olduğu görülmüştür (Sujka ve ark., 2017). Sirkelerinin kalite ve otansitesi karakterizasyonu ve sınıflandırılmasında ATR-FTIRS’ın potansiyeli araştırılırmış, yüksek kaliteli şarap sirkelerinin karakterizasyonu için uygun olduğu kanıtlamıştır (Ríos-Reina ve ark., 2017). Kalite analizlerinin yanı sıra gıda güvenliğin sağlanması amacıyla FTIRS’dan yararlanılmaktadır. Ekmeklik ve makarnalık buğdaydaki deoksinivalenolün hızlı analizi için FT-NIRS kullanılmış ve Avrupa Komisyonu tarafından belirlenen işlenmemiş buğdayda izin verilen maksimum sınırların çok altındaki seviyelerde deoksinivalenol tespit edilmiştir (De Girolamo ve ark., 2009). Bunların yanı sıra literatürde ATR-FTIRS kullanılarak tağşişi tespit etmek amacıyla gerçekleştirilen çalışmalara örnek olarak etteki (Nunes ve ark., 2016), soğuk preslenmiş susam yağındaki (Ozulku ve ark., 2017), soğuk preslenmiş buğday rüşeym yağındaki (Arslan ve Çağlar, 2019), baldaki (Cengiz ve Durak, 2019), safrandaki (Er ve ark., 2017), kinoa unundaki (Rodríguez, Rolandelli and Buera, 2019) ve tarçın tozundaki (Yasmin ve ark., 2019) araştırmalar gösterilebilir. Kemometri ile kombine edilen FTIR ve senkronize floresans spektroskopisi ceviz 21 yağına karıştırılan soya fasulyesi yağının tağşişini belirleme oranı karşılaştırıldığında FTIR’ın %10 tağşiş ve SFS’nin %5 tağşiş oranını tespit ettiği bulunmuştur (Li ve ark., 2015). Farklı ekstraksiyon oranlarındaki (%72, %82 ve tam buğday) sert ekmeklik buğday unu ve makarnalık buğday unu ile bunlar kullanılarak üretilen makarna FTIRS kullanılarak analiz edilmiştir. Ekmeklik ve makarnalık buğdaylar ve ürünleri lipit, karbonhidrat ve protein gibi farklı polar fonksiyonel gruplar içerdiğinden, FTIR spektroskopisi ile makarnanın tağşişinin tespit edilmesinde başarılı sonuçlar alındığı görülmüştür (Kamil ve ark., 2011). 2.2.3. Senkronize Floresans Spektroskopisi Floresans Spektroskopisi incelendiğinde ise diğer spektroskopik yöntemler gibi floresans spektroskopisi tekniği numunenin parmak izi hakkında bilgi vermektedir. Tahribatsız bir şekilde gıdanın karakterizasyonu, kalitesinin değerlendirilmesi ve bileşenlerinin analizinde kullanılmaktadır. Absorpsiyon tekniklerine göre daha yüksek hassasiyeti ve seçiciliği vardır. UV veya görünür radyasyon tarafından elektronik olarak uyarılan bazı moleküller hareketli duruma yükselmektedir. Uyarılmış enerji düzeyindeki molekül, foton emisyonu ile temel enerji durumuna geri döner, bu durum fotolüminesans olarak adlandırılır. İki tip fotolüminesans bulunmaktadır: floresans ve fosforesans. Moleküllerin çoğu oda sıcaklığında en düşük enerji seviyesinde olup fotonun emilimi ile moleküller daha yüksek uyarılmış enerji seviyesine ulaşırlar. Molekül, titreşimsel gevşeme ile başlangıç enerjisine dönmeye çalışmaktadır. Temel singlet halden uyarılmış singlet hale ulaşan uyarılmış molekülün başlangıç seviyesine dönmesi floresans olarak adlandırılmaktadır. Uyarılmış triplet halden temel enerjiye dönmesi ise fosforesans olarak ifade edilmektedir. Fosforesans spektroskopisinin uygulama alanı floresans spektroskopisinin uygulama alanına göre daha sınırlıdır. Floresans spektrumu absorpsiyon spektrumu ile kıyaslandığında daha yüksek dalga boyu ve daha düşük enerji seviyesine sahiptir. Bunun nedeni uyarılmış durumun titreşimsel gevşemesi sırasında emilen enerjinin bir kısmının kaybolmasıdır. Floresans karakteristiği, molekülün pozisyonundan ve doğasından etkilenmektedir. Genel olarak Floresans Spektroskopisi UV-görünür radyasyonu yayan ışık kaynağı, uyarma dalga boyu seçicisi (uyarılma monokromatörü), numune bölmesi, emisyon 22 dalga boyu seçicisi (emisyon monokromatörü) ve dedektör sisteminden oluşmaktadır. Işık kaynağı genel olarak 200 ila 900 nm arasında geniş bir spektral aralıkta yayılım yapmaktadır. İki monokromatör, kaydedilen spektrumun tipine bağlı olarak taranmaktadır, emisyon (emisyon spektrumu) veya uyarma (uyarma spektrumu) veya her ikisi de (senkronize floresans spektrumu) olacak şekilde kaydedilmektedir. Kısaca, Floresans spektroskopisi iki spektrumu emisyon ve uyarma spektrumu içermektedir. Emisyon spektrumu, numune sabit bir dalga boyunda (λ uyarılma) uyarıldığında, emisyon dalga boyunun (λ emisyon) bir fonksiyonu olarak emisyon yoğunluğunun kaydedilmesiyle oluşmaktadır. Başka bir deyişle belirli bir uyarma dalga boyunda, emisyon monokromatörünün çeşitli emisyon dalga boylarında taranmasıyla emisyon spektrumu elde edilmektedir. Sabit emisyon dalga boyunda (λ emisyon), uyarılma monokromatörünün taramasıyla çeşitli uyarılma dalga boyu ile uyarma spektrumu ortaya çıkmaktadır (Patra ve Mishra, 2002; Sádecká and Tóthová, 2007; Sikorska, Khmelinskii ve Sikorski, 2019). Emisyon spektrumu, uyarılma radyasyonunun dalga boyu sabit tutularak sağlanırken uyarılma spektrumu emisyon monokromatörü sabit bir dalga boyundayken kaydedilmektedir. Emisyon spektrumunda florofor absorpsiyon bandının maksimumumdayken, uyarma spektrumunda ise floroforun emisyon bandı maksimumdadır. Bileşenler sadece foton absorbe ettikten sonra floresans yayabilir. Böylelikle spektrumda bileşen tarafından absorbe edilen ışığın dalga boyu tanımlanmaktadır. Tekli floroforik sistemlerde emisyon ve uyarma spektrallerin pozisyonu ve şekilleri emisyon ve uyarılma dalga boylarından bağımsızdır. Ancak çoklu sistemlerde örneğin gıda matrislerinde genellikle üst üste binen absorpsiyon ve emisyon spektrumlarını içeren floroforlar bulunmaktadır. Bu karışıklığı gidermek için üç tane floresans tekniği geliştirilmiştir. Bunlar uyarma-emisyon matrisi floresans spektroskopisi, senkronize floresans spektroskopisi (SFS) ve toplam senkronize floresans spektroskopisidir (Sikorska, Khmelinskii ve Sikorski, 2019). Senkronize Floresans Spektroskopisi (SFS), emisyon ve uyarma dalga boylarını taramak için yüksek hassasiyet ve seçiciliğe sahip bir tekniktir (Patra ve Mishra, 2002). Emisyon ve uyarma dalga boyları arasında sabit dalga boyu aralığı korunmaktadır (Patra ve Mishra, 2002; Poulli, Mousdis ve Georgiou, 2006). Geleneksel floresans spektrumun geniş bantlı örtüşme problemi, senkronize floresans taramasının gelişmiş seçicilik özelliği sayesinde ile aşılmaktadır. SFS uyarma ve 23 emisyon monokramotörünün aynı anda taramasını içermektedir. SFS genellikle sabit bir dalga boyu aralığında (Δλ=Δλem-Δλuy); Δλ emisyon ve Δλ uyarılması eş zamanlı (senkronize) olarak taranması ve sürdürülmesi prensibi ile çalışmaktadır. Bu mod en basit ve yaygın tekniktir ve sabit dalga boyu olarak bilinmektedir. Emisyon ve uyarma spektrumundan farklı olarak SFS profili Δλ nın fonksiyonu olarak değişmektedir. Gıda analizlerinde sabit dalga boyunda (Δλ emisyon-Δλ uyarılma) ölçümler gerçekleşmektedir (Patra ve Mishra, 2002; Sádecká and Tóthová, 2007; Sikorska, Khmelinskii ve Sikorski, 2019). Şekil 2.5’te görüldüğü üzere bir molekül A1, A2, …, A9 dalga boyundan başlayarak tüm absorpsiyon bantlarında uyarılabilir, F1, F2,…F9 dalga boyunda floresans verebilir. Floresans emisyon spekturumu elde edilmesi için moleküller genellikle maksimum aborpsiyon (A5) enerji seviyesinde uyarılır ve tüm emisyon dalga boylarında (F1, F2, F3, …, F9) veri toplanır. Floresans uyarma spektrumu elde edilirken ise moleküller tüm uyarma dalga boylarında (A1, A2, A3,, …A9) uyarılır ve floresansın maksimum emisyon (F5) seviyesindeyken veriler toplanır. Ancak SFS de belirli bir dalga boyu aralığı seçilir, böylece uyarma ve emisyon bantları arasındaki aralığın (Δλ) eşleştiğinde sinyal gözlemlenir (Patra ve Mishra, 2002). Şekil 2.5. Senkronize floresans taraması Floresans spektroskopisinin bazı avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır. Floresans spektrumları tipik olarak tüm numune bileşenlerinin kimyasal, fiziksel ve yapısal 24 bilgilerini içeren geniş floresans bantlarına sahiptir. Spektradaki analitik bilgiler doğası gereği değişkendir ve bu nedenle çok seçici değildir. Ayrıca spektradaki farklılıkların küçük olması nedeniyle numuneler arasındaki farklılıkların ayırt edilmesinde çeşitli zorluklarla karşılaşılabilinmektedir (Sádecká and Tóthová, 2007). Çok bileşenli örneklerin çok fazla sayıda uyarma ve emisyon spektrumlarının çakışma problemi olması nedeniyle geleneksel floresans spektroskopisinin kullanılması sınırlanmaktadır. SFS spektrum çakışmasını en aza indirmektedir. Geleneksel floresans spektroskopisi ile karşılaştırıldığında SFS daha keskin ve dar spektrum piklerine sahiptir (Patra ve Mishra, 2002). SFS kullanmanın iki önemli avantajı bulunmaktadır. SFS tüm floresans aralığını dikkate alması ve tek bir florofora özgü olan klasik bir emisyon spektrumuna kıyasla çeşitli floroforlarla ilgili bilgileri göstermektedir. Senkronize floresans spektrumu sabit bir dalga boyu aralığı tutarak hem uyarma hem de emisyon monokromatörlerini aynı anda tarayarak elde edilmektedir (Karoui ve Blecker, 2011). Son yıllarda gıda örneklerinin sınıflandırılması için konvansiyonel, uyarma-emisyon matrisi ve senkronize floresans spektroskopisi gibi çeşitli floresans teknikleri; temel bileşen analizi, hiyerarşik küme analizi, paralel faktör analizi ve faktöriyel ayrımcılık analizi gibi farklı kemometrik yöntemlerle kombine edilerek hızlı, tahribatsız ve hassas olması nedeniyle tercih edilmektedir (Sádecká and Tóthová, 2007). Palmiye ve hindistancevizi yağları ile tereyağı karışımının saptanması için floresans spektroskopisinin potansiyeli araştırılmıştır. 60 nm dalga boyunda %5.5 tespit limit ile tağşişin tespit edildiği görülmüştür (Dankowska, Małecka ve Kowalewski, 2014). Başka bir çalışmada 250-600 nm aralığın da 20, 40, 60 ve 80 nm dalga boyu aralıklarıyla ayçiçek yağı ilave edilmiş tahinde tağşişinin tespiti için üç farklı kemometrik yöntemle kombine edilmiş SFS verileri kullanılmıştır. Uyarma ve emisyon monokromatörlerinin taranmasıyla veriler toplanmıştır. En düşük tağşiş limitinin tespit değeri PLS ile kombine edilmiş 40 ve 80 nm dalga boyundan elde edilmiştir (Temiz ve ark., 2017). Sızma zeytinyağında ayçiçek yağının tanımlanması toplam senkronize floresans spektrumu ile ayırma potansiyeli incelenmiş ve %3.4 seviyesinden fazla olan tağşiş oranının tespit edildiği görülmüştür (Poulli, Mousdis ve Georgiou, 2006). Toplam lüminesans ve senkronize tarama floresans spektroskopisi teknikleri; soya fasulyesi, 25 ayçiçeği, kolza tohumu, yerfıstığı, zeytin, üzüm çekirdeği, keten tohumu ve mısır yağları gibi yenilebilir yağları karakterize etmek ve sınıflandırmak amacıyla kullanılmıştır. Her iki yöntemde de, düşük sınıflandırma hatası ile yağlar arasında çok iyi bir ayrım sağlamıştır. Tokoferollere, klorofillere ve tanımlanamayan flüoresan bileşenlere atfedilen bantlar SFS spektrumlarında tespit edilmiştir. Yağların SFS spektrumlarının spektral profilleri, yağ numuneleri arasında önemli ölçüde farklılık göstermiştir. (Sikorska ve ark., 2005). Başka bir çalışmada natürel sızma zeytinyağındaki ısıl işlemin etkileri araştırılmıştır. 20 nm dalga boyunda 250-720 nm aralığında 75°C de 8 saat bekletilen yağların spektrumları 25°C oda sıcaklığında bekletilen yağların spektrumuyla karşılaştırıldığında belirgin spektrum farklılıkları görülmüştür. Ayrıca natürel zeytinyağı ile rafine zeytinyağı karışımında %2 tağşiş seviyesini tespit etmek mümkün olmuştur (Mabood ve ark., 2016). Şeker kamışı şurubu ile balın floresans spektroskopisindeki analizinde senkronize lümineans spektrumlarında farklılık olduğu görüşülmüştür. Farklılığın temel sebebi balın floresansını flavinlerin domine ettiği, şeker kamışında ise nikotinamid adenin dinükleotidin katkı sağladığı görülmüştür (Ghosh ve ark., 2005). Biraların depolama kaynaklı kimyasal bileşimindeki değişiklikleri incelemek için SFS kullanılmıştır. PCA analizi ile 10 nm ile 60 nm dalga boyunda biraların saklama koşullarına göre net bir kümeleşme olduğu gözlenmiştir (Sikorska ve ark., 2006). Fermente süt ürünlerinde inek, manda, keçi ve koyun sütü türlerin tespiti için bir çalışma yapılmıştır. Bu amaçla saf türlerden ve karışımlardan üretilen yoğurt ve peynir örnekleri için PLS-DA ile kombine edilmiş SFS verilerinde yüksek seçicilik ve spesifiklikte kümeleşme olduğu gözlenmiştir. Tağşiş yapılmış yoğurt ve peynir numuneleri için kullanılan PLS modellerinde de, tağşiş tespit sınırının %3.3'ün altında olduğu bulunmuştur (Genis ve ark., 2019). Sert peynir üretimi sırasında bitkisel yağ ilavesi tağşişinin tespit edilmesi amacıyla SFS kullanılmıştır. 240-700 nm dalga boyunda ölçüm alınmıştır. Dalga boyu 60 nm ve 80 nm de tağşişin en düşük tespit limitinin %3 ve %4.4 olduğu bulunmuş ve SFS’nin tağşişi tespit etmede başarılı bir potansiyeli olduğu görülmüştür (Dankowska, Małecka ve Kowalewski, 2015). 26 Buğday ununun protein, yaş gluten ve sedimentasyon değerleri gibi un kalite parametreleri, hamurun gelişme süresi ve su absorpsiyonu gibi reolojik özellikleri ile ekmekteki nem içeriği ve ekmek hacmi gibi kalite parametrelerinin tespitinde hızlı bir yöntem olarak floresans spektroskopisinin kullanılma potansiyelinin olduğu bulunmuştur (Ahmad ve ark., 2016). Buğday, mısır, çavdar, karabuğday, pirinç ve arpa sınıflandırılması için senkronize floresans spektroskopisi kullanılmıştır. Sabit dalga boyu modunda kaydedilen toplam senkronize floresans spektrumlarında, doğal florofor konsantrasyonlarındaki farklılıklar nedeniyle unun çeşidine göre net farklılıklar görülmüştür. Ayrıca 7 ve 20 nm senkron aralığında PCA, kümeleşme analizi, PLS-DA analizleri ile farklı un tiplerine göre ölçüm verilerinin ayrıldığı görülmüştür (Zekovic ve ark., 2012). Ön yüz floresans spektroskopisi ile, farklı buğday çeşitlerinin farklı proses koşullarındaki (tane, un, irmik ve makarna) ayrılma potansiyeli araştırılmıştır. Horasan buğdayı (Triticum turgidum), ekmeklik buğday (Triticum aestivum) ve makarnalık buğdaydan (Triticum durum) üretilen un, irmik ve makarna örneklerinin 290 nm uyarma dalgaboyunda 305-400 nm arasındaki triptofan floresans spektrumları incelenmiştir. Veriler incelendiğinde Horasan buğdayından üretilen tam buğday unu ve rafine buğday unu örneklerinin, ekmeklik buğdaydan üretilen tam buğday unu ve rafine buğday unu örneklerinden farklı bir şekilde kümeleştiği görülmüştür. Makarna örnekleri incelendiğinde Horasan tam buğday unu ve ekmeklik tam buğday unundan üretilen makarnaların, rafine ekmeklik buğday unu ve rafine Horasan buğday unundan üretilen makarnalardan ayrıldığı görülmüştür. Un ve irmik örneklerinin sınıflandırma yüzdesi %86.7 ile %87.9 iken, makarna örneklerinin sınıflandırma yüzdesinin %61.9 olduğu bulunmuştur. En iyi ayrımın irmik formundaki örneklerde olduğu görülmüştür (Karoui, Cartaud ve Dufour, 2006). 2.2.4. Raman Spektroskopisi Kızılötesi Spektroskopisi gibi Raman Spektroskopisi de titreşim spektroskopisi olarak sınıflandırılmaktadır (Schrader, 1995). Raman spektroskopisi molekül yapısının anlaşılması için karakteristik temel titreşim sağlamaktadır. Titreşim spektroskopileri çok geniş yelpazedeki örnek türlerinin kalitatif ve kantitatif analizleri için tam spektrumlu 27 ve derinlemesine analiz yapabilen cihazlardır. Raman spektroskopisi katı, sıvı, gaz vb. çok çeşitli fiziksel hallerde ve sıcaklıklarda, mikroskobik ya da çok miktarda örneğin analizine olanak sağlamaktadır. Raman spektroskopisi polar olmayan grupların simetrik vibrasyonunda iyiyken, IR spektroskopisi polar grupların asimetrik vibrasyonunu ölçmede iyidir. Raman ve IR spektroskopisi moleküler titreşim ile radyasyon etkileşiminin çalışmasını gerçekleştirirler, ancak foton enerji transferleri farklıdır. IR, ışık ve madde etkileşimindeki moleküler titreşim enerji seviyesini ölçerken, Raman iki fotonun inelastik saçılımını ölçmektedir. Gelen foton titreşim kuantum enerjisine göre daha fazla enerjilidir. IR ve Raman moleküle özgü “parmakizi” sağlamaktadır (Larkin, 2011). Raman saçılımı, atomların titreşimleri ile ilişkili olarak fonksiyonel grupların polarizasyonundaki değişikliklerine bağlıdır. Bir Raman spektrumu, Raman kaymasının bir fonksiyonu olarak saçılan ışığın yoğunluğu grafik haline getirilerek elde edilmektedir (Li-Chan, 1996). Raman Spektroskopisinde ışık veya foton ile molekül arasındaki etkileşimden dolayı farklı optik işlem mekanizmaları vardır. İlk durumda, foton molekül tarafından tamamen emilir ve dağıtılır. Monokromatik ışığın enerjisi ve saçılan foton enerjisi aynı frekansta olduğunda, Rayleigh bandı veya elastik saçılma olarak adlandırılır. Jablonski diyagramlarında Rayleigh bandı 0 cm-1’dedir. Yayılan foton ile saçılan foton arasında enerji değişikliği yoktur, saçılan ışıkta herhangi bir frekans değişimi bulunmamaktadır. Elastik olmayan saçılma görüldüğünde ise, yayılan foton ve saçılan foton arasında enerji seviyesi değişir. Bu durum Raman saçılması olarak adlandırılır ve iki olasılık vardır: Stokes saçılması ve anti-Stokes saçılması. Raman Stokes saçılmasında, fotonun başlangıç enerjisinin moleküle aktarılması olayıdır; saçılan fotonun enerjisi ve frekansı ilk radyasyona göre daha düşüktür. Anti-Stokes saçılmasında ise saçılan fotonun frekansı ve enerjisi başlangıca göre daha yüksektir. Molekülün enerjisi saçılan fotona aktarılmaktadır. Raman spektrumu olarak kaydedilen Stokes saçılımının yoğunluğu, anti-Stokes saçılımının yoğunluğundan daha yüksektir (Schrader, 1995; Ru ve Etchegoin, 2009; Temiz, 2019). Şekil 2.6’da spektroskopik geçişler gösterilmektedir (McCreery, 2001). Raman spektroskopisinin en önemli avantajı, su ve alkol için zayıf 28 bir Raman saçılımına sahip olmasıdır. Bu nedenle, yüksek su içeriğine sahip numuneler için özel bir numune hazırlama ya da uygulamaya ihtiyaç bulunmamaktadır (Rodriguez- Saona, Ayvaz ve Wehling, 2017). Şekil 2.6. Çeşitli titreşim spektroskopilerindeki spektroskopik geçişler Raman spektroskopisinin avantajlarına bakıldığında Raman spektroskopisi, IR spektroskopisinden farklı olarak simetrik –S-S-, -C=C- gibi moleküler yapıları ölçebilmektedir. Raman spektrumları IR spektrumlarından daha nettir (Anonim, 2019f). Ancak Raman spektroskopisi diğer spektroskopik araçlara kıyasla zayıf sinyal yoğunluğuna sahiptir. Bu Raman spektroskopisinin kullanımının sınırlanmasına neden olur. Ayrıca RS, numunenin floresans özelliğini etkileyebilir. Floresans, sinyal yoğunluğuna neden olabilir. RS diğer spektroskopik tekniklere göre düşük hassasiyete sahiptir (Marquardt ve Wold, 2004; Lohumi ve ark., 2015). Raman spektroskopisinin dispersiyon (dağıtıcı) ve Fourier dönüşümü gibi farklı teknolojileri vardır. FT-Raman spektrometresinin temel bileşenleri lazer, objektif lens, Michelson interferometre ve dedektördür. FT-Raman'ın dalga boyu, Neodimyum katkılı itriyum alüminyum garnet lazerlerinden 1064 nm uyarım özelliğine sahiptir. Bu sayede, floresans ile ilgili Raman spektroskopisinin kısıtlamalarının üstesinden gelinmektedir. Ayrıca, uygun dalga boyu doğruluğu ve mükemmel çözünürlüğü vardır. Raman 29 Spektroskopisinin diğer teknolojisi dispersiyondur. Raman dispersiyon sistemi bir monokromatörik ışık kaynağına (lazer), objektif merceğe, kırınım ağına, dedektöre ve bilgisayara sahiptir. Argon iyon lazerinden bir elde edilen tipik dalga boyları 457 nm, 488 nm ve 514 nm’dir. Ek olarak RS, Helyum-Neon lazerden elde edilen 633 nm ve diyot lazerlerden elde edilen 785 nm ve 830 nm dalga boylarına sahiptir (Li ve Church, 2014). Raman spektroskopisi kalitatif ve kantitatif uygulamalar için kullanılabilir. Raman Spektroskopisi çok çeşitli gıda ürünlerinin kimyasal, fiziksel, mikrobiyal ve toksik özelliklerini analiz etmenin yanı sıra gıda örneklerin ayrımında ya da sınıflandırılmasında etkili bir yaklaşımdır (Boyaci ve ark., 2015). Soya, ayçiçeği, kolza ve mısır yağı gibi bitkisel yemeklik yağlar ile zeytinyağının sınıflandırılması, zeytinyağı ile zeytinyağı dışındaki yağların ayrılması, tağşişin tespiti ve tağşişin miktarının belirlenmesi için farklı kemometrik yöntemlerle kombine edilmiş Raman ve FTIR spektroskopisi kullanılmış ve başarılı sonuçlar elde edilmiştir. FTIR spektroskopisi Raman spektroskopisine göre sınıflandırma durumlarında daha hassas sonuçlar verdiği görülmüştür (Jiménez-Carvelo ve ark., 2017). Taze Hindistan cevizi suyunun su ve yüksek fruktozlu mısır şurubu ile tağşişinde Raman spektroskopisinin hızlı, doğru ve önemli bir potansiyele sahip olduğu sonucuna varılmıştır (Richardson ve ark., 2019). Protein takviyesi olarak kullanılan peynir altı suyu proteini ucuz kimyasal maddelerle tağşiş edilmeye başlanılmıştır. PLS-DA ve yumuşak bağımsız modelleme sınıfı benzetmesi (soft independent modelling by class analogy, SIMCA) ile kombine edilmiş Raman spektroskopisinin peynir altı suyu proteininin tağşişini tespit etmede güçlü bir metot olduğu kanıtlanmıştır (Jiao ve ark., 2019). Farklı kemometrik yöntemlerle margarin ile karıştırılmış tereyağının tağşiş analizinde Raman spektroskopisinin hızlı tespite olanak sağladığı bulunmuştur (Uysal ve ark., 2013). Başka bir çalışmada PLSR ile kombine edilmiş Raman spektroskopisi kullanılarak margarin ile tereyağı tağşişinin tespiti için çalışılmıştır ve kullanım potansiyeli olduğu anlaşılmıştır. Tereyağı ve margarinin Raman spektrumları arasındaki temel fark, C = C çift bağı (1656 ve 1268 cm-1) ve fosfolipitlerin kolin grubuyla ile ilişkili banttan (973 cm-1) gelmektedir. Ayrıca piklerin yoğunluğu karşılaştırıldığında, 30 margarin içeriği azaldıkça pik yoğunluğunun azaldığı tespit edilmiştir (Nedeljković ve ark., 2016). PCA ile kombine edilmiş Raman verileri ile orijinlerine göre at ve sığır etinin sınıflandırılması gerçekleştirilmiş ve sığır etine eklenen at eti oranı tespit edilmiştir (Boyacı ve ark., 2014). 6 farklı balık türünden 64 balık örneğinde tazeliğinin tespit edilmesi amacıyla üç farklı deney düzeneği oluşturulmuş ve taze, dondurulmuş- çözündürülmüş, iki kez dondurulmuş-çözündürülmüş örneklerin PCA ile kombine edilmiş Raman verilerinin yüksek kümülatif varyansa sahip olduğu ve verilerin net bir şekilde ayrıldığı görülmüştür. Bu sınıflandırılmanın balık türlerindeki yağ asitleri farklılığına dayandığı tespit edilmiştir (Velioğlu, Temiz ve Boyacı, 2015). Balık kasında karotenoid, kolajen ve lipit içeriğinin ölçümleri için PCA ile kombine edilmiş Raman spektroskopisini (785 nm) kullanılma potansiyeli araştırılmıştır. Kas dokularında Raman saçılımına katkıda bulunan kolajen, elastin, karotenoidler, yağ asitleri, kolesteroller gibi bileşenler gıda kalitesini tanımlamak için yararlı olabilecek bileşenlerdir. Bu bağlamda balık kalitesinin hızlı tespiti için Raman spektroskopisinin faydalı bir cihaz olduğu tespit edilmiştir (Marquardt ve Wold, 2004). Gazlı içeceklerdeki glikoz, früktoz ve sakarozun kantitatif analizi (Ilaslan, Boyaci ve Topcu, 2015), damıtılmış alkollü içeceklerde etanol ve metanol miktarının belirlenmesi (Boyaci ve ark., 2012), unlu mamullerde yağ karışımının tespiti (Ucuncuoglu ve ark., 2013), süt tozundaki melamin tağşişinin belirlenmesi (Cheng ve ark., 2010), zeytinyağındaki prina yağı karışımının tespiti (Yang ve Irudayaraj, 2001) için Raman Spektroskopisi kullanılmıştır. Ayrıca Raman Spektroskopisi yumuşak ve sert ekmeklik buğday tanelerinin ve unlarının karakterizayonunda kullanılmıştır. Her iki un ve buğday örnekleri için de Raman spektrumlarında benzer bantlar gözlenmiştir. Bununla birlikte, sert buğday unu ile yumuşak buğday ununun bant yoğunlukları ve nispi bant yoğunluk oranlarında farklılık görülmüştür. İki tip undaki arabinoksilan ve fenolik asit içeriği hakkında bilgi edinmek için RS kullanılabileceği ifade edilmiştir (Scudiero ve Morris, 2010). Son yıllarda yapılan birçok araştırmada kemometrik yöntemlerle kombine edilen Raman Spektroskopisinin, farklı türdeki gıda matrislerinde tağşişi tespit etmek için kullanıldığı görülmüştür. 31 2.2.5. Lazer İndüklü Plazma Spektroskopisi NIR, FTIR, Raman Spektroskopisi gıda bileşiminin analizlerinde sıklıkla kullanılmasına rağmen düşük konsantrasyonundaki mineral içeriğinin tespitinde yeterince hassas olmayabilirler (Markiewicz-Keszycka ve ark., 2017). Lazer İndüklü Plazma Spektroskopisi (LIBS) numunenin bileşiminin tespiti ve karakterizasyonu için kullanılan atomik emisyon spektroskopi yöntemidir. LIBS lazer ışını ile katı ve sıvı örneklerin yüzeylerinde ve gaz, sıvı ve aerosol örneklerinin içinde plazma oluşturmaktadır. LIBS plazması, tek bir lazer darbesi veya tekrarlayan lazer darbeleri kullanılarak oluşturulmaktadır. LIBS analizleri genellikle çok az ya da hiçbir ön işlem gerektirmeden gerçekleştirilmektedir. Plazmadaki her bir uyarılmış atom benzersiz bir spektral çizgi kümesi yaymaktadır. LIBS’te yüksek güçlü lazer ışığı bir lens aracılığıyla numuneye odaklanarak plazma üretilmesi sağlanmaktadır. Kantitatif analizler tek elementli veya çok değişkenli kalibrasyon kullanılarak elde edilmektedir (Wong, Bol’shakov ve Russo, 2010). LIBS, son otuz yılda hızla gelişen analitik bir metottur (Cremers ve Radziemski, 2013). Ancak LIBS kullanımının sınırlandığı durumlar söz konusudur. LIBS sadece küçük bir alanda geri dönüşsüz olarak analiz gerçekleştirilmektedir, homojen olmayan bir örnekte numunenin geneli hakkında bilgi sağlayamayabilir (McClelland ve Mankin, 2018). LIBS, lazer ışını ile numuneden elde edilen plazmanın analizidir. Radyasyon enerjisi ile numunenin yüzeyinde buharlaşma ile plazma oluşmaktadır. Plazma; atom, iyon ve serbest elektron içermektedir. Oluşan plazma da soğudukça enerji kaybı görülmekte ve element spesifik emisyon oluşmaktadır. Her bir element benzersiz elektron enerji seviyeleri olduğu için örnekteki atomik kompozisyon yayılan ışığın enerjisinden tanımlanmaktadır. Yayılan ışın spektrometre ile spekturuma dönüştürülmektedir. Numune hazırlama basamağının çok az olması, işletme maliyetinin düşük olması, çok elementi aynı anda hızlı test etmesi gibi birçok özelliğe ve avantaja sahip olması sayesinde LIBS son yıllarda zaman alıcı klasik metotlara alternatif oluşturmakta ve sıklıkla tercih edilmektedir (Noll, 2012; Markiewicz-Keszycka ve ark., 2017; McClelland ve Mankin, 2018). Karakteristik emisyon bantları UV, görünür bölge ve yakın IR de üretilmektedir. 32 Tipik bir LIBS sisteminde; darbeli lazer, lazer odaklama lensi, plazma ışığı toplama optik