Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Anabilim Dalı ÇAĞDAŞ UYGURCADA KİPLİK: DİLBİLGİSEL BİÇİMBİRİMLER Emre ÇETİNKAYA Yüksek Lisans Tezi Ankara, 2019 ÇAĞDAŞ UYGURCADA KİPLİK: DİLBİLGİSEL BİÇİMBİRİMLER Emre ÇETİNKAYA Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi Ankara, 2019 YAYIMLAMA VE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI BEYANI Enstitü tarafından onaylanan lisansüstü tezimin tamamını veya herhangi bir kısmını, basılı (kağıt) ve elektronik formatta arşivleme ve aşağıda verilen koşullarla kullanıma açma iznini Hacettepe Üniversitesine verdiğimi bildiririm. Bu izinle Üniversiteye verilen kullanım hakları dışındaki tüm fikri mülkiyet haklarım bende kalacak, tezimin tamamının ya da bir bölümünün gelecekteki çalışmalarda (makale, kitap, lisans ve patent vb.) kullanım hakları bana ait olacaktır. Tezin kendi orijinal çalışmam olduğunu, başkalarının haklarını ihlal etmediğimi ve tezimin tek yetkili sahibi olduğumu beyan ve taahhüt ederim. Tezimde yer alan telif hakkı bulunan ve sahiplerinden yazılı izin alınarak kullanılması zorunlu metinleri yazılı izin alınarak kullandığımı ve istenildiğinde suretlerini Üniversiteye teslim etmeyi taahhüt ederim. Yükseköğretim Kurulu tarafından yayınlanan “Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” kapsamında tezim aşağıda belirtilen koşullar haricince YÖK Ulusal Tez Merkezi / H.Ü. Kütüphaneleri Açık Erişim Sisteminde erişime açılır. o Enstitü / Fakülte yönetim kurulu kararı ile tezimin erişime açılması mezuniyet tarihimden itibaren 2 yıl ertelenmiştir. (1) o Enstitü / Fakülte yönetim kurulunun gerekçeli kararı ile tezimin erişime açılması mezuniyet tarihimden itibaren ….. ay ertelenmiştir. (2) o Tezimle ilgili gizlilik kararı verilmiştir. (3) 12/06/2019 [İmza] Emre ÇETİNKAYA “Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” (1) Madde 6. 1. Lisansüstü tezle ilgili patent başvurusu yapılması veya patent alma sürecinin devam etmesi durumunda, tez danışmanının önerisi ve enstitü anabilim dalının uygun görüşü üzerine enstitü veya fakülte yönetim kurulu iki yıl süre ile tezin erişime açılmasının ertelenmesine karar verebilir. (2) Madde 6. 2. Yeni teknik, materyal ve metotların kullanıldığı, henüz makaleye dönüşmemiş veya patent gibi yöntemlerle korunmamış ve internetten paylaşılması durumunda 3. şahıslara veya kurumlara haksız kazanç imkanı oluşturabilecek bilgi ve bulguları içeren tezler hakkında tez danışmanının önerisi ve enstitü anabilim dalının uygun görüşü üzerine enstitü veya fakülte yönetim kurulunun gerekçeli kararı ile altı ayı aşmamak üzere tezin erişime açılması engellenebilir. (3) Madde 7. 1. Ulusal çıkarları veya güvenliği ilgilendiren, emniyet, istihbarat, savunma ve güvenlik, sağlık vb. konulara ilişkin lisansüstü tezlerle ilgili gizlilik kararı, tezin yapıldığı kurum tarafından verilir *. Kurum ve kuruluşlarla yapılan işbirliği protokolü çerçevesinde hazırlanan lisansüstü tezlere ilişkin gizlilik kararı ise, ilgili kurum ve kuruluşun önerisi ile enstitü veya fakültenin uygun görüşü üzerine üniversite yönetim kurulu tarafından verilir. Gizlilik kararı verilen tezler Yükseköğretim Kuruluna bildirilir. Madde 7.2. Gizlilik kararı verilen tezler gizlilik süresince enstitü veya fakülte tarafından gizlilik kuralları çerçevesinde muhafaza edilir, gizlilik kararının kaldırılması halinde Tez Otomasyon Sistemine yüklenir. * Tez danışmanının önerisi ve enstitü anabilim dalının uygun görüşü üzerine enstitü veya fakülte yönetim kurulu tarafından karar verilir. ETİK BEYAN Bu çalışmadaki bütün bilgi ve belgeleri akademik kurallar çerçevesinde elde ettiğimi, görsel, işitsel ve yazılı tüm bilgi ve sonuçları bilimsel ahlak kurallarına uygun olarak sunduğumu, kullandığım verilerde herhangi bir tahrifat yapmadığımı, yararlandığım kaynaklara bilimsel normlara uygun olarak atıfta bulunduğumu, tezimin kaynak gösterilen durumlar dışında özgün olduğunu, Prof. Dr. Nurettin Demir danışmanlığında tarafımdan üretildiğini ve Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tez Yazım Yönergesine göre yazıldığını beyan ederim. Arş. Gör. Emre ÇETİNKAYA iv TEŞEKKÜR Bu çalışmanın gerçekleşmesinde emeği geçen danışmanım Prof. Dr. Nurettin Demir’e teşekkürü bir borç bilirim. Lisans eğitimimden itibaren yanımda olan, hiçbir konuda desteğini esirgemeyen Prof. Dr. Emine Yılmaz’a ayrıca minnettarım. Çalışmayı dikkatlice okuyup önerilerde bulunan Doç. Dr. İbrahim Ahmet Aydemir’e, Doç. Dr. Sema Aslan Demir’e, Dr. Öğr. Görevlisi Melike Üzüm’e; anadiliyle ilgili bitmek bilmeyen sorularıma sabırla cevap veren Türkizat Basir’e katkılarından dolayı teşekkür etmek isterim. Son olarak her daim desteğini hissettiren, hayattaki önceliklerimi hatırlatan Zeynep Tözluyurt’a ve aileme desteklerinden dolayı teşekkürü bir borç bilirim. v ÖZET ÇETİNKAYA, Emre. Çağdaş Uygurcada Kiplik: Dilbilgiselleşmiş Biçimbirimler, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2019. Bu çalışma, Çağdaş Uygurca kip kategorilerini işlev ağırlıklı betimlemeyi amaçlamaktadır. Tezde kiplik, önermede bildirilenler karşısında konuşurun öznel tutum ve görünüşlerini yansıtan semantik kategori olarak kurgulanmıştır. Kip ise kiplik işaretleyen dilbilgisel biçimbirimlerden ibarettir. Tezde ele alınan biçimbirimler, temel kiplik alanlar olan isteme-olasılık ve gereklilik üst başlığı altında sınıflandırılmıştır. Ayrıca isteme kipleri kendi içerisinde emir, gönüllülük, istek ve hipotetik işaretleyici olarak beş alt başlığa bölünmüştür. Bu başlıklandırma sırasında, ilgili biçimbirimler çok anlamlı olarak kurgulansa da baskın semantik özellikleri ön plana çıkarılmıştır. Buna ek olarak belirli tipolojik özellikler kullanılmaya gayret gösterilmiştir. Ayrıca tezde, Çağdaş Uygurca kip kategorilerini doğru betimleyebilmek için art-zamanlı verilerden yararlanılmıştır. Çok kısıtlı olmakla birlikte, tezin kaynak dilinin Türkçe olması ve Çağdaş Uygurcayla Türkçenin akraba diller olmasından dolayı iki dildeki veriler karşılaştırılmıştır. Tezin amacı, kiplik gibi sınırları çizilmesi zor bir alanda biçimsel bir yön belirlemek ve Çağdaş Uygurcada kip kategorileri için temel bir model oluşturmaktır. Bu bağlamda tez, giriş niteliğinde okunmalıdır. Anahtar Sözcükler Çağdaş Uygurca, Kiplik, Kip, Anlambilim, Biçimbilgisi vi ABSTRACT ÇETİNKAYA, Emre. Modality in Modern Uyghur: Grammaticalisationed Morphemes, Master Thesis, Ankara, 2019. This study aims to describe Modern Uyghur modal categories as function oriented. In the thesis, the modality was evaluated as the semantic category that reflects the subjective attitudes and opinions of the speaker. The concept of mood consist of gramatical morpheme that indicate modality. The morphemes discussed in the thesis are classified in the headings, which are the basic modal fields, the volition, possibility and necessity. In addition, the volitional moods are divided into four sub-headings: imperative, optative, voluntative and hypothetical mood. The morphemes discussed in this classification were evaluated as polysemy. Nevertheless, the dominant semantic features were highlighted. As well as specific typological criteria are included. In the thesis, historical data were also used to better explain the Uyghur moods category. Although very limited, since the source language of the thesis is Turkish and Modern Uyghur and Turkish are related languages, the data in two languages are compared. The aim of the thesis is to establish a formal direction in a difficult-to-draw area, such as modality, and in this context to form a basis for the study of Modern Uyghur mood categories. Key Words Modern Uyghur, Modality, Mood, Semantic, Morphology vii KISALTMALAR DİZİNİ SB4: Su Boyunda 4. Cilt (Roman) MUG: Modern Uyghur Grammar YUG: Yeni Uygur Türkçesi Grameri UHD: Uygur Halk Destanları TAM: Tense-Aspect-Modality viii TABLOLAR DİZİNİ Tablo 1. Coates’in kiplik sınıflandırması Tablo 2. Van der Auwera’nın kiplik sınıflandırması Tablo 3. Rentzsch’in Türkçe epistemik skalası Tablo 4. Yükümlülük kipliğinin öznellik-nesnellik tablosu Tablo 5. Palmer’e göre bilginin kaynağı ve güvenilirliği arasındaki ilişki Tablo 6. Bybee’a göre olasılık kipliğinin semantik haritası ix İÇİNDEKİLER KABUL VE ONAY .......................................................................................................... i YAYIMLAMA VE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI BEYANI.................................. ii ETİK BEYAN ................................................................................................................. iii TEŞEKKÜR ................................................................................................................... iv ÖZET ................................................................................................................................ v ABSTRACT .................................................................................................................... vi KISALTMALAR DİZİNİ ............................................................................................ vii TABLOLAR DİZİNİ ................................................................................................... viii İÇİNDEKİLER……………………………………………………………………………………… ix I. GİRİŞ ............................................................................................................................ 1 1. KONU ....................................................................................................................... 1 2. AMAÇ ....................................................................................................................... 2 3. YÖNTEM ................................................................................................................. 2 4. SINIRLILIKLAR .................................................................................................... 3 5. LİTERATÜR ÖZETİ .............................................................................................. 4 5.1 Türk Dillerinde Kip ve Kiplikle İlgili Çalışmalar........................................... 4 5.2 Çağdaş Uygurcada Kip ve Kiplikle İlgili Çalışmalar ..................................... 6 6. TEMEL KAVRAMLAR ......................................................................................... 7 6.1 Kip ve Kiplik ...................................................................................................... 7 6.2 Gerçeklik ve Gerçek Dışılık ............................................................................ 10 6.3 Belirsizlik ve Çok Anlamlılık .......................................................................... 11 7. KİPLİK SINIFLANDIRMALARI ...................................................................... 12 7.1 Bilgi Kipliği ....................................................................................................... 15 7.2 Yükümlülük Kipliği ......................................................................................... 16 x 7.3 Devinim Kipliği ................................................................................................ 17 8. EVİDENSİYELLİK .............................................................................................. 18 II. ÇAĞDAŞ UYGURCADA KİP KATEGORİSİ ..................................................... 21 1. İSTEME KİPİ ........................................................................................................ 21 1.1 Emir................................................................................................................... 22 1.1.1 Özne Referansı ............................................................................................. 24 1.1.2 Tekil Emir .................................................................................................... 26 1.1.3 Çoğul Emir ................................................................................................... 27 1.1.4 Olumsuz Emir (Yasaklama)......................................................................... 30 1.1.5 {-GIn} .......................................................................................................... 30 1.2 Gönüllülük ........................................................................................................ 32 1.2.3 Soru .............................................................................................................. 34 1.2.4 Gönüllük Birinci Kişi ve Kişiler .................................................................. 35 1.2.5 Gönüllülük Üçüncü Kişi ve Kişiler ............................................................. 37 1.3 Hipotetik İşaretleyici ....................................................................................... 40 1.3.1 Özne İşaretleme Sistemi .............................................................................. 42 1.3.2 Hipotetik İşaretleyici + {-çu} ...................................................................... 44 1.3.3 Hipotetik İşaretleyici + {-(i)ken} / {-(i)di} ................................................. 45 1.4 İstek ................................................................................................................... 46 1.4.1 İstek İşaretleyicisinin Çok Anlamlılığı ........................................................ 48 1.4.2 {-GAy} + {-lA} ........................................................................................... 50 1.4.3 Olumsuz İstek .............................................................................................. 52 1.4.4 {-mAkçI bol-} .............................................................................................. 53 1.5 İsteme İşaretleyicisi Olarak {-(A/U)r ve -mAs} ............................................. 54 2. GEREKLİLİK KİPİ ............................................................................................. 56 2.1 {-(I)ş kėrek/lazim/vacib} .................................................................................. 59 xi 2.2 {-GUlUK} .......................................................................................................... 62 2.3 {-dIġan} ............................................................................................................. 62 2.4 {-masa + bolma-} .............................................................................................. 63 3. OLASILIK KİPİ .................................................................................................... 65 3.1 Bir Dil Evrenseli Olarak Olanak>İzin>Bilgi Kipliği Gelişimi ...................... 70 3.2 {-sA+kėrek} ...................................................................................................... 74 III. SONUÇ .................................................................................................................... 77 KAYNAKLAR .............................................................................................................. 80 EKLER EK 1: TÜRKÇE TEZ ORİJİNALLİK RAPORU ..................................................... 85 EK 2: İNGİLİZCE TEZ ORİJİNALLİK RAPORU ................................................. 86 EK 3: TÜRKÇE ETİK KOMİSYON MUAFİYETİ FORMU ................................. 87 EK 4: İNGİLİZCE ETİK KOMİSYON MUAFİYETİ FORMU ............................. 88 1 I. GİRİŞ 1. KONU Bu çalışmanın konusunu, bugün Çin Halk Cumhuriyeti sınırları içerisinde konuşulan Çağdaş Uygurcada, dilbilgiselleşmiş kiplik işaretleyicilerinin yani kiplerin işlev ağırlıklı incelenmesi oluşturmaktadır. Kip terimi, Türkçe dilbilgisi kitaplarında genellikle zaman- görünüş-kip (TAM) kategorilerini kapsayan bir çatı ulam olarak kullanılmaktadır (krş. Eker 2002; Korkmaz 2003). Fakat tezde, kiplik literatürü doğrultusunda, kip kavramı kiplik işaretleyen dilbilgiselleşmiş biçimbirimler olarak kurgulanacaktır. Dilbilgiselleşmiş biçimbirimlerden ise bağımlı biçimbirimler yani ekler ve biçim sözdizimsel yapılar anlaşılacaktır. Çağdaş Uygurca ve Türkçe gibi fiil çekim paradigmalarında çok anlamlı işaretleyicilere sahip olan eklemeli dillerde, yukarıda bahsedilen kip-zaman-görünüş kategorileri çoğunlukla iç içe geçmiş durumdadır. Bu yüzden tezde, doğrudan biçimbirimleri sınıflandırmak yerine, biçim-işlev denkliğine odaklanılacaktır. Yine de bu çalışmanın tamamıyla edimbilimsel verileri dikkate aldığını söylemek zordur. Bunun yerine, ele alınan örneklerin izin verdiği durumlarda edimsel koşullar göz önünde bulundurulacaktır. Burada belirtmemiz gereken konulardan birisi de kip kavramının bitimli cümlelerle ilgili olmasıdır. Yan cümle işaretleyicileri her ne kadar kiplik anlamları işaretlese de tezde ele alınmayacaktır. İstisna olarak -sA ve -mAkçI gibi hem yan cümle hem temel cümle işaretleyen biçimbirimlerin daha çok temel cümle işlevleri üzerinde durulacak, yan cümle işlevlerinin farklarından kısaca bahsedilecektir. Tezde her ne kadar çağdaş bir Türk dilini eş-zamanlı ele alacak olsak da Çağdaş Uygurcaya ışık tutacağını düşündüğümüz bölümlerde art-zamanlı olarak Eski Türkçe (8.- 12.yy) ve Orta Türkçe (13.-19.yy) dil verilerinden yararlanılacaktır. Ek olarak tezin kaynak dilinin Türkçe olması ve Türkçeyle Çağdaş Uygurcanın akraba diller olması 2 sebebiyle, yer yer karşılaştırmalı dilbilim verilerinden de yararlanılacaktır. Buradaki amacımız da benzer şekilde Çağdaş Uygurca kip kategorisini daha iyi açıklayabilmektir. Tezde ele alınacak olan olasılık-gereklilik-isteme kiplerinin her biri, ayrı ayrı çalışmalarda işlenebilecek genişliktedir. Bu yüzden tezin amacı, bu kategorileri bütün yönleriyle incelemekten çok, işlevsel bir çerçeve çizmek olacaktır. 2. AMAÇ Genetik ve tipolojik özellikler baz alınarak oluşturulan Türk dilleri sınıflandırmasında Doğu veya Güney Doğu grubu olarak sınıflandırılan Çağdaş Uygurca, eski Uygurca (8.- 11.yy) ve Çağatay yazı dilinin (15.-20.yy) doğrudan devamıdır (detaylar için Yılmaz 2002’e bakılabilir). Bu yönüyle Çağdaş Uygurca kesintisiz sayılabilecek bin üç yüz yıllık bir yazı geleneğine sahiptir. Ayrıca Çağdaş Uygurcaya şekil veren bu yazı geleneğinin erken döneminde Toharca, Çince; geç döneminde Arapça ve Farsça gibi farklı dil ailelerine mensup dillerle etkileşim içerisinde bulunmuştur. Tezde de yukarıda bahsettiğimiz sebeplerden Türk dilleri içerisinde özel bir yere sahip olan Çağdaş Uygurcanın kiplerinin işlev ağırlıklı olarak ele alınması hedeflenmektedir. Farklı çalışmalarda birbirinden bağımsız olarak gereklilik ve isteme kipleri ele alınmakla birlikte, bütün olarak kipliği hedef alan bir çalışma yapılmamıştır. Tez, Çağdaş Uygurcanın kiplik işaretleyen dilbilgisel yapılarını bir bütün olarak sunmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda tez, Çağdaş Uygurca kip kategorilerine giriş niteliğinde olup, konuya son nokta koyma iddiasında olmayacaktır. 3. YÖNTEM Nitel araştırma yöntemleri kullanılan bu çalışmada, Çağdaş Uygurca kipleri, Aslan Demir’in 2007b ve 2008’de kullanmış olduğu terminoloji ve Johanson 2008’in Türk dilleriyle ilgili kip sınıflandırmasına bağlı kalınarak ele alınacaktır. 3 Tezde kullanılan örnekler çoğunlukla Prof. Dr. Nurettin Demir’in yürütücülüğünü yaptığı proje çerçevesinde Çağdaş Uygurcadan Türkçeye çevirmekte olduğumuz Su Boyunda ‘‘Su Boyide’’ isimli eserden alınacaktır. Daha küçük bir bölüm ise, daha önce çevrisi yapılmış metinler ve ilgili konular üzerine yapılmış çalışmalardaki örnekler oluşturacaktır. Giriş kısmından sonra, ilk olarak kip ve kiplik terimlerinin kuramsal yapısını oluşturan teorik çerçeve sunulacaktır. Daha sonra sırasıyla Çağdaş Uygurcada isteme, gereklilik ve olasılık kipleri ele alındıktan sonra sonuç bölümüne geçilecektir. 4. SINIRLILIKLAR Anlambilimsel bir fenomen olan kiplik, dile kodlanmasıyla birlikte biçimsel bir yön de kazanmaktadır. Bu biçimsel yön dillerde zarflar, yüklemler, bürünsel öğeler, ekler ve biçim-sözdizimsel yapılarla ortaya çıkabilmektedir. Tezin sınırları bu yapıların dilbilgiselleşmiş olanları yani ekler ve biçim-sözdizimsel işaretleyicilerle sınırlı kalacaktır. Burada belirtmemiz gerekir tezde, bahsedilen biçimbirimler ele alınırken biçim-işlev denkliğine odaklanılacaktır. Edimbilimsel koşulları tamamıyla dikkate almak bu çalışmanın sınırlılıklarını aşmaktadır. Zaten kullandığımız örneklerin birçoğu edebi metinlerden alınacaktır ve iletişim esnasında ortaya çıkan söz-edimi metnin kendi dinamikleriyle sınırlandırılacaktır. İlk dönem kiplik çalışmalarında, bilgi kipliğinin bir alt anlamsal alanı veya bilgi kipliğiyle birlikte önerme kipliğini oluşturduğu düşünülen evidensiyellik, bu çalışmada kiplik bir ulam olarak değerlendirilmeyecektir. Yukarıda, çalışmada ele örneklerin edebi metinlerden alındığından bahsetmiştik., sadece -gUlUK biçimbirimini ele aldığımız bölümde, bu işaretleyicinin standart dilde kiplik işlevinin olmamasından dolayı, Hoten diyalekti dil malzemelerinden faydalanılacaktır. 4 5. LİTERATÜR ÖZETİ 5.1 Türk Dillerinde Kip ve Kiplikle İlgili Çalışmalar Türkoloji araştırmalarında kiplik üzerine yazılan ilk tezlerden birisi olan Kılıç 2004, Kırgızcada bilgi kipliğine odaklanır. Bugün kiplikten ayrı bir kategori olduğu düşünülen evidensiyellik ve bilgi kipliğinin farklı skalaları arasındaki ilişki üzerine kurulan bu çalışma, daha sonra yapılan kiplik çalışmalarına terminoloji ve teorik açıdan önemli katkılar sunmuştur. Türkçe kiplik çalışmalarında yol gösterici ve başlangıç çalışmalarından olan Aslan Demir 2007b ve 2008’de, Türkçe isteme kipleri semantik ve pragmatik veriler ışığında ele alınmıştır. Aslan Demir’in çalışması, bu tezin çıkış noktası olmasına ek olarak tezde kullanılan terminolojiyi de oluşturmaktadır. Türkoloji araştırmalarında kiplik konusu bir bütün olarak ele alan çalışmalardan birisi Johanson 2009’a aittir. Her ne kadar bu çalışmada Türk dillerinin hepsi yer almasa da Johanson farklı alt gruplardan Türk dillerine yer vermiştir. Gereklilik, olasılık ve isteme olarak üç ana kiplik anlam kurgulayan Johanson, kiplik işaretleyen biçimbirimleri sentetik ve analitik olmak üzere ikiye ayırır. Sentetik işaretleyiciler -sA, -GAy, -A gibi fiil çekim paradigmalarından meydana gelmektedir. Analitik işaretleyicileri ise lazım, gerek gibi isim veya fiil yüklemleştiriciler oluşturmaktadır. Bu çalışmanın başka bir önemi de Türkoloji literatüründe bazı kavram kargaşaları için, çözüm önerileri sunmasıdır. Örneğin birçok Türk dilinde benzer işlevlerle kullanılan ve şart-kipi, şart-istek kipi, şart-zarf fiili gibi farklı başlıklarda ele alınan -sA biçimbirimi için Johanson hipopetik işaretleyici [hypotetic marker] terimini tercih eder. Bu tercihin gerekçesi ister yan cümle ister temel cümle işaretlesin bahsedilen biçimbirim her daim varsayımsal bir anlamı kodlamasıdır. Johanson 2014’te, Türk dillerinde isteme kiplerini [volitional moods] ele aldığı çalışmasında 2008’e göre farklı alt-gruplarından farklı Türk dillerine yer verir. Bu çalışmada kip terimi, tezde kullanıldığı şekliyle dilbilgiselleşmiş biçimbirimlerden meydana gelmektedir. Johanson, isteme üst başlığında emir, istek, hipotetik kip, 5 gönüllülük kiplerine yer vermektedir. Tezin aynı başlıklı kısmında da bu çalışmaya benzer bir yön çizilmiştir. Kiplik incelemelerinde farklı alt gruplardan Türk dillerine yer veren başka bir çalışma da Rentzsch 2015’e aittir. Bu çalışmada, Türk dillerinde kiplik veya -Rentzcsh’in daha doğru bulduğu terimle kipsellik- konusu hem art-zamanlı hem de eş zamanlı olarak ele alınmıştır. Ayrıca Rentzsch, geliştirmiş olduğu kiplik sınıflandırmasında, kiplik ve görünüş ilişkisi üzerine kurulu bir sistem ortaya koymuştur. Bu sistemde, gidelim (gönüllülük+geleceğe yönelik bakış açısı) gibi görünüşle aynı katmanı paylaşan yani hem görünüş hem kiplik işaretleyen biçimbirimler Mod1 olarak sınıflandırılır. Mod2 ise yapmam gerekiyor gibi bünyesinde doğal bir görünüşsel anlam taşımayan ve üzerine görünüş işaretleyicisi alan biçimbirimlerden meydana gelmektedir. Rentzsch 2013’te Türk dillerinde kiplik anlamların art-zamanlı haritasını, temelde van der Auwera ve Pluguian 1998’e dayanarak ele almıştır. Bu çalışmada Rentzsch sınıflandırmasına ek olarak, van der Auwera tarafından geliştirilen temelde olasılılık- gereklilik ayrımına dayanan katılımcı-içi kiplik [participiant-internal modality] ve katılımcı-dışı kiplik [participiant-external modality] sınıflandırmasına da başvurmuştur. Genel Türk dillerini hedef almamakla birlikte burada anmamız gereken başka bir çalışma da, Rentzsch’in Modality in Baburnama isimli küçük bir kitap hacmindeki makalesidir. Rentzsch, bu çalışmada kendi sınıflandırması çerçevesinde, Çağatay yazı dilinin önemli eserlerinden Babürname’de (1494-1529) kiplik kategorilerini incelemiştir. Yukarıda da bahsettiğimiz üzere, Çağdaş Uygurca Çağatay yazı dilinin doğrudan devamıdır. Bu yüzden Rentzsch’in çalışması hem ilgili bölümlerde art-zamanlı değişimleri inceleyebilmemiz hem de doğrudan Çağdaş Uygurcaya kip kategorilerine ışık tutabilmemiz adına önem taşımaktadır. Abish tarafından kaleme alınan Modality in Kazakh as Spoken in China (2016), Çin’de konuşulan Türk dillerinden Kazakçanın kiplik kategorisini bir bütün olarak sunmaktadır. Ayrıca bu çalışmanın bazı bölümlerinde, Çağdaş Uygurca ve Kazakça veriler karşılaştırılmıştır. Art-zamanlı bir başka çalışma ise Üzüm 2017’e aittir. Üzüm, Kısas-ı Enbiya özelinde Eski Anadolu Türkçesinde (11-15.yy) bilgi kipliğini bütün detaylarıyla ele almıştır. 6 Aslında tezimiz açısından Eski Anadolu Türkçesi veya Batı Orta Türkçesi üzerine yazılmış çalışmalar doğrudan bir kaynak niteliği taşımamaktadır. Çünkü daha onuncu yüzyıldan itibaren Orta Asya’dan kopan Oğuz kitlesi, Anadolu’da Doğu Türkçesinden farklı bir yazı dili geliştirmiştir. Yani Çağdaş Uygurca ile Eski Anadolu Türkçesi arasında organik bir bağdan söz etmek mümkün değildir. Fakat Üzüm’ün çalışması, Türkiye’de bilgi kipliği üzerine yapılmış çalışmalar arasında, kuramsal çerçevesi en geniş çalışmadır. Bu yüzden tezimizin teorik bölümünde yer alacaktır. 5.2 Çağdaş Uygurcada Kip ve Kiplikle İlgili Çalışmalar Çağdaş Uygurca dilbilgisi üzerine yapılmış kapsamlı çalışmalardan birisi, Tömür’ün 1987 yılında yazılmış olan Hazirqi Zaman Uyġur Tiliniñ Grammatikisi adlı eserdir. Döneminin çağdaş dilbilimsel verilerini kullanan Tömür, Çağdaş Uygurca kip kategorisini işlev ağırlıklı bir yöntemle incelemiştir. Ayrıca bu çalışma Çağdaş Uygurca dilbilgisi çalışmalarına görünüşsel ve kipsel bakış açısını getirmesi bakımından önem taşımaktadır (Tohti 2013’den aktaran Baisier 2018). Dilbilgisi kitaplarının ilgili bölümlerini bir kenara bırakırsak Çağdaş Uygurca kiplik ile ilgili yazılmış ilk çalışma Yakup 2009b’dir. Türkçe ve Çağdaş Uygurcada gereklilik işaretleyicilerini ele alan Yakup, iki dilin sahip olduğu bağımlı biçimbirimler, biçim- sözdizimsel yapılar ve art-eylemlerden oluşan gereklilik işaretleyicilerini hem karşılaştırmalı hem de betimleyici şekilde işlemiştir. Çağdaş Uygurca isteme kiplerine odaklanan Memtimin 2016, temelde Johanson 2014’e dayanan bir sınıflandırma kullanmıştır. Fakat bu çalışma Johanson’un çalışmasının aksine betimleyici olmaktan uzaktır. Yazar, çoğunlukla Çağdaş Uygurcada ele aldığı kiplerle ilgili bazı gözlemleri üzerinde durmuştur. Rentzsch’in 2005 yılında yayımlanan Aspekt im Neuuigurischen adlı çalışmasında, her ne kadar kip ve kiplik değil görünüş kategorisini ele almış olsa da Çağdaş Uygurca gibi fiil çekim paradigmasında çok anlamlı biçimbirimlerin olduğu dillerde bu kategoriler iç içe geçmiş durumdadır. Bu yüzden yazar görünüşe ek olarak ilgili bölümlerde zaman ve kiplik üzerinde de durmaktadır. 7 Burada anılması gereken bir başka çalışma da Baisier 2018’e aittir. Çağdaş Uygurca ve Türkçe geçmiş zaman işaretleyicilerini karşılaştırmalı dilbilim verili çerçevesinde ele alan yazar, zaman kategorisini ek olarak görünüş ve kip kategorilerinin kesiştiği noktalar üzerinde de durmuştur. Aslında çalışmanın ağırlıklı kısmını zaman ve görünüş kategorileri oluşturmaktadır. Fakat görece az olmakla birlikte, kipin de çalışmada önemli bir yer tuttuğunu belirtmeliyiz. 6. TEMEL KAVRAMLAR 6.1 Kip ve Kiplik Türkçe kip ‘‘şekil, biçim’’ kelimesinden türetilen kiplik kelimesi, Batı dillerinde ‘‘ölçü, limit’’ anlamlarına gelen Latince kökenli modus terimine karşılık olarak kullanılır. (İng. modality, Alm. modalität, Fr. modalité). İlk olarak felsefeciler tarafından ele alınan kiplik [modality] kavramı, önermelerin doğruluk ve yanlışlığının dil-gerçeklik ilişkisi içinde ele alınmasıyla ortaya çıkar ve mantık felsefesinin bir alt alanı olarak değerlendirilir. Önerme ise mantık çalışmalarında doğru veya yanlış bir yargı bildiren dilsel birim olarak tanımlanır. Gabbay’a göre, Aristo’nun (MÖ 384-322) önermelerin ifadesini zorunluluk ve olasılığa dayandırdığı sınıflandırması, hem felsefe çalışmalarına hem de yirminci yüzyılda başlayacak olan dilbilimsel kiplik çalışmalarına temel oluşturur (2006: 2-3). Dilbilimsel kiplik çalışmalarının başlangıcı genellikle Jespersen’e dayandırılır. Eserinde önermeleri ikili (binary) bir ayrımla inceleyen Jespersen, ifadelerin birbirinden ayrılmasındaki temel dayanağa istek [will] kavramını yerleştirir (1924: 324). Bu sınıflandırmaya göre önermeler bir istek ögesi içeren ve bir istek ögesi içermeyen olarak ikiye ayrılır ve dilbilimsel kiplik çalışmalarında, felsefi mantıktaki olasılık-zorunluluk ayrımına ek olarak istek anlamsal bir alan olarak yer edinir. Fakat burada belirtmek gerekir, Jespersen’in bahsetmiş olduğu istek kavramı, istek kipi-kipliği değil emir, istek, gönüllülük, rica, temenni vb. ifadeleri içine alan bütüncül bir isteme anlam alanıdır (Türkçede isteme anlam alanı için bk. Aslan Demir 2007b ve 2008). 8 Jespersen’den sonra yapılan kiplik sınıflandırmaları da istek öğesini dahil edenler (Palmer 2001; Rentzsch 2015) ve istek öğesini kiplik bir anlam kabul etmeyip, olasılık - zorunluluk ayrımını devam ettirenler (Bybee-Fleischman 1995; van der Auwera-Plungian 1998) olarak ikiye ayrılmıştır. Kiplik sınıflandırmasındaki bu ayrım, doğal olarak kiplik kavramından ne anlaşılması gerektiğini de etkilemiş, konu üzerinde farklı tanımların kullanılmasına ve birbirinden farklı terminolojilerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Kiplik sınıflandırmalarından kaynaklanan bu tanım ve terminoloji sorunlarına değinen Rentzsch, kipliğin çoğu defa tek başına sınıflandırılması zor olan öğelerin çöp tenekesi ulamı (Dustbin Category) olduğunu ifade eder (2013: 30). Kiplik tanımını zorlaştıran başka bir unsur, kipliğin görünüş ve zaman gibi dilbilgisel kategorilerin aksine, olayın iç dinamikleriyle alakalı olmayışıdır: (1) Ahmet dün akşam köye geldi. (2) Ahmet dün akşam köye geliyordu. (3) Ahmet dün akşam köye gelmeliydi. Önerme (1)de -DX biçimbirimiyle işaretlenen gelmek eylemi, konuşma anı referans alınarak oluşturulan zaman çizgisinde geçmişe konuşlanır ve aynı biçimbirim gerçek dünya [factual] bilgisinin dilbilgisel bir kategoriye dönüşmesini sağlar. Benzer şekilde önerme (2)de -DX biçimbirimi geçmiş zamanı işaretlerken, kendisinden önce gelen – (I)yor biçimbirimi olayın zaman-görünüşsel yapısına atıfta bulunarak sınırlar-arası1 [intraterminal] bir görünüşü işaretler, yani olayın başlangıcı geçilmiş bitiş sınırına henüz ulaşılmamıştır. Her iki önermedeki (1 ve 2) zaman ve görünüş işaretleyen biçimbirimler gerçek dünya bilgisini kodlarken, örnek (3)de gereklilik işaretleyen -mAlI biçimbirimi olayın iç karakteristiğini değil, Ahmet’in dün akşam köye varmamış olmasını, konuşurun nasıl değerlendirdiğini işaretler. Ayrıca -mAlI gibi kipler çok anlamlılığa [polysemy] açıktır. Konuşurun tutumu edimsel şartlara göre Ahmet’i dün köyün yakınlarında gördüm, 1 Görünüş [aspect] terminolojisi için bk. Johanson 2000 ve 2016, Aydemir 2010. 9 şimdiye çoktan gelmiş olmalıydı, gibi bilgi kipliği [epistemic modality] temelinde bir okumaya açıkken; Ahmet bize söz verdi, şimdiye çoktan gelmiş olmalıydı gibi okumalarla yükümlülük kipliği [deontic modality] içinde değerlendirmeler mümkündür. Bugüne kadar yapılan kiplik tanımları bir bütün olarak değerlendiren Narrog ise, olanaklılık-zorunluluk ve istek ayrımına ek olarak, öznellik-nesnellik, olgusallık- olgusuzluk, gerçeklik-gerçek dışılık2 gibi ikili ayrımların kiplik kavramını tanımlamak için kullanıldığını belirtir. Narrog ayrıca kiplik gibi anlamsal kategorilerin tek bir doğru tanımının olamayacağını ve sınırlandırılmasındaki zorluklara rağmen daha çok kullanılan ölçütün konuşur tutumu olduğunu aktarır (2005: 678-679). Tanımlamadaki farklı görüş ve sorunlara rağmen, tezde kiplik ikili bir ayrım yerine en kapsayıcı şekilde, önermede bildirilenler karşısında konuşurun öznel tutum ve görüşlerini ifade eden semantik kategori (Bussmann 1996: 754) olarak ele alınacaktır. Ayrıca isteme anlam alanı kiplik bir kategori olarak değerlendirilecek ve olasılık-gereklilik-isteme üçlüsü temel kiplik anlamlar olarak kurgulanacaktır. Kiplik tanımına benzer şekilde, kip kavramından ne anlaşılması gerektiği ilgili literatürde farklı görüşleri barındırır. Bazı dilbilimcilere göre kip, semantik değeri edim söz ve etki söz eylemi esnasında ortaya çıkan biçimbirimler olduğu için söz edimi alanıyla ilgili bir kavramken (van der Auwera-Plungian 1998), bazı dilbilimcilere göre kipliğin dilbilgisellemiş biçimlerinden ibarettir (Bybee-Fleischman 1995: 2). Kiplerin işaretlediği emir, istek, olasılık gibi semantik alanların kiplik anlamlarla ilişkisinden dolayı tezde, bahsedilen ikinci görüş doğrultusunda bir yön çizilecek, kip ve kiplik olarak iki ayrı dilbilgisel kategori düşünmek yerine, iki kavram parça-bütün ilişkisi içinde ele alınacaktır (Kerimoğlu 2011: 71). Ayrıca kip kavramından dilbilgiselleşmiş [grammaticalisationed] kategorilere yani bağımlı biçimbirimlere ek olarak, yarı dilbilgiselleşmiş [semi- grammaticalisationed] biçim-sözdizimsel yapılar da anlaşılacaktır. 2 Gerçeklikle ilgili sınıflandırmalar son zamanlarda sadece kipliği değil, farklı dilbilgisel kategorileri sınıflandırmak için kullanılan bir ölçüttür (Palmer 2001: 2). Bu yüzden tezde, ele alınan kip kategorileri gerçeklik ve gerçekleşebilirlik skalası içinde değerlendirilse de, aynı ayrım kipliği tanımlamak için kullanılmayacaktır. 10 6.2 Gerçeklik ve Gerçek Dışılık Kiplik literatüründe kipliğin tanımlanması veya sınıflandırılmasında kullanılan ikili ayrımlardan birisi de gerçeklik [realis] ve gerçek dışılıktır [irrealis]. Gerçeklik bir önermenin olgusal dünyada ortaya çıktığını veya çıkmakta olduğunu ifade ederken, gerçek dışılık önermenin olgusal dünyada gerçekleşmediğini ancak önermeye bilgi alanında ulaşılmasının mümkün olduğunu bildirir. Gerçeklik ve gerçek dışılık kavramlarının ilk olarak önermenin dilbilgisel durumunu belirlemek için kullanıldığını belirten Palmer, daha sonra iki kavramın genişleyerek tipolojik kategorileri ifade ettiğini belirtir (2001: 2). Tipolojik çalışmalarda genellikle geçmişte olan ve hala sürmekte olan bildirimlerin gerçek olduğunu düşünülür. Geleceğe konuşlanan bildirimlerin ise doğası gereği bilinmeyeni veya beklentiyi ifade etmesinden dolayı gerçek dışı olduğu düşünülür (bk. de Haan 2004). Kiplik anlamlar (emir, istek, zorunluluk, olasılık vb.) işaretleyen biçimbirimlerin, çoğunlukla geleceğe yönelen veya yönlendirilen önermeler olmasından dolayı, gerçek dışı işaretleyiciler olarak kabul edilmesi yönünde bir eğilim vardır (de Haan 2004: 25).3 Türkçe için benzer bir görüş Johanson’a aittir. Johanson Türkçe salt gerçeklik işaretleyen biçimbirimlerin doğrudan olgusal dünyada ortaya çıkan/çıkmakta olan olayları bildirdiğini belirtir ve örnek olarak geldi önermesindeki geçmiş zaman işaretleyen -DX biçimbirimini verir. Kiplik işaretleyen biçimbirimlerin yani kiplerinse olayların gerçekleşmesine vurgu yapmadığı için gerçek dışılık içinde düşünülmesi gerektiğini belirtir (2014: 19). Fakat genel görüşlerin aksine, dünya dillerinde gelecek zaman ve kipliğin her zaman gerçek dışı işaretleyiciler olmadığı da bilinmektedir. Yerli Amerikan dili Caddo’nun gelecek zaman sistemini inceleyen de Haan, gelecek zaman biçimbiriminin gerçek dışılık bildiren ön ek t’a-/t’i- ile kullanılmayıp, gerçeklik işaretleyen ci- ön ekiyle birlikte kullanıldığını tespit eder (2004: 25). 3 Türkçe istek kipliği ve gerçeklik ilişkisi için (bk. Aslan Demir 2007a). 11 Türkçe ve Çağdaş Uygurca gibi zaman, görünüş ve kip işaretleyen fiil çekim paradigmalarının anlamsal olarak iç içe geçtiği dillerdeyse4, gerçeklik ve gerçek dışılık ayrımı tek bir dilbilgisel kategoriyi veya biçimbirimi sınıflandırmak için yeterli bir ölçüt değildir: (1) Ahmet köye daima arabayla gelip gider. (SINIRLAR ARASI-GÖRÜNÜŞ) (2) Umarım Ahmet köye bir çeşme yapar. (İSTEK-KİPLİK) İlk önermede –(A/I)r biçimbirimi Ahmet’in köye arabayla gitme eyleminin daha önce gerçekleştiğini ve aksi bir süreç yaşanmadığı takdirde, gerçekleşmeye devam edeceğini işaretler. Fakat aynı biçimbirim, ikinci önermede geleceğe konuşlanan bir isteği işaretlediği için gerçek dışılık içerisinde değerlendirilmelidir. Ayrıca ikinci önermede – (A/I)r biçimbirimi sadece gerçek dışılık değil gerçekleştirilebilirlik açısından da zayıf bir olasılığı kodlar. Türkçe gerçeklik ve gerçek dışılık ayrımına değinen Üzüm de gerçeklik işaretleyicisi olarak geçmiş zaman -DX; gerçek dışılık için gelecek zaman -AcAk biçimbiriminin gösterilebileceğini aktarır (2017: 12). Çağdaş Uygurcada da durum pek farklı değildir. Geçmiş zaman -DX ve daima geleceğe konuşlanan -GAy biçimbirimi hariç fiil çekim paradigmaları, bağlama ve konuşur tutumuna göre gerçeklik-gerçek dışılık çizgisinde farklı bir anlam kazanabilir. 6.3 Belirsizlik ve Çok Anlamlılık Kiplik anlam taşıyan önermelerin yorumlama sürecinde farklı anlamlandırmalara açık olduğu bilinmektedir: 4 Uzun’a göre Türkçe zaman, görünüş ve kip işaretleyen bağımlı biçimbirimler tek bir anlamı kodlar. Ona göre aynı biçimbirimden ortaya çıkan farklı anlamlar bir -Ø ekinin varlığından kaynaklanır (kr. Uzun 1998). 12 (1) Ahmet köye gelebilir. Önerme (1)den iletişim esnasında oluşan edimsel şartlara göre Ahmet köye kadar yürüyebilir şeklinde yeterlilik içeren bir anlam çıkarmak mümkün olduğu gibi; Ahmet’in köyle gelme olasılığı var şeklinde bilgi temelinde yapılan bir okuma da mümkündür. Belirsizlik [ambiguity] görüşüne göre (1)de kiplik işaretleyen –(y)Abil biçimbirimi bahsedilen iki kiplik anlamı da bünyesinde barındırır. Hangi anlamın seçileceği tamamen sezgisel olarak gerçekleşir ve ortaya çıkabilecek muhtemel anlamlar dizisi arasında doğal bir ilişki olması zorunlu değildir. Çok anlamlılık [polysemy] görüşünü savunan dilbilimcilere göre ise, tek bir önermeden ortaya çıkması muhtemel anlamlar dizisi, birbirinden bağımsız değildir. Bu görüşe göre kiplik anlamın öncül olduğu art-zamanlı semantik haritalarla takip edilebilir (detaylar için bk. Papafragou 2000). Önerme (1)de kiplik işaretleyen –(y)Abil ile etimolojik bakımdan aynı olan -(y)U bil biçimbirimini art-zamanlı olarak ele alan Rentzsch, eski Türkçede tam olarak dilbilgiselleşmemiş bu yapının sadece katılımcı-içi kipliğe [participant-internal modality] yani iç-yeterliliğine izin verdiğini belirtir (2013: 136). Sweetser’e (1990) göre de daha sonra ortaya çıkan bilgi temelindeki anlamlar, kişinin soyut ve iç dünyaya ait deneyimleriyle ilgilidir ve bir dil evrenseli olarak da iç-yetenek ifadeleri ilk olarak izin oradan da bilgi temelinde ortaya çıkabilecek anlamları işaretlemektedir. 7. KİPLİK SINIFLANDIRMALARI De Haan’a göre kiplik çalışmalarında felsefi mantık geleneğine dayanan en temel ayrım bilgi kipliği ve yükümlülük kipliğidir (2004: 6). Bilgi kipliği temel anlamda, konuşurun önermenin doğruluk ve gerçekliği hakkındaki tutumunu yansıtırken, yükümlülük kipliği önermenin kılıcısına yöneltilen istek temelli ifadeleri içerir. Genellikle yükümlülük kipliğine yakın bir anlamsal alana sahip olduğu düşünülen devinim kipliği [dynamic modality] ise, kılıcının önermedeki ortaya çıkan eylemi gerçekleştirebilme kapasitesiyle 13 ilgilidir. İki kiplik tür arasındaki fark, yükümlülük kipliğinin dış farktörlere; devinim kipliğinin iç faktörlere bağlı olmasıdır (Palmer 2001: 9). Mantık geleneği dışında kalan farklı tipolojik kiplik sınıflandırmalarında, üzerinde uzlaşmaya varılmış tek nokta bilgi kipliğinin varlığıdır (de Haan 2004: 6). Bilgi kipliği dışında kalan sınıflandırmalar için kök kiplik [root modality] terimini kullanan Coates, yükümlülük ve devinim isimlendirmeleri bahsedilen kiplik ifadelerin sadece çekirdek anlamlarını yansıtıp, periferik anlamlarını göz ardı ettiği belirtir. Coates’e göre kök kiplik terimi, iki kiplik tür arasındaki anlamsal geçişgenliği ifade eden tarafsız bir isimlendirmedir (1983: 20). Tablo 1. (Coates’in Kiplik Sınıflandırması) Bilgi kipliği dışında kalan alanı ikili bir sınıflandırmayla ele alan Bybee ise, anlamsal bir ayrım yerine kılıcı odaklı kiplik [agent-oriented modality] ve konuşur odaklı kiplik [speaker-oriented modality] terimlerini önerir (1994: 176). Kılıcı odaklı kiplik, önermede ortaya çıkan eylemin kılıcısı üzerindeki iç ve dış koşulları ifade ederken, konuşur odaklı kiplik önermede ortaya çıkacak eylemin gerçekleşmesi için konuşurun kılıcıyı yönlendirmesini içerir (Bybee-Perkins-Pagliuca 1994: 177). Bybee’ın sınıflandırmasını eleştiren van der Auwera, kiplik anlamların tematik rollerle sınıflandırılamayacağını çünkü önermede her daim kılıcı konumunda bir öğenin olmayacağını belirtir ve bilgi kipliği dışında kalan alan için, temelde olasılık-zorunluluk ayrımına dayanan katılımcı- içi kiplik [participant-internal modality] ve katılımcı-dışı kiplik [participant-external modality] terimlerini tercih eder (1998: 80). Devinim kipliğine yakın bir anlamsal alana 14 sahip olan katılımcı-içi kiplik, önermede kılıcı ve etkilenen rolünde olan öğenin eylemi gerçekleştirebilme yeteneği ve iç gerekliliklerini kapsar. Katılımcı-dışı kiplik ise kendi içerisinde yükümlülüğe dayanan ve yükümlülüğe dayanmayan olarak iki alt gruba ayrılır yani mantık geleneğindeki yükümlülük kipliğine ek olarak dış dünyadan kaynaklanan olasılık-zorunluluk ifadeleri tek bir kiplik alan içerisinde değerlendirilir. Tablo 2. (van der Auwera’nın Kiplik Sınıflandırması) Palmer (2001), yükümlülük ve devinim kipliğinin henüz gerçekleşmemiş fakat gerçekleşmesi muhtemel olan önermeleri içerdiğini belirtir ve iki türü olay kipliği [event modality] üst başlığı altında ele alır. Farklı kiplik sınıflandırmalarında genellikle tek başına ele alınan bilgi kipliği ise Palmer’e göre evidensiyellikle [evidentiality] birlikte konşurun ifadelerin gerçekliğine dair tutumunu yansıtan önerme kipliği [propositional modality] içerisinde değerlendirilmelidir. Türk dilleri temelinde yapılmış bir kiplik sınıflandırması Johanson’a aittir. İsteme, gereklilik ve olasılık olmak üzere üç temel alan kurgulayan Johanson, kiplik işaretleyen biçimbirimleri de sentetik ve analitik olarak ikiye ayırır. Sentetik işaretleyiciler -GAy, - 15 sA gibi morfolojik işaretleyicileri içerirken, analitik işaretleyiciler gerek, lazım, iste- gibi isim veya fiil kökenli yüklemleştiricilerden meydana gelmektedir (2009: 488-495). Kiplik işaretleyicilerin görünüş ile ilişkisine odaklanan Rentzsch (2015) ise, potansiyel olarak görünüşün kapsamında kalabilen ve aynı anda var olabilen gerek+(i)yor, lazım+gelir kiplik işaretleyicileri MOD 1; görünüşle aynı katmanı paylaşan yani her iki dilbilgisel kategoriyi aynı anda kodlayan işaretleyicileri gidelim= geleceğe yönelik bakış açısı+ gönüllülük MOD 2 olarak sınıflandırır . 7.1 Bilgi Kipliği Farklı kiplik sınıflandırmalarında üzerinde anlaşmaya varılan nokta bilgi kipliğinin varlığı olsa da bilgi kipliğinden ne anlaşılması gerektiği ve kendi içerisinde nasıl sınıflandırılması konusunda farklı görüşler mevcuttur. Bilgi kipliğinin konuşurun önermenin gerçekliği hakkındaki tutumunu yansıttığını belirten Palmer, bilgi kipliğini kesinlik derecesini ölçüt alarak şüphe, çıkarım ve tahmin olarak üç alt başlıkta ele alır (2001: 24). Bu sınıflandırmaya göre konuşurun eksik bilgiyle dile getirdiği ifadeler şüphe kipliğini [speculative modality], verilere dayalı ifadeler çıkarım kipliğini [deductive modality] oluşturur. Tahmin kipliği [assumptive modality] ise olağan durumlardan yola çıkarak geleceğe dönük tasarımları ifade eder. Son dönem kiplik çalışmalarında, kiplikten ayrı bir kategori olduğu düşünülen evidensiyel ise Palmer’e (2001) göre bilgi kipliğiyle birlikte önerme kipliğini oluşturur. Evidensiyel ve bilgi kipliğinin kesiştiği noktalara değinen Bybee vd. (1994), birçok ortak nokta olmasına rağmen iki kategorinin ayrı şekilde alınması gerektiğini ve bilgi kipliğinin kapsamının tahmin, şüphe ve çıkarımsal kesinlikten oluştuğunu belirtir. Kesinlik derecesine dayanan ayrıntılı bilgi kipliği sınıflandırmalarından birisi de Rubin’e aittir. Bu sınıflandırmaya göre konuşur genel geçer bilgilere tam kesinlikle yaklaşırken, kesinlik derecesine göre konuşurun önermeye karşı tutumu sırasıyla yüksek kesinlik> orta kesinlik> düşük kesinlik> kesinsizlik arasında değişkenlik gösterebilir (2010: 536). Türkçe için, temelde Rubin’in bahsedilen sınıflandırmasına dayanan bir epistemik skala, Rentzsch’e (2013) aittir: 16 Tablo 3. (Rentzsch’in Epistemik Skalası) 7.2 Yükümlülük Kipliği Kiplik mantık çalışmalarında bilgi kipliğiyle birlikte iki temel anlamsal alanı oluşturan yükümlülük kipliği, Lyons’a göre kılıcıya yöneltilen ve sosyal bir yaptırım işlevine sahip izin ve zorunluluk ifadelerinden oluşmaktadır (1977: 823). Benzer şekilde yükümlülükten sadece izin ve zorunluluk ifadelerinin anlaşılması gerektiğini belirten van der Auwera, dış dünyadan kaynaklanan olasılık-zorunluluk ifadelerinin önermenin kılıcısı üzerinde etkisi olsa da yükümlülüğe dayanmadığını belirtir (1998: 81). Ayrıca van der Auwera’ya göre isteme anlamı taşıyan önermeler sadece yükümlülük değil hiçbir kiplik anlam taşımamaktadır. Yükümlülük kipliğinin henüz gerçekleşmemiş fakat potansiyel olarak gerçekleşmesi beklenen önermeler olmasından dolayı olay kipliği içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini düşünen Palmer, yükümlülükten sadece dış kaynaklı yaptırımların anlaşılmasını gerektiğini belirtir (2001: 70). Önermenin kılıcısı üzerinde ortaya çıkan 17 yükümlülükler, doğrudan konuşucudan kaynaklanabildiği gibi sosyal normlar da gerçekleşmesi istenen veya istenmeyen eylemler için belirleyici yaptırımlara sahip olabilir. Genellikle bu yükümlülük ifadelerinden, toplumsal kaynaklı zorunlulukların daha güçlü bir yaptırıma sahip olduğu düşünülür. Yükümlülük kipliği için öznellik ve nesnelliği temel alan bir sınıflandırma yapan Mikučionis, doğrudan konuşur tarafından kılıcıya yöneltilen emir, nasihat, izin vb. yapıların öznel; sosyal normlardan kaynaklı ifadelerin nesnel olduğunu belirtir (2007: 41). Mikučionis ayrıca öznel ve nesnel her iki yükümlülük kipliği için farklı yaptırım gücü skalası kurgular. (bk. Tablo 4). Tablo 4. 7.3 Devinim Kipliği Genellikle yükümlülük kipliği içerisinde veya yükümlülük ifadelerini de içine alan bir üst kategori olan kök kiplik başlığı altında ele alınan devinim kipliği, kılıcının önermede ortaya çıkan eylemi gerçekleştirebilme kapasitesiyle ilgilidir (de Haan 2004: 6). Devinim kipliğinin yükümlülük ifadelerinden farklı olarak iç koşullara bağlı olduğunu belirten Palmer’e göreyse, bu kiplik alan sadece yeterlilik değil istek ifadelerini de içine alır (2011: 77). Geleneksel sınıflandırmalardaki devinim kipliğiyle ilgili farklı bir bakış açısı ise van der Auwera’ya aittir. Ona göre kılıcının (agent) iç yeterliliklerine ek olarak etkilenen (patient) rolündeki öğenin gereksinimleri katılımcı-içi kipliği oluşturur (1998: 80). Bu sınıflandırmadaki katılımcı terimi kiplik anlamdan en çok etkilenen öğeyi temsil eder 18 yani bir adam yaşlı olduğu için yolu yürüyemiyorsa katılımcı-içi; yol uzun olduğundan yürüyemiyorsa katılımcı-dışı kiplik içerisinde değerlendirilir. 8. EVİDENSİYELLİK Bu bölümde, konuşurun önermede dile getirdiği bilgiye nasıl ve hangi yollarla ulaştığını işaretleyen evidensiyellik kategorisi (de Haan 2004: 47) bütünüyle incelenmeyecek, kiplikle ilişkisi çerçevesinde ele alınacaktır (Türkçede evidensiyellik için bk. Demir 2012). Evidensiyellik işaretleyen biçimbirimler konuşurun bilgiyi elde ederken gözlem ve tecrübelerini işaretleyebildiği gibi ikincil kaynaklardan elde edilen verileri de kodlayabilir. Bu yüzden evidensiyellik kendi içerisinde, konuşurun tanık olduğu ifadelerde doğrudan (direct) ve ikincil kaynaklardan ulaştığı bilgiler dolaylı (indirect) olarak sınıflandırılır (Aikhenvald 2014: 2-3). Fakat Johanson’a göre işitme, tatma, dokunma vb. duyular aracılığıyla elde edilen bilgiler konuşurun katılımıyla gerçekleşse bile, yorumlama sürecinden geçtiği için dolaylı sayılmalıdır (2003: 274). Örnek olarak su da soğukmuş gibi bir önermede konuşucu her ne kadar bilgiye kendi duyularıyla (içmek, dokunmak) ulaşsa da suyun soğuk olduğuna karar vermesi içsel ve özneldir. Aslında bilginin kaynağının doğrudan veya dolaylı olduğuna bakılmaksızın evidensiyelliğin kiplik ile ilişkisi, önermede bilginin var olması ve bu bilgi karşısında konuşurun nereye konuşlandırılacağıyla alakalıdır. Palmere’e göre evidensiyellik bilgi kipliğiyle birlikte önerme kipliğinin bir alt ulamıdır çünkü ona göre iki kategori de konuşurun bilginin gerçekliğine dair tutumunu yansıtır (2001: 35). Elde edilen bilginin dolaylı veya doğrudan olması ise konuşurun bilginin gerçekliğine güvenini yansıtır (bk. Tablo 5). 19 Tablo 5. Palmer’in görüşünü eleştiren de Haan, belirli ortak noktalara sahip iki dilbilgisel kategorinin birlikte ele alınmasını riskli görür (2004: 49). Aslında Nuyts’un da belirttiği gibi evidensiyellik ve bilgi kipliği arasındaki en temel ayrım, iki dilbilgisel kategorinin farklı semantik alanları işaretlemesidir. Bilgi kipliği konuşurun önermenin doğruluğu hakkındaki düşünceleriyle ilgiliyken; evidensiyellik doğruluk derecesine atıfta bulunmadan bilgiye ulaşılan kanala odaklanır (2006: 10-11). İki kategorinin birlikte düşünülmesinin temel sebebi, Batı dillerinde evidensiyellik için dilbilgiselleşmiş biçimbirimlerin olmamasıdır. Örnek olarak İngilizce ostensibly ‘‘görünüşe göre’’ zarfı bilgi kipliği işaretleyebildiği gibi evidensiyellik de işaretleyebilir ve aynı önermeden hem kiplik hem de evidensiyellik anlamın çıkmasına sebep olabilir. Fakat bu durum iki kategorinin aynı semantik değere sahip olmasından ziyade ostensibly zarfının çok anlamlı olmasından kaynaklanır. Türkçe gibi evidensiyellik işaretleyen dilbilgiselleşmiş biçimbirimlerin olduğu dillerde, kiplik ve evidensiyellik arasındaki ayrım daha açıktır: (1) Ahmet köye gelmiş. Önerme (1)de evidensiyellik işaretleyen -mXş biçimbirimini tercih eden konuşur, Ahmet’in köye gelme eyleminin gerçekliğiyle ilgili bir değerlendirme yapmadan bilginin kaynağına odaklanır. Her ne kadar Türkçe -mXş biçimbirimi bilginin kaynağının ne 20 olduğuyla ilgili bir ayrım yapmasa da (1)den çıkabilecek ben gördüm Ahmet gelmiş (görme-doğrudan) veya bana anlatılana göre Ahmet gelmiş (duyma-dolaylı) muhtemel anlamların hiçbiri kiplik anlam taşımaz. Ayırca -mXş biçimbirimi bağlama göre geçmiş zaman ve sınır-sonrası [postterminal] bir görünüş işaretlemesine rağmen, aynı anda kiplik bir anlama gönderimde bulunmaz. Benzer şekilde Çağdaş Uygurca evidensiyellik işaretleyen –(X)ptX biçimbirimi Türkçe -mXş gibi bağlama göre zaman ve görünüş anlamını birlikte taşırken, kiplik anlam taşımaz. 21 II. ÇAĞDAŞ UYGURCADA KİP KATEGORİSİ 1. İSTEME KİPİ Çağdaş Uygurca emir, gönüllülük, istek ve hipotetik5 gibi isteme anlam alanlarını işaretleyen dilbilgiselleşmiş biçimbirimlere sahiptir. Ayrıca belirtmek gerekir ki bahsedilen biçimbirimler edimsel koşullara göre istek temelinde oluşan farklı kiplik anlamları işaretleyebilir fakat tezde, bütünüyle edimbilimsel koşullar göz önünde bulundurulmayacak, daha çok işlev-biçim denkliğine odaklanılacaktır. İsteme anlamı taşıyan kip kategorileri, ortaya çıkması istenen veya tasarlanan istek temelli ifadelerin, gönderici tarafından kılıcıya yöneltilmesini içerir. Bu yönüyle bahsedilen ifadelerden gönüllülük hariç, farklı kiplik sınıflandırmalarında konuşur-odaklı veya özne-odaklı kiplik içerisinde değerlendirilmektedir (Bybee vd. 1994: 176). Fakat tematik ilişkilerden ziyade, semantik özellikleri bakımından isteme anlamı barındıran önermeler yükümlülük kipliği içerisinde değerlendirilmelidir. Yükümlülük anlamı taşıyan farklı kiplik alanlar gibi isteme ifadeleri de gerçekleşmesi beklenen önermelerden oluştuğu için geleceğe konuşlanır. Bu yönüyle isteme ifadeleri gerçek-dışı önermeler olarak kabul edilir. Fakat ilgili bölümde de bahsettiğimiz gibi gerçeklik ile ilgili sınıflandırmalar, Çağdaş Uygurca gibi fiil çekim sisteminde zaman, görünüş ve kip işaretleyen biçimbirimlerin anlamsal olarak iç içe geçtiği dillerde yeterli bir ölçüt değildir. İsteme ifadelerini birbirinden ayıran temel nokta ise farklı yaptırım gücüne sahip olmalarıdır. Kılıcı üzerindeki dış etkinin en yüksek olduğu emir ifadeleri, bu yönüyle 5 Türkoloji literatüründe genellikle şart kipi, şart-dilek kipi, şart zarf-fiili olarak adlandırılan kiplik alan, ilk defa Johanson 2008 tarafından hipotetik kip olarak ele alınmıştır. Bahsedilen kiplik alanın işlevlerini daha kapsayıcı şekilde ifade ettiği için benzer terim tezde de kullanılacaktır. 22 istek, gereklilik gibi ifadelerinden ayrılır. Gönüllülük ifadeleri ise eylemden ziyade, arzularla ilgilidir. Farklı Türk dillerinde olduğu gibi Çağdaş Uygurcada da dilbilgiselleşmiş isteme işaretleyicileri, kişi çekiminde eksik paradigmalara sahiptir. Fakat Johanson’un da belirttiği gibi kişi çekiminde eksik paradigmaya sahip olan bir kiplik alan, farklı bir işaretleyiciyle doldurulur (2014: 21). 1.1 Emir Semantik bir alan olarak emir istek, rica, temenni gibi farklı anlam birimleriyle birlikte isteme kipliğini oluşturur. Emir kipi ise, emir semantik alanını işaretleyen dilbilgiselleşmiş biçimbirimlerden ibarettir. Emir ifadelerini farklı isteme alanlarından ayıran temel nokta, emrin kılıcı üzerinde diğer isteme ifadelerinden daha güçlü bir yönlendirmeyi içermesidir. Ek olarak emir kipi sadece ikinci kişi ve kişilere gönderim yapmasıyla diğer isteme kiplerinden ayrılır (Lyons 1977: 747). Bu ayrımın temel dayanağını emir ifadelerinin ortaya çıkabilmesi için bir X göndericisinin Y alıcısına doğrudan gönderimde bulunması zorunluluğu oluşturur. Bu zorunluluk göz önünde bulundurulduğunda Çağdaş Uygurca genellikle emir kipi içerisinde değerlendirilen birinci kişi ve kişilere gönderimde bulunan –(A)y ve –(A)ylI emir semantiğinin dışında kalır: (1) Şu ayniñ altinçi küni hasiyetlik kün bolup Sun Cyan, Lu Cunyiler leşkerlirini başlap seperge atlinay dep turuvidi. (SB4 63) ‘‘Bu ayın altıncı günü kutsal bir gün olup, Sun Cyan, Lu Cunyi ve adamlarıyla birlikte askerleri komuta ederek, sefere çıkayım diye bekliyordu.’’ (2) Qarakçilar sihirgerlik qilġan bolsa, Çögün Çaksidin Fen Ruyni tėz bu yerge keltürüp, yavġa qarşi turuşniñ tereddutini qilayli dedi Vu Yun uniñġa nesihet qilip. (SB4 92) 23 ‘‘Eşkıyalar sihirbazlar yapacak olursa, Çöğün Çaksa’dan Fen Ruy’u aceleyle buraya getirip, düşmana karşı durmak için hazırlıklar yapalım dedi Vu Yun, ona öğüt vererek.’’ Önerme (1)de –(A)y biçimbirimi işaretlenen atlan- ‘‘sefere çık-’’ eylemi, herhangi bir kılıcıya yönlendirilmeden, eylemi tasarlayan Sun Cyan’ın iç arzularını yansıtır. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi emir semantiğinin oluşması için en az bir gönderici ve bir alıcının olması gereklidir (detaylar için bk. Aslan Demir 2008: 31-33). Önerme (2)de ise durum biraz daha farklıdır. Emir semantiğinin oluşması için gerekli olan gönderici (Fen Ruy) ve alıcı (o) iki öğe bulunmakla birlikte, gönderici emir semantiğinde olduğu gibi gerçekleşmesi istenen eylemin dışında kalmaz. Yani bir bakıma gönderici Fen Ruy, gerçekleşmesini istediği eylemi alıcıyla birlikte hayata geçirme arzusundadır. Üçüncü kişi ve kişilerin emir kipi içerisinde değerlendirilmemesinin sebebi ise, göndericinin hayata geçirmek istediği eylemi doğrudan kılıcıya yönlendirmeyip, dolaylı olarak ikinci kişi ve kişilere iletmesinden kaynaklanır: (3) Bu Qaraqçilar amalsizliktin Qitanlarġa teslim bolup kėtip qalmisun, dep tapşurdi. Guen Şėñler buyruqqa binaen yürüp ketti. (SB4 117) ‘‘Bu eşkıyalar çaresizlikten Kitanlara teslim olmasın diye, emir verdi. Guen Şen ve adamları bu emre uygun olarak yola çıktı.’’ Önerme (3)de -sUn biçimbirimiyle işaretlenen eylem, güçlü bir istemeyi hatta bir sonraki cümlede buyruqqa binaen ‘‘emre uygun olarak’’ öbeğinden anlaşıldığı üzere, doğrudan emir semantiği ifade etmektedir. Fakat gönderici tarafından gerçekleşmemesi istenen eylem doğrudan eylemin kılıcılarına yani karakçılara değil, Guen Şen ve arkadaşlarına yöneltilir. Devam eden cümleden de anlaşıldığı üzere, harekete geçen üçüncü kişiler değil ikinci kişi ve kişilerdir. Emir ifadelerini farklı isteme anlamlarından ayıran bir başka özellik de emrin soru yapılarıyla birlikte kullanılamamasıdır (Johanson 2014: 23). Bu ayrım, emir ifadelerinin mutlak surette gerçekleşmesi beklenen önermeler olmasından kaynaklanır. Ayrıca 24 Çağdaş Uygurca emir paradigması evidensiyellik işaretleyicileriyle birlikte ortaya çıkmaz. Bu yüzden emir ifadelerinden, gönderici tarafından alıcıya iletilen buyrumun, belirli bir kaynağa dayalı olup olmadığını anlamak mümkün değildir. Emir kipinin dilbilgisel zamanla ilişkisi de belirli yönleriyle diğer isteme anlam alanlarından farklılık gösterir (detaylar için bk. Aslan Demir 2008: 35). Aslında isteme kiplerinin hepsi konuşma anı referans alınarak oluşturulan zaman çizgisinde geleceğe konuşlanır çünkü isteme doğası gereği gerçekleşmemiş fakat gerçekleşmesi beklenen önermelerden oluşur. Fakat örneğin Çağdaş Uygurca hipotetik kip, geçmiş zaman işaretleyicisiyle birlikte ortaya çıkıp yamġur yaġsiti ‘‘yağmur yağsaydı’’ gibi karşı olgusal6 bir isteme anlamı işaretleyebilirken, emir paradigmasında benzer bir durum söz konusu değildir. 1.1.1 Özne Referansı İngilizce ve Türkçe gibi farklı dünya dillerinde olduğu gibi Çağdaş Uygurcada da emir cümlelerinde özne konumundaki öğe boş (null) olabilir (detaylar için bk. Greenberg 1966: 47; Bybee vd. 1994: 10). (4) Tola boş çaġlima, karamitimni yene bir körüp qoy! (SB4 110) ‘‘Çok fazla boş düşüncelere dalma, kerametimi bir daha gör’’ Önerme (4)te semantik olarak birbirine bağlı olmakla birlikte iki bağımsız (bağlaşık) emir cümlesi bulunmaktadır. Her iki cümlede de olumsuz ve olumlu emir ifadelerinin kılıcısı yani ikinci kişi (sen) işaretsiz durumdadır. Burada ayrıca belirtmek gerekir ki (4)te emir anlamını üstünde taşıyan körüp qoy- ‘‘gör-’’ yapısındaki asıl yüklem üzerine zarf-fiil eki almış kör- eylemiyken, takip eden qoy- eylemi kılınış (aksionsart) işlemcisidir. Bu işlemci (4)te olduğu gibi başlangıç dönüşümlü kör- eylemine eklendiğinde eylemin ilk evresinin 6 Karşı olgusallık (counter-factual) var olan belirli bir gerçekliğin karşısında gerçek olmayan bir durumu ifade eder. Bu yönüyle karşı olgusallık doğası gereği geçmişe atıfta bulunur (ayrıntılar için bk. Üzüm 2017: 16). 25 yani ‘‘farkına varmak’’ kısmının bitişine vurgu yapmaktadır (bk. Ablahat 1995; Rentzsch 2006; Bridge 2008).7 Çağdaş Uygurca emir ifadelerinde, kılıcı konumdaki öğenin cümlede bağımsız bir öğe olarak yer edinmesi de mümkündür: (5) Sen usta aldida ustiliq qilimen deme! (SB4 110) ‘‘Sen, usta karşısında ustalık taslama!’’ Önerme (5)te konuşur, gerçekleşmemesini istediği eylemin kılıcısını özne konumuna yerleştirmektedir. Aynı önermede konuşurun ‘‘sen’’ zamirini kullanmadan da ikinci kişiye gönderimde bulunması mümkündür. Böyle bir durumda, yani kılıcının önerme içerisinde özne olarak da yer edinmesinin, anlamsal bir farklılığa yol açıp açmadığı sorusu üzerinde durulmalıdır. Örnek olarak Türkçe suyu masaya koy ve sen suyu masaya koy önermelerinden her ikisi de ikinci kişiye gönderim yapmaktadır. Fakat ikinci önermede gönderici, emir semantiğini güçlendirmek için cümlede işaretsiz eyleme ek olarak ikinci kişi zamirini de kullanmaktadır. Burada bahsedilmesi gereken başka bir konu da, Çağdaş Uygurca -(x)ñ, -(x)ñlAr biçimbirimlerinin emir semantiğine ek olarak kişi çekimini de üstlenmesidir: (6) Emdi gepni Şen Şicidin añlañ. (SB4 74) ‘‘Şimdi konuşmayı Şen Şici’den dinleyin.’’ (7) Siler derru Çaksidin çiqip hemdemde boluñlar, dėdi Tan Bin. (SB4 75) ‘‘Siz acilen Çaksa’dan ayrılıp yardıma gidin, dedi Tan Bin.’’ 7 Farklı Türk dillerinde kılınış ve art eylem ilişkisi için Aslan Demir 2013; Bacanlı 2009; Ergönenç Akbaba 2011’e bakılabilir. 26 Yukarıdaki iki önermede emir semantiği işaretleyen –(x)ñ ve –(x)ñlAr biçimbirimleri, emir semantiğine ek olarak özne işaretleyme görevini de üstlenir. Fakat emir paradigmasında biçim-kişi denkliği söylemsel koşullara göre sapmalar gösterebilmektedir. İlgili bölümde daha ayrıntılı olarak ele alınmakla birlikte örneğin, ikinci çoğul kişiye gönderimde bulunan –(x)ñlAr biçimbirimi, kibarlaştırılmış emir ifadelerinde ikinci tekil kişiyi işaretleyebilmektedir. Benzer şekilde –(x)ñ biçimbirimi belirli anlamsal nüansların oluşması için, ikinci tekil kişi yerine ikinci çoğul kişiye gönderimde bulunabilir. 1.1.2 Tekil Emir Çağdaş Uygurca bitimli cümlelerde, kök (root) halinde bulunan eylem, bağımsız bir anlama sahiptir ve ikinci tekil kişi emir semantiğini işaretler: (8) Derhal attin çüşüp el bol! (SB4 77) ‘‘Derhal attan inip teslim ol!’’ (9) Qoluñni tart! dep uni toxtitivėlip qaridi. (SB4 240) ‘‘O esnada kalabalık içinden iki adam gelip, elini indir! diye bağırdı.’’ Yukarıdaki iki önermede sırasıyla emir işaretleyen el bol ‘‘teslim ol’’ ve koluñni tart ‘‘elini kaldır’’ öbeklerinde, sentaktik baş (head) konumundaki eylemler işaretsizdir. Aslında birçok dünya dilinde, ikinci kişi emir ifadelerinde Çağdaş Uygurcaya benzer şekilde işaretsiz eylemler kullanılmaktadır. Fakat Çağdaş Uygurcada tekil ikinci kişi emir ifadeleri farklı yöntemlerle de kodlanabilmektedir: (10) Ġocam, buni ançe sürüştürmey, leşkerni pėqirniñ ixtiyariġa bersile! (SB4 337) ‘‘Beyim, bunu şimdilik irdelemeden askeri benim emrime verin!’’ 27 Önerme (10)da emir işaretleyen -sIlA biçimbirimi, işaretsiz emir ifadelerinden farklı olarak saygı (honorofic) anlamı da taşımaktadır. Genellikle emir ifadelerinde buyurucunun alıcıdan üstünlüğüne dayanan bir güç ilişkisi olduğu düşünülse de (10)da görüldüğü gibi konuşur (buyurucu) kendisinden sosyal statüsü daha yüksek olan bir alıcıya seslenmektedir. Fakat her ne kadar konuşucu ġocam ‘‘beyim’’ olarak seslendiği kişiden sosyal olarak üstün olmasa da yüksek derece yönlendirici bir talepte bulunmaktadır. Çağdaş Uygurca ikinci tekil kişi emir ifadelerinde, saygı biçimlerine ek olarak kibarlaştırılmış (polite) biçimlere de sahiptir: (11) Li texsir, bu yerge merhemet qiliñ! dep çaqirdi. (SB4 230) ‘‘Sayın Li, buraya merhamet edin! diye seslendi’’ Yukarıdaki önermede konuşur –(x)ñ biçimbirimini tercih ederek emir ifadesini kibarlaştırmaktadır. Bu yönüyle önerme (11) emir ve istek semantiği arasında bir görünüm sergiler. Hangi anlamın seçileceği ise çoğunlukla dil dışı etkenlere bağlıdır fakat (11)de merhemet qiliñ ‘‘merhamet edin’’ ifadesinin farklı istek ifadelerinde olduğu gibi soru yapılarıyla birlikte kullanılması mümkün değildir. Bu ayrım, edimbilimsel koşullar bir yana bırakılırsa, konuşurun gerçekleşmesini istediği eylemi güçlü bir yönlendirmeyle ilettiği doğrultusunda ipuçları verir. 1.1.3 Çoğul Emir Çağdaş Uygurca çokluk emir semantiği işaretleyen –(x)ñlAr biçimbirimi, yapısal olarak bugün tekil emir işaretleyicisi olan –(x)ñ biçimbirimine çokluk eki getirilerek oluşturulmuştur. Fakat işlevsel olarak bahsedilen iki biçimbirimin ilişkisi, yapısal görünümleri kadar açık değildir. Tezde her ne kadar Çağdaş Uygurcayı eş zamanlı ele alıyor olsak da iki biçimbirimin işlevsel ilişkisi art zamanlı bir bakış açısıyla daha iyi 28 anlaşılmaktadır. Aslında iki biçimbirim de Eski Türkçe ve Doğu Orta Türkçesinde çokluk emir görevini üstlenmekteydi. Rentzsch’e göre çokluk emir ifadelerinde, iki biçimbirimin işlevsel olarak farkı da bulunmamaktaydı (2015: 57). İki biçimbirim arasındaki tek fark, –(x)ñ biçimbirimi tekil saygı ifadelerinde kullanılabilirken; -(x)ñlAr biçimbirimi sadece çoğul emir ifadelerine gönderimde bulunabilmesiydi. Bugün ise eski çoğul emir eki –(x)ñ sadece tekil şahsa gönderimde bulunmaktayken; -(x)ñlAr Uygurca çokluk emir semantiği işaretleyen en yaygın biçimbirimdir. Emir-kişi ilişkisi, çoğul ifadelerde tekil ifadelere göre bazı farklılıklar gösterir. Tekil emir ifadelerinde gönderici ve alıcı olmak üzere iki nokta bulunmaktadır ve göndericiden alıcıya iletilen buyrum, doğrudan bir iletişim esnasında ortaya çıkmaktadır. Fakat çoğul kişi de bu durum belirli farklılıklar gösterebilir. X göndericisi Y alıcılarına doğrudan bir buyruk yöneltebildiği gibi tekil bir Y alıcısına diğer kılıcılara emri iletme görevi de verebilir: (12) [Komutandan-Orduya] Hey yigitler, bu ikki munapikni baġlañlar, dep varqirdi. (SB4 79) ‘‘Hey yiğitler, bu iki günahkarı bağlayın, diye bağırdı’’ (13) [Komutandan-Askere] Sun Cyanni tutup kelmigenni körünlar! (SB4 93) ‘‘Sun Cyan’ı bulup getirmeyeni cezalandırın’’ Yukarıdaki her iki önermede –(x)ñlar biçimbirimiyle işaretlenen eylemler, çoğul emir semantiğini işaretlemektedir. Fakat önerme (12)de komutan kılıcı konumdaki askerlerle doğrudan bir iletişim içerisindeyken; (13)te tek bir askerine seslenmektedir. Yani (13)te asker kılıcı konumuna ek olarak, yerine getirilmesi beklenen emri diğer kılıcılara iletme görevini de üstlenir. Bu tarz durumlarda gönderici bütün alıcılarla doğal bir iletişim ortamına dahil olmamaktadır. Çoğul emir ifadelerini, gönüllük ifadelerinden ayıran temel nokta ise, emir cümlelerinde konuşurun gerçekleşmesini istediği eylemin katılımcısı konumunda olmamasıdır: 29 (14) Ete yene Çaqsa aldiġa bėrip ceñge ündeyli. (SB4 70) ‘‘Ertesi gün tekrardan Çaksa önüne gelip savaşa hazırlanalım.’’ Önerme (14)te konuşur, belirli bir gruba istek temelinden oluşan bir ifade göndermektedir. Fakat emir ifadelerinde olduğu gibi konuşur kendisini eylemin kılıcılarından ayırmayıp, alıcılarla birlikte eylemi hayata geçirme arzusundadır. Çağdaş Uygurcada, saygı çokluk emir ifadelerinde ise tekil saygı ifadelerini de işaretleyen -sIlA biçimbirimi kullanılmaktadır. Tekil veya çoğul hangi anlamın seçileceği çoğunlukla bağlama göre ortaya çıkmaktadır: (15) Bularnin hemmisi mėniñ yėqin kişilirim, ėytiversila, dėdi Çėn Serkerde. ‘‘Bu kişilerin hepsi benim yakınımdır, içinizi rahat tutunuz, dedi Komutan Çen.’’ Önerme (15)te -sIlA biçimbirimiyle işaretlenen eylemin gönderim noktası sen/siz olduğu açık değildir. Bu durumun temel sebebi saygı ve kibarlaştırılmış ifadelerde çokluk işaretleyen yapıların, tekil kişi için de kullanılmasıdır. Benzer bir durum (15)in Türkçe çevirisinde hem çoğul hem tekil gönderimde bulunan –(X)nXz biçimbirimi için de geçerlidir. Çoğul emir paradigmasında, Çağdaş Uygurcaya özel yapılardan birisi de nezaket dışı (disrespectful) emir ifadelerinin bulunmasıdır. Bu yapıların sıradan (ordinary) ifadelerden farkı, emir semantiğinin daha güçlü olması değil, göndericinin alıcıyla olan olumsuz sosyal ilişkileridir: (16) Hey muttehem qarakçilar, tiliñni tartiş! (SB4 299) ‘‘Ey utanmaz allanmaz eşkıyalar, dilinize hakim olun!’’ 30 Göndericinin yukarıdaki önermede sıradan emir ifadesini seçmeyip, tiliñni tartiş (dilinize hakim olun) yapısındaki –(x)ş biçimbirimini seçmesinin temel sebebi, alıcı konumunda bulunan kişileri qarakçi (eşkıya) olarak görmesidir. Aslında –(x)ş biçimbirimi Çağdaş Uygurcada çatı eki olup, biçim-sözdizimsel görevlere sahiptir. Fakat emir ifadelerinde birlikte veya karşılıklı yapma anlamından ziyade ikinci çoğul kişiye gönderimde bulunmaktadır. 1.1.4 Olumsuz Emir (Yasaklama) Olumsuz emir ifadeleri, konuşur tarafından izin verilmeyen veya gerçekleşmesi istenmeyen önermelerden meydana gelir. Ayrıca emir semantiğinin baskın olmadığı önermelerde uyarı ve konuşur tarafından verilen tavsiyeleri içerir. Çağdaş Uygurca tekil olumsuz emir ifadeleri, kök halindeki fiile olumsuz eki -mA getirilirken oluşturulmaktadır. Çoğul ifadelerinde ise olumsuz ekini, kişi eki yani özne işaretleyicisi –(x)ñlar biçimbirimi takip eder: (17) Hey caduger, uxlap çüş körme! (SB4 100) ‘‘Hey büyücü, uykuya dalıp düş görme!’’ (18) Vėyşėñ aymiqiġa orunlişivalġan qarakçilarnin keyni tiripidin bėrip tosuñlar, bixsetlik qilmañlar. ‘‘Veyşen ilçesine yerleşen eşkıyaların arkasından dolanıp kuşatın, dikkatsiz davranmayın.’’ 1.1.5 {-GIn} 31 Türk dillerinin yazılı kaynaklarla takip edilebilen ilk evresinden Çağdaş Türk dillerine gelene kadar, ikinci kişi emir çekiminde kullanılan -GIl ve -GIn biçimbirimleri, emir semantiğine kuvvetlendirme, pekiştirme anlamları katmaktaydı: (19) Sabımın tüketi ėşidgil (KT G 1) ‘‘Sözlerimi iyice işit.’’ (20) İlig imledi kelgil oldur berü (KB 621) ‘‘Hükümdar, beri gel ve otur diye işaret etti.’’ Önerme (19) da eski Türkçe, (20) de Doğu Orta Türkçesinde kullanılan -GIn ve -GIl biçimbirimleri, emir semantiğini kuvvetlendirici bir anlama sahiptir. Bugün Çağdaş Uygurcada ise, aynı kökene dayanan -GIn ve -GIl {< *qı-} biçimbirimlerden sadece ilki yaşamaktadır (krş. Öztürk 2015: 89). Fakat bugün Çağdaş Uygurcada -GIn biçimbiriminin işlevleri tarihi Türk dillerine göre belirli farklılıklar göstermektedir. Tömür’e göre Çağdaş Uygurcada -GIn biçimbirimi, gönderici ve alıcı arasındaki yakınlıktan kaynaklanan samimi (intimate) emir ifadelerini işaretler (2003: 309). Tespit edebildiğimiz örneklerde Tömür’ün ifadelerine benzer yapılar bulunmakla birlikte, eski ve orta Türkçede kullanılan pekiştirilmiş emir ifadelerine de rastlamak mümkündür: (21) - Bu ottuz ser kümüşni yolda xec-xiracet qilġin, dėdi. -Rehmet ata, dėdi Van Çin pulġa qolini sunup. (SB4 237) ‘‘-Bu otuz parça gümüşle yoldaki masraflarını karşıla, dedi. -Sağ olasın baba, dedi Van Çin parayı almak için elini uzatırken.’’ (22) Hey dehri qarakçi, añlap qoyġin! (SB4 99) ‘’Hey zalim eşkıya, dinle bakalım!’’ 32 Önerme (21)de -GIn biçimbirimi konuşur ve alıcı arasındaki yakınlıktan kaynaklanan samimi bir emir semantiği işaretlemektedir. Fakat (22)de konuşur ve alıcı arasında olumsuz sosyal ilişki, konuşurun alıcıya dehri qarakçi ‘‘zalim eşkıya’’ olarak seslenmesinden anlaşılmaktadır. Haliyle (22)de -GIn biçimbirimi samimiyet bildirmekten ziyade, emir anlamını pekiştirmektedir. Yeri gelmişken tekrardan belirtmek gerekir ki (22)de añlap qoyġin ‘‘dinle bakalım’’ yapısında, temel anlamı üzerinde barından yüklem, zarf-fiil –(x)p eki almış eylemken, devam eden art-eylem belirli kılınışsal anlamları işaretlemektedir. 1.2 Gönüllülük Çağdaş Uygurca gönüllülük kipi [voluntative mood], emir ve istek gibi tasarlanan ve gerçekleşmesi istenen ifadelerden oluşur. Ayrıca gönüllülük ifadeleri gerçekleşmesi beklenen eyleme uygun olarak izin, uyarı, tavsiye, talep ifade edebilir. Johanson’a göre Türk dillerinde gönüllülük ifadeleri bu yönüyle, istek ve geniş zaman (aorist) ifadelerine yaklaşır (2014: 30). Nuyts’a göre gönüllülük ifadelerinin nasıl sınıflandırılacağı ve hangi kiplik alan içerisinde değerlendirileceği konusunda, ilgili literatürde görüş birliği yoktur (2006: 9). Bazı dilbilimcilere göre gönüllülük ifadeleri, isteme ifadelerinden ziyade, konuşurun hayata geçirmek istediği eylemlerle ilgilidir ve bu yüzden de devinim kipliği içerisinde değerlendirilmelidir (Palmer 2001). Fakat Nuyts’un da belirttiği gibi gönüllülük ifadeleri, konuşurun gerçekleşmesini beklediği eylemler karşısındaki hareket planından ziyade, arzularından (desires) meydana gelmektedir (2006: 11). Aslında gönüllülük ifadelerinin devinim kipliği içerisinde değerlendirilmesinin sebebi, diğer isteme ifadelerinde olduğu gibi konuşurun gerçekleşmesini beklediği eylemin dışında kalmamasıdır: (23) Padişah müşavirimiz qoşqa kirip ketsile, pėkir uniñ bilen ėlişip körey, ya ölüm, ya körüm, dėdi Sun Çi. (SB4 108) ‘‘Vezirimiz siz, karargaha girin, bendeniz onunla savaşayım, ya ölüm ya kurtuluş, dedi Sun Çi.’’ 33 Yukarıdaki önermede gönderici sadece alıcıya isteme temelinde oluşan bir ifadeyi iletmeyip, gerçekleşmesini beklediği eylemin kılıcısı da olma niyetindedir. Fakat gene de konuşur devinim kipliğinde olduğu gibi iç-yeterlilik ve iç-gerekliklerini değil, arzularını ifade etmektedir. Bu yüzden de tezde, gönüllülük ifadeleri isteme kipi içerisinde değerlendirilecektir. Gönüllülük kipinin diğer isteme kiplerinden ayrıldığı bir başka nokta da doğrudan bir isteme ifade etmekten ziyade plan ve niyet bildirmesidir. Örneğin (23)de gönderici Sun Çi, emir ifadelerinde olduğu gibi doğrudan bir istekten ziyade isteme derecesi daha düşük bir niyeti dile getirmektedir. Bu yönüyle isteme ifadelerini, istemenin derecesine göre emir>gönüllülük>istek olarak sınıflandırmak mümkündür. Çağdaş Uygurcada gönüllülük-kişi ilişkisi, emir paradigmasıyla bazı ortak noktalara sahiptir. Emir işaretleyen -(x)ñ ve –(x)ñlAr biçimbirimlerinde olduğu gibi, gönüllülük işaretleyen –(A)y, -(A)ylI ve -sUn biçimbirimleri isteme semantiğine ek olarak kişi çekimini bünyesinde barındırır. Türk dillerinin birçoğunda benzer durumda olan iki paradigmadaki bu yapısal birliktelik, anlamsal bir bütünlüğün de olduğunu düşündürmüştür. Fakat Johanson’un (2019’dan aktaran Aslan Demir 2008: 56) belirttiği gibi farklı parçalardan oluşmasına karşılık, yanıltıcı bir süreklilik gösteren biçimbirimlerin işlevleri ve işaretledikleri kiplik alanlar birbirinden farklıdır. Zaten ilgili bölümde de bahsettiğimiz gibi emir kipi, sadece ikinci kişilere gönderim yapmasıyla diğer isteme kiplerinden ayrılır. Kişi çekimine ek olarak Çağdaş Uygurca gönüllülük kipi, emir paradigmasına benzer şekilde görünüş işlevlerini de bünyesinde barındırır. Renztsch’in (2015) de Mod2 olarak sınıflandırdığı gönüllülük işaretleyen biçimbirimler, isteme anlamına ek olarak geleceğe yönelik bir bakış açısı bildirir: (24) Men aymiqqa növetçilikke barimen, ete kelgende körüşeyli, dedi. (SB 312) ‘‘Ben şehre nöbete gidiyorum, yarın gelince görüşelim, dedi.’’ 34 Önerme (24)te –(A)ylI biçimbirimi, gönüllülük işlevine ek olarak işaretlediği eylemi geleceğe yönelik bir bakış açısıyla sunar. Bu yüzden, bahsedilen biçimbirimler ayrı bir görünüş işaretleyicisine ihtiyaç duymamaktadır. 1.2.3 Soru Çağdaş Uygurca gönüllülük ifadelerinde, evet-hayır soruları (polar questions) cümlenin sonuna yerleşen soru parçacıklarıyla kurulmaktadır. Bu yapılar birinci tekil kişi ifadelerinde (25) konuşurun tasarladığı eylemleri hayata geçirmek için alıcıya yönelttiği izin, talep, teşvik ifadelerinden oluşur. Çoğul birinci kişi gönüllülük ifadelerinde (26) ise soru ifadeleri izin yapılarına ek olarak, konuşurun dile getirdiği eylemi, alıcıyla birlikte hayata geçirme arzusunu yansıtabilir: (25) U çağlarda çoñ turaġa qėtilaymu? (SB4 78) ‘‘O zaman büyük birliğe katılayım mı?’’ (26) On çaqirim yiraqliqqa çėkindürüvėlip başiqidin koş tikeylimu? Dedi Vu Yun Sun Cyañġa qarap. (SB4 166) ‘‘On kilometre ileriye çekilerek yeniden karargah kuralım mı? Vu Yun Sun Cyan’a bakıp.’’ Gönüllülük üçüncü kişi ifadelerinde de tekil birinci kişiye benzer şekilde, konuşur alıcıdan izin veya tavsiye beklemektedir. Fakat birinci kişi ifadelerinden farklı olarak, üçüncü kişi yapılarında konuşur ve kılıcı farklı kişilerdir: (27) Ular öyge barsunmu? (MUG 318) ‘‘Onlar eve gelsin mi?’’ 35 1.2.4 Gönüllük Birinci Kişi ve Kişiler Çağdaş Uygurca tekil birinci kişi gönüllülük ifadeleri –(A)y8 biçimbirimiyle işaretlenmektedir ve bu ifadeler işaretlenen eyleme uygun olarak niyet, istek, heves, vaat gibi anlamları ifade etmektedir: (28) Sey Ciñ qattiq ġezepke kėlip, uniñ rasa edipini bėrey dep turuşiġa, teñriqutniñ bu yerge qedem teşrip qilġanliqini añlidi. (SB4 210) ‘‘Sey Cin oldukça sinirlenip, ona haddini bildireyim diye düşünürken padişahın buraya geldiğini duydu.’’ (29) Men deryadin üzüp ötüp, Cinşen tėġiġa bėrip tiñtiñlep kėley, dėdi Can Şün. (SB4 424) ‘‘Ben nehri yüzerek geçip, Cinşen dağına giderek durumu öğrenmeye çalışayım, dedi Can Şün.’’ Yukarıdaki iki önermede –(A)y biçimbirimiyle işaretlenen eylemler gönüllülük ifadelerini kodlamaktadır. Fakat iki önerme arasında tasarlanan eylemlerin hayata geçebilmesi için belirli farklılıklar bulunmaktadır. Önerme (27)de konuşur tasarladığı eylemi herhangi bir alıcıya iletmeyip iç arzularını ifade etmekteyken; (28)de konuşur tasarladığı eylemi alıcıyla paylaşmaktadır ve çoğunlukla eylemin hayata geçirilebilmesi alıcıya bağlıdır. Bu yönüyle (28)de olduğu gibi gönderici ve alıcının bulunduğu gönüllülük ifadeleri, istek ifadelerine yaklaşmaktadır. 8 Etimolojik olarak –(A)y biçimbirimini istek işaretleyicisi -GAy biçimbirimiyle ilişkilendiren görüşler olmakla birlikte, Johanson’un da belirttiği gibi bu ilişki fonetik olarak imkansızdır (2014: 33). Çünkü Batı Orta Türkçesinin aksine, Doğu Orta Türkçesinde ve Çağdaş Uygurcada ek başında /g/ yitimi yaşanmamıştır. 36 Çağdaş Uygurca birinci kişi gönüllülük işaretleyicisi –(A)y biçimbirimine eklenen -çu parçacığı, konuşurun tasarladığı eylemi gerçekleştirebilmek için alıcıya yönlendirdiği dilek, rica ve yalvarma ifadelerini kodlamaktadır: (30) Muşu vezipini ben üstümge alayçu, maqul deñ. (MUG 316) ‘‘Lütfen bu görevi ben üstleneyim, evet deyin.’’ Önerme (29) –(A)y+ -çu yapısıyla işaretlenen üstümge al- ‘‘üstlen-’’ eylemi, konuşurun sadece tasarılarını değil hayata geçirmeye odaklandığı bir isteme semantiği de bildirmektedir. Gene de devam eden cümleden anlaşıldığı üzere, eylemin hayatı geçebilmesi göndericiden çok alıcıya bağlıdır. Birinci çokluk kişi gönüllülük ifadeleri ise Çağdaş Uygurcada -AylI biçimbirimiyle işaretlenmektedir. Bu ifadeler gönüllülük semantiğine ek olarak teşvik, onay, davet vb. ifadeleri kodlayabilmektedir. Fakat tekil ifadelerden farklı olarak eylemin kılıcısı sadece konuşurun kendisi değil konuşurun belirlemiş olduğu kişi veya kişilerdir: (31) Şeher içide dep söz açti Ni Şi, cezmen teyyarlinip turuşqandu, bularniñ aldimiġa çüşüp qalmay, qoşunni çapsan çėkindüreyli. (SB4 307) ‘‘Şehir içinde diye söze başladı Ni Şi, mutlaka hazırlık yapmış şekilde bekliyorlar, onların tuzağına düşmeden orduyu hemen geri çekelim.’’ Önerme (30)da konuşur gerçekleştirmek istediği eylemi gerekçelendirerek alıcıya nasihat temelli bir ifade iletmektedir. Her ne kadar -AylI biçimbirimi -sen dahil biz ve sen hariç biz- arasında bir ayrım yapmasa da (30)dan alıcının da göndericiyle birlikte eyleme dahil olması istenildiği anlaşılmaktadır. Gönüllülük birinci kişi ve kişi ifadelerinde olumsuzluk yapıları, gönüllülük işaretleyicileri –(A)y ve -AylI biçimbirimlerinden önce eklenen -mA biçimbirimiyle oluşturulmaktadır. 37 (32) Uninġa tegmeyli, dep bir-birini tosup, yėqin barmapitiken, dėdi. (SB4 142) ‘‘Ona yaklaşmayalım diye yanındakilere engel olarak uzak durun dedi.’’ 1.2.5 Gönüllülük Üçüncü Kişi ve Kişiler Üçüncü kişi gönüllülük yapılarının temel işlevi, konuşurun bir veya daha fazla kılıcıya yönelttiği tasarı ve izin ifadelerini kodlamaktır. Bu yapılar ayrıca talep, davet, tavsiye, emir vb. yapıları işaretleyebilmektedir. Fakat bahsedilen bu yapılar, kılıcıya dolaylı bir şekilde ulaştığı için emir ifadeleriyle kıyaslandığında çoğunlukla daha kibarlaştırılmış önermelerden oluşmaktadır. Çağdaş Uygurca üçüncü kişi hem tekil hem de çoğul yapılar -sUn biçimbirimiyle işaretlenmektedir. Tekil veya çoğul hangi anlamın seçileceği çoğunlukla bağlama göre anlaşılmakla birlikte, çoğul yapıları kodlamak için gönüllülük işaretleyicisinden önce – (x)ş biçimbirimi eklenebilir: (33) Men künçiqiştiki qovuqtin çiqip Ma Liñni caylay, inimiz Çyav Davçiñ künpėtiştiki qovuqtin çiqip Vu Nėn, Şü Cinlerni tutsun, Lu Turşavul yuqiri qovuqtin çiqip Tyen Bavni bablisun, dėdi melumatni añlap Guñsun Şėn. (SB4 174) ‘‘Ben doğudaki girişten çıkarak Ma Lin’i durdurayım. Kardeşimiz Çyav Davçin batı girişe giderek Vu Nen, Şu Cin ve arkadaşlarını yakalasın. Başbuğ Lu ise yukarı girişten çıkıp, Tyen Bav’a engel olsun, dedi haberi duyan Gunsun Şen.’’ (34) Men padişah aliylirini qoġdap qayturup keldim. Beg-sipahiler pat çiqip aliylirini qarşi alsun! (SB4 201) 38 ‘‘Ben padişah hazretlerine eşlik edip buraya getirdim. Bey ve subaylar acilen çıkıp, padişah hazretlerini karşılasın!’’ Önerme (32)de -sUn biçimbirimiyle işaretlenen tut- ‘‘yakala-’’ ve babla- ‘‘engel ol-’’ eylemleri, Gunsun Şen’in sırasıyla Çyav Davçin ve Lu Turşavul’dan yerine getirmesini istediği ifadeleri oluşturmaktadır. Fakat eylemi yerine getirmesi beklenen kılıcılar ve gönderici doğrudan bir iletişim ortamında değildir. Konuşur yönelttiği isteme temelindeki ifadeler üçüncü kişiye ulaşmadan önce, alıcı konumundaki ikici kişiye ve onun vasıtasıyla kılıcılara ulaşmaktadır (üçüncü kişi emir semantiği için bk. Aslan Demir 2008; Usta 2016). İstemenin derecesi (33)de Gunsun Şen’in sosyal konumunun yüksek olması ve gerçekleşmesini istediği eylemlerin düşmanlara karşı koymak için gerekli olmasından dolayı yüksektir. Benzer şekilde çoğul üçüncü kişi gönüllülük ifadesi olan (34)te, konuşur, bey ve subaylardan padişahın karşılanmasını yani bağlayıcılığı yüksek bir durumu beklemektedir. Zaten pat ‘‘acilen’’ zarfı da eylemin bir an önce gerçekleşmesi gerektiğini desteklemektedir. İstemenin dercesine göre üçüncü kişi gönüllülük işaretleyicisi -sUn ve istek işaretleyicisi -GAy biçimbirimini karşılaştıran Memtimin’e göre de bahsedilen biçimbirimlerden ilki daha güçlü bir istemeyi kodlamaktadır (2016: 242). Çağdaş Uygurca üçüncü kişi gönüllük ifadeleri konuşurun dışındaki kişilerin isteklerini de ifade edebilir: (35) Tosma, qoyup ber, boptu barsun. (MUG 308) ‘‘Engel olma, izin ver varsın gitsin’’ Konuşura yöneltilen tasarı ve plan ifadelerinde ise -sUn biçimbirimi onaylama ifade etmektedir: (36) -Cinşen tėġiġa bėrip tiñtiñlap kėley, dėdi Can Şün 39 -Şundaq bolsun, dėdi Çey Cin. (SB4 425) ‘‘-Çinşen dağına varıp durumu öğrenmeye çalışayım, dedi Can Şün -Peki öyle olsun, dedi Çev Cin.’’ Üçüncü kişi gönüllülük ifadeleri -çu parçacığıyla kullanıldığında, bazen (36)da olduğu gibi cümlede gerçekleşmesi beklenen eyleme dair beklentiyi güçlendirmekteyken; bazen de (37)de olduğu gibi eylemden beklenen sonucun gerçekleşmeyeceğini, gerçekleşse bile kötü bir sonuçların doğacağını işaretler. (37) Yaz kelsunçu, men sėni dėñiz boyiġa apirimen. (MUG 491) ‘‘Hele bir yaz gelsin ben seni denize götüreceğim.’’ (38) U meni urimen dėgüdek, urup baqsunçu. ‘‘Açıkca bana vuracağını söyledi, vursun bakayım.’’ İki veya daha fazla cümleden oluşan üçüncü kişi gönüllülük ifadeleri, cümle başı bağlacı meyli…meyli (ister…ister) ile kullanıldığında, son cümlede gerçekleşmesi beklenen eylemin her koşulda gerçekleşeceğini ifade eder: (39) Meyli boran çiqsun, meyli yamġur yaġsun, cezmen barimen. (MUG 309) ‘‘İster rüzgar essin, ister yağmur yağsın, kesinlikle gideceğim.’’ Son olarak bahsetmemiz gereken bir konu da Çağdaş Uygurca üçüncü kişi gönüllülük kipinin, geçmiş zaman koşacıyla birlikte kullanılamamasıdır. Bu yönüyle üçüncü kişi gönüllülük ifadeleri emir kipine yaklaşmaktadır. Aslında ilgili bölümde de bahsettiğimiz gibi -sUn biçimbirimi güçlü bir istemeyi yani emir semantiğini işaretlemektedir. Fakat gönüllülük ifadelerinin kodladığı durumların aksine, gönderimde bulunduğu nokta üçüncü kişi değil ikinci kişidir. 40 1.3 Hipotetik İşaretleyici Türkoloji literatüründe genellikle şart kipi, şart-dilek kipi ve şart zarf-fiili gibi farklı terimlerle ele alınan -sA işaretleyicisi, Johanson tarafından hipotetik işaretleyici [hypotetic marker] olarak isimlendirilmiştir (2008: 491). Bu isimlendirmenin temel gerekçesi, bahsedilen biçimbirimin şart, dilek, istek, gönüllülük vb. semantik alanları işaretlediği durumlarda, çoğunlukla gerçekleşmesi mümkün olmayan veya gerçek olmasına rağmen gerçekleştirilebilirliği düşük önermeleri kodlamasından kaynaklanır.9 Bu yüzden tezde de -sA biçimbirimini daha kapsayıcı şekilde ifade ettiği için hipotetik işaretleyici terimi kullanılacaktır. Eski Türkçe -sAr biçimbirimine dayanan ve bugün Çağdaş Uygurcada sondaki ünsüzü düşmüş şekilde yaşayan biçimbirim, temel cümle işaretlediği durumlarda varsayımsal beklentileri ifade eder. Yan cümlede ise -sA işaretleyicisi daha çok varsayımsal bir şart ifade eder: (40) Pėqir atamanlardin Fen Ruy, Şen Tiñguy, Vėy Diñgolar bilen birlikte leşker başlap Çyav Davçiñni qoġlap bėrip, u döyüzni el qilip kelsem. (SB4 115) ‘‘Bendeniz komutanlardan Fen Ruy, Şen Tinguy, Vey Dingo ve arkadaşlarıyla birlikte askerleri komuta ederek Çyav Davçin’i takip edip, o deyyuzu ele geçirsem.’’ (41) Ete yamġur yaġmisa, seylige çiqimiz. (MUG 311) ‘‘Yarın yağmur yağmazsa, yürüyüşe çıkacağız.’’ Önerme (40)da temel cümle işaretleyicisi -sA emir, istek, dilek vb. semantik alanlarında olduğu gibi konuşurun alıcı veya alıcılardan beklediği isteme temelinde oluşan bir ifadeyi kodlamaktadır. Fakat diğer isteme ifadelerinden farklı olarak gerçekleşmesi beklenen eylemin yönlendiriciliği ve empoze derecesi düşüktür. Aslında (40)da olduğu gibi -sA 9 Hipotetik işaretleyicinin Türkçe isteme bildirdiği durumlar için Aslan Demir 2007a’ya bakılabilir. 41 işaretleyicisi birinci kişi çekiminde gönüllülük kipine yaklaşmaktadır. Fakat gönüllülük kipinde konuşur eylemi harekete geçirmeye daha yakınken; hipotetik işaretleyici daha çok eylemle ilgili planlanan süreci kodlamaktadır. Önerme (41)de ise alta sıralı yan cümle yüklemini işaretleyen -sA biçimbirimi, temel cümledeki eylemin gerçekleşmesi için gerekli şartları kodlamaktadır. Buradaki şart anlamı varsayıma dayalıdır ve konuşur, eylemin gerçekleştirilebilirliğine atıfta bulunmamaktadır. Fakat yan cümle yüklemine eklendiği durumlarda, Çağdaş Uygurcada -sA biçimbirimi (42)de olduğu gibi sadece varsayımsal bir şart bildirmemektedir: (42) Bügün oġrilerniñ serkerdisidin birni örüp, heyvisini biraz sundurduq, qarisam taġnin epti xeherliktek qilidu, Çaqsa mezmuttek turidu. (SB4 70) ‘‘Bugün zalimlerinden komutanlarından birini alaşağı edip, kibrini biraz söndürdük, bakıyorum da dağın görünümü tehlikeli duruyor, Çaksa coşkun gibi duruyor.’’ Yukarıdaki önermede -sA biçimbirimiyle işaretlenen qara- ‘‘bak-’’ eylemi, temel cümleyle öncelik-sonralık ilişkişi kuran belirteç işlevli bir yan cümle oluşturmuştur. Yani ilk olarak yan cümledeki bakmak eylemi gerçekleşmiş daha sonra buna bağlı olarak konuşur dağın ve Çaksa’nın görünümünü fark etmiştir. Bu yönüyle (42)de -sA biçimbirimi, Türkçede çoğunlukla -IncA ve -(X)p gibi zarf fiil yapılarıyla kurulan zaman işlevli belirteç yan cümleleriyle benzerlik gösterir. Hipotetik işaretleyicinin isteme bildirdiği durumlarda dilbilgisel zamanla ilişki belirli yönleriyle diğer isteme kiplerinden ayrılır. Daha önce de belirttiğimiz gibi yükümlülük ifadeleri doğası gereği geleceğe atıfta bulunur. Fakat Aslan Demir’in Türkçe -sA biçimbirimi değerlendirirken belirttiği gibi önermede ortaya çıkacak hipotetik anlam eğer gerçekleşmesi imkansız bir eylemi karşılıyorsa, gelecekle-belirsizlik arasında bir yere konuşlanır (2007a: 6). Tersi durumda yani eylemin gerçekleşme olasılığı yüksekse, varsayım derecesi düşüktür ve önerme zaman bakımından daha belirgin hale gelir. 42 1.3.1 Özne İşaretleme Sistemi Hipotetik işaretleyici, emir ve gönüllülük paradigmalarının aksine tek başına kullandığında özne gönderiminde bulunmaz. Her ne kadar tek başına -sA işaretleyicisi üçüncü kişiyi kodlasa da birinci ve ikinci kişilerde iyelik kökenli kişi eklerinin eklenmesiyle oluşturulur. Birinci kişi ifadeleri tekil gönderimlerde -m; çoğul gönderimlerde -K biçimbirimleri özne işaretleyicisidir: (43) Şu arida Ma Liñniñ yel tapanliq hüneridin heveri bolġan Dey Zun menmu Guñsun Şėn bilen bille barsam dep telep qildi. (SB4 174) ‘‘O arada Ma Lin’in rüzgar ayaklı olabilme yeteneğinden haber alan Dey Zun ben de Gunsun Şenle birlikte gitsem diye izin istedi.’’ (44) Taqqa çiqip taġniñ sap havasidin bir nepes alsaq! (Memtimin 2016: 235) ‘‘Dağa çıkıp, temiz havasından bir nefes çeksek!’’ Yukarıdaki iki önerme -sAm ve -sAK biçimbirimleri sırasıyla tekil ve çoğul birinci kişiye gönderimde bulunmaktadır. Önerme (43)de konuşur telep qildi ‘’izin istedi’’ öbeğinden de anlaşılacağı üzere alıcıya izin temelinde bir ifade göndermektedir. Fakat gönüllülük ifadelerinin aksine, konuşur hayata geçirmek istediği eylemlerin tasarı yönü daha ağır basmaktadır. Önerme (44)de ise konuşur farklı kılıcılarla birlikte nepes al- ‘‘nefes çek-’’ eylemini hayata geçirme isteğindedir. Burada diğer isteme semantiklerinden farklı olarak hayata geçirilmesi beklenen eylem varsayıma dayalıdır ve gerçekleşebilirlik yönünden zayıftır. İkinci kişi ve kişiler ise -sA biçimbirimine eklenen -ñ ve -ñlAr biçimbirimleriyle kodlanmaktadır: (45) Hey iplas döyüz, öltürseñ balduraq öltür, dep tilledi. (SB4 100) ‘‘Hey pis deyyuz, öldüreceksen hemen öldür, dedi.’’ 43 (46) Mubada siler el bolsañlar, men Senşi şahiġa melum qilip, silerge katta emel inam qilimen, dėdi. (SB4 99-100) ‘‘Eğer biat ederseniz, ben Şensi hükümdarına bilgi verip sizleri büyük hediyelerle ödüllendireceğim, dedi.’’ İkinci tekil kişi ifadelerinde -ñlAr biçimbirimine ek olarak Çağdaş Uygurcaya özel yapılardan birisi de hipotetik ifadelerde kullanılan kibarlaştırılmış biçimlerdir. Bu ifadeler, hipotetik işaretleyiciye -ñIz biçimbiriminin eklenmesiyle oluşturulur: (47) Meni baġçiġa aparsiniz. (Memtimin 2016: 235) ‘‘Beni parka götürseniz.’’ Önerme (47)de -sA biçimbirimi ek alıp açık orta hece konumuna düştüğü için a ̴ i nöbetleşmesi görülmektedir (detaylar için bk. Yakup 2009a). Üçüncü kişi ve kişiler ise -sA biçimbiriminin yalın halde kullanılmasıyla işaretlenmektedir: (48) Hazirçe Sun Cyanġa ündekçi beg nami berilse, şahane zinnet-ziverler ėlip mehrem bėgi bolsa; orunbasar Turvaşul Lu Cünyige elemdar beg nami berilse, şahane zinnet-ziverler ėlip qarargah kurbėgi bolsa; Vu Yun başliq ottuz töt baturġa oñ qol serkerdilik mensipi berilse, Cu Vu başliq yetmiş ikki palvanġa sol qol serkerdilik mensipi berilse; altun-kümüşler acritilip üç qoşun tartuqlansa, dėdi. (SB4 400) ‘‘Sun Cyan’a haberci komutan şanı verilse, şahane ödüllerle ödüllendirilse kafi olacaktır. İzci komutan Lu Cunyi’ye harpbeyi adı verilse o da şahane ödüllerle ödüllendirilip karargah komutanlığına atansa şahane olacak. Vu Yun ve diğer otuz dört kahramana sağ kol komutanlığı verilse ve Cu Vu 44 önderliğindeki yetmiş iki bahadıra sol kol komutanlığı verilse ve tüm bu kahramanlara altın ve gümüşler dağıtılarak ödüllendirilse yerinde olacaktır.’’ (49) Bügün qarakçilar bu üç kişige birer ziyan-zexmet yetküzüp qoysa, leşker az bolġanliqtin şeher haman qoldin kėtip qalidu de, hemmimiz tügişip ketimiz. (SB4 349) ‘‘Bugün eşkiyalar bu üç kişinin saçının teline zarar verirlerse, eşkiya kuvvetleri sayıca az olduğundan şehir çabucak elden gider. Hepimiz kılıçtan geçiriliriz.’’ 1.3.2 Hipotetik İşaretleyici + {-çu} Hipotetik işaretleyici -sA biçimbirimine eklenen -çu parçacığı soru sorma, öne çıkarılmak istenen öğeyi vurgulama ve dilek gibi farklı işlevleri yerine getirmektedir. Tömür’e göre -çu parçacığının işlevi vurguyla yakından ilişkilidir. Eğer -sA biçimbirimine eklenen -çu parçacığı (50)de olduğu gibi vurgulanmıyorsa pişmanlık, vicdan azabı, hayıflanma vb. anlamları kodlamaktadır. Birinci ve ikinci kişilerde (51)de olduğu gibi vurgu -çu parçacığının üzerindeyse yalvarma, dilek, rica vb. anlamları kodlamaktadır (2003: 315). (50) Tursunmu kelsiçu öyde yalġuz olturġuçe. ‘‘Tursun da gelse ya, evde yalnız oturacağına.’’ (51) Vaqtiñ bolsa, mavu xetni tercime qilip berseñçu. (Doğan 2012: 894). ‘‘Zamanın varsa, şu mektubu tercüme etsen (lütfen).’’ Önerme (50) de vurguyu üzerinde taşımayan ve hayıflanma anlamı taşıyan -sA+-çu yapısı Çağdaş Uygurcada farklı yollarla da kodlanmaktadır. Tömür’e göre bu yollardan ilki hipotetik işaretleyiciye boptiken (