1 Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Halkbilimi Anabilim Dalı KÜLTÜR VE GELENEK AKTARIMI BAĞLAMINDA COĞRAFİ İŞARET SİSTEMİNİN İŞLEVLERİ Yasemin DOMAÇ YAŞAR Doktora Tezi Ankara, 2023 KÜLTÜR VE GELENEK AKTARIMI BAĞLAMINDA COĞRAFİ İŞARET SİSTEMİNİN İŞLEVLERİ Yasemin DOMAÇ YAŞAR Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Halkbilimi Anabilim Dalı Doktora Tezi Ankara, 2023 KABUL VE ONAY Yasemin DOMAÇ YAŞAR tarafından hazırlanan “Kültür ve Gelenek Aktarımı Bağlamında Coğrafi İşaret Sisteminin İşlevleri” başlıklı bu çalışma, 06.06.2023 tarihinde yapılan savunma sınavı sonucunda başarılı bulunarak jürimiz tarafından Doktora Tezi olarak kabul edilmiştir. [Prof. Dr. Abdulselam ARVAS] (Başkan) [Prof. Dr. Özkul ÇOBANOĞLU] (Danışman) [Prof. Dr. Yılmaz YEŞİL] (Üye) [Doç. Dr. Zehra KADERLİ] (Üye) [Doç. Dr. Şirin YILMAZ] (Üye) Yukarıdaki imzaların adı geçen öğretim üyelerine ait olduğunu onaylarım. Prof.Dr. Uğur ÖMÜRGÖNÜLŞEN Enstitü Müdürü YAYIMLAMA VE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI BEYANI Enstitü tarafından onaylanan lisansüstü tezimin tamamını veya herhangi bir kısmını, basılı (kağıt) ve elektronik formatta arşivleme ve aşağıda verilen koşullarla kullanıma açma iznini Hacettepe Üniversitesine verdiğimi bildiririm. Bu izinle Üniversiteye verilen kullanım hakları dışındaki tüm fikri mülkiyet haklarım bende kalacak, tezimin tamamının ya da bir bölümünün gelecekteki çalışmalarda (makale, kitap, lisans ve patent vb.) kullanım hakları bana ait olacaktır. Tezin kendi orijinal çalışmam olduğunu, başkalarının haklarını ihlal etmediğimi ve tezimin tek yetkili sahibi olduğumu beyan ve taahhüt ederim. Tezimde yer alan telif hakkı bulunan ve sahiplerinden yazılı izin alınarak kullanılması zorunlu metinleri yazılı izin alınarak kullandığımı ve istenildiğinde suretlerini Üniversiteye teslim etmeyi taahhüt ederim. Yükseköğretim Kurulu tarafından yayınlanan “Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” kapsamında tezim aşağıda belirtilen koşullar haricince YÖK Ulusal Tez Merkezi / H.Ü. Kütüphaneleri Açık Erişim Sisteminde erişime açılır. o Enstitü / Fakülte yönetim kurulu kararı ile tezimin erişime açılması mezuniyet tarihimden itibaren 2 yıl ertelenmiştir. (1) o Enstitü / Fakülte yönetim kurulunun gerekçeli kararı ile tezimin erişime açılması mezuniyet tarihimden itibaren ….. ay ertelenmiştir. (2) o Tezimle ilgili gizlilik kararı verilmiştir. (3) ……/………/…… Yasemin DOMAÇ YAŞAR 1“Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” (1) Madde 6. 1. Lisansüstü tezle ilgili patent başvurusu yapılması veya patent alma sürecinin devam etmesi durumunda, tez danışmanının önerisi ve enstitü anabilim dalının uygun görüşü üzerine enstitü veya fakülte yönetim kurulu iki yıl süre ile tezin erişime açılmasının ertelenmesine karar verebilir. (2) Madde 6. 2. Yeni teknik, materyal ve metotların kullanıldığı, henüz makaleye dönüşmemiş veya patent gibi yöntemlerle korunmamış ve internetten paylaşılması durumunda 3. şahıslara veya kurumlara haksız kazanç imkanı oluşturabilecek bilgi ve bulguları içeren tezler hakkında tez danışmanının önerisi ve enstitü anabilim dalının uygun görüşü üzerine enstitü veya fakülte yönetim kurulunun gerekçeli kararı ile altı ayı aşmamak üzere tezin erişime açılması engellenebilir. (3) Madde 7. 1. Ulusal çıkarları veya güvenliği ilgilendiren, emniyet, istihbarat, savunma ve güvenlik, sağlık vb. konulara ilişkin lisansüstü tezlerle ilgili gizlilik kararı, tezin yapıldığı kurum tarafından verilir *. Kurum ve kuruluşlarla yapılan işbirliği protokolü çerçevesinde hazırlanan lisansüstü tezlere ilişkin gizlilik kararı ise, ilgili kurum ve kuruluşun önerisi ile enstitü veya fakültenin uygun görüşü üzerine üniversite yönetim kurulu tarafından verilir. Gizlilik kararı verilen tezler Yükseköğretim Kuruluna bildirilir. Madde 7.2. Gizlilik kararı verilen tezler gizlilik süresince enstitü veya fakülte tarafından gizlilik kuralları çerçevesinde muhafaza edilir, gizlilik kararının kaldırılması halinde Tez Otomasyon Sistemine yüklenir. * Tez danışmanının önerisi ve enstitü anabilim dalının uygun görüşü üzerine enstitü veya fakülte yönetim kurulu tarafından karar verilir. iii ETİK BEYAN Bu çalışmadaki bütün bilgi ve belgeleri akademik kurallar çerçevesinde elde ettiğimi, görsel, işitsel ve yazılı tüm bilgi ve sonuçları bilimsel ahlak kurallarına uygun olarak sunduğumu, kullandığım verilerde herhangi bir tahrifat yapmadığımı, yararlandığım kaynaklara bilimsel normlara uygun olarak atıfta bulunduğumu, tezimin kaynak gösterilen durumlar dışında özgün olduğunu, Prof. Dr. Özkul ÇOBANOĞLU danışmanlığında tarafımdan üretildiğini ve Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tez Yazım Yönergesine göre yazıldığını beyan ederim. Öğr. Gör. Yasemin DOMAÇ YAŞAR iv - Yayladaki evimizde beni beklediğine inandığım canım babaanneme… Z.D v TEŞEKKÜR Hayatımda en önemli yere sahip; beni her koşulda destekleyen, daima ileri bakmamı sağlayan, kıymetli babaannem Zekiye DOMAÇ’a teşekkürlerimi sunarım. Bildiği her şeyi bana öğreten, yaşamımı şekillendiren babaannemi sevgi ve saygıyla anıyorum. Kıymetli hocam, danışmanım sayın Prof. Dr. Özkul ÇOBANOĞLU’na uzun tez sürecimde bana inandığı ve çalışmamın her aşamasında yol gösterip yanımda olduğu için çok teşekkür ederim. Ulaşmakta zorluk çektiğim kitaplar için değerli kütüphanesini açarak kitaplarını benimle paylaşan sayın hocam Dr. Öğr. Üyesi İsmail ABALI’ya minnettarım. Çalışmamın jüri üyeliğini üstlenerek değerli fikirleriyle katkı sunan hocalarım; Prof. Dr. Abdulselam ARVAS, Prof. Dr. Yılmaz YEŞİL, Doç. Dr. Zehra KADERLİ ve Doç. Dr. Şirin YILMAZ’a çok teşekkür ederim. Gerek ders döneminde gerek tez sürecinde birbirimize moral verip uzaktan da olsa destek olduğumuz doktora dönem arkadaşlarım; Gülay YILDIZDAĞ, Yıldız IŞIK ve Harika ERYILMAZ’a teşekkür ederim. Hacettepe Üniversitesi Türk Halkbilimi bölümü asistanları Arş. Gör. Yiğit ATEŞGÜL, Arş. Gör. Ebru KILIÇ ve Arş. Gör. Doğan Bekir BİLGE hocalarıma tez sürecinde yapmış olduğu yardımlarından ötürü minnettarım. Iğdır Üniversitesi TÖMER birimine atandığımdan beri beni her daim gülen yüzüyle karşılayan, çalışmamın ilerlemesi için sürekli moral verip destek olan arkadaşım Sevda ŞİLEPE’ye çok teşekkür ederim. Mesai arkadaşım, yoldaşım Öğr. Gör. Gül GÜLTEKİN’e desteklerinden ötürü minnettarım. İyi ki dediğim, ellerini omuzlarımda hissettiğim güzel ailem; annem Nuran DOMAÇ, kardeşim Mehmet Erdem DOMAÇ ve babam Murat DOMAÇ’a minnettarım. Son olarak izini izime kattığım hayat arkadaşım, Kadir YAŞAR’a ve evimizin neşesi yakışıklı kedimiz Jon Snow’a daima yanımda oldukları için teşekkür ederim. Yasemin DOMAÇ YAŞAR Bükreş – 2023 Nisan vi ÖZET DOMAÇ YAŞAR, Yasemin. Kültür ve Gelenek Aktarımı Bağlamında Coğrafi İşaret Sisteminin İşlevleri, Doktora Tezi, Ankara, 2023. Coğrafi işaret sistemi, birtakım hukuki yaptırımlara sahip üreticiyi, tüketiciyi ve ürünü koruyan bir sistemdir. Sistem; kalitesi, ait olduğu yöreden elde edilen hammaddesi, gelenekselliği ile belli bir üne sahip ürünlerin korunmasını sağlar. Coğrafi işaret tescili alan ürünler, kendine ait karakteristik özellikleri sayesinde yöresiyle özdeşleşen ürünlerdir. Bu ürünlerin oluşumunu belirleyen temel faktörler mevcuttur. Bu faktörler doğal ve beşeri kaynaklıdırlar. Doğal kaynaklı faktörler, ürünün oluştuğu coğrafyayı, iklimi, toprak yapısını, su kaynaklarını kapsarken beşeri kaynaklı faktörler ise, insan faaliyetlerini kapsar. Bu yönüyle coğrafi işaret tescili alan ürünler, yöre halkının kültürünü ve geleneğini yansıtır. Ürüne benzersizliğini veren faktörlerin birleşimiyle meydana gelen ürünler, yöre insanının maddi kültür ürünleridir ve kültürel miras niteliğindedir. Bu bağlamda halkbilimi disiplini kapsamına giren coğrafi işaret tesciline sahip ürünler, kültürü, kültürel mirası, geleneği ve geleneksel bilgiyi gelecek nesillere aktarma işlevine katkı sunar. Bu çalışmada, Türkiye’de coğrafi işaret uygulamasının mevcut durumu hakkında bilgi verilmiş ve coğrafi işaret tescili alarak koruma altına alınan geleneksel bilgi ve becerilerle üretilen ürünlerin kültür ile gelenek aktarımı bağlamında işlevleri, İşlevsel Kuram temelinde incelenmiştir. UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleşmesi ile Yaşayan İnsan Hazineleri Sistemi kültür ve gelenek aktarımı noktasında coğrafi işaret sistemiyle benzer işlevlere sahip olduğu ortaya konulmuştur. Böylece coğrafi işaretler sisteminin işlevleri halkbilimi disiplini kapsamında incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler Coğrafi İşaret, Kültür, Kültürel Miras, Gelenek, Geleneksel Bilgi, Halkbilimi, İşlevsel Kuram. vii ABSTRACT DOMAC YASAR, Yasemin. Functions of Geographical Indication System in the Context of Cultural and Tradition Transfer, Doctoral Thesis (Ph. D. Dissertation), Ankara, 2023. The geographical indication system is a system that protects the producer, consumer and product with some legal sanctions. System; It ensures the preservation of products that have a certain reputation with their quality, raw materials obtained from the region they belong to, and traditionality. Products that receive geographical indication registration are products that are identified with their region thanks to their characteristic features. There are basic factors that determine the formation of these products. These factors are of natural and human origin. While factors of natural origin include the geography, climate, soil structure and water resources of the product, human factors include human activities. In this respect, the products registered with geographical indication reflect the culture and tradition of the local people. The products, which are formed by the combination of the factors that give the product its uniqueness, are the material cultural products of the local people and have the quality of cultural heritage. In this context, products with geographical indication registration, which are within the scope of the discipline of folklore, contribute to the function of transferring culture, cultural heritage, tradition and traditional knowledge to future generations. In this study, information is given about the current situation of geographical indication application in Turkey and the functions of products produced with traditional knowledge and skills, which are protected by geographical indication registration, in the context of transferring culture and tradition, are examined on the basis of Functional Theory. It has been revealed that UNESCO's Intangible Cultural Heritage Convention and Living Human Treasures System have similar functions with the geographical indication system in terms of culture and tradition transfer. Thus, the functions of the geographical indication system were tried to be examined within the scope of the folklore discipline. Keywords Geographical Indication, Culture, Cultural Heritage, Tradition, Traditional Knowledge, Folklore, Functional Theory. viii İÇİNDEKİLER KABUL VE ONAY .......................................................................................................... i YAYIMLAMA VE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI BEYANI ................................. ii ETİK BEYAN .................................................................................................................iii TEŞEKKÜR .................................................................................................................... v ÖZET ............................................................................................................................... vi ABSTRACT ................................................................................................................... vii İÇİNDEKİLER ............................................................................................................viii KISALTMALAR DİZİNİ .............................................................................................. x TABLOLAR DİZİNİ ..................................................................................................... xi ŞEKİLLER DİZİNİ ...................................................................................................... xii GİRİŞ ............................................................................................................................... 1 1. BÖLÜM: ARAŞTIRMANIN KURAMSAL ÇERÇEVESİ VE METODOLOJİSİ ........................................................................................................................................... 7 1.1. ARAŞTIRMANIN KURAMSAL ÇERÇEVESİ ................................................... 7 1.1.1. İşlevsel Kuram .................................................................................................... 7 1.2. ARAŞTIRMANIN METODOLOJİSİ ................................................................. 13 1.2.1. Araştırmanın Konusu ........................................................................................ 13 1.2.2. Araştırmanın Amacı ve Önemi ......................................................................... 14 1.2.3. Araştırmanın Sınırlılıkları ................................................................................. 15 1.2.4. Araştırmanın Yöntemi ....................................................................................... 15 1.3. COĞRAFİ İŞARETLER ÜZERİNE TÜRKİYE’DE YAPILAN BAŞLICA ÖNEMLİ ÇALIŞMALAR ............................................................................................ 15 1.3.1. Kitaplar .............................................................................................................. 18 1.3.2. Makaleler .......................................................................................................... 20 1.3.3. Tezler ................................................................................................................. 26 1.3.3.1. Doktora Tezleri .............................................................................................. 26 1.3.3.2. Yüksek Lisans Tezleri .................................................................................... 32 1.3.3.3. TÜRKPATENT Tezleri ................................................................................. 34 1.3.4. YÜCİTA ve Çalışmaları ................................................................................... 38 2. BÖLÜM: COĞRAFİ İŞARET KAVRAMI VE KAPSAMI ................................. 40 2. 1. COĞRAFİ İŞARET KAVRAMI VE KAPSAMI .......................................... 40 2.2. COĞRAFİ İŞARETLERİN UNSURLARI ..................................................... 43 ix 2.2.1. Coğrafi Alan ...................................................................................................... 43 2.2.2. Ürün .................................................................................................................. 52 2.2.3. Ayırt Edicilik ..................................................................................................... 55 2.2.4. Ürünün Tarihsel Geçmişi .................................................................................. 58 2.3. COĞRAFİ İŞARET TÜRLERİ ........................................................................ 61 2.3.1. Menşe Adı ......................................................................................................... 62 2.3.2. Mahreç İşareti ................................................................................................... 65 2.4. GELENEKSEL ÜRÜN ADI ............................................................................. 67 2.5. COĞRAFİ İŞARETLERİN AMBLEMLERİ ................................................. 70 2.6. COĞRAFİ İŞARET MEVZUATININ GELİŞİMİ, TÜRKİYE’DE VE AVRUPA BİRLİĞİ’NDE COĞRAFİ İŞARET SİSTEMİ.................................... 72 2.6.1. Coğrafi İşaret Mevzuatının Gelişimi ................................................................. 72 2.6.1.1. Uluslararası Anlaşmalar ve Kuruluşlar .......................................................... 72 2.6.2. Türkiye’de Coğrafi İşaret Sistemi ..................................................................... 75 2.6.3. Avrupa Birliği’nde Coğrafi İşaret Sistemi ........................................................ 89 3. BÖLÜM: KÜLTÜR VE GELENEK AKTARIMI BAĞLAMINDA COĞRAFİ İŞARET SİSTEMİNİN İŞLEVLERİ ........................................................................ 102 3.1. KÜLTÜRÜN VE KÜLTÜREL MİRASIN GELECEK KUŞAKLARA AKTARIMI - KORUNMASI İŞLEVİ .................................................................. 102 3.2. GELENEĞİN VE GELENEKSEL BİLGİNİN GELECEK KUŞAKLARA AKTARIMI - KORUNMASI İŞLEVİ .................................................................. 109 3.2.1. Gelenek Aktarımında Ortak İşleve Sahip Coğrafi İşaret Sistemi ve Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleşmesi ile Yaşayan İnsan Hazineleri Sistemi ............ 121 3.2.1.1. Coğrafi İşaret Sistemi ve Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleşmesi ....... 123 3.2.1.2. Coğrafi İşaret Sistemi ve Yaşayan İnsan Hazineleri Sistemi ....................... 127 SONUÇ VE ÖNERİLER ............................................................................................ 140 KAYNAKLAR ............................................................................................................ 151 EKLER ......................................................................................................................... 175 EK-1: TÜRKİYE’DE TESCİL ALMIŞ ÜRÜNLER LİSTESİ ............................... 175 EK- 2 COĞRAFİ İŞARET TESCİLİ ALMIŞ ÜRÜNLERİN FOTOĞRAF LİSTESİ ....................................................................................................................... 234 EK-3: DOKTORA TEZ ÇALIŞMASI ORİJİNALLİK RAPORU ........................ 235 PhD. DISSERTATION ORIGINALITY REPORT ................................................ 236 EK-4: TEZ ÇALIŞMASI ETİK KOMİSYON MUAFİYETİ FORMU ................ 237 ETHICS COMMISSION FORM FOR THESIS ..................................................... 238 x KISALTMALAR DİZİNİ AA : Anadolu Haber Ajansı AB : Avrupa Birliği Bkz. : Bakınız °C : Santigrat Cİ : Coğrafi İşaret Çev. : Çeviren DTÖ : Dünya Ticaret Örgütü Ed. : Editör GI : Geographical Indication GÜA : Geleneksel Ürün Adı INAO : Institut National De L’origine Et De La Qualite KHK : Kanun Hükmünde Kararname md. : Madde mm. : Milimetre PDO : Protected Designation of Origin PGI : Protection of Geographical Indications SMK : Sınai Mülkiyet Kanunu SOKÜM : Somut Olmayan Kültürel Miras STA : Serbest Ticaret Anlaşması T.C. : Türkiye Cumhuriyeti TL : Türk Lirası TRIPs : Trade- Related Aspects of Intellectual Property Rights TÜRKPATENT : Türk Patent ve Marka Kurumu UNESCO :United Nations Educational, Scientific and Culturel Organization vd. : Ve Diğerleri WIPO : World Intellectual Property Organization WTO : World Trade Organization YİH : Yaşayan İnsan Hazineleri YÖK : Yükseköğretim Kurumu xi TABLOLAR DİZİNİ Tablo 1: Bronislaw Malinowski ’nin Temel İhtiyaçlar ve Kültürel Tepkilere İlişkin Tablosu Tablo 2: Cİ Tescili Alan ve Başvurusu Yapılan Tarhanalar Listesi. Tablo 3: Coğrafi İşaretlerin Türleri; Menşe Adı ve Mahreç İşareti. Tablo 4: Coğrafi İşaret ve Geleneksel Ürün Adı Amblemleri. Tablo 5: 555 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu Arasındaki Farklar Tablo 6: En Çok ve En az Tescilli Ürüne Sahip İller Tablo 7: Türkiye’nin Avrupa Birliği’nde Cİ Tescilli Ürünleri Tablo 8: Türkiye’nin AB’ de Başvurusu Yayımlanmış Ürünleri Tablo 9: Türkiye’nin Avrupa Birliği’nde Cİ Tescili İçin Başvuru Sürecindeki Ürünleri Tablo 10: Avrupa Birliği’nde Coğrafi İşaretler ve Geleneksel Özellikli Ürün Logoları Tablo 11: AB Üyesi Olan Ülkelerin AB’de Tescil Sayıları Tablo 12: AB Üyesi Olmayan Ülkelerin AB’de Tescil Sayıları Tablo 13. Cİ Tescili Alan ve Başvurusu Yapılan Helvalar Tablo 14: Cİ Tescili Alan ve Başvurusu Yapılan Keşkekler Tablo 15: 2008 Yılı Yaşayan İnsan Hazineleri Tablo 16: Cİ, SOKÜM ve YİH Tablo 17: Türkiye’nin Coğrafi İşaret Tescili Almış Ürünlerinin Listesi xii ŞEKİLLER DİZİNİ Şekil 1: Coğrafi İşaretlerin Unsurları Şekil 2: Coğrafi Alanı Etkileyen Doğal Kaynaklı Faktörler Şekil 3: Coğrafi Alanı Etkileyen Beşerî Kaynaklı Faktörler Şekil 4: Türkiye’de Cİ Tescili Alabilecek Ürünler Kategorisi Şekil 5: 1996- 2021 yılları arasında Türkiye’de Tescil Sayıları Şekli 6: Tescil Türleri ve Yüzdelik Oranları Şekil 7: Tescilli Coğrafi İşaretlerin Ürün Gruplarına Göre Dağılımı Şekil 8: Coğrafi İşaretlerin Tescil Ettirenlere Göre Dağılımı Şekil 9: 1996- 2021 Yılları Arasında AB’de Yapılan Tescil Sayıları 1 GİRİŞ Coğrafi İşaretler (Cİ), özelliklerini ait olduğu yörenin doğal ve beşeri koşullarından alan gıda, tarım, maden, el sanatları ürünleri ve sanayi ürünlerinin tescil edilmesini sağlayan resmi kalite işaretleridir. Tescil alan ürünler, ait olduğu yöreyle özdeşleşen ve benzerlerinden ayrılan belli başlı özelliklere sahiptir. Ürün, bu özelliklerini iklim, yükselti, bitki örtüsü, toprak yapısı ve su kaynakları gibi doğal faktörlerin yanında yerel üretim bilgileri ve becerilerinden oluşan beşeri faktörlerin birleşiminden alır. Bu birleşim, özgün ürünlerin üretilmesini sağlar. Cİ tesciliyle bir ürünün sadece kendisi değil hammaddesi, üretim koşulları, kalitesi, üretildiği bölgesi, üreticisi ve tüketicisi de koruma altına alınmış olur. Cİ sistemi, üreticilerin haksız rekabete uğramasının önüne geçerken tüketicinin de sahte ya da benzeri ürün konusunda aldatılmasının önüne geçer. Cİ’lerin geçmişine bakıldığında, Antik Mısır’da piramitlerin yapımında kullanılan dayanıklı taş ve tuğlaların kökenlerini belirtmenin yanında Antik Yunan’da Thasos Adası’nda üretilen şarapların kalite işareti olarak da kullanılmışlardır. Ayrıca İtalya ve Fransa’nın ünlü peynirlerinden Parmigiano Reggiano ve Comte için Cİ’lerin kullanımı 13. yüzyıla kadar uzanmaktadır (Tekelioğlu, 2010, s. 119). Avrupa’da ortaya çıkış nedeni, tüketicilere köken garantisi ve üretim yöntemi güvencesi sağlamak olan Cİ sistemi, uzun bir dönem yalnızca Avrupa olgusu olarak kabul görmüştür (Tekelioğlu, 2021, s. 14). Uluslararası alanda Cİ sistemi ile ilgili anlaşma, “Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması” (TRIPs)’ dır. 15 Nisan 1994 tarihinde imzalanan anlaşmada, Cİ’ler için ayrı bir bölüm oluşturulmuş ve Cİ’lerin tanımı yapılmıştır. Bununla birlikte anlaşmaya taraf olan ülkeler, kendi Cİ uygulamaları için gerekli yasal düzenlemeleri yapmaya başlamışlardır. Bu bağlamda Türkiye anlaşmaya 1995 yılında taraf olmuş ve bu doğrultuda Cİ’lerle ilgili yapılan yasal ilk düzenlemeyi, 24 Haziran 1995 tarihinde 555 sayılı “Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” (KHK)’ ile uygulamaya geçirmiştir. Bu düzenleme, 22 Aralık 2016 tarihinde yürürlüğe girecek 2 olan 6769 sayılı “Sınai Mülkiyet Kanunu” (SMK)’na kadar Cİ’lerle ilgili tek yasal düzenleme olmuştur. 1996’dan 2017 yılına kadar olan 20 yıllık sürede 199 adet ürün Cİ koruması alarak tescillenmiş 936 adet ürün için ise Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT)’na başvuru yapılmıştır.1 6769 sayılı SMK, Avrupa Birliği (AB) ‘nin Cİ’lerle ilgili uygulamalarına paralel bir düzenleme olması ve 555 sayılı KHK’dan daha iyileştirici adımları atması bakımından önemli bir yere sahiptir. Türkiye’deki Cİ’ler uygulamasına yeni bir dönem başlatmış olan 6769 sayılı SMK hala geçerliliğini korumaktadır. İlgili SMK’da Cİ’ler; “belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından kökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş ürünü gösteren işarettir” (Md. 34/ 1) ifadeleriyle tanımlanmaktadır. Buna göre; ünü, bazı karakteristik özellikleri belirli bir coğrafi kökenden kaynaklanan ürünler Cİ tescili alarak koruma almaktadır. İlgili SMK’da Cİ, “Menşe Adı” ve “Mahreç İşareti” olarak tescil edilir. Bu bağlamda Menşe Adı, ürünün bütün özelliklerini üretildiği alandan alması, üretilmesi, işlenmesi, hazırlanması ve diğer işlemlerinin tümünü ait olduğu coğrafi bölgenin sınırları içinde gerçekleşen ürünleri tanımlayan adlardır. Yani bahsi geçen ürünler, belirtilen coğrafi bölgenin dışında üretilemezler. Bundan dolayı Menşe Adı tesciline sahip ürün grupları daha çok tarım ürünlerinin tescillenmesini sağlamaktadır. Tarım ürünlerinde, ilgili coğrafyanın iklimine, toprağına ve suyuna bağlılık bulunmaktadır. Bu sayede de özgün ürünler yetişmekte ve dolayısıyla yöre ile ürün arasında bağ bulunmaktadır. Örneğin, Finike Portakalı, Bursa Şeftalisi, Taşköprü Sarımsağı. Mahreç İşareti ise, üretimi, işlenmesi, ünü veya diğer işlemlerinden en az birinin belirlenen coğrafi alan sınırları içinde gerçekleştirilen ürünlere verilen işarettir. Bu işareti alan ürünler, ününün geldiği coğrafi bölgenin dışında da üretilmesi bakımından Menşe Adı tescilinden ayrılmaktadır. Daha çok geleneksel bilgi ve becerilerle üretilen ve ustalık isteyen ürünlerden oluşmaktadır. Örneğin, Jirkan Kilimi, Kars El Halısı, Devrek Bastonu. 1 Kaynak: TÜRKPATENT, Coğrafi İşaretler Portalı, Erişim Tarihi: 25.05.2023 3 Menşe Adı ve Mahreç İşareti dışında, bir ürünü tarif etmek için geleneksel olarak en az otuz yıl süreyle piyasada kullanıldığı kanıtlanan adlar ise, ilgili kanunda belirtilen şartları sağlaması durumunda “Geleneksel Ürün Adı” alarak tescillenirler. 6769 sayılı SMK’da bunların dışında Cİ olarak tescil edilmeyecek adlar, Cİ tescili için kimlerin başvuruda bulunma hakkına sahip olduğu, tescil için yapılan başvuru dosyalarının incelenmesi ve yayımlanma süreci, yabancı ülke kaynaklı Cİ başvurularında aranan şartlar, yapılan başvurulara itiraz süreci, tescil edilen Cİ’lerin tescile konu özelliklerinde değişiklik olması durumunda yapılabilecek değişiklik talepleri, Cİ hakkının kapsamı, kullanımı ve ürünlerin denetimi, Cİ tescilinin hangi durumlarda hükümsüz olabileceği gibi türden süreçlere yer verilmiştir.2 Böylece 555 sayılı KHK’nın ardından uygulamaya konulan 6769 sayılı SMK Türkiye’de Cİ sistemi uygulamasını daha düzenli hale getirmiştir. Cİ tescili alan ürünler, ait olduğu yöreyle özdeşleşmiştir. Ürün ile yöre arasında bir bağ bulunmaktadır. Örneğin, elma dendiğinde Amasya, leblebi dendiğinde Çorum, çini dendiğinde Kütahya gibi eşleşmeler ürünlerin yöre ile bağını, özdeşliğini göstermektedir. İlgili ürünler söylendiğinde akla ilk o şehirler gelmektedir ve Cİ tescil ismi ilgili şehirlerin ismiyle birlikte anılmakta ve kullanılmaktadır. Öte yandan tescil alan her ürünün adı üretildiği yerin adını taşımak zorunda değildir. 6769 sayılı SMK’da bununla ilgili olarak, coğrafi bir yer adı içermese dahi kanunda belirtilen şartları taşıyan ürünlerin Cİ tescili korumasından faydalanabileceğine (Md. 34/ 2) yer verilmiştir. Örneğin, “Murtuğa”; Van yöresine ait bir tatlı çeşididir ve herhangi bir coğrafi yerin ismi değildir. Ancak bu durum ürünün yöresi ile bağı olmadığı anlamına gelmez. Cİ’ler ticari markalardan ayrılmaktadır. Markalar, bir ürünü veya hizmeti bellli başlı işletmelere mal ederken Cİ’ler, kökeni (menşe) belirli bir yere ait olan bir ürünü tanımlamayı sağlamaktadır. Ticari markalar, satılabilir ya da devredilebilir çünkü markalar, Cİ’ler gibi belirli bir yere ait değildir, belirli bir işletmeye aittir ve sadece sahibi tarafından kullanılabilir. Oysa Cİ’ler tescil belgesinde belirtilen şartlara uygun üretim 2 10.01.2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu için bkz. Erişim Adresi: https://www.turkpatent.gov.tr/mevzuat Erişim Tarihi: 25.05.2023 https://www.turkpatent.gov.tr/mevzuat 4 yapan birçok üreticinin kullanımına açık bir haktır (Tekelioğlu, 2021, s. 19). Yani Cİ tescili alan bir ürünün ismi ya da ünü tek bir kişiye ait değildir. Ürün üzerinde ortak hak durumu söz konusudur. Üretildiği coğrafyanın ekolojik ve kültürel çeşitliliğini yansıtan Cİ tescilli ürünler, maddi kültür ürünleridir. Maddi kültür, halkbiliminin kaynaklarından ve inceleme alanlarından biridir. Kültürün somut yönüne denk gelen maddi kültür, kültürel düşünceleri veya gelenekleri ifade ederek insan tarafından yapılmış ya da tabiattaki somut örnekleri belirtmek maksadıyla kullanılan bir terimdir (Bronner, 2006, akt. Sarıtaş, 2021, s. 200). K. Marx’ın tanımıyla kültür, “doğanın yarattıklarına karşılık, insanoğlunun yarattığı her şeydir” (akt. Güvenç, 2018, s. 123). Bu tanımdan hareketle insanın yarattığı “her şey” ifadesinin içeriğinde sadece somut yani maddi ürünler değil sözlü ürünler de mevcuttur. Sözlü ürünlerle kastedilenler; destan, efsane, masal, ninni, mani, türkü, atasözü, fıkra ve bilmece gibi halk hayatında geçmişi uzun yıllara dayanan ve bünyesinde birçok işlevi barındıran ürünler kastedilirken maddi ürünlerle, el sanatları, yeme- içme, giyim- kuşam gibi daha çok geleneksel bilgi ve birikimler sonucu oluşan ürünler kastedilmektedir. Maddi kültür ürünleri, ait oldukları yörenin tarihi, kültürel, toplumsal ve coğrafi yapısı hakkında bilgiler verirler. Kültürel yapının içinde gelenek ve geleneksel bilgi gibi kültürün bir parçası olan dinamikler mevcuttur. Bu dinamikler sayesinde kültürel miras niteliğinde olan bu ürünler, Cİ tescili alarak koruma altına alınırlar ve gelecek kuşaklara aktarılırlar. Bu çalışma, uzunca bir dönem halkbilimi alanında ihmal edilen maddi kültür ürünlerini ve Cİ sistemiyle kültürün ve geleneğin gelecek kuşaklara aktarımı işlevine dikkat çekmeyi amaç edinmektedir. Folklor unsurları birden fazla işlevi belirtebilir (Çobanoğlu, 2012, s. 256). Cİ sisteminin kültür, kültürel miras, gelenek ve geleneksel bilgi aktarım işlevinin yanında yerel ve kırsal kalkınmayı destekleme, ülke ekonomisine yardımcı olma, ürünün kalitesini garanti etme, üretim zincirine katma değer sağlama, doğal kaynakları ve biyolojik çeşitliliği koruma işlevleri de bulunmaktadır. Dolayısıyla bu çalışmada folklor disiplininin çatısı altına giren kültürün ve geleneğin aktarılması işlevine hizmet eden Cİ sistemi ele alınmıştır. Bu 5 bağlamda çalışmanın amacı, Cİ sisteminin kültür ve gelenek aktarımı işlevini halkbilimi disiplini işlevsel halkbilim kuramı çerçevesinde analiz etmeye çalışmaktır. Bu temel amaç doğrultusunda, çalışmanın birinci bölümünde, araştırmanın kuramsal çerçevesini oluşturan “İşlevsel Kuram”a yer verilmiştir. Kuramın ortaya çıkış süreci ve Bronislaw Malinowski ve Radcliffe- Brown’ gibi önemli teorisyenlerin işlevsel kuramın gelişimi için yaptıkları tespit ve tahliller ile halkbiliminde işlevsel çözümleme modellerin ortaya çıkışı üzerinde durulmuştur. Devamında William Bascom’ un “Folklorun Dört İşlevi” ve bunların folklor ürünlerine uygulanışı hakkında bilgiler verilmiş ve halkbilimi inceleme alanına giren maddi kültür ürünlerinin kültürü ve geleneği aktarımı işlevi, Cİ sistemi üzerinden analiz edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca araştırmanın planı kapsamında; konusu, amacı, önemi, sınırlılığı ve yöntemi gibi çalışmanın temel dinamiklerini oluşturan bölümlere yer verilmiştir. Cİ sistemi üzerine Türkiye’de yapılan başlıca önemli çalışmalar da bu bölüm içerisinde ele alınmıştır. Burada Cİ uygulaması üzerine yazılan belli başlı kitaplara, makalelere ve tezlere değinilmiş böylece Cİ sistemi hakkındaki araştırmaların en çok hangi temalar üzerinden yapıldığı bilgisine ulaşılmak istenmiştir. Böylece hem Cİ sisteminin Türkiye’deki durumu hem de halkbilimi disiplini alanında çalışmalara konu olup olmadığı gösterilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümü, Cİ kavramına ve kapsamına ayrılmıştır. Bu bağlamda Cİ kavramının çeşitli kaynaklar aracılığıyla tanımları verilmiş, Cİ tescili alan ürünleri oluşturan doğal ve beşeri kaynaklı faktörlerin üzerinde durulmuştur. Ayrıca Mahreç İşareti ve Menşe Adı isimli Cİ koruma türleri, Cİ’li ürünlerin amblem kullanımı, Cİ mevzuatının Avrupa Birliği ve Türkiye’deki gelişimi ile uluslararası anlaşmalarda Cİ korumasının durumuna yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümü, Cİ tescilli ürünlerin işlevlerinin tespiti ve tahliline ayrılmıştır. Bu bağlamda Cİ tescilli ürünlerin, kültürün ve kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarımı- korunması işlevi, geleneğin ve geleneksel bilginin aktarımı- 6 korunması işlevi ve gelenek aktarımında ortak işleve sahip olduğu düşünülen UNESCO’nun “Somut Olmayan Kültürel Miras” sözleşmesi ile “Yaşayan İnsan Hazineleri” sistemi incelenmiştir. Son olarak çalışmada, Türkiye’de Cİ tescili almış ürünlerin tam listesi 29 Mayıs 2023 tarihine kadar olan veriler dikkate alınarak hazırlanmıştır. 7 1. BÖLÜM ARAŞTIRMANIN KURAMSAL ÇERÇEVESİ VE METODOLOJİSİ 1.1. ARAŞTIRMANIN KURAMSAL ÇERÇEVESİ 1.1.1. İşlevsel Kuram Türkiye’de Cİ alanında yapılan çalışmalara bakıldığında Cİ sisteminin işlevleri konusu, daha çok “ekonomi” ve “turizm” bağlamında ele alınmıştır. Yani Cİ sisteminin ülke ekonomisine ve yöresel yemekler/ yiyecekler aracılığıyla gastronomi turizmine katkısı dolayısıyla şehirlerin tanıtımını sağlaması bakımından çalışıldığı gözlenmiştir. Çalışmamızın asıl amacı olan tescilli ürünlerin gelenek ve kültür aktarımını sağlaması işlevinin tek başına ele alınmadığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda çalışmada, Cİ tescili alarak koruma altına alınan yöresel ürünlerin gelenek ve kültür aktarımına sağladığı işlevleri dikkate alınmış ve bu doğrultuda çalışma yürütülmüştür. Çalışmanın kuramsal çerçevesini işlevsel kuram oluşturmaktadır. İşlevsel kuram, son dönem halkbilimi araştırmalarında sıklıkla yararlanılan kuramlardan biridir. Başlangıçta kuramın temel paradigmaları, antropoloji ve sosyoloji disiplinleri tarafından yapılan çalışmalarla biçimlendirilmiştir. İşlevselciliğin köklerine tarihsel açıdan bakıldığında Emile Durkheim ve Auguste Comte gibi iki sosyoloğun temsil ettiği pozitivist felsefe geleneğine dayanmaktadır (Yolcu, 2019, s. 172). Kuramın kurucuları Bronislaw Malinowski ve Radcliffe- Brown’dur. Önde gelen isimleri ise, Franz Boas, Ruth Benedict, Margerat Mead, Melville Herskovits ve Richard Thurnwald’dır (Çobanoğlu, 2012, s. 243- 244). İşlevsel kuramın önemli iki kurucusundan biri olan B. Malinowski (1884- 1942), folklor çalışmalarında işlev yaklaşımı üzerinde durmuştur. Ona göre işlev, bir ihtiyacın doyurulması anlamına gelmektedir. Tıpkı yemek yemek gibi sıradan bir faaliyet olduğu kadar Tanrı ile uyum içinde olmak için bir cemaatin inançları doğrultusunda belirlenen kutsal faaliyetleri de içermektedir (Malinowski, 2016, s. 150). İlkel toplumlarda mitlerin vazgeçilmez işlevlere sahip olduğunu belirtmiş ve bununla ilgili olarak; “mit inanışları ifade eder, destekler; onları kanun gibi düzene kor; değerlere güç katar, onları korur; törelere sağlam inanırlık sağlar. Mit anlamsız bir masal değildir, uygarlığın güçlü bir parçasıdır” demiştir. Malinowski’nin yaptığı mitlerin işlevi ile ilgili bu gözlemin ardından folklor ürünlerinde işlev konusu çalışmaları daha da dikkat 8 çekmeye başlamıştır. Müziğin işlevi, bilmecelerin işlevi, tiyatronun ve masalın işlevi gibi konular araştırılmaya (Başgöz, 1996, s. 1) başlanmıştır. Malinowski’ye göre kültür, “aletlerden ve tüketim mallarından, çeşitli toplumsal gruplaşmalar için yapılan anayasal belgelerden, insana özgü düşünce ve becerilerden, inanç ve törelerden oluşan bütünsel bir toplamdır” (Çobanoğlu, 2012, s. 245). O, insanın organizmanın ihtiyaçlarını karşılamak zorunda olduğunu belirtmiş ve temel ihtiyaçlar ile kültürel tepkilere ilişkin bir değerlendirmede bulunmuştur (bkz. Tablo 1) (Malinowski, 2016, s. 88). Temel İhtiyaçlar Kültürel Tepkiler 1. Metabolizma 1. Beslenme 2. Üreme 2. Akrabalık 3. Bedensel Rahatlık 3. Barınma 4. Güvenlik 4. Korunma 5. Hareket 5. Faaliyetler 6. Büyüme 6. Eğitim 7. Sağlık 7. Temizlik Tablo 1. Bronislaw Malinowski ’nin Temel İhtiyaçlar ve Kültürel Tepkilere İlişkin Tablosu Tabloya göre Malinowski, metabolizma ile besin alımı, sindirim, salgılama gibi insan organizmasının yaptığı doğal süreçler ve buna bağlı olarak gelişen yiyeceğin sağlanması, korunması, depolanması, pişirilmesi gibi süreç içerisinde gerçekleştirdiği aktivitelerden meydana gelir. Üreme, yaşadığı topluluğa bağlı olan bireyin üreme koşullarının devamı ile ilgili yöntemlerden oluşur. Sevişme, gebelik, çocuk büyütme, aile kurup akraba olma gibi durumların olduğu bölümdür. Bedensel rahatlık, sıcaklık, yağmur, giysi, kapalı mekan kullanımı gibi daha çok bireyin bedenini koruyan rahat etmesini sağlayan yapılardan meydana gelir. Güvenlik, hayvanlar ya da diğer insanlardan gelebilecek saldırılardan kaynaklanan fiziksel yaralanmalara karşı korunmayı ifade eder. Hareket, insanın en önemli aktivitesidir. Organizmayı, sinir sistemini, kasları çalıştırandır. Büyüme, bebeklik, çocukluk, olgunlaşma ve yaşlılık gibi evrelerden oluşur. Sağlık, 9 organizmanın faaliyetlerini normal koşullar altında sürdürmesidir (Malinowski, 2016, s. 88, 89, 90). Tabloda görüldüğü üzere, sol taraftaki biyolojik ihtiyaçlara sağ taraftaki kültürel tepkiler verilmiş böylece yeni kültürel ihtiyaçların doğması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Yani insan kültüründe “türetilmiş ihtiyaçlar” kavramı ortaya çıkmıştır. Türetilmiş ihtiyaçlar, kültürün insan davranışına yeni bir özel determinizm türünü kabul ettirmesidir. Bununla insan, güvenliğini ve refahını genişletmek, hareketinin boyutlarını göze almak, hızını arttırmak, yıkıcı ve üretici makineler yapmak, kendisini koruyabilecek dev aletlerle silahlanmak ve yine aynı büyüklükte saldırı aygıtları üretmektedir. Malinowski ’nin kültürle ilgili bu yaklaşımı halkbilimi çalışmalarında çoğunlukla folklor unsurunu içerik, biçim veya yapı yönünden ele almanın yanında içinde bulunduğu kültürel sistemin işleyişinde ortaya çıkan uyum bağlamında “işlev”in de değerlendirilmesini sağlamıştır. İşlevsel kurama göre bir metin kendine tepki gösterecek bir dinleyici/ izleyici kitlesine sunulmazsa anlamsızdır. Bu bağlamda Malinowski, “Şüphesiz metin önemlidir fakat bağlamsız metin ölüdür.” demiştir (Çobanoğlu, 2012, s. 255). Yani halk bilgisi yaratmaları icra edilirken bağlamından kopuk olmamalıdır. Sadece anlatıcı değil dinleyici de önemli bir role sahiptir. Onda bıraktığı izlerin ortaya konulması gereklidir. Halkbilimi çalışmalarında, işlevsel kuramın ortaya çıkışına kadar çoğunlukla derlenerek arşivlenen metinler üzerinden çalışmalar yürütülmüş ve yeni kuramlar, metotlar bulunup denenmiştir. Ancak işlevsel kuramla birlikte ürünlerin toplum içerisinde birer işleve sahip olduğu ve bu işlevlerin de icra edildiği ortama bağlı olarak değişebileceği düşüncesi ortaya çıkmıştır. Bu noktada bir folklor unsurunun birden fazla işlevinin olduğunu belirten Çobanoğlu, ölüm sonrası yas tutturmaya yönelik biri işleve sahip olan ağıtların farklı icra ortamlarında işlevlerinin değişebileceğini eğlendirme işlevine sahip olabileceğini örnek olarak vermiştir (2012, s. 256). İşlevsel kuramın ikinci önemli ismi Radcliffe- Brown ise, Fransız sosyolojisinin entelektüel disiplinini, özellikle de Durkheim’in fikirlerini antropolojiye uyarlamasıyla (Özbudun vd. 2019, s.127) bilinir. O, toplum bilimindeki işlevsel yaklaşımı biyolojideki işlevsel yaklaşıma benzemektedir. Radcliffe- Brown’dan aktaran Oring (1973); “fizyolojide işlev, organizmanın yapısı ile yaşam sürecinin bağlantısıdır. İnsan bedenindeki yaşam süreci, yapının çalışmasına bağlıdır. Yine de işlevin etkinlikten ayırt edilmesi gerekir. 10 Midenin etkinliği, sindirim sıvıları salgılamaktır. O etkinliğin işlevi ise gıdayı kan tarafından emilip dokulara aktarılabilecek şekilde değiştirmektir. Eğer mide işlevini durdurursa, yaşam süreci sona erecektir ve yaşayan bir yapı olarak yapının devamlılığı son bulacaktır. Bu nedenle işlev, kısmi bir etkinliğin, parçası olduğu toplam etkinliğe yaptığı katkıdır denebilir. Bundan dolayı, belirli toplumsal kullanımların işlevi de sosyal yapının sürekliliğine yaptığı katkı, yani toplumun sürecinin sürdürülmesidir” (Çev. Büyükokutan, 2019, s. 102- 103). Bu noktada Radcliffe- Brown ile Malinowski‘nin işlevselciliği birbirinden ayrılmaktadır. Radcliffe- Brown, kültürü her bir unsuru özgül işleve sahip, birbirleriyle etkileşim içinde, bütünleşmiş bir tüm olarak kavrarken Malinowski ise, kültürel unsurların işlevlerini toplumun bütününün tutumunu sağlamak olarak değerlendirmiştir (Özbudun, vd., 2019, s. 129). Malinowski ve Radcliffe- Brown ‘un işlevle ilgili çalışmalarıyla halkbiliminde işlevsel çözümleme modelleri üzerine yapılan değerlendirmeler ortaya çıkmaya başlamıştır. Bunlardan biri de William Bascom’ a aittir. Halkbiliminde genel bir kabul görmüş birçok folklor ürünün işlevleri ele alınırken uygulanan değerlerden biri olan çalışma, “Folklorun Dört işlevi” ismiyle bilinmektedir. Burada Bascom folklorun işlevlerini şu şekilde belirlemiştir: “1. Hoş vakit geçirme, eğlenme ve eğlendirme işlevi. 2. Değerlere, toplum kurumlarına ve törelere destek verme. 3. Eğitim veya kültürün gelecek kuşaklara aktarılarak eğitilmesi işlevi. 4. Toplumsal ve kişisel baskılardan kurtulmak için bir kaçıp kurtulma mekanizması” (Çobanoğlu, 2012, s. 256- 257). Bascom’a göre, “folklorun işlevi kişiyi bir toplumda kabul edilmiş değerlere uymaya, onları kabullenmeye, onları gelecek kuşaklara geçirmeye hizmet etmektir” (1963; akt. Başgöz, 1996, s. 1). Yani folklor, bireyleri bir arada tutan onları bütünleştiren normlara uyum sağlamaya yarayan ve nesilden nesile aktarım süreçlerine hizmet etme işlevine sahip olmalıdır. Öte yandan Başgöz bu noktada folklorun sadece düzeni, diriliği sürdürmeyi desteklemediğini aynı zamanda bölücü, düzen bozucu güçlerin de var olduğunu belirtmekte ve folklorun işlevlerine kendisi de “protesto” işlevini dahil etmektedir. Ona göre folklor, çatışmaları büyütmek baş kaldırmalara arka çıkmak, kurulmuş düzene ve değerlere direnmeleri desteklemek gibi bir işlev de görmektedir. 11 Nitekim Başgöz, bu duruma örnek olarak Köroğlu Hikayelerini ve Yalnız Efe isimli hikayeyi örnek olarak vermektedir (1996, s. 1- 2). Buraya kadar anlattıklarımız, işlevsel kuramın ortaya çıkış süreci ve bu sürecin iki önemli aktörü B. Malinowski ve Radcliffe- Brown’un sistematik hale getirip geliştirdikleri kültür ve işlevleri temasıyla çerçevelenmişti. Burada belirtilmesi gereken şudur; işlevsel kuram daha çok sözlü edebiyat ürünlerine uygulanmıştır. Başka bir deyişle, mani, atasözü, ninni, masal, efsane, destan ve mit metinlerinden oluşan sözlü gelenekle üretilen ürünlerin işlevleri daha çok çeşitli araştırmacılar tarafından çalışılmıştır. Öte yandan maddi kültür ürünlerine de uygulanan ve bu bağlamda yapılan ilk çalışmalardan birisi Petr Bogatrev’in The function of Folk Costume in Moravian Slovikia (Moravya Slovakyası’nda Halk Kostümlerinin İşlevi (1971)) isimli çalışmasıdır. Bogatrev monografisinde, geleneksel kıyafetleri; günlük, erotik, büyü, din, bölge temelli ve yaş gruplarına göre sınıflandırmıştır. Bogatyrev’e göre, işlevsel kuram halkbiliminin konularını içine alacak biçimde genişletilebilir bundan dolayı köy evleri, çiftlik aletleri ve sözlü folklorun tümü işlevci bakış açısıyla çalışabilir (Dorson, 1972, akt. Gürçayır Teke ve Özay, 2020, s. 39). Cİ sisteminde tescillemenin yapılabilmesi için maddi bir ürüne ihtiyaç vardır. Bu ürünler insanın yaşadığı doğal çevreyle yani toprak koşulları, iklim şartları ve beşeri faktörler yani atalardan kalma geleneksel bilgi ve beceri ile süreç içerisinde ustalıkla birleşen faktörlerden meydana gelir. Bu ürünlerin işlevlerinin belirlenmesi konusunda maddi kültür ürünlerinin bir bireyden yola çıkarak anlaşılamayacağı iş birliğinin önemli olduğu hatta iş birliği olmayan yerlerde bile geleneğin sürdürülebildiği bir ortaklık söz konusudur. Birey, topluluk içerisinde edindiği beceri, teknik ve bilgiyle, kişisel tecrübe ve yeteneğe sahip olmalı ve maddi donanım mirasına sahip çıkmalıdır. Burada maddi donanım mirasıyla kastedilen geleneksel bilgi ve becerilerle üretilen kültürden beslenerek meydana gelen kültürel miras ürünleridir (Malinowski, 2016, s. 142). Bu ürünlerin işlevleri geleneği, kültürü bir sonraki nesile aktarmaktır. Cİ sisteminin açık ve gizli olmak üzere iki çeşit işlevi bulunmaktadır. Açık işlev, sosyo- kültürel yapı içerisinde kolay bir şekilde tanımlanabilen ve gözlenebilen işlevlerdir. Gizli 12 işlevler ise sosyal yapı içinde kolay bir şekilde tanımlanmaz ve gözlenemezler (Nirun ve Özönder, 1988, s. 349). Bu bağlamıyla Cİ sisteminin doğru işleyişiyle büyük ölçekte ülkesine, küçük ölçekte ise yöresine gelir getiren “ekonomik kazanç” işlevi onun açık işlevini oluştururken tescil alarak koruma altına alınan ürünün geleneksel bilgi ve becerilerle üretilmesi gelecek nesillere korunarak/ öğretilerek aktarılması gizli işlevlerini oluşturmaktadır. Bununla birlikte ürünlerin üretim aşamasında hem coğrafi hem de beşeri koşulların katkılarıyla oluşması ve uzun süre yöre halkının kültürel belleğinde muhafaza edilip maddi bir ürüne dönüşmesi onları değerli kılmaktadır. Dolayısıyla kültürel miras niteliğinde olan ürünlerin yeni nesillere aktarımı gerçekleşmektedir. Cİ uygulaması sayesinde bu ürünler, koruma altına alınmaktadır. Bu bağlamda Cİ sisteminin kültür ve gelenek aktarımına yardımcı olan gizli işlevi meydana gelmektedir. Cİ tescilli ürünler çoğunlukla sadece yapıldığı yörede üne sahip ürünler değil ülke içinde de büyük bir üne sahiptirler. Bu ürünlerin tanıtımı içinde her yıl festivaller yapılmaktadır. Bu festivallerde, yöre kültürünün hem ülke içinde hem de ülke dışında tanıtımını yapma işlevi bulunmaktadır. Yörenin kent kimliğine katkı sunan bu türden toplanmalar, uzun ve yorucu bir hasat döneminin ardından insanların eğlenip hoşça vakit geçirmesini sağlarlar. Türkiye’nin birçok bölgesinde yöresel ot ve yemeklerin yapıldığı festivaller, geleneksel mutfak kültürüne ait yemekler/ yiyecekler için düzenlenen festivaller, geleneksel el sanatları festivalleri, kayısı, elma, kiraz, üzüm ve fındık gibi tarım ürünleri için yapılan festivaller bu konuya birer örnektirler. Dahası bu festivaller sayesinde yerelin ürününü pazarladığı ortamlar meydana gelir (Özdemir, 2005, 313). Bu bağlamda festivaller aracılığıyla tanıtılan Cİ tescilli ürünler birden çok işleve hizmet etmiş olurlar. Ekonomik işlevsel boyutunun yanında bu türden toplanmalarla halk ürünlerinin kaynaştırma, birleştirme özelliğinin olduğunu da işlevsel kuramın kuramsal çerçevesini sunarken belirtmiştik. Aslında Cİ sisteminin birinci işlevi gelenek ve kültür aktarımı değildir. Sistemin orta çıkışının temelinde “ekonomi” yatmaktadır. Sahte ürünlere karşı üreticilerin “haklarını korumak” vardır. Kırsal kalkınmanın gerçekleşmesini sağlamak vardır. Sürdürülebilir tarım yoluyla ulusal ekonomiye destek olmak vardır. Ama tüm bunlarla birlikte Cİ sisteminin ikincil işlevi olarak kültür ve gelenek aktarımı işlevi de bulunmaktadır. 13 1.2. ARAŞTIRMANIN METODOLOJİSİ 1.2.1. Araştırmanın Konusu Araştırma, Türkiye’de Cİ sistemini ve Cİ tescili almış ürünlerin kültür ve gelenek aktarımı bağlamında işlevlerini konu edinmektedir. Cİ uygulaması, Avrupa’da geçmişi daha eskilere dayanan ama ülkemizde yaklaşık 26 yıldır bilinen ve uygulanan bir sistemdir. Türkiye, 1995 yılında 555 sayılı “Coğrafi İşaretlerin Korunmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname” ile uygulamaya ilk adımını atmıştır. Bu KHK ile Türkiye’de birçok ürün tescillenerek koruma altına alınmıştır. KHK bir dizi eksiklerden meydana gelmesine rağmen Cİ sistemi alanında yapılan ilk yasal düzenleme olması bakımından önem arz etmektedir. Bu düzenlemenin 22 yıl ardından Cİ sistemi uygulaması yeniden gözden geçirilmiş ve 10 Ocak 2017 tarihinde kabul edilen 6769 sayılı “Sınai Mülkiyet Kanunu” ile Cİ uygulamasında yeni bir sürece girilmiştir. Bu kanunda Cİ; “belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından kökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşlemiş ürünü gösteren işaret” (Madde34- 1) olarak tanımlanmıştır. Cİ sistemi, üreticinin haklarını koruyup tüketicinin ulaştığı ürünün köken (menşe) bilgisini ve üretim yöntemini güvence altına almaya çalışmaktadır. Nitekim bununla üretici haksız rekabete uğramamış, tüketici de sahte ürünle aldatılmamış olur. Bugün marketlerde Ezine Peyniri adı altında birçok peynir türü satılmaktadır. Ama her peynir Ezine Peyniri değildir. Tescil almış bir ürünün Cİ sicil belgesinde belirtilen bazı şartlar bulunmaktadır. Ezine Peyniri kendi üretim bölgesi içinde yıllardır üretildiği teknik ve yöntemlere bağlı kalınarak üretilmelidir. Eğer bu şartlar dikkate alınmadan üretilen ve adına Ezine peyniri verilen bir ürün piyasada tüketiciye sunulmuşsa o zaman hem Ezine peyniri üreticileri hem de peynirin tüketicileri zarara uğramış olur. Çünkü normalde tescilli ürünlerin fiyatları tescil almamış benzeri ürünlerden biraz daha yüksektir. Dolayısıyla bir yanda sahte ürüne fazla para veren tüketici diğer yanda haksız rekabete giren, emeği çalınan tüketici bulunmaktadır. Bu yüzden Cİ’ler hem tüketicilerin hem de üreticilerin haklarını korumaktadır. 14 Kanunda Cİ tescili alabilecek ürün grupları belirtilmiştir. Bu ürünler tarım ürünleri olabileceği gibi el sanatları, madenler gibi daha birçok kategoriden çeşitli ürünlerden oluşabilir. Ürünlerin oluşumunda bazı bileşenler mevcuttur. Bu bileşenler coğrafi ve beşeri kaynaklıdır. Ürünlerin ortaya çıkışında sadece doğal etkenler söz konusu değil her iki bileşenin de katkısı mevcuttur. Örneğin, Ereğli Siyah Havucu, Ereğli toprağında yüksek oranda bulunan ve havuca mor pigment veren bir maddenin katkısı sayesinde siyah renge sahiptir. Bu ürünün yetiştiği coğrafyanın toprak yapısı, iklimi gibi doğal kaynaklarından aldığı bir özelliktir. Öte yandan siyah havuçtan yapılan şalgamın bulgur unu mayasının tuz ve siyah havuç suyu ile karıştırılarak sağlıklı bir içecek haline gelmesi ise ustalık isteyen ve geçmişinde kültürel bir birikimi yansıttığını gösteren bir durumdur. Bu da ürünün beşeri bileşenleridir. Yani coğrafi şartlar tek başına bir ürünün yetişmesi için ya da ondan iyi bir verim alınabilmesi için yeterli bir sebep değildir. Atalardan kalma tarım bilgisi, havayı okuyarak meteoroloji hakkında yorum yapan insan bilgisi gibi daha birçok geleneksel bilgi temelli içerik ürünün hammadde formunda ön plandadır. Ürünün ekimi, dikimi, sulanması, budanması, temizlenmesi vaktinde hasat edilmesi, hasat sonrası yapılan işlemler, patoza verme, kurutma, seçme gibi daha birçok süreçte üreticiler atalardan miras kalan yerel üretim ve teknikleri kullanır. Böylelikle Cİ sistemi sayesinde kültür, kültürel miras, gelenek ve geleneksel bilgi yaşatılarak gelecek nesillere aktarılır. Bu yönüyle halkbilimi disiplini alanına giren çalışmanın konusunu Türkiye’de Cİ sistemi ve bu sistemin sağladığı kültür ve gelenek aktarımı işlevi oluşturmaktadır. 1.2.2. Araştırmanın Amacı ve Önemi Araştırmanın amacı, Türkiye’de Cİ sistemi uygulamasını tanıtmak ve Cİ tescili alan ürünlerin, “kültür” ile “gelenek” aktarımı işlevini halkbilimi kuramlarından işlevsel kuram bağlamında ele almaktır. Cİ sistemi, halkbilimi alanında çalışılmamış bir konudur. Cİ tescili alan yöresel ürünler, birçok kitapta, tezde ya da makalede bağımsız olarak incelenmiş ama bu ürünlerin Cİ tescili olup olmadığı ya da kültürü ve geleneği gelecek nesillere aktarması işlevinin bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Çalışma, Cİ sistemini halkbilimi disiplini yöntemiyle ele almaya çalışan bir deneme niteliğindedir. 15 1.2.3. Araştırmanın Sınırlılıkları Araştırmada, Türkiye’de Cİ sistemi ve Cİ tescili alan ürünlerin kültür ve gelenek aktarımı bağlamında işlevi ele alınmaktadır. Bu bağlamda Cİ sistemini konu edinen ve Türkiye’de yapılan çalışmalar özelinde literatür taraması yapılmıştır. Sınırlamadaki amaç, Türkiye’de Cİ sisteminin hangi alanlarda çalışıldığının bilgisine ulaşmak ve çalışmanın temel noktası olan halkbilimi disiplini kapsamına dahil etmektir. Çalışmada, Türkiye’nin AB’de Cİ sistemiyle ilgili düzenlemelerine uyum sağlamaya çalıştığı için AB’de Cİ sistemi işleyişini nasıl olduğu üzerinde durulmuş ancak ülkeler bazında bir karşılaştırmaya gidilmemiştir. 1.2.4. Araştırmanın Yöntemi Araştırmada Türkiye’de Cİ sistemi üzerine yapılan akademik çalışmalar üzerine kapsamlı bir literatür çalışması yapılmıştır. Ulaşılabilen kaynakların Cİ sistemini hangi yönüyle, nasıl ele aldığı incelenmiştir. Buna göre çalışmaların çoğunda nitel araştırma yöntemi kullanıldığı tespit edilmiştir. Benzer şekilde soru- cevap şeklinde yapılan mülakat tarzı görüşme biçiminde toplanan verilerin analiz edildiği belirlenmiştir. Bu çalışmada ise nitel yöntem kullanılmamıştır. Yapılan literatür çalışmasının verileri betimsel içerik analizi yöntemi kullanılarak elde edilmiş ve halkbiliminin işlevselci perspektifiyle çözümlenmeye çalışılmıştır. 1.3. COĞRAFİ İŞARETLER ÜZERİNE TÜRKİYE’DE YAPILAN BAŞLICA ÖNEMLİ ÇALIŞMALAR Bölüm içerisindeki çalışmalar, Türkiye’de Cİ’ler üzerine yapılan / yayımlanan akademik çalışmalarla sınırlandırılmıştır. Bu bağlamda kitaplar, makaleler ve tezler incelenmiştir. Tezler başlığı altında doktora ve yüksek lisans tezleri ile TÜRKPATENT’in uzmanlık tezlerini yer verilmiştir. Bununla birlikte Türkiye’nin Cİ 16 alanında ilk dergisi olan YÜCİDER’i hazırlayıp okuyuculara sunan YÜciTA3 ve çalışmaları hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Bölüm doğrudan Cİ’leri konu edinen çalışmaların incelenmesinden ibarettir. TÜRKPATENT’in Cİ alanında yazılmış tescil almak için başvuru yapmak isteyenlerin kullanabileceği rehber bir kitap ya da kılavuz niteliğinde hazırladığı yayınlar dışında Türkiye’de Cİ sistemini tek başına ele alan bir kitap bulunmamaktadır. Bu nedenle öncelikle kapsamlı bir literatür çalışmasıyla ulaşılan dört adet kitabın içeriği üzerinde durulmuştur. Bahsi geçen kitaplardan biri bölüm içerisinde Cİ’lere değinmiştir. İkincisi hukuk anabilim dalında yazılmış bir yüksek lisans tezinin yayımlanmasından meydana gelmiştir. Üçüncüsü Kars’ta yapılan Cİ’ler sempozyumunda sunulan bildirilerden oluşmaktadır. Sonuncusu TÜRKPATENT’in Cİ’lerle ilgili başvuru kılavuzu kapsamında değerlendirilecek kitaplarıdır. Bu kitapların dışında elektronik ortamda hazırlanmış birkaç kitap daha bulunmaktadır. Türkiye’de Cİ alanında lisansüstü ilk tez 2001 yılında yapılmıştır. 2001 yılından 2005 yılına kadar çalışma yapılmamış 2006 yılıyla birlikte çalışmalar tekrar başlamıştır. Ancak hazırlanan bu tezlerin birçoğunda Cİ’lerin gelenek ve kültür aktarımı boyutuna doğrudan değinilmediği ekonomi, hukuk ve turizm özellikle yöresel yemeklerin tescillenmesinden dolayı gastronomi turizmi üzerinde durulmuştur. Cİ alanıyla ilgili olarak yapılan tezler için ise, YÖK Ulusal Tez Merkezi web sitesinde “coğrafi işaret” kelimesi taratılmış ve buna göre doktora kapsamında 19, yüksek lisans kapsamında 68 adet teze ulaşılmıştır. Cİ sistemini doğrudan konu edinen bu 19 adet doktora tezinde Cİ’leri çalışan anabilim dalları şunlardır: Tarım Ekonomisi (4), Turizm İşletmeciliği (3), İşletme (3), Gıda Mühendisliği (2), İktisat, Coğrafya, Gastronomi ve Mutfak Sanatları, Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik, Hukuk, Maliye ve Avrupa Birliği Bilim Dalı. Yüksek lisans tezlerinin hazırlandığı anabilim dalları ise şunlardır: Gastronomi ve Mutfak Sanatları (13), Turizm İşletmeciliği (12), Tarım Ekonomisi (11), İktisat (7), İşletme (7), Gıda Mühendisliği (3), Hukuk (2), Coğrafya, Bütünleşik Pazarlama İletişimi Yönetimi, 3 YÜciTA; Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı. 17 Dış Ticaret Eğitimi, Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik, Orman Endüstri Mühendisliği, Şehir ve Bölge Planlama, Halkla İlişkiler ve Reklamcılık, Sosyoloji, Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi, Gastronomi, Organik Tarım İşletmeciliği, Seyahat İşletmeciliği ve Turizm Rehberliği, Turizm ve Otel İşletmeciliğidir. Nitekim Cİ’leri en çok çalışan alanlar; Gastronomi ve Mutfak Sanatları, Turizm, İşletme, Gıda Mühendisliği, Ziraat Mühendisliği, Ekonomi, Halkla İlişkiler, Kamu Yönetimi, Coğrafya, Ormancılık ve Orman Mühendisliği, Hukuk gibi disiplinler olduğu görülmüştür. Bu bölüm sadece çalışmada kullanılan kaynaklardan değil doğrudan Cİ’lerle ilgili olan birçok çalışma dikkate alınarak hazırlanmıştır. Burada amaç, Cİ’ler konusunun halkbilimi disiplini altında incelemesinin henüz yapılmadığını göstermek ve bu çalışmanın asıl amacını oluşturan kültür ve gelenek aktarımı bağlamında Cİ sisteminin işlevleri üzerinde durulduğunun altını çizmektir. Çünkü aşağıda bahsi geçen tüm çalışmalar, Cİ’lerin “ekonomi”, “turizm”, “gastronomi”, “kırsal kalkınma” gibi alanlarında yapılmıştır. Cİ’lerle ilgili hazırlanan birçok çalışma; anket ve görüşme yoluyla yapılan daha çok nitel araştırma yöntemi grubuna giren modellerle hazırlanmıştır. Bu doğrultuda üreticiler (işletmeler), tüketiciler (yerli- yabancı turistler), yöneticiler ve paydaşlarla görüşmeler yapıldığı anlaşılmıştır. Yine bu bölüm içerisinde TÜRKPATENT bünyesinde hazırlanan 9 adet kurum uzmanlık tezine yer verilmiştir. Cİ’lerle ilgili hazırlanmış belli başlı 26 adet makale de incelenmiştir. Kapsamlı literatür taramasından sonra Türkiye’de Cİ sistemiyle ilgili sosyal ve beşeri bilimlerden ziyade fen bilimleri, iktisadi bilimler ve turizm fakültelerinin ağırlıklı çalışmalar yaptığı görülmektedir. Halkbilimi alanında doktora tezinin değil yüksek lisans tezinin bile bulunmadığı Cİ konusu bahsi geçen disiplinin de alanına girmektedir. Doğal ve beşeri faktörlerin etkisiyle oluşan ürünler, birer folklor ürünüdür. Bu ürünleri üreten insanlar kültürden beslenip geleneğe bağlı kalarak üretim yapmış ve kendi çevresinde ulaşabildiği imkanlar dahilinde yaratıcılıklarıyla maddi türden çeşitli ürünler ortaya çıkarmıştır. 18 1.3.1. Kitaplar Murat Tanrıkulu, (2018), Coğrafya ve Kültür Mekan, Kültür, Tarih, Coğrafi İşaret adlı çalışması on bölümden oluşmaktadır. Kitabın bölümleri sırasıyla şu şekildedir: 1. Coğrafya ve Mekan 2. Kültür 3. Kültürel Coğrafya 4. Türk Kültür Coğrafyası ve Anadolu’nun Türkleşmesi 5. Kültürel Miras ve Kültürel Mirasın Korunmasında Tarihi Seyir 6. Kültürel Değer Olarak Coğrafi İşaretler 7. Türk Patent Enstitüsü’nün (TPE) Çalışmaları 8. Coğrafi İşaret Tescilinin Amaçları 9. Coğrafi İşaret Tescilinin Önemi 10. Tescil Edilmiş ve Başvurusu Yapılmış Coğrafi İşaretler. Çalışmamızla ilgili olan bölümler altıncı bölüm itibarıyla başlamaktadır. Tanrıkulu altıncı bölüme, coğrafi işaretlerin ne olduğu konusuna giriş yapmış ve coğrafi işaret tescilinin neden gerekli olduğu konusunda da bilgiler vermiştir. Yedinci bölümde TÜRKPATENT’in coğrafi işaretlerle ilgili yaptığı çalışmalara yer vermiştir. Burada coğrafi işaret tescili için başvuran yapanların coğrafi işaret başvuru formlarını doldurması gerektiğini ve bu formun içeriği hakkında bilgiler sunmuştur. Devamında Cİ tescili alamayacak ürün türlerini, Cİ tescil sürecini, Cİ’lerin denetimi konusunu ve Türkiye’de tescil alan Cİ’lerin tüm dünyada geçerliliği konusuna değinmiştir. Sekizinci bölümde, Cİ tescilinin amaçlarını, ulusal ve uluslararası ticaret açısından Cİlerin yerini, yine Cİ’lerin yöresel ekonomiler açısından önemini, kültürel değer olarak Cİ’ler ve turizm konuları hakkında görüşlerine yer vermiştir. Dokuzuncu bölümde, Cİ tescilinin önemi ve son olarak onuncu bölümde, tescil edilmiş Cİ’ler ile başvuru süreci devam eden ürünlerin listesini vermiştir. Tanrıkulu’nun bu çalışması Türkiye’de Cİ’ler hakkında bilgi vermesi bakımından önemli bir yere sahiptir. Şöyleki daha önceki bölümlerde de belirtiğimiz gibi Türkiye’de Cİ’ler üzerine hazırlanmış detaylı kitap çalışmaları pek bulunmamaktadır. Yapılan birçok akademik çalışma daha çok gastronomi, turizm, işletme, gıda ve ziraat mühendisliği alanlarıyla ilgili olduğundan coğrafya, kültür ve Cİ konusuna değinmek beş bölümü Cİ’lere ayırmak bu alanda yapılan ilk kitap çalışması olduğu için önemlidir. Gökmen Gündoğdu, (2006) Türk Hukukunda Coğrafi İşaret Kavramı ve Korunması, çalışması aslında 2006 yılında sunduğu yüksek lisans tezinden oluşturulan bir kitaptır. 19 Gündoğdu aynı yıl yayımlattığı kitap çalışmasında şu içeriklere yer vermiştir: Cİ’lerin tanımı, unsurları, uluslararası anlaşmalarda ve Türk hukukunda Cİ sisteminin durumu , işaret türleri, Cİ’lerde tescil kullanımı, denetimi, Cİ’ler ve markalar arasındaki ilişki gibi konuları ele almıştır. Cİ’lerle ilgili birçok ayrıntılı bilginin bulunduğu kitapta Gündoğdu, Türkiye gündemine çeyrek asır önce giren Cİ konusunu yaklaşık 17 yıl önce yazdığı kitapla gündeme taşımış ve alanın öncü çalışmalarından biri olmuştur. Derya Nizam ve M. Fatih Tatari, (2018), Türkiye’de ve Dünyada Yerel- Geleneksel Peynirler: Kars Kaşarı Coğrafi İşareti isimli çalışma Derya Nizam ve M. Fatih Tatari editörlüğünde hazırlanmış 14- 16 Temmuz tarihleri arasında Kafkas Üniversitesi’nde yapılan uluslararası sempozyum bildirilerinin derlenmesiyle hazırlanmıştır. Kitap, yedi bölümden oluşmaktadır. 37 yazının düzenlenip basılmasından meydana gelen kitapta, birinci bölüm, Geleneksel Peynirciliğin İzini Sürmek ikinci bölüm, İsviçre Peynirleri Coğrafi İşaret Denetleme Sistemleri üçüncü bölüm, Yerel Peynir Üreticiler: Sorunlar ve Örgütlenme dördüncü bölüm, Kafkaslarda Kültürler ve Sınırlar beşinci bölüm, Türkiye’den ve Dünyadan Yöresel Peynirler Üzerine İncelemeler altıncı bölüm, Peynirlerin Ayırt Edici Özelliklerinin Bilimsel Açıdan İncelenme ve son olarak yedinci bölüm, Coğrafi İşaret, Geleneksel Üretim ve Gıda Üretim Standartları başlıklarından oluşmaktadır. Sempozyum bildirilen üretilen kitap, çoğunlukla yerel ve geleneksel peynirler üzerinde durmaktadır. Bilindiği üzere yakın geçmişe kadar göçer evli olan Türklerin çok çeşitli peynirleri bulunmaktadır. Tescil almış peynirler hakkında yazılmış akademik makalelerin bulunduğu kitap, bu bağlamıyla önemli bir yere sahiptir. Türk Patent Enstitüsü, (2002), Marka ve Coğrafi İşaret Başvurularının Hazırlanması Marka ve Coğrafi İşaret İşlemleri ile İlgili Bilgiler ve Gerekli Bilgiler, 2002 yılında Türk Patent Enstitüsü4 tarafından hazırlanıp basılan kitapta, 60 sayfadan oluşan ve Cİ’ler hakkında bilgi veren kitap, daha çok Cİ tescili almak isteyenler için hazırlanmış başvuru kılavuzu niteliğinde bir çalışmadır. 4 Türk Patent Enstitüsü’nün adı; 10 Ocak 2017 tarihinde, 6769 sayılı SMK ile Türk Patent ve Marka Kurumu olarak değiştirilmiş kısaltması ise TÜRKPATENT olarak düzenlenmiştir. 20 1.3.2. Makaleler Nuray Kızılaslan ve Sefa Kılıç (2022), “Üreticilerin Amasya Misket Elmasının Coğrafi İşaret Tescili Hakkında Bilgi Düzeyi ve Bunu Etkileyen Faktörlerin Analizi” başlıklı makalelerinde; Cİ tescili almış Amasya Misket Elması üreticilerinin Cİ konusundaki bilgi seviyelerini ölçmeyi hedeflemişlerdir. Bu doğrultuda 100 elma üreticisiyle görüşmüşler ve yapılan analizlere göre eğitim çalışmalarına ağırlık verilmesi gerektiği, üreticilerin örgütlenmesinin sağlanması, üretim-kalite-verimlilik gibi dinamiklerin artırılması, aynı isim altında taklit üretim yapanların önüne geçilmesi ve kırsal kalkınmaya fayda sağlanması gibi sonuçlara ulaşmışlardır. Yavuz Topçu ve Mustafa Çavdar (2022), “Tüketicilerin Coğrafi İşaret Tescilli Gümüşhane İmalat Tipi Dut Ürünleri Satın Alma Motivasyonu” başlıklı makalelerinde; Gümüşhane ilinde yaşayan tüketicilerin teknolojik metotlarla işlenmiş, Cİ tescilli Gümüşhane imalat tipi dut ürünlerini satın alması üzerinde etkili olan motivasyonu belirleyen unsurları ortaya çıkarmayı amaçlamışlardır. Nitekim bu amaçla 251 hane ile anket çalışması yapılmış, elde edilen veriler ışığında tüketicilerin tüketim motivasyonu etkileyen faktörleri belirlemişlerdir. Bilge Doğan (2015), “Coğrafi İşaret Korumasının Gelişmekte Olan Ülkeler İçin Önemi” başlıklı makalesinde; Cİ’ler korumasının ekonomik etkilerini hem üreticiler hem de tüketiciler nezdinde incelemiştir. Korumayla kırsal kalkınmanın gerçekleşebileceğini, ülke ekonomisine katkı sunacağını aynı zamanda geleneksel bilgi ve kültürel mirasın sürekliliğinin sağlanacağını ve gelişmekte olan ülkelerin Cİ tescilinin getirisinden faydalanması gerektiği üzerinde durmuştur. Serpil Yalım Kaya ve Elanur Şahin (2018), “Tescilden Uygulamaya Coğrafi İşaretler: Adana Kebabı Üzerine Bir İnceleme” başlıklı makalelerinde; Cİ tescili alarak koruma altına alınan ürünlerin Cİ tescil belgesinde belirtilen standartlara uygun üretilip 21 üretilmediğini tespit etmeyi ve ürünlere yapılması gereken denetlemelerin önemini vurgulamışlardır. Bu bağlamda makalede Cİ tescili almış Adana kebabı incelenmiştir. Nitekim Adana’da bulunan 15 restoranın işletme sahipleri/ yöneticileri/ usta başlarıyla görüşülmüş, buna göre, Adana kebabının Cİ tescili aldığını bilmediklerini ve üretime uygun denetlemesinin yapılmadığının altını çizmişlerdir. Nurullah Kart, Ömer Saraç, Hüseyin Pamukçu ve Mustafa Sandıkcı (2022), “Afyon Sucuğu Üreticilerinin Sürdürülebilir Gastronomi Kapsamında Coğrafi İşaret Tesciline Yönelik Algıları” başlıklı makalelerinde; Afyon sucuğu üreticilerinin Cİ tesciliyle ilgili algılarını incelemişlerdir. Bu doğrultuda Afyonkarahisar ilinde on işletme yöneticisi/sahibiyle görüşülmüş ve buna göre sadece iki işletmenin Afyon sucuğu Cİ tescili kullanım hakkına sahip olduğu tespit edilmiştir. İşletme yöneticileri, Cİ’lerle ilgili olarak ürünü, üreticiyi ve tüketiciyi koruma bağlamında önemini vurgularken diğer işletmelerin Cİ tescil kullanımına yönelik çekincelerinin ve yetersiz bilgi sahibi oldukları üzerinde durmuşlardır. Güven Şahin ve Süheyla Balcı Akova (2019), “Türkiye’nin Coğrafi İşaret Niteliğindeki Jeolojik Değerleri” başlıklı makalelerinde; doğal taşlardan yani jeolojik değerlerden elde edilen ürünlerin Cİ tescili almasıyla taklit ürünlerle ulusal ve uluslararası pazarda olabilecek haksız rekabetin durdurulmaya çalışıldığını belirtmişlerdir. Doğal taşlar, mineraller ve taş işlemeciliği ile ilgili ürünlerden elde edilen 23 adet ürünü incelemişlerdir. Güzide Öncü Eroğlu Pektaş, Cengiz Kahraman ve Güler Alkan (2018), “Türkiye’de Coğrafi İşaretler ve İhracat Pazarlaması Açısından Değerlendirilmesi” başlıklı makalelerinde; Cİ kavramının tanımı yapılmış, Türkiye’de Cİ’ler, Cİ’lerin ihracat pazarlamadaki rolü incelenmiştir. Cİ tescilli ürünlerin ülke ekonomisine yapabileceği katkı üzerinde durulmuştur. Bu doğrultuda Cİ tescili alan ürünlerin yurtiçi ve yurtdışı pazarında daha etkin olabilmesi için öneriler verilmiştir. 22 Emine Ekinci Dağtekin (2018), “Coğrafi İşaret Olarak Diyarbakır Bazalt Taşı ve Tescili” başlıklı makalesinde; 2017 yılında Cİ tescili alabilmesi için başvurusu yapılan Diyarbakır bazalt taşı çalışılmıştır. Bir ürünün Cİ tescili alabilmesi için gerekli koşullar incelenmiş ve Diyarbakır bazalt taşının kriter uygunluğu üzerinde durulmuştur. Son olarak Diyarbakır bazalt taşının ürün – yöre bağı incelenmiştir. Duran Güler ve Gamze Saner (2018), “Türkiye’de Hayvansal Gıdaların Coğrafi İşaret Korumalarının Avrupa Birliği Çerçevesinde Değerlendirilmesi” başlıklı makalelerinde; Türkiye’de Cİ alarak tescillenen hayvansal gıdalar ile AB nezdinde Cİ tescili almış hayvansal gıdaların oranları karşılaştırılmış ve Türkiye’de hayvansal gıdaların Cİ sistemindeki mevcut durumu üzerinde durulmuştur. Gülşen Keskin (2017), “Türkiye’de Tarımsal Potansiyelin Gizli Gücü: Coğrafi İşaretler ve Geleneksel Ürün Adları” başlıklı makalesinde; Türkiye’de Cİ’ler ve geleneksel ürün adları incelenmiş ve AB’de Cİ sisteminin mevcut durumu üzerinde durulmuştur. Güven Şahin (2014), “Türkiye’de Yerfıstığı Yetiştiriciliği ve Bir Coğrafi İşaret Olarak Osmaniye Yer Fıstığı” başlıklı makalesinde; 2002 yılında Cİ koruması alarak tescillenen Osmaniye yerfıstığının botanik özellikleri, ekimi, Türkiye’deki ekim- verim faaliyeti incelenmiş ve ürünün ticaret payının yükseltilmesi için yapılması gerekenler üzerinde durulmuştur. Fazıl Akın Olgun ve Gözde Sevilmiş (2017), “Uluslararası Düzeyde Coğrafi İşaretler, Yaratılan Ekonomik Değer ve Türkiye’deki Sistemin Değerlendirilmesi başlıklı makalelerinde; uluslararası düzeyde Cİ sistemi ve bu sistem bağlamında yaratılan ekonomik değer incelenmiştir. Türkiye’de Cİ konusunda gelinen düzey ve yaratılan ekonomik değer tartışılmıştır. Çalışmada son olarak Cİ tescilli ürün sayısının nasıl artırılabileceği konusunda öneriler verilmiştir. 23 Eylem Durmuş, Sema Ezgi Yüceer ve Sibel Tan (2022), “Coğrafi İşaret Tescilinin Yaratacağı Sosyo-Ekonomik Etkilerin İncelenmesi : Bozcaada Çavuş Üzümü Örneği” başlıklı makalelerinde; Bozcaada Çavuş Üzümü örneğinde Cİ sistemi tanıtılmış ve tescillemenin olası sosyo- ekonomik etkileri üzerinde durulmuştur. Mehmet Akif Şen ve Emel Ekinci (2020), “Türkiye’de Üretilen Coğrafi İşaret ile Tescillenmiş Ekmek Çeşitleri Üzerine Bir Nitel Araştırma” başlıklı makalelerinde; Cİ tescili alarak koruma altına alınan 10 adet ekmek türü incelenmiştir. Semih Sarıipek ve Samet Çevik (2020), “Oraların Nesi Meşhur: Şehir Pazarlamasında Coğrafi İşaret Tescilli Ürünler” başlıklı makalelerinde; Cİ tescilli ürünlerin, parçası oldukları şehirlerin tanıtılması ve pazarlamasındaki rolü incelenmiştir. Bu doğrultuda çalışmada nitel araştırma yöntemi yoluyla 81 ilde belediye, valilik ile il, kültür ve turizm müdürlüklerinin internet siteleri taranmış ve tescillemelere dair bilgiler, görseller, ürünün tarihi, toplumsal değeri ve turistik önemine yönelik bilgilerin varlığı araştırılmıştır. Buna göre, Cİ tescilli ürünlerin değerinin henüz kavranmadığı veya ilgili kurumların ürünlere yeteri kadar önem vermediği tespit edilmiştir. Yağmur Savaşkan ve Said Kıngır (2020), “Sakarya İli Gastronomik Unsurlarının Coğrafi İşaret Kapsamında Değerlendirilmesi” başlıklı makalelerinde; gastronomi turizmi ile Cİ arasındaki ilişkiyi incelemişler ve bu doğrultuda Sakarya ilinin gastronomik ürünleriyle yöresel ürünlerini Cİ bağlamında ele alıp değerlendirmişlerdir. Özge Saygın Alparslan ve Nevin Demirbaş (2019), “Avrupa Birliği ve Türkiye’de Bal Üretim ve Ticareti Açısından Coğrafi İşaret Uygulamalarının Değerlendirilmesi” başlıklı makalelerinde; AB ve Türkiye’nin bal üretiminde ve ticaretinde bulundukları mevcut durumu 2007- 2016 yılları arasındaki on yıllık sürece bakarak ele almışlardır. AB’deki bal üretim ve ticaretindeki başarının sebebini Cİ sisteminin etkin kullanımı 24 sayesinde olduğunu belirlemişler ve Türkiye’nin bal çeşitliliğinin fazlalığına rağmen uluslararası pazarda hak ettiği yerde olmadığı üzerinde durmuşlardır. Vedat Çalışkan ve Hasan Koç (2013), “Türkiye’de Coğrafi İşaretlerin Dağılış Özelliklerinin ve Coğrafi İşaret Potansiyelinin Değerlendirilmesi” başlıklı makalelerinde; Türkiye’de uygulanan Cİ sistemindeki gelişmelerin sınırlı olduğuna dikkat çekmişler ve Cİ tescili bulunan ürünlerin dağılış özelliklerini değerlendirmişlerdir. Bu bağlamda Cİ tescili alma potansiyeline sahip ürünlerin belirlenmesinde yerel/ geleneksel ürünlerin tanıtıldığı festivallerden faydalanılması gerektiğini önermişlerdir. Hasan Akay, İsmail Sezer ve Zeki Mut (2018), “Coğrafi İşaretler ve Tosya Yerel Çeltik Genotipleri Örneği” başlıklı makalelerinde; Tosya yerel çeltik pirincini Cİ tescili sayesinde yeniden eski popülerliğini kazanması bağlamıyla ele alıp bahsi geçen pirincin genotip örnekleri üzerinde durmuşlardır. Makalede, pirinç üreticisi çiftçinin emeğinin korunmasına, Tosya pirincinin ekim alanının artmasına, tüketicinin ürün sayesinde yöre kültürü hakkında bilgi sahibi olmasına ve işletmelerin sürdürülebilirliğine dikkat çekilmek amaçlanmıştır. Ali İhsan Uygun, Yaşar Mert Demiral ve Nurcan Uslu (2021) Antalya İlinin Coğrafi İşaret Almış Gastronomik Ürünlerinin Değerlendirilmesi” başlıklı makalelerinde; Antalya ilinin mevcut turist potansiyelinin artmasını Cİ tescili almış gastronomik ürünleri sayesinde olabileceğine dikkat çekmişlerdir. Bu doğrultuda Antalya ilinin Cİ tescili almış ürünleri değerlendirilmiştir. Çalışmada, Cİ sisteminin kavramsal çerçevesi çizilmiş, Antalya ilinin Cİ tescilli ürünlerinin nasıl artırılabileceği üzerinde durulmuştur. Serhat Kalekahyası ve Bora Göktaş (2022), Coğrafi İşaret Almış Yöresel Ürünlerin Bilinirlik Düzeyi ve Tüketici Tutumlarına Etkisi: Bayburt İli Örneği” başlıklı 25 makalelerinde; Cİ tescili alarak koruma altına alınan yöresel ürünlerin bilinirlik ve tüketici tutumlarına olan etkisini ortaya koymayı amaçlamışlardır. Bu doğrultuda, Bayburt ilinde 18 yaşından büyük tüketiciler üzerinde Cİ tescilli yöresel ürünlere dair tüketicilerin bilgi seviyeleri, tutum ve davranışları üzerine çalışmışlardır. Çalışmanın sonucuna göre tüketicilerin Cİ sistemi hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıklarına ve Cİ tescilli ürünlerin tanıtımının iyi yapılmadığına ulaşmışlardır. Suzan Kantarcı Savaş (2017), “Türkiye’de Coğrafi İşaret Kavramına Genel Bakış” başlıklı makalesinde; Türkiye’nin TRIPS anlaşmasını imzalamasıyla Cİ sisteminde yaşanan gelişmeleri incelemiş ve günümüze kadar (2017) Türkiye’de Cİ tescili alarak koruma altına alınan ve tescil için bekleyen ürünlerin yıllara göre dağılımları üzerinde durmuştur. Erkan Denk ve Nilgün Sanalan Binici (2021), “Erzurum İlinin Coğrafi İşaret (Cİ) Almış Ürünlerinin Gastronomi Turizmi Kapsamında Değerlendirilmesi” başlıklı makalelerinde; Cİ kavramını ve onun gastronomi turizmi ile olan ilişkisini incelemişlerdir. Bu doğrultuda Erzurum ilinin Cİ tescilli ürünlerini gastronomi turizmi bağlamında ele almışlardır. Songül Seda Kamber Taş ve Sedat Taş (2020), “İşletme Yöneticilerinin Coğrafi İşaret Tesciline Yönelik Bakış Açıları: Gümüşhane İli Örneği” başlıklı makalelerinde; Cİ tescili almış ürünlerin üretimini yapan işletmecilerin Cİ tesciline ve tescil belgesi edinmeye karşı bakış açılarını incelemişlerdir. Bu bağlamıyla çalışmada, Gümüşhane ilinde bulunan sekiz adet Gümüşhane Kömesi ve Gümüşhane Dut Pestili üreticisi işletmeyle görüşme tekniği kullanarak çalışmışlardır. Mehmet Özdemir (2020), “Coğrafi İşaretler ve Türk Mutfak Kültüründe Bir İmge: Espiye Pidesi” başlıklı makalesinde; Giresun ili Espiye ilçesine ait yerel bir lezzet olan Espiye Pidesini, kültür, marka, gastronomi turizmi ve Cİ tescili kavramları bağlamında 26 incelemiştir. Cİ tescilinin şehirlerin markalaşmasında ve gastronomi turizmi açısından daha fazla popüler olmasında tescillemeye ihtiyaç olduğunu belirtmiştir. Ayşem Yanar ve Kardelen Arin (2021), “Karacakılavuz Dokumalarının Coğrafi İşaret ve Kültürel Miras Bağlamında Değerlendirilmesi ve Belgeleme Çalışması” başlıklı makalelerinde; Tekirdağ iline bağlı Karacakılavuz mahallesine ait Cİ tescilli dokumalarının tescil sayesinde kültürel miras olarak korunabileceği üzerinde durmuşlardır. Ürünlerin dokuma tekniği, fiziksel özellikleri ve motif özelliklerini incelemişlerdir. Fatma Gökçe Ekici (2021), “Türkiye’de Coğrafi İşaret Kavramı ve TRB1 Bölgesi İncelemesi” başlıklı makalesinde; TRB1 Bölgesi kapsamına giren Malatya, Bingöl, Tunceli ve Elazığ illerinin Cİ tescili almış ürünlerinin bölgesel dağılımlarını incelemiştir. Çalışmada, 1996- 2020 yılları arasında Türkiye’de Cİ sistemi konusunda gelişen farkındalık düzeyi ile Cİ tescilli ürünler üzerinde durmuştur. 1.3.3. Tezler 1.3.3.1. Doktora Tezleri Elif Betül Akın (Bayram) (2006), Coğrafi İşaret Olarak Tescil Edilmiş Malatya Kayısısının Teknolojik Özelliklerinin Saptanması ve Gıda Güvenliği Açısından Araştırılması isimli doktora tez çalışması; gıda mühendisliği anabilim dalında hazırlanmış ve Cİ tescili alan Malatya kayısısının fiziksel, kimyasal ve teknolojik özelliklerinin belirlenmesi ile Malatya kayısısını benzeri olan diğer türlerinden ayıran niteliklerin belirlenmesi üzerine çalışmıştır. Çalışmada, Türkiye’de ve Avrupa’da Cİ’ler hakkında bilgi verilmiş ve tescilli Malatya kayısısının besinsel değerinin diğer kayısı türlerinden yüksek olduğu belirlenmiştir. Nicel bir araştırmanın ürünü olan çalışma 27 yapıldığı yıl olan 2006 yılında Cİ’lere dikkat çekmiş ve Türkiye’yi kayısı ihracatında bir numaraya yerleştiren Malatya kayısısını incelemiştir. Huri İlyasoğlu (2009), Ayvalık ve Memecik Zeytinyağlarının Coğrafi İşaretleme Amacıyla Karakterizasyonu isimli doktora tez çalışması; Cİ tesciline sahip Ayvalık ve Memecik tipi zeytinlerinden elde edilen doğal zeytinyağların kimyasal ve termal özelliklerini incelemiş ve elde edilen veriler ışığında Türkiye’de zeytinyağların tanımlanması ve sınıflandırılmasına katkı sunmuştur. Çalışmada Avrupa Birliği ülkelerinde zeytinyağı sektörünün coğrafi işaretleme konusunda ileride olduğu saptanmış ve konuyla ilgili bazı ülkelerden örnekler verilmiştir. Hayriye Rana Demirer (2010), Yöresel Ürün ve Coğrafi İşaretler; Fransa ve Türkiye Üzerine Bir İnceleme isimli doktora tez çalışması; Cİ sistemi kapsamında bulunan yöresel ürün piyasalarının iktisadi alanda çözümlemesini konu almıştır. Çalışmada, Fransa (Rokfor peyniri) ve Türkiye’de (Ezine peyniri) yapılan alan araştırması bulguları karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Yöresel ürünlerin iktisadi çözümlemesi üzerine yoğunlaşan çalışma bu bağlamıyla öncü bir çalışmadır. Cİ olgusu, yöresel ve yerel ürünler farkı verilmiş koruyucu bir düzenleme olarak Cİ sistemiyle ilgili küresel düzeyde yapılan düzenlemeler üzerinde durulmuştur. Türkiye’de ve Fransa’da Cİ sistemiyle ilgili detaylı bilgilerin de verildiğinin altını çizmek gerekir. Aslı Zuluğ (2010), Coğrafi İşaretli Gıdalara İlişkin Tüketici Tercihleri Üzerine Bir Araştırma: İstanbul Örneği isimli doktora tez çalışmasında; coğrafi işaret etiketli gıda ürünlerine dair Türkiye ve dünyada var olan uygulamaları hem teorik yönden hem de pratik yönden ele almıştır. İstanbul ili dahilinde coğrafi işaret etiketli ürünlere ilişkin tüketici tercihlerini incelemiş, gıda ürünlerinde tüketici tutumları, gıda güvenliği kavramı, etiket bilinci ve Cİ kavramı ile Cİ tescilli gıda ürünlerine ilişkin tüketici tercihleri ve ödeme istekliliğinin cevabını araştırmıştır. Zuluğ araştırmanın sonucunda, coğrafi işaret etiketli Ayvalık zeytinyağı ve Ezine peyniri için talebin %58 ve %43 28 etiketli olmayan benzer ürünlere göre daha fazla olduğunu saptamıştır. Çalışma, Cİ tescilli ürünlerin tüketici tercihlerinde etkin rol oynadığını göstermesi bağlamında önemli bir yere sahiptir. Didem Özgür (2011), Coğrafi İşaretlerin Korunması: Avrupa Birliği’ndeki Hukuki Çerçeve ve Türkiye Uygulaması isimli doktora tez çalışmasında; Türkiye’nin Cİ mevzuatı ile AB mevzuatını karşılaştırıp Türkiye’de mevzuat ve uygulama kapsamında yapılanları, yapılması gerekenleri belirleyip eksiklikler konusunda öneriler geliştirmeyi amaçlamıştır. Sınai mülkiyet kanunu kapsamında olan Cİ sisteminin hukuki anlamda işleyişinin, nasıl korunduğunun belirtilmesi önem arz etmektedir. Cİ’lerin markalarla ilişkisini inceleyen Özgür, uluslararası düzenlemelere göre Cİ korunması üzerine eğilmiştir. Mustafa Kan (2011), Yerel Düzeyde Ekonomik Kalkınmada Coğrafi İşaretlerin Kullanımı ve Etkisi: Akşehir Kirazı Araştırması isimli doktora tez çalışması; Cİ tescilli Akşehir kirazının yerel düzeyde ekonomik kalkınma aracı olarak kullanılma olanağını ele almıştır. Çalışmada, Akşehir kirazının üreticileri, firmaları, kamu ve bağımsız kuruluşları ile meyve sebze komisyoncularıyla görüşülmüş, anket ve mülakat çalışmaları sonucundan elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Buna göre paydaşların beklentilerini yeterli düzeyde karşılamadığı sonucuna ulaşılmıştır. İsim konusunda yaşanan problemler, bilgi eksikliği, kurumlar arası iletişimsizlik ve şirketlerin Cİ etiketi kullanmak istememeleri, Cİ’lerin aktif kullanımının önüne geçen faktörler olarak belirlenmiştir. Türkiye’de Cİ tescilli birçok üründe yaşanan bu türden olumsuzlukların belirlenmesi konusunda örnek bir çalışma niteliğindedir. Alpay Altuntaş (2016), Yöresel Gıdaların Yerel Ekonomik Kalkınmaya Katkıları: Ankara İli Araştırması isimli doktora tez çalışmasında; yöresel gıdaların yerel ekonomik kalkınmaya sunduğu katkılar ve bu katkıların yükseltilmesi için neler yapılması gerektiği üzerine yoğunlaşmıştır. Çalışmada bu bağlamda Ankara ilinin Beypazarı, Ayaş 29 ve Nallıhan ilçeleri araştırma sahası olarak belirlenmiş ve yöresel ürün üreticileri ile satıcılarla yapılan 111 anket oluşturulmuştur. Bu anketlerin sonucunda ulaşılan verilere göre yöresel ürünlerdeki gıda güvenliği riskleri en aza indirilmeli, ürünlerin gelenekselliği bozulmadan ürüne özel çözümler üretilmeli, tescil sahibi ve üreticiler başta olmak üzere tüm paydaşlar yeni pazarlar bulma konusunda birlikte yol almalıdır. Yerel işletmelere ürünlerin üretildiği bölgelerde imkanlar sunularak yerel ekonomik kalkınma düzeyinin artırılmasına katkıda bulunulmalıdır. Yöresel ürünler Cİ tescili alma potansiyeli olan ürünler olduğu için çalışma doğrudan Cİ sistemiyle ilgilidir. Ersin Kaplan (2017), Fikri Mülkiyet Haklarının Vergilendirilmesi isimli doktora tez çalışmasında; fikri mülkiyet hakları üzerinde durmuş ve bu hakların çeşitli şekillerde değerlendirilmesinin gelir vergisi, kurumlar vergisi, katma değer vergisi, veraset ve intikal vergisi, damga vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi karşısındaki durumunu açıklamıştır. Cİ sistemi fikri mülkiyet haklarından biri olan sınai mülkiyet hakkı içerisinde olduğu için çalışma, dolaylı olarak Cİ sistemiyle de ilgilidir. Yalçın Yaman Durusoy (2017), Coğrafi İşaretli Gastronomik Ürünlerin Bölge Halkı Tarafından Algılanması Üzerine Analitik Bir Araştırma: Kars Kaşarı Örneği isimli doktora tez çalışmasında; turizm endüstrisinde ziyaretçilerin yöresel yemek kültürü gelişmiş yani gastronomisiyle ön plana çıkmış şehirlerin destinasyon seçiminde önemli bir yere sahip olduğunu vurgulamıştır. Bu bağlamda Kars kaşarı örneğini veren Durusoy, gastronomi turlarının bölgesel turizm faaliyetlerinin hareketlenmesini sağladığını belirtmiştir. Nitekim Cİ tescili bulunan Kars kaşarının yapılan ziyaretlerle bölge ekonomisine katkısını, farkındalık sağlamasını olumlu etkiler olarak belirlemiştir. Cİ sistemiyle doğrudan ilişkili olan çalışma Cİ tescilli ürün örneğinden yola çıkarak gastronomi turizmini ele almıştır. Sami Özgür Memişoğlu (2018), Marka Hukukunda Mutlak Ret Sebepleri isimli doktora tez çalışması; hukuk alanında yapılmıştır. Çalışmada, markaların hukuki niteliği, 30 işlevleri ve markayı konu edinen uluslararası düzenlenmeler incelenmiştir. Aynı zamanda Cİ sisteminin markalarla benzerlikleri ve farklılıkları üzerinde durulmuştur. Güven Şahin (2019), Türkiye’nin Coğrafi İşaretleri ve Bunların Türkiye Ekonomisinde Etkin Kullanımları isimli doktora tez çalışmasında; Cİ sistemi uygulamasının genel özellikleri, farklı ülkelerdeki işleyişi (Fransa, İtalya, İspanya, ABD, Endonezya, Almanya, Hindistan, Japonya ve Kosova) Türkiye’deki mevcut ve olması gereken durumu üzerine yoğunlaşılmıştır. Çalışmada, 65 il, 228 ilçe olmak üzere toplam 304 lokasyonda alan araştırması yapılmış, 848 kişiyle anket çalışması gerçekleştirilmiş ve 1000’den fazla ürün üzerinde durulmuştur. Araştırmanın sonucuna göre Türkiye’nin Cİ uygulamasındaki mevcut durumu açıklanmış ve yapılması gerekenler belirli ürün grupları temelinde incelenmiştir. Emir Hilmi Üner (2019), Türkiye’deki Coğrafi İşaretli Peynirlerin Umami Tat Yoğunluklarının Belirlenmesi isimli doktora tez çalışmasında; Türkiye’deki Cİ tesciline sahip peynirler üzerine çalışmıştır. Türkiye, peynir türleri açısından oldukça zengin bir ülkedir. Cİ tescilli peynirlerin çalışılması ürünlere dair farkındalığın artmasını sağlamaktadır. Çalışma, doğrudan Cİ sistemiyle ilgili olmamakla birlikte daha çok peynir çeşitlerinin içerdikleri tat yoğunluklarını belirleyerek tüketicilerin beğeni düzeyini ölçmeyi hedeflemiştir. Mamadou Gueye (2020), Afrika Ülkelerinde Coğrafi İşaretler: Senegal Örnek Olayı isimli doktora tez çalışmasında; Cİ’ler ile ilgili dünya genelindeki durumu araştırmış ve Afrika kıtası ülkelerinden biri olan Senegal’de Cİ potansiyeli olan ürünler üzerine yoğunlaşmıştır. Çalışmaya göre Senegal’de yasal düzenlemelerin ve bilimsel çalışmaların yetersizliği nedeniyle Cİ sisteminin avantajlarından faydalanılamadığı belirlenmiştir. Anket yoluyla toplanan veriler, belirlenen 7 değerlendirme kriteriyle analiz edilmiştir. Buna göre Cİ tescili alabilecek ve başarı şansı yüksek ürünler saptanmıştır. 31 Mehmet Fatih Kayran (2021), Şanlıurfa İlinin Coğrafi İşaretli Ürünlerinin Gastronomi Turizmi Potansiyeli Açısından Değerlendirilmesi isimli doktora tez çalışmasında; gastronomi turizmi ve Cİ tescilli ürünler ilişkisini Şanlıurfa örneğinde incelemiştir. Buna göre, şehrin yerel yönetim yöneticileri, yiyecek içecek işletmeleri ve turist rehberleri ile Ağustos 2020- Mart 2021 tarihleri arasında yüz yüze görüşmeler gerçekleştirmiş ve çevrimiçi anket formları aracılığıyla turistlerden veri toplamıştır. Çalışmanın sonucunda, Şanlıurfa ilinin coğrafi işaretli yemeklerinin yeterince tanınmadığı ve Cİ tescilli yiyeceklerden en çok bilinen ve tüketilen ürünlerin Çiğ Köfte, Ciğer Kebabı ve Urfa Patlıcan Kebabı olduğunu tespit etmiştir. Nitekim şehrin gastronomi turizminde tanınmasına Cİ sisteminin katkısı olduğu sonucuna varılmıştır. Özge Bektaş Gümrükçü (2021), Coğrafi İşaretli Ürün Algısının Tüketici Satın Alma Tercihine Etkisinde Marka Değeri ve Sosyal Faktörlerin Aracılık Rolü Üzerine Bir Araştırma isimli doktora tez çalışmasında; tüketici ve tüketici satın alma kararını etkileyen faktörler, marka ve Cİ kavramı ile Cİ tescilli ürün algısının tüketici satın alma tercihine etkisinde marka değeri üzerine yoğunlaşılmıştır. Bu bağlamda Cİ tescilli Gümüşhane pestil ve kömesine yönelik tüketim tercihleri ölçülmüştür. Gökhan Demirarslan (2022), Türkiye’deki Coğrafi İşaretli Ürünlerin Uluslararası Ticaretteki Potansiyeli isimli doktora tez çalışmasında; Türkiye’de dış ticarete konu olmuş ve olabilecek ürün potansiyelinin ne durumda olduğunu ortaya koymuştur. Bu doğrultuda nitel araştırma yöntemini kullanılarak, 26 adet Cİ tescilli ürün ve 70 adet Cİ tescil sahibi üretici, ihracatçı ve diğer paydaşlar ile görüşmeler yapmıştır. Buna göre Türkiye’nin Cİ tescilli ürünlerinden 2019 yılında yaklaşık 1 Milyar 821 milyon dolar ihracat gelirine sahip olduğu saptanmış ihracattaki en fazla payın Manisa Sultani Çekirdeksiz Üzümü, Malatya Kayısısı ve Giresun Tombul Fındığının olduğu belirlenmiştir. 32 Özlem Taşkıran Karataş (2022), Coğrafi İşaretlemenin Destinasyon İmajı Üzerindeki Etkisinin Analizi: İzmir İli Örneği isimli doktora tez çalışmasında; destinasyon imajında Cİ tescilli ürünlerin etkisini göstermek ve ziyaretçi memnuniyeti ve motivasyonu temelinde oynadığı rolü incelemeyi hedeflemiştir. Çalışmada, Cİ tescilli ürünlerin kentin destinasyon imajı üzerindeki etkisi kente gelen turistler ve kentin yerel paydaşlarının bakış açılarından inceleme yoluna gidilmiş ve bu amaçla kavramsal çerçevenin ardından, turistlere anket yapılmıştır. Çalışmanın sonucuna göre, coğrafi işaretli ürünlerin destinasyon imajı üzerinde olumlu etkisi olduğu kanısına varılmıştır. Sultan Belli (2022), Coğrafi İşaret ile Tescilli Yöresel Mutfak Ürünlerinin Turistlerin Destinasyon Seçimine Etkisi: Güneydoğu Anadolu Bölgesi Örneği isimli doktora tez çalışmasında; Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne gelen yerli turistlerin Cİ tescilli yöresel ürünlere olan bilinirlik düzeylerini tespit etmeyi ve destinasyon seçimine etkisini belirlemeyi amaçlamıştır. Ve bu doğrultuda 2019 yılında Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne gelen 830 yerli turistten anket tekniği kullanılarak veri elde edilmiş Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne gelen yerli turistlerin illere ait Cİ tescilli yöresel mutfak ürünlerine yönelik davranış ve tutumları, onların destinasyon seçimini %67,7 oranında etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Erkan Denk (2022), Coğrafi İşaretler Standardizasyonu ve Uygulamlarına Yönelik Bir Model Önerisi isimli doktora tez çalışmasında; gastronomi turizmi ile birlikte Türkiye’nin güncel coğrafi işaretleri hakkında bilgiler vermiş ve Erzurum ilinde uygulanan Cİ sistemini değerlendirmiştir. Hem nicel hem de nitel yöntem kullanılarak yerel halk ile yerel yöneticilerden alınan verilerle model önerisine gidilmiştir. 1.3.3.2. Yüksek Lisans Tezleri Gökmen Gündoğdu (2006), Türk Hukukunda Coğrafi İşaret Kavramı ve Korunması isimli yüksek lisans tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Hukuk anabilim dalında 33 hazırlanan çalışmanın konusunu Cİ kavramı ve onunla bağlantılı olan Cİ’lerin unsurları, Cİ’lerin önemi ve özellikleri, Cİ’lerin türleri, Cİ’lerin işlevleri, marka ve Cİ kavramlarının ilişkisi ile Türk hukukunda yapılan düzenlemeler başlıklarını incelemiştir. Mehmet Tuncay (2009), Coğrafi İşaretlerin Korunması isimli yüksek lisans tez çalışması altı bölüm olarak hazırlanmıştır. Çalışmada; Cİ’lerin tanımı, unsurları, türleri, tarihsel önemi, Cİ tescilinin kullanımı, denetimi ve hukuksal anlamda korunması incelenmiştir. Bilge Şentürk (2011), Coğrafi İşaretlerin Ekonomik Etkileri: Mikro ve Makro Açıdan Bir Değerlendirme isimli yüksek lisans tez çalışması; iktisat anabilim dalında hazırlanmış ve Cİ sisteminin ekonomik etkilerini incelemiştir. Mikroekonomik ve makroekonomik yönleriyle Cİ sistemini değerlendirerek sınıflandırmıştır. Yeşim Meral (2013), Kahramanmaraş Kent Merkezinde Coğrafi İşaretli Ürünlere İlişkin Tüketici Tercihleri: Gemlik Zeytini Örneği isimli yüksek lisans tez çalışması; Cİ tescili almış ürünleri tüketen Kahramanmaraş il merkezinde ikamet eden tüketicilerin davranış ve tutumlarını incelemiştir. Bu doğrultuda anket yöntemiyle 384 aileden alınan veriler değerlendirilmiştir. Meral Gündeğer (2014), Coğrafi İşaretlerin Bölgesel Turizm Gelişimindeki Önemi: Çanakkale Örneği isimli yüksek lisans tez çalışmasında; Çanakkale ilinde Cİ tescili alan ürünlerin, bölge turizmine katkısı ve bu ürünlerin bir turizm ürünü bağlamında değerlendirmesini yapmıştır. 34 Yağmur Erol (2014), Türkiye’de Coğrafi İşaretleme Sisteminin Mevcut Yapısı isimli yüksek lisans tez çalışmasında; Türkiye’de Cİ sisteminin işleyişini, kavramsal çerçevesini, tescil edilen ürünlerin durumunu ve bununla beraber AB’ye uyum süreci içinde Türkiye ile AB arasındaki kavramsal farklılıkları incelemiştir. Derya Baran (2015), Erzurum Coğrafi İşaretli Yerel Gıda Ürünlerinin Tüketici Tercihlerine Dayalı Pazarlama Taktik ve Stratejileri isimli yüksek lisans tez çalışmasında; Erzurum Civil Peyniri, Erzurum Küflü Peyniri ve Karnavas Dut Pekmezini Erzurum’da yaşayan tüketicilerin neden tercih ettiklerini incelemiştir. Bu doğrultuda 401 hane ile görüşme gerçekleştirip elde edilen anket verilerini değerlendirmiştir. Zozan Oğuz (2016), Yerel Değerlerin Turizm Ürününe Dönüştürülmesinde Coğrafi İşaretlerin Kullanımı: Siirt İli Örneği isimli yüksek lisans tez çalışmasında; Siirt ilini ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin ile ait Cİ tescilli ürünleri hakkındaki görüşlerini incelemiştir. Bu ürünlerin bir turizm değeri olarak kullanımının yaygınlaştırılmasıyla kent tanıtımına büyük katkı sunduğunu belirtmiştir. 1.3.3.3. TÜRKPATENT Tezleri Asu Yıldız Coşkun, 2001, Coğrafi İşaretler, çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, Cİ kavramı ve ulusal perspektiflerdir. Bu bölümde, Cİ’lerin genel analizi, Cİ’lere sağlanan korumanın faydaları ve Cİ’lere ilişkin ulusal koruma modelleri incelenmiştir. İkinci bölümde, Cİ’lerin uluslararası anlaşmalar çerçevesinde düzenlenmesi üzerinde durulmuştur. Burada Paris Sözleşmesi, Madrid ve Lizbon Anlaşmaları incelenmiş, Cİ’lere ilişkin TRIPS düzenlemelerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, Cİ’ler ve Markalar arasındaki ilişki analiz edilirken Cİ’lerin ve markaların karşılaştırmalı analizi açıklanmıştır. Son bölüm olan dördüncü bölümde ise, Türkiye’de Cİ koruması hakkında bilgiler verilmiştir. Yani korumanın sağlandığı ürünler, 35 korumadan yararlanacak kişiler, tanımlar, Cİ başvuru süreci, şartları ve Türkiye’de Cİ’ler sistemi korumasına ilişkin genel bir değerlendirme yapılmıştır. Hakan Kızıltepe, 2005, Türk Coğrafi İşaretler Mevzuatı, AB Mevzuatı ile Mukayesesi ve Bazı Önemli Ülkelerdeki Coğrafi İşaretler Mevzuatı. Kızıltepe beş bölümden oluşan çalışmasının birinci bölümünde, Cİ’lerin tanımını yapmış ve işlevleri ile ekonomik değeri üzerinde durmuştur. İkinci bölümde, Cİ’lere ilişkin Türk mevzuatı incelenmiş uygulamada karşılaşılan problemlerin giderilmesine yönelik öneriler sunulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde Avrupa Birliği’nin ve Türkiye’nin Cİ mevzuatı karşılaştırılmıştır. Dördüncü bölümde, uluslararası platformda Cİ korumasının durumu üzerinde durulmuştur. Son olarak beşinci bölümde ise, bazı önemli ülkelerin Cİ alanında ülkesel mevzuatları konusu tartışılmıştır. Bu önemli ülkeler şunlardır: Fransa, İtalya, İngiltere, İspanya, İsviçre, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada. Tüm bu ülkelerin Cİ’lere ilişkin ulusal mevzuatları incelenmiş ve Cİ’ler aracılığıyla sahip oldukları kazanımların Türkiye’de Cİ sistemi üzerine ne gibi çalışmaların yapılması gerektiği belirtilmiştir. Serap Tepe, 2008, Coğrafi İşaretlerin Ekonomik Etkileri, 5 bölümden oluşan çalışmada Tepe, Cİ’lerin ekonomik etkileri üzerine odaklanmıştır. Birinci bölümde, Cİ’nin kavramsal tanımı yapılmış ve Cİ türleri ile işlevlerine yer verilmiştir. İkinci bölüm olan Cİ’lere iktisadi yaklaşım başlığı altında, Cİ tescilli ürünlerin katma değeri ile tüketiciler ve üreticiler açısından Cİ’ler incelenmiştir. Burada tüketicilerin ve üreticilerin Cİ algılamaları ve işaretli ürünleri satın alma / satma nedenlerine yer verilmiştir. Üçüncü bölüm Cİ ekonomisi üzerine yapılmıştır. Bu bölümde, Cİ’lerin mikro ekonomiye etkileri ve kırsal kalkınma aracı olarak Cİ’lerin ülke ekonomisine katkıları incelenmiştir. Dördüncü bölümde, Cİ’lerin kırsal kalkınma açısından değerlendirilmesi yapılmış ve kırsal kalkınmanın Cİ ile ilişkisi ele alınmıştır. Bu bağlamda Fransa’nın “Comté Peyniri” örnek olay incelemesi yapılmıştır. Son olarak beşinci bölümde ise Türkiye ve AB’de Cİ’lere ilişkin genel bir yapılmış ve AB ile Türkiye’de mevcut durum 36 incelenmiştir. Son olarak aynı bölüm içerisinde Türkiye’de kırsal kalkınma çalışmaları ve Cİ ilişkisi üzerinde durulmuştur. Ersin Aksoy, 2008, Ülkelerin ve Coğrafi Bölgelerin Markalaşması, 4 bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde, yöre/ülke pazarlama kavramının menşei üzerinde durulmuştur. Burada, gelişmekte olan ülkeler için markalaşmak neden önemlidir? sorusuna cevap aranmış, postmodern pazarlama anlayışı üzerinden yöre/ülke markalaşması incelenmiştir. İkinci bölümde, ülke markasının politika boyutu ele alınmış ve politik pazarlama, kamu diplomasisi ve Türkiye’nin AB’ye üyelik bağlamında markalaşması konuları üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde, ülke markasının kültür boyutu incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise, ülke markasının turizm boyutu ele alınmıştır. Bu başlık altında, turizm ve marka ilişkisi ile Türkiye’nin turistik açıdan markalaşması ve yöre markalaşmasında yöresel ürünlerin rolüne değinilmiştir. Neşe İloğlu, (2014), Coğrafi İşaretlerin Tescili ve Denetimi Üzerine Farklı Ülke Sistemlerinin İncelenmesi ve Türkiye Uygulaması isimli uzmanlık tezinde Türkiye’de ve dünyada coğrafi işaretlerin tescil ve denetim uygulamaları konusu incelenmiştir. Dört bölümden oluşan tezin birinci bölümünde, Cİ kavramının tanımı yapılmış Cİ’lerin unsurları, Cİ türleri ve Cİ’lerin işlevleri konusuna yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, Cİ’lerle ilgili uluslararası anlaşmalar ve Avrupa Birliği düzenlemeleri konusu üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde, dünyada Cİ’lerin tescili ve denetimi ile ilgili çeşitli uygulamalara yer verilmiş ve bu bölümde Fransa, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği’nde Cİ’lerin tescili ve denetimi konuları ifade edilmiştir. Dördüncü bölümde ise, Türkiye’de Cİ’lerin tescili ve denetimi konuları incelenmiştir. TÜRKPATENT kurum uzmanlık tezlerinden biri bu çalışmanın temeli Cİ’lerin tescil ve denetimi konuları üzerine yapılmıştır. Özden İlhan, 2020, AB Tescilli Coğrafi İşaretlerin Ayırt Edicilik Kriterleri ve Yöre ile Bağı Açısından İncelenmesi, isimli kurum uzmanlık tez çalışması 2 bölümden 37 oluşmaktadır. Birinci bölümde Cİ kavramı, Cİ’lerin unsurları, Cİ türleri ve Türkiye ile AB’nin Cİ korumaları ve tescil süreci konuları üzerinde durulmuştur. Çalışmanın son bölümü olan ikinci bölümde ise, AB’de tescilli Cİ’lerin ayırt edici kriterleri ve yöre ile bağı irdelenmiştir. Çalışmada özellikle tescilli ürünlerin tanımlayıcı, ayırt edici özellikleri ve coğrafi alan bağı üzerinde durulmuştur. İsmail Demir, 2020, Coğrafi İşaretlerin Sosyoekonomik Etkileri, isimli çalışma 3 bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölüm başlığı yöresel ürünlerin tescil aracı olarak Cİ’dir. Burada Cİ’nin tanımı, unsurları, türleri ve işlevleri konusu ince