Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sanat Tarihi Anabilim Dalı TÜRKİYE CUMHURİYETİ MİMARLIĞININ MODERNLEŞME SÜRECİNDE MİMAR GIULIO MONGERI: BURSA ÇELİK PALAS OTELİ VE KAPLICASI Damla ÇİNİCİ Yüksek Lisans Tezi Ankara, 2015     TÜRKİYE CUMHURİYETİ MİMARLIĞININ MODERNLEŞME SÜRECİNDE MİMAR GIULIO MONGERI: BURSA ÇELİK PALAS OTELİ VE KAPLICASI Damla ÇİNİCİ Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sanat Tarihi Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi Ankara, 2015     iii   iv TEŞEKKÜR Çalışmamda her zaman yanımda olan ve yön gösteren sevgili danışmanım Öğr. Gör. Dr. Çiler Buket Tosun’a, tez jurime katılan ve önerileriyle destek olan Prof. Dr. Mustafa Servet Akpolat’a, Prof. Dr. Filiz Yenişehirlioğlu’na, Doç. Dr. Elvan Altan Ergut’a ve Doç. Dr. Pelin Şahin Tekinalp’e, tüm samimiyetiyle ailesi ile ilgili belgeleri ve fotoğrafları paylaşan Giulio Mongeri’nin torunu Anita Elagöz’e, halen Çelik Palas ile ilgili yeni belgeler hakkında beni bilgilendiren Mümin Ceyhan Bursa Kültür Kaynakları Araştırma Kütüphanesi sorumlusu hafızasına ve zihin arşivine hayran olduğum Nezaket Özdemir’e, İstanbul İtalyan Ticaret Odası’nın dergilerine ulaşmamı sağlayan Casa Garibaldi Kütüphane sorumlusu Dr. Sedat Bornovalı’ya, Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası’nda konaklama imkanı sağlayarak ortamı yerinde inceleme fırsatı veren günümüzde oteli işleten MSN Yapı Yatırım AŞ. Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Kırcal’a, her gidişimizde bize otelde rehberlik eden Çelik Palas Oteli Teknik Müdürü Ahmet Kasnak’a, 2008 yılına ait otelin ve kaplıcanın rölövelerine ulaşmamızı sağlayan TİBA Mimarlık’tan Mesut Bey’e, 1980-1989 tarihleri arasında otelin Genel Müdürü olan Namık Seyhan ve eşi Müjgan hanıma, otelin eski broşürlerinin koleksiyonunu yapan Haluk Toy’a, paylaşımları için Prof. Dr. Neslihan Türkün Dostoğlu’na, Brera Akademisi’nden Valter Rosa’ya ve Milano Politeknik’ten Giovanna D’Amia’ya, Fransızca tercümelerde yardımcı olan arkadaşım Duygu Salur’a ve aileme bu uzun araştırma sürecinde yanımda oldukları için teşekkür ederim.   v ÖZET ÇİNİCİ, Damla. Türkiye Cumhuriyeti Mimarlığının Modernleşme Sürecinde Mimar Giulio Mongeri: Bursa Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2015. Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında, hem de Cumhuriyet’in ilk yıllarında mimarlık tarihimizde öne çıkan mimarlardan biri olan Giulio Mongeri, Sanayi-i Nefise Mektebi’nde hocalık yaparak geleceğin mimarlarını yetiştirmiş ve bir sonraki kuşağın mimarlık anlayışında da etkili bir rol üstlenmiştir. Çalışmamızda Giulio Mongeri, ailesi ve kendisi hakkında ulaşılan yeni bilgiler ışığında değerlendirilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında İstanbul’da yapılar inşa eden Mongeri, bu dönem çoğunlukla batı kaynaklı seçmeci üslubu tercih etmiştir. Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte, mimarlık etkinliklerini yeni başkent Ankara’da ve Türkiye’nin çeşitli kentlerinde sürdüren Mongeri’nin dönemin benimsenen akımı olan I. Ulusal Mimarlık Akımı’nda eserler verdiği görülmektedir. 1920’lerin sonuna gelindiğinde modern üslubun benimsenmesi Mongeri’yi de Modern Mimari’ye yönlendirmiştir. Çalışmamız Mongeri’nin modern üslupta tasarladığı tek ve kendisinin son yapısı olan Bursa Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası’na odaklanmıştır. Mongeri’nin dönemin mimarlık anlayışına uygun Art Deco üslubunu da kullandığı bu yapı, mimari özellikleri ile değerlendirilirken, hem seçmeci üslupta, hem I. Ulusal Mimarlık Akımı’nda yapılar tasarlamış bir mimar olarak Mongeri’nin Modern Mimari’ye yaklaşımı da tartışılmıştır. 1935 yılında hizmete giren Bursa Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası aynı zamanda ülkemizin ilk kaplıca otel tasarımı olması açısından da önemlidir. Kuruluşundan beri balolara, toplantılara, kongrelere ev sahipliği yapmıştır. Pek çok onarım ve yenileme geçiren yapı topluluğu günümüzde de Bursa’nın önemli imgelerinden biri olarak varlığını korumaktadır. Anahtar Sözcükler Giulio Mongeri, İstanbul İtalyan Topluluğu, Sanayi-i Nefise Mektebi, Tanzimat Sonrası Osmanlı Mimarlığı, Erken Cumhuriyet Dönemi Mimarlığı, I. Ulusal Mimarlık Akımı, Modern Mimari, Art Deco, Bursa, Bursa Kaplıcaları, Kaplıca Oteller   vi ABSTRACT ÇİNİCİ, Damla. Giulio Mongeri and Çelik Palas Thermal Hotel in the Modernization Period of Republican Architecture, Master’s Thesis, Ankara, 2015 Being one of the outstanding architects of our architectural history both in the last years of Ottoman Empire and the first years of the Republic, Giulio Mongeri taught in the Academy of Fine Arts and raised the architects of the future and undertook an effective role in the architectural understanding of the next generation. In our study, Giulio Mongeri is appraised in the light of new information found about his family and person. Mongeri built structures in İstanbul in the last years of Ottoman Empire and preferred majorly western originated eclectic style in this period. Starting from the announcement of the Republic, Mongeri continued his architectural activities in the new capital Ankara and miscellaneous cities of Turkey and was seen to make works in I. National Architectural Movement which was the adopted trend of the period. Adoption of modern style at the end of 1920s directed Mongeri also to Modern Architecture. Our study is focused on Bursa Çelik Palas Thermal Hotel which was the only and last structure designed by Mongeri in modern style. As this structure in which Mongeri further used Art Deco style compliant with the architectural understanding of the period is evaluated through its architectural features, approach of Mongeri to Modern Architecture as an architect who designed structures both in eclectic style and in I. National Architectural Movement is also discussed. Bursa Çelik Palas Thermal Hotel which was put into service in 1935 is important being the first thermal hotel design of Turkey. It hosted balls, meetings, congresses since its foundation. The building complex experienced many repairs and renewals and continues to exist today as one of the important images of Bursa. Key Words Giulio Mongeri, İstanbul Italian Community, the Academy of Fine Arts, Post Tanzimat Ottoman Architecture, Early Republican Period Architecture, I. National Architecture Movement, Modern Architecture, Art Deco, Bursa, Bursa Thermal Hotels, Thermal Hotels   vii İÇİNDEKİLER KABUL VE ONAY ..........................................................................................................i BİLDİRİM ......................................................................................................................ii TEŞEKKÜR ...................................................................................................................iii ÖZET ..............................................................................................................................iv ABSTRACT ....................................................................................................................v İÇİNDEKİLER .............................................................................................................vi ŞEKİLLER DİZİNİ ....................................................................................................viii ÇİZİMLER DİZİNİ .....................................................................................................xx 1. BÖLÜM: GİRİŞ .........................................................................................................1 1.1. AMAÇ VE KAPSAM ....................................................................................1 1.2. YÖNTEM ........................................................................................................2 2. BÖLÜM: GIULIO MONGERI (1873-1951) ............................................................6 2.1. MONGERI AİLESİ .......................................................................................6 2.2. GIULIO MONGERI’NİN YAŞAM ÖYKÜSÜ ........................................11 2.3. GIULIO MONGERI’NİN DÖNEMİN DEĞİŞEN MİMARLIK ORTAMI İÇERİSİNDEKİ ETKİNLİKLERİ ................................................16 2.3.1. Giulio Mongeri’nin Mimari Etkinlikleri .......................................17 2.3.2. Giulio Mongeri’nin Mimarlık Eğitimindeki Rolü ve Öğrencileri ......................................................................................................................34 2.3.3. Giulio Mongeri’nin Yayınları ve Diğer Etkinlikleri ....................38 3. BÖLÜM: BURSA KENTİ VE KAPLICA OTELLERİ .......................................41 3.1. BURSA VE KENTLEŞME .........................................................................41 3.2. BURSA ÇEKİRGE SEMTİ KAPLICALARI VE OTELLERİ ...............45 3.2.1. Bursa Çekirge Semti ve Kaplıcaları ..............................................45 3.2.2. Bursa’da Kaplıca Otellerin Gelişimi .............................................50   viii 4. BÖLÜM: ÇELİK PALAS OTELİ VE KAPLICASI ............................................56 4.1. ÇELİK PALAS OTELİ VE KAPLICASI’NIN HİKAYESİ ....................56 4.2. ÇELİK PALAS OTELİ VE KAPLICASI’NIN MİMARİ ÖZELLİKLERİ ...................................................................................................61 4.2.1. Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası’nın Parsel Yerleşimi .....................61 4.2.2. Otel Yapısı Mimari Plan Özellikleri ..............................................63 4.2.3. Otel Yapısı Mimari Cephe Özellikleri ...........................................64 4.2.4. Kaplıca Yapısı Mimari Plan Özellikleri ........................................66 4.2.5. Kaplıca Yapısı Mimari Cephe Özellikleri .....................................68 4.2.6. Otel ve Kaplıca Yapısının Süsleme Özellikleri .............................69 4.2.7. Otel ve Kaplıca Yapısına İlişkin Değerlendirme ..........................71 4.2.8. 1950 Sonrası Bursa Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası’nın Serüveni ......................................................................................................................73 5. BÖLÜM: SONUÇ .....................................................................................................78 KAYNAKÇA .................................................................................................................81 EK 1. YAPI LİSTESİ ...................................................................................................97 EK 2. Sn MİMAR MONGERIE’NİN GÖRÜŞÜ .......................................................98 EK 3. ETİK KURUL İZİN MUAFİYETİ FORMU ................................................100 EK 4. ORİJİNALLİK RAPORU ..............................................................................102 ŞEKİLLER ..................................................................................................................103 ÇİZİMLER ..................................................................................................................228 ÖZGEÇMİŞ ................................................................................................................246   ix ŞEKİLLER DİZİNİ Şekil 1. Baba Dr. Luigi Mongeri Şekil 2. Amca Giuseppe Mongeri Şekil 3. İstanbul’daki kolera salgınının yayılımını gösteren harita Şekil 4. Giulio Mongeri Şekil 5. Giulio Mongeri Şekil 6. Giulio Mongeri Şekil 7. Giulio Mongeri Şekil 8. Giulio Mongeri’nin Kimlik Belgesi Şekil 9. Mongeri’nin diploma almaya hak kazandığını gösteren belge Şekil 10a. Genova Silosu Projesi Şekil 10b. Genova Silosu Projesi Şekil 10c. Genova Silosu Projesi Şekil 11. Mongeri’nin Società Operaia Italiana’ya üyelik kartı Şekil 12. Giulio Mongeri’nin tasarladığı yapılardan birinin künyesi Şekil 13. Sedad Hakkı Eldem’in hediye ettiği geleneksel Anadolu konutu resmi Şekil 14. Ordine della Corona d’Italia nişanı ile ilgili belge Şekil 15. Mongeri’nin Venedik Lido Adası’ndaki evi Şekil 16. Mongeri Ailesi Anıt Mezarı Şekil 17a. İstanbul Osmanlı Bankası Şekil 17b. İstanbul Osmanlı Bankası Şekil 18a. İstanbul Arkeoloji Müzesi Şekil 18b. İstanbul Arkeoloji Müzesi   x Şekil 19. Cercle D’Orient Şekil 20. Pertevniyal Valide Sultan Camisi Şekil 21. Çırağan Sarayı Şekil 22. Sirkeci Garı Şekil 23. Botter Apartmanı Şekil 24. II. Vittorio Emanuele Anıtı Şekil 25. Casa le Fleur Şekil 26. Palazzo Castiglioni Şekil 27. Mongeri’nin “Bir Hatıra için Bina” adlı çalışması Şekil 28. Mongeri’nin “Han Projesi” adlı çalışması. Şekil 29a. Sant’Antonio Kilisesi Şekil 29b. Sant’Antonio Kilisesi Apartmanları Şekil 30. S. Cuore della Pace Kilisesi görünüşü ve planı Şekil 31. Bir kilise tasarımı Şekil 32. Defter-i Hakani Binası Şekil 33. Posta ve Telgraf Nezareti Binası Şekil 34a. Assicurazioni Generali Han Şekil 34b. Assicurazioni Generali Han, tipik kat şeması Şekil 35. Maçka Elçilik Binası Şekil 36. Majik Sineması Şekil 37. Karaköy Palas Şekil 38. Maçka Palas Şekil 39. Bulgur Palas   xi Şekil 40. Nurettin Bey Pavyonu Şekil 41. İstanbul’da bir konut Şekil 42. Giulio Mongeri’nin Güzelbahçe’deki evi Şekil 43. Giulio Mongeri’nin Güzelbahçe’deki evi Şekil 44a. Giulio Mongeri’nin Güzelbahçe’deki evi Şekil 44b. Giulio Mongeri’nin Güzelbahçe’deki evi Şekil 45a. Giulio Mongeri’nin Güzelbahçe’deki evi Şekil 45b. Giulio Mongeri’nin Güzelbahçe’deki evi Şekil 46a. Giulio Mongeri’nin Güzelbahçe’deki evi Şekil 46b. Giulio Mongeri’nin Güzelbahçe’deki evi Şekil 47a. Giulio Mongeri’nin Güzelbahçe’deki evi, suluboya resmi Şekil 47b. Giulio Mongeri’nin Güzelbahçe’deki evi, suluboya resmi Şekil 48. Maliye Bakanlığı Şekil 49. Ankara Palas Şekil 50a. Osmanlı Bankası Şekil 50b. Osmanlı Bankası Şekil 51a. Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü Şekil 51b. Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü Şekil 51c. Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü, zemin kat planı Şekil 51d. Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü, 1. kat planı Şekil 52a. Türkiye İş Bankası Şekil 52b. Türkiye İş Bankası, zemin kat planı Şekil 53a. Tekel Başmüdürlüğü   xii Şekil 53b. Tekel Başmüdürlüğü, zemin kat planı Şekil 53c. Tekel Başmüdürlüğü, 1. kat planı Şekil 54. Osmanlı Bankası Şekil 55. Ankara Ziraat Bankası Lojmanları Şekil 56. Ziraat Bankası Şekil 57. Macar Elçilik Konutu Şekil 58a. Mongeri’nin Ankara kalesi çizimi Şekil 58b. Mongeri’nin Ankara kalesi çizimi Şekil 58c. Mongeri’nin Ankara kalesi çizimi Şekil 59. Mongeri’nin Atatürk için tasarladığı bir yazlık ev Şekil 60. Bir İlkokul Projesi Şekil 61a. Taksim Anıtı Şekil 61b. Taksim Anıtı Şekil 62. Yeni başkenti temsil eden kübik bloklar Şekil 63. Musiki Muallim Mektebi Şekil 64. İsmet Paşa Kız Enstitüsü Şekil 65. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Şekil 66. Sağlık Bakanlığı Şekil 67. Kızılay Genel Müdürlüğü Şekil 68. Numune Hastanesi Şekil 69. Genelkurmay Başkanlığı Şekil 70. Kara Harp Okulu Şekil 71. Sıhhiye Orduevi   xiii Şekil 72a. Giulio Mongeri’nin Cumhurbaşkanlığı Köşkü projesi, ana cephe Şekil 72b. Giulio Mongeri’nin Cumhurbaşkanlığı Köşkü projesi, 2. kat planı Şekil 73. Stoclet House Şekil 74. Ruhlmann Pavyonu Şekil 75. Au Bon Marché Pavyonu Şekil 76. Rockefeller Merkezi Şekil 77. Chrysler Binası Şekil 78. Empire States Binası Şekil 79a. Bosfor Apartmanı, giriş cephesi Şekil 79b. Bosfor Apartmanı, kapı detay Şekil 80. İstanbul’da Art Deco üslubunun Feriköy ve Kurtuluş bölgesindeki örnekleri Şekil 81a. Pertev Apartmanı Şekil 81b. Pertev Apartmanı Şekil 82a. Halit Ziya Uşaklıgil Apartmanı Şekil 82b. Halit Ziya Uşaklıgil Apartmanı Şekil 83. Milano Belediyesi tarafından gönderilen teşekkür belgesi Şekil 84. Brera Güzel Sanatlar Akademisi Onur Üyesi olduğunu gösteren belge Şekil 85. Mongeri’nin yaptığı bir çizim Şekil 86. Mongeri’nin yaptığı bir çizim Şekil 87. Mongeri’nin yaptığı bir çizim Şekil 88. Mongeri’nin yaptığı bir suluboya resim Şekil 89. Mongeri’nin yaptığı bir suluboya resim Şekil 90. Mongeri’nin yaptığı bir suluboya resim   xiv Şekil 91. Ahmet Vefik Paşa Hastanesi Şekil 92. Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu Şekil 93. Bursa Belediyesi Şekil 94. Bursa Postane ve Telgraf İdaresi. Şekil 95. Bursa Vilayet Binası Şekil 96. Bursa Adliye Binası Şekil 97. Bursa Maliye Binası Şekil 98. Merinos Fabrika Tesisi ve Lojmanları Şekil 99. Cephesinde Art Deco stili bezeme öğeleri yer alan konut örneği Şekil 100. Çelik Palas’ın karşısındaki yıkılan otobüs durağı Şekil 101. Tayyare Sineması Şekil 102. Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu Şekil 103. Yapı Kredi Bankası Şekil 104. Türkiye İş Bankası Şekil 105a. Eski Kaplıca Şekil 105b. Eski Kaplıca, sıcaklık Şekil 105c. Eski Kaplıca, plan Şekil 106a. Kükürtlü Kaplıcası Şekil 106b. Kükürtü Kaplıcası, plan Şekil 107a. Yeni Kaplıca, sıcaklık Şekil 107b. Yeni Kaplıca Şekil 107c. Yeni Kaplıca, plan Şekil 108a. Karamustafa Paşa Kaplıcası   xv Şekil 108b. Karamustafa Paşa Kaplıcası, plan Şekil 109. Hotel Splendid Şekil 110. Hotel Continental Şekil 111a. Çekirge Palas Şekil 111b. Çekirge Palas Şekil 112. Ada Palas, Şifa Oteli, Atlas Oteli, Demirci Oteli, Özhayat Oteli Şekil 113a. Hotel Anatolie Şekil 113b. Hotel Anatolie Şekil 113c. Hotel Anatolie Şekil 114. Osmangazi Belediyesi Süleyman Çelebi Çelik Palas Arsası İmar Planı. Şekil 115. Yapı topluluğunun güncel durumu, uydu fotoğrafı Şekil 116a. Atatürk Evi Müzesi Şekil 116b. Atatürk Evi Müzesi bahçesi Şekil 117. Yapı topluluğunun kentten görünümü Şekil 118a. Atatürk’ün Çelik Palas’ı ziyareti Şekil 118b .Atatürk’ün Çelik Palas’ı Ziyareti Şekil 119. Bursa kartpostallarında Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası Şekil 120. Bursa kartpostallarında Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası Şekil 121. Bursa kartpostallarında Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası Şekil 122. Bursa karpostallarında Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası Şekil 123. Fotoğraflarda Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası Şekil 124. Fotoğraflarda Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası Şekil 125. Fotoğraflarda Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası   xvi Şekil 126. Fotoğraflarda Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası Şekil 127. Fotoğraflarda Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası Şekil 128. Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası Vaziyet Planı, 1930 Şekil 129. Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası Vaziyet Planı, 1933 Şekil 130. Çelik Palas Oteli Genel Görünüm Şekil 131. Avluda farklı kotlarda yer alan teraslar Şekil 132. Avluda farklı kotlarda yer alan teraslar Şekil 133. Avluda kademeli olarak yükselen havuz Şekil 134. Avluda kademeli olarak yükselen havuz planı Şekil 135a. Çelik Palas Oteli zemin planı Şekil 135b. Çelik Palas Oteli 1. kat planı Şekil 136a. Çelik Palas Oteli, yemek salonu Şekil 136b. Çelik Palas Oteli, yemek salonu Şekil 137a. Çelik Palas Oteli, giriş cephesi Şekil 137b. Çelik Palas Oteli, giriş cephesi Şekil 138a. Çelik Palas Oteli, giriş cephesi Şekil 138b. Çelik Palas Oteli, giriş cephesi Şekil 139a. Çelik Palas Oteli, cadde cephesi Şekil 139b. Çelik Palas Oteli, cadde cephesi Şekil 140a. Çelik Palas Oteli, yan ve arka cepheler Şekil 140b. Çelik Palas Oteli, yan ve arka cepheler Şekil 141a. Çelik Palas Oteli, arka cephe Şekil 141b. Çelik Palas Oteli, arka cephe   xvii Şekil 142. Çelik Palas Kaplıcası, zemin kat planı Şekil 143. Çelik Palas Kaplıcası, kesit Şekil 144. Çelik Palas Kaplıcası, sıcaklık bölümü ve havuzu Şekil 145. Çelik Palas Kaplıcası, fil gözleri Şekil 146a. Çelik Palas Kaplıcası, havuzu Şekil 146b. Çelik Palas Kaplıcası, havuzu Şekil 147a. Çelik Palas Kaplıcası, kurnalar Şekil 147b. Çelik Palas Kaplıcası, kurnalar Şekil 147c. Çelik Palas Kaplıcası, kurnalar Şekil 148a. Çelik Palas Kaplıcası, aslanağzı Şekil 148b. Çelik Palas Kaplıcası, halvet odası Şekil 149a. Çelik Palas Kaplıcası, giriş cephesi Şekil 149b. Çelik Palas Kaplıcası, giriş cephesi Şekil 150a. Çelik Palas Kaplıcası, yan ve arka cephe Şekil 150b. Çelik Palas Kaplıcası, yan ve arka cephe Şekil 150c. Çelik Palas Kaplıcası yan ve arka cephe Şekil 151a. Çelik Palas Kaplıcası, yan cephe Şekil 151b. Çelik Palas Kaplıcası, yan cephe Şekil 152a. Çelik Palas Kaplıcası, yan cephe Şekil 152b. Çelik Palas Kaplıcası, yan cephe Şekil 152c. Çelik Palas Kaplıcası, arka cephe Şekil 153. Çelik Palas Oteli, giriş kapısı Şekil 154. Çelik Palas Kaplıcası, giriş kapısı   xviii Şekil 155a. Yıkanma sahnelerini gösteren kabartmalar Şekil 155b. Yıkanma sahnelerini gösteren kabartmalar Şekil 155c. Yıkanma sahnelerini gösteren kabartmalar Şekil 155d. Yıkanma sahnelerini gösteren kabartmalar Şekil 156a. Çelik Palas Kaplıcası, ön cephe ve kuş çeşmesi Şekil 156b. Çelik Palas Kaplıcası, ön cephe ve kuş çeşmesi Şekil 157. Hans Poelzig’in Grosses Schauspelhaun’da kullandığı sütunlar Şekil 158a. Çelik Palas Kaplıcası, havuz düzenlemesi Şekil 158b. Çelik Palas Kaplıcası, havuz düzenlemesi Şekil 159a. Çelik Palas Oteli, aydınlatma detayları Şekil 159b. Çelik Palas Oteli, aydınlatma detayları Şekil 160a. Çelik Palas Kaplıcası, ılıklık bölümü aydınlatma detay Şekil 160b. Çelik Palas Kaplıcası, ılıklık bölümü aydınlatma detay Şekil 161a. Çelik Palas Oteli, kapı detay Şekil 161b. Çelik Palas Kaplıcası, kapı detay Şekil 162. Doğu Pavyonu Şekil 163a. Atatürk Orman Çiftliği Hamamı Şekil 163b. Atatürk Orman Çiftliği Hamamı Şekil 163c. Atatürk Orman Çiftliği Hamamı planları Şekil 164. İkinci otel binası Şekil 165. Çelik Palas Oteli ve 1950’de inşa edilen ikinci otel Şekil 166a. Kaplıcayı otele bağlayan 1964 yılında inşa edilen koridor Şekil 166b. Kaplıcayı yeni otel yapısına bağlayan 1964 yılında inşa edilen koridor   xix Şekil 167. İkinci otele ek yatak katı ilavesi inşaatı Şekil 168a. Bağlantı koridoru ve dükkanlar Şekil 168b. Bağlantı koridoru ve dükkanlar Şekil 169. Çelik Palas Kaplıcası soyunmalık Şekil 170. Çelik Palas Kaplıcası dinlenme salonu Şekil 171. Çelik Palas Kaplıcası şark köşesi Şekil 172a. Üçüncü otel binası projesi Şekil 172b. Üçüncü otel binası projesi Şekil 172c. Üçüncü otel binası projesi Şekil 173a. Otelin lobisi Şekil 173b. Otelin lobisi Şekil 174a. Konferans salonu Şekil 174b. Konferans salonu Şekil 175a. Otelin lobisi Şekil 175b. Otelin lobisi Şekil 175c. Otelin lobisi Şekil 176a. Otel binası kat koridorları Şekil 176b. Otel binası kat koridorları Şekil 177a. Otel binası kat merdiveni Şekil 177b. Otel binası asansörü Şekil 178a. Farklı oda tipleri Şekil 178b. Farklı oda tipleri Şekil 178c. Farklı oda tipleri   xx Şekil 179a. Farklı banyo tipleri Şekil 179b. Farklı banyo tipleri Şekil 180a. Farklı büyüklükte balkon tipleri Şekil 180b. Farklı büyüklükte balkon tipleri Şekil 180c. Farklı büyüklükte balkon tipleri Şekil 180d. Farklı büyüklükte balkon tipleri Şekil 181a. Kaplıca ve otel bağlantı koridoru Şekil 181b. Kaplıca ve otel bağlantı koridoru Şekil 182a. Kaplıca yapısı özel yıkanma odaları Şekil 182b. Kaplıca yapısı özel yıkanma odaları Şekil 183. Kaplıca yapısı, dinlenme salonu Şekil 184. Kaplıca yapısı,dinlenme salonu Şekil 185. Kaplıca yapısı, masaj salonu   xxi ÇİZİMLER DİZİNİ Çizim 1. Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası Vaziyet Planı Çizim 2. Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası Vaziyet Planı, 2008 Çizim 3. Çelik Palas Oteli Zemin Kat Planı Çizim 4. Çelik Palas Oteli 1. Kat Planı Çizim 5. Çelik Palas Oteli 2. Kat Planı Çizim 6. Çelik Palas Oteli Bodrum Kat Planı Çizim 7. Çelik Palas Oteli Giriş Cephesi Çizim 8. Çelik Palas Oteli Cadde Cephesi Çizim 9a. Çelik Palas Oteli Arka Cephe Çizim 9b. Çelik Palas Oteli Arka Cephe Çizim 9c. Çelik Palas Oteli Arka Cephe Çizim 10a. Çelik Palas Oteli Yan Cephe Çizim 10b. Çelik Palas Oteli Yan Cephe Çizim 11. Çelik Palas Oteli A-A Kesiti Çizim 12. Çelik Palas Kaplıcası Zemin Kat Planı Çizim 13. Çelik Palas Kaplıcası Giriş Cephesi Çizim 14a. Çelik Palas Kaplıcası Arka Cephe Çizim 14b. Çelik Palas Kaplıcası Arka Cephe Çizim 15a. Çelik Palas Kaplıcası Yan Cephe Çizim 15b. Çelik Palas Kaplıcası Yan Cephe Çizim 15c. Çelik Palas Kaplıcası Yan Cephe Çizim 16. Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası Bağlantı Koridoru   xxii Çizim 17. Bağlantı Koridoru Zemin Kat Planı Çizim 18. Bağlantı Koridoru 1. Kat Planı Çizim 19. Bağlantı Koridoru Ön Cephe Çizim 20. Bağlantı Koridoru Arka Cephe                   1 1. BÖLÜM GİRİŞ 1.1. AMAÇ VE KAPSAM Türkiye Cumhuriyeti Mimarlığı’nın Modernleşme Sürecinde Mimar Giulio Mongeri: Bursa Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası başlıklı tez çalışmamızın ana konusu, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti mimarlığının modernleşme sürecinde mimarlık ortamında öne çıkan mimarlardan biri olan Giulio Mongeri’dir (1873-1951). Mongeri’nin mimarlık anlayışını dönemin değişen mimarlık ortamında değerlendirmeye çalışan araştırma, Giulio Mongeri’nin son yapısı olan Bursa Çelik Palas Oteli’ne odaklanmıştır. 1935 yılında hizmete giren Bursa Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası, Mongeri’nin iki modern yapısından biri olarak, hem mimarın Türkiye’deki bilinen son yapısı olması, hem de modern mimarinin ülkemizdeki ilk örneklerinden biri olması açısından önem taşımaktadır. Çalışmanın amaç, kapsam ve yönteminin anlatıldığı birinci bölümden sonra, ikinci bölüm, Mongeri ailesinin tanıtılmasıyla başlamaktadır. Hakkında monografik bir yayın bulunmayan Giulio Mongeri’nin hayatının anlatımının ardından dönemin değişen mimarlık ortamında öne çıkan mimarlar ve örneklerle Mongeri’nin yapıtları tarihsel bir sırayla sunulmaktadır. Sanayi-i Nefise Mektebi’nde hocalık da yapmış olan Mongeri öğrencilerinin gözünden aktarılmakta, ayrıca Mongeri ile ilgili tespit edilen yayınlardan ve mimarın diğer etkinliklerinden bahsedilmektedir. Çalışmanın üçüncü bölümünde Mongeri’nin Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası’nın bulunduğu Bursa kentinin tarihinden kısaca bahsedilmekte, özellikle Tanzimat sonrası ve Erken Cumhuriyet Dönemi imar faaliyetleri üzerinde durulmaktadır. Bu bölümde Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası’nın da yer aldığı, özelikle kaplıcalarıyla ünlü, Çekirge bölgesi öne çıkan hamam, kaplıca ve kaplıca otelleri ile tanıtılmaktadır.   2 Dördüncü bölümde araştırmanın odaklandığı Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası’nın kuruluş süreci, mimari özellikleri ve günümüze kadar geçirdiği değişimler hakkında bilgi verilmekte, çizim ve fotoğraflarla belgelenerek yapı tanıtılmaktadır. Son bölümde ise Mongeri’nin değişen mimarlık ortamındaki mimarlık anlayışı Bursa Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası ile birlikte değerlendirilmeye çalışılmaktadır. 1.2. YÖNTEM Araştırma konusu için öncelikle, Mongeri ve Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası’na ilişkin kütüphane çalışmaları yapılmıştır. Bu bağlamda; Milli Kütüphane, Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi, Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesi, Hacettepe Üniversitesi Kütüphanesi, Bilkent Üniversitesi Kütüphanesi, TMMOB Mimarlar Odası Ankara ve Bursa Şubeleri Kütüphaneleri, Ankara İtalyan Kültür Merkezi Kütüphanesi, Bursa Setbaşı Şehir Kütüphanesi ve Mümin Ceyhan Bursa Kültür Kaynakları Araştırma Kütüphanesi, Başbakanlık Arşivi, Yök Ulusal Tez Merkezi kütüphanelerinde tarama yapılmıştır. Aynı kapsamda 1930-2013 yılları arası Cumhuriyet Gazetesi elektronik ortamda taranmıştır. Arkitekt Dergisi’nin yanı sıra İtalyan Arkeoloji ve Sanat Tarihi Kütüphanesi’nde (BIASA) dijital ortama aktarılmış 1929-1940 yılları arasında yayınlanan Rassegna di Architettura (Mimarlık Dergisi) ve 1932-1943 yılları arasında yayınlanan Architettura (Mimarlık) dergileri incelenmiştir. İstanbul Casa Garibaldi (Garibaldi Evi) Kütüphanesi sorumlusu Dr. Sedat Bornovalı ile iletişime geçilmiş ve İstanbul İtalyan Ticaret Odası’nın resmi yayın organı olan Rassegna Italiana (İtalyan Dergisi) dergisinin 1897-1921 yılları arasındaki sayıları dijital ortamda taranmış, Mongeri ailesi hakkında bilgi edinilmiştir. Taramalarda 1898 yılı ve 1904-1907, 1912- 1919 yılları arasındaki sayılara ulaşılamamıştır. Dönem kaynaklarında Mongeri’nin hayatına ilişkin kimi yerde tekrar eden bilgiler yer alırken, Giulio Mongeri hakkında monografik bir çalışma bulunmamaktadır. Giulio Mongeri’nin İtalya’da yaşayan torunu Anita Elagöz ile iletişim kurulmuş, Mongeri’nin günlüğünden sayfalar, günlüğünde yer alan gazete küpürleri ve makaleleri, fotoğraflar   3 ve Mongeri’ye ait çizimler edinilmiştir. Mongeri’nin hayatı ile ilgili olarak Cengiz Can’ın İstanbul’da 19. Yüzyıl Batılı ve Levanten Mimarların Yapıları ve Koruma Sorunları başlıklı doktora tezi de yararlı olmuştur. Mongeri’nin mimarlık eğitimini aldığı Brera Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki uzmanlarla e-posta yoluyla iletişim kurulmuş, Mongeri’nin aldığı dersler ve kazandığı konkurlar hakkında bilgi edinilmiştir. Dönemin değişen mimarlık anlayışını ortaya koymak açısından Sibel Bozdoğan’ın Modernizm ve Ulusun İnşaası adlı kitabıyla, İnci Aslanoğlu’nun Erken Cumhuriyet Dönemi Mimarlığı kitapları yararlı olmuştur. Çalışmamızın ana konusu olan Mongeri’nin Bursa Çelik Palas Oteli ve Kaplıca yapısı üzerine detaylı bir çalışma bulunmamaktadır. Hüseyin Öztürk’ün Mimar Guilio Mongeri’nin Ankara’daki Yapıları (1985) başlıklı yüksek lisans tezi, mimarın Ankara’daki banka yapılarına yoğunlaşmaktadır. Öztürk, Bursa Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası’nın mimari özelliklerinden kısaca bahsettiği çalışmasında, yapıları yerinde incelediği sırada tadilat işlemleri olduğu için yapıların içine giremediğini belirtmektedir. Otel ve kaplıca yapısının Mongeri ve öğrencisi Hüsnü Tümer’e ait özgün çizimleri ve fotoğrafları Arkitekt ve Rassegna di Architettura adlı dergilerde yayınlanmıştır. Bu çizimler otelin ve kaplıcanın zemin katı ile otel kat planını içerirken, bodrum katların ve otelin çatı katının planlarını içermemektedir. Dergilerde çizimler ve fotoğrafların yanı sıra kesitler ve kapı detaylarının da çizimleri yer almaktadır. Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü Arşivi ve Bursa Osmangazi Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü Arşivi taranmış, çeşitli bilgi ve belgeye erişim sağlanmıştır. Ancak bu çizimler ve belgeler parsele 1950’de inşa edilen Hüsnü Tümer’in eklediği ek otel yapısı ile ilgilidir. Erişilen ilk çizim 1964 tarihlidir ve yeni otel yapısıyla ilgilidir.   4 Çelik Palas Oteli’nin 1980-1989 tarihleri arasında Genel Müdürlüğü’nü yapan Namık Seyhan ile görüşülerek görevde olduğu sürede gerçekleştirilen yenileme çalışmaları hakkında bilgi edinilmiş ve görevde olduğu sürede yerel basında otel ile ilgili çıkan haberlerin yer aldığı gazete küpürlerine ulaşılmıştır. Yapının 2003 yılı tadilat rölövelerini hazırlayan Mimar Ayla Efe ile görüşülmüş ve tadilat hakkında bilgi edinilmiştir. 2008 yılındaki restorasyon projesini çizen TİBA Mimarlık Bürosu’ndan Mesut Bey ile görüşülmüş ve yapının 2008 yılındaki çizimleri edinilmiştir. Mümin Ceyhan Bursa Kültür Kaynakları Araştırma Kütüphanesi sorumlusu Nezaket Özdemir ile görüşülmüş, Çelik Palas ile ilgili anıları içeren kitaplara ulaşılmıştır. Otel ve kaplıcanın farklı yıllara tarihlenen broşürlerinde, Emek İnşaat Dergileri’nde, Mümin Ceyhan Bursa Kültür Kaynakları Araştırma Kütüphanesi Arşivi’nde, Hüseyin Öztürk’ün 1985 tarihli Mimar Guilio Mongeri’nin Ankara’daki Yapıları başlıklı yüksek lisans tezinde yer alan fotoğraflar ve koleksiyoncu Haluk Toy’un arşivi yapı topluluğunun geçirdiği değişiklikleri belgelemek açısından önemli bir yer tutmuştur. Bursa Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası, 17-20 Eylül 2012, 6-9 Mayıs 2013 ve 24-26 Temmuz 2013 tarihleri arasında yerinde ziyaret edilmiş, fotoğraflanmış ve incelenmiştir. Çalışmamızda kaynak belirtilmeyen fotoğraflar tarafımızdan çekilmiştir. Oteli günümüzde işleten MSN Yapı Yatırımları A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Kırcal ve otelin Teknik Müdürü Ahmet Kasnak ile görüşülerek otel hakkında bilgi edinilmiştir. Bursa kentinin mimarisi için Bursa Kültür Varlıkları Envanteri, Beatrice Saint- Laurent’in Bir Tiyatro Amatörü: Ahmed Vefik Paşa ve 19. Yüzyılın Son Çeyreğinde Bursa’nın Yeniden Biçimlenmesi başlıklı yazısı ve Neslihan Türkün Dostoğlu’nun Osmanlı Döneminde Bursa: 19. Yüzyıl Ortalarından 20. Yüzyıla Bursa Fotoğrafları adlı kitabından faydalanılmıştır.   5 Bursa Hamamları ile ilgili olarak Elif Şehitoğlu’nun Bursa Hamamları adlı kitabı yararlı olmuştur. Kent ziyaretleri sırasında Çekirge bölgesinde yer alan Eski Kaplıca, Kara Mustafa Paşa Kaplıcası ve Kaynarca Kaplıcası yerinde görülmüştür.   6 2. BÖLÜM GIULIO MONGERI (1873-1951)1 2.1. MONGERI AİLESİ Giulio Mongeri’nin yetiştiği ortam, mesleki etkinlikleri ve kişiliği üzerinde etkili olduğu için bu bölümde Mongeri ailesini ele almanın yararlı olacağı düşünülmüştür. Kökeni XI. yüzyıla kadar uzanan Türk İtalyan kültür ilişkileri, Osmanlı İmparatorluğu döneminde de devam etmiştir. XV. yüzyıla gelindiğinde İtalyanların ticari imtiyazlara sahip olması, İstanbul’daki İtalyan nüfusunun artmasına neden olmuştur. XIX. yüzyılın ortalarında politik nedenlerden ötürü İtalyan kökenli zanaatkarlar, bankacılar, muhasebeciler, doktorlar ve mühendisler İstanbul, İzmir, Beyrut, Selanik, Edirne, Ankara, Trabzon, Halep ve Şam gibi farklı Osmanlı şehirlerine göç etmişlerdir. Özellikle inşaat sektöründe uzman ve işçilerden oluşan bu gruba Tanzimat sonrası artan inşaat etkinlikleri geniş iş imkanı sunmuştur. Diğer yandan sanat dünyasında da Donizetti ve Guatelli gibi müzisyenler ile Amadeo Preziosi ve Fausto Zonaro gibi ressamlar da dönemin diğer etkin İtalyanları arasında sayılabilir (Ortaylı, 2007, s.45-50). Mongeri’nin yaşadığı XIX. yüzyıl İstanbul’unda İtalyanların sayısının oldukça fazla olduğu görülmektedir2. Mongeri ailesinin XIX. yüzyılın ortalarında politik nedenlerden ötürü Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’a yerleşen çok sayıdaki İtalyan ailelerden biri olduğu bilinmektedir. Bu yıllarda Fransız Devrimi pek çok ülkede olduğu gibi İtalyan topraklarında da ulusal bilincin doğmasına zemin hazırlamıştır. Özellikle Avusturya işgali altında bulunan                                                              1 Çeşitli kaynaklarda Giulio Mongeri adının yazılışı farklılık göstermektedir. Bazı kaynaklarda adı Guilio ve Jul şeklinde de yazılırken, soyadının da Monceri, Monçeri, Mangeri, Münceri ve Moncerie şeklinde yazıldığı görülmüştür. Kimlik belgesinde adının Roberto Giulio Mongeri olduğu görülmektedir. Bu nedenle çalışmamızda bu şekilde kullanılacaktır (Şekil 8). 2 Bkz. Sönmez, Zeki. (2006). Türk-İtalyan Siyaset ve Sanat İlişkileri, İstanbul: Bağlam Yayıncılık ve Tekinalp, Pelin Şahin. (2011). Mount Vesuvius in Ottoman Wall Painting in the Context od Ottoman-Italian Relations. Annali: Università degi Studi di Napoli “L’Orientale”, 71, s.61-69.   7 kuzey bölgelerde bağımsızlık için mücadele başlamış, güney bölgelerde ise, kralın yetkilerini sınırlayacak bir anayasa talep edilmiştir. Nihayet 1861 yılında Risorgimento (Yeniden Doğuş) hareketiyle İtalyan topraklarında ulusal birlik sağlanmış, yüzyıllardır bağımsız olarak varlığını sürdüren devletler İtalya Krallığı adı altında birleşmiş ve II. Vittorio Emanuele (1820-1878) İtalya Kralı olarak taç giymiştir. Milano’lu Mongeri ailesi de bu bağımsızlık ve birlik mücadelesi sürecinde 1848 yılındaki Avusturya işgali sonrasında İstanbul’a gelmiştir. Milano’da tanınan bir aile olan Mongeri ailesi, İstanbul’da da öne çıkan bir aile olmuştur. Cengiz Can, Sant’Antonio ve Santa Maria Kiliseleri arşivlerinde ve Feriköy Latin Mezarlığı defin defterlerinde yaptığı araştırmalarda, 1859 yılından itibaren vaftiz, evlilik ve ölüm kayıtlarında aile ile ilgili bilgilere ulaşmıştır (Can, 1993, s.336-337). Felsefe ve tıp eğitimi alan baba Luigi Mongeri (1818-1882)3 (Şekil 1), önce Girit’te bulunmuş, daha sonra İstanbul’da kolera salgını ortaya çıkınca kente gelmiş ve salgının yayılmaması için çalışmış, karantina uygulamalarında bulunmuştur. İstanbul’daki salgının yayılımını gösteren bir harita hazırlamıştır (Şekil 3). Sultan Abdülmecid’in padişahlığı döneminde (1839-1861) 1857’de Süleymaniye Darüşşifası’na doktor olarak atanmış, 1860’da hastanenin başhekimi olmuştur (Sarı, Akgün, 2008, s.14). Çalışmaları sayesinde saray çevresinde tanınan Dr. Luigi Mongeri, Sultan Abdülmecid’in kız kardeşi Adile Sultan’ın da doktoru olmuştur (Alfieri, 1990, s.152). Sultan Abdülaziz döneminde (1861-1876), padişahın isteği ile 1873 yılında Toptaşı Darüşşifası’nın başına getirilmiştir. Türk psikiyatri tarihinde önemli bir yere sahip olan Luigi Mongeri, meslek hayatı boyunca hastaların iyi şartlar altında tedavi edilebilmesi için çalışmış, akıl hastalarına karşı işkence uygulanmasını önleyici yasalar çıkarılmasını sağlamıştır (Sarı, Akgün, 2008, s.14). Psikiyatri üzerine pek çok yayını bulunan Dr.                                                              3 Luigi Mongeri’nin adı çeşitli kaynaklarda Luis ve Louis olarak yer almaktadır. Giulio Mongeri’nin kimlik belgesinde baba adı Luigi olarak geçtiği için çalışmamızda bu ad kullanılmıştır (Şekil 8).   8 Luigi Mongeri’ye4, başarılarından dolayı hem Osmanlı İmparatorluğu, hem de İtalya Krallığı tarafından pek çok nişan verilmiştir5. Giulio Mongeri’nin İtalya’da yaşayan amcaları ise Milano’nun sanat ve kültür hayatında etkin olan kişilerdir. Mongeri’nin hayatında önemli bir yere sahip olan amcası Giuseppe Mongeri (1812-1888) (Şekil 2), Milano’da yaşayan ünlü bir sanat tarihçisi ve restorasyon uzmanıdır. 1854 yılında Milano Brera Güzel Sanatlar Akademisi’nde estetik profesörü olarak görev yapmaya başlamıştır. Bir yıl sonra ise sekreterlik ve ardından da başkanlık görevini üstlenmiştir (Dalla Perseveranza, 1888, s.29-31). Giuseppe Mongeri, meslektaşı ve Güzel Sanatlar Akademisi Başkanı Marki Emilio Visconti Venosta tarafından çalışkan, ileri görüşlü, kibar, zeki, canlı ve sabırlı biri olarak tanımlanmaktadır. Venosta, öğrencileri tarafından oldukça sevilen, bir öğretmenden çok arkadaş olarak görülen amca Giuseppe Mongeri’nin, gençlerin cesaretlendirilmesine önem veren bir eğitimci olduğunu belirtmektedir (Venosta, 1888, s.7-13). Giuseppe Mongeri sanat tarihiyle ilgili çok sayıda eleştiri, makale ve kitap yayınlamıştır 6 . En önemli kitaplarından biri Ulusal İtalyan Sergisi ve İkinci Sanat Kongresi için hazırladığı, Milano’nun önemli yapılarını tanıtan L’arte in Milano (1872) (Milano’da Sanat) kitabıdır (Dalla Perseveranza, 1888, s.29-31). Sanat eğitimine büyük önem veren Mongeri’nin genç sanatçıların eğitimi için hazırladığı kitaplar arasında Il libro dell’arte (1884) (Sanat Kitabı) ve Gli stili architettonici (1887) (Mimari Üsluplar) öne çıkan kitapları arasındadır. Venosta, Giuseppe Mongeri’nin tarihselciliğe önem verdiğinden, İtalyan sanatının takip eden yıllar içinde geleneğinden kopmaması gerektiğini düşündüğünden bahsetmektedir (Venosta, 1888, s.7-13).                                                              4 Baba Luigi Mongeri, Annales Médico-Psychologiques’de (Psikolojik Tıp Yıllığı) Türklerde psikolojik tıp ve Süleymaniye Darüşşifası hakkında belgelere dayanan bir makale ve 1865 kolera salgını hakkında Gazete Médicale d’Orient’de (Şark Tıp Mecmuası / Şark Tabib Gazetesi) açıklayıcı bir makale yazmıştır (Altıntaş, 2007, s.396). 5 Osmanlı İmparatorluğu nişanı, İtalya Krallığı nişanı, San Maurizio ve Lazzaro Şövalye Nişanı sahibidir (Giulio Mongeri, Anita Elagöz e gli Italo-Levantini, 2013). 6 Bu yazılar Rivista Europea di Milano, Crepuscolo, Vesta Verde, Bollettino della Consulta Archeologica, Nuova Antologia ve Perseveranza adlı dergilerde yayınlanmıştır. Giuseppe Mongeri’nin diğer yayınlanan makaleleri ve kitaplarının listesi için bkz. A ricordo del prof. Cav. Giuseppe Mongeri. (1888). Milano: Tip. A. Lombardi.   9 Giuseppe Mongeri, Brera’daki öğretmenliğinin yanı sıra sanatla ilgili pek çok kurum ve derneğin de üyesi olmuş, çeşitli görevler üstlenmiştir. 1848 yılında geçici Lombardia hükümetinin Genel Sekreter Yardımcısı olmuştur. Lombardo Enstitüsü üyesi ve Arkeoloji Müzesi danışmanı olarak görev yapmıştır (Dalla Perseveranza, 1888, s.29-31). Ölümünün ardından kendi kitaplarını da içeren sanat tarihi, arkeoloji, eleştiri, estetik, restorasyon konulu kitaplarla birlikte sergi ve müze katalogları ile şehir rehberlerinden oluşan arşivinin, 1874 yılında üyesi olduğu, Milano’da faaliyet gösteren Società Storica Lombarda’ya (Lombardia Tarih Topluluğu) bırakılmasını vasiyet etmiştir (Fondo Mongeri, 2014). Giuseppe Mongeri’nin derslerde yararlandığı yapı ve manzara fotoğraflarından oluşan arşivi ise Brera Güzel Sanatlar Akademisi’nde korunmaktadır (D’Amia, 2013). Giuseppe Mongeri, dönemin çeşitli mimari projelerinde de yer almıştır. İtalya Krallığı’nın ilk kralı II. Vittorio Emanuele onuruna Milano’da inşa edilecek Galleria Vittorio Emanuele II (1865-1877) adlı alışveriş merkezinin proje inceleme komitesi üyesi olarak görev yapmıştır (Fondo Mongeri, 2014). Bu projede, 1847 yılında Sultan Abdülmecid tarafından Ayasofya restorasyonu için görevlendirilen İsviçreli mimar Gaspare Fossati7 (1809-1883) de inceleme komitesi üyesidir. Gaspare Fossati’nin ölümünün ardından 1883’te Brera Güzel Sanatlar Akademisi’nde anısına düzenlenen etkinliğin organizasyonu amca Giuseppe Mongeri tarafından gerçekleştirilmiştir. Alfieri, amca Mongeri’nin bu görevlendirilmede kardeşinin İstanbul’da tanınan bir doktor olması ve saray ile olan kuvvetli bağlarının etkin olmasının mümkün olduğunu belirtmektedir (Alfieri, 1990, s.152).                                                              7 Gaspare Fossati, 1847’de Abdülmecid tarafından Ayasofya Camii’nin restorasyonu ile görevlendirilmiştir. Gaspare Fossati kardeşi Giuseppe ile, Osmanlı Devleti’nden aldıkları siparişlerin dışında Galata’da San Pietro Kilisesi’ni (1841-1843), Venedik Sarayı’nın (günümüzde İtalyan Elçilik Konutu) restorasyonunu (1853) ve Hollanda Elçilik Binası inşaatını (1854) gerçekleştirmiştir. En bilinen yapılarından biri olan Naum Tiyatrosu (1846) 1870 yangınına dek işlevini sürdürmüştür. Fossati Kardeşler ile ilgili detaylı bilgi için bkz. Doğan, Sema. (2011). Ayasofya ve Fossati Kardeşler (1847-1858). İstanbul: Arkeoloji ve Sanat Yayınları.   10 Giulio Mongeri’nin diğer amcası Michele Mongeri (1813-?) ise Milano’daki San Marco Kilisesi’nin rahibidir. Kültürlü, sempatik, serbest fikirli ve dindar olarak tanımlanan Don Michele, kadınların kilisede şarkı söyleyebilmesinde öncülük etmiştir. Ünlü besteci Giuseppe Verdi’nin Requiem’inin San Marco performansında, başpiskopostan izin alarak koroda kadınların siyah giysilerle ve başlarını kapayan siyah bir tül içinde şarkı söylemelerini sağlamıştır (Rosen, 1995, s.11). Don Michele, San Marco Kilise’sinde görev yaparken kardeşi Giuseppe, kilisenin sundurmasının ve çan kulesinin restorasyon işini yapmıştır (Alfieri, 1990, s.52). Mongeri’nin İstanbul’da yaşayan ağabeyi Federico, İstanbul’da yaşayan İtalyanlar arasında tanınan bir kişidir. Düyun-u Umumiye-i Osmaniye’de muhasebe denetleyicisi olarak görev yapmış (Onorificenza, 1901, s.316-317), 1907 yılından sonra bu bölümün başkanı olmuştur (Onorificenza, 1907, s.224). Hem Osmanlı İmparatorluğu tarafından mecidiye verilerek ödüllendirilmiş, hem de İtalya kralı tarafından S.S. Maurizio ve Lazzaro Nişanı verilmiştir. İstanbul Dante Alighieri Topluluğu’nda danışma üyesi olarak da görev almıştır (Società Dante Alighieri, 1901, s.130). Giulio Mongeri’nin babasıyla aynı adı taşıyan ve babası gibi doktor olan diğer kardeşi Dr. Luigi Mongeri de İstanbul’da yaşayan İtalyanlar arasında tanınan bir kişidir. 1903 yılında Rassegna Italiana’da termal kaynaklar açısından zengin olan İtalya’nın termal bölgelerini ve buradaki otelleri tanıtan yazılar kaleme almıştır8 . XIX. yüzyıl ortalarında Avusturya’nın İtalyan topraklarını işgali sırasında İstanbul’a yerleşen Mongeri ailesinin bugün de ülkemizde yaşayan aile bireyleri bulunmaktadır. Mongeri’nin kızı Elena Mongeri Elagöz’ün vefat eden oğlu Aldo Elagöz’ün çocukları ve ailesi İzmir’de, vefat eden kızı Marisa Altaras’ın ortanca oğlu ve ailesi de İstanbul’da                                                              8 Luigi Mongeri’nin yazıları için bkz. Mongeri, Luigi. (1903a). Le Principali Stazioni Termali e Climateriche d’Italia. Rassegna Italiana, 74, s.58-61; Mongeri, Luigi. (1903b). Le Principali Stazioni Termali e Climateriche d’Italia. Rassegna Italiana, 75, s.100-104; Mongeri, Luigi. (1903c). Stabilimento Idroterapico di Graglia (Biella). Rassegna Italiana, 76, s.29-131; Mongeri, Luigi. (1903d). Nuove Terme di Salice. Rassegna Italiana, 77, s.185-187.   11 yaşamaktadır. Diğer torunu Anita Elagöz ise 1973 yılında Milano’ya yerleşmiş, ancak İstanbul’u diğer aile bireylerini görmek için ziyaret etmeye devam etmektedir9. 2.2. GIULIO MONGERI’NİN YAŞAM ÖYKÜSÜ Giulio Mongeri (Şekil 4, 5, 6, 7), 1 Ağustos 1873 yılında İtalyan kökenli Luigi Mongeri ve İngiliz kökenli Tecla Taylor’ın en küçük çocuğu olarak İstanbul’da dünyaya gelmiştir (Şekil 8). 1849 yılında, I. İtalyan Bağımsızlık Savaşı’nın Novara yenilgisiyle sonuçlanmasının ardından, Avusturya işgalinden kaçan pek çok İtalyan aile gibi Giulio Mongeri’nin ailesi de Osmanlı Devleti’ne sığınmıştır (Can, 1995a, s.95). XIX. yüzyılın ikinci yarısı İtalya’nın bağımsızlığını kazanması, İtalyan birliğinin sağlanması ve anayasal monarşiye geçilmesi açısından da önemli yıllardır. Osmanlı İmparatorluğu’nda doktor olarak çalışan babası Luigi Mongeri10, oğlu Giulio dokuz yaşındayken hayatını kaybetmiştir. Yetim kalan Giulio Mongeri, annesi ve kız kardeşi Mary ile birlikte Milano’ya gitmiş ve amcaları Giuseppe ve Michele’nin yanında büyümüştür11. Giulio Mongeri, Milano’da Il Parini okuluna başlamıştır. Amcası Giuseppe’nin de hocalık yaptığı Brera Güzel Sanatlar Akademisi’nde12 16 Ekim 1891 yılında dersler almaya başlamıştır (D’Amia, 2013). 1 Nisan 1892’de Mimarlık Yüksekokulu’na kayıt yaptırmıştır. 28 Ekim 1896 yılında akademiden mimarlık diploması alarak mezun olan Mongeri, bu süre içinde Süsleme, Sanat Tarihi ve Prof. Ferraio’dan Perspektif dersleri almıştır13. Brera Güzel Sanatlar Akademisi’nde restorasyon uzmanı Camillo Boito’dan14                                                              9 Anita Elagöz ile kişisel iletişim, Ocak 2015. 10 Luigi Mongeri ve eşi Tecla Taylor Feriköy Latin Katolik Mezarlığı’nda gömülüdür. Feriköy Mezarlığı’nda Mongeri-Capodaini adı altında Giulio Mongeri’nin yaptırdığı bir mezarlık daha bulunmaktadır. Burada kızı Elena Mongeri Elagöz ve torunu Marisa Mongeri Altaras ve eşi yatmaktadır (Anita Elagöz ile kişisel iletişim, Eylül-Aralık 2014). 11 Anita Elagöz ile kişisel iletişim, Eylül-Aralık 2014. 12 Brera Güzel Sanatlar Akademisi’nin 1889-1894 yılları arasındaki öğrenci kayıtlarına ilişkin belgelerin bir kısmı eksiktir. Bu yüzden Mongeri’nin ilk yıllarda aldığı dersleri tespit etmek zordur (D’Amia, 2013). 13 Brera Akademisi Arşivi sorumlusu Valter Rosa ile kişisel iletişim, Haziran 2012. 14 İtalyan restorasyon uzmanı Camillo Boito (1836-1914), üslup birliği, romantik görüş ve tarihi rekompozisyon kuramlarını çağdaş restorasyon anlayışı içinde uzlaştırarak birleştirmiştir.   12 da ders almış ve onun en iyi öğrencilerinden biri olmuştur (Can, 1993, s.337-338). Akademideki öğrenim sürecinde 1893, 1894 ve 1895 yıllarında düzenlenen proje yarışmalarında bronz madalya kazanmıştır15 . 1896 yılında mimarlık dalında verilen Clerichetti ödülünün sahibi olmuştur (Arti e Scienze, 1896, s.3) (Şekil 9). D’Amia, Mongeri’nin projelerine ait hiçbir çizime ulaşılamadığını belirtmektedir (D’Amia, 2013). Mongeri, akademideki öğrenciliği sırasında fotoğrafçılığa merak sarmıştır. D’Amia, Mongeri’nin de amcası Giuseppe gibi kişisel fotoğraf arşivi oluşturmasının projelerinde yararlı olacağını ve mimarlık eğitiminde destekleyici bir rolü olduğunu düşünmüş olmasının mümkün olacağını belirtmektedir (D’Amia, 2013). Mongeri, eğitimini tamamladıktan sonra, daha önce İstanbul’a dönmüş olan annesini ziyaret etmek için İstanbul’a gelmiş ve yaz tatilinde ağabeyi Federico Mongeri’nin Büyükada’daki evine konuk olmuştur. Burada İtalyan Hayır Derneği eski başkanı Napoleone Capodaini’nin kızı Caterina (Ketty) ile tanışmış ve evlenmeye karar vermiştir. Ancak Brera’daki arkadaşlarıyla birlikte Genova limanında tahıl silosu inşaatında16 görevli olduğu için proje (Şekil 10a, 10b, 10c), bitene kadar Genova’da kalmış, proje tamamlandıktan sonra İstanbul’a dönmüş ve Caterina Capodaini ile evlenmiştir17. Eşi Caterina, evlendikten kısa bir süre sonra ilk çocuğunun doğumunda hayatını kaybetmiştir (Ketty Mongeri, 1900, s.123). Mongeri, daha sonra Caterina Capodaini’nin kız kardeşi Cristina ile evlenmiştir. Bu evlilikten Alda (1909), Giulio (1910), Elena (1912) ve Giovanna (1913) isimli çocukları olmuştur. Cristina 1917                                                                                                                                                                                1883’te açıkladığı ilkeler, çağdaş onarım kurallarının öncüsü kabul edilmektedir (Ahunbay, 2004, s.18). Boito’nun oluşturduğu Yeni Romanesk çizgi, Lombardia Romanesk’ini çağdaş İtalyan mimarlığı ile birleştirmeyi hedefliyordu. Boito, bu üslubun esnek, yeni işlevlere uyarlanabilen bir üslup olmasıyla birlikte emperyal göndermelerden uzak oluşuna dikkat çekiyordu. Boito’ya göre çağdaş bir üslup, strüktür, malzeme ve işlevsel örgütlenmeyi içeren parte organica (organik parça) ile bezemenin estetiğine ilişkin parte simbolica’nın (sembolik parça) beraberliği ile sağlanabilirdi (Tanyeli, 2007, s.374-376). Bu bağlamda moderne yaklaşımının tarihsel göndermeler içerdiğini söylemek yanlış olmayacaktır. 15 Brera Akademisi Arşivi sorumlusu Valter Rosa ile yapılan yazışmalar, Haziran 2012. 16 Mühendis Antonio Carissimo, Giovanni Crotti ve Giov. Batt. De Cristoforis tarafından hazırlanan projenin (Şekil 10a, 10b, 10c) mimari bölüm tasarımının Giulio Mongeri tarafından yapıldığı el yazısı ile proje kapağında belirtilmiştir. 17 Anita Elagöz ile kişisel iletişim, Eylül-Aralık 2014.   13 yılında tifo nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Eşi Cristina’nın ölümünden sonra Giulio Mongeri, bir kez daha evlenmiştir18. 189819 yılında İstanbul’a dönen Mongeri, bir süre serbest mimar olarak çalışmıştır (Can, 1995a, s.96). Mongeri, hocası Boito ile haberleşmeyi sürdürmüş, Boito’ya yaptığı projelerin çizimlerinin kopyalarını göndererek onun görüşlerini almıştır. Boito, Mongeri’yi tebrik ederken, öğrencisinin Akademi’nin adını yüceltmesinden ötürü duyduğu mutluluk ve onuru paylaşmıştır20 . Serbest mimar olarak çalıştığı ilk yıllarda İtalyan mühendis Eduardo de Nari ile birlikte açtığı bürosu Galata’da Bankalar Caddesi’ne paralel olarak uzanan Eski Banka Sokağı’nda yer alan San Pierre Han (San Pietro Han) 4 numarada yer almaktadır21. 1910’larda Eduardo de Nari22 ile birlikte Galata’da Bankalar Caddesi’nde yer alan Assicurazioni Generali Han’da, Société Anonyme Ottomane de Construction (S.A.O.C.) (Osmanlı İnşaat Anonim Şirketi) adlı inşaat şirketini kurmuşlardır (Gülenaz, 2011, s.176-177). Mongeri, Guglielmo Semprini’nin 23 müteahhitlik şirketinin de ortağı                                                              18 Anita Elagöz ile kişisel iletişim, Eylül-Aralık 2014. 19 Akcan, Cumhurbaşkanlığı Köşkü Projesi ile ilgili olarak yazdığı mektuplardan Mongeri’nin 1898 yılından itibaren Türkiye’de yaşadığının anlaşıldığını belirtmektedir (Akcan, 2009, s.90). Genova’da silonun 1897’de bitmesi de bunu desteklemektedir. 20 Anita Elagöz ile kişisel iletişim, Eylül-Aralık 2014; Giulio Mongeri, Anita Elagöz e gli Italo- Levantini, 2013. 21 1907 tarihli Rassegna Italiana dergisinde Membri Effettivi (Etkin Üyeler) başlığı altında Mongeri ve bürosunun da adı yer almaktadır. Dergiyi yayınlayan İtalyan Ticaret Odası’nın da aynı binada hizmet verdiği görülmektedir (Membri Effettivi, 1907, s.IV). 22 Yerel kayıtlarda adı mühendis ve ressam olara geçen Eduardo de Nari 1873’te Chiavari’de doğmuştur. 1898 yılında İstanbul’a gelmiş, burada Raimondo d’Aronco ile temasa geçmiştir. D’Aronco, De Nari’yi mimarlık meslek okuluna mimarlık hocası olarak tavsiye etmiştir. Mongeri ile birlikte çalıştığı Sant’Antonio Kilisesi (1906-1912) ve Nurettin Bey Pavyonu (1912-1914) dışında Glorya (Atlas) Sineması (1931), Park Oteli (1944), Eminönü’nde bir işhanı, Maçka’da İzmir Palas Apartmanı (1931) ve Ayazpaşa İtalyan Sefareti Konutu’nu tasarlamış, Palazzo Domeniken Kilise Çalışması için çizimler yapmıştır (Can, 1993, s.89-91, Can, Girardelli, 1996, s.20-21). De Nari ile ilgili detaylı bilgi için bkz. Değişen Zamanların Mimarı: Edoardo De Nari (1874-1954). (2012). (der. M. Baha Tanman). İstanbul: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü. 23 1840 yılında İtalya’nın Romagna bölgesinin Croce kasabasında doğmuştur. 1870 yılındaki Beyoğlu yangınından sonra İstanbul’a gelmiştir. 1914 yılında İtalya’ya dönmüştür ve 1917 yılında Forli, Monte Colombo’da hayatını kaybetmiştir. Cengiz Can, Semprini’nin mimar olduğunu gösteren bir belge olmadığını, adının müteahhit olarak geçtiğini ancak bazı yapıların plaketinde mimar olarak isminin yazdığını belirtmektedir. Mori, Semprini’nin yoğun çalışmaları sonucu önemli bir mevkiye ulaştığını ve İstanbul’da neredeyse her sokakta bir yapısı olduğunu   14 olmuştur. İlerleyen yıllarda bürosunu mimarı olduğu Beyoğlu’nda Kemeraltı Caddesi’nde bulunan Karaköy Palas’a taşımıştır (Can, 1995a, s.96). Mongeri, İstanbul’da İtalyanlarla da yakın ilişki içindedir. 1903 yılında Società Operaia Italiana di Costantinopoli’ye (İstanbul İtalyan İşçi Yardımlaşma Derneği)24 üye olmuş (Şekil 11) ve 1934 yılına kadar üyeliği devam etmiştir. Giulio Mongeri, İstanbul’da İtalyanlar tarafından düzenlenen çeşitli etkinliklere kardeşleri Dr. Luigi ve Federico ile birlikte katılmıştır25. Derneğin resmi yayın organı olan Rassegna Italiana’da mimarlık üzerine yazılar yazmış ve derginin danışma kurulunda görev almıştır. Yüzyıl başından beri etkin olduğu bilinen Mongeri, serbest mimarlığın yanı sıra mimarlık ve sanat alanında yazılar kaleme almış 1903 İstanbul Salon Sergisi’ne katılmıştır. Mongeri, serbest mimarlığın yanı sıra çeşitli kurumlarda görevler almıştır. 1907 yılında İtalyan Büyükelçiliği mimarı olarak atanmış ve Milano Güzel Sanatlar Akademisi’nin muhabir üyesi seçilmiştir. 1911 yılında Osmanlı Bankası resmi mimarı olarak atanmıştır (Şekil 12) (Tanyeli, 2007, s.374). İmparatorluğun son yıllarında İstanbul’da aktif olan Mongeri, pek çok yapı tasarlamasının yanı sıra, 1909 yılından itibaren Sanayi-i Nefise                                                                                                                                                                                belirtir. Onu, İtalyan kolonisinin en sevilen ve tanınan üyesi olarak tanımlar. Yapıları arasında İstiklal’de Santa Maria Draperis Kilisesi ve Hanı, Tünel’de Teutonia Alman Kulübü sayılabilir. Ayrıca Rus Elçilik Binası’nın ve Avusturya Hastanesi’nin onarımını yapmıştır. Sant’Antonio Kilisesi inşaatında da Mongeri’nin yardımcısı olarak adı geçmektedir (Can, 1993, s.221-225; Can, Girardelli, 1996, s.21). 24 Beyoğlu’nda yer alan Società Operaia Italiana (İtalyan İşçi Yardımlaşma Derneği) binası, günümüzde Casa Garibaldi (Garibaldi Evi) adıyla anılan bir kültür ve sanat merkezi olarak işlev görmektedir. Adını 1861’de sağlanan İtalyan Birliği’nin sağlanmasında büyük katkıları olan Giuseppe Garibaldi’den almaktadır. Garibaldi kısa bir süre İstanbul’da da yaşamıştır. Società Operaia Italiana ile ilgili detaylı bilgi için bkz. Marinovich, Adriano. (1995). La Società Operaia Italiana di Mutuo Soccorso in Costantinopoli. İstanbul: İstanbul İtalyan Kültür Merkezi. 25 Pera Palas’ta 9 Şubat 1899 yılında düzenlenen İstanbul’daki yoksul İtalyanlar’a yardım balosuna kardeşi Dr. Luigi Mongeri ile katılmıştır (Società di Beneficenza, 1899, s.27). 19 Şubat 1899’da Società Dante Alighieri’nın Yönetim Kurulu’na en yüksek oylardan birini alarak seçilmiştir (Società Dante Alighieri, 1899, s.56-57). 1902 yılında Pera Palas’ta düzenlenen İtalyan Yardım Balosu’na kardeşi Federico ile birlikte katılan Giulio Mongeri, elektrikle aydınlatılan bir Buda tapınağı maketi hazırlayarak konuklara sürpriz yapmıştır (Festa Italiana di Beneficenza. 1902, s.46-47). 11 Kasım 1909’da İtalya Kralı’nın doğum günü onuruna verilen yemeğe katılmıştır (Il Genetliaco di S. M. il Re, 1909, s.249-250).   15 Mektebi’nde hocalık yaparak geleceğin mimarlarının yetişmesine katkıda bulunmuştur. İtalya ile bağını koparmayan Mongeri’ye İtalyan Hükümeti tarafından 1922 yılında Ordine della Corona d’Italia nişanı verilmiştir (Şekil 14). Cumhuriyet’in ilanından sonra Giulio Mongeri yapı etkinliklerine İstanbul ile birlikte yeni başkent Ankara’da ve diğer Anadolu kentlerinde devam etmiştir. 1930’lara doğru dönemin değişen mimarlık anlayışı doğrultusunda Uluslararası Üslubun öne çıkışıyla birlikte Sanayi-i Nefise Mektebi’ndeki atölyesi kapatılmıştır. Bilinen son yapısı 1935 yılında inşaatı tamamlanan modern bir üslupta tasarladığı Bursa Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası’dır. Çalışmamız da Mongeri’nin özellikle bu yapısına odaklanmıştır. İstanbul’da yaşadığı süre boyunca Mongeri çocukları ve onların dadılarıyla birlikte, farklı semtlerde genellikle kendi tasarladığı evlerde yaşamıştır. Önce Şimal Sokak’ta oturan Mongeri, daha sonra Şişli’de kendi tasarladığı önceleri Ataman Kliniği, daha sonra da Yüzyıl Işıl Okulu olarak hizmet veren evde yaşamıştır. Daha sonra Teşvikiye Güzelbahçe Sokak’ta kendisinin modern bir üslupta tasarladığı evde oturmuştur. Bu sokağa Mongeri’nin evinin bahçesinin oldukça bakımlı olması nedeniyle Güzelbahçe Sokağı ismi verilmiştir (Can, 1993, s.339). Öğrencilerinden Arif Hikmet Koyunoğlu, anılarında Mongeri’nin evine her hafta sefirlerin ve “büyük adamların” konuk olduğundan bahsetmiştir (Kuruyazıcı, 2008, s.283). Giulio Mongeri, II. Dünya Savaşı’nın patlak verdiği yıllarda, 1941 yılında eşi ve küçük kızıyla birlikte Venedik’te yaşayan kızının yanına gitmiştir. Kızının eşinin bu dönemde savaşta olması, kızının küçük çocukları olması ve İstanbul’da yaşayan kızı Elena dışında çocuklarının hepsinin İtalya’da bulunması Venedik’i tercih etmesinde etkendir. Mongeri’nin çocukluk arkadaşı ve ileride Papa seçilecek olan Angelo Roncalli de Venedik Patrik’i seçildiği için bu şehirde bulunmaktadır26.                                                              26 Anita Elagöz ile kişisel iletişim, Eylül-Aralık 2014.   16 Mongeri, on yıl sonra, 1951 yılında kızı Elena’yı görmek için yeniden İstanbul’a gelmiş ve iki ay süresince İstanbul’da kalmıştır. Bu süre içinde katarakt ameliyatı olduğu bilinmektedir (Batur, 1990, s.141). Torunu Anita Elagöz, Mongeri’nin konuk olduğu süre içinde Ortaköy’deki evlerinin konuklarla dolup taştığını, bu konuklar arasında arkadaşı Eduardo De Nari ve eski öğrencisi Sedad Hakkı Eldem gibi meslektaşlarının da olduğunu belirtmektedir. Bu ziyarette ailece tanıştıkları Sedad Hakkı Eldem, Mongeri’ye geleneksel Anadolu konutu resmi hediye etmiştir (Şekil 13). Mongeri, aynı yıl Venedik’e (Şekil 15) döndükten sonra hayatını kaybetmiştir. Giulio Mongeri, amcası Giuseppe tarafından yaptırılan ve Milano’da bulunan Cimitero Monumentale’deki (Anıt Mezarlık) aile anıt mezarlığına (Şekil 16) defnedilmiştir27. 30 Kasım 1951 yılında hayatını kaybeden Mongeri için anısına 5 Aralık 1951’de Eduardo De Nari ile birlikte tasarladığı San’Antonio Kilisesi’nde ruhani bir ayin düzenlenmiştir (Ayini Ruhani, 1951, s.3). Giulio Mongeri, arşivinin bir kısmını Sanayi-i Nefise Mektebi’ne bağışlamış, ancak 1948 yılındaki büyük yangında arşivi yok olmuştur. Fotoğraf ve kitaplardan oluşan koleksiyonunu ise eğitim gördüğü Brera Akademisi’ne bağışlamıştır, ancak bu arşiv de II. Dünya Savaşı sırasında tahrip olmuştur (D’Amia, 2013). 2.3. GIULIO MONGERI’NİN DÖNEMİN DEĞİŞEN MİMARLIK ORTAMI İÇERİSİNDEKİ ETKİNLİKLERİ Bu bölümde, Giulio Mongeri’nin (1873-1951) yapı faaliyetleri28, yaşadığı dönemin hem İtalya hem de ülkemiz topraklarındaki mimarlık ortamı içerisinde öne çıkan mimar ve yapılardan örnekler eşliğinde sunulmak istenmiştir. Mongeri’nin eğitimci kişiliği üzerinde durulmuş ve öğrencilerinin gözünden anlatılmıştır. Mongeri’nin yayınları ele alınmış ve öne çıkan diğer etkinliklerinden bahsedilmiştir.                                                              27 Anita Elagöz ile kişisel iletişim, Eylül-Aralık 2014. 28 Bkz. Ek 1. Yapı Listesi.   17 2.3.1. Giulio Mongeri’nin Mimari Etkinlikleri Mongeri’nin doğduğu yıl olan 1873 yılı, Osmanlı mimarlığı açısından bir ilkin yaşandığı yıldır. Osmanlı mimarlığını uluslararası ortamda tanıtmak amacıyla hazırlanan Usul-i Mimar-i Osmani29 kitabının Viyana Sergisi’nde tanıtılması önemli bir noktadır. Bu bağlamda Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk kuramsal mimarlık kitabıdır. Kitapta, seçilen yapılar çizimleriyle birlikte tasvir edilmiştir. Mimarinin özelliklerinin saptandığı bu dönemin önemi açısından XIX. yüzyıl gelişmeleri ile anlatmak yararlı olacaktır30. XIX. yüzyıl tüm dünyada büyük sosyo-kültürel, ekonomik ve siyasal değişimlerin yaşandığı bir dönemdir. 1789 Fransız Devrimi’nin eşitlik, kardeşlik ve adalet ilkeleri ulus devletlerin doğmasına zemin hazırlamıştır. Bu devrimin idealleri Osmanlı İmparatorluğu’nu da etkilemiştir. 1839’da Tanzimat Fermanı ilan edilmiş ve kanun önünde tüm halkın eşit olması hedeflenmiştir. Tanzimat ile birlikte yeni kurumlar ortaya çıkmış ve yeni yapı tipleri ile yeni bir mimarlık üslubuna ihtiyaç duyulmuştur. Bu dönemde inşaat etkinliklerine hız verilmiş ve kışlalar, eğitim yapıları, tiyatrolar, sanayi yapıları, tren istasyonları, posta ve telgraf idaresi binaları, hastaneler, vapur iskeleleri, bankalar, iş hanları, oteller ve çok katlı                                                              29 Usul-i Mimari Osmani, “Umur-i Nafia Nazırı” İbrahim Edhem Paşa’nın başkanlığındaki bir komisyon tarafından Türkçe (Osmanlıca), Fransızca ve Almanca olarak hazırlanmıştır. Kitabın resimleri Montani Efendi, Bogos Efendi ve Mösyö Mayer tarafından çizilmiş, Fransızca’sı Mösyö De Lone tarafından yazılmış, Almancası’nın kimin tarafından yazıldığı belirtilmemiştir. Resimlerin çekimi ve tab edilmesini Mösyö Sebah gerçekleştirmiştir. Toplam sekiz yapının tanıtıldığı kitapta İstanbul’da bulunan Süleymaniye Camisi, Yeni Cami, Kanuni Sultan Süleyman’ın Türbesi, Sultan Üçüncü Ahmet Çeşmesi, Azap Kapı Çeşmesi ve Şehzade Türbesi dışında Bursa Yeşil Cami ve Edirne Selimiye Camisi’nin de tanıtımına yer verilmiştir (Osmanlı Mimarisi, 2010, s. IX-XI). 30 Osmanlı Devleti ilk uluslararası sergiler olan 1851’de Londra Endüstri Ürünleri Büyük Sergisi’ne, 1855’te Paris Uluslararası Sergisi’ne, 1862’de Londra Endüstri Ürünleri ve Sanat Uluslararası Sergisi’ne, 1867’te Paris Uluslararası Sergisi,’ne 1873’te Viyana Sergisi’ne ve 1900’de Paris Evrensel Sergisi’ne katılmıştır. Katılımcı ülkeler sanat eserleri, tarım, sanayi ve el sanatları ürünlerinin yanı sıra tiyatro, müzik ve dans gösterileri, yöresel giysiler ve yemekleriyle kültürlerini sergilemiştir. Osmanlı Devleti de bu sergilere katılmayı sanat ve sanayi alanındaki ürünlerini tanıtma yolu olarak görmüştür (Yılmaz, 2005, s.718-730). Osmanlı Devleti’nde de 1863 yılında İstanbul’da Sergi-i Umum-i Osmani ve 1893 yılında da Dersaadet Ziraat ve Sanayi Sergi-i Umumisi düzenlenmiştir. Çelik, İstanbul’da düzenlenen bu sergileri Osmanlı Devleti’nin modern medeniyetin bir parçası olma isteği olarak değerlendirir (Çelik, 1992, s.140).   18 konutlar gibi yeni yapı tipleri doğmuştur. XIX. yüzyıl başlarına kadar, bu yeni kurumlar için inşa edilecek olan yapılarda, batı kökenli yeniden canlandırmacı ve seçmeci bir üslup benimsenmiştir. İmparatorlukta yeni yapılar tasarlamak ve inşaatları gerçekleştirmekle yükümlü ve usta çırak ilişkisine dayalı bir sistemi benimsemiş olan Hassa Mimarlar Ocağı dönemin değişen koşullarının getirdiği yenilikleri karşılayamaması nedeniyle 1831 yılında kapatılmıştır. Önceleri yeni yapı tipleri için yurtdışından yabancı mimarlar getirilmiştir, sonraları öğrenciler yurtdışına gönderilmiş ve daha sonra da yerli mimarların yetiştirilmesi amacıyla modern anlamda mimarlık eğitimi verecek kurumlar açılmıştır. Bu okullardan ilki 1883 yılında Osman Hamdi Bey’in girişimleriyle açılan Sanayi-i Nefise Mektebi’dir. Okulda Fransız École des Beaux-Arts (Paris Güzel Sanatlar Akademisi) 31 sistemini temel alan bir eğitim verilmeye başlanmıştır. Okulun ilk mimarlık bölümü hocası Fransız kökenli Alexandre Vallaury’dir (1850-1921)32. Bundan bir yıl sonra da Hendese-i Mülkiye Mektebi açılarak mimarlık dersleri verilmeye başlanmıştır. Burada da August Jasmund (1859- ?) mimarlık eğitimi vermiştir. Vallaury ve Jasmund’un her ikisi de imparatorluğun başkenti İstanbul’da mimari etkinliklerde bulunmuştur. Vallaury’nin Osmanlı Bankası (1890) (Şekil 17a, 17b), Arkeoloji Müzesi (1891) (Şekil 18a, 18b) ve Cercle D’Orient (1884) (Şekil 19) binalarında École des Beaux Arts okulunun benimsediği Neo-Klasik ve Neo-Rönesans ağırlıklı mimari üslup görülür. Bu dönemde yeniden canlandırmacı üsluplardan bir diğeri de Neo-Gotik üsluptur. Pietro Montani (1829-1887) de Pertevniyal Valide Sultan Camisi’ni (1869-1871) (Şekil 20) Neo-Gotik bir üslupta tasarlamıştır. Pertevniyal Valide Sultan Camisi ve Çırağan Sarayı (1863-1867) (Şekil 21) Usul-i Mimari-i Osmani kitabında dönemin en güzel örnekleri olarak anılmıştır (Osmanlı Mimarisi, 2010, s.7).                                                              31 Beaux Arts Anlayışı: Paris’teki Güzel Sanatlar Okulu École des Beaux-Arts’dan kaynaklanan, anıtsal ölçekli, iyi oranlı, simetrili kompozisyon arayışlarının egemen olduğu tarihselci, seçmeci tasarım anlayışıdır (Hasol, 2012, s.33). Geç XVII. yüzyıl ile XX. yüzyılın ilk yıllarında Avrupa ve Amerika’da egemen olmuştur (Sözen, Tanyeli. 1999, s.39). Sanayi-i Nefise Mektebi ile ilgili olarak bkz. Cezar, Mustafa. (1983). Güzel Sanatlar Akademisi’nden 100. Yılda Mimar Sinan Üniversitesi’ne (Ed. Z. Sönmez). Güzel Sanatlar Eğitiminde 100 Yıl. s.5-84, İstanbul: Mimar Sinan Basımevi. 32 Vallaury ile ilgili bkz. Akpolat, Mustafa Servet. (1991). Fransız Kökenli Levanten Mimar Alexandre Vallaury, Hacettepe Üniversitesi, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ankara.   19 Bu dönemin etkin mimarları dönemin mimarlık ortamına uygun olarak yeniden canlandırmacı üslubun yanı sıra Oryantalist ve Art Nouveau üslubu da benimsemişlerdir. Jasmund, Sirkeci Garı’nı (1880-1890) (Şekil 22) oryantalist bir üslupta tasarlamıştır. Dönemin diğer etkin mimarı Raimondo D’Aronco (1857-1932) ise Art Nouveau akımını benimsemiştir. Botter Apartmanı’nı (1900) (Şekil 23) bu üslupta tasarlamıştır. Giulio Mongeri de, bir yandan Osmanlı mimarlığının kendi özelliklerini ortaya koyduğu, diğer yandan Avrupa kaynaklı yeniden canlandırmacı üslupların beğeni kazanarak yoğun olarak uygulandığı bir ortamda meslek hayatına başlamıştır. Yirmili yaşlarının ortalarına kadar Mongeri’nin bulunduğu İtalya’da 1861’de ulusal birliğin sağlanmasından sonra henüz ulusal bir üsluptan bahsetmek mümkün değildir. Mongeri, İtalya’da iken, I. Umberto dönemi olarak anılan 1870-1900’lü yıllar arasında XVI. yüzyıla gönderme yapan yeniden canlandırmacı ve seçmeci üslupta yapılar tasarlanmaya başlanmıştır. Bu dönemde İtalya’nın ilk kralı II. Vittorio Emanuele anısına inşa edilen anıt (1885-1911) (Şekil 24) Neo-Klasik üslupta tasarlanmıştır. Yüzyılın başında ise İtalya’da, özellikle Palermo, Torino ve Milano’da Liberty adıyla anılan Art Nouveau akımı etkili olmuştur. Bu dönemin öne çıkan yapıları arasında Pietro Fenoglio’nun (1865-1927) Casa Le Fleur (1901-1903) (Şekil 25) yapısı ve Giuseppe Sommaruga’nun (1867-1917) Palazzo Castiglioni (1901-1903) (Şekil 26) sayılabilir (Bossaglia, 1995, s.47-54) 33. 1898 yılında İstanbul’a dönen ve bir süre serbest mimar olarak çalışan Mongeri’nin bilinen ilk mesleki etkinliği 1903 İstanbul Sergisi için hazırladığı beş projedir. Mongeri, bu sergiye Lombardia üslubunda tasarladığı kilise, İtalyan Rönesans üslubunda tasarladığı konut, Antik Yunan üslubunda tasarladığı anıt mezar (Şekil 27) ve modern uslüpta tasarladığı han (Şekil 28) ve bir konut projesi ile katılmıştır (Troisième Exposition, 1903, s.23).                                                              33 XIX. yüzyılda İtalyan topraklarında mimarlıkla ilgili detaylı bilgi için bkz. De Fusco, Renato. (1992). L’Archittettura dell’Ottocento. Milano: Garzanti.   20 Bilinen ilk yapısı İstanbul’da yaşayan İtalyanlar için mimar Eduardo de Nari ile birlikte tasarladığı ve müteahhitliğini Guglielmo Semprini’nin yaptığı bugün Beyoğlu İstiklal Caddesi üzerinde yer alan Sant’Antonio Kilisesi (Şekil 29a) ve apartmanlarıdır (Şekil 29b) (1906-1912). Cengiz Can, bu binaların kilise bölümünde Lombardia Gotik’i olarak adlandırılan üslubun dikkat çektiğini ve apartman cephelerinde Neo-Rönesans üslubun egemen olduğunu belirtir34 (Can, 1993, s.342). Yapı ustaları ve yapı malzemelerinin çoğu da İtalya’dan getirilmiştir (Sönmez, 2006, s.393). Mongeri, bu süreçte başka kilise yapıları da tasarlamıştır, ancak bunlar hayata geçmemiştir (Şekil 30, 31). Yüzyılın başında Avrupa’da eğitim görmüş Jön Türkler’in etkisiyle II. Meşrutiyet’in (1908) ilan edilmesiyle birlikte mimari üslupta da değişiklikler görülmeye başlanmıştır. Bu dönemde tüm dünyada olduğu gibi Osmanlı İmparatorluğu’nda da milliyetçilik düşüncesi hakim olmaya başlamış ve özellikle Ziya Gökalp’in savunduğu Türkçülük düşüncesi zamanla yaygınlaşmıştır. Büyük ölçüde bilimsel ve teknolojik bilgiden oluşan, uluslararası nitelikli batıdan kolaylıkla uyarlanabilecek olan medeniyet ve belirli ulusal özellikleri içeren ve başka hiçbir yerden alınamayacak, fakat sadece ulusun tarihinden türetilebilecek ve o ulusun insanları tarafından sürdürülebilecek olan harsın birlikteliği Ziya Gökalp’in düşüncesinin temelinde yer almaktadır (Tekeli, 2007, s.18-19). Türk milliyetçiliği fikri, mimarlıkta da Türk kimliği arayışına neden olmuştur (İnceoğlu, İnceoğlu, 2004, s.110). Selçuklu ve klasik Osmanlı dönemi mimarlık biçimlerini batılı mimari biçimlerin yerine kullanan I. Ulusal Mimarlık Akımı olarak adlandırılacak olan bir mimari üslup doğmuştur35. XIX. yüzyılın başlarında mimarlık eğitimi veren kurumlarda eğitimci kadrolarında da değişiklik yaşandığı gözlemlenir. Sanayi-i Nefise Mektebi mimarlık bölümünün başına Vallaury yerine Vedat Tek36 (1900) ve Giulio Mongeri (1909) getirilmiştir. Vallaury,                                                              34 Detaylı bilgi için bkz. Girardelli, P.; Can, C. (1996). Yaşayan Çizgiler Sant’Antonio Kilisesi Mimari Çizimler Sergisi. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. 35 Aynı üslup “Birinci Milli Üslup”, “Milli Mimari Rönesansı”, “Yeni-Osmanlı” ve “Yeni Klasik Üslup” adlarıyla da anılmıştır (Kızıldere, Sözen, 2005, s.90). Çalışmamızda yaygın ve güncel olarak kullanılan I. Ulusal Mimarlık Akımı tercih edilmiştir. 36 Detaylı bilgi için bkz. M. Vedad Tek: Kimliğinin İzinde Bir Mimar. (2003). A. Batur. (Haz.). İstanbul: Yapı Kredi Kültür Sanat.   21 1883 yılında başladığı hocalık görevinden 10 Ağustos 1908’de istifa ederek ayrılmıştır. Cezar, Vallaury’nin istifasında II. Meşrutiyet sonrası yeni yönetim kadrolarının Türkçülük düşüncesini benimsemesinin etkili olabileceğini belirtirken, istifa etmeye zorlanmış olabileceğinin de üzerinde durur (Akpolat, 1991, s.19). Dönemin mimarlık eğitimi veren diğer okulu Hendese-i Mülkiye’nin başına da Jasmund yerine Kemalettin Bey 37 (1900) getirilmiştir. Böylece Avrupalı ve gayrimüslimlerin ağırlıklı olduğu mimarlık alanında Türk-Müslüman mimarlar da kendini göstermeye başlamıştır (Bozdoğan, 2002, s.43). Bu dönemde yapılarda, batı kaynaklı mimarlık geleneğinin etkisiyle kütleler simetrik olarak düzenlenmiş ve kütlenin her iki yanında köşeler kulemsi görünüm verecek şekilde dışarı çıkarılmıştır. Genellikle simetri aksında yer alan girişler, Osmanlı taç kapı ya da portik şeklinde düzenlenmişlerdir. Köşe arsalarda yer alan yapılarda köşe yuvarlatılmış ve üstü kubbe ya da çok köşeli kesitle kule biçimi almıştır. Yapılarda caddeye bakan giriş cephesinin düzenlenmesinde bezemeye önem verilirken, arka ve yan cepheler daha sade tasarlanmıştır. Cephe düzenlemesinde katlar bazen gerçek katlara tekabül etmeyen kornişlerle ayrılmıştır. Cephelerde çıkmalara yer verilerek hareket sağlanmıştır. Desteklerle taşınan geniş saçakların alt yüzleri geometrik ve stilize bitkisel desenlerle bezenirken, kemer alınlıkları ve kemer altları çini panolarla süslenmiş, alınlıklara rozetler yerleştirilmiştir. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde uygulanan değişik biçimli kemerler, baklavalı veya mukarnaslı sütun başlıklı mermer sütunlar kullanılmıştır (Aslanoğlu, 2010, s.31-33). XIX. yüzyılda İngiltere’de başlayan Sanayi Devrimi’nin etkisiyle birlikte inşaat sektöründe de yeni teknolojilerin ve yeni tekniklerin kullanılmasına imkan sağlanmıştır. İnşaatlarda betonarme, demir, çelik ve cam gibi kullanılan yeni teknik ve malzemeler daha kısa sürede daha sağlam yapılar yapılmasına olanak sağlamıştır. I. Ulusal Mimarlık Akımı da Selçuklu ve klasik Osmanlı mimarisinden alınan dekoratif öğeleri betonarme, demir ve çelik gibi yeni inşaat teknikleriyle birleştirmeyi                                                              37 Mimar Kemalettin ile ilgili bkz. Mimar Kemalettin ve Çağı. (ed. Ali Cengizkan).(2009). Ankara: Mimarlar Odası ve Vakıflar Genel Müdürlüğü Ortak Yayını.   22 amaçlamıştır (Bozdoğan, 2002, s.31). Böylece Ziya Gökalp’in tanımladığı batı uygarlığı ve yerel kültür ikiliği düşüncesi mimarlıkta da kendini göstermeye başlamıştır (Tekeli, 2007, s.19). I. Ulusal Mimarlık akımının ilk örneklerine imparatorluğun başkenti İstanbul’da rastlanır. Özellikle devlet otoritesinin göstergesi niteliğindeki yapıların tasarımında bu üslup tercih edilmiştir. Bu üslupta yapılan ilk büyük ölçekli binalar tasarımını Vedat Tek’in yaptığı Sultanahmet Meydanı’nda yer alan Defter-i Hakani Binası (1908) (Şekil 32) ve Sirkeci’de Büyük Postane Caddesi üzerindeki Posta ve Telgraf Nezareti Binası’dır (1909) (Şekil 33). Bu binaların yer aldığı Sirkeci ve Eminönü bölgesinde yeni yapılan kamusal yapılarda I. Ulusal Mimarlık Akımı tercih edilirken, Galata, Karaköy ve Pera’da batı kaynaklı seçmeci üslupta binalar inşa edilmeye devam edilmiştir. Kızıldere ve Sözen, bu farklı üslupların iki bölge arasındaki toplumsal katmanların farklılığının ve Osmanlı ekonomisinin değişen yapısının da göstergesi niteliğinde olduğunu belirtmektedir (Kızıldere, Sözen, 2005, s.91-92). Dönemin diğer etkin mimarları arasında yer alan Vedat Tek ve Kemalettin Bey I. Ulusal Mimarlık Akımına uygun eserler tasarlarken, Mongeri bu yıllarda İstanbul’da tasarladığı yapılarda batılı seçmeci üslupta eserler vermeye devam etmiştir. Mongeri, İtalyan sigorta şirketi için tasarladığı, Eduardo de Nari ile birlikte bürosunun da bulunduğu, Karaköy Bankalar Caddesi no:33’deki Assicurazioni Generali Han’ın (1909) (Şekil 34a, 34b) ön cephesini Neo-Rönesans ağırlıklı bir üslupta tasarlamıştır38. Şişli Teşvikiye’de Maçka Caddesi üzerinde İtalyan Elçilik Binası’nda (1919) (Şekil 35) da yine aynı üslubu benimser. Ancak elçilik binası olarak yapımına başlanan yapı daha sonra İtalyanların Pera’daki Venedik Sarayı’nı Avusturyalılardan geri almaları nedeniyle elçilik binası olarak kullanılmamıştır. Günümüzde bu yapı Maçka Akif Tuncel Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi olarak hizmet vermektedir.                                                              38Detaylı bilgi için bkz. Gülenaz, Nursel. (2011). Batılılaşma Dönemi İstanbul’unda Hanlar ve Pasajlar, İstanbul: İstanbul Ticaret Odası Yayınları.   23 Taksim’de Sıraselviler Caddesi no:39-47’de yer alan Majik Sineması (1914-1920) (Şekil 36) Mongeri’nin eseri olup, ülkemizin ilk sinemalarından biridir. Bu yapı da seçmeci üsluptadır. Mongeri, Rassegna Italiana dergisi ilanlarında aynı zamanda sinemanın danışma kurulu üyesi olarak görülmektedir. Yapı daha sonra isim değiştirerek Venüs Sineması olmuş, daha sonra Maksim Gazinosu olmuş, bir süre de Devlet Tiyatrolarının Taksim Sahnesi olarak hizmet vermiştir. Günümüzde otel ve alışveriş merkezine dönüştürülmek için bir kısmı yıkılmıştır, halen inşaat devam etmektedir. Mongeri’nin 1920’de bürosunu taşıdığı Karaköy’de Kemeraltı Caddesi üzerinde yer alan ve iş hanı olarak tasarlanan Karaköy Palas (1920) (Şekil 37) kütlesel olarak Milano Palazzo’larını andırmaktadır. Özgün tasarımında dört katlı olan binaya sonradan bir kat daha eklenmiştir ve günümüzde Yapı Kredi Bankası olarak hizmet vermektedir. Daha sonra Mongeri, Şişli’de Maçka Caddesi no: 35-41’de Maçka Palas (1922-1926) (Şekil 38) adında 64 odalı Neo-Rönesans üslupta bir apartman tasarlar. İtalyan asıllı demiryolu müteahhidi olan Vincenzo Caivano için tasarladığı yapıda, yapı malzemeleri İtalya’dan getirilmiştir. Günümüzde Park Hyatt adı altında otel olarak hizmet vermektedir. Nitekim, Mongeri’nin İstanbul’da tasarladığı ilk yapılarda da dönemin mimarlık ortamına uygun olarak batı kaynaklı seçmeci üslubu tercih ettiği görülür. Bu tercih bina yaptıran İtalyanların tercihi olabilir, çünkü Mongeri’nin bu yıllarda İstanbul’da tasarladığı konutlarda dönemin mimarlıkta yükselen anlayışı olan I. Ulusal Mimarlık Akımı’nda eserler tasarladığı da görülür. Mongeri’nin, İstanbul’da, özellikle Teşvikiye bölgesinde pek çok köşk tasarladığı torunları tarafından aktarılmaktadır (Can, 1995a, s.97). Ancak henüz tespit edilebilen konutlarının sayısı oldukça azdır. Bunlar arasında yer alan Fatih’te Cerrahpaşa Kargı Sokak 5 numaradaki konağı (Bulgur Palas) (1912) (Şekil 39), İttihat ve Terakki Cemiyeti milletvekili Mehmed Habib Bey için tasarlamıştır, ancak konağın ücretini   24 Mehmed Habib Bey ödeyemediğinden yapı, Osmanlı Bankası’na devredilmiştir. Günümüzde de Osmanlı Bankası Arşivi olarak hizmet vermektedir. Mongeri’nin bir diğer konut yapısı olan Aksaray Millet Caddesi üzerinde yer alan Nurettin Bey Pavyonu (1912-1924) (Şekil 40) araya Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı’nın girmesiyle oldukça geç bir sürede tamamlanmıştır. Nurettin Bey Pavyonu günümüzde Haseki Kadınlar Hastanesi’nin kliniği olarak hizmet vermektedir. Diğer bir konutu ise Aksaray Millet Caddesi üzerinde Ataman Kliniği olarak kullanılan konuttur (1920’li yıllar) (Şekil 41). Bir süre Yüzyıl Işıl Okulu olarak hizmet veren yapı, günümüzde Bozlu Holding tarafından kullanılmaktadır. Mongeri’nin, Şişli’de Nişantaşı Güzelbahçe’deki evinde (1927-1929) modern kütle anlayışının yanında Neo-Klasik öğeler kullanması dikkat çekicidir. Bununla birlikte sütun başlıklarında Oryantalizm etkisi görülür, sütun başlıkları İspanya’daki El Hamra Sarayı’ndaki başlıkları andırmaktadır (Şekil 42). Mongeri çok özenerek tasarladığı bu yapıyla ilgili olarak 16 Kasım 1927’de günlüğüne şöyle yazmıştır: “Bugün gelecekteki evimin duvarlarının ilk taşını koyuyorum. Umarım Tanrı evin bittiğini görmeme izin verir. Bu gerçekleşebilecek en güzel rüyalardan biri.” 24 Nisan 1929’da Ankara’dan İstanbul’a dönünce atılan harcın içine “25 Nisan 1929 Tanrı’nın kutsamasıyla evimin bu ilk taşı yerleştirilmiştir” yazılı bir plaket koymuştur39. Mongeri bu evin bahçesinin sulu boya resimlerini de yapmıştır40 (Şekil 47a, 47b). Tanyeli, Mongeri’nin İstanbul’da tasarladığı binalarda hocası Camillo Boito’nun strüktür, malzeme, işlevsel örgütlenmeyle birlikte, bezemenin estetiğinin birlikteliğine dayanan görüşüne sadık kaldığını belirtir. Dönemin öne çıkan akımlarından olan Art Nouveau Akımı’nı benimsememesini, Brera’da aldığı eğitimle ilişkilendirir (Tanyeli, 2007, s.374-376).                                                              39 Anita Elagöz ile kişisel iletişim, Eylül-Aralık 2014. 40 Mongeri’nin Güzelbahçe’deki evinin fotoğrafları için bkz. Şekil 43, 44a, 44b, 45a, 45b, 46a, 46b.   25 Yüzyılın başı Anadolu topraklarında savaşın egemen olduğu yıllardır. I. Dünya Savaşı (1914-1918) ile başlayıp, Kurtuluş Savaşı (1919-1922) ile devam eden süreçte ülkenin gündemi değişmiştir ve mimarlık sektörü de bundan etkilenmiş olmalıdır. Trablusgarp Savaşı nedeniyle Mongeri, 1913’te akademideki görevine ara vermiştir. Bu yıllarda İtalya’da da I. Dünya Savaşı nedeniyle inşaat faaliyetleri kesintiye uğramıştır (Bossaglia, 1995, s.47-54). 1923 yılında Cumhuriyet’in ilanının ardından yeni başkentin Ankara olarak belirlenmesi ve merkezin içlere çekilmesi XIX. yüzyıl boyunca İstanbul’un uluslararası sermayenin ekonomik yararına hizmet eden bir liman kenti olmaktan kurtulmasını ve ülkenin ekonomik bağımlılıklardan kopuşunu göstermektedir. Öte yandan yeni kurulan Cumhuriyet kendini Osmanlı imajından kurtarma ve Cumhuriyet idealleriyle şekillenmiş modern bir başkent kurma çabası içindedir (Tekeli, 2007, s.16). Erken Cumhuriyet Dönemi’nde yeni başkent Ankara’da 41 ve birçok Anadolu kentinde I. Ulusal Mimarlık Akımı devlet tarafından da desteklenmiştir (Kızıldere, Sözen, 2005, s.89) Erken Cumhuriyet Dönemi’nde, Osmanlı dönemiyle bağlarını koparmak isteyen Cumhuriyet rejiminde inşa edilecek kamu binalarında I. Ulusal Mimarlık Akımı’nın kullanılmaya devam etmesi hakkında farklı görüşler vardır. Afife Batur, bu dönemi bir geçiş dönemi olarak tanımlar. Siyasi ve sosyal yapı değişikliklerinin mimarlıkta eş zamanlı meydana gelmediğini ve henüz oturmamış bir siyasi ortamda Cumhuriyet rejimi için bir mimarlık anlayışının gündemde olmadığını belirtir. Kurtuluş Savaşı’nda yükselen milliyetçilik düşüncesinin İttihak ve Terakki’nin Osmanlı milliyetçiliğinin ideolojik zeminine oturduğunu, bu ideolojinin I. Ulusal Mimarlık Akımı’nda kendini gösterdiğini ve hazır bir üslup olarak o dönemde var olduğunu vurgular (Batur, 1992, s.1382).                                                              41 Erken Cumhuriyet Dönemi’nde Ankara’da inşa edilen kamu yapılarından bazıları şunlardır: Kemalettin Bey; Gazi ve Latife Okulları, 1924, Halim Bey; Adliye Sarayı, 1926; Gazi Eğitim Enstitüsü Binaları, 1926, Kemalettin Bey; Milli Eğitim Bakanlığı Binası, 1927, Arif Hikmet Koyunoğlu; DDY İşletme Müdürlüğü Binası, 1928, Kemalettin Bey; Etnografya Müzesi Binası, 1928, Arif Hikmet Koyunoğlu; Türk Ocağı Binası, 1924-1930, Arif Hikmet Koyunoğlu; Evkaf Apartmanları, 1927-1928, Kemalettin Bey (Batur, 1992, s. 1381).   26 Sibel Bozdoğan, yeni başkentte inşa edilecek kamu yapılarının I. Ulusal Mimarlık Akımı’nın etkisiyle tasarlanmasının, Osmanlı geçmişiyle bağlarını koparmak isteyen Cumhuriyet’in ideallerine uygun olmayan bir düşünce gibi görünse de, bu akımın Kemalist Cumhuriyet’in ilk on yılı boyunca varlığını sürdürmesine izin veren şeyin, imparatorluğun son yıllarında Osmanlı mimarisinin Türkleştirilmesine bağlı olduğunu belirtir. İttihat ve Terakki’deki Türk milliyetçilerinin ve onların Erken Cumhuriyet Dönemi’ndeki takipçilerinin I. Ulusal Mimarlık Akımı’nı öncelikle bir Türk milli üslubu olarak gördüklerini ve bu üsluptaki Osmanlı biçimlerine ve motiflerine Türklüğe ait anlamlar yüklediklerini belirtir (Bozdoğan, 2002, s.33-34). Bu üslubun Türk milletinin Osmanlı-İslami geçmişinin ihtişamını simgelediğini ve böylece Osmanlı hanedanının dini mirasına bağlı geleneksel halk kesimlerinin gözünde yeni milliyetçi rejimi meşrulaştırdığını ekler (Bozdoğan, 2002, s.57). Yeni merkez olarak seçilen Ankara’daki inşaat faaliyetlerine büyük önem verilir. Özellikle Ulus Meydanı civarında konumlanmış ilk binalar arasında Yahya Ahmet ile Mühendis İrfan Bey’in inşa ettiği Maliye Bakanlığı (1925) (Şekil 48), Vedat Tek’in tasarladığı II. TBMM binası (1926) ve Vedat Tek ve Kemalettin Bey’in birlikte tasarladığı Ankara Palas (1927) (Şekil 49) sayılabilir. Bu caddenin ilerisinde Bankalar Caddesi boyunca yerleştirilmiş Mongeri’nin tasarladığı Osmanlı Bankası (1926) (Şekil 50a, 50b), Ziraat Bankası (1926-1929) (Şekil 51a, 51b, 51c, 51d) ve Türkiye İş Bankası (1929) (Şekil 52a, 52b) sıralanmaktadır. Bu yapılarda I. Ulusal Mimarlık Akımı’nın etkisi görülmektedir. Bu yıllarda inşa edilen banka yapıları aynı zamanda ekonomik bağımsızlığı ve ulusal ekonomiyi temsil etmektedir (Akşit, 2010, s.80). Ankara’daki bu banka yapıları dışında Mongeri, I. Ulusal Mimarlık Akımı’nın etkisinin görüldüğü Tekel Başmüdürlüğü’nü de tasarlamıştır (1928) (Şekil 53a, 53b, 53c). Ankara’da inşa edilen banka yapılarından Osmanlı Bankası günümüzde Garanti Bankası olarak hizmet vermektedir. Osmanlı Bankası mimarı olan Mongeri, İzmir Osmanlı Bankası’nı (1926) (Şekil 54) da tasarlamıştır.   27 Ankara’daki İş Bankası ve Ziraat Bankası banka olarak hizmet vermeye devam etmektedir. Ziraat Bankası’nın giriş katında yer alan hol, bankanın müzesi olarak hizmet vermektedir. Mongeri, bankanın ana binasının yanı sıra Ziraat Bankası personeli için inşa edilen lojmanlarını da tasarlamıştır (Şekil 55). İzmir, Adana, Eskişehir (Şekil 56), Aydın, Manisa, Kütahya gibi diğer Anadolu kentlerinde de tasarladığı Ziraat Bankası yapıları I. Ulusal Mimarlık Akımı etkisindedir. Ancak bu yapılar Ankara’daki yapıdan çok sade bir şekilde tasarlanmıştır. Mongeri’nin Tekel Başmüdürlük binası ise Yunus Emre Vakfı olarak hizmet vermektedir. Mongeri’nin banka yapıları İtalya’da yayınlanan aylık mimarlık ve dekorasyon dergisi olan La rassegna di architettura adlı dergide yurtdışındaki İtalyan mimarlar bölümünde yer almıştır42. 1930’lu yıllarda adı, Macar Hükümeti’nin müşavir mimarı olarak geçen (Münakasa İlanı. 1930) Mongeri’nin, Macar Kraliyeti’nin resmi mimarı olarak karşımıza çıkması onun, Ankara’da inşa edilen Macar Büyükelçilik Binası’nın (1927) mimarı olabileceğini düşündürmektedir (Şekil 57). Mongeri’nin Cumhuriyet’in ilk yıllarında yeni başkent Ankara için tasarladığı bu yapılarında da, hocası Boito’nun izlerini görmek mümkündür. Tanyeli, yapının dış mekan düzeninin simgesel bezeme sistematiğiyle özdeşleşmesinin, Mongeri’yi Cumhuriyet’in ulusalcı beklentileriyle buluşturduğunu belirtir (Tanyeli, 2007, s.374- 376). Mongeri, Ankara’da inşaat yaptığı sürece Sanayi-i Nefise Mektebi’nde hocalık görevinden izinli sayılmıştır (Milli Eğitim Bakanlığı Fonu, 86.416..6, BCA). Burada bulunduğu bu süre içinde yanından ayırmadığı çizim defterine Ankara kalesinin çizimlerini yapmıştır (Şekil 58a, 58b, 58c)43. Mongeri’nin Cumhuriyet’in ilk yıllarına                                                              42 Bkz. La Banca Agricola ad Angora. (1930). Rassegna di Architettura, 7, s.251-255; Architetti Italiani all’Estero: Nuovo Sede Centrale della Banque d’Affaires di Angora. (1930). Rassegna di Architettura, 12, s.448-451. 43 Anita Elagöz ile kişisel iletişim, Eylül-Aralık 2014.   28 tarihlenen diğer çizimlerinde de I. Ulusal Mimarlık Akımı’nın etkisi yoğun olarak hissedilmektedir (Şekil 59 ve Şekil 60). Mongeri, bu yıllarda Taksim Cumhuriyet Anıtı’nın kaidesiyle (altlığı ile) birlikte çevre düzenlemesini de yapmıştır. İtalyan heykeltraş Pietro Canonica tarafından yapılan anıt44, 1928'de tamamlanmıştır (Şekil 61a, 61b). 1920’lerin sonuna gelindiğinde, 1924’te halifeliğin kaldırılması, 1925 yılında şapka kanunu, 1926 yılında Medeni Kanun ve 1927 yılında harf devrimi ile reform süreci hızla devam etmiştir. İmparatorluk dönemine ait feodal kurumlar hızla kaldırılmış ve yerlerini ulus devletin cumhuriyetçi kurumlarına bırakmıştır (Batur, 1992, s.1382). Böylece yeni kurulan Cumhuriyet Osmanlı İmparatorluğu ile olan bağlarını koparmaya devam etmiştir. Dünyada 1930’lara doğru mimarlıkta sadeliği, ekonomiyi ve işlevselliği savunan Modern Hareket ortaya çıkmıştır. Bir önceki yüzyılın tarihselci seçmeci üslubuna karşı çıkan bu akımın doğmasında dünyadaki siyasi, sosyal, ekonomik ve teknolojik gelişmeler etkili olmuştur. I. Dünya Savaşı sonrası dünyada büyük politik değişiklikler meydana gelmiştir. Rusya, Almanya, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı İmparatorluğu gibi ülkeler yıkılmış, savaş sonrası bu ülkelerde yoksulluk baş göstermiş ve konut ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu yıllarda mimarlıkta da cam, çelik, beton gibi yeni malzeme ve teknolojileri kullanan rasyonel ve ekonomik tasarım ve yapım yöntemlerine yönelim olmuştur (İnceoğlu, İnceoğlu, 2004, 119-126). Savaş sonrası kentlerin yeniden hızla yapılanması ve gerekli yapıların sağlanmasında, hem de daha sağlam ve daha ekonomik yapılar tasarlanmasına imkan sağlanmıştır. Bu dönem yapılarda betonarme iskelet düzeni kullanımı giderek artmıştır. Düz çatı kullanımı, teraslar, serbest tasarım, kübik kütle anlayışı, simetriden kaçış, geniş cam                                                              44 Taksim Cumhuriyet Anıtı için bkz. Evren, Burçak. (2008). Heykeltıraş Pietro Canonica. İstanbul’da İtalyan İzi. İstanbul: Lea Kurumsal Yayıncılık Hizmetleri. s.166-177.   29 yüzeylerin kullanımı ve özellikle yatay şerit pencereler, dairesel köşe dönüşlerle, yuvarlatılmış balkonlarla sağlanan hatların sürekliliği bu dönem yapılarının özellikleri arasında yer almıştır (Aslanoğlu, 2010, s.64-65)45. İki dünya savaşı arasında ortaya çıkan ve tarihsel göndermeciliğe bağlı ideolojik yaklaşımları reddeden bir yaklaşım olan Modern Mimari’nin fikirlerini yaymak için 1928 yılında Uluslararası Modern Mimari Kongresi (CIAM) düzenlenmiştir. Modern Mimari’nin mimarlık ve şehircilik ilkeleri kısa bir zamanda benimsenmiştir. Yeni kurulan Cumhuriyet’te de 1930’lara doğru bu akım benimsenmiştir (Bozdoğan, 2002, s.16-17). 1930’lu yıllara doğru ülkemizde Osmanlı canlandırmacılığı artık anokronik bir üslup olarak görülmeye başlanmıştır. Ulaşılmak istenen çağdaş uygarlık düzeyini temsil edecek yeni bir mimari üsluba ihtiyaç duyulmuştur. Bu dönemde Modern mimarlığa yönelme, çağdaş olmanın gereği olarak görülmüştür (Batur, 1992, s. 1387). İnci Aslanoğlu da Avrupa’daki gelişmelerin etkisiyle mimarlıkta süslemeciliğe ve yüzeye verilen önemin yerini işlevselciliğe, akılcılığa ve toplumsal kaygılara bırakmış olduğu halde, yüzyılın ilk çeyreğinde Türk mimarlarının eskiyi canlandırmak üzere geçmişe bakmalarının Kemalist reformların modern anlayışıyla çelişkiye düşmeye başladığını belirtmektedir (Aslanoğlu, 2010, s.13). Bu yıllarda I. Ulusal Mimarlık Akımına karşı eleştiriler başlar. 1930’lu yıllarda tarihsel seçmeci üsluba karşı eleştiriler 1931 yılında Zeki Sayar, Abidin Mortaş ve Ziya Kozanoğlu tarafından yayımlanmaya başlayan Mimar46 dergisinde de yer alır.                                                              45 Ancak bu dönemde bazı mimarların yöresel ve geleneksel mimariyi de esin kaynağı olarak kullandıkları görülmektedir. Aalto, Le Corbusier ve Wright’ın mimarlığından bunun izlerini görmek mümkündür (İnceoğlu, İnceoğlu, 2004, s.52-76). Nitekim, ülkemizde de modern mimarlıkta etkin olan Taut ve Holzmeister için de bu yorum yapılabilir. 46 1931 yılında Zeki Sayar, Abidin Mortaş ve Abdullah Ziya Kozanoğlu tarafından yayınlanan dergi, Türkiye’nin ilk mimarlık dergisidir. 1935’ten sonra Arkitekt adını alan Mimar dergisi 1942 yılına kadar yayınlanmaya devam etmiştir.   30 Ülkemizdeki yayınlar da yeni Cumhuriyet’in yurtdışındaki imajını değiştirmeyi hedefler. Bu yayınlarla ülkenin çağdaşlaşmasındaki başarısı gösterilmek istenir. Bozdoğan, Modern Hareket’in biçimsel ve estetik kurallarının, Kemalizm’in rasyonalist ve pozitivist ideallerine de uygun göründüğünü belirtmektedir (Bozdoğan, 2002, s.72-74). Dönemin dergilerinden La Turquie Kemalist’te (Kemalist Türkiye) yeni başkent Ankara için tasarlanan geometrik binalardan oluşan ütopik bir şehir tasarımı dikkat çeker (Bozdoğan, 2002, s.83-85). Bu yeni imgeler Modern Mimari’nin devlet tarafından da desteklendiğinin bir göstergesi olarak nitelendirilebilir (Şekil 62). Batıya açılma çabalarının artması, eğitim kurumlarına değişik anlayışta yabancı hocaların getirilmesini ve bu eğitim kurumlarında yapılan program değişikliklerini beraberinde getirir. 1927 yılında Teşviki Sanayi Kanunu da yabancı mimarların gelişini kolaylaştırmıştır. Özellikle Almanya ve Avusturya’dan47 gelen mimarların ilk ürünlerini vermeleri Türk mimarlığında modern mimarlık dönemini başlatmıştır. Mongeri ve Vedat Tek gibi I. Ulusal Mimarlık Akımı’nı benimsemiş mimarların akademideki atölyeleri Maarif Vekaleti tarafından kapatılmıştır. Mongeri’nin ise tam bu yıllarda modern bir üslupta tasarladığı Bursa Çelik Palas Oteli ve Kaplıcası için, ‘Modern yapayım dedim, fakat olmadı. Onun için artık mimarlığı da hocalığı da bırakıyorum’ diyerek akademiden ayrıldığı söylenmektedir (Ünsal, 1968, s.37). Mongeri ve Vedat Tek’in atölyelerinin kapanmasının ardından, akademinin mimarlık şubesinin başına 1930 yılında Ernst Arnold Egli (1893-1974) getirilmiştir48.                                                              47 Alman mimarların tercih edilmesinde, Birinci Dünya Savaşı’ndan beri devam eden Alman sempatisinin, Alman kültürüne, Alman sanayi ve teknolojisine duyulan güvenin ve 1920’li yıllardan beri Almanya’nın diğer Avrupa ülkeleri arasında giderek gücünün artması ve Türkiye’de Almanya’nın bir dünya lideri olarak görülmeye başlanmasının etkisi olması muhtemeldir (Kuruyazıcı, 2002, s.41-43). Diğer bir etmen ise, aynı yıllarda Avrupa’da savaşın hakim olması ve Nazi baskısı etkisinin olmasının yanı sıra Türkiye’yi tercih etmelerinde yüksek ücret ödenmesi ve çeşitli olanaklar sağlanmasıdır (Arık, 2006, s.1). 48 Akademi’de Mongeri’nin yerine göreve başlayan Ernst Egli de aynı yıllarda Atatürk Orman Çiftliği’nde yer alan Bira Fabrikası için bir hamam yapısı (1937) tasarlamıştır (Şekil 163a, 163b, 163c). Fabrika ve konutlarla birlikte tasarlanan bir kompleksin parçası olan hamamın tasarımında geleneksel Osmanlı hamamının karakteristik şemasına bağlı kalmış, malzeme ve teknik kullanımında dönemin modern ve kubik mimarlık anlayışına uymuştur. Su ve ısıtma sistemlerinde teknolojik imkanlardan yararlanmıştır (Alpagut, 2010, s.255). Ernst Egli ile ilgili olarak bkz. Alpagut, Leyla. (2012). Cumhuriyetin Mimarı Ernst Arnold Egli. İstanbul: Boyut Yayın Grubu.   31 1920’lerin sonuna gelindiğinde yeni kurulan başkentte eğitim, sağlık ve savunma yapılarının inşaatına ağırlık verildiği görülmektedir. Bu yapıların tasarımında da etkin olarak Almanca konuşan ülkelerden gelen yabancı mimarlar görev almıştır49. Akademide göreve getirilmeden önce Egli de Ankara’da bir çok eğitim yapısı yapmıştır. Önceleri Maarif Vekaleti’nde modern okul yapımı için danışman mimar olarak görev yapan Egli, Ankara’da bulunan Musiki Muallim Mektebi (1927-1928) (Şekil 63), İsmet Paşa Kız Enstitüsü (1930) (Şekil 64), Yüksek Ziraat Enstitüsü (1930) (Şekil 65) ve Mülkiye Mektebi (1935) gibi okul binalarını tasarlamıştır. Bu dönem etkin olan Theodor Jost ise özellikle sağlık yapılarının tasarımında etkin olmuştur. Ankara’da inşa edilen ilk modern yapılardan biri olan Sağlık Bakanlığı’nı yapmıştır (1926-1927) (Şekil 66). Bu dönem inşa edilen diğer sağlık yapıları arasında Robert Örley’in Kızılay Genel Merkezi (Şekil 67) ve Numune Hastanesi (Şekil 68) yer alır. Dönemin diğer etkin mimarı Clemens Holzmeister50 (1886-1983), özelikle savunma yapılarının tasarlanmasında görev almıştır. Genel Kurmay Başkanlığını (1929-1930) (Şekil 69), Kara Harp Okulu’nu (1928) (Şekil 70) ve Sıhhıye Orduevi’ni (1929-1933) (Şekil 71) Holzmeister tasarlamıştır. Öyle ki, Mongeri’nin I. Ulusal Mimarlık Akımı ilkelerine göre tasarladığı Gazi Köşkü Projesi’nin (Şekil 72a, 72b) reddedilmesi ve Holzmeister’ın modern bir anlayışla tasarladığı Cumhurbaşkanlığı Köşkü projesinin kabulü, devlet tarafından I. Ulusal Mimarlık Akımı’na desteğin de kesildiğini gösterir niteliktedir (Akcan, 2009, s.90-92). Ankara’nın fiziksel dokusunda da mimaride benimsenen üsluptaki bu değişimin izleri görülmeye başlar. 1920’li yıllarda inşa edilen I. Ulusal Mimarlık Akımı yapıları şehrin kuzeyindeki eski kısımda yer almışken, yeni inşa edilen Alman ve Orta Avrupa                                                              49 Detaylı bilgi için bkz. Nicolai, Bernd. (2011), Modern ve Sürgün: Almanca Konuşulan Ülkelerin Mimarları Türkiye’de 1925-1955, (çev.) Yüksel Pöğün Zander. Ankara: Mimarlar Odası Yayınları. 50 Clemens Holzmeister ile ilgili olarak bkz. Balamir, Aydan. (2010). Clemens Holzmeister - Çağın Dönümünde Bir Mimar. İstanbul: Boyut Yayın Grubu.   32 modernizmi yapıları şehrin Yenişehir adı verilen güney uzantısında yer alır (Bozdoğan, 2002, s.61). İki dünya savaşı arasında, 1920’lerde ortaya çıkan ve 1930’lara doğru yaygınlaşan diğer bir akım ise Art Deco’dur. Adını 1925 Paris Çağdaş Dekoratif ve Endüstriyel Sanatlar Uluslararası Sergisi’nden (Exposition Internationale des Arts Decoratifs Industriels et Modernes) alır. Art Deco, köken olarak Art Nouveau’dan beslenen bir stildir. Bauhaus ve Kubizm gibi akımlardan etkilenerek çizgiselliğin egemen olduğu sade biçimler, geometrik ya da doğal biçimlerden stilize edilmiş bezemeler ve genellikle pahalı malzeme kullanımı gibi özellikleriyle dikkat çeker (Batur, 1993, s.326-327). Art Deco’nun diğer bir özelliği ise ‘Streamlining’ olarak adlandırılan eğrisel yüzeylerin, köşelerin, paralel çizgili doku ile oluşturulan aerodinamik biçimlerin kullanımıdır. Bu biçimlerde hız simgesi dikkat çekmektedir Mimarlıkta da Modern Mimari ve Art Deco’nun arasında örtüşme söz konusudur (Özer, Polatkan, 2006, s.91-93). Kübizmden, Rus Konstrüktivizminden ve İtalyan Fütürizminden öğeler alan Art Deco, Art Nouveou ile yer değiştirmiş ve Modernizm’e dönüşmüş, pek çok eleştirmen tarafından bu sergi Modernizmin görülmeye değer parçası olarak nitelendirilmiştir (Duncan, 1988, s.7-8). Kısacası; Art Deco ile Modern Mimari’nin biçimsel içeriklerinin içiçe geçtiğinden söz edilebilir (Özer, Polatkan, 2006, s.93-94). Josef Hoffmann’ın (1870-1956), Brüksel’deki Stoclet House (1905-1911) (Şekil 73), Pierre Pataut’un Ruhlmann Pavyonu (Şekil 74) ve Pomone’nin Au Bon Marché Pavyonu (Şekil 75) ilk Art Deco örnekler arasındadır. Amerika’da d