T.C. HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YETİŞKİNLERİN SERBEST ZAMAN KATILIMI: ÖLÇEK GELİŞTİRME ÇALIŞMASI Dr. Erg. Kübra Şahadet SEZER Ergoterapi Programı DOKTORA TEZİ ANKARA 2025 T.C. HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YETİŞKİNLERİN SERBEST ZAMAN KATILIMI: ÖLÇEK GELİŞTİRME ÇALIŞMASI Dr. Erg. Kübra Şahadet SEZER Ergoterapi Programı DOKTORA TEZİ TEZ DANIŞMANI Prof. Dr. Esra AKI ANKARA 2025 iii YETİŞKİNLERİN SERBEST ZAMAN KATILIMI: ÖLÇEK GELİŞTİRME ÇALIŞMASI Öğrenci: Kübra Şahadet Sezer Danışman: Prof. Dr. Esra Akı Bu tez çalışması 25 Aralık 2024 tarihinde jürimiz tarafından “Ergoterapi Doktora Programı” nda doktora tezi olarak kabul edilmiştir. Jüri Başkanı: Prof. Dr. Mine Uyanık (Hacettepe Ünivesitesi) (imza) Tez Danışmanı: Prof. Dr. Esra Akı (Hacettepe Ünivesitesi) (imza) Üye: Prof. Dr. Semin Akel (İstanbul Kültür Üniversitesi) (imza) Üye: Doç. Dr. Devrim Tarakcı (İstanbul Medipol Üniversitesi) (imza) Üye: Doç. Dr. Sedef Şahin (Hacettepe Üniversitesi) (imza) Üye: Doç. Dr. Orkun Tahir Aran (Hacettepe Üniversitesi) (imza) Bu tez Hacettepe Üniversitesi Lisansüstü Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinin ilgili maddeleri uyarınca yukarıdaki jüri tarafından uygun bulunmuştur. Prof. Dr. Müge YEMİŞÇİ ÖZKAN Enstitü Müdürü iv YAYIMLAMA VE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI BEYANI Enstitü tarafından onaylanan lisansüstü tezimin/raporumun tamamını veya herhangi bir kısmını, basılı (kağıt) ve elektronik formatta arşivleme ve aşağıda verilen koşullarla kullanıma açma iznini Hacettepe Üniversitesine verdiğimi bildiririm. Bu izinle Üniversiteye verilen kullanım hakları dışındaki tüm fikri mülkiyet haklarım bende kalacak, tezimin tamamının ya da bir bölümünün gelecekteki çalışmalarda (makale, kitap, lisans ve patent vb.) kullanım hakları bana ait olacaktır. Tezin kendi orijinal çalışmam olduğunu, başkalarının haklarını ihlal etmediğimi ve tezimin tek yetkili sahibi olduğumu beyan ve taahhüt ederim. Tezimde yer alan telif hakkı bulunan ve sahiplerinden yazılı izin alınarak kullanılması zorunlu metinlerin yazılı izin alınarak kullandığımı ve istenildiğinde suretlerini Üniversiteye teslim etmeyi taahhüt ederim. Yükseköğretim Kurulu tarafından yayınlanan “Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” kapsamında tezim aşağıda belirtilen koşullar haricince YÖK Ulusal Tez Merkezi / H.Ü. Kütüphaneleri Açık Erişim Sisteminde erişime açılır. o Enstitü / Fakülte yönetim kurulu kararı ile tezimin erişime açılması mezuniyet tarihimden itibaren 2 yıl ertelenmiştir. (1) o Enstitü / Fakülte yönetim kurulunun gerekçeli kararı ile tezimin erişime açılması mezuniyet tarihimden itibaren 6 ay ertelenmiştir. (2) o Tezimle ilgili gizlilik kararı verilmiştir. (3) ..../....../.... İmza Kübra Şahadet SEZER 1 “Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” (1) Madde 6. 1. Lisansüstü tezle ilgili patent başvurusu yapılması veya patent alma sürecinin devam etmesi durumunda, tez danışmanının önerisi ve enstitü anabilim dalının uygun görüşü üzerine enstitü veya fakülte yönetim kurulu iki yıl süre ile tezin erişime açılmasının ertelenmesine karar verebilir. (2) Madde 6. 2. Yeni teknik, materyal ve metotların kullanıldığı, henüz makaleye dönüşmemiş veya patent gibi yöntemlerle korunmamış ve internetten paylaşılması durumunda 3. şahıslara veya kurumlara haksız kazanç imkanı oluşturabilecek bilgi ve bulguları içeren tezler hakkında tez danışmanının önerisi ve enstitü anabilim dalının uygun görüşü üzerine enstitü veya fakülte yönetim kurulunun gerekçeli kararı ile altı ayı aşmamak üzere tezin erişime açılması engellenebilir. (3) Madde 7. 1. Ulusal çıkarları veya güvenliği ilgilendiren, emniyet, istihbarat, savunma ve güvenlik, sağlık vb. konulara ilişkin lisansüstü tezlerle ilgili gizlilik kararı, tezin yapıldığı kurum tarafından verilir. Kurum ve kuruluşlarla yapılan işbirliği protokolü çerçevesinde hazırlanan lisansüstü tezlere ilişkin gizlilik kararı ise, ilgili kurum ve kuruluşun önerisi ile enstitü veya fakültenin uygun görüşü üzerine üniversite yönetim kurulu tarafından verilir. Gizlilik kararı verilen tezler Yükseköğretim Kuruluna bildirilir. Madde 7.2. Gizlilik kararı verilen tezler gizlilik süresince enstitü veya fakülte tarafından gizlilik kuralları çerçevesinde muhafaza edilir, gizlilik kararının kaldırılması halinde Tez Otomasyon Sistemine yüklenir. * Tez danışmanının önerisi ve enstitü anabilim dalının uygun görüşü üzerine enstitü veya fakülte yönetim kurulu tarafından karar verilir. v ETİK BEYAN Bu çalışmadaki bütün bilgi ve belgeleri akademik kurallar çerçevesinde elde ettiğimi, görsel, işitsel ve yazılı tüm bilgi ve sonuçları bilimsel ahlak kurallarına uygun olarak sunduğumu, kullandığım verilerde herhangi bir tahrifat yapmadığımı, yararlandığım kaynaklara bilimsel normlara uygun olarak atıfta bulunduğumu, tezimin kaynak gösterilen durumlar dışında özgün olduğunu, Prof. Dr. Esra AKI danışmanlığında tarafımdan üretildiğini ve Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Tez Yazım Yönergesine göre yazıldığını beyan ederim. (İmza) Dr. Erg. Kübra Şahadet SEZER vi TEŞEKKÜR Bu tezi, bana inancını hiç kaybetmeyen, en umutsuz olduğum anlarda bile beni cesaretlendiren ve ellerini omzumdan hiç ama hiç eksik etmeyen canım babam Mehmet Sezer ve güzel annem Zeynep Sezer’e ithaf ediyorum. Lisans eğitimimden bu yana güler yüzü ile beni hep rahatlatan, insani değerleri hep en ön plana koyan ve doktora eğitimim boyunca beni hep destekleyen çok sevgili danışmanım Prof. Dr. Esra Akı’ya Değerli katkıları için Sayın TİK üyeleri Prof. Dr. Semin Akel, uzun yıllar birlikte çalıştığım sayın hocam Doç. Dr. Devrim Tarakcı ve doktora jüri üyeleri, Prof. Dr. Mine Uyanık, Doç. Dr. Orkun Tahir Aran ve Doç. Dr. Sedef Şahin’e, Yolculuğumun şahidi ve hep yanımda olan pek sevgili dostlarım Verena Langlotz Kondzic, biriciğim canım Uzm. Erg Keziban Temuçin ve canım destekçim çok sevgili Uzm. Erg. Zeynep Çelik Turan’a, Londra’daki ailem sevgili Nesrin-Emre Çokdeğer’e, İstanbul’daki ailem sevgili Havva Çilek’e, sevgili hocam güzel insan Doç. Dr. Ömer Erdem Koçak’a, çok sevgili Dr.Erg. Sinem Kars’a, sayın hocam Doç. Dr. Gökçen Akyürek’e, Bana inancını hep koruyan ve beni güldürüp cesaretlendiren güzellerim Zeyneb Ekmen, Neslihan Güneş Argüt, Ayşegül Uzunlu Yaylalı, Aylya Ahmedova, Hadra Kübra Erkınay Tamtamış, Olaya Martinez Mulero ve Rosemary Doe-Asinyo’ya, Önce öğrencim sonra meslektaşım ve arkadaşım olan başta Uzm. Erg. Fatma Aydın, Uzm. Erg. Merve Keskin, Uzm. Erg. Münteha İnanıcı, Erg. Ece Berfin Demirtaş olmak üzere güzel insanlara, Beni dualarından eksik etmeyen başta Gamze Ayşe Kellecioğlu olmak üzere,ismini sayamadığım sevgili güzel kalplere, Beni bugünlere elimden tutup getiren güzel annem Zeynep Sezer ve canım babam Mehmet Sezer’e, biricik ablam Fatma Betül’e ve biricik abim Muhammed Cihad’a, yaşam pırıltısı saçan can yeğenlerim M. Selim, Mustafa Salih, Erva ve Ömer’e, En çok da her nereye giderse gitsin çiçek açacak olan ve her mevsimi görerek yılmadan bugüne gelen kendime, En içten teşekkürlerimi sunarım. vii ÖZET Sezer, K.Ş., Yetişkinlerin Serbest Zaman Katılımı: Ölçek Geliştirme Çalışması, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Ergoterapi Programı Doktora Tezi, Ankara, 2025. Serbest zaman aktivitelerine katılım insanların yaşamları boyunca,özellikle yetişkinlik döneminde temel bir insani ve oküpasyonel haktır. Çalışma keşfedici sıralı karma yöntem olarak planlandı. Keşfedici nitel araştırma için toplam 28 yetişkinle yarı yapılandırılmış görüşme yapıldı. Elde edilen veriler yorumlayıcı fenomenolojik analiz yaklaşımı kullanılarak analiz edildi. Analiz sonucunda altı ana tema ve yirmi iki alt tema belirledi: Serbest zamanın anlamı, işten sonra toparlanma, kolaylaştırıcılar ve engeller, iyi olma hali, okupasyonel adaletsizlik ve yaşamın akışı. Bu nitel veri analizinden yola çıkarak bir ölçek geliştirmek amacıyla madde havuzu hazırlandı. Maddeler için 13 uzman görüşüne Lawsche tekniği kullanılarak başvuruldu. Ölçeğin yapı geçerliğini incelemek için açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi teknikleri kullanıldı. Ölçeğin kapsam geçerlik indeksi 0,934 bulundu. Faktör analizi sonucu, 27 maddeden oluşan ölçeğin, toplam varyansın %53,72’sini açıklayan 4 faktörlü bir yapı gösterdiği görüldü. Doğrulayıcı faktöranalizinde ise faktör birleştirme tekniğiyle oluşturulan yapıya ait model uyum indeksleri RMSEA=0,061; GFI=0,885; AGFI=0,85; NNFI=0,895; CFI=0,906; NFI=0,865; IFI=0,907 ve CMIN/df=2,91 olarak hesaplandı. Model uyum indeksleri göz önüne alındığında, ölçüm modelinin uygun olduğu belirlendi. Ölçeğin güvenilirlik analizinde ölçek için Cronbach alfa=0,934 bulundu. Sonuç olarak, geliştirilmiş dört boyuttan oluşan 27 maddelik bir ölçek yapısının geçerliliği doğrulanmıştır. Ölçeğin 18-65 yaş arası yetişkinlerin serbest zaman katılım düzeyini incelemek için gerekli ölçütleri karşıladığı ve psikometrik özelliklerinin yeterli olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: serbest zaman, katılım, ölçek geliştirme, ergoterapi viii ABSTRACT Sezer, K.Ş., Adults’ Leisure Participation: A Scale Development Study Hacettepe University Graduate School Health Sciences Occupational Therapy Department of Occupational Therapy Doctor of Philosophy Thesis, Ankara, 2025. Participation in leisure activities is a basic human and occupational right throughout people’s lives, especially during adulthood. The study was planned as an exploratory sequential mixed method. A total of 28 semi-structured interviews were conducted with adults age between 25-50 for the exploratory qualitative research. The obtained data were analyzed using the interpretative phenomenological analysis (IPA) approach. As a result of the analysis, six main themes and twenty-two sub-themes emerged: The meaning of leisure, recovery after work, facilitators and barriers, well-being, occupational injustice, and the flow of life. An item pool was prepared in order to develop a scale based on these qualitative data. 13 expert opinions were consulted for the items using the Lawsche technique. Exploratory factor analysis and confirmatory factor analysis techniques were used to examine the construct validity of the scale. The content validity index of the scale was found to be 0.934. As a result of the factor analysis, it was seen that the scale consisting of 27 items showed a 4-factor structure explaining 53,72% of the total variance. In the confirmatory factor analysis, the model fit indices of the structure created with the factor combination technique were calculated as RMSEA=0,061; GFI=0,885; AGFI=0,85; NNFI=0,895; CFI=0,906; NFI=0,865; IFI=0,907 ve CMIN/df=2,91. When the model fit indices were taken into consideration, it was determined that the measurement model was appropriate. In the reliability analysis of the scale, Cronbach alpha=0.934 was found for the scale. As a result, the validity of a 27-item scale structure consisting of four dimensions was confirmed. It can be said that the scale meets the necessary criteria to examine the leisure time participation level of working adults between the ages of 18- 65 and its psychometric properties are sufficient. Key words: leisure, participation, scale development, occupational therapy ix İÇİNDEKİLER ONAY SAYFASI ii YAYIMLAMA VE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI BEYANI iv ETİK BEYAN SAYFASI v TEŞEKKÜR vi ÖZET vii ABSTRACT viii İÇİNDEKİLER ix SİMGELER VE KISALTMALAR xii ŞEKİLLER xiv TABLOLAR xv 1. GİRİŞ 1 2. GENEL BİLGİLER 3 2.1. Serbest Zaman 3 2.1.1. Bir Hak Olarak Serbest Zaman 5 2.2. Serbest Zaman ve İyi Olma Hali 6 2.3. Serbest Zamanın Farklı Disiplinlerce Ele Alınışı ve İlişkili Modeller 7 2.3.1. Serbest Zaman Yoluyla Anlam Oluşturma 8 2.3.2. Toparlanma Modeli 9 2.3.3. KTOUAİ-Kopuş-Toparlanma-Otonomi- Uzmanlık-Anlam ve İlişkilenim Modeli 10 2.4. Ergoterapi ve Serbest Zaman 13 2.4.1. Okupasyonel Bilim 19 2.5. Katılım 21 2.6. Ölçek Geliştirme Süreçleri 24 3. BİREYLER ve YÖNTEM 31 3.1. Etik Onay 31 3.2. Araştırmanın Amacı ve Tipi 31 3.3. Nitel Araştırma 31 3.3.1. Nitel Araştırma Örneklem Grubu 31 3.3.2. Nitel Araştırma Deseni 32 x 3.3.3. Görüşme Süreci 33 3.3.4. Nitel Ataştırma Verilerinin analizi 35 3.4. Nicel Araştırma 38 3.4.1. Nicel Araştırma Tasarımı ve Örneklem Grubu 38 3.4.2. Pilot Uygulamanın Yapılması 38 3.4.3. Ölçeğin Taslak Formu 39 3.4.4. Ölçeğin Uygulanması 39 3.4.5. Nicel Araştırma Verilerinin Analizi ve Değerlendirilmesi 3.4.6. Ölçeğin İsimlendirilmesi 39 41 4. BULGULAR 4.1. Görüşmelerin İçerik Analizi ve Literatür İncelemesi Sonucu Elde Edilen Bulgular 42 4.1.1. Nitel Araştırma İçin Demografik Bilgiler 42 4.1.2. Nitel Araştırma Bulguları 43 4.2. Uzman Görüşleri ile Elde Edilen Bulgular 66 4.3. Pilot Çalışma ile İlgili Bulgular 67 4.4. Geçerlilik ile İlgili Bulgular 69 4.4.1. Madde Analizi 69 4.4.2. Yapı geçerliliği 71 4.5. Güvenilirlik Analizi ile ilgili Bulgular 81 4.5.1. İç Tutarlılık Bulguları 81 4.5.2. İki Yarım Test Güvenilirliği Bulguları 81 4.6. Toplanabilirlik ve Tepki Yanlılığı ile İlgili Bulgular 82 4.7. Ölçeğin Puanlaması 82 5. TARTIŞMA 83 6. SONUÇ ve ÖNERİLER 97 7. KAYNAKLAR 99 8. EKLER EK-1: Etik Kurul Onayı 108 EK-2: Orijinallik Raporu 112 EK-3: Dijital Makbuz 113 EK-4: Katılımcı Onam Formu 114 xi EK-5: Gönüllü Uzman Onam Formu 117 EK-6: Yetişkinlerin Serbest Zamanı: Ölçek Geliştirme Çalışması Yarı Yapılandırılmış Görüşme Soruları EK-7: Sosyodemografik Bilgi Formu 119 121 EK-8: Sezer Serbest Zaman Katılım Ölçeği 122 9. ÖZGEÇMİŞ 126 xii SİMGELER ve KISALTMALAR AOTA Amerikan Ergoterapi Derneği AFA Açımlayıcı Faktör Analizi AGFI Uyum Iyiliği Indeksi AIC Akaike Ölçütü (Akaike Information Criterion) BIC Bayes Bilgi Ölçütü (Bayesian Information Criterion) BM Birleşmiş Milletler CFI Karşılaştırmalı Uyum Indeksi (Comparative Fit Index) CMIN/DF Modelin Uyum Iyiliği Ki Kare Uyum Testi COVID-19 Koronavirüs Hastalığı (Corona Virus Disease-2019) DFA Doğrulayıcı Faktör Analizi DRAMMA Ayrışma,Toparlanma,Otonomi,Uzmanlık,Anlam Ve İlişkilenim Modeli ECVI Beklenen Çarpraz Geçerlilik Indeksi (Expected Cross Validation Index) ESC Ekonomik, Sosyal, Kültürel GFI Uyum Iyiliği Indeksi (Goodness Of Fit Index ) ICF Uluslararası İşlevsellik Ve Yeti Yitimi Sınıflaması (International Classification Of Functioning, Disability And Health) IFI Bollen'in Artan Uyum İndeksi (Bollen's Incremental Fit Index) IPA Yorumlayıcı Fenomenolojik Yaklaşım JASP Jeffrey'in Harika İstatistik Programı (Jeffrey's Amazing Statistics Program) KGİ Kapsam Geçerliliği Indeksi KGO Kapsam Geçerlik Oranları KGÖ Kapsam Geçerlilik Ölçütü KMO Kaiser-Meyer-Olkin MAXQDA Max Weber Nitel Veri Analizi (Max Weber Qualitative Data Analysis) MFI Mcdonald Uyum Indeksi (Mcdonald Fit Index ) NFI Normlaştırılmış Uyum Indeksi (Bentler-Bonett Normed Fit Index ) NNFI Normlaştırılmamış Uyum Indeksi (Bentler-Bonett Non Normed Fit Index) xiii PNFI Tutumluluk Normlu Uyum Endeksi (Parsimony Normed Fit Index) RFI Bollen'in Göreli Uyum İndeksi (Bollen's Relative Fit Index) RMSEA Tahminin Kök Hata Kareler Ortalaması (Root Mean Square Error Of Approximation) RNI Göreli Merkezsizlik İndeksi (Relative Noncentrality Index) SPSS Statistical Package for The Social Sciences SRMR Standartlaştırılmış Ortalama Hataların Karekökü (Standardized Root Mean Square Residual) T.C. Türkiye Cumhuriyeti TLI Tucker-Lewis Indeksi (Tucker-Lewis Index) TÜİK Türkiye İstatistik Kurumu UNESCO Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim Ve Kültür Örgütü (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim Ve Kültür Örgütü) WHO Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organisation- DSÖ) WLO Dünya Serbest Zaman Organizasyonu (World Leasiure Time Organisation- DSZO) xiv ŞEKİLLER Şekil Sayfa 2.1. Katılımla İlişkili Yapıtaşlar Ailesi görseli 23 3.1. Araştırma Deseni: Keşfedici Sıralı Karma Desen 32 4.1. Nitel araştırma katılımcılarının yaşadıkları iller 43 4.2. Yamaç-birikinti grafiği. 75 4.3. DFA modeline ait yol diyagramı 89 xv TABLOLAR Tablo Sayfa 2.1. Ergoterapi referans çerçevesine göre serbest zaman tanımları. 13 2.2. Ergoterapistlerin serbest zamanı değerlendirirken kullandığı değerlendirmeler 18 2.3. Katılımla İlişkili Yapıtaşlar Ailesi Referans Çerçevesi’nde Geçen Tanımlar. 24 4.1. Nitel araştırmaya katılan katılımcıların sosyodemografik bilgileri. 44 4.2. Yorumlayıcı Fenomolojik Analiz sonucunda ulaşılan tema ve alt temalar 47 4.3. Çalışmaya katılan uzmanlara ait tanımlayıcı bulgular 66 4.4. Birinci uzman görüşünden sonra Kapsam Geçerlilik İndeksleri (KGİ) 67 4.5. Pilot çalışma grubundaki bireylere ait sosyodemografik bulgular 68 4.6. Ölçek taslak formunda yer alan maddeler ve maddelerin tanımlayıcı özellikleri 70 4.7. 8 madde çıkarıldıktan sonra yapılan madde analizi sonuçları 71 4.8. Sezer Serbest Zaman Katılım Ölçeği’nin Kaiser Meyer Olkin (KMO) ve Bartlett’s test sonuçları. 72 4.9. Birinci açımlayıcı faktör analizi sonrası maddelerin faktör yükleri 73 4.10. İkinci açımlayıcı faktör analizi sonrası dönüştürülmüş bileşenler 74 matrisi. 4.11. Oluşturulan DFA modeline göre uyum indeksleri ve ölçüt değerleri 77 4.12. Oluşturulan DFA modeline göre ilişki düzeyleri 79 4.13. DFA Modeli Uyum İndeksleri Tablosu 80 4.13. Faktörler ile toplam ölçek arasındaki ilişkiler 82 4.14. İki Yarım Test Güvenilirliği Bulguları 83 1 1. GİRİŞ Serbest zaman kavramı (“leisure”), birçok disiplinin ortak ilgi alanı olmuş ve farklı bilimsel perspektiflerle ele alınmıştır. Organizasyonel psikoloji, ergoterapi, rekreasyon bilimleri ve beden eğitimi gibi alanlar, serbest zamanın bireysel ve toplumsal önemini vurgulayan çalışmalar yapmıştır. Kavramın kökeni, Eski Fransızca ve Latinceye dayanan “özgür olmak” anlamıyla Yunanca “schole” kelimesinden türemiş ve zamanla farklı anlamlar kazanmıştır. Eski Yunan felsefesinde serbest zaman, sadece eğlence değil, bireyin dünyayı anlamlandırma ve farkındalık kazanma aracı olarak görülmüştür (1). Serbest zaman, günümüz tanımlarında “zorunlu olmayan aktivitelerden, kaygılardan ve günlük streslerden uzak geçirilen zaman” şeklinde ifade edilir. Zorunlu aktiviteler ve serbest zaman arasındaki ayrım tam olarak kesin olmasa da, bu kavram üzerine geliştirilen farklı yaklaşımlar, bireylerin psikolojik, sosyal ve kültürel iyi olma halleriyle yakından ilişkilidir. Ergoterapi Uygulama Çerçevesi’nde ise serbest zaman, bireyin çalışma, uyku ve kişisel bakım gibi zorunlu aktiviteler dışında, içsel motivasyonla isteğe bağlı olarak katılım gösterdiği zaman dilimi olarak tanımlanır (2). Serbest zaman hakkı, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde yer almış (3) ve çalışanların dinlenme hakkı olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası da dahil olmak üzere çeşitli anayasalarda belirtilmiştir. Ancak, farkındalık ve uygulama düzeyi beklenen seviyeye ulaşamamıştır (4). Katılım engelleri ve bireylerin yaş, engellilik veya sosyoekonomik durum gibi özelliklerinden kaynaklı farklılıklar, serbest zamanın yaşam kalitesine etkisini önemli kılan çalışmaları ortaya çıkarmıştır (5,6). Ayrıca serbest zaman iyi olma haline, bireylerin yaşamlarında anlam yaratma sürecine katkı sağlar. DRAMMA, Toparlanma Modeli gibi modeller, bu süreci inceleyerek psikolojik iyileşme, sosyal bağlantılar ve anlam arayışı gibi boyutları açıklar (7,8). Ergoterapide serbest zaman; bireylerin farklı ilgi ve yeteneklerini keşfederek, dengeli bir yaşam sürmelerine destek olan önemli bir alan olarak kabul edilir (9). Bu doğrultuda, serbest zamanın bireylerin ruhsal, sosyal ve fiziksel iyi olma hallerine katkısını anlamak önem kazanmaktadır. 2 Ergoterapi ve okupasyonel bilim alanında yetişkinlerle ilgili serbest zaman kavramı, çoğunlukla Multiple Sklerozlu (MS) yetişkinler (10), yoksullukla mücadele eden dezavantajlı bireyler (11), yaşlı yetişkinler (60 yaş ve üzeri) (12) veya engelli bireyler üzerinde (13) yoğunlaşan çalışmalarla araştırılmıştır. Bu çalışmalar, okupasyonel performansta iyileşme ve olumlu iyi olma hali gibi birçok katkıyı sunmuştur. Ancak, yetişkinlerin ergoterapi perspektifinden serbest zaman katılımına odaklanan kaynaklar oldukça sınırlıdır. Bu araştırma, Türk yetişkinlerin serbest zaman katılımını ve bunun onlar için anlamını derinlemesine inceleyerek bu boşluğu doldurmayı ve Türk kültürüne uygun ergoterapi perspektifiyle bir ölçek geliştirilmesini amaçlamaktadır. Yetişkinlerde serbest zamanın rolünü incelemek, bireylerin iş ile ilgili yükümlülüklerini serbest zaman aktiviteleriyle nasıl dengelediklerine dair içgörüler sağlayabilir ve bu da ruh sağlığı ve yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir. Bu nedenle, mevcut çalışma, çalışan yetişkinlerin deneyimlerini optimize ederek pozitiflik, kişisel gelişim ve anlamlı bir yaşamı artırmayı amaçlayan ergoterapistlerin uygulamalarına katkıda bulunabilecek değerli içgörüler sunmayı ve serbest zaman araştırmalarında kullanılabilecek, Türk kültürüne uygun, geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmeyi hedeflemektedir. Çalışmanın hipotezleri: H₀1: “Yetişkinlerin serbest zaman katılımını değerlendirmek için geliştirilen ölçek geçerli değildir.” H₀2: “Yetişkinlerin serbest zaman katılımını değerlendirmek için geliştirilen ölçek güvenilir değildir.” olarak belirlenmiştir. 3 2. GENEL BİLGİLER 2.1. Serbest Zaman Serbest zaman kavramı (leisure) farklı bilim alanlarının ortak konusudur. Organizasyonel psikoloji, beden eğitimi, rekreasyonel bilim ve ergoterapi gibi birçok farklı disiplin serbest zaman konusunu ele almaktadır. Bu nedenle serbest zaman tanımı farklı disiplinlerin bakış açısıyla farklı şekillerde tanımlanmıştır. İngilizce’de leisure olarak kullanılan terminolojik kelime Türkçe’de serbest zaman / boş zaman kavramına karşılık gelmektedir. Bu kelime Eski Fransızcada leisir- etimolojik olarak, "izin verilmek" veya "özgür olmak" anlamına gelen Latince licere kelimesinden gelir ve ilk olarak 14. yüzyılın başlarında ortaya çıkmıştır. Yunanca da ise leisure kelimesi "σχολή" yani Latincede okul (scola) kökeninden gelmektedir. Yunan felsefesine göre, serbest zamanın esas amacı sadece eğlenmek değil aynı zamanda bir kişinin dünya hakkında anlayış ve farkındalığını genişletmek idi ve o zamanlarda kişinin zengin bir kişi olarak üst sınıfa ait olması ile ilişkilendiriliyordu (14). Serbest zamanın bu sosyal bağlamı zaman içerisinde kaybolmuştur ancak yine de dünya hakkındaki anlayış ve farkındalığı genişletme felsefesinin izinde devam etmektedir. İngilizce sözlük tanımına bakıldığında, serbest zaman: “kişinin zorunlu olmayan aktivitelerde isteğe bağlı olarak kaygılardan ve zahmetlerden uzakta geçirdiği zamandır”. Serbest zaman; çalışma, iş yapma, ev işleri, eğitim, günlük stres, yemek yeme ve uyuma gibi zorunlu faaliyetlerden uzak olduğu için genellikle "serbest zaman" olarak anılır. Zorunlu aktiviteler uzun vadeli fayda için olduğu kadar zevk için de yapılabileceğinden, serbest zaman ve zorunlu aktiviteler arasındaki ayrım katı değildir. Bu nedenle yıllar içerisinde serbest zamanın tanımlanmasında farklı yaklaşım ve bakış açıları gelişmiştir. Serbest zaman ergoterapi perspektifinden tanımına baktığımızda ise Amerikan Ergoterapi Derneği (AOTA)’nin 2020 yılında yayınladığı Ergoterapi Referans Çerçevesi 4. versiyonunda; serbest zaman oküpasyonları “bireyin içsel olarak motive olduğu, isteğe bağlı zaman içerisinde meşgul olunan yani çalışma, kişisel bakım veya uyku gibi zorunlu oküpasyonlara bağlı olmayan zaman içerisinde yapılan ve zorunlu olmayan aktiviteler” olarak tanımlamıştır (2). Bir başka açıdan ele alındığında ise 4 serbest zaman; insanların değer ve anlam atfetmek için psikolojik, ruhsal (maneviyat) sosyal ve/veya kültürel olarak arayışta oldukları anahtar yaşam konularından birisidir. Dumazadier, 1960’ta yaptığı çalışmasında serbest zamanı; bireyin -iş, aile ve toplum yükümlülüklerinden ayrı olarak- “(1) dinlenmek, (2) oyalanmak veya (3) bilgisini ve kendisinin yaratıcı kapasitesini kullanarak toplumsal katılımını genişletmek için istediği zaman yöneldiği aktiviteler” olarak tanımlamıştır (15). Deschenes, serbest zamanı tanımlarken, günlük aktivitelerdeki “üretkenliğin” (homo faber) aksine, serbest zamanın (homo ludens) günlük yaşamdan “şifa” için bir alan ya da aktivite sağlayabileceğini öne sürmüştür. Deschenes’e göre, serbest zamanın üretkenlikten özgür olmak için "özgürleştirici" etkilerle türetilmiş, anlam yaratan bir aktivite olarak bir rolü vardır (16). Serbest zamanın bu özgürleştirici, anlam yapıcı rolü, önemli yaşam zorlukları ve kişisel sınırlamaları olan engelli bireyler için de geçerli olabilir. Serbest zaman ve boş zaman kavramlarının, 19. yüzyılın sonlarında, Sanayi Devrimi'nin sonlarında Viktorya İngiltere'sinde ortaya çıktığı düşünülmektedir. Özellikle tarihçesini ele aldığımızda serbest zaman kavramının çalışma ve endüstrileşme ile öne çıktığı görülmektedir. Sanayi Devrimi’nde fabrikalar yaygınlaşmaya başladığında işçilerin günde on sekiz saate kadar varan uzun vardiyalarda çalışıyor ve yalnızca pazar günleri izinli oluyorlardı. 1870'lere gelindiğinde, daha verimli makinelerin üretilmesi ve sendikalaşmanın ortaya çıkması, günlük çalışma saatlerinin azalmasını sağladı ve işverenlerin işçilerine cumartesi ve pazar günleri izin vermeleri bir kazanım olmuştur. O dönemde demiryolları ile ekonomik ve güvenilir ulaşımla birlikte şehirde çalışan işçilerin izin günlerinde seyahat etmeye başladı. Bu hafta sonu kavramı, bugün bilindiği gibi iş dışı serbest zamanın başlangıcı olarak görülmektedir (17). Endüstrileşme, serbest zaman aktivitelerini de doğrudan ve dolaylı biçimde etkilemiştir (18). Serbest zaman, 19. yüzyılda, yeni endüstriyel işçi sınıfının yüksek üretkenlik ve çalışma saatlerini kısaltan yeni endüstriyel sisteme entegre etmeye başlamıştır. Serbest zaman, 21. yüzyılın başında ise, kültürlerarası perspektiflerin geliştirilmesine, küresel gelişim eğilimi olarak toplum gelişimini desteklemeye başlamıştır (1). Serbest zaman aktiviteleri veya faaliyetleri bireylerin kendi özgür iradelerine dayanmalıdır (19). Serbest zaman bir 5 ‘zaman’ kavramı olarak nitelendirilirken rekreasyon bir etkinlik olarak nitelendirilmektedir. Yapılan etkinliğin rekreasyon sayılması için o etkinliğin serbest zaman süresinde yapılması gerekmektedir (20). 2.1.1. Bir Hak Olarak Serbest Zaman İnsanların serbest zamana katılımı hak olarak; ilk olarak İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde (1948) belirtilmiştir. 30 maddelik Beyanname ’de insanların en temel hakları belirtilirken; 14. Ve 27. Maddede iki kez serbest zamana katılım ve dinlenme hakkı geçmektedir. 14. maddede dinlenme, serbest zaman ve 27. maddede ise ücretli tatiller ve toplumun kültürel hayatına özgürce katılma hakkı olarak açıkça belirtilmiştir. Dünya Serbest Zaman Organizasyonu (World Leisure Organization/WLO); 1952 yılında UNESCO’nun danışma statüsünde bulunduğu 2500’den fazla sivil toplum örgütünden birisi olarak kurulmuştur. Ülkemiz özelinde konuya baktığımızda ise; Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında Çalışma şartları ve dinlenme hakkı” başlığının altında 50. Maddede “Dinlenmek çalışanın hakkıdır” olarak, çalışanın dinlenme hakkına vurgu yapılmıştır (T.C. 1982 Anayasası Md.50). Tüm bunlara rağmen günümüze kadar geçen 75 yıllık süre zarfında Birleşik Krallık, Avrupa ve Amerika dahil dünyanın birçok yerinde serbest zaman hakkı için olan farkındalığının olması gerekenden daha az olduğu görülmekte ve bilinmektedir. Bunun temelde insan haklarının göz ardı edilmesiyle gelen sosyolojinin bir sonucu olarak az olduğu belirtilmektedir (4). İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 1-3. Maddeleri zamana ve bireye odaklanırken, 4. Madde kültür, faaliyet ve topluluğa odaklanır. (4) Herkes, topluluğun kültürel yaşamına özgürce katılma hakkına sahiptir. (a) BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi tarafından “kültür”; “müzik ve şarkı, törenler, spor ve oyunlar, doğal ve insan yapımı ortamlar” ve “bireylerin, birey ve topluluk grupları, insanlıklarını ve varlıklarına verdikleri anlamı ifade eder”. Bu aktiviteler “kütüphane, tiyatro, sinema, müze ve spor stadyumları; folklor dahil edebiyat ve her türlü sanat; parklar, caddeler, sokaklar ve meydanlar gibi kültürel etkileşim için gerekli ortak açık alanlar; orada bulunan flora ve fauna dahil denizler, nehirler, göller, 6 dağlar, ormanlar ve doğa koruma alanları” na dahil olmak olarak tanımlanmıştır. (b) Sosyal ve kültürel faaliyetlere katılım; aktif bir katılımcı olmak, bu alanlarda öğrenci olmak, izleyici olmak veya ücretsiz gönüllülük faaliyetlerine katılımı içerir. (c) Serbest zaman ayrıca İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve ilgili sözleşmelerde belirtilen diğer hakların ve ilgili faydaların kullanılabileceği bir araçtır. Çocuğun oyun yoluyla fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimi; aile hayatı için destek, kişisel ifade ve gelişim; topluluğun kültürel yaşamının sürdürülmesi ve spor, fiziksel aktivite ve kültürel katılım yoluyla fiziksel ve zihinsel sağlığın ve refahın desteklenmesini içerir. Tersi bir durumda, faydalı serbest zaman aktiviteleri için serbest zamanın reddedilmesi, bireylerin ve toplumların refahı için ciddi sonuçlar doğurabilir. Burada yer alan geniş kapsamlı ifadelerde açık bir şekilde serbest zaman aktiviteleri ve fiziksel çevre içermekle birlikte, Birleşmiş Milletler kültürel kimliğin serbest zaman dışı yönlerine odaklanmıştır. Ekonomik, sosyal ve kültürel (ESC) hakların statüsü hakkında, Cranston gibi araştırmacılar (1983) tarafından bazı sorgulamalar yapılsa da BM tüm hakların belirlenmiş olmasında ısrar etmiştir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde yer alan ve destekleyici olan diğer sözleşmeler bir “paket” olarak gelir: bunlar “evrensel, bölünmez, birbirine bağımlı ve birbiriyle ilişkilidir” (Dünya İnsan Hakları Konferansı, 1993, s. I.5). Yani, serbest zaman hakkı diğer insan haklarından ayrılmaz, ayrı değerlendirilemez, bir bütündür (3). 2.2. Serbest Zaman ve İyi Olma Hali Mevcut serbest zaman katılımı yaklaşımları, yetişkinler arasında gelişmiş fiziksel sağlık ve psikolojik iyi olma hali gibi olumlu deneyimler anlamına gelir. Benzer şekilde, kanıtlar serbest zaman katılımının olumlu sosyal etkileşimleri teşvik etmede ve yakın ilişkiler geliştirmede önemli bir rol oynadığını göstermektedir (21). Elsden ve arkadaşlarının (22) bulguları, aktivitelere daha fazla katılımın daha iyi genel sağlık ve canlılıkla bağlantılı olduğunu göstermektedir. Li ve arkadaşları (23) yaşlı yetişkinlerin iyi olma halinin sürdürülmesinde serbest zaman aktivitelerinin önemini 7 vurgulamıştır. Serbest zaman aktivitelerinden duyulan memnuniyet, bir kişinin refah duygusu ile mutluluk deneyimleri arasında bir köprü görevi görebilir. Örneğin, Argan ve arkadaşları (24) tarafından yürütülen bir çalışma, memnuniyetin deneyimler ve mutluluk arasındaki süreçleri düzenlemede önemli bir etkisi olduğunu öne sürmüştür. Serbest zamanın kavramsallaştırılmasını çevreleyen güncel yaklaşımları vurgulayan yakın tarihli bir kapsam incelemesinde, serbest zaman ve iyi olma haliyle ilgilenmek, serbest zamanın bireylerin günlük yaşamlarındaki karmaşık ve çok yönlü rolünü kapsamlı bir şekilde değerlendirmenin öneminin önemli bir hatırlatıcısı olmaktadır (25). Sağlıklı olma ve serbest zamanın birbirini etkileyen şekilde bağlantılı olduğu iyi bilinmektedir (26). Serbest zaman aktiviteleri insanları daha mutlu eder ve serbest zaman aktivitelerine katılma isteklerini veya yeteneklerini etkiler (27). Gramabi ve arkadaşları (12) tarafından yürütülen sistematik bir inceleme, eğitim, engellilik (bireysel faktörler) ve aile, arkadaşlar vb. ile sosyal ağların (çevresel faktörler) bireyler arasında sosyal ve serbest zaman katılımının önemli belirleyicileri olduğunu öne sürmektedir. Dahası, Sardina ve arkadaşları (28), sosyal konutlarda yaşayan yaşlı yetişkinler arasında en yaygın serbest zaman engellerinin mevcut aktivitelerin eksikliği, aktivitelerle ilgili farkındalık eksikliği, sınırlı sosyal ağlar ve ulaşım olduğunu tespit etmiştir. Engelli ve engelli olmayan yetişkinler arasında serbest zaman katılımıyla ilişkili engelleri araştıran karşılaştırmalı başka bir çalışma bulgularına göre, engelli yetişkinler için katılımın önündeki en sık belirtilen engeller kötü sağlık ve engele sebep olan bozukluk iken, engeli bulunmayan yetişkinler için en sık görülen engel zaman eksikliği olarak belirtilmiştir (13). Başka bir çalışma, yoksulluk yaşayan yetişkinlerin düşük maliyetli ve ücretsiz serbest zaman aktivitelerine katılmayı tercih ettiğini ancak genel nüfusun yararlandığı fırsatlara, konaklamaya ve yardıma erişimlerinin olmadığını göstermiştir (11). 2.3. Serbest Zamanın Farklı Disiplinlerce Ele Alınışı ve İlişkili Modeller Serbest zaman sosyal bilimler alanında üzerine oldukça fazla araştırma yapılmış bir alandır. Bu alanlar organizasyonel psikoloji, iş ve örgüt psikolojisi gibi alanlardır. Özellikle milenyum sonrasında bu alanla ilgili yapılan çalışmalar gittikçe katlanarak artmaktadır. İlişkili olan modelleri Anlam Yaratma Modeli, Toparlanma Modeli, DRAMMA (Ayrışma, Toparlanma,Otonomi,Uzmanlık,Anlam ve İlişkilenim) 8 modeli olarak özetleyebiliriz. Bennett ve arkadaşlarının (29) yaptığı meta analiz sonucunda çalışmaların daha çok gün içerisindeki iş-dışı zamanı değerlendirmeye odaklandığı görülmüştür. 2.3.1. Serbest Zaman Yoluyla Anlam Oluşturma (Meaning-Making Through Leisure) Serbest Zaman Yoluyla Anlam Oluşturma, insanların anlamlı serbest zaman deneyimlerini nasıl deneyimlediklerini inceleyen kavramsal bir çerçevedir (30). Iwasaki ve arkadaşları (31), anlam oluşturmayı 'bir kişinin bir aktiviteden anlam(lar) elde ettiği bir süreç' olarak tanımlamıştır (s. 539), burada anlam 'bir sosyal ve bağlamsal temelli psikolojik/duygusal deneyim olarak belirtilmektedir. Serbest zaman yoluyla anlam oluşturmak, serbest zamanın anlamlarından ayırmıştır. Serbest zaman yoluyla anlam oluşturma; serbest zamanın insanların hayatını nasıl anlamlı hale getirdiğine odaklanırken; serbest zamanın anlamı ise insanların serbest zamanı nasıl tanımladığı veya algıladığı ile ilgilenir (32). Anlam odaklı bir serbest zaman katılımı kişisel anlamların kişisel davranış ve deneyimlerden ziyade, kişinin temel değerlerine ve yaşam ilhamına ilişkin daha geniş, daha bütünsel bir kavramı temsil eder (33). Serbest zaman; özgürce seçilen, kendi kaderini tayin eden ve/veya içsel olarak motive edilen bir aktivitedir (34,35). İnsanların serbest zaman aktiviteleri içinde veya bunlardan elde etmeye çalıştıkları anlamların ne olduğunun anlaşılmasına ilişkin bilgide boşluklar vardır. Özellikle, anlam odaklı bir serbest zaman katılımı, serbest zamanı sadece aktivite/davranışsal veya deneyime dayalı bir perspektiften daha ziyade kavramsallaştırılmasına yardımcı olur. Bu anlamların ne olduğunu anlamak, toplumda sağlıklı serbest zaman davranışını teşvik etme, güçlendirme ve değiştirmede çok temel bir bilgidir. İnsanların hayatlarında serbest zamana dahil olarak aradıkları anlamı bulmalarına ilişkin birçok teori ortaya atılsa da anlam oluşturma konusunda boşluklar bulunmaktadır. Serbest zaman araştırmacısı Iwasaki, serbest zaman üzerine araştırmalarını sürdürürken anlam yapma-yaratma modelini oluşturmuştur (30–32). Iwasaki’nin ortaya atmış olduğu teorem beş boyuttan oluşur. (a) bağlanmak/aidiyet, (b) kimlik, (c) özgürlük/özerklik, (d) güç/kontrol ve (e) yeterlilik/ustalık. İnsanlar anlamı serbest zaman yoluyla elde ettiklerinde (i) olumlu duygular, (ii) olumlu düşünce-eylem, (iii) insani büyüme ve gelişme sıkça deneyimlenen çıktılardır. Serbest 9 zaman, ruh sağlığı problemi olan kişiler için kimlik kazandırma, ait hissetme, dahil olma, sıkılmanın azalması ve stresle başa çıkma dahil birçok faydayı sağlayan hayatın anlamlı bir yönüdür (36). Iwasaki bu yaklaşımla serbest zaman aktivitelerini teşvik edebileceği, insanlar için çekici ve gerekli olan anlamlara odaklanır- geniş anlamda bir katılım unsuruna sahip herhangi bir serbest zaman aktivitesinin potansiyel olarak anlam oluşturmayı kolaylaştırabileceğini belirtmektedir. Buna ek olarak, Rowe (37), serbest zaman olarak kabul edilen şeyleri sürekli olarak yeniden şekillendiren ve anlamlarını inşa eden karmaşıklık olarak belirtir. Serbest zaman günlük yaşamın merkezine yerleştiren bireyler bu tür bir karmaşıklığı kabul ederken, serbest zaman, insanlara kendileriyle, başkalarıyla ve doğayla/dünyayla aktif katılım fırsatları sağlayarak, amaçlı, zenginleştirilmiş ve tatmin edici bir yaşam arayışı için anlam oluşturmayı sağlayan yaşama dair kilit bir alan olarak kabul görmektedir (38). Küresel toplumumuzda artan çeşitlilik göz önüne alındığında, anlam odaklı bir serbest zaman katılımı, özellikle engelliler ve göçmenler ve mülteciler dahil etnik azınlıklar gibi sosyal olarak marjinalleştirilmiş ve dezavantajlı nüfus grupları için uygun görünmektedir. Bu farklılıklar göz önünde bulundurularak, serbest zamanın anlam oluşturmadaki rolünü, zenginleştirilmiş, ilham verici ve tatmin edici bir hayata giden kilit bir yol/yol olarak daha sistematik bir şekilde yakalamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Newman ve Iwasaki’nin yapmış olduğu sistematik gözden geçirme ve kapsamlı araştırmalar; belirli serbest zaman deneyimleri örneğin sosyal bağlantılar ve kimlik sağlama bakımından bireyler için anlamlı hale geldiğinde, serbest zamanın özellikle sağlık ve iyi olma hali için destekleyici olduğunu ileri sürmektedir (7,32). 2.3.2. Toparlanma Modeli (Recovery Model) İş psikolojisi alanında serbest zaman yine serbest zamanın tanımları arasında geçmekte olan iş dışı olan zaman olarak ele alınmaktadır. İş psikolojisi alanında işten arta kalan zamanlarda “Toparlanma (Recovery)” olarak adlandırılan bir model bulunmaktadır. Bu kavram ilk olarak Sonnentag tarafından 2003 yılında ortaya atılmıştır (8). Örgütsel psikolojideki toparlanma kavramı; “bir stres etkenine veya başka herhangi bir talebe tepki olarak bir kişinin artan gerilim düzeyinin, stres etkeninden önceki düzeyine geri döndüğü gevşeme ve restorasyon süreçleri” anlamına 10 gelir. İş ile ilgili karşılanması gereken taleplere tepki olarak kısa dönemde tipik olarak uyarılmışlık seviyesi ile ilişkili iki durum karşımıza çıkmaktadır. Yüksek uyarılmışlık seviyesi ile karakterize olan stres, öfke ve anksiyete gibi durumlar veya düşük uyarılma seviyesinde ise olan yorgunluk, tükenmişlik ve deprese ruh hali görülmektedir. Bu tepkiler iş ile ilişkili olduğunda, işten uzaklaşıldığında iyileşme süreci başlamaktadır. Bu iyileşme süreci, iş zamanı içerisindeki molalarda, akşamları veya vardiyalar arasındaki serbest zamanlarında, hafta sonlarında veya tatiller gibi daha uzun dönemlerde olabilmektedir. Bu iyileşme hali; egzersiz yapmak veya meditasyon gibi serbest zamana katılmakla artan, bunların sonucunda iş veriminin arttığı, çalışanın iyi olma halinin desteklendiği bir süreçtir (39). Toparlanma üzerine yapılan araştırmalar, toparlanmanın temel sürecini incelemek için birbiriyle ilişkili iki yaklaşım kullanmıştır. Birinci yaklaşım, toparlanmanın gerçekleştiği aktivitelere odaklanır; diğeri ise altta yatan psikolojik deneyimlere odaklanır. Aktivite yaklaşımı, insanların çalışma dışı zamanlarda ne yaptığını ifade eder. Deneyim yaklaşımı, insanların çalışma dışı zamanlarında içinde bulundukları psikolojik durumları, yani çalışma dışı zamanlarını nasıl yaşadıklarını ve deneyimlediklerini ifade eder. Toparlanma teorisinde; çalışan insanların serbest zamanı, (a) uzmanlık, (b) psikolojik ayrışma, (c) relaksasyon (gevşeme), (d) iş dışı zamanı kontrol etme olarak dört ana başlıkta incelenmektedir. Psikolojik ayrılma, işten zihinsel olarak uzak olmak, işle ilgili konuları düşünmeye mola vermek, işe ait düğmeleri kapatmanın bireysel deneyimi olarak ilişkilendirilir (29). 2.3.3. ATOUAİ (Ayrışma-Toparlanma,Otonomi,Uzmanlık,Anlam ve İlişkilenim)(DRAMMA) Modeli Serbest zamanla ilişkili subjektif iyi olma haline serbest zaman deneyimleri sırasındaki ihtiyaçların tatmini ve iyileşme dahil olmak üzere psikolojik mekanizmalarla ulaşılabilir. DRAMMA modeli aktif serbest zaman müdahalelerini genel subjektif iyi olma hali ile ilişkilendiren ve serbest zaman aktivitelerine dahil olarak çeşitli psikolojik ihtiyaçların karşılandığını açıklayan bir modeldir. DRAMMA modeli; (a) Detachment- iş ile ilişkili düşüncelerden kopuş, (b) Recovery-iş stresinden iyileşme/toparlanabilme, (c) Autonomy-otonomi, (d)Mastery- uzmanlaşma, (e) Meaning- anlam ve (f) Affiliation-ilişkilenim alanlarının kısaltmasından oluşmaktadır. 11 Bu model, Newman ve ark. tarafından motivasyonla ilgili sosyal psikoloji teorilerinin bütünleştirilerek geliştirilmiş bir modeldir (7). Yeterlilik, genellikle bir enstrüman çalmak veya bir maraton koşmak gibi ustalık faaliyetleri sırasında elde edilen bir başarı duygusuna atıfta bulunur. İlişkilenim (ait olma ihtiyacı); ait olma duygusunu artırmaya yardımcı olan aktiviteleri ifade eder; diğer tarafları serbest zaman aktivitelerine dahil etmek, genel iyi olma haline katkıda (40). DRAMMA modeli ayrıca serbest zaman katılımı sırasında elde edilebilecek, çalışanların çaba gerektiren işle ilgili faaliyetlerden ayrılmalarına yardımcı olma rolü olan toparlanma teorisini (41)de kapsar . Özellikle psikolojik ayrışma, serbest zaman aktiviteleri sırasında zihinsel olarak diğer görevlerden/taleplerden kaçınmayı tanımlar. İşle ilgili stres literatüründeki kayda değer kanıtlar, işle ilgili faaliyetlerden psikolojik olarak kopmanın hem iş tükenmişliği gibi işe özgü olumsuz yaşam kalitesi sonuçlarını azaltmak hem de yaşam memnuniyeti gibi daha geniş ölçekte iyi olma halini artırmak için kritik derecede önemli olduğunu göstermektedir (42). Önemli bir diğer konu olarak DRAMMA modeli aynı zamanda serbest zamandaki bu psikolojik mekanizmaların serbest zaman alanındaki subjektif iyi olma hali ile nasıl ilişkili olduğunu ve bunları nasıl geliştirebileceğini de açıklar. DRAMMA modeli serbest zamanı yapısal serbest zaman ve subjektif serbest zaman olarak ikiye ayırmaktadır. Serbest zamanın yapısal yönleri psikologlar ve sosyologlar tarafından sıklıkla serbest zamanı anlamak için bir yaklaşım olarak kabul edilir (40,41). a) Yapısal Serbest Zaman Yapı terimi, serbest zamanın zaman veya aktivite tarafından nasıl yapılandırıldığını vurgulamak için kullanılmaktadır. Bu tanıma dayanarak, serbest zaman, (a) arkadaşlar veya aile ile geçirmek için ayrılan akşamlar veya saatler gibi iş dışında geçirilen zaman miktarı ile endekslenebilir. Buna ek olarak, serbest zaman; serbest zaman aktivitelerinin sıklığına da endekslenebilir (22). Sıklık, bireylerin belirli bir serbest zaman türü aktivitede bulunma sayısına bağlıdır veya (b) tipik olarak serbest zaman olarak görülen aktivitelerin sayısı (örneğin, film izlemek). Örneğin, serbest zaman çeşitliliği miktarı, bireylerin onayladığı farklı serbest zaman aktivitelerinin sayısı olarak tanımlanır. Bazı durumlarda, araştırmacılar buna nesnel 12 serbest zaman olarak atıfta bulunmuşlardır (23), “yapısal” teriminin kullanılması tercih edilmektedir çünkü “objektif” terimi, bu tür bir eğlence biçiminin güçlü bir çağrışımına sahiptir. Serbest zaman, pratikte çoğu zaman olduğu gibi, kendi kendine bildirilmez. Bununla birlikte, yapısal serbest zamanın nesnel olduğu anlamı, zamanın veya aktivitenin belirli bir şekilde sabitlenip sabitlenmediği ile ilgilidir. Örneğin, çalışma dışı zamanı ölçen ve bunun serbest zaman olduğunu varsayan araştırmacılar, serbest zaman için yapısal bir yaklaşım kullanıyor olmaktadır. Bununla birlikte, serbest zaman miktarını neyin oluşturduğunu belirtmeden, serbest zamanın miktarını ölçen araştırmacılar, serbest zaman için subjektif bir yaklaşım kullanır. b) Subjektif (Öznel) Serbest Zaman Serbest zamanın yapısal yönleri bilgilendirici olsa da psikolojik açıdan eksiktir. Bunun nedeni, yapısal bir tanımın, iş veya belirli faaliyetler dışında geçirilen zaman miktarlarının bireyler için serbest zaman oluşturduğuna dair yazılı olmayan bir varsayımı dayatmasıdır. Bununla birlikte, bu mutlaka böyle olmayabilir. Örneğin, bazı bireyler egzersizi serbest zaman olarak değerlendirirken, bazıları bunu gereksiz bulabilir. Bu nedenle, serbest zaman katılımının öznel duygusunu ölçmek önemlidir. Subjektif serbest zamanın tanımlayıcı bir özelliği, bireylerin kendilerini serbest zaman ile meşgul olarak algılamalarıdır ve serbest zaman; bireyler tarafından serbest zaman olarak yorumlanan aktiviteleri veya zamanı geniş bir şekilde kapsar. Bu tanıma dayanarak, yapısal ve subjektif serbest zaman arasındaki temel fark, serbest zamanın dışardan mı yoksa içerden mi tanımlandığıdır. Serbest zaman bilimleri içinde, bu serbest zaman görüşü genellikle serbest zamana katılım olarak kavramsallaştırılmış ve ölçülmüştür. Belirli bir faaliyete veya zamana bağlı olmayan, frekans olarak da ölçmek mümkündür. Örneğin, katılımcılara bir haftadaki serbest zaman aktivitelerinin sıklığı sorulabilir. Bu şekilde, katılımcılar serbest zamanın kendileri için neye benzediğine öznel olarak karar verirler ve bunun miktarına göre derecelendirme yaparlar. Bu önlemler genellikle katılım ve sıklık için derecelendirme ölçeklerini kullanabilir. Sübjektif serbest zamanın bu kavramsallaştırılması, odaklanan serbest zaman subjektif iyi olma halinin serbest zaman memnuniyeti veya serbest zamandaki duygusal deneyimler (örneğin, serbest zaman sırasında yaşanan olumlu ve olumsuz duygular) tarafından ölçülen serbest zamana yönelik değerlendirmeler ve 13 duygusal tepkiler üzerine olmasından dolayı farklıdır. Subjektif serbest zaman algılanan miktarı vurgularken, serbest zaman subjektif iyi olma hali algılanan keyfi vurgular. Ayrıca, öznel serbest zaman da öznel ya da serbest zamanın deneyimsel tanımı; yani, bir aktivitenin serbest zaman olarak nasıl yorumlandığına bağlıdır (34,43). 2.4. Ergoterapi ve serbest zaman Ergoterapi; aktiviteleri günlük yaşam aktiviteleri, iş ve üretici aktiviteler ve serbest zaman olmak üzere üç ana alana ayırmaktadır. Aktivitelerin sınıflandırılması Ergoterapi Referans Çerçevesinde sekiz alana ayrılmaktadır. Serbest zaman bu temel üç aktivite alanından biri olarak yer almaktadır. Ergoterapi Referans çerçevesinde ayrıca; serbest zaman tanımı şu şekilde yapılmaktadır: “Kişinin zorunlu olarak gerçekleştirdiği çalışma, kendine bakım aktiviteleri veya uyku dışındaki; isteğe bağlı olan zaman diliminde iç motivasyonla zorunlu olmayan aktivitelere katılım” ve serbest zamanla ilişkili üç tanım daha yapılmıştır. Bunlar; “serbest zaman aktiviteleri: keyif almak için yapılan aktiviteler” , “serbest zaman keşfi: ilgi alanlarını, becerilerini, fırsatları ve uygun serbest zaman aktivitelerini keşfetme”, “serbest zaman aktivitelerine katılım: uygun serbest zaman aktivitelerini planlamak ve bunlara katılmak; serbest zaman aktivitelerinin diğer oküpasyon alanları ile dengesinin sağlanması” olarak tanımlar yapılmıştır (Tablo 2.1.) (2). Tablo 2.1. Ergoterapi referans çerçevesine göre serbest zaman tanımları. Terimler Tanım Serbest zaman aktiviteleri Keyif almak için yapılan görevler Serbest zaman katılımı Uygun serbest zaman aktivitelerini planlamak ve bunlara katılmak; serbest zaman aktivitelerinin diğer oküpasyon alanları ile dengesinin sağlanması Ergoterapi Referans Çerçevesi 4’te serbest zaman oküpasyon alanı Serbest zaman keşfi İlgi alanlarını, becerileri, fırsatları ve uygun serbest zaman aktivitelerini keşfetme Serbest zaman Kişinin zorunlu olarak gerçekleştirdiği çalışma, kendine bakım aktiviteleri veya uyku dışındaki; isteğe bağlı olan zaman diliminde iç motivasyonla zorunlu olmayan aktivitelere katılım”(25) 14 tanımlanırken serbest zaman arayışı ve serbest zaman katılımı olarak iki başlık bulunmaktadır (2). Oyun ve serbest zaman aktivitelerinin okupasyonel performans değerlendirmesi temelde yer almaktadır. Okupasyonel performans değerlendirmesi ise kişi bu aktivitelere katılım sağladığı zaman gerçekleştirilir. Bu değerlendirmeler kişiye özgü olan okupasyonel performans alanlarını değerlendirmek amacıyla altı alanı değerlendirmelidir. Bu altı alan; (a) aktivite ilgi alanları, (b) aktivite tercihleri, (c) kişisel anlam, (d) aktivitenin bağlamları, (e) sübjektif deneyim ve bu (f) deneyimden duyulan memnuniyet alanlarıdır. Aktivite ilgi alanları (Aktivite tercihleri) İlgi alanları¸ okupasyonlardan keyif ve memnuniyet duymanın kişi tarafından bilinmesine olan “eğilimler” olarak tanımlanır. İlgi alanları serbest zamana aktivitelerine uyarlandığı zaman; bireyin serbest zaman aktivitelerine verilen tepkilerini, özellikle sevme, sevmeme, farklılıklar olarak ifade edilebilmektedir. ve çevreyi ve kendilerinin algılarını ve farkındalıklarına işaret eder. Bu değerlendirme ilgili oldukları alanlar ve serbest zamanla ilişkili aktivitelerde kendini tanıma olmak üzere iki başlığı kapsar. Bireylerden serbest zaman aktivitelerinin çeşitliliği ve ilgi alanlarını tanımlamaları istenir. Cevaplarına binaen ergoterapist bireyin kişisel farkındalığını ve ilgi alanlarının bilgisinin kalitesini elde eder (26). Aktivite seçenekleri (Ne yapıldığı, Kiminle yapıldığı, ne sıklıkla yapıldığı) Aktivite seçenekleri kişinin oyun ve eğlence sırasında meşgul olduğu aktivitelerden oluşur. Bu alandaki değerlendirmeler, kişilerin ne yaptığını, kiminle yaptığını ve ne sıklıkla yaptığını inceler. Oyun ve serbest zaman aktiviteleri; genel kategoriler (örn. nesne oyunu, oyunlar, hobiler, spor) veya belirli aktiviteler (örn.bloklar, masa oyunları, ağaç işleri, futbol) olarak bilinir. Diğer alanlar aktivitelerin yalnız veya arkadaşlarla, aileyle veya iş arkadaşlarıyla yapılıp yapılmadığı, spesifik bir aktivitenin ne sıklıkla gerçekleştirildiğini keşfederek değerlendirir. Aktivite seçenekleri değerlendirilirken geçmişte yapılan ve aşina olunan aktiviteler de dahil edilmelidir. 15 Sübjektif Deneyim (Seçim özgürlüğü, iç motivasyon, aktif katılım, sınırlılıklardan özgür seçimleri Sübjektif (öznel) deneyim; aktivitelere hangi duygularla yaklaşıldığı ve onlarla etkileşime geçmenin duygusal deneyimi anlamına gelir. Sıklıkla oyunculuk (playfulness) olarak adlandırılan ruh hali; kısıtlamalardan kurtulma, seçme özgürlüğü, içsel motivasyon, içsel kontrol, aktif katılım ve gerçekliği askıya alma özgürlüğü ile karakterizedir (13,44). Serbest zaman aktivitelerine katılımın olumlu duygusal deneyimi eğlence keyif mutluluk memnuniyet ve keyif ile belirgindir (45). Subjektif deneyim değerlendirmeleri iki alanı keşfeder; oyunculuk ve duygusal deneyim. Ergoterapistler serbest zaman sübjektif deneyiminin, günlük yaşam aktiviteleri çalışma ve oyun/serbest zamanın kültürel tanımları aştığını göz önünde bulundurmalıdır (46). Örneğin, bir anne, ev işi yaparken çocuklarıyla oynarken bunu “çalışmak ve oyun” olarak gördüğünü, işleri eğlenceli bir şekilde halletme yolunu ifade ederse ve “hepimiz bundan keyif alıyoruz” belirtirse bu kişinin subjektif deneyimini anlatır. Kişisel anlam (Bilinçli ve bilinçdışı ihtiyaçların tatmini, kişisel anlamların deneyimlerle oluşturulması) Kişisel anlam; oyun ve serbest zaman performansının ve bilinçli veya bilinç dışı ihtiyaçların memnuniyetinin öznel deneyiminden gelir. Bu deneyime atfedilen faydalar bireyler için genellikle motivasyon haline gelen anlamlardır. Serbest zaman aktivitelerine katılıma dair anlamlar; fizyolojik (örneğin, fiziksel uygunluk, stres azaltma ve iyileşme), eğitsel/bilişsel (örneğin, öğrenme, entelektüel uyaran, ilişki), sosyal (örneğin, sosyal etkileşim, arkadaşlık), psikolojik (örneğin, öz-kimlik, kendini ifade etme), estetik (örneğin, güzelliğin, sanatın ve sembolik değerlerin takdir edilmesi) ve manevi (örn. farkındalık, aşkın deneyimler) olarak kategorize edilebilir (47). Terapistler tarafından bireylerin serbest zaman aktivite repertuarını artırmak önemli olduğunda öncelikle kişisel anlamın değerlendirilmesi gerekir. Deneyimden duyulan memnuniyet Danışanların oyun ve serbest zaman deneyimleriyle ilgili genel duygu ve 16 algılarını ifade eder. Duygular ve algılar olumlu (memnuniyet ve tatmin) olabilir veya olumsuz (can sıkıntısı ve memnuniyetsizlik) olabilir (48). Oyun ve serbest zaman deneyiminden memnuniyet danışanların fiziksel olarak iyilik hali, sağlık, ruh sağlığı, yaşam doyumu ve kişisel büyüme (49) olarak düşünülebilir. Değerlendirme yapılırken danışanların tüm aktivitelerde oyun ve eğlence tatminleri hakkında katıldıkları bağlar ve ortamlar duygu ve algı yelpazesini yakalanmalıdır. Değerlendirme, danışanların katıldıkları tüm aktiviteler ve ortamlarda oyun ve serbest zaman tatminleri hakkındaki duygu ve algılarını kapsamalıdır. Örneğin, yaşlı danışanların serbest zaman aktivitelerine katılımlarının ve erişimlerinin azalması, serbest zaman deneyimlerinden memnuniyetsizliğe dönüşmeyebilir. Bu da onların aktivite seçeneklerinin sınırlı olmasına rağmen, kendileri için önemli ve anlamlı aktivitelere seyrek katılımın bile yaşamlarına anlam ve memnuniyet kattığını düşündürebilir. Aktivitenin Bağlamları (kültürel, sosyal, kişisel, spiritüel, zamansal ve sanal çevre) Oyun ve serbest zaman bağlamlarının değerlendirilmesi, bağlam olarak oyun ve serbest zaman tanımları ile ilgilidir. Bağlamlar; kültürel (gelenekler, inançlar, değerler), fiziksel (inşa edilmiş ve doğal ortamlar, nesneler), sosyal (bireyler, gruplar, organizasyonlar, sistemler), kişisel (yaş, cinsiyet, sosyoekonomik durum), manevi (daha büyük veya daha yüksek amaç, anlam), zamansal (gün/yıl, yaşam evresi) ve sanal (sohbet odaları, simüle edilmiş ortamlar) olabilir (2). Ergoterapistler; bireylerin ilgi alanlarındaki bağlamsal özellikleri tanımlar ve ardından bu özelliklerin, bu ortamlarda oyun ve serbest zaman aktivitelerine katılımı kolaylaştırıp kolaylaştırmadığını veya engelleyip engellemediğini belirler. Tablo 2.2.’de ergoterapistler tarafından sıklıkla kullanılan değerlendirilmeler gösterilmiştir. Bağlamsal özellikler hakkında nesnel veri toplamak yetersizdir; ergoterapistler, bu özelliklerin bireylerin oyun ve serbest zaman aktivitelerine katılımı üzerindeki etkisini değerlendirmelidir (50). Bireylerle/danışanlarla doğal ortamlarda görüşmek ve gözlemlemek, bunu yapmak için en uygun yöntemlerdir. Örneğin, bir restorana fiziksel erişim, ciddi fiziksel engelli bir bireyin arkadaşlarıyla dışarıda yemek yemesini sağlamaz. Kültürel ve sosyal özellikler, bireyin bu ortamda rahatlık düzeyini etkileyerek katılımını kısıtlayabilir. Ergoterapistin, bu bireyin kısıtlamasının kaynağını keşfetmek için sorular sorması gerekir. Ergoterapistlerin kullandığı serbest zaman 17 değerlendirmeleri Tablo 2.2.’de verilmiştir. 18 Tablo 2.2. Ergoterapistlerin Serbest Zamanı Değerlendirirken Kullandığı Değerlendirmeler Değerlendirmea Özellikler Bağlamlar Oküpasyon Performans Alanları Performans Becerileri Kişisel Faktörler Bağlamsal Özellikler Aktivite Deneyim Aktivite İlgileri Aktivite Seçenekleri Subjekttif Deneyim Kişisel Anlam Memnuniyet Activity Card Sort ◆ ◆ ◆ Aktivite Indeksi & Aktivitenin Anlamsızlığı Skalası (Meaningfulness of Activity Scale) ◆ ◆ ◆ ◆ Yetişkin Oyun severlik Skalası ◆ CAPE/PAC ◆ ◆ ◆ ◆ Çocukların Oyun severlik Davranışları Değerlendirmesi ◆ İlgi Checklisti ◆ Knox Okul Öncesi Oyun Ölçeği ◆ ◆ Serbest Zaman Sıkılganlık Ölçeği ◆ ◆ Serbest Zaman Yeterlilik Ölçümü ◆ ◆ ◆ ◆ Serbest Zaman Tanılama Bataryası ◆ ◆ ◆ ◆ ◆ Yetişkinler İçin Serbest Zaman İlgi Profili ◆ ◆ ◆ ◆ Yaşlılar İçin Serbest Zaman İlgi Profili ◆ ◆ ◆ ◆ Serbest Zaman Memnuniyet Ölçeği ◆ ◆ ◆ Pediatrik İlgi Profili ◆ ◆ ◆ ◆ Oyun Geçmişi ◆ ◆ ◆ ◆ Çevresel Destekler Testi (TOES) ◆ The Experience of Leisure Scale (TELS) ◆ Nitel Yöntemler (Görüşme, Gözlem) ◆ ◆ ◆ ◆ ◆ ◆ ◆ ◆ ◆ Oyun Severlik Ölçeği (ToP) ◆ 19 2.3.1. Okupasyonel Bilim Okupasyonel bilim ergoterapi mesleğinin uygulamalarını besleyen ve destekleyen bir bilim dalıdır. Ergoterapi, felsefe, eğitim, sağlık ve sosyal bilimler alanından kaynaklar alır. Okupasyonel bilim temelinde oküpasyon ile ilgilenir. İnsanı okupasyonel bir varlık olarak görür ve oküpasyonların tercihi, ilgileri performans ve katılım gibi konuları ele alır. Bu alanda yer alan Okupasyonel adalet çatı bir kavramdır. Okupasyonel adalet ve ilişkili kavramlar neredeyse otuz yıllık geçmişi olan bir kavramsal yapıdır ve insan hakları ve günlük yaşamda karşılaşılan adaletsizliklerle ilgilenir. Temel argümanı, insanların okupasyonel birer varlık olduğu, insanların oküpasyonlarının belirli bir sosyal/çevresel bağlamlarda gerçekleştirdikleri ve bu okupasyonel bakış açısının toplum üzerine çalışmalarda kullanılabileceğini üzerine kurulmuştur. Katılımcı Okupasyonel Adalet Referans Çerçevesi Witeford ve Townsend tarafından 2011 yılında geliştirilmiştir (46). Doğrudan okupasyonel adalet ve günlük yaşamda insan haklarındaki zayıflık veya adaletsizliklerle ilişkilendirilerek sosyal (çevresel ve bağlamsal) konular üzerine uygulamalara odaklanır. Sosyal alana odaklanan; bireyler, gruplar ve topluluklarla çalışan ergoterapistlerin sosyal adaletsizlikler gibi konulara da odaklanması gerekmektedir. Sosyal ergoterapi bakış açısı 1970’lerde Brezilya’da sosyal olarak savunmasız veya dezavantajlı durumda olan bireyler için; ergoterapistlerin profesyonel, politik ve etnik rollerinden doğan ve sosyal ve ekonomik kaynaklara erişmekte kısıtlılığı olan insanlarla ilgili çalışmaları ifade etmektedir. Ergoterapi bireylerin toplum içerisindeki sosyal katılımına odaklanan bir geçmişe ve teorik altyapıya sahiptir. Adalet dünya genelinde çok önemli bir konu olduğu için ergoterapistlerin de bu alanda çalışması önemlidir (51). Okupasyonel adalet perspektifi; insan haklarına dayanır. Her bireyin kendileri için anlamlı olan aktivitelere eşit katılım fırsatlarına sahip olduğuna ve temel ihtiyaçlarını karşılamak ve kişisel kapasitelerini geliştirmek için eşit katılım fırsatlarına sahip olduğunu savunur. Malfitano ve ark. (52) 2019 yılında yaptıkları karşılaştırmalı gözden geçirme araştırmalarında sosyal adaletsizlik örneği olarak; adaletsizlikler, güçlendirme ve kaynaklara eşit erişim, doğru hal ve sorumlulukların paylaşılmasını vurgulamışlardır. Durocher ve ark.(53) 2013 yılında yaptıkları karşılaştırmalı gözden geçirme araştırmalarında literatürdeki okupasyonel adaletsizlik 20 kavramının beş farklı şekilde görülebildiğini belirtmiştir. Bunlar; okupasyonel dengesizlik, okupasyonel yoksunluk ve okupasyonel yabancılaşma, okupasyonel marjinalleştirme, okupasyonel ırkçılık olarak açıklanmıştır (51). Okupasyonel yoksunluk; literatürde de karşımıza en çok çıkan okupasyonel adaletsizlik kavramıdır. Okupasyonel yoksunluk; bireyin kendi kontrolü dışında kalan nedenlerden dolayı onun için anlamlı olan oküpasyonlardan menedilme durumuna denir. Okupasyonel yoksunluk, oküpasyonların kesintiye uğramasından sonra zaman içerisinde oluşur. Kısa süreli olabilir veya uzun süreli olabilir. Yine bunlara bağlı olarak bireyler üzerinde kısa ve uzun dönemde bireylerin sağlığını da etkileyecek etkileri bulunabilir. Örneğin, COVID-19 döneminde sağlık yetkililerince koronavirüs bulaşının önlenmesi amacıyla spor salonları kapatılması sonucunda spor salonunda spora giden bireylerin katılımları kesintiye uğramıştır. Spor salonlarının kapalı olduğu bir yılı aşkın süre boyunca spor salonuna gitmek isteyen ama katılamayan bireylerin yaşadığı durum okupasyonel yoksunluk olarak tanımlanmaktadır. Okupasyonel marjinalleştirme; kimin ne zaman ve hangi omüpasyonlara, nasıl, nerede ve neden katılmaası gerektiğine dair “görünmez” normlara ve beklentilere dayalı olan oküpasyonlara katılımdan dışlanma olarak açıklanmaktadır. Ayrıca, bireylere katılmak istenilen oküpasyonları seçme hakkının verilmediği veya daha az prestijli olan veya çok az seçenek ve kontrolle seçime izin verilen durumlar da marjinalleştirme içinde ele alınmaktadır. Okupasyonel yoksunluk ve okupasyonel ırkçılıktan ayrı olarak toplum içerisinde görünmez olan ve resmi olmayan toplumsal algılarla ilişkili olarak yaşanan durumu ifade edilmektedir. Bir başak deyişle, yasalar, politikalar veya dini emirlerle değil, alışkanlıklar ve gelenekler nedeniyle kısıtlanma olması durumuna denir. Özellikle Türkiye toplumu gibi, toplumsal ve kültürel normların ve çeşitliliğin fazla olduğu bir ülkede okupasyonel marjinalleşme örnekleri çokça yaşanabilmektedir. Okupasyonel marjinalleştirme sonucunda kişiler toplumdan dışlanma ve fırsatlara ve kaynaklara erişimin kısıtlanması görülmektedir. Okupasyonel yabancılaşma; önem verilen oküpasyonlara katılınamadığı veya anlamsız ve amaçsız aktivitelere katılındığı zaman; uzun süreli bir kopukluk, izolasyon, boşluk yaşandığı ve kimlik duygusunun etkilendiği, sınırlı bir duygu durumu ve anlamsızlık hissi ile karakterize olan bir durumdur. Anlamlı ve amaçlı 21 aktivitelere yani oküpasyonlara katılmak kişiyi ruhsal ve mental olarak zenginleştirir ve kimlik duygusunu destekler. Okupasyonel yabancılaşma sağlık üzerinde olumsuz etkiler bırakmakla sonuçlanabilir. Okupasyonel denge; oküpasyonlar arasında doğru oranda ve istenilen çeşitliliğe sahip olmakla ilgili kişisel algılayış olarak tanımlanır. Okupasyonel denge subjektif, çok boyutlu, dinamik ve sağlıkla ilişkili bir fenomendir. İnsanların neye ihtiyaçları olduğu ve neyi yapmak istedikleri algılarına dayanır ve sosyal ve fiziksel çevrenin oküpasyonları nasıl desteklediği veya nasıl sekteye uğrattığı ile doğrudan ilişkilidir. Her bireyin zihinsel, fiziksel, sosyal, duygusal ve ruhsal kapasiteleri nasıl kullandıkları ve zaman, enerji, para ve malzeme kaynaklarının dağılımını kontrol etme yeteneğine bağlıdır (53). 2.5. Katılım Katılım çok boyutlu ve karmaşık bir yapıdır. Eğitim, psikoloji ve sağlık gibi alanlarca ele alınan katılım kavramının birden fazla tanımı bulunmaktadır. Oxford sözlüğüne göre katılım(participation) aktivite bağlamında ele alındığında; bir şeyin içinde yer almak için yapılan eylem olarak tanımlanır. Dahil olma (involvement); bir şeye katılma veya dahil olma durumu veya koşulu, İçinde olma(engagement), belirlenen bir zamanda bir şey yapmak veya bir yere gitmek için düzenleme yapmak olarak tanımlanır. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Uluslararası İşlevsellik ve Yeti Yitimi Sınıflaması (ICF) sağlık ve rehabilitasyon alanında kavramsal çerçeve sunar ve ICF’de ise katılım “hayatın içinde olmak olarak” tanımlanır. Katılım; yaşam olaylarına dahil olmak veya yaşam olaylarının içinde olmak olarak tanımlanır. Katılım; dahil olmak ve hazır bulunmak (attendance) da dahil olmak üzere çok boyutlu ve karmaşık bir konsept olarak bilinmektedir. Hazır bulunmak komponenti, “orda olmak” ve arzu edilen geniş spektrumdaki aktivitelere katılmak anlamına gelir. Dahil olmak ise- o anda olmak” ve sosyal etkileşim, duygulanım ve motivasyonu da içerebilen katılımı deneyimlemek anlamına gelir (54). Katılım kavramı rehabilitasyon alanında özellikle ICF (İşlevselliğin ve Yeti yitiminin Uluslararası Sınıflandırması bakışıyla ele alınır. ICF’te katılım; yaşamın içinde olmak olarak tanımlanır. Katılım performans ve kapasite 22 yönüyle ele alınır. Performans; kişinin mevcut çevresinde neler yaptığını tanımlar. Mevcut çevre toplumsal bağlamı da içerdiği için performans yaşamın içinde yer alma veya yaşanmış deneyimler olarak da anlaşılabilir. Bu toplumsal bağlam fiziksel, sosyal, düşünsel çevrenin tüm alanlarını içerir. Kapasite ise bireyin bir görevi yerine getirme veya eylemde bulunma yetisini tanımlar. Kapasite; herhangi bir yer ve herhangi bir zamanda kişinin ulaşabileceği maksimum işlevsellik düzeyini ifade eder. Fakat sınıflandırma katılımı ölçmek konusunda bazı kısıtlılıklar yaşamaktadır. Aktivite kavramı fonksiyonellik yönünden bireysel olarak ve katılım kavramı fonksiyonellik yönünden sosyal olarak Uluslararası İşlevsellik ve Yeti Yitimi kitapçığında da açıklanan dokuz boyutu kapsar (54). Katılım(participation) ve dahil olma (engagement) birbirlerinden farklı kavramlardır. Steinhard ve arkadaşlarının (55), 2021 yılında de yaptıkları sistematik derlemede; “Bu kapsam belirleme incelemesinde katılım ve katılım yapılarının anlaşılmasının ardından, ICF'deki katılım tanımının ("yaşama dahil olma,12,s.9])” yeniden ifade edilmesi önerilmektedir. Bir yaşam durumuna dahil olmak, yalnızca bir kişinin ilgisini veya eğitim, iş veya serbest zaman gibi belirli bir yaşam durumu veya ortamına yönelik algılanan ilgisini tanımlayacaktır. Bu mutlaka sadece yaşam durumunda yer almak anlamına gelmez. Ayrıca, ICF'de DSÖ'nün katılım anlayışını açıklayan dipnot: – '… 'katılım' hayatın bir alanına dahil olmayı veya dahil edilmeyi, kabul edilmeyi veya ihtiyaç duyulan kaynaklara erişimi içerir' [12,s.13] ] – bu kapsam belirleme incelemesinde incelenen literatürdeki katılım kavramıyla çok daha uyumlu görünmektedir. "Katılmak", katılımın davranışsal boyutunu yansıtacak ve "dahil edilmek" veya "kabul edilmek", katılımın duygusal boyutunu yansıtacaktır. Katılım konusunda birçok farklı model bulunmaktadır ve katılımı ölçmek için net tanımlar gerekmektedir. Imms ve ark. (56), 2016 yılında engelli çocuk ve adölesanlar için sağlık, eğitim veya psikolojik müdahaleleri takiben katılım sonuçları üzerine yaptıkları sistematik inceleme sonucunda katılım kavramıyla ilgili önemli kavramsal tutarsızlıklar tespit etmişlerdir. Daha sonra katılım kavramlarına ilişkin yaptıkları içerik analizi sonucunda Katılımla İlişkili Yapıtaşlar Ailesi (Family of 23 Participation Related Constructs) adını verdikleri Uluslararası İşlevsellik ve Yeti Yitimi Sınıflaması (ICF)’na dayandırılan bir referans çerçevesi geliştirilmişlerdir. Bu ilişkili yapıtaşları ve geliştirilen referans çerçevesi, geçmiş deneyimlerden etkilenen ve gelecekteki katılımı etkileyebilecek kişi ile ilişkili önemli faktörleri tanımlamak için kullanılabilir. Bu model katılımın “iştirak etmek (involvement)” ve “dahil olma (engagement)” olarak iki boyutu olduğunu açıklar. İştirak etmek bir olay için mevcudiyet gösterirken dahil olmak, motivasyon, azim, sosyal etkileşim ve değişim unsurlarını içeren katılım deneyimi olarak tanımlanmaktadır. Dahil olma bileşeni anda olma deneyimi ile ilişkilidir ve sosyal bağlantılar, kararlılık ve motivasyonu etkileyebilir Dahil olma, ekolojik modelle açıklanabilir; kişinin eforunu ve odaklanmasını gerektiren kişi seviyesi, sistemler arası dahil olmayı gerektiren sistemler arası etkileşim ve demokratik bir topluma makro seviyede katılma. Bu referans çerçevesine dair görsel Şekil 2.1.’ de, referans çerçevesi ile ilişkili kavramlar ise Tablo 2.3.’de sunulmuştur. a ICF tanımına dayanmaktadır (54). b Batorowicz ve ark. (57) Şekil 2.1. Katılımla İlişkili Yapıtaşlar Ailesi görseli. 24 Tablo 2.3. Katılımla İlişkili Yapıtaşlar Ailesi Referans Çerçevesi’nde Geçen Tanımlar Konsept Tanım Katılım Bir yaşam olayı için orada bulunma ve dahil olma (a) (54) Mevcudiyet “Orada olmak” ve aktivitelerdeki mevcudiyet sıklığı ve/veya bireysel olarak bir parçası olduğu aktivite çeşitliliği ile ölçülür. İştirak Etmek Bir olay için mevcudiyet gösterirken dahil olmak, motivasyon, azim, sosyal etkileşim ve değişim unsurlarını içeren katılım deneyimi Dahil Olmak Dahil olmak, ekolojik düzeylerde birleştirici bir yapı olarak görülmektedir. Bu nedenle, incelendiği ekolojik düzeye bağlı olarak tanımlanabilir: (1) kişi düzeyi – bireylerin odaklanma veya çaba gerektiren içsel durumu; (2) sistemler arası seviye – sistemler arasındaki etkileşimlere aktif katılım; (3) makro düzeyde – demokratik bir toplumda aktif katılım**** Tercihler Anlamı olan veya değer verilen aktiviteler veya ilgiler Aktivite Yeterliliği Beklenen bir standarda göre üstlenilen aktiviteyi yürütme yeteneği; bilişsel, fiziksel ve duyuşsal beceri ve yetenekleri içerir. Aktivite yeterliliği, kapasite, yetenek veya gerçekleştirilen beceri olarak ölçülebilir Kabiliyet Günlük çevre içerisinde kullanılabilen beceri ve yetenekler Kapasite Değerlendirme için yapılandırılmış ortamda gösterilebilecek en üstün yetenek Performans Her gün kullanılan beceri ve yetenekler Benlik algısı Güven, memnuniyet, öz değer ve öz kararlılıkla ilişkili kişilerarası faktörler Öz düzenleme Bireyin düşüncelerini, duygularını, eylemlerini ve etkileşimlerini yönetmesini ve izlemesini sağlayan yürütme süreçleri Bağlam İnsanları, yeri, etkinliği, nesneleri ve zamanı içeren aktivite katılımı düzenlemesi Çevre İçinde yaşadığımız geniş, nesnel sosyal ve fiziksel yapılar Imms ve ark. (56) 2.6. Ölçek Geliştirme Süreçleri “Ölçek geliştirme süreci on beş basamaktan oluşmaktadır. Araştırmamızda bu basamaklar izlenmiştir.” 1. Ölçülecek Kavramın/Yapının Özelliklerinin Belirlenmesi Ölçek geliştirme çalışmasında ilk yapılması gereken ölçülmek istenen kavramın ya da yapının özelliklerinin ve sınırlarının belirlenmesidir. Alan uzmanları ve literatür kaynakları yardımıyla araştırılmak istenen kavramın yapısal özellikleri ortaya konabilir (58). Aynı zamanda, açık uçlu anket soruları yardımıyla da teorik yapının 25 sınırları belirlenebilir (59). DeVellis’e göre ise araştırmacılar kendilerine rehberlik edecek geçici bir kuram belirleyerek kavramsal yapıyı oluşturmalılar ve ölçülmek istenen yapının diğer yapılardan (kavramlardan) önemli ölçüde farklı olduğunu göstermeleri gerekir. Ölçek geliştirme aşamasındaki en önemli basamak ölçmek istenin yapının belirlenmesidir. Zor ve uzun bir süreç olan bu aşamadaki eksiklikler sonraki adımları da doğrudan etkileyeceğinden dolayı araştırmacıların en çok yoğunlaşması ve mesai harcaması gereken kısım ilk adımdır (60).” 2. Madde Havuzunun Oluşturulması DeVellis’e (2021) göre bu aşamada hazırlanacak olan maddeler araştırılan kavramı (fenomeni) yansıtması gerekmektedir. Bu sebepten, her madde örtük değişkenin yapısına uygun olmalıdır. Diğer bir deyişle, yazılan maddeler birinci basamakta oluşturulan kavramsal çerçevenin dışına çıkmamalıdır (61). Madde havuzu için soru geliştirme konusunda iki önemli yöntem bulunmaktadır. Birincisi, ölçeğin geliştirilmesi için yeterli kuramsal altyapının bulunması durumunda kullanılabilecek olan tümdengelim yöntemidir. Tümdengelim yönteminde istenirse önceki çalışmalarda oluşturulan kavramsal çerçevelerden yararlanılmakta, istenirse de ilgili kuramlar incelenerek çalışmayı temsil eden yeni bir kavramsal çerçeve geliştirilerek madde havuzu oluşturulabilmektedir. İkincisi ise böyle bir altyapının olmadığı ya da eksik yönlerinin bulunduğu durumlarda kullanılması önerilen tümevarım yöntemidir. Tümevarım yönteminde ise, araştırmanın geliştirilebilmesi için nitel araştırma tekniklerinden yararlanılarak kavramsal çerçeve ve madde havuzu geliştirilebilmektedir. Tümevarım (hedef kitleye açık uçlu sorular sormak) ve tümden gelim yöntemleri (literatür taraması) ile madde havuzu oluşturabilir (62). Örneğin, tutumun kapsamını belirleyebilmek için hedef kitleden tutuma dair duygu, düşünce ve davranışlarını yansıtabilecekleri bir kompozisyon yazmaları istenebilir (63). Böylece elde edilen nitel verileri analiz ederek maddelerin taslakları çıkartılabilir. Madde sayısına önceden karar vermek imkânsız olsa da olabildiğince çok madde hazırlamak hedeflenmelidir. Ölçek için hedeflenen madde sayısının 3 ya da 4 26 katı kadar madde havuzu oluşturmak literatürde kabul gören ölçüttür (58,59,61,64) İncelenen kavramın yapısı kompleks ve heterojenlik gösteriyor ise madde sayısının fazla olmasında yarar vardır. Ancak daha basit yapıda ve homojenlik gösteren fenomenler için madde sayısının az olması sakıncalı bir durum oluşturmaz (58). 3. Madde Havuzunun Uzman Görüşüne Sunulması Ölçeğin kapsam geçerliliğine kanıt bulmak amacıyla gözden geçirme işlemi yapılmalıdır. Uzman görüşünün alınması ölçek puanlarının geçerliliğine önemli ölçüde katkı sağlamaktadır. Maddeleri gözden geçirirken maddelerin ölçülmek istenen yapıyı ölçüp ölçülmediğine, bilimsel yönden doğru olup olmadığına, dil bilgisi ve yazım hatalarının varlığına, cevaplayıcıların gelişimsel özelliklerine uygun olup olmadığına dikkat edilmelidir (64). Alan uzmanlarından öncelikle hazırlanan maddelerin ölçülmek istenen fenomeni ya da yapıyı ölçüp ölçmediği sorulmalıdır. Böylece birden fazla alt boyuta sahip olan yapı hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Bu aşamada ölçek içinde bulunmayan ama uzmanların önerdikleri maddeler ölçeğe dâhil edilebilir (61). Ayrıca maddeler için yorum istenerek uzmanların yapıya ilişkin bakış açıları ortaya konabilir. Maddelerin yapı ile ilişkileri ortaya konulduktan sonra maddelerin anlaşılabilirliği konusunda destek istenebilir. Yine uzmanlara sorularak maddelerin dil seviyesi ve açıklığı hakkında bilgi sahibi olunabilir (62). Çalışmanın hedef kitlesi temel alınarak anlaşılması zor ve karmaşık maddeler düzeltilmelidir. Alan ve ölçme-değerlendirme uzmanlarından alınan dönütler sizin çalışmanız için önemli olsa da nihai kararı verecek olan yine araştırmacıdır. Araştırmanın amacı doğrultusunda uzman görüşlerini dikkate alarak madde havuzu revize etmeyi sonlandırılabilir. (61). 4. Deneme Ölçme Aracının Hazırlanması Bu aşamada ölçek yönergesinin yazılması ve maddelerin testin içine dağıtılması gerekmektedir (64). Test içinde maddeleri yazarken ilköğretim öğrencileri için 1,5 satır aralığı ve tek sütun halinde, üst eğitim düzeyleri için tek satır aralığı olmasına dikkat edilmelidir. İlköğretim birinci sınıf öğrencileri için 20-24 satır aralığı, ikinci sınıf öğrencileri için, 18, üçüncü sınıf için 14, dördüncü sınıf için 12, beşinci sınıf için 11 ve ortaokul öğrencileri için 10-11 yazı puntosu kullanılmalıdır. Lise ve 27 üzeri düzeyindeki öğrenciler için ise 10-11 punto yazısı kullanılması tavsiye edilir (64). Ayrıca ölçme biçimin belirlenmesi de ölçme aracının hazırlanmasında önemli bir adımdır. Ölçek için Thustone, Guttman ve Likert ölçeklemeden birini tercih edilmelidir (61). Ölçek seçeneklerinin kaçlı ve nasıl olacağı da ölçekleme yöntemleriyle beraber karar verilmelidir. Şeker ve Gençdoğan’a (59) göre Türkçede anlam bakımından en ayırt edilebilir cevap seçeneği en fazla 5 olduğundan 5’ten fazla seçenekli ölçekler hazırlanmamalıdır. 5. Pilot Uygulama Uzman görüşünden geçen ölçeği küçük bir örneklem grubuna uygulayarak pilot çalışması gerçekleştirilir. Pilot çalışma için örneklem büyüklüğü konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Evci ve Aylar (62) hedef kitlenin yaklaşık %5’lik kısmına ulaşılarak pilot uygulama yapılmasını tavsiye ederken, Şeker ve Gençdoğan (59) hedef kitleyi temsil eden 30 ila 50 arasında katılımcıların seçilmesinin yeterli olduğu belirtmiştir. Bu uygulamada maddelerin ölçek ile uyumuna ve ölçeğin iç geçerliliği konusunda bilgi elde etmek amaçlanır (65). Diğer bir anlatımla madde analizleri ve güvenirlik analizleri yapılarak ölçek maddeleri hakkında bilgi sahibi olunur (58). 6. Pilot Uygulama Sonrası Madde Analizleri İlk pilot uygulama yapıldıktan sonra maddelerin madde-toplam korelasyonları ve ölçeğin tamamı için Cronbach alfa katsayısı hesaplanır. SPSS yardımıyla kolayca hesaplanabilen bu istatistiklerden Cronbach alfanın ,70 ve üzerinde bulunması tavsiye edilir (65). Bu kısımda problemli bulunan maddeler uzman görüşüne sunulduktan sonra ölçekten çıkartılabilir. 7. Esas Uygulama İçin Maddelerin ve Ölçeğin Hazırlanması Pilot uygulama sonrası yapılan analiz sonuçları ve uzman görüşleri dikkate alınarak ölçek maddelerine, ölçek yönergesine, ölçekleme yöntemine ve ölçek süresine karar verilerek ölçeğin nihai hali verilir. 28 8. Büyük Örneklem Grubuna Esas Uygulama Ölçek geliştirme çalışmalarından katılımcı sayısını belirlemek her zaman tartışılan bir konu olmuştur. Nunnally (1978) 300 civarı örneklem büyüklüğünün yeterli olacağını iddia etse de literatürde daha küçük gruplarda uygulanan çalışmaların başarıları ortaya konulmuştur (61). 20 maddelik bir ölçek hazırlanılmak isteniyorsa 300’den az katılımcıya ulaşılması uygun olabilir (61). Genel geçer kural olarak 300- 400 arası kişiye deneme testi uygulanmalıdır. Ayrıca araştırılmak istenen evrenin büyüklüğüne ve deneme grubu için olanaklara bağlı olarak deneme örneklemi büyüklüğüne karar verilebilir (64). Bu aşamada seçilen grubun niceliğinden çok niteliğinin de ön plana çıktığı gözlenmektedir. Önemli olan nokta evreni en iyi temsil eden örneklemin seçilmesidir. Evrenin büyüklüğüne ve amaca bağlı olarak örneklem büyüklüğü değişebilir (59). 9. Madde Analizleri Madde havuzunun oluşturulmasından sonraki en önemli adım bu maddelerin değerlendirilmesi aşamasıdır. Bu aşamada ölçeğe dahil edilen maddelerin birbiriyle yüksek düzeyde ilişkili olması beklenir (61). Korelasyon matrisinin incelenmesi sonucu korelasyon değerleri düşük olan maddeler incelenir. İlk olarak yapıya ait olumsuz anlam içeren maddeler ters puanlama yapılarak dönüştürülmelilerdir. Bu aşama ölçek geliştirme çalışmalarında atlanabilen bir nokta olduğu için araştırmacılar ilk etapta olumsuz anlamlı maddeleri işaretleyip not edilmelidir. Bu aşamada madde- toplam (item-total) Pearson korelasyon katsayıları hesaplanır ve bu katsayıların en az 0,20 (veya 0,25) düzeyinde olması beklenir. Ayrıca madde-kalan (item-deleted) korelasyon katsayısı Pearson Momentler Çarpımı formülüyle hesaplanır ve madde- kalan korelasyon katsayılarının de en azından ,20 olması istenir. Son olarak, her bir maddenin ayırt edicilik gücünü tespit etmek için alt- üst grup ortalamaları arasındaki farkın analizi yapılır. Bunun için ölçeğe cevap veren bireylerin toplam puanları hesaplanır ve en yüksekten en düşüğe doğru sıralanır. Üst gruptan ve alt gruptan %27’lik (ya da %33) kısım ayrılarak iki grup oluşturulur. Sonrasında üst grup ve alt grup için ayrı ayrı ölçek maddelerinin ortalamaları hesaplanır. Elde edilen iki grup ortalamasının birbirinden farkı bağımsız örneklemler t-testi yardımıyla analiz edilir. Hesaplan t değeri maddenin ayırt edicilik gücünü gösterdiğinden t-değerinin artması 29 istenilen bir durumdur (63). 10. Açıklayıcı Faktör Analizi Ölçeğin yapı geçerliliğine dair ipuçları bulabilmek için faktör analizine başvurulabilir. Böylece tutumun alt boyutları ve sayıları hakkında bilgi sahibi olunabilir (63). Oluşan faktörler isimlendirilir ve bu yapının özelliklerini temsil eden model doğrulayıcı faktör analizi yardımıyla test edilir (58). Faktör analizi sonucunda faktör yüklerinin belirli bir düzeyde olması beklenir. Tabacknick ve Fidell (2015) bu kesim noktasını ,32 olarak almıştır. Yani bir faktördeki maddelerin faktör yüklerinin en az ,32 olması gerekmektedir. Çeşitli faktör analitik yöntemlere başvurmadan ve döndürmeler yapılmadan faktördeki maddelere karar vermek yanlış yapı oluşturulmasına sebep olabilmektedir (60). 11. Doğrulayıcı Faktör Analizi Açıklayıcı faktör analizi yardımıyla belirlenen faktör yapısının başka bir örneklem grubundan alınan veri seti ile doğrulama işlemini yapmak için doğrulayıcı faktör analizinden yararlanılır. 12. Güvenirlik Analizleri Ölçek geliştirme çalışmalarında ölçeğin yapısı belirlendikten sonra güvenirlik katsayılarının hesaplanarak ölçek puanlarının güvenilirliği hesaplanmalıdır. 13. Ölçeğe Son Halinin Verilmesi Faktör analizi sonuçları ve madde analizleri sonrasında maddelerde eleme yapılır ve ölçek maddeleri sayısı 20 civarında olacak biçimde hazırlanır (63). Ölçeğe nihai halini verirken ölçeğin uzunluğunun güvenirliğe katkısı göz önüne alınmalıdır. Kötü maddeleri atarak ve güvenirlik katsayısını maksimize ederek ölçek geliştirme süreci tamamlanmalıdır (61). 14. Raporlama ve Kullanıcı Kılavuzunun Hazırlanması Ölçek uyarlama çalışmalarında benimsenen ölçek geliştirme aşamaları kaynak 30 belirtilerek okuyucuya sunulmadır. Her bir aşamada neler yapıldığı hangi maddelerin çıkartıldığı veya yenilendiği tek tek anlatılmalıdır. Ölçeğe son hali verildikten sonra ölçeğin kullanımına dair bir kılavuz hazırlanmalıdır veya ölçek geliştirme makalesinde ölçeğin kullanımına dair bilgiler detaylandırılmalıdır. 15. Standardizasyon Çalışması Ölçeğin son hali verildikten sonra yetişkinlerde büyük örneklemlere uygulanarak standardizasyon çalışması yapılmıştır. 31 3. BİREYLER VE YÖNTEM Bu çalışma yetişkin bireylerin serbest zaman katılımını derinlemesine anlamak ve serbest zaman katılımını ergoterapi bakış açısıyla Türk kültürüne uygun olarak değerlendiren bir ölçek geliştirilmesi amacıyla Ağustos 2020- Kasım 2024 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. 3.1. Etik Onay Çalışma için gerekli etik onay, İstanbul Medipol Üniversitesi Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurulu 20.08.2020 tarihli toplantı ve 657 no lu karar ile tıbbi ve etik açıdan uygun bulunmuştur. Daha sonra, ikinci Tez İzleme Komitesi toplantısında komite üyeleri tarafından onaylanan karar ile çalışmanın kapsamı daraltılmıştır. Bu nedenle etik kurula düzeltme dilekçesi sunularak 27/10/2022 tarihinde düzeltme onayını almıştır (EK-2). 3.2. Araştırmanın Amacı ve Tipi Yetişkinlerin serbest zaman katılımını değerlendiren bir Türkçe ölçek geliştirme araştırması, ölçek geliştirme çalışmalarında sıklıkla kullanılan keşfedici sıralı desen modeline göre tasarlanmıştır. Keşfedici sıralı desenin birinci adımı nitel bulguları keşfetmektir. İkinci adımı ise keşfedilen bulgulara dayanarak nicel araştırmanın yapılmasıdır. Araştırma desenine ait detaylar Şekil 3.1.’de verilmiştir. 3.3. Araştırma Grubu 3.3.1. Nitel Araştırma Örneklem Grubu Serbest zamanı değerlendiren bir Türkçe ölçek geliştirme araştırmasında yer alacak kişiler amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Amaçlı örnekleme dahil edilme kriterleri; ● Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaşıyor olmak ● Çalışıyor olmak, ● 25-50 yaş aralığında olmak, ● Tanılanmış herhangi bir nörolojik, ortopedik, psikolojik vb. 32 hastalığının olmaması Şekil 3.1. Araştırma Deseni: Keşfedici Sıralı Karma Desen Araştırmanın keşfedici nitel araştırma kısmına dahil edilme kriterlerine uyan 28 birey dahil edilmiştir. Çalışmanın ölçek geliştirme çalışmasının ikinci pilot aşamasına 54 birey, genel örneklem aşamasına 512 kişi dahil edilmiştir. 3.3.2. Nitel Araştırma Deseni Bu çalışmanın nitel araştırma ayağında keşifsel ve yorumlayıcı fenomenolojik yaklaşım (IPA) benimsendi; bu yaklaşım, insan varoluşunun öznel ve deneyimsel boyutlarına vurgu yapar ve katılımcıların çevrelerindeki bireysel bakış açılarını ve gerçek yaşam deneyimlerini inceler (66,67). Yorumlayıcı fenomenolojik yaklaşım araştırmacı ile incelenen konu arasında bütünleştirici bir süreç sağlar ve bunun aracılığıyla verilerin yorumlanmasını ve anlaşılmasını içerir (68). Bu nedenle, yorumlayıcı fenomenolojik yaklaşım, gerçek hayattaki öznel deneyimlerin bireylerin kendi içgörülü ve yorumlayıcı anlatımlarının açığa çıkarılmasını kolaylaştırır (69). NİTEL Soruların Hazırlanması Görüşmelerin Yapılması (N=28) İçerik Analizinin Yapılması Alt Temaların Belirlenmesi NİCEL Madde havuzunun oluşturulması Uzman görüşüne sunulması Uzman Görüşünün alınması Ölçeğin uygulanması (N:512) Açımlayıcı faktör analizi, güvenilirlik analizi, madde analizi ve test yarılama analizlerinin yapılması Raporlaştırma NİCEL Bağımlı ve bağımsız değişkenlerin planlanması Formun uygulanması Doğrulayıcı faktör analizinin yapılması Verilerin analizi ve Raporlaştırma 33 3.3.3. Görüşme Süreci Katılımcıların tanımlanması Nitel araştırmalarda çalışma grubunun katılımcı sayısının nasıl belirleneceğine ilişkin farklı görüşler bulunmaktadır. Nitel araştırmalar derinlemesine analiz ve çözümleme gerektirdiği için katılımcı sayısının az olması önerilmektedir ancak bazı araştırmacılar nicelik olarak bir sınır belirlemek yerine verilerin doygunluğa ulaştığı, analizlerin sonucunda yapılacak görüşmelerden yeni bilgi elde edilemeyeceği düşüldüğünde araştırmaya dair görüşmeleri sonlandırmayı önerilmektedir (70). Alase (66), fenomenolojik araştırmalarda katılımcı sayısının iki ile yirmi beş arasında değişebileceğini öne sürmektedir. Bu bilgiler doğrultusunda araştırmaya, Türkiye’de yaşayan, herhangi bir işte çalışan yetişkinler dahil edilerek çalışmanın nitel aşaması başlatılmıştır. Veri toplama tasarımı Nitel görüşmelerin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için görüşme sürecini elverişli ve sağlıklı koşullarda yapılması gerekmektedir. Öncelikle katılımcının araştırmacıya kendi hikayesini anlatmasını kolaylaştıracak şekilde güvene dayalı bir ilişki oluşturulması esastır. Bu noktada katılımcılara ulaşmak için çevrimiçi katılımcı çağrı formu oluşturulmuş ve formu dolduran gönüllülerin iletişim bilgilerinden kişiler önce telefonla aranarak araştırma amacı hakkında bilgi verilmiş, görüşmelerin video görüşme şeklinde yapılacağı, ses ve görüntü kaydının alınacağı bilgisi verilmiştir ve aydınlatılmış onam formları kendilerine e-posta ve/veya mesaj yoluyla iletilmiştir. Çalışmaya katılmaya karar verme konusunda, her katılımcıya yeterli süre verilmiştir. Onay alınan katılımcılarla görüşme için uygun gün ve saat belirlenerek, belirlenen tarihte randevular video görüşme programı Zoom.us üzerinden oluşturularak katılımcılara iletilmiştir. Nitel araştırma görüşmeleri yürütülürken dikkat edilecek diğer bir nokta ise görüşmenin, katılımcının kendisini rahat ve güvende hissettiği bir ortamda yapılmasıdır. Bu nedenle kişilerin görüşmeleri yapacakları mekânı seçmeleri kendi 34 tercilerine bırakılmıştır. Görüşme randevuları kişilerin kendilerini rahat hissettikleri bir ortamda sürdürülmüştür. Görüşmeler gündüz yapıldı ise görüşmeler katılımcıların genellikle tercih ettiği ortam iş ortamı, akşam yapıldı ise, katılımcıların tercih ettiği ortam kendi evleri olmuştur. Araştırmada güven ilişkisinin sağlanmasına ve kişilerin rahatlıkla kendilerini ifade edecekleri bir ortamda olmaları hususuna özenle dikkat edilmiştir. Tüm katılımcılarla uygun güven ilişkisinin geliştirildiği ve görüşmelerin katılımcıların kendilerini rahat hissettikleri mekânlarda (katılımcıların kendileri için seçtikleri) yapıldığı düşünülmektedir. Çalışmanın nitel araştırma fazı için sosyo demografik bilgi formu (EK-7) ve yarı yapılandırılmış görüşme formu literatür taranarak ve uzman görüşüne başvurularak bu çalışma için özel olarak hazırlanmıştır (EK-6). Nitel görüşmeler Eylül 2021- Mayıs 2022 arasında tamamlanmıştır. Nitel görüşmelerin başlangıcında pilot olarak uygulama yapılmış ve sonrasında görüşme formunda değişiklik yapılmamıştır. Bu nedenle pilot çalışmada yer alan katılımcılara ait veriler ana kütleye dahil edilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşmeler online video görüşme yöntemleri kullanılarak yapılmıştır. Görüşmelere başlanmadan önce katılımcılara kişisel verilerinin sadece bu akademik çalışmada kullanılacağına ilişkin güvence verilmiş ve onaylarının alınması için Gönüllü Bilgilendirme ve Onay Formunu doldurmaları (EK- 3) istenmiştir. Görüşmeler sırasında katılımcılardan izin alınarak video ve ses kaydı alınmıştır. 3.3.4. Nitel Araştırma Verilerinin Analizi Veriler, MAXQDA 2022 yazılımı (VERBI Manufacturer, Berlin, Almanya) kullanılarak analiz edilmiştir. Toplamda 1000 dakika uzunluğunda olan görüşme videoları MAXQDA yazılımına yüklenmiş ve daha sonra bir Word belgesine transkribe edilmiştir. Transkripte edilen metin, dilbilgisi ve yazım denetimlerinden geçirilmiş, hatalar düzeltilmiştir. Sonrasında, transkriptlerin dikkatli bir şekilde okunması yapılmıştır. Bu ilk adım, veriye tam anlamıyla dalış yapmayı sağlayarak, görüşmelerin yapıldığı atmosfer ve ortamı anlamayı mümkün kılmıştır. İçeriğe, dil 35 kullanımına ve bağlama odaklanarak önemli bilgiler not edilmiş ve yansımalar yapılmıştır. Ayrıca, belirgin ifadeler ve duygusal tepkiler de vurgulanmıştır. Toplanan veriler, yorumlayıcı fenomenolojik analiz yaklaşımıyla incelenmiştir (66). Detaylı ve kapsamlı notlar, ortaya çıkan temalar haline dönüştürülmüş ve verilerde önceden belirlenmiş temaların kullanıldığı bir tümdengelim yaklaşımıyla uyumlu hale getirilmiştir. Nitel araştırmalarda veri toplama devam ederken eşzamanlı olarak veri analizinin yapılması büyük bir önem arz etmektedir. Analizin veri toplama ile eşzamanlı yapılması aynı zamanda satürasyonun belirlenmesi için de gerekli olan bir yöntemdir. Çalışmanın başında dahil edilen katılımcıların görüşmelerine ait video kayıtlarının transkripsiyonu, çözümlenmesi ve analizlerinin yapılması, araştırmacı günlüğünün de yardımı ve yapılan gözlemlerle sonraki katılımcılarla yapılacak görüşmelerde hangi soruların üzerinde daha fazla veya daha az durulacağının anlaşılmasına izin vermiş ve kapalı kalması muhtemel noktaların yeni soru teknikleriyle açılmasına yardımcı olmuştur. İlk olarak, önceden belirlenmiş kodlar ve temalarla bir tümevarım yaklaşım kullanılmıştır. Daha sonra, verilerde yeni kodlar, kategoriler ve desenler bulmak için açık kodlama yapılmıştır. Tümevarım ve tümdengelimsel kodlama tamamlandıktan sonra, analiz daha da rafine edilmiştir. Bazı durumlarda, önceden belirlenmiş kodlar yeniden adlandırılmıştır, örneğin, “zaman boyutu” kodu “yaşam akışı” olarak yeniden adlandırılmıştır. Önceden belirlenmiş temalar, tümevarım olarak ortaya çıkan temalarla karşılaştırılmıştır. Daha sonra, temalar arasındaki bağlantılar gözlemlenmiş ve kavramsal benzerlikler ve farklılıklara dayalı olarak gruplanmıştır. Bağlantılar belirlenmeden önce, temalar tüm transkriptten derlenmiştir. Temalar ve alt temalar, güçlü bir kanıt temeline dayalı olarak son halini almıştır. Böylece, tümevarım yaklaşımı, araştırma sorularına yapılandırılmış bir şekilde ve teorik temelli bir çerçeve ile cevap verirken; tümdengelimi yaklaşım, verilerden kendiliğinden ortaya çıkan değerli içgörüler ve temaların keşfedilmesine olanak sağlamıştır (71). Hanzal’ın da belirttiği gibi “tümdengelim ve tümevarım “her zaman birlikte yer alır, çoğu zaman aynı anda yer alırlar.” (72) ve “hiçbir çalışmaya teoriden bağımsız olarak girilmesi mümkün değildir” (73). Çalışma bulgularının güvenilirliğini sağlamak ve 36 güvenilirliğini artırmak için, ikinci araştırmacı, belirlenen kodları, temaları ve kavramları bağımsız bir şekilde gözden geçirmiştir. Bu süreçte belirlenen yanlış anlamalar veya hatalar ele alınmıştır. Literatür Taraması Ölçeğin kuramsal ve kavramsal çerçevesini belirlemek için çalışmanın birinci aşaması olan keşfedici nitel araştırma tamamlanmış ve serbest zamana ilişkin teoriler, serbest zaman ve iyi olma hali ilişkisi, serbest zaman katılımını etkileyen faktörler, serbest zaman okupasyonel profilinin çıkarılması ile ilgili kanıt ve kaynaklar incelenmiştir. Ölçek Madde Havuzunun Oluşturulması Ölçek madde havuzu, ölçek geliştirme sürecinin öncesinde gerçekleştirilen nitel araştırma verilerinizin analizine dayanarak gerçekleştirilmiştir. Serbest zaman ölçeklerinin 20-40 madde olduğu göz önüne alınarak, Türkçe dil bilgisi kurallarına uygun, kısa, net, yalın ve hedef kitle içerisinde bulunan herkesin anlayabileceği, negatif ifadeleri de içeren 68 maddelik madde havuzu oluşturuldu ve 13 uzmanın görüşüne sunuldu (74). Likertleme için orta noktaya sahip seçilen beşli Likert pozitif maddeler için “1=kesinlikle katılmıyorum”, “2=katılmıyorum”, “3=kararsızım”, “4=katılıyorum”, “5=kesinlikle katılıyorum” şeklinde, negatif maddeler için ters puanlama olacak şekilde hazırlandı. Uzman Görüşlerinin Alınması Taslak ölçek formunda yer alan maddelerin değerlendirilmesi için uzman görüş formu hazırlandı. Ölçeğin kapsam geçerliliğinin sağlanması amacıyla madde havuzunda yer alan 68 madde, uzmanlara iletilmiştir. Çalışma kapsamında iki kez uzman görüşüne başvuruldu ve 13 uzman çalışmaya katıldı. Uzman görüşlerinin değerlendirilmesinde Lawshe (1975) tekniği kullanıldı. Bu teknikte her bir madde için uzman görüşleri “madde hedeflenen yapıyı ölçüyor”, “madde yapı ile ilişkili ancak gereksiz” ve “madde hedeflenen yapıyı ölçmüyor” şeklinde üçlü derecelendirilmektedir. Lawshe tekniğindeki derecelendirmeler “Kaldırılmalı (1)”, “Revize edilmeli (2)”, “Kalmalı (3)” şeklinde yeniden düzenlenmiştir. Her bir madde 37 altına “Değişiklik Önerisi” başlığı yazılmış ve 13 uzmana gönderilmiştir. Dönüş yapan 13 uzmandan gelen öneriler değerlendirilmiştir. KGO, bir maddenin ölçekte olup olmadığına ilişkin kapsam geçerliğine dayalı bir madde istatistiğidir. Kapsam geçerlik oranları (KGO), herhangi bir maddeye ilişkin "Gerekli" görüşünü belirten uzman sayısının yarısının toplam uzman sayısının yarısına bölünmesiyle hesaplanır. Lawshe (1975)'ye göre, pozitif bir değere sahip her bir madde, α=0,05 anlamlılık düzeyinde kapsam geçerlilik ölçütüne (KGÖ=CVRcritical=critical CVR) bakılmalıdır. CVR kritik ölçekte her bir maddeye uygun denilme oranının şans eseri olma durumunun ortadan kalkması ve bir maddenin gerçekten uygun olup olmadığına karar verilebilmesi için ihtiyaç duyulan KGO değeridir. Bu değerin altında olan maddeler ölçekten çıkarılmalıdır. Ayre ve Scally (74) Lawshe'den farklı olarak KGÖ için yeni bir tablo hazırlamışlardır. Uzman görüşü sonrası her bir madde için kapsam geçerlilik indeksi hesaplaması yapılmıştır. Uzman görüşlerinden sonra pozitif KGO değerlerine sahip olan maddeler Ayre’ye göre α=0.05 yanılma payı ile belirlenen KGÖ değerleri ile karşılaştırıldı. Bu hesaplamalar yapılırken uzman sayısı dikkate alınmaktadır. Çalışmada yer alan uzman sayısının 13 olması nedeniyle, maddenin ölçekte kalabilmesi için sahip olması gereken KGÖ değeri 0,538’e eşit veya büyük olmasıdır. Maddelerin KGİ değerleri uzman sayısına göre belirlenen KGO değerleri ile karşılaştırıldı. Negatif KGİ değerine sahip olan maddeler (n=12) ölçekten çıkarıldı. Pozitif kapsam geçerliliğine sahip olan, ancak 0,538’in altında olanlar ve en az bir (1) uzman tarafından “madde gerekli ama düzenlenmeli” denilen maddeler ise (n=11), araştırmacılar tarafından dil bilgisi, anlam ve bağlam açısından gözden geçirilmiş ve bu 11 madde ikinci kez uzman görüşüne gönderilmiştir. İkinci uzman görüşünden sonra bu 11 maddeye ait yeni KGİ’ler hesaplandı. Totalde pozitif kapsam geçerliliğine ve 0,538 in üzerinde KGİ değerine sahip olan maddeler 38 madde olarak likert ölçeğin taslak formunu oluşturdu. Ölçekte yer alacak olan maddelerin KGO değerlerinin ortalaması, KGİ olarak bilinir. Ölçekte kalan maddelerin kapsam geçerliğinin, elde edilen KGİ değerinin KGÖ değerinden büyük olması (KGİ>KGÖ) durumunda istatistiksel olarak anlamlı olduğunu gösterir (61,74,75) 38 3.4. Nicel Araştırma 3.4.1. Nicel Araştırma Tasarımı ve Örneklem Grubu Araştırmanın ikinci kısmı ise ölçek geliştirme çalışması ve nicel araştırma deseni olarak planlanmıştır. Nicel örneklem seçimi kartopu örnekleme yöntemi ile yapılmıştır. Bu yöntem ile mesafe farkı gözetmeksizin kişilere ulaşmak amaçlanmıştır. Örneklemin büyüklüğünün genel bir kural olarak ise, örneklem büyüklüğünün en az gözlenen değişken sayısının beş ila on katı olması gerektiği de ifade edilmektedir (60). Nicel Araştırma Dahil Edilme Kriterleri • 18-65 yaş arasında olmak • Bir işte çalışıyor olmak • Tanılanmış herhangi bir nörolojik, ortopedik, psikolojik vb. hastalığının olmaması • İşten kaynaklı bir hastalık veya yaralanma olmaması Bu örneklemi temsil eden evrende 5000 kişiye kadar ulaştığını öngördüğümüz geniş örneklem uygulama aşamasında toplamda 1300 kişiye ait veri toplanmıştır. Ancak sosyodemografik formda yöneltilen “Doktor tarafından tanısı konmuş bir hastalığınız var mı? sorusuna ve “İşten kaynaklı bir hastalık veya yaralanma yaşadınız mı” sorusuna evet yanıtını veren katılımcılar (n=788) katılımcılar çalışma dışı bırakılmıştır. Nihai örneklem sayısı 512 olmuştur. 3.4.2. Pilot Uygulamanın Yapılması Ölçek maddelerini anlaşılırlık ve anlam bozukluğu açısından değerlendirilmesi amacıyla sosyal medya gruplarından çalışma duyurusunu görüp Google Forms linki aracılığıyla çalışmaya katılan ev dahil edilme kriterlerini taşıyan kişilere ölçeğin taslak formu uygulandı. Birinci pilot uygulama 66 kişinin katılımıyla tamamlanmıştır. Uygulama sonuçlarına göre katılımcıların verdiği cevaplar SPSS 25.0 programı ile analiz edilip madde dağılımları histogram grafiği ile incelendiğinde, maddelerde özellikle “4” Katılıyorum cevabının frekans olarak fazla olduğu görülmüş, pilot uygulama katılımcılarıyla görüşme yapılmış ve taslak 39 ölçekteki soruların hedef kitle tarafından “genel kanının sorgulanması” olarak algılandığı dönütü alınıştır. Sonuç olarak ölçeğin hedef kitle tarafından anlaşılması ve belirli bir zaman aralığını ölçmesi amacıyla araştırmacılar tarafından ölçeğin uygulamasından önce katılımcılara “son 3 ayı düşündüğünüzde” yönergesi eklenerek, taslak ölçeğin soruları “-di’li” geçmiş zaman ile düzenlenmiştir. Ölçeğin bu halinin hedef kitle tarafından anlaşılabilirliği ve ölçümün hassasiyetinin anlaşılması amacıyla ikinci pilot uygulaması yapılmıştır. İkinci pilot uygulama sosyal medya gruplarından çalışma duyurusunu görüp Google Forms linki aracılığıyla ulaşılan 52 kişinin katılımıyla tamamlanmış, katılımcıların sorulara verdikleri yanıtlar SPSS 25.0 programı ile madde dağılımlarına histogram grafiği ile bakılmış ve madde dağılımlarının dengeli olduğu görülmüştür. Sonuç olarak ölçeğin bu halinin genel örnekleme uygulanmak üzere hazır olduğuna karar kılınmıştır. 3.4.3. Ölçeğin Taslak Formu Geçerlik ve güvenilirlik kapsamında, uzman görüşü alınması için oluşturulan 68 maddelik taslak ölçek uzman değerlendirmeleri doğrultusunda 38 madde ile son halini aldı. Uzman değerlen