Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türkiyat Araştırmaları Anabilim Dalı Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Yüksek Lisans Programı YABANCI DİL OLARAK TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE "-DI" VE "- MIŞ" BİÇİMBİRİMLERİNİN KANITSALLIK İŞLEVİNİN İNCELENMESİ Selin ALPTEKİN Yüksek Lisans Tezi Ankara, 2022 YABANCI DİL OLARAK TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE "-DI" VE "-MIŞ" BİÇİMBİRİMLERİNİN KANITSALLIK İŞLEVİNİN İNCELENMESİ Selin Alptekin Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türkiyat Araştırmaları Anabilim Dalı Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Yüksek Lisans Programı Yüksek Lisans Tezi Ankara, 2022 YAYIMLAMA VE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI BEYANI Enstitü tarafından onaylanan lisansüstü tezimin/raporumun tamamını veya herhangi bir kısmını, basılı (kağıt) ve elektronik formatta arşivleme ve aşağıda verilen koşullarla kullanıma açma iznini Hacettepe Üniversitesine verdiğimi bildiririm. Bu izinle Üniversiteye verilen kullanım hakları dışındaki tüm fikri mülkiyet haklarım bende kalacak, tezimin tamamının ya da bir bölümünün gelecekteki çalışmalarda (makale, kitap, lisans ve patent vb.) kullanım hakları bana ait olacaktır. Tezin kendi orijinal çalışmam olduğunu, başkalarının haklarını ihlal etmediğimi ve tezimin tek yetkili sahibi olduğumu beyan ve taahhüt ederim. Tezimde yer alan telif hakkı bulunan ve sahiplerinden yazılı izin alınarak kullanılması zorunlu metinlerin yazılı izin alınarak kullandığımı ve istenildiğinde suretlerini Üniversiteye teslim etmeyi taahhüt ederim. Yükseköğretim Kurulu tarafından yayınlanan "Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” kapsamında tezim aşağıda belirtilen koşullar haricince YÖK Ulusal Tez Merkezi / H.Ü. Kütüphaneleri Açık Erişim Sisteminde erişime açılır. Enstitü / Fakülte yönetim kurulu kararı ile tezimin erişime açılması mezuniyet tarihimden itibaren 2 yıl ertelenmiştir. ( l ) Enstitü / Fakülte yönetim kurulunun gerekçeli kararı ile tezimin erişime açılması mezuniyet tarihimden itibaren ... ay ertelenmiştir. (2) Tezimle ilgili gizlilik kararı verilmiştir. (3) 19/06/2022 Selin ALPTEKİN İ"Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge" (1) Madde 6. 1. Lisansüstü tezle ilgili patent başvurusu yapılması veya patent alma sürecinin devam etmesi durumunda, tez danışmanının önerisi ve enstitü anabilim dalının uygun görüşü üzerine enstitü veya fakülte yönetim kurulu iki yıl süre ile tezin erişime açılmasının ertelenmesine karar verebilir. (2) Madde 6. 2. Yeni teknik, materyal ve metotların kullanıldığı, henüz makaleye dönüşmemiş veya patent gibi yöntemlerle korunmamış ve internetten paylaşılması durumunda 3. şahıslara veya kurumlara haksız kazanç imkanı oluşturabilecek bilgi ve bulguları içeren tezler hakkında tez danışmanının önerisi ve enstitü anabilim dalının uygun görüşü üzerine enstitü veya fakülte yönetim kurulunun gerekçeli kararı ile altı ayı aşmamak üzere tezin erişime açılması engellenebilir. (3) Madde 7. 1. Ulusal çıkarları veya güvenliği ilgilendiren, emniyet, istihbarat, savunma ve güvenlik, sağlık vb. konulara ilişkin lisansüstü tezlerle ilgili gizlilik kararı, tezin yapıldığı kurum tarafından verilir *. Kurum ve kuruluşlarla yapılan işbirliği protokolü çerçevesinde hazırlanan lisansüstü tezlere ilişkin gizlilik kararı ise, ilgili kurum ve kuruluşun önerisi ile enstitü veya fakültenin uygun görüşü üzerine üniversite yönetim kurulu tarafından verilir. Gizlilik kararı verilen tezler Yükseköğretim Kuruluna bildirilir. Madde 7.2. Gizlilik kararı verilen tezler gizlilik süresince enstitü veya fakülte tarafından gizlilik kuralları çerçevesinde muhafaza edilir, gizlilik kararının kaldırılması halinde Tez Otomasyon Sistemine yüklenir Tez danışmanının önerisi ve enstitü anabilim dalının uygun görüşü üzerine enstitü veya fakülte yönetim kurulu tarafından karar verilir. ETİK BEYAN Bu çalışmadaki bütün bilgi ve belgeleri akademik kurallar çerçevesinde elde ettiğimi, görsel, işitsel ve yazılı tüm bilgi ve sonuçları bilimsel ahlak kurallarına uygun olarak sunduğumu, kullandığım verilerde herhangi bir tahrifat yapmadığımı, yararlandığım kaynaklara bilimsel normlara uygun olarak atıfta bulunduğumu, tezimin kaynak gösterilen durumlar dışında özgün olduğunu, Doç. Dr. Sema Aslan Demir danışmanlığında tarafımdan üretildiğini ve Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Tez Yazım Yönergesine göre yazıldığını beyan ederim. 19/06/2022 Selin ALPTEKİN iv TEŞEKKÜR Tez çalışmam sırasında değerli bilgi, birikim ve tecrübeleriyle bana yol gösteren, sabırla her sorumu yanıtlayan danışmanım sayın Doç. Dr. Sema ASLAN DEMİR’e göstermiş olduğu ilgi ve yardımlarından dolayı sonsuz saygı ve teşekkürlerimi sunuyorum. Tez savunma sınavımda yapıcı eleştirileri ve önerileriyle farklı bir bakış açısıyla bakmamı sağlayan Doç. Dr. Meltem EKTİ ve Dr. Öğr. Üyesi Bilge GÖKTER GENÇER’e teşekkürü borç bilirim. Tez yazma sürecinde beraber olduğum, senelerdir el ele yürüdüğüm biricik dostlarım Ceren BAYDUR ve Beyza BAŞER’e beni devamlı motive ettikleri ve vazgeçmeme izin vermedikleri için çok teşekkür ederim. Son olarak desteklerini ve sevgilerini her zaman hissettiğim canım ailem, annem Gülcan ALPTEKİN, babam Yavuz ALPTEKİN ve dünya tatlısı kardeşim Simay ALPTEKİN’e bu uzun süreçte yanımda oldukları ve bana tahammül ettikleri için teşekkür ederim. v ÖZET [ALPTEKİN, Selin]. [Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde "-DI" ve "-mIş" Biçimbirimlerinin Kanıtsallık İşlevinin İncelenmesi], [Yüksek Lisans], Ankara, [2022]. Konuşurun ifade ettiği önerme ile ilgili bilgi kaynağının ve türünün belirtildiği dilbilgisi kategorisi olan kanıtsallık, dillerde farklı anlamsal ayrımlara ve işaretlenme biçimlerine sahiptir. Türkçede bilginin kaynağı ‘’-DI’’ ve ‘’-mIş’’ biçimbirimleri ile dilbilgisel olarak işaretlenmektedir. Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde ana dili ve hedef dil arasında tipolojik farklılıklar bulunan öğrenicilerin kanıtsallık işlevlerini öğrenmekte zorlandığı görülmektedir. Bu çalışmada ‘’-DI’’ ve ‘’-mIş’’ biçimbirimlerinin kanıtsallık işlevinin biçim, anlam ve kullanım bakımından değerlendirilmesi amacıyla Yunus Emre Enstitüsü tarafından hazırlanmış Yedi İklim Türkçe Öğretim Seti A1, A2 ve B2 ders kitaplarından 3 ünite ve Ankara Üniversitesi tarafından hazırlanmış Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe Seti 1, 2 ve 3 ders kitaplarından 5 ünite doküman analizi yöntemi ile incelenmiştir. İnceleme sonucunda ‘’-DI’’ biçimbiriminin kanıtsallık işlevlerinden ‘’tanık olma, belirlilik, kesinlik, doğrudan tecrübe’’, ‘’-mIş’’ biçimbiriminin ise ‘’tanık olmama, dolaylı tecrübe, belirsizlik, şüphe, söylenti, aktarım, küçümseme, şaşırma, sonradan fark etme’’ işlevlerinin öğretildiği gözlemlenmiştir. Yeni Hitit YİT kitaplarında açık bir dilbilgisi öğretimi yapıldığı, biçime önem verildiği ancak etkinliklerin bağlamdan uzak olduğu görülmüştür. Yedi İklim Türkçe ders kitaplarında örtük bir dilbilgisi öğretimi benimsendiği, etkinliklerin bağlam içerisinde verildiği, yapıdan çok anlam ve kullanıma önem verildiği görülmüştür. Bu çerçevede etkinliklerde kanıtsallık işlevini kavratma amacıyla biçimin yanı sıra anlam ve kullanımlarının göz önünde bulundurması gerektiği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler Kanıtsallık, biçimbirim, dilbilgisi öğretimi, ders kitabı analizi, yabancı dil olarak Türkçe öğretimi vi ABSTRACT [ALPTEKİN, Selin]. [Analysis of Evidential Functions of Morphemes ‘’-DI’’ and ‘’-mIş’’ in Teaching Turkish as a Foreign Language], [Master’s Thesis], Ankara, [2022]. As the grammatical category in which the proposition expressed by the speaker and the relevant source and type of information is specified, evidentiality has different semantic features and marking forms in languages. In Turkish, the source of information is marked grammatically with morphemes ‘’-DI’’ and ‘’-mIş’’. In teaching Turkish as a foreign language, it is seen that learners who have typological differences between their mother tongue and target language have some difficulties in learning evidential functions. In this study, in order to analyse the evidential function of morphemes ‘’-DI’’ and ‘’-mIş’’ in terms of form, meaning and use, 3 units from Yedi İklim Turkish Set A1, A2 and B2 course books prepared by Yunus Emre Institute and 5 units from Yeni Hitit Turkish for Foreigners 1, 2 and 3 course books prepared by Ankara University were examined using the document analysis method. As a result of analysis, the evidential functions of ‘’-DI’’ such as ‘’witness, certainty, direct experience, definiteness’’ and ‘’-mIş’’ such as ‘’non- witness, uncertainty, indirect experience, doubt, hearsay, rumor, quote, contempt’’ have been reached. It is seen that in Yeni Hitit course books, the grammar is taught explicitly and the form is emphasized, however activities are mostly far from the context. In Yedi İklim course books, grammar is taught implicitly, meaning and use are emphasized rather than form and activities are given in the context. Within this framework, in order to comprehend the activities, it is thought that meaning and use as well as form should be taken into consideration. Keywords Evidentiality, morpheme, grammar teaching, analysis of course book, teaching Turkish as a foreign language vii İÇİNDEKİLER KABUL VE ONAY ................................................................................................... i YAYIMLAMA VE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI BEYANI ................................ ii ETİK BEYAN ............................................................................................................ iii TEŞEKKÜR .............................................................................................................. iv ÖZET.......................................................................................................................... v ABSTRACT ............................................................................................................... vi İÇİNDEKİLER .......................................................................................................... vii KISALTMALAR DİZİNİ .......................................................................................... ix TABLOLAR DİZİNİ ................................................................................................. x ŞEKİLLER DİZİNİ .................................................................................................... xi 1. BÖLÜM: GİRİŞ ..................................................................................................... 1 1.1. Problem Durumu ................................................................................................. 2 1.2. Araştırmanın Amacı ve Önemi .......................................................................... 3 1.3. Araştırma Soruları ............................................................................................... 3 1.4. Araştırma Sınırlılıkları ........................................................................................ 3 1.5. Araştırma Modeli ................................................................................................ 4 2. BÖLÜM: KURAMSAL ÇERÇEVE ..................................................................... 5 2.1. Kanıtsallık ........................................................................................................... 5 2.1.1. Kanıt Türleri ..................................................................................................... 7 2.2. Türkçede Kanıtsallık .......................................................................................... 18 2.2.1. Türkçede Kanıtsallık ve Zaman İlişkisi .......................................................... 34 2.3. ‘’-DI’’ Biçimbiriminin İşlevleri ......................................................................... 41 2.4. ‘’-mIş’’ Biçimbiriminin İşlevleri ........................................................................ 44 2.5. ‘’-ImIş’’ Biçimbiriminin İşlevleri ....................................................................... 53 2.6. Dilbilgisi Öğretimi ............................................................................................. 56 2.6.1.Yabancı Dil Öğretimi Yaklaşım ve Yöntemlerinde Dilbilgisi Öğretimi ......... 58 2.6.2. Diller için Avrupa Ortak Başvuru Metni’nde (AOBM) Dilbilgisi Öğretimi .. 63 viii 2.6.3. Dilbilgisi Öğretimi İlkeleri ............................................................................... 70 2.6.4. Dilbilgisi Öğretimi ve Dilbilimsel Tipoloji İlişkisi .......................................... 76 2.6.4.1. Dilbilimsel Tipoloji ve Kanıtsallık ............................................................... 78 3. BÖLÜM: İNCELEME .......................................................................................... 83 3.1. Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe Seti .............................................................. 83 3.1.1. Yeni Hitit 1 (Temel) ......................................................................................... 84 3.1.2. Yeni Hitit 2 (Orta) ............................................................................................ 99 3.1.3. Yeni Hitit 3 (Yüksek) ....................................................................................... 101 3.2. Yedi İklim Türkçe Seti ....................................................................................... 107 3.2.1. Yedi İklim A1-A2 (Temel) ............................................................................ 108 3.2.1.1. Yedi İklim A1 .............................................................................................. 108 3.2.1.2. Yedi İklim A2 .............................................................................................. 110 3.2.2. Yedi İklim B1-B2 (Orta) .................................................................................. 113 3.2.2.1. Yedi İklim B1 ................................................................................................ 113 3.2.2.2. Yedi İklim B2 ................................................................................................ 113 SONUÇ ...................................................................................................................... 120 KAYNAKÇA ............................................................................................................ 126 EK 1. Etik Kurul İzin Muafiyeti Formu .................................................................... 137 EK 2. Orijinallik Formu ............................................................................................ 139 EK 3. Turnitin Benzerlik İndeksi .............................................................................. 141 ix KISALTMALAR DİZİNİ AOBM: Avrupa Ortak Başvuru Metni YİT: Yabancılar için Türkçe TÖS: Türkçe Öğretim Seti YDTÖ: Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi x TABLOLAR DİZİNİ Tablo 1: Karmaşık Sistemlerde Kanıtsallık Sınıflandırılması ................................... 12 Tablo 2: Kanıtsallık Sistemlerinin Anlamsal Değişkenleri ........................................ 16 Tablo 3: ‘’-mIş’’ ve ‘’-ImIş’’ biçimbirimlerinin karşılaştırılması ............................. 26 Tablo 4: ‘’-DI’’ ve ‘’-mIş’’ biçimbirimlerinin zaman, görünüş ve kip değerlerinin anlamsal özellikleri .................................................................................................... 42 Tablo 5: Türkçede kanıt türleri .................................................................................. 52 Tablo 6: Aikhenvald (2004) Türkçe kanıtsallık sınıflandırması revizyonu ............... 53 Tablo 7: ‘’-ImIş’’ biçimbiriminin özellikleri ............................................................. 55 Tablo 8: Ortak Yetenek Düzeyleri – Bütüncül Basamak (AOBM) .......................... 64 Tablo 9: Ortak Yetenek Düzeyleri – Özdeğerlendirme Çizelgesi (AOBM) .............. 66 Tablo 10: Dilbilgisel Doğruluk (AOBM) .................................................................. 69 Tablo 11: Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe Ders Kitaplarındaki ‘’-DI’’ ve ‘’-mIş’’ biçimbirimlerinin ünitelere dağılımı .......................................................................... 84 Tablo 12: Yedi İklim Türkçe Öğretim Seti Ders Kitaplarındaki ‘’-DI’’ ve ‘’-mIş’’ biçimbirimlerinin ünitelere dağılımı .......................................................................... 107 xi ŞEKİLLER DİZİNİ Şekil 1. Kanıt Türleri Sınıflandırması ........................................................................ 8 Şekil 2. Kanıtsal Değerlerin Sınıflandırılması ........................................................... 11 Şekil 3. Zamanın gösterimi ....................................................................................... 35 Şekil 4. ‘’-DI’’ biçimbiriminin zaman, görünüş ve kiplik çerçevesinde incelenmesi….44 Şekil 5.‘’-mIş’’ biçimbiriminin zaman, görünüş ve kiplik çerçevesinde incelenmesi .... 47 Şekil 6. Üç genel düzeyli ağaç gösterimi (AOBM) ................................................... 64 Şekil 7. Üç Boyutlu Dilbilgisi Çerçevesi ................................................................. 74 Şekil 8. Üç Boyutlu Dilbilgisi Şeması ....................................................................... 75 Şekil 9. Kanıtsallığın anlamsal ayrımı ....................................................................... 79 Şekil 10. Kanıtsallığın işaretlenmesi .......................................................................... 80 Şekil 11. Yeni Hitit YİT Temel 1 ‘’1. Tamamlayalım, eşleyelim, yanıtlayalım’’….85 Şekil 12. Yeni Hitit YİT Temel 1 ‘’2. Yerleştirelim’’ ............................................... 86 Şekil 13. Yeni Hitit YİT Temel 1 ‘’Geçmiş Zaman (Belirli)’’ ................................. 86 Şekil 14. Yeni Hitit YİT 1 Temel 1 ‘’4. İşaretleyelim’’ ve ‘’5. Tamamlayalım’’ ..... 87 Şekil 15. Yeni Hitit YİT Temel 1 ‘’6. Tamamlayalım, düzeltelim’’ ve ‘’7. Formu dolduralım’’................................................................................................................ 88 Şekil 16. Yeni Hitit YİT Temel 1 ‘’9. İşaretleyelim, düzeltelim’’ ............................ 89 Şekil 17. Yeni Hitit YİT Temel 1 ‘’11. İşaretleyelim’’ ............................................. 89 Şekil 18. Yeni Hitit YİT Temel 1 ‘’1.Yerleştirelim, Eşleyelim’’ .............................. 91 Şekil 19. Yeni Hitit YİT Temel 1 ‘‘Yeni Hitit YİT Temel 1 ‘’Geçmiş Zaman (Belirsiz)’’ .................................................................................................................................... 91 Şekil 20. Yeni Hitit YİT 1 Temel 1 ‘’3. Tamamlayalım’’ ......................................... 92 Şekil 21. Yeni Hitit YİT Temel 1 Koşaç Tümcesi (Rivayet Kipi) ............................ 93 Şekil 22. Yeni Hitit YİT Temel 1 ‘’5. Tamamlayalım’’ ............................................ 93 Şekil 23. Yeni Hitit YİT Temel 1 ‘’7. Aktaralım’’ .................................................... 94 Şekil 24. Yeni Hitit YİT Temel 1 ‘’10. Tamamlayalım, dinleyelim’’ ‘’Şimdiki Zaman (Rivayet Kipi) ve Gelecek Zaman (Rivayet Kipi)’’ .................................................. 95 Şekil 25. Yeni Hitit YİT Temel 1 ‘’11. Tamamlayalım’’ .......................................... 96 Şekil 26. Yeni Hitit YİT Temel 1 ‘’13. Tamamlayalım, sürdürelim’’ ve ‘’14. Yerleştirelim’’ ............................................................................................................ 97 xii Şekil 27. Yeni Hitit YİT Temel 1 ‘’15. Okuyalım, doğrusunu yazalım’’ ve ‘’16. Dinleyelim, işaretleyelim’’ ........................................................................................ 98 Şekil 28. Yeni Hitit YİT Temel 1 Geniş Zaman (Rivayet Kipi) ............................... 99 Şekil 29. Yeni Hitit YİT Orta 2 ‘’Gereklilik Kipi (Rivayet Kipi)’’ .......................... 100 Şekil 30. Yeni Hitit YİT Yüksek 3 ‘’Bileşik Zamanlar (Rivayet)’’ ......................... 101 Şekil 31. Yeni Hitit YİT Yüksek 3 ‘’10. Tamamlayalım ve 11. Tamamlayalım’’ ... 102 Şekil 32. Yeni Hitit YİT Yüksek 3 ‘’Bileşik Zamanlar (Koşul)’’ ............................ 103 Şekil 33. Yeni Hitit YİT seti ders kitaplarındaki ‘’-DI’’ biçimbiriminin biçim, anlam ve kullanım boyutlarında incelenmesi ........................................................................... 104 Şekil 34. Yeni Hitit YİT seti ders kitaplarındaki ‘’-mIş’’ biçimbiriminin biçim, anlam ve kullanım boyutlarında incelenmesi ........................................................................... 105 Şekil 35. Yedi İklim Türkçe A1 ‘’4. Tamamlayalım, cevaplayalım.’’ ...................... 108 Şekil 36. Yedi İklim Türkçe A1 ‘’5. Okuyalım, inceleyelim’’ .................................. 109 Şekil 37. Yedi İklim Türkçe A1 ‘’5. Okuyalım, yazalım.’’ ....................................... 110 Şekil 38. Yedi İklim Türkçe A2 ‘’7. Okuyalım ve 9. Yeniden yazalım.’’................. 110 Şekil 39.Yedi İklim Türkçe A2 ‘’5. Okuyalım, sıralayalım ve 6. Masal yazalım.’’.. 112 Şekil 40. Yedi İklim Türkçe A2 ‘’5. Okuyalım, cevaplayalım.’’.. ............................ 112 Şekil 41. Yedi İklim Türkçe B2 ‘’4. İnceleyelim, tamamlayalım.’’ .......................... 113 Şekil 42. Yedi İklim Türkçe B2 ‘’5. Dinleyelim, tamamlayalım, işaretleyelim.’’.. .. 115 Şekil 43. Yedi İklim Türkçe B2 ‘’7. Yazalım.’’.. ...................................................... 115 Şekil 44. Yedi İklim Türkçe seti ders kitaplarındaki ‘’-DI’’ biçimbiriminin biçim, anlam ve kullanım boyutlarında incelenmesi ...................................................................... 116 Şekil 45. Yedi İklim Türkçe seti ders kitaplarındaki ‘’-mIş’’ biçimbiriminin biçim, anlam ve kullanım boyutlarında incelenmesi ...................................................................... 118 1 1. BÖLÜM: GİRİŞ Geçmişten günümüze hızla artmaya devam eden uluslararası ilişkiler, bireyleri kendi ana dilleri ile yetinmeyip başka ulusların dillerini öğrenmeye ve iletişim kurmaya yönlendirmektedir. Siyasi, ekonomik, ticari, kültürel faktörler ve bu unsurlara bağlı olarak küreselleşmenin getirilerinden olan mesafelerin yakınlaşması, iletişim kurabilmek için ortak bir dili konuşabilme arzusu yabancı dil öğrenimini gerekli kılmaktadır. Türkçe günümüzde Türkiye’nin tarihi, siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkileriyle ön plana çıkmasıyla öğrenilmek istenen bir dil konumuna gelmiştir. Türkçenin uluslararası tanınırlığının artmasıyla yabancı dil olarak öğretimi de hız kazanmıştır. Günümüzde olduğu gibi geçmişte de çeşitli faktörler sebebiyle Türkçe öğrenimine talep bulunmaktaydı. Tarihsel süreçte çok sistematik bir öğretim planı olmasa da günümüzde üniversitelerin lisans programlarına ek olarak, lisansüstü düzeylerde yüksek lisans ve doktora programlarında ‘’Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi, Yabancılara Türkçe Öğretimi’’ gibi bölümlerle akademik çalışmalar yapılmaktadır. Türkiye’de yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanında yapılan çalışmalar lisans ve lisansüstü programlar haricinde üniversitelerin kendi bünyelerinde açtıkları dil öğretim merkezlerinde de devam etmektedir. Türkçenin yüzyıllar öncesine dayanan öğretimi, bu amaçla Kaşgarlı Mahmut tarafından yazıldığı bilinen ilk eser Divanı Lügati’t-Türk ile başlamış günümüzde ise üniversitelerin dil öğrenim merkezleri ve devlet destekli kurum ve kuruluşlar tarafından hazırlanmış çeşitli kitap setleri ile devam etmektedir. Bu tez çalışmasının da evrenini oluşturan üniversitelerin dil öğrenim merkezleri ve farklı kurum kuruluşlar tarafından hazırlanan kitap setleri, alanda öğrenici ve öğreticilere en büyük kaynak olmuştur. Dolayısıyla bu kitap setlerinin farklı açılardan incelendiği çalışmalar, ilgili setler ve yabancı dil olarak Türkçe öğretimindeki eksikleri görmeye ve gerekli aksiyonları almaya yardımcı olduğu düşünülmektedir. Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi amacıyla kullanılan kitaplarda dört temel dil becerisinin etkili öğrenilmesinde hedef kitleye ve seviyelere uygun dilbilgisi öğretimi önemli bir yere sahiptir. Dil, içerisinde görevli pek çok unsurla sistematik bir bütündür. Bu unsurların bir araya geliş biçimini, biçimsel yapılarını ve kurallarını genel bir 2 yaklaşımla dildeki sistematiği ortaya koyan çalışma alanı, dilbilgisidir. Dilbilgisi, sınırlı malzeme ile sınırsız bir üretim sürecidir. Her ne kadar alanyazında dilbilgisi öğretiminin gerekliliğine dair tartışmalar olsa da öğrenicilerin okuma, yazma, dinleme ve konuşma becerilerinin hepsiyle ilişkili olan dilbilgisinin, öğrenicilerin dili kullanmaları ve iletişimi sağlayabilmeleri için öğretiminin gerekli olduğu düşünülmektedir. Bu çerçevede Türkçenin yapı ve kuralları bağlam içerisinde uygulamalarla kavratılmalı, öğrenicilerde dil yapılarına olan hassasiyetin ve dil bilincinin oluşturulması için dört temel dil becerisiyle bütünleştirilmiş bir dilbilgisi öğretimi yapılması gerektiği düşünülmektedir. Dilbilgisel yapılar, kural ve biçimlerden oluşmakta, kullanıldığı bağlama göre farklı anlamlar ifade edebilmektedir. Yalnızca dilsel yapılara odaklanmanın öğrenicilerin bu yapıları gerçek hayatta uygulamaya koyamadığı sürece bir anlam ifade etmediği düşünülmektedir. Öğrenicinin yalnızca yapıya odaklandığı dilbilgisi öğretiminde, öğrenici belirli kalıplar ve cümleler içerisinde dilbilgisel yapıyı mekanikleştirmektedir. Bu sebeple dilbilgisel yapıların yalnızca biçim olarak ele alınmaması, iletişimde bir anlam ifade edebilmesi için uygun bağlamlarda kullanılmasının da öğretilmesi gerektiği düşünülmektedir. Dört temel dil becerisiyle ilişkilendirilerek biçime, anlama ve kullanıma odaklanılan dilbilgisi öğretiminde öğrenicinin dili anlamlandırması ve iletişim ihtiyacını karşılaması beklenmektedir. Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde dilbilgisinin öğrenicilere farkındalık kazandırarak yol gösterdiği düşünülmektedir. Bu çalışma çerçevesinde konuşurun bilgiyi elde etme biçimini gösteren ayrı bir dilbilgisi kategorisi olan kanıtsallık kategorisinin, yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kullanılan ders kitaplarındaki yeri tartışılmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde problem durumuna, araştırmanın amacına ve önemine, araştırma sorularına, araştırma sınırlılıklarına ve modeline değinilmiştir. 1.1. PROBLEM DURUMU Dilbilgisi, yabancı dil öğretiminde dört temel dil becerisinin etkili olarak eliştirilmesine yarayan, dilin yapısını oluşturan önemli bir bütünleyici beceri alanıdır. Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde geçmiş zaman dilbilgisi konusunun öğretiminde, öğrenici hatalarını analiz eden çalışmalara dayanarak zorluklar yaşandığı görülmektedir. Dünya dillerinin önemli bir çoğunluğunun geçmiş zaman öğretiminde öğreniciler belirli ya da belirsiz, 3 duyulan, öğrenilen ya da görülen gibi ayrımlara tabi tutulmamaktadır. Yabancı dil olarak Türkçe öğrenicilerinin karşılaştığı belirli ya da belirsiz, duyulan, öğrenilen ya da görülen gibi anlamsal ayrımların öğrenim sürecini zorlaştırdığı düşünülmektedir. Bu çalışmada konuşurun öğrenme, duyma, görme gibi dilde bilgiyi nasıl ve hangi kaynaklar aracılığıyla elde ettiğini işaret eden kanıtsallık kategorisinin yabancı dil olarak Türkçe ders kitaplarındaki yeri incelenmektedir. 1.2. ARAŞTIRMANIN AMACI VE ÖNEMİ Bu çalışmanın amacı yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde ‘’-DI’’ ve ‘’-mIş’’ biçimbirimlerinin kanıtsallık işlevlerinin incelenmesi ve yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde en çok kullanılan öğretim materyallerinden olan Yeni Hitit Yabancılar için Türkçe ve Yedi İklim Türkçe öğretim setlerinin ders kitaplarının incelenmesidir. Bu tez çalışmasının alanyazında kanıtsallık kategorisi ile ilgili çalışmaların azlığından ve belirtilen öğretim setlerinin ‘’-DI’’ ve ‘’-mIş’’ biçimlerinin kanıtsallık işlevinin öğretimine yönelik bir bakışla incelenmesi bakımından önemli olabileceği düşünülmekle beraber gelecek araştırmalara akademik bir katkı sağlaması umulmaktadır. 1.3. ARAŞTIRMA SORULARI Bu çalışmada yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde ‘’-DI’’ ve ‘’-mIş’’ biçimbirimlerinin kanıtsallık işlevlerini incelemeye yönelik aşağıdaki araştırma soruları ele alınmaktadır. 1. İncelenen YDTÖ kitaplarında ‘’-DI’’ ve ‘’-mIş’’ biçimbirimleri biçim, anlam ve kullanım bakımından nasıl ele alınmıştır? 2. İncelenen YDTÖ kitaplarında ‘’-DI’’ ve ‘’-mIş’’ biçimbirimlerinin öğretimi seviyelere göre nasıl farklılaşmaktadır? 3. İncelenen YDTÖ kitaplarında ‘’-DI’’ ve ‘’-mIş’’ biçimbirimlerinin öğretiminde alıştırmalar kanıtsallık işlevlerini kavratma konusunda yeterli midir? 4 1.4. ARAŞTIRMA SINIRLILIKLARI Bu tez çalışması yabancılara Türkçe öğretme amacıyla Ankara Üniversitesi tarafından hazırlanan Yeni Hitit Yabancılar için Türkçe ile Yunus Emre Enstitüsü tarafından hazırlanan Yedi İklim Türkçe setlerinin ders kitaplarının ‘’-DI’’ ve ‘’-mIş’’ biçimbirimlerinin konu olduğu üniteler ile sınırlı tutulmuştur. Bu sınırlılıkta Yeni Hitit Yabancılar için Türkçe setinde 1 (Temel), 2 (Orta) ve 3 (Yüksek) düzeylerinin ders kitapları, Yedi İklim Türkçe setinin A1, A2 ve B2 düzeylerinin ders kitapları ele alınmıştır. Yedi İklim Türkçe B1 kitabında ‘’-DI’’ ve ‘’-mIş’’ biçimbirimlerinin yer aldığı bir ünite olmadığından, C1 ve C2 kitaplarında ise ilgili biçimbirimlerin dilbilgisi öğretimi yönünden ayrı bir başlıkta ele alınmaması sebebiyle araştırma sınırlılıkları dışında tutulmuştur. 1.5. ARAŞTIRMA MODELİ Bu tez çalışmasında nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi tekniği kullanılmıştır. Doküman incelemesi, araştırılması hedeflenen olgu veya olgular hakkında bilgi içeren yazılı materyallerin analizini kapsamaktadır. Geleneksel olarak doküman incelemesi dilbilimcilerin, tarihçilerin ve antropologların kullandığı bir yöntem olarak bilinmektedir (Yıldırım ve Şimşek, 2011, s.187). Çalışmada veriler Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe 1, 2 ve 3 ve Yedi İklim Türkçe Öğretim Seti A1, A2 ve B2 ders kitaplarının doküman analizi ile incelenmesiyle elde edilmiştir. 5 2. BÖLÜM: KURAMSAL ÇERÇEVE 2.1. KANITSALLIK Dilde her sözcenin aktardığı durum ya da olaya ilişkin bir bilgi kaynağı bulunmaktadır. Konuşur, önermesinde ifade ettiği bilgiyi nasıl ve hangi kaynaklar aracılığıyla elde ettiğini dile getirmektedir. Dünya dillerinin yaklaşık olarak dörtte biri konuşurun ifade ettiği bilginin kaynağını belirten dilbilgisel kategorilere sahiptir. Birincil anlamı konuşurun bilgiyi ‘’nasıl’’ ve ‘’hangi yol’’ ile edindiğini göstermek olan bu kategori kanıtsallık (evidentiality) olarak adlandırılmaktadır (Aikhenvald, 2003, s. 1). Türkçe alanyazında ‘’evidentiality’’ kavramı ‘’kanıtsallık, tanıtsallık, delile dayalılık’’ gibi farklı kavramlarla ifade edilmektedir. Kanıtsallık, konuşurun ifade ettiği durum ya da olaya ilişkin olan kanıtları ortaya koyan bir kategoridir. Willet’e (1988) göre kanıtsallık, konuşurun ifade ettiği önerme ve kanıyla ilgili bilginin nasıl elde edildiğinin anlamsal göstergesidir. Benzer şekilde Aslan Demir (2013) kanıtsallığın kavram alanını bilginin kaynağına ve türüne işaret eden anlamsal değerlerin saptanması ve gösterilmesi olarak çizmiştir. Kanıtsallığı, ‘delile dayalılık’ olarak adlandıran Kılıç (2005) da bu kavramın tanımını, konuşurun önermenin doğruluk değeri hakkında tavır takınması ve bilginin kaynağına gönderimde bulunması olarak yapmaktadır. Anderson (1982) kanıtsallığı, konuşurun önermesinde iddia ettiklerine ilişkin kanıtları olarak ifade etmektedir. De Lancey’e (2001) göre kanıtsallık, genel olarak önermenin aktardığı bilginin kaynağının dilbilgisel olarak işaretlenmesi şeklinde tanımlanmaktadır. Bilginin kaynağı, konuşurun ifade ettiği durum ya da olayla ilişkili olarak ‘’görme, duyma, dolaylı bir kanıttan çıkarım yapma, başkasından öğrenme’’ kavramları açısından değerlendirilerek saptanmaktadır. Aikhenvald (2004), kanıtsallık sistemlerinin dillerde ikiye ayrıldığını belirtmektedir. Buna göre diller bilginin kaynağını ve türünü belirten ve belirtmeyen diller olarak ikiye ayrılmaktadır. Bilginin kaynağını ve türünü belirten diller, kodlanan bilgi kaynağının sayısına ve kodlanış biçimine göre de birbirinden farklılaşmaktadır (Aikhenvald, 2003, s. 1 ve 2004, s. 2). Her dilde bilginin kaynağını ortaya koyan kanıtsal değerler dilin anlamsal ve biçimsel alanına göre değişebilmektedir. Her dil kendi sistematiğine özgü belirli durumlar ekleme özgürlüğüne sahiptir. Bir diğer deyişle, kanıtsallar farklı yüzey yapılarına sahip olabilmektedir (Plungian, 2001, s. 351). 6 Kanıtsalların farklı yüzey yapılarına sahip olmalarından dolayı dilden dile değişiklik gösterdiğinden söz edilebilmektedir. Dünya dillerinin bir kısmında bilgi kaynağı dilbilgisel olarak belirtilmek zorundadır. Kanıtsallığı dilbilgisel olarak işaretleyen diller, bilginin kaynağını eylem çekim ekleri ve klitikler aracılığıyla göstermektedir. Dillerin diğer bir kısmı ise kanıtsallığı dilbilgisel olarak işaretlemese de bilginin kaynağının yansıtıldığı farklı yollara sahiptir. Bu tür dillerde çoğunlukla sözcük, cümle ve yapı temelli ifade edilen kanıtsallık anlamına İngilizceden ‘’allegedly, evidently, assumingly’’ sözcükleri ve ‘’I hear that, they say, I guess’’ ifadeleri örnek verilebilir (Aikhenvald, 2004, ss. 7-10). Her dil belirttiği bilgi kaynağını bir şekilde ifade etmektedir. İngilizce ve Almanca gibi bazı dillerde bilginin kaynağı yalnızca sözcük ve cümle temelli olarak kodlanırken, Türkçe ve Quechua gibi dillerde bilginin kaynağı eylem çekim ekleri ve eylem parçacıkları gibi dilbilgiselleşmiş biçimlerle kodlanmaktadır. İngilizcenin bilgi kaynağını dilbilgisel olarak işaretlemeyen bir dil olduğu ifade edilen çalışmada, bilgi kaynağını aktarmada sözcüklerden ve ana cümlelerden yararlanıldığı durumlar örneklerle sunulmuştur (Fitneva, 2009, ss. 1-2): (1) Apparently John wrote a letter. (Görünüşe göre John mektup yazdı.) (2) Reportedly John wrote a letter. (Söylediğine göre John mektup yazdı.) (3) I saw John write a letter. (John’un mektup yazdığını gördüm.) Türkçenin ise bilgi kaynağını dilbilgisel olarak işaretleyen bir dil olduğu aşağıda verilen örneklerle belirtilmiştir. (4) John mektup yazdı. (John’un mektup yazdığını gördüm.) (5) John mektup yazmış. (John’un mektup yazdığına dair dolaylı kanıtım var.) (6) John mektup yazmıştır. (John’un mektup yazdığını genel bilgimle kendim çıkardım.) Chafe (1986), İngilizcenin kanıtsallığı bir ek sistemi halinde kodlamadığını ancak kanıtsallık araçları açısından zengin bir dil olduğunu ifade etmektedir. Deyimsel ifadeler, zarflar ve sıfatlar kanıtsallık aktarabilmektedir. İngilizcede konuşur, bilginin kaynağına bağlı olarak güvenirlik derecesini bildirmede ‘’ maybe, certainly, probably, may, might, possibly, undoubtedly, surely’’ gibi zarf ve yardımcı eylemler; inanç veya düşüncelerini bildirmede ‘’ I think, I guess, I suppose’’ gibi ifadeler; doğrudan kanıt bildirmede ‘’ must, seem to, obvious, evidently’’ gibi ifadeler; dolaylı bir kanıtı bildirmede ise ‘’people say, she said’’ ifadelerine benzer ifadeler kullanmaktadır. Her dil farklı yüzey yapılarıyla bilginin kaynağını işaretlediğinden dolayı kanıt türleri ve dillerin kanıt türlerine göre 7 sınıflandırılması çalışmanın önemli noktalarından birini oluşturmaktadır. Bu bağlamda ‘’2.1.1. Kanıt Türleri’’ başlığında çalışmacıların farklı dünya dillerini inceledikleri çalışmalardan yola çıkarak betimledikleri kanıt türleri ve bu kanıt türlerine göre dillerin sınıflandırılması tartışılmıştır. 2.1.1. Kanıt Türleri Konuşurun önermesinde verdiği bilginin kaynağını yansıtan kanıtlar, geleneksel sınıflandırmalarda doğrudan ve dolaylı kanıt olarak ikiye ayrılmaktadır. Doğrudan kanıtsallar, konuşurun olaya tanık olduğu durumlarda kullanılmaktadır. Dolaylı kanıtsallar ise konuşurun kişisel olarak durumu ya da olayı gözlemlemediği, sürece şahit olmadığı ya da başkalarından duyduğu durumlarda kullanılmaktadır. Konuşur, durum ya da olaya tanık olmadığı durumlarda bilgiyi çıkarım yoluyla ya da bir başkasından duyma ile elde etmektedir (Cornille, 2009, s. 45). Anderson (1986) tipolojik bir yaklaşımla evrensel kanıtsallık çerçevesine ulaşmaya çalıştığı çalışmasında kanıtsal anlamlar için bir zihin haritası oluşturarak anlamlar arasında yakınlık ve uzaklık ilişkisinin kurulabileceğini ifade etmektedir. Evrensel kanıtsallık çerçevesi oluşturmayı hedefleyen çalışmada öncelikli olarak kanıt türlerinin ne olduğu açıklanmakla başlanmış ve dört kriter tanımlanmıştır (Anderson, 1986, ss. 274- 275): 1. Kanıtsallar, konuşurun iddiasına ilişkin doğrulama türlerini ortaya koymaktadır. Bu doğrulama türleri; a. doğrudan kanıt + gözlem (çıkarım gerekmez) b. kanıt + çıkarım c. çıkarım (kanıt açıkça belirtilmemiş) d. mantıksal beklentiler e. kanıtın görsel, işitsel vb. olması olarak gruplanmıştır. 2. Kanıtsallar tek başlarına cümlenin ana yüklemi değildir, daha çok herhangi bir durum ya da olayla ilgili gerçeklere dayanan bir iddiaya eklenen belirginleştirici işaretleyicilerdir. 3. Kanıtsalların birincil ve temel anlamı kanıt belirtmeleridir. 4. Biçimbilimsel olarak kanıtsallar, çekim eki, klitik ya da bağımsız sözdizimsel ögeler olabilmektedir. 8 De Haan (1998), Anderson’ın (1986) yukarıda belirtilen dört kriterini sırasıyla anlambilimsel, sözdizimsel ve kanıtsal çıkarımı olan diğer kategorileri belirleyen kriterler olarak yorumlamaktadır. Willet (1988), Anderson’ın (1986) konuşurun önermesinde iddia ettiklerine ilişkin kanıtları olarak ifade ettiği kanıtsallık tanımının en uygulanabilir tanım olduğunu belirtmiştir. Willet (1988) bu tanımı temel alarak kanıtsallığı dilbilgiselleştirmiş olan 38 dili incelemiştir. Çalışmasında temel kanıtsallık değişkenlerini doğrudan veya dolaylı olarak tanımlamıştır. Bu değişkenlerde konuşurun bilgi kaynağının ilk elden veya ikinci elden bir kaynak olup olmadığı ifade edilmeye çalışılmaktadır. Bu çalışmadaki 38 dilin verilerinden hareketle, dillerin doğrudan ya da dolayı kanıt ayrımında atanmış ya onaylı, aktarım ve çıkarım olmak üzere üç farklı türe ayrılma eğiliminde olduğu belirtilmiştir. Doğrudan kanıt, onaylanmış, atanmış kanıtlar olarak üç alt gruba ayrılmaktadır. Bu kanıt türleri, görsel, işitsel ve diğer duyular olmak üzere konuşurun tanık olduğu, deneyimlediği olay ya da durumları aktarmaktadır. Dolaylı kanıt ise, aktarım ve çıkarım kanıt alt gruplarıyla ikiye ayrılmaktadır. Konuşur aktarım kanıt türünde, ikinci el, üçüncü el ve folklör olmak üzere bilgi kaynaklarını işaret etmektedir. Çıkarım kanıt türünde, konuşurun olayın izlerinden, sonuçlarından ya da sürecinden hareketle sonuca dayalı ve mantığa dayalı olarak bir yargı belirlediği durumlar işaret edilmektedir. Dolaylı kanıtlar, doğrudan kanıt türünün görsel, işitsel ve diğer duyular olarak ayrıldığı alt gruplara zıt kanıtlar olarak değerlendirilmiştir (Willet, 1988, ss. 52-57). Şekil 1. Kanıt Türleri Sınıflandırması (Willet, 1988, s. 57) Kanıt Türleri Doğrudan Dolaylı Onaylı Aktarım Çıkarım İkinci el Sonuçsal Görsel İşitsel Diğer Duyular Üçüncü el Mantıksal Folklör 9 1. Doğrudan Kanıt: Konuşurun duruma bizzat tanık olduğu, algıladığı durumları belirtir. Algılanan kanıtın hangi duyu organı aracılığıyla elde edildiği her zaman adlandırılmayabilir. a. Görsel Kanıt: Konuşur önermesinde ifade ettiği durum veya olayı gördüğünü belirtir. b. İşitsel Kanıt: Konuşur önermesinde ifade ettiği durum veya olayı işittiğini belirtir. c. Diğer Duyulara Dayanan Kanıt: Konuşur önermesinde ifade ettiği durum veya olayı görme ve duyma harici bir duyu aracılığıyla elde ettiğini belirtir. 2. Dolaylı Kanıt: Konuşur önermesinde ifade ettiği durum veya olayı doğrudan algılamadığını, bilgiyi bir başkasından duyarak ya da kendi çıkarımlarıyla edindiğini belirtir. a. Aktarımsal Kanıt: Konuşur önermesinde ifade ettiği durum veya olayı sözlü iletişim sonucu edinmiştir. a.1. İkinci El Kanıt: Konuşur durum veya olayı doğrudan şahit olan birisinden aldığı duyumla belirtir. a.2. Üçüncü El Kanıt: Konuşurun bilgiyi edindiği kişinin durum veya olaya doğrudan şahit olmadığı durumları belirtir. a.3. Folklör: Konuşurun bilgiyi sözlü tarih, gelenek ve kültür aracılığıyla edindiği durumları belirtir. b. Çıkarımsal Kanıt: Konuşur durum veya olayın gözlemlenebilir izlerine ya da sonuçlarına göre değerlendirdiği, mantık yürüttüğü durumları belirtir. b.1. Sonuca Dayalı Kanıt: Konuşurun durum veya olaya ait gözlemlenebilir iz, sonuç ya da süreçle ilgili kanıtlardan yola çıkarak bilgiye ulaştığı durumları belirtir. b.2. Mantık Yürütme: Konuşurun bilgiyi mantık, önsezi gibi zihinsel ve bilişsel süreçlerle edindiği durumları belirtir. Plungian (2001), Willet’in (1988) çalışmasını kanıtsallık sorunsalını en iyi özetleyen sınıflandırma olarak görmesinin yanı sıra birtakım zorunlu düzenlemeler yapılması gerektiğini ifade etmektedir. P adıyla tanımlanmış bir durum için konuşur P’ye dair bilgi kaynaklarını kanıtsal değerlerle ifade etmektedir. Bu kanıtsal değerler genelde üç ana kaynağa ayrılmaktadır (Plungian, 2001, ss. 351-352): 1. ‘’Konuşur P durumunu doğrudan gözlemlemiştir.’’ Bu gözlem görsel değer taşımaktadır. P, konuşurun görüş alanındadır. 2. ‘’Konuşur P’yi görsel olarak algılamamıştır ancak doğrudan algılamıştır.’’ Bu durumda konuşurun algılama yöntemiyle ilgili bir ayrım yapılmaktadır. Konuşurun görme duyusunu kullanmaması ya da görme duyusunu kullanmasına ihtiyacı olmaması durumları arasında temel farklılıklar bulunmaktadır. İlk durumda, konuşurun P durumunu algılaması aslında görsel değildir ancak prensipte görsel olabilir. Bu durumu açıklamak için evine doğru koşan biri ele alındığında, konuşurun bu eylemi gördüğü ya da duyduğu 10 söylenebilir. Bu durum tamamen konuşurun gözleminin türüne bağlıdır. Benzer bir örnek olarak bahçedeki bir çiçek, bilginin kaynağı dolayısıyla kanıt türü olarak ele alınabilir. Bu kanıt türü konuşur tarafından koklanabilir, görülebilir ya dokunulabilir. Bu durum ‘duyuşsal’ değeri ortaya çıkartmaktadır. Görme haricindeki insan duyularının tümü duyuşsal alanda incelenmektedir. Görsel olmayan kanıtın alt türlerinden biri olan duyuşsal (sensoric) kanıtın yanı sıra bir diğer kanıt türü ise görsel ya da diğer duyuşsal algıların mümkün olmadığı durumları kapsamaktadır. Konuşurun niyetleri, amaçları, istekleri gibi diğer gözlemlenemeyen bireye özgü olan durumlar yer almaktadır. Zihinsel, duygusal ve fizyolojik durumlarla ilgili kanıtlar içsel durum (endophoric) başlığı altında yer almaktadır. 3. ‘’Konuşurun P durumuna doğrudan erişimi bulunmamaktadır.’’ Konuşur P durumdan zamansal ve mekansal olarak ayrıdır. Bunun sonucunda P durumu doğrudan algılanmamıştır. Ancak konuşurun asıl bilgiyle ilgili başka bilgilere doğrudan erişimi bulunmaktadır. Bilgiye giden yolda kanıta dolaylı olarak ulaşmada en sık yapılan sınıflandırma üçlü sınıflandırmadır: 3.1. Konuşur P durumuyla ilgili olduğunu düşündüğü başka bir durumu doğrudan gözlemlemiştir. Bunun sonucunda P durumuna dair bir çıkarımda bulunmuştur. 3.2. Konuşur P durumunun olası olduğunu gösteren basit bilgilere sahiptir. Bilgisinin doğrultusunda P durumuyla ilgili varsayımda bulunmuştur. 3.3. Konuşur bilgiyi bir başkasından edinmiştir. Bu durumda ifade alıntılama değeri taşımaktadır. Alıntılamada bazı ek ayrımlar yapılabilmektedir. Başkasından edinilen bilgi dolaylı anlatım olabilir. Bu durumda koşul olarak bilginin tanınan bir kişiden aktarılması yer almaktadır. Bilgi, genel bir ikinci el bilgi olabilir. Bu durumda tanınmayan ya da anonim kişilerden aktarılmaktadır. Son olarak başkasından edinilen bilgi gelenek ya da ortak bilgi olabilir. Bu durumdan belirli bir yazardan bahsetmek mümkün değildir. Plungian (2001) alıntılamanın aslında çıkarımsal değerin bir türü gibi ele alınabileceğinden bahsetmiştir. Alıntılama değerlerinin, beklenmedik bilginin (mirative) yerini kanıtsallık açısından daha detaylı incelemiştir. Bu sınıflandırmanın yol açtığı sorunlara karşı dolaylı kanıtın alt gruplarının düzenlenmiş hali sunulmuştur. Yeni sınıflandırmada, konuşurun P durumunun belirtilerine eşzamanlı erişimi olabilir ya da 11 konuşur P durumunun izlerine ya da sonucuna dair kanıtlara sahip olabilir, ya da konuşur P durumunun gerekçelerine ve sebeplerine dair kanıta sahip olabildiği belirtilmiştir. Şekil 2. Kanıtsal Değerlerin Sınıflandırılması (Plungian, 2001, s. 353) Kanıt Türleri Doğrudan Kanıt Dolaylı Kanıt Görsel Görsel Olmayan Çıkarımsal Mantık Yürütme Duyuşsal İçsel Durum Eşzamanlı Artzamanlı (sensoric) (endophoric) (synchronic) (retrospective) Aktarma, başka bir aracı vasıtasıyla elde edilmiş bilgiyi yansıtan tek kanıtsal değer olarak nitelendirilmiştir. Çıkarım, görsel, görsel olmayan diğer tüm kanıt türlerinde konuşur P durumuna doğrudan ulaşabilmekte ya da en azından P durumuyla ilgili bazı dolaylı göstergelere ulaşabilmektedir. Aktarma ise konuşurun olaydan başka bir gözlemci bariyeriyle ayrıldığını göstermektedir. Bilginin kaynağına doğrudan ya da dolaylı göstergeler yardımıyla ulaşılamayan kanıt türü olan aktarma, en dolaylı kanıt olma ihtimalini taşımaktadır. Aktarmada konuşurun kişisel katılımından bahsedilememektedir. Aktarımsal olmayan diğer dolaylı kanıt türlerinde, konuşurun P durumuyla ilişkisinin sürdüğü varsayılmaktadır. Bu türlerde konuşur P durumunu doğrudan gözlemlemese dahi P durumuna ait izleri ya da süreci gözlemlediği varsayılmaktadır. Fakat aktarmada konuşurun duruma dahil olduğu, iz sürdüğü, sonuçlarına bakarak çıkarım yaptığı durumlar söz konusu değildir. Bu durumda konuşurun kişisel olarak dahil olduğu kanıtlar için doğrudan kanıt ve dolaylı kanıtlardan çıkarımsal ve varsayımsal kanıtlar ele alınmaktadır. Aktarım kanıtları kişisel kanıtlardan sayılmamıştır. Her dilde aktarma ifade eden kullanımlarda aynı hassasiyet ve problem ortaya çıkmamaktadır. Bir tarafta konuşurun katılımını bir parametre olarak kabul eden diller vardır. Quechua, Letonca ve Lezgince gibi diller aktarım ve aktarım olmayan türler arasında ayrım yapmaktadırlar. 12 Diğer tarafta en temel ayrımı doğrudan ve dolaylı kanıt arasında yapan diller bulunmaktadır. Aktarım kullanımları daha geniş olan dolaylı kanıt kategorisinde edimbilim ve bağlam çeşitliliği olarak ele alınmaktadır. Balkan ve Kafkas dillerinde bu kullanım mevcuttur, bu diller aktarım değerini çıkarımsal başlığı altında ele almaktadır. Bu iki sistemin yanı sıra daha karmaşık, her iki parametreye eşit önem veren diller de bulunmaktadır. Tibetçe, Samoyedce ve Kaliforniya Hint diller bu karmaşık sisteme örnek olarak verilmektedir. Bu karmaşık sistemlerde doğrudan kanıt, konuşurun dolaylı erişebildiği yansıtılmış kanıt ve konuşurun başkalarından edindiği aracılı kanıt olmak üzere üç farklı kanıt türü ayrımı yapılmaktadır (Plungian, 2001, ss. 352-353). Tablo 1. Karmaşık Sistemlerde Kanıtsallık Sınıflandırması (Plungian, 2001, s. 353) 1. Doğrudan Kanıt: Konuşurun P durumuna doğrudan erişimi vardır. 1.1. Görsel: P durumunu gördüm. 1.2. Duyuşsal: P durumunu algıladım. (P duyulmuş, tadılmış, koklanmış vb. olabilir.) 1.3. İç Durumsal: P durumunu hissettim. (P konuşurun iç durumudur. Açım, Uyumak istiyorum, Cevabı biliyorum, vb.) 2. Yansıtılmış Kanıt: Konuşurun P durumuyla ilişkili olan Q durumuna doğrudan erişimi bulunmaktadır. 2.1. Eşzamanlı Çıkarım: P durumuyla aynı anda gerçekleşen belirtileri, halleri, süreci gözlemleyebilirim. (O aç olmalı. Bununla ilgili belirtiler gösteriyor.) 2.2. Artzamanlı Çıkarım: P durumunun izlerini gözlemleyebilirim. (O burada uyumuş olmalı. Toplanmamış yatağını gördük.) 2.3. Mantık Yürütme: P durumunun böyle olduğunu biliyorum, çünkü Q durumunu biliyorum ve Q durumunun P durumunu gerektirdiğini biliyorum. (Bugün Salzburgda bir panayır olmalı. Bölgenin adetlerini, rutinlerini biliyorum.) 3. Aracılı Kanıt: Konuşur P durumuna ne doğrudan ne de dolaylı başka kanıtlarla yansıtılmış erişime sahip değildir. 3.1. Aktarım: P olayı bana anlatıldı. Doğrudan Kanıt Dolaylı Kanıt Çıkarımsal ve Varsayımsal Kanıt Aktarım ve Alıntılama Kişisel Kanıt 13 (Söylenene göre buradan ayrılmış.) Plungian (2001) gibi Izvorski (1997) de Willet’in (1988) doğrudan ve dolaylı kanıta bölünmüş kanıtsallık ayrımının dilleri sınıflandırmada uygun olduğu görüşündedir. Izvorski (1997) kanıtsallığı konuşur merkezli özelliklerin önermede işaretlenmesiyle gerçekleşen bir dilbilim kategorisi olarak tanımlamıştır. Kanıtsallık ayrımının iki boyuttan oluştuğunu ifade etmektedir. Bu ayrıma göre kanıtlar ilk olarak doğrudan ve dolaylı olmalarına göre ikiye ayrılmaktadır. Faller’a (2002) göre diller bilginin kaynağını işaretlemede birbirlerinden farklılık gösterebilmektedir. Doğrudan ve dolaylı kanıt türlerinin karşılaştırmalı dilbilim çalışmalarında bilginin kaynağına göre üç farklı grupta incelendiğini ifade etmektedir: 1. Doğrudan tecrübe 1.1. Görsel 1.2. İşitsel 1.3. Diğer duyu organlarıyla algılama 2. Başkalarından duyma 2.1. İkinci el bilgi 2.2. Üçüncü el bilgi 2.3. Söylenti 3. Çıkarım yapma 3.1. Somut kanıttan çıkarım 3.2. Bilişsel kanıttan çıkarım Aikhenvald (2004, s. 25), dilde bilgi kaynağını işaretleyen kanıtsallık kategorisi için anlamsal parametreleri aşağıdaki gibi açıklamıştır: 1. GÖRSEL: Görme duyusu ile elde edilen bilgileri kapsamaktadır. 2. GÖRSEL OLMAYAN DUYUŞSAL: Duyma, koklama, tatma ve karmaşık kanıtsallık sistemlerinde dokunmaya kadar genişletilen duyulardan elde edilen bilgileri kapsamaktadır. 3. ÇIKARIM: Görülebilen ve somut kanıtlara ya da sonuçlarına dayanan yargıya dayalı bilgileri kapsamaktadır. 4. VARSAYIM: Görsel olmayan sonuçlara, kanıtlara dayalı, mantıksal sorgulama, hipotez ve genel bilgileri kapsamaktadır. 5. ALINTILAMA: Aktarılan bilginin açık bir şekilde aktarım kaynağına gönderim yapılan bilgileri içermektedir. Kanıtsallar ve kanıtsallık sistemleri kodlanan bilgi kaynağının sayısına ve kanıtın kodlanış biçimine göre birbirinden farklılaştığını ifade etmektedir. Diller kanıtsallık 14 kapsamında yaptıkları tercihlere göre iki seçimli ile altı seçimli arasında gruplandırılmaktadır. İkili ayrıma uygun olan iki seçimli diller aşağıda görüldüğü şekilde gruplandırılmıştır. İki seçimli diller de kendi arasında ayrım yaptıkları iki temel kanıt türüne göre beş ayrı grupta incelenmektedir (Aikhenvald, 2004, ss. 25-50), A1. Birinci el – Birinci el olmayan A2. Birinci el olmayan – Kalan her şey A3. Aktarım (ya da söylenti) – Kalan her şey A4. Duyuşsal kanıt – aktarım (ya da söylenti) A5. İşitsel kanıt – Kalan her şey A1 grubundaki iki seçimli dillerde, birinci el kavramı görsel olarak edinilen bilgileri kapsarken, birinci el olmayan kanıtlar ise kalan her kanıt türünü kapsamaktadır. Cherokee, Yukaghir, Kuzey ve Güney Amerikan-Hint dilleri, bazı Avrasya dilleri bu ayrım grubuna girmektedir. A2 grubundaki iki seçimli dillerde, birinci el olmayan kanıtsallar görme haricindeki duyularla elde edilmiş bilgilerin büyük bir kısmını kapsamaktadır. A2 sisteminde de A1 sisteminde olduğu gibi birinci el olmayan kanıtlar yalnızca geçmiş zamanda birbirinden ayrılabilmektedir. Bu durum Kafkasya dillerinde görülmektedir. Kanıtsallık zaman kavramıyla etkileşim içerisinde olmak zorunda değildir. Örneğin, Abkhaz dilinde birinci el olmayan kanıt zaman bakımından yansızdır ve bu durumda kanıt geçmiş, şimdiki ve gelecek zamanlarla ilişkilendirilebilir. Birinci el olmayan kanıtlar, Johanson (2003) tarafından ‘’dolaylı’’ olarak ifade edilen kanıtsallar Türkçe ve diğer Türk dillerinde Abkhazdaki duruma göre daha geniş bir kapsama sahiptir. Tıpkı Johanson (2003) gibi Aikhenvald (2004) de bilginin kaynağı aktarım, çıkarım ya da basitçe görsel olmayan bir algı olabildiğinden bahsetmektedir. Türkçe gibi A2 grubuna dahil olan dillerde bir ifadenin kanıtsallık çerçevesinde işaretli ve işaretsiz karşılığı bulunmaktadır. Ancak A1 grubundaki iki seçimli dillerde, birinci el ve birinci el olmayan kanıtlar arasında ayrıma gidildiğinden bahsedilen işaretsiz ifadelerin kullanımı A1 sistemiyle birbirine zıttır. A3 grubundaki iki seçimli dillerde, aktarım bir başkasının anlatısından elde dilen bilgi olarak kabul edilmektedir. Ayrım aktarım ve geri kalan her şey olarak yapılır. Lezgian, Enga, Kham ve Estonca bu gruba ait dillere örnek verilmektedir. 15 A4 grubundaki iki seçimli dillerde, duyuşsal kanıt ve aktarım arasında ayrım yapılmaktadır. Ngiyamba ve Diyari gibi Avustralya dilleri bu grubun özelliklerini taşımaktadır. A5 grubundaki iki seçimli dillerde ise, işitsel kanıt ve geri kalan tüm kanıtlar arasında bir ayrım yapılmaktadır. Bu sistem sadece Oklahoma’da bir düzine konuşuru olan Euchee dilinde görülmektedir. Üç seçimli dillerde kanıtlardan en az biri duyularla algılamaya ait olması gerekmektedir. Üçlü sistem için beş farklı tür belirlenmiştir (Aikhenvald, 2004, ss. 51-59) B1. Doğrudan (ya da görsel) – Çıkarım – Aktarım B2. Görsel – Görsel Olmayan Duyuşsal – Çıkarım B3. Görsel – Görsel Olmayan Duyuşsal – Aktarım B4. Görsel Olmayan Duyuşsal – Çıkarım – Aktarım B5. Aktarım – Alıntılama – Kalan her şey B1 grubundaki üç seçimli dillerde, kanıtlar doğrudan, çıkarım ve aktarım olmak üzere birbirinden ayrılmaktadır. Doğrudan kanıt için genellikle görme duyusuna dayanan bir kanıt olduğu söylenebilmektedir. Quechua, Shasta, Bora ve Qiang dilleri örnek olarak verilebilir. B2 grubundaki iç seçimli dillerde, kanıtlar görsel, görsel olmayan duyuşsal ve çıkarım olmak üzere birbirinden ayrılmaktadır. Bu gruba Washo ve Siona dilleri örnek gösterilebilir. B3 grubundaki üç seçimli dillerde görsel, görsel olmayan duyuşsal ve aktarım olarak ayrım gözlenmektedir. Oksapmin dili bu sisteme örnek verilebilir. B4 grubundaki üç seçimli dillerde görsel olmayan duyuşsal, çıkarım ve aktarım arasında ayrım yapılmaktadır. Nganasan, Enets ve Retuana dilleri örnek verilebilir. B5 grubundaki üç seçimli dillerde aktarım, alıntılama ve kalan tüm kanıt türleri olarak ayrım gözlenmektedir. Kuzey Amerikan-Hint dilleri bu sisteme örnek gösterilebilir. Dört seçimli dillerde sınıflandırmalar kendi arasında üç ayrı kategoriye ayrılmıştır (Aikhenvald, 2004, ss. 51-61): C1. Görsel – Görsel olmayan duyuşsal – Çıkarım – Aktarım C2. Doğrudan (ya da görsel) – Çıkarım – Varsayım – Aktarım 16 4 s eç en ek li C3. Doğrudan – Çıkarım – Aktarım – Alıntılama C1 sisteminde görsel, görsel olmayan duyuşsal, çıkarım ve aktarım arasında ayrım yapan dillere Tukona ve Doğu Pomo örnek verilebilir. C2 sisteminde doğrudan, çıkarım, varsayım ve aktarım arasında ayrım yapan diller Tsafiki, Mamainde, Shipo-Konibo dilleridir. C3 sisteminde doğrudan, çıkarım, aktarım ve alıntılama arasında ayrım yapan diller Kora ve Kuzey Embera dilleridir. Beş ya da daha fazla seçimli kanıtsal sistemler için iki tane duyuşsal kanıt, bir çıkarım, bir varsayım ve bir aktarım içermesi gerektiği söylenmektedir. Wintu, Kashaya, Foe dilleri beş ve daha fazla kanıtsal seçimi belirten dillere örnek olarak verilmiştir. Kanıtsallığı konuşurun önermesinde ifade ettiği bilginin kaynağını ve türünü işaret eden dilbilgisi kategorisi olarak tanımlayan Aikhenvald (2003) dünya dillerinin yaklaşık olarak dörtte birinin bağımsız bir dilbilgisi kategorisi olarak kanıtsallığa sahip olduğunu belirtmektedir. Aikhenvald (2004), 500 dilden fazla dilin kanıtsallık sistemlerini ele aldığı çalışmasında anlamsal değişkenleri Tablo 2’de gösterilmiştir. Tablo 2. Kanıtsallık sistemlerinin anlamsal değişkenleri (Aikhenvald, 2004, s. 65) I. GÖRSEL II. DUYUŞSAL III. ÇIKARIM IV. VARSAYIM V. SÖYLENTİ VI. ALINTILAMA A1 Birinci el Birinci el olmayan A2 Birinci el Birinci el olmayan A3 Birinci el Birinci el olmayan Farklı sistem ya da A4 Görsel olmayan Dolaylı anlatım B1 Doğrudan Çıkarılan Dolaylı anlatım B2 Görsel Görsel olmayan Çıkarılan B3 Görsel Görsel Olmayan Çıkarılan B4 Görsel Görsel Olmayan Dolaylı anlatım B5 Görsel olmayan Çıkarılan Dolaylı anlatım C1 Görsel Görsel olmayan Çıkarılan Dolaylı anlatım C2 Doğrudan Çıkarılan Varsayılan Dolaylı anlatım C3 Doğrudan Çıkarılan Dolaylı anlatım Alıntılama D1 Görsel Görsel olmayan Çıkarılan Varsayılan Dolaylı anlatım 2 s eç en ek li 3 s eç en ek li + 5 . 17 De Haan (1998) da Givon (1982) gibi dillerin kanıtsallık hiyerarşisine sahip olduğunu savunmaktadır. Bir dildeki kanıt hiyerarşisisinin güçsüzden güçlüye doğru kurulduğunu belirtmiştir. Bu hiyerarşi doğrudan kanıt türünden dolaylı kanıt türüne doğru sıralanmaktadır: ‘’Görsel > Görsel olmayan > Çıkarım > Aktarımsal’’ De Haan (1998) bu hiyerarşiyi eşzamanlı ve artzamanlı olarak dillere dair tipolojik tahminler yapmak için kullanmıştır. Bu hiyerarşiye göre kanıtsal sistemler, güçsüzden güçlüye doğru kurulmaktadır. Bir dil sadece bir kanıtsala sahipse, bu kanıtsalın güçsüz kanıtsal olduğu edilmektedir. Bir dil güçlü kanıtsallara sahipse, o dilin güçsüz kanıtsallara da sahip olduğu düşünülmektedir. Özmen Veld (2006), De Haan’ın (1998) bir dildeki kanıt türlerinden güçsüzden güçlüye doğru kurduğu ‘’görsel > görsel olmayan > çıkarım > aktarım’’ hiyerarşisini Türkçe için yorumlarken ‘’-DI’’ biçimbiriminin bu hiyerarşide en yüksek güvenirlik derecesine sahip olduğunu, ‘’-mIş’’ biçimbirimin ise en düşük güvenirlik derecesine sahip olduğunu öne sürmüştür. Faller (2002) ise, De Haan’ın (1998) hiyerarşisinin her dilde gözlenemeyecek bir düzen olduğunu belirtmiştir. Quechua dilinde bu hiyerarşinin yansıtılamamasını sebebinin aktarımsal kanıtın çıkarımsal kanıttan daha güçsüz kanıt olarak değerlendirilmesi ve aktarımsal kanıtı olan konuşurun çıkarımsal kanıta ulaşamamış olması olarak değerlendirmiştir. Bu hiyerarşinin her dil için beklenememesinin sebebini ise farklı düzlemlerdeki kriterlerin aynı düzlem üzerinde ele alınmaya çalışılması olarak ifade etmiştir. Çalışmasında kanıt türleri için farklı kriterler belirtilirken iki ayrı hiyerarşi tanımlanmıştır: (Faller, 2002, s. 8): a. Görsel > İşitsel > Diğer duyular > Sonuca dayalı çıkarım > Mantık yürütme b. Doğrudan > İkinci el > Üçüncü el > Söylenti/ Folklör Faller (2002), kanıt türlerini doğrudan kanıttan dolaylı kanıta doğru sıralamaktadır. Bu sıralamaya göre konuşurun doğrudan ulaştığı ve güvenirliği yüksek olan kanıtlar görsel, işitsel, duyuşsal, sonuca dayalı çıkarım ve mantık yürütme olarak dizilmektedir. Görsel, işitsel ve duyuşsal kanıtlar gibi birinci elden doğrudan elde edilen kanıtlar hiyerarşinin başında yer almaktadır. İkinci el ve üçüncü el kanıtlar sırasıyla doğrudan kanıtı takip etmektedir. Kanıt türleri arasında en yüksek dolaylı kanıt özelliği taşıyan söylenti ve folklör hiyerarşinin sonunda yer almaktadır. 18 Kanıtların hiyerarşik sıralanmasında doğrudan dolaylı kanıtlara güvenirlik derecesinin düştüğü ifade edilen çalışmalar alanda bilgiye olan tutum ve doğruluğuna inanç ile ilgilenen bilgisel kiplik ile bir önermedeki bilgi kaynağını işaretleyen kanıtsallık kategorisinin alanyazında sıklıkla karıştırılmasına sebep olmaktadır. Kanıtsallık tanımları ve kanıt türlerinin sınıflandırılmasında her dilbilimcinin kendi kriterlerine göre değerlendirme yapması, kiplik ve kanıtsallığın kavramsal alanlarının karışmasına yol açabilmektedir. Bilginin kaynağını ve türünü işaret eden kanıtsallığın genel tanımı ve sınıflandırmalarına göre alanyazında hakim olan iki yaklaşım bulunmaktadır. Bu yaklaşımlardan ilkinde kanıtsallık kiplik kategorisinin altında ele alınmaktadır. İkinci yaklaşımda ise bu tez çalışmasında da benimsendiği üzere kanıtsallık, zaman ve görünüş kategorileri gibi bağımsız bir dilbilgisi kategorisi olarak ele alınmaktadır. İkinci yaklaşımı savunan ve görece daha güncel tarihli çalışmaların çoğunda kanıtsallığın ayrı bir dilbilgisi kategorisi olarak ele alındığı görülmektedir. 2.2. TÜRKÇEDE KANITSALLIK Bilginin kaynağı farklı dillerde farklı yollarla işaretlenmektedir. Türkçede kanıtsallık konusunu ele alan çalışmalarda özellikle dolaylı kanıtların gösterimine ve bu bağlamda ‘’-mIş’’ ve ‘’-ImIş’’ biçimbirimlerine odaklanılmıştır. Türkçede kanıtsallık kategorisi, duyma, koklama, algılama, çıkarım yapma, kanıt gösterme, varsayma gibi farklı anlamlar taşıyabilen dolaylı geçmiş zaman veya dolaylılık olarak ortaya çıkmaktadır. Konuşurun dikkati olayın gerçekleşme anında değil, olayın izleri ve sonuçları üzerindedir. Konuşur olayın gerçekleşme anına tanık olmazken olayın izlerine ve sonuçlarına bakarak bilgiyi elde etmektedir. Bir diğer deyişle konuşur, olayın varsayanı ya da algılayıcısı olarak görev almaktadır (Demir, 2012). Türkçe kanıtsallığı dilbilgisel olarak işaretleyen dünya dillerinden biridir. Türkçede ‘’görülen, belirli geçmiş zaman ve duyulan, öğrenilen, belirsiz geçmiş zaman’’ olarak adlandırılan ve bu anlamları işaretleyen ‘’-DI’’ ve ‘’-mIş’’ eylem çekim eklerinin arasındaki anlamsal farklılık, kanıtsallığın dilbilgisel işaretleyicilerle aktarılmasına tipik bir örnek olarak gösterilmektedir (Gül, 2010). 19 Türkçenin minimal kanıtsallık sistemine sahip olan birçok dilden birisi olduğu ifade edilmektedir. Konuşur doğrudan ulaştığı bilgiyi ‘’-DI’’ biçimbirimi ile dolaylı ulaştığı bilgiyi ise ‘’-mIş’’ biçimbirimi ile ifade etmektedir. Türkçenin kanıtsallık haritası doğrudanlık (directness) belirten ‘’-DI’’ ile dolaylılık belirten ‘’-mIş’’ biçimbirimleri arasında kurulmaktadır (Faller, 2002). Comrie’nin (2000) kanıtsallığı anlambilimsel ve tarihsel olarak incelediği çalışmasında Türk dilleri için kanıtsallığın işaretlenmesinde, kanıtsal olarak işaretlenen ifadeler ve kanıtsal olarak işaretlenmeyen ifadeler ayrımı yapılmaktadır. Bilginin aktarım, çıkarım ya da algılar aracılığıyla elde edildiği durumlarda kanıtsallıkla işaretlendiği belirtilmiştir. Konuşur doğrudan tecrübe ettiği olayların ifadesinde ‘’-mIş’’ biçimbiriminin işaretsiz karşılığı ‘’-DI’’ biçimbirimini kullanmaktadır. Bu durumda konuşurun bilgiye doğrudan erişim imkanına sahip olduğu belirtilmektedir. (1) Pencere kırıldı. (1) numaralı cümlede konuşurun bu eylemi gördüğü anlamı çıkarılabilmektedir. Konuşur dolaylı tecrübe ettiği olayların ifadesinde ‘’-mIş’’ biçimbirimini kullanmaktadır. Bu durumda konuşur, fiziksel bir kanıttan çıkarım ya da olayın sonucuna bakarak yapılan bir çıkarım bildirmektedir. (2) Pencere kırılmış. Konuşurun yukarıda yer alan cümlede yerdeki cam kırıklarını görerek bu çıkarımda bulunduğu yorumu yapılabilmektedir. Türkçede kanıtsallık seçimlerinin ‘’-DI’’ ve ‘’-mIş’’ biçimbirimleri arasında yapılmaktadır. Konuşur kişisel deneyimi ve tanıklığıyla elde ettiği bilgileri ‘’-DI’’ biçimbirimiyle işaretlemektedir. Karşıtlık ilişkisi bakımından konuşur kişisel olarak deneyimlemediği, yabancı bir kaynaktan edindiği ikinci el bilgileri ise ‘’-mIş’’ biçimbirimi ile işaretlemektedir. Bu durumu açıklayan (3) –(7) numaralı örnekler aşağıda sunulmuştur (Göksel ve Kerslake, 2005, ss. 309-310): (3) (Ali, Gül’e bilgi verirken) Bahçeye bir meşe ağacı diktim. (4) (Gül, Orhan’a aktarırken) Ali bahçesine bir meşe ağacı dikmiş. (5) (Orhan, Ali’ye aktarırken) Sen bir meşe ağacı dikmişsin, bana göstersene. (6) (Ahmet gazeteyi sesli okurken) İki tarafın temsilcileri Hilton Oteli’nde bir araya geldiler. 20 (7) (Haberi okuyan Ahmet, Gürkan’a aktarırken) İki tarafın temsilcileri Hilton Oteli’nde bir araya gelmişler. ‘’-mIş’’ ve ‘’-ImIş’’ biçimbirimlerinin yalnızca kişisel olarak deneyimlenmemiş, ikinci elden bilgileri aktarmada kullanılmadığı, konuşurun bilinçli olmadığı ya da hatırlamadığı bilgileri aktarmak için de kullanılabildikleri ifade edilmiştir. Konuşurun hatırlamadığı, bilinçsiz olduğu, kontrolü olmadığı durumları eylemin izlerine ya da sonuçlarına bakarak fark ettiği durumlara örnek olarak (8) ve (9) numaralı cümleler verilmiştir. (8) Bir yaşındayken kalp ameliyatı olmuşum. (9) Sözde inatçıymışım. Sonuca dayalı kanıtsallık, konuşurun doğrudan içinde bulunduğu, kendi algıları aracılığıyla edindiği bilgileri işaretlemek olarak tanımlanmaktadır (Göksel ve Kerslake, 2005, s. 311): (10) Ressam iki figürün arasını boş bırakmış. (11) Gözlüğümü yanıma almamışım. Konuşur beklenmedik bir olayla karşılaştığında, kendisi için sürpriz olan durumları ifade etmek için de ‘’-mIş’’ ve ‘’-ImIş’’ biçimbirimlerini kullanmaktadır (Göksel ve Kerslake, 2005, s. 311): (12) Aaa, yiyecek hiçbir şey yokmuş. (13) Kardeşin pek tatlıymış. Türkçedeki kanıtsallık işaretleyicileri olan ‘’-DI’’ ve ‘’-mIş’’, konuşurun öne sürdüğü bilginin kaynağını gösterirken konuşurun bilinç derecesine, bilginin yeni ya da beklenmedik olmasına dair ayrıntıları da sunmaktadır (Aksu-Koç, Ögel-Balaban ve Alp, 2009). Kanıtsallık dolaylı bir bakış açısını yansıttığından kendi temel anlamının yanı sıra çeşitli periferik kullanımları da bulunmaktadır. Konuşurun söylemsel tercihleri periferik kullanımlara örnektir. Örneğin konuşur, önermesinde ifade ettiği durumdan uzaklığını belirtebilir ya da ironi, şaşırma, küçümseme gibi edimsel genişlemeleri de gösterebilir. Bunlarla beraber, konuşurun olaya hazırlıksız olduğunu, olayın beklenmedik olduğuna dair bilgi de iletebilmektedir (Bacanlı, 2008). Aksu-Koç ve Slobin (1982) de, Türkçede geçmiş zaman belirten ‘’-DI’’ ve ‘’-mIş’’ biçimbirimlerinin kanıtsallık işlevine sahip olduğunu belirtmektedir. Bu 21 biçimbirimlerden ‘’-DI’’ konuşurun olaya doğrudan erişebildiği ve tecrübe edebildiği durumları, ‘’-mIş’’ ise dolaylı yoldan edindiği, tanık olmadığı durumları işaret etmektedir. Konuşurun olayla ilgili dolaylı tecrübesine işaret eden ‘’-mIş’’, çıkarım ve söylenti gibi kipsel özelliklere sahip olduğu belirtilmektedir. Bu kipsel kullanımlarda ekin anlamı sürpriz, ironi ve iltifat gibi edimsel alanlarda genişlemeler göstermektedir. ‘’- mIş’’ biçimbirimiyle işaretlenmiş bir cümlenin bağlama bağlı olarak birden fazla farklı okuma yapılabildiği ifade edilmektedir (Aksu-Koç ve Slobin, 1982, ss. 185-186): (14) Kemal gelmiş. a) Çıkarım: Konuşur Kemal’in montunun askılıkta asılı olduğunu görmüştür ancak Kemal’in kendisini görmemiştir. b) Söylenti: Konuşura Kemal’in geldiği haber verilmiştir ancak Kemal’i henüz görmemiştir. c) Sürpriz: Konuşur kapıyı açar ve Kemal’i görür. Bu konuşur için beklenmedik bir ziyarettir. ‘’-mIş’’ ekiyle işaretlenen çıkarımlar duyuşsal kanıtlara dayanmaktadır. Bu kullanımlarda, dinleyici konuşurun olayla ilgili uyaran bilincine sahip olmadığının farkına varmaktadır. ‘’Kemal gelmiş.’’ cümlesinin (a) yorumlaması Kemal’in montunu gören biri için uygun bir örnekken, Kemal’in arabasının yaklaştığını duyan birisi için uygun bir örnek değildir. Her iki durumda da konuşur Kemal’i ya da Kemal’in gelişini görmemiştir ancak ikinci durumda Kemal’in gelişini işitsel bir kanıtla elde etmiştir. Bu durumda konuşurun bilinci olayın algılama sürecine olayın gerçekleşmesinden önce dahil olmuştur. (15) Dirseğimi vurmuşum. Bir başka çıkarım örneği olarak (15) numaralı cümlede konuşur bu yargıya dirseğinde çürük izini gördüyse varmıştır. Burada olayın konuşurun farkındalığı dışında gerçekleşmiş olduğu söylenebilmektedir. Çıkarımlar tamamlanmış olaylara bakılarak yapıldığından konuşurun ifade ettiği cümlenin olaydan önce gerçekleştiğini varsaymaktadır. (16) Yağmur yağacakmış. (16) numaralı cümle yukarıda açıklandığı üzere çıkarım anlamı taşımamaktadır. Bir cümlenin çıkarım anlamı taşıması için olayın gerçeklemiş olması gerekmektedir. Bu cümle kanıt türlerinden söylentiye örnektir. Bir ifadenin söylenti niteliği taşıyabilmesi için olayın gerçekleşmiş olma zorunluluğu yoktur. Örnekte gelecek zaman ile görüldüğü 22 üzere farklı dilsel zamanların sonuna ‘’–ImIş’’ biçimbirimini getirerek konuşurun bilgisinin bir söylenti olduğu anlamı vurgulanabilir. Konuşur olaya tanık olmamıştır ancak tahmin, mantık yürütme gibi yollarla olayın gerçekleşmesiyle ilgili fikrini yani çıkarımını ortaya koymaktadır. Ancak söylentide, konuşur başkasından duyduğu bilgiyi aktarmaktadır. ‘’–ImIş’’ bu bağlamlarda kanıtın dolaylı olduğunu belirttiği söylenti, sürpriz ve çıkarım durumlarında anlam belirsizliğine (ambiguity) sahiptir. Bilginin kaynağının dolaylı yollardan elde edildiğini gösteren kanıtsallığı, dolaylılık terimiyle adlandıran Johanson’a (2000) göre tüm eski ve yeni Türk dillerinde dolaylılık kategorileri dilbilgisel ögelerle ifade edilmektedir. Dolaylılık işaretleyicileri yalnızca iddia belirten cümlelerde kullanılmaktadır. Konuşurun ifade ettiği olay E, doğrudan değil dolaylı olarak ifade edilmektedir. Bilinçli bir P öznesinin olayı algılamasıyla yapılan bir gönderimdir. Perry (2000), konuşurun tanık olmadığı, sonradan ifade ettiği ya da ifade edene kadar fark etmediği, söylenti, varsayım, çıkarım ve sürprize bağlı durumları dolaylılık olarak değerlendirmektedir. Bilginin kaynağının hangi yollarla elde edildiğinin ölçütü önem arz etmemektedir. Bilginin elde edilme yöntemi söylenti, mantıksal çıkarım veya doğrudan algılama olabilir. Dolaylılık işaretleyicilerinin, temel dolaylılık ayrımında olduğu gibi birinci el bilgi ve birinci elden olmayan bilgi gibi dar bir kanıtsallık şemasına sıkıştırılamayacağı savunulmaktadır. Dolaylılık, Türk dillerinde bilişsel kategorilerin dilbilgisiyle bütünleşmesi olarak tanımlanmaktadır. İngilizce gibi birçok farklı dilde dolaylılık tercihen kiplik ile ifade edilmektedir. Türkçede bilinen ilk dolaylılık işaretleyicisi Eski Doğu Türkçesindeki ‘’– miş’’ işaretleyicisidir. Çekimli işaret olan ‘’–miş’’ işaretleyicisinin olumsuz biçimi ‘’– madoq’’ işaretleyicisidir. Dolaylılık belirtmeyen ‘’–DI ’’işaretleyicisinin zıttıdır. İki işaretleyicinin arasındaki karşıtlık anlambilimde önemli rol oynamaktadır. Fiil çekim eki ‘’–mIş’’, sıfat-fiil olan ‘’–mIş’’ işaretleyicisinden keskin sınırlarla ayrılmıştır (Johanson, 2000). Türkiye Türkçesinde dolaylılık işaretleyicileri olan ‘’-mIş’’ ve ‘’-ImIş’’, bilginin dolaylı olarak ya da bir aracı sayesinde edinildiğini göstermektedir. Bu biçimbirimler, çıkarıma dayalı, aktarıma dayalı, algıya dayalı kanıt gibi farklı kanıt türlerini işaret ederler ve dil içi ve dil dışı bağlama, bilginin edinilme yöntemine gönderimde bulunurlar (Aslan Demir, 2012, s. 410). 23 Türkçede dolaylılık gösteren ‘’-mIş’’ ve ‘’-ImIş’’ biçimbirimleri, isim ve eylem köklerine eklenerek vurgu alabilmektedir. ‘’-mIş’’ biçimbirimi dolaylılığın yanında eylem köküne eklendiğinde geçmiş zaman anlamını da işaretlemektedir. Hem dolaylılık hem geçmiş zamanı göstermesinden dolayı ‘’dolaylı geçmiş zaman’’ olarak adlandırılmaktadır. Demir (2012), dolaylı geçmiş zamanı gösteren biçimbirimin adlandırılmasında, ‘’öğrenilen, duyulan, rivayet’’ terimlerinin kullanılmasının bilginin kaynağı hakkında verdiğini belirtmektedir. Bilginin kaynağı bağlama ve eylemin kendi anlamına göre değişebilmektedir. Dolaylı bilginin en temel kanıt türlerinden biri başkasından duymadır. Konuşur, olaya doğrudan tanık olmadığı, süreci ya da sonucunu görmediği ancak bir başkasından duyduğu durumları ‘’-mIş’’ veya ‘’-ImIş’’ biçimleriyle aktarmaktadır. (17) Ankara’ya gitmiş. (18) Hastaymış. ‘’-mIş’’ ve ‘’-ImIş’’ ile işaretlenen (17) ve (18) numaralı cümleler konuşurun bilgiyi bir başkasından edindiğini ve bu bilgiyi dinleyiciye aktardığını göstermektedir (Demir: 2012, s. 101). Bir diğer dolaylı kanıt türü ise konuşurun olaya doğrudan tanık olmadığı ancak, olayın sonuçlarını ve kanıtlarını görmesiyle bilgi sahibi olduğu durumları kapsamaktadır. (19) Demir paslanmış. (20) Yağmur yağmış. (19) ve (20) numaralı örneklerde konuşur yağmurun yağmasına ya da demirin paslanmasına tanık olmamıştır, bu eylemlerin gerçekleşmesi sonucunda oluşan izlere tanık olmuştur. Konuşur duyu organları aracılığıyla elde ettiği bilgileri de ‘’-mIş’’ biçimbirimiyle ifade edebilmektedir (Demir, 2012: 101-102). (21) Yemek ısınmış. (22) Bir şey yanmış. (23) Yemek bozulmuş. Bir başka bilgi kaynağı olarak varsayımı işaret eden Demir (2012:102), bu bilgi kaynağını aslında gerçekleşmemiş ancak konuşurun söylediği anda gerçekleşmiş olduğunu farz ettiği olaylar olarak tanımlamaktadır. 24 (24) Şimdi sen bir öğretmenmişsin, ben de öğrenciymişim. Sorduğun soruların hepsini bilmişim. Sen bana bir şeker vermişsin. Ama tadını beğenmemişim. Johanson (2003) sistemsel farklılıklara rağmen eski ve günümüz Türk dillerinin tamamının dolaylılığı dilbilgisel olarak işaretlediğini belirtmiştir. Bütünleşik bir bilişsel kategori olan dolaylılık, geleneksel olarak ‘’söylenti, çıkarım’’ gibi kavramlarla ifade edilmektedir. Dolaylılık kavramı karşılaştırmalı dilbilimde kanıtsallık tanımına uygun olarak, bilginin kaynağının varlığı olarak ifade edilmektedir. Johanson’a (2003) göre bilgi edinmenin üç farklı yolu bulunmaktadır: 1. Aktarımsal Kullanımlar: ‘’Olay ya da etkileri konuşura aktarılır.’’ Bu tür bilginin kaynağı yabancı kaynaklar, dolaylı anlatımlar, söylenti, genel bilgi olabilir. (25) Bakan hastaymış. Bu cümle hastalığı bilen bir kişinin konuşura bilgiyi aktarmasıyla gerçekleşir. Bilginin kaynağı, olayı bilen bir başka katılımcıdır. Dolaylılığın aktarımsal kullanımlarında İngilizcede ‘’reportedly, allegedly, evidently, as they say/said’’ gibi ifadeler kullanılır. 2. Çıkarımsal Kullanımlar: ‘’Olay ya da etkileri konuşur tarafından çıkarım yoluyla elde edilir.’’ Bu tür bilginin kaynağı mantık yürütmedir. (26) Uyumuşum. Bu cümle yeni uyanan biri tarafından söylenmiştir. Çıkarım anlamı İngilizcede ‘’as far as I understand, when I wake up, I realize’’ ifadeleri ile karşılanabilir. 3. Algısal Kullanımlar: ‘’Olay ya da etkileri konuşur tarafından algılanır.’’ Bu tür bilginin kaynağı birinci el kaynaklardır. Konuşur olayı doğrudan duyuları aracılığıyla algılar. Olay, etkileri ya da sonuçları konuşur tarafından doğrudan algılanır. (27) İyi çalıyormuş. Bu cümle çalan kişiyi yeni dinleyen birisi tarafından söylenmiştir. Algılama anlamını İngilizcede ‘’as I can see, I hear, it appears that, it turns out’’ ifadeleri karşılamaktadır (Johanson, 2003, ss. 273-275). Johanson (2006, s. 76) konuşurun olayın etkilerine ya da sonuçlarına bizzat şahit olduğu durumları da dolaylılık kapsamında ele almaktadır. Buna göre bilginin kaynağı konuşur tarafından görülmüş, duyulmuş, tadılmış, koklanmış ya da hissedilmiş olabilir. (28) Burnun kanamış. (29) Elbisem leke olmuş. 25 (30) Yanağına domates bulaşmış. (31) Ali iyi çalıyormuş. Johanson (2000, 2006) çalışmalarında dolaylı yollarla edinilmiş bilginin birinci tekil ve çoğul kişiler için bazı durumlarda dolaylılık işaretlememelerinin geçerli olmadığını savunmaktadır. Birinci tekil ve çoğul kişilerde dolaylılık belirtmeyen durumlar uyku hali, bilinç dışılık, farkında olmamak, koma gibi durumları kapsamaktadır. Türkçede dolaylılık kullanımları, sürpriz, beklenmedik bilgi, aniden ortaya çıkma, iltifat gibi edimsel anlam genişlemelerine sahip olduğunu ifade etmiştir. Dolaylılık kişisel duyguları ifade etmek için kullanıldığında bu edimsel anlam genişlemelerine sahiptir. Türkçede kanıtsallığın iletildiği cümleler genellikle bildirme cümleleridir. Bildirme cümleleri yalnızca betimsel, tanılayıcı işlevlerde değil aynı zamanda suçlama, söz verme, iltifat etme gibi söz eylemleri belirtmek için de kullanılmaktadır (Johanson, 2006, ss. 82- 84): (32) Bunu yapacakmışsın. (33) Ben her zaman vazifemi yapmışım. (34) Güya onu görmüşüm. (35) Sanki anlamış. Konuşurun niyet edilmemiş, kontrol dışı, bilinç dışı davranışlarını ifade eden birinci tekil kişi kullanımlarında, kişinin bilgiye doğrudan erişebileceği beklentisinden farklı olarak kanıtsallık kavramının da kullanılabileceğini göstermektedir. Bu kullanımlarda anlatının bilinç dışı ya da dolaylı deneyimlenen olaylardan meydana geldiği ifade edilmektedir (Aslan Demir, 2013, s. 411): (36) İçim geçmiş. (37) Üşümüşüm. (38) Yanılmışım. (39) Narkozun etkisiyle hemşireye acayip şeyler söylemişim. ‘’-mIş’’ biçimbiriminin dolaylılık belirttiğini ifade eden Csato (2000), dolaylılığın yalnızca iddia cümlelerinde ve bazı soru cümlelerinde ifade edildiğini belirtmiştir. Anlamsal bir kavram olarak nitelendirilen dolaylılık, bilgisel kipliğin bir alt kategorisi olarak kabul edilmiştir. ‘’-mIş’’ biçimbiriminin çekimli ve çekimsiz halleri anlamsal bağlamda birbirlerinden önemli farklılıklara sahiptir. Çekimli halleri Türkçede cümlenin sonunda konumlanırken, çekimsiz halleri cümle içerisine yerleştirilmiş eylemsi görevi 26 görürken genellikle cümlenin sonunda yer almaz. ‘’-mIş’’ biçimbiriminin çekimli halleri dolaylılık kavramını işaretlemektedir. Ancak, çekimsiz haldeki ‘’-mIş’’ biçimbirimi, örneğin yan cümle içindeki ‘’–mIş’’ kullanımları, dolaylılık belirtmemektedir. ‘’-mIş’’ biçimbiriminin sıfat-fiil görevinde yan tümcelerde kullanımı bu duruma örnek olarak verilmiştir (Csato, 2000: 34-35). (40) gelmiş otobüs (41) pullanmış zarflar Eylem çekim eki olarak görev alan ‘’-mIş’’ ile ek eylem olan ‘’-ImIş’’ arasında da temel farklılıklar bulunmaktadır. Cümlenin yüklemi isim soyluysa ‘’-ImIş’’ eki ile, yüklem eylem ise ‘’-mIş’’ biçimbirimiyle işaretlenmektedir. ‘’-mIş’’ ve ‘’-ImIş’’ arasındaki temel biçimbilimsel farklılık eklendikleri kök ya da gövdenin türüdür. (42) Ali hastaymış. (43) Ali hastalanmış. (42) numaralı cümlede isim köküne eklenmiş ‘’–ImIş’’ biçimbirimi hem şimdiki zamana hem geçmiş zamana gönderme yapmaktadır. Her iki zamana da gönderim yapabilmesinin nedeni zamansal değer açısından yansız olmasıdır. Csato (2000), ‘’–mIş’’ ve ‘’–ImIş’’ biçimbirimlerini zaman, görünüş, dolaylılık ve biçimsel özelliklerine göre Tablo 3’teki gibi karşılaştırmıştır. Tablo 3. ‘’-mIş’’ ve ‘’-ImIş’’ biçimbirimlerinin karşılaştırılması (Csato, 2000: 38) Çekimli –mIş biçimbirimi Ek eylem –(I)mIş Fiil köküne eklenir Evet Hayır Yüksek perdeyi taşıyabilir Evet Hayır Bakış açısı anlamı Sınır sonrası bakış Bakış noktası yok Zamansal anlam Öncelik (anteriority) Zamansal anlam yok Dolaylılık anlamı Dolaylılık ifade edebilir. Dolaylılığın dilbilgiselleştirilmiş işaretirdir. Hem ‘’–mIş’’ hem ‘’–ImIş’’ biçimbirimlerinin dolaylılık işaretletmesi konusunda Johanson (2000) ile aynı görüşte olan Csato (2000, s. 38), ek eylem olan ‘’–ImIş’’ın tüm 27 kullanımlarında dolaylılık ifade ettiğini belirtmektedir. ‘’–mIş’’ biçimbiriminin ise dolaylılık anlamsal kavramını yalnızca eylem çekimlerinde kullanıldığı zaman ifade ettiğinden söz etmektedir. Eylem çekim eki olarak görev yapan ‘’–mIş’’ ile ek eylem ‘’– ImIş’’ parçacığı aktarımsal, çıkarımsal ve algısal anlamlara sahiptir. (44) Ali has been ill. (Ali hastaymış.) a. As I have heard it from someone. (Duyduğuma göre Ali hastaymış.): aktarımsal b. I infer it from the fact that Ali didn’t come to work today. (Ali’nin bugün işe gelmemesinden hasta olduğunu çıkardım.): çıkarımsal c. I took his temperature and saw that he has a fever. (Onun ateşine baktım.): algısal Lewis (1967) ve Göksel ve Kerslake (2005) de ‘’-mIş’’ ve ‘’-ImIş’’ biçimbirimlerini birbirinden ayırmaktadır. Dolaylılık çerçevesinde her iki biçimbirimin de dolaylılık işaretlediği ancak ‘’-mIş’’ biçimbiriminin geçmiş zaman ve dolaylılık kavramları arasında daha karmaşık bir sisteme sahip olduğunu belirtilmiştir. ‘’-ImIş’’ biçimbirimi bu bağlamda geçmiş zaman anlamsal özellikleri taşımaması, zamansal olarak nötr olmasından dolayı ‘’-mIş’’biçimbiriminden ayrılmaktadır. Bu ayrımın bir parçası olarak iki biçimbirimin zaman dilimlerine gönderimleri birbirinden farklıdır. ‘’-mIş’’ biçimbirimi ile kullanıldığı cümlelerde yalnızca geçmiş zamana gönderme yapabilmektedir. ‘’-ImIş’’ biçimbirimi ise zaman ve görünüş bakımından ‘’-mIş’’ tan farklı olarak konuşma anına da gönderme yapabilmektedir. Konuşur önermesinde bir kanıtsal değer bildirmek istiyorsa bunu iki şekilde yapmaktadır; konuşurun kanıtı ya bilgiye dayalıdır ya da sonuca dayalıdır. Bilgiye dayalı kanıtsallık konuşurun yazılı veya sözlü herhangi bir yabancı kaynaktan edindiği bilgiyi dinleyiciye aktarması olarak tanımlanmaktadır. Konuşur yabancı bir kaynaktan edindiği bilgiyi ‘’-mIş’’ biçimbirimi ile karşı tarafa aktarmaktadır (Göksel ve Kerslake, 2005: 310): (45) (Ayşe, Çiğdem’e bilgi verirken) Annem biraz rahatsız. (46) (Çiğdem, Nesrin’e aktarırken) Ayşe’nin annesi biraz rahatsızmış. (47) (Ayşe Çiğdem’e bilgi verirken) Annem biraz rahatsızdı. (48) (Çiğdem Nesrin’e aktarırken) Ayşe’nin annesi biraz rahatsızmış. (45) – (48) numaralı örneklerden yola çıkarak konuşurun bilgiye birinci elden sahip olduğu durumlarda ‘’-DI’’ biçimbirimi ile işaretlediği görülmektedir. İsim köküne eklenen ‘’-mIş’’ biçimbirimi ile konuşur, bir başkasından edindiği bilgiyi başka bir katılımcıya aktarmaktadır. 28 Özmen Veld (2006) de ‘’-mIş’’ ve ‘’-ImIş’’ arasındaki farkın biçimbilimsel olduğunu belirtmiştir. Zaman ve görünüş kategorileri açısından ‘’-ImIş’’ biçimbiriminin belirgin olmadığını ancak kanıtsallık açısından çıkarımsal, aktarımsal ve algısal anlamları işaretlediğini belirtmektedir. ‘’-ImIş’’ biçimbiriminin zaman bakımından yansız olması dolayısıyla şimdiki zamana ve gelecek zamana gönderimde bulunabileceğini ancak çekimli ‘’-mIş’’ biçimbiriminin şimdiki zamana ve gelecek zamana gönderimde bulunamayacağını ifade etmektedir. (49) Annem yarın Ankara’ya gidiyormuş. *Annem yarın Ankara’ya gitmiş. (50) Annem şu an Ankara’ya gidiyormuş. * Annem şu an Ankara’ya gitmiş. (49) ve (50) numaralı cümlelerde ‘’-mIş’’ biçimbiriminin geçmiş zamandan farklı zamanlara gönderimde bulunamadığı ifade edilmiştir. ‘’-ImIş’’ ise farklı zaman eklerinden sonra eklenerek zaman bakımından yansız bir tutum izlemektedir. Gül (2010) de, ‘’-mIş’’ ile ‘’-ImIş’’ biçimbirimlerinin ayrımında iki ayrı ekin anlamsal olarak birbirinden farklı özellikler taşıdığı yaklaşımını eleştirmektedir. Bu yaklaşımda eleştirdiği noktanın ‘’-mIş’’ biçimbiriminin geçmiş zaman ve bitmişlik görünüşü işaretleyen bir ek olarak nitelendirilmesi ancak ‘’-ImIş’’ biçimbiriminin zaman bakımından değer taşımaması ve yalnızca kip kategorisinde değerlendirilmesi olduğunu belirtmiştir. Bu yaklaşıma göre ‘’-ImIş’’ biçimbirimi isim soylu yüklemlere ya da çekimli eylemlere eklenebilmektedir, ‘’-mIş’’ biçimbirimi ise eylem köklerine eklenerek eylem çekim eki olarak işlev almaktadır. (51) Ayşe’nin annesi hastaymış. (52) Ayşe’nin annesi dün hastaymış. (53) Ayşe’nin annesi hastalanmış. (54) Ali gelmiş. (55) Ali geliyormuş. (56) Ali dün geliyormuş. Gül (2010), (51) ve (56) numaralı cümlelerde yer alan ‘’-ImIş’’ biçimbirimlerinin çıkartılıp yerine başka bir eylem çekim eki eklendiğinde ‘’dün’’ gibi geçmiş zamanı işaret eden bir zaman ifadesinin kabul edilebilmesi eklenen çekim ekinin zaman gönderimine göre belirlendiğini belirtmektedir. (53) ve (58) cümlelerindeki ‘’-ImIş’’ biçimbirimi 29 cümleden çıkarıldığında cümlelerdeki geçmiş zaman anlamının kaybolduğunu ifade etmiştir. ‘’-ImIş’’ biçimbiriminin zaman ve görünüş bakımından yansız olduğunu belirten yaklaşımı eleştiren Gül (2010), (58) cümlesinde ‘’-ImIş’’ biçimbiriminin cümleden çıkartıldığında Ali’nin gelme sürecinin devam ettiğini belirtmektedir. Bu örnekler üzerinden ‘’-mIş’’ ve ‘’-ImIş’’ biçimbirimleri arasında yapılagelen geçmiş zaman belirtme ayrımının yanlış olduğunu savunmaktadır. ‘’-ImIş’’ biçimbirimini geçmiş zaman ve bitmişlik anlamı aktarmadığı görüşünü eleştirmektedir (Gül, 2010, ss. 118- 121). Türkçede dolaylılık bilişsel bir olgu olarak ele alınmaktadır. Dolaylılık konuşurun bilincinin ve farkındalığının uzaklığına dikkat çekmektedir. Uzaklık dilbilimsel bir kavram olarak farklı bir bağlamsal gerçekleşmedir. Türk dilleri için dolaylılığın temeli olarak kabul edilebilir. Konuşur olaya doğrudan dahil olmadığında uzaklık kavramının dahil olması muhtemeldir. Uzaklıklık kavramı ironi, alay, küçümseme, alçak gönüllülük gibi farklı anlamlar ifade etmekte kullanılabilir (Johanson, 2006, ss. 82-84): (57) Bunu yapacakmışsın. (58) Ben her zaman vazifemi yapmışım. (59) Güya onu görmüşüm. (60) Sanki anlamış. Konuşurun niyet edilmemiş, kontrol dışı, bilinç dışı davranışlarını ifade eden birinci tekil kişi kullanımlarında, kişinin bilgiye doğrudan erişebileceği beklentisinden farklı olarak kanıtsallık kavramının da kullanılabileceğini göstermektedir. Bu kullanımlarda anlatının bilinç dışı ya da dolaylı deneyimlenen olaylardan meydana geldiği ifade edilmektedir (Aslan Demir, 2013, s. 411): (61) İçim geçmiş. (62) Üşümüşüm. (63) Yanılmışım. (64) Narkozun etkisiyle hemşireye acayip şeyler söylemişim. (65) Çok yorulmuşum. (61) – (65) numaralı cümlelerde konuşur olayın öznesiyken olaya bilinçli olarak, kontrol dahilinde katılmamıştır. Bu cümlelerden konuşurun olayı sonradan fark ettiği, olaya ilişkin bilgiyi dolaylı olarak edindiği ya da bir başkası aracılığıyla edinmiş olduğu 30 anlamları çıkartılabilmektedir. Aslan Demir (2013), birinci tekil kişinin bilinç dışı, kontrol dışı, niyet edilmemiş davranışlarını ifade eden kullanımları ‘’birinci kişi paradoksu’’ altında ele almaktadır. Johanson (2006, ss. 85-86), konuşurun kişisel olarak dahil olduğu etkileşimler, sözel ya da yazılı diyalogları sözlü anlatıların tipik bir özelliği olarak görmektedir. Aynı şekilde dolaylılığın, geleneksel anlatıların da tipik anlatı türü ve söylem biçimini oluşturduğunu belirtmiştir. Örneğin, masallar gibi geçmiş zamandaki olayları anlatan, katılımcıları olan anlatılar bu tür kullanımlara uygun düşmektedir. (66) Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde bir padişahın üç kızı varmış. Masallar gibi bazı gerçek dışılık belirten ve kurgu ürünü olan anlatılarda ‘’-mIş’’ temel öge olarak yer almaktadır. Efsaneler, halk hikayeleri günlük hayattan uzak anlatılarda ‘’- mIş’’ biçimbirimi kullanılmaktadır. (67) Bir varmış, bir yokmuş. Vakti zamanında, ücra bir köyde yaşayan bir Keloğlan varmış. Günün birinde bu Keloğlan’ın babası ölmüş. O da ihtiyar annesine bakmak için iş aramaya çıkmış. Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Kapı kapı dolaşmış, ama kimse ona iş vermemiş… Bosnalı ve Kahraman (2017), Türkçe geleneksel dilbilgisinde kanıtsallığın, ‘’-DI’’ biçimbirimi ile işaretlenen görülen geçmiş zaman ve ‘’-mIş’’ biçimbirimi ile işaretlenen duyulan geçmiş zaman olmak üzere iki farklı kategoride ele alınarak yalnızca geçmiş zaman ile sınırlandırıldığını oysa Türkçede kanıtsallığın tüm zaman ve kipleri kapsadığını ifade etmişlerdir. Kanıtsallığı bilginin kaynağı, elde ediliş yöntemi ve kanıtın dereceleriyle incelenen çalışmada ilgili biçimbirimlerin geçmiş zaman, kanıtsallık işaretlemede anlam ve kavram düzeyinde karışıklık olduğunu belirtilmektedir. (68) Komşu tatilden döndü. (Konuşur dönüş anlarını gördü.) (69) Komşu tatilden dönmüş. a. Konuşur dönüş anını görmedi ancak daha sonra komşuyu bahçede gördü. b. Konuşur komşuyu görmedi ancak seslerini duydu. c. Konuşur komşuyu görmedi ama evlerinden gelen yemek kokusunu duyumsadı. d. Konuşur bilgiyi bir diğer komşusundan duydu. Kaili ve Çeltek (2012, ss. 8-10) ‘’-DI’’ ve ‘’-mIş’’ biçimbirimlerinin geçmiş zaman belirtmelerinde anlam belirsizliğini ve yanlış yorumlamaları ortadan kaldırmak ve Türkçeyi yabancı dil olarak öğretmede yeni bir model sunmak amacıyla geniş kapsamda 31 bir sınıflandırma yapmışlardır. Bu sınıflandırma 5 ana kategori ve 10 alt kategoriyle beraber toplamda 15 kategoriden oluşmaktadır: a. Doğrudan (görsel) deneyimlenmiş durumlar ‘’-DI’’ biçimbirimi ile ifade edilmektedir. Dün sinemaya gittik. b. Doğrudan, görme haricindeki duyuşsal algılarla deneyimlenmiş durumlar ‘’-mIş’’ biçimbirimi ile ifade edilmektedir. b1. Koklama Eşim köfte yapmış. (Eve girdiğinde köfte kokusu gelmesi üzerine) b2. İşitme Yağmur başlamış. (Dışarıdaki yağmurun sesini duyması üzerine) b3. Tatma Yemek çok güzel olmuş. (Bir yemeği tatma üzerine) b4. Hissetme Acıkmışım. (Karnının kazınması ya da guruldama hissetmesi üzerine) c. Dolaylı olarak deneyimlenen, çıkarıma dayalı durumlar ‘’-mış’’ biçimbirimi ile ifade edilmektedir. c1. Eşzamanlı Ne kadar büyümüşsün. (Uzun zaman sonra küçük bir çocuğu görmesi üzerine) c2. Artzamanlı Hırsız buradan girmiş. (Evde yokken gerçekleşen hırsızlık olayının kanıtı olarak kırık camı görmesi üzerine) c3. Mantık yürütme Ben yokken evde elektrikler kesilmiş. (Eve geldiğinde elektronik saatin bozulmuş olduğunu ve bu bozulmanın sadece elektrik kesikken olduğunu bilmesi üzerine) d. Bir başkası aracılığıyla elde edilen bilgiler ‘’-mış’’ biçimbirimi ile ifade edilmektedir. d1. İkinci elden aktarma Ahmet İzmir’e gitmiş. (Ahmet’i gören Ali’nin söylemesi üzerine.) d2. Üçüncü elden aktarma Ahmet İzmir’e gitmiş. (Bu durumu Veli Ali’ye söylemiş, Ali’nin konuşura söylemesi üzerine.) d3. Söylenti Ahmet İzmir’e gitmiş. (Ortalıkta dolaşan genel bir söylenti üzerine) d4. Soru Yemek pişmiş mi? (Mutfaktan gelen kişiye yöneltilmesi) e. Edimsel genişlemelerle elde edilen anlamlar ‘’mış’’ biçimbirimi ile işaretlenmektedir. 32 e1. Beklenmedik haber (mirative/admirative) Aysun gelmiş. (Kapıda hiç beklenmedik bir misafir görme üzerine) e2. Geleneksel anlatı (traditional narrative) Pinokyo yalan söyleyince burnu büyümüş. e3. İroni Çok çalışmışsın. (Çok çalıştığını iddia eden çocuğun düşük notunu gören babasının ifadesinin üzerine) Konuşurun bilginin kaynağına olan erişiminin doğrudan ya da dolaylı olduğunu gösteren kanıtsallık kategorisinin alt kategorilere ayrılmasında çalışmalar arasında farklı sınıflandırmalar bulunmaktadır. Johanson’un (2000) aktarım, çıkarım ve algısal dolaylılık alt kategorileri analizinin yanı sıra Csato (2000), Aksu-Koç ve Slobin (1982) gibi çalışmacılar dolaylı bir cümlenin okumalarının beklenmedik bilgi (mirative/admirative) yorumlaması taşıdığını da belirtmektedir. Aksu-Koç ve Slobin (1982) beklenmedik bilgi anlamı aktaran literatürde ‘’mirative’’ ya da ‘’admirative’’ olarak adlandırılan konuşurun hazırlıksız yakalandığı beklenmedik durumları, sürpriz ifade eden durumları ‘’sürpriz’’ başlığı ile ele almıştır. ‘’-mIş’’ biçimbiriminin beklenmedik bilgi işlevinin kanıtsallık kategorisi altında ele alındığını ancak bazı dillerde beklenmedik bilgi ve kanıtsallık ayrımının yapılmasının kolay olmadığı belirtilmektedir. De Lancey (2001) ise Türkçede kanıtsallık ve beklenmedik bilgiyi işaret eden tek biçimbirim olduğundan dolayı ayrım yapmanın daha kolay olduğunu belirtmiştir. Beklenmedik bilgiyi, konuşura yeni bir bilginin aniden ya da beklenmedik olarak iletilmesinin dilbilimsel olarak işaretlenmesi olarak tanımlamaktadır. Beklenmedik bilgi, hayret ve şaşkınlık anlamsal alanlarını kapsadığından kanıtsallık sistemiyle örtüştüğünü düşünülmektedir. Çalışmasında beklenmedik bilgi kavramının kanıtsallık sistemiyle örtüşmesine rağmen kanıtsallıktan bağımsız bir kategori olarak ele alınması gerektiğini öne sürmüştür. İki kavram arasındaki ayrımı ise kanıtsallığın önermenin bilgi kaynağının dilbilgisel olarak işaretlemesiyken beklenmedik bilgi kavramıyla konuşura yeni bir bilginin sunulması olarak yapmıştır. Beklenmedik bilgi bazen kendisinden daha geniş bir kategori olan kanıtsallığın bir parçası olarak görülmektedir. Ancak farklı dillerden alınan örneklere göre bu kavramı anlamsal ve dilbilgisel olarak bağımsız bir kategori olarak görülmesi gerektiğini ifade etmiştir. De Lancey (2001) gibi Aikhenvald (2004) de kanıtsallık ve beklenmedik bilginin kavramsal olarak birbirlerine yakın olduğunu ancak ayrı kategoriler olarak ele alınması 33 gerektiğini ifade etmiştir. Görsel ya da birinci el kanıtsallar hariç diğer kanıtsallar alışılagelmiş olmayan haber, beklenmedik bilgi veya şaşırma anlamı taşıyabilmektedir. Aikhenvald (2012), beklenmedik bilgi kavramının dünya dillerinde aniden keşfetme, hazırlıksız zihin ve sürpriz anlamlarına geldiğini belirtmektedir. Konuşurun karşılıklı beklentilerini ve ulaştığı yeni bilginin ardında yatan anlamları da iletmektedir. Görece yeni bir kavram olan beklenmedik bilginin, birçok dilde kanıtsallık sistemiyle dilbilgisel bağlantıya sahip olmadığını belirterek kanıtsallıktan bağımsız bir kategori olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Beklenmedik bilgi kavramı beş ayrı başlıkta sınıflandırılmıştır (Aikhenvald, 2012, s. 437): 1. aniden fark etme a. konuşur tarafından b. dinleyici tarafından c. ana karakter tarafından 2. sürpriz a. konuşura yapılan sürpriz b. dinleyiciye yapılan sürpriz c. ana karaktere yapılan sürpriz 3. hazırlıksız zihin a. konuşurun b. dinleyicinin c. ana karakterin 4. karşılıklı beklentiler a. konuşurun b. dinleyicinin c. ana karakterin 5. yeni bilgi a. konuşura b. dinleyiciye c. ana karaktere Johanson’a (2000) göre dolaylılık kullanımları, sürpriz, beklenmedik bilgi, aniden ortaya çıkma, iltifat gibi edimsel anlam genişlemelerine sahiptir. Dolaylılık kişisel duyguları ifade etmek için kullanıldığında bu edimsel anlam genişlemelerine sahiptir. Konuşur bilinçli olarak algılamadığı, beklenmedik olan durumları sürpriz olarak görebilir. Türkçede yeni bir bilgi iletmek konuşurun bütünleşik dünya resminin bir parçası 34 olmadığından beklenmedik haber, aniden fark etme gibi anlamlara sahip beklenmedik bilgi (mirative/admirative) kullanımları görülmektedir. Johanson (2006) bu durumu dolaylılığın ana değerlerinden biri olarak kabul etmektedir. (70) Bebek sütün hepsini içmiş. (71) Erken gelmişssiniz. (72) Ali sınavını geçmiş. (73) Bu kız ne güzelmiş. Vurgu ve tonlamalar bu anlamların iletilmesinde önemli yere sahiptir. Ancak sürpriz, yeni bilgi ve konuşurun beklentisine karşıtlık dolaylılığın zorunlu bileşenleri olarak değerlendirilmemektedir. Benzer görüşte olan Demir (2012, s.103), kanıtsallık ifade eden biçimbirimlerin bağlam ve vurgunun yardımıyla alay, inanmama, şaşırma, hayret, beklenmezlik anlamları aktarabildiğini ifade etmektedir. (74) Ne güzel olmuşsun! (75) Ne kadar büyümüşsün! (76) Çabuk bitirmişsin! Ancak yukarıdaki örneklerde verilen anlamların kanıtsallık işaretleyicilerinin birincil işlevi olmadığını belirtmektedir. Beklenmedik bilgi, yeni haber olgusunu yalnızca ‘’- mIş’’ biçimbiriminin işlevleri arasında ele almak doğru değildir. Son dakika haberleri (hot news) doğrudan geçmiş zaman işareti ‘’-DI’’ ile ifade edilmektedir. Bu çalışma sınırlarında ‘’mirative/admirative’’ olarak adlandırılan beklenmedik haber, sürpriz anlamları işaretleyen mirative kategorisi ele alınmamıştır. 2.2.1. Türkçede Kanıtsallık ve Zaman İlişkisi Türkçede konuşur doğrudan ulaştığı bilgiyi ‘’-DI’’ biçimbirimi ile dolaylı ulaştığı bilgiyi ise ‘’-mIş’’ biçimbirimi ile ifade etmektedir. Bu iki biçimbirimin geçmiş zaman işaretleyicileri olarak görev yapmalarından dolayı kanıtsallık ve zaman kategorilerinin kavram alanlarının farklı çalışmalarda iç içe olduğu görülmektedir. Bu durumda kanıtsallık ve zaman kategorileri arasındaki farkın çizilmesinin önemli olduğu düşünülmektedir. Kanıtsallıkla sıklıkla ilişkilendirilen bir kategori olan zaman, gerçek dünyada başlangıcı ve sonu belirsiz bir kavram olarak tanımlanmaktadır. Düzenli olarak değişim ve akış 35 gösteren zaman kavramı soyut düzlemde ele alınmaktadır. Dilde zaman kavramı gerçek dünyada var olan ‘’zaman düşüncesi’’ nin dilbilgisel gösterimidir. Benzer (2008), insan algısındaki gerçek zamanın dile yansıması sonucunda ortaya çıkan dilsel zamanı ‘’fiil zamanı’’ olarak adlandırmıştır. Dilsel zaman (tense), gerçek zamanın düz çizgisi boyunca iki zaman noktası arasındaki ilişkinin işaretlenmesi olarak tanımlanmıştır. İngilizcedeki gerçek zaman karşılığı ‘’time’’ ve dilsel zaman ‘’tense’’ adlandırmalarına benzer olarak Türkçedeki gerçek zaman ve dilsel zaman için ‘’vakit’’ ve ‘’zaman’’ kavramları önerilmiştir (Benzer, 2008, s.74). Dilsel zaman belirli bir dilde, dilin kendi kurallarına uygun olarak ifade edilmektedir. Her dilde zamanı işaretleyen bir dilbilgisi kategorisi bulunmamaktadır. Bu tür dillerde ifadenin zamanını yansıtabilmek için zaman belirten ifadelere başvurulmaktadır (Aikhenvald, 2015, s. 2). Dilsel zaman, bir durum ya da olayın dış dünyadaki zamansal noktasını ifade etmektedir. Bu zamansal noktalar birbiriyle ilişki içerisinde olan durumları belirtmektedir. Dilsel zaman bahsedilen durum ya olayların belirli bir gönderim noktasına göre önceliğini, eş zamanlılığını, sonralığını ortaya koymaktadır (Göksel ve Kerslake, 2005, s. 283). Zamanı düz bir çizgi üzerinde betimleyerek herhangi bir dilin gerçek zamanı ile grafiksel kapsamını göstermeye çalışan Comrie (1985), konuşma anını zam