T.C. HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ İZOLE GASTROCNEMİUS KAS KISALIĞININ ALT EKSTREMİTE BİYOMEKANİSİ, FONKSİYON VE PLANTAR BASINÇ DAĞILIMI PARAMETRELERİ ÜZERİNE ETKİLERİNİN İNCELENMESİ Uzm. Fzt. Mustafa KUBİLAY Protez-Ortez ve Biyomekani Programı YÜKSEK LİSANS TEZİ ANKARA 2020 vi TEŞEKKÜR Yüksek lisans eğitimim süresince, tezimin oluşturulması ve ilerletilmesi, tez sonucunda elde ettiğim bulguların istatistiksel analizi ve yorumlanabilmesinde desteğini ve bilgilerini esirgemeyen tez danışmanım, sayın hocam Prof. Dr. Nilgün BEK’e, Tezimin zorlu sürecinde desteklerinden dolayı Uzm. Fzt. Hikmet KOCAMAN’a, Uzm. Fzt. Mehmet Hanifi KAYA’a, Protez-Ortez Teknikeri Tahsin AÇIKGÖZ’e, Fzt. Can BERBEROĞLU’na ve tüm dostlarıma, Hayatımın zorlu dönemlerinde desteklerini esirgemeyen sevgili ablalarım Şenay İLHAN’a ve Gülay BOZKURT’a, Beni dünyaya getiren, bütün zorluklara rağmen yetişkinliğime ulaştıran, her zaman hayatımdaki en büyük değerim ve iyi bir insan olmak adına tek referansım olan rahmetli annem Emine KUBİLAY’a minnettarlığımı sunar, TEŞEKKÜR EDERİM. vii ÖZET Kubilay M. İzole Gastrocnemius Kas Kısalığının Alt Ekstremite Biyomekanisi, Fonksiyon ve Plantar Basınç Dağılımı Parametreleri Üzerine Etkilerinin İncelenmesi, Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Protez-Ortez ve Biyomekani Programı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2020. Bu çalışma, izole gastrocnemius kas kısalığı olan bireylerde, alt ekstremite biyomekanisi, fonksiyon ve plantar basınç dağılımı parametrelerinde oluşabilecek değişiklikleri araştırmak amacıyla yapıldı. Çalışmaya Silfverskiold yöntemi kullanılarak, izole gastrocnemius kas kısalığı olan 21 (yaş ortalaması 22,80±3,74 yıl) ve olmayan sağlıklı 23 (yaş ortalaması 22,04±3,56 yıl) birey dahil edildi. Bireylerin demografik bilgileri alındı. Her iki gruptaki bireylerin, alt ekstremite biyomekanik değerlendirmeleri için; ayak başparmak, subtalar, ayak bileği ve diz eklem hareket açıklığı açısal değerleri, diz eklemi valgite açısı ve Q açısı ölçümleri, diz fleksorleri ve kalça fleksorleri kas kısalık ölçümleri universal gonyometre ile yapıldı. Ağırlıklı öne adım alma testi ile ayak bileği fonksiyonel dorsi fleksiyon ölçümleri yapıldı. Sakral inklinasyon açısı ölçümleri inklinometre kullanılarak, lumbal bölge ekstansor kas kısalık ölçümleri ise Modifiye Schober Testi ile yapıldı. Statik ve dinamik plantar basınç ölçümleri pedobarografi cihazı kullanılarak yapıldı. Bireylerin ayak posturlarının değerlendirilmesinde Ayak Postur İndeksi (APİ), ayağa ilişkin fiziksel ve fonksiyonel durumlarının değerlendirilmesinde Amerikan Ortopedik Cerrahları Derneği Ayak bileği ve Arka Ayak Skalası (AOFAS), fiziksel aktivite alışkanlıklarının değerlendirilmesinde Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ), alt ektremite fonksiyonellik düzeylerinin değerlendirilmesinde Alt Ektremite Fonksiyonellik Skalası (AEFS) kullanıldı. Çalışmanın sonunda kısalık olmayan bireylerle karşılaştırıldığında izole gastrocnemius kas kısalığı bulunan bireylerde, ayak bileği aktif ve pasif dorsi fleksiyonu hareketinin limitli olduğu (p<0,05) subtalar eklem aktif ve pasif inversiyon hareketinin limitli olduğu (p<0,05), diz eklemi fleksiyon hareketinin limitli olduğu (p<0,05), diz ve kalça fleksor kaslarının kısaldığı (p<0,05), ağırlıklı öne adım testine göre ayak bileği dorsi fleksiyonu hareketinin limitli olduğu bulundu (p<0,05). İzole gastrocnemius kas kısalığı bulunan bireylerin kısalık olmayan bireylere göre APİ sonuçlarında ayaklarının pronasyon posturu gösterdiği (p<0,05), AOFAS sonuçlarında ise, fiziksel ve fonksiyonel durumları skorlarının düşük olduğu bulundu (p<0,05). Statik pedobarografik analizler sonucunda, statik ayak tabanı basınç değerleri ön ayakta basıncın artığı, arka ayakta basıncın azaldığı bulundu (p<0,05). Dinamik pedobarografik analizler sonucunda, yürüyüşte arka ayak medialine binen yüklenmenin arttığı (p<0,05), basınç alanlarının ön ayakta artış gösterdiği bulundu (p<0,05). Sonuçlara göre izole gastrocnemius kas kısalığı alt ekstemitede biyomekaniksel ve fonksiyonel değişimlere yol açmakta, ayakta duruşta ve yürüyüşte plantar basınç alanlarını ve ayağın yere yüklenme biçimini değiştirmektedir. Anahtar Kelimeler: Gastrocnemius, kas kısalığı, fonksiyonellik, biyomekani, pedobarografi viii ABSTRACT Kubilay M. Investigation of the Effects of Isolated Gastrocnemius Muscle Shortness on Lower Extremity Biomechanics, Function and Plantar Pressure Distribution Parameters, Hacettepe University, Graduate School of Health Sciences Prosthetics-Orthotics and Biomechanics Program, Master Thesis, Ankara, 2020. This study was carried out to investigate the changes in lower extremity biomechanics, function and plantar pressure distribution parameters in individuals with isolated gastrocnemius muscle shortness. Using the Silfverskiold method, 21 individuals (mean age 22.80 ± 3.74 years) with isolated gastrocnemius muscle shortening and 23 healthy individuals (mean age 22.04 ± 3.56 years) without shortening were included in the study. Demographic data of individuals was received. For the lower extremity biomechanical evaluations of individuals in both groups; angular values of foot thumb, subtalar, ankle and knee joint range of motion, knee joint valgite angle and Q angle measurements, knee flexors and hip flexors muscle shortness were measured with an universal goniometer. The ankle functional dorsi flexion measurements were performed with the weight-bearing lunge test. Sacral inclination angle measurements were performed using the inclinometer, and lumbar extensor muscular shortness measurements were performed with the Modified Schober Test. The static and dynamic plantar pressure distribution measurements were performed using a pedobarography device. Foot Posture Index (API) was used in the evaluation of the foot postures of individuals, American Orthopedic Surgeons Association Ankle and Back Foot Scale (AOFAS) was used in the evaluation of the physical and functional conditions of the foot, International Physical Activity Questionnaire (IPAQ) was used in the evaluation of physical activity habits; Lower Extremity Functionality Scale (LEFS) was used in the evaluation of the lower extremity functionality levels. At the end of the study, it was found in individuals with isolated gastrocnemius muscle shortening compared to non-shortened individuals, the active and passive dorsiflexion movement of the ankle was limited (p<0.05), subtalar joint active and passive inversion movement was limited (p<0.05), knee joint flexion movement was limited (p<0.05), knee and hip flexor muscles were shortened (p<0.05), according to the weight-bearing lunge test, the ankle dorsiflexion was limited (p<0.05). As a result of static pedobarographic analysis, it was found that the pressure in the forefoot increased and the pressure in the rearfoot decreased in static plantar pressure values (p <0.05). As a result of dynamic pedobarographic analysis, it was found that the load on the rearfoot medial increased (p<0.05), and the pressure areas increased in the forefoot (p<0.05). According to the results of FPI, individuals with isolated gastrocnemius muscle shortness were found to have a pronation posture in their feet (p<0.05), and according to AOFAS results, their physical and functional status scores were low (p<0.05). According to the results, isolated gastrocnemius muscle shortness leads to biomechanical and functional changes in the lower extremity, and changes the plantar pressure areas and the loading form of the foot on the ground. during standing and walking. Keywords: Gastrocnemius, muscle shortness, functionality, biomechanics, pedobarography ix İÇİNDEKİLER ONAY SAYFASI iii YAYINLAMA VE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI BEYANI iv ETİK BEYAN v TEŞEKKÜR vi ÖZET vii ABSTRACT viii İÇİNDEKİLER ix SİMGELER VE KISALTMALAR xi ŞEKİLLER xii TABLOLAR xiii 1. GİRİŞ 1 2. GENEL BİLGİLER 3 2.1. Esneklik 3 2.2. Kas Esnekliği 3 2.3. Gastrocnemius-Soleus Kas Kompleksi (GSKK) 4 2.3.1. Gastrocnemius Kası (GK) 5 2.3.2. Soleus Kası 5 2.3.3. Aşil Tendonu (AT) 6 2.4. Gastrocnemius- Soleus Kas Kompleksi Fonksiyonu 6 2.4.1. İzole Gastrocnemius Kas Kısalığı 7 2.4.2. İzole Gastrocnemius Kas Kasılığında Biyomekaniksel Değişiklikler 7 2.5. Plantar Basınç Dağılımı Analizi 8 2.5.1. Statik Pedobarografik Değerlendirmeler 9 2.5.2. Dinamik Pedobarografik Değerlendirmeler 9 2.5.3. İGKK’da Pedobarografik Analizin Kullanımı 10 3. BİREYLER VE YÖNTEM 15 3.1. Bireyler 15 3.2. Yöntem 16 3.2.1. Demografik Veriler 17 3.2.2. İzole Gastrocnemius Kas Kısalığına İlişkin Kısalık Değerlendirmesi 18 3.2.3. Eklem Hareket Açıklıklarının Değerlendirilmesi 19 x 3.2.4. Ağırlıklı Öne Adım Alma Testi (AÖAAT) ile Ayak Bileği Dorsi Fleksiyon Hareketinin Açısal Ölçümü 21 3.2.5. Alt Ekstremite Biyomekanik Değişkenlerinin Değerlendirilmesi 21 3.2.6. Ayak Posturu Değerlendirmesi 27 3.2.7. Ayağa İlişkin Fiziksel ve Fonksiyonel Durumlarının Değerlendirilmesi 27 3.2.8. Bireylerin Fiziksel Aktivite Alışkanlıklarının Değerlendirmesi 27 3.2.9. Alt Ekstremite Fonksiyonellik Düzeyi Değerlendirmesi 29 3.2.10. Plantar Basınç Dağılımı Analizi 29 3.3. İstatistiksel Analiz 31 4. BULGULAR 32 5. TARTIŞMA 47 5.1. Ayak Bileği Hareketleri 50 5.2. Başparmak Dorsi Fleksiyonu Hareketi 51 5.3. Subtalar Eklem Hareketleri 52 5.4. Ağırlıklı Öne Adım Alma Testi (AÖAAT) 53 5.5. Diz Eklemine Ait Açısal Ölçümler 53 5.6. Kalça Fleksorleri Kısalık, Diz Fleksorleri Kısalık, Lumbal Ekstansor Kısalık Değerleri ile Sakral İnklinasyon Açısı 54 5.7. APİ, AOFAS, IPAQ ile AEFS 55 5.8. Statik Plantar Basınç Analizi 58 5.9. Dinamik Plantar Basınç Analizi 59 6. SONUÇLAR VE ÖNERİLER 62 7. KAYNAKLAR 64 8. EKLER EK 1. Etik Kurul Onayı EK 2. Araştırma Amaçlı Çalışma İçin Aydınlatılmış Onam Formu EK 3. Olgu Rapor Formu EK 4. Kullanılan Anketler ve Ölçekler EK 5. Turnitin Orijinallik Raporu Ekran Çıktısı EK 6. Turnitin Dijital Makbuz 9. ÖZGEÇMİŞ xi SİMGELER VE KISALTMALAR % Yüzde ° Derece AEFS Alt Ekstremite Fonksiyon Skalası AFİ Ayak Fonksiyon İndeksi AOFAS Amerikan Ortopedik Cerrahları Derneği Ayak bileği ve Arka Ayak Skalası AÖAAT Ağırlıklı Öne Adım Alma Testi APİ Ayak Postur İndeksi AT Aşil Tendonu cm² Santimetrekare dk Dakika GK Gastrocnemius Kası GSSK Gastrocnemius-Soleus Kas Kompleksi IPAQ Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi İGKK İzole Gastrocnemius Kas Kısalığı k/m² Kilogram/ Metrekare max Maksimum min Minimum ms Milisaniye N/cm² Newton/ Santimetrekare N Birey Sayısı s Saniye Ss Standart sapma STE Subtalar Eklem X Ortalama xii ŞEKİLLER Şekil Sayfa 2.1. Gastrocnemius-soleus kas bloğu [27]. 4 2.2. Gastrocnemius kası ve soleus kası [30]. 5 2.3. Aşil tendonu [31]. 6 2.4. Pedobarografik analiz cihazı. 9 2.5. Statik plantar basınç yüzdelerini gösteren ölçüm ekran çıktısı. 11 2.6. Dinamik plantar basınç yüzdelerinin ön orta arka ayağa göre dağılımları, yürüyüşte ayağın yere göre yaptığı eksen açısı, STE hareketliği ve STE esnekliği değerlerini gösteren ekran çıktısı. 12 2.7. N/m² cinsinden ayak tabanının maksimal basınç ölçümlerini gösteren ekran çıktısı. 12 2.8. Yürüyüşte ayak bölgelerinin yer ile temas zamanlarını gösteren ekran çıktısı. 13 2.9. Dinamik plantar basınç dağılım yüzdelerini gösteren ekran çıktısı. 13 2.10. Ayağın 10 bölgesindeki maksimal basınç değerlerinin oluştuğu zamanları gösteren ekran çıktısı. 14 2.11. Dinamik pedobarografik analizler sonucunda ulaşılan sayısal verileri gösteren ekran görüntüsü. 14 3.1. Silfverskiold yöntemi ile gastrocnemius kası kısalık değerlendirmesi. 18 3.2. Ayak bileği plantar ve dorsi fleksiyon hareketlerinin açısal ölçümü. 19 3.3. Başparmak Dorsi Fleksiyon Hareketinin Açısal Ölçümü. 20 3.4. Subtalar Eklem İnversiyon ve Eversiyon Açı Ölçümü. 20 3.5. Ağırlıklı Öne Adım Alma Testi ile Ayak Bileği Dorsi Fleksiyonu Açısal Ölçümü. 21 3.6. Diz Eklemi Fleksiyonu Hareket Açıklığı Ölçümü. 23 3.7. Diz Eklemi Hiperekstansiyon Hareket Açıklığı Ölçümü 23 3.8. Kalça Fleksor Kasları Kısalık Değerlendirmesi. 24 3.9. Diz Fleksor Kasları Kısalık Değerlendirmesi. 25 3.10. Lumbal Ektansor Kasları Kısalık Değerlendirmesi. 26 3.11. Sakral İnklinasyon Açı Ölçümü. 26 3.12. Plantar Basınç Dağılımı Analizi. 31 xiii TABLOLAR Tablo Sayfa 4.1. Bireylerin demografik bilgileri. 32 4.2. Bireylerin İGKK’nın belirlenmesi için kullanılan Silfversiöld yönteminden elde edilen ölçüm değerleri karşılaştırılması. 33 4.3. Bireyleri ayak bileği dorsi ve plantar fleksiyonu hareketi açısal değerlerinin karşılaştırılması. 34 4.4. Bireylerin sağ ve sol ayak başparmaklarının dorsi fleksiyonu hareketi açısal değerlerinin karşılaştırılması. 35 4.5. Subtalar eklem inversiyon ve eversiyon hareketi açısal değerlerinin karşılaştırılması. 36 4.6. Ağırlıklı öne adım alma testi değerlerinin karşılaştırılması. 37 4.7. Diz eklemine ilişkin açısal değerlerin karşılaştırılması. 37 4.8. Kalça fleksorleri kısalık, diz fleksorleri kısalık, lumbal ekstansor kısalık değerleri ve sakral inklinasyon açısı değerleri karşılaştırılması. 38 4.9. Ayak posturu, ayak ve alt ekstremite parametreleri ve günlük yaşam anketlerinin değerlerinin karşılaştırılması. 39 4.10. Statik ayak tabanı basınç dağılımı yüzdelerinin karşılaştırılması. 40 4.11. Dinamik ayak tabanı basınç dağılımı değerlerinin karşılaştırılması. 41 4.12. Dinamik ayak tabanı temas alanları yüzdelerinin karşılaştırması. 42 4.13. Dinamik ayak tabanı maksimum basınç değerlerinin karşılaştırması. 43 4.14. Dinamik ayak tabanı maksimum basınç zamanlarının karşılaştırması. 44 4.15. Dinamik ayak tabanı maksimum basınç yüklenme oranlarının karşılaştırması. 45 4.16. Dinamik ayak tabanı basınç impuls değerleri karşılaştırması. 46 1 1. GİRİŞ Kas kısalığı yaygın bir kas fonksiyon bozukluğudur. Kas kısalığı olan bireyler kas-iskelet sistemi yaralanmalarına yatkındır [1-5]. Kas iskelet yaralanmalarına aşırı kullanım, kötü postur, esnekliğin azalması ve spastisitenin sebep olabileceği düşünülmektedir [1, 3, 4, 6, 7]. Kas kısalığı gastrocnemius kasında mevcut olduğunda, esneklikte azalma, ayak bileği dorsi fleksiyonu ve diz ekstansiyonunda eklem hareket açıklığını azaltabilir [1-5]. Sınırlı ayak bileği dorsi fleksiyonu, kas zedelenmelerini içeren plantar fasiit, Aşil tendinopatisi, stres kırıkları iliotibial bant sürtünme sendromu ve patellofemoral sendrom gibi alt ekstremite yaralanmaları için predispozan bir faktör olarak kabul edilmiştir [4]. Gastrocnemius kasında (GK) oluşabilecek bir esneklik kaybı gastrocnemius-soleus kas kompleksi (GSKK) kontraktürüne önemli katkıda bulunur, çünkü GK diz, ayak bileği ve subtalar eklemlerini kat etmektedir [8]. Hastalarda GSKK’nın kaslarının kombine kısalığı farklı klinik etkilere sahip olduğu ve tedavinin doğruluğuna etki edeceğinden, kısalığın izole gastrocnemius kas kısalığı (İGKK) mı kombine GSKK kısalığı mı olduğunun ayrımını yapmak önemlidir. GSKK’yı oluşturan GK’nın medial başı medial femur kondilinden orijin alır, lateral başı lateral femur kondilinden orijin alır ve soleus kası ise proksimal tibia, fibula ve interosseöz membrandan orijin alarak distalde Aşil tendonunu (AT) oluşturur. AT uzunluğu 4-8 cm arasındadır ve saat yönünün tersine bükülerek kalkaneal tuberküle yapışır [9]. Bu bükülme hareketi Tip 1 (az), Tip 2 (orta) ve Tip 3 (çok) olarak kategorize edilmiştir. AT liflerindeki bükülme, orijin aldığı kasın kalkaneus ile ilişkisinde etkilidir. Lokalizasyonları küçük alanlarda değişse de her üç bükülme tipinde soleus kasının lifleri medial kalkaneal tuberküle, GK’nın lifleri ise lateral kalkaneal tuberküle yapışırlar [10]. Hem GSKK’nın hem de AT’nin bu anatomik yapısı üç ana eklemde hareket oluşturur. Bunlar; diz ekleminde fleksiyon, ayak bileğinde plantar fleksiyon ve subtalar eklemde (STE) pronasyon/ supinasyondur. Bu yüzden muskulotendinoz yapılardan kaynaklı olarak ayak bileği ekleminde veya STE’de oluşan biyomekaniksel değişiklikler birbiri ile ilişkilidir [8]. Muskulotendinoz yapıdaki değişiklerden olan İGKK ve AT’nin kısalığı, ayak bileği ekleminde plantar fleksiyona, STE’de ise pronasyona neden olur. Bu kısalık kasın gövde bölümünde tendon bölümüne göre daha fazla meydana gelir [11]. Plantar fleksiyona gidişin 2 kısalık ile ilişkisi iki şekilde değerlendirilir; GSKK kısalığı ve GK kısalığı. Tek başına soleus kasının kısalığının görülmediği çalışmalarda bildirilmiştir [8-12]. İGKK’nın, arka ayak pronasyonu başta olmak üzere, ayağın posturu, fonksiyonel parametreler ve yürüyüş dinamikleri üzerine etkilerinin raporlandığı görülmektedir [8, 11, 13, 14]. GK kısalığının etkileri özellikle nörolojik hastalar üzerinde literatürde birçok çalışmada yer almıştır. Ayak ve ayak bileği sağlığını tehdit eden GK kısalığının, normal popülasyon üzerinde araştırmaları literatürde limitlidir [11]. Literatürde belirtildiği gibi GK kısalığı alt ekstremite biyomekanisinde, fonksiyonunda ve plantar basınç dağılımlarında değişimlere neden olmaktadır [11, 15-19]. Bu nedenle çalışmamızda normal popülasyondaki İGKK üzerinden araştırma yapılması kurgulanmıştır. Bu çalışmanın amacı, İGKK olan sağlıklı bireylerin, klinik ve fonksiyonel olarak saptanabilen alt ekstremite biyomekanik değişkenleri, fonksiyon ve plantar basınç dağılımı parametrelerinin ortaya konabilmesi ve kısalık olmayan bireylerle karşılaştırılmasıdır. Bu çalışma için ön görülen hipotezler şu şekilde tanımlanmıştır; H0: İGKK olan ve olmayan bireylerin, alt ekstremite biyomekanik değişkenleri, fonksiyon ve plantar basınç dağılımı parametreleri arasında fark yoktur. H1: İGKK olan ve olmayan bireylerin, alt ekstremite biyomekanik değişkenleri arasında fark vardır. H2: İGKK olan ve olmayan bireylerin, fonksiyonel parametreleri arasında fark vardır. H3: İGKK olan ve olmayan bireylerin, plantar basınç dağılımı parametreleri arasında fark vardır. Bu çalışmanın sonucu olarak, İGKK olan bireylerin karşılaşabilecekleri olası semptom ve limitasyonlara yönelik önleyici ya da tedavi edici stratejilerin belirlenmesi ve geliştirebilmesine ışık tutması beklenmektedir. 3 2. GENEL BİLGİLER 2.1. Esneklik Tanım olarak esneklik, cansız ve canlı varlıkların hepsi için bükülebilme ve uzayabilme özelliği olarak belirtilir [20]. Esneklik sağlık bilimlerinin konusu olduğunda, eklemlerin normal hareket açıklığını ve bir veya birden fazla eklemden geçen kasların uzayabilme becerisini belirtir. Esneyebilme özelliği vücut için genel bir kavramdan ziyade her bir eklem için ayrı ayrı değerlendirilir [20, 21]. Bir eklemin hareketlerine katılan kontraktil olan ve kontraktil olmayan yapılar, eklemin esnekliğinin sınırlarını belirler [21]. 2.2. Kas Esnekliği Kontraktil yapı olarak eklem hareket sınırlarının genişliğinin belirleyicilerinden olan iskelet kasları, esneklik konusunda değerlendirme yapılması gereken önemli parametrelerdendir [20]. Çünkü iskelet kasları diğer yumuşak dokulara karşın esnekliğin sınırlarının belirlenmesinde %41 oranında daha etkilidir [22]. Kasların özelliklerinden olan elastisite, kasın gerilme kuvvetine karşı uzayabilmesini ve kuvvet ortadan kalktığında ise istirahat boyuna geri dönmesini sağlar. Kas esnekliği kasın boyu ve kasa uygulanan yükle doğru orantılı, kasın kesit alanı ile ters orantılıdır. Kaslar belirli sınırlar içinde esneme özelliği göstererek, normal sınırlar içinde kendi uzunluğunun 1,6 katı kadar esneyebilir. Germe kuvveti kasın esneyebilme sınırını geçerse kasta kopmalar olacaktır [23]. Kas esnekliğini etkileyen birçok faktör vardır. Bunlardan başlıca olanları; kalıtsal farklılıklar, kasların resiprokal koordinasyonu, kasın viskozitesi, konnektif dokuların elastikiyeti, kasların ve eklemlerin ısısı, cinsiyet ve yaş gibi parametrelerdir. Bu faktörlerin bir ya da bir kaçında ki olumsuz yönde değişiklikler, kasın boyunun kısalmasına ve dolayısıyla kasın esnekliğinde azalmaya neden olacaktır [20, 21]. Kas kısalığın en çok görüldüğü kaslar, posterior zincir olarak adlandırılan, ayakta dik duruş pozisyonun devamlılığını sağlayan ve yerçekimine karşı aktif direnç 4 gösteren kaslardır. Ayaktan başlayıp omurga boyunca devam eden bu zincir, vücudu arka yüzeyden destekleyerek fleksiyon yönünde gidişi engeller [24]. Bu kasların birinde oluşan bir kısalık, zincirin diğer kasları da etkileyecek ve vücut mekaniğinde değişikliklere neden olacaktır [24, 25]. Zinciri oluşturan ana kaslar ise erektor spina, gluteus maximus, hamstring kas kompleksi ve GSKK’dır. 2.3. Gastrocnemius-Soleus Kas Kompleksi (GSKK) GSKK bacağın arka bölümünü oluşturan en önemli ve en büyük kas grubudur. Distal femurdan başlayan GK ile proksimal tibia ve fibuladan başlayan soleus kasının birleşmesiyle oluşan GSKK AT aracılığı ile topuğa bağlanır (Resim 2.1). GSKK, GK’nın diz ekleminden başlayıp, AT ile topuğa bağlanmasıyla dizde fleksiyon, ayak bileğinde plantar fleksiyon ve STE’de eversiyon, inversiyon hareketlerini ortaya çıkarır. Çoğu kasın tek ekleme hareket sağlaması göz önünde bulundurulduğunda, karmaşık anatomisi ve birçok ekleme yaptırdığı hareket sayesinde GSKK kendine özgü bir yapı oluşturur [26]. GSKK fonksiyonel özelliklerin bilinmesi, ayak ve ayak bileği başta olmak üzere alt ekstremite biyomekanisinin daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Resim 2.1. Gastrocnemius-soleus kas bloğu [27]. 5 2.3.1. Gastrocnemius Kası (GK) Bacağın arka bölümünde bulunan kasların en yüzeyel ve en geniş olanıdır [28]. Lateral baş ve medial baş olarak iki başı vardır. Medial baş medial femoral epikondilin, lateral baş lateral femoral epikondilin posteriorundan başlar. Medial baş lateral başa göre büyüktür. Bu iki baş popliteal fossadan distale doğru uzanırlar ve birleşerek innervasyonunu tibial sinirin yaptığı kas gövdesini oluştururlar. GK’nın gövdesi bacağın ortalarında geniş bir aponevroz oluşturur ve distale doğru soleus kasının tendonu ile birleşerek AT’yi oluştururlar [28, 29] (Resim 2.2). 2.3.2. Soleus Kası GK’nın iç kısmında kalan soleus kası, kas gövdesinin daha geniş olmasından dolayı GK’nın her iki yanından dışarı taşabilir ve özellikle parmak ucu ile ayakta duruş esnasında yanlardan palpe edilebilir. Fibula ve tibia proksimal başlarından başlayarak fibulanın üst gövdesinin 1/3ü ve tibianın posteriorunda bulunan linea musculi soleiden innervasyonunu tibial sinirin yaptığı kasın lifleri başlar. Soleusun kas lifleri arka yüzeyinde bulunan aponevrozda sonlanır. Bu aponevroz distale doğru daralarak uzanır ve GK tendonu ile birleşerek AT’yi meydana getirirler [28, 29] (Resim 2.2). Resim 2.2. Gastrocnemius kası ve soleus kası [30]. 6 2.3.3. Aşil Tendonu (AT) Vücutta en kalın ve en güçlü tendon olan AT, GSKK tendonlarının distalde birleşerek oluşturduğu yapıdır. AT uzunluğu 4-8 cm arasında değişir ve saat yönünün tersine bükülerek kalkaneal tuberküle yapışır [9]. Bu bükülme hareketi Tip 1 (az), Tip 2 (orta) ve Tip 3 (çok) olarak kategorize edilmiştir. Tendonun liflerindeki bükülme, orijin aldığı kasın kalkaneus ile ilişkisinde etkilidir. Lokalizasyonları küçük alanlarda değişse de her üç bükülme tipinde soleus kası lifleri medial kalkaneal tuberküle, GK lifleri lateral kalkaneal tuberküle yapışırlar [10]. Hem GSKK’nın hem de AT’nin bu anatomik yapısı dizde fleksiyon, ayak bileğinde plantar fleksiyon ve STE’de supinasyon/ pronasyon olmak üzere üç ana eklemde hareket oluşturur (Resim 2.3). Resim 2.3. Aşil tendonu [31]. 2.4. Gastrocnemius- Soleus Kas Kompleksi Fonksiyonu GSKK ayak bileğinin en güçlü plantar fleksiyon yaptıran kas grubudur. GK’nın femur kondillerinden başlaması nedeni ile çift eklem kat eder ve diz eklemine fleksiyon ve ayak bileğine plantar fleksiyon yaptırır. Soleus kası ise diz ekleminin proksimaline çıkmadığı için sadece ayak bileğine plantar fleksiyon yaptırır. Bu iki kasın ortak tendonu olan AT kalkaneusta sonlanmasına rağmen plantar aponevroz aracılığıyla ayak ucuna kadar kasın ortaya çıkardığı kuvvet ayak 7 ucuna kadar iletilebilir. Bundan dolayı STE’in eğik ekseninden kaynaklı ayağa supinasyon ve pronasyon yaptırabilmesi söz konusudur [28, 29]. Ayak bileği eklemi ve STE, sagital ve frontal düzlemde yapılan hareketlerde birlikte çalışır. Bu yüzden kısalıklar gibi muskulotendinoz yapılardan kaynaklı olarak ayak bileği ekleminde veya STE’de oluşan biyomekaniksel değişiklikler her iki eklemi de birlikte etkiler [8]. 2.4.1. İzole Gastrocnemius Kas Kısalığı Muskulotendinoz yapıdaki değişiklerden olan GSKK ve AT’nin kısalığı, ayak bileği ekleminde plantar fleksiyona, STE’de ise pronasyona neden olur. Bu kısalık kasın gövde bölümünde tendon bölümüne göre daha fazla meydana gelir [11]. Subotnick, GSKK kısalığını ‘‘ayağın en büyük semptom üreticisi ’’olarak tanımlamıştır [32]. Plantar fleksiyona gidişin kısalık ile ilişkisi iki şekilde değerlendirilir; GSKK kısalığı ve İGKK. Tek başına soleus kasının kısalığının görülmediği çalışmalarda bildirilmiştir[8]. İGKK’nın sebep olduğu alt ekstremite ve ayak mimarisi patolojileri ve biyomekaniksel değişiklikler, kısalmış GK’nın uzatılmasıyla genel iyileşme gösterir [33]. 2.4.2. İzole Gastrocnemius Kas Kasılığında Biyomekaniksel Değişiklikler Ayak deformiteleri ile kliniklere başvuran bireylerde, İGKK’nın görülme oranı oldukça yüksektir ve yürüyüş esnasında alt ektremite ve ayakta kompansatuvar etkiler yaparak, pes planus, talar ekin, arka ayak pronasyonu gibi birçok biyomekaniksel değişiklere yol açar [34]. Arka ayağın normal pronasyonu, topuk vuruşundan itibaren duruş fazında ayak-ayak bileği hareketinin doğal bir parçasıdır. Arka ayak pronasyonu artışının İGKK ile ilişkisi birçok çalışmada gösterilmiştir [35, 36]. Yaygın olarak pes planus gibi deformitelerle ilişkilidir ve medial longitudinal arkın yüksekliğini kaybetmesi eşlik edebilir. Ancak medial longitudinal arkın normal sınırlarda olduğu birçok durumda da gözlemlenebilmektedir. Arka ayak pronasyonu genel popülasyonda yaygın görülebilmekle birlikte, özellikle aktif yaşantı içinde olan bireylerde alt ekstremite, pelvis ve lumbal bölgede sekonder patolojik durumlar ortaya çıkmasına sebep olabilmektedir [13, 16]. Arka ayağın pronasyonunun etyolojisi ne olursa olsun talar plantar fleksiyon ile birlikte adaptif İGKK söz konusu olacaktır [8]. Arka ayak pronasyonunun ve İGKK’nın vücut ağırlığı ile bağlantısı 8 vardır. Vücut ağırlığı aşırı olarak tanımlanan ve vücut kütle indeksi 25 kg/m²’den büyük olan kişilerde arka ayak pronasyonun arttığı ve GK’nın uzayabilme kapasitesinin azaldığı görülmüştür [18]. Ayak bileği ekleminde plantar fleksiyon ve STE’de pronasyona neden olan İGKK, ağırlık taşıma esnasında yükün ayak tabanına yayılımının normal sınırlar içinde gerçekleşmesini de engeller [16]. Kadavralar üzerinde yapılan bir çalışmada İGKK’da ayak taban basıncının arka ayakta azaldığı, orta ve ön ayakta arttığı gösterilmiştir [17]. GK’nın medial başının kısılağı dorsi fleksiyon hareketinin kısıtlanmasında lateral başına ve soleus kasına göre daha fazla etkilidir [37]. GK medial başının gevşetme ameliyatından sonra 12 ay boyunca germe egzersizleri ile takip edilen kişilerin pedobarografi ile alınan statik taban basınçları tedavi öncesi ve sonrası karşılaştırıldığında, taban basınçlarının anlamlı düzeyde normal basınç değerlerine yaklaştığı gösterilmiştir [19]. Literatür incelendiğinde, İGKK’nın, arka ayak pronasyonu başta olmak üzere, ayağın posturu, fonksiyonel parametreler ve yürüyüş dinamikleri üzerine etkilerinin raporlandığı görülmektedir [8, 11, 13, 14]. 2.5. Plantar Basınç Dağılımı Analizi Pedobarografi, ayak tabanında dinamik olarak oluşan birçok alandaki basınç değişimlerini, farklı kategorilerde sayısal veri olarak sunan bir değerlendirme yöntemidir [38]. Yürüme sırasında ve ayakta duruşta, ayak tabanı, subtalar eklem ve ayak bileğinde oluşan dinamik değişimler pedobarografi ile ölçülerek, ayak ve ayak bileğinin yük taşıma, yük aktarma, yer ile gerekli temas alanı sağlama ve esneklik gibi birçok başlıkta elde edilen verilerle bilgi sahibi olunur [39]. Pedobarografik analiz cihazının hassas sensorleri, ayağa gelen yer reaksiyon kuvveti, ayağın yer ile temasındaki dinamik olarak oluşan basınç, alan değişimi ve zamanlama ölçümleri objektif veriler sunarak karşılaştırmalar ve değerlendirmeler yapılmasını sağlar [36]. Pedobarografik değerlendirmelerin statik ve dinamik olarak yapılması ayak ve ayak bileğinin yer ile ilişkisini anlamamıza imkan verir (Resim 2.4). 9 Resim 2.4. Pedobarografik analiz cihazı. 2.5.1. Statik Pedobarografik Değerlendirmeler İnsanın ayakta duruş esnasındaki ayak ile yer ilişkisinde temas alanlarının verimliği, ayağın anatomik yapısı ve yerin zemin yapısı ile artar veya azalır. Günümüzde çoğunlukla düz zeminlerde yürüyen insanın, ayak anatomisindeki değişiklikler önem arz etmektedir. Ayakta duruşta, ayağın yer ile temas alanlarının ön ve arka ayakta orantılı bir düzeyde olmalıdır. Statik pedobarografik değerlendirmede, ayağın düz olan sensörlü zeminde basınç alanlarının yüzdelik verileri elde edilir. Bu veriler, ayağın yer ile ilişkisindeki değişimleri göstererek, ayak sorunlarını anlamamızı sağlar. 2.5.2. Dinamik Pedobarografik Değerlendirmeler Yürüme analizinin bir parçası olarak da görülen dinamik pedobarografik analiz yöntemi, yürümede ayağın yer ile temasındaki değişimlerinin objektif olarak değerlendirilmesini sağlar [40]. Plantar basınç değişimlerinin analizleri biyomekanik, ortopedik ve nörolojik sorunlar, ortez ve ayakkabı tasarımları gibi birçok alanda kullanılır [39, 41, 42]. Ayak ile yer arasında oluşan basınçlar ve zamansal geçişler, ayağın bölgelerinde farklı değerler oluştururlar. Pedobarografik analiz ile yürüyüşte ayağın yükü taşıma, plantar temas alanı, ayak bölgelerindeki maksimum basıncı, STE hareketliği ve ayak fonksiyonelliği üzerine değerlendirmeler yapılabilir [39]. Ayak anatomisi ve biyomekanisinde değişimlerin sonucunda oluşabilecek plantar basınç dağılımı farklılıkları, ayak ile ilişkili olan veya oluşabilecek patolojik durumları anlamamızı sağlar. 10 2.5.3. İGKK’da Pedobarografik Analizin Kullanımı Ayak sorunları ile ilişkili durumların nedenlerinden olan kas kısalıkları, ayakta biyomekaniksel değişiklikler yaparak ayak sağlığını olumsuz etkiler [11]. Ayak bileği, STE ve diz eklemlerinin hareketlerine katılan GK’nın kısalması, bu eklemler ve ayak tabanı basınç dağılımı üzerinde olumsuz etkiler oluşturur [19]. İGKK kaynaklı eklemlerde oluşan biyomekaniksel değişimler, patolojik sorunların alt yapısını oluşturabilir [15]. İGKK etkilenimi sonucunda ayaktaki plantar basınç değişimleri literatürde raporlanmıştır [16-19]. İGKK’da arka ayak pronasyonun artışı ve plantar basınç değerlerinin değişip, ön ayağa ve ayak medialine daha fazla yüklenme olur [29-31]. GK’nın uzatıldığı durumlada ise plantar basıncın normal değerlere döndüğü belirtilmiştir [19]. Literatür incelendiğinde İGKK’da pedobarografik analizin, tanı ve değerlendirme yöntemi olarak kullanıldığı görülür. Klinisyenler için objektif veriler sunmasıyla pedobarografik değerlendirmeler, ayak tabanı basıncı ve ayak sağlığı incelemelerinde geçerliliği yüksek olan bir yöntemdir. Pedobarografik Analiz ile Elde Edilen Parametreler; - Statik plantar basıncın, ön ve arka ayak bölgelerine göre yüzdelik dağılımlarını (Resim 2.5), - Dinamik plantar basınç yüzdelerinin ön orta arka ayağa göre dağılımları, ayağın yere göre yaptığı eksen açısı, STE hareketliği ve STE esnekliği değerleri (Resim2.6), - N/cm² cinsinden ayak tabanının basınç ölçümleri (Resim 2.7), - Yürüyüşte ayak bölgelerinin yer ile temas zamanları (Resim 2.8), - Dinamik plantar basınç dağılım yüzdeleri (Resim 2.9), - Ayağın 10 bölgesindeki (1. parmak, 2-5. parmaklar, 1-5. metatars başları, orta ayak, medial topuk ve lateral topuk) maksimum basınç değerlerinin oluştuğu zamanları (Resim 2.10), - Ayrıca ayağın 10 bölgesinde oluşan yüklenme, basınç, temas alanı ve zaman verilerini içeren birçok alt başlıkta objektif sayısal değerler elde edilir (Resim 2.11). 11 Resim 2.5. Statik plantar basınç yüzdelerini gösteren ölçüm ekran çıktısı. 12 Resim 2.6. Dinamik plantar basınç yüzdelerinin ön orta arka ayağa göre dağılımları, yürüyüşte ayağın yere göre yaptığı eksen açısı, STE hareketliği ve STE esnekliği değerlerini gösteren ekran çıktısı. Resim 2.7. N/m² cinsinden ayak tabanının maksimal basınç ölçümlerini gösteren ekran çıktısı. 13 Resim 2.8. Yürüyüşte ayak bölgelerinin yer ile temas zamanlarını gösteren ekran çıktısı. Resim 2.9. Dinamik plantar basınç dağılım yüzdelerini gösteren ekran çıktısı. 14 Resim 2.10. Ayağın 10 bölgesindeki maksimal basınç değerlerinin oluştuğu zamanları gösteren ekran çıktısı. Resim 2.11. Dinamik pedobarografik analizler sonucunda ulaşılan sayısal verileri gösteren ekran görüntüsü. 15 3. BİREYLER VE YÖNTEM 3.1. Bireyler Bu çalışma, Hacettepe Üniversitesi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Fakültesi, Ortez ve Biyomekanik Ünitesine başvuran, alt ektremite patolojisi olmayan kişiler arasından dahil edilme kriterlerine uygun olan 44 birey ile gerçekleştirildi. Çalışmaya başlamadan önce Hacettepe Üniversitesi Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurulu’ndan GO 19/207 kayıt numaralı ve 2019/08-16 karar sayılı izin alınmıştır. Çalışmaya katılan bütün bireylerden imzalı onam formu alınmıştır. Değerlendirmeye alınan 44 sağlıklı birey, İGKK olanlar (21 birey) ve olmayanlar (23 birey) olarak iki gruba ayrıldı. Dahil edilme kriterleri; Çalışma Grubu; • Çalışma hakkında detaylı bilgi verildikten sonra çalışmaya katılmak için gönüllü olmak, • 18-45 yaşları arasında olmak, • Silfverskiold yöntemi ile her iki ayak bileği eklem açıklığı için universal gonyometre kullanılarak sırt üstü yatış pozisyonunda yapılan ölçümlerde, ayak bileği pasif dorsi fleksiyon hareket açıklığının 5-20° aralığında ölçülerek İGKK’nın mevcut olması [15]. Kontrol Grubu; • Çalışma hakkında detaylı bilgi verildikten sonra çalışmaya katılmak için gönüllü olmak, • 18-45 yaş aralığında olmak, • Silfverskiold yöntemi ile her iki ayak bileği eklem açıklığı için universal gonyometre kullanılarak sırt üstü yatış pozisyonunda yapılan ölçümlerde, ayak bileği pasif dorsi fleksiyon hareket açıklığının 20-30° aralığında ölçülerek İGKK’nın mevcut olmaması [40]. 16 Çalışmadan dışlanma kriterleri; • Herhangi bir konjenital ya da edinsel alt ekstremite deformitesine sahip olmak, • Ayak Fonksiyon İndeksi (AFİ) skoru 9’dan yüksek olmak. AFİ ağrı (9 madde), yetersizlik (9 madde) ve aktivite kısıtlığı (5 madde) başlıklarında 3 alt gruba (toplam 23 madde) ayrılmış, her grupta 0-10 arasında puanlama skalası bulunan bir ölçektir. AFİ skorlaması, işaretlenen maddelerdeki puanlar toplanıp, madde sayısına bölünüp, 100 ile çarpılarak yapılır. Elde edilen skor 0’dan 100’e doğru arttıkça ayak fonksiyonlarının kötüleştiğini ifade eder [43]. • Alt ekstremitede ameliyat öyküsüne sahip olmak • Son bir yıl içinde ayak bileği- ayak travması yaşamış olmak, • Sistemik bir hastalığı olmak, • Yapılacak testlerin uygulanmasına engel bir durumu olmak, • Çalışmaya katılmaya gönüllü olmamak. 3.2. Yöntem Çalışmammızda yapılan tüm değerlendirmelerde bireyler arasında herhangi bir sıra gözetilmeyip, karışık olarak yapıldı. Dahil edilme kriterlere uyan katılımcıların değerlendirmeleri, aynı gün içerisinde, toplamada 45-60 dk. zaman aralığında gerçekleştirildi. Değerlendirmeler çalışmamızdaki yöntem sıralaması ile yapılmış olup, değerlendirmeler arasında bekleme süresi olmadı. Tüm değerlendirme yöntemleri her katılımcıya aynı araştırmacı tarafından aşağıdaki sıralama ile yapıldı; • İzole Gastrocnemius Kas Kısalığına İlişkin Kısalık Değerlendirmesi • Ayak Bileği Plantar ve Dorsi Fleksiyon Hareketlerinin Açısal Ölçümü • Başparmak Dorsi Fleksiyon Hareketinin Açısal Ölçümü • Subtalar Eklem İnversiyon ve Eversiyon Açı Ölçümü 17 • Ağırlıklı Öne Adım Alma Testi ile Ayak Bileği Dorsi Fleksiyon Hareketinin Açısal Ölçümü • Valgite Açısı Ölçümü • Q Açısının Ölçümü • Diz Eklemi Fleksiyonu Hareket Açıklığı Ölçümü • Diz Eklemi Hiperekstansiyon Hareket Açıklığı Ölçümü • Kalça Fleksor Kasları Kısalık Değerlendirmesi • Diz Fleksor Kasları Kas Kısalık Değerlendirmesi • Lumbal Ektansor Kas Kısalık Değerlendirmesi • Sakral İnklinasyon Açı Ölçümü • Ayak Posturu Değerlendirmesi • Ayağa İlişkin Fiziksel ve Fonksiyonel Durumlarının Değerlendirilmesi • Bireylerin Fiziksel Aktivite Alışkanlıklarının Değerlendirmesi • Alt Ekstremite Fonksiyonellik Düzeyi Değerlendirmesi • Plantar Basınç Dağılımı Analizi 3.2.1. Demografik Veriler Tüm bireylerin yaş, boy uzunluğu, vücut ağırlığı, dominat alt ekstremite gibi demografik verileri yüz yüze soru metoduyla sorgulanarak kaydedildi. Bireylerden kaydedilen antropometrik değerler, vücut kütle indekslerinin saptanmasında kullanılmak üzere kg/m² cinsinden hesaplandı. 18 3.2.2. İzole Gastrocnemius Kas Kısalığına İlişkin Kısalık Değerlendirmesi Kendall&McCreary normal eklem hareket açıları değerlendirmesine göre diz eklemi ekstansiyonda iken ayak bileği pasif dorsi fleksiyon açısı ortalama 20°, diz eklemi fleksiyona getirildiğinde GK’nın gevşemesi ile açı 30° yaklaşabilir. Yürüyüşün orta duruş fazında ayak bileği ekleminin 8-10° dorsi fleksiyon hareketine izin verdiği görülür. İGKK’nın ayak bileğinde ekin olarak tanımlanması ve cerrahi endikasyonu için, diz ekstansiyonda; <5°, diz 90° fleksiyonda; <10° pasif dorsi fleksiyon açıların ölçülmesi gerekir [15]. Çalışmamızda, diz ektansiyonda iken 5- 20°, diz 90° fleksiyonda iken 10-30° ayak bileği pasif dorsi fleksiyon açısına sahip olan bireyler İGKK’ya sahip olarak nitelendirildi. Bireylerin GK’ya ilişkin kas kısalık değerlendirmesi, Silfverskiold yöntemi ve universal gonyometre ile sırt üstü yatış pozisyonunda iken her iki ayak bileğine yapıldı. Diz eklemi tam ektansiyon ve 90° fleksiyonda konumlandırılarak, STE nötral pozisyonda iken ayak bileği dorsi fleksiyonu pasif yaptırılarak, universal gonyometrenin sabit kolu fibula şaftı üzerinde, hareketli kolu beşinci metatars şaftı üzerinde konumlu olacak şekilde ölçüldü [15]. Oluşan açılar derece cinsinden kaydedilerek değerlendirildi (Resim 3.1). Resim 3.1. Silfverskiold yöntemi ile gastrocnemius kası kısalık değerlendirmesi. 19 3.2.3. Eklem Hareket Açıklıklarının Değerlendirilmesi 3.2.3.1. Ayak Bileği Plantar ve Dorsi Fleksiyon Hareketlerinin Açısal Ölçümü Katılımcıların kısalık değerlendirmesine ek olarak kliniklerde ayak bileği eklem hareketleri değerlendirmesinde kullanılan yöntemle ayak bileği aktif ve pasif normal eklem hareketliği ölçüldü. Kısalık ölçümünden farklı olarak, İGKK’nın ayak bileği üzerinde etkisinin aktif ve pasif hareketlilik yönünden değerlendirilmesi, biyomeniksel değişimleri anlamamıza olanak vermektedir. Bireylerin her iki ayak bileği plantar ve dorsi fleksiyon hareketlerinin açısal değerleri oturma pozisyonunda iken dizlerin gevşek olduğu pozisyonda elde edildi. Ayak bileğinin nötral olduğu 0° başlangıç olarak kabul edildi. Universal gonyometre merkezi lateral malleol üzerine yerleştirildi. Gonyometrenin proksimal kolu fibula başını takip edecek, distal kolu ise beşinci metatarsa paralel seyredecek şekilde kişilere aktif ve pasif olarak yapabilecekleri son noktaya kadar plantar ve dorsi fleksiyona götürmeleri istenerek/ götürülerek ölçüm yapıldı. Elde edilen veriler derece cinsinden kaydedildi (Resim 3.2). Resim 3.2. Ayak bileği plantar ve dorsi fleksiyon hareketlerinin açısal ölçümü. 3.2.3.2. Başparmak Dorsi Fleksiyon Hareketinin Açısal Ölçümü Bireylerin başparmak dorsi fleksiyon açısal değerleri sırt üstü yatma pozisyonunda elde edildi. Ayak bileği nötralde iken gonyometre merkezi 1. metatars başının medialdeki izdüşümü üzerine yerleştirildi. Universal gonyometrenin sabit 20 kolu 1. metatarsa paralel, hareketli kolu ise başparmağa paralel seyredecek şekilde bireylerin başparmak dorsi fleksiyon açıları aktif ve pasif olarak ölçüldü. Elde edilen veriler derece cinsinden kaydedildi (Resim 3.3). Resim 3.3. Başparmak Dorsi Fleksiyon Hareketinin Açısal Ölçümü. 3.2.3.3. Subtalar Eklem İnversiyon ve Eversiyon Açı Ölçümü Bireylerde STE’de oluşan inversiyon ve eversiyon hareketlerinin açıları pasif ve aktif olarak, ayaklar yatak dışında kalacak şekilde yüz üstü yatış pozisyonunda gerçekleştirildi. Kişilere AT hizasından kalkaneal tuberkül ve bacağın orta hattına denk gelecek bir referans çizgisi çizildi. Gonyometrenin sabit kolu bu çizgi üzerinde, merkezi kalkaneusun hemen üstünde, hareketli kolu kalkaneal tuberkülün ortasında iken kişilere aktif ve pasif eklem hareketi ile inversyon ve eversiyon yaptırıldı [44]. Elde edilen açılar derece cinsinden kaydedildi (Resim 3.4). Resim 3.4. Subtalar Eklem İnversiyon ve Eversiyon Açı Ölçümü. 21 3.2.4. Ağırlıklı Öne Adım Alma Testi (AÖAAT) ile Ayak Bileği Dorsi Fleksiyon Hareketinin Açısal Ölçümü Bireylerin ağırlıklı AÖAAT sırasında ayak bileği dorsi fleksiyon ölçümleri, bir duvar karşısında eller duvarla temas halinde, ölçüm yapılacak ayak önde, diğer ayak daha geride konumlandırılarak öne doğru ağırlıkları verilmesi istenerek yapılmıştır. Önde olan bacak üzerine yük verilerek diz ikinci ayak parmağı hizasında duvara doğru bükülerek ve topuk yerden kalkmayacak şekilde ayak bileğinde oluşan en fazla dorsi fleksiyon açısı universal gonyometre ile ölçüldü [45]. Elde edilen değerler derece cinsinden kaydedildi (Resim 3.5). Resim 3.5. Ağırlıklı Öne Adım Alma Testi ile Ayak Bileği Dorsi Fleksiyonu Açısal Ölçümü. 3.2.5. Alt Ekstremite Biyomekanik Değişkenlerinin Değerlendirilmesi Bireylerin arka ayak postural değişikliklerinin ve kas kısalıklarının proksimal segmentler üzerine biyomekanik etkilerinin saptanabilmesi amacıyla, ayakta statik pozisyonda, her iki alt ekstremiteye eşit ağırlık verilmiş pozisyonda iken, diz ekleminin frontal düzlemden valgite açısı, Q açısı; sagital düzlemde diz fleksiyon ve hiperekstansiyon açıları ölçülerek derece cinsinden kaydedildi. 22 Ayrıca izole İGKK’nın lumbopelvik etkilerinin saptanabilmesi amacıyla bireylerin lumbal ekstansor, kalça fleksor ve diz fleksor kasları kas kısalıkları ve sakral inklinasyon açı değerleri ölçülerek kaydedildi. 3.2.5.1. Diz Eklemine Ait Açısal Ölçümler 3.2.5.1.1. Valgite Açısı Ölçümü Bireylerin valgite açısı ayakta duruş pozisyonunda kalça ve diz ekstansiyon pozisyonunda iken spina iliaca anterior superior ile patella orta noktasına çizilen çizgi ile ayak bileği orta noktası (medial mallelol ve lateral malleol orta noktası) ile patella orta noktasına çizilen çizgiler arasındaki açı universal gonyometre ile ölçülerek elde edildi [46]. Elde edilen değerler derece cinsinden kaydedildi. 3.2.5.1.2. Q Açısının Ölçümü Bireyler, her iki ayağına eşit miktarda ağırlık aktararak ayakta dururken; Q açısı, SIAS ve patella orta noktasını birleştiren çizgi ile patella orta noktası ile tuberositas tibia’yı birleştiren çizgi arasındaki açı olarak universal gonyometre ile ölçüldü [47]. Elde edilen değerler derece cinsinden kaydedildi. 3.2.5.1.3. Diz Eklemi Fleksiyonu Hareket Açıklığı Ölçümü Bireylerin, yüz üstü yatış pozisyonunda iken sert bir yatak üzerinde diz eklemlerini götürebildikleri son noktaya kadar bükmeleri istenerek aktif diz eklemi fleksiyon açısal değerleri ölçüldü. Maksimum bükülme sağlandığı anda universal gonyometrenin sabit kolu uyluk kemiği hattı üzerinde, merkezi diz ekleminde ve hareketli kolu fibula hattı üzerinde iken ölçüm yapıldı ve oluşan açı derece cinsinden kaydedildi [48] (Resim 3.6). 23 Resim 3.6. Diz Eklemi Fleksiyonu Hareket Açıklığı Ölçümü. 3.2.5.1.4. Diz Eklemi Hiperekstansiyon Hareket Açıklığı Ölçümü Bireylerin ayakta duruş pozisyonunda iken diz eklemlerini uyluk kaslarını sıkarak olabildiğince geriye itmeleri istendi. Diz eklemi bu pozisyonda universal gonyometrenin sabit kolu uyluk kemiği hattı üzerinde, merkezi diz eklemi üzerinde ve hareketli kolu fibula hattı üzerinde iken ölçüldü ve oluşan açı derece cinsinden kaydedildi (Resim 3.7). Resim 3.7. Diz Eklemi Hiperekstansiyon Hareket Açıklığı Ölçümü. 24 3.2.5.2. Kas Kısalığı Ölçümleri 3.2.5.2.1. Kalça Fleksor Kasları Kısalık Değerlendirmesi Bireylerin kalça fleksor kaslarına ilişkin kas kısalığı değerlendirmeleri sert bir yatak üzerinde, sırt üstü yatış pozisyonunda her iki bacağı yatak kenarından sarkıtılarak yapıldı. Bir taraf dizi kişinin göğsüne doğru itilip, karşı uyluk kalça ekleminden stabil kaldıysa kısalık yok olarak, karşı kalça ekleminde fleksiyon ortaya çıkması durumunda ise kısalık var olarak değerlendirildi [49]. Uyluğun yere göre yaptığı açı universal gonyometrenin sabit kolu yer/sert bir sedye üzerinde, kalça ekleminde ve hareketli kolu uyluk kemiği hattı üzerinde iken ölçüldü ve kısalık değeri derece cinsinden kaydedildi (Resim 3.8). Resim 3.8. Kalça Fleksor Kasları Kısalık Değerlendirmesi. 3.2.5.2.2. Diz Fleksor Kasları Kısalık Değerlendirmesi Bireylerin diz fleksorleri kas kısalığına ilişkin ölçümler sırt üstü yatış pozisyonda kalça eklemi yere göre 90° fleksiyonda iken yapıldı. Bu pozisyonda pelvis ve karşı uyluk nötral pozisyonda stabil hale getirilip, kişiden düz bir hatta diz eklemini getirebildiği kadar ekstansiyona getirmesi istendi. Hamstring kas grubunda myoklonus ortaya çıkmaya başlayıp geçince diz eklem açısı universal gonyometre ile ölçüldü. Diz eklemi tam ekstansiyona gelen bireyler “kısalık yok” olarak kabul edildi. Diz eklemi tam ekstansiyona gelmeyen bireylerin diz eklemindeki fleksiyon açısı gonyometre ile ölçülerek, kısalık derecesi olarak derece cinsinden kaydedildi [50] (Resim 3.9). 25 Resim 3.9. Diz Fleksor Kasları Kısalık Değerlendirmesi. 3.2.5.2.3. Lumbal Ektansor Kasları Kısalık Değerlendirmesi Lumbal fleksiyon esnekliği Modifiye Schober Testi ile ölçülmüştür. Modiye Schober Testinde 0-5 cm’lik fark, fleksiyon esnekliğinin azaldığını, 10 cm üzeri fark ise esnekliğin arttığını göstermektedir. 5-10 cm arası değerler ise normal olarak kabul edilir. Bireyler ayakta iken her iki spina iliaca posterior superiorlar arası işaretlenerek, işaretli noktanın 10 cm üstü ve 5 cm altı belirlenip, bu noktalar da işaretlendi. Bireylerin kollar yanlarda serbest bırakılmışken öne doğru eğilmesi istenerek toplamda 15 cm olan başlangıç değeri ile öne eğilmeleri ile oluşan fark cm cinsinden kaydedilmiştir [51] (Resim 3.10). 26 Resim 3.10. Lumbal Ektansor Kasları Kısalık Değerlendirmesi. 3.2.5.2.4. Sakral İnklinasyon Açı Ölçümü Sakral inklinasyon, sakrumun sagittal düzleminin vertikal düzlemle ilişkisini ifade eder. Sakral eğimi belirlemek için “altın standart” radyografidir, ancak bir eğim ölçer ile dışarıdan sakral inklinasyonu ölçmek için yöntemler de geliştirilmiştir [52]. Çalışmamızda bireylerin sakral inklinasyon açıları inklinometre (Baseline® Bubble) ile ölçüldü. İnklinometre düz bir duvar referans alınarak, yatay eksene karşı 0’a ayarlandı. Bireyler ayakta dik duruş pozisyonunda iken inklinometre spina iliaca posterior superior ile sakrumun birleştiği hatta yerleştirilerek ölçüm gerçekleştirildi [53]. Elde edilen ölçüm sonucu derece olarak kaydedildi (Resim 3.11). Resim 3.11. Sakral İnklinasyon Açı Ölçümü. 27 3.2.6. Ayak Posturu Değerlendirmesi Bireyler ayak posturlarının saptanması amacıyla Ayak Postur İndeksi (APİ) ile değerlendirildi. Bu ölçek, Redmond ve ark. tarafından ayak posturunu değerlendirmek amacıyla geliştirilmiştir [54]. Temelde ayağın supinasyon, nötral ya da pronasyon pozisyonunun derecesini tanımlamayı sağlamakta kullanılmaktadır. Bireyler ayakta, gevşek pozisyonda iken ön ve arka ayakla ilgili altı kriter üzerinden değerlendirme yapıldı. Arka ayakta talus başı palpasyonu, lateral malleolün altında ve üzerindeki eğim, kalkaneusun pronasyon/supinasyonu, ön ayakta ise talonaviküler eklem bölgesindeki balonlaşma, medial longitudinal ark yapısı ve ön ayağın arka ayağa göre abduksiyon/adduksiyonu değerlendirildi, Bu kriterlerin her biri -2 ile +2 arasında değerler almıştır. Elde edilen toplam skor kaydedildi, “0” ayağın nötral pozisyonda, pozitif değerler pronasyonda, negatif değerler ise supinasyonda olduğu şeklinde yorumlandı. 3.2.7. Ayağa İlişkin Fiziksel ve Fonksiyonel Durumlarının Değerlendirilmesi Arka ayak ve ayak bileğinin klinik durumunun standart bir yöntemle değerlendirilmesinde, AOFAS (Amerikan Ortopedik Cerrahları Derneği Ayak bileği ve Arka Ayak Skalası) Türkçe versiyonu kullanıldı. Toplamda 9 madde oluşan AOFAS, 3 alt kategoriye sahiptir; 1 maddelik ağrı (40 puan), 7 maddelik fonksiyon (50 puan), 1 maddelik ayak düzgünlüğü (10 puan). AOFAS, elde edilen 0-100 arasındaki skorların yüksek olanlarında ayak sağlığı “iyi”, düşük olanlarında ayak sağlığı “kötü” şeklinde klinisyenlerin değerlendirme yapmasını sağlar [55]. 3.2.8. Bireylerin Fiziksel Aktivite Alışkanlıklarının Değerlendirmesi Bireylerin günlük hayatlarının bir parçası olan fiziksel aktiviteler, son 7 günde işte, evde, bir yerden bir yere giderken, boş zamanlarda yapılan spor, egzersiz ve eğlence gibi başlıklarda sorular soran ve bireyin aktivite düzeyini saptayan International Physical Activity Questionnaire (IPAQ) ölçeğinin Türkçe versiyonu ile değerlendirdi [56]. IPAQ ev işi, bahçe işi, iş aktivitesi, ulaşım ve boş zaman aktiviteleri başlıklarında toplamda 27 soru içerir. IPAQ skorun hesaplanması, 60 kg’lık bir kişinin kilokalori değerlerine göre belirlenen MET değeri, süre (dakika) ve günler sayısı ile yapılır [57]. IPAQ skorların hesaplaması aşağıda belirtildiği gibidir. 28 İş ile İlgili Fiziksel Aktivite  İşte yürüme; MET-dakika/hafta = 3.3 x Yürümedeki dakika x İşte yürünen gün sayısı  İşte orta düzey aktivite; MET-dakika/hafta = 4.0 x Orta şiddette aktivitedeki dakika x İşte orta şiddetli aktiviteli gün sayısı  İşte şiddetli aktivite; MET-dakika /hafta = 8.0 x Şiddetli aktivitedeki dakika x İşte şiddetli aktiviteli aktif günler sayısı  Toplam iş aktivitesi; MET-dakika/hafta = İşte toplam yürüme + Orta şiddetli aktivite + Şiddetli aktivite MET-dakika/hafta skorları Ulaşım  Yürüme; MET-dakika/hafta = 3.3 x Yürüyüş geçen dakika x Ulaşım için yürünen gün sayısı  Bisiklet MET-dakika = 6.0 x Bisiklet kullanılan dakika x Ulaşımda bisiklet kullanılan gün sayısı  Toplam ulaşım MET-dakika/hafta= Ulaşım amacıyla toplam yürüme + Bisiklet kullanımı MET-dakika/hafta skorları Ev İşleri, Ev Bakımı, Bahçe İşleri ve Aile Bakımı  Bahçe işleri için şiddetli aktivite; MET-dakika/hafta = 5.5 x Şiddetli aktivitede geçen dakika x Bahçe işlerinde şiddetli aktiviteli gün sayısı  Bahçe işleri için orta şiddette aktivite; MET-dakika/hafta = 4.0 x Orta şiddetli aktivitede geçen dakika x Bahçe işlerinde orta şiddette aktiviteli gün sayısı  Ev işleri için orta şiddette aktivite; MET-dakika/hafta = 3.0 x Orta şiddette aktivitede geçen dakika x Ev işlerinde orta şiddette aktiviteli gün sayısı  Toplam ev ve bahçe işleri; MET-dakika/hafta = toplam şiddetli bahçe + orta şiddette bahçe işleri + orta şiddette ev işleri MET-dakika/hafta skorları 29 Dinlenme, Spor ve Boş Zaman Fiziksel Aktiviteleri  Boş zamanda yürüme; MET-dakika/hafta = 3.3 x Yürüyüşte geçen dakika x Boş zamanda yürünen gün  Boş zamanda orta şiddetli aktivite; MET-dakika/hafta = 4.0 x Orta şiddetli aktivitedeki dakika x Boş zamanda orta şiddette aktivite yapılan gün sayısı  Boş zamanda şiddetli aktivite; MET-dakika/hafta = 8.0 x şiddetli aktivitedeki dakika x Boş zamanda şiddetli aktivite yapılan gün sayısı  Toplam boş zaman MET-dakika/hafta = Boş zamanda yürüyüş + orta şiddet aktivite + şiddetli aktivite MET-dakika skorları İPAQ toplam skor, tüm sonuçların toplanmasıyla elde edilir. Bireylerin skorları karşılaştırıldığında düşük skorlar azalmış fiziksel aktivite düzeyini, yüksek skorlar artmış fiziksel aktivite düzeyini ifade eder [58]. 3.2.9. Alt Ekstremite Fonksiyonellik Düzeyi Değerlendirmesi Bireylerin alt ekstremite fonksiyonellik durumlarının saptanması amacıyla Alt Ekstremite Fonksiyon Skalası (AEFS) (Lower Ekstremity Functional Scale- LEFS) Türkçe versiyonu kullanıldı. 80 puan üzerinden değerlendirilen ve gündelik yaşamdaki alt ekstremite aktivitelerini içeren 20 soruluk AEFS değerlendirme anketi ile bireylerin alt ekstremite fonksiyonellik durumları değerlendirildi. Her soru 0-4 arasında beş farklı puan değerine sahiptir. Bütün sorularından elde edilen puanların toplamı, maksimum puan olan 80’e yaklaştıkça fonksiyonellik düzeyinin arttığını gösterir [59]. 3.2.10. Plantar Basınç Dağılımı Analizi Pedobarografik analiz, RSscan International Footscan® 7 software (RSscan International, Olen, Belgium) platformu ve yazılımıyla, statik ve dinamik olarak yapıldı. Katılımcıların statik plantar basınç dağılımı parametrelerini elde etmek amacıyla basınç ölçer sensor bulunan yüzeyde, bir ayağa düşen basıncın toplam 30 ağırlığın yarattığı basıncın %50’si olduğu anda, ayakta statik duruş sırasında analiz edildi. Bu analiz sonrasında, basınç değerleri (N/cm²) elde edildi [60]. Bireylerin dinamik plantar basınç dağılımı parametrelerini elde etmek amacıyla, 8 m’lik içine basınç ölçer sensorleri gömülmüş yürüme yüzeyi üzerinde, kendi rahat ettikleri hızda üç tekrar olacak şekilde yürümeleri istendi [61] (Resim 3.12). Dinamik değerlendirme ile;  Yürüyüşte ön, orta ve arka ayağın temas alanları (%),  Ayak tabanı temas alanlarının basınç altında kalan kısmın yüzdelik verileri (impuls) (%),  Ayağın sagital eksene göre yaptığı açı (ayak eksen açısı) (°),  Subtalar eklemin yürüyüşte aldığı minimum ve maksimum açıları (minumum açının artı(+) değerleri arka ayakta artmış pronasyonu, eksi(-) değerleri artmış supinasyonu ifade ederken, maksimum açı arka ayakta oluşan en fazla açısal değeri ifade eder) (°),  Subtalar eklemin yürüyüş boyunca açısal hareketliliği (STE esneklik açısı) (°),  Ayak tabanının 10 bölgesinin(1. parmak, 2-5. parmaklar, metatars başları, orta ayak, topuk mediali, topuk laterali) temas alanlarının yüzdesi (%),  Yürüyüşte ayak tabanı bölgelerinde oluşan maksimum basınç değerleri (N/cm2),  Maksimum basınç değerlerinin oluştuğu süre (ms),  Maksimum basınç değerin zirve noktasına çıkış hızı oranı (N/cm2s),  Basınç altındaki ayak tabanı temas alanları oranı (N/cm2), değerleri elde edildi. Bireylerin verileri ortalamaları alınarak kaydedildi. 31 Resim 3.12. Plantar Basınç Dağılımı Analizi. 3.3. İstatistiksel Analiz Örneklem büyüklüğü hesabı için [11, 13, 14] çalışmalardan yararlanılmıştır. İki grubun ortalama değerleri arasında 1.058 düzeyinde büyük bir etki büyüklüğü alınarak %90 güç ve %5 hata oranı ile her bir grupta en az 21 birey olmak üzere çalışmaya toplamda en az 42 birey alınması gerektiği belirlenmiştir. Örneklem hesabı G-power 3.0.10 programı ile elde edilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler “Statistical Package For The Social Sciences Software (SPSS 22.0 Inc, Chicago, Illinois)” programı kullanılarak analiz edildi. Değişkenlerin normal dağılıma uygunluğu analitik yöntemler (Kolmogorov- Smirnov/ Shapiro-Wilk Testleri) kullanılarak incelendi. Normal dağılım koşularını sağlamayan veriler parametrik olmayan testlerden Mann Whitney U Testi, normal dağılım koşularını sağlayan veriler için ise Student_T Testi kullanılarak karşılaştırıldı. Tanımlayıcı istatistikler aritmetik ortalama (X) ± standart sapma (Ss) kullanılarak verildi. İstatistiksel anlamlılık için Tip-1 hata düzeyi 0,05 olarak belirlendi. 32 4. BULGULAR Çalışmamız Hacettepe Üniversitesi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Fakültesi, Ortez ve Biyomekanik Ünitesine ayaktan gelen, GK kas kısalığı olan 21, GK kas kısalığı olmayan 23 birey ile gerçekleştirilmiştir. GK kas kısalığı olan bireylerin oluşturduğu çalışma grubuna (İGKK Grubu) katılan 11 kişi kadın, 10 kişi erkektir. GK kas kısalığı olmayan bireylerin oluşturduğu kontrol grubuna (Kontrol Grubu) katılan 12 kişi kadın, 11 kişi erkektir. İGKK grubunun yaş aralığı 19-30, kontrol grubunun yaş aralığı 19-36’dır. Çalışmaya katılan bireylerin yaş, boy uzunlukları, vücut ağırlıkları ve vücut kütle indeksi (VKİ) değerleri ve dominant alt ekstremite tarafları Tablo 4.1’te gösterilmiştir. Tablo 4.1. Bireylerin demografik bilgileri Demografik Bilgiler İGKK Grubu (n=21) X±Ss Kontrol Grubu (n=23) X±Ss p Yaş (yıl) 22,80±3,74 22,04±3,56 0,51 Boy uzunluğu (cm) 173,95±9,27 170,69±9,15 0,25 Vücut ağırlığı (kg) 70,57±11,68 68±13,67 0,51 VKİ (kg/m²) 23,34±3,29 23,17±3,58 0,72 Dominant Alt Ekstremite n=21 n=23 Sağ/Sol 16/5 20/3 0,45 33 Bireylerin GK kas kısalığına ilişkin değerler Silfverskiold yöntemi ile ölçülmüştür. Değerlendirmeler sonucunda İGKK grubunun dorsi fleksiyon değerleri kontrol grubuna göre azalmış olarak bulunmuştur (p<0,05). Dorsi fleksiyondaki limitasyon, diz ekstansinyonda iken en fazla görülür. Dizin fleksiyona gelmesi ile GK’ın anatomik yapısı gereği kasın boyunda uzama oluşarak, dorsi fleksiyonda artış olmuştur. Oluşan değerler İGKK grubunu oluşturmamızı sağlamıştır. Kontrol grubu ölçümleri, normal eklem hareket sınırları içindedir. Dorsi fleksiyon hareketinde limitasyonun oluşmaması kontrol grubunu oluşturmamızı sağlamıştır. İki grup verileri incelerek dorsi fleksiyon limitasyonunun GK kaynaklı olduğu görülür. Ölçümlerin sonuç dağılımları Tablo 4.2’de gösterilmiştir. Tablo 4.2. Bireylerin İGKK’nın belirlenmesi için kullanılan Silfversiöld yönteminden elde edilen ölçüm değerleri karşılaştırılması. *: p<0,05 İGKK Değerleri (°) Yön İGKK Grubu (n=21) X±Ss Kontrol Grubu (n=23) X±Ss p Diz Ektansiyonda Ayak Bileği Dorsi Fleksiyonu Sağ 12,66±3,02 22,13±2,26 <0,001* Sol 13,00±3,04 21,91±2,29 <0,001* Diz Fleksiyonda Ayak Bileği Dorsi Fleksiyonu Sağ 24,47±2,89 30,69±3,41 <0,001* Sol 24,85±3,45 31,30±3,39 <0,001* 34 Bireylerin ayak bileğine ilişkin açısal değerleri karşılaştırılmıştır. İGKK ve kontrol gruplarını oluşturmamızı sağlayan ayak bileği dorsi fleksiyonunu hareketi, normal eklem hareketi ölçümlerinde İGKK grubunda limitli olduğu görüldü. GK kısalığı bulunmayan kontrol grubunun dorsi fleksiyon yönünde eklem hareket aralığı daha fazla olduğu bulunmuştur (p<0,05). Sağ ve sol ayak bileği aktif plantar fleksiyon, sağ ve sol ayak bileği pasif plantar fleksiyon değerlerinde gruplar arasında istatiksel fark yoktur (p>0,05) (Tablo 4.3). Tablo 4.3. Bireyleri ayak bileği dorsi ve plantar fleksiyonu hareketi açısal değerlerinin karşılaştırılması. Ayak Bileği Açısal Değerleri (°) Yön İGKKGrubu (n=21) X±Ss Kontrol Grubu (n=23) X±Ss p Aktif Dorsi Fleksiyon Sağ 18,21±3,31 23,44±4,12 <0.001* Sol 18,21±4,12 24,35±4,75 <0.001* Pasif Dorsi Fleksiyon Sağ 22,80±3,31 28,30±4,13 <0.001* Sol 18,19±4,11 24,34±4,76 0,001* Aktif Plantar Fleksiyon Sağ 48,71±9,27 51,26±5,14 0,164 Sol 50,71±11,02 53,91±6,99 0.253 Pasif Plantar Fleksiyon Sağ 54,61±9,27 57,73±5,85 0,134 Sol 56,52±9,53 60,43±7,56 0,138 *: p<0,05 35 Bireylerin ayak başparmak dorsi fleksiyonuna ilişkin açısal değerleri karşılaştırılmış, iki grup arasında istatiksel bir fark olmadığı bulunmuştur (p>0,05) (Tablo 4.4). Tablo 4.4. Bireylerin sağ ve sol ayak başparmaklarının dorsi fleksiyonu hareketi açısal değerlerinin karşılaştırılması. Başparmak Dorsi Fleksiyon Açısal Değerleri (°) Yön İGKK Grubu (n=21) X±Ss Kontrol Grubu (n=23) X±Ss p Aktif Başparmak Dorsi Fleksiyonu Sağ 67,52±12,50 69,13±9,35 0,878 Sol 71,47±10,15 71±9,17 0,871 Pasif Başparmak Dorsi Fleksiyonu Sağ 76,42±12,71 79,17±8,59 0,402 Sol 82,23±11,08 81,34±9,30 0,774 36 Bireylerin STE ilişkin açısal değerleri karşılaştırılmıştır. İGKK grubunun sağ ve sol STE aktif pasif inversiyon hareket aralığının kontrol grubuna göre azaldığı bulunmuştur (p<0,05). Sağ ve sol STE pasif eversiyon, sağ ve sol STE eversiyon değerlerinde İGKK ve kontrol grupları arasında istatiksel olarak fark yoktur (p>0,05) (Tablo 4.5). Tablo 4.5. Subtalar eklem inversiyon ve eversiyon hareketi açısal değerlerinin karşılaştırılması. Subtalar Eklem Açısal Değerleri (°) Yön İGKK Grubu (n=21) X±SS Kontrol Grubu (n=23) X±SS p Aktif STE İnversiyonu Sağ 17,23±5,22 21,26±3,75 0,005* Sol 17,19±5,43 21,39±4,71 0,016* Pasif STE İnversiyonu Sağ 21,42±6,02 26,52±4,46 0,003* Sol 21,85±6,53 27,34±5,71 0,006* Aktif STE Eversiyonu Sağ 11,04±3,48 13,04±3,79 0,066 Sol 11,95±1,88 13,13±3,03 0,134 Pasif STE Eversiyonu Sağ 15,04±4,40 17,17±4,64 0,063 Sol 16,14±2,14 17,65±3,05 0,103 *: p<0,05 37 Bireylere uygulanan AÖAAT karşılaştırılmıştır. AÖAAT’de sağ ve sol ayak bileklerinde oluşan dorsi fleksiyon hareketi açıları, İGKK grubu kontrol grubuna göre düşük değerler almıştır (p<0,05) (Tablo 4.6). Tablo 4.6. Ağırlıklı öne adım alma testi değerlerinin karşılaştırılması. Yön İGKK Grubu (n=21) X±Ss Kontrol Grubu (n=23) X±Ss p Ağırlıklı Öne Adım Alma Testi (AÖAAT) (°) Sağ 35,76±4,24 43,26±5,34 <0,001* Sol 36,47±4,55 43,73±5,76 <0,001* *: p<0,05 Bireylerin diz eklemine ilişkin açısal değerler karşılaştırılmıştır. Sağ ve sol diz eklemi fleksiyon hareketi, İGKK grubunda kontrol grubuna göre azalmış olarak bulunmuştur (p<0,05). Diğer diz eklemine ilişkin verilerde gruplar arasında istatiksel fark yoktur (p>0,05) (Tablo 4.7). Tablo 4.7. Diz eklemine ilişkin açısal değerlerin karşılaştırılması. Diz Eklemi Açısal Değerleri (°) Yön İGKK Grubu (n=21) X±Ss Kontrol Grubu (n=23) X±Ss p Valgite Sağ 11,61±2,15 11,56±1,99 0,941 Sol 11,61±2,15 11,47±2,10 0,912 Q açısı Sağ 7,85±1,87 6,91±2,10 0,092 Sol 7,85±1,87 6,91±2,10 0,092 Hiperektansiyon Açısı Sağ 5,66±2,03 6,78±2,06 0,056 Sol 6,19±2,20 7,29±2,36 0,073 Fleksiyon Açısı Sağ 133,33±5,32 140,26±7,31 0,001* Sol 133,52±4,21 141,65±7,01 <0,001* *: p<0,05 38 Bireylerin kalça fleksorleri, diz fleksorleri, lumbal ekstansor kas kısalıkları ile sakral inklinasyon açısı değerleri karşılaştırılmıştır. İki grubun sonuçları, İGKK grubunda diz fleksorlerinin ve kalça fleksorlerinin iki ekstremitede de kısaldığını göstermektedir (p<0,05). Lumbal ekstansor kısalık ve sakral inklinasyon açısal değerlerinde gruplar arasında benzerlik görüldü (p>0,05) (Tablo 4.8). Tablo 4.8. Kalça fleksorleri kısalık, diz fleksorleri kısalık, lumbal ekstansor kısalık değerleri ve sakral inklinasyon açısı değerleri karşılaştırılması. Yön İGKK Grubu (n=21) X±Ss Kontrol Grubu (n=23) X±Ss p Kalça Fleksorleri Kısalık Değerleri (°) Sağ 9,57±4,71 1,56±3,79 <0,001* Sol 9,19±4,41 1,47±3,43 <0,001* Diz Fleksorleri Kısalık Değerleri (°) Sağ 31,90±9,28 7,60±11,06 <0,001* Sol 30,09±10,49 7,17±10,74 <0,001* Lumbal Ekstansor Kısalık Değerleri (cm) 7,23±1,22 7,26±10,74 0,710 Sakral İnklinasyon Açısal Değerleri (°) 20±2,34 20,82±3,72 0,389 *: p<0,05 39 Bireylerin ayak posturunun belirlendiği, ayak ve alt ekstremiteye ait çeşitli parametrelerin ölçüldüğü ve günlük yaşam aktivitelerinin skorlandığı anketler karşılaştırılmıştır. Sağ ve sol ayak postur indeksleri, AOFAS fonksiyon ve AOFAS dizilim skor değerlerinde İGKK grubu kontrol grubuna göre düşük skorlar almıştır. Her iki ayağın postur bozukluğu ve bireylerin fonksiyon kayıpları İGKK grubunda görülmüştür (p<0,05). AOFAS ağrı, AOFAS toplam, IPAQ toplam ve AEFS skor değerlerinde gruplar arasında herhangi bir fark bulunmamıştır (p>0,05) (Tablo 4.9). Tablo 4.9. Ayak posturu, ayak ve alt ekstremite parametreleri ve günlük yaşam anketlerinin değerlerinin karşılaştırılması. Anket Değerleri İGKK Grubu (n=21) X±Ss Kontrol Grubu (n=23) X±Ss p Ayak Postur İndeksi (Sağ) 2,90±1,92 0,69±2,45 0,002* Ayak Postur İndeksi (Sol) 2,95±1,88 0,56±2,38 0,001* AOFAS Ağrı 36,19±4,97 37,39±5,40 0,293 AOFAS Fonksiyon 48,09±3,36 49,52±1,70 0,043* AOFAS Dizilim 5,74±2,18 8,47±2,35 <0,001* AOFAS Toplam 92,38±8,25 95,39±6,34 0,219 IPAQ Toplam 5673±450 6936±689 0,459 AEFS 73±6,97 74,30±6,48 0,374 *: p<0,05 40 Bireylerin statik ayakta duruşta oluşan ayak tabanı basınç yüzde değerleri karşılaştırılmıştır. İGKK grubunda sol ön statik ayak basıncı artmış, sağ arka statik ayak tabanı basıncı düşük bulunmuştur (p<0,05). Kontrol grubu statik ayak tabanı basıncı değerleri orantılı bulunmuş, sağ ön, sol arka ayak statik ayak tabanı basınç değerlerinde gruplar arasında fark bulunmamıştır (p>0,05) (Tablo 4.10). Tablo 4.10. Statik ayak tabanı basınç dağılımı yüzdelerinin karşılaştırılması. Statik Ayak Tabanı Basınç Değerleri (%) İGKK grubu (n=21) X±Ss Kontrol grubu (n=23) X±Ss p Sağ Sol Sağ Sol Sağ Sol Ön Ayak 25,70± 3,11 24,62± 2,30 25,11± 2,51 22,05± 2,53 0,498 0,001* Arka Ayak 24,46± 3,97 25,20± 2,16 26,87± 2,31 25,95± 2,79 0,035* 0,541 *: p<0,05 41 Bireylerin dinamik ayak tabanı basınç ölçümlerinde ortaya çıkan değerler karşılaştırılmıştır. Sol ayakta, arka ayağın pronasyona gidişini ifade eden STE minimum açı değerinde İGKK grubunda artış bulunmuştur (p<0,05). Tablodaki diğer verilerde istatiksel fark yoktur (p>0,05) (Tablo 4.11). Tablo 4.11. Dinamik ayak tabanı basınç dağılımı değerlerinin karşılaştırılması. Dinamik Ayak Tabanı Basınç Değerleri İGKK grubu (n=21) X±Ss Kontrol grubu (n=23) X±Ss p Sağ Sol Sağ Sol Sağ Sol Arka Ayak Temas Alanı (%) 22,60±1,62 21,20±2,04 22,92±1,95 20,33±2,35 0,769 0,200 Orta Ayak Temas Alanı (%) 23,93±3,65 27,14±3,34 25,63±3,34 26,56±3,01 0,162 0,547 Ön Ayak Temas Alanı (%) 53,30±2,81 51,65±3,54 51,45±3,30 53,10±2,90 0,084 0,143 Arka Ayak Impuls (%) 17,81±3,83 17,48±3,81 17,64±2,05 17,08±2,49 0,853 0,685 Orta Ayak Impuls (%) 5,51±1,51 5,96±1,65 5,72±1,74 6,13±2,02 0,675 0,763 Ön Ayak Impuls (%) 76,87±4,31 76,43±4,06 76,63±2,94 76,77±3,42 0,831 0,762 Ayak Eksen Açısı (°) 11,01±8,04 11,73±7,81 7,91±8,81 7,81±8,08 0,230 0,064 STE Min. Açı (°) 1,18±4,08 1,74±2,62 0,45±3,96 -1,86±4,91 0,549 0,004* STE Max. Açı (°) 6,78±3,35 8,03±3,01 6,41±3,27 6,20±3,87 0,711 0,088 STE Esneklik Açısı (°) 6,60±3,85 6,83±3,87 6,77±3,57 8,65±5,7 0,877 0,223 *: p<0,05 42 Bireylerin dinamik ayak tabanı temas alan yüzde değerleri karşılaştırılmıştır. Sağ 5. metatars başının temas yüzde değeri İGKK grubunda artmış olarak bulunmuştur (p<0,05). Tablodaki diğer verilerde istatiksel fark yoktur (p>0,05) (Tablo 4.12). Tablo 4.12. Dinamik ayak tabanı temas alanları yüzdelerinin karşılaştırması. Dinamik Ayak Tabanı Temas Alanlar (%) İGKK Grubu (n=21) X±Ss Kontrol Grubu (n=23) X±Ss p Sağ Sol Sağ Sol Sağ Sol 1.Parmak 59,80±20,67 71,47±11,70 58,91±19,52 71,08±12,49 0,787 0,953 2-5.Parmaklar 61,76±12,52 65,38±12,47 65,43±10,62 67,68±14,65 0,299 0,480 1.Metatars Başı 76,85±3,91 74,76±6,00 77,08±5,65 73,69±6,52 0,875 0,637 2.Metatars Başı 81,38±3,32 81,57±4,56 80,21±4,30 80,60±3,10 0,319 0,211 3.Metatars Başı 84,23±2,91 84,28±3,06 82,34±3,90 82,95±2,75 0,127 0,097 4.Metatars Başı 83,14±2,88 84,62±2,95 81,56±3,31 83,43±2i72 0,099 0,060 5.Metatars başı 75±7,68 79,76±3,36 67,17±14,83 77,39±4,90 0,049* 0,086 Orta Ayak 48,47±15,17 45,14±13,62 49,91±11,42 48,21±16,16 0,723 0,498 Medial Topuk 59,38±6,46 57,61±8,39 56,86±6,64 55,17±6,37 0,211 0,281 Lateral Topuk 53,38±7,88 55,57±9,22 51,82±5,63 54,69±6,62 0,453 0,397 *: p<0,05 43 Bireylerin dinamik ayak tabanı maksimum basınç değerleri karşılaştırılmıştır. Gruplar arasında istatiksel olarak fark bulunmamıştır. (p>0,05) (Tablo 4.13). Tablo 4.13. Dinamik ayak tabanı maksimum basınç değerlerinin karşılaştırması. Dinamik Ayak Tabanı Max. Basınç Değerleri (N/cm2) İGKK Grubu (n=21) X±Ss Kontrol Grubu (n=23) X±Ss p Sağ Sol Sağ Sol Sağ Sol 1.Parmak 15,39±11,31 19,38±12,54 13,37±11,11 25,33±19,09 0,510 0,452 2-5.Parmaklar 10,59±6,09 7,37±3,21 9,99±5,89 9,55±6,69 0,744 0,200 1.Metatars Başı 14,19±7,20 10,03±5,53 14,68±9,05 11,40±6,94 0,787 0,533 2.Metatars Başı 32,08±13,84 20,23±8,56 25,37±10,83 19,50±5,29 0,067 0,805 3.Metatars Başı 36,78±10,87 33,68±17,19 34,83±14,67 32,13±13,78 0,638 1,000 4.Metatars Başı 25,28±12,88 29,36±11,73 26,45±16,22 26,26±13,99 0,925 0,430 5.Metatars başı 11,61±6,51 21,62±11,31 10,97±9,20 19,20±10,44 0,790 0,411 Orta Ayak 4,47±3,11 4,35±3,01 4,84±3,44 4,12±3,96 0,787 0,459 Medial Topuk 36,62±8,95 32,09±14,13 37,96±8,90 27,26±7,03 0,620 0,518 Lateral Topuk 22,88±6,41 28,54±8,24 21,87±5,62 31,86±7,37 0,630 0,166 44 Bireylerin dinamik ayak tabanı maksimum basınç zamanları karşılaştırılmıştır. Gruplar arasında istatiksel olarak fark yoktur (p>0,05) (Tablo 4.14). Tablo 4.14. Dinamik ayak tabanı maksimum basınç zamanlarının karşılaştırması. Dinamik Ayak Tabanı Max. Basınç Zamanları (ms) İGKK Grubu (n=21) X±Ss Kontrol Grubu (n=23) X±Ss p Sağ Sol Sağ Sol Sağ Sol 1.Parmak 631±162 664±58 665±94 664±103 0,664 0,996 2-5.Parmaklar 599±160 641±78 642±94 659±70 0,424 0,444 1.Metatars Başı 550±59 504±113 560±100 523±103 0,702 0729 2.Metatars Başı 600±115 590±55 635±106 605±81 0,664 0,482 3.Metatars Başı 623±56 615±58 628±99 622±88 0,836 0,754 4.Metatars Başı 588±69 610±63 596±106 587±112 0,759 0,403 5.Metatars başı 511±114 537±92 501±132 520±151 0,972 0,977 Orta Ayak 324±113 324±110 346±89 307±112 0,459 0,608 Medial Topuk 174±86 159±57 206±90 156±64 0,269 0,925 Lateral Topuk 168±52 162±67 174±70 141±78 0,740 0,481 45 Bireylerin dinamik ayak tabanı maksimum basınç yüklenme oranları karşılaştırılmıştır. Sağ 2. metatars başı basınç yüklenme oranı değerinde İGKK grubunda artış bulunmuş, ön ayağa binen yükün artığı görülmüştür (p<0,05). Tablodaki diğer verilerde gruplar arasında istatiksel olarak fark yoktur (p>0,05) (Tablo 4.15). Tablo 4.15. Dinamik ayak tabanı maksimum basınç yüklenme oranlarının karşılaştırması. Dinamik Ayak Tabanı Basınç Yüklenme Oranları (N/cm2s) İGKK Grubu (n=21) X±Ss Kontrol Grubu (n=23) X±Ss p Sağ Sol Sağ Sol Sağ Sol 1.Parmak 0,052±0,031 0,061±0,058 0,057±0,055 0,081±0,074 0,662 0,360 2-5.Parmaklar 0,031±0,030 0,026±0,11 0,035±0,021 0,027±0,016 0,858 0,961 1.Metatars Başı 0,073±0,101 0,050±0,049 0,050±0,025 0,045±0,031 0,696 0,803 2.Metatars Başı 0,083±0,026 0,061±0,027 0,065±0,021 0,059±0,025 0,016* 0,810 3.Metatars Başı 0,085±0,027 0,082±0,039 0,084±0,029 0,130±0,190 0,914 0,464 4.Metatars Başı 0,096±0,140 0,073±0,038 0,073±0,074 0,073±0,044 0,454 0,785 5.Metatars başı 0,064±0,088 0,075±0,038 0,044±0,073 0,083±0,101 0,585 0,539 Orta Ayak 0,022±0,044 0,025±0,154 0,031±0,018 0,025±0,046 0,415 0,500 Medial Topuk 0,910±0,900 0,550±0,300 0,597±0,528 0,590±0,520 0,510 0,301 Lateral Topuk 0,578±0,355 0,855±0,555 0,736±0,531 1,340±1,365 0,585 0,869 *: p<0,05 46 Bireylerin dinamik ayak tabanı basınç impuls değerleri karşılaştırılmıştır. Gruplar arasında istatiksel olarak fark bulunmamıştır (p>0,05) (Tablo 4.16). Tablo 4.16. Dinamik ayak tabanı basınç impuls değerleri karşılaştırması. Dinamik Ayak Tabanı Basınç Impuls Değerleri (N/cm2) İGKK Grubu (n=21) X±Ss Kontrol Grubu (n=23) X±Ss p Sağ Sol Sağ Sol Sağ Sol 1.Parmak 3,76±3,26 4,68±2,92 3,06±2,69 6,38±5,01 0,440 0,557 2-5.Parmaklar 2,31±1,33 1,69±0,93 2,47±1,65 2,52±2,22 0,733 0,08 1.Metatars Başı 4,53±2,05 3,12±1,69 5,25±3,52 3,57±2,27 0,412 0,323 2.Metatars Başı 10,14±3,52 6,98±2,93 8,14±3,42 6,77±2,05 0,063 0,791 3.Metatars Başı 10,61±4,16 10,75±4,30 10,83±4,67 10,46±4,36 0,870 0,827 4.Metatars Başı 7,97±3,64 9,96±3,58 8,23±5,12 8,91±5,07 0,664 0,113 5.Metatars başı 3,17±1,49 7,19±3,10 2,97±2,47 6,50±3,87 0,752 0,516 Orta Ayak 1,10±1,01 0,94±1 1,33±1,27 1,11±1,38 0,525 0,888 Medial Topuk 9,56±3,13 8,06±2,66 10,01±2,82 6,93±2,43 0,196 0,149 Lateral Topuk 5,73±2,54 7,71±3,43 5,57±1,98 8,14±2,33 0,811 0,632 47 5. TARTIŞMA Bir kasın veya kas grubun kısalarak gerginliğinin artması yaygın olarak görülebilmekle birlikte kas kısalığına sahip bireyler biyomekaniksel değişimler sonucu sakatlanma ve yaralanmalara daha yatkın olarak nitelendirilirler [1-5]. GSKK ve İGKK STE’de, ayak bileğinde ve diz ekleminde eklem hareket açıklığını azaltarak, biyomekanik değişimlere sebep olabilir [1-5]. GK diz eklemi, ayak bileği ve STE’den geçerek, oluşabilecek GSKK kontraktürüne ve dorsi fleksiyon limitasyonuna önemli katkıda bulunur [8]. Limitli ayak bileği dorsi fleksiyonu arka ayağın artmış pronasyonu, plantar fasiit, Aşil tendinopatisi, stres kırıkları, iliotibial bant sendromu ve patellofemoral ağrı sendromu gibi alt ekstremite patolojileri için zemin hazırlayan bir faktör olarak kabul edilmiştir [4]. Bireylerde GK ve soleus kaslarının kısalığı farklı klinik etkilere sahiptir. Bu kasların anatomik yapıları gereği kısalıklarının ayrımının yapılması gerekir. Böylece uygulanacak değerlendirme yöntemleri ve tedavi protokollerinin de doğruluğuna etki edecektir. Dorsi fleksiyon limitasyonunun GK kısalığından mı, GSKK kısalığından mı olduğunu saptamak için klinik test olarak Silfverskiold testi kullanılır. Test sonucunda GK diz fleksiyonu sırasında gevşiyorsa ‘İGKK vardır’sonucuna varılır. Diz eklemi fleksiyonuna rağmen dorsi fleksiyon açısında değişme yoksa veya birkaç derecelik değişim varsa soleus kası ve Aşil tendonu kısalığa eşlik ediyor demektir [62]. Dorsi fleksiyon limitasyonunun ayak bileğinde ekin olarak değerlendirilmesi için diz ekstansiyonda ayak bileği dorsi fleksiyonu 5°, diz fleksiyonda ayak bileği dorsi fleksiyonu 10° açılarından daha az olmamalıdır [11, 15]. Ayak bileği ekin olarak değerlendirildiğinde cerrahi endikasyon oluşmuş olur. Kısalık GK kaynaklı olduğunda GK resesyonu, GSKK kaynaklı olduğunda Aşil uzatma ameliyatlı düşünülür [15]. GK kısalığında alt ekstremite, pelvis ve lumbal bölgeye ait biyomekaniksel parametrelerin incelenmesi gerektiği bildirilmiştir [62]. Bununla birlikte GK kısalığının plantar basınç üzerine etkileri incelendiğinde, ön ayakta basınç artışı, arka ayakta basınç azalması görülmektedir. Plantar basıncın değişimi, başta artış arka ayak pronasyonu olmak üzere diğer ayak sorunlarının varlığını veya oluşabilme ihtimalini göstermektedir [16-19]. GK kısalığının etkileri özellikle nörolojik hastalar üzerinde literatürde birçok çalışmada yer almıştır. Ayak ve ayak 48 bileği sağlığını tehdit eden GK kısalığının, normal popülasyon üzerinde araştırmaları literatürde limitlidir [11]. Literatürde belirtildiği gibi GK kısalığı alt ekstremite biyomekanisinde, fonksiyonunda ve plantar basınç dağılımlarında değişimlere neden olmaktadır [11, 15-19]. Çalışmamızda sağlıklı bireylerden, Silfverskiold testi sonucunda GK kısalığına sahip olanlara ile olmayanlara uygulanan klinik test ve anketlerden elde veriler karşılaştırılmıştır. Çalışmaya dahil edilen bireylerin demografik bilgilerinin homojenlik göstermesi için özen gösterilmiştir. Bu homojenlik, gündelik yaşamına devam eden normal sağlıklı popülasyonda GK kısalığının etkilerinin objektif değerlendirilmesi için önemlidir. Bu çalışma, sağlıklı bireylerde İGKK’nın alt ekremite biyomekanisi, fonksiyonu ve plantar basınç dağılımları üzerine etkilerinin olduğunu göstermektedir. Çalışmaya katılan her gruptaki bireylerin demografik bilgilerindeki homojenlik, gündelik yaşamına devam eden genel popülasyonda, İGKK sonucundaki oluşmuş veya oluşabilecek patomekanik durumları anlamamıza olanak sağlamaktadır. Çalışmamızda kullandığımız Silfverskiold yöntemi ile dorsi fleksiyon limitasyonun kaynağının GK olarak saptanması, patomekanik durumların anlaşılması ve tedavi programlarının belirlenmesi açısından önemlidir. Kas kısalığının GK veya GSKK kaynaklı olduğu ayrımını yapmak, uygulanacak fizyoterapi tedavi programlarının ve cerrahi uygulamaların yöntemini belirlemektedir. Çalışmamızdaki sonuçlar ile sağlıklı popülasyondaki İGKK’ya sahip bireylerin biyomekaniksel değişimleri, daha net yorumlanabilmektedir. İGKK literatürde de belirtildiği gibi başta artmış arkaya pronasyonu olmak üzere ayak ve ayak bileği üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Bulgularımızda da görüldüğü üzere, ayakta duruşta ve yürüyüşte GK kısalığı ayak posturunu pronasyon yönünde değiştirmektedir. Değişen bu postur ile STE eklem açıklığı inversiyon yönünde limitlenmektedir. Ayak bileği dorsi fleksiyonunun aktif ve pasif olarak limitli olması, fonksiyonel açıdan diz eklemi fleksiyon kısıtlanmasına sebep olabilmektedir. Çömelme gibi ayak bileği dorsi fleksiyonu, diz ve kalça fleksiyonu hareketlerinin ortaya çıktığı aktivilerde, GK kısalığı aktivite sırasında diğer eklemleri de etkileyerek sınırlı eklem açıklığına neden olmaktadır. Bu durum karşımıza bulgularımızda görüldüğü gibi diz fleksiyonunda hareket aralığı azalma olarak çıkmaktadır. Kas kısalığı bir zincir gibi distalden proksimale doğru yayılabilmekte, özellikle GK ile aynı fasyayı paylaşan diz fleksorlerinin kısalması ile 49 sonuçlanmaktadır. Kalça fleksorlerinin de bu kısalığa eşlik ederek, GK kısalığının proksimal kaslara etkisini görmekteyiz. Bunlarla birlikte AÖAAT olduğu gibi GK kısalığının dorsi fleksiyon limitasyonu oluşturması, hareket kabiliyetinde azalamaya neden olacaktır. İGKK kaynaklı ayak posturunun pronasyonda olması, ayak bileğinde dorsi fleksiyon, STE’de inversiyon ve dizde fleksiyon limitasyonu ile birlikte diz ve kalça fleksorlerinde ki kas kısalıkları anket sonuçlarında görüldüğü gibi fonksiyon kayıplarına ve ayağın dizilimde olumsuz değişimlere neden olmaktadır. Yaptığımız statik pedobaragrafik analizlerde İGKK’da ön ve arka ayaktaki basınç dağılımı değişmektedir. Ayakta duruştaki ayak ile yer arasındaki basıncın değişiminde de rol oynayan GK kısalığı, ön ayaktaki basıncı arttırıp, arka ayaktaki basıncın azalmasına sebep olmaktadır. Bu durumda ön ayağa binen fazla yük uzun vadede bireylerin ön ayak patolojilerine sebep olabileceği yorumlanabilir. Arka ayaktaki basınç azalması, ayak mekanisi düşünüldüğünde stabilizasyonu zayıflamış bir arka ayağa neden olmaktadır. Dinamik pedobarografik analiz ile yürüyüşte ise sagital eksene göre ayağın dış rotasyonu ve STE’de oluşan pronasyon pozisyonlaması, ayağın stabilizasyonunu sağlayan orta ayak kilitlenmesini zayıflatmaktadır. Orta ayak kilitlenmesinde yaşanacak olumsuz durum yürüyüş boyunca ön ayak ile ayak medialine yüklenmeyi ve basınç alanlarını arttırmaktadır. Bu durumda ayak tabanında oluşan maksimum basınçlar, artan ön ayak ile ayak mediali basınç alanları nedeniyle daha uzun sürede zirve değerine ulaşmaktadır. GK kısalığından kaynaklı daha uzun sürede maksimum basınç değerine ulaşan ayak tabanı bölümleri, vücut yükünün ayaktaki yüklenme oranını arttırmaktadır. Bulgularımıza ve literatüre bakıldığında, bu basınç değişimlerin patolojik durumlara zemin hazırlayabileceğini düşünmekteyiz Yapılan klinik testler ve anketlerle, İGKK tespiti, yol açabileceği biyomekaniksel sorunlar ve fonksiyon kayıpları ile plantar basınç değişimleri bir arada yorumlanabilmektedir. Literatüre sunduğumuz bakış açısının, belirtiğimiz gibi tanı ve tedavi yöntemlerinde etkili olacağını düşünmekteyiz. Çalışmamızda ki sonuçların klinik uygulama ve alan çalışmalarına yol gösterici olmasını ummaktayız. Çalışmamızda alt ekstremite açısal ve kısalık değerleri ölçümleri, klinisyenlerin sık kullandığı yöntem olan gonyometrik ölçüm ile yapılmıştır [15, 44- 51]. Lumbal ekstansor kas kısalığı değerlendirilmesi, sık kullanılan ve güvenilir bir 50 yöntem olan Modifiye Schober Testi ile yapılmıştır [51]. Sakral inklinasyon açısı değerlendirmesinde en güvenilir yöntem radyografik değerlendirmedir [52]. Ancak klinik uygulamalarda hızlı ve pratik olmasıyla inklinometre ile elde edilen verilerin kullanılması da söz konusudur [53]. Bundan dolayı çalışmamızda sakral inklinasyon açısı inklinometre ile değerlendirilmiştir. Ayak posturunu sayısal veri olarak değerlendirmemizi sağlayan APİ, postur hakkında daha net bilgi sahibi olmamızı ve diğer ayak posturları ile karşılaştırma yapma imkanı sağlar. APİ’de -2, +2 arasında değer alan ayak posturları, pronasyon, nötral veya supinasyonda olduğu durumları değerlendirmemizi sağlamaktadır [54]. Ayak posturu, ayak dinamiklerinin anlaşılabilmesi için önemlidir. Çalışmamızda kullanılan APİ ile bireylerin ayak posturları elde edilen sayısal veriler karşılaştırılmıştır. Ayağın fiziksel ve fonksiyonel durumları, bireylerin fiziksel aktivite düzeyleri ve alt ekstremite fonksiyonellik düzeylerinin belirlenmesinde uluslararası geçerliği ve güvenilirliği bulunan sırasıyla; AOFAS, IPAQ ve AEFS anketleri çalışmamızda kullanılmıştır [55-59]. Bu anketlerin çalışmamızda ki diğer yöntemler ile kullanılması, elde edilen verilerin birbirlerinin sağlamasını yapmasına olanak sağlamaktadır. Plantar basınç analizinde mürekkep ile kullanılan aparatlar, ayağın plantar yüzeyi boyunca meydana gelen maksimum basıncı kaydetmek için kullanılmıştır. Bu yöntem bilgisayarların gelişimine kadar rutin klinik çalışmalar için elverişli olmamasına rağmen kullanılmıştır. Teknolojik gelişmenin sağlık alanına sunduğu pedobarografik değerlendirme yöntemi, kullanım kolaylığı ve objektif veriler elde edilmesini sağlamıştır. Çalışmamızda da pedobarografik analiz, RsScan-Footscan® platformu ve yazılımıyla, statik ve dinamik olarak yapıldı [60, 61]. Çalışmamızda ki değerlendirme yöntemlerin objektif veriler sunması, çeşitliliği ve uygulanabilirliği, İGKK’da gerçekleşebilecek alt ekstremite biyomekanisi, fonksiyonellik ve plantar basınç dağılımı değişimlerinin bir arada değerlendirilmesi olanağını sunmaktadır. 5.1. Ayak Bileği Hareketleri Ayak bileğinin dorsi fleksiyonu yürüme periyodunda vücudun öne aktarılmasını sağlayan en önemli eklem hareketlerinden biridir. İGKK’da ayak bileğinin dorsi fleksiyon yönündeki eklem hareket açıklığı limitlenir. Değişen bu 51 mekanik ön, orta ve arka ayak patolojilerine neden olabilir. Yürüyüş dinamiklerinin bozulmasıyla fonksiyon kayıpları da yaşanabilir [63]. Literatürde yürüyüşün gerçekleşmesinde 5-10 derece dorsi fleksiyonun gerekli olduğunu bildirilmektedir [64]. Ancak dorsi fleksiyondaki limitlenme ön ve orta ayağa fazladan yük bindirmektedir. Yük dağılımındaki bu değişim, STE ve talonavikular eklemler başta olma üzere ayağın yürüyüş sırasında stabil hale gelebilmesini sağlayan eklemlerde hipermobiliteye sebep olabilir [63]. Ayak bileğinin plantar fleksiyonu İGKK’da normal eklem hareket açıklıklarını korusa da kısalık söz konusu olduğunda, GSKK’nın fonksiyonunu etkilemektedir. Çift eklem kat eden GSKK ayak bileğinin plantar fleksiyon kuvvetinin %80’ini oluşturur. Diz eklemi ekstansiyonda iken ayak bileği dorsi fleksiyonu en yüksek torkunu açığa çıkarır. GK kısa olduğunda, diz eklemi fleksiyon ve ayak bileği plantar fleksiyon yönünde konumlanabilmekte, oluşan plantar fleksiyon torku azalabilmektedir [65]. İGKK ve kontrol gruplarının ayrımını yaptığımız GK kaynaklı dorsi fleksiyon limitasyonu, İGKK grubunda kontrol grubuna göre diz ekstansiyonda ve fleksiyonda konumlu iken daha fazla olduğu görülmektedir. Soleus kası kısalığının tek başına görülmemesi göz önünde bulundurulduğunda, İGKK grubunun diz fleksiyonda iken oluşan dorsi fleksiyon açı değerlerinin daha az olmasını açıklamaktadır. Çalışmamızda elde edilen ayak bileğine ilişkin aktif ve pasif açı ölçüm değerlerinde, İGKK’ya sahip olan bireylerde kısalıkla uyumlu bir şekilde dorsi fleksiyon açısal değerlerinin kısıtlandığı görülmüştür. Plantar fleksiyon açısal değerlerinde her iki grupta anlamlı bir farklılık olmamasına rağmen, AOFAS fonskiyon skorlamasında bulunan anlamlı sonuca bakılarak, literatürde belirtilen İGKK’nın neden olduğu plantar fleksiyon maksimum tork kaybının ayağın fonksiyonunu etkileyebileceği sonucuna varılabilir [65]. 5.2. Başparmak Dorsi Fleksiyonu Hareketi GSKK anatomik olarak AT, kalkaneus, plantar facia ve sesamoid kemikler ile 1. metatars başına bağlanarak ayak başparmak ile ilişkili kurar. İGKK söz konusu olduğunda diz ve kalça ekleminin ekstansiyonunun sağlanmaya başlandığı yürüyüşün orta duruş fazında GK gerilir ve metatars başlarına deforme edici kuvvet uygular. Yürümede oluşan bu gerilimden kaynaklı ön ayak deformiteleri ve ön ayak ağrıları eklem hareketlerinde kısıtlılıklara ve yürüşün enerjiyi aktarma dinamiklerinde bozulmaya sebep olur [66]. Gerilme kuvvetinin 1. metatarsı valgus 52 yönüne çekme eğilimi vardır. Valgusa yönelme halluks valgus deformitesine ve bununla beraber başparmak dorsi fleksiyonunda limitlenmeye neden olur [67]. İGKK mevcut 182 bireyde yapılan bir çalışmada 128 bireyin ayak başparmağının valgus yönüne gittiği ve dorsi fleksiyonlarının limitlendiğini bulunmuştur [68]. Bizim çalışmamızda İGKK ve kontrol grubu arasında başparmak dorsi fleksiyonunda anlamlı bir fark bulunamamıştır. Çalışmamızda dışlanma kriteri olarak aldığımız herhangi bir ayak deformitesine sahip olmamak maddesi başparmak dorsi fleksiyonunda anlamlı fark bulamamamızı açıklayabilir. İGKK’ya sahip bireylerin yaş ortalamaları bize genç bireyler olduğunu göstermektedir. İlerileyen yaşlarda bu bireylerin ön ayak deformiteleri ile eşlik edebilecek hareket kısıtlıklarına eğilimli olacağı yorumlanabilir. 5.3. Subtalar Eklem Hareketleri Ayak bileği ekleminde ortaya çıkan hareket sagital düzlemde görülürken, STE de ortaya çıkan hareket daha çok frontal düzlemde supinasyon ve pronasyon olarak ortaya çıkar, ancak bu iki eklemin hareketleri birbirini biyomekanik olarak etkilemektedir. [69]. Çalışmamızda sağ ve sol ayak STE aktif ve pasif hareketlerinin ölçümleri karşılaştırıldığında, eversiyon açısal değerleri yönünden İGKK ve kontrol grupları arasında fark bulunmamıştır. Ancak her iki ayakta, STE’in aktif ve pasif olarak ölçülen inversiyon hareketinin açısal değerlerinin kontrol grubunda daha fazla olduğu bulunmuştur. STE’in oblik ekseninde ortaya çıkan eversiyon ve inversiyon hareketi kalkaneal tuberküle yapışan AT ile yönlendirilir. Kalkaneusun pozisyonu büyük ölçüde AT tarafından belirlenir. AT kalkaneusa, lateralden hafifçe orta hatta doğru yapışır. İGKK’da ise Aşil subtalar eklemin lateraline doğru yer değiştirerek kısalır ve kalkaneusun plantar fleksiyonuyla birlikte eversiyona gidişine neden olur. Bu eylemlerin her ikisi de vücut ağırlığını ayağın iç kısmına yönlendirerek talusa ve navikulaya yükler. Ayakta oluşan bu pronasyon pozisyonlanması zamanla medial longitüdinal ark yüksekliğinin azalmasına neden olur [70]. Bu patomekanik gelişme, İGKK olgularında supinasyon hareket genişliğinin, kontrol grubu olgularımızdan daha az değerde ölçülmesini açıklamaktadır. Literatürde, AT’yi oluşturan kaslardan GK’nın kısalığının STE’in eversiyona gidişine ve arka ayağın pronasyonuna neden olduğu çalışmalarda bildirilmiştir [8, 32, 35, 70]. 53 5.4. Ağırlıklı Öne Adım Alma Testi (AÖAAT) AÖAAT ayak bileğinde oluşan dorsi fleksiyon açısının ölçüm yöntemlerinden biridir [45]. İGKK kaynaklı deformitelerden olan arka ayak pronasyonu artışına ve medial longudinal arkın düşüklüğüne neden pes planus, dorsi fleksiyonu limitasyonu ile karakterizedir. Pes planus deformitesine sahip ayakların, normal posture ve pes cavusa sahip ayaklara göre AÖAAT ile yapılan ölçümlerde dorsi fleksiyon limitasyonuna sahip olduğu saptanmıştır [71]. AÖAAT’de ortaya çıkan dorsi fleksiyon limitasyonu, dinamik olarak postural dengeyi de olumsuz etkiler. Yapılan bir çalışmada, AÖAAT ile dorsi fleksiyonu limitli olduğu tespit edilen bireylerin yıldız balans testinin öne uzanma bölümünde kısıtlıklar yaşadığı raporlanmıştır. Bu kısıtlılığın nedeni olarak ayak bileği eklem kinematiğinden veya GSKK kısalığı düşünülmüştür [72]. Başka bir çalışmada AÖAAT ile saptanan dorsi fleksiyon limitasyonunun ayak bileği eklem kinematiğinden daha çok GSKK kısalığı ile ilişkili olduğu ortaya konmuştur [73]. Fonksiyonel olarak ayak bileği dorsi fleksiyon açı değerlerinde ki azalma, bireylerin gündelik yaşamlarında kısıtlılıklar oluşturabileceği öngörülebilir. Çalışmamızda da fonksiyonel bir değerlendirme yöntemi olan AÖAAT ölçümleri sonucunda, İGKK grubunun kontrol grubuna göre ayak bileği dorsi fleksiyon hareketleri limitli bulunmuştur. Literatürde gösterildiği gibi GK kısalığı ayak bileği normal eklem hareketi limitlenmesine, dorsi fleksiyon hareketi kaybına neden olabilir. Çalışmamızdaki AÖAAT ölçümlerinin sonucunda bulunan dorsi fleksiyon limitasyonunun, İGKK kaynaklı olduğu görülmektedir. 5.5. Diz Eklemine Ait Açısal Ölçümler GK ayak bileği ve diz eklemlerini kat eden anatomik yapısıyla, GK kısalığının her iki eklem üzerine etkileri bulunur. Literatür incelendiğinde GK kısalığında, diz eklemi valgite açısı ölçümü değerlendirmelerinin yapıldığı çalışmaların kısıtlı olduğu görülmektedir. GK kısalığının diz ekleminin dinamik yapısına etkilerinin incelendiği bir çalışmada GSKK kaynaklı dorsi fleksiyon limitasyonu olan bireylerin, çömelme sırasında diz eklemlerinde valgus yönüne gitme eğiliminin fazla olduğu gösterilmiştir. Aynı çalışmada dorsi fleksiyonu limitli olmayan bireylerin, çömelme sırasında dizlerini varus pozisyonunda tutarak, hareket esnasında daha stabil eklem yapılarına sahip oldukları gösterilmiştir [74]. GK 54 kısalığının mevcut olmadığı pes planus deformitesine sahip bireylerde, diz ekleminin diğer açılarından olan Q açısının değişmediği görülmüştür [75]. GK kısalığında diz eklemi fleksiyon hareketinin de limitlendiği görülebilir. GK kısalığı olan bireylerin, diz eklemi fleksiyonunun ve çömelme hareketinin, GK kısalığı olmayan bireylere göre limitli olduğu gösterilmiştir [71]. Çalışmamızda İGKK grubu ve kontrol grubu arasında diz eklemi hiperekstansiyonu açısından fark yoktu. Özellikle dinamik durumlarda ortaya çıkabilen Valgite ve Q açılarındaki farklar, çalışmamızda statik ölçümlerle elde edilmesinden kaynaklı olabileceğini düşündüğümüz gruplar arasındaki değerler benzerlik göstermiştir. Çalışmamızdaki diz eklemi fleksiyon açısı ölçümlerinde, İGKK grubu daha az hareket açıklığı göstererek, literatür ile uyumlu veriler elde etmemizi sağlamıştır. Literatürde görüldüğü gibi GK kısalığında diz eklemi dinamiklerinde değişimler olabilmektedir [74, 75]. Çalışmamızdaki bulgular İGKK’ya bağlı olarak diz eklem hareket açıklığının etkilendiğini göstermektedir. 5.6. Kalça Fleksorleri Kısalık, Diz Fleksorleri Kısalık, Lumbal Ekstansor Kısalık Değerleri ile Sakral İnklinasyon Açısı İGKK’da diz fleksorleri, kalça fleksorleri, lumbal ekstansorler ve sakral inklinasyon açısı ölçümlerindeki değişiklikler, birçok patolojik tablo incelendiğinde birbirleri ile eşzamanlı bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Hamstring kısalığının plantar fasiiti bulunan bireylerde 8,7 kat daha fazla olduğu belirtilmiştir. Bu çalışmada 105 plantar fasiitli bireyde yapılan ölçümlerde 66 bireyin hamstring kısalığına, 99 bireyin de GK kısalığına sahip olduğu görülmüştür [76]. 13-14 yaş aralığındaki öğrenciler üzerinde yapılan fonksiyonel testlerde ise İGKK bulunan bireylerin kalça fleksorleri ve diz fleksorlerinin kısa olduğu bulunmuştur. Aynı çalışmada fonksiyonel bir test olan yıldız balans testinin öne doğru yapılan bölümünde dorsi fleksiyon kısıtlılığının anlamlı derecede olduğu görülmüştür [77]. GK ve hamstring, diz eklemi fleksiyonu hareketini paylaştıklarından dolayı bu iki kas grubunun kısalığı genellikle beraber seyretmektedir. Buna kalça fleksorlerinin kısalığı da eşlik edebilir. Kısalık fasialar arasındaki bağlantılar ile zincir halkaları gibi proksimal kısımlara kadar uzanabilmektedir. Bu kısalıklar sonucunda sakral inklinasyon açısındaki değişimler ve gövdenin öne eğilmesindeki limitasyonlar literatürde bildirilmiştir [78, 79]. Kısalık zincirinin neden olabileceği lumbal bölge sorunlarından bel ağrısı bulunan bireylerde yapılan bir çalışmada GK, hamstring ve iliopsoas kaslarına germe içeren 55 egzersiz programı uygulanmış ve anlamlı olarak olumlu sonuçlar raporlanmıştır [80]. Çalışmamızda İGKK bulunan bireylerin kalça fleksorleri ve diz fleksorleri yapılan değerlendirmeler sonucunda literatür ile uyumlu bir şekilde kısa olarak bulunmuştur. Distalden proksimale doğru uzanan bu kas kısalıkları ayak, ayak bileği, diz, kalça, pelvis ve lumbal bölge patolojilerinin çoğunun birincil veya ikincil olarak nedeni olduğu gösterilebilir. Bundan dolayı bir kas grubunun kısalığı incelenirken, ilişkili olduğu diğer kasların da değerlendirilmesi için çalışmamızdaki bulgular önem taşımaktadır. Literatürde hamstring kısalığı ile sakral inklinasyon ve lumbal ekstansor kısalığı arasında anlamlı bir ilişki olduğu belirtilmiştir. Birçok çalışmada sakral inklinasyon açısı değişimi ve lumbal ekstansor kas kısalıkları hamstring kası ile ilişkilendirilir. Ancak hamstring ve GK’nın fasialar aracılığıyla anatomik bağlantısından dolayı bu değişimlerin İGKK ile de ilişkisi vardır. Çalışmamıza katılan İGKK ve kontrol grubunda sakral inklinasyon açısı ve lumbal ekstansor kısalığı değerlendirmeleri sonucu anlamlı fark bulunamamıştır. Çalışmaya katılan bireylerin yaş aralığından genç popülasyon olduğunu görülmektedir. Bundan dolayı kısalık zincirindeki proksimal etkilenimin daha az olduğu düşünülmektedir. 5.7. APİ, AOFAS, IPAQ ile AEFS Ayak ve ayak bileği mekaniğinde etkisi olan faktörler, ayak posturu üzerinde değişimlere neden olur. Ayak posturunda oluşan değişimlerin skorlandığı APİ birçok çalışmada değerlendirme kriteri olarak kullanılır. GSKK’de kısalık görüldüğü durumlarda, bu kasın tendon yapısının arka ayakta ortaya çıkan pronasyon hareketinin süresini ve miktarını arttırarak ayak posturu üzerine patomekanik etkiler açığa çıkarabildiği bilinmektedir. Arka ayakta artmış pronasyon ayağı fleksible hale getirerek ön ayak bulguları oluşturabileceği gibi, medial longitudinal ark yüksekliğini de azaltacaktır [81]. Arka ayak sorunlarından olan kronik plantar topuk ağrısı bulunan bireylerde, APİ ve İGKK değerleri incelendiğinde, APİ skorları ayakların pronasyon posturu gösterdiği ve İGKK’nın buna eşlik ettiği görülmüştür [82]. GK’nın ayak posturu üzerine etkisini anlamak için yapılan başka bir çalışmada, koşma gibi uzun süreli GK aktivitesi gerektiren durumlarda, GK’da oluşan sertlik ile ayak posturunun pronasyon yönünde değiştiği belirtilmiştir [83].Proksimal eklemlerin sorunlarında ayak posturu incelendiğinde ise patella femoral ağrı sendromlu kişilerde APİ skorlarının pronasyon yönünde olduğu görülmektedir [84]. 56 Çalışmamızda literatür ile uyumlu olarak İGKK bulunan bireylerin her iki ayaklarına ait APİ skorları ayaklarının pronasyon posturune sahip olduğunu göstermiştir. AOFAS ağrı, fonksiyon, dizilim ve bunların toplam skorları üzerinden ayağın değerlendirmesini yapan ankettir. Literatür incelendiğinde İGKK görülen bireylerin AOFAS değerlerinin etkilendiği görülmektedir. Çalışmamızda İGKK ve kontrol grubu olguları AOFAS’ın tüm alt skorları açısından karşılaştırılmışlar ancak fonksiyon ve dizilim alt skorları açısından gruplar arasında fark olduğu saptanmıştır. Bu fark kontrol grubu olgularında bireylerin algıladığı fonksiyon ve ayağın dizilim özelliklerinin daha iyi olduğu yönünde bulunmuştur. Çalışmamızdan elde ettiğimiz bu sonuçlar, yukarıda sonuçları verilen ve ilgili literatür ile tartışılan ayak bileği ve STE hareketleri, arka ayaktaki artmış pronasyon ve bunların olumsuz biyomekanik etkileri göz önüne alındığında tahmin edilebilir ve beklenen bir sonuçtur. İGKK sonuçlarından biri olarak görülen plantar fasit patolojisinin bulunduğu hastada GK germe egzersizinin de bulunduğu tedavi programı uygulaması sonunda, AOFAS skorunda yükselme olduğu raporlanmıştır [85]. Genç sedanter bireylere bakıldığında ise İGKK sonuçlarından olan pes planusa sahip bireyler ve sağlıklı bireyler arasında AOFAS skorlarında anlamlı düzeyde bir fark olmadığı bulunmuştur [86]. AOFAS ağrı ve toplam skorlarında her iki grup arasında anlamlı düzeyde fark bulunmamasının, genç bireyler üzerinde çalışma yaptığımızdan kaynaklı olduğu düşünülebilir. Çalışmamızdaki AOFAS skorları, İGKK’nın ayak sağlığına olumsuz etkisi olduğunu göstermekte ve bu durumun literatüre katkıda bulunacağını ortaya koymaktadır. IPAQ uzun form, bireylerin fiziksel aktiviteleri ile ilgili skorlama yapılmasını sağlayan ankettir. IPAQ İGKK olan bireylerde değerlendirildiğinde, GK ve biseps femoris kas kısalığı olan bireylerin skorları, kas kısalıkları olmayan bireylere göre anlamlı bir fark oluşturmadığı görülmüştür [87]. Ancak İGKK’nın neden olabildiği Aşil tendinopatisine sahip bireylerin IPAQ skorları sağlıklı bireylere göre düşük bulunmuştur [88]. Çalışmalarda belirtildiği gibi patolojik bir sorun oluşturmayan kas kısalıkları bireylerin gündelik fiziksel aktivitelerinde limitasyon oluşturmamaktadır. Çalışmamızın dahil edilme kriterlerinden olan ayak ve ayak bileğine ilişkin herhangi bir patolojik durum olmaması, çalışmamızda literatür ile uyumlu bir sonuç ortaya 57 çıkarmıştır. Çalışmamızda, İGKK olan bireyler ve İGKK olmayan bireyler arasındaki IPAQ skorlarının anlamlı fark oluşturmadığı bulunmuştur. İGKK bulunan ve patolojik bir durumun olmadığı sağlıklı ayaklara sahip bireylerin, elde edilen veriler ile fiziksel aktivite düzeylerinin etkilenmediği sonucuna varılabilir. AEFS değerlendirmesi bireylerin gündelik yaşantılarındaki aktivitelerden yola çıkarak hazırlanmış olup, birçok ayak ve ayak bileği ile ilişkili patolojik durumda literatürde kullanılmaktadır. İGKK sonuçlarından olan Aşil tendiniti patolojisinin bulunduğu birey üzerinde yapılan vaka çalışmasında GK germe egzersizin de bulunduğu tedavi programı uygulanmış, AEFS skorunun tedavi öncesine göre yükseldiği görülmüştür [89]. Ancak İGKK ile ilişkili durumlardan olan plantar fasiit için uygulanan ultrason ve germe egzersizlerinin bulunduğu tedavi programında, bireylerin dorsi fleksiyon açısal değerlerinin artmasına rağmen AEFS skorlarının değişmediği görülmüştür [90]. Ayak bileğinde immobilizasyonun gerekl