T.C. HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ÇOCUK GELİŞİMCİLERİN HASTANEYE HAZIRLAYICI EĞİTİM PROGRAMLARI İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİNİN VE KULLANIM DURUMLARININ İNCELENMESİ Polen ÇINGILOĞLU Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Programı YÜKSEK LİSANS TEZİ ANKARA 2023 T.C. HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ÇOCUK GELİŞİMCİLERİN HASTANEYE HAZIRLAYICI EĞİTİM PROGRAMLARI İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİNİN VE KULLANIM DURUMLARININ İNCELENMESİ Polen ÇINGILOĞLU Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Programı YÜKSEK LİSANS TEZİ TEZ DANIŞMANI Dr. Öğretim Üyesi Çiğdem Aytekin ANKARA 2023 iii ONAY SAYFASI iv YAYIMLAMA VE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI BEYANI Enstitü tarafından onaylanan lisansüstü tezimin/raporumun tamamını veya herhangi bir kısmını, basılı (kağıt) ve elektronik formatta arşivleme ve aşağıda verilen koşullarla kullanıma açma iznini Hacettepe Üniversitesine verdiğimi bildiririm. Bu izinle Üniversiteye verilen kullanım hakları dışındaki tüm fikri mülkiyet haklarım bende kalacak, tezimin tamamının ya da bir bölümünün gelecekteki çalışmalarda (makale, kitap, lisans ve patent vb.) kullanım hakları bana ait olacaktır. Tezin kendi orijinal çalışmam olduğunu, başkalarının haklarını ihlal etmediğimi ve tezimin tek yetkili sahibi olduğumu beyan ve taahhüt ederim. Tezimde yer alan telif hakkı bulunan ve sahiplerinden yazılı izin alınarak kullanılması zorunlu metinlerin yazılı izin alınarak kullandığımı ve istenildiğinde suretlerini Üniversiteye teslim etmeyi taahhüt ederim. Yükseköğretim Kurulu tarafından yayınlanan “Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” kapsamında tezim aşağıda belirtilen koşullar haricince YÖK Ulusal Tez Merkezi / H.Ü. Kütüphaneleri Açık Erişim Sisteminde erişime açılır. o Enstitü / Fakülte yönetim kurulu kararı ile tezimin erişime açılması mezuniyet tarihimden itibaren 2 yıl ertelenmiştir. (1) o Enstitü / Fakülte yönetim kurulunun gerekçeli kararı ile tezimin erişime açılması mezuniyet tarihimden itibaren ... ay ertelenmiştir. (2) o Tezimle ilgili gizlilik kararı verilmiştir. 13 / 02 / 2023 Polen ÇINGILOĞLU -------------------------------------------- 1“Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” (1) Madde 6. 1. Lisansüstü tezle ilgili patent başvurusu yapılması veya patent alma sürecinin devam etmesi durumunda, tez danışmanının önerisi ve enstitü anabilim dalının uygun görüşü üzerine enstitü veya fakülte yönetim kurulu iki yıl süre ile tezin erişime açılmasının ertelenmesine karar verebilir. (2) Madde 6. 2. Yeni teknik, materyal ve metotların kullanıldığı, henüz makaleye dönüşmemiş veya patent gibi yöntemlerle korunmamış ve internetten paylaşılması durumunda 3. şahıslara veya kurumlara haksız kazanç imkânı oluşturabilecek bilgi ve bulguları içeren tezler hakkında tez danışmanının önerisi ve enstitü anabilim dalının uygun görüşü üzerine enstitü veya fakülte yönetim kurulunun gerekçeli kararı ile altı ayı aşmamak üzere tezin erişime açılması engellenebilir. (3) Madde 7. 1. Ulusal çıkarları veya güvenliği ilgilendiren, emniyet, istihbarat, savunma ve güvenlik, sağlık vb. konulara ilişkin lisansüstü tezlerle ilgili gizlilik kararı, tezin yapıldığı kurum tarafından verilir*. Kurum ve kuruluşlarla yapılan işbirliği protokolü çerçevesinde hazırlanan lisansüstü tezlere ilişkin gizlilik kararı ise, ilgili kurum ve kuruluşun önerisi ile enstitü veya fakültenin uygun görüşü üzerine üniversite yönetim kurulu tarafından verilir. Gizlilik kararı verilen tezler Yükseköğretim Kuruluna bildirilir. Madde 7.2. Gizlilik kararı verilen tezler gizlilik süresince enstitü veya fakülte tarafından gizlilik kuralları çerçevesinde muhafaza edilir, gizlilik kararının kaldırılması halinde Tez Otomasyon Sistemine yüklenir. * Tez danışmanının önerisi ve enstitü anabilim dalının uygun görüşü üzerine enstitü veya fakülte yönetim kurulu tarafından karar verilir. v ETİK BEYAN Bu çalışmadaki bütün bilgi ve belgeleri akademik kurallar çerçevesinde elde ettiğimi, görsel, işitsel ve yazılı tüm bilgi ve sonuçları bilimsel ahlak kurallarına uygun olarak sunduğumu, kullandığım verilerde herhangi bir tahrifat yapmadığımı, yararlandığım kaynaklara bilimsel normlara uygun olarak atıfta bulunduğumu, tezimin kaynak gösterilen durumlar dışında özgün olduğunu, Dr. Öğretim Üyesi Çiğdem AYTEKİN danışmanlığında tarafımdan üretildiğini ve Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Tez Yazım Yönergesine göre yazıldığını beyan ederim. Polen ÇINGILOĞLU vi TEŞEKKÜR Öncelikle, çocuk gelişimi alanında lisans eğitimim sırasında hastaneye hazırlayıcı eğitim programları konusunu kendisinden dinlediğim, tez çalışmam sırasında desteğini, emeğini ve sabrını esirgemeyip deneyim ve bilgilerini benimle paylaşan, değerli danışmanım Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Aytekin’e Tez çalışması sürecinde nitel veri analiz sürecinde değerli bilgilerini benimle paylaşan, üzerimde çok fazla emeği olan değerli hocam Prof. Dr. Dilara Özer’e Tez çalışması sürecinde bilgi ve deneyimlerini esirgemeyip nicel veri analizi sürecine sağladığı katkılardan ötürü Araş. Gör. Merve Oğur ve Araş. Gör. Merve Cambaz’a Tez çalışmasının bir parçası olan Hastaneye Hazırlayıcı Eğitim Programları Görüş Formu için uzman görüşü sunan değerli hocalarıma, Veri toplama sürecinde desteklerini esirgemeyen Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Mezunlar Derneği ile Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Derneği’ne, Tez süreci boyunca desteklerini hissettiğim değerli arkadaşım ve meslektaşım Araş. Gör. Rüveyda Kurnaz’a, En özel teşekkürü hak eden ve desteklerini her zaman üzerinde hissettiğim biricik anneme, babama ve kardeşime, Sonsuz ve en içten teşekkürlerimi sunarım. vii ÖZET Çıngıloğlu, P., Çocuk Gelişimcilerin Hastaneye Hazırlayıcı Eğitim Programları ile İlgili Görüşlerinin ve Kullanım Durumlarının İncelenmesi, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Çocuk Gelişimi ve Eğitim Programı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2023. Bu araştırmada, hastanede çalışan çocuk gelişimcilerin hastaneye hazırlayıcı eğitim (HHE) programları ile ilgili görüşlerinin ve kullanım durumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Karma araştırma yöntemine göre yürütülen araştırmada kartopu örnekleme yöntemi kullanılmış ve hastanede çalışan 152 çocuk gelişimciye ulaşılmıştır. Veri toplama aracı olarak literatür taraması sonucunda 5 alan uzmanı ve 2 istatistik uzmanından görüş alınarak oluşturulan “Hastaneye Hazırlayıcı Eğitim Programları Görüş Formu” kullanılmıştır. Görüş formu; bütün katılımcıların cevaplandırması gereken demografik ve genel bilgiler, HHE programı uyguladığını belirten katılımcıların programlarına ait özel bilgiler, HHE programı uygulamadığını belirten katılımcıların yanıtladığı bilgiler ve bütün katılımcılara yönelik sorulan açık uçlu sorulardan oluşmaktadır. Veriler betimsel istatistik yöntemleri ile analiz edilmiştir. Bulgulara göre; 152 katılımcıdan 4’ü hastane kreşi ve çocuk izlem merkezi gibi hastane dışı birimlerde görev yapmaktadır. İlgili birimlerde çalışan 148 çocuk gelişimciden HHE programları hakkında görüşler elde edilmiştir. Katılımcıların çoğunluğu lisans döneminde çocuk ve hastane dersi almış, sağlık kurum ve kuruluşunda staj yapma olanağı bulmuştur. Katılımcıların %42,1’i lisans eğitimi sırasında HHE programı hazırladığını, % 35,8’i HHE programlarıyla ilgili teorik konularda yeterli ancak uygulama konusunda yetersiz hissettiğini, büyük çoğunlukla hastanenin yoğunluğundan dolayı HHE programı uygulayamadıklarını bildirmiştir. Hastaneye hazırlayıcı eğitim programı uyguladığını belirten 4 katılımcının verileri nitel araştırma yöntemlerinden “içerik analizi” ile incelenerek “Çocuğun hastane yaşantısına tepkileri”, “HHE programlarının faydaları” ve “HHE programlarının etkili kullanılması için çözüm önerileri” başlıklarında 3 ana tema ele alınmıştır. Elde edilen sonuçlar literatür ışığında tartışılmış ve yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Hastane ve çocuk, hastaneye hazırlayıcı eğitim programları, çocuk yaşam müdahaleleri, çocuk gelişimci, çocuk gelişimi ve eğitimi viii ABSTRACT Çıngıloğlu, P., Examining the Views of Child Development Specialist about Preparatory Education Program for Hospital Life and Provision of Using Status, Hacettepe University,Graduate School of Health Sciences, Child Development and Education Program, Master’s Thesis, Ankara, 2023. In this study, it was aimed to examine the opinions and use cases of child development specialists working in the hospital about the hospital preparation programs. Snowball sampling method was used in the research carried out according to the mixed method research and 152 child development specialists were reached. As a data collection tool, the "Hospital Preparation Programs Opinion Form", which was formed by taking the opinions of 5 field experts and 2 statistics experts. Opinion form; It consists of demographic and general information that all participants must answer, specific information about the programs answered by the participants who implement the program, the information answered by the participants who stated that they do not implement the program, and open-ended questions asked for all participants. The data were analyzed with descriptive statistical methods. According to the fresults; 4 out of 152 participants work in hospital kindergarden and child protect centers. Opinions about programs were obtained from 148 child development specialists working in the relevant units. The majority of the participants took courses on child and hospital during their undergraduate period and had the opportunity to do internship in a health institution. 42.1% of the participants stated that they prepared a program during their undergraduate education, 35.8% reported that they felt adequate in the theoretical aspects of programs but insufficient in practice, and that they could not apply the program mostly due to the busyness of the units. The data of 4 participants who stated that they applied a program were examined with content analysis methods, and 3 main themes obtained."The child's reactions to hospital life", "Benefits of programs" and "Solution suggestions for the effective use of programs". The results were discussed and interpreted in the light of the literature. Keywords: Hospital and child, hospital preparatory education programs, child life interventions, child development, child development and education ix İÇİNDEKİLER ONAY SAYFASI iii YAYIMLAMA VE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI BEYANI iv ETİK BEYAN v TEŞEKKÜR vi ÖZET vii ABSTRACT viii İÇİNDEKİLER ix TABLOLAR xii ŞEKİLLER xii 1. GİRİŞ 1 1.1. Kapsam ve Önem 1 1.2. Amaç 5 1.3. Temel Problem 5 1.4. Alt Problemler 5 1.5. Sayıltılar 6 1.6. Sınırlılıklar 6 2. GENEL BİLGİLER 8 2.1. Çocuk Gelişimi Mesleğinin Tarihçesi, Görev ve Tanımı 9 2.1.1. Sağlık Alanında Görev Yapan Çocuk Gelişimciler 10 2.1.2. Sağlık Kurum ve Kuruluşlarında Çocuk Gelişimi Mevzuat ve Yönetmelikleri 12 2.1.3. Sağlık Alanında Görev Yapan Çocuk Gelişimcilerin Çalışma Alanları 13 2.2. Hastalık ve Çocuk 15 2.3. Hastane Yaşantısı ve Çocuk 18 2.4. Hastalık Durumunda ve Hastane Yaşantısında Çocuklarda Gözlenen Tepkiler 19 2.5. Hastane Yaşantısı ve Hazırlayıcı Programlar 19 2.5.1. Programlar Hazırlanırken Dikkat Edilmesi Gereken Durumlar 20 2.5.2. Hastane Yaşantısına Hazırlanmasında Kullanılan Yaklaşımlar 21 2.5.3. Tıbbi Oyun 23 2.5.4. Normatif Oyun ve Gelişimsel Olarak Uygun Oyun 25 2.5.5. Müzik Terapisi 25 x 2.5.6. Sanat Terapisi 26 2.5.7. Teknolojik Destekler 27 2.5.8. Terapötik Oyun 29 2.5.9. Bibliyoterapi 30 2.5.10. Ağrı Yönetimi ve Baş Etme Stratejileri 31 2.5.11. Aile Katılımı ve Aile Desteği 33 2.5.12. Çocukların Ameliyata Hazırlanması 35 3. GEREÇ VE YÖNTEM 37 3.1. Araştırma Modeli 37 3.2. Evren ve Örneklem 37 3.3. Veri Toplama Araçları 43 3.3.1. Hastaneye Hazırlayıcı Eğitim (HHE) Programları Görüş Formu 44 3.4. Veri Toplama Süreci 45 3.5. Verilerin Analizi 46 3.5.1. Nicel Verilerin Analizi 47 3.5.2. Nitel Verilerin Analizi 47 3.5.3. Nitel Veri Analizinde İnanırlık ve Tutarlık 48 4. BULGULAR 50 4.1. Nicel Verilerin Analizlerinden Elde Edilen Bulgular 50 4.2. Hastaneye Hazırlayıcı Eğitim Programları Uyguladığını Belirten Katılımcılara İlişkin Bulgular 56 4.2.1. Hastaneye Hazırlayıcı Eğitim Programı Uyguladığını Belirten Katılımcıların Tanımlayıcı Özellikleri ve Hastaneye Hazırlayıcı Eğitim Programı İçeriklerine Ait Bilgiler 57 4.2.2. Hastaneye Hazırlayıcı Eğitim Programı Uyguladığını Belirten Katılımcıların Hastaneye Hazırlayıcı Eğitim Programı ile İlgili Görüşlerinin Ana Tema ve Alt Tema, ve Kodlarına İlişkin Bilgiler 66 5. TARTIŞMA 72 6. SONUÇ VE ÖNERİLER 100 6.1. Sonuç 100 6.2. Öneriler 102 6.2.1. İlgili Kurum, Kuruluş ve Kişilere Yönelik Öneriler 102 xi 6.2.2. Yeni Yapılacak Araştırmalara Yönelik Öneriler 104 7. KAYNAKÇA 106 8. EKLER 116 EK - 1: Hastanelerde Çalışan Çocuk Gelişimci Sayısı EK -2 : Hastaneye Hazırlayıcı Eğitim (HHE) Programları Görüş Formu EK -3: Hacettepe Üniversitesi Etik Komisyonu Etik Kurul İzni EK -4: Orijinallik Raporu EK -5: Dijital Makbuz 9. ÖZGEÇMİŞ 132 xii ŞEKİLLER Şekil Sayfa 3.1. Araştırmaya Katılan Çocuk Gelişimcilerin Çalışma Alanlarının Dağılımı. 39 3.2. Araştırmaya Katılan Çocuk Gelişimcilerin Birlikte Çalıştıkları Anabilim Dalı/Bilim Dalı Bilgilerinin Dağılımı. 41 3.3. Araştırmaya Katılan Çocuk Gelişimcilerin Yoğun Olarak Çalıştıkları Hasta Grubu Bilgilerinin Dağılımı. 43 4.1. HHE Uyguladığını Belirten Çocuk Gelişimcilerin Hizmet Verdikleri Birimler 57 4.2. HHE Programı Uyguladığını Belirten Çocuk Gelişimcilerin Kullandıkları Değerlendirme Araçları/Yöntemleri. 58 4.3. HHE Uyguladığını Belirten Çocuk Gelişimcilerin Program Uygulama Şekli. 62 xiii TABLOLAR Tablo Sayfa 3.1. Araştırmaya Katılan Çocuk Gelişimcilerin Çalıştıkları Sağlık Kurum / Kuruluşu Türü ve Hizmet Sürelerine İlişkin Bilgiler. 39 3.2. Araştırmaya Katılan Çocuk Gelişimcilerin Hizmet Verdikleri Çalışma Alanlarına İlişkin Bilgiler. 40 3.3. Araştırmaya Katılan Çocuk Gelişimcilerin Birlikte Çalıştığı Anabilim Dalı/Bilim Dalı Sayısına İlişkin Dağılım. 42 4.1. Araştırmaya Katılan Çocuk Gelişimcilerin Lisans Eğitimi Sırasında “Hastane ve Çocuk” Konulu Ders Alma Durumu, Sağlık Kurum/ Kuruluşunda Staj Yapma Durumu ve Staj Yapılan Birimlere İlişkin Bilgiler 50 4.2. Lisans Eğitimleri Sırasında “Hastane ve Çocuk” Konusunda Ders Alan Çocuk Gelişimcilerin Hastaneye Hazırlayıcı Eğitim (HHE) Programı Yeterliliği Konusunda Kendilerini Değerlendirmelerine İlişkin Bilgiler. 51 4.3. Çocuk Gelişimcilerin Sağlıklı Çocuklara Hastaneye Hazırlayıcı Eğitim Verilmesi ile İlgili Görüşlere Katılım Durumlarına İlişkin Bilgiler. 52 4.4. Araştırmaya Katılan Çocuk Gelişimcilerin Çalıştıkları Kurumda Hastaneye Hazırlayıcı Eğitim Programı Hazırlama Durumlarına İlişkin Bilgiler. 53 4.5. Hastaneye Hazırlayıcı Eğitim (HHE) Programı Uygulamayan Çocuk Gelişimcilerin Uygulayamama Nedenlerine İlişkin Bilgiler. 54 4.6. Hastaneye Hazırlayıcı Eğitim Programı Uygulamayan Çocuk Gelişimcilerin Yürüttükleri Diğer Çalışmalara İlişkin Bilgiler. 55 4.7. HHE Programı Uyguladığını Belirten Çocuk Gelişimcilerin Gelişimsel Değerlendirmelere Yönelik Karşılaştıkları Zorluklara İlişkin Bilgiler. 58 4.8. HHE Programı Uyguladığını Belirten Çocuk Gelişimcilerin Uygulama Yaptıkları Gruplara İlişkin Bilgiler. 59 4.9. HHE Programı Uyguladığını Belirten Çocuk Gelişimcilerin Hastanede Yatan Çocuklarla HHE programı Uygulamadan Önce Yaptıkları İzlem/Değerlendirme Yöntemlerine İlişkin Bilgiler. 60 xiv 4.10. HHE Programı Uyguladığını Belirten Çocuk Gelişimcilerin HHE Konularını Hangi Yöntemle Ele Aldıklarına İlişkin Bilgiler. 61 4.11. HHE Programı Uyguladığını Belirten Çocuk Gelişimcilerin İş Birliği Yaptığı Personel ve Diğer Kişilere İlişkin Bilgiler. 63 4.12.HHE Programı Uyguladığını Belirten Çocuk Gelişimcilerin Programları Hazırlarken Dikkate Aldığı Durumlara İlişkin Bilgiler. 64 4.13.HHE Programı Uyguladığını Belirten Çocuk Gelişimcilerin Programları Uygularken Zorlandıkları Durumlara İlişkin Bilgiler. 65 4.14. Çocuğun hastane yaşantısına tepkileri. 66 4.15. HHE programlarının etkili uygulanması için çözüm önerileri. 67 4.16. HHE programlarının faydaları. 69 1 1. GİRİŞ Bu bölümde araştırmanın kapsamı, amacı, alt problemleri, varsayımları ve sınırlılıkları üzerinde durulmuştur. 1.1. Kapsam ve Önem Her çocuk kronik/akut rahatsızlıklar, meydana gelen kazalar, ameliyat süreçleri gibi çeşitli sebeplerden dolayı hastane deneyimi yaşayabilir (1). Çocuğun ilk defa hastane deneyimi yaşaması daha önce karşılaşmadığı bir ortamda bulunması ve ismini bilmediği tıbbi aletler, cihazlar ve yabancı personeller ile bir arada olması demektir. Hastane deneyiminde çocuk, daha önce karşılaşmadığı bir ortamda bulunacak ve çeşitli tıbbi aletler, acılı işlemler gibi alışık olmadığı durumlarla karşılaşacaktır. İlk kez hastane deneyimi yaşayan çocuk, bu yabancı hastane ortamında acı verici işlemlerle de karşılaşabilmektedir. Çocuk, hastanede uygulanan ağrılı ve acılı işlemler, kan alma, daha önce karşılaşmadığı tıbbi ekipmanlar karşısında duygusal, davranışsal ve fizyolojik olarak olumsuz etkilenebilir. Hastane yatışı gerçekleşen çocukların ise evdeki rutinleri yerine getiremeyerek ailesinden ve arkadaşlarından uzakta kalarak bağımsızlığının kısıtlandığını düşünmesi de ayrıca bir stres kaynağı olarak ortaya çıkabilmektedir. Bütün bu durumlar ele alınırsa, hastane deneyimi çocuk üzerinde stres ve kaygıya neden olan önemli bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır (1, 2).Yurt dışı örnekleri incelendiğinde, özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’da görev almakta olan çocuk yaşamı veya çocuk gelişimi alanlarında lisans derecesine sahip olan ve çocuk yaşamı konusunda eğitim alan çocuk yaşam uzmanlarının konuyla ilgili çalışmaları olduğu görülmektedir. Tüm aile ve diğer sağlık çalışanları ile iş birliği içerisinde olan çocuk yaşam uzmanları, çocukların riskli durumlara hazırlanmalarına yönelik eğitim almış ve Amerikan Pediatri Akademisi, Hastane Bakım Komitesi ve Çocuk Yaşam Konseyi tarafından resmi olarak bildirilen, çocukların hastane yaşantısına hazırlanmasından sorumlu personellerdir(3, 4). Bu sebeple, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’ndeki hastaneler incelendiğinde hastane bünyelerinde çocuk yaşam servislerinin bulunduğu görülmektedir(3, 5).Pediatri hastanelerindeki çocuk yaşam servisleri, çocukların hastaneye yatış ve diğer tıbbi süreçlerde çocuklarda meydana gelen kaygı düzeyini en aza indirgemek için psikososyal destek sağlayan önemli bir bileşen olarak görülmektedir. Hastaneye yatış sürecinde çocuğun üstün 2 yararını ön plana alarak çocuğun gelişimini desteklemeye odaklanan çocuk yaşam müdahaleleri çocuklarda oluşan kaygı düzeyi üzerinde azaltıcı bir etki yapar ve aynı zamanda bu stresli deneyimler sırasında çeşitli başa çıkma stratejilerini geliştirmeyi de içerir. Çocuk ve aileleri tıbbi prosedürlere hazırlayan çocuk yaşam uzmanlarının en önemli iki aracı oyun ve uygun iletişim olarak bildirilmiştir. Aile katılımını da teşvik eden çocuk yaşam müdahalelerinin diğer kapsamları ise optimal gelişimi teşvik etmek, çocuk ve ailelere sağlık koşulları konusunda eğitimler vermek, çocukların duygularını ifade etmesine yardımcı olmak olarak sıralanabilir(5). Yurt dışı literatürü incelendiğinde, çocuk yaşam müdahalelerinin pediatrik bakıma olumlu etkilerinin gözle görülür olması ile beraber çocuk ve aile üzerindeki stres ve kaygıyı azalttığı ve çocuğun hastane uyumunu kolaylaştırarak tıbbi tedavisine destek sağladığına ilişkin bilimsel çalışmalar da bulunmaktadır. Örneğin, pediatri hastalarında yapılan bir araştırmada, ameliyat öncesinde psikososyal destek sağlanan çocukların stres düzeylerinin azaldığı, uyumu artırarak iş birlikçi olduğu ve bu sayede tıbbi iyileşme süresinin kısaldığı ve ağrı kesici ilaç kullanımının azaldığı gözlemlenmiştir (6). Bray ve ark.(2) tarafından yapılan başka bir çalışmada, çocukların hastane prosedürü ve karşılaşacağı deneyimler ile ilgili bilgi sahibi olmalarının çocuğun yaşantısındaki önemi araştırılmıştır. Çocukların, hastane prosedürüyle ilgili olarak karşılaşabileceği; hastane deneyiminin kaç gün süreceği, tıbbi ekipmanların ne işe yaradığı, hastanede çalışan diğer kişilerin kim olduğu, canının yanıp yanmayacağını, iyileşip iyileşmeyeceğini, ilaçların tadını, ailesinin gelip gelmeyeceğini ve çocuğun kendini nasıl sakinleştireceği gibi soruların yanıtlarını bilmesinin, durumla başa çıkmalarına ve kendi duygularını düzenlemelerine yardımcı olunması için ilk adım olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Amerika Birleşik Devletleri’nde pediatrik görüntüleme bölümünde Tyson ve ark.(7) tarafından yapılan bir çalışmada, çocuk yaşam uzmanlarının bakım üzerindeki etkisini incelemek amaçlanmış ve ebeveyn memnuniyeti, personel memnuniyeti, çocuk memnuniyeti, çocuk ağrı ölçümleri incelenmiştir. Çalışma sonucunda, çocuk yaşam müdahalelerinin bu değişkenler üzerinde olumlu etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Yine Amerika Birleşik Devletleri'nde bir çocuk hastanesine başvuran 3-15 yaş arası 31 çocuk ve ebeveynlerinin katılım gösterdiği bir deneysel çalışmada(8), çocuk yaşam hizmeti alan ve almayan aileler arasındaki çocuk kaygısı, çocuk endişe düzeyi ve ebeveyn stresi 3 arasındaki farklılıklar incelenmiştir. Çalışma sonucunda çocuk yaşam hizmeti alan çocukların daha düşük kaygı seviyesi gösterdikleri gözlemlenmiş ancak endişe seviyelerinde anlamlı farklılık gözlemlenmemiştir. Bu bulgu çocuk yaşamı hizmetlerinin yoğunluğu ile ilişkilendirmiş ve çocuk yaşam müdahalesi yoğunluğunun yalnızca daha düşük endişe düzeyleriyle önemli ölçüde ilişkili olduğu gözlemlenmiştir. Bunun nedeni de daha yüksek yoğunluklu müdahaleye sahip çocukların bir çocuk yaşam uzmanı tarafından daha yakın zamanda ziyaret edilmiş olmaları sebebiyle ölçüm anında düşük seviyede stresli olmalarıyla ilişkilendirilmiştir. Genel olarak Claridge ve ark. (8) çalışmasındaki sonuçlar genel anlamda Amerikan Pediatri Akademisi Hastane Bakım Komitesi’nin çocuk yaşamı müdahalelerinin hastane sürecinde yaşanan olumsuz psikososyal durumları düzenlemede etkili olduğu iddiasını bilimsel olarak destekleyen bir çalışma olmasına rağmen literatürün aksine, ebeveyn stresi üzerinde anlamlı bir farklılık gözlemlenmemiştir. Araştırma kapsamında çocuk yaşam uzmanlarının aile ile iletişime geçip geçmediği veya nasıl iletişime geçtiği net olarak bilinmese de bu bağlamda çocuk yaşam uzmanlarının ebeveynlerin hastanedeki deneyimlerini nasıl etkileyebileceği ile ilgili daha fazla bilimsel araştırmaya ihtiyaç olduğu gözlemlenmiştir. Bu noktada, hastane süreci olan çocuğun ailesinin de stres ve kaygı taşıyacağı ve bu kaygının da çocuğa geçeceği göz ardı edilmemeli ve çocuğa olan desteğin yanı sıra aile desteğini de sağlamanın bütüncül bir etki yaratacağı unutulmamalıdır(9). Hastane Bakım Komitesi ve Çocuk Yaşam Konseyi’nin bildirisine göre (5), çocuk yaşam müdahalelerinde aile katılımı desteklenmeli ve aileye çocuğun hastalığına ve tıbbi süreçlerine uyumunu kolaylaştırması için destek sağlanmalıdır. Bu destek, ebeveyn ve çocuk oyun seanslarını teşvik ederek sağlanabileceği gibi tıbbi işlemler sırasında çocuk için geliştirilen başa çıkma stratejilerini aileye anlatarak sağlanabilir. Aile katılımı ve desteğini arttırmak ailenin çocuklarının tedaviye karşı tepkisini anlamalarına yardımcı olur ve bakım yüklerinin azalmasına olanak sağlar (5). Aileye sağlanan destek ile ilgili deneysel araştırmalara bakıldığında İran’da kronik böbrek hastalığı olan 120 çocuk ve annelerinin dahil olduğu destekleyici eğitim programının çocuk anksiyetesi ve annenin bakım yükü üzerindeki etkisi incelendiği bir araştırma göze çarpmaktadır(10). Bu kapsamda çocuk ve ailelerle ayrı ayrı beş seans gerçekleştirilmiş ve çalışma sonucunda 4 kontrol grubunun çocuk anksiyete puanları ve anne bakım yükü puan ortalamaları deney grubuna göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Yurt dışı örneklerinde çocuk yaşam uzmanlarının çalışmaları kapsamında yürütülen çocuğu hastane yaşantısına hazırlayan programlar incelendiğinde; tıbbi oyun, terapötik oyun, normatif oyun ve gelişimsel olarak uygun oyun, ağrı ile baş etme stratejileri (ağrılı işlemlerde dikkat dağıtma), müzik ve sanat, kitaplar, drama, video gibi programların yer aldığı görülmektedir (5, 10-13). Ayrıca bu uygulamaların sadece ameliyat süreçlerinde değil, kronik/ akut hastalığı olan çocuklarda, hastane yatışı gerçekleşecek çocuklarda, ayaktan tedavi olan çocuklarda, diş tedavisinde ve acil servislerde de uygulandığı görülmektedir (14-17). Buna ek olarak hastaneye hazırlayıcı programlarının yalnızca hastane deneyimi yaşayan çocuklara değil, sağlıklı çocuklara da verilmesi gerektiğine ilişkin görüşler de bulunmaktadır (18). Ülkemizde ise çocukların hastane yaşantısına hazırlanması ile ilgili güncel literatür incelendiğinde, üniversitelerin örgün eğitim kapsamında çocuk gelişimi lisans bölümlerinden mezun olan çocuk gelişimcilerin uyguladıkları hastaneye hazırlayıcı eğitim (HHE) programları görülmektedir(19). Hastaneye hazırlayıcı eğitim programları (HHE), örgün eğitimlerde lisans çocuk gelişimi bölümlerinde ders içerikleri kapsamında olmakla beraber, Keskin ve ark. (19) tarafından hastanelerde çalışan çocuk gelişimcilerin görev ve yetkilerinden bir tanesi olarak belirtilmiştir. Hastaneye hazırlayıcı eğitim programları (HHE) çeşitli yöntemler aracılığı ile çocuk ve aileyi hastane yaşantısına hazırlayan programlardır(18). HHE kapsamında kullanılan yöntemler, çocuk yaşam uzmanlarının çocukları hastane yaşantısına hazırlaması için kullandıkları çocuk yaşam müdahaleleri ile benzerlik göstermektedir. Bu kapsamda yurt dışında görev almakta olan çocuk yaşam uzmanlarının çocuk yaşamı ve çocuk gelişimi alanında lisans derecesine sahip olmakla beraber çocuk yaşamı konusunda ayrıca bir eğitimi ve staj sürecini tamamladıkları düşünülürse, ülkemizde örgün eğitim çocuk gelişimi lisans bölümlerinden mezun olan çocuk gelişimciler ile meslek tanımlarının benzerlik gösterdiği görülmektedir. Ülkemiz kapsamında çocukların hastane yaşantısı ile ilgili bilimsel araştırmalar incelendiğinde ise çocuklar ve aileler üzerindeki etkilerine yoğunlaşan kapsamlı bir literatür bulunmasına rağmen hastaneye hazırlayıcı eğitim (HHE) programları kapsamındaki çalışmaların ne düzeyde olduğu ile ilgili sınırlı bir literatür ile karşılaşılmıştır. 5 Hastanelerde çalışan çocuk gelişimciler ile ilgili çalışmalar incelendiğinde ise çoğunlukla poliklinik çalışmalarına ve hastane bünyesindeki oyun odaları ile ilgili çalışmalara rastlanmıştır (20, 21). Güncel literatür kapsamındaki bu eksikliğe yoğunlaşan bu tez çalışmasında, hastaneye hazırlayıcı eğitim (HHE) programları planlama, uygulama ve değerlendirme donanımına sahip olarak mezun olan çocuk gelişimcilerin bu konudaki görüşlerinin incelenmesi ve uygulama durumları hakkında bilgi edinilmesi, bilgilerden yola çıkarak öneriler geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bu kapsamda “Hastanelerde çalışan çocuk gelişimcilerin hastaneye hazırlayıcı eğitim programları hakkındaki uygulama/kullanım durumları ve görüşleri nasıldır?” temel sorusuna yanıt aranacaktır. 1.2. Amaç Bu araştırmanın temel amacı, Türkiye’de hastanelerde çalışan çocuk gelişimcilerin hastaneye hazırlayıcı eğitim programları hakkındaki görüşlerini ve hastaneye hazırlayıcı eğitim programlarını uygulama/kullanım sıklıklarını incelemek, bu konuda alanda karşılaştıkları sorun ve çözüm önerileri konusunda fikir edinebilmektir. Çocuk gelişimcilerin hastaneye hazırlayıcı eğitim programları hakkındaki görüşlerinin ve hastaneye hazırlayıcı eğitim programlarını hazırlama, gözlemleme ve uygulayabilme durumlarının ortaya konulması amaçlanmıştır. 1.3. Temel Problem Araştırma kapsamında, “Hastanelerde çalışan çocuk gelişimcilerin hastaneye hazırlayıcı eğitim programları hakkındaki görüşleri nedir ve uygulama durumları nasıldır?” temel sorusuna yanıt aranmıştır. Bu kapsamda araştırmanın alt problem cümleleri aşağıdaki gibi belirlenmiştir. 1.4. Alt Problemler Hastanelerde çalışan çocuk gelişimcilerin çalıştıkları hastane türleri, birimler ve iş birliği yaptıkları bilim dalları nasıl dağılım göstermektedir? Hastanelerde çalışan çocuk gelişimcilerin hastaneye hazırlayıcı eğitim (HHE) programı uygulama sıklıkları nasıldır? 6 Hastanelerde çalışan çocuk gelişimciler hastaneye hazırlayıcı eğitim (HHE) programı uygulama konusunda kendilerini nasıl değerlendirmektedirler? Hastanelerde çalışan çocuk gelişimcilerin hastaneye hazırlayıcı eğitim (HHE) programları ile ilgili görüşleri nelerdir? Hastanelerde çalışan çocuk gelişimcilerin hastaneye hazırlayıcı eğitim (HHE) programlarını uygularken yaşadıkları zorluklar varsa bu zorluklar nelerdir? 1.5. Sayıltılar Araştırmaya katılan çocuk gelişimcilerin Hastaneye Hazırlayıcı Eğitim Programı Görüş Formunda yer alan soruları gerçekliği yansıtacak şekilde doğru olarak yanıtladığı varsayılmıştır. 1.6. Sınırlılıklar Bu araştırma, 2021-2022 yılları arasında sağlık kurum ve kuruluşlarında çocuk gelişimci olarak çalışan, çalışmaya katılım konusunda gönüllü olan internet erişimi ile çevrimiçi soru formuna erişebilen katılımcılarla sınırlıdır. Ayrıca, internet erişimi olsa dahi katılımcıların internet temelli bu formu doldurması cihazları kullanabilme yeteneği ve teknik seviyesine de bağlılık göstermektedir. İnternet temelli formlarda karşılaşılan bu sınırlılık bu tez çalışmasında da bulunmaktadır. Veri toplama sırasında çalışmaya katılım gösteren çocuk gelişimcilerin formu doldurduğu cihazları kullanabilme yeteneği ve teknik seviyesi takip edilememekte olup, evrendeki diğer katılımcıların da teknik yeterlilik dolayısı ile çalışmaya katılım gösterememiş olabileceği düşünülmektedir. Araştırma kapsamında oluşturulan formun çalışabilirliği veri toplama süreci öncesinde araştırmacı ve iki farklı çocuk gelişimci tarafından test edilmiş ve araştırmacı tarafından veri toplama sürecinde de düzenli aralıklarla kontrol edilmiş olsa dahi katılımcılardan gelen geri dönüşlere bakıldığında formu doldururken teknik sorunlar yaşadığını ve yarıda bırakmak zorunda kaldığını bildiren katılımcılar olmakla beraber, formu hiç açamadığını bildiren katılımcılar da bulunmaktadır. Geri dönüşler sonucunda formun ulaşılabilirliği araştırmacı tarafından kontrol edilmiş ve bu durum katılımcıların ve/veya cihazlarının teknik yeterliliği ile ilişkilendirilmiştir. İnternet formlarının bir diğer sınırlılığı ise yaş olarak daha genç popülasyona hitap etmeleridir. TUİK verilerine göre internet kullanımı 16-74 yaş grubundaki 7 bireylerde 2021 yılında %82,6 iken 2022 yılında %85,0 olarak yükselse dahi internet temelli araştırmalarda araştırma evrenindeki yaşı daha ileri bireylerin örneklem içindeki temsil oranının düşük olduğu belirtilmiştir (22, 23). Çocuk gelişimcilerin hastaneye hazırlayıcı eğitim programları ile ilgili görüşleri, araştırmacı tarafından oluşturulan Hastaneye Hazırlayıcı Eğitim Programı Görüş Forumu’nun içinde bulunan sorularla sınırlıdır. Hastaneye Hazırlayıcı Eğitim Programı Görüş Formu kapsamındaki sorularda kendilerini değerlendirmeye ilişkin bilgiler de bulunmaktadır. Bu öz bildirime dayalı sorular kısıtlılığa neden olabilir. Aynı zamanda da veri toplama aracı birbirinden bağımsız uzmanlar tarafından geri dönüşler üzerine yapılandırılmış ve anlaşılabilirliği konusunda geri bildirim alınmış olsa da soruların bütün katılımcılar tarafından net bir şekilde anlaşılmış olup olmadığı veri toplama sürecinde takip edilememiştir. Araştırma verilerinin bir kısmı Covid-19 pandemisi döneminde ve pandemiye ilişkin alınan önlemlerin geçerli olduğu bir dönemde toplanmıştır. Bu durum, bu dönemde hastane personellerine ulaşmayı zorlaştırmış ve örneklem sayısı için bir sınırlılık oluşturmuştur. Çalışma kapsamında var olan sınırlılıklardan bir diğeri ise hastane bünyesinde çalışan çocuk gelişimcilerin çevrimiçi formları doldururken çekince yaşamasıdır. Araştırma formu oluşturulurken bu konu üzerinde durulup formlarda ayrıntılı bilgiye yer verilmemesine rağmen forma ulaşan çocuk gelişimcilerden gelen geri dönüşler dikkate alındığında birkaç çocuk gelişimcinin kimliğinin açığa çıkmasından dolayı çekince yaşadığını bildirdiği görülmüştür. Çalışma kapsamındaki bir diğer sınırlılık ise ulaşılan çocuk gelişimcilerin çeşitli gruplarda eşit dağılım göstermemiş olmasıdır. Örneğin hastaneye hazırlayıcı eğitim programı uyguladığını belirten çocuk gelişimci sayısının beklenen düzeyde olmaması araştırma kapsamındaki önemli sınırlılıklar arasındadır. 8 2. GENEL BİLGİLER 1989 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul gören 54 maddeden oluşan Çocuk Hakları Sözleşmesi toplam 142 ülke tarafından onaylanmıştır. Ülkemiz, 2 Eylül 1990 tarihinde Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne dahil olmuştur. Sözleşmenin onaylandığı ülkeler tarafından sözleşme maddelerine uyulması zorunluluk gösterir(24) .Çocuk haklarına dair sözleşmenin maddeleri göz önüne alındığında; sözleşmenin 6.maddesine göre her çocuğun temel yaşama hakkı vardır ve sözleşmeyi kabul eden devletler çocuğun hayatta kalması için mümkün olan çabayı vermek zorundadır. Sözleşmenin 24.maddesinde, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin çocuğa en iyi sağlık hizmetini sunmayı hedeflediği görülmektedir. Sözleşmenin ilgili maddeleri aşağıda sunulmuştur(24). “1.Taraf Devletler, çocuğun olabilecek en iyi sağlık düzeyine kavuşma, tıbbi bakım ve rehabilitasyon hizmetlerini veren kuruluşlardan yararlanma hakkını tanırlar. Taraf Devletler, hiçbir çocuğun bu tür tıbbi bakım hizmetlerinden yararlanma hakkından yoksun bırakılmamasını güvence altına almak için çaba gösterirler. 2.Taraf Devletler, bu hakkın tam olarak uygulanmasını takip ederler ve özellikle: • Bebek ve çocuk ölüm oranlarının düşürülmesi; • Bütün çocuklara gerekli tıbbi yardımın ve tıbbi bakımın; temel sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine önem verilerek sağlanması; • Temel sağlık hizmetleri çerçevesinde ve başka olanakların yanısıra, kolayca bulunabilen tekniklerin kullanılması ve besleyici yiyecekler ve temiz içme suyu sağlanması yoluyla ve çevre kirlenmesinin tehlike ve zararlarını gözönüne alarak, hastalık ve yetersiz beslenmeye karşı mücadele edilmesi; • Anneye doğum öncesi ve sonrası uygun bakımın sağlanması; • Bütün toplum kesimlerinin özellikle ana–babalar ve çocukların, çocuk sağlığı ve beslenmesi, anne sütü ile beslenmenin yararları, toplum ve çevre sağlığı ve kazaların önlenmesi konusunda temel bilgileri elde etmeleri ve bu bilgileri kullanmalarına yardımcı olunması; 9 • Koruyucu sağlık bakımlarının, ana–babaya rehberliğini, aile planlanması eğitimi ve hizmetlerinin geliştirilmesi; amaçlarıyla uygun önlemleri alırlar. 3.Taraf Devletler, çocukların sağlığı için zararlı geleneksel uygulamaların kaldırılması amacıyla uygun ve etkili her türlü önlemi alırlar. 4.Taraf Devletler, bu maddede tanınan hakkın tam olarak gerçekleştirilmesini tedricen sağlamak amacıyla uluslararası iş birliğinin geliştirilmesi ve teşviki konusunda karşılıklı olarak söz verirler. Bu konuda gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri özellikle gözönünde tutulur.” Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ele alındığında 18 yaşına kadar bütün bireyler çocuk olarak kabul edilir(24).Türkiye’de çocukların üstün yararını gözeterek çalışan meslek gruplarına bakıldığında ise çocuk gelişimcilerin baskın bir role sahip olduğu görülür. Çocuk gelişimciler, çeşitli kurum ve kuruluşlarda 0-18 yaş arası çocuklarla çalışırlar. Bu birimler Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığına Bağlı Kurum ve Kuruluşlar, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı kurum ve kuruluşlar, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına Bağlı Kurum ve Kuruluşlar, ve Özel Kurum ve Kuruluşlar olmak üzere sıralanabilir(25). 2.1. Çocuk Gelişimi Mesleğinin Tarihçesi, Görev ve Tanımı 1961 yılında “222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu”nda okul öncesi eğitim zorunluluğundan sonra erken çocukluk eğitimi ile ilgili çalışmalar arttırılmıştır(26). Bu bağlamda, alanda gelişmeler yapılarak çocuk gelişimi alanında profesyonel personel yetiştirilmesi amaçlanmış; çocuk gelişimi ve okul öncesi alanlarında lisans programlarının açılması planlanmıştır. Böylece, ilgili alanda profesyonel yetiştirmek amacıyla lisans eğitimi veren kapsamlı bölümler üzerinde üzerinde çalışılmıştır (25, 26) Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü, Türkiye’de lisans düzeyinde açılan ilk bölümdür. İlk olarak Çocuk Gelişimi ve Eğitimi adıyla kurulmuş; 1968 yılında Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi altında Ev Ekonomisi Yüksek Okulu bünyesinde açılmıştır. Çocuk gelişimciler, ilk olarak 1972 yılında lisans mezuniyetlerini almıştır. Ev Ekonomisi Yüksek Okulunun bir bölümü olan Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü 1972 yılında senato kararı ile 10 rektörlüğe bağlanmıştır. “Çocuk Gelişimi ve Eğitimi” adı altında kurulan bölüm, 04.03.1987 tarihinde YÖK kararında “Çocuk Sağlığı ve Eğitimi” adını almıştır. 23.03.1996 YÖK kararına göre yeniden “Çocuk Gelişimi ve Eğitimi” adına geri dönülmüştür. Son olarak, 21.11.2007 tarihinde “Çocuk Gelişimi Bölümü” adını almıştır. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının kararı ile Sağlık Bilimleri Fakültesi bünyesinde bulunmaktadır(27) 2018-2019 Yükseköğretim İstatistikleri' ne göre Türkiye’de toplam 204 Üniversite bulunmaktadır. Bunlardan 127’ si aktif devlet üniversitesi, 73’ü aktif vakıf üniversitesidir. Çocuk Gelişimi Bölümü dört yıllık lisans eğitimini Sağlık Bilimleri Fakültesi altında veren üniversite sayısı 30’dur. Bunların 19 tanesi devlet üniversitesi, 11 tanesi vakıf üniversitesidir. Çocuk Gelişimi Bölümü dört yıllık lisans eğitimini Yüksekokulu adı altında veren üniversite sayısı 11’dir. Bunlardan Sağlık Yüksekokulu adı altında eğitim veren devlet üniversitesi sayısı 3’tür.Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu adı altında eğitim veren devlet üniversitesi sayısı 1’dir. Sağlık Bilimleri Yüksekokulu adı altında eğitim veren vakıf üniversitesi sayısı 6’dir. Sağlık Yüksekokulu adı altında eğitim veren vakıf üniversitesi sayısı 1’dir. (28) Çocuk gelişimci unvanına sahip olunabilmesi için çocuk gelişimi alanında dört yıllık lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun olunması gerekir. Çocuk gelişimciler, anne karnından itibaren ergenlik döneminin sonuna kadar normal gelişim gösteren, riskli gelişim gösteren, hastanede yatan veya hastalığı olan, suça sürüklenmiş, sığınmacı, özel gereksinimi olan, kurum yaşantısı olan bireylere bilişsel, dil, motor, öz bakım, sosyo-duygusal gelişim alanlarında aileye ve çocuğa destek sağlar. Çocuk gelişimciler, çocuğun gelişim değerlendirmesini yaparak etkili müdahale programları geliştirir. Gelişimsel açıdan çocuğa, aileye, topluma ve ilgili profesyonellere hizmet sunar(27). 2.1.1. Sağlık Alanında Görev Yapan Çocuk Gelişimciler T.C Sağlık Bakanlığı’ nın internet sitesine göre(28), 2022 yılında ülkemizde hizmet veren Sağlık Kurum ve Kuruluşları aşağıdaki gibidir. “ Ağız ve Diş Sağlığı Merkezleri Aile Sağlığı Merkezleri Çocuk Ergen Kadın ve Üreme Sağlığı Birimleri 11 Devlet Hastaneleri Diyaliz Merkezleri Evde Bakım Merkezleri Gezici İSG Hizmeti Veren Merkezler Göçmen Sağlığı Merkezleri Halk Sağlığı Laboratuvarları Hudut Sahiller SGM Ismarlama Protez ve Ortez Merkezleri İlçe Sağlık Müdürlükleri İşitme Cihazı Merkezleri Kan Merkezleri Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezleri(KETEM) Optisyenlik Müesseseleri Organ Doku ve Nakil Merkezleri Özel Hastaneler Özel Teşhis ve Tedavi Merkezleri Psikoteknik Merkezleri Sağlıklı Beslenme ve Obezite Danışma Birimi(Diyetisyen) Tıbbi Cihaz Satış Merkezleri Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri Toplum Sağlığı Merkezleri Tüm Kurumlar Üniversite Hastaneleri Verem Savaş Dispanyerleri” 16.12.2021 tarihli Sağlık Bakanlığı kurumu kadro atamalarına göre Çocuk Gelişimcisi unvanına sahip kişiler aşağıdaki birimlerde görevlendirilmişlerdir. “Devlet Hastanesi İlçe Sağlık Müdürlüğü Araştırma ve Eğitim Hastanesi Toplum Sağlığı Merkezi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi 12 Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları EAH Şehir Hastanesi “ Yılmazer ve Akkuş’un belirttiğine göre yapılan görüşmeler ve araştırmalar sonucunda 90’lı ve 2000’li yıllarda Sağlık Bakanlığı kapsamında açılan kadrolarda çocuk gelişimci unvanıyla yer alan yerleştirmeler bulunmamıştır. İlk olarak 2007 yılı haziran ayında Sağlık Bakanlığı’nın toplam 176 çocuk gelişimci alımı yapılması amacıyla ilan verdiği görülmüştür. Bu ilan ağırlıklı olarak devlet hastaneleri ile özel dal hastaneleri ve eğitim ve araştırma hastanelerinden oluşmaktadır (29) Kamu hastaneleri grubuna bağlı olan çocuk gelişimcilerin uygulamaları, gelişimsel değerlendirme, gelişimsel destek, gelişimsel takip ve izlem, gelişimsel yönlendirme, aile danışmanlığı, aile eğitimi, aile görüşmesi, gebe okuluna-hastane personeline- hastalara eğitim verme, konuşma gecikmesi takibi ve destek ünitesi çalışmalarını yürütme, özel gereksinimli çocukların ailelerine destek eğitim hizmeti verme, oyun terapisi, oyun odası çalışmaları, çocukla adli görüşme, acil serviste krize müdahale çalışmaları, hastaneye hazırlayıcı eğitim (HHE), ameliyata hazırlayıcı eğitim, yatan hasta servislerinde yatak başı destek çalışmaları ve ailelerle sosyal destek çalışmaları, bilimsel araştırmalar, proje yürütme, sergiler düzenleme.” olarak gruplandırılabilir(19, 30) Keskin ve arkadaşları tarafından 2017 yılında yapılan bir çalışmada (19) sağlık alanındaki çocuk gelişimcilerin uygulamaları incelenmiştir. Sonuçlara göre sık kullanılan uygulamaların gelişimsel değerlendirme, destek ve takip çalışmaları olduğu görülmüştür. 2.1.2. Sağlık Kurum ve Kuruluşlarında Çocuk Gelişimi Mevzuat ve Yönetmelikleri Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan çocuk gelişimcilerle ilgili yönetmeliklere bakıldığında; 22.05.2014 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 29007 sayılı “Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelik” bulunmaktadır. İlgili yönetmeliğe göre çocuk gelişimcinin görev ve tanımları aşağıda sıralanmıştır (31). 13 “ Çocukların zihinsel, dil, motor, öz bakım, sosyal ve duygusal gelişimlerini değerlendirerek çocuğun ihtiyaçlarına yönelik gelişim destek programlarını hazırlar ve uygular. Sağlık kurumlarında çocuğun uyum ve gelişimine uygun ortamın hazırlanmasında görev alır. Riskli bebek ve çocuk izlemlerinde ilgili uzman gözetiminde görev alır ve gelişimi destekleyici çalışmaları yürütür. Çocuk gelişimi ile ilgili materyallerin tasarımını planlar ve yapar. Aileye çocuğun gelişimine yönelik eğitim verir. ” 2.1.3. Sağlık Alanında Görev Yapan Çocuk Gelişimcilerin Çalışma Alanları Çocuk gelişimciler, Sağlık Bakanlığı’na bağlı kurum ve kuruluşlarda; devlet hastaneleri, üniversite hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri, şehir hastaneleri ve özel hastanelerde görev yapmaktadırlar. Çocuk gelişimcilerin hastanelerde çalıştıkları yerler; çocuk gelişimi poliklinikleri, yatan hasta servisleri, oyun odaları başta olmak üzere gelişimsel pediatri üniteleri, çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları poliklinikleri, çocuk izlem merkezi gibi hastaneye bağlı diğer merkezler olarak sıralanmaktadır (21, 32). Çocuk Gelişimi Birimi/Polikliniği Mevcut mevzuatlar incelendiğinde Çocuk Gelişimi Birimi veya Çocuk Gelişimi Polikliniği tanımı bulunmamıştır(29, 31).Hastanede çalışan çocuk gelişimciler, görev yaptıkları hastanelerin işleyişine ve hasta düzeyine bağlı olarak faaliyet göstermektedirler. Buna bağlı olarak Türkiye’de hastanede çocuk gelişim birimlerinde çalışma düzenleri değişiklik gösterebilir. Örneğin, bazı hastanelerde çocuk gelişimi birimleri bütün polikliniklerle ortak çalışırken, bazı hastanelerde ise belirlenen polikliniklerle çalışabilmektedir(31). Çocuk gelişimi birimleri, çocuk gelişimcilerin hastanede çalıştığı en yaygın çalışma alanlarındandır. Çocuk gelişimciler, çocuk gelişim birimlerinde poliklinik hizmet sağlarlar. Aile görüşmesi ile süreç başlar. Başvuru sebebi ve çocuk ve aile ile ilgili genel bilgiler alındıktan sonra çocuğun gelişim profilinin çıkarılması için çocuğun biyolojik yaşı ve varsa tıbbi tanısı gözetilerek gelişimsel değerlendirme 14 yapılır. Aile ve çocuğa bakım veren kişiler ile görüşmeler yapar. Görüşme sonucunu ilgili hekimlere ve ilgili kurullara iletir. Gelişim değerlendirmesi ve görüşmeler sonucunda çocuğun güçlü yanları ve desteğe ihtiyacı olduğu yanları ortaya konar. Aileyi de içine kapsayan gelişimsel, davranışsal ve eğitsel hedefler planlanır. Planlanan hedefler doğrultusunda en etkin müdahale yöntemi hazırlanır. Müdahale yöntemi, aileye verilen öneriler ve planlar doğrultusunda gelişim takibi gerçekleştirilir. (21, 32). Yılmazer ve Yıldız Akkuş’un belirttiğine göre (29) Sağlık Uygulama Tebliği(SUT)’ a bakıldığında, hastanede çalışan çocuk gelişimcilere doğrudan randevu alınamaz veya kayıt yaptıramaz. Aile ve çocuk, çocuk gelişimciye doktor yönlendirmesi ile ulaşır(29).Çocuk ve ailenin ihtiyaçlarına yönelik değerlendirmeler yapar. Gelişimsel değerlendirme sırasında formal ve/ veya informal yöntemleri, klinik gözlemleri kullanır. Bilişsel, dil, motor, öz bakım, sosyo-duygusal gelişim alanlarını değerlendirir. Aile ve çocuğa bakım veren kişiler ile görüşmeler yapar. Görüşme sonucunu ilgili hekimlere ve ilgili kurullara iletir. Gelişim değerlendirmesi ve görüşmeler sonucunda çocuğun güçlü yanları ve desteğe ihtiyacı olduğu yanları ortaya konar. Aileyi de içine kapsayan gelişimsel, davranışsal ve eğitsel hedefler planlanır. Planlanan hedefler doğrultusunda en etkin müdahale yöntemi hazırlanır(32-34) Yatan Hasta Servisleri Kronik veya akut bir hastalık sebebiyle hastaneye yatan çocuk ve ailesi, hem hastalık sebebiyle hem de evinden ayrılıp hiç tanımadığı ve bilmediği bir ortam olan hastaneye gelmesi sebebiyle stres ve kaygı hisseder(1) Çocuğun hastane yaşantısına karşı olumsuz tepkileri oluştuğu gibi, bu sürecin çocuğun gelişimine ve büyümesine de olumsuz etkiler yaptığı gösterilmiştir(35-37). Hastaneye yatış süreciyle beraber çocuğun tepki olarak gösterdiği stres, çocukta yaş grubuna özgü olmayan davranışlar görülmesine neden olabilir. Stres ve kaygı sebebiyle çocuk mutsuzluk duyar. Hastane yaşantısına karşı gösterilen tepkiler; anksiyete, depresyon, regresyon, uyku bozuklukları gibi yaşa özgü olmayan davranışlardır(38, 39) Hastanede yatan çocuklarda psikososyal stresi engelleyebilmek için yatan hasta servislerinde destek uygulamaları yaklaşımı kullanılabilir(29). Yatan hasta servislerinde çocuklar için oyun odaları bulunabilir. Çocuklar oyun odalarında destek uygulamalarına katılabilir veya bireysel oyun oynayabilirler. 15 Hastalığın vermiş olduğu kısıtlamalar nedeniyle oyun odalarına gidemeyen veya yaşı çok küçük olan çocukların da gelişimsel ve eğitsel açıdan desteklenmesi gerekmektedir. Çocuk gelişimciler tarafından bu durumdaki çocuk ve bebekler için tarafından yatan hasta servislerinde yatak başı destek uygulamaları kullanılır(29). Çocuk gelişimciler, hastane deneyimi olan ve devam eden çocukların tıbbi tanısı, bakım ve tedavi süreci, hastane ortamına hazır olması ve uyum sağlaması gibi çalışmaları da yürütür. Bu bağlamda hastane deneyimi olacak çocuklara ailelerini de dahil ederek hastaneye hazırlayıcı eğitim programları uygular(29) . Bu programlarla çocukların sosyo-duygusal gelişimlerini destekleyerek kaygılarını azaltıcı çalışmalar planlar(29). Oyun Odaları Çocuk gelişimciler, hastanelerde oyun odalarında da görev almaktadırlar (20, 29). Oyun odalarında çalışan çocuk gelişimciler; oyun etkinlikleri veya sanat faaliyetleri düzenlemek, oyun yöntemini kullanarak çocuğu gelişimsel açıdan desteklemek, oyunu kullanarak çocuğu hastane ortamına, personeline ve hastanede karşılaşacağı tıbbi işlemlere hazırlamak, çocuk ve ailesini , varsa kardeşini desteklemek, hastanedeki çocuklar için sosyal aktiviteler düzenlemek, akran desteği sağlamak ve akran ilişkilerini geliştirmek, çocuklar için özel etkinlikler düzenlemek gibi sıralanabilir(20, 29). 2.2. Hastalık ve Çocuk Türk Dil Kurumu Sözlüklerine göre hastalık “ 1- Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık , 2- Ruh sağlığının bozulması” durumu olarak tanımlanmıştır(42). Her birey, yaşamının belirli bir sürecinde farklı sebeplerden dolayı hastalık deneyimi yaşayabilir. Bu sebepler kronik bir hastalığa sahip olmaya veya akut olarak rahatsızlanma, herhangi bir kaza durumu yaşamak, ameliyat gereksinimi olması gibi sebepler olabilir. Çocukluk çağında da hastalık durumuyla karşılaşılabilir(1). Akut hastalıklar genel olarak kısa süreli hastalıklardır. Hızlı başladığı ve işlevselliği bozmadığı bilinmektedir. Bu sebeple genel anlamda çocuklar için ciddi uyum bozukluklarına neden olmadığı söylenmektedir. Kronik hastalıklar ise uzun sürer ve yavaş ilerler(43). Artan’ın (29)belirttiğine göre Türkmen, kronik hastalıkların, 16 bireyin yaşantısında önemli etkileri olduğunu bildirmiştir. Bireyin yaşantısında sınırlamalar meydana gelir, yaşam kalitesi düşer ve sosyal olarak olumsuz etkilere yol açar. Kronik hastalığı olan bireylerde hastalığın hangi dönemde ortaya çıktığı, işlevsel olarak yetersizliği, hastalığın hangi alanlarda sınırlama getirdiği, sosyal yaşantısındaki değişiklere bağlı olarak kişinin hayatını ve ailesini etkilemektedir. Çocuğun hastalığa sahip olması iki şekilde olur; hastalığı doğuştan gelebilir veya sonradan ortaya çıkabilir. Doğuştan sahip olduğu hastalıklarda doğumdan itibaren hastalık vardır ve doğumdan sonra ise hastalığın belirtileri görülmeye başlanır. Bazı çocukların tedavisi için sürekli ilaç kullanımı ve sürekli olarak hastaneye yatması gerekebilir. Tıbbi olarak özel gereksinimlere ihtiyaç duymaktadırlar. Doğuştan hastalığa sahip olan çocuklar tedavileri için sürekli hastane yaşantısı içerisindedir ve bu sebeple doktorlar ve hastaneler yaşamlarının bir parçası haline gelir (39). Doğuştan bir hastalığı olmayan ve sonradan herhangi bir sebeple hastalık gelişen çocuklar ise ağrılı işlemlerle aniden karşılaşır(39).Herhangi bir sebeple hastalığı olan çocuğun aileleri hastaneye başvurduktan sonra çocuğun tedavisinin başlaması için çocuğa tıbbi tanılama yapılması amacıyla ; tıbbi muayene ve çocuğun tıbbi ve gelişimsel öyküsünün alınması, aile geçmişinde hastalık durumları, gebelik dönemi öyküsü, gerekli tıbbi testler ve tanı koyulması için gereken diğer tıbbi işlemlerden oluşan süreçler çocuk ve ebeveyninin karşılaşacağı süreçlerdir(39).Hastalık sürecinde tıbbi tedavisinin yanı sıra gelişimsel gereksinimleri karşılanmayan çocukta gelişimsel gecikmeler görülebilir. Gelişimsel gecikmelerle beraber var olan becerilerde gerileme veya davranış problemleri ile karşılaşılabilir. Bu sebeple, çocuğun sadece hastalığına ve tıbbi tedavisi ile beraber yaş ve gelişimsel düzeyine uygun olarak gelişimsel gereksinimlerine yönelmek ve destek sağlamak önemlidir(44). Baran ve Gültekin (35)’ in belirttiğine göre Aktaş, çocukların hastalığa gösterdiği genel tepkileri çocuğun duygusal ve bilişsel gelişim düzeyine, çocuğun hastalıkla karşılaşmadan önceki bireysel duygu-durumuna ve uyum sağlama becerisine, ebeveynin hastalığa karşı gösterdiği tepkilere ve hastalıkla ilgili süreçlerine, hastalığın çocuğun yaşantısında getirdiği kısıtlamalara bağlı olduğunu bildirmiştir. Bütün bu değişkenler düşünüldüğünde; her çocuğun gösterdi tepkilerin birbirinden farklı olabileceği unutulmamakla beraber genel olarak görülmekte olan yaşa ve gelişim düzeyine bağlı tepkilerden de bahsedilmektedir(44, 45). 17 Artan, sağlık ve hastalığı anlama konusunu aktarırken dönemleri; bebeklik çağı, yürümeye başlama dönemi ve okul öncesi dönem, okul dönemi ve ergenlik dönemine göre ayırmış ve bu dönemlere özgü olarak sağlık ve hastalığı anlamalarını aşağıdaki gibi aktarmıştır(46). Yaklaşık 6 aylık olmuş bir bebek, anne veya babasından ayrı olduğunu anlamaya başlamaktadır ancak hastalığın sebep olduğu konular hakkında hiçbir bilgisi yoktur. Kendisine yabancı gelen, onun tanımadığı biri kucağına aldığında kaygı hissederek yabancı kaygısı duyar(46). Yürümeye başlama ve okul öncesi dönemdeki çocuk hastalığa sahip olduğunu anlamaya başlar ama hastalığa neyin sebep olduğunu bilmemektedir. Sınırlı bir şekilde vücudunu tanır ve organlarının işlevlerini belirsizce bilir(46). Piaget’e göre 2-7 yaş arasındaki çocuklar işlem öncesi dönemdedir ve Piaget, bu dönemde; çocukların akıl yürütme becerisinde mantıksal düşünemediklerini belirtmiştir(47). Piaget, işlem öncesi dönemi sembolik dönem (2-4 yaş) ve sezgisel dönem (2-7 yaş) olarak ele almıştır. Sembolik dönemdeki bir çocuk benmerkezcidir(47). Bu sebeple, bu dönemdeki bir çocuk, hastalığı kendisine verilen bir ceza gibi görerek hastalığından önce yaşadığı veya yaptığı durumları hastalık ile ilişkilendirebilir(47). Piaget’in bilişsel gelişim kuramına göre, 7-11 yaş dönemi somut işlemler dönemi olarak ifade edilmektedir. Piaget’e göre, çocuklar bu dönemde bir olayın birden fazla boyutu ele alabilirler ve bu dönemde var olan bilgileri kullanarak akıl yürütebilirler ama ileri bilişsel beceri ve zihinde canlandırma gerektiren soyut işlemleri yapamazlar(48). Okul dönemindeki büyük çocuklar hastalığa sebep olan durumları bilir. Vücudunu daha iyi tanır ve organların işlevleri konusunda bilgisi artar(46). Piaget’in bilişsel gelişim kuramına göre 11 yaş ve sonrası soyut işlemler dönemi olarak ifade edilmektedir(48). Bu dönemde birey, mantıksal düşünme becerisini geliştirmiştir ve soyut işlemler yaparak üst biliş (düşünme üzerine düşünme), neden-sonuç ilişkileri kurma, hipotez kurma ve test etme, gerçekliklerden faydalanarak tahmin yürütme gibi işlemleri gerçekleştirir(48). Ergenlik dönemindeki çocuk, hastalığın nedenini bilerek hasta olma veya fiziksel olarak iyi olmama durumunun sebep olabileceği etkilerin farkında olur(46). Ergen, dış görünüşüne önem verir ve bu dönemde hasta olma ve fiziksel iyi olmama durumunun dış görünüşüne etki yapabileceğini anlayabilir(46) 18 İnal Emiroğlu ve Akay(49)’ ın belirttiğine göre; Mattson, kronik hastalığı olan çocukların aileye bağımlılığın yaşa uygun olması, hastalık sebebiyle oluşan ikincil kazanımlara en düşük seviyede gereksinim, hastalık sebebiyle oluşabilecek kısıtlamalara ve sorumluluklara katlanabilme, ikna edici ve sakinleştirici durumların oluşturulması faktörlerinin kronik hastalığı olan çocukların göstereceği tepkileri olumlu yönde etkileyeceğini bildirmiştir. 2.3. Hastane Yaşantısı ve Çocuk Çocukluk çağında, çeşitli sebeplerden dolayı hastalığa yakalanmış çocuğun tedavisi için hastaneye yatışı gerçekleşebilir veya çocuk, kronik veya akut rahatsızlıkların yanı sıra ameliyat süreci de yaşayabilir. Hastane yatış gerçekleşmese bile çocuk ayaktan tedavi görerek hastane deneyimi yaşayabilir. Bu hastane yaşantısında çocuk acı verici deneyimlerle karşılaşabilir. Çocuğun evinden uzaklaşıp yabancı bir ortamda kalacak olması kendisini güvensiz hissetmesine sebep olabilir. Ailesinden ve arkadaşlarından uzakta kalması, oyun oynayamaması, rutinlerini yapamaması, hastanede uygulanan ağrı verici işlemler, kan alma, hiç bilmediği ekipmanlarla karşılaşması gibi faktörler dahil olduğu zaman, hastaneye yatış süreci çocuklar üzerinde duygusal, davranışsal ve fizyolojik olarak olumsuz etkiler bırakabilir. Evinden ayrılan çocuk, bağımsızlığının kısıtlandığını düşünebilir. Bu durum çocuk üzerinde stres ve kaygıya neden olmaktadır(37, 50-52). Stres ve kaygı içerisinde olan çocuk, bunun yanında, sağlığını olumsuz etkileyen hastalıkla da mücadele etmek zorundadır ve bütün bu deneyimler, çocuğun hastane yaşantısını olumsuz yönde etkileyerek çocukta olumsuz tepkiler gözlenebilir(53, 54). Anksiyete, bu olumsuz tepkiler arasında sıklıkla söz edilen bir duygu-durumdur ve yüksek düzeyde anksiyete, çocukların fizyolojik ve psikolojik sağlığını da olumsuz yönde etkilemektedir(53, 54). Aşırı anksiyete, aynı zamanda çocukların tıbbi tedaviyle başa çıkmadaki etkinliğini de engellemekte ve sağlık çalışanlarına karşı işbirlikçi olmayan davranışlarını ve olumsuz duygularını artırmaktadır. Bu durum çocuğun almakta olduğu tıbbi tedavi hizmetinin kalitesini de azaltmayı beraberinde getirir(53-55). Emiroğlu ve arkadaşlarının(56) belirttiğine göre Drell,White ve arkadaşları, hastaneye yatış durumlarında tüm çocukların %2-3’ü nün sahip olduğu hastalığın 19 çocukların büyüme ve gelişmesini, okul başarısını ve sosyal ilişkilerini etkileyecek şiddette olduğunu belirtmiştir. 2.4. Hastalık Durumunda ve Hastane Yaşantısında Çocuklarda Gözlenen Tepkiler Çocuğun, hastalık durumuna ve hastaneye yatış sürecine gösterdiği tepkileri belirleyen birden çok etmen vardır. Bu etmenlerden bazıları da yukarıda bahsedilen durumlarla birlikte, hastalığın süreğen olup olmaması, çocuğun yaşamını ne kadar kısıtladığı, görünür olup olmaması veya ömür boyu kalıcı bir hasara sebep vermesi ve ailenin hastalığa nasıl tepki gösterdiği gibi faktörler olarak sıralanabilir(49, 57). Bu etkenlerin yanı sıra, çocuğun hastaneye yatma durumundan etkilenme derecesi hastalığın süresi, tipi ve derecesi, çocuğun önceki deneyimleri, çocuğun hastaneye yatış sürecine hazırlanmasına, ailenin tepkilerine ve tutumuna, çocuğun içinde bulunduğu kültürel özelliklere göre de değişir(57, 58). Bu bölümde ve yukarıda yer alan bölümlerde, çocukların hastalık ve hastane yaşantısına göstereceği olumsuz tepkilerden bahsedilmiştir. Bu süreçte hastane yaşantısına uyumlarını kolaylaştırmak ve tepkileri minimuma indirmek için yapılacak çalışmalar önem taşımaktadır. Aşağıda, hastane yaşantısında uygulanan hazırlayıcı programlardan detaylı olarak bahsedilecektir. Bu noktada, çocuğun sadece hastaneye yatışının gerçekleşeceği durumlarda hastane deneyimi yaşayacağı düşünülmemelidir. İlerleyen bölümlerde de bahsedileceği gibi, pediatrik diş klinikleri, acil servisler, gelişim değerlendirmesinin yapılması gibi durumlar da çocuk için bir hastane yaşantısı olması sebebiyle bu durumlar için de çocuk, aile ve ilgili personele destek sağlanmalıdır(59, 60). 2.5. Hastane Yaşantısı ve Hazırlayıcı Programlar Çocuğun ve ailenin klinik tedaviler/hizmetlere, ameliyatlara, tıbbi teşhis ve ardından karşılaşacağı tıbbi prosedürlere yani hastane yaşantısına hazırlanması; bir çocuğun hastalık ve tedavi sürecinde uygulanması gereken önemli unsurlardandır(61). Çocukların hastane yaşantısına hazırlanması için kullanılacak yöntemlerin çocuk gelişimi alanında uzman kişiler tarafından uygulanması önem taşımaktadır(61) Çocuğun hastane yaşantısına hazırlanmasında, tedavisinde yer alan diğer sağlık 20 personellerinin de aktif rol göstermesi önemlidir(61). Yapılan çalışmalarda, ülkemizde hastanelerde çalışan çocuk gelişimcilerin yaptıkları uygulamalarda hastaneye hazırlayıcı eğitim programları da yer almaktadır(32). Hastaneye hazırlayıcı eğitim programları; sağlık, hastanenin fiziksel yapısı, hastane yaşamı ve personeli, hastanede kullanılan aletler ve hastanede yapılan tıbbi işlemler konularına çeşitli araç ve yöntemler kullanılarak hazırlanmasıdır(18).Bu araçlar; hastane gezileri, film ve slayt gösterileri, çocuk kitapları, kartlar ve kart oyunları, afişler, posterler ve panolar, müzik, televizyon ve video yayınları, dramatizasyon, resim çizme, konuşma, tartışma ve açıklamalar üzerine oturumlar düzenleme, çocukların duygularını açıkça ifade ederek mektup yazmalarına olanak tanıyan haberleşme kutuları oluşturmak, sanat materyalleri kullanarak çocukların sanat çalışmaları için bir mekan oluşturmak ve dışavurumcu eserler çıkarmasına olanak tanımak, çocukların hastane dışında çevrede bulunan diğer mekanlara gezi düzenlenmesi, hastanedeki çocuk ve gençler için hastaneye ziyaretçi davet etmek, çocukların dış dünya ile iletişimlerini sürdürmeye devam etmesi için bilgisayar ile iletişim kurmasına olanak sağlamak olarak sıralanmıştır(18). Yurtdışında ve ülkemizde çocuğun hastane yaşantısına hazırlanması için kullanılan yöntemlerden ileriki bölümlerde ayrıntılı şekilde bahsedilerek örnekler sunulmuştur. Ülkemizdeki hastane yaşantısına hazırlama çalışmalarından biri, Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü tarafından geliştirilmiştir. 30 yılı aşkın şekilde Pediatri servislerinde yer olan oyun odalarında hastane yaşantısına hazırlayıcı programlar uygulanmaktadır(18). 2.5.1. Programlar Hazırlanırken Dikkat Edilmesi Gereken Durumlar Çocuklar ve aileler için hastane yaşantısına hazırlama planlanırken; kullanılan yöntemler, etkinlikler ve müdahale yöntemleri sırasında; çocuğun gelişim düzeyi, gereksinimleri ve ilgileri, bireysel farklılıkları, çocuğun hastalığının getirmiş olduğu gereksinimler ve çocuğun ihtiyaçları gibi belirli unsurların göz önünde bulundurulması gerekmektedir(61). Çocuğun hastane yaşantısına hazırlanmasında içerisinde bulunmuş olduğu gelişim düzeyi önem taşımaktadır(61). Gelişim düzeyini anlamak amacıyla çocuğun gelişim profilini çıkarmak için biçimsel ve biçimsel olmayan değerlendirme yöntemlerinden yararlanılabilir(62). 21 Hastane yaşantısına eğitim planlanırken çocuğun daha önce hastane hakkında ne kadar bilgi sahibi olduğuna da dikkat edilmelidir(18, 61). Müdahalelerde, çocuğun kendi duygularını ifade etmesi ve başkalarının duygularını fark etmesine olanak verilir ve aynı zamanda da çocuğun deneyerek tanımasına ve benimsemesine fırsat verilmelidir. Bütün bunlar planlanırken her ailenin kendisine özgü kuralları ve farklı kültürlere sahip olunacağı unutulmamalı ve çocuğun içinde bulunduğu kültür ve çevre göz ardı edilmemelidir(18, 61). Çocuğa tıbbi prosedür ile ilgili bilgi verilirken açık, doğru ve spesifik bir dil kullanılmalıdır ve kullanılan dil aynı zamanda çocuğun gelişim düzeyine uygun olarak aktarılmalı ve bilginin içeriğinde ise sıradaki işlemin ne olacağı ve işlemin neden uygulanacağını içermelidir(63). Yukarıda belirtilen durumlar dikkate alınarak çocukların hastane yaşantısına hazırlanmasında ele alınacak konular; sağlık, hastanenin fiziksel yapısı, hastane yaşamı, hastane personeli, hastanede kullanılan aletler ve hastanede uygulanan tıbbi müdahaleler olarak sıralanabilir(18). Konulara daha detaylı bakıldığında, sağlık; temizlik, uyku, vucüt organlarını tanıma gibi temel konuları içerirken; hastane fiziksel yapısı, hastane ortamını ve hastane içerisinde bulunan diğer mekanları tanıma ve ne amaçla kullanıldığını konusunda çocuğa bilgi vermeyi kapsar(18). Hastane yaşamı ise çocuğun hastanede kaldığı süre boyunca günlük ihtiyaçları, sosyalleşme ve arkadaşlık ilişkileri hakkında bilgi vermeyi kapsamaktadır(18). Çocuk hastanede kaldığı süre boyunca karşılaşacağı diğer personelleri de tanımalı ve sağlık personelleri ve idari personellerin görevleri ve çocuğa hangi durumlarda yardımcı olabilecekleri çocuk tarafından bilinmelidir(18). 2.5.2. Hastane Yaşantısına Hazırlanmasında Kullanılan Yaklaşımlar Literatür incelendiğinde, özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’da çocukları hastane sürecine hazırlamak için “çocuk yaşam uzmanları” nın aktif rolü görülmektedir(64). Çocuk yaşamı uzmanları, çocuklara ve ailelerine yaşamlarında karşılaştıkları riskli durumların üstesinden gelmelerinde yardımcı olma konusunda uzmanlığa sahip eğitimli profesyonellerdir(64). Çocuk yaşam uzmanları; oyun, hastaneye hazırlık programları, hastaneye hazırlayıcı eğitim içerikleri ve çocuğun kendisini ifade etmesine izin verecek aktiviteler aracılığıyla çocuğa destek sağlar ve etkili başa çıkma yöntemlerini uygulatır(64, 65). Sadece sağlık bakımı olmamakla 22 beraber aileler için duygusal destek sağlar ve farklı sebeplerde zorlu deneyimler yaşayan çocukların gelişimlerini desteklenmesinde önemli rol oynarlar(16, 64). Çocuğun üstün yararını gözeterek aile desteğine de bağlı olurlar ve ebeveynlere, kardeşlere, diğer aile üyelerine rehberlik eden çocuk yaşam uzmanı, çocuğun gelişim düzeyi ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurur ve uygun olarak hazırlık yöntemini tespit eder. Bilgi sağlamak amacıyla fotoğraf, resim ve videolar, kitaplar, teknolojik aletler, tıbbi bebekler ve tıbbi araçlar seçilebilir(64, 65). Çocuk yaşamı uzmanları, insan büyümesi ve gelişimi, eğitim, psikoloji veya ilgili bir çalışma alanı üzerinde eğitim alan, Çocuk Yaşam Konseyi tarafından belirlenen etik kurallara ve standartlara bağlı kalan ve Çocuk Yaşam Konseyi tarafından yönetilen çocuk yaşamı konusunda eğitimden geçen profesyonellerdir(4). Çocuk Yaşam Konseyi’ne göre Çocuk Yaşamı Uzmanları, mesleklerini devam ettirmek için denetimli 480 saatlik bir klinik stajı tamamlamalı, ulusal bir sınavı geçmeli ve sürekli mesleki gelişim için minimum bir standarda bağlı kalmalıdır(4, 5). Ülkemizde ise örgün eğitim çocuk gelişimi lisans eğitiminin ulusal anlamda içeriğini ve sınırlarını belirleyen “Çocuk Gelişimi Ulusal Çekirdek Programı (ÇUÇEP 2016)” incelendiğinde; çocuk gelişimi lisans eğitimi içeriklerine ve mezun çocuk gelişimcinin yetkinliklerine ulaşılmaktadır. Çocuk Gelişimi Ulusal Çekirdek Programı’na göre, örgün eğitim kapsamında çocuk gelişimi lisans eğitiminde meslek derslerine ilişkin konulardan bir tanesi de “hasta çocuk” olarak yer almaktadır. Öğrenme kazanımlarında ise hasta çocuk ile ilgili tanımların açıklamasından hasta çocuklara yönelik hazırlanan eğitim programlarını sunma becerisinin kazanımına kadar uzanan geniş kavramlar bulunmaktadır(66). “Çocuk Gelişimi Ulusal Çekirdek Programı” ve “Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelik” incelendiğinde çocuk gelişimcilerin çalışmalarının, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’da çalışma gösteren meslek grubu olan çocuk yaşam uzmanları ile benzer oldukları görülmektedir. Yurt dışında birçok hastane ve farklı sağlık tesisleri, çocuk ve aileleri hastanede karşılaşılan durum ve işlemlere hazırlamak için hastane sürecini kapsayan hazırlık programları uygulamaktadır(67, 68). Uygulanan programlar gelişimsel olarak 23 destekleyici olmakla birlikte, hastane yaşantısı olan çocukların psikolojik, sosyal, davranışsal problemlerin ve anksiyetenin azaltılmasında yardımcı olur. Ayrıca uygulanan programlar çocuklarda yaşanan ağrının azaltılmasını sağlamakla beraber aile desteği de sağlar(69-74). Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bulunan bir hastanenin yoğun bakım ünitesinde aileyi de dahil eden bir sistem bulunmaktadır(75). Her çocuk ayrı olarak değerlendirir ve kalp cerrahisi ve hastanede yatışla ilgili korkuları ve yanlış anlaşılmaları ele alınır. Hazırlık programında tıbbi oyun, destek eğitimler, tıbbi ekipmanlara tanışma, resimli kitaplar ve ünite turu yöntemleri kullanılır. Çocuk, hastane çevresi, tıbbi ekipmanlar ve prosedürler, duyumlar ve hastane çalışanlarının rolleri konusunda hazırlanır. Hasta çocuğun kardeşi de hazırlama programlarına dahil edilir. Çocuğun çevreyi normalleştirmesi için çocuğa yaşa uygun oyuncaklar ve aktiviteler sağlanır(75). Bu bölümde, çocukları hastane yaşantısına hazırlamak için kullanılan yaklaşımlar alt başlıklar ile sunulacak ve konuyla ilgili yapılan araştırmalara yer verilecektir. 2.5.3. Tıbbi Oyun Tıbbi oyun, çocuk yaşam uzmanları tarafından kaygıyı azaltmak ve çocukların hastane yaşantısında karşılaşacağı durumlarla başa çıkmalarını desteklemek için kullanılan yaygın yöntemlerden biridir(65). Tıbbi oyun, bir uzman eşliğinde, tıbbi oyuncaklar veya ekipmanların; eğlenceli, eğitici ve keşfedici şekillerde kullanılmasını içerir(15). Oyun sırasında kullanılacak tıbbi ekipmanlar abeslang, stetoskop, termomotre gibi malzemelerden veya bu malzemelerin maketlerinden oluşabilir. Oyun sırasında çocuğa oynama ve keşfetme fırsatı verilir(65). Bahsedilen tıbbi ekipmanlar kullanılarak çocuğun sanat eseri oluşturması için izin verilebilir(3). Bu müdahale yönteminin amacı, çocuğun tıbbi malzemeleri keşfetmesini sağlamak ve bu sayede ise tıbbi tedavisi sürecinde karşılaşabileceği durumlara aşinalık ile yaklaşarak çocuğun stres ve kaygı düzeyinin azalmasıdır(65) Burs-Nader ve Hernandez-Reif(65)’e göre McCue, tıbbi oyunun dört bileşeni olduğunu belirtmiştir. Bunlardan ilki, tıbbi ekipman veya tıbbi bir tema içermesidir. 24 İkincisi, tıbbi oyun bir yetişkin tarafından başlatılabilir ancak oyun çocuk tarafından sürdürülür. Üçüncü olarak, tıbbi oyunun çocuğa yönelik eğlenceli bir aktivite olarak sunulmasıdır. Son bileşen ise tıbbi oyunun, çocukların duygularını ifade etmelerine olanak sağlaması ve tıbbi malzeme/cihaz veya tıbbi prosedürlere yönelik korkularını keşfetmelerine yardımcı olmaya çalışmasıdır. Literatür incelendiğinde Amerika Birleşik Devletleri’nde hastanelerde kurulmuş olan Çocuk Yaşam Konseyi’ne göre tıbbi ekipmanları içeren faaliyetler sayesinde çocuklar, yaş düzeyine bakılmaksızın, herhangi bir tedavi durumuna veya riskli duruma aşinalık ile yaklaşır ve bu süreçte çocuğun tıbbi oyun sayesinde süreçleri tanıması, zorlu durumlar için bir temel oluşturarak çocukların deneyimlerinde kontrol sahibi olmalarına olanak sağlar(3). Yukarıda da bahsedildiği gibi tıbbi oyun çocukların tıbbi süreçleri anlamalarına yardımcı olur ve aynı zamanda stres ve kaygı düzeylerine etki eder. Bunun yanı sıra, tıbbi oyun aracılığı ile çocukların endişeleri ve sağlık prosedürlerini anlama düzeyleri hakkında da fikir edinilebilir (3)Böylece tıbbi oyun bir müdahale yöntemi olmanın yanı sıra bir değerlendirme aracı olarak kullanılabilir. Örneğin, Tip 1 diyabeti olan çocuklar için tıbbi oyun, iğnesiz bir insülin şırıngası kullanılarak şırınga boyamayı içerebilir. Oyuncak bir bebek kullanılarak, çocuğun, oyuncak üzerinde iğnesiz şırınga ile işlemler yapmasına izin verilebilir. Bu sayede çocuğun kendi tedavisi sürecinde aktif kullanılmakta olan insülin şırıngasını tanımasına izin verilerek tedavi sürecini keşfetme olanağı sağlanır(15) Yanık kliniğine başvuru yapan 21 çocuk ile yapılan pilot bir çalışmada çocuklar pansuman değiştirme işlemlerinde standart sağlık hizmeti alan ve tıbbi oyun müdahalesi alan çocuklar olarak iki gruba ayrılmıştır(76). Bu çalışmada standart tedavi hizmeti alan 9, çocuk yaşam uzmanları tarafından tıbbi oyun müdahalesi alan 12 çocuk bulunmaktadır ve örneklem grubunun sınırlı olmasından dolayı istatistiksel olarak anlamlı sonuç vermediği düşünülen bu çalışmada, tıbbi oyunun yönteminin olumlu yanları gözlemlenmiştir(76). Çocuk yaşam uzmanı tarafından sağlanan grup tıbbi oyun müdahalesinin, genel anestezi işlemi alması planlanan çocukların ameliyat öncesi kaygı ve korkuları üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla yapılan bir çalışmaya yaşları 5 ile 10 arasında değişiklik gösteren 50 çocuk katılmıştır ve müdahaleden sonra gösterilen kaygı ve 25 korku durumlarına bakıldığında, tıbbi oyunun grup formatlarında sunulduğunda da yararlarını sağlayabileceği gözlemlenmiştir(77). 2.5.4. Normatif Oyun ve Gelişimsel Olarak Uygun Oyun Normatif oyun; masa oyunları, video oyunları, bulmacalar, hayali oyun, sanat ve el işi aktivitelerini içeren ve çocuğun hastane çevresi haricinde günlük hayatında da karşılaştığı oyun türüdür(65). Literatür incelendiğinde, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde çocuk yaşam uzmanlarının normatif oyunu oyun odalarında, yatak başında veya bekleme odaları aracılığıyla uyguladığı görülmektedir(65). Ülkemizde ise hastanede çalışan çocuk gelişimcilerin oyun odalarında çeşitli aktiviteler uyguladığı ve yatak başı destek uygulamalarını kullandıkları görülür(29). Ülkemizde hastanelerde çok yaygın olmasa da oyun odalarının bulunmasıyla beraber aynı zamanda oyun; hastane ortamının çoğu yerinde kullanılabilen ve düşük maliyetli bir yöntemdir(78). Çocuk Yaşam Konseyi’nin bildirisine göre, gelişimsel olarak uygun oyun, müzik terapisi, sanat terapisi, drama, video yöntemleri dahil olmak üzere yaratıcı veya dışavurumcu sanat etkinlikleriyle vakit geçirmek, çocukların kaygı düzeylerini ve tıbbi tedavi sürecinin olumsuz etkilerini azaltmada yardımcı olur(5). Yapılandırılmış oyun yönteminin, solunum yolu hastalıkları nedeniyle hastaneye yatan 53 çocuğun hastane sürecine bağlı oluşan kortizol seviyelerine etkisinin incelendiği bir çalışma kapsamında çocuklar oyun oynayan ve oyun oynamayan gruplar olmak üzere iki gruba ayrılmıştır(78). Çalışma bulgularına göre, 7-11 yaş arasında oyun oynayan grupta olan çocukların kortizol seviyelerinde düşüş gözlemlenmiştir ancak 4-7 yaş arasındaki katılımcılarda oyun etkinliklerinde anlamlı farklılık gözlemlenmemiştir(78). 2.5.5. Müzik Terapisi Barrera ve arkadaşları(79) tarafından yapılan bir pilot çalışmada, interaktif müzik terapisinin kanser tanısı alan ve hastanede yatan çocukların kaygı düzeyleri ve konforları üzerindeki etkisi incelenmiştir. 65 çocuğun katıldığı çalışmada, çocuklardan ve ailelerden müzik terapisi öncesi ve sonrasında ölçümler alınmıştır. 26 Çocukların ve ebeveynlerin yorumlarının nitel analizi sonucunda, müzik terapisinin çocuk üzerinde olumlu bir etkisi olduğu gözlemlendi(79). Başka bir çalışmada, İran’da bir hastanede tedavi gören ve kronik hastalığı olan 8-12 yaşları arasındaki 83 çocuğun kaygıları üzerinde müzik terapisi ve dikkat dağıtma kartlarının etkisi incelenmiştir(13). Katılımcılar, kartlar, müzik, kartlar ve müzik beraber olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Müdahale yönteminin, 2 art arda gün ve 20 dakika süreyle en sevdikleri müziği dinlemeyi ve dikkat dağıtıcı kartlarla oynamayı içerdiği çalışma sonucunda, dikkat dağıtıcı kartlarla oynamanın müzik terapiye kıyasla çocuklarda kaygı ve korkuyudaha fazla azalttığı gözlemlenmiştir(13). Facchini ve Ruini(80)’ nin kanser tanısı olan çocuk ve ergenlerde müzik terapisi uygulamasının literatür inceleme çalışmasında, pediatrik onkolojide müzik terapisinin zihinsel ve fiziksel sağlık üzerinde olumlu etkileri olduğu belirtilmektedir. 2.5.6. Sanat Terapisi Terapötik bir yaklaşım olan dışavurumcu sanat terapisi, farklı sanat biçimlerini birleştirmeyi kapsar ve hastane deneyimi gibi stresli durumlarda destekleyici olmak amacıyla dışavurumcu sanat terapisinden faydalanılmaktadır(81, 82). Siegel ve arkadaşlarının (81) belirttiğine göre Donohue, dışavurumcu sanat terapisinin hastane yaşantısında bireyin görünenin ardındaki anlamları keşfederek yaratıcı sürece odaklanmasını sağladığını bildirmiştir. Dışavurumcu sanat terapisinde resim yapmak, çizim, heykel sanatı, dans ve hareket, müzik, drama, şiir ve düz yazı gibi hayal gücü, ritüeller ve diğer yaratıcı yöntem içerikleri kullanılır(81, 83). 25 çocuğun dahil edildiği ve terapinin sanat terapisi eğitimi almış bir psikoterapist tarafından uygulandığı pilot çalışmada(81), dışavurumcu sanat terapisinin çocukların ruh halindeki değişiklikleri üzerindeki etkisi incelenmiş ve ölçümler çocukların kendi bildirimleriyle alınmıştır. Terapi öncesinde ve sonrasında çocuklara duygusal tepki değerlendirici anketler uygulanmıştır ve çalışma sonucunda terapi seanslarının çocukların ruh halini iyileştirdiği gözlemlenmiştir. Yaşları 2 ile 14 arasında olan kanser tanısı almış 32 çocuğun katıldığı ve ağrılı işlemler sırasında sanat terapisinin destek olarak kullanıldığı bir çalışmada(84), sanat terapisi ağrılı işlemlerden önce, ağrılı işlem sırasında ve ağrılı işlemden sonra olarak üç şekilde verilmiştir. Bahsedilen çalışmada, çocukların sakinleşmesini sağlamak ve 27 ağrı verici işlemle baş etmesine destek sağlamak için karşılıklı diyaloglar; zihindeki düşünceleri çeşitlendirmek için görsel hayal gücü; hastalıklar hakkında açıklayıcı olmak, çocuğun merak ettiklerini cevaplamak için tıbbi oyun; kaygıyı kontrol altına almak için yapılandırılmış resim çizme yöntemi; çocukların korkularını ve akıllarındaki soru işaretlerini dışa vurmalarını sağlamak için serbest çizim yöntemi; çocukların bedenlerinde olan farklılıkları anlamaları ve benimsemeleri için dramatizasyon yöntemleri kullanılmıştır. Çalışma sonucunda sanat terapisinin kalıcı travmayı önleyebilecek ve zorlu işlemler sırasında çocukları ve ebeveynleri destekleyebilecek yararlı bir müdahale olduğu gözlemlenmiştir(84). Müzik terapisi ve sanat terapisinin hastanede yatan 4-20 yaş arasındaki çocuklarda ağrı ve ruh hali üzerindeki etkisinin karşılaştırıldığı ve 279 sanat terapisi, 132 müzik terapisi olmak üzere toplamda 411 seans yapılan bir çalışma sonucunda sanat terapisi seanslarına katılım gösterenler, müzik terapisi seanslarına katılanlara göre seans başlangıcında daha kötü ruh hali puanı göstermektedir ancak müzik terapisine kıyasla sanat terapisi seanslarından sonra ruh halinde daha büyük bir iyileşme bildirmişlerdir(85). Bu çalışma bulgusu, ruh hali konusunda sanat terapisinin müzik terapisinden daha etkin olduğunu ve hastaların daha kötü bir ruh halindeyken müzik terapi seanslarına katılmayı seçmediklerini düşündürmüştür. 2.5.7. Teknolojik Destekler Hastane yaşantısı olan çocuk ve gençler, gittikleri okuldan ve diğer sosyal çevrelerden izole olmaktadır(86). Bu izolasyon sürecinde okul ortamına katılımı arttırmak için teknolojinin çeşitli yöntemleri iletişim, destek ve eğitim amaçlı kullanılabilir(87). Kritik hastalığı olan çocukların oyun oynayabilmesi, tıbbi durumu hakkında bilgi edinebilmesi ve kendisiyle aynı durumda olan diğer çocuklarla iletişim kurabilmeleri için geliştirilen çevrimiçi bir ortamın, çocukların sosyal çevresi üzerindeki etkisini incelemek amacıyla yapılan bir çalışmaya 32 çocuk ve temel bakım verenleri katılmıştır(88). Yaşları 8-19 yaş arasında olan katılımcıların yüzde yetmiş sekizi HIV tanılı olmakla beraber, diğer katılımcılar ise çeşitli kritik hastalıklara sahiptir. Çalışma sonucunda, çocukların yalnızlık bildirimlerinin önemli ölçüde 28 azaldığı ve tedavi için hastaneye dönmeye önemli ölçüde daha istekli oldukları gözlemlenmiştir(88). 5-12 yaş arasında kanser tanısı olan çocukları eğitim 88aldıkları okula çevrimiçi olarak bağlamak için video konferans olanaklarının uygulanabilirliğinin ve çocuk üzerinde akademik ve psikososyal sonuçların incelendiği bir çalışma sonucunda video konferans aracılığıyla dış çevreyle bağlantı sağlama, aileye olağanlık duygusu ve hastaların psiko-sosyal durumu üzerinde olumlu etki gözlemlenmiştir(89). Bahsedilen çalışmadaki diğer faydalar ise sınıf arkadaşları ve öğretmenlerle güçlü ilişkiler, sosyal kabul ve okul ortamı ile bütünleşme olarak sıralanmıştır. Çocukların uzak kaldıkları sosyal ortamdaki varlığını mobil cihazları kullanarak destekleyecek bir teknoloji tasarlamak ve teknolojiyi test etmek amacıyla yapılan bir çalışmada, hastanede yatan ve yaşları 7-12 arasında olan dokuz çocuk ile öğretmenleri, sınıf arkadaşları ve aileleri arasında çift yönlü etkileşim ve iletişim ile tablet tabanlı bir uygulama oluşturulmuş ve deneme yapılmıştır(90). Bu çalışmaya, çocuk, öğretmen ve aile olmak üzere 9 vaka katılmıştır ve her vakanın 3 tableti bulunmaktadır. Hastanede, evde ve diğeri de sınıfta olmak üzere dağıtılan tabletler, sınıfta bulunan çocukların hastanedeki çocukla görüşmelerini de kapsamakla beraber çeşitli şekillerde kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, hastanede yatan bir çocuğun sosyal çevreye katılımını sağlamak için oluşturulan teknolojiyi kullanmak çocuklar ve öğretmenler tarafından olumlu karşılandığı, aileler tarafından ise daha az kabul edildiği gözlemlenmiştir(90). Kritik hastalığı olan ve hastanede tedavi gören 11 yaşındaki bir çocukla yapılan vaka çalışmasında(91), telepresence robotların sanal olarak çevreye dahil olma ve normallik, özerklik algısı ve sosyo-duygusal katılım üzerindeki etkisi incelemek amaçlanmıştır. Hastane yaşantısı olan öğrenci, grup halindeki akran öğrenciler ve öğretmen olmak üzere üç farklı grup belirlenmiştir ve görüşmeler sayesinde analiz yapılmıştır. Bu vaka çalışmasında elde edilen bilgilerle, telepresence robotların, yalnızca video konferans ve bağımsız çalışmaya göre çarpıcı bir gelişme sağladığı tartışılmıştır. Logan ve arkadaşları(92) tarafından 2019 yılında yapılan 3-10 yaş arasında rastgele 54 çocuğun katıldığı bir çalışmada, sosyal robot teknolojisinin pediatrik hasta servisinde yatan çocuklar üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışmada etkileşimli 29 oyuncak ayı sosyal robotu, oyuncak aynının tablet tabanlı avatar versiyonu ve bir oyuncak pelüş ayı yöntemlerinden biri rastgele olarak çocuklara uygulanmıştır ve bu uygulama sırasında, kontrolün çocukta olması, ailenin veya bakım verenin robotla etkileşimde lider olmaması ve kontrolü ele almaması önemlidir. Çalışma sonucunda sosyal robot etkileşimlerinin olumlu sonuç verdiği gözlemlenmiştir(92). 2.5.8. Terapötik Oyun Terapötik oyun, çocukların gelişimlerini, psiko-sosyal iyi oluşlarını ve baş etme becerilerini desteklemek amacıyla kullanılan ve içeriğini dışa vurumcu sanatlar, oyuncaklar kullanılarak kurulan oyunlar, kukla gösterileri ve yapıştırmalı kartların oluşturduğu bir destek yöntemidir(65). Literatür incelendiğinde çoğunlukla çocuk yaşam uzmanları tarafından kullanılan dışavurumcu sanat çalışmalarının hedefleri, sanat terapisi ile benzerlik gösterir(93). Banca ve Volkening’in(15)belirttiğine göre, Malchiodi, sanat terapisinin kronik hastalığı olan çocuklarda sanat malzemeleri ve yönlendirmeler ile duygu ve düşünlerini ifade etmeye teşvik etmek için kullanıldığını bildirmiştir. Terapötik oyun; eğitsel terapötik oyun, yetkilendirici terapötik oyun ve dramatik terapötik oyun olmak üzere üç tipte sınıflandırılabilir. Eğitsel terapötik oyun, çocuğu tıbbi işlemlere hazırlamayı amaçlayarak bu doğrultuda çocuğa işlemlerin nasıl uygulanacağı konusunda bilgi verilmesini kapsar ve bu sayede çocuğu hastane yaşantısına ve tıbbi işlemlere hazırlar. Yetkilendirici terapötik oyun, çocuğun kapasitesine bağlı olarak psikolojik işlevlerini kullanmasını geliştirmeyi ve güçlendirmeyi amaçlar. Dramatik terapötik oyunda ise çocuk duygu ve yaşantılarını dışa vurur ve anlamaya çalışır, dramatik terapötik oyunun kullanım amacı çocuğun duygularını ifade etmesine imkan sağlamaktır(94, 95). Dramatik yöntem, çocuğun hastane yaşantısı ile ilgili deneyimlerini canlandırmasını ve rol yapmasını içerir. Bu kapsamda çocuk, aile üyesinden istediği bir kişinin veya hastane sağlık personellerinden birisinin yerine geçebilir ve canlandırma yapar. Canlandırma sırasında cansız oyuncak bebekler, tıbbi malzemeler veya tıbbi oyuncaklar, çocukların günlük yaşantılarında kullandıkları aletler/eşyalar da kullanılabilir(94, 96, 97). 30 Çocukla kurulan iletişim doğrultusunda, çocuğun terapötik oyuna ihtiyacı olup olmadığı belirlenir ve ihtiyaç tespit edildikten sonra, uzman tarafından terapötik oyun planlaması yapılır. Öfkesini uygunsuz şekilde dışa vuran bir çocuk için terapötik oyun yöntemi; hastane hakkında sevmediği şeyleri tahta üzerine çizmesi veya üzerine ıslak bir kağıt havlu fırlatarak dışavurumcu sanat çalışması yapmasını içerebilir(65). Diyabet tanısı olan çocuklar için ise dışavurumcu sanat çalışmaları diyabetle yaşamanın en zor kısmının resmini çizmek olabilir(15). Terapötik oyunun, alçı çıkarma işlemi uygulanan çocuklar üzerindeki kaygı ve olumsuz duygu ifadelerini azaltma üzerindeki etkisini ve aileler ile alçı çıkarma teknisyenlerinin memnuniyetlerini incelemek amacıyla yapılan bir çalışmada, terapötik oyunun, alçı çıkarma prosedürleri uygulanan çocuklar arasında kaygıyı ve olumsuz duygu ifadelerini etkili bir şekilde azalttığı gözlemlenmiştir(98). Çin’de yapılan bir çalışmada(99), oyun yöntemlerinin hastane yaşantısı olan çocuklar üzerindeki anksiyete ve negatif etkileri incelenmiştir. Çalışma için farklı bölgelerdeki iki hastaneden bir hastane deney grubu, bir hastane kontrol grubu olarak seçilmiştir. Toplamda 3-12 yaş arasında 304 çocuk çalışmaya katılmıştır. 154 çocuk deney grubuna atanmıştır ve oyun müdahalesi uygulanmıştır. 150 çocuk kontrol grubuna atanmıştır ve standart bakım almıştır. Bu çalışmanın sonucunda hastanede oyun müdahalesi alan çocukların, normal bakım alan çocuklara göre daha az olumsuz duygu sergiledikleri ve daha düşük düzeyde kaygı yaşadıkları gözlemlenmiştir(99). 2.5.9. Bibliyoterapi Bibliyoterapi, çocukların yaşamlarında gerçekleşen değişikliklerle, duygusal veya bilişsel zorluklarla başa çıkmalarına destek sağlamak amacıyla belirli temayı içeren kitapların veya biyografiler, romanlar, şiirler, kısa öyküler gibi okuma materyallerinin bu alanda eğitimli kişiler tarafından kullanıldığı bir müdahale yöntemi olmakla birlikte, diyaloglar ve karşılıklı konuşmalar en önemli etmenlerdendir(100). Bibliyoterapi, sanat ve yaratıcılıkla ilgili diğer aktiviteleri de içermekle birlikte yalnızca bir okuma etkinliği olmaktan çıkar ve okuma etkinliği ile düşünme sistemini birleştirir(100). Bibliyoterapinin uygulanması; tanımlama, seçim yapma, sunum ve takip etkinlikleri olarak dört adımdan oluşmaktadır(100). Öncelikle, gözlem ve görüşme 31 gibi araçlarla çocuğun baş etme sürecinde olduğu durum tanımlanır. İkici adım olarak, benzer bir durumla mücadele eden karakterleri içeren kitaplar belirlenir ve en uygun olan seçilir. Okuma veya kitabın anlatılması aşamasında, çocuğun ilgisini çekebilecek coşkulu ses tonu kullanılması ve yazılı metinlerden daha çok resimlere odaklanılması önemlidir. Son olarak, çocukların duygularını ifade etmesine olanak sağlanıp kitap hakkında diyalog oluşturulması ve karşılıklı konuşmaların kurulması önemlidir. Diyalogların başlatılması için çocuğa açık uçlu sorular yöneltilebilir. Hikayenin tekrar anlatılması, hikayeyi canlandırmak, kuklaların kullanılması, resim yapmak ve diğer sanat materyalleri kullanılarak takip etkinlikleri tasarlanabilir(100). Akgün ve Karaman Benli(101)’nin belirttiğine göre; Kurkjian ve Livingston, bibliyoterapinin çocukların yaşamlarında becerilerini geliştirme sürecine ve benlik oluşumlarına katkı sağlayan, problemleriyle baş etmede fayda sağlaması için kullanılan bir okuma rehberi olarak tanımlamıştır. Hastane yaşantısında stresi yaşayan çocuklara destekleyici bir yaklaşım olarak kitap kullanımı ile bibliyoterapi uygulanabilir. Astarani ve Richard(102)’ın belirttiğine göre; Muhith bibliyoterapi yönteminin, okuma etkinlikleri aracılığıyla çocukların duygularını ve endişelerini ifade etmelerine fayda sağladığını gözlemlemiştir. Kullanılan kitaplar ve kitap karakterleri çocukların yaşadıkları durumla ve sahip oldukları hastalıkla benzerlik gösterirse çocuğa kendi hikayelerini keşfetme fırsatı sunulur(102). Bir çalışmada, hastanede tedavi gören okul öncesi çocuklarda bibliyoterapinin hastane yatışında yaşanan stres üzerindeki etkisini incelenmiştir. Çalışmada, bibliyoterapinin hastane yatış stresini azaltmada etkili olduğu gözlemlenmiştir(102). 2.5.10. Ağrı Yönetimi ve Baş Etme Stratejileri Yapılan araştırmalarda, tıbbi prosedürler sırasında uygulanan ağrı yönetimi ve baş etme teknikleri gibi farmakolojik olmayan yöntemlerin çocuklarda davranış problemlerini ve ağrı deneyimini azalttığı gözlemlenmiştir(103). Corwin ve arkadaşlarının (59) belirttiğine göre Amerikan Pediatri Akademisi ve Amerikan Ağrı Derneği tarafından 2001 yılında yayınlanan ortak bir bildiride uygun değerlendirme araçları ve teknikleri aracılığıyla ağrılı deneyimlere müdahale 32 etmek ve aileleri de dahil ederek çocuklardaki ağrı yönetimini multidisipliner bir yaklaşımla iyileştirme çağrısı yapılmıştır. Cohen(104)’ in belirttiğine göre McCaul ve Malott, ağrılı deneyim sırasında beyin dikkat dağıtıcı başka bir duruma odaklanırsa, beynimizin işlevleri dolayısıyla, ağrı veren uyaranlara daha az odaklandığımızı bildirmiştir. Bu sayede, dikkati başka yöne çekmenin ağrı azaltıcı etkisi olmaktadır. Srouji ve arkadaşlarının(103) belirttiğine göre Vessey ve arkadaşları, acil servislerde, çocukların ilgisini uygulanan ağrılı işlemden uzaklaştırmak, acıyı ve kaygıyı azaltmak amacıyla en sık kullanılan yöntemin, çocuğun gelişim düzeyine, ilgi ve bireysel özelliklerine uygun olarak uyarlanan “dikkat dağıtma yöntemi” olduğunu bildirmişlerdir. Örnek olarak, tıbbi bir işlem sırasında çocukların dikkatini çizgi film, kitap, oyun, baloncuk patlatmak, kısa hikayeler anlatmak veya müzik gibi etkinliklere odaklamak verilebilir. Seçilecek dikkat dağıtma etkinliğine, çocuğun gelişim düzeyi, ilgisi ve tıbbi işlemin getirebileceği fizyolojik kısıtlılıklar göz önünde bulundurularak karar verilir(104). Gelişim düzeyi ve çocuğun ilgileri göz önünde bulundurularak seçilecek etkinlikler, odadaki diğer eşyalara dikkatin çekilmesi, içinden veya sesli şarkı söyleme, içinden veya sesli sayı sayma, çocuğa hikaye anlatma veya çocuğun hikaye anlatması gibi aktivitelerle de çocuğun dikkati dağıtılabilir (105). Çocuğun gelişimsel düzeyi ve ilgilerine uygun olarak hayal etme yöntemi de kullanılabilir(105). Örneğin hikaye anlatımı, çocuğun hikayeyi hayal etmesi ile devam edebilirken; kendisini bir hobisini yaparken veya sevdiği bir programı izlerken hayal etmesi de dikkat dağıtma yöntemi olarak kullanılabilir(105). Dikkat dağıtma uyaranları, birden fazla duyuyu aynı anda içerebilir. Örneğin görme, duyma ve dokunma duyularını bir arada içeren aktiviteler de uygulanabilir(105). Ebeveynler tarafından sağlanan dikkat dağıtma etkinliklerinin çocuktaki stres düzeyine etkisinin incelendiği bir araştırmada(106), ebeveynlerin dikkat dağıtma yöntemini kullanma sıklığı ve niteliği arttıkça çocukların çoğunun daha düşük stres gösterdiği gözlemlenmiştir. Corwin ve arkadaşları (59)tarafından yapılan bir çalışmada, yapılandırılmış ağrı yönetimi müdahalesinin Amerika’daki bir pediatrik acil serviste çocukların ağrı yönetimi üzerindeki etkisini ölçmek amaçlanmıştır. Müdahale, doktorlar, hemşireler 33 ve çocuk yaşamı uzmanlarından oluşan bir ekip tarafından geliştirilmiştir. Çalışma sonucunda, pediatrik acil serviste yaygın olarak bulunan ağrı yönetimi eksikliklerine göre uyarlanmış yapılandırılmış bir müdahale yönteminin, çocukluk çağı acil durumlarında ağrının tedavisinde ve önlenmesinde olumlu etkileri olabileceği gözlemlenmiştir. 2.5.11. Aile Katılımı ve Aile Desteği Çocuğun hastane deneyimlerine hazırlamanın önemli bir bileşeni de aileye destek sağlamak ve aileyi sürece dahil etmektir(107). Çocuğun hastalığı, hastane yaşantısı ve tedavi süreci hakkında ebeveynler veya diğer aile üyelerinin yaşadığı stres ve endişe çocuk tarafından anlaşılır ve bu endişe çocuğa da geçer(9). Lookabaugh ve Ballard(107)’ ın belirttiğine göre Amerikan Pediatri Akademisi, hasta ve aile merkezli bakımın içeriklerini her bir çocuk ve aile üyesini dinleyerek saygı göstermek, çocuk ve ailenin ihtiyaçlarının farklılık gösterebileceğini gözeterek uyarlanan esnek ve ayarlanabilir uygulamaları sağlamak, gerçekçi ve şeffaf bir bilgi akışı sağlamak, prosedürler ve tedavi sürecinin bütün aşamalarında çocuk ve aile ile iş birliği içinde olmak, her çocuk ve ailenin güçlü yönlerini kavrayarak destek sağlamak olarak tanımlamıştır ve çocuk yaşam uzmanlarının aile katılımını desteklemek için çocuk ve aile üyeleri arasında iş birliği sağlanmasında önemli rol oynadığını bildirmiştir. Literatür incelendiğinde, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde çocuk yaşam uzmanlarının, aileler için psiko-sosyal destek ve baş etme stratejileri aracılığıyla çocuk ve ailenin hastane yaşantısı, hastalık ve tedavi sürecine katkı sağladığı görülmektedir(64). Çocuk yaşam uzmanlarının aileye destek sağlamak için kullandığı stratejilere örnek olarak, ebeveyn-çocuk oyun etkinliklerini teşvik etmek, tıbbi prosedürler sırasında çocukları desteklemek ve rehberlik etmek için aileyle stratejiler paylaşmak olarak sıralanabilir(64). Hastalık ve hastane yaşantısında, hasta çocuğun kardeşi de zorlu deneyimler yaşayabilir ve terapötik oyun ve eğitici müdahale yöntemleri kullanılarak kardeşlerin hastalığı anlamalarına yardımcı olunabilir(108). Hasta çocuğunun kardeşine destek sağlamak, kardeşi veya kardeşleri, hasta çocuğu ilk ziyaret edecekleri zaman 34 hazırlamayı ve hastane ve tedavi boyunca kardeşe ihtiyaçları doğrultusunda destek sağlamayı kapsar(64). İran’da Bahrami ve arkadaşları(10) tarafından eğitim programlarının kronik böbrek sorunu olan çocukların kaygıları ve annelerinin bakım yükü üzerindeki etkiyi incelemek amacıyla yapılan çalışmaya, bir hastanede böbrek problemi sebebiyle yatan bütün çocuklar ve anneleri katılım göstermiştir. Katılımcılar, deney grubunda 56 ve kontrol grubunda 56 olmak üzere rastgele atanmışlardır. Deney grubuna, destekleyici eğitim programı uygulanmıştır. Anneler için hazırlanan program beş seanstan oluşmaktadır. İlk seans annelerin araştırmacıya, araştırmaya, hedeflere ve içeriğe aşinalığını içermektedir. İkinci seans anneye çocuğun hastalığı hakkında bilgi verme ve var olan bilgiyi arttırmayı amaçlar ve bunu da aynı şartlarda çocuğu olan aileler ile iletişim kurma yöntemi ile gerçekleştirir. Üçüncü seans annelerin öz bakım konusunda farkındalıklarını amaçlar ve stresle başa çıkma yöntemlerini ve uyarlanabilir becerileri öğretir. Dördüncü seans, ailenin bütüncül yapısını korumayı amaçlar. Beşinci seans, topluluklar ve sosyal kuruluşları bilmeyi amaçlar ve katılımcı ailelerin küçük gruplar oluşturması ve bağlantıların devam etmesi ile ilgili konuları içerir. Seanslar sonunda da içerik özetlenir ve ailelerden geri bildirim alınır. Seanslarda kullanılan teknikler içerik anlatımı, soru-cevap oturumları, deneyim paylaşımı, karar verme ve problem çözme yöntemlerini içerir. Aynı çalışma kapsamında çocuklar için hazırlanan eğitim programı da beş seanstan oluşmaktadır. Çocuklar için olan destek seanslarına bakıldığında; 1- Tavsiyeler ve deneyimler, çocukları hazırlamak için seçilen oyunu gerçekleştirmek, İstenilen temayla ilgili bir resim çizmek 2- Bir sınıfa katılarak izolasyonu azaltmak, "Hastanede yatan çocuk" adlı bir resim çizmek, Ne çizdiklerine dair bir açıklama sağlamak 3- Hikaye anlatımıyla dolaylı öğretim uyarlama stratejileri, bir araştırmacı ve uzman tarafından parmak izlerini kullanarak bir hikaye gösterisi yapmak, hikayeyle ilgili çocukların fikir ve duygularının ifade edilmesi, 4- Çocuklar için istenen ekipmanın gösterilmesi (iğnesiz şırıngalar, medikal eldivenler vb.) , koç yardımı ile mevcut ekipmanla çalışmanın hazırlanması, 5- Grubun sona ermesi için çocukların hazırlanması, çocuklara ne öğrendiklerini sormak ve konuşmaları hastaneye yatışları gerçekleştikten sonra olumlu deneyimlere yönlendirmek olarak belirlenmiştir. Seanslar sırasında içerik anlatım, soru-cevap oturumları, duyguları paylaşma, hikaye anlatma ve rol oynama, uygulamalı etkinlikler, resim çizme gibi 35 yöntemler kullanılmıştır. Çalışma sonucunda hazırlanan eğitim programının çocukların kaygısı ve annelerin bakım yükü üzerinde olumlu etki yapabileceği gözlemlenmiştir(10). 2.5.12. Çocukların Ameliyata Hazırlanması Amerikan Pediatri Akademisi, çocuğun hastane deneyimlerinde ve ameliyat süreçlerinde yaşanabilecek kaygıyı azaltmak ve stresle başa çıkmalarına yardımcı olmak amacıyla Çocuk Yaşam Hizmetleri aracılığıyla çocuk ve ebeveynlere güvene dayalı bilgi ve eğitim sağlanması tavsiye etmiştir ve bu hizmetlerin sağlanmasında fotoğraflar, çeşitli görseller, ameliyathaneye veya tedavi alanlarına uyum sağlayıcı geziler, terapötik oyun ve kukla yöntemleri kullanılabilir(109). Ameliyat süreci, çocukların huzursuzluğu, hastane ortamına yabancı olmaları ve tıbbi sürecin uzun dönemli etkileri nedeniyle çocuklar ve ebeveynleri için zorlayıcı bir dönem olabilir(110). Çocukların ve ailelerin ameliyat deneyimlerinin ve ihtiyaçlarının ortaya konması amacıyla yapılan bir inceleme çalışmasında(110) çocukların ameliyat sürecindeki olumsuz deneyimleri, ameliyattan önce, ameliyat sırasında ve ameliyattan sonra olmak şeklinde anksiyete ve yemek bozuklukları gibi psikolojik ve davranışları değişiklikleri içerdiği gözlemlenirken; ebeveynlerin ise psikolojik olarak stres yaşadıkları gözlemlenmiştir. Ameliyat öncesinde uygulanan hazırlık programları, çocuk ve ailede oluşabilecek kaygının azaltılması, bilgi kazanımı ve başa çıkma stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlar(111). İran’ da 2013-2014 yıllarında ameliyat geçiren çocukların kaygıları üzerinde dramatik kukla ve terapötik oyunun etkisini karşılaştırmak amacıyla yapılan bir çalışmada(112), 75 çocuk rastgele atama yöntemi kullanılarak dramatik kukla, terapötik oyun ve kontrol gruplarına ayrılmıştır. Çalışmanın sonucunda uygulanan müdahale sonrası anksiyete puanlarındaki değişimlerin üç grup arasında önemli ölçüde farklı olduğu, kukla yöntemi ve terapötik oyun yöntemi uygulanan grubun anksiyete puanının azaldığı gözlemlenmiştir(112). Günübirlik cerrahi müdahaleye çocuk yaşam uzmanı tarafından hazırlanan çocukların ve standart tedavi hizmeti alan çocukların gösterdiği kaygının incelenmesi amaçlanan bir çalışmaya yaşları 5-11 arasında olan ve kulak burun boğaz cerrahi müdahalesi gören 142 çocuk katılım göstermiştir(113). Müdahale grubuna 80 çocuğun 36 katılım gösterdiği çalışmada çocuk yaşam uzmanı tarafından hazırlık programı uygulanmıştır. Standart tıbbi tedavi hizmeti alan ise 62 çocuk vardır. Bu çalışmada, hazırlık programı, çocuklara gelişimsel olarak uygun açıklamalar yapılması, çocuk ve aileler için hastanede cerrahi ile ilgili alanlara bir tur düzenlenmesi, bir oda içerisinde bulunan tıbbi ekipmanların tanıtılması ve çocuğa ekipmanları keşfetme süresinin tanınması, hazırlık programı içerisinde çocukların sorularının cevaplanmasını içermektedir. Çalışma sonucunda standart tıbbi tedavi alan grupta kaygı puanlarında